Cesed

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    512
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

4 Takipçiler

Cesed Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

325 profil görüntüleme
  1. Tanrı determinist olmayacak bir şekilde insanı yaratmış ve insanı yapacaklarından dolayı sorumlu tutmuş. Yani kanunu, sonucun belli olmayacağı şekilde koymuş. Ki böyle bir yaratım determinist yaratımdan çok daha komplekstir. Önceden sonucun kestirilemeyeceği şekilde olan bu kanundan dolayı sonuç hiçbir zaman sürecin sonuna kadar belli olmaz. Bu yanlızca benim bir görüşüm ve bu konuda çok bilgili değilim.
  2. (Hud 11/13) أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا۟ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِۦ مُفْتَرَيَٰتٍ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ Yoksa onu (Kur’an’ı), o uydurdu mu diyorlar? Onlara de ki “İddianızda samimi iseniz, Allah ile aranıza koyduklarınızdan[*] çağırabileceğiniz herkesi çağırın da bunun dengi on sure uydurup getirin bakalım.” [*] Dûn, sözlükte, üstün zıddı, en üst mertebeden beri, ondan aşağıca, yakın, önce ve başka anlamlarına gelir. Açıklamalar böl. "Dûn = Allah'a Karşı Aracılık" başlıklı yazıya bkz. (Yunus 10/38) أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ ۖ قُلْ فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ مَنِ ٱسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ Yoksa onu o (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki “Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da onun dengi bir sure getirin. Samimiyseniz yaparsınız” (Tur 52/29) فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ Onları bilgilendirmeye devam et. Sahibinin nimeti sayesinde sen, ne geleceği bildiğini sanan birisin (kâhin[*]) ne de cinlerin (şeytanların) etkisindesin. [*] Kahin, geleceği bildiğini sanan kişidir. Hakka 69/42 (Tur 52/30) أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ Yoksa şöyle mi diyorlar: “Şairin teki; başına gelecekleri bekliyoruz” (Tur 52/31) قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ De ki “Bekleyin, ben de sizinle birlikte bekliyorum.” (Tur 52/32) أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَٰمُهُم بِهَٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ Bu duygusallıktan uzak bir karar gereği midir? Yoksa onlar bir azgınlar topluluğu mudur? (Tur 52/33) أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ Ya da “Kur’an’ı kendi uydurdu” mu diyorlar? Aslında onlar sana güvenmiyorlar. (Tur 52/34) فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ Sözlerinin arkasındaysalar Kur’an gibi bir söz getirsinler. (Tur 52/35) أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَٰلِقُونَ Onlar yoktan mı yaratıldılar yoksa yaratan kendileri mi? (Tur 52/36) أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Aslında söylediklerine kendileri de inanmıyor. (Nisa 4/82) أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ ۚ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ ٱللَّهِ لَوَجَدُوا۟ فِيهِ ٱخْتِلَٰفًا كَثِيرًا Kur’an’daki ilişkiler ağına bakmazlar mı? Eğer Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok sayıda çelişki bulurlardı.
  3. Sen öyle diyorsan de ben öyle demiyorum.
  4. Hiçkimse sana kuran Allah'ın kitabıdır dedirtemez, kuranı gönderen seni de biliyordur. Okursun bu Allah'ın kitabı ya da değil dersin o kadar.
  5. Şey elbette düşünceler planlar içinde kullanılır. Allah kalbindekileri bilir. (İnsan 76/1) هَلْ أَتَىٰ عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ حِينٌ مِّنَ ٱلدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْـًٔا مَّذْكُورًا İnsan ile ilgili ilk bilgi oluşuncaya kadar[1*] çok zaman geçmiş olur[2*], değil mi? [1*] mezkûrâ(مَذْكُورًا): Hakkından bir bilgi olan, sözü edilir, zikre konu, bahse konu. O insan, önceleri hiç bir şey değilken kendini yarattığımızı aklına getirmez mi? (Meryem 19/67) [2*] Örneğin 1970 doğan bir insan açısından, kendisi ile ilgili hiçbir bilgi yokken, yer ve gökler yaratılalı çok uzun zaman geçmiş olur. O insan ana rahmine düşene kadar, sözü edilir bir varlık bile değildir. Her şeyin ezelden (varoluşun başlangıcından) itibaren yazılı olduğu iddialarını boşa çıkaran bu ayetten anlaşılacağı üzere Allah Teala her şeyi ezelden yazıp kenara çekilmiş değildir. İş ve oluş sürekli O’nun yönetimi altındadır (Hud 11/123) ve O, sürekli işinin başındadır (Bkz. Bakara 2/256). (İnsan 76/2) إِنَّا خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَٰهُ سَمِيعًۢا بَصِيرًا Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş yumurtadan[1*] yarattık. Yıpratıcı bir imtihandan geçireceğimiz için onu dinleyen ve gören[2*] bir varlık haline getirdik. [1*] Döllenmiş yumurta diye tercüme ettiğimiz kelime nutfe = ‘dir. Nutfe az su, çocuğu oluşturan şey anlamlarına gelir. emşâc kelimesi ise, karışımlar anlamına gelir. (Lisan’ul-Arab) Arapçada çoğul, en az üç olduğundan nutfetun emşâc ; üç veya daha fazla karışımı olan sıvı demek olur. İnsan ile ilgili ilk bilgi, bu sırada oluşmaya başlar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Analarınızın rahminde sizi, kendi tercihine göre biçimlendiren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O üstündür, doğru kararlar verir.” (Al-i İmrân 3/6) [2*] Basiretli: Hayvanlarda görürler ama basiretli değillerdir. Oysa insanların görme engellileri bile basiretlidir. Görme anlamı verdiğimiz basiret kelimesi, arka planını görme, vizyon sahibi olma anlamlarına gelir. Örneğin koyunlardan birini keserken, diğer koyunlar otlamaya devam ederler. Bu, görmediklerinden değil basiretli olamadıklarındandır. Gözleri olan bedeni basiretli yapan Ruh’tur (Bkz. Secde 32/9). Kendisine verilen basiret ve dinleme özelliklerini kullanmayan insanlar Allah Teala tarafından yerilmiştir (Bkz. Araf 7/79, Furkan 25/44) (İnsan 76/3) إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا Ona doğru yolu gösterdik; ister görevini yapar, isterse o yolu görmezlikten gelir (kâfir olur).
  6. Bir eylemin bir sonucu olur, birden fazla eylemin birden fazla sonucu olur. Allah herşeye ölçü koymuştur. Sen nankörlük yaparsan cehenneme gideceksin, şükredersen cennete, çalışırsan başarılı olursun, yatarsan başarısız olursun. Allah seni tercihte özgür bırakmış elbette Allah hangi tercihin sonucunda ne olacağını bilir, ama senin hangi tercihte bulunacağını hangi yolu seçeceğini belirlememiştir, yani senin yapacağın eylemin hangisi olacağı hakkında bilgi yoktur.
  7. Şey ne demek onun anlamını sen biliyor musun? Ben desem ki haftanın 8 . gününü biliyor musun. Sen ne dersin ya da Allah haftanın 8. gününü bilir mi diye sorsam Allah bilir mi? Var olmayana şey denmez. Zaten Allah önceden herşeyin nasıl olacağını bilse gelecekte ilgili vaadde bulunur mu ? Söz verir mi? Allah'a güvenin der mi? Sabredin der mi? İmtihan olacaksınız der mi? Vaadim haktır der mi? Müjdeci ve uyarıcı gönderir mi?
  8. Aynen Allah kuranda ne dedi ise o gerçektir. Kardeş mantıklı bir şekilde düşünürsen, Tanrının önceden bilmesi ile o şeyin önceden kesinleştirilmiş olması arasında bir fark olmadığını anlarsın eğer Tanrı sonucu belli olacak şekilde insanı yaratıyorsa onu hiçbirşey hakkında sorumlu tutmaya da hakkı olmaz. Aynı zamanda eğer Tanrı olacak herşeyi biliyorsa ve bunu ezeli geçmişte belirledi ise herşey bilgi olarak ezelde var olmuş olur. Tanrı herşeyi ezelde biliyorsa ve Tanrının bilgisi de değişmeyeceği için evrende Tanrı da dahil hiçkimsenin iradesi olamaz. Herşey bir filmi ileri geri sarmaya benzer.
  9. (Muhammed 47/31) وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّىٰ نَعْلَمَ ٱلْمُجَٰهِدِينَ مِنكُمْ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَنَبْلُوَا۟ أَخْبَارَكُمْ Şurası bir gerçek ki içinizden mücadele (cihad) edenleri ve sabırlı davrananları öğreninceye; haberlerinizi ortaya çıkarıncaya kadar sizi zorlu bir imtihandan geçireceğiz.
  10. (İsra 17/15) مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.
  11. (Araf 7/179) وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ Cinlerden ve insanlardan birçoğunu gerçekten Cehennem için beslemiş olduk[1*]. Kalpleri vardır onunla anlamazlar; gözleri vardır onunla görmezler; kulakları vardır onunla dinlemezler. Onlar en’âm (koyun,keçi, sığır ve deve) gibidirler. Hayır! Daha da düşüktürler. Ne yaptıklarının farkında bile olmayanlar[2*] onlardır. [1*] (verdiğimiz ömrü kötü kullandılar) ذرأ kelimesi, yaşlanma anlamına geliyor. ذرأ الله الخلق، أي: أوجد أشخاصهم. Müfredat [2*] Gafil (Hud 11/118) وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ لَجَعَلَ ٱلنَّاسَ أُمَّةً وَٰحِدَةً ۖ وَلَا يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ Eğer Rabbin farklı tercihte bulunsaydı1 insanları tek bir toplum (ümmet) yapardı. Serbest bıraktığı için aykırı davrananlar eksik olmayacaktır. [*] Bkz. Bakara 2/20’nin dipnotu. Buradaki kanun insanların hür iradeye sahip kılınmış olmalarıdır. (Hud 11/119) إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ ۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ ۗ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ Rabbinin ikramda bulundukları başka[*]. O insanları bunun için (muhalefet için) yaratmıştır. Rabbinin şu sözü gerçek olmuşturtutmuştur: “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım.” [*] Allah’ın nimet verdiği kimseler için bakınız Nisa 4/69. (Secde 32/13) وَلَوْ شِئْنَا لَءَاتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَىٰهَا وَلَٰكِنْ حَقَّ ٱلْقَوْلُ مِنِّى لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ “Yola gel” diye emretsek[*] herkesi yola getirirdik, fakat şu sözün bana ait olduğu doğrudur: “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım.”
  12. Eğer cevap veremediysem seni anlamıyorumdur. Kaçmaya çalışmıyorum.
  13. Mevcut hayatındaki tüm zamanı ve imkanı kullarak Allah'ın ölçüsüne göre yanlış olaracak davranışları yaparsan ozaman en kötü yere gidersin.
  14. Hayır cezanın sonsuz dereceleri vardır sen işlediğin suçun derecesine göre cezalandırılırsın. Bu yüzden ne yaptığın her zaman önemlidir.
  15. (Kehf 18/65) فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا Sonra kullarımızdan bir kulu buldular. Ona katımızdan bir ilim öğreterek ikramda bulunmuştuk. (Kehf 18/74) فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا Sonra yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar; o hemen çocuğu öldürdü. Musa dedi ki "Sen cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu, anlaşılmaz bir durum meydana getirdin." (Kehf 18/80) وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا Oğlana gelince, anası babası inanıp güvenmiş (mümin) kimselerdi. Onları azgınlığa ve nankörlüğe sürüklemesinden korktuk. (Kehf 18/81) فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا İstedik ki Rableri, onun yerine daha[1*] hayırlı ve daha merhametli[2*] bir çocuk versin. Bu ayetleri de düşün Allah zaten müdahale ediyor. Ben seni anladım. Cevabım şöyle islamda hiçkimse hiçkimsenin suçunu çekmez, hiçkimse hiçkimsenin kazancından yararlanmaz, herkes yaptığının karşılığını görür, hesap günü anne ile çocuk arasında, kardeşler arasında, dostlar arasında bir bağ kalmaz. Sen eğer kendi mantığınla birine faydası olsun diye bir çocuğu öldürürsen, ahirette cezalandırılırsın çünkü sen o çocuktan sorumlu değilsin sen kendinden sorumlusun. İnsanın en büyük dostu kendisidir. İnsanın en büyük düşmanı kendisidir. Tüm dünya iyi olsa sen olmasan tüm dünya cennete gider sen değil. Tüm dünya kötü olsa sen olmasan tüm dünya cehenneme gider sen değil.