Lucretius

Işık neden kırılır?

Bu konuda 39 ileti var

Isik bir medyuma girdigi zaman, o medyumun kristalleri arasindan gecerkene, sankim cift yariktan gecermis gibi olur. Dalgalar atomlara carpar, atom araliklarindan gecen dalgalar bazi yönlerde birbirlerini göcertirken, bazi yönlerde de birbirini güclendirir. Bizler de bu güclendirilmis dalgalari isigin kirilmasi olarak algilariz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

ışık iki nokta arasında en çabuk yoldan gider

en kısa yol değil en çabuk yol :)

Snell yasası bunun bir sonucudur

Şöyle ki

post-41-1235586268_thumb.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
ışık iki nokta arasında en çabuk yoldan gider

en kısa yol değil en çabuk yol :)

Snell yasası bunun bir sonucudur

Şöyle ki

Fen bilimleri hususundaki cahilliğimi af buyurun; bu en kısa yol ile, en hızlı yol arasında neden farklılaşma var? -gözünüzü seveyim matematiksel olmasın cevabınız :) -

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

DeHRi, formüllerle bizi allak bullak etmesende şu en çabuk yolun ne anlama geldiğini bir açıklasan. Işık kısa yolu seçmiyor tamam ama çabuk yol ile ne kastediliyor?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
DeHRi, formüllerle bizi allak bullak etmesende şu en çabuk yolun ne anlama geldiğini bir açıklasan. Işık kısa yolu seçmiyor tamam ama çabuk yol ile ne kastediliyor?

Vallahi matematiğim çok kötü, kasıyorum ama hala anlayamadım matematiksel açıklamayı, ama bir yarım saat içerisinde çözerim işin aslını :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Vallahi matematiğim çok kötü, kasıyorum ama hala anlayamadım matematiksel açıklamayı, ama bir yarım saat içerisinde çözerim işin aslını :)

DeHRi den ses yok, sen çöz bareeee...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

iki ortamdaki hızın aynı değilse ortama belirli bir açı ile giriyorsan A noktasından B noktasına giden en çabuk yol en kısa yol yani düz bir doğru değildir

Bu şekli incelersek belki daha iyi anlarız

Işık için değil herhangi bir şey içinde geçerlidir bu

A dan B ye giderken düz bir çizgide giderseniz al taraftaki yolu yani daha yavaş alacağınız yolu uzatmış olursunuz

En çabuk yol = en kısa zamanda varmak için izlediğin yol

post-41-1235587917_thumb.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
iki ortamdaki hızın aynı değilse ortama belirli bir açı ile giriyorsan A noktasından B noktasına giden en çabuk yol en kısa yol yani düz bir doğru değildir

Bu şekli incelersek belki daha iyi anlarız

Işık için değil herhangi bir şey içinde geçerlidir bu

ohh be, vallahi anladım, çok sağolasın :) ben yine de kasıcam şu matematiğe biraz daha :) :)

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Anlamaya çalışıyorum. Gökkuşaklarının eğri olması ile bir ilgisi var mı bunun? Somut bir örnekten belki daha iyi anlarız.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

----------------------------------------

tarihinde Gucistenci tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
iki ortamdaki hızın aynı değilse ortama belirli bir açı ile giriyorsan A noktasından B noktasına giden en çabuk yol en kısa yol yani düz bir doğru değildir

Bu şekli incelersek belki daha iyi anlarız

Işık için değil herhangi bir şey içinde geçerlidir bu

A dan B ye giderken düz bir çizgide giderseniz al taraftaki yolu yani daha yavaş alacağınız yolu uzatmış olursunuz

En çabuk yol = en kısa zamanda varmak için izlediğin yol

İyi de A noktasındaki ışık B noktasına neden gitsin?

Zannederim cevabı biraz karışık.. Huygens–Fresnel ilkesine göre kırılıyor.

Bu her türlü dalga için geçerlidir. Ses de olabilir, ışık da..

Ayrıca quantum mekaniğine göre madde olabilir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
İyi de A noktasındaki ışık B noktasına neden gitsin?

