Jump to content


- - - - -

MUHAMMEDE GEREKLİ OLDUKTAN SONRA GELDİ DENİLEN VE KURANA GİREN ÖZEL AYETLER


  • Please log in to reply
2 replies to this topic

#1 abdullahabdal

abdullahabdal

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 3.720 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mart 2012 - 11:00 ÖS

BİRİNCİ LAZIM OLDUĞUNDA GELİP İMDADA YETİŞEN AYET...KURANA NASIL GİRMİŞTİR..BAKALIM

TAHRİM SURESİ AYET 1

Mısır Mukavkısı'nın kendisine armağan ettiği cariyelerden Marya ortaya çıkmıştır. O anda Muhammed, cinsel ilişki için tam hazırlıklıdır. Cariye'yi tutup yatırır Hafsa' nın yatağına, ve isini görmeye başlar. Muhammed'in cariyesi ile yatması doğal. Kuran da, karılarının dışında cariyeleriyle de yatmasına olanak veriyor (bkz. Ahzab suresi, ayet 50,52) işin bu noktası olağan olmasına olağan. Ne var ki, cariyeyi özgür (hurre) olan bir kadının, üstelik Ömer kızı Hafsa'nın yatağında koynuna alıyor. işte bu olağan değil. Terslik bu ya, o sırada, Hafsa da çıkagelmiştir. Muhammed' in Marya (Mariye) ile ilişkisini görür. Bir süre kendine egemen olup kapıda bekler. Muhammed işini bitirmiştir. Hafsa tepkisini gösterir: "Tanrı elçisi! Sen beni kötü duruma düşürdün, aşağıladın. Öyle bir şey yaptın ki, benzerini hiçbir karina yapmadın!

Muhammed: "Vallahi Billahi Marya ile bir daha yatmayacağım!"
"Hafsa! Marya' yi kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam; bundan hoşnut olur musun? "Evet!" Muhammed hemen ant içmiştir: "Hafsa! Aramızda kalsın, bunu sakin kimseye söyleme, olmaz mi?" "Tamam!"
Ne ki, Hafsa bu durumu Aişe'ye anlatır.(Bkz. Taberi, Camiu'l- Beyan,28/102) Kimi aktarmaya göre de Muhammed'in Hafsa ile yakalanması, Aişe'nin gününde olmuştur. Hafsa bunu öğrenmiştir. Muhammed, ondan bunu durumu kimseye söylememesini istemiş, bunu isterken de "Marya'yı kendime haram ettim. Sana bir müjdem var. Ebubekir'le Ömer, benden sonra, ümmetin islerini ele alacaklar (halife olacaklar)." Ama, Hafsa, olayı Aişe'ye anlatır. (Bkz.F.Razi,30/41,43) Muhammed'in, Marya'yı kendisine haram etmesi, yani bu cariyeyle bir daha yatmayacağına and içmesi üzerine yeni ayetler gelir:
"Ey Peygamber! Karılarını hosnut edeceksin diye, Tanrı'nın sana helal kılmış olanı kendine neden haram yaparsın? Tanri bağışlayan ve acıyandır."(Bkz. Tahrim suresi, ayet:1.
Allah lazım olan ayeti gönderip muhammedin marya özlemini gidermiştir.


#2 abdullahabdal

abdullahabdal

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 3.720 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mart 2012 - 11:03 ÖS

İKİNCİ LAZIM OLDUĞUNDA GELİP İMDADA YETİŞEN AYET...KURANA NASIL GİRMİŞTİR..BAKALIM

AZHAB SURESİ-37 ..

Zeyneb Bint Cahs, Muhammed'in ogullugu Zeyd'in karisidir. Zeyd'i Muhammed kcndisine "ogul" edindigi için herkes ondan "Muhammed'in Oglu (Zeyd Ibn Muhammed)" diye sözeder.
Muhammed bir gün, Zeyd'i görmek için onun evine gider. Zeyd'i bulamaz, Zeyd'in karisi Zenneb'le karsilasir. Birden tutulur Zeyneb'e. Bir kadina Muhammed'in ilgi duymasi, o kadinin baska erkege -bu erkek kocasi da olsa- uygun olmaktan çikmasi ve dolayisiyla Muhammed'in olmasi gerektigi sonucunu dogurmaktadir.
Bu nedenle Zeyd durumu ögrenir ögrenmez Muhammed'e gidip konusur.
Zeyd: -Karimdan ayrilmak istiyorum.
Neden? Seni kuskuya düsürecek bir sey mi yapti?
Vallahi hayir. Beni kuskuya düsürecek hiçbir seyi olmadi.
Onun iyilikten baska birseyini görmedim.
(Zeyd' in esini bosamak istemesinin nedeninin Müslümanlarin dedigi gibi geçimsizlik degil de Muhammed' in onu arzu etmesi oldugunu ispatliyan cümleler) Muhammed: - Öyleyse karini birakma, Tanri'dan kork! Muhammed "karini birakma" derken, gerçekte sevdigi Zeyneb'in bosanmasini istiyordu. Istiyordu ki Zeyd onu bosasin da kendisi alsin. Ama bu istegini ve sevgisini içinde gizliyordu.

Iste bunun üzerine, Ahzab Suresinin 37. ayeti gelir. (Bkz. Taberi, Camiu'l- Beyân, 22/10-II.) "Tabakatu Ibn Sa'd"da daha genis olarak yer alan bu aktarmayi, dogubilimciler ele alip elestiri konusu yapiyorlar diye, gerçekleri örtme ya da ters yüz etme pahasina da olsa Islam'i kurtarma çabasina girismis görünenler "iftira" diye niteliyorlar. Bu öykü, yüzyillar boyu "hadis" kitaplarinda ve tefsirlerde yer alagelmis oldugu halde.

Simdi ayete bakalim. Ayetin anlami söyle: (Çeviri, Diyânet'in,) "Ey Muhammed! Allahi'n nimet vcrdigi ve seninde nimetlendirdigin kimseye: "Esini birakma, Allah'tan sakin!' diyor; Allah'in açiga vuracagi seyi içinde sakliyordun. Insanlardan çekiniyordun. Oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd, esiyle ilgisini kestiginde onu seninle evlendirdik. Ki, evlatliklari esleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda mü'minlere bir sorumluluk olmadigi bilinsin. Allah'in buyrugu yerine gelecektir." (Ahzâb, ayet: 37.)

(Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Safvetu't-Tefasir, 2/527528 ve öteki tefsirler.) Muhammed, hem Zeyd'den, hem de öteki insanlardan çekiniyordu. Baskasinin, üstelik de "ogullugu"nun karisina göz koydugu için... Bir süre bu nedenle durumu açiga vurmamisti. Ama sonra, "ayetin gelisi" sorunu çözmüstü.

Muhammed'in, ogullugundan bosanan Zeyneb'i almasi bu yönde herkese bir kapi açmasina yöneliktir. Ayette ileri sürülen gerekçe bu. Yani, herkes ogullugunun bosanan karisiyla rahat evlenebilsin diye Muhammed'in Zeyneb'le evlendirildigini açikliyor. '
Bu açiklama karsisinda da bir soru beliriyor: - Bu evlilik olmadan da soruna çözüm getirilemez miydi? Örnegin, bir ayetle, herkese böyle bir yola gitmenin "helal" oldugu bildirilirdi; sorun kalmazdi. Neden bu çözüm yolu seçilmedi de, ille de Muhammed'in Zeyneb'le evlendirilmesi gerekli görüldü?.

Bu sorunun karsiligi yok.
Muhammed, Zeyd' i çagirip bu ayeti (ahzap, 37) anlattiktan sonra ona su görevi veriyor: "Git Zeynep' e bu olaylari anlat ve onu bana iste..
Zeyd, kapiya varinca içeri giremiyor ve yüzünü çevirerek, -kendi anlatimina göre -ter içinde, sanki dünya basina yikilmis gibi bir ruh hali içinde kendisinin Muhammed'in elçisi oldugunu ve onu istemeye geldigini söylüyor.
Zeynep ise o sirada hamur isi yapmaktadir. Zeyd'i dinledikten sonra olumlu yanit vermiyor ve "düsünmem lazim" diyerek ibadet odasina çekiliyor.
Zeyd, bu olumsuz haberi Muhammed' e bildirince Muhammed artik buna dayanamiyor ve dogruca Zeyneb'in evine giderek ona el koyuyor.


Gerekçe, o sirada inen

Ahzab Suresi'nin 37. ayetindeki "Ey Habibim, Zeyneb'i biz sana nikahladik" cümlesidir. Artik bu ayete dayanarak ne Zeynep'e mehir ücretini veriyor, ne evlenme için sahit tutuyor ve ne de Zeynep'in akrabasindan izin aliyor. Bu sirada Muhammed 58 yasinda Zeynep ise 35 yasinda idi. Üstelik Muhammed'in yaninda su hanimlari vardi: 1)Aise (12 yasinda) 2)Hafsa (23 yasinda) 3)Ümmü Seleme (30 yaslarinda) Olay burada da bitmiyor. Muhammed'in Zeyneble evlenmesinden kisa bir süre sonra (Hicri 6. yil) Zeyd, Muhammed tarafindan üst üste 6 küçük savasa-baskina gönderiliyor.
Bunlar sunlardir: 1)Beni Süleym 2)Iys 3) Taraf 4)Hisma 5)Vadi'l Kura 6) Ümmü Kirfe. Zeyd, bunlarin hiç birinde vurulmayarak basariyla dönüyor. Sonunda Muhammed Zeyd'i tarihte "Mute Savasi" olarak bilinen savasta 3000 kisilik Müslüman ordusuyla yaklasik 100.000 kisilik Rum ordusunun karsisina çikariyor.

Üstelik Halit Bin Velid gibi daha usta bir komutan var iken. Zeyd bu sefer öldürülüyor.


#3 abdullahabdal

abdullahabdal

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 3.720 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mart 2012 - 11:10 ÖS


ÜÇÜNCÜ LAZIM OLDUĞUNDA GELİP İMDADA YETİŞEN AYET...KURANA NASIL GİRMİŞTİR..BAKALIM

NUR SURESİ 11 DEN 20 YE

Devenin üzerinde kapali bir yer ("mahmil"); Aise de içinde. Gidilir; baskin yapilir, elde edilecekler elde edilir ve dönüs baslar. Gidis Medine'ye dogru. Derken bir konak yerinde biraz kalinir. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkip yola koyulmaya yönelis. Tam bu sirada bir sey olur: Aise çisi için ya da öbür isini görmek üzere birlikten ayrilir. Ayrilisini haber verse olmaz miydi? Olurdu ama, kimseye haber vermemis iste.:
Muattal Oglu Safvan. Safvan, Aise' yi devesine bindirir. Yola koyulus. En sonunda, bir konak yerinde birlige ulasilir.
Aise ayrilip giderken o denli insan içinde nasil olmustu da kimse görmemisti? Yani Safvan' la Aise birbirlerini taniyorlardi. Bu "tanisma", ileri ölçülerde bir "anlasma" ya varmis olamaz miydi? Aise "zina" ile suçlaniyor: Aise' nin Safvan' la yolda "neler yapmis olabilecegi" üzerinde duruluyordu. Yogunlasan kusku. Dedikodular alip yürümüstü. bunun üzerine. Muhammed'den izin alir ve babasinin evine gider. Orada da, durumuna iliskin "Tanrisal bir açiklama" bekler. (Ayni hadise bkz.) Beklenen "vahiy" bir türlü gelmiyor: Hadiste, bu olaya iliskin "vahy"in "gecikmesi"nden sözediliyor. Ve Muhammed, "kari"sindan, yani "Aise"den ayri kalisindan dogan soruna çözüm için yakin çevresini topluyor. Bunlarin içinde Ali de vardir.
Ali, görüsünü söyle dile getiriyor: - "Ey Tanrı Elçisi Tanri dünyayi sana dar etmedi ya! Aise'den baska da kadin var, kadin çokl"
Muhammed: "Aise! Böyle bir suçun varsa tevbe et!" - "Aise! Senin hakkinda bana söyle söyle dedikodular geldi (Safvan'la iliski kurdugundan sözediliyor).
Eger bu suçu islemedinse Tanri seni aklayacaktir. Ama eger isledinse bu suçundan dolayi Tanri'ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alir ve tevbe ederse, Tanri da onun tevbesini kabul eder." Aise'nin "zina" etmedigine iliskin "18 ayet" birden iniyor: Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra "vahy" gelmistir. Hem de kimine göre "10 ayet", kimine göreyse "18 ayet" birden... (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet oldugu belirtilir. Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakildigi için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemedigimiz (bunun için daha sonraki yazilara bkz.) Kur'an' in bugünkünde, Nur Suresinde yer aliyor. Bu ayetlerde, "zinayi" kanitlamak için "dört tanik göstermek gerektigi", bu gösterilmedigi zaman iftira olacagi açiklandiktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden "iftira edenler" çok agir biçimde kinaniyor. Iste âyetlerden bir kesim (Diyanet'in resmi çevirisiyle): - "Muhammed' in esine o yalani uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayin. O, sizin için hayirli olmustur. O kimselerden her birine, kazandigi günâh karsiligi, cezâ vardir. Içlerinden elebasilik yapana ise, büyük azâb vardir. Onu isittiginiz zaman; erkek, kadin mü'minlerin, kendiliklerinden hüsn- ü zanda bulu- nup da: 'Bu apaçik bir iftiradir!' demeleri gerekmez miydi? Dört sahid getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar, sâhid getirmedikçe Allah katinda yalanci olanlardir. Allah'in dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydi o kötü sözü yaymanizdan ötürü, büyük bir azaba ugrardiniz.
Tanri "vahiyle" açiklama yapacakti da, bu açiklamayi daha önce, yani dedikodular olusup yayilmadan niçin yapmadi? Neden "bir ay" bekledi de, basta "peygamber"i ve sevgili karisi olmak üzere herkesi üzdü? Gelismeler neden böyle olmustur?
Bir "zinanin" kanitlanmasi için "dört tanik" istemek, gerçekçi bir yaklasim midir?
Hadiste belirtildigine göre: Aclanogullari'nin ileri gelenlerinden Medineli Asim Ibn Adyy in ve ayni kabileden Uveymir'in
"Peygamber"den bir sorulan olur: - Bir adam, karisini bir adamla zina ederken bulsa ne yapmali? Karisinin tam karni üzerinde bulsa? Eger gidip dört erkek tanik bul- maya yönelirse, zina eden adam isini bitirip gidecektir!!!

Dört tanik mi aramali, yoksa..?
Muhammed 56 yasindaydi o sirada. Güzel körpecik Cüveyriyye'yi, koynuna almak için hiç zaman yitirmemisti. Suyun yaninda hemen kurulan mesin çadirinda isini görmüstü. Karilarindan Aise de oradayken... Cüveyriyye ve Aise ayni yastalardi. Medine'ye dönüste de Aise'nin kolyesi ve Safvan olayi meydana gelecektir. Acaba, Aise Muhammed'den bir öç almak istemis miydi? Cüveyriyye'yi kiskanmis olarak?.. "Kurtulmalik" lar ödenmeden ve tutsaklar daha özgürlüklerine kavusturulmadan bir sey olmustu. Anilmaya, üzerinde durulmaya deger bir sey:
Muhammed, tutsak kadinlarin irzlarina geçilmesine izin veriyor:
Ebu Said el Hudfi'nin anlatmasiyla "tutsaklar arasinda Arab'in en
nefis kadinlari" bulunuyordu. (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'n- Nikâh/125, hadis no: 1438.) Ve o baskini gerçeklestirmis olan Müslümanların ağızlarının suyu akiyordu güzel kadinlari görürken. Hemen yatmak istiyorlardı. Yatmak istedikleri kadinlar, birer "cariye" durumuna gelmis degiller miydi?
Öyleyse Müslümanlar a "helâl"diler.
Müslümanlar, ellerindeki "tutsak kadinlar"la cinsel iliskide bulunmak istiyorlardi. Ama bir sorunlari vardi: Ya çocuklari olursa? Iliski kuracaklari bu kadinlardan çocuk olsun istemiyorlardi.
" (Bkz. Diyanet yayınlarından Tecrid, 1596 numaralı hadis, not: 1.) Kısacası: Tutsak kadınların ırzına geçebilirlerdi "gaziler". Ama bu is i yaptıktan sonra da "çocuk sorunuyla" karşılaşmak istemiyorlardı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadinlari satabilirlerdi. Buna bir engel çikmamaliydi. "Azl"i bunun için istemis ve "Peygamber"e danismislardi. Peygamber de temelde bu kadinlarin irzlarina geçilmesinde bir sakinca görmüyordu, buna izin veriyordu.





1 kişi bu konuya bakıyor

0 üye, 1 ziyaretci, 0 gizli üye