ateistdusunce

Sadece Ateistler Grubu
  • İçerik sayısı

    4.742
  • Katılım

  • Son ziyaret

ateistdusunce kullanıcısının paylaşımları

  1. Bkunda boğul turkiye.
  2. HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DTK Eş Başkanları Hatip Dicle ve Selma Irmak, DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü, yaşanan gelişmeler ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Selahattin Demirtaş, HDP'nin hem parti programında, Meclis'te ve meydanlarda Türkiye'de yönetim modelinin ne olması gerektiğini açıkça ifade ettiğini belirterek, "O da özerkliktir. Öz yönetimdir" dedi. Halkın bugün oraya koyduğu bu talebe karşı hükümetin tavrını eleştiren Demirtaş, "Hükümetin bir iç savaş görüntüsünün çok ötesine geçen işgal görüntüsü, işgal algısı uyandıran bu müdahalesine karşı partimiz çok net bir karşı tutum içindedir. HDP bütün yönetimiyle AKP hükümetinin bugün Kürt halkına karşı açmış olduğu savaşta Kürt halkının yanındadır" diye konuştu. http://m.haberturk.com/gundem/haber/1168901-demirtas-parlamentodan-cekilmeyecegiz
  3. Yaklaşık 1 yıl önce, bizden 1500 ışık yılı uzakta bir yıldız keşfedildi. Yıldızın etrafında dyson küresi olabileceği düşünülüyor. Sizin konu hakkındaki fikriniz nedir sayın hacı?
  4. Sakin olun üyemiz yeni. Matrix temelde imkansız bir durum değildir.ancak bu şekilde çok gelişmiş bir yapay zekanın enerji için bile insana ihtiyaç duyması gereksizdir.bu nedenle ideolojidir.
  5. Bizim için ani oldu. Kelimelere çok takılmamak gerek.
  6. Çok hızlı bir değişim gibi geldi. Bu ani değişimi nasıl sağladınız?
  7. Mars'taki uzay robotu ‘Merak’, bir keşif daha gerçekleştirdi. NASA'dan yapılan açıklamada, 'Merak'ın Mars'ta metan gazı bulduğu, ayrıca organik kimyasal maddelerin bulunduğu belirtildi. NASA yetkilileri, metan gazının, uzay robotunun Mars yüzeyinde yaptığı kazılar sonucu bulunduğunu duyurdu ancak, gazın kaynağının ne olduğu açıklanmadı. Mars'ta metan gazının bulunması, Dünya dışı yaşam olasılığını güçlendiriyor. Zira dünyadaki metan gazı üretiminin yüzde 95'i mikrobiyel organizmalar tarafından üretiliyor. Bu da akıllara, "Mars'taki metan gazının kaynağı ne?" sorusunu getiriyor. Konuyla ilgili biliminsanlarının farklı teorileri var: Mars'taki organizma kalıntılarının çürümesi sonucu ortaya çıkan gazın toprak altında sıkıştığını ya da metanın su ve kayaların etkileşime girmesi sonucu oluşabileceği... 2012 yılında Mars'a gönderildiğinde bu yana bir çok ilke imza atan uzay robotu ‘Merak’, geçtiğimiz hafta da, indiği kraterin milyonlarca yıl önce göl olduğunu ortaya çıkarmıştı. http://www.ntvmsnbc.com/id/25556471/
  8. İngiltere'de bir üniversitede 1370 yıllık Kur'an-ı Kerim bulundu. Birmingham Üniversitesi'nden bulunan Kur'an'ın dünyanın en eski Kur'an-ı Kerim'i olabileceği belirtiliyor. İngiltere'de Birmingham Üniversitesi'nde bulunan elyazmalarının en az 1370 yıllık olduğu yapılan karbon testiyle belirlendi. İngiliz yayın kurumu BBC'nin haberine göre, Kur'an-ı Kerim'e ait sayfalar yaklaşık 100 yıl boyunca üniversite kütüphanesinde fark edilmedi. Bir doktora öğrencisi, koyun veya keçi derisinden parşömene yazılmış olan kitabın parçalarını inceledikten sonra karbon testi yaptırmaya karar verdi. Oxford Üniversitesi'nde yapılan testin sonucu akademisyenleri şaşırttı. Parşömenin yüzde 95 olasılıkla 568 ile 645 yıllarından kalma olduğu tespit edildi. Hicaz Arapçasıyla yazılmış olan Kur'an-ı Kerim bölümlerinin "çok güzel ve şaşırtıcı derecede okunabilir durumda" olduğu kaydedildi. Uzmanlar keşfi heyecan verici olarak niteledi. http://www.ntv.com.tr/dunya/ingilterede-1370-yillik-kuran-i-kerim-bulundu,9aCtl8R0JEeioD1nQXV-kw
  9. Genel olarak benlik yok demekle zaten bir yanılsama olduğunu ve benliğin var olduğunu sandığımızı ifade ettim.
  10. Biyolojinin dibi olmuş bu açıklama.
  11. Ülkenin gidişhatı hakkında resmen olasılık üzerine konuşma yapıyoruz.koca ülkenin geldiği duruma bak. Ben fetullah gülenin darbe girişimi içinde olduğunu ancak tayipin bunu bildiğini ve izin verdiğini düşünüyorum. Çünkü darbe çok fazla senaryo gibi duruyor. F-16 lardan atılan bombalar mecliste küçük hasara neden oluyor ve millet vekilleri buna karşılık meclise gidiyor. Aynı şekilde bakalım benim gücüm ne kadar diyen tayip milleti sokağa davet ediyor . Ayrıca bu durum askeriyenin bitirilmesine de olanak sağladı. Atılan adımlar harbiyenin kapatılması büyük ve sansasyonel bir olay. Bu tür hareketler askeriye içinde daha çok kine neden olur. askeriyede ikinci bir hareket daha sert olacaktır. Başka bir soru kemalistler ne yapıyor ? Burada kemalistler hangi cephede yer alacak sorusu cevap bekliyor gibi. Amerikanın fetullah gülen üzerinden yaptığı hareket geri tepti ki genelkurmay başkanı Türkiyeye geldi. Bu konumda nato üyeliği sorgulanacak gibi duruyor. Zaten ılımlı ıslam ve radikal ıslama geçiş projesinin sahibi büyük ortadoğu projesi ile amerika değil mi? Amerika hiçbir zaman müttefikimiz olmadı hep düşmanımız oldu. Hala da öyle.
  12. Etki- tepki ve sen. Birden fazla durum etki tepki kanununun bir sonucu .bu konumda bir madde yığını olan canlı evrenden gelen etkilere tepki veriyor yani özgür irade yok. Özgür irade yoksa benlik de yok. Bir madde yığını sadece etkiye tepki verecektir.
  13. Kanıt? Niye değişiyor o zaman? Niye kaosa gidiyor?
  14. Ben yada benlik farkındalığın farkındalığıdır. Sinirsel aktivitelerin dışarıdan gerçekleşen etkilerle oluşması sebebiyle gelişmiş beyinsel aktivitenin kendini nedensellik ilkesi ve etki tepki yasasına dayanarak dışarıdan aldığı iletilerle sorgulamasıdır. Temelde her durum etki tepkinin sonucudur yani benlik aslında yanılsamadır.
  15. Zaman: Birden çok olguda fizik kanunları nedeniyle gerçekleşen etki tepki sonucu oluşan durum.
  16. Evren mükemmel değildir. Mükemmel olsa değişmezdi.
  17. Dindar hala aynı hiç değişmemiş ...
  18. Tarihsel kapitalizm adını verdiğimiz tarihsel toplumsal sistemin ayırt edici özelliği, bu tarihsel sistemde sermayenin çok özel bir yolla kullanıma girmesidir (yatırılması). Bu kullanımda başlıca amaç ya da niyet, sermayenin kendini büyütmesidir. Sistemde, geçmiş birikimler yalnızca daha fazla sermaye biriktirmek için kullanıldığı ölçüde "sermaye"dir. Göreceğimiz gibi söz konusu süreç kuşkusuz karmaşık, giderek dolambaçlıdır. Ancak, bizim kapitalist adını verdiğimiz şey, sermayeyi elinde tutanın dur durak bilmeyen ve ilginç bir biçimde kendine dönük olan bu gitgide daha çok sermaye biriktirme hedefi ve sermayeyi elinde tutanın bu nedenle, hedefine ulaşmak için başka kişilerle kurmak zorunda olduğu ilişkilerdir. Kuşkusuz tek amaç bu değildir. Üretim sürecine başka etkenler de kendini dayatmıştır. Yine de soru, bu etkenlerin birbiriyle çatışması durumunda hangisinin ağır basma eğiliminde olduğudur. Alternatif amaçlar arasında sermaye birikimi amacının genellikle öncelik kazandığı her zaman için, bir kapitalist sistemin işleyişini gözlemlemekte olduğumuzu haklı olarak söyleyebiliriz. Kapitalistler de, gitgide daha çok sermaye biriktirme peşinde, ekonomi yaşamının tüm alanlarında bu toplumsal süreçlerin gitgide daha çoğunu metalaştırmaya çalışmıştır. Kapitalizmin kendine dönük bir süreç olması bakımından, bunun sonucu, hiçbir toplumsal sürecin olası metalaştırılmadan özü itibariyle bağışık kalmaması olmuştur. Bu nedenle kapitalizmin tarihsel gelişmesinin her şeyi metalaştırma yönündeki itilimi getirdiğini söyleyebiliriz. Toplumsal süreçlerin metalaştırılması da yeterli olmadı. Üretim süreçleri, karmaşık meta zincirleri halinde birbirine bağlandı. Örneğin, tüm tarihsel kapitalizm deneyimi boyunca geniş ölçüde üretilip satılan tipik bir ürün olarak giyim eşyalarını düşünün. Giyim eşyası üretmek için genellikle en azından kumaş, iplik, birtakım makineler ve işgücü gerekir. Ancak, bu kalemlerin her biri de üretilmeyi gerektirir. Yine, bunların üretilmesinde kullanılacak kalemlerin de üretilmesi gerekir. Meta zincirindeki tüm alt süreçlerin metalaştırılması kaçınılmaz olmadığı gibi, yaygın da olmamıştır. Hatta, göreceğimiz gibi, gerçekte zincirdeki tüm halkaların metalaştırılmaması durumunda genellikle daha çok kâr elde edilir. Açık olan nokta, böyle bir zincirde, bilançoya maliyet kalemi olarak kaydedilen birtakım ücretler alan emekçilerden oluşmuş çok büyük ve dağınık bir kümenin varlığıdır. Ayrıca çok daha küçük, ama yine genellikle dağınık durumdaki (üstelik genellikle iktisadi ortaklar halinde birleşmiş olmayıp ayrı iktisadi birimler olarak iş gören) insanlardan oluşmuş ve zincirin toplam üretim maliyeti ile, nihai ürünün elden çıkarılmasından elde edilen toplam gelir arasındaki son farkı bir biçimde paylaşan bir küme vardır. Çok sayıda üretim sürecini birbirine bağlayan meta zincirleri bir kez oluştu mu, söz konusu farkın hatırı sayılır dalgalanmalar gösterebildiği koşullarda, tüm kapitalistler için geçerli genel birikim oranının bu farkın ne ölçüde büyütülebildiğine bağlı bir duruma geldiği açıktır. Buna karşılık tek tek kapitalistler için geçerli birikim oranı bir "rekabet" sürecinin işlevi olmuş, yargılarında daha isabetli olanlar, personelini daha iyi denetleyebilenler ve belirli (genel bir adlandırmayla "tekeller" denen) piyasa işleyişlerinde siyasal karar konusu kısıtlamalara daha kolay erişenler daha kazançlı çıkmıştır. Bu durum, sistemdeki ilk temel çelişkiyi yaratmıştır. Sınıf olarak alındığında tüm kapitalistlerin çıkarı tüm üretim maliyetlerinin düşürülmesinde yatar gibi görünmesine karşılık, gerçekleştirilen maliyet düşüşleri sık sık bir kısım kapitalistleri diğerleri karşısında üstün duruma getirmiş, bu nedenle de bazı kapitalistler genel farkın büyük olması uğruna küçük bir paya razı olmak yerine daha küçük bir genel fark içinde kendi paylarını büyütmeyi yeğlemişlerdir. Sistemde bir temel çelişki daha vardır. Gitgide daha çok sermaye biriktirilip daha çok süreç metalaştırıldıkça ve gitgide daha çok meta üretildikçe, akışı sürdürmenin kilit gereklerinden biri, gitgide daha çok alıcı bulunması olmuştur. Oysa aynı zaman içinde, üretim maliyetlerini düşürmek için harcanan çaba sıklıkla para akışını ve dağıtımını da azaltarak, birikim sürecinin tamamlanması için gerekli olan alıcı artışındaki sürekliliği önlemiştir. Öte yandan genel kârı alıcı ağını genişletebilecek biçimde yeniden dağıtmak sıklıkla genel kâr marjını daraltmıştır. Bu nedenle tek tek girişimciler bir yandan kendi işletmeleri için bir yöne doğru yüklenirken (örneğin kendi işgücü maliyetlerini düşürürken) aynı anda (kolektif bir sınıfın mensubu olarak) genel alıcılar ağını genişletecek yöne de yüklenmek durumunda olmuşlardır (bu da kaçınılmaz olarak, en azından bazı üreticiler için, işgücü maliyetlerinde artış getirmiştir). Kapitalizm ekonomisi böylelikle birikimin en üst düzeye çıkarılması gibi akılcı bir niyete tabi olmuştur. Ancak, girişimciler için akılcı olanın emekçiler için de akılcı olması zorunluluğu yoktur. Daha da önemlisi, kolektif bir grup olarak tüm girişimciler için akılcı olanın verili her girişimci için de akılcı olması zorunluluğu bulunmamasıdır.
  19. tahsilim veterinerlik efendim.
  20. iyilik:Sözlükte, Eski Türkçe: Edgüden: 1. İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Geniş anlamında a. İşe yarar, ereğine, özüne uygun, doğru yapılmış; doğasına uygun. b. İstenmeğe değer olan. İyi ve kötü Din, etik ve felsefede iyi ve kötü, ahlak bakımından olumlu bir anlam taşıyan iyi ile olumsuz bir çağrışım uyandıran kötünün simgelediği nesne, istek ve davranışlar bütünü. Gölge nedir? Gölge, saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık.(az ışık alan bölge /ışık almayan yer ise karanlık ) Bir nesneye ışık kaynağından yayılan ışık çarptığında, nesnenin aydınlanan yüzünün tersinde oluşan karanlığa gölge denir. Gölgenin kişiden kişiye değişen tanımı yoktur.
  21. Tamam oradan gidelim iyi- kötü nedir? Var mı yok mu?
  22. Size cevabınızı daha önce verdim. "Toplum halinde yaşamak için bir düzene ihtiyacımız vardır." Toplum halinde yaşamak için toplum çıkarlarını gözetmek zorundayız hepsi bu. "Ahlak ve din kuralı olan bir yasak zamanla hukuk kuralı haline gelebilir." Hukuk kuralları insanlar tarafından oluşturulan değiştirilebilen yada çiğnenebilen kurallardan oluşur. Din için; Bu durumda her dinin kendi kuralları ahlak kuralı olur örneğin hristiyanlık için; Zamanında insanlar reform hareketleri olmasa batı da doğu da karanlık çağdan ,haçlıdan çok çektiler. Ve şimdi ıslamdan çekiyorlar bunların inanan sayısı ve ahlakı eski ve yeni dünyada insanların %60 inı oluşturuyor. Yani SEN, HUKUK'a da KARŞI OLDUĞUNU BÖYLELİKLE İTİRAF ETMİŞ OLUYORSUN. "Hukuk dönemden döneme değiştiği için hala doyurucu bir tanım yapılamamıştır. Kant "Hukukçular hala hukukun tanımını aramaktadırlar" der. Günümüzde en çok kabul edilen tanımı ise: "Belirli bir zamanda belirli bir toplumdaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devlet zoruna (müeyyide) bağlanmış kurallar bütünüdür".
  23. bu bir cevap bile değil
  24. "Toplum halinde yaşamak için bir düzene ihtiyacımız vardır." Toplum halinde yaşamak için toplum çıkarlarını gözetmek zorundayız hepsi bu. "Ahlak ve din kuralı olan bir yasak zamanla hukuk kuralı haline gelebilir." Hukuk kuralları insanlar tarafından oluşturulan değiştirilebilen yada çiğnenebilen kurallardan oluşur. Din için; Bu durumda her dinin kendi kuralları ahlak kuralı olur örneğin hristiyanlık için; Zamanında insanlar reform hareketleri olmasa batı da doğu da karanlık çağdan ,haçlıdan çok çektiler. Ve şimdi ıslamdan çekiyorlar bunların inanan sayısı ve ahlakı eski ve yeni dünyada insanların %60 inı oluşturuyor. Yani SEN, HUKUK'a da KARŞI OLDUĞUNU BÖYLELİKLE İTİRAF ETMİŞ OLUYORSUN. "Hukuk dönemden döneme değiştiği için hala doyurucu bir tanım yapılamamıştır. Kant "Hukukçular hala hukukun tanımını aramaktadırlar" der. Günümüzde en çok kabul edilen tanımı ise: "Belirli bir zamanda belirli bir toplumdaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devlet zoruna (müeyyide) bağlanmış kurallar bütünüdür".
  25. Farkındaysanız kavramlar iyi-kötü kavramları üzerinde şekilleniyor yani tamamen ideolojik kavramlar üzerinde. Bu durumda şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor canlı çıkarlarına işleyen her şey iyidir . Yada iyi olan herşey ahlakidir. demekki ahlak kişiden kişiye toplumdan topluma değişiyor. Yani herkesin uydurduğu yada toplumların kendi çıkarları için oluşturduğu(uydurduğu) bir ahlaki yapısı var ancak bu yapılar bir biri ile çelişirse bile örneğin hırsız için başkasının malını çalmak onun için çıkarlarına hizmet ettiğinden bu her hırsız için ahlaklı bir durumdur ancak emeği gasp edilenler için kötü bir durumdur ve ahlaksızlıktır. Bu iki tezat düşünce tek bir anlam altında birleşebilir mi? (Ki birleşemez) Birleşebiliyorsa tanrı için de; "tanrı kaldıramayacağı taş yaratabilir mi?" sorusuna eş değer bir soru olur