Belki canı sıkılmıştır:)

Işık küresel dalga cephesi olarak yayılır noktasalsa kaynak ama kırılma olgusunu daha açık görmek için sadece belirli bir doğrultuda yayılmasınıda sağlayabilirsin mesela alırsın eline lazer kaynağını bir kristal yüzeyine veya su yüzeyine belirli bir açı ile tutarsın ışık kırılır ve herhangi bir B noktasına gelir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Belki canı sıkılmıştır:)

Işık küresel dalga cephesi olarak yayılır noktasalsa kaynak ama kırılma olgusunu daha açık görmek için sadece belirli bir doğrultuda yayılmasınıda sağlayabilirsin mesela alırsın eline lazer kaynağını bir kristal yüzeyine veya su yüzeyine belirli bir açı ile tutarsın ışık kırılır ve herhangi bir B noktasına gelir.

Senin B noktası dediğin bir nokta.

Daha önce saptamış, yeğlenen bir nokta değil. Çeşitli koşullara bağlı olarak gidilen bir hedef.

Her zaman bir B noktası olacak.

Ve yapılan açıklama yeterli değil.

Feynman bir eksiklik bulmuş. Ben de buldum.

Konu ilginç aslında ve daha ayrıntılı bir cevap beklemek hakkımız..

Yalnız ayrıntılı değil ama.. Açıklamanın anlaşılır da olması gerekiyor.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Senin B noktası dediğin bir nokta.

Daha önce saptamış, yeğlenen bir nokta değil. Çeşitli koşullara bağlı olarak gidilen bir hedef.

Her zaman bir B noktası olacak.

Ve yapılan açıklama yeterli değil.

Feynman bir eksiklik bulmuş. Ben de buldum.

Konu ilginç aslında ve daha ayrıntılı bir cevap beklemek hakkımız..

Yalnız ayrıntılı değil ama.. Açıklamanın anlaşılır da olması gerekiyor.

Elbette herzaman bir B boktası olacak ama ışık kaynağı, ışık demetinin yüzeye değdiği nokta ve B noktası her şartta aynı doğru üstünde olmayacak. Geliş ve kırılma açıları arasındaki bağıntının nasıl çıkarıldıgını yukarda gösterdim. Daha basit açıklama bilmiyorum bilen varsa snell yasası ile beraber çıkarırsa güzel olur. Mrseppy de dalgalar temelinde bir açıklama yapmış. Daha temelde kuantum mekaniksel bir açıklama yapılabilir elbette

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
ohh be, vallahi anladım, çok sağolasın :) ben yine de kasıcam şu matematiğe biraz daha :) :)

aynen bende.. :D öyle bakakaldım sade.. sen sonunda oh be anladım diyebilmişsin ben onu hala diyemedim bak üstünden bir gece geçti.. :( ben kesin matematik özürlüyüm ya :(

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bir sürü cevap var ama, sorunun cevabı yok :(

Işık bir dalga olduğu için kırılır.. Nasıl yani, şöyle yani. İşte sana basit bir dalga:

|.......|

|.......| -> ->

|.......|

Dalga böyle gidiyor. BU dalganın belli bir hızı var. Bu hıza bağlı olan birde dalga boyu. Eğer dalga daha yavaş giderse, dalga boyu artar. Daha hızlı giderse azalır. Buna göre ne olur? Suya giren ışık dalgasının hızı azalır, zira suda ışığın hızı düşüktür. O zaman nasıl olur, ışığın sudaki kısmının dalga boyu daha kısa olacağı için, bu dalganın alt tarafı ile üst tarafı aynı genişlikte olmaz. Şöyle bir şey olur:

|.......|

|.......| -> ->

|...|

Böyle olunca, ışığın yavaş giden alt kenarı hızlı giden üst kenarından daha az yol almış olur. Bu durumda, ışığın geliş açısına göre sapması beklenir haliyle. Basitçe, bir otobüsün sağ tekerleri daha yavaş dönerse ne olur? Sağa döner.. İşte bunun gibi bir mesele..

Eğer ışık suya dik olarak giriyorsa, dalganın her yeri aynı boyda kısalacağı için, kırılma olmaz..

Bu birazcık eksik bir izah olsada, meseleyi halletmeye yeter. Eksik tarafı yansıma vs. mevzusudur ama bunlar da dalga dinamiği kaidelerince incelenebilir, bu açıklamya katkı yapar birazcık daha..

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Google emice şöle der..

Işığın hızı farklı saydam ortamlarda farklıdır.Bu farklı durumdan dolayı ışık farklı ortamlara girereken hızı azalır veya artar.Bu hız değişikliği sonucu ışığın yönünde ve doğrultusunda bir sapma meydana gelir.Bu sapmaya kırılma diyoruz.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

benim de aklıma şimdi dalga mevzusu takıldı, ses dalgasını anladım, su dalgasını da biliyorum, ışık nasıl dalga olarak gider bunu anlamadım işte, ışık dediğimiz fotonlar değilmi doğrusal gitmiyomu nasıl dalga oluyor :huh:

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Konu ile tam ilgili metin olduğundan alıntıyı olduğu gibi konuya katıyorum.

IŞIĞIN DALGA ÖZELLİĞİ

19.yüzyılın başlangıcından önce; ışığın, bir ışık kaynağından yayılan parçacıklar akışı olduğu ve göze girerek görme duygusu uyandırdığı kabul edilmiştir. Işığın bu parçacık teorisinin baş mimarı, yine Isaac Newton'dur. Bu teori ile Newton, ışığın doğasını ilgilendiren, yansıma ve kırılma yasaları gibi bazı bilinen deneysel gerçeklerin basit bir açıklamasını sağlayabiliyordu. Çoğu bilim adamı, Newton'un geliştirdiği ışığın parçacık teorisini kabul etti. Fakat, Newton sağ iken diğer diğer bir teori önerilmişti-ışık, dalga hareketinin bir turu olabilirdi. 1678'de, Hollandalı fizikçi ve astronom Christian Huygens (1629-1695), ışığın dalga teorisinin yansıma ve kırılma yasalarını açıklayabildiğini gösterdi.

Dalga teorisi bazı nedenlerden dolayı hemen kabul edilmedi. O zaman, bilinen tüm dalgalar(ses, su vb.)bir tür ortamda ilerliyorlardı. Diğer taraftan, ışık güneşten bize uzayın boşluğundan geçerek ulaşabiliyordu. Ayrıca, ışık dalga hareketinin bir şekli olsaydı,dalgalar engellerin çevresinde bükülecekler, böylece köşelerin çevresini görebilecektik şeklinde tartışmalar da vardı.Şimdi, ışığın gerçekten cisimlerin kenarları civarında büküldüğü bilinmektedir.Kırınım olarak bilinen bu olayı, ışık dalgaları kısa dalgaboylu olduklarından gözlemek kolay değildir. Böylece, 1660 yılı civarında Francesco Grimaldi(1618,1663) tarafından keşfedilen ışığın kırınımına ait deneysel kanıta karşın, çoğu bilim adamı dalga teorisini reddetti ve bir yüzyıldan uzun bir süre Newton'un parçacık teorisine bağlı kaldılar. Bunun nedeni çoğu kesimler için Newton'un bir bilim adamı olarak kazandığı büyük itibar idi.

Işığın dalga doğasının ilk açık göstergesi, 1801'de uygun koşullar altında ışığın girişim davranışı sergilediğini gösteren Thomas Young tarafından sağlanmıştı. Bu, iki kaynak civarındaki belirli noktalarda, ışık dalgalarının yıkıcı girişim ile birbirlerini yok edip, söndürmeleriydi. Bu tür davranış, o zaman da parçacık teorisiyle açıklanamayabilirdi, çünkü; iki veya daha fazla parçacığın bir araya gelip birbirlerini yok edebildikleri akla uygun bir yol yoktu.Birkaç yıl sonra, bir Fransız fizikçi, Augustin Fresnel (1788-1829), girişim ve kırınım olaylarıyla ilgili birkaç ayrıntılı deney yaptı. 1850'de Jean Foucault (1791-1868) ışığın sıvılardaki hızının havadakinden daha az olduğunu gösterek parçacık teorisinin yetersizliğinin başka bir kanıtını sağladı.

