Genel Araştırma

'Evrim Etiği' etiketi için arama sonuçları.

  • Etiketlere Göre Ara

    Aralarına virgül koyarak ekleyin
  • Yazara Göre Ara

İçerik Türü


Forumlar

  • FORUM YÖNETİMİ
  • FORUMLAR
    • ATEİSTFORUM
    • ATEİSTCAFE
    • BİLİM FORUMU
    • HODRİ MEYDAN FORUMU
    • KURALLAR ve DUYURULAR
    • TAVANARASI
  • ATEİSTFORUM ARŞİVLERİ
    • FORUM ARŞİVLERİ

Takvimler

  • Community Calendar

Araştırmada 1 sonuç bulundu

  1. Evrimsel Ahlak

    Türümüz beyin ve davranış açısından muhtemelen yeryüzündeki en karmaşık türdür. Sonuç olarak bir hayvan türüyüz ve bu karmaşık yapımızla evrimden ve onun etkisinden yalıtık ya da bağışık değiliz. Ahlaki ve sosyal davranışlarla ilgili sorular karmaşık gibi görünmekle ve zorlayıcı olmakla birlikte, evrimsel analize tabi tutulmalıdır, tutulmaktadır. Bu özel alanı inceleyen evrim etiği adlı bilim, evrim psikolojisi diye adlandırılan, bütün sosyal ve psikolojik davranışlarımızı bilimsel olarak inceleyen geniş kapsamlı bir bilim dalının alt dalıdır. Evrim psikolojisi temelde, hayvan davranışlarını inceleyen sosyobiyoloji ve etolojinin bir dalıyken; arkeoloji, antropoloji, tarih, evrimbiyolojisi, sosyoloji, bilimsel ve sosyal psikoloji, nörofizyoloji, etoloji, davranış genetiği ve sosyobiyoloji gibi bilim dallarıyla bağlantılıdır veonlardan gelen delil ve bulguları değerlendirir. Evrim psikolojisi de onun bir alt dalı olduğunu belirttiğimiz evrim etiği de insan davranışının, hominidler (insangiller) grubundan avcı-toplayıcılar olarak geçirdiğimiz yüz binlerce yıl, ayrıca primatlar olarak geçirdiğimiz milyonlarca yıl ve memeliler olarak geçirdiğimiz on milyonlarca yıl boyunca gelişmiş olduğumuzu söyler. İnsan, ahlaki davranışları bakımından her ne kadar benzersiz olsa da öncelikle bir hayvan türüdür ve bonobolar, şempanzeler, goriller ve orangutanlar gibi akrabalarımızda olan en gelişmiş primat türlerinin çoğunda ahlaki davranışların en ilkel biçimlerinin görülmesi bakımından ilgili bilim dalları tarafından incelenir. İnsanların toplumsal primatlardan ahlaki primatlara doğru nasıl evrildikleri ve ahlaki ilkelerin temeli-kökeninin nasıl kurulduğu konusundaki çalışmalar son yirmi yılda hız almış, elde edilen bilgi ve bulgular davranışlarımızın kökenlerini anlamada bize yardımcı ve yol gösterici olmuştur. Ahlak bütünüyle insana ait bir alandır ve insan dışındaki türlerin hiçbirinde (ve türlerin herhangi bir üyesinde) davranış, düşünce ya daseçimlerini bilinçli olarak yaptıkları görülmemiştir. İnsan türü bu anlamda kesin olarak eşsizdir. Ancak bunun kadar kesin olan bir başka gerçek, ahlaki duyarlıklarımızın oluşmasını sağlayan duygularımızın, insangil, primat ve memeli atalarımızdan bize aktarıldığıdır. Bu duyguların kalıntılarını bugünkü maymunlarda, insansı maymunlarda ve büyük beyinli diğer memelilerde görmekteyiz; hatta farelerde ve diğer pek çok türde. Çok zeki hayvanlar olduğu düşünülen yunuslar; vücutlarına oranla oldukça büyük bir beyne sahip, aile yapıları olan ve örgütlenmiş gruplar halinde yaşayan yüksek memeli bir türdür. İnsanların davranışlarına çok benzeyen çeşitli özellikleri vardır, bunlardan biri dile benzer bir şey kullanarak iletişim kurmalarıdır. Daha da ilginç olan özellikleri, herkesçe bilinen ve hayranlık uyandıran senkronize yüzme davranışıdır. Bu davranışın nedeni, sanıldığı gibi estetik bir görüntü sergilemelerini de sağlayan güzel yolculuk etme amacı değildir. Birkaç ya da daha fazla sayıda yunusun bir arayagelerek yüzmesi, sudan havaya fırlayarak birbirinin aynısı olan yaylar çizerek suya tekrar dalması, neredeyse hemen hep gösteriş yapan yeni genç erkekgruplarına özgü bir davranıştır ve öteki yunuslara "bu mahalle bizim" mesajı iletir. Aynı anda bu güç gösterisinden etkilenebilecek dişileri baştan çıkarmak çıkarmaya yönelik saldırganca bir tutumdur ve işe yarar. Yetişkin yunuslar genç yunuslardan farklı olarak birbirlerini kollamak, kaçıp saklanmak yerine tehlikeyi savuşturmak için biraradadırlar ve işbirliği yaparlar. Onların en etkileyici davranışları ise grubun yaralı veya hasta üyesini soluklanabilmeleri için su yüzüne itmeleridir. Bir kurama göre balinaların kitlesel intihar gibi görünen o meşhur kıyıya vurmaları durumunun nedeni, sürü üyelerinden birinin yolunu kaybedip kıyıya vurması, grubun diğer üyelerinin de ona yardım etmek amacıyla peşinden gitmeleridir. Bu kuramı destekler pek çok önemli gözlem mevcuttur ve kayda geçmiştir. Fillerin, kaçak avcılar tarafından vurulan üyeyi yere yıkılmaması için dişleriyle arkasından ve başının altından ittikleri ve sonunda kaldırıp oturtmayı başardıkları görülmüştür. Ailesi onu ayağa kaldırmak içindişlerini kullanmış, itmiş, tekmelemiş ve güç bulması için ot toplayıp hortumuna tıkmış ancak ölmesini engelleyememiştir. Arkadaşları ve ailesi, öldüğünü gördükten sonra cesedin üzerini toprak ve ağaç parçalarıya örtmüştür. Farelerin, yemek pedalına bastıktan sonra yiyeceğin geldiğini öğrendikten ve bu metotla yiyeceği elde etmeye başladıktan sonra, pedala bastığında bir arkadaşının acı çektiğini görmesi, pedala basmayı reddederek yiyecekten vazgeçmesine neden olmuştur. Benzer deneyler çeşitli maymun türleri üzerinde daha da karmaşık biçimlerde yapılmış ve hepsinin fareler gibi tepkiler gösterdiği gözlemlenmiştir. Vampir yarasaların davranışları, ahlak öncesi duyarlıklarımız konusunda verilebilecek en çarpıcı örneklerdendir. Bu yarasalar gece sürüler halinde avlanmaya çıkarlar ve hedefleri, geceleri uyuyan sığır ve domuz gibi büyük memelilerdir. Yarasalar, oldukça hızlı çalışan metabolizmaları nedeniyle düzenli olarak beslenmek zorundadırlar ve açlığa sadece iki ya da üçgün dayanabilirler. Genç yarasalar herüç geceden birinde başarısız olurlarken, tecrübeli olan yetişkin yarasalar avdan pek boş dönmezler. Çözüm, avdan başarıyla dönen yarasaların fazlasıyla emdikleri kanı kusup başarısız olanlarla paylaşmasıdır. Kendileri de bir avdan başarısızlıkla döndüklerinde aynı davranışla karşılaşacaklarından emindirler. Bu davranışlarıyla yarasalar, "karşılıklılık ilkesi"ni uyguluyor olduklarını gösterirler. İlginç bir ayrıntı da, emdikleri kanı paylaşmak için geçmişte kendilerine aynı davranışı göstermiş ve birlikte vakit geçirmiş olduğu bireyi seçmesidir. Hem bireyler hem de tür için çok yararlı olan bu karşılıklı ilişkiler, önce bireylerin birbirlerini tanıma yeteneğine, sonra da daha önce birbirlerine yardımcı olup olmadıklarını anlama yeteneklerine bağlıdır. Bu tür örnekler bilimsel literatürde yüzlerce sayıdadır. Popüler literatür ve anekdotal bilgiler ise binlerce… Özellikle insana yakın olan primatlarda ahlaki davranışın pek çok örneğine rastlanmaktadır. Birçok maymun türünde kendi yakınlarını ve arkadaşlarını agresyondan korumak için saldırgandan uzaklaştırma, ayırma vesarılarak moral verme gibi davranışlar sıklıkla görülür. Kavgada yenik düşmüş olan veya en kızgın haldeki bireyin arkadaşları, kollarını onun omzunun üzerine atarak, sırtına vurarak, sarılarak veya bir süre tımar ederek teselli etmeye çalışırlar. Haksızlığa uğradıklarında ya da birinin haksızlığa uğradığına tanıklık ettiklerine tepki gösterirler. Bağlılık, yakınlık, işbirliği, karşılıklı yardımlaşma, sempati ve empati, özgecilik ve karşılıklı özgecilik, çatışma ve kavga çözümü, aldatma ve aldatılmayı fark etme/saptama, barış yapma, gruba ya da topluluğa karşı ilgi ve topluluğun kendisi hakkındaki düşüncelerini umursama, sosyal kuralların farkında olma ve bunlara karşılık verme gibi özellikler insanlarda ve özellikle insansı maymunlarda, diğer maymun türlerinde, yunuslarda, balinalarda ve diğer pek çok memelide görülmektedir. Hemen tümü ortak özelliklerdir ve insan ahlakı, ahlak öncesi var olan bu ortak özelliklerden temel alır. Devam edecek.