teflon

Sadece Ateistler Grubu
  • İçerik sayısı

    1.161
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

5 Takipçiler

teflon Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü July 24

Contact Methods

  • Website URL
    chemako@mynet.com

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

2.124 profil görüntüleme
  1. Pire dinozor farketmez. Tanrı kusur kaldırmaz. Teleolojik argüman kusur kaldırmaz. En küçüğünü dahi. Çünkü arkasındaki iddia sonsuz, kusursuz ve mükemmel: tanrı. (ve tam da bu yüzden olasılıksız) Tanrı için "akıllı tasarımla" gelecek olan, "onu" kusursuzluk ve mükemmellikle servis etmek zorundadır ki bir anlamı olsun. Ama durum böyle değil. Kusur her yerde. Düzen zannetiğimiz şey kaosun içerisindeki küçük bir kesit. Bununla yaşamasını öğrenin. Her teist öğrensin. Ondan sonra istediğiniz kadar inanın. Tanrının ancak 21. yüzyılda yapılabilecek hesaplarla kendini açık etmeye karar verdiğine, ondan önceki kuşakların tamamının figüran olarak boşa yaşadığına falan...
  2. 40 bin kere yazıldı bunlar. Sen hala aynı obsesyondasın. Beyninin, ruhununun akli haysiyetinin bir yarısını 19'a, kalan yarısını ise hassas ayar safsatasına teslim etmişsin. Bak tekrar edeyim: evrende hassas ayar falan yok. Hassas ayar diye ortaya attığınız şey sadece bir "hesap". Hassas ayar için önce bir "ayar eden", ayrıca bir "referans noktası" gerekir. Ortada bunlar olmayınca geriye sadece "hesap" kalır. defalarca kere yazdık geriye dönük olasılık hesabı olmaz diye. Bir zarı kırk kere at, çıkan sonuçları listele, sonra o zarların o şekilde ve o sırada çıkması için gerekli olasılığı hesapla; ne çıktı: mucize. Sizin kafanıza göre düşünecek olursak tarihte olagemiş herşey mucize. ayrıca yine defalarca kere yazdık: o olasılıkların biribiri ile çarpılması gerekrtiğini nereden çıkarıyorsun; olasılıklar ancak her bir bileşenin birbirinden bağımsız olması durumunda ayrı ve bağımsız olması durumunda ayrı ayrı çarpılmayı gerektirir. Peki gerçekte durum böyle mi? Sicim kuramı ve birçok kurama göre ise bu değerler birbiri ile "bağımlı" yani biri diğerini de etkiliyor. Aynı kuvvetin başka bir yüzü. Yani bir kuvvet doğru değerler bölgesinde ise, diğeri de orada olmalı. Yani olasılıkların biribiri ile her seferinde tekrardan çarpılması hatalı ve gereksiz. Ayrıca defalarca kere yazdık, olagelecek hangi evreni çekersen çek olasılığı bizimkisi kadar düşük çıkacaktır diye. Çoklu evrenleri belirtme gereği dahi yok. Hassas ayrı direk mezara gömecek olan. Alan Guth ve Andre Linde Bak polonyalı bir fizikçi çıkmış Nikodem Popławski adında. Evrenin bir karadeliğin içinde doğduğuna, kara delikten dair bir teori getirmiş. Kuantum, görelilik, karanlık madde, kozmolojik sabit her biri ile ilgili tüm uyumsuzlukları ortadan kaldıracak şekilde. Ayrıca bir de normalizasyon problemi var: bir değişken ne kadar hassassa, alabileceği değer aralığı da o kadar küçük oluyor. Yani halihaırdaki değeri otomatikman normal hale geliyor. Bütün bunlar olup biterken teist obsesyonu kendi üertiiği hassas ayarlardan tanrılara cennetlere kadar gelin güvey oluyor. Cern'e haber salın bunca parayı harcamasınlar, planck enerji düeyine çıkmaya çalışmasınlar, işte hassas ayar olay bitti. Eyi ki teistler müslümanlar var. Bilim nemize gerek.. Yahu insan hiç mi düşünmez hassas ayar diye ortaya attığınız Roger penrose neden "deist" dahi değil, ateist diye? Peki leonard suskind müslüman mı? teist mi nedir bi yazıverin.. Fine tuning argument'ın aksi yönünde yayınlanmış makaleler var. Hatta bir de şunu ekleyelim:
  3. gene 19 mucizesi. Bu forumda belki 1000 kere tartışılmış. Ama sizde bakmak araştırmak var mı? Yok. Bodoslama yazmak var. 19 safsatasının bir çok boyutu var. one by one: Şimdi bu 19'a göre kuran'da iki ayet fazla değil mi? Kabul ediyor musunuz?
  4. İlk canlı ne kadar basit? Buradan nereye varacaz? ..Br düşünelim..sanırım yeterince karmaşık bir noktadan başlarsak kendiliğinden ortaya çıkamaz savını ileri sürerim diye düşünmektesin. Peki. Bunun için, canlılığın tanınmına kadar gitmek gerek ki, bu hala daha tartışmalı bir mevzu. Hacı'nın bilim forumunda güzel başlıkları var konuya ilişkin. Ancak yaşam dediğimiz şey aslen termodinamik enerji optimizasyonu. Ötesi değil. Bu konuda çok önemli, nefes kesici gelişmeler var. Teist kafası halen tanrıdır tasarımcıdır şeklinde ortaçağ zihniyetinde otlaya dursun, bilim ilerliyor. Gözünü sevdiğiminin bilimi. Tanrıya dine ne hacet..canına tüküreyim. Bu ilk ipucun. Arkası yarın.. Şimdiİ lk cevabı sen ver? Evet ilk canlı ne kadar basit?
  5. Evet dünyada olagünüstü şartlarda yaşayan canlılar var. Marsta yaşam yok. Bizi bildiğimiz anlamda. Senin mantık dizgen bu şekilde mi çalışıyor? Canlılık için gerek yeter koşullar gerekli. Bu meret dünyada zor koşullarda yaşıyor diye, güneşin üzerinde deortaya çıkacak değil ya. Ha, gerek-yeter koşullar varsa, canlılık kaçınılmazdır zaten. Bu da kulağınıza küpe olsun.. Sen mesajı aldın belli ki, cevap yazmadığına göre. Gerisi önemli değil. En azından tasarlandığı söylenen şeylerin kusurlu, tanrı diye itelenen şeyin de her şeye kadir olmadığı hususunda hem fikir olmamız sevindirici
  6. O zaman öyleymiş gibi konuşma. Bu da bizi bağlamaz. Nokta. Bizim, daha doğrusu sizin öyle olabilirmişlerle işiniz yok, olamaz. Argümanınız belli çünkü:tanrı. burada ortaya çıkan ise net olarak argümanınızdaki bir gediktir. Bu durumda tasarım, akıllı tasarım ya da her ne haltsa bunu tanrıya yönelik argüman olarak kullanamazsınız. bu iş tasarlanmamış olabilir. Tasarımcı kısıtlı olabilir. Tasarımcı hiç olmayabilir. Termodinamik; peşisıre evrendeki self-organizasyon ve akabindeki evrim ortada işte. Bunların hepsi olabiliyor. Termodinamik, self-organizayon ve evrim, boşlukların tanrısının yerini peyderpeyi, sündüre sündüre alıyor. Tanrı bir gereklilik değil. Zorunluluk hiç değil. Sen önce akıllı tasarımla gel; tasarım kusurlu, bozuk çıkınca "öyle istemiş olabilir" de; e bütün sorun, danaın kuyruğunun koptuğu yer de tam burası ya be mübarek. Tasarımcıya gerek yok. Bu bir zorunluluk değil. Düzenin zeka gerektiriyor olması mantıksal bir zorunluluk değil. Sadece sizin obsesif teist zihinlerinizin ürettiği bir yanılsama. Bunu buralarda satmaya kalkmayın. buralarda sökmez. Sonra utanırsınız. Gerçekler bunca netliğiyle ortada iken hala daha aradan bir seçeneğe, hem de en olsılıksızına zamk gibi yapışıp, sonra her şeyi çözmüş gibi yastığa kafanızı kyup rahatça uyuyabiliyor olmanızı anlamak mümkün değil. Akılllı bir insan her şey olabilir ama teist olamaz. Ben sana diyotum ki insanlar nedir, o kadar önemli bir kıstas mıdır? Sadece 250.000 yıldır buradadır. Sen hala diyorsun ki üstündür..ilahi.. Ve eğer varsa bir tanrının canlılıktan yola çıkarsak 4,5 milyar sene, evrenden yola çıkarsak ~15 milyar yılda becerbildiği bu mudur? Kusurlu göz, larynx siniri, vas diferans kanalları, uçamayan kuşlar; kısacası mükemellik dışında her şey. Her şey ama mükemmellik değil. insanı ne kadar da önemsiyorsun. Referans noktanın düşüklüğünden tanrı inancının olmasına şaşmamalı. Ayrıca aynı soruyu tekrarlayayım: zamanda yolculuk yapabiliyor musun? yine mi oradaydın? Geleceği gördün de oradan mı rapor veriyorsun? İnsanlığın son 2000 senede başardığını, sözde tanrının elindeki 15 milyar yılla kıysalarsak bence gayet iyi durumdayız. İnsan beyninin kendisini kopyalaması ne demek? Tanrı önce satranç ve go oyunlarında 1 numarara olan bilgisayarları yenecek insanlar üretsin. İnsanlık bunu sadece birkaç bin yılda başardı.. Ayrıca dediğim gibi; insanın neyi başaramayacağını referans alarak düşünmeyi bırakmalısın. Küçük beyinlerin küçük vizyonu olabilir ancak bu. Tanrı dediğin dünyayı güneşin dibine kor, gene de canlılığı var edebilirdi. Ama bak e olmuş; bu işi kim tasarladıysa dünyayı köpek gibi olması gerektiği yere koyup, bir de tek başına beceremediği için ayla birlikte 23 derece eğmek zorunda kalmış..bunlara rağmen canlılık için en az 1 milyar yıl, çok hücreliller için ~3 milyar yıl, insan için ise neredeyse 4,5 milyar yıl beklemiş. Yani fizik kurallarına eşşekler gibi boyun eğmiş. Bu becersiksiz tasarımcı varsa eğer herşey olabilir, ama tanrı olamaz. (mars olayı nedir, diğer sorulara cevapların nedir, halen yazmadın)
  7. Bu arada diğer başlıkta Mars'ta neden canlı yok diye tutturmuşsun? Varmak istediğin nokta nedir? Tanrının evrenin neredeyse tamamını yaşama uygun hale getiremediği mi? Bence de öyle; sözde hassas ayarlı bir evren icat et, yaşam için sözde hassas ayarlı olsun, ama sonra canlılığın ortaya çıkabilmek için göbeği çatlasın. Hatta o da yetmesin tanrının buna bir kez daha müdahele etmesi gereksin..Hatta o da yetmesin; canlılık ortaya çıktıktan sonra mavi-yeşil algler kendi göbek bağlarını keserek, dünyayı yaşama uygun bir hale getirmek zorunda kalsın. O sıra içşerinde tanrıya herhalde "senin yapacağın işin.." falan demişlerdir. Ama bu durumda dahi insanlar bunca sene boyunca görünen evrenin hiçbir yerinde canlıya rastlayamasın. İlahi..ne hassas ayarlı bir evrenmiş bu. peh peh..
  8. Hayırdır; bunlar olurken orada mıydın, karşılıklı sohbet mi ettin? Ayrıca öyle deme bak kısıtlı olma ihtimali çok önemli bir husus, hatta olayın bam teli. Kısıtlılık olarak gördüğümüz şey aslen yokluğuna delalet olabilir mi? İnsanlardan daha üstün olmak da nedir? Çok önemli bir paye mi? İnsanlar çok önemli bir referans noktası mıdır? Bu arada zamanı evren ölçeğinde aldığınızda, insanlar sanırım son bir saniyedir falan buradalar. (diğer kısımlara yanıt gelmemiş)
  9. Ok. Michael Behe'de senle aynı fikirde. Ortak ata ve maymunlarla akrabalık hususunda. Bakteri kamçısı ile ilgili açıklamlar gırla. Gözün evrimi ilk ışığa duyarlı hücrelerden itibaren modellendi. Behe bile bunlarla uğrasşmıyor son dönemde. Ki insan gözü de, canlılığın geneli de türlü kusurlara sahip. Buradan hareketle, senin derdin ve söylemeye çalıştığın şey nedir? Tanrının kısıtlı, elinden bu kadarı gelen kısıtlı bir tasarımcı olduğu mu?
  10. cevabı net verir misin rica etsem. Doğal seçilim ile evrim var mı yok mu? Tüm canlılık ortak bir ataya sahip mi? Maymunlarla akraba mıyız? (ayrıca tekrar edeyim: üstteki üç mevzuyu bu forum nezdinde ve literatürde araştırdın mı? (göz-b. kamçısı-behe))
  11. sehven gelmiş..silinebilir
  12. Bunca sene bu forumdasın ama... aslen üstü örtülü bir gelişme var gibi sende. Kafayı biraz daha işletirsen agnostisizmle arandaki azalmış olduğu görülen mesafe iyice kapanacak. Ha bakış açın hala problemli, halen başkaları adına niyet okuması üzerine kendi kendine gelin güvey olarak kuruyorsun argümanlarını. Cahil teist her boşluğa tanrıyı koyarsa, o boşluk dolduğu zaman tanrıya gerek kalmadığınının belirtilmesi en beklenmedik tepkidir. Bunu, boşlukların tanrısını ateistler kullanıyor şeklinde eğip dejenere etmek ancak art niyetki birinin işidir. Akılsızlık dahi yetmez çünkü. Bilimin tanrıyla işi yoktur. Ateizmin tanrıyı o boşluklarda aradığı falan yok. Bu senin uydurman. Başkaları adına atıp tutma. Ha, ateist boşlukların tanrısının her yediği tokattan keyif alabilir, ve bunu da belirtebilir o ayrı. Evet, DNA kopyalama işini "kusursuz" yapabiliyor olsaydı evrim olmayacaktı. Ama DNA'nın kopyalamalarda hata yaptığı, tamir mekanizmalarının da %100 verimli olmadığı ortaya çıktı. Ne ironiktir ki, DNA'dan falan haberi dahi olmayan Darwin'in yıllar önce ortaya attığı öngörüyü destekler bir sonuç verdi DNA. Aksi durumda evrim o gün çöp olurdu. Her ne hikmetse, senelerce beklemek gerekse dahi, hep bilimin öngörüleri doğru çıkıyor, bunu gören obsesif teist kafa yenilgiyi kabullenmeyip, kendine pay çıkarmaya, olayı sahiplenmeye çalışıyor. Aynı ANTİATEİST'in yaptığı gibi. Ama bir teist böylesine kıvırgan bir yapıya sahip olduğu müddetçe, onun obsesif kafası içerisinde her şey tanrıya delil olabilir. Kusursuzluk mükemmellik der; insan gözündeki kusurdan başlayan okkalı osmanlı tokatlarını yiyince, sakat doğumlar vb. gösterilince, bu sefer "hikmet" argümanına terfi eder. Danszölük bu ya. Herşeyin, bir tanrının olmayıp da, kendi haline bıraktığınız zaman nasıl olması gerekiyorsa öyle olduğu bir bir ortaya çıkıyor. Geçmiş olsun. DNA'ya dönersek; tasarımcı bu DNA'yı hem kusursuz yapıp hemi de evrimi ya da canlılıktaki bu çeşitliliği mümkün kılabilir miydi? Alim-i ve Kadir-i mutlaksa evet. Ama görüyoruz ki durum öyle değil. Bu şu demek: diğer alternatifler de mümkün. Nedir o: tasarımcının kısıtlılığı, yani tanırının yokluğu. Ya da tasarımcının yokluğu. Ya tasarımcı yok. Ya da kısıtlı bir tasarımcı bu. Yap-bozcu, tak-takıştırcı. Tanrı falan değil. Ancak mükemmelliği tanrıya, tanırıyı da mükemmelliğe referans gösterebilirsiniz. Tak fişi bitir işi. Herkes ağzı açık bakar. Ancak, aksi durumda diğer ihtimallerin imkansızlığını da gösterebilmeniz gerekir. Aksi her durum diğer ihtimallerin de ucunu açık bırakır. Hatta tanrıyı öldürür, onları dayatır. Modern zamanlarda, bilim ilerledikçe olan da bu. Neymiş DNA mikemmel değilmiş. İnsanın da canlılığın da türlü kusurları varmış. Bununla yaşamasını öğrenin. Ya da hikmet argümanı ile kendinizi avutun. Ama dediğim gibi, senin zihin ufaktan açılmaya başlamış, eskisi kadar iddialı konuşmuyorsun. Agnostik salvation yakındır.
  13. konu ile ilgili bu forum ve literatürü incelendin mi? konu ile ilgili bu forum ve literatürü incelendin mi? konu ile ilgili bu forum ve literatürü incelendin mi? .................. Konu ilerlemiş geriden gelyoruz ama.. Hocam sen şimdi evrim'e; tüm canlıların ortak atasının varlığını(common descent) ve buna bağlı olarak son kertede insan ve maymunların akraba olduğunu kabul etmiyorsun değil mi? parça parça adımlayalım. ..
  14. ..mükerrer..
  15. burayı kaçırmışız bu arada; kuantum nerede "tanrı nedenselliğe bağlı değildir" diyor? Kuantuma göre çürütürüm denmiş ya hani? Paragrafın başı kalk gidelim diyor, sonu bok yeme otur diyor resmen.