mantik

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.370
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

mantik Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

8.602 profil görüntüleme
  1. Tayyip'in bir plan yaptığı yok. Düşe kalka gidiyor. Değişen koşullara göre de tavırlarını, politikalarını ayarlıyor. Önce açılım deyip, sonra PKK ile yeniden sürtüşme yaratan, önce "bitsin artık bu hasretlik" derken sonra FETÖ diye bas bas bağıran ve yüzbin küsur insanın hayatını bu uğurda karartan, önce Esad gitsin diye bütün dünyaya duyururken sonra Rusya ile birlikte Esad yandaşı güçlere destek operasyonuna katılan, Rus uçağını önce vurup sonra Ruslarla işbirliği yapan, İŞİD'e önce göz yumup, sonra bombalamaya başlayan, vs birinin uzun vadeli ve planlı bir şekilde çalıştığını söylemek güç. Baştan bir amacı ve planı var idiyse de çoktan raydan çıktı bu planlar. Şu anda sadece gücü kaybetmemeye ve yargılanmamaya uğraşıyor.
  2. whocares, Ben 20 yıldan fazla zamandır ABD'de yaşıyorum. Üniversiteye gitmeden kendini yurtdışına atma fikrin konusunda temkinli olmanı öneririm. Buraya başka ülkelerden gelip ortalamanın üstünde bir hayata sahip olmanın standart yolu okumuş biri olarak gelmek. Burada okullar paralı ve çok pahalı. İleride fikir değiştirir de okumak istersen, zamanında niye yapmadım diye pişman olma ihtimalin var. Türkiye'de hala buraya kıyasla neredeyse parasız denecek şekilde okunabiliyor. Bence bunu değerlendirmek lazım. Bak sana başka bir seçenek de teklif edeyim. Madem tuvalet temizlemeye kadar her türlü işe razıyım diyorsun, sana buradaki bir web tasarımı, hosting ve danışmanlık yapan şirketten uzaktan (Türkiye'den) yapabileceğin bir iş bile ayarlayabilirim. Kendi ortağı da olduğum bir yer çünkü, yani koşullara uyuyorsan hemen yarın bile iş senin. Teknik bir iş değil bahsettiğim. Web sayfası tanıtımı ve SEO işi. Kod yazmayı bilmen ve öğrenmen falan gerekmiyor bile. Yani en azından başlangıçta. Seni ihya etmez bu iş. Sadece 3-5 kuruş harçlık getirir okuduğun dönemde. Ama ABD temelli bir şirkete iş yapmış olursun, zamanla web tasarımı ve kod yazmaya falan da yönelirsen belki H-1B gibi bir çalışma vizesiyle buraya getirilme ihtimalin bile olur. Ama H-1B vizesinin bir koşulu en az 4 yıllık bir üniversite derecesine sahip olmak. İlgileniyorsan, bana özelden mesaj atabilirsin. İngilizce bilen, vakti bol olup bu işle ilgilenebileceğini düşünen başka birileri varsa, onlar da bağlantı kurabilir.
  3. Temiz, sınırsız enerji vaadeden nükleer füzyon teknolojisinin (yıldızların enerji üretme şeklinin dünya üzerinde, nükleer reaktörlerde gerçekleştirilmesi) başarılı bir şekilde kullanılmasına bir adım daha yaklaşıldı: http://www.space.com/34960-star-in-a-jar-fusion-reactor-works.html Bu çok heyecan verici bir gelişme, çünkü bu tür bir reaktör, eğer başarılı bir şekilde geliştirilebilirse, radyoaktif artık oluşturmuyor, yakıtı hidrojen (yani sudan sağlanıyor) ve şimdiye kadar kullanılan kirli nükleer reaktörlerin ürettiğinden kat kat daha fazla enerji üretiyor. Okyanuslarda bulunan su sayesinde, insanlığın önümüzdeki onbinlerce yıllık enerji gereksinimi karşılanmış olacak bu teknoloji sayesinde.
