leonardo18

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.686
  • Katılım

  • Son ziyaret

leonardo18 kullanıcısının paylaşımları

  1. Fırat Çakıroğlu umrumda değil. Sen gösteri yapan gruba taşla sopayla saldırırsan geberip gidebilirsin. Kızılay'da şeriatçılar yürürken adamlara saldırıp ölsem umrunda olur mu? -Olmaz. O zaman boş konuşmayalım. - Bu zamanda Sünni ne demek ben bilmiyorum. Lütfen tanımlar mısınız? - Fethi sekin işini yaparken ölmüştür. www.change.org'da çocuklarının özel okulda okutulması için kampanyalar var. Gidin imzalayın. - Yasin Börü: Ben kitle baskısı sevmem. Biz burada AKP'den Sünnilerde, ülkücülerden ne çekiyorsak, kürtler de PKK'dan aynısını çekiyorlar. Hukuki olarak tamamen yanlış ve ilkel toplumlara özgü bir şey. Gencecik çocuğu linç etmişler. Olacak iş değil. - Berkin Elvan hakkında konuşmamalısın. Ölmüş insanın arkasından laf etme. Çocuk ekmek almaya giderken polis fişeği ile ölüyor. O sıralar belki 20-30 kişi benzer şekilde ölüp gidiyor. "Ermeni", "Alevi" diye ırkçılık yapman utanç verici. Yıl olmuş 2017, yakında çıkıp "Türk ırkından değil" filan da dersin. Genç yaşta böyle faşist düşünceyi kafanıza kim sokuyor onu anlamadım. - İlk ikisi hakkında böyle konuşmamalısın. Ama Fırat Çakıroğlu sokak kavgasına girmiş ve bu yüzden ölmüştür (yanılıyorsam düzelt) - Ben faşizmi sevmiyorum. Genç olup da çok akıllı laflar eden insanlar oluyor. Sanırım onlardan birisin. Benim ülkesini seven / önemseyen adamlar bir derdim yok. Ama Hepar / Mepar ne oluyoruz? Bu yaşta öyle işlere girmeni yadırgıyorum. (benim düşüncem). Her türlü vatanseverliğe / ülke sevgisine açığım. Ama ırkçılık yapan, şovenist laflar eden kişilerden hoşlanmam. - Ben böyle bir zihniyetten yana değilim. Ölmüş bir çocuk hakkında böyle konuşulmamalı. - Evet. Üçüncü görüş. Gençken senin gibi Feto okulundan çıkma faşist bir arkadaşım vardı. Sonra çok kötü oldu. bir defalığına bir görün istersen. - Ermeni, alevi, komünist kötü. Yahudi nasıl iyi mi? Peki Çingeneler? Suriyeli mülteciler? Kürtler? - Gaz odası da yapalım mı? seni de içine atalım mı? - YAsin Börü'ye bir şey demedim. Fırat Çakıroğlu bilerek solculara saldırmış ve ölmüştür. Sokak serseriliği yapmasaydı ölmezdi. Dİğer iki örnek konusunda sana katıldığımı söyledim. / Sen çok sert bir aileden gelmişsin galiba. gençken hepimiz benzer şeyler yaşadık. Da bu yaşta kalbini bu kadar nefretle doldurma bence. Onu söylüyorum bir tek. Haci: Ben sadece gerçek islamı savunuyorum. Gerçek İslam budur: https://www.youtube.com/watch?v=oJ6sGIjWXqM
  2. Ben bu son mesajı çok beğendim. Aynen de katılıyorum.
  3. Diğer Başlığa koyduğum için kusura bakmayın. Bu sıralar ilginç şeyler çıkıyor, onları paylaşacağım: https://www.youtube.com/watch?v=Nuuh_JK6xS0 https://www.youtube.com/watch?v=f39GLQnXInk https://www.youtube.com/watch?v=vSK67qNtxXM https://www.youtube.com/watch?v=CD8ywduj_hs Bu da biraz ciddiyet: (Bir Parkta Başörtülü bir kadının çantasına kimse göz kulak olmak istemiyor): https://www.youtube.com/watch?v=M0dMkFxIe4Y
  4. Üçüncü Görüş, 31 çeken zenci resimli bir trolümüz vardı. Sonra "Refik" kılığında gelmişti. Forumdan atılma manyağı olmuştu yine de gelmeye devam ediyordu. O sen Misin?
  5. 1) oyunun Kuralları hiç adil değil. AKP bir sürü ev kadınına maaş bağlayarak, gençleri işe sokarak, insanları kadroya alarak, kömür vs. dağıtarak seçim rüşveti veriyor ve bu uygulamalara yıllardır engel olunmuyor. 2) Basın denetimi çok fazla. Demokrasilerde basını ele geçirmişsen ülkenin %90'ı senin demektir. Bizim basına gezi olayları bile yansıtılmamıştı. 3) Sistemi beğenmiyorum. Bize gerekli olan a) iki dereceli (Fransa gibi9 bir seçim sistemi. Böylece popülist bir parti gelirse, ikinci aşamada herkes diğer partiye oy verir ve facia önlenmiş olur. b- Seçim barajının düşürülmesi. Ben yıllardır sosyal demokrat filan değil, komple sosyalist veya çevreci bir parti istiyorum. "mecbur kaldığım için" bana uymayan partiye oy vermek istemiyorum. 4) Dünyanın nereye gittiğini anlamam gerek. Trum'du, Putindi, Brexitti derken kafayı yiyeceğim. Bir de Fransa'da Löpen seçildi mi tamam. Dünya çapında rezalet yaşanması seçim yapma gücümü etkilemeye başladı. 5) Hiçbir şey değişmiyor. 1997 Türkiye'si ile, 1977 Türkiye'si arasında neredeyse çağ farkı var. Sokaklar, insanlar, zihniyet, hiçbir şey birbirine uymuyordu. Ama 1997 ile Bugün arasında ne fark var? diye sorsanız: - Herkesin elinde akıllı telefon var - Otobüs bitti, millet ucuz uçakla geziyor. - TV ve Bilgisayarlar inceldi. - Kaset ve CD olayları bitti. Müziği internetten beleş indiriyorsun. O kadar, Ankara'nın kent merkezine insen, solucan deliğine düşüp 20 yıl geri gitsen, muhtemelen 3-5 saat geçmeden ne olduğunu anlayamazsın. 6) Gına geldi: 90'larda ben çocuk/gençtim, oy verme ehliyetim de yoktu. Tabi üzülüyordum ama bana G.ren Çıkan yoktu. Şİmdi bir çok şey batmaya başladı. Ben İstanbul'un merkez ve Turistik yerlerini çok gezdim. Metro sistemini ve vapurları filan çok severim. Buradaki otobüs/dolmuş olayı çok iğrenç. Her zaman çok kalabalık, bir sürü fakir insan var. Kimse yemeklerden sonra dişini fırçalamıyor. Gaz çıkartma filan çok yaygın. O kadar ki dolmuş mesafesini taksi ile gidiyorum (tıpkı 90'lardaki gibi). - Onun dışında AVM'ler yapılıyor, lüks araçlar ve lüks tüketim artıyor, "Kıro" tanımındaki adamlar gittikçe "sosyete Kıro" gibi yeni (ne kadar yeniyse o da) bir türe doğru evrimleşmiş. Da her şey aynı. Metro'nun bile Ankara metrosu olduğunu hemen anlarsın. 1997'de beri çok az büyüdü, ve her zaman çok kalabalık (ve pis). 7) Konuştuğum insanlar, özellikle halk kesimi. Ya AKP'lidir ya MHP'lidir. PKK'dan nefret ederler, Fetodan nefret ederler. Obama gibi liderleri sevmezler. Putin gibi birine hayran olurlar. ve daha da bilmek istemediklerim var. Mesela mezhepsel nefret duyalar, dini nefret duyarlar, etnik nefret duyarlar, bıraksan aşiretlere, kabile hayatına geri dönerler. - / Öyleyse dövüş adil değil. Sylvester Stalonne'nin öyle bir filmi vardı. Futbol takımının kaptanı idi ve Nazileri kendi ülkelerinde kötü koşullara rağmen yenmişti. Da ben 15 Temmuzdan beri benimle dalga geçildiğini hissediyorum. Şundan da bıktım. Gideceğim şimdi orada (bizim mahalle) çoğu güler yüzlü, CHP'Li filan, Mahallenin muhtarı filan orada, çoluk çocuk gelmişler. En çok da o yüzden katılmayacağım. 90'lardan beri bende bir bıkkınlık oluştu. Refah partisi / AKP gitsin. Melih gökçek gitsin, Tayyip gitsin. Tayyip gitsin diyorum, Çünkü Tayyibin başbakan olduğu dönemde doğanlar şim 16-17 yaşındalar, gelip bu tür forumlara filan yazıyorlar. Bu, bir de bu fakir "sürü" ile ne yapılacağı konusuna (ben değil) karar verilmesi lazım. Yani bu adamlar önce tüm bunlara çeki düzen verip şekle sokacaklar, sonra bana diyecekler ki "ey seçmen, görevini niye yapmıyorsun?" - Eğlenmek isteyen adama ben ne diyebilirim ki? Bir sürü işim gücüm var, zamanım da kıymetlidir. Seçim demek, demektir ki "ey vatandaş, bu ülkede ne yapılmasını istiyorsun?" Ben Maça gider gibi seçime gidemem ki. Doğru dürüst bir şey sor. Sonra beni sandığa çağır. Bu nedir 3-4 ayda bir iyice seçim manyağı olduk. Gören de bizi İsviçre sanacak. Özetle, niye gitmem gerekiyor onu anlamadım. Kimseye kötü örnek olmak da istemem. Da benim mesela bir imajım var. Bu adamlar imajımı zedeliyorlar. RP 5 sene 10 sene olsun. Anladık. Da adamlar bitmiyor. Gına gelmiş halde. 1995 filandı. %50 almışlardı. O zamandan bu zamana, %50, %50 gidiyor. Bu bence ciddiyet değildir. Hükümet ciddiyet gösteremiyorsa ben niye göstereyim? "Görev" ise, önce devlet belirli bir ciddiyeti sağlasın, sonra bende ciddiyet beklesin. Ben şu anda referandumda "Evet" bile diyebilirim. kafam o denli sulanmış durumda. Hele Temmuz ayından sonraki gelişmeler Afrika ülkelerini aratmıyor. Yani ben şu anda Hükümetin / meclisin referandum yapacak yüzü nerden bulduklarını zaten merak ediyorum. "Kitleye" gelince de, Onlar da bir karar versin artık. Çünkü 2037'de Refah Partisi, veya devamı yine birinci, MHP yine ikinci parti filan olacak. Bir de Putin de, Tıpkı Erdoğan gibi, 16-17 senedir başta ve gitmiyor. Yani bir "gelen gitmiyor" durumu da var. - O zaman bana ne soruyorsun? Gitmeyeceğini zaten söylüyor. demek istediği "Gelin de bana 'seni çok seviyoz, kalmanı istiyoz' deyin, ya da demeyin siz bilirisiniz" diyorlar. Kimse kusura bakmasın da S.rım böyle işe. Bu ne o zaman? Başörtülü, sosyete pazarı karıları ve onların kocaları ile ne yaparsa yapsın. Benim mahaleye komple seçmen kağıdı göndermesin. Böyle seçim de olmaz, böyle iş de olmaz, rezaletin de daniskası, Hiç hoşuma giden bir durum da değil. Seçim demek bana seçim hakkı verilmesi demek. şimdi referandum yapılacak. Sonuç zaten belli. Dünya da yıkılsa aynı sonuç çıkacak. BU dediğim de siyasetçinin işi. Yani şu anda bana sorulan bir şey yok. Peki bana bir şey sormuyorsa niye "seçim "yapıyor? Yaz yaz bitmez. referandum günü muhtemelen işim olacak. benden bu kadar.
  6. Önce Ateistler 'den başlayalım: 1) Sokak Ateisti: Dini bir birikimi olmadığı için inançsızdır, ilgi de duymaz, öylece yaşayıp gider. 2) Siyasal Ateist: Bir düzeyde dinin olumsuzluğunu görmüş kişidir. Belirli kurallara tutunarak dini sürekli eleştirir ve ortadan kalkması gerektiğini savunur. 3) Felsefi Ateist: Bu düzeydeki adam kendi düşüncesinin ilkelerini daha iyi bilir. Ama diğer görüşler hakkında da bilgi sahibidir. Mantıklı tartışmalara girebilir. Alternatifleri araştırabilir. Nitelikli düşünüp genel ilkelerin dışında da bazı sonuçlara görüşlere sahip olabilir. 4) İyice Bilgi edinmiş ateist: Bu kişinin inancı olmaz diye bir şey de olmaz. felsefi kavramlar dışında, manevi / mistik konulara da girebilir. Bunlar üzerinde düşünebilir, hatta bir inanç sistemi bile olabilir. Dindar / İnançlı kişiler: 1) Sıradan adam: burada sık sık anlatıldığı gibi dini konuları didik didik incelemez. Az buçuk bilgisiyle dinini yaşar veya yaşamaz. 2) Koyun sürüsü: Katı / baskıcı / zorlayıcı bir ortamdan gelmişse, bilimsel gelişmelerden eğitim kurumlarından uzaksa, bildiğini zannedip, bir şey de bilmeyen, kendine ve başkasına zarar veren insan modelleri olabilir. Burada üzerinde en çok konuşulan insan modeli de budur. 3) Bilerek / Araştırarak yaşamaya çalışan kişiler: Bu iş söylendiği kadar da kolay değildir. Ama Tanrı ile arasına kimseyi sokmamak, 2'İnci gruba düşmemek için, en sağlıklı din yaklaşımının bu olduğu söylenir. 4) Olaya daha felsefi / mistik yaklaşabilenler. Teknik açıdan bunlarla 4'Üncü seviye ateistleri arasında fark yoktur. Çünkü bilgi birikimi olduğu gibi, farklı görüşlerle tartışmaya da girebilirler, inancı taraftarlıkla karıştırmadıkları için, çok daha mantıklı sonuçlara varıp bunları uygulayabilirler.
  7. Siz de haklısınız da, böyle seçime katılmak istemiyorum. Ben 90'ları da yaşadım. Dinci parti / dinci-milliyetçi parti olayı bitmiyor. Gerçek siyaset yapılamıyor. 1999 / Ecevit döneminde bu refah Partisi olayının bitmesi ve 8 yıllık eğitim sayesinde gelecekte son bulması filan öngörülüyordu. Demek istediğim zaman kıymetli bir şeydir. Aradan 20 sene geçmiş, O zamanki Erbakanın rejim değişikliğini filan konuşuyoruz hatta bunun için sandığa gidiyoruz. - İşim olursa gitmem. Ala ala, Sonuçta benim yetkimi genişletmeyecekler. Benim yetkimi genişleteceklerse geleyim. Bende başka herkesin yetkisinin genişlemesinden de bıktım usandım. 1 allahın kulu da gelip "senin yetkilerini genişletelim mi? 2033 yılına kadar bizim manevi ve siyasi liderimiz olur musun?" demiyor. Benim niye dünya çapında bir okullar ve takım elbiseli müritler ağım yok? Bu seçimin konusu Benim yetkilendirilmem olmalı. Başkasının değil.
  8. - Yorum farkı. MS 700 senesinin yorumu ile 2017 yılının yorumu aynı olamaz. 1) - Hiçbir din mantığın dışına çıkmayı öneremez 2) - Din mantığa dayalı olmak zorunda. İlk cümle: 21 yy'da buna gerek yok. Bütün toplumların dinleri vardır. Her birinin içinde de, manevi ihtiyaç duyan kişi için faydalı bilgiler vardır. Günümüzde elçi kendinsin. Kızacaksın ama bu konuda Yunus Emre / Mevlana gibi kişilere yönelebilirsin. Kaldı ki piyasada her insanın erişimine açık bir sürü ilginç yazılar kitaplar var. - Elçi bence yine de var. Mesela Yaşar Nuri Öztürk (Muhammed / Mevlana kadar olmasa da) gayet de bu döneme uygun bir çeşit elçidir. İlla mucizevi şeyler olmasına gerek yok. - İkinci cümle: tipik isyan zihniyeti. Ama Tanrı'nın kim olduğu, Dünya'da tam olarak ne yaptığı öyle basit bir mesele değildir. O yüzden ben diyorum ki din zaten kendi içinde yeterince karmaşık ve zaman isteyen bir şeydir. Yıllarca araştırma yapıp ölünceye kadar kütüphane dolusu kitabı, çizerek / notlar alarak okuyan insanlar vardır. Onun için dini siyasete veya eğitime sokmak en basit anlamda ciddiyetsizliktir. Tanrı (Olduğunu kabul edersek) senin ne yaptığınla ilgilenir. Komşuna, çouluğuna çocuğuna, toplumun geri kalanına bir şeyler yaptırtmak bir nevi oyalanmadır. O siyasal İslamdır, bireysel arayışlarla / mistik yaklaşımla da tutarlı değildir. O zaman ben parayla adam tutayım, benim adıma 5 vakit namaz kılıp oruç tutsun (Kilisenin cenneten yer satması gibi). Bunlar saçmalıktır.
  9. Der Spiegel özel sayısında kısa ve öz bir makale var. Tüm bu "cemaat" ve "Hizmet" konusu ile ilgili ilginç tartışmalar var. - Gülen kendini islami bir filozof olarak tanıtıyor, Okullarda bir takım güler yüzlü etkinlikler düzenleniyor. dışarıya hep "dinler arası dayanışma" mesajları veriliyor, hatta Gülen okullarında çalışanların (yurt dışındaki) Gülenden haberi bile olmuyor. Özellikle ABD'de gayet seküler ve bilimsel eğitim verilen (ve iddialı9 okullar bulunuyor. - Yine de bu güzel görüntünün altında olumsuzluklar var. Türkiye'de özellikle fakir çocuklara yaklaşıp bedava yurt / okul / harçlık filan veriyorlar. Ama bu yurtlarda filan kalmak da öyle ücretsiz değil. manastır düzeni var. belli saate kalkarsın, belli saate ibadet edersin, diğer saatlerde çalışırsın. Orada kalmayı seçersen yavaş yavaş içine işlerler ve onlardan biri olursun. Çıkmaya karar verirsen, evine / köyüne geri dönersin, okuyamazsın, Amerika'dan Standford Üniversitesinden diploman olmaz, gider asgari ücretle çalışırsın, olayı da unutursun. - Bu açıdan Katolik bir örgüt olan "Opus Dei"'ye benzetiliyor. Okul bitene kadar elemanlar zaten söz konusu ideolojiyi iyice benimsemiş oluyorlar. Sonra Tayyibin anlattığı şey oluyor. Gülenci gazeteci, doktor, hukukçu, belki askerler ortalıkta cirit atıyorlar. - Zaman gibi gazeteler de bunlara ait. Kendi "Papa"ları için çalışıp, didinip duruyorlar. - Cemaaten çıkma kararı alanlar içeride ne olduğu konusunda çoğu zaman konuşmak istemiyorlar. - Bunların yurt dışın bir de "İslamı anlattıkları" bir takım "ışık evleri" filan var. İslamiyetin yeniden ön plana çıktığı, böyle mucizevi bir bilimsel islam dönemine inanıyorlar. (Din eğitimi dışında özellikle ekonomi ve bilimsel konuların da incelenmesi gerektiğini düşünüyorlar) - Feto'nun Kürtler konusunda çok olumsuz söylevleri var. Kürtlerin bağımsızlık talebi konusunda "Teslim olanı bile öldürün" gibi ifadeleri var (ne kadar da hoşgörülü ve sevgi dolu bir mesaj) - Feto yurtlarına Jean Paul Satre, Darwin vs gibi "dinsiz" adamların kitapları sokulamaz, kız sokulamaz, alkol sokulamaz (sigara muhtemelen sokulamaz). Belirli müzikler / kasetler dinlenemez (ben olsaydım S.mıştım). Dayanamayan evine döner, burs filan alamaz, gider hademelik yapar. - Almanya'daki Türkler arasında da bir sürü okulları, ışık evleri filan var. Ve dergi ile konuşanlar "tarikat lideri değildir, Feto İslamiyetin Gandhi'sidir" filan diyorlar. Makalede başka veriler de var. Beni en çok kızdıran, fakir çocukları toplama, kendi istediği gibi (askeri bir düzende) eğitme şekillendirme, bir yerlere yerleştirme, ve kullanma zihniyeti. En çok kızdıran baskı dolu eğitim anlayışı. "onu okuma, bunu dinleme, şunu yapma, şu saate çıkabilirsin, şu saate ibadet edeceksin, Abilerine itaat edeceksin" sonra büyüyünce, Tıpkı İŞİD'ciler gibi formatlanmış oluyor. Batılı/modern görünümlü bir dinci/gerici oluyor. Bir de tabi "modern Müslüman/ülkücü zihniyeti filan var." - Tayyibi destekliyorum anlamında değil. Ama Atatürk ve arkadaşları bu meseleleri bize zamanında açıklayıp gerekeni yapmadılar mı? - Öyleyse biz Amerika mıyız? böyle tipler hangi dönemde, nasıl okul kurdular da fakir çocukları adeta evlat edinip bu şekilde "imamın ordusu" kitabındaki gibi, örgütlemeye başladılar. - Çok güzel olan şey. 80 ihtilalında filan sol görüşlü kişilerin evlerini basıp öldürmeyi biliyorlardı. Böyle adamlar konusunda da "amaan ne olacak, çocuklara din öğretiyorlar, ne güzel" filan diyorlar. Seçimlerde, zarfın içine 3/1'i resmi koyup sandığa sallayacağım.
  10. - Ben de onu diyorum. Orta çağda yapmadıkları şeyi şimdi yapıyorlar. Bu tamamen dinin siyasallaşması ve Kuran'In çarpık yorumlanması, en önemlisi din işlerinin devlet işlerinden ayrılmaması ile ilgili. İslam dünyası bugün 500 sene geriden gelmektedir. - Doğru - Benim amacım bu değil. Küresel düşünüyorum. Müslüman halkların büyük bir tembellik içind eorta çağda, Game of Thrones döneminde kalamayacaklarını iddia ediyorum. Bu konuda daha bütüncül / sosyalist bir anlayışım var. Budist olsaydılar, budizmin içindeki ilerici unsurları öne çıkartmaları gerektiğini savunurdum. Bazı şeyler biraz da "ne görmek istediğin" ile alakalıdır. Mesela Nostradamus'u ele alalım. Biri çıkıyor diyor ki "a herşeyi öngörmüş" diyor, diğeri diyor ki "bunlar boş şeyler". Yani Kuran'ı tartışıyoruz. Ama Kuran'ı ele alıp okumaya başlamadan önce bir takım süreçler vardır. Önce kendin mantıklı olacaksın (çünkü dünya artık mantığa dayalı bir dünyadır) sonra açıp o kitapta mantık bulmaya çalışacaksın. Akıllı insanın yaklaşımı budur. Bir de şu var: Araplarda petrol ve haç gelirleri var. Bizim gibi gelişmeye mecbur değiller. İsterlerse (İslami olsun diye) otomobil yerine uçan halıya binme yasası getirirler. Ben Ateist'e bir şey demiyorum. Öncelikle hepimiz dünyada yaşıyoruz ve hepimiz mantıklı olmak zorundayız. Öyleyse "İslamı seçiyorum" diyen adam mantık kapsamında davranmaya mecburdur. Yani onun da orucuna namazına ben karışamam. Ama mantıksız bir şey söylerse "İslam mantık dinidir, dolayısıyla bu yaptığınla İslamdan çıkmış durumdasın" derim. - Ben ilahiyatçı değilim. Ama sureleri yollayın (sınırlı bilgimle) tartışalım. - Söylediğin sorunlar bütün dinlerde var. Ama dikkat edersen gelişmemiş toplumlarda daha çok var. Örneğin Afrika'da Hıristiyan ülke de var. Her türlü barbarlığı da yapıyorlar. Bunun suçlusu Hıristiyanlık değil o toplumların yamyamlık düzeyinde olmaları (Hatta bir umut, bunlara Hıristiyanlık getirenler de, "belki düzelirler" düşüncesiyle bunlar Hıristiyan yapmışlardır). - Kuran'da şiddet olduğunu kabul ediyorum. Bir önceki başlıkta el-ayak kesme, sürgün etme veya asarak idam etme seçeneği var. Bence bu çöl yaşamı için geçerli bir yasadır. Cariye/Köle edinme başlığını da gördüm. O dönemde Çin'de ve Doğu-Roma'da da cariyelik/kölelik var. Felsefi varsayımım: Muhamed bugün gelseydi takım elbise giyerdi ve demokrasiyi savunurdu. Ama (aradan 1400 yıl geçmiş bu arada), 1400 yıl sonra belki demokrasi olmayacak, belki hapis cezası için "Bunu yapanlar ne hayvan heriflermiş" diyeceğiz. Belki kapitalizm için "Ne salak insanlar varmış" filan diyeceğiz. - Da dediğim gibi, "sadece bilime inanırım, mistik safsatalara girmem" diyene ben bir şey demiyorum. Din bilim değildir. bir ölçüde dışardaki adama "mantıksız" gelecek şeyler olabilir. Ama "ben dindarım" deyip de bütün mantık kurallarının dışına çıkamazsın. Çok paran / Petrolün filan yoksa zaten Game of Thrones benzeri bir "krallık" kurup da içinde yaşayamazsın. Bunu yapıp da ciddiye alınan ülke olamazsın. O yüzden benim varsayımım: Kutsal Kitap varsa, insanlara mantıksızlık öneremez. Öneriyorsa o kitap kutsal filan değildir, uydurmadır. Biri onu o şekilde yorumlamışsa, o zaman, ki benim inancım öyle, mantıksız yorumlayan kişi salağın tekidir, bu tür adamları ciddiye almak da zaman kaybıdır. Peşlerine takılmak da zaten çok büyük bir hatadır. - Yani din işi / devlet işi ayrı, Başından beri onu savunuyorum.
  11. Diğer taraftaki gibi bir "beğen" seçeneği de olmalı. Bence iyi olur.
  12. - Bu konuyu ben de çok yadırgadım. "Peygamber'İn sözüne uymayanlar" diyor. Ama o da o döneme özgü. O dönemde (İmparator Konstantin zamanından beri) büyük imparatorluklar teokrasi ile yönetilmeye başlanıyor (1800'lerden itibaren artık demokrasiye geçilmesi gibi). Kilise kuralları belirliyor. Kiliseyi de İmparator yönetiyor. Sonrasına bakarsak da, orta Asya'dan, İspanya'ya kadar te ve birleşik bir devlet oluyor (Sovyetler Birliği gibi düşün). Ama bu devletin temeli de "Peygamber'İn sözüne uyulması (Karl Marks'ın sözüne uyulması gibi düşünelim). - Karşıt düşünceler konusunda böyle bir şey olacağını ben zannetmiyorum. Orta çağ islam medeniyeti, yer yer sosyalist fikirlerin bile ortaya çıkabildiği, felsefenin büyüyüp serpildiği, antik Yunan/roma filozoflarının incelenip yorumlandığı bir dünya idi. Öyle bir şey olsaydı (O dönemler Bizans hariç batıda olduğu gibi) bu tür metinleri filan "şeytan işi" deyip yakarlardı. Hatta "bilimsel yöntem" bile, İbni .... (Nat Geo da izlemiştim) o icat etmiş. Avrupalı Hıristiyanlar, Çinli bilim adamları Kordoba'da Bağdatta okumaya gelirlermiş. Herkesle ticaret yaparlarmış, ve İslam Dünya'sının tamamından Müslüman olmayan unsurlar var. Dediğin gibi elleri ve ayakları kesilmemiş. O yüzden "bozguncu", "fitneci" demek, yasalara uymayan, denildiği gibi "fitne çıkaran adam" demek. -Bende onu diyorum. Sudi Arabistan'da homoseksüel olmanın cezası var (galiba ölüm), ama Ateist olmanın, Başka dinden olmanın cezası yok. Yine TV'de izledim. Dubai Havaalanında Afrikalı bir Turist yanında büyü malzemeleri getirmiş. Tüm o malzemelere el koyuyorlar, "bizde büyü yasaktır" diyorlar. Adamı gönderiyorlar. Batı'da "Sapkın" ve "Büyücü" kimseler yakılmıştır. İslam Dünyasında o bile yok.
  13. Buzul Maide 32'ye de bakabilirsin: "Kim bir insanı fesat sebebi olmadan öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidirKim bir insana hayat verirse, insanlara toptan hayat vermiş gibidir." Maide 34: "onları gücünüz altına almadan önce tövbe ederlerse, Allah bağışlayıcıdır" 33'de de: bozgunculuk yapanlar ve "peygambere karşı gelenler" ölüm / asılma, el ve ayak kesme /sürgüne gönderilme, + Ahirette iyi olmaması var. - Bu "fesat" ve "bozgunculuk" tanımını (çok okumadığım halde) ben çok gördüm. Bir tanım sorunu var. 38: "Hırsızın elini kesin" diyor ("tövbe ederse affedin" de diyor) Buradaki 51: "Yahudi ve Hıristiyanı Gönül dostu edinmeyin" ifadesine karşılık 55'te "Senin gönül dostun Allah'tır" diyor. - Bunlar benim bildiğim meseleler değil. Bu dini iyi bilen / anlayan kişilerin bir sürü mantıklı yorumu vardır. 32-34'e dönersek: Ben antropoloji gördüğüm için burada direkt "çöl yasası" görüyorum. Yani daha hapishane bile yok. Günümüzdeki ilkel bedevilerin ve diğer ilkel toplulukların da yasaları böyledir. 2) "Bozguncu" ve "Fesat" kişi hariç öldürmeyeceksin diyor. Demek ki sokaktaki insanın "bozguncu" veya "fesat" olduğu kanıtlanmadan gidip (kendin dahil) patlatamazsın. Kalaşnikofla tarayamasın. - Benzer hükümler / uygulamalar Eski ahitte de var. mesela ondalık vergi / öşür diye bir şey vardır. O zamanlar KDV / gelir vergisi olmadığı için (Hz Süleyman zamanında), herkes gelirinin 10'da birini devlete verirmiş. Bazı kiliselerde bu para toplanıp kilisenin cebine gitse de, bu tür bir vergilendirmenin günümüzde uygulanması mümkün değildir. Biz de çöl bedevisi değiliz. Mahkeme var, hapishane var, ev hapsi var, birine 100 metreden fazla yaklaştırmama cezası var, sınırlı tahliye var, vatandaşlıktan çıkartma var, tabi idam cezası da var. Ama falaka cezası en son Osmanlı İmparatorluğu zamanında vardı. Şimdi kalktı. - Hep aynı şeyi söylüyorum. Bu kitapları yorumlamak test kitabı çözmeye benzemez. Üniversitelerde ilahiyat fakülteleri filan var. + insanın ömrü yetmez. Ben öyle düşünüyorum.
  14. Yönteminiz felsefi açıdan çok yanlış. Bir şey hakkında tanımlama yapıyorsunuz (ki o tanımlamayı ben kabul etmiyorum), ve bütün argümanları bu yanlış tanımlamaya dayandırıyorsunuz. Bence inanç konusu taraftarlık konusundan farklıdır. O kadar ki Ya Fenerbahçeli ya Galatasaraylı olacaksın diye bir şey de yok. Taraf olmadan oyunu da izleyebilirsiniz. Bu 1, 2) kaynaklarınız berbat: Cübbeli hoca veya facebook dangalaklarından söz ediyorsak 100% haklısınız. Ama İslam (ya da hiçbir din) bunlardan ibaret değil. Saydığınız kişiler bu dinin yüz karası tipler. Kuran yorumlamalarınız da aynı ölçüde berbat. Gerçeklerle uyuşmuyor. Bu sokak ateizmidir. Felsefi anlamda hiçbir değeri yoktur.
  15. - Bunlar çok saçma laflar. Yaratıcı bile değil. "Arap zırvası, Arap zırvası" diye diye ömür tüketiyorsunuz. Takım mı tutuyorsunuz, Ateizmi mi savunuyorsunuz belli değil. Cidden çok sıkıcı. Ben gidiyorum.
  16. AKP konusunda ben 2000'li yıllarda hiç önyargılı olmadığım gibi, 2012 yılına kadar "ama şöyle yaptılar, ama böyle yaptılar" diye de savunurdum. O yıllarda kadar dış basında da çok olumlu yorumlar vardı. 2012 sonrası dönemde AKP'Nin başarılı bir hükümet olamadığı iyice belirginleşti. Ben asla "CHP çok iyi" demedim. Ama "istemezük" noktasına çoktan geldim. İdeoloji filan da o kadar önemsediğim bir konu değil. Ama artık başarılı olamıyorlar. + Cumhuriyet inkılaplarını tehdit ediyorlar. "Yerine MHP gelsin" demem. MHP geleceğine AKP gelsin. Ama onun yerine CHP tabi ki gelsin. + 90'ların çok partili düzeni daha iyiydi. Bir ülke de 3-4 (hepsi de milliyetçi veya dinci) parti ile yürümez. Çeşitlilik gerek.
  17. AKP zihniyeti faşist bir zihniyettir. Dini açıdan "Fİravun" zihniyetidir. Topunun A.K.'Yım
  18. Bu güzel bir örnek. Bizler saf gibi "ateist foruma geldik" diye seviniyoruz. Adamların yarısı AKP zihniyetinde bile olmayan Atatürk düşmanlığı yapıyor. Sen Zkine kurban ol onun İpne
  19. Bu ülke hep böyleydi. Ben 90'Ları filan da bilirim. Eurovizyondan bir tane adam çıksın isteriz, çıkmaz, AB olsun isteriz, olmaz. Futbolda / basketbolda kupa isteriz, olmaz. Nayım Süleymanoğlundan beri ülkeye altın madalya getiren de olmadı. - Bu Ülkenin zamanı gelmedi belki de. Güney Amerika'da eskiden fakir olan bir sürü ülke şimdi küresel güç olarak karşımıza çıkıyorlar. İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkeler de eskiden çok fakirdi. Sonra düzeldiler / adam oldular. Türkiye'nin de zamanı gelebilir aslında. Ama bir takım oyunlar oynanıyor. oyundan kastım bu gelenekçilik / milliyetçilik / dincilik sevdası. Bu tohumları Atatürk / İnönü ekmedi. Ama özellikle 80 ihtilalından sonra iç ve dış güçler bunları kaşıkla besledi. - O açıdan en iyisi kafaya takmayacaksın. Çünkü bu "halk" dediğimizin de gerizekalı pasaportu yoktur. neyin ne olduğunu eşşek gibi biliyorlar. Yine de aynı şeyi yapıyorlar. Ben "Şeriat ülkesinde de yaşam devam eder" durumuna geldim. Böyle bir Araplaşma zaten var. daha da artacak. Sonrasını da hep beraber göreceğiz. Şu da var: Eski Türkiye'Yi de abartmamak gerek. Londra'nın metrosu 1800'lerin ortalarında yapılmaya başlandı diye biliyorum. Ankara metrosu 1996 yılında başladı. Türkiye her zaman üçüncü dünya ülkesiydi, hayal de görmeyelim.
  20. Ben bütün bu meselenin sınıf mücadelesi olarak görüyorum. Bu yüzden referanduma da katılmama kararı aldım. Türkiye'de üst sınıfların hiçbir sorunu yok. Orta sınıf da Atatürk devrimlerinden faydalanmayı başarmış. Zor durumda olsa bile Eğitim'e erişimi var, umudu var, kendini kurtarma imkanı var. - Asıl mesele alt kesim köylü / köy kökenli kesim. Osmanlı döneminden beri aynı şekilde yaşıyorlar. kadınları okumuyor / çalışmıyor ya da hademelik filan yapıyor. Erkekleri ancak Feto'ya filan katılırlarsa okuma imkanı kazanıyor. ya da çok zeki olurlarsa okuyabiliyorlar. Ya da darüşafaka filan gibi kurumlar sayesinde okuyabiliyorlar. Çoğu doğduğu andan itibaren asgari ücrete, son derece geleneksel kurallara tabi. Geçmişin sağ politikacıları bu konuda hem bir şey yapmadı, hem de bunları iyice dini kesimlerin saflarına itti. Şİmdi de Bu Refah Partisi / AKP sayesinde bir nevi isyanlarını dile getirme şansı elde ettiler. "Bizde yoksa sizin de olmasın" moduna girdiler ve özellikle orta sınıf / eğitimli kesimden intikam almak istiyorlar. - Hep aynı şeyi söylüyorum. Başörtüsü / AKP filan hikaye, İnönü'den sonra ilkelerden sistemli olarak tavizler verildi. Ben de "kim yaptıysa gelsin düzeltsin" duruşundayım. Çünkü millet hala çoğaldıkça çoğalıyor. 80 milyon olduk. Daha da 100 milyon oluşumuzu belki 10 sene içinde filan göreceğiz. Hala da AB filan deyip duruyorlar. Yapılan iş iş değildir. ben sadece onu söylüyorum. Bunlar sarayla, hava limanı / köprü ile olacak işler değil. adam 15 senedir gitmiyorsa. Refah partisi 30 senedir ülke siyasetinin içine ediyorsa, bir de tek parti rejimine geçiliyorsa, o olay zaten beni aşmaktadır. Bunu yapanlar düzeltecek, benim yapabileceğim bir şey yok.
  21. Makaleye göre güneş santralleri 2016'da kömür ve doğalgaz santrallerini (maliyet bakımından) solladı. Nükleer de çok gerilerden geliyor (ve risk taşıyor). 10-20 yıl içinde bu santrallerin kömür santrallerinin yarı fiyatına denk geleceği düşünülüyor. İlginç. http://qz.com/871907/2016-was-the-year-solar-panels-finally-became-cheaper-than-fossil-fuels-just-wait-for-2017/
  22. - Bu da bir görüş. Görüşünüzü ifade ettiniz. Biraz da başka konu bulsak iyi olur. Aynı konu etrafında dönüp duramayız.
  23. - Tanrıyle arandaki meseledir diyorum. Ilımlıdır demiyorum. Arada fark var. - Geçmişte biraz incelemiştim evet. - Hep aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz. Söylediklerimi de anlıyormuş gibi görünmüyorsunuz. O zaman tartışmayı kapatalım.
  24. - Ben Feto'nun Tayyip'ten bağımsız olduğuna da inanmıyorum. Feto'nun yapmış olabileceğine inanmaya başladım. Tıpkı Rus Büyük Elçisi Suikastindeki gibi. Ama faşit faşisti, dinci dinciyi koruru. Çatışıyorlarsa, meclise bomba atma, göstericileri vurmak filan, kesin bu başkanlık referandumu geçsin diye bilerek ve isteyerek yapmışlardır. Ordu olayını da bilemeyiz. Bu akşam darbe olrsa 40 sene sonra torunlarımıza anlatırız "kimsenin umudu kalmamıştı ama asker yine de gelip darbe yaptı" diye. Benim dediğim: yıllardır belli bir ilerleme var. bir şeylerin döndüğünü herkes de biliyor. O yüzden biraz da boş konuşuyoruz. Dünyadaki büyükler sınıfından birileri bir şey yapıyor. Öyle olduğu için küçükler / ortancalar bir şey yapamıyor. Ama Allah bilir ne dönüyor da biz karıncalar 2017'de dikatöre "evet" oyu basıyoruz.