bir_akil_insan

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.322
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

6 Takipçiler

bir_akil_insan Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

1.826 profil görüntüleme
  1. islamın size emri şunlardır: nisa 140 Kitapta, Allah'ın âyetlerini inkâr ettiklerini ve onlarla eğlendiklerini duyarsanız, başka bir bahisten söz açıncaya dek onlarla oturmayın, yoksa siz de onlara benzersiniz diye size bir emir indirmiştir. Şüphe yok ki Allah, münâfıklarla kâfirlerin hepsini de cehennemde toplayacaktır. maide 33 Allah'a ve Resûlüne savaş açanlarla yeryüzünde bozgunculuk etmeye koşanların cezaları, ancak öldürülmektir, yahut asılmaktır, çapraz olarak elleriyle ayaklarının kesilmesidir, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyada uğradıkları horluktur, âhiretteyse pek büyük bir azap vardır onlara. nisa 76 İnananlar, Allah yolunda savaşırlar, kâfir olanlar, Şeytan yolunda savaşırlar. Savaşın Şeytan'ın dostlarıyla ve şüphe yok ki Şeytan'ın hîlesi zayıftır. tevbe 73 Ey Peygamber, kâfirlerle ve münâfıklarla savaş, onlara karşı şiddetli davran. Onların yurdu cehennemdir ve orası, ne de kötü dönülüp varılacak bir yerdir. nisa 84 Gayrı savaş Allah yolunda, kendinden başkasından sorumlu değilsin sen ve teşvik et inananları. Olur da Allah kâfirlerin zararını ve zulmünü defedip giderir ve Allah'ın azâbı da pek çetindir, cezası da. ve daha nicesi saygı demişsiniz. islamda, müslüman olmayana saygı yoktur. zımmiler bile horlanır.
  2. soldakinin ana-babası cima ederken birbirlerinin organına bakmıştır. sağdakinin babası ise cima sırasında hz peygamberin (sav) adını anmadan bir tur gitmiştir. gerçekten bu tür yorumlar yapanları da gördüm. yaradılışçıların -beyni az da olsa çalışan sözde bilimciler-, bunlara inananlar ile aynı dine inanıyor olması bile ulan ben ne yapıyorum diye sordurmuyor bu akılsızlara.
  3. anlamayacağınız kesin olduğundan yazmıştım, doğrulamışsınız. kafanız çalışmıyor. neden dünya sorusu saçma bir sorudur. "dünyada yaşam ortaya çıktığı için" biz buradayız, "yaşam dünyada ortaya çıktığı için" değil. yani, dünya yaşamın ortaya çıktığı yerlerden bir tanesidir, yaşamın ortaya çıktığı veya başladığı tek yer değildir. uygun şartlarda kendini sürdürebilen ve çoğaltabilen yapılar ortaya çıkmıştır ve olaylar gelişmiştir. sorunuzda bile kibir var: neden burası, neden biz şeklinde. her neyse, yukarda verdiğim bir sürü konu başlığı var, gerçekten ilgileniyorsanız araştırırsınız. kendi küçük dünyanızda kafa tuttuğunuz gerçek, siz ve sizler gibi tavuk kibirlilerin ağzına mamasını, altına arabasını, eline telefonunu, önüne bilgisayarını veren ülkelerin milyarlar, trilyonlar harcayarak araştırmakta ve hergün yeni bir detayını keşfetmekte olduğu gerçektir. ulan ben çok biliyorsam, bunlar malsa, bu elime verdiklerini, önüme koyduklarını neden bunlar değil de ben üretmiyorum diye merak etmiyor olmanız bile durumu özetliyor.
  4. böyle bir şey yoktur. araştırmadığınız konularda atıp tutuyor olmanız bizim için değilse de, çevrenizde sizi dinleyenler varsa zarar verici olabilir.
  5. Proxy ya da tor kullanmak bazı durumlarda zorunlu olduğundan, ip özelinde ban veya benzeri engeller erişimimizi zorlaştırabiliyor. buna daha farklı bir çözüm bulunabilir mi?
  6. bilimsel teori ya da bilimsel kuram gerçeğin açıklamasıdır. gerçek değişmez, ama açıklaması yeni gelişmeler ve buluntular ışığında değişebilir. evrim bir gerçektir, teorisi bu gerçeği açıklamak üzere çok kereler doğrulanmış ve kanıtlanmış varsayımlar bütünüdür. yanlış olduğu görülen kısımlar değiştirilir ya da çıkartılır. bu şekilde anlatmak en tahta müslünün kafasına bile girmesini kolaylaştırıyor.
  7. sizce komiklik, bizce cehalet. sizin mantığınızla gidelim: dünyada fil var, hani neden yanımda fil yok? bir yerlerde fil olması, başka bir yerlerde de fil olabileceğini gösterir. ama olmasını garantilemez. yanıbaşınızda günün birinde fil olabilir; ama o gün, bugün değil. anlamayacağınız kesin olduğundan, açıklayayım. bir yerlerde yaşam başlangıcı olabilir, ama o başlangıcı bugün bulmak mümkün olmayabilir. bir yerlerde yaşam bitmiş olabilir, onu da bulmak bugün mümkün olmayabilir. ama bir yerde yaşamın başlamış olması, diğer yerlerde de başlayabileceğini gösterir.bu diğer yerler illa burnunuzun dibi olmak zorunda değildir. ikinci olarak: canlıların ortaya çıkması konusu evrimin değil abiyogenezin konusudur. canlının ortaya çıkması demek, sizin oturduğunuz yerden aha burada diye görebileceğiniz bir varlığın ortaya çıkması değildir. her neyse, bunca ileti siz ve benzerlerinize bazı araştırabileceğiniz konu başlıkları vermek üzerineydi. sizleri ikna etmek gibi bir yükümlülüğümüz var sanıyorsunuz, inanmaoroom bağane tavrınızın altında yatan şeylerden biri de bu. sizleri ikna etmek değil amacımız, başımıza bela olmayacağınız kadar cehaletten çıkartmaya çalışıyoruz. günün birinde bir şeyler öğrenmek isterseniz, internet şimdilik elinizin altında. uyduruk kitabınızda bulamayacağınız bilgilere ulaşmak birkaç tuşa basmanıza bakıyor.
  8. kendi uydurduğunuz sonuca ulaşmak için kuralları da kendiniz belirliyorsunuz. dinozorları, bu kadar açık bir gerçeği keşfedeli bile ancak birkaç yüzyıl oldu anlamında örnek verdim; konuyla doğrudan ilgisi bulunmuyor, dağılmasın. canlıların soluyacağı havayı konu ediyorsunuz, bense size havasız yaşayan canlılar var diyorum. diğer gezegenler dediğiniz, evrendeki kestirme 10^24 gezegen midir? nasıl saçma bir şey söylediğinizi anlamanız için:. 10^24 = 1,000,000,000,000,000,000,000,000 tane gezegen demektir. bunlardan yalnızca -uydularla beraber- 7-8 tanesine araç gönderildi, bu görevlerin de önemli bir kısmı başarısız oldu. siz gibilerin sayıları algılaması zor olduğu için bir örnek vereyim: saniyede 10 -mümkün değil- sayı söyleyebiliyor olsaydınız, yukardaki sayıda gezegen saymanız 3170979198376458 yıl alırdı; sizin ömrünüz en fazla 150 yıl olsun. yalnızca dünyadaki canlı türlerini saymaya kalksanız (kestirme 9milyon) aynı hızda durmaksızın, nefes bile almaksızın saymanız 100 gün sürer. yalnızca dünyada bile canlı 9milyon tür var ve milyarlarcası gelmiş geçmişken, 10^24 gezegenin hiçbirinde yaşam yok demek, tipik inanan bağnazlığından başka bir şey değildir. mantığınızın almıyor olmasının nedeni, mantığınızı kullanmıyor olmanızdır. tanrı yarattı inancından yola çıktığınız için bu gerçeklikleri göremiyorsunuz.
  9. Olamazlığını göstermek, yokluğunu göstermek için yeterlidir. Tanrılar iki türlüdür: mükemmel ve mükemmel olmayanlar. Mükemmel olmayanları tanrı sayanların devri sanıyorum ki çoktan geçti. Bu yüzden mükemmel tanrıyı irdeleyelim. Mükemmel tam olandır. Tam olan eksiksiz ve fazlasız olandır. Eksiksiz olan, ihtiyaçsız olandır. İhtiyaçsız olan isteksiz olandır. İsteksiz olan eylemsiz olandır. Eylemsiz olan, herhangi bir şey yaratamaz; çünkü bu sefer ya istek doğrultusunda ya da fazladan/gereksiz eylemde bulunmuş olacaktır. Mükemmel olan herhangi bir şey yaratamaz. Mükemmel varlığın kusurlu, eksik ve aciz olacağı yukardaki çıkarımlarda açıkça görülmektedir. Mükemmel varlık, olamazdır. Tanrı, olamazdır. Tanrı yoktur. Bir başka şekilde, eylemsizlik maddesinden ilerleyerek: eylemsiz olan yaratmaz. fakat bizi tanrı yaratmıştır. bu durumda tanrı eylemsiz değildir. tanrı eylemi gerçekleştirdiği için bir isteğe, bir ihtiyaca sahiptir. ihtiyaç sahibi tanrı, ihtiyacını gidermek için bizi yaratmak zorundadır. tanrı bize, bizi yaratmaya, varlığımıza muhtaçtır. tanrı eksiktir. tanrı mükemmel değildir. tanrı tanımından yola çıkarak çokça çelişki türetmek olasıdır; çünkü tanrı tanımı, olamaz olan -mükemmel- üzerine kuruludur.
  10. bakın; dönüp dolaşıp geldiğiniz yer, belirttiğim kısım. nereden biliyorsunuz başka bir yerde yaşamın oluşmadığını? bu olası canlılar neden hava solusun? dünyada bile hava solumayan canlılar var. araştırmayı ne sanıyorsunuz? diğer gezegeni çaldırdık, açan olmadı; demek ki orada canlı yok gibi çıkarımsal bir süreç mi? bir başka gezegene gitmek kolay mı sanıyorsunuz? bir başka gezegene araç gönderip, veri toplamak kolay mı sanıyorsunuz? veri topladığınız yerin vıcır vıcır yaşam kaynaması ya da zamanında kaynamış olması gerekiyor ki tek atışta bulabilesiniz. dünyada dinazorların yaşamış olduğunu öğreneli birkaç yüzyıl olmuş, siz bilimsel süreçlerin yeni yeni değer görüp, ivmelenmekte olduğu zamanda hani nerde yaşam belirtileri, niye hala bulunmadı diyorsunuz.
  11. siz kendinden bilimcilerde şöyle bir kıtlık var: kendi kısacık yaşam sürenizi ve kıt algınızı genel geçer doğrular ve süreçler olarak görüyorsunuz. yukarda atıp tuttuğunuz konular şu anda araştırılan konular. başka bir yerde neden yaşam oluşmamış diyebilmek için başka bir yerde her noktayı araştırmış olmak gerekir. nereyi ne şekilde araştırdınız da yaşamın oluşmadığna karar verdiniz? hangi gezegende neden yaşam olmadığı hakkında nasıl bir bilginiz var? dünyanın ışığın asla girmediği, oksijenin olmadığı, yoğun radyasyon altındaki kuytularında bile yaşam bulunuyorken, sizin nasıl bir kibriniz var ki hani neredeyse görece sonsuz evrende niye yaşam yok diye kestirip atıyorsunuz? diğer yandan, evrenin başka yerlerinde yaşam olasılığı vardır. çünkü dünyada yaşam vardır. dünyanın yukarda saydığım aşırı koşullarında bile yaşam varsa, evrenin başka yerlerinde de yaşam vardır veya olacaktır. öncelikle dünya benzeri gezegenlerin araştırılıyor olmasının nedeni, dünyadaki koşulların yaşam üretmişliğinin kesinliğidir. ama yaşam demek karbon, hidrojen ve oksijen demek değildir. bunlar dışında yaşam yoktur diyebilmek için olamazlığını gösterebilmek gerekir. tüm bu araştırmalar son 50-60, haydi sizi mutlu etmek için, 100 yılın konularıdır. insanlar uzaya çıkalı 60 yıl oluyor. ve sizin gibi kibir budalaları çıkıp da arsızca soruyor: niye başka yerde yaşam bulunamadı? evren 13.8 milyar yıl yaşında, siz gibilerin görüp geçirdiği yıl sayısı en fazla 30-40 ve kalkıp hani nerde yaşam, niye bulunamadı, ben niye görmedim diyorsunuz. örneğin: daha önce marsta vb yaşam olup da, sonradan değişen iklim koşulları yüzünden yüzeyinden silinip gitmediğini nereden biliyorsunuz? peki, uyduruk tanrınız sizi silkelemiş olabilir mi? evrenin diğer bir köşesinde de bir başka yaşam yaratıp, onlara da siz süpersiniz, hadi birbirinizi öldürün, dişilerinizi de kaçırıp ırzına geçin diye doldurup eğleniyor olabilir mi? uyduruk tanrınız size hesap vermek zorunda mı? yaratmış olsaydı söylerdi diye mi düşünüyorsunuz? siz kimsiniz ki uyduruk tanrınız size hesap verecek? nasıl eminsiniz evrenin bir başka yerinde yaşam olmadığından? ne gülünç cahilin kendini bir halt sanması... bir uyduruk tanrı yaratıyorsunuz, tüm varlığın sahibi ve bu tanrı sefil gibi size hesap vermek zorunda, öyle mi? ne aciz bir tanrı yaratmışsınız kafanızda. neyse, gerçeklere dönelim: siz seccade yalarken, diğer ülkeler uzay araştırmalarına milyarlarca dolar yatırıyor, bu soruların yanıtlarını bulabilmek için. siz yatıp kalkıp, öndekinin kıçını, ayaklarını koklarken, diğer ülkeler milyarlarca dolar yatırıyor, uzaydan maden toplayabilmek için. uyduruk tanrınızın über süper hesaplarını yaparak, bir meteorun tam olarak nereden geçeceğini hesaplayıp üzerine araştırma aygıtları indiriyorlar. uyduruk tanrınız yalnızca izliyor. siz oturduğunuz yerden geniş geniş he allah var derken, namazda selam sayısı yüzünden birbirinizi gırtlaklarken, diğer ülkeler bilimsel çalışmalara yatırdıkları milyarlar ile hergün uyduruk tanrınızın ağzına yüzüne pisliyorlar. özetle: kibirle atıp tuttuğunuz her şey, diğer ülkelerin ürettiği bilgilerden yalan yanlış apartılmış şeylerdir. gerçekten derdiniz öğrenmekse, uyduruk tanrınızı bir kenara bırakıp araştırın. derdiniz öğrenmek değilse -ki gelip burda yarım yamalak bilgilerle atıp tutmanızdan bellidir- gülünç zırvaları savunmakta olduğunuzu bilin. kibriniz tavuğunki gibidir; başınız dik ama kafanız boştur.
  12. O değil de; bilim, teori falan diye anlatıyorsunuz, ama siz ol deyip olduran bir görünmez adamın evreni, varlıklarını falan yarattığına inananlardansınız. bilimsellikle ilginiz olmadığı açık biçimde görülürken, kendinizce bilimselcilik oynamanızın nedeni nedir? kendi uyduruk tanrınızı hiç sorguladınız mı bu bilimselci yaklaşımlarla? nasıl sonuçlar elde ettiniz? ol deyip oldurduğunu falan nasıl doğruladınız? uyduruk tanrınızın bir şeyleri ince hesaplarla yarattığını nasıl gözlemlediniz? bunların yanıtı yoksa ya da yanıtları gözlemlemedim vb ise, burada oynadığınız oyunun adı nedir?
  13. hırsızlık da, cinayet de, tecavüz de doğamızda var. doğamızda olan şeyleri yapıyor olmak saygı gerektirmez. toplumsal yaşam, doğamızı en ilkel hali ile yaşamamız için uygun değildir. bu toplumsal yaşam zaten bizi doğamızdan koparmış olandır. toplumsal yaşamın içinde, ben bu toplumun kurallarını ve gerçeklerini reddedip kafama göre takılacağım, senin malına, senin ırzına el koyacağım demek olası veya hoş görülebilir değildir. aynı şekilde, ben bu yaşamın gerçekliğini reddediyorum ve kıçımdan uydurduğum tanrıları öncelikle kendi yaşamıma, sonra da toplumsal yaşama sokuşturuyorum demek de olası veya hoşgörülür değildir; ancak eğer toplum da bu şekilde akıl hastalarından oluşmuyorsa. batılı toplumlar bu akıl hastalığını yenmiş durumdalar. elbette inançlara karşı değillerse de, bunların gülünç saçmalıklar olduğunu, inanç sahibinin yüzüne karşı gülerek gösterebiliyorlar. başta dediğim gibi: bir insan ilkel doğasını ortaya koydu diye saygı göreceğini düşünmemeli. aşk örneği ile inancı karşılaştırmak doğru değil. aşk sizden bağımsız bir süreçken, inanç tamamıyla size bağlıdır. inancın sona ermesi, inandığınız konu hakkındaki gerçeği öğrenmenize bağlıdır. ama aşık olduğunuz varlığın arkadaşınızın eşi ya da kızkardeşiniz veya köpeğiniz olduğunu bilmek sizi ondan vazgeçirmeyecektir. hakkındaki gerçeği öğrenmenize rağmen hala inanmaya devam etmeniz durumu ancak akıl sağlığınızı sorgulama vaktinin geldiğini gösterir. bu forumda, bu durumdaki insanlardan bolca görüyoruz. örneğin: islamın ne olduğunu görüp, islamın beğendiği kısımlarına inanmaya devam eden insanlar var. islam dahil bütün dinlerin zırva olduğunu görüp, bunların tanrılarına inanmaya devam eden insanlar var. dinleri ve tanrılarını reddedip, başka tanrı arayanlar var. ne de olsa umut dünyası
  14. insanlar inanmayı severler. bu şekilde rahatlarlar. evrimsel olarak da -dawkinsiten duyduğumu sanıyorum- açıklama inanmayanların çok daha kolay ölebileceği yönündedir. yani doğada, örneğin herhangi bir hışırtı duyan bir canlı, ne olduğunu araştırmak üzere sese gidebilir ya da yırtıcı ve zarar verebilecek bir düşman olabileceği düşüncesi ile kendini korumaya alabilir. araştırmaya gidenlerin ölüm oranı büyük olasılıkla daha fazladır ve bu yüzden inanmak hayatta kalmayı kolaylaştıran bir unsur olabilir. elbette hışırtının bir av olabileceği inancı ile gidenler de olacaktır ama, doğada gözlemlediğimiz kadarı ile, canlılar anlam veremedikleri şeylerden uzaklaşma, sakınma eğilimindedir. inanç, bilinmeyene duyulan güvendir. eldeki kanıtlar ya da en azından duygular doğrultusunda kendilerini kandırır -inanır- veya başkalarının kendilerini kandırmasını isterler. diğer türlü, belirsizlik içinde kalacaklardır. kimse belirsizlik durumunda kalmayı istemez. inanç kimi için bu belirsizliği dağıttığı için yeterlidir. kimi içinse, geçici bir çözümdür ve gerçekliğinin denenmesi gerekir. bütün inançların nedeni budur. sorun olan şey, inanılanın gerçeğin yerine geçmesidir. uydurma, yine belirsizliği dağıtmak içindir. şunu siz de yaşamışsınızdır: bir konuyu kendinizden emin biçimde anlatırken, öyle bir yer gelir ki, orası hakkında en ufak bir bilginiz olmadığı halde, bir şeyler söylemeye devam eder, orayı bildiğiniz şeylerle bağlamaya çalışırsınız. beyin daha önce o konuda her şeye hakim olduğu inancı ile rahatken, bilginin denenmesi gerektiği zaman boşlukta ve belirsizlikte olduğunu farkeder, orayı uydurmaya başlar. uydurma, mutlu edecek durumdaysa, inanca dönüşebilir.
  15. muhammed'in milyarlarca insanı etkilemesi ile evrim süreci arasındaki ilişkiyi nasıl kurdunuz? bir hatırlatma: milyarlarca insanı etkileyen kişi muhammed değildir. muhammed; yaptıklarını, ismini vermeden anlattığınızda, bu milyarlarca insanın çok çok büyük bir kısmının ana avrat söveceği bir insandır. bu milyarlar, muhammedden değil, muhammed diye uydurulmuş bir yalan karakter tarafından etkilenmektedir. yani bu insanlar, bu uyduruk figürü anlatan kişiye inanın ve ondan etkilenir. burada da görebilirsiniz: muhammed şöyle güzeldi. kadınları korurdu, adaletliydi diye anlatıp duranlar gelir. uydurdukları muhammed figürünün karşısına hadisleri ve ayetleri koyduğumuzda nasıl bir yalanı yaşadıklarını görürler ve sesleri gittkçe azalmaya başlar.