Parçacık modeline göre ışığın hızı , camlarda ve sıvılarda, havadakinden daha yüksek olmalıydı. 19. Yüzyılda ki ek gelişmeler, ışığın dalga teorisinin genel olarak kabul edilmesine neden olmustur. Işık teorisine ait en önemli gelişme , 1873'te ışığın yüksek frekanslı elektromanyetik dalga biçiminde olduğunu iddia eden Maxwell'in çalışmasıydı. Onun teorisi, bu dalgaların 3*108m/s civarında bir hıza sahip olduğunu öngörüyordu. Deneysel hata sınırları içerisinde, bu değer ışık hızına eşittir. Hertz, 1887'de elektromanyetik dalgaları oluşturarak ve algılayarak Maxwell teorisinin deneysel ispatını verdi. Ayrıca, Hertz ve diğer araştırmacılar bu dalgaların yansıma, kırılma ve dalgaların bütün diğer karakteristik özelliklerini sergilediklerini gösterdiler.

Elektrik ve manyetizmanın klasik teorisi, ışığın çoğu bilinen özelliklerini açıklayabilmesine karşın , bazı deneyler, ışığın bir dalga olduğunu kabul ederek açıklanamazdı. Bunların en çarpıcı olanı , Hertz tarafından da keşfedilen fotoelektrik etkidir. Fotoelektrik etki (olay) , yüzeyi ışığa maruz kalan bir metalden elektronların yayılmasıdır. Ortaya çıkan güçlüklerin birine örnek; yayılan bir elektronun kinetik enerjisinin, ışık şiddetinden bağımsız olduğunu deneylerin göstermiş olmasıdır. Bu, dalga teorisine ters düşüp, ışığın daha şiddetli bir demetinin, elektrona daha fazla enerji vermesi gerektiğini söyler. Bu olayın açıklaması, 1905'de, Max Planck(1858-1947) tarafından geliştirilen kuantumlanma kavramını kullandı. Kuantumlanma modeli; bir ışık dalgasının enerjisinin foton adı verilen enerji paketleri içinde bulunduğunu kabul eder, böylece enerjinin kuantumlanmış olduğu söylenir. (Kesikli paketler halinde bulunan herhangi bir niceliğin kuantalanmış olduğu söylenir. Örneğin, elektrik yükü kuantalanmıştır, çünkü bu daima 1,6*10-19 C 'luk temel yüke eşit paketler içinde bulunur.) Einstein teorisine göre, bir fotonun enerjisi elektromanyetik dalgaların frekansıyla orantılıdır: E=hf Burada h=6,63*10-34J.s Planck sabitidir. Bu teorinin, ışığın parçacık ve dalga teorisinin her ikisinin de bazı özelliklerini kapsaması önemlidir. Fotoelektrik etki, metaldeki bir elektrona tek bir fotondan enerji aktarılması sonucu ortaya çıkar. Yani, elektron, sanki bir elektronla çarpışmışcasına, ışığın bir fotonu ile etkileşir. Henüz bu foton, enerjisi frekans (dalgasal bir nicelik ) tarafından belirlendiği için dalga karakterine sahiptir. Bu gelişmeler karşısında, ışığın ikili doğaya sahip olduğu dikkate alınmalıdır. Öyle ki, ışık bazı durumlarda bir dalga gibi, başka durumlarda ise bir parçacık gibi davranır. Klasik elektromanyetik dalga teorisi, ışığın yayılmasını ve girişim etkilerinin yeterli bir açıklamasını sağlar. Halbuki fotoelektrik etki ve ışığın maddeyle etkileşmesini içeren diğer deneyler, ışığın bir parçacık olduğunu kabul ederek iyi bir şekilde açıklanır.

Çetin BAL

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.


Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.


Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.