mantik

Bilim ve Din Sitesi

Bu konuda 143 ileti var

Bilim ve din allah kuranında bir aspirin bile tarfi yapazken bu gün başınız ağrısa hastaneye koşuyorsunuz dua edin geçsin uçağa biniyorsunuz deveye binin internete yazıyorsuyun intereneti kim icat etmiş allah :D yarıcıların en güzeli ne güzel yaratmış

b%C4%B0l%C4%B0mved%C4%B0n.jpg

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Teizm fizik yasalarını açıklamaz kardeşim ''Allah yaptı'' der bırakır.

Allah fizik yasaları aracılığıyla yapamıyor mu yani? Size bununla ilgili ayetler gösterebilirim. Mesela Ali İmran suresinde Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir. Ona ol dedi o da oldu. böyle bir ayet var. Kur'an'da hem Adem'in hem de İsa'nın yaratılışı anlatılır ve ikisinde de doğal süreçler ve bazı aşamalar vardır. Mesela Zuhruf suresinin 12. ayetinde gemileri Allah'ın yarattığı yazıyor. Kur'an'ı yazarı gemileri insanların inşa ettiğini bilmiyor mu? Kur'an'da her şeyin ölçülü olduğu yazar, Kamer suresinde, Rahman suresinde felan var, Furkan suresinde de 2. ayetinde O her şeyi yaratan onları ölçüye göre düzenleyen yazar. Allah yaptı der bırakır diye bir şey yok. Allah yaptı der Kur'an nasıl yaptığını da sen bul der. Bunu araştırmaya teşvik eder. Dikkati doğa olaylarına çeker.

Kütleçekim her yerde aynı değildir ve diğer yasalar da aslında evrenin farklı davranış şekilleridir ve aslında evrendeki kaosu açıklamak için kullanılan ilkelerdir daha doğrusu bulunan ilkelerdir.

Dikkat edin kütleçekim her yerde aynı olmayacak tabi her yerde aynı kütle yok. Kütle çekim kuvveti sabit. Diğer yasalar evrenin farklı davranış şekilleridir diyorsunuz. Tamam yasalar maddenin davranışlarını düzenler. Ve bir dakika "Evrendeki kaosu açıklamak için kullanılan ilkeler" midir? Pardon? Efendim lütfen kendi kendimize tanımlamalar yapıp bunları nesnel gerçekler diye argüman olarak sunmayalım. Evrendeki kaosu mu açıklıyor? Bu iddianızı hiçbir şeye dayandıramazsınız. Evrendeki kaousu açıklıyor yani. Bakın burada açıklanan şey kaos dediniz doğru mudur. Peki açıklayan fizik yasaları ne diyor kütleler birbirini çeker diyor. Tamam şimdi burda açıklanan nedir, evrendeki maddeler arasındaki değişmez bir yasa. Kütleler her daim birbirini çeker. Peki burada kaos nerde bir gösterir misiniz? Burada bu yasa hangi kaosu açıklamış mesela Newton ne tür bir kaosu açıklamak için geliştirmiş bu yasayı? Kaos olsaydı kütleler birbirini bazen çekerdi, bazen çekmezdi ya da hiç çekmezdi ki böylece hiçbir gezegen, galaksi, Güneş Sistemi'miz falan bir arada duramasın. Bilim yasaları evrendeki kaosu açıklıyor yani öyle mi? Kusura bakmayın şahsınıza herhangi bir saldırganlıkta bulunmamaya çalışarak yazmaya çalıştım. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Bu arada burdan sosyal mesajı da vereyim. Şu an sizinle sadece ilmi bir tartışma yapıyoruz. Farklı fikirlerle bilgi alışverişinde bulunmak ve bakış açısını genişletmek, dogmatik, bağnaz tavırlardan uzak durarak. Bu hiçbir şekilde herhangi iki insan topluluğu arasında çatışmaya sebep olmamalı. Çünkü insanlar kendileri gibi düşünmeyenleri dışlamayı ve küçük görmeyi sever. İnsanlar diyorum dikkat. Ateistler ya da Müslümanlar falan demiyorum. Genel. İnsanlar. Zaten saldırgan olursak hangimiz gerçek bilgiye ulaşabiliriz. Delillerin götürdüğü yere gitmeliyiz. Ve karşımızdaki insanın düşüncelerini, bilgi dağarcığını asla yazdıklarından tam olarak anlayamayız. Bu yüzden önyargıyla yaklaşmamak da çok önemli. Bu tartışma, arkadaşlar arasında geçen ne bileyim tatile İzmir'e mi gitsek Antalya'ya mı tartışması gibi sohbet havasından daha saldırgan olmamalı. Nefret kötü. Çağımızda insanlar birbirinden yeterince nefret ediyor zaten. Çatışma hoş değil. Benim çok iyi anlaştığım ateist arkadaşlarım da vardır. Yanımda zaman zaman benim iman ettiğim dine saldırı mahiyetinde şeyler söyledikleri de olur. Ama arada çatışma olmaması amacıyla genelde cevap vermem. Sadece gülümsemekle yetinirim. Bu yüzden saygı ve hoşgörü önemli. İnsanlar olarak dilimiz, dinimiz, ırkımız ne olursa olsun birbirimizden nefret etmemeliyiz.

Teizm varoluşsal sorulara cevap vermez verdiğini zanneder hangi teizm türü hangi insanlık tarihinde hangi dönemde hangi çağda insanlığın sorularına net ve doyurucu,akılda şüphe bırakmayan saçma olmayan tutarlı olan bir cevap verebilmiş?Hangi Dünya'da olmuş bu,hangi Dünya'da teizm net bir görüşte birleşmiş de bilim de onu tasdik etmiş hangi Dünya'da yaşıyorsunuz hayal aleminde,idealar aleminde,olmayan Dünya'da,3 günlük Dünya'da,yeri görü yaratan ne yüce Rabbim var kafasıyla yaşıyorsunuz.Gerçek dışı , absürd ve güvenilmez fikirleri sanki bilim tasdik etmiş, bilimin temeliymiş gibi ''teizm insanın varoluşsal sorunlarına cevap verir '' gibi akılalmaz bir zırvayla fikrinizi savunmuşsunuz.

Teizmin varoluşsal sorulara cevap vermediği iddianız çok subjektif bir şey. Ben ilk başta cevap verdiğini iddia ederken de subjektif olarak söyledim. Dolayısıyla bu konuda bir şey demeyeceğim. Şahsen benim varoluşsal sorularıma gayet tatmin edici ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde cevap veriyor. Böyle olduğunu söyleyen birçok insan da tanıyorum. Siz de böyle olmadığını söylüyorsunuz. Subjektif bir şeydir. Kendi seçiminiz. Delillerin sizi o sonuca götürdüğünü düşünüyorsanız siz bilirsiniz. Fakat ben bu görüşümün sonuna kadar arkasındayım. Şimdi burada birkaç paragrafla asla kimsenin düşünce yapısını tam anlayamayız.

,

Ateizm zaten bilimi temel alır sizin gibi ''yok işte hadisler yalan,yok işte bu meal yalan, yok işte bu hoca üfürükçü, yok işte bu Emeviler, yok işte Buhari yalancı, yok işte Sadece Kuran gibi'' İslam tarihi açısından zırva fikirleri savunmak gibi bir yanılgıya düşmez. İslam Tarihi'nden pislikleri ayıklamaya çalışsanız da bu şu vadede mümkün değil tarihiniz karanlık ve kokuşmuş ve ondan arınmak için çok kez daha kıvırmak,çok kez daha 19'lar 69'lar bulmak,tepe taklak edilmiş ayetlerle Ömer Çelakıllar'la dininizi savunmak,çok kez daha Laik İslam yorumlarına kaçıp çok kezler daha ''aslında orda dövün demiyor okşayın'' diyor demeye mecbursunuz. Çünkü tarihiniz pislik içinde,çünkü tarihiniz batmış çukura çıkmıyor o çukurdan.

Kıvırın bakalım tarihinizi,daha ne kadar İslam'ı uzay çağı dini yapmak için üfüreceksiniz?

Ateizm bilimi temel alsın ben almasın demiyorum. Ben de bilimi temel alıyorum. Almamamı mı isterdiniz. Siz bir insan olarak neden ateistsiniz? Sizin probleminiz birilerinin dogmatik ve gerici inançlarına tepki midir ki? Şahsen ben ateist olsam şu an sahip olduğum bilgilerle, yine de Müslümanları dininizden hurafeleri arındırın, Kur'an'ı okuyun, anlayın, hayatınıza geçirin diye tavsiye ederdim. Bu arada İslam tarihi açısından neden zırvadır? Bunu biraz daha açar mısınız?

Müslüman ülkelerin tarihinde dini kullanarak yaptığı kötü şeyler İslam'ı, Kur'an'ı bağlamaz. Hadis, hoca, imam neyse eğer Kur'an'a uyarsa kabul ederiz, uymuyorsa etmeyiz. Din Kur'an'dır. Bu düşünce ilk defa bizim yüzyılda ortaya çıkan bir görüş değildir ki. Mesela Mutezile mezhebi bu görüşlere çok benzer görüşler savunur. Geçmişte akıl nakilden üstündür metodolojisini benimseyen şahsiyetler de vardır. 8. ve 13. yüzyıllar arasında İslam altın çağını yaşarken yüzlerce Müslüman bilim adamı yetişmiştir. Evet İslam'a sokulmaya çalışılan hurafelerle dini kirletmiş olabilirler. Ama hakikat azınlık içindir ve hakikati bulan şahsiyetler tarih boyunca hep var olmuştur. Bakış açınızın doğru olmadığını düşünüyorum.

Bu arada şu alıntı yapma kısmında bir problem çıkmamasını umuyorum. Yeniyim daha sitenin arayüzünü çözmeye çalışıyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ateizm bilimi temel alsın ben almasın demiyorum. Ben de bilimi temel alıyorum. Almamamı mı isterdiniz. Siz bir insan olarak neden ateistsiniz? Sizin probleminiz birilerinin dogmatik ve gerici inançlarına tepki midir ki? Şahsen ben ateist olsam şu an sahip olduğum bilgilerle, yine de Müslümanları dininizden hurafeleri arındırın, Kur'an'ı okuyun, anlayın, hayatınıza geçirin diye tavsiye ederdim. Bu arada İslam tarihi açısından neden zırvadır? Bunu biraz daha açar mısınız?

Müslüman ülkelerin tarihinde dini kullanarak yaptığı kötü şeyler İslam'ı, Kur'an'ı bağlamaz. Hadis, hoca, imam neyse eğer Kur'an'a uyarsa kabul ederiz, uymuyorsa etmeyiz. Din Kur'an'dır. Bu düşünce ilk defa bizim yüzyılda ortaya çıkan bir görüş değildir ki. Mesela Mutezile mezhebi bu görüşlere çok benzer görüşler savunur. Geçmişte akıl nakilden üstündür metodolojisini benimseyen şahsiyetler de vardır. 8. ve 13. yüzyıllar arasında İslam altın çağını yaşarken yüzlerce Müslüman bilim adamı yetişmiştir. Evet İslam'a sokulmaya çalışılan hurafelerle dini kirletmiş olabilirler. Ama hakikat azınlık içindir ve hakikati bulan şahsiyetler tarih boyunca hep var olmuştur. Bakış açınızın doğru olmadığını düşünüyorum.

Bu arada şu alıntı yapma kısmında bir problem çıkmamasını umuyorum. Yeniyim daha sitenin arayüzünü çözmeye çalışıyorum.

Alıntıları karıştırmışınız bir daha yazın.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Alıntıları karıştırmışınız bir daha yazın.

Evet bir şey denerken oldu öyle. Kusura bakmayın ama şimdi mobilde zor oluyor. Okuyun siz öyle anlaşılıyor zaten.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet bir şey denerken oldu öyle. Kusura bakmayın ama şimdi mobilde zor oluyor. Okuyun siz öyle anlaşılıyor zaten.

Gözüm yoruluyor mobilden çıkınca düzeltirsiniz okurum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tek Tanrı varsa eğer, mantıklı olarak beklenen evrende bir düzen olmasıdır bu da fizik yasalarıyla sağlanıyor. Uzak Doğu dinlerinde daha çok dış dünyanın yanılgı olduğu gibi inanışlar vardı ve politeist inançlar hakimdi. Sabit doğa yasalarının olması beklenmediği için bilimsel gelişmelerden çok teknik gelişmiştir. Avrupa ve Orta Doğu'da ise Teist, Tek Tanrılı inançlar hakim olduğu için bilimin en çok geliştiği coğrafyadır.

"Gökler ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti.." Enbiya 22.

Dolayısıyla evrende kaos yerine fizik yasalarının olması, Tek Tanrı'lı evren modeliyle tutarlıdır.

Kur'an'a göre ve İslam'a göre (ki İslam demek Kuran demektir. Başka bir şey değil.) bu söylediğim nasıl şirk oluyor lütfen açıklar mısınız?

Hemen açıklayayım, teizm dünyadaki tüm dinleri ve tanrıları kapsar, Allah da dahil. Teizm tek tanrı inancı falan değildir, teizm en az bir tanrının var olduğuna inanmaktır. Kuran'a göre sadece İslam gerçek dindir ve Allah tek tanrıdır, diğerleri sahtedir, ama sen teizm diyerek bütün tanrıları meşrulaştırmış oluyorsun. Mesela senin Allah Ba'l adlı tanrıya tapanlara çok kızar, onları kebap yapmakla tehdit eder.

Ayrıca tek tanrı inancı hiç bir boku açıklamaz, aksine daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Evrendeki bu kadar çeşitlilik tek bir tanrıdan nasıl çıksın?

Mesela tek bir tanrı korku denen duyguyu bilir mi? Bilirse nasıl bilebilir?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hemen açıklayayım, teizm dünyadaki tüm dinleri ve tanrıları kapsar, Allah da dahil. Teizm tek tanrı inancı falan değildir, teizm en az bir tanrının var olduğuna inanmaktır. Kuran'a göre sadece İslam gerçek dindir ve Allah tek tanrıdır, diğerleri sahtedir, ama sen teizm diyerek bütün tanrıları meşrulaştırmış oluyorsun. Mesela senin Allah Ba'l adlı tanrıya tapanlara çok kızar, onları kebap yapmakla tehdit eder.

Ayrıca tek tanrı inancı hiç bir boku açıklamaz, aksine daha da içinden çıkılmaz hale getirir. Evrendeki bu kadar çeşitlilik tek bir tanrıdan nasıl çıksın?

Mesela tek bir tanrı korku denen duyguyu bilir mi? Bilirse nasıl bilebilir?

Burda Teizm'den kastım, Hristiyanlık, Yahudilik, İslam gibi dinlerdir. Vikipedi en az 1 Tanrı'ya inanmak felan diye tanımlamış da şimdi Teizm denince konuşma arasında felan, anlaşılan şey Hristiyanlık, Yahudilik, İslam'dır. Benim de burada kast ettiğim de bu gibi Monoteist dinlerdir. Yalnız Teizm tüm dinleri kapsamaz. Biz günlük kullanımda Teizmi Hristiyanlık, Yahudilik, İslam için kullanırız. Teizm diyorum çünkü konuyla ilgili vurgulayacağım şey Tek Tanrı. Herhangi bir konuyla ilgili makale falan okursanız da Teizm yazar mesela Hristiyanlık ya da İslam falan yazmaz genelde.

Bir de eleştirine bir bak, kendin bi bak düşün sence, Tek Tanrı varsa bu kadar çeşitlilik niye demek geçerli bir eleştiri mi bi düşün. Tek olan şeylerde çeşitlilik olmuyor mu acaba. Mesela sen de teksin ama bir sürü parçan var. Aynı şey değil tabi. Mesela sen tek kişisin, birkaç tane daha kankini yanına alsan da resim yapsanız da çeşitlilik oluşabilir; ama tek başına da gayet birçok çeşitlilik içeren resimler çıkabilir ortaya. Ayrıca zaten bakarsan eğer o çeşitlilik falan tüm o gördüklerin, her şey, tüm madde, o gördüğün şeyden onu gören göze kadar her şeyi oluşturan şeyler atomlardır ve bunlar da temelde birbirinin aynı olan elektron, proton, nötron vesaire atom altı parçacıklardan oluşur. Çeşitliliği sağlayan bunların sayısıdır. Ki burda da çeşitliliğin arkasında bir birlik görüyoruz. Dahası bu atomların hepsinin boyun eğdiği kanunlar var. 2 + 2 her zaman her yerde 4. Bu atomlardan 2 + 2 nasıl çıkıyor. Zihnini atomlar oluşturdu. Atomlar düşünemez. O halde sen nasıl düşünüyorsun. Nasıl oluyor da birtakım anlamsız tanecikler senin zihnini oluşturdu. Ya da neden. Ya da oluşturmak zorunda mıydı. Sen nasıl oluyor da evren hakkında düşünebiliyor fikir üretebiliyor onu keşfedebiliyorsun. Nasıl oluyor da evrenin güzel olduğunu düşünüyorsun. Estetik neden var? Nasıl oluyor da ahlak yasaları var? Nasıl oluyor da bunları hissedebiliyorsun? Fizik yasaları neden var? Neden varı geçtim, nasıl oluyor da biz onları keşfedebiliyoruz?

Evrenin en anlaşılmaz yönü anlaşılabilir olmasıdır demiş Einstein. Biz evreni nasıl anlayabiliyoruz? Ben nasıl oluyor da soru sorabiliyorum? Sence bu tür temel varoluşsal sorularıma Ateizm mi daha makul cevap verir Teizm mi? Tekrar söylüyorum Teizm'i İslam, Hristiyanlık, Yahudilik için kullanıyoruz. Genel kullanımı bu çünkü.

Ha bide Tek bir Tanrı korku duygusunu bilebilir mi demişsiniz. Bilir tabii ki.

O yarattı çünkü. "Yaratan bilmez mi?" Mülk 14. Yarattığı için bilir de o tür duyguları hissetmek gibi acziyetlerden uzaktır.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Burda Teizm'den kastım, Hristiyanlık, Yahudilik, İslam gibi dinlerdir. Vikipedi en az 1 Tanrı'ya inanmak felan diye tanımlamış da şimdi Teizm denince konuşma arasında felan, anlaşılan şey Hristiyanlık, Yahudilik, İslam'dır. Benim de burada kast ettiğim de bu gibi Monoteist dinlerdir. Yalnız Teizm tüm dinleri kapsamaz. Biz günlük kullanımda Teizmi Hristiyanlık, Yahudilik, İslam için kullanırız. Teizm diyorum çünkü konuyla ilgili vurgulayacağım şey Tek Tanrı. Herhangi bir konuyla ilgili makale falan okursanız da Teizm yazar mesela Hristiyanlık ya da İslam falan yazmaz genelde.

Teizm tüm tek veya çok farketmez tüm tanrılı dinleri kapsar. Kapsamasaydı kendi içinde politeizm, monoteizm diye sınıflandırma gereği duyulmazdı.

Bir de eleştirine bir bak, kendin bi bak düşün sence, Tek Tanrı varsa bu kadar çeşitlilik niye demek geçerli bir eleştiri mi bi düşün. Tek olan şeylerde çeşitlilik olmuyor mu acaba. Mesela sen de teksin ama bir sürü parçan var. Aynı şey değil tabi. Mesela sen tek kişisin, birkaç tane daha kankini yanına alsan da resim yapsanız da çeşitlilik oluşabilir; ama tek başına da gayet birçok çeşitlilik içeren resimler çıkabilir ortaya. Ayrıca zaten bakarsan eğer o çeşitlilik falan tüm o gördüklerin, her şey, tüm madde, o gördüğün şeyden onu gören göze kadar her şeyi oluşturan şeyler atomlardır ve bunlar da temelde birbirinin aynı olan elektron, proton, nötron vesaire atom altı parçacıklardan oluşur. Çeşitliliği sağlayan bunların sayısıdır. Ki burda da çeşitliliğin arkasında bir birlik görüyoruz. Dahası bu atomların hepsinin boyun eğdiği kanunlar var. 2 + 2 her zaman her yerde 4. Bu atomlardan 2 + 2 nasıl çıkıyor. Zihnini atomlar oluşturdu. Atomlar düşünemez. O halde sen nasıl düşünüyorsun. Nasıl oluyor da birtakım anlamsız tanecikler senin zihnini oluşturdu. Ya da neden. Ya da oluşturmak zorunda mıydı. Sen nasıl oluyor da evren hakkında düşünebiliyor fikir üretebiliyor onu keşfedebiliyorsun. Nasıl oluyor da evrenin güzel olduğunu düşünüyorsun. Estetik neden var? Nasıl oluyor da ahlak yasaları var? Nasıl oluyor da bunları hissedebiliyorsun? Fizik yasaları neden var? Neden varı geçtim, nasıl oluyor da biz onları keşfedebiliyoruz?
Evrenin en anlaşılmaz yönü anlaşılabilir olmasıdır demiş Einstein. Biz evreni nasıl anlayabiliyoruz? Ben nasıl oluyor da soru sorabiliyorum? Sence bu tür temel varoluşsal sorularıma Ateizm mi daha makul cevap verir Teizm mi? Tekrar söylüyorum Teizm'i İslam, Hristiyanlık, Yahudilik için kullanıyoruz. Genel kullanımı bu çünkü.
Ha bide Tek bir Tanrı korku duygusunu bilebilir mi demişsiniz. Bilir tabii ki.
O yarattı çünkü. "Yaratan bilmez mi?" Mülk 14. Yarattığı için bilir de o tür duyguları hissetmek gibi acziyetlerden uzaktır.

Peki bu Allah korku duygusunu nasıl biliyor? Bir zamanlar sadece o yok muydu? Tek başına olan, gücü her şeye yeten, hiç bir şeyden zarar görmeyen bir varlık korku duygusunu nasıl bilir?

Ateizm hiç bir şeye cevap vermek zorunda değildir, cevaplar için elimizde bilim var, ateizm siz dincilerin iddialarının sadece palavra ve zırvadan oluştuğunu söyler. Mesela seni ele alalım, gidip taa 1400 yıl önceki cahil, ilkel, yağmacı çöl araplarının zırvalarıyla evreni açıklamaya çalışıyorsun, hayatını bu heriflerin dikte ettiği şekilde yaşıyorsun. Cahilin el kitabından alıntılar yapıyorsun. Model aldığın herif evlatlığının karısı ile evlenmiş birisi.

Senin bu Allah yakacağını bile bile neden insan yarattı? Nasıl bir varlık sırf yakmak için insan yaratır mi? Sadece yakmak demiyelim, bir de bazılarını hurilerle çiftleşirken seyretmek için yaratmış. Garip bir varlık bu Allah, sadist, röntgenci.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hud/7. O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı (tahtı) su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.

İslam'la din çakışmaz diyenler bu ayeti günümüz evrenine nasıl uyarlayacaklar acaba?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Teizm tüm tek veya çok farketmez tüm tanrılı dinleri kapsar. Kapsamasaydı kendi içinde politeizm, monoteizm diye sınıflandırma gereği duyulmazdı.

Peki bu Allah korku duygusunu nasıl biliyor? Bir zamanlar sadece o yok muydu? Tek başına olan, gücü her şeye yeten, hiç bir şeyden zarar görmeyen bir varlık korku duygusunu nasıl bilir?

Ateizm hiç bir şeye cevap vermek zorunda değildir, cevaplar için elimizde bilim var, ateizm siz dincilerin iddialarının sadece palavra ve zırvadan oluştuğunu söyler. Mesela seni ele alalım, gidip taa 1400 yıl önceki cahil, ilkel, yağmacı çöl araplarının zırvalarıyla evreni açıklamaya çalışıyorsun, hayatını bu heriflerin dikte ettiği şekilde yaşıyorsun. Cahilin el kitabından alıntılar yapıyorsun. Model aldığın herif evlatlığının karısı ile evlenmiş birisi.

Senin bu Allah yakacağını bile bile neden insan yarattı? Nasıl bir varlık sırf yakmak için insan yaratır mi? Sadece yakmak demiyelim, bir de bazılarını hurilerle çiftleşirken seyretmek için yaratmış. Garip bir varlık bu Allah, sadist, röntgenci.

Teizm kelimesini Monoteist dinleri kast ederek kullanacağım. Siz de karşılaştığınız yerlerde bu anlamda görürsünüz. Kelimenin asıl anlamından günlük konuşmada sapması anlam daralmasına uğraması sık rastlanan bir durumdur. Bu yüzden Teizm ile Monoteist dinler kast edilir.

Allah bir zamanlar tek başınaydı demek bir kere cümledeki söylem hatalı. Allah evren içinde var olan fiziki bir varlık değil ki onun için zaman kavramı var olsun. Tanrı zamanı ve mekanı aşkındır. O yüzden bir zamanlar gibi ifadeler Tanrı için kullanılamaz. İslam öyle bir şey öngörüyor mu da? Tanrı bir zamanlar tek başınaydı da canı sıkıldı da evreni yarattı diye bir şey yok ki. Tanrı zamanı aşkın. Senin geçmişini de geleceğini de şimdini de aynı anda algılıyor gibi düşünebilirsin. Tanrı için zaman sonu ve başı olmayan 1 andır şeklinde tanımlamalara gidenler de olmuştur. Tanrı da zaten yarattığı bir şey olduğu için korku duygusunu bilir. Ama bu Tanrı'nın da korktuğu anlamına gelmez. Sadece korkmak ne anlama gelir bunu bilir. Ama o tür acziyetlerden beri olduğu için asla korkmaz. Korkmak kula özgü bişeydir. Allah için korku nedir diye sormak 5 rakamının kokusunu sormak gibi. Biliyorsunuz sayıla soyut kabul edilir. 5 rakamının kokusu yoktur ki. O şekilde düşünülebilir.

Evet, 1400 yıl önceki Araplar... 1400 yıl önce dünya kötü bir yerdi. Çok kötü bir yerdi. Hele Arap yarımadası. Kadınlar cinsel obje, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor. Fakirler, köleler eziliyor hakları yeniyor, zenginler ise refah içinde. Her türlü ahlaksızlık. İnsanlar atalarının yolunu körü körüne takip ediyor. Kabe ve putlar üzerinden büyük bir ticaret ve büyük bir para kaynağı var. Ve Muhammed doğuyor bu ortamda. Muhammed farklı. Çevresinde erdemli ve dürüst tanınan biri. Muhammed 40 yaşına gelince ilk vahyi alıyor. Bu ortamda, "Oku" diyor. Putlara, şirke baş kaldırıyor. Etrafındaki herkes ondan nefret ediyor, putlar gelir kaynağı çünkü. Muhammed'e şiddetle karşı çıkıyorlar. Ama Muhammed davasından vazgeçmiyor. Azimle devam ediyor. Kölelerin, yoksulların hakkını gözetiyor. Fakirle zengin arasındaki ayrımları kaldırmaya çalışıyor. Delilsiz inançları yıkmak için çabalıyor. Ama bu yolda birçok işkenceyle, tepkiyle, saldırıyla yüzyüze geliyor. Şehrinden çıkarılıyor. Yeni bir şehre gidiyor. Burada bir medeniyet kuruyor. Hala ona suikast düzenlemeye çalışan ondan nefret eden birçok kişi var yanında. Savaşlar yapıyor. Birçok şeyi göze alıyor. Büyük bir devrim yapıyor. Ve Veda Hutbesini okuduğunda etrafında 100.000 kişi var. Bu kadar insan ona biat ediyor. Muhammed büyük bir devrim yaptı. Ölümünden sonra da İslam yayılıyor ve 8 ve 13. yüzyıllar arasında İslam Dünya'sı Altın Çağı'nı yaşıyor. Muhammed Peygamber'e gelen kitaptan ilham alarak birçok bilim adamı yetişiyor. Muhammed'e, Kur'an'a inanmayabilirsiniz. Ama onun bir devrim yağtığını ve iyi biri olduğunu asla reddedemezsiniz. Ederseniz samimiyetinizden şüphe ederim. Böyle bir insana inanmasanız bile en azından toplumunu değiştirmeye çalışan, etrafındaki kaos düzenini yıkmaya çalışan, çağının çok ilerisinde bir insan olduğunu da kabul etmek zorundasınız.

O 1400 yıl önceki kitap hala benim yaşama devam etmemi sağlayan, evren hakkında doğa hakkında araştırmamı, düşünmemi sağlayan, insanlara iyilik yapmamı, bana kötülük yapsalar dahi iyilik yapmamı, insanlara karşı affedici ve yumuşak olmamı, fakirlere, yetimlere kendi ihtiyacım olsa dahi infak etmemi, anneme babama iyi davranmamı, akrabalarımı, yaşlılarımı, büyüklerimi sevip saymamı onları gözetmemi, çevreme yardım etmemi sağlayan kitaptır o. Büyüklenmememi sağlayan kitap. Eğer bu kitap olmasa ben şüphesiz intihar ederdim. Çünkü bu lanet olası dünyanın yaşanılır bir yönü yok. Ya da kolay yolu dener bir ateist olurdum önce her türlü hazzı dibine kadar yaşar sonra da Boğaz Köprüsü'nden kendimi atardım. Ana Kur'an beni hayata bağlıyor. Başımı kaldırıp üzerimdeki yıldızlı gökyüzüne bakmamı sağlıyor. Gözlerimi kapatıp kendi benliğimdeki delilleri görmemi sağlıyor. Çevreme ve insanlığa yararlı bir şahsiyet olmamı sağlıyor.

Normalde herkes tarafından çok mütevazi bir insan olarak tanınırım ben. Kendimi övmeyi sevmiyorum. Ama burada kimse gerçekte kim olduğumu falan bilmediğinden rahatça yazabilirim diye düşünüyorum.

Şahsım üzerinden gitmişsiniz. Bu yüzden ben de yukarıda da yazdıklarım gibi şahsım üzerinden devam edicem.

Dediğim gibi O Kur'an olmasa intihar edecek ruh halinde olan ben O Kur'an'ı okuyup her kelimesini hayatına geçirmeye çalışan bir insanım. Çevremde herkes beni melek gibi biri olarak tanımlar ve evet sizin 1400 yıl önceki evlatlığının karısıyla evlenen heriflerin kitabı diye tanımladığınız kitap sayesinde bunlar. Biri bana hakaret ettiğinde özür dilerim ben. Bana kötü davransa bile iyi davranırım insanlara. Herkes çok cömert olarak tanır beni. Öyle ki artık her istediklerinde verdiğim için benden para istemeye utanır oldu dostlarım. Bana sitem ediyorlar herkese para veriyorsun kendine ne kalacak diye. Annem babam hayırlı evladım diyerek gurur duyar benimle. Kitap okurum bilimsel şeyler araştırırım. Okurum sürekli. Çalışırım. Kur'an'a inandığım için yaparım bunları. Rahatsız mı oluyorsunuz benden şimdi? İnandığım kitabı sürekli okur ve üzerinde düşünürüm. Emirlerini ve yasaklarını hayatıma geçiririm. Bunlardan tek çıkarım da Allah rızasıdır. Yaptığım iyilikleri mümkün olduğunca gizlerim. Allah bilsin yeter diyorum. Şimdi siz benim yanlış yaptığımı düşünüyorsunuz yani? Ben şahsen Kur'an'a inanmasam böyle olmazdım. Sizin o çöl arabı vesaire dediğiniz elçinin getirdiği din beni hayata bağlıyor ve mükemmel bir hayat yaşamamı sağlıyor. İnsanın şüpheden uzak doğru bilgi edinme ihtiyacı var. Vahiy bana bunu sağlıyor. Benim hakikati görmemi ve emin olmamı sağlıyor.

Son olarak Allah yakacağını bile bile neden yaratıyor demişsiniz. Uzun cevap gerektirebilir bu. Ama bu kadar basit düşünülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çok uzadı. Bu yüzden buna bir şey yazmayacağım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Teizm kelimesini Monoteist dinleri kast ederek kullanacağım. Siz de karşılaştığınız yerlerde bu anlamda görürsünüz. Kelimenin asıl anlamından günlük konuşmada sapması anlam daralmasına uğraması sık rastlanan bir durumdur. Bu yüzden Teizm ile Monoteist dinler kast edilir.

Allah bir zamanlar tek başınaydı demek bir kere cümledeki söylem hatalı. Allah evren içinde var olan fiziki bir varlık değil ki onun için zaman kavramı var olsun. Tanrı zamanı ve mekanı aşkındır. O yüzden bir zamanlar gibi ifadeler Tanrı için kullanılamaz. İslam öyle bir şey öngörüyor mu da? Tanrı bir zamanlar tek başınaydı da canı sıkıldı da evreni yarattı diye bir şey yok ki. Tanrı zamanı aşkın. Senin geçmişini de geleceğini de şimdini de aynı anda algılıyor gibi düşünebilirsin. Tanrı için zaman sonu ve başı olmayan 1 andır şeklinde tanımlamalara gidenler de olmuştur. Tanrı da zaten yarattığı bir şey olduğu için korku duygusunu bilir. Ama bu Tanrı'nın da korktuğu anlamına gelmez. Sadece korkmak ne anlama gelir bunu bilir. Ama o tür acziyetlerden beri olduğu için asla korkmaz. Korkmak kula özgü bişeydir. Allah için korku nedir diye sormak 5 rakamının kokusunu sormak gibi. Biliyorsunuz sayıla soyut kabul edilir. 5 rakamının kokusu yoktur ki. O şekilde düşünülebilir.

Evet, 1400 yıl önceki Araplar... 1400 yıl önce dünya kötü bir yerdi. Çok kötü bir yerdi. Hele Arap yarımadası. Kadınlar cinsel obje, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor. Fakirler, köleler eziliyor hakları yeniyor, zenginler ise refah içinde. Her türlü ahlaksızlık. İnsanlar atalarının yolunu körü körüne takip ediyor. Kabe ve putlar üzerinden büyük bir ticaret ve büyük bir para kaynağı var. Ve Muhammed doğuyor bu ortamda. Muhammed farklı. Çevresinde erdemli ve dürüst tanınan biri. Muhammed 40 yaşına gelince ilk vahyi alıyor. Bu ortamda, "Oku" diyor. Putlara, şirke baş kaldırıyor. Etrafındaki herkes ondan nefret ediyor, putlar gelir kaynağı çünkü. Muhammed'e şiddetle karşı çıkıyorlar. Ama Muhammed davasından vazgeçmiyor. Azimle devam ediyor. Kölelerin, yoksulların hakkını gözetiyor. Fakirle zengin arasındaki ayrımları kaldırmaya çalışıyor. Delilsiz inançları yıkmak için çabalıyor. Ama bu yolda birçok işkenceyle, tepkiyle, saldırıyla yüzyüze geliyor. Şehrinden çıkarılıyor. Yeni bir şehre gidiyor. Burada bir medeniyet kuruyor. Hala ona suikast düzenlemeye çalışan ondan nefret eden birçok kişi var yanında. Savaşlar yapıyor. Birçok şeyi göze alıyor. Büyük bir devrim yapıyor. Ve Veda Hutbesini okuduğunda etrafında 100.000 kişi var. Bu kadar insan ona biat ediyor. Muhammed büyük bir devrim yaptı. Ölümünden sonra da İslam yayılıyor ve 8 ve 13. yüzyıllar arasında İslam Dünya'sı Altın Çağı'nı yaşıyor. Muhammed Peygamber'e gelen kitaptan ilham alarak birçok bilim adamı yetişiyor. Muhammed'e, Kur'an'a inanmayabilirsiniz. Ama onun bir devrim yağtığını ve iyi biri olduğunu asla reddedemezsiniz. Ederseniz samimiyetinizden şüphe ederim. Böyle bir insana inanmasanız bile en azından toplumunu değiştirmeye çalışan, etrafındaki kaos düzenini yıkmaya çalışan, çağının çok ilerisinde bir insan olduğunu da kabul etmek zorundasınız.

O 1400 yıl önceki kitap hala benim yaşama devam etmemi sağlayan, evren hakkında doğa hakkında araştırmamı, düşünmemi sağlayan, insanlara iyilik yapmamı, bana kötülük yapsalar dahi iyilik yapmamı, insanlara karşı affedici ve yumuşak olmamı, fakirlere, yetimlere kendi ihtiyacım olsa dahi infak etmemi, anneme babama iyi davranmamı, akrabalarımı, yaşlılarımı, büyüklerimi sevip saymamı onları gözetmemi, çevreme yardım etmemi sağlayan kitaptır o. Büyüklenmememi sağlayan kitap. Eğer bu kitap olmasa ben şüphesiz intihar ederdim. Çünkü bu lanet olası dünyanın yaşanılır bir yönü yok. Ya da kolay yolu dener bir ateist olurdum önce her türlü hazzı dibine kadar yaşar sonra da Boğaz Köprüsü'nden kendimi atardım. Ana Kur'an beni hayata bağlıyor. Başımı kaldırıp üzerimdeki yıldızlı gökyüzüne bakmamı sağlıyor. Gözlerimi kapatıp kendi benliğimdeki delilleri görmemi sağlıyor. Çevreme ve insanlığa yararlı bir şahsiyet olmamı sağlıyor.

Normalde herkes tarafından çok mütevazi bir insan olarak tanınırım ben. Kendimi övmeyi sevmiyorum. Ama burada kimse gerçekte kim olduğumu falan bilmediğinden rahatça yazabilirim diye düşünüyorum.

Şahsım üzerinden gitmişsiniz. Bu yüzden ben de yukarıda da yazdıklarım gibi şahsım üzerinden devam edicem.

Dediğim gibi O Kur'an olmasa intihar edecek ruh halinde olan ben O Kur'an'ı okuyup her kelimesini hayatına geçirmeye çalışan bir insanım. Çevremde herkes beni melek gibi biri olarak tanımlar ve evet sizin 1400 yıl önceki evlatlığının karısıyla evlenen heriflerin kitabı diye tanımladığınız kitap sayesinde bunlar. Biri bana hakaret ettiğinde özür dilerim ben. Bana kötü davransa bile iyi davranırım insanlara. Herkes çok cömert olarak tanır beni. Öyle ki artık her istediklerinde verdiğim için benden para istemeye utanır oldu dostlarım. Bana sitem ediyorlar herkese para veriyorsun kendine ne kalacak diye. Annem babam hayırlı evladım diyerek gurur duyar benimle. Kitap okurum bilimsel şeyler araştırırım. Okurum sürekli. Çalışırım. Kur'an'a inandığım için yaparım bunları. Rahatsız mı oluyorsunuz benden şimdi? İnandığım kitabı sürekli okur ve üzerinde düşünürüm. Emirlerini ve yasaklarını hayatıma geçiririm. Bunlardan tek çıkarım da Allah rızasıdır. Yaptığım iyilikleri mümkün olduğunca gizlerim. Allah bilsin yeter diyorum. Şimdi siz benim yanlış yaptığımı düşünüyorsunuz yani? Ben şahsen Kur'an'a inanmasam böyle olmazdım. Sizin o çöl arabı vesaire dediğiniz elçinin getirdiği din beni hayata bağlıyor ve mükemmel bir hayat yaşamamı sağlıyor. İnsanın şüpheden uzak doğru bilgi edinme ihtiyacı var. Vahiy bana bunu sağlıyor. Benim hakikati görmemi ve emin olmamı sağlıyor.

Son olarak Allah yakacağını bile bile neden yaratıyor demişsiniz. Uzun cevap gerektirebilir bu. Ama bu kadar basit düşünülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çok uzadı. Bu yüzden buna bir şey yazmayacağım.

Basit düşünmek değil bu teizm bu sorulara hiçbir zaman yanıt veremedi kaçı ve kıvırdı.Siz de öyle yapacaksınız bahse girerim.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Dediğim gibi O Kur'an olmasa intihar edecek ruh halinde olan ben O Kur'an'ı okuyup her kelimesini hayatına geçirmeye çalışan bir insanım. Çevremde herkes beni melek gibi biri olarak tanımlar ve evet sizin 1400 yıl önceki evlatlığının karısıyla evlenen heriflerin kitabı diye tanımladığınız kitap sayesinde bunlar. Biri bana hakaret ettiğinde özür dilerim ben. Bana kötü davransa bile iyi davranırım insanlara. Herkes çok cömert olarak tanır beni. Öyle ki artık her istediklerinde verdiğim için benden para istemeye utanır oldu dostlarım. Bana sitem ediyorlar herkese para veriyorsun kendine ne kalacak diye. Annem babam hayırlı evladım diyerek gurur duyar benimle. Kitap okurum bilimsel şeyler araştırırım. Okurum sürekli. Çalışırım. Kur'an'a inandığım için yaparım bunları. Rahatsız mı oluyorsunuz benden şimdi? İnandığım kitabı sürekli okur ve üzerinde düşünürüm. Emirlerini ve yasaklarını hayatıma geçiririm. Bunlardan tek çıkarım da Allah rızasıdır. Yaptığım iyilikleri mümkün olduğunca gizlerim. Allah bilsin yeter diyorum. Şimdi siz benim yanlış yaptığımı düşünüyorsunuz yani? Ben şahsen Kur'an'a inanmasam böyle olmazdım. Sizin o çöl arabı vesaire dediğiniz elçinin getirdiği din beni hayata bağlıyor ve mükemmel bir hayat yaşamamı sağlıyor. İnsanın şüpheden uzak doğru bilgi edinme ihtiyacı var. Vahiy bana bunu sağlıyor. Benim hakikati görmemi ve emin olmamı sağlıyor.

Bunları yapmanın sebebi ölünce bir tanrının sana sonsuz hayat ve sürüyle huri vereceğini, yapmazsan da sonsuza kadar yanacağını sanman yani tamamen çıkar ilişkisi. Bu dediklerini böyle bir beklenti olmadan yapabiliyor musun, işte asıl gerçek olan, samimi olan o.

Allah bir zamanlar tek başınaydı demek bir kere cümledeki söylem hatalı. Allah evren içinde var olan fiziki bir varlık değil ki onun için zaman kavramı var olsun. Tanrı zamanı ve mekanı aşkındır. O yüzden bir zamanlar gibi ifadeler Tanrı için kullanılamaz. İslam öyle bir şey öngörüyor mu da? Tanrı bir zamanlar tek başınaydı da canı sıkıldı da evreni yarattı diye bir şey yok ki. Tanrı zamanı aşkın. Senin geçmişini de geleceğini de şimdini de aynı anda algılıyor gibi düşünebilirsin. Tanrı için zaman sonu ve başı olmayan 1 andır şeklinde tanımlamalara gidenler de olmuştur. Tanrı da zaten yarattığı bir şey olduğu için korku duygusunu bilir. Ama bu Tanrı'nın da korktuğu anlamına gelmez. Sadece korkmak ne anlama gelir bunu bilir. Ama o tür acziyetlerden beri olduğu için asla korkmaz. Korkmak kula özgü bişeydir. Allah için korku nedir diye sormak 5 rakamının kokusunu sormak gibi. Biliyorsunuz sayıla soyut kabul edilir. 5 rakamının kokusu yoktur ki. O şekilde düşünülebilir.

Şimdi kıvırmanın alemi yok, bu tanrı bir zamanlar tek başına mıydı yoksa değil miydi? Bu Allah'ın tek başına olduğu bir durum yok mu?

Evet, 1400 yıl önceki Araplar... 1400 yıl önce dünya kötü bir yerdi. Çok kötü bir yerdi. Hele Arap yarımadası. Kadınlar cinsel obje, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor. Fakirler, köleler eziliyor hakları yeniyor, zenginler ise refah içinde. Her türlü ahlaksızlık. İnsanlar atalarının yolunu körü körüne takip ediyor. Kabe ve putlar üzerinden büyük bir ticaret ve büyük bir para kaynağı var. Ve Muhammed doğuyor bu ortamda. Muhammed farklı. Çevresinde erdemli ve dürüst tanınan biri. Muhammed 40 yaşına gelince ilk vahyi alıyor. Bu ortamda, "Oku" diyor. Putlara, şirke baş kaldırıyor. Etrafındaki herkes ondan nefret ediyor, putlar gelir kaynağı çünkü. Muhammed'e şiddetle karşı çıkıyorlar. Ama Muhammed davasından vazgeçmiyor. Azimle devam ediyor. Kölelerin, yoksulların hakkını gözetiyor. Fakirle zengin arasındaki ayrımları kaldırmaya çalışıyor. Delilsiz inançları yıkmak için çabalıyor. Ama bu yolda birçok işkenceyle, tepkiyle, saldırıyla yüzyüze geliyor. Şehrinden çıkarılıyor. Yeni bir şehre gidiyor. Burada bir medeniyet kuruyor. Hala ona suikast düzenlemeye çalışan ondan nefret eden birçok kişi var yanında. Savaşlar yapıyor. Birçok şeyi göze alıyor. Büyük bir devrim yapıyor. Ve Veda Hutbesini okuduğunda etrafında 100.000 kişi var. Bu kadar insan ona biat ediyor. Muhammed büyük bir devrim yaptı. Ölümünden sonra da İslam yayılıyor ve 8 ve 13. yüzyıllar arasında İslam Dünya'sı Altın Çağı'nı yaşıyor. Muhammed Peygamber'e gelen kitaptan ilham alarak birçok bilim adamı yetişiyor. Muhammed'e, Kur'an'a inanmayabilirsiniz. Ama onun bir devrim yağtığını ve iyi biri olduğunu asla reddedemezsiniz. Ederseniz samimiyetinizden şüphe ederim. Böyle bir insana inanmasanız bile en azından toplumunu değiştirmeye çalışan, etrafındaki kaos düzenini yıkmaya çalışan, çağının çok ilerisinde bir insan olduğunu da kabul etmek zorundasınız.

O 1400 yıl önceki kitap hala benim yaşama devam etmemi sağlayan, evren hakkında doğa hakkında araştırmamı, düşünmemi sağlayan, insanlara iyilik yapmamı, bana kötülük yapsalar dahi iyilik yapmamı, insanlara karşı affedici ve yumuşak olmamı, fakirlere, yetimlere kendi ihtiyacım olsa dahi infak etmemi, anneme babama iyi davranmamı, akrabalarımı, yaşlılarımı, büyüklerimi sevip saymamı onları gözetmemi, çevreme yardım etmemi sağlayan kitaptır o. Büyüklenmememi sağlayan kitap. Eğer bu kitap olmasa ben şüphesiz intihar ederdim. Çünkü bu lanet olası dünyanın yaşanılır bir yönü yok. Ya da kolay yolu dener bir ateist olurdum önce her türlü hazzı dibine kadar yaşar sonra da Boğaz Köprüsü'nden kendimi atardım. Ana Kur'an beni hayata bağlıyor. Başımı kaldırıp üzerimdeki yıldızlı gökyüzüne bakmamı sağlıyor. Gözlerimi kapatıp kendi benliğimdeki delilleri görmemi sağlıyor. Çevreme ve insanlığa yararlı bir şahsiyet olmamı sağlıyor.

1400 yıl önce Muhammed'in tek yaptığı iktidarı ele geçirmekti, devrim dediğin şey bu. Muhammed'den önce kadınlar cinsel objeymiş, sanki Muhammed'den sonra değişti bu. Yine cinsel obje hatta mal. Kuran değil mi kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın diyen.

Ali İmran/14. Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.

Bu ayete göre Kuran insan derken kimleri kastediyor?

Ayrıca kadınların cinsel obje olarak görülmesinin neresi yanlış? Kadınlar ve aynı zamanda erkekler birer cinsel obje değil mi? Cinselliğin neresi kötü? Cennette erkek müslümanlara huri ve memeleri yeni çıkmış kızlar verilmeyecek mi? Hem cennette verilecek huri hayaliyle yaşa hem de Muhammed'den önce kadınlar cinsel obje olarak görürüyordu de, ikiyüzlülüğe bak!

Dediğim gibi adam evladım dediği Zeyd'in karısına sulanıyor, 9 yaşındaki çocukla gerdeğe giriyor, cariye hedye alıp cariye hediye ediyor, kendisinden özgürlüğü için yardım isteyen kadına evlenme teklif ediyor, soygunlardan beşte bir pay alıyor, eğer soygun savaşmadan olmuşsa ganimetin tamamına el koyuyor, böyle birisi işte.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evet, 1400 yıl önceki Araplar... 1400 yıl önce dünya kötü bir yerdi. Çok kötü bir yerdi. Hele Arap yarımadası. Kadınlar cinsel obje, kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor. Fakirler, köleler eziliyor hakları yeniyor, zenginler ise refah içinde. Her türlü ahlaksızlık. İnsanlar atalarının yolunu körü körüne takip ediyor. Kabe ve putlar üzerinden büyük bir ticaret ve büyük bir para kaynağı var. Ve Muhammed doğuyor bu ortamda. Muhammed farklı. Çevresinde erdemli ve dürüst tanınan biri. Muhammed 40 yaşına gelince ilk vahyi alıyor. Bu ortamda, "Oku" diyor. Putlara, şirke baş kaldırıyor. Etrafındaki herkes ondan nefret ediyor, putlar gelir kaynağı çünkü. Muhammed'e şiddetle karşı çıkıyorlar. Ama Muhammed davasından vazgeçmiyor. Azimle devam ediyor. Kölelerin, yoksulların hakkını gözetiyor. Fakirle zengin arasındaki ayrımları kaldırmaya çalışıyor. Delilsiz inançları yıkmak için çabalıyor. Ama bu yolda birçok işkenceyle, tepkiyle, saldırıyla yüzyüze geliyor. Şehrinden çıkarılıyor. Yeni bir şehre gidiyor. Burada bir medeniyet kuruyor. Hala ona suikast düzenlemeye çalışan ondan nefret eden birçok kişi var yanında. Savaşlar yapıyor. Birçok şeyi göze alıyor. Büyük bir devrim yapıyor. Ve Veda Hutbesini okuduğunda etrafında 100.000 kişi var. Bu kadar insan ona biat ediyor. Muhammed büyük bir devrim yaptı. Ölümünden sonra da İslam yayılıyor ve 8 ve 13. yüzyıllar arasında İslam Dünya'sı Altın Çağı'nı yaşıyor. Muhammed Peygamber'e gelen kitaptan ilham alarak birçok bilim adamı yetişiyor. Muhammed'e, Kur'an'a inanmayabilirsiniz. Ama onun bir devrim yağtığını ve iyi biri olduğunu asla reddedemezsiniz. Ederseniz samimiyetinizden şüphe ederim. Böyle bir insana inanmasanız bile en azından toplumunu değiştirmeye çalışan, etrafındaki kaos düzenini yıkmaya çalışan, çağının çok ilerisinde bir insan olduğunu da kabul etmek zorundasınız.

O 1400 yıl önceki kitap hala benim yaşama devam etmemi sağlayan, evren hakkında doğa hakkında araştırmamı, düşünmemi sağlayan, insanlara iyilik yapmamı, bana kötülük yapsalar dahi iyilik yapmamı, insanlara karşı affedici ve yumuşak olmamı, fakirlere, yetimlere kendi ihtiyacım olsa dahi infak etmemi, anneme babama iyi davranmamı, akrabalarımı, yaşlılarımı, büyüklerimi sevip saymamı onları gözetmemi, çevreme yardım etmemi sağlayan kitaptır o. Büyüklenmememi sağlayan kitap. Eğer bu kitap olmasa ben şüphesiz intihar ederdim. Çünkü bu lanet olası dünyanın yaşanılır bir yönü yok. Ya da kolay yolu dener bir ateist olurdum önce her türlü hazzı dibine kadar yaşar sonra da Boğaz Köprüsü'nden kendimi atardım. Ana Kur'an beni hayata bağlıyor. Başımı kaldırıp üzerimdeki yıldızlı gökyüzüne bakmamı sağlıyor. Gözlerimi kapatıp kendi benliğimdeki delilleri görmemi sağlıyor. Çevreme ve insanlığa yararlı bir şahsiyet olmamı sağlıyor.

Bütün bunları yazabilmeniz için Kitabınızdan evvel hadisleri kabullenmeniz şart. Bu kaynaklar dininizin başlangıcı saydığınız zamandan çok sonraları kaleme alınmışlardır. Bunları yazanların hiç birisi anlatılan olaylara şahit olmamışlardır. Orta doğuda yazılı eserden ziyade sözlü anlatım, yani rivayet yöntemi yaygındır.

Bu yöntem tarihi bilgileri aktarmak için yetersizdir, çünkü insanlar herhangi bir olayı anlattıklarında, ister istemez kendilerinden bir şeyler katarlar. Hele ki, bu hikayaleri aktaran insanların kendileri de inançlı iseler, anlattıkları olaylar Sizce ne kadar objektifdir ?

Burada bir iki seneden bahsetmiyoruz, en azından 100 yıldan bahsediyoruz. Hadislere baktığınızda orada 3-4 kişilik bir ravi zinciri görürsünüz. Bunların aktardıkları hikayeleri hiç değiştirmeyeceklerini neye dayanarak kabul edebiliyorsunuz ?

Ayrıca Kitabınızda bir çok sıkıntılı pasajlar vardır, onu hem okuyup hem de inançlı olabilmek için, onları görmemezlikten gelebilmelisiniz. Hatta en önemlisi ise, bütün kutsal kitapların insan ürünü olduklarıdır, ki bunu kabullenmek cesaret ister.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Tanrı da zaten yarattığı bir şey olduğu için korku duygusunu bilir. Ama bu Tanrı'nın da korktuğu anlamına gelmez. Sadece korkmak ne anlama gelir bunu bilir. Ama o tür acziyetlerden beri olduğu için asla korkmaz. Korkmak kula özgü bişeydir. Allah için korku nedir diye sormak 5 rakamının kokusunu sormak gibi. Biliyorsunuz sayıla soyut kabul edilir. 5 rakamının kokusu yoktur ki. O şekilde düşünülebilir.

Arap putuna korkuyu yakıştıramadın demek ki. Peki bu tanrı sevgi duyar mı, kızar mı, sinirlenir mi, kıskanır mı?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bunları yapmanın sebebi ölünce bir tanrının sana sonsuz hayat ve sürüyle huri vereceğini, yapmazsan da sonsuza kadar yanacağını sanman yani tamamen çıkar ilişkisi. Bu dediklerini böyle bir beklenti olmadan yapabiliyor musun, işte asıl gerçek olan, samimi olan o.

Şimdi kıvırmanın alemi yok, bu tanrı bir zamanlar tek başına mıydı yoksa değil miydi? Bu Allah'ın tek başına olduğu bir durum yok mu?

1400 yıl önce Muhammed'in tek yaptığı iktidarı ele geçirmekti, devrim dediğin şey bu. Muhammed'den önce kadınlar cinsel objeymiş, sanki Muhammed'den sonra değişti bu. Yine cinsel obje hatta mal. Kuran değil mi kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın diyen.

Ali İmran/14. Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allahın katındadır.

Bu ayete göre Kuran insan derken kimleri kastediyor?

Ayrıca kadınların cinsel obje olarak görülmesinin neresi yanlış? Kadınlar ve aynı zamanda erkekler birer cinsel obje değil mi? Cinselliğin neresi kötü? Cennette erkek müslümanlara huri ve memeleri yeni çıkmış kızlar verilmeyecek mi? Hem cennette verilecek huri hayaliyle yaşa hem de Muhammed'den önce kadınlar cinsel obje olarak görürüyordu de, ikiyüzlülüğe bak!

Dediğim gibi adam evladım dediği Zeyd'in karısına sulanıyor, 9 yaşındaki çocukla gerdeğe giriyor, cariye hedye alıp cariye hediye ediyor, kendisinden özgürlüğü için yardım isteyen kadına evlenme teklif ediyor, soygunlardan beşte bir pay alıyor, eğer soygun savaşmadan olmuşsa ganimetin tamamına el koyuyor, böyle birisi işte.

Öncelikle herhangi bir insan hiçbir şekilde herhangi bir çıkar beklemeden herhangi bir şey yapmaz. Asıl ahlaki olan çıkar beklemeden yapmak diyorsunuz ki bu şu ana kadar kurulmuş en saçma cümlelerden biri. Kimse çıkar beklemeden bir şey yapmaz. Ben iyilik yapıyorum ama karşılığında hiçbir şey beklemiyorum bundan hiçbir çıkarım yok demek saçmadır bir çıkar olmadan iyilik zaten yapılmaz. Siz benim cennet çıkarından dolayı iyilik yaptığımı düşünüyorsunuz. Hayır ben bu çıkar için değil Allah rızası çıkarı için iyilik yapıyorum. Zaten cennet bir amaç değildir amaca ulaşıldığında (Allah rızası) elde edilen bir sonuç ve mükafattır. (bkz. Tevbe 72)

Neyse ne diyordum. Bir çıkar olmadan zaten kimse bir şey yapmaz. Saçma olur yani. Mesela yolda bir fakir dilenci görseniz ve dayanamayıp ona biraz para verseniz burda vicdanı rahatlatma çıkarı vardır ya da iyilik yapmış olma huzuruna sahip olma isteği çıkarı vardır toplumdan iyi muamele görme çıkarı vardır toplumda iyi biri olarak tanınmak isteme çıkarı vardır. Bunlar da çıkardır. Zaten ateizm perspektifinden bakarsanız ahlaki davranışların kökeninde ateistik natüralist evrime bakarsak tek amaç türün hayatta kalmasıdır. Dolayısıyla burda zaten beklentisiz iyilik yapmanızın herhangi bir değeri ya da anlamı yoktur. Ve çıkardan kurtulmanız imkansız bir şekilde bir çıkarınız olacaktır.

Bir de kıvırmanım alemi yok "bir zamanlar" bu Tanrı tek başına mıydı değil miydi diye sormuşsunuz tekrar. Ve ben de tekrar Tanrı zaman'ı aşkındır Tanrı için zaman çizgisine sahipmiş gibi konuşmak 5 rakamının medeni halini sormak gibidir diyorum.

Şimdi Muhammed iktidarı ele geçirdi de ne yaptı halkına zulüm mü etti güçsüzleri zayıfları ezdi soykırım katliam yaptı da diktatör mü oldu? Muhammed'in konumuna herhangi biri yükselmiş olsaydı neler yapardı bir düşünün Muhammed neler yapmış bir de onu düşünün lütfen. Ha bir de kadınlardan ikişer üçer dörder alın yazan ayete bir bakın önce başında bir ne yazıyor bir ona bakın, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmeyin lütfen. Sizden rica ediyorum ayetin başında hangi kelime yazıyor bir bakın. Ya da ben söyleyeyim. Yetimlerden yazıyor. Savaş zamanlarında kadın / erkek nüfus oranı arttığı için olağanüstü halde çok eşlilik gerekli olabilir. Bu konuda söylenecek çok şey var.

Ali İmran 14'ü örnek göstermişsiniz ve burda insan kim demişsiniz. Şimdi ayetin başında kadınlar, oğullar vs yazıyor. Dolayısıyla sanki hitap erkeklere yapılıyor şeklinde düşünmüş olabilirsiniz. Ama şöyle düşünün ayette sayılan şeyler sadece birkaç misaldir ve kişiden kişiye kimin neye zaafı olduğu değişebilir. Bunlar insanların zaaf gösterdiği şeylere birkaç örnektir. Mesela şöyle anolojiyle anlatmaya çalışayım.

Diyelim ben bir öğretmenim. 20 tane öğrencim var. Sınav yapmışım kimin hangi konulardan eksiği olduğunu söylüyorum genel için. Diyorum ki : Çocuklar yanlışlarınıza baktım üslü sayılardan, köklü sayılardan, fonksiyonlardan, kümelerden ve denklemlerden eksikleriniz var çocuklar.

Şimdi ben burada çocuklar diyerek 20 çocuğa da hitap ediyorum. (Ayet insanlar diyerek bütün insanlara hitap ediyor)

Üslü sayılar köklü sayılar vb derken ise mesela atıyorum Ahmet'in üslü ve köklü sayılardan eksikleri vardır. Ayşe'nin denklemlerden ve fonksiyonlardan eksiği vardır. Burada konu eksiği misallerinden her öğrenci için eksiği olduğu yeri söylemişimdir. (Allah ayette gerek kadınların gerek de erkeklerin zaafiyetlerini saymıştır.) Öğrenciler de kurduğum cümlede kendilerini ilgilendiren kısımları anlarlar, oradan ona göre konu eksikliklerine çalışırlar. (Ayetten herkes kendini ilgilendiren zaafiyeti anlar ve ona göre kendini düzenler.)

Yani şu şekilde daha iyi anlayabilirsiniz. Hani Ey İnsanlar kiminiz kadınlara kimin altınlara kiminiz çocuklarınıza çok düşkünsünüz. Der Gibi. Yani orada sayılan misallerin zaten hepsi her insanı ilgilendirmiyor. Her misal başka bir insan için zaafiyet olabilir. Hitap genel ama. Mesela ayette sadece Ey insanlar siz kadınlara çok düşkünsünüz yazsaydı o zaman tek bir zaafiyet türü var bu da sadece erkekleri ilgilendiriyor. Hitap insanlar diyor. Belki o şekilde olabilirdi. Ama o zaman bile Arapça'dan kaynaklı Arapça'da mesela asıl metni Arapça olan hadis kaynaklarında benzer ifadelere rastlanabilir Kur'anda da olabilir Arapça'da bütün insanlar değil de belli bir insan topluluğu için de ya da birkaç insan için de Ey İnsanlar gibi ifadeler kullanılıyor olabilir. Ama genel insanları anlatmak için kullanılıyor sanırım genelde. Arapça bilmeden de ancak bu kadar söyleyebiliyorum. Arapça bilgim azdır. Anlatabilmişimdir inşallah. Bu arada ayette zaaf yazmıyor süslü gösterildi yazıyor da o fark etmez ben anlatırken zaaf diye kullandım da o pek fark etmiyor sizin söylediğiniz şeyle ilgili.

Ve cinsel obje olmakla ilgili. Günümüzde benim gözlemlerimden anladığım kadarıyla kadınlar erkeklerin gözünden sadece cinsel obje olarak görülüyor. Cinsel obje derken kast ettiğimiz, yani sanki tek işlevleri cinsel obje olmakmış gibi görülüyor. Peygamberden önce de böyleydi. Başka bir mahiyetleri yoktu. Onların da düşünebildikleri, onların da insan oldukları unutulmuş gibiydi. Ama peygamberle birlikte kadın hakları konusunda da büyük devrimler olmuştur. Bakınız Mucadele suresi sırf bir kadının problemi üzerine inmiştir. Sıradan bir kadın. Kadın isminde sure bile vardır. (Nisa suresi). Ali İmran 195 kadın ve erkek için "...Hepiniz birbirinizdensiniz..." der.

Hucurat Suresinin 13. Ayetinde Ey insanlar sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık birbirinizle tanışmanız için de sizi ırklara ve boylara ayırdık. Allah katında en üstün olanınız en erdemli olanınızdır. Allah bilendir, haberdardır.

Der. Yani kadınlara da sosyal hayatta erkeklerin yanında yer verir. Tevbe 71: "İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostudur..."

Bu arada cennette erkek müslümanlara huri ve göğüsleri yeni tomurcuklanmış kızlar verilecek iddianızı kanıtlar mısınız? Sadece Erkek müslümanlara ve göğüsleri yeni tomurcuklanmış kısmını ve cennette cinselliğin kesin olacağını ayetlerle kanıtlamanızı rica ediyorum. Bununla ilgili bir argüman sunar mısınız? Şimdiden teşekkürler.

Evlatlığının karısıyla evlenmesi konusunda detaylı araştırma yapmadım o yüzden bu konuda bir şey söylemeyeceğim.

Fakat 9 yaşındaki kızla evlendiği apaçık büyük bir iftiradır artık hala bu görüşü savunmaya devam edenler kaldı mı? Biraz dürüstlük lütfen. Peygamber 9 yaşındaki kızla evlendi diye rivayet edenlerle aynı kişiler, Peygamber Ay'ı ikiye yardı yarısı Ali'nin bahçesine düştü diye de rivayet ediyor. İkisi de aynı kitapta. Neye dayanarak birine güveniyor da diğerine güvenmiyorsunuz? Neml 64: "...Doğru söyleyenlerseniz açık delilinizi getirin."

İddialarınızın hepsine cevap vermedim ama bu diğer iddialarınızın cevabı olmadığı için değildir. Saygılar.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bütün bunları yazabilmeniz için Kitabınızdan evvel hadisleri kabullenmeniz şart. Bu kaynaklar dininizin başlangıcı saydığınız zamandan çok sonraları kaleme alınmışlardır. Bunları yazanların hiç birisi anlatılan olaylara şahit olmamışlardır. Orta doğuda yazılı eserden ziyade sözlü anlatım, yani rivayet yöntemi yaygındır.

Bu yöntem tarihi bilgileri aktarmak için yetersizdir, çünkü insanlar herhangi bir olayı anlattıklarında, ister istemez kendilerinden bir şeyler katarlar. Hele ki, bu hikayaleri aktaran insanların kendileri de inançlı iseler, anlattıkları olaylar Sizce ne kadar objektifdir ?

Burada bir iki seneden bahsetmiyoruz, en azından 100 yıldan bahsediyoruz. Hadislere baktığınızda orada 3-4 kişilik bir ravi zinciri görürsünüz. Bunların aktardıkları hikayeleri hiç değiştirmeyeceklerini neye dayanarak kabul edebiliyorsunuz ?

Ayrıca Kitabınızda bir çok sıkıntılı pasajlar vardır, onu hem okuyup hem de inançlı olabilmek için, onları görmemezlikten gelebilmelisiniz. Hatta en önemlisi ise, bütün kutsal kitapların insan ürünü olduklarıdır, ki bunu kabullenmek cesaret ister.

Hadisler konusunda katılıyorum. 100.000 kişinin dinlediği söylenen Veda Hutbesinin bile kaynaklara göre değişen kısımları varken hangi hadise güvenelim. Fakat ortada büyük bir hadis külliyatı var. Hangisinin doğru olduğu tam olarak tespit edilemese bile tarihi kaynak olarak yararlanılabilir diye düşünüyorum. Güvenilirlik seviyesinin bilincinde olarak tabi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Öncelikle herhangi bir insan hiçbir şekilde herhangi bir çıkar beklemeden herhangi bir şey yapmaz. Asıl ahlaki olan çıkar beklemeden yapmak diyorsunuz ki bu şu ana kadar kurulmuş en saçma cümlelerden biri. Kimse çıkar beklemeden bir şey yapmaz. Ben iyilik yapıyorum ama karşılığında hiçbir şey beklemiyorum bundan hiçbir çıkarım yok demek saçmadır bir çıkar olmadan iyilik zaten yapılmaz. Siz benim cennet çıkarından dolayı iyilik yaptığımı düşünüyorsunuz. Hayır ben bu çıkar için değil Allah rızası çıkarı için iyilik yapıyorum. Zaten cennet bir amaç değildir amaca ulaşıldığında (Allah rızası) elde edilen bir sonuç ve mükafattır. (bkz. Tevbe 72)

Neyse ne diyordum. Bir çıkar olmadan zaten kimse bir şey yapmaz. Saçma olur yani. Mesela yolda bir fakir dilenci görseniz ve dayanamayıp ona biraz para verseniz burda vicdanı rahatlatma çıkarı vardır ya da iyilik yapmış olma huzuruna sahip olma isteği çıkarı vardır toplumdan iyi muamele görme çıkarı vardır toplumda iyi biri olarak tanınmak isteme çıkarı vardır. Bunlar da çıkardır. Zaten ateizm perspektifinden bakarsanız ahlaki davranışların kökeninde ateistik natüralist evrime bakarsak tek amaç türün hayatta kalmasıdır. Dolayısıyla burda zaten beklentisiz iyilik yapmanızın herhangi bir değeri ya da anlamı yoktur. Ve çıkardan kurtulmanız imkansız bir şekilde bir çıkarınız olacaktır.

Boş yere masal anlatma, siz dinciler ne yaparsanız öldükten sonra kavuşacağını sandığınız huriler ve memeleri yeni çıkmış kızlar uğruna yapıyorsunuz. Geç bu Allah rızası ayaklarını, bu laflarla ancak kendinizi kandırırsınız.

Bir de kıvırmanım alemi yok "bir zamanlar" bu Tanrı tek başına mıydı değil miydi diye sormuşsunuz tekrar. Ve ben de tekrar Tanrı zaman'ı aşkındır Tanrı için zaman çizgisine sahipmiş gibi konuşmak 5 rakamının medeni halini sormak gibidir diyorum.

Hacc/47. Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

Bak, arap putunun hiç de ben zamandan aşkınım falan gibi iddiası yok. Sahtekarlık ve yalancılık siz dincilerin iliğine işlediği için din konusunda yalan söylemeden duramıyorsunuz. Kelime-i şahadet dediğiniz zırva bile yalan şahitlikle başlıyor.

Ali İmran 14'ü örnek göstermişsiniz ve burda insan kim demişsiniz. Şimdi ayetin başında kadınlar, oğullar vs yazıyor. Dolayısıyla sanki hitap erkeklere yapılıyor şeklinde düşünmüş olabilirsiniz. Ama şöyle düşünün ayette sayılan şeyler sadece birkaç misaldir ve kişiden kişiye kimin neye zaafı olduğu değişebilir. Bunlar insanların zaaf gösterdiği şeylere birkaç örnektir. Mesela şöyle anolojiyle anlatmaya çalışayım.

Diyelim ben bir öğretmenim. 20 tane öğrencim var. Sınav yapmışım kimin hangi konulardan eksiği olduğunu söylüyorum genel için. Diyorum ki : Çocuklar yanlışlarınıza baktım üslü sayılardan, köklü sayılardan, fonksiyonlardan, kümelerden ve denklemlerden eksikleriniz var çocuklar.
Şimdi ben burada çocuklar diyerek 20 çocuğa da hitap ediyorum. (Ayet insanlar diyerek bütün insanlara hitap ediyor)
Üslü sayılar köklü sayılar vb derken ise mesela atıyorum Ahmet'in üslü ve köklü sayılardan eksikleri vardır. Ayşe'nin denklemlerden ve fonksiyonlardan eksiği vardır. Burada konu eksiği misallerinden her öğrenci için eksiği olduğu yeri söylemişimdir. (Allah ayette gerek kadınların gerek de erkeklerin zaafiyetlerini saymıştır.) Öğrenciler de kurduğum cümlede kendilerini ilgilendiren kısımları anlarlar, oradan ona göre konu eksikliklerine çalışırlar. (Ayetten herkes kendini ilgilendiren zaafiyeti anlar ve ona göre kendini düzenler.)
Yani şu şekilde daha iyi anlayabilirsiniz. Hani Ey İnsanlar kiminiz kadınlara kimin altınlara kiminiz çocuklarınıza çok düşkünsünüz. Der Gibi. Yani orada sayılan misallerin zaten hepsi her insanı ilgilendirmiyor. Her misal başka bir insan için zaafiyet olabilir. Hitap genel ama. Mesela ayette sadece Ey insanlar siz kadınlara çok düşkünsünüz yazsaydı o zaman tek bir zaafiyet türü var bu da sadece erkekleri ilgilendiriyor. Hitap insanlar diyor. Belki o şekilde olabilirdi. Ama o zaman bile Arapça'dan kaynaklı Arapça'da mesela asıl metni Arapça olan hadis kaynaklarında benzer ifadelere rastlanabilir Kur'anda da olabilir Arapça'da bütün insanlar değil de belli bir insan topluluğu için de ya da birkaç insan için de Ey İnsanlar gibi ifadeler kullanılıyor olabilir. Ama genel insanları anlatmak için kullanılıyor sanırım genelde. Arapça bilmeden de ancak bu kadar söyleyebiliyorum. Arapça bilgim azdır. Anlatabilmişimdir inşallah. Bu arada ayette zaaf yazmıyor süslü gösterildi yazıyor da o fark etmez ben anlatırken zaaf diye kullandım da o pek fark etmiyor sizin söylediğiniz şeyle ilgili.

Ayet bal gibi insanlar derken erkekleri kastediyor, en mal insan bile bunu rahatlıkla anlar ama sadece dinciler anlamaz.

Ayet insanlara sesleniyormuş, kadınlar kadınlara nasıl süslü gösteriliyor, bir anlatsana.

Evlatlığının karısıyla evlenmesi konusunda detaylı araştırma yapmadım o yüzden bu konuda bir şey söylemeyeceğim.

Fakat 9 yaşındaki kızla evlendiği apaçık büyük bir iftiradır artık hala bu görüşü savunmaya devam edenler kaldı mı? Biraz dürüstlük lütfen. Peygamber 9 yaşındaki kızla evlendi diye rivayet edenlerle aynı kişiler, Peygamber Ay'ı ikiye yardı yarısı Ali'nin bahçesine düştü diye de rivayet ediyor. İkisi de aynı kitapta. Neye dayanarak birine güveniyor da diğerine güvenmiyorsunuz? Neml 64: "...Doğru söyleyenlerseniz açık delilinizi getirin."

İddialarınızın hepsine cevap vermedim ama bu diğer iddialarınızın cevabı olmadığı için değildir. Saygılar.

Kuran'ı okusaydın bilirdin. Aç Ahzab/7'yi ve neden yazıldığını oku.

Muhammed Aişe 9 yaşında değil 6 yaşında evlendi fakat o sıralar mehir verecek durumda olmadığı için 3 yıl bekledi ve Aişe 9 yaşında iken gerdeğe girdi. Bu hadisi rivayet edenler İslam'ı ve Kuran'ı rivayet edenlerle aynı kişiler. Sen neye dayanarak birine güvenip diğerine güvenmiyorsun. Sana göre arapların sözü kutsal değil mi, araplara tapan sen değil misin?

Eğer ortalarda bir tanrı veya tanrılar olsaydı sizler gibi sahtekarlar, şarlatanlar çıkıp tanrı(lar) var diyemezdi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Bu arada cennette erkek müslümanlara huri ve göğüsleri yeni tomurcuklanmış kızlar verilecek iddianızı kanıtlar mısınız? Sadece Erkek müslümanlara ve göğüsleri yeni tomurcuklanmış kısmını ve cennette cinselliğin kesin olacağını ayetlerle kanıtlamanızı rica ediyorum. Bununla ilgili bir argüman sunar mısınız? Şimdiden teşekkürler.

Hemen ayetlerle kanıtlayayım.

Nebe/31-34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, göğüsleri çıkmış yaşıt genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

Vakıa/22-23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

Duhan/54. İşte, böyle. Ve onları, iri gözlü huriler ile evlendiririz.

Tur/19-20. Onlara, “Dünya’da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için” denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

Kuran'daki hemen hemen tüm hitaplar erkekleredir, kadınlara da erkekler aracılığı ile hitap edilir, mesela git o kadınlara söyle gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hemen ayetlerle kanıtlayayım.

Nebe/31-34. Şüphesiz Allaha karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, göğüsleri çıkmış yaşıt genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.

Vakıa/22-23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

Duhan/54. İşte, böyle. Ve onları, iri gözlü huriler ile evlendiririz.

Tur/19-20. Onlara, Dünyada yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

Kuran'daki hemen hemen tüm hitaplar erkekleredir, kadınlara da erkekler aracılığı ile hitap edilir, mesela git o kadınlara söyle gibi.

Nebe 33'teki ifade göğüsleri yeni tomurcuklanmış kızlar anlamına gelmiyor diyeceğim. Siz ise alaycı bir dille "ayetleri büküyosuun" "hee 1400 yıldır yanlış anladılar zatenn" "bak diyanet meali bile öyle diyoo" felan dersiniz diye tahmin ediyorum. Hakikatle dalga geçmeniz hakikatin hakikat olma mahiyetine bir zarar vermez. Bunu bilin öncelikle.

Sonra Arapça bilmediğiniz için iddialarınızı kanıtlayamazsınız. Sadece Zanna uyuyorsunuz. (Bkz.: Yunus 36)

Sığ ve kulaktan dolma bilginiz ve içi boş özgüveninizle kendi kendinizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Ateizm kolaya kaçmaktır. Ateist psikolojisini hiçbir zaman çözemedim. Bakın ben aşırı humanist duygu ve tavırlara sahip bir insanım. Herkese hoşgörüyle yaklaşırım. Ama ifadeleriniz o kadar nefret söylemi içeren saldırgan ve alaycı ifadeler ki hem sizi ciddiye almamı engelliyor hem de ister istemez humanist ve hoşgörülü yaklaşımlarımdan uzaklaşmamı sağlıyor. Bakın az önce direk şahsınıza yönelik söylemlerim oldu mesela.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Nebe 33'teki ifade göğüsleri yeni tomurcuklanmış kızlar anlamına gelmiyor diyeceğim. Siz ise alaycı bir dille "ayetleri büküyosuun" "hee 1400 yıldır yanlış anladılar zatenn" "bak diyanet meali bile öyle diyoo" felan dersiniz diye tahmin ediyorum. Hakikatle dalga geçmeniz hakikatin hakikat olma mahiyetine bir zarar vermez. Bunu bilin öncelikle.

Sonra Arapça bilmediğiniz için iddialarınızı kanıtlayamazsınız. Sadece Zanna uyuyorsunuz. (Bkz.: Yunus 36)

Sığ ve kulaktan dolma bilginiz ve içi boş özgüveninizle kendi kendinizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Ateizm kolaya kaçmaktır. Ateist psikolojisini hiçbir zaman çözemedim. Bakın ben aşırı humanist duygu ve tavırlara sahip bir insanım. Herkese hoşgörüyle yaklaşırım. Ama ifadeleriniz o kadar nefret söylemi içeren saldırgan ve alaycı ifadeler ki hem sizi ciddiye almamı engelliyor hem de ister istemez humanist ve hoşgörülü yaklaşımlarımdan uzaklaşmamı sağlıyor. Bakın az önce direk şahsınıza yönelik söylemlerim oldu mesela.

İnsanları sonsuza kadar yakan bir tanrıya inanan ve inanmayan insanların yakılmasını savunan birisi hümanizm ve hoşgörüden bahsediyor, çok komik. Biz dinsizler sizlerin kıvırmalarına, yalanlarınıza, kendinizi kandırmanıza alıştık artık.

Adama ayet veriyorum, onu bile inkar ediyor, böyle bir zihniyete ne anlatılır ki.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Boş yere masal anlatma, siz dinciler ne yaparsanız öldükten sonra kavuşacağını sandığınız huriler ve memeleri yeni çıkmış kızlar uğruna yapıyorsunuz. Geç bu Allah rızası ayaklarını, bu laflarla ancak kendinizi kandırırsınız.

