teflon

Sadece Ateistler Grubu
  • İçerik sayısı

    1.250
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

5 Takipçiler

teflon Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü July 24

Contact Methods

  • Website URL
    chemako@mynet.com

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

2.223 profil görüntüleme
  1. Fiziksel delil? Tarık 6 ve saffat bilmemne sureleri ve daha niceleri gibi mi? Yoksa bu kitabın 1400 senedir ve halen iki sure ile fazla yani yanlış basılması sureti ile uydurma olduğunun anlaşılması yolunu açan 19'mu? Mühürlü kitabın mühürü 1400 senedir kırık. İşte biz de bunlar sorguluyor ve dinden çıkıyoruz. Kabul ediyorum, kuran insan işi ve bu doğru.
  2. Yapma etme..al sana kendisi. Hasan Akçay'a takılacağına cevap yazsan daha makbule geçer. Kimin doğru yorumladığının kıstası nedir? Hele hele 1400 yıllık miras ensemizdeyken? Sana neden itibar edeyim.. doğurma ilhamı geldi diye mi? Ben sana, yada insanlara, ya da onların aciz diline itibar etmek istemiyorum. Arabın don lastiği diline hele hiç. Çok mu şey istiyorum. Bana mucizenin, hikmetin hasını göstersene.. Şimsi sen 19'a göre ne olması gerek oranın onu söyle. Ben kuran'ın doğru anlaşılmasına dair kıstası istiyorum. Üfürük değil. Nerede o? Eğer o yoksa ve her ilham gelenin yapıyor olduğu yorumlara bakacak olursak eğer, bu kitap koca bir çöp. Bu 19 ne işimize yarıyor? O da belli değil. Kitap hala aynı kitap. Bin küsür sene iki surelik fazla ile yanlış anlaşılmasına engel olamamsı bir yana, bunu hala daha becerebilmiş değil. O sureler hala orada. Yeni baskılar şurada. Müslüman alemi öbür yanda. Bak, sorguluyorum. Kıstası sorguluyorum. Sorgulayabilmek için önce doğru anladığımdan emin olmam lazım. Gördüğüm kadarı ile bunu sen dahi yapamıyorsun. ANTİATEİST'ten Alıntı: Bu durumda 7. ayetinde insanda söz etmesi olasidir. Asıl ben senin bir kez olsun rahatsızlık duyduğunu bir görebilsem..O zaman gerçekten sorguluyor olduğunu düşünebilirim belki.
  3. Yakın gök derken? Hepsini dememiş neticede "yakın gök" demiş. Uzağı dıştalamış. Uzak gök ne olmuş bu arada; malum evren 90 küsür ışık yılı büyüklükte? ..Peki ışık derken? Peki bu yıldızlar süsler sadece dünyada mı var? Uranüs'ten bakınca mesela gözükmüyor mu bu meretler ki; sanki dünyaya has, ona özel, ondaki insan için yapılmış birşeymiş gibi anlatılıyor? İlahi yahu, astrolog medyum da nerden çıktı? Neye dayanarak? Herifçioğlunun öznel yorumuna mı? Bu kuran öznel yorumlar kitabı mı? Şeytandan astroloğa...Atıp tutmak bu kadar ucuz mu? Senin sorgulamaktan anladığın bu mu? Kaç kişi böyle çevirmiş bu kitabı; nüshaları getir, yüzdeleri getir. Bizi tarihle; kuran'ın ve toplumlarının tarihi ile yüzleştir. Yüzleştir ki utanalım. Ama aksi durumda sen utanacak mısın? Bu ne rahatlıktır arkadaş. Işık ışın ne farkeder, neyin ışığı bu? Biz yakın göğü ışıklarla... deyince elin arabının 1500 sene önce aklına ne gelmiş olabilir? Elin arabını bırak sıradan bir insan ilk ne düşünür? Kafayı göğe kaldır, sureyi yapıştır. Hadise bu. Yoksa çift yarık deneyindeki fotonların ışınları mı? Kuantum fiziği mi var yoksa bu ayette? http://www.kuranmeali.org/37/saffat_suresi/7.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx Al bak sorgulaman için koyuyorum. Yukarıda sorduğum yüzde sorusu ve yüzleşmenin karşılığı işte burada. Yaptığınız her post modern ittirmede aslen kuranı tekmelemeye, şerefini iki paralık etmeye devam ediyorsunuz. Kuran'ın 1400 senelik mirasını adeta dövüyorsunuz. Neyi sorgulayalım; tarık 6'yı mı? Sorgulayan sorgulamış, çeviren çevirmiş, kuran çoktan çöpe gitmiş. Senin hala uyanamadığın mevzu, buradaki hemen herkesin zaten bir zamanlar senin tarafında olduğu. Tereciye tere satmaya çalışıyorsun.
  4. Sn. Hasan Akçay; Ben o soruyu neden sordum? Çünkü bağlamı ve akışı içerisinde konu her zaman ve hemen her konuda olduğu gibi canı istediği zaman bıçak keskiliğinde ve kiristal netliğinde buyurabilen kuran'ın yine başka herhangi bir fiili ya da edimi (burada köle edinmek, kölelik) neden direkt olarak yok hükmüne getirmediği kısmına geldi dayandı. Siz de: kuran onu da yaptı, bakın şu, şu..ayetler diyerek bu ayeti de önümüze sürdünüz. Köleliğin kaldırılması, tasfiye edilmesi.. E şimdi neden direkt olarak yapmamış, neden şartlı şutlu erdem koşullu deyince de bu sefer "konu evlilik" diyerek direk dayanak gösterdiğiniz ayeti endirek ve muğlak yan ayet haline indirgeyiveriyorsunuz.Öyle deyince kölelik, böyle deyince evlilik oluyor. Konu kölelik cariyelik olunca kuran ağzındaki baklayı biiiiir türlü çıkaramamış nedense. Hatta ortada bir bakla olduğundan dahi şüpheliyim.. Evliliğin şartlarını köle azad etmenin şartları olarak ben göstermiyorum. Siz gösteriyorsunuz. Bu ayeti siz seçtiniz getirdiniz, ben değil. Hesabını benden değil kendinizden sormanız icap ediyor. Nerde kaldırılmış deyince vurguyu köleliğe, neden böyle yapmış deyince ise vurguyu evliliğe veriyorsunuz. Erdemin olgunluğun kıstası nedir ayrıca? Kim neye göre karar veriyor, neden o kişinin adına karar veriyor? Erdemli olmazsa köle kalmak zorunda mı? Öyle ya, tersinden okuyunca bu anlam çıkıyor. Yani "mal". Ne demek evlendirin? Hür ve özgür irade nereye gitti? Peki ya evlenmek istemezse?..yine "mal". E ayrıca bunca itiş kakışın sonunda siz de malumu ilan etmiş, itiraf etmişsiniz ya.."değişik açılardan bakma zorunluluğu var", "çala kalem yazılmaz", ve yine her zamanki gibi "içinde bulunan zaman ve ortamın gereklilikleri.." ve en nihayetinde "ben cevap veremem"....teşekkürler samimiyetiniz için ama, bizleri ne diye bunca uğraştırdınız o zaman?..Size de yazık, bize de..Siz cevap veremezseniz kim verecek? Gerçek şu ki; siz veremezseniz cevabı yoktur. En iyi ihtimalle sizin için yoktur. E peki bu "anlaşılsın diye apaçık indirildiği" söylenen kitabın neresine sığar? Hiçbir yerine. Ve tam tersine çala kalem yazılır. Tam da çala kalem yazılır. Bal gibi de yazılır. Eğer bu kitap apaçık indirilmişse; nefessizce, duraksamadan yazılır. Bunca kıvranılıp, karın ağrısı çekilmez. Kur'an, kendisine bu derece samimiyetle inanan sadık bir inanırına bu eziyeti reva görmez. Buna mahal dahi vermez. ama heyhat, veriyor işte. Vermiş işte. Yüzünüzü kara çıkarıyor. Ezdiriyor. Burada canınızla kanınızla verdiğiniz mücadelen sonra bu size reva mıdır? Ayrıca ben bu kuranı anlamak için tarih bilmek zorunda mıyım? Bu kitap tek başına yeterli değil mi? Farzedin ki kuzey kutbunda, kendi halindeki bir eskimoyum. Tarih bilgisi falan hak getire..Nasıl ve neye göre yorumluyacam bu kitabı..Hangi zaman ve koşula göre? Nasıl? ..."Bu ne be" der, çıkarım işin içinden. Öyle değilse "öyle değil" deyin. Ha bir de bu erdemlilik ve olgunluk meselesinin ayrıca şu meşhur sübyancılık tarafı var ki, bolca konuşuldu. Bu erdemlilik o olmasın sakın? Hani sizin de en sonunda kuran evet böyle demiştir ama bunu ancak sapık pislikler yapar demek zorunda kaldığınız, yine teslim bayrağını çektiğiniz ayet. İşi en sonunda "cinayete ceza yoktur, çünkü cinayeti ancak sapık vahşi alçak kişiler yapar.." mertebesi ve savunusuna getirdiğiniz. Kendinize de, kurana da yazık ettiğiniz....sokullu size bir acaip yazıyor dedi, siz onu en akıllı cahiliniz ilan ettiniz. Kuran bunları direk diyememiş, dememiş işte. Sübyancılıkta da açık var, kölelik ve cariyelikte de..her ikisindeki sonunuz da belli.. Ve en nihayetinde halen büyük resmi görmüyor, aslen görüyor ama kafanızı kuma gömüp görmezden geliyorsunuz. Bu kuran 1400 senedir nasıl anlaşıldı? Halen nasıl anlaşılıyor? Baskıdaki kitap ve meallerde ne yazıyor?...Ne yazık ki sizinkiler değil. O vakit; ya kuran 1400 senedir yanlış anlaşılıyor ve yaşanıyor, ki bu durumda güme gider. Veyahut gerçekten de 1400 senedir anlaşılan yazıyor. O vakit diğer taraftan güme gider. Kuran her iki türlü de kaybetmeye mahkum. Siz, bu oyunu kaybetmeye mahkumsunuz. Demek istediğim o ki, yapmaya çalıştığınız ve halen yapmakta olduğunuz her bir post-modern çeviri neticesinde, kurana bir darbe de siz vuruyorsunuz. Ben fideistim deyin çekilin kenara. Ama rica ederim, kuranı daha fazla hırpalamayın. Bari siz yapmayın. Elin arabı işidi gelse bu yazdıklarınız için belki de ve de muhtemeldir ki sizin kelle ile top oynar. Durum bu derece vahim. Akıl ve laik hukuk bu işleri billur gibi halleder iken, biz bu arap saçını neden yol gösterici olarak seçelim? En sonunda "ben açıklayamam" demek için mi? "Bunu ancak alçak insanlar yapar" demek için mi?
  5. Hasan Akçay styla diyosun şu linke bakıp potporinin içerisinde kendini kaybetmek lazım önce. İnsanın beyni uyuşuyor. http://www.kuranmeali.org/86/tarik_suresi/7.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx Ha, ben doğurulan insan şeysini de göremedim..Anlaşılan o ki 1400 sene de gören olmamış. Ayrıca bu şekli ile anlatım bozukluğu da hasıl oluyor. Hasılın velhasılı ise, bu post-modern çabalar neticesinde kuran'a bir tokat da sizler vuruyor ama aynı Hasan Akçay gibi büyük resmi göremeyip, günü ve zevahiri kurtarmanın peşinde beyhude uğraşlar içerisinde kaybolup gidiyorsunuz.. Sen 19'a göre ne olması gerek oranın onu söyle
  6. O kadar mesnetsizce zorlamışsın ki.. Düşünce beynin bir fonksiyonudur. Masada beyin vasıtası ile düşüncenin bir üretimidir. Beyin olmazsa düşünce ve peşisıra masa da olmaz. Masa var olmak zorunda mı be muhterem? Yarın öbürgün bir göktaşı gelip de, tüm insalığı ve beraberinde tüm masaları da ortadan kaldırdığı vakit(ki hiç de ihitimal dışı değil) tanrı da mı yok olacak? düşünmenin olması için onun gerçeğinin de olması ne demektir? Kar kristallerini; o mükemmel şekilleri ve düzeni hangi düşünce ve hayal gücü var ediyor? Gökten tepemize yağıyorlar? Termodinamik mi düşünüyor, hayal ediyor? Her değişim bilinçli midir?
  7. Velev ki öyle olsun. Bunu aristo yapmış. Bunu dünya tarihinde gelmiş geçmiş zibilyonca insandan kaçı anlayacak? Anlamayanalar ne yapacak? dr kemal mesela? İnsanların yetkinsizliği ne menem bir ilahi açmazdır.
  8. Merdiveni koyduk tırmanmanı bekliyoruz. Forum geneli merdiveni üç kere çıkmış beş kere inmiştir. Zamanla anlayıp pişeceksin. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Rahat ol. Arkadaş her şey ilk sizin aklınıza gelmiş gibi buraya gelip de 100 kere tartışılmış konuları önümüze getirmiyor musunuz, işte buna hasta olmamak mümkün değil. İlk soru yaratıcı var mıdır. Bak burada haklısın. Bozuk saat misali.
  9. Beni karaktersiz addeden aklıevvelin hitabetine bir bakın hele: seviyesiz, karaktersiz, odun, hıyar...Seviyeye gel. Biz senin seviyeyi gayet iyi anladık. Tipik kudurmuş teist seviyesi. Ha, bu arkadaşın neden bu derece kudurarak "ad hominem" e başvurduğunu anlamak da zor değil: Sen foruma kendini bir alim ulema, ateistleri susturan evliya, nur dede vb. eda ve iddiasıyla dal; nurcu toplantılarındaki beyin ölümü takımı üzerinde yarattığın etkiyi falan yaratacağını zannet, arkasından her yazdığının kof bir yolsuz savunusu olduğu yüzüne vurulsun. Padişah örneğin elinde patlasın, ateş odun fiil fail saçmalıkların tel tel dökülsün.. E ben olsam ben de çatlardım. Alt mesaj: Bu forum sana iki gömlek büyük gelir. Hemen topukları yağlayıp da toz olmazsan eğer, (ki inşallah olmazsın) bunu sürüne sürüne, yaşayarak öğreneceksin.. Padişah örneğinin nasıl bir saçmalık olduğunu zaten farketmişsin oraya fazla değinmiyorum. Kısaca: Tanrıya insanı örnek gösteremezsin. Tanrıyı hiçbirşeye benzetemezsin. Hiçbir şeyden yola çıkamazsın. Ha, başka neyi gösterecen o da meçhul. Bu tanrının ne olduğu belli değil ki? Ne akla, ne bilime ne de mantığa sığmayan ipe sapa gelmez ne idüğü belirsiz boş bir şey. Eninde sonunda yine gelip beşeriyata sığınmak zorunda kalacaksın, biz de bir daha elinde patlatacaz.. Sorun ne idüğünün belirli olması ile birlikte başlıyor. Yani sıfatları. Sıfatları ile birlikte gelen bir tanrıyı mantık ilkeleri bağlamında gösteremezsin. Ya mantık ilkelerini reddeceksin, ya tanrıyı. Sen tanrıyı hemen her (sözde) kanıtlama girişiminde bu ilkeleri kullan, onlara riayet et, sıra tanrıya gelince yan çiz. Yok öyle dava. Bize "kadir-i ve alim-i mutlaklığın insan zihni için nasıl varolabileceğini göstermek zorundasın. Ha, tanrı aklın mantığın ötesindedir diyebilirsin. Güzel kardeşim o zaman da tanrıya akılla mantıkla ulaşılabilir savını seve seve bir kenara bırkacasın. İnsanlar neden tanrıya inanmıyor diye de şaşırmayacaksın. Tam tersine biz sana şaşıracaz. Sen de oturup güzel güzel fideist takılacaksın. Bilim aklın ve mantığın önünden çekileceksin. Bir iddiada bulunmayacaksın. Hakkın yok çünkü. Oturup sessiz sessiz kendi köşende göbeğini kaşıyacaksın. Bunu da anladık mı? Tamam o zaman. Bu derece tıkalı olan idrak yollarınla birlikte pek mümkün gözükmüyor ama neyse.. Şimdi ben neye cevap vermemişim? Çift yarık deneyine mi? Arkadaş, çift yarık deneyi bazı idealistlerin ve pek tabii teistlerin pek sevdiği bir konudur. Neden mi? Otur araştır. Senin daha bundan dahi haberin yok ki, oturup tam tesine bir de bilimin mahiyetini henüz keşfedemediği bir konudur buyurmuşsun..İşinize gelince "bak bilim açıklayamadı işte tanrı.." şeklinde o zavallı boşlukların tanrısını öne sür, işine gelmeyince bilim henüz bulamamış de..İlahi, saflığın da bu kadarı.. ateşi allah yaratmıştır da ne demek be adam? Zaten bu asılsız bir iddia, ötesi değil. Onu geçtik konuyla ilintisi ne? Allah neyi yaratmışsa yaratsın. İsterse mantığı yaratmış olsun. Neticede ben bu mantıkla sınırlıyım. Ve, ya bu mantık sınırları çerçevesinde onu kavrayabilirim ya da kavrayamamam. Sen de tanrı iddian varsa eğer, bana bu mantığın sınırları içerisinde kalarak göstermek zorundasın. Ama gösteremezsin. F-16'ları insanlar yaratmıştır, o zaman f-16'lar motorsuz uçabilir mi sorusunu soramayacak mı biri çıkıp da? Yassah mı? Pekala da sorabilir. Cevap 'hayır'dır. Bu kadar basit. Fiil fail ayrımı safsatana mı cevap vermedik. Hayır, verdim. Kadir-i ve alimi mutlak için ihtiyaç, zorunluluk,sınır, hudut olmaz dedim okumadın mı? İdrak mı edemedin? Sen nasıl bir kavramsal çerçeveye çattığının farkında dahi değilsin demedim mi? Dedim. Sen hala farkında değilsin. Bir insan koşmak için 3 boyutlu bir alana ya da koşu pistine muhtaç mıdır değil midir? Peki superman çıka gelip de koşu pisti olmadan koşabilir mi, ya da öyle bir varlık? Hipotetik olarak evet. İşte o varlık koşma fiilinin ihtiyaçlarına da muhtaç değildir. Tanrı bir insanı koşu pisti olmadan da koşturabilir mi? Kendisi koşabilir mi? Yoksa koşacak bir alana ya da bir piste muhtaç mıdır? Sana göre muhtaçtır. Ama bu onun değil, failin değil fiilin ihtiyacıdır. Böyle bir örnek vermek de ayıptır. Akla hakarettir. Sesin yayılması için bir ortam gereklidir. Uzayda, vakumda yayılamaz. fiiilin ihtiyacı. Peki tanrı sesi vakumda da yaymaya muktedir midir? Kadir ve alim i mutlak olan şey, her şeye muktedirdir. Fiilin failin ihtiyacı falan vız gelir tırıs gider. Ama sen çoktan kendi kazdığın çukura düştün. Tanrıyı ihtiyaç duyar kıldın. en azından fililin gerekliliklerine. Geri dönüş yok. Geçmiş olsun. Bu ne biçim tanrı? Görmekmiş. arkadaş sen cisimleri onlardan yansıyan fotonlar sayesinde beyninde oluşturduğun görüntü şeklinde algılıyorsan eğer, herkes ya da her şey böyle olmak zoruda mı? Sen maddeyi bir aracı vesilesi ile algılamak zorunda olan bir varlık olarak evrildin diye, bu bir mantıksal zorunluluk mu oluyor? Hele hele aşkın bir varlık için? Şimdi, senin şu sözde tanrının fiil ya da fail gereği olsun, görmek için birşeye ihtiyaç duyuyor mu? Ya da bilinmek için? evet ya da hayır. O kadar kelime oyununa gerek yok. Vereceğin cevap bundan ibaret. Ama açmaz burada işte evet desen tanrılık gidiyor, hayır desen sureler ve kuran. Zor bir durum, yerinde olmak istemezdim. Fiilin gereği de acizlikliktir. Bunu bir argüman olarak ortaya koymak ise apayrı bir acizliktir. Şaçma ve komik açıklamalara cevap yazsaymış..Evet biz de yedik(!).. Atıp tutacağın yerde, haydi versene cevapları bir görelim. Hoşafın yağı kesilince "veririm ama vermedim" oluyor, bu da yolsuz kalmış beynin başka bir kıvırması oluyor haliyle. Son paragrafa cevap yazmışmış..Ne alaka? Biz önermeler mantığı, formel mantık dedik; bu elma armut diyor. Ne anlamamız gerekiyor buradan? Senin hezeyanlarının sonsuzluğunu mu? Haddini bilmez ön kabullerinin sınırsızlığını mı? Bir elmayı yaratabilmek için bütün bir kainatı yaratabiliyor olmanın gerekmesi de ayrı bir acizliktir. Adam olan, yani tanrı olan, yani kadir-i ve alim i mutlak olan kainatı yaratmadan elmayı yaratır, sonra alır önüne kor. Çıkarıp masaya vurur senin anlayacağın. ....Kabul etmek zor geliyormuşmuş...senin sınırlı zihnin için öyle olsa gerek. Benim adıma konuşma istersen. Kabul etmek zor falan d,ye saçmalamışsın ya, sana elmanın olması için gerekli formülü vereyim: Sıfır nokta enerjisi+false vacuum+termodinamik+kinetik+doğal seçilimle evrim+birikimli seçilim = elma. Mis. Tanrıya gerek yok. Kabul etmek zor geliyor değil mi? Biraz düşün bakalım. Şimdi cevap ver ey alim Özgür: Kadir-i ve alim-i mutlak olan vazgecebilir mi Kadir-i ve alim-i mutlak olan dileyebilir mi Kadir-i ve alim-i mutlak olan kaldıramayacağı bir taş yaratabilir mi Kadir-i ve alim-i mutlak olan kendinden güçlü bir şey yaratabilir mi Kadir-i ve alim-i mutlak olan geleceği değiştirebilir mi? Bir de mesela; kadir-i ve alim-i mutlak olduğundan emin olabilir mi? .....vs. vs..saymakla bitmez...bu sıftalara sahip bir şey yerinden kıpırdayamaz bile.. Yani kadir-i ve alim i mutlaklık aynı anda mümkün olabilir mi? bu sıfatlar biribiri ile çelişir mi çelişmez mi, birbirini dışlar mı dışlamaz mı? Bunların insan zihni için de algılanabilir ve mümkün olduğunu bize formel mantık ile, önermeler mantığı ile göster. Ateşle odunla elmayla armutla falan değil. Gösterebilirsen mümkün, gösteremezsen "insan zihni için yok" deriz. Tanrı kavramsal olarak münkün değil. Hepsi bu. 5 duyu için yok. Bilim için yok. Mantıksal olarak da mümkün değil. Ya da mantık dışı. eğer mantık dışı ise, bize akılla falan kavratmaya çalışma bir zahmet. Anladık mı? Umarım anladık. Tanrı insan için yok. Olamaz da..Başka bir yerlerde başka bir şekilde yaşanılıyor ya da yaşaılıyorsa bu da beni bağlamaz. İlerleyen karelerde ya mantığı reddedeceksin, ya da bu sıfatları. Toz olmazsan tabi. Kolay gelsin. Forumda bu konu ile ilgili güzel başlıklar var. Otur incele. Teologlar yüzyıllarca bu paradoksa kafa yormuş, nedense hiçbirinin aklına ateştir odundur fiildir faildir gelmemiş. Aferim Özgür13. Yaman adamsın vesselam. 13 yaşında bir insanın olabileceği kadar... ....................................... (Not: dunning kruger sendromu. Bak sen bundan muzdaripsin) https://tr.wikipedia.org/wiki/Dunning-Kruger_etkisi
  10. Vay, Kemal Bey Ne oldu, bizim evrim sorularına yanıtı bulabildin mi? İçini ferahlatacak bir bilgi vereyim: o sorulara henüz cevap verebilen bir teist çıkmadı. Ama sen doktorsun, tehlikeli adamsın, kolay kolay pabuç bırakmazsın......di mi...? "Bir efsaneye göre..." demek, o da güzelmiş.
  11. Oy oy fikrimin ince gülü cevap da verirmiş. La o gözü bilmem kaç senedir kullandığımız üzere onu biz de biliyoruz be adam? Biz göz neden kördür dedik mi ki bunu yazıyorsun? Onca vakit düşüne düşüne anca, bula bula bunu mu buldun? Forumun C sabitine de bu yakışır. Ben bu konu ve üstü örtülü olarak arkasındaki acziyetle ilgili ne düşündüğünü sordum. Cevabı halen bekliyorum. Ha, ne cevap vereceğini de biliyorum ama süründürmek hem keyifli, hemi de elzem. Bardağın boş tarafına bekliyoruz.
  12. .................. Tanrıyı anlatabilmek için insandan örnek vermek? Sınırlı, aciz, yeri geldiğinde diktatör olabilen kul ile tanrıyı eşleştirmek, benzeştirmek? Ama yeri gelince ve şıkışınca o hiçbirşeye benzemez, bunlar insanı sıftalardır laga luga vb. demek? Örneğe bak hele: padişah! İşinize gelince herşeyden münezzeh, hiçbirşeye benzemez de; şıkışınca ise o hakir gördüğün ve insana ve diktatör padişaha usulca tamah et! Tanrıyı beşeriyata indirge. Benden size tavsiye: İnsanı tanrıya payanda ederek o sözde tanrınızı ayağa düşürüp iki paralık etmeyin. Herşeyden münezzeh bir şeye insanı örnek gösteremezsiniz. Nokta. Tanrıyı benzetemezsin!!!!!!!!!!!!!!!! ............Padişah tuvalete gidip sıçıyor, senin tanrı bunu da mı yapıyor?! sıçan adamın yaptığı işi mi örnek gösteriyorsun ey akıl düşmanı? Bu herşeyden münezzeh "şeyi" nasıl uydurduysanız, onu aynen o şekilde savunmasını, arkasında o şekilde durmasını da bilin. İnsan örneğin kimseyi bağlamaz. Olsa olsa mantığı ve insanı tanrıya mutlak kılar. İnsan kafasında hareket eden bir tanrı olur. O da tanrı değil, olsa olsa bir şebektir. Ayrıca o padişah ki; insani, daha doğrusu hayvani zaaflar, tutkular, arzular ve aslen bunlara bağlı acziyetler neticesinde bahsettiğiniz edimlerde bulunur. Aynen harcıalem bir insan gibi. Canlı gibi. Tebrikler, tanrıyı da aynı mertebeye indirip, aynı zaaflara mahkum ettiniz. Ayrıca yöneten bunu ya bir akte; seçime demokrasiye bağlı bir karşılıklı bir akte, ya da padişah örneğinde olduğu gibi cebri olarak, cebre dayandırarak uygular. Gücü bunu olanaklı kılar, ama meşru kılmaz. Kı-la-maz. Şimdi, tanrının akti nerededir? Kalu bela safsatası mı? Geçiniz. Ayrıca yaratmak yargılama hakkını verir mi? Güç sahibi olmak böyle alçakça bir diktatörlüğü mümkün ama meşru kılar mı? Bu yaptığınız açıkça yolsuz kalmış bir beynin savunusudur. Tanrınızın meşruiyeti insana muhtaç kalmaktadır. Tanrınızın davranışlarını insani rasyonaliteye endekslersin ki, bu durumda rasyonalite tanrıya mutlak olur. Ondan önce gelir. Ha bir de; siz bunun pek bir orjinal yaklaşım olduğunu, buradaki kimsenin aklına gelmediğini falan mı sanıyorsunuz? Buradaki herkes bu yollardan üç kere geti, beş kere de geri döndü haberiniz ola. Ayrıca bu kafayla kendinizi, pardon sözde tanrınızı, kötülük problemi ile de başbaşa bırakıyorsunuz. Bunu özgür irade sorunu takip ediyor. Kadir-i ve alim-i mutlaklığın olduğu yerde özgür iradeden bahsedilemez. İsterseniz deneyin, nasıl bir duvara toslayacağınızı görün. Hem, "sen dünyaya şunun bunun için gönderildin.." demek de ne demektir? Orada mıydın bilader hayrola? Bu nasıl bir dayanaktır? Nasıl bir argümandır? Hem kendin yarat, hem de cehennem denen yere at. Ne demek arkadaş "istenilen"? Nerde, ne zaman istemiş? Kanıt nedir? Ham sen kimsin de benden bir şey istiyorsun? Yarattığın için mi? E yaratmasaydın o zaman! Bana mı sordun! Sordu isen hani nerde belgeler? Ben hatırlamıyorum kusura bakma. Yaratılmana hiçbir katkın olmadığı halde ne demektir be şark kurnazı? Benim kendimi yaratmak gibi bir çabam ya da böyle bir talebim mi oldu? Bu örneği veriyorsun çünkü sen de biliyorsun ki aksi durum vahşiliktir, diktatörlüktür. İşte senin karakterize ettiğin tanrı da tam olarak budur. İstemiyoru kardeşim cennet rüşvetini de başka bir şeyini de, kendi kendine kurduğun piyesi de; ben senin mümün teistlerin gibi ilahi çıkar peşinde koşan bir çıkarcı değilim. Ha bu arada kazara bir tanrı varsa eğer, yakıp kavuracakları aklını kullanan inançsızlar değil, kendi uydurdukları hurafeleri tanrıya maleden inançsızlar olacaktır olsa olsa. Yani salakça yanacak olan sensin. Yol yakınken geri dön, sonra üzülme. sonra, ahirete göçtüğün vakit "kimmiş olan bu hurafe kitabı benim yazdığımı iddia eden dingillerrr..!!" şeklinde bir nida duyarsan altına etme. Sen aynı anda kadir-i ve alim-i mutlak demekle; böyle bir şeye inanmak, ve ondan öte olduğunu iddia etmekle nasıl bir mantıksal ve kavramsal çerçeveye çattığını, nasıl bir çıkmazın içine girdiğini halen kavrayabilmiş değilsin. O yüzdendir ki altında eziliyorsun. Ateştir odundur şeklindeki saçmalıklarının gösterdiği üzere, ezilmeye de devam edeceksin. Olan herşeyi allah yaratmıştır gibi ön kabullerinle kimse ilgilenmiyor. Kimseyi de bağlamaz, senden başka. İnsan zihinin neyi nasıl bildiği ile mutlaklığın ilgisi ilişiği ne? Bu aslen kendi topuğuna sıkmak oluyor. İnsanların neyi nasıl bildiği ve bilebileceği ya da bilemeyeceği, varlayabileceği ya da varlayamayacağı hususu işte tam da tanrıyı yok eden nirengi noktası. Zurnanın zırt dediği yer. Kadir-i ve alim- mutlaklık aynı anda var olamaz. Bunun neresini anlamıyorsun? Aynı "yıkılamaz bir duvar ile durudurulamaz bir gücün aynı anda varolamayacağı" gibi. Birbiri ile çelişir. Birbirini dışlar. İnsan zihninde var olamaz. Kavrayamaz. İnsan ise bilindiği üzere 5 duyusu ile algılayamadığı, sadece 5 duyusu değil, mantığı ile de varlayamadığı, sadece mantık değil, bilimin de gösteremediği şeyleri "yok" kabul eder. Kadiri-i ve alim-i mutlaklık, yani tanrı mantığa sığmaz. 5 duyu algılamaz. Bilim de tanrıyı gereksiz kılması bir yana, en meşhuru termodinamiğin 1. kanunu bağlamında (Enerji/hiçbirşey yoktan varedilemez ve yok edilemez) tanrıyı dışlar. Geriye ne kaldı? Hiçlik. Tanrı insan zihni için yok. Olamaz. Ama birileri kalkar var olduğuna inanır. İnanmaktan da öte bunu dayatır. Dayatmaktan da öte, bir de şaşırır; nasıl olur da inançsız olunur gibisinden. Ey arkadaş uyanın! Normal olan bizleriz, asıl şaşırılması gereken, hurafe ve masallara hayret verici bir şekilde inanan marjinal kafalar ise sizlersiniz. Kadir-i ve alim-i mutlak için zorunluluk söz konusu olamaz! İhtiyaç mefhumu söz konusu olamaz. Bunlar acizyete işaret eder. Eksikliğe. Bu kof benzetmeleri geç. Şimdi bir sürü laf salatası edeceğin yerde bize, kadir-i ve alim-i mutlaklığın mümkünlüğünü; formel mantık çerçevesinde, önermeler mantığı çerçevesinde göster. İnsan zihni için var et. Algılanabilir hale getir. Tanıtla. Şaşırt bizi.
  13. Böyle adam forumdan atılır mı be! Adam ateistforum için tam bir nimet. İbretlik cevapsız orta maymunu. Rolünün hakkını da veriyor hani.. Neymiş: "C sabiti".. Peki o nerden çıkmış: bilmiyorum.
  14. Evrim çalışıyor, bilim açıklıyor. O değil de; gözümüzdeki kusurla ilgili ne düşünüyorsun? Adam her tarafa pisleyip kaçıyor yahu..Bu adamlara önce utanmayı öğretmek lazım.
  15. Bu Hasan Akçay'a Nu 32. ile ilgili yukarıdaki soruyu sorduk. Kendisiden şu ana kadar bir cevap gelmedi nedense..(!) Netice: Kölelik bir islam gerçeği.