AteCafe

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    30
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

AteCafe Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

145 profil görüntüleme
  1. Undermethylation (Histadelia) : Çok az metil (üç hidrojen atomu içeren bir karbon grubudur). Esasen, düşük seviyeli SAM-e seviyeleri vardır ve bunlar metil verir. Bu, mükemmeliyetçiliğe, yüksek başarıya ve yüksek başarıya götürebilir. Şimdi neden bu sorunlu olurdu? Bu insanların% 15-20'si, undermetilasyonun bir sonucu olarak problem yaşıyor. Bu yol açabilir serotonin düşük seviyelerde depresyona karşı zayıf hale. Overmethylation (Histapenia) : Çok fazla metil (üç hidrojen atomu içeren bir karbon grubudur). Beyinde çok aktiftir ve çok fazla şey "çok fazla iyi bir şey" oluşturmaz. Bu, beyinde serotonin, norepinefrin ve dopaminin aşırı üretimine neden olur. Birçok durumda, yüksek serotonin düzeyleri azalmış motivasyon, libido azalması, kilo alımı ve karışıklık gibi psikolojik sorunlara neden olabilir.
  2. Sayın Prenses Julie Öncelikle hastalığın genel seyri ve belirtileri içinde baz alınacak kriterler edinmek çok ta mümkün olmamaktadır. Benim hastam erkek olduğu için cinsel isteklerinin gayet iyi hatta spor ve diyetle daha da aktifleştiğini her fırsatta dile getirmektedir. Ancak bayanlar için buna bağlı semptomları gözleme şansım olmadı. hemotolojik alanda profesyonel olan hekimler elbetteki sizin sendromlarınıza paralel şikayetleri olan hastaları gözlemlemiştir. Histamin her ne kadar, kılcal damarlara beyaz kan hücrelerinin daha rahat geçmesini sağlasa, sindirimi kolaylaştırsa ve kadının orgazm olmasına yardımcı olsa da, kimi kötü etkileri de vardır. Bu etkiler, histaminin çok miktarda bulunması halinde, histamin alerjisi oluşması şeklinde açığa çıkar. Ancak metebolizma değerlerinin seyrine beslenme kriterlerini eklemek daha dikkatli olur kanısındayım. Örneğin işlenmiş et sizin metobolizmanız da aşırı bir histamin reseptörü oluşturmazken, mayalanmış yoğurt histamin seyiyesini aşırı şekilde yükseltebilir. Ancak sizin vücudunuzun, bu artışı bloke eden vitaminleri nasıl kullandığı da histamin artışı kadar önemlidir. Karaciğer ve safra kesesi vücuttaki aşırı orandaki kimyasalları bloke ederken yetersiz kalabilmekte kronikleştiğinde ise karaciğer yetmezliğne dönüşebilmektedir. Midesinde gastrit ve ülser gibi hastalıklara yol açan halicobakter pylori olanlar, bu bakterinin toksik madde üretmesi sebebiyle, histamin fazlalığı yaşayabilirler. Kalın bağırsağında mantar bulunanlar da, mantarların toksik madde üretmesi nedeniyle histamin artışı yaşayabilir. Vitamin yetersizliği bulunan, bağırsaklarında iltihap veya ülser bulunan vücutlarda görülme sıklığı artmaktadır. Tavsiyem beslenme yöntemini kontrol ediniz. Katı bir diyet uygulamak çözüm olabilir. tavsiyem Zeytin Yoğurt Mayonez Ispanak başta olmak üzere Kırmızı şarap Yıllanmış peynir Turşu Krema Mayalı besinler avokado Mantar Patlıcan İşlenmiş et Konserve yiyecekler gibi histamin üreten şeylerin tüketimini gözlemsel süreçte en aza indirmenizdir. Eğer bu süreç sonunda iyileşmeler görüyor iseniz tüketmiyeceğiniz besinler açık ve nettir. Bu arada en çok B6 ve C vitamini barındıran elma sirkesini, taze limon suyu ile her gün bir su bardağı kadar miktarda azar azar tüketmeniz fayda sağlayabilir. Ayrıca Günlük Egsersiz Sporun düzenli yapılması da sizin seyrinizde katkı sağlayacağını ifade etmek isterim.
  3. Bunlara biat eden geri zekalılar beyinlerini kullanmak yerine başkalarına emanet etmişlerdir. Bu ormandaki vahşilerden bile on kat daha vahşi cahil sürüsü o kadar cahildir ki, denizdeki sardalya sürüsü gibi baştaki balık nereye dönerse oraya yönelir ve kendi iradesini kullanmayı allaha şirk kabul eder. Zaten %90 ı emredilen hiç bir şeyi sorgulamaz. sadece yapar.. Geriye kalan %9 u yanlışı farket se bile bunu dillendiremez. Asıl sorun geriye kalan son % 1 dir O öyle bir mahlukattır ki. Adeta fikirleri cehennem gibidir. İnsanlık namına bir duyguları yoktur. Adları yoktur. Karanlık onlar için yapılmıştır. Bayrakları siyahtır. İmkanı olsa tüm insanlığı yok edecek kadar acımasızdırlar. Bu yaratıklar dini bilgileri sapla saman gibi birbirine karışmıştır. Kendince yorumlar ve emrindeki sürüsüne uygulatır. Bunların yanında islamiyet öncesi cahilliye dönemindeki putperest ve paganlar bile evliya gibi kalır. Öyle bir dönek ve tutarsız mahlukat tırlarki. Onlara göre tüm gayri müslümler yani kafir olanlar yok edilmelidir. Ama kafirin yaptığı telefonu kullanır. Silahı ateşler. Kafirin ürettiği gıdaları beygir gibi tüketirler. Kafirin ürettiği arabaya biner kafirin internetinden kafa kesme videoları yayınlarlar. Kısaca (Güya) kafirin ekmeğini yiyip kafirin kılıcını sallayan onursuz mahlukatlardır. İş sünnete gelince biat eden andaval sürü demez ki "Ya usta biz peygamber gibi giyinip kuşanıyor, Peygamber gibi kaşık kullanmadan tüm yemekleri elimizden yerken, colgate ipana v.s. diş macunu ve fırçası dururken misvak gibi zottirik bir bitki ile dişlerimizi fırçalayıp. peygamber gibi g*tümüzü çölde kum ile taharat ediyoruz da , Bu kafirin her ürettiğini onursuzca kahpece dönekce niye kullanıyoruz" diye sorgulamazlar. Çünkü bunlar hastalıklı bir dinin hastalıklı cahil ve yobaz ları dır. Tek bildikleri Korku imparatorluğunda kul olmak ve işe yarar medeniyet bireylerinin kafasını kesmektir. 12 yaşındaki çocukları çok büyük bir savaş marifeti gibi ağaca bağlayıp roket ile patlatarak öldüren insanlık tarihinin en iğrenç mahlukatlarıdır. Tarihte insanlığın belini büken kara humma hastalığı bile bunların yanında amatör kalmıştır. Çünkü onun bile aşısı bulunmuştur. Ama Bu müslüm yobazlarının aşısı ne acıdır ki 21.yüzyıla geldiğimiz şu günde bile tam bulunamamıştır. Tüm dünya bunlardan adeta tiksinmiş yahudisi, hiristiyanı, putperesti paganı, deisti, ateisti, Afrikadaki zulu kabilesinden kutuplardaki eskimosu ve yenimo suna kadar tüm dünya yaka silkmiş bu ölüm makinalarının yanında kuzey kore lideri Adeta papaz jesus gibi kalmıştır. Çünkü bunların dişileri bir batında allahın tazyikiyle 9-10 kuzlamış adeta nüfus patlaması yapmıştır. Bunların padişahı 6 - 7 yaşındaki sübyanları haremine alırda bu gevatlar durur mu.? Onlarda aklı yeten kız çocuklarına bile damızlık dana gibi saldırınca, sayıları artmıştır. Kırmızı karınca sürüsü bile bunları kıskanır hale gelmiştir. Dünyayı kasıp kavuran bu acı vaka maalesef ki bulaşıcı bir hastalıktır. Eğer saf ve dangalak isen hemen anında bulaşır. yazıştığımız bu forumda bile hastalıklı aynı hastalık mensubu kişilere rastlamak mümkündür. Çünkü doğru bir şey yazıldığı ve çıkarlarına ters düşüldüğü anda salyası saçılan kuduz köpek gibi saldırabilirler. Tek dileğim dünyayı kasıp kavurmadan köklerinin kurutulması ve dünyanın bu illetten dezenfekte edilmesidir. Sağlıcakla kalın..