İnşallah alıntı kısmında bir problem çıkmaz deneme yanılma yöntemiyle alıntı bölümünün nasıl işlediğini çözmeye çalışıyorum. Öncelikle ben bir kadınım. O yüzden söylediğiniz şeyler daha çok karşınızdakinin erkek olduğu varsayılarak söylüyorsunuz gibi. Şahsen ben Allah rızası için yapıyorum her şeyi. Çünkü mutluluğun sadece bunda olduğunu biliyorum. Ödül bekleriz ama ödül amacımız değildir. Bir iyilik yaparken "ehuehueh hurilerr" türü düşünceler geçmiyor zihnimden. Allah rızası geçiyor. İnanıp inanmamak size kalmış.

Hacc/47. Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla vadinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

Bak, arap putunun hiç de ben zamandan aşkınım falan gibi iddiası yok. Sahtekarlık ve yalancılık siz dincilerin iliğine işlediği için din konusunda yalan söylemeden duramıyorsunuz. Kelime-i şahadet dediğiniz zırva bile yalan şahitlikle başlıyor.

Ayette Allah'ın ind'inde ifadesi geçiyor. Soruyorum size Allah'ın ind'i (Allah'ın katı/yanı) Allah mıdır? Zaten bu ayetten Allah için gerçekten de 1 günün 1000 yıla eşit olduğunu ayette bunun anlatıldığını anlamak için yoğun çaba gerekir. Ayetin tamamına bak. Azaptan bahsediyor. Kur'an'da Allah katı yazan yerlerdeki kullanımlara bak. O zaman net şekilde anlayacaksın ki Allah katından kasıt ahiret. Yani burda ayetin bağlamına da bak. Dünyada çekilen 1000 yıllık azap oradaki 1 günlük azaba denktir. Kuran bütünsel bir kitaptır parça parça edilmez.(bkz. Hicr 90-92)

Ayet bal gibi insanlar derken erkekleri kastediyor, en mal insan bile bunu rahatlıkla anlar ama sadece dinciler anlamaz.

Ayet insanlara sesleniyormuş, kadınlar kadınlara nasıl süslü gösteriliyor, bir anlatsana.

Şu alıntılama kısmı baya karıştı ama hayırlısı. Bir anolojiyle açıkladım. Sizin mantıktan ayette altınlar felan da yazıyor kadınlarda da ziynet, altın vb düşkünlük erkeklere oranla daha çok. Ve altınlara hiç düşkün olmayan insanlar da olabilir. Ayette birkaç misal sayılıyor. Ve ayet insanlara sesleniyor ve hem kadınları hem erkekleri hem sadece kadınları ya da sadece erkekleri ilgilendiren misaller olabilir. Ama ayet sadece kadınlar size süslü gösterildi ey insanlar demiyor ki. Bir önceki postumda konuyla ilgili bir anoloji kurmuştum. Bence ayet açık. Kadınlar yazan kısım erkeklere hitaben altınlar yazan kısım hem erkeklere hem kadınlara. Belki sadece kadınları ilgilendirecek ya da çoğunluk kadınları ilgilendiren misaller vardır onlar da kadınlara bir hitap olur. Genel olarak ise tüm insanlara bir hitaptır. Ey insanlar kadınlar size süslü gösterildi. Böyle bir hitap yok ki. Olsa da fark eder mi bu ayet erkeklere hitap ediyor derdik. Çünkü dediğim gibi asıl metni Arapça olan hadis kitaplarına bakın, belli bir insan topluluğuna seslenilirken de bazen Ey insanlar ifadesinin kullanıldığını görüyoruz. Yani demek ki Arapçada böyle bir kullanım varmış diyebiliriz. Bir kere Kur'an'ın bütününe bakarak "aa Kur'an'a göre kadınlar insan diilmiiş" gibi bir sonuca varmanız imkansızdır. Yoktur öyle bir şey. Abartmayınız. Uydurmayınız.

Kuran'ı okusaydın bilirdin. Aç Ahzab/7'yi ve neden yazıldığını oku.

Muhammed Aişe 9 yaşında değil 6 yaşında evlendi fakat o sıralar mehir verecek durumda olmadığı için 3 yıl bekledi ve Aişe 9 yaşında iken gerdeğe girdi. Bu hadisi rivayet edenler İslam'ı ve Kuran'ı rivayet edenlerle aynı kişiler. Sen neye dayanarak birine güvenip diğerine güvenmiyorsun. Sana göre arapların sözü kutsal değil mi, araplara tapan sen değil misin?

Eğer ortalarda bir tanrı veya tanrılar olsaydı sizler gibi sahtekarlar, şarlatanlar çıkıp tanrı(lar) var diyemezdi.

Şimdi alıntı kısmında nası bir şey çıkacak merakla bekliyorum.

Kur'an'ı okudum ve her gün okuyorum, teşekkürler. Ahzab 7'de ne var anlamadım?

Ve Kur'an'ın aktarılmasıyla hadislerin aktarılmasının aynı olduğunu sanmak nasıl bir mantıksızlık, bilgisizlik? Peygamber Ayşe'yle 6 yaşında evlendi 9 yaşında bilmem ne bunlar apaçık uydurmadır. Artık bunca delile rağmen körü körüne bunu savunmak için hiçbir dayanağınız yoktur. Bu rivayeti savunan Peygamberin Ay'ı yardığı ve yarısının da Ali'nin bahçesine düştüğü gibi bir rivayeti de kabul etmek zorundalar. Bazı tarihsel bilgilerimizden felan da Ayşe'nin yaşı ordan 17-20 civarı bir şey çıkıyor zaten. Bu uydurmayı hala neye hangi delile dayanarak savunabiliyorsunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

İnsanları sonsuza kadar yakan bir tanrıya inanan ve inanmayan insanların yakılmasını savunan birisi hümanizm ve hoşgörüden bahsediyor, çok komik. Biz dinsizler sizlerin kıvırmalarına, yalanlarınıza, kendinizi kandırmanıza alıştık artık.

Adama ayet veriyorum, onu bile inkar ediyor, böyle bir zihniyete ne anlatılır ki.

Kardeşim ne tür bir kendi kendine gelin güvey olma durumu yaşıyorsunuz? Ateistlerin kendilerini bu kadar önemli görmelerine hastayım ya. Sanki bizim din konusundaki tek uğraşımız sizleri tatmin etmek memnun etmek gibi. Yerim ya.

Sanki ben sizin attığınız ayetleri ilk defa görüyorum da. Sanki kanıtlamanızı istediğimde bu ayetleri atacağınızı bilmiyordum da.

tarihinde intellectuealreal tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ayette Allah'ın ind'inde ifadesi geçiyor. Soruyorum size Allah'ın ind'i (Allah'ın katı/yanı) Allah mıdır? Zaten bu ayetten Allah için gerçekten de 1 günün 1000 yıla eşit olduğunu ayette bunun anlatıldığını anlamak için yoğun çaba gerekir. Ayetin tamamına bak. Azaptan bahsediyor. Kur'an'da Allah katı yazan yerlerdeki kullanımlara bak. O zaman net şekilde anlayacaksın ki Allah katından kasıt ahiret. Yani burda ayetin bağlamına da bak. Dünyada çekilen 1000 yıllık azap oradaki 1 günlük azaba denktir. Kuran bütünsel bir kitaptır parça parça edilmez.(bkz. Hicr 90-92)

Yahu okuduğunu bile anlayacak kafa bırakmamış bu din sende. Put benim 1 günüm sizin 1000 yılınıza denktir diyerek kendisinin de zamana bağlı olduğunu söylüyor. Şİmdi puta mı inanalım sana mı? Sahi neden put gelip de ya öyle değil böyle diye düzeltmiyor? Put olduğu için olabilir mi?

Sizler ne biçim insansınız, bir de gelmiş burada arap putunun insanlara nasıl işkence edeceğini hiç utanmadan, çekinmeden rahatça dile getiriyorsunuz.

Şimdi alıntı kısmında nası bir şey çıkacak merakla bekliyorum.
Kur'an'ı okudum ve her gün okuyorum, teşekkürler. Ahzab 7'de ne var anlamadım?

Ahzab/37 olacak ve sen Muhammed'in evlatlığının karısının ona helal edildiği ayeti bilmeyecek kadar cahilsen ben ne yapayım? İşin ilginç tarafı Kuran'da adı geçen tek sahabe Zeyd, herhalde Muhammed adamın karısına el koyduğu için Zeyd'e özel bir önem verilmiş.

Ve Kur'an'ın aktarılmasıyla hadislerin aktarılmasının aynı olduğunu sanmak nasıl bir mantıksızlık, bilgisizlik? Peygamber Ayşe'yle 6 yaşında evlendi 9 yaşında bilmem ne bunlar apaçık uydurmadır. Artık bunca delile rağmen körü körüne bunu savunmak için hiçbir dayanağınız yoktur. Bu rivayeti savunan Peygamberin Ay'ı yardığı ve yarısının da Ali'nin bahçesine düştüğü gibi bir rivayeti de kabul etmek zorundalar. Bazı tarihsel bilgilerimizden felan da Ayşe'nin yaşı ordan 17-20 civarı bir şey çıkıyor zaten. Bu uydurmayı hala neye hangi delile dayanarak savunabiliyorsunuz?
Ne tarihsel bilgisinden bahsediyorsun? Ortada taptığın arapların hadisi var. Sana Kuran'ı, bu dini veren arapların hadisi.
Ayrıca Aişe'nin yaşı 17-20 diyerek neyi kurtardığını sanıyorsun? 50 yaşında ve Sevde ile evli olan Muhammed Aişe'yi 2. karı olarak almış. Acaba sen ailenden 6 (sana göre 17, İslam tarihine göre 6) yaşındaki bir kızın 50 yaşında ve evli bir herifle evlenmesini ister misin?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kardeşim ne tür bir kendi kendine gelin güvey olma durumu yaşıyorsunuz? Ateistlerin kendilerini bu kadar önemli görmelerine hastayım ya. Sanki bizim din konusundaki tek uğraşımız sizleri tatmin etmek memnun etmek gibi. Yerim ya.

Sanki ben sizin attığınız ayetleri ilk defa görüyorum da. Sanki kanıtlamanızı istediğimde bu ayetleri atacağınızı bilmiyordum da.

Madem biliyordun ne diye bilmiyormuş gibi kanıtla dedin? Ne sandın bizleri, kendin gibi cahil mi?

Daha Muhammed'le evlatlığı Zeyd'in karısının evlendirildiği ayeti bile bilmiyorsun.

Kehf/74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.

Kehf/80. “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.”

İlerde anasını ve babasını dinden çıkarır korkusu ile masum bir çocuğun bile öldürülmesi gerektiğini savunan böyle rezil ve aşağılık bir din işte İslam.

Bu dinin kitabının her ayetinde ayrı bir rezillik ve pislik var, şu kitabı bir kere tarafsız gözle ve akıl ve mantık süzgecinden geçirerek okuyan herkes bu saç.malıkları ve rezillikleri rahatça görür, sadece müslümanlar görmez. Aslında onlar da görüyorlar ama sürekli kendilerine yalan söyleyerek gördükleri bu gerçekleri bastırıyorlar. Kuran'ı aklamak için binbir dereden su götürmeleri hep bu yüzden.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.


Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.


Giriş Yap

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.