  4. E.F. Borra ve E. Trottier isimli iki bilim adamı, bir grup yıldızdan gelen olağan dışı bazı sinyallerin muhtemelen dünya dışı zeki yaşam kaynaklı olduğunu iddia ediyor: https://techcrunch.com/2016/10/25/scientists-say-signals-from-certain-stars-are-probably-aliens/ Bu konuda saygın bir astronomi yayınında makaleleri çıkmış durumda. Bu yayınlar peer review denen bir prosedürden geçerek yayınlanıyor biliyorsunuz. Yani konunun başka uzmanları tarafından incelenip onaylandıktan sonra yayınlanıyorlar. Bu makalenin yayınlanmasına 3-4'den fazla uzman karşı çıkmış aslında. Ama yeteri kadar uzman yayınlanmaya değer bulmuş olmalı ki yayınlanmış. Tabi şu aşamada bunu sadece bir hipotez olarak değerlendiriyor makalenin yazarları. Üzerinde daha fazla çalışılması gerek diyorlar. Ayrıca, bu sinyallerin bazı yıldızlardaki tuhaf bazı kimyasal reaksiyonlardan kaynaklanıyor olma ihtimali de varmış. Yani ortada kesin birşey yok. Uzmanların çoğu şüpheyle yaklaşıyormuş şu aşamada. Ama yazarlar ETI (Extra Terrestrial Intelligence) yani Dünya Dışı Zeki Yaşam hipotezinin en uygun açıklama olduğunda ısrarlılar.
  5. Sadece Türkiye'de değil, dünya çapında var bu problem. Kafası çalışan ve bilgili insanlar da yok değil elbette, ama yüzdeye vurursanız insanların büyük çoğunluğu inanılmaz cahil. Bazı ülkelerde oranlar daha iyi, ve oralarda işler daha iyi işliyor. Ama çoğu yerde öyle değil. Laf anlatmak veya mücadele etmek yerine, belki de kafası çalışan insanlar bu durumu kendi avantajları olarak görüp, yararlanmaya çalışmalı. Ben cahillere laf anlatmaktan bıktım. Bunu yıllarca yaptık elbette, hatta bu siteyi falan da o sebeple kurduk zamanında, ama artık bıktım sayılır. Yorgunluk oluştu. Akıntıya kürek çekmekten farksız çünkü bu olay.
  6. Bildiriyi canı isteyen istediği gibi hazırlayabilir. Hem bildiri Atatürkçülerin kaleminden çıkmış olsa bile, bunun benim yukarıda anlattığım senaryoya uymayan bir tarafı da yok zaten. Darbeyi kimlerin yaptığı noktasına fazla takılıyoruz bence hepimiz. İşin önemli tarafı o değil çünkü. Tayyip'e karşı olmayan yok ki, kendi adamlarından başka. Bunların herhangi biri yapmış olabilir. Ya da Tayyip karşıtlarının bir koalisyonu da olabilir darbe. Bence yaşanan her şeye uyan en olası senaryo, benim yukarıda anlattığım türden birşey olur. Bu senaryoda tek bir soru işareti var bence, o da başkalarının darbe girişimine nasıl ikna edileceği konusu. Yani onu kontrol edemezsin. Birilerinin darbe planladığını bilsen bile, hadi darbe yap dersen buna gerçekten kalkışacaklarını garanti edemezsin. Ama onun da bir açıklaması var. Belli bir tarihte planlanan, gününe, saatine ve kimin kalkışacağına kadar kontrol edebileceğin birşey olarak tasarlayamazsın bunu. Ama yapabileceğin şey, buna hazırlıklı olursun, ve sürekli provoke edersin. Eninde sonunda bir noktada patlayacağını bilirsin. Patladığı anda da hazırlıklı olursun, ve beklentilere uygun şekilde darbe önleme planını yürürlüğe koyarsın. Yani bence, bu darbenin tarihi ve tüm ayrıntıları bence net değildi RTE için, onlar sürpriz oldu. Ama bir tarihte olacağı bilinen, ve beklenen birşeydi. Hazırlıkları yapılmıştı. İstihbaratını alabiliyordu, ve herşey kontrolü altında gerçekleşiyordu. Onun için güvenli bir şekilde "ben bu darbenin başarıya ulaşacağına inanmıyorum" diyebiliyordu televizyonda darbe gecesi.
  7. Tayyip'in kendi aklı ermez bence de bunlara, ama pek çok danışmanı var. Bu planın hazırlanıp onun önüne sunulduğunu düşünüyorum. Bütün olasılıklar arasında, tüm gözlemlere uyan ve tutarsızlığı en az olanın bu açıklama olduğunu düşünüyorum.
  8. Ben size darbeyi kimin yaptığını söyleyeyim. Daha doğrusu kimin yaptığını değil, kimin yaptırdığını. Kimin yaptığı hala çok net değilse de, kimin yaptırdığı açık. Darbeyi yaptıran, uygulamaya koyduran RTE. Sonunun yaklaştığını görüyordu. Orduda kendisi aleyhine bir hareketlenme olduğunun bilincindeydi. Balyoz ve Ergenekon ile yaptıkları temizliğin yetmediğini görüyordu. Daha fazla temizlik yapacak bir yol arıyordu. Fethullahçılar olsun, Atatürkçüler olsun, ya da herhangi bir gruba dahil olmayan ama gidişatı beğenmeyenler olsun, pek çok kişinin kendisine diş bilediğini, ve indirmeye çalışacağını görüyordu. Onun bulunduğu noktadan bakıldığında, bunların neciler, kimciler olduğu önemli değil. Önemli olan hepsinin RTE'yi düşürmeye çalışan kişiler olması. Kim olduklarına kafayı takanlar bizleriz. O değil. O sadece bir tehdidi önlemeye çalışıyordu. Bu tehdit için suçlanacak günah keçisi belli, FETÖ. Bu işi FETÖ'ye yüklemek, kendisi için en uygun çıkar yolu. Bu yüzden ordu içinde olup, kendisine karşı darbe hazırlığı içinde olanları su yüzüne çıkarmak, ve etkisiz hale getirmek için erken davranmaya zorladı onları. FETÖ soruşturmasıyla zaten yıllardır pek çok kişiyi yerinden ediyordu. Yeni bir grup daha subayın bu soruşturma kapsamında tutuklanacağı bilgisinin bu kişiler tarafından duyulmasını sağladı. Bunlar zaten gerçekten de darbe planlayan kişilerdi bana göre. Fethullahçı mıydılar, kemalist miydiler, yoksa hiçbir kesimi desteklemeyen, ama sadece RTE'ye karşı olup onu düşürmek isteyen kişiler miydiler, orası belli değil. Belki hepsinden vardı aralarında. Önemli olan onları ve daha fazlasını temizlemek için bir gerekçe yaratmaktı. Bir bakıma Balyoz ve Ergenekonun devamını getirmekti yani. Bu yüzden, ordu içinde olan kendisine sadık bazı adamları kullanarak bu işin aceleye getirilmesini, ve bu işe kalkışılmasını sağlamak istedi. Bu yüzden girişimin, sadece Tayyip'in işine gelecek kısımlarının uygulamaya koyulmasına izin verildi. Mesela, darbenin parçası olarak pek çok emir olması gerekiyordu mutlaka. Bilmemkaç tankın Ankara'ya indirilmesi, bilmemkaç tane filonun havalandırılması, köprülerin tutulması, televizyon istasyonlarına el koyulması, Tayyip'in ve diğer siyasilerin yakalanması, vs. Bunlar arasında, sadece kendi işlerine gelecek olanların uygulamaya geçirilmesine izin verildi. Sırf bunları deşifre etmek için, ve gösteri amaçlı olarak. Bunu sonra kendi politik amaçları için kullanabilmek amacıyla. Bu yüzden ortaya böyle ucube bir görüntü çıktı. Sözde meclis bombalanıyor, ama binayı bir anda yok edecek yüksek güçlü patlayıcı kullanılmıyor. Sadece bazı kapılara pencerelere hafif zarar verecek, gösteri amaçlı birkaç patlayıcı patlatılıyor. O sırada da politikacılar içeride yayın yapıyor, biz kanımızın son damlasına kadar burada kalırız, burayı terketmeyeceğiz, vs diye. Politik şov yani. Benzer şekilde, köprüyü tutacak askerler göreve gönderiliyor, TRT'ye gidip bildiri okuyacaklara görev veriliyor, ama gerçek anlamda doğru dürüst iş yapacak ve iktidar için gerçek tehdit oluşturacak hiçbir eylem uygulamaya geçmiyor. Tayyip'e gidecek suikast timi de harekete geçiriliyor, ama başarıya ulaşmalarını önleyecek yanlış veya eksik bilgi ile. Kısacası olan budur. Kendisine olan tehditi bu şekilde su yüzüne çıkarmak, ve bunun sayesinde istediği temizliklere daha hızlı bir şekilde devam etmekti niyeti. Nitekim de yaşanan bu oldu.
  9. Trump salağın teki. Başkanlığı üstlenebilecek, doğru dürüst yürütebilecek niteliklere sahip değil. Cahil, bilgisiz ve beceriksiz bir adam. Babasından kalan serveti kendi yapmış gibi yutturmaya çalışan biri. Bütün dünyanın iyiliği için, umarım Clinton kazanır.
  10. Açık birşey var ki, o da bu olayın göründüğü kadar basit olmadığı. İşin içinde birşeyler var, ama ne olduğunu bilmiyoruz. Bir yandan, ordu eski alışkanlığı ile darbe yapmaya kalktı, başarısız olunca da Tayyip bunu Fethullahçıların üstüne yıkmaya çalıştı gibi gözüküyor, bazıları (haci gibi) öyle düşünüyor, bir yandan da olay hakikaten Fethullahçıların bir işi gibi gözüküyor. Ergenekon, Balyoz döneminde kilit kademelere getirildiler bunlar hakikaten. Daha önemlisi, Tayyip ısrarla bunlarla uğraşıyor. Kendi çevremden bile duyum alıyorum. Fethullahçı olduğu çevresinde bilinen pek çok kişi tek tek toplanıyor. Arada kurunun yanında yaş da yanıyordur elbette, ama bu adamların hedeflendiği açık. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Neden bunları hedef alsın adam eğer Atatürkçülerin kalkıştığı bir darbe olsa bu? Çekinecek neyi var? Atatürkçülerin çekinilecek bir gücü yok ki artık. Eğer bu iş Fethullahçıların başının altından çıktıysa, o zaman bu pek çok başka olasılık da ortaya çıkartıyor. Bu işte CIA'in parmağının olması gibi, işin içinde hakikaten Suriye, NATO, Türk-Rus ilişkileri, vs gibi pek çok faktör olması gibi. Tepede dönen o işlerin hepsi her zaman doğru dürüst yansımıyor kamuoyuna. Büyük ülkelerin usta politikacıları bu işlerin kurdu zaten. Netflix'de House of Cards diye bir dizi var. Türkiye'de çıkıyor mu, seyrediliyor mu bilmiyorum. Ama onu seyretmiş olan kişi, en tepede ne tür politik entrikalar döndüğünü daha da iyi görecektir. Uyutuluyoruz resmen. Ama kazara, ya da bilinçli olarak sızdırılmazsa bazı haberler, o zaman haberimiz de olmuyor. Kukla gibi oynatılıyoruz çoğu zaman. Bilinçli olanlarımız bile bazen ne olup ne bittiğini anlayamıyor. Bilgi yetersizliğinden dolayı. Yansıtılmıyor çünkü herşey. Bu olayda da öyle birşey var. Orası kesin.
  11. Batı ülkelerine geçici olarak gelip, iş, ya da eğitim için, tecrübe için, sonra geri dönmek en mantıklı olan. Mecbur değilsen, başka bir ülkede göçmen olarak yaşayıp yükselmeye çalışmak mantıklı değil. O ülkede edindiğin tecrübe kendi ülkene döndüğünde senin için avantaj olur. Ama maksadın göçmen olarak ömür boyu orada yaşamaksa, göçmen olmanın dezavantajını sürekli yaşarsın. Hele de son dönemde Batı'da göçmenlere ve yabancılara karşı aşırı bir antipati başladı. Hem Avrupa'da, hem Amerika'da. Bu koşullar altında hala ille de gideceğim demek iyi fikir değil bence. Gelin buralara, master, doktora, vs yapın. Belki birkaç yıl çalışın. Ama sonra geri dönün. Onun verdiği tecrübe ile kendi ülkenizde yükselin, bir yerlere gelin. Benim tavsiyem odur.
  12. Evet, bizim de ağzımıza dolandı bu laf. Solcular (sosyalist, komünist) çıkardı bu kemalist lafını ilk olarak. Sonra "kemalist"ler de benimsedi. Herkes kullanmaya başladı. Halbuki, bu yanlış bir etiket. Atatürk'e saygı duymayan, yaptıklarını en azından bir dereceye kadar desteklemeyen kişi Türkiye'de az zaten. Dinciler, ve solun solundakiler var sadece. Ne anlama geldiği de belli değil tabirin. Bu devirde halen Atatürk ilkelerinin hepsini harfiyen takip edenleri, ve iki lafın başı Atatürk'ü ananları mı kastediyorlar, yoksa Atatürk'ü seven ve saygı duyan herkesi mi? Ya da Mustafa Kemal yerine Atatürk diyenleri mi? Atatürk'e antipati duymayan herkes kemalist onlara göre. Entelektüel kesimde de çok var. Atatürk'e karşı çıkmak, diktatör ilan etmek, sevenlerini "kemalist" diye aşağılamak moda oldu ülkede özellikle son 5-10 yıldır. Yazık, aydın ve entelektüel olması gerekenler de alet oluyor buna. Tamam, demiyorum ki devletçilik ve milliyetçilik de dahil olmak üzere Atatürk'ün tüm ilkeleri halen geçerlidir diye. Özellikle bu iki ilkenin devri geçti bence. Gerçi Milliyetçilikten ne anladığınıza bağlı olarak o hala geçerli. Yani ırka dayalı bir milliyetçiliği değil, ulusa dayalı bir milliyetçiliği kastediyorsanız (Amerikalıların milliyetçiliği gibi), milliyetçilik de halen geçerli olur. Ama özellikle bu iki harici diğer ilkelerin zaten itiraz edilecek bir tarafı yok. Adamın ülke için yaptıklarına, ülkeyi ortaçağdan çıkarıp, Batı'lı çağdaş ülkelere yaklaştırdığına katılmayan da yoktur herhalde. O zaman ne bu antipati? Özellikle de sol kesimdekini kastediyorum. Dincilerin antipatisinin sebebi açık sonuçta. Kullanılıyorlar, ve kendi bindikleri dalı kesiyorlar, farkında değiller.
  13. Milliyetçilik falan değil de, insan en çok kendi doğup büyüdüğü ülkede rahat ediyor. Ben 20 yıldır da ABD'de yaşıyorum. Buralarda çoluk çocuk yetiştirmiş olmasam, Türkiye'de beni doğru dürüst bir iş, meslek, vs bekliyor olsa, ülkedeki bu kadar karışıklığa ve politik soruna rağmen çoktan dönerdim. Benim buraya geldiğim dönemdeki üniversite arkadaşlarımın bazıları Prof. Dr., Doç Dr. oldu Türkiye'de. Bazıları da kendi şirketlerini işletiyor. Ben ise normal mühendis olarak çalışıyorum hala buralarda. Tamam, gelirim iyi, rahatım yerinde, vs. Ama göçmen olmak zor. Tam potansiyeline de ulaşamıyorsun. Gerçi Türkiye'deki o bahsettiğim arkadaşlar da bizim buradaki gelirimize, yaşam tarzımıza özeniyor. İnsan için hep elinde olmayan şey değerli. Bizim gözümüz orada, onların gözü burada. Hayat böyle birşey işte.
  14. Fethullahçıların değil, bildiğimiz ordunun yaptığı bir darbe olursa, günümüz koşulları altında çoğu kemalistin buna itiraz edeceğini ben de zannetmiyorum. Ama darbe bu devirde zor iş. Hem teknolojik imkanlar, haberleşme, vs değişti, hem zihniyet değişti. Darbe diye birşeyi halka kabul ettirmek de zorlaştı artık. Belki de demokrasimizin Batı'lı demokrasilere biraz daha yaklaştığının bir göstergesidir bu, kimbilir. Olmaz diyemem tabi yine de. Tüm ordu bir araya gelip, topyekün olarak bu işe kalkışsa, halen günümüzde bile becerilebilir bu muhtemelen. Ama bu en üst komuta ekibinin her birinin hemfikir olmasını, birbirine güvenmesini, ve birbirini satmamasını gerektirir. Hükümet Ergenekon ve Balyoz'dan beri üst komuta kademelerini sürekli kurcalayıp durduğu için böyle birşey zor şu anda.
  15. Leonardo'ya katılıyorum. Demokrasiye artık inanmıyorum diye başlığı ben açtım elbette. Ama karamsar bir ruh haliyle, canım sıkkınken açtım. Burada önerdiğim o seçmen sınavı sistemi bence hala iyi bir fikir. Tabi bu başlıkta değiştirdiğim şekliyle öyle sadece girenlerin %10'unun, %20'sinin geçeceği kazık bir sınav değil, ehliyet sınavı gibi, girenlerin çoğunun ilkinde değilse bile eninde sonunda geçeceği bir sınav olarak tasarlanmalı. O durumda, en azından ufak da olsa bir filtreleme yapılmış olur, ama demokrasinin temel prensipleri ve maksadı zedelenmemiş olur. Bence ileri ülkeler de dahil, herkes denemeli bunu. O konu bir yana, bu devirde artık demokrasi öncesine falan dönülemez, dönülmemeli. İstense de mümkün değil bu zaten. Olaya sosyolojik açıdan bakmak lazım. Bu memleket son 100 yıldır doğru dürüst olmasa da bir demokrasi ile yönetildi. En azından demokrasiyi amaç edindi. Bu dönemin önemli bir bölümünde de laik olarak yaşadı. Bence bu memleketin insanı AKP'nin şu anda empoze ettiğinden daha koyu bir islamı kaldırmaz, kaldıramaz zaten. Yani belki de uzun vadede boşuna korkuyoruz. Ama şu anki endişemiz daha çok kısa vade zaten. Korkunç şeyler oluyor ülkede. Bu konuda elden birşey gelmiyor. Tek umut ya darbe (yani demokrasiden vazgeçmek), ya da en azından artık bu yaptıklarından sonra belki insanlar AKP'yi desteklemekten vazgeçerler demek. Bunu gerçi sürekli diyoruz. Artık bu kadarı da olmaz, bundan sonra herhalde millet AKP'ye oy vermez dediğimiz kaç olay yaşadık. 17 Aralık'tan sonra bile desteklemeye devam ettiler. Bu yüzden, bu konuda yaşadığımız karamsarlık da boş değil. Ama tüm tarih açısından bakıldığında, tüm bunlar kısa ve geçici bir dönem aslında. Olay karizmatik bir liderin gelip, ortalığı kasıp kavurması. Tayyip'in dönemi bittiğinde, AKP'nin de pili bitecek. Tayyip olmazsa AKP oy alamaz artık. Belkide sabredip, bu adamın iki döneminin bitmesini, ya da adamın ölmesini beklememiz gerek, kimbilir.