  4. En yakınım histamin hastası.. Bu nedenle Araştırmaktan doktora yazacak hale geldim. Histamin, kılcal damarlarda iletimi kolaylaştıran organik bir bileşendir. Ana kaynağı bazofil olan histamin, histidinden karboksilin giderilmesiyle üretilir. Salgı artırıcı protein yapıdadır ve tüm memelilerin dokusunda bulunur. Mide asit salgısını artırır. Bronşlardaki mukus salgısını da çoğaltır. Damarları genişletip ödeme sebep olma ihtimali de vardır. Kimyasal formülü c5h9n3 şeklindedir. Histamin, salgılandıktan kısa bir süre sonra kan damarlarını genişletmeye ve deride kızarıklık ve kaşıntıyı tetiklemeye başlar. Histamin alerjisi, kendisini kızarıklık ve kaşıntı haricinde, hazımsızlık, hapşırma, göz sulanması ve döküntüyle de belli eder. Kimi zaman, ev ve çiçek tozları, hayvan tüyleri ve çeşitli kimyasallar bu alerjinin tetiklenmesine yol açabilir. Histamin, vücudun alerjik tepki gösterdiği birçok madde sebebiyle meydana gelebilir. Kimi durumlarda, yumuşak kasların kasılmasına yol açar ve nefes alışverişini de zorlaştırır. işin ilginç yanı histamin artışına bağlı hastalıkların sinsice seyridir. Çoğu hekim bile bunun farkına varmaması nedeniyle teşhisi zordur. Benim hastam bu hastalığı ameliyat olduğunda öğrendi. Çünkü ameliyat esnasında kesilerden kan durmayınca koraspin kullanıp kullanmadığı soruldu. Hasta kullanmıyorum deyince kanın sulandıran etken üzerinde araştırma yaptık. ve karşımıza vücutta bazı vitaminlerin eksikliği nedeniyle karşımıza reseptörleri bloke edilemeyen histamin çıktı. Hastamızın gözleri sürekli sulanıyor. ve tüm vücudu kaşınıyordu. çok defa acilde serum tedavisi yapıldı. Klinik çözümler günlük yapılamayınca histamin reseptörlerini bloke eden ilaçlar kullanmaya başladı Her iki gözü kısa zamanda internal entropi oldu. kirpikleri korneaya zarar vermeye başladı. Kesinlikle yoğurt, hamsi, istavrit tüketmesin. seviye düşük ise az az alabilir. mayalı yiyecekler hastalığı tetikler. En etkili ilaç şu anda piyasada bulunan XYZAL 5 mg 20 film tablet etkilidir. Günde tok karnına 1 adet orta derece histamin hastalarına iyi gelir. Ancak yüksek seviyede hastalar için önerim B6 ve c vitamini almalarını öneriyorum. Etkileri belirgin şekilde devam ediyor ise bağırsak iltihabı olabilir. Konu sağlık olunca başka sormak istediğiniz bir şey olursa seve seve cevaplarım.
  5. Evet.. Başta cild ve göz..
  6. Neden ayıp olsun.. 20 yıllık ateistim. 2009 dan beri bu forumdayım.
  7. Evren matematiksel olarak düşündüğünde bir çok canlı gezegen barındırmaktadır. Örneğin bizim yıldız sistemimiz olan güneş in 9 gezegeni vardır. Yani yaşam olan gezegen sayısı 9 da 1 dir. Samanyolu galaksisinde tahmini 240 milyar Yıldız var olduğuna düşünürsek, bu orantıya göre 240/9=26.5 milyar gezegende daha hayat olma olasılığı vardır. Tabi her yıldızın gezegen sayısı 9 olarak hesaplandığında.. Yıldızların bazılarında 3-5 gezegeni olurken bazı yıldızların ise 100 lerce gezegeni bulunmaktadır. Bilim adamlarına göre sadece bizim galaksimizde 40 milyar canlı yaşam barındıran gezegen bulunduğu kuramıdır. Ancak bu açıklama bazı zeka katsayısı düşük olan vatandaşça yadırganmakta ve hatta "Madem başka yerde canlılar var ise biz neden göremiyoruz yada dünya ya bir tane dahi uzaylı gelmiyor" gibi saçma sapan zırvalar olmuyor değil. Peki sen okyanusun kıyısından bir bardak su doldurduğunda bardak taki suya bakarak o okyanusta balina olduğunu anlayabilirmisin? Arkadaş Sende bir uzaylısın.. peki hangi gezegene seyahat ettin. diye sormadan edemiyor insan. Kaldi ki sen 10 yıl sonrasının teknolojisi ile komşu gezegen Mars'a 9 ayda gidebilirsin. Uzayda erişim mesafesi canlıların erişim mesafesinin çok üzerindedir. Samanyolu Gökadası'nın Orion–Kuğu Kolu bölgesinde bulunan bizim güneş sistemimize en yakın yıldız 16.3 ışık yılı mesafededir. canlı gezegen olasılığı ile kötümser hesaplarsak 16.3 X 9 = 146.7 ışık yılıdır Tabi ki olası yaşam bulunan gezegene ışık hızında yol aldığımızı hesap edip 147 ışık yılında varırız. Bu nedenle ki genel ve özel görelelik kuramı çerçevesinde bir başka gezegene gitmek olası değildir. Ancak bu kuramın dışında kalan kozmik bir kuram çerçevesinde mümkün olabilir. Ama olasılıksal olarak eminim ki başka bir canlı gezegende bulunan muz cumhuriyetinde tiranlaşmış başka bir RT oradaki halka buradaki gibi diktatörlük yapıyordur. Çünkü uzay çok geniştir.
  8. Aslında bu konuda betimlemek istediğim kuru ve dengesiz beslenme tarzının inanç üzerindeki etkileri idi.e Ancak bazı üyelerin tevazu gösterip anlatılanın gerçeklik payını tartışmaya açmak yerine hakaret taktiğini seçmeleri insan egosunun nasıl tepe yaptığının acı bir göstergesi olsa gerek. Cahiliye dönemindeki arabistan diğer bölgelere göre neden bu kadar geri kalmış totemsel bir hayata sürüklenmiştir. Burada şunun altını özellikle çizmek isterim. Dünyanın yaşamaya elverişli olamayan bölgeleri nerelerdir. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk bölgelerin yaşamaya pek elverişli olmadığı muhakkaktır. Arabistan aşırı sıcak bir iklim barındırmaktadır. Dolayısı ile ılıman iklim seyyahları ve tüccarları bu bölgeye pek uğramazlar. Bir bölgenin kültürel gelişimi ise insan sirkülasyonu olduğu bir gerçektir. Hindistan , anadolu ve avrupa kuşağı bu hareketliliğe çok güzel bir örnek olsa gerek. Zaten binlerce yıllık ipek yolu ticaretin ve kültürel paylaşımın çok güzel bir örneğidir. Mekke ve Medine bölgesi ticari açıdan sınırlı bir ülke idi. Bu bölge, yetersiz tarım yanında hayvansal ürünler ve bölgeye has hurma ticareti boyutunu aşamazdı. Arabistan da toplumsal yapı devlet temelli olmayıp aşiret temellidir. 6ncı ve 7nci yüzyıllarda toplumun büyük bir kısmını aşiretler oluşturmaktaydı. Geriye kalanlar köleler ve tüccarlardı. Arabistan başlıca aşiretleri Şemmeri, Timyati, Enezi, Oteybi, Kahtani lerden oluşmakta Aşiret sistemi bu bölgenin otoritesini belirlemekteydi. vahalarda yaşayan yerleşiklerle (hadari), kırsal kesimde yaşayan göçebeler (bedevi), Cahiliye dönemi Arap toplumunun belli başlı iki temel unsurunu oluşturmuştur. Bölgedeki iki farklı hayat tarzını yansıtan bu tasnif, aynı zamanda yarımadanın birbirinden farklı coğrafi ve iklim özelliklerini de ön plana çıkarmaktadır. Zira bedevilik oldukça kısıtlı imkanlarla yaşayan ve coğrafi ve iklim özellikleri bakımından çok daha nasipsiz bir bölge olan Kuzey ve Orta Arabistan’ın hakim hayat biçimi iken, Hadarilik, yaşam imkanlarının çok daha çeşitlendiği güneyin hayat tarzını temsil etmiştir. Hatta Arap toplumu içindeki bu ayrıma islam yazarları dikkat çekmiş ve yarımadanın köy ve şehirlerinde yaşayanlar “arab”, çölde göçebe olarak yaşayanlarsa “a’rab: bedevi” olarak anılmıştır. İslam yazarları Bölgenin beslenme kültüründe her ne kadar kısmen de olsa deniz ürünleri de olduğunu belirtmelerine rağmen tutulan ürünlerin iç bölgede bulunan Mekke ve Medine gibi karasal bölgelere taze ulaştırılması pek mümkün görünmemekteydi. Kurutulmuş deniz ürünlerinden islam yazıtları yada hadislerde pek bahsedilmemektedir. Çöl iklimi ve bu iklimin getirmiş olduğu beslenme şartları neredeyse 20ci yüzyıl ortasına kadar yani petrolün ticaretine kadar hüküm sürdüğü bir gerçektir. Sefil denebilecek kıt kanaat şartlarda yaşayan ve ancak zorunlu ihtiyaçlarını temin derdinde olan bedevilerin temel besin kaynakları hurma ve süt idi. Av hayvanları istisna edilecek olursa bedeviler eti, ancak özel misafirleri veya şenlikleri için hayvan kestikleri zamanlarda yiyebilirlerdi. Avlanmaya düşkünlükleri ile bilinen bedevilerin avladıkları hayvanlar arasında, dağ keçisi, yaban sığırı, ceylan, yaban eşeği, tavşan, keklik, deve kuşu ve kertenkele yer almaktaydı. Pişirilerek yenen veya hurma ile karıştırılmak suretiyle ezmesi yapılan çekirge de bedevi sofralarında yer almaktaydı. Kısaca bölgeye özgü ekolojinin getirmiş olduğu zorlu hayat şartları totemsel inançları tetiklemişti. Arap yarımadasında ekonomik hayat, iklim şartları ve toplumsal yapıya bağlı olarak değişmekle birlikte, umumi olarak hayvancılık, tarım ve ticarete dayanmaktaydı. Hakim sınıfı oluşturan bedevîler, çiftçilik, sanat ve zanaat alanındaki faaliyetleri hakir görüp, geçimlerini büyük ölçüde hayvancılık, avcılık ve ticaret gibi yollardan temin ederlerken, yerleşikler daha ziyade tarım ve ticarete dayalı bir hayat sürdürmekteydi. Üç tarafından denizlerle kaplı olmasına rağmen, yarımada da balıkçılık oldukça sınırlı bir alanda yapılmaktaydı. Bedevi aşiretleri oligarşi temelli yönetim biçimleri nedeniyle aynı zamanda korsan ve saldırgan gurupların cirit attığı çöl sistemlerin acımasızlığı çöl korsanlarının acımasız yöntemlerini etik hale getirmişti. Bedevi korsanlar çadırlara baskın yaparak yağmalar ele geçirdiği tüm malları ganimet olarak görürlerdi. Bu baskınlarda kullanılan arap atları konaklama merkezlerini toparlanmaya fırsat bırakmadan vahalarda yakalar ve ganimeti bir nevi garanti altına alırlardı. Ana geçim kaynağı hayvancılık olan bedeviler, zorlu hayat şartlarının bir sonucu olarak sık sık komşu şehir ve köylerle bölgeden geçen kervanlara düzenledikleri baskınları da bir geçim aracı olarak görüyorlardı. Tarihin oldukça erken dönemlerinden itibaren ticaret yollarının çölden geçmeye başlaması, bedevi Arapları kervan saldırıları ve onların mallarına el konulması konusunda oldukça ustalaştırmıştı. Yapılan baskınlarda deve ve yiyecek çalmanın yanı sıra çocuk ve kadınlar da kaçırılıyor ve serbest bırakılmaları karşılığında fidye talep ediliyordu. Günümüzde bile Ürdün ve Lübnan bölgelerinde arab kültürünün bir parçası olan çöl korsanlığı halen faaliyetini sürdürmektedir. kısaca sınırlı Beslenme tarzının toplum üzerindeki ciddi etkilerinin arab yarımadasında otoriteyi ne denli etkilediği açıkca görülmektedir. Cahilliye dönemindeki totemsel inançların temelinde gıdaların putlara sunulması, en önemli faktörün gıda olduğunu göstermektedir. İslam yazarları İslam öncesi Arabistan’ını en iyi tanımlayabilecek 3 şey, çöl, deve ve bedevi olarak tanımlasa da benim kanatimce 4.etken hurma olmuştur. Hurma şekeri ve karbonhidratı yüksek olan bir çöl meyvesidir. Şekerin, şekere duyarlı insan bünyesinde ne kadar tahrip edici bir unsur olduğunu inkar etmek aptalca olur. Günümüzde amerikan beslenme kültüründe bazı aileler hayatlarından şeker bazlı gıdaları çıkarmakla kalmayıp çocuklarının pasta ve tatlı gibi ürünlerle tanışmalarını dahi engellemektedir. Şekerin insan hayatına etkilerine sayısız örnek verebiliriz. Yemeğe tuz ile başlamak-tuz ile bitirmek “Ya Ali yemeğe tuz ile başla.” (Sir’a) “Yemeğe tuz ile başlamak ve bitirmek yetmiş derde devadır.” (Riyaz’ün Nasihin) Aşırı Şeker, Tuz ve kolesterol ağırlıklı deve eti metobolizma dengesini bozduğunu söylemek ve toplumsal dengelere ne kadar etki ettiği yadsınamaz bir gerçektir.
  9. Muhammed ateist felan olamaz. Ateist madde evreninin gerçekliğinin farkında olan zihinsel sapkınlığın uzağında kalan demektir. Şeytanı insan yarattığına göre Muhammed bir şeytan dır. Şaban da şeytan değil bir melektir.
  10. Bu ülkede RT gibi bir oportonist var iken budala millet halen suçu alakasız mecralarda aramakta. Senin de, ananın da, karının da aklını karıştırıp göt kılı gibi yapan Saptırmacı Akp ve onun tezgahtarlarıdır. RT milletin ebesini becerse, Kuzey kore liderinden bileceksiniz. Öyle bir polim ki tükürmekten başka yol yoktur.
  11. Bizi 40 ülke bir araya gelse bu hale getiremezdi. Son nefesimize kadar savaşırdık. Çünkü düne kadar içimizde vatan sevgisini canlı tutan Deniz Gezmiş ruhu vardı. Bu Şeytanlar öyle bir geldi ki , Bizi içimizden yıktılar. Nazım hikmet oldular. Deniz'e sahip çıktılar. Koftiden Evren'i yargıladılar. Numaradan baş örtüsüne sahip çıktılar. Güya Darbeci deyip askeri içeri tıktılar. Hoca efendiye taptılar. Gezi de gençliğimizi tepeler iken, Meydanlarda nutuk attılar. Ama maalesef geriye ne ülkeyi savunacak aydın kaldı. Ne örgütlü millet. Geri de kalan sadece göt kılı ve illet.
  12. Canlı kavramından kurtulmak çok zor ama gerekli aynı zamanda.. Canlılığı maddenin davranış örneklerinden biri olarak kabul edince canlı-cansız arasındaki farklar kayboluyor. Canlı deyimini kullanmazsak, cansızı da kullanmamamız gerekiyor. Yalniz farklı davranışları olan tek bir madde var diyebiliriz bu durumda. Onlardan kurtulmak zor, çünkü bu terimler farklı davranışları betimlemede işe yarıyor. Yani maddenin davranışlarını simgeliyor. İlginç olarak onları kaldırmaktansa, onlara yenilerini eklemek de gerekebilir. Çünkü canlı ile cansız arasında yarı canlı maddeler de var. Aslında bu soruyu yukarıdaki yazınızdan dolayı sizin açıklamanızı yada sizin cevaplamanızı istememem gerekmez mi. ? Ya da BİYOLOJİK KANUNLAR SORUNU yazının bir bölümünde, insanların bilgiyi nasıl kazandıklarını epistemolojik olarak tanımlaman, temelde evrim sürecinde temel zihin diyalektiğinin içsel gelişimini olay-sonuç ya da yanlışın eliminize edilmesi gibi düşünürsek; Evren,> galaksi,> yıldızlar,> gezegenler,> biyolojik canlılar,> hücreler,> genler,> sıralamasında ister , otokatakinetik ya da kozmolojik istersende biyolojik canlılık kavramında ele alırsak aslında hepsinin bir rus matruşkası gibi iç içe geçtiğini birbirine evrim hafızasını aktardığı gerçeği ortaya çıkmaz mı,? Tüm hareketliliğin temel yapısallığından zaman denen kavramı çıkardığımızda geriye rasyonel bir davranış mı kalır.? değil ise ego-mental argümanların evrensel hareketliliğin nabzına güç katması fikrini yadırgamak kötümser bir düşünce olmaz mı? . Bence her denge kendi potansiyelini, varlığını sürdürmek için gizler. işte bu nedenle kıskanç sagittarius sinsice milkway'e yaklaşarak kozmik egosunu kusmuştur. Savaşın galibi milkway gibi görünse de hedefine ulaşan Sagittarius 'tur. Bilinen literatür kozmik yanılgıya düşürülmüştür. Gerçek olan hangisidir. Sagdig - Sagdeg yada zodyak takım yıldızı başlıklarıyla durağan kozmik aldatmaca burnumuzun dibinde 3.4 milyon ışık yılı mesafede devam etmektedir. Bu gün meksika körfezini oluşturan meteor çarpması kozmik ego savaşlarının en güzel örneğidir. tüm yıldız ve gezegenleri incelediğimizde dahi otokatakinetik ya da kozmolojik nasıl tanımlarsan tanımla sende, bende yada temel hücrede dahi evrimsel egoyu görür bu durumun dışına çıkamayız. Ta ki halen bir araştırma konusu olan ve gizemini bir türlü çözemediğimiz plüton gezegenin uydusu ile hareketlerine bakan kadar. işte sevgili hacı en büyük kozmik çekişme burada yatmaktadır. Plutonun en büyük uydusu Charon kendi gezegeni ile yörüngesel dengesizlik içindedir. Çünkü kitlesel eşitliliğin birbirine yaklaşması kaosu oluşturmakta evren güç dengesinin egosal hareketliliğine en güzel örnek oluşturmaktadır. tıpkı bizi biz yapan epistemolojik egomuz gibi kozmik alanın da kontrolü için yarış devam etmektedir. (Devam edeceğim. )
  13. Haklısın.. Bu forumda bazı başlıkları istesek te açamayız. Evrim kuramına aykırı olur. İzafiyet teorisi ve genel görelelik yasası hüküm sürdüğünce madde evreninde sıkışıp kalmak bize cuk oturur. Evren canlılığı hakkında yazmış olduğunuz yazıya dikkat çekmek için böyle bir başlık açtım. Eğer ki evren araçları örneğin bir galaksi eğer canlı ise bu canlılığın kaynağında zihinsel argümanlar yaşıyor olabilir mi. Yaşıyor ise bencil ve egoist olma ihtimali nedir. Sevgili hacı yarı canlı tanımlaması yerine zeki canlı tanımlamasını öngörmek evrenin canlılığı hakkında bize tutarlılık yolunu açmaz mı. bundan Kastım elbette kesinlikle biyolojik canlılığın kozmik karşılaştırılması değildir.
  14. Asıl gerçek gittikçe vahşileşen müslüman aktiviteleri, Kuranda bomba yok. Ama şu anda Kuran+iman=Bomba Alfred nobel bilseydi bomba icadının yanından bile geçmezdi.
  15. Boyla Kutlug mantıklı bir tanımlama yapmış. Benimde muhammed'in zeki ve pratik bir zekaya sahip olduğu yönündedir. Muhammed islamı yayarken Başta tevrat incil, paganist fikirler ve putperest kaynaklardan çokça yararlanmıştır. Ancak Şunlarıda eklemek isterim. Muhammed islamiyeti tek başına oluşturmamıştır. bu islamiyet ütopyasında Muhammed in yol arkadaşı olan 2 yahudinin rolü olduğunu, bunların tevratı çok iyi bildikleri, cahilliye dönemindeki arapların tapınma ve kandırılmasının basit olduğu gerçeğidir. Böyle bir senaryo tek başına yazılamaz. Kanaatimce vahiyleri kaleme yada ayete dönüştüren geri plandaki bu yahudilerin olduğudur. islamiyet kuralları ile tevrat kuralları yoksa bu kadar benzerlik göstermezdi. Muhammed yakın çevresiyle olan ilişkileri mükemmelleştirmek için sıkıştığı noktada ayet yazmış ve kendisini dokunulmaz ve sorgulanamaz hale getirmiştir. Ancak muhammedin hesap etmediği şey yarattığı din ve kitabın yaşadığı çoğrafyada bu kadar ilgi ve kabul göreceğidir. İnanan sayısı arttıkça sorgulayan ve şüphe eden sayısı da artar. Kuranı tamamladığında sanıyorum çok soru ve şüphe uyandıran aynı zamanda hesap hatalarıyla dolu ayetler vardı. Muhammed ten sonra kuran çok tefsir edilmiş ve araştırmalara göre 5-6 defa yenilenmiştir. Ancak yine de çok sayıda mantık ve hesap hatası ile doludur.