administrator

Evrim Tartışması

Bu konuda 97 ileti var

Merhaba öncelikle evrim nedir konusu ile başlamak istiyorum.

Evrim;Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması sürecidir. Bazen dünyanın evrimi, evrenin evrimi gibi kavramlardan ayırmak amacıyla organik evrim ya da biyolojik evrim olarak da adlandırılır. Evrim, modern biyolojinin temel taşıdır. Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya'daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırt edilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.

Konuya daha anlaşılır şekilde yaklaşırsak

Evrim canlılardaki değişimin adıdır.

Bu değişimin olmadığını idda etmek için genetik çeşitliliğin var olmadığını idea etmek gerekir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Teşekkürler Ateistdüşünce,

Öncelikle belirtmeliyim ki, benim için evrim bir teori, değişim ise olgudur. Yani değişimi, değişerek gelişimi inkar etmmiş değilim.

Biyoloji on: Insanın kökeni nedir?

Biyoloji off: Evrenin kökeni nedir?

Foruma girmeyi denedim, ama günlerdir giremiyorum adamım. Biraz beklemez miydin?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Teşekkürler Ateistdüşünce,

Öncelikle belirtmeliyim ki, benim için evrim bir teori, değişim ise olgudur. Yani değişimi, değişerek gelişimi inkar etmmiş değilim.

Biyoloji on: Insanın kökeni nedir?

Biyoloji off: Evrenin kökeni nedir?

Foruma girmeyi denedim, ama günlerdir giremiyorum adamım. Biraz beklemez miydin?

insanin kökeni aslında teist iddiaları gibi maymuna dayanmaz.

Günümüz Homo sapiensi aslında bir melez ırk olarak rahatlıkla nitelendirilir.

Memelilerin evrimi sırasında dinazorlarin kratese dönemi toplu yok oluşu memelilere büyük avantaj sağladı. ortamda bulunan canlıların %80 ine yakını ve dinazorlarin yok oluşu ile oluşan büyük boşluk evrimde bir memeli patlaması meydana getirdi.

Aynı şekilde jura döneminde ortaya çıkan çiçekli bitkiler günümüz florasinın oluşmasına olanak sağladı. Toplu yok oluşla bitki ve hayvan dünyasındaki boşluğu avantaja çeviren memeli ve çiçekli bitkiler evrimde atağa kalktı.

Günümüz bitkilerinin %90 ina yakını çiçekli bitkiler olup, kratese dönemi toplu yok oluşunu avantaja çevirmişlerdir.

Günümüz memelilerinin ilk atalarınin fosillerine jura döneminde rastlanmaktadır. Boyut olarak küçük oldukları ve mezazoik dönemde pangeanin ayrılması ve kıtaların oluşması dinazorlarin evrimini hızlandırmıştı .böyle bir ortamda mezazoik dönemin ortalarında jura döneminde ortaya çıkan memeliler dinazorlara oranla küçük boyuttaydı ve dinazorlar tarafından avlanıyordu bu yüzden gece yaşamaya zorunda kaldılar.

Memelilerin evriminde en büyük ataklardan birisi kalbin evrimi ile gerçekleşti. Daha sonra sürüngenlerin karaya yumurtlama( embrioyu koruma) ile yaptıkları iç döllenmeyi evrimsel atağı memeliler kendi içlerinde embriyoyu besleyerek ve taşıyarak ,hayatta kalma oranını arttırdı.

insanin kökeni aslında ilk canlıya kadar dayanır , ancak memeliler olarak bakarsak ida fosili günümüzde bulunan en eski primat fosilidir . Bildiğiniz gibi primatlar ile genetik olarak %95-97 oranında benzerlik gösteririz.

Bu genetik farklılık %1 -1,5 den fazla olduğu için ilişki sonrası herhangi bir canlı meydana gelmez.günümüz insan ile yakın tarihe kadar yaşamış ve çiftleşmiş olan neandanterler genetik olarak %99 -99,3 oranında bizlere benzemektedir.

Hatta broki sefal kafa yapısının ve kas gücümüzun neandanter atalarımızdan geldiği yönünde bulgular vardır.

Evrimin kökeni konusuna gelirsek aslında evrimin kökeni değişimin kendisidir.

Bunu daha açık görmek için entropiyi ele alabiliriz.

Entropi evrendeki değişimin adıdır. Evrim ise sadece canlılarda gerçekleşen değişimin adıdır bu değişim. Mutasyon,doğal seçilim ile ilerler.

Mutasyonlar kaçınılmazdır .bu mutasyonlar sonucu oluşan değişimler sizinde tahmin edeceğiniz gibi zararlıdır. Bu zararlı mutasyonlar çoğunlukla canlıların doğal seçilimde diğer canlılar tarafından av haline gelip yok olmasına sebep olur ancak bazen gerçekleşen yararlı mutasyonlar canlıyı diğer canlılara ve kendi türüne oranla yaşam savaşında avantaj sağlamasına ve bu avantajını kendi nesline aktarmasına olanak sağlar. Bu durumda yaşam savaşında öne geçen bu canlı kendi türünde baskın hale gelir ,diğerlerini eler.

Genlerde olan bu kalıtsal değişiklikler nesilden nesilde aktarılır.

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Öncelikle söylemeliyim ki, bu yazıyı okurken kendimi çok tuhaf hissettim. Milyonlarca yıl öncesine dair sanki oradaymış da, bütün bu değişimleri, evrimi görmüşsünüz gibi konuşmanızı yanlış buluyorum.

Kaynağı ne olursa olsun, nerede ispatlanmış (ki o kadar uzun bir süre söz konusu ki, düşünsel deney ve tahminden öte olmayan sözde ispat diyebilirim) olursa olsun, bu gerçeğin değil bizim ispata ihtiyacımız olduğu gerçeğini değiştirmez.

Nereden biliyorsunuz tüm bunları? Hayır, nasıl bilebilirsiniz demiyorum, nasıl öğrendiniz diyorum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Öncelikle söylemeliyim ki, bu yazıyı okurken kendimi çok tuhaf hissettim. Milyonlarca yıl öncesine dair sanki oradaymış da, bütün bu değişimleri, evrimi görmüşsünüz gibi konuşmanızı yanlış buluyorum.

Kaynağı ne olursa olsun, nerede ispatlanmış (ki o kadar uzun bir süre söz konusu ki, düşünsel deney ve tahminden öte olmayan sözde ispat diyebilirim) olursa olsun, bu gerçeğin değil bizim ispata ihtiyacımız olduğu gerçeğini değiştirmez.

Nereden biliyorsunuz tüm bunları? Hayır, nasıl bilebilirsiniz demiyorum, nasıl öğrendiniz diyorum.

boş durmayı sevmem sürekli kitap okur araştırır kanıtlı tarih bakarım , sadece kitap okumakla değil az çokta olsa yabancı dilim vardır .bu bilgiyi size ;bilimsel makaleler, kitaplar, organlar ,hormonlar ,fosiller ile ilgili yapılan araştırma ve kanıtlar tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar araştırmayı inceleyerek yazdım .

Örneğin; kapalı ve açık kan dolaşım sisteminı dahi araştırsanız size evrim hakkında çok bilgi verir.

Ancak konumuz benim bu bilgilere nasıl eriştiğim değil evrimin varlığı veya yokluğu.

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Konuyu anlamamış değilim ne mutlu ki. Bilginizin kökenini araştırıyorum, müsaade ederseniz elbet. Bu sayede belki evrimi anlayıp, var ya da yok demeye tenezzül edebileceğim.

Birçok kitap okumuşsunuz anladığım kadarıyla, yazarlar bu bilgileri nereden edinmiş? Milyonlarca yıl öncesine dair kesin kanıtlar sunabileceği kadar gelişmiş olan bilgileri.

tarihinde _Force-Awakens_ tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanlış anlamayın, araştırmanızı, çabanızı küçümsemiyorum. Sadece merak ediyorum, evrim inancının kökenini araştırırsak radikal bir değişimle karşılaşacak mıyız? Tarih öncesi, ya da Sümer öncesinde de var mıydı, varsa nasıldı? 2000 yıl sonra nasıl olacak?

Bildiğiniz gibi, evrim değişimdir.

Değişerek gelişiyor dediğiniz, şu an sizi aldatıyor olamaz mı? "Yeni bir güncelleme gelene kadar evrimin bu sürümü gerçek" gibi.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Konuyu anlamamış değilim ne mutlu ki. Bilginizin kökenini araştırıyorum, müsaade ederseniz elbet. Bu sayede belki evrimi anlayıp, var ya da yok demeye tenezzül edebileceğim.

Birçok kitap okumuşsunuz anladığım kadarıyla, yazarlar bu bilgileri nereden edinmiş? Milyonlarca yıl öncesine dair kesin kanıtlar sunabileceği kadar gelişmiş olan bilgileri.

evrim sadece canlılara bakılarak yapılan yada paleontolojı yardımı ile ortaya atılan bir hipotez değildir. Evrim ortaya atıldığı dönemden bu yana büyük bir birikim ve genetik çalışmalar ile desteklenmiş yanlışlanamayan bilimsel bir teori olmuştur.

Evrimsel süreçler hem doğada hem de laboratuvar ortamında birçok defa gözlemlenmiş ve test edilmiştir.yakın zamanda gerçekleşen yeni türleşme olayları örneğin virüsler veya laboratuvar ortamında çeçe sinekleri vb. Gibi canlılarla da tespit edilmiştir. Canlı türlerinde yeni özelliklerin gelişimi ve ortaya çıkması rastlantısal oluşan mutasyonlar aracılığıyla açıklanmıştır. Tür içi ve türler arası düzeyde oluşan evrim gerçeği, deneysel. olarak da kanıtlanmış olup türleşme süreçleri doğada da gözlemlenmektedir.

Fosiller canlıların jeolojik devirlerdeki evrimsel gelişmelerini gösterdiği için önemli olup paleontologlar yaşamın evrimsel tarihi hakkında bilgi edinmek için fosilleri inceler.

Kısacası paleontoloji evrimi kanıtlamak için değildir ,evrimsel tarihimizi ortaya çıkarmak için vardır. Evrim günümüzde deneysel veya gözlemler ile varlığı gözlemlenen bir bilimsel durumdur.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanlış anlamayın, araştırmanızı, çabanızı küçümsemiyorum. Sadece merak ediyorum, evrim inancının kökenini araştırırsak radikal bir değişimle karşılaşacak mıyız? Tarih öncesi, ya da Sümer öncesinde de var mıydı, varsa nasıldı? 2000 yıl sonra nasıl olacak?

Bildiğiniz gibi, evrim değişimdir.

Değişerek gelişiyor dediğiniz, şu an sizi aldatıyor olamaz mı? "Yeni bir güncelleme gelene kadar evrimin bu sürümü gerçek" gibi.

2000 yıl karmaşık yapılı ve gelişmiş canlılarin fiziksel değişimi için çok kısa bir süredir. Ancak bu hiç değişmeyeceğimiz anlamına gelmez. Örneğin ; her hangi bir sorun yaşanmaz ise frontal lobumuzun ve noronlar arası iletişimin bu 2000 yıl içinde teknoloji ile birlikte gelişeceği yada değişeceği çok açıktır

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

evrim sadece canlılara bakılarak yapılan yada paleontolojı yardımı ile ortaya atılan bir hipotez değildir. Evrim ortaya atıldığı dönemden bu yana büyük bir birikim ve genetik çalışmalar ile desteklenmiş yanlışlanamayan bilimsel bir teori olmuştur.

Evrimsel süreçler hem doğada hem de laboratuvar ortamında birçok defa gözlemlenmiş ve test edilmiştir.yakın zamanda gerçekleşen yeni türleşme olayları örneğin virüsler veya laboratuvar ortamında çeçe sinekleri vb. Gibi canlılarla da tespit edilmiştir. Canlı türlerinde yeni özelliklerin gelişimi ve ortaya çıkması rastlantısal oluşan mutasyonlar aracılığıyla açıklanmıştır. Tür içi ve türler arası düzeyde oluşan evrim gerçeği, deneysel. olarak da kanıtlanmış olup türleşme süreçleri doğada da gözlemlenmektedir.

Fosiller canlıların jeolojik devirlerdeki evrimsel gelişmelerini gösterdiği için önemli olup paleontologlar yaşamın evrimsel tarihi hakkında bilgi edinmek için fosilleri inceler.

Kısacası paleontoloji evrimi kanıtlamak için değildir ,evrimsel tarihimizi ortaya çıkarmak için vardır. Evrim günümüzde deneysel veya gözlemler ile varlığı gözlemlenen bir bilimsel durumdur.

Kaynak lazım bana. Kim yapmış bu deney yahut gözlemleri? Ya da en basitinden, evrim inancının tarihi diyebilirim.

2000 yıl karmaşık yapılı ve gelişmiş canlılarin fiziksel değişimi için çok kısa bir süredir. Ancak bu hiç değişmeyeceğimiz anlamına gelmez. Örneğin ; her hangi bir sorun yaşanmaz ise frontal lobumuzun ve noronlar arası iletişimin bu 2000 yıl içinde teknoloji ile birlikte gelişeceği yada değişeceği çok açıktır

Yanlış anladınız, ben inanca dair değişimden söz ediyordum. Ben bu gün nelere doğru, kanıtlanmış, bilimsel dediysem 2000 yıl sonra da böyle mi kalacak? Yoksa bir zamanlar 'dünya düzdür' diyenler gibi sadece gözlemleyebildiğimiz kadar mı biliyoruz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kaynak lazım bana. Kim yapmış bu deney yahut gözlemleri? Ya da en basitinden, evrim inancının tarihi diyebilirim.

Yanlış anladınız, ben inanca dair değişimden söz ediyordum. Ben bu gün nelere doğru, kanıtlanmış, bilimsel dediysem 2000 yıl sonra da böyle mi kalacak? Yoksa bir zamanlar 'dünya düzdür' diyenler gibi sadece gözlemleyebildiğimiz kadar mı biliyoruz?

Richard Dawkins in kitapları ,Mahlon B. Hoagland hayatın kökleri. Gibi kitapları okuyabilirsiniz.

Ayrıca konu hakkında ve yapılan deneyler,makaleler hakkında wikipedian da rahatlıkla bilgi edinebilirsiniz.

Bu basamaklardan birincisi olan evrimin olgusu, evrimin temel taşı ve son derece kesinlik arzeden bilgilere sahip olunan kısmıdır. Bu hususta Darwin'in topladığı birçok delilin üzerine yüzyıllardır birçok farklı biyoloji dalı tarafından toplanan deliller eklenmiştir. Günümüzde organizmaların evrimsel kökenlerine dair sahip olunan bilgiler, dünyanın yuvarlaklığı, gezegenlerin hareketleri ya da maddenin moleküler yapısı kadar "kesinlik arzeden" bilimsel çıkarımlardır.[1] Burada kastedilen kesinlik, şüphe götürmez bir gerçekliği ifade etmektedir. Diğer iki husustaki bilimsel çalışmalar ise aralıksız devam etmekte, her geçen gün yeni bir sonuca ulaşılmaktadır. Örneğin şempanze ve gorilin insana olan yakınlığının, babun veya diğer maymunlara olan yakınlıklarından daha fazla olduğu bugün kesin olarak bilinmektedir.[1]

Evrim kuramının bilimsel statüsü, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.

Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve diğer disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yegane kuramın Evrim Kuramı olduğunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre Amerika'daki doğa bilimleri alanında çalışan 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85'lik bir bölümünün evrim teorisini desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır.[253][254][255][256][257] 1987 yılında Amerika'daki bilim insanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettiğini ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik çalışma yapmaktadır.[258] Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.

Son yıllarda genetik biliminin gelişmesi ile kuş embriyoları üzerinde çalışan bilim insanları bazı kapalı genleri açarak kuş embriyolarında kuşların evrimsel atası olan dinozor embriyolarındakine benzer görüntülere (diş, pul, boyun ve kuyruk yapısı) ulaşmışlar,[259][260] Avustralya'daki diğer bilim insanları ise değişik canlılar üzerinde evrimin hızını (yüz bin yılda gerçekleşen genetik mutasyon oranı) ölçmeyi başarmışlardır

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Evrim

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Ekte evrim hakkında bilgi isterseniz ateistforumun evrim bölümüne bakabilirsiniz.

varlığı bu derece kesin delillere dayanan bir bilgi ve bilim kuramı olup evrim tamamı ile bilimsel bir teoridir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yanlış anladınız, ben inanca dair değişimden söz ediyordum. Ben bu gün nelere doğru, kanıtlanmış, bilimsel dediysem 2000 yıl sonra da böyle mi kalacak? Yoksa bir zamanlar 'dünya düzdür' diyenler gibi sadece gözlemleyebildiğimiz kadar mı biliyoruz?

ben inanca dair değişimden söz etmedim beyin,vücut değişiminden söz ettim . Bunu evrimsel olarak nesillere aktarmaktan söz ettim.

Gözlemsel olarak değil genetik ve kanıtlarla evrimi biliyoruz .

Evrim, görelelik kadar bilimsel ve kesin bir teoridir.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kaynakları derinlemesine araştırdıktan sonra ilk kaynak, köken hakkında yorum yapacağım.

Evrim inancının değişimi konusunda da öyle. Şu an bilgiden ziyade kaynak, köken evrimin varlığını veya yokluğunu kanıtlayabilir. Elbette bu formullerle ya da kağıda karalanmış kartezyenlerle olacak değil. Kartezyen konusunda çok emin değilim.

Önce kavramın, içeriği ve kökeni hakkında tartışalım derim ama:

Bilimsel kanıt olarak öne sürdüğünüz şeyler konusundaki kişisel gözlem ve deneyleriniz nedir? Kitaplardan okuduğunuz kadar mı biliyorsunuz, yoksa bizzat kanıtları kendi adınıza keşfettiniz mi?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Aslında bizzat kendim de konuyu gözlem ve deneylerle araştırdım.

Özellikle bitkiler üzerinde deneme,deney ve hayvanlar üzerindeki gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim.

Bu gözlemlerden bir kaçına değinmek istiyorum.

At ve eşek.

Bildiğimiz gibi at ve eşek iki ayrı türdür. Ancak genetik olarak %99 oranında yakın akrabadır .çiftleşme sonucu ortaya kısır bir hayvan olan katır meydana gelir.

Evrimin olmadığını var sayarsak ;

Eğer bu iki tür aynı ırk olsa idi çiftleşme sonucu kısır bir canlının dünyaya gelmemesi gerekirdi.

Farklı iki tür olsaydı çiftleşme sonucu bir canlı oluşmaması gerekirdi .

Bunu evrimi red ederek açıklamak imkansızdır.

Yani evrim gözlemsel olarakta rahatlıkla görülebilecek bir durum.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Kaynakları derinlemesine araştırdıktan sonra ilk kaynak, köken hakkında yorum yapacağım.

Evrim inancının değişimi konusunda da öyle. Şu an bilgiden ziyade kaynak, köken evrimin varlığını veya yokluğunu kanıtlayabilir. Elbette bu formullerle ya da kağıda karalanmış kartezyenlerle olacak değil. Kartezyen konusunda çok emin değilim.

Önce kavramın, içeriği ve kökeni hakkında tartışalım derim ama:

Bilimsel kanıt olarak öne sürdüğünüz şeyler konusundaki kişisel gözlem ve deneyleriniz nedir? Kitaplardan okuduğunuz kadar mı biliyorsunuz, yoksa bizzat kanıtları kendi adınıza keşfettiniz mi?

konu hakkında merak ettiğimiz veya evrimin varlığı hakkında soracağınız sorulara açığım.

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Elbette, yaşamın kökeni nedir?

Bilimadamlarinin yaptıgı şu: Alıyorsunuz evrim denen şeyi ona kıyafet beğenir gibi yok dna yakışmadı, yok rna basit falan filan... Hataları şu şöyle olduğuna göre evrim böyle demiyorlar, evrim olduğuna göre bu şöyle diyorlar.

Şimdi kafanızın üzerinde bir ayı olduğunu varsayacağım:

Kafanızın üzerinde bir ayı olabilmesi için dağ başında yaşıyor olmanız lazım; çünkü ayı dağdan inmiş olmalı.

Ayı dağdan inerken bir avcı yahut insanla karşılaşmamalı; buna göre civardaki tüm insanlar bir festivale ya da düğünene katılmış olmalı.

Siz ise içine kapalı, asosyal biri olduğunuz için katılmamış olmalısınız. Ayı dağdan inerken meteor düşmemiş olmalı. Hatta hava güneşli olmalı; ayının kafasına şimsek çakmaması lazım. Olaydan 5-10 dakika önce bahçeye çıkmıs olmalısınız. Kafanızın dalgın olması, kapıyı kilitlemeyi ya da kapatmayı unutmuş olmanız için gerekli.

Ayı bu şekilde içeriye girmiş olmalı. Ayrıca ayının başınıza çıkmasına izin verdiğinize göre hayvansever olmalısınız. Ve 200 kiloya yakın olmalısınız, yoksa ayıyı kaldıramazdınız.

Ayının başınızın üzerinde dengede durabilmesi için de boyunuzun kısa olması gerekiyor; yani 1.50 boyunuz.

Ateistdusunce siz psikopat mısınız? Ya bir insan kafasının üzerine ayı çıkmasına nasıl izin verir? Hey millet, Ateistdusunce'nin kafasının üzerinde ayı var! Peki bu doğru mu? Herkesin buna inandığını düşünsenize bir, aksini nasıl kanıtlardınız?

Diyeceğim o ki, bir evrim hayali kurarken gerçeğin önünde gülünç duruma düşüyorsunuz.

Ayrıca bakın, kimse özgür değil, eğer Allahsız bir yaşam bunu vaad ediyorsa. Evet karar verebilirsiniz, ama neden hep en kolayı seçtiğinizi bir düşünün. Allaha inanmayabilirsiniz, ahirete de ve yaşamınızın meyveleri sizi endişelendirmeyebilir. Ama neden? Neden bir tanrının var olması bilime aykırı? Acaba özgürlük denen yanlış anlamaya aykırı olduğu için olabilir mi? Özgür müyüz? Hayır.

Karar verebiliriz, ama bizi arzularımız yönlendirir. Intihar etmekte özgür müyüz? Öyle gibi değil mi? Ama neden intihar ederiz? Mutlu bir insan "Ben özgürüm" deyip intihar etmeyeceğine göre yine duygu durumumuz bizi yönlendiriyor demektir.

Her türlü duygularımızın kölesiyiz. Duygularımızın kararlarımız üzerindeki etkisini görebiliyor musunuz?

Insan hep istediği gibi özgürce yaşamak ister. Özgür olduğunu, olabileceğini zanneder. Oysa özgürlüğü duygularının kısıtlaması kadar vardır.

Eğer Allah varsa istediği gibi yaşayamayacağını anladığı an... O zaman devreye bir din gibi bilim girer.

Insanı en can alıcı noktasından vurur. Yalan özgürlük vaadi. Bilimadamları bilimin peygamberi olup "Allah yok" diye bağırınca arzularının tutsağı her insan bu çağrıya icabet eder.

Hiç düşündünüz mü? Olmadığını iddia ettiğiniz şeytanın tohumlarıysa kalbinizde yeşeren inkar.

Duygularınız onlara egemen olmadığız surece sizi yanlış yönlendirir. Siz ise hür iradenizle bir yol tuttuğunuzu zannedersiniz.

Rabbin Kayin'e, "Günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor! Ona egemen olmalısın" demesi bu yuzdendir.

Çok zengin insanlar tanıdım, mutluluktan yoksundular. Evrim yaşamı vaad ederken bunu söylemiş miydi? Belki de yanlış yoldasınızdır.

Her şeye egemen Rab diyor ki, "Şimdi tuttugunuz yollariı iyi düşünün! Çok ektiniz ama az biçtiniz, yiyorsunuz ama doyamıyorsunuz; içiyorsunuz ama neşelenemiyorsunuz, giyiniyorsunuz ama ısınamıyorsunuz; ücretinizi alıyorsunuz ama paranızı sanki delik keseye koyuyorsunuz. Her seye egemen Rab tuttuğunuz yolları iyi düşünün diyor.

Hep daha iyisini istiyorsunuz, arzularınız buna cagırıyor ama hiç sonuç yok. Evrimin yaşam üzerindeki yalan vaadi bu. Şeytanin kulaklarınıza fısıldadığı gizli yalan. Sonra da çok bildiğinizi zannedip sevinçle geziniyorsunuz kalabalıklarda.

Çoklukla övünmek sizi tutkuyla oyalayıp kendinizden geçirdi.

Öyleki mezara varana kadar.

Hayır, ileride bilececeksiniz.

Yine hayır, ileride bileceksiniz.

Hayır, eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, o çılgınca yanan ateşi de elbette görecektiniz.

Sonra onu, gerçekten yakin gözüyle görmüş olacaksınız. 102/1-7

Hepimiz sorular çözeriz hayatta, ölümün sonuç verecegi bir sınav. Sizin ölum için hazırlığınız evrim mi?

Kendinizi adadığınız çaresiz ve çözümsüz hayattan ibaret anlamlandırmları ne zaman bırakacaksınız?

Dünyanın en büyük yoksulluğudur zenginlik. Ama siz merak etmeyin balta ağaçların köküne dayandı...

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Yaşamın kökeni abiyogenezdir.

Canlıyı şu şekilde tanımlayabiliriz. Canlı biyolojik bir robottur. Madenin davranış biçimlerinden birisidir canlılık.

Her madde gibi canlıda nedensellik ilkesine göre hareket eder.

Öncelikle şunu fark etmelisiniz .determinist bir evrende yaşıyoruz. Yani etkiye tepki veriyoruz. Bu durum canlıyı biyolojik bir robottan başka bir şey yapmaz.

determinist bir evrende özgür irde yok, iyi ve kötü diye bir şey yok.

Evrim size hiç bir şey vaad etmez. Cennet cehennem gibi bir vaadi zaten yok. Bunların var olması için önce özgür olmalısınız. Sonra iyi ve kötü olmalı.

Bilim sana arzu, heves dediğin şeyin aslında hormonlar olduğunu gösterdi.

Evrim biyolojik bir gerçektir. Sizin istekleriniz veya dinlerin size vaadleri olmasa tanrıya bu denli sarılmazsınız.

Evrim insana hiç bir şey vaad etmez.yok olacaksın der. Sen bir madde yığınısin der.

Bu biyolojik gerçeği kendini özel hissedenler kabul etmez. Özel değilsin madde yığınısin .

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Buna binayen bende size basit bir soru sormak isterim.

Siz evrimi sadece madde yığını olan canlı için geçerli olan, canlıların değişim süreci olduğu bir teori mi sanıyorsunuz?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Burada soruları sadece ben sorarım. Hahaahhh, şaka yapıyorum. xD

Soruya gelince, sanki bu bir sorudan çok tespit gibi. Bir küçümseme.

Biraz açar mısınız soruyu?

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrimin fiziksel karşılığı olan entropi için düşünceniz nedir?

Evrim yoksa ;değişim yoksa canlı türü içinde ki çeşitlilik nasıl var olabilir?

Bunun genetik olarak imkansız olması ile karşı karşıya kalırız.

tarihinde ateistdusunce tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Termodinamiğin Ikinci Kanunundan söz ediyorsunuz değil mi? Pekala.

Termodinamiğin İkinci Kanunu ya da diğer adıyla Entropi Kanunu, doğruluğu teorik ve deneysel olarak kesin biçimde kanıtlanmış bir kanundur. Öyle ki yüzyılımızın en büyük bilim adamı kabul edilen Albert Einstein, bu kanunu “bütün bilimlerin birinci kanunu” olarak tanımlamıştır. Bu yasa evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu dolayısıyla materyalistlerin iddia ettikleri gibi sonsuz bir evrende yaşamadığımızı ispat eder. Ayrıca evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tüm sistemlerin, zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gideceğini ispatlar ki bu da dolaylı olarak ateizmin en temel dayanaklarından olan evrim teorisini ciddi oranda temelinden sarsmaktadır. Buna göre;

Termodinamiğin birinci yasası bizlere evrende var olan enerjinin kendiliğinden var olamayacağını ve var olanın da yok edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Evrenin içinde var olan hiçbir mekanizma ya da güç bunu gerçekleştiremez. Peki, bu sıfır (big bang) anında evrende var olan enerji ve madde nasıl var olmuştur?

Termodinamiğin ikinci yasası ise evrende var olan enerjinin sürekli olarak kullanılmaz hale geldiğini ve bu entropi artışıyla bir gün evrenin tümüyle bozulup çökeceğini ortaya koymaktadır. (Spor yapmak için bir parkta 100 metrelik bir koşu yapıldığını, 100 metrenin sonunda yorulup koşamayacak hale gelindiğini ve bir yere oturulduğu düşünülecek olursa koşarken harcanmış olan ve bir daha kazanılamayacak olan enerjiye entropi denir.)

Şu an bizler sürekli bozulmakta olan bir evrende yaşamamıza rağmen var olan bir düzen sürmektedir. Eğer tüm evren materyalist düşüncenin iddia ettiği gibi sonsuzdan beri var olmuş olsaydı şimdiye kadar gerçekleşen entropi artışı evrenin çökmesine sebep olacaktı. Oysa evren hala varlığını sürdürmektedir. Bu yasalar bizlere evrenin bir başlangıç anında yaratıldığını açıkça göstermektedir. Tüm evren ve içinde var olan her şey bir başlangıç anında yaratılmıştır.

Entropi ile ilgili bilgileri birçok kişi salt fiziksel bir konu olarak algılamakta ve ele almaktadır. Oysa Entropi Yasası, bizi çok önemli felsefi sonuçlara da ulaştırmaktadır. Bu, maddelenerek şöyle gösterilebilir:

1- Evrendeki ısı akışı tek yönlüdür ve bu akış geri çevrilemez (Termodinamiğin ikinci kanunu).

2- Buna göre evrende bir gün termodinamik denge oluşacak ve “ısı ölümü” yaşanacaktır. Kısacası evren ebedi değildir, evrenin bir sonu vardır.

3- Eğer evren sonsuzdan beri var olsaydı, aradan geçen zamanda evren çoktan termodinamik dengeye gelip “ısı ölümü”nü yaşıyor olacaktı. Ölümlü bir evren, sonsuzdan beri var olamaz.

4- Evren sonsuzdan beri var olamıyorsa demek ki evrenin bir başlangıcı vardır. Bu başlangıç durumundaki (t=0) evren, düşük entropili bir halden yüksek entropili duruma doğru gitmektedir. Entropinin sürekli olarak artıp hiç azalmaması, evrenin başlangıcının çok düşük entropili olduğunu gösterir.

Evrim teorisi canlılıkta basitten komplekse doğru bir değişim geçirdiğini söyler, oysa termodinamiğin ikinci kanunu böyle bir sürecin olmayacağını evrende var olan tüm sistemlerin bozulmaya doğru gittiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla evrim senaryosu doğa yasalarına rağmen ortaya atılmış ve kesinlikle gerçekleşemeyecek olan bir senaryodur. Evrimci bilim adamı Roger Lewin bilimsel bir dergi olan Science’daki makalesinde evrimin termodinamik açmazını şöyle dile getirmektedir “Biyologların karşılaştıkları problem, evrimin Termodinamiğin İkinci Kanunu’yla olan çelişkisidir. Sistemler zamanla daha düzensiz yapılara doğru bozulmalıdırlar.

Bir başka evrimci bilim adamı Jeremy Rıfkin içinde bulundukları bu açmazı sözle itiraf etmektedir “Entropi Kanunu, evrimin bu gezegendeki yaşam için mevcut olan tüm enerjiyi dağıtacağını söyler. Bizim evrim anlayışımız ise bunun tam tersidir. Biz evrimin sihirli bir şekilde yeryüzünde daha büyük bir değer ve düzen artışı olduğuna inanıyoruz.

Ateizmin temel dayanağı olan Evrim teorisini yalanlayan sadece entropi yasası değildir. Her şeyden önce canlılığın cansız maddelerde ortaya çıkış düşüncesi mikrobiyoloji tarafından yalanlanmaktadır. Evrimciler hiçbir şekilde cansız maddelerin nasıl olup ta canlı maddeden meydana geldiğini açıklayamamışlardır. Fosil kayıtlarından, mikrobiyolojiye; genetik biliminden fizik yasalarına kadar tüm gerçekler yaratılış gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

Görüldüğü üzere evrene neresinden bakarsak bakalım, hangi alanı incelersek inceleyelim bulduğumuz tüm izler, tüm işaretler bizi evreni yaratan nihayetsiz kudret ve kuvvet sahibi her şeyi bilen, gören ve her şeyi yerli yerinde bir ölçü ile var eden bir Allah’a götürecektir. Şimdiye kadar ateizmi destekleyen, ya da Allah’ın olmadığına işaret eden hiçbir ciddi ve tutarlı delile, kanıta rastlanmamıştır. Bilimin evrende Allah’ın kudretine birer perde görevi gören yasaları bulması ve incelemesi o yasaları yaratanın Allah olmadığı anlamına gelmez. Ya da Hawking’in son röportajındaki beyanında belirttiği gibi “Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları’nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez…”

Kaynak:http://www.yeniyasamokulu.com/post/entropi-nedir

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş

Evrim yoksa ;değişim yoksa canlı türü içinde ki çeşitlilik nasıl var olabilir?

Bunun genetik olarak imkansız olması ile karşı karşıya kalırız.

Bak Ateistdüşünce, evrim yok, değişim var. Bu da Rabbin büyük bir armağanıdır. Canlı türlerini milyarlarca yıl öncesine bakarak balık, maymun gibi deneycilikten uzak yöntemlerle, daha çok düşünsek deneylerle açıklamaya çalışan sizsiniz.

Önce Dna mı oluştu, protein mi? Bir soru daha.

tarihinde _Force-Awakens_ tarafından düzenlendi

İletiyi paylaş


Link to post
Sitelerde Paylaş
Misafir
Bu konu kapalıdır ama konuya cevap yazmaya yetkiniz var görünüyor.

  • Konuyu Görüntüleyenler   0 kullanıcı

    Sayfayı görüntüleyen kayıtlı kullanıcı bulunmuyor.