DreiMalAli

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.982
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

DreiMalAli Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

5.564 profil görüntüleme
  1. birşey sormma gerek size muhammed yaşaadı teziyle ilgili

  2. Sevgili Fellix. Eğer henüz görmediysen, muhtemelen şu linkler merakını bir miktar giderir. İslam egemenliği altındaki hristiyan literatüründe yeni bir dinin izleri? http://www.ateistforum.org/index.php/topic/16345-yslam-egemenlidhi-altyndaki-hristiyan-literaturunde-yeni-bir-dinin-izleri/ MUHAMMED EFSANESİNİN DOĞUŞU Ve Kuran'daki Muhammed'ler http://www.ateistforum.org/index.php/topic/29731-muhammed-efsanesinin-dodhuthu/ Forumdaki şu iğneli linkte konu hakkında başlık ve tartışma linkleri toplanmış durumda: http://www.ateistforum.org/index.php/topic/33130-erken-yslam-ve-muhammed-yathadyyathamady-linkleri/ Sevgiler
  3. Hiç bir şeyi değiştirmez. Kuranın oluşumunun 200-300 yıl sürdüğü gerçeğini değitirmez. Sevgiler
  4. http://www.ateistforum.org/index.php/topic/52663-kuran-dedhythtyrylymyth-sonradan-ylaveler-yapilmithtir/page-6?hl=elisabeth#entry926521 http://www.answering-islam.org/PQ/ch9a-index.html http://www.ateistforum.org/index.php/topic/40307-diyanet-ithleri-kuranyn-dedhithmedidhini-ispatlamyth/ Sevgiler
  5. Bence güzel bir haber. Verilen tarih herhalde pörşimenin (derinin) tarihidir. Daha da önemlisi ama pörşimenin üzerindeki yazının tarihi olurdu. Çünkü derinin tarihi ile yazının tarihi arasında onlarca yıl fark olabiliyor. Neyse. Haberin doğruluğundan ve deri ile yazının aynı tarihli olduğundan yola çıkalım. El yazması % 95'lik bir ihtimalle 568-645 yıllarına tarihlenmiş! Nedense bu durum haber kaynaklarında ve bu başlıkta hep İslamın dümen suyuna göre yorumlanmış, müslüman masallarına uygun şekilde yontmaya özen gösterilmiş. Niye şaşmadım yine yav! Müslüman palavralarına göre Muhammed 570-632 yılları arasında yaşıyor. 610 yılında Allah ile ilk WLAN bağlantısı kuruyor ve Allah ona "Yürü ya kulum!" diye peygamber ilan edip arap yarımadasının üzerine salıyor. Karbon testi kesin tarih vermediği için mecburan olasılık değeri ve zaman aralığı vermek zorunda kalıyor. Kesin tarih, verilen bu zaman aralığında herhangi bir tarih olabilir. Bu tarih 645 senesi olabileceği gibi -ki bu durumda Muhammed öleli(!) 13 yıl oluyor- 568 senesi de olabilir. Bu durumda ise Muhammed henüz doğmamış(!) oluyor!!!! Haydaaaaaa! Araplar tarafından uydurulmuş olan Muhammed figürü daha doğmadan Kuran sayfaları yazıyor! Yazdırıyor! Bu zaman aralığının ortalamasını alsak dahi, masal figürü Muhammed (568 + 645)/2 = 606,5 senesinde Kuran yazmaya başlıyor! Yani Muhammed henüz arabın Allahı ile internet bağlantısı kurmadan önce, henüz peygamberliğini ilan etmeden önce Kuran yazmaya başlıyor! Keeeeehhhh keh keh keh (Made by haci) Ulu DK'nın hikmetinden sual olunmaz! İslam Tarihi güme gitti! Günümüz Kuranı ile farkaları da görmek ümidiyl Daha eski Kuran öncüllerinin de bulunması ve günümüz Kuranı ile farklılıkları da görmek ümidiyle... Bu vesileyle kelime-i şehadetimi de ifa edeyim: Benim müslümanın yalan söylemzse rahat edemez! Oysa olay, gayet kolay! Bu tarihlerde piyasada ne Mekke var ne de Medine. Ayrıca hristiyan misyoneler ta Çine kadar dağılmışlar, Orta Doğu da dahil her yerde kiliseler kurmuş hristiyan propagandası yapıorlar. Bu arada arapları da çoğunlukla hristiyan yapmışlar. Kuranın öncülleri ise hristiyan papazlarının kilisede verecekleri ayinler için hazırladıkları notlardan başka bir şey değil. Resmi ismi ile lectionarynin bir parçası, bir bölümü. Sevgiler
  6. Fotonlarda zaman ve uzaklık gibi kavramlar kullanılabiili mi sorusunu göz ardı edelim. Ama kütle özelliği gösterdiklerini biliyoruz (dinamik kütle). Çünkü gravitasyondan etkileniyorlar. Dolayısıyla fotonların kütle çekim özelliği taşıdıklarını da tahmin edebiliriz. Emin olmadığımı da hemen belirteyim! Yine de... 1. Bir proton 1 cm uzaktaki ikinci bir protona ne kadar kütle çekim kuvveti uygular? 2. Kaç tane fotonun (mesela yeşil ışık fotonunun) kütle özelliğinin toplamı bir protonun kütlesine denk gelir? Sevgiler
  7. Bir elin parmaklarının uzunluğu ile de ispatlayabilirsin(!) Dünyanın ömrünün 6000 yıl olduğunu. Ve... Kıyametin ne zaman kopacağını! (Taberi'nin Millerler ve Hükümdarlar Tarihi kitabından 2 sayfa verelim) http://imagizer.imageshack.us/a/img809/1007/mvhtarihi1.png http://imagizer.imageshack.us/a/img534/5427/mvhtarihi2.png Sevgiler
  8. Alman Alibri yayınevinin Ateizm Derneği ile (Morgan Elisabeth Romano ile) yaptığı röportaj: Link: http://www.alibri-blog.de/?p=916 Sevgiler .............................. Gespräch mit Morgan Elizabeth Romano Publiziert am 26. Mai 2015 von alibri Auf der IBKA-Convention war auch Morgan Elizabeth Romano als Vertreterin von Ateizm Derneği, dem ersten anerkannten atheistischen Verein in der Türkei. In ihrem Vortrag veranschaulichte sie den Niedergang des Säkularismus in der Türkei in der Ära Erdogan. Zu dieser Thematik beantwortete sie einige Fragen. In welchen gesellschaftlichen Bereichen sind die von Erdoğan initiierten Veränderungen besonders offensichtlich? Morgan Elizabeth Romano: Von Erdoğan veranlasste Veränderungen zeigen sich in vielen gesellschaftlichen Bereichen. Die gesellschaft wird konservativer, Beispiele sind der Bildungssektor, das Gesundheitssystem sowie Journalismus und Medien, um nur einige zu nennen. Was Bildung betrifft, bedeuten diese Veränderungen einen Anstieg der Religionsstunden und mehr Kreationismus in Schulbüchern sowohl an Pflicht- als auch auch Privatschulen. Der Bau von Moscheen ist um das 85-fache und das Tragen von Kopftüchern um das 25-fache angestiegen, das Leben in einer Wohngemeinschaft wird öffentlich angeprangert, Alkoholkonsum im öffentlichen wie auch im privaten Raum wird immer mehr eingeschränkt. Im Gesundheitssystem zeigt sich vor allem, dass eine steigende Geburtsrate angestrebt wird, von Verhütungsmitteln wird abgeraten, Möglichkeiten zu einer sicheren Abtreibung sind kaum vorhanden und die Zahl an Kaiserschnitten sinkt im ganzen Land. Was Journalismus und Medien bzw. Social Media angeht, machen sich vor allem eine starke Einengung und Zensur bemerkbar, was eine seriöse Berichterstattung in der Türkei nahezu unmöglich macht. Außerdem hat mit Erdoğans Amtsperiode die Blockierung von Webseiten angefangen. Das hat sich in letzter Zeit sogar noch verschärft und die Zensur von Filmen, Theaterstücken, Fernsehsendungen und Radio hat einen Höhepunkt erreicht. All diese Veränderungen stehen in direktem Zusammenhang mit den durch und durch konservativen und religiösen Ansichten Erdoğans und der AKP. Was macht Erdoğan für türkische Wähler überhaupt so attraktiv? Romano: Die konstante Korruption von Wahlen seitens der AKP außen vor gelassen, vermute ich, dass Erdoğans Attraktivität für türkische Wähler vor allem darin besteht, dass er aus einfachen Verhältnissen kommt, schon als Kind mit Gelegenheitsarbeiten seine Familie unterstützt hat und sich von unten nach oben gearbeitet hat. Er ist ein Self-made-man. Man muss immer bedenken, dass ein Großteil der türkischen Bevölkerung bildungsfern aufgewachsen ist und fromm ist. Für diese Menschen stellt Erdoğans einfache konservative und religiöse Agenda ein erstrebenswertes Leben dar, um mit der eigenen Armut zurechtzukommen. Das größte Ideal für diese Menschen ist der Islam und seine Lebensweise – und Erdoğan und die AKP versprechen und liefern den Menschen diese Ideale. Welche Möglichkeiten, in das politische Geschehen einzugreifen, bestehen für einen atheistischen Verein in der Türkei? Romano: Wir sind die erste türkische atheistische Vereinigung, die gesetzlich als solche anerkannt wird und bis jetzt hat sich uns noch keine Möglichkeit geboten, in die türkische Politik einzugreifen. Wir hoffen, diesen Umstand in der Zukunft durch weiterhin steigende Mitgliedszahlen und Unterstützung zu ändern, indem wir uns nicht nur in der Türkei, sondern auch international Gehör verschaffen. Deshalb möchten wir uns für ihr Interesse an unserem Verein und den Problemen, mit denen wir in der Türkei zu kämpfen haben, aufrichtig bedanken.
  9. Almanya devlet radyosu Deutsche Welle'de Ateizm Derneği ve derneğin Köln'deki toplantısına davet edilen arkadaşların (Morgan Elisabeth Romano ve Zehra Pala) görüşlerini dile getiren yazı/röportaj. Haberin linki: http://www.dw.de/ge%C3%A4chtet-atheisten-in-der-t%C3%BCrkei/a-18477349 Sevgiler ... Geächtet: Atheisten in der Türkei Wer als Muslim geboren wird, bleibt auch Muslim, lautet ein Grundsatz in der Türkei. Der Atheistenverband Ateizm Dernegi sieht das anders. Kurz vor der Parlamentswahl in der Türkei sucht er hierzulande Unterstützer. Morgan Romano, Vizepräsidentin von Ateizm Dernegi Es könnte ein unglückliches 13. Regierungsjahr für die islamisch-konservative AKP geben, wenn die Türken am 7. Juni ein neues Parlament wählen. Nach den letzten Umfragen verliert die Partei von Präsident Recep Tayyip Erdogan die absolute Mehrheit und könnte fortan gezwungen sein, in einer Koalition zu regieren. In den vergangenen Monaten musste die AKP einige Image-Attacken hinnehmen, in deren Folge sich einstige Unterstützer losgesagt und anderen Parteien angeschlossen haben. Besonders kleinere Gruppierungen verbuchen Zulauf. Dazu gehört auch Ateizm Dernegi, der erste Atheistenverband im Land. Seit seiner Gründung im vergangenen Jahr ist die "Vereinigung der Atheisten in der Türkei" stetig gewachsen. Inzwischen zählt sie rund 150 Mitglieder. Eine parteipolitische Agenda hat sie nicht. Im von der AKP religiös angeheizten Klima des politischen Islams wolle man eine Plattform für Gleichgesinnte bieten, heißt es. "Atheist in der Türkei zu sein ist nicht gerade ein begehrenswertes Label", sagt die Vizepräsidentin des Verbandes, Morgan Elizabeth Romano. "Aber wir Wenigen sind stolz darauf. Drohungen werden uns nicht zum Schweigen bringen", erklärte Romano zuletzt in Köln beim ersten öffentlichen Auftritt des Verbandes in Deutschland. "Der Begriff 'Atheist' ist in der Türkei eine der schlimmsten Beleidigungen. Atheisten werden in 'Yeni Turkiye' diskriminiert und sind immer wieder die Zielscheibe von Hasspredigten", sagt Romano. Sie selbst ist in den USA geboren und aufgewachsen. Für die derzeitige Türkei verwendet sie den Begriff "Yeni Turkiye" ("Neue Türkei") - ein Schlagwort Erdogans. In der Türkei breite sich eine "boomende Islamisierung aus, wie sonst in keinem anderen Land", so Romano. Früher habe sie sich noch als Teil der "alten Türkei" gefühlt. Dann sei die AKP an die Macht gekommen. Kampf um Anerkennung Ateizm Dernegi gilt als erste Organisation ihrer Art, die offiziell in der Türkei anerkannt wird. Doch die rechtliche Anerkennung biete ihr und ihren Mitstreitern keinen tatsächlichen Schutz, sagt Romano: "Die großen Unternehmen ziehen es vor, Frauen mit Schleier anzustellen. Atheisten droht dagegen, ihren Arbeitsplatz zu verlieren. Und im schlimmsten Fall sogar ihr Leben. Fragen Sie mal unsere Mitglieder, wie viele von ihnen ihren Job verloren haben und wie viele von ihnen bedroht worden sind." In Köln versuchte die Verbandsvorsitzende Zehra Pala, das Interesse jener Türken in Deutschland zu gewinnen, die sich fragen, ob der Islam noch ihren Wertvorstellungen entspricht. "Viele Moslems fragen mich Dinge wie: Fühlst du dich nicht einsam ohne einen Gott, an den du dich wenden kannst? Manche kommen sogar zu mir, um Fotos mit mir zu schießen, wenn ich öffentlich das T-Shirt unseres Verbandes trage. Ganz so, als ob ich die neueste Touristenattraktion in Istanbul wäre." https://twitter.com/Ateizm_Dernegi/status/601744638207270913/photo/1 Alltagsprobleme eines Atheisten Trotz einiger positiver Anzeichen hätten Atheisten im türkischen Alltag weiterhin jeden Tag mit Diskriminierung zu kämpfen, so Pela. Manche bezeichneten sie als Terroristen oder gar Satanisten, die etwa Katzen auf einem Altar opfern würden. Dabei handele es sich bei Nicht-Religiösen um ganz normale Menschen, sagte Pela und brachte den ganzen Raum zum Lachen, als sie erklärte, sie selbst halte zwei Katzen als Haustiere. Für Vizepräsidentin Romano ist ihre Mitarbeit in dem Atheistenverband ein Liebesdienst: "Ich habe meinen Mann durch seine Familie in den Vereinigten Staaten kennengelernt und er hat mich dazu gebracht, nach Istanbul zu ziehen. Bevor ich in die Türkei kam, musste ich mir das Label 'Atheist' überhaupt nicht zulegen. In New York hat mich niemand gefragt, an was ich glaube. Ich kann mir nicht vorstellen, wie es für jemanden sein muss, der in der Türkei aufgewachsen ist und sich selbst als Atheist bezeichnet." Zehra Pela gab dazu einen Einblick: "Ich stellte bereits als Kleinkind eine Vielzahl von Fragen, wie: Wenn wir alle von Adam und Eva abstammen, ist jede Ehe danach dann nicht inzestuös? Ich habe mein ganzes Leben nicht aufgehört, solche Fragen zu stellen. Ich selbst habe meinen inneren Frieden im Atheismus gefunden - zum Ärger aller religiösen Eiferer." Ob dieser Frieden von Dauer ist, will der türkische Atheistenverband im Vorfeld der kommenden Wahl beobachten. "Wenn man uns in Frieden lässt, sehe ich keinen Grund, warum wir nicht miteinander auskommen sollten", so Pela. "Letztlich können wir uns glücklich schätzen, am Leben zu sein. In anderen muslimischen Ländern wären wir längst tot." Die Atheistinnen Romano (links) und Zehra Pela (rechts) erhielten nach eigenen Angaben Morddrohungen "Wer einmal Muslim ist, bleibt Muslim" Doch auch in der Türkei sei die Situation kritisch, sagt Morgan Romano. "(In einigen Gegenden) wird Atheismus mit dem Tod bestraft. Auf die Abkehr vom Islam steht die Todesstrafe. Damit haben wir es zu tun. In gewisser Weise ist es in der Türkei sogar gefährlicher, denn das Land gibt sich nach Außen eine andere Erscheinung. Ich denke, der Rest der Welt wird das erst realisieren, wenn es zu spät ist." Nicht jeder teilt diese Einschätzung. Dazu gehört der Generalsekretär der Türkisch-Islamischen Union der Anstalt für Religion (DITIB), Bekir Alboga. Die demokratischen Grundsätze der Türkei sollten für ein friedliches Miteinander sorgen, sagt er im Gespräch mit der DW. "Christen, Juden und Muslime leben in der Türkei Seite an Seite. Warum sollte es Atheisten nicht möglich sein, dort zu leben. Sie haben die gleichen Rechte wie jeder andere auch." Als Nicht-Muslim werde man in der Türkei in einigen Bereichen bereits von Geburt an diskriminiert, sagt hingegen Romano. "Der Grundsatz ist: Wer in der Türkei geboren ist, ist Muslim - es sei denn, es wird Einspruch dagegen erhoben. Und wer einmal Muslim ist, bleibt Muslim. Deswegen sind 90 Prozent unserer atheistischen Mitglieder in den Datenbanken des Landes als 'Muslim' geführt." Im jüngsten Bericht der türkischen Ministeriums für religiöse Angelegenheiten gab die Behörde an, dass 99 Prozent der Türken praktizierende Muslime seien. Ob das restliche Prozent, nun ein statistischer Flüchtigkeitsfehler ist oder nicht - der Atheistenverband Ateizm Dernegi will jedenfalls weiter für seine Rechte streiten. Und bekräftigt dabei sein Motto: "Artik yalniz degiliz" - "Wir sind nicht länger allein."
  10. Köln'de yapılan INTERNATIONAL ATHEIST CONVENTION 2015 konferansı broşüründe Ateizm Derneği'nin ve Morgan Elisabeth Romano'nun tanıtımı: Sevgiler
  11. Aynı pisliği Berlin toplantısında da yapmaya kalktılar. Malum şarlatanımız üşenmemiş, müritlerini ta Almanya'ya kadar göndermiş. Anlaşılan kuyruk acısı çok derin. Sevgiler
  12. Ooooof of! Niye böle yanlış anlaşılırım bilmemki! Elbette geçemez! Başımla gözüm üstüne! Aldım, kabul ettim. İyi de sevgili cinali... Makasın kollarını ışık hızına yakın hızlarla kapatma niyetinde olduğumu nerden çıkardınki? Yukardaki iletimde verdiğim örneklerde hiç bir maddesel noktayı ışık hızında veya ışık hızının yakınlarında hareket ettirmeye hiç mi hiç niyetiim yok! Maddesel hareketler sadece günlük hareketler. Bunların sonucu olarak maddesel olmayan bazı "geometrik noktalar" ışık hızına ve daha yüksek hızlara erişiyorlar. Bu örnekdeki itirazların, verdiğim örneği yanlış anlamaktan kaynaklanıyor. Verdiğim diğer örnekler için de bir yanlış anlaşılma var diye yola çıkıyorum. Hatta... Daha basit olması açısından makasa da gerek yok. A çizgisi (kesicisi) sabit. B çizgisi (kesicisi) A ile alfa kadar bir açı yapıyor. A ve B'nin kesim noktası başlangıçta (t1 zamanında) C1. B kendi konumuna paralel bir şekilde v hızı aşağı doğru hareket ediyor. A B'nin kesim noktası sağa doğru kayarak t2 zamanında C2 noktasına erişiyor. C noktasının hızı ışık hızına eşit olması için: - v hızı 100 km/h ise alfa açısını 0,0000167 dereceye ayarlamamız yeterli. - v hızı 1000 km/h ise alfa açısını 0,000167 dereceye ayarlamamız yeterli. - ... Ve bu hesap/sonuç makasın kollarının (A ve B kesicilerinin) uzunluklarından tamamen bağımsız. Uzunlukları ister milimetre kadar olsun ister kilometre kadar. Durum değişmiyor. C noktası maddesel bir nokta değildir. Sadece geometrik olarak tanımlanmış bir noktadır ve fakat hızı gözlemlenebilir, ölçülebilir bir geometrik noktadır! Gerçek makas örneğinde de kastettiğim bu: Makasın kolları arasındaki açıyı küçük tutmak! Sevgiler
  13. Sevgili bilgix. Fiziksel anlamda hareket terimi ile her zaman maddenin ve/veya enerjinin hareketi kastedilir. Enformasyon/bilgi ise her zaman enerji içerir. Işık hızının sınır hız olduğu bir sebep değildir. Özel görelilik teorisinin bir sonucudur. Eski iletilerimden alıntı. Ve bir ileti daha: Özel görelilikte "Işık hızı" terimi ile kastedilen, sadece ve sadece ışığın boşlukdaki hızıdır. Işığın camdaki, sudaki, bira veya rakıdaki hızı değildir. "Eylemsiz referans sistemi" terimi ile kastedilen, ivmesiz ve sabit bir hızla hareket eden sistemlerdir (= düzgün ve doğrusal hareket). Işık hızının sabitliği prensibini biraz açarsak: - İster benim eylemsiz referans sistemimde ışık hızını ölçeyim, - ister bana doğru hareket eden birisinin bana doğru gönderdiği ışığın hızını ölçeyim, - ister bana doğru hareket eden birisinin ters tarafa gönderdiği ışığın hızını ölçeyim, - ister benden uzaklaşan birisinin bana doğru gönderdiği ışığın hızını ölçeyim, - ister benden uzaklaşan birisinin ters tarafa gönderdiği ışığın hızını ölçeyim, - ister... Bütün bu durumlarda ölçeceğim ışık hızı hep aynı değerdedir ve hep sabittir! Zaten özel göreliliğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi bu ve benzeri ölçümlerin/deneyleri yapılmış olması ve ölçüm sonuçlarının günlük yaşamımızın alışkanlığına ters düşmesidir. Işık hızının geçileceğini ümit edenlere tavsiyem, şu parçacığın veya bu parçacığın hızlarıyla uğraşmalarına gerek yok. Bu uğraşlardan bir şey çıkmaz! Çünkü özel görelilik teorisinin temeli ışık hızının sınır hız olması değildir. Bu sadece bir sonuçtur. Önemli bir sonuçtur ama nihayetinde bir sonuçtur. Onların yapmaları gereken şey, özel göreliliğin temel prensibi olan, ışık hızının sabitliği prensibini deneylerle çürütmeye çalışmalarıdır. Eğer bunu başarabilirlerse hem özel göreliliği geçersiz kılmış olurlar hem de Maxwell Denklemlerini. Madde ve enerji içermeyen hareketler elbette mevcut ve biliniyor. Bu harekelerde ışık hızını geçmek elbette mümkün. Dikkatimizi çekmese de, günlük yaşantımızda da bunlara raslıyoruz. - Mesela bir CD'yi yere dik düşecek şekilde masa kenarından bırakalım. Masanın üst çizgisi ile CD'nin kesim noktasının hızı, bir yerde ışık hızını geçecektir. - Mesela çok uzun bir makası hızla kapattığımızda, makas kollarının kesiştikleri noktanın hızı ışık hızını geçebilir. - Elimizdeki laser pointeri Jüpiter gezegenine doğru tutup hızla sallarsak, laserin Jüpiter yüzeyindeki izdüşümünün hızı ışık hızını geçebilir. - ... Fakat bu hızlar ne madde içeriyorlar ne de enerji. Her üç durumda da hareket eden şey, madde ve enerji içermeyen bir geometrik noktanın hızıdır. Sevgiler
  14. Sevgili bilgix. Dünyada sabit duran bir TV yayınını ışık hızına yakın hızlarda hareket eden roketin televizyonuna gönderdiğimizde... Seyredeceğimiz TV-filminin herhangi fiziksel veya doğal durumu yoktur. Her TV-resmini keyfimize göre manipule edebiliriz. Bir TV-resmi binlerce/ilyonlarca noktadan oluşuyor. Her nokta için bir çok renk ve koordinat bilgisinden oluşuyor. Bu bilgilerin hepsini aynı anda göndermek mümkün olmadığından, ancak sırayla ve peşpeşe gönderilebililer. Ama bu andan itibaren de gönderilen bilgiler manipule edilmiş olurlar. Bilgi bütünlüğü kaybolmuş olur. Bilgiler eşit zaman aralığı ile dünyadan gönderildiklerinde, rokete erişen bilgiler eşit zaman aralıklarıyla rokete erişmiyecektir. 2. bilgi 1. bilgiden (atıyorum) 1 saniye sonra rokete eriştiyse, 365. bilgi 364. bilgiden 5 saniye sonra rokete erişecektir. Tabi bilgileri dünyadan eşit olmayan zaman aralıklarıyla göndermek de mümkün. Rokete erişen TV-piksellerine rokete eriştikleri andan itibaren ait oldukları TV-noktalara yerleştirmek mümkündür. Bu durumda bir TV resmi sol üst köşede güncel resmin bilgilerini gösterirken, sağ alt köşede bir ve/veya birkaç resim öncesinin biliglerini gösterir. Ama bir TV-resminin bütün bilgilerini toplayıp bir araya getiridikten sonra hepsini aynı anda TV ekranına vermek de mümkündür. Bu durumda da TV'deki resim doğan görünümlü olur. Fakar iki resim arasındaki zaman farkı her yeni resim ile artacağından, filmdeki hareketler zamanla yavaşlayacaktır. Dünyada 1 saat süren film, rokette (atıyorum) 5 saat sürecektir. Sevgiler
  15. Yaklaşık 100 yıldan beri bu sevinçli(!) haberin gerçek olmasını bekleyenler var. Özellikle medya! Yüzlerce sefer "Işık hızı aşıldı!" diye yaygara yaptı. Ama nedense(!), her seferinde Einstein emmi dört ayağı üzerine düştü ve her seferinde haklı çıktı: Kütle ve enformasyon için ışık hızı sınır hızdır. Bu sınır geçilmez, geçilemez! Sevgiler