Jump to content


- - - - -

BAKTERİLERİN ANTİBİYOTİKLERE KARŞI DİRENÇ KAZANMASI


  • Please log in to reply
14 replies to this topic

#1 kolonya

kolonya

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 767 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 05:32 ÖS

Bunun nedeni, antibiyotiklerin bakterileri etkileme biçimidir: Antibiyotikler moleküler yapılarından ötürü bakterinin belli bir proteinine kilitlenip işlevini yerine getirememesine sebep olurlar. Böylece bakteri ya ölür ya da çoğalamayarak enfeksiyon kontrol altına alınmış olur. Ancak bilindiği gibi, her canlı türünde olduğu gibi her bakteri türünün de farklı çeşitleri yani varyasyonları mevcuttur. Yeni çıkan bir antibiyotiğe hassas olanlar ölünce geriye antibiyotiğin kilitleneceği hedef proteinleri içermeyen bakteriler kalır.

Bu, bakterilerin "geliştirdikleri" bir direnç değildir. Yani bakteriler antibiyotiğin etkisine maruz kalınca, "evrimleşerek" bu ilaca karşı yeni bir savunma mekanizması geliştirmiş değillerdir. "Dirençli" adı verilen bakteriler sadece, baştan beri o antibiyotiğin etki ettiği proteine sahip olmayan, dolayısıyla antibiyotiğin zarar veremediği bakterilerdir. Bu özellik, bu bakterilerde o antibiyotik keşfedilmeden önce de vardır; sonra da olmuştur.
Bakterilerin, evrimcilerin yeni ortaya çıktığını öne sürdükleri özelliklere antibiyotiğe maruz kalmadan önce de sahip oldukları bilinen bir gerçektir.

Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden Önce de vardı. Yani bakteriler sonradan antibiyotiğe maruz kalınca direnç özelliği geliştirmemişlerdir.

Görüldüğü gibi, direnç sağlayan genetik bilgi, antibiyotiklerin üretilmesinden önce de vardır. Bu gerçek "direnç gelişmesi" kavramının tamamen yanlış bir ifade olduğunu ortaya koyar.

Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden yıllar önce mevcut olduğu, 1986'da yapılan bir araştırmada, 1845 yılında bir kutup keşfi sırasında donarak ölen denizcilerin buzda korunmuş cesetleri bulunur. Bu cesetlerin üzerinde, yaşadıkları çağda yaygın olan bakteriler tespit edilmiş ve bunlar test edildiklerinde, 20. yüzyılda üretilmiş pek çok modern antibiyotiğe karşı direnç özellikleri taşıdıkları hayretle saptanmıştır.

Görüldüğü gibi, bu tür direnç özelliklerinin penisilinin icadından önce de birçok bakteri türünde mevcut olduğu tıp dünyasında bilinen bir gerçektir.

Bu mesaji duzenleyen kolonya: 29 Mart 2008 - 05:35 ÖS


#2 CharlesDarwin

CharlesDarwin

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 2.490 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:03 ÖS

Bu seninkisi bilimsel bir yazı mı şimdi?

Nerede referansların? Sana antibiyotik direnci ile alakalı birçok referans verebilirim. Penisilinin nasıl çalıştığını bile bilmeden bu tür yazılar yazanlara hayret ediyorum....
Evrim bir güneştir; üfleyerek onu söndüremezsiniz.

#3 kolonya

kolonya

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 767 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:24 ÖS

QUOTE(CharlesDarwin @ Mar 29 2008, 06:03 PM) <{POST_SNAPBACK}>
Bu seninkisi bilimsel bir yazı mı şimdi?

Nerede referansların? Sana antibiyotik direnci ile alakalı birçok referans verebilirim. Penisilinin nasıl çalıştığını bile bilmeden bu tür yazılar yazanlara hayret ediyorum....



temek olarak o bakterilerde o özelliğin olmadığınımı söylüyorsun?

Bu mesaji duzenleyen kolonya: 29 Mart 2008 - 06:25 ÖS


#4 haci

haci

    Advanced Member

  • Administrators
  • PipPipPip
  • 29.473 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:36 ÖS

QUOTE(kolonya @ Mar 29 2008, 05:32 PM) <{POST_SNAPBACK}>
Bunun nedeni, antibiyotiklerin bakterileri etkileme biçimidir: Antibiyotikler moleküler yapılarından ötürü bakterinin belli bir proteinine kilitlenip işlevini yerine getirememesine sebep olurlar. Böylece bakteri ya ölür ya da çoğalamayarak enfeksiyon kontrol altına alınmış olur. Ancak bilindiği gibi, her canlı türünde olduğu gibi her bakteri türünün de farklı çeşitleri yani varyasyonları mevcuttur. Yeni çıkan bir antibiyotiğe hassas olanlar ölünce geriye antibiyotiğin kilitleneceği hedef proteinleri içermeyen bakteriler kalır.

Bu, bakterilerin "geliştirdikleri" bir direnç değildir. Yani bakteriler antibiyotiğin etkisine maruz kalınca, "evrimleşerek" bu ilaca karşı yeni bir savunma mekanizması geliştirmiş değillerdir. "Dirençli" adı verilen bakteriler sadece, baştan beri o antibiyotiğin etki ettiği proteine sahip olmayan, dolayısıyla antibiyotiğin zarar veremediği bakterilerdir. Bu özellik, bu bakterilerde o antibiyotik keşfedilmeden önce de vardır; sonra da olmuştur.
Bakterilerin, evrimcilerin yeni ortaya çıktığını öne sürdükleri özelliklere antibiyotiğe maruz kalmadan önce de sahip oldukları bilinen bir gerçektir.

Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden Önce de vardı. Yani bakteriler sonradan antibiyotiğe maruz kalınca direnç özelliği geliştirmemişlerdir.

Görüldüğü gibi, direnç sağlayan genetik bilgi, antibiyotiklerin üretilmesinden önce de vardır. Bu gerçek "direnç gelişmesi" kavramının tamamen yanlış bir ifade olduğunu ortaya koyar.

Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden yıllar önce mevcut olduğu, 1986'da yapılan bir araştırmada, 1845 yılında bir kutup keşfi sırasında donarak ölen denizcilerin buzda korunmuş cesetleri bulunur. Bu cesetlerin üzerinde, yaşadıkları çağda yaygın olan bakteriler tespit edilmiş ve bunlar test edildiklerinde, 20. yüzyılda üretilmiş pek çok modern antibiyotiğe karşı direnç özellikleri taşıdıkları hayretle saptanmıştır.

Görüldüğü gibi, bu tür direnç özelliklerinin penisilinin icadından önce de birçok bakteri türünde mevcut olduğu tıp dünyasında bilinen bir gerçektir.


Bunu yeni mi keşfettiniz?
Aksini söyleyen kim zaten!
Doğal seçilim mekanizmasını Darwin böyle açıklıyor.
Yani siz şimdi Darwin'in biryerlerini yalıyorsunuz.
Farkında olmadan tabii..
Farkında olsaydınız bu iletiyi yazmazdınız..

Bir antibiyotiğe her hangi bir şekilde direnç kazana bakteri onu plasmidleri ile diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bunu biliyor muydunuz?
Yani sizin sandığınızdan çok daha sofistike bir evrimleşme yöntemi kullanıyor bakteriler..

Doğal seçilimde mekanizma bu şekilde açıklanabilir.
Bir toplumda mevcut bireylerin genetik yapısı az çok farklıdır.
Hepsi aynı genetik yapıya sahip değillerdir.
Yani bir hastalık hepsini aynı anda öldürmez.
Bazıları hastalıklardan hiç etkilenmezler.
Onlar genlerini yeni nesillere geçirirler..
Antibiyotikleri bakterilerin hastalığı olarak kabul ederseniz, o bakteriden etkilemeyenler genlerini yeni nesillere geçirirler.
Bu arada bazıları plazmidleri aracılığı ile diğer bakterilere direnç sağlayan genleri iletirler..

Bu yazınızı duysaydı Darwin sizinle iftihar ederdi..


HACI

#5 kolonya

kolonya

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 767 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:43 ÖS

QUOTE(haci @ Mar 29 2008, 06:36 PM) <{POST_SNAPBACK}>
Bunu yeni mi keşfettiniz?
Aksini söyleyen kim zaten!
Doğal seçilim mekanizmasını Darwin böyle açıklıyor.
Yani siz şimdi Darwin'in biryerlerini yalıyorsunuz.
Farkında olmadan tabii..
Farkında olsaydınız bu iletiyi yazmazdınız..

Bir antibiyotiğe her hangi bir şekilde direnç kazana bakteri onu plasmidleri ile diğer bakterilere geçirebiliyor.
Bunu biliyor muydunuz?
Yani sizin sandığınızdan çok daha sofistike bir evrimleşme yöntemi kullanıyor bakteriler..

Doğal seçilimde mekanizma bu şekilde açıklanabilir.
Bir toplumda mevcut bireylerin genetik yapısı az çok farklıdır.
Hepsi aynı genetik yapıya sahip değillerdir.
Yani bir hastalık hepsini aynı anda öldürmez.
Bazıları hastalıklardan hiç etkilenmezler.
Onlar genlerini yeni nesillere geçirirler..
Antibiyotikleri bakterilerin hastalığı olarak kabul ederseniz, o bakteriden etkilemeyenler genlerini yeni nesillere geçirirler.
Bu arada bazıları plazmidleri aracılığı ile diğer bakterilere direnç sağlayan genleri iletirler..

Bu yazınızı duysaydı Darwin sizinle iftihar ederdi..


HACI


yazdıklarıma hak verdiğiniz için teşekkürler..

yok bir çok ateist arkadaş aslında o savunma bakterilerin mekanizmalarının deneme yanılma ile yeni bir özlellik kazandığını sanıyorlardı değilmiş .

yani sonuçta yeni bir özellik deneme yanılma yolu ile ve öğrenme yolu ile kazanılmıyormuş.o özellik zaten varmış..

#6 thecrow

thecrow

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 4.377 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:45 ÖS

Tek jenerasyonda değil ama binlerce jenerasyonda dirençli bakterilerin genetik yapısının, diğer bakterilerden git gide farklılaşacağı ve nihayetinde bambaşka bir bakteri olacağını göremiyor musunuz? Her seleksiyon evresi sonucunda aradaki mesafe artar. Mesela iki farklı tür arasında melez yavru elde edilememesi, edilse bile elde edilen melezin ömrü, ömrü uzun bir melezin fertil ya da steril oluşunu seleksiyon ve evrim mekanizması bize gayet güzel açıklayabiliyor. Ama yaratılışçıların iddiaları "başından beri değişmemiş" olduğu iddia edilen iki farklı türde hayvanın melez yavru verebilmesini açıklayamıyor.
Victims... Aren't we all?

Satranç:
Cebbar:2-0:Thecrow

#7 kolonya

kolonya

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 767 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:52 ÖS

QUOTE(haci @ Mar 29 2008, 06:36 PM) <{POST_SNAPBACK}>
Doğal seçilim mekanizmasını Darwin böyle açıklıyor.

HACI


burada hemfikiriz.

ds nin tam anlamı budur.

bakınız burada yeni bir canlı oluşmamış sadece iyi koşan aslana yem olmamıştır .o kadar

ama siz aynı zamanda iyi koşamayan kendine iğnelerden bir zırh yapmıştır ve yeni bir canlı ya dönüşmüştür diyebiliyorsunuz.

#8 haci

haci

    Advanced Member

  • Administrators
  • PipPipPip
  • 29.473 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 06:57 ÖS

Bir antibiyotiğe maruz kalan bakteriler içinde daha önce maruz kalmadıkları antibiyotiğe dirençli olanın sayısı çok azdır.
Hatta hiç olmayabilir bile.
Örneğin penisilin ilk defa kullanıldığında dirençli bakteri yoktu.
Zamanla aradan yıllar geçtikten sonra, bir kaç bakteride penisiline direnç ortaya çıktı.
Penisilinaz enzimini sentez edenler penisilini parçalamaya ve penisilinli ortamda çoğalmaya başladılar.
Normalde penisilinaz enzimi bir gen tarafından şifrelenir ve doğada mevcuttur.
Penisilinaz geni plazmidler aracılığı ile diğer bakterilere geçince, penisiline olan direnç arttı.
Bakteriler diğer antibiyotiklere farklı yöntemlerle direnç gösterirler.

Ayrıca:
Antibiyotiklere dirençli bakterilerin olması bile antibiyotiğin etkisini azaltmaz.
Çünkü önemli olan o bakterilerin sayısı ve oranıdır.
Antibiyotiğe dirençli olan bakteri oranı düşük ise onlar da yok olur giderler.
Çünkü bakterilerin hastalık yapabilmeleri için ancak belli sayıda olmaları gerekir.
O sayının altında bir sayı hastalık yapmaz.

#9 haci

haci

    Advanced Member

  • Administrators
  • PipPipPip
  • 29.473 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 07:02 ÖS

QUOTE(kolonya @ Mar 29 2008, 06:52 PM) <{POST_SNAPBACK}>
ama siz aynı zamanda iyi koşamayan kendine iğnelerden bir zırh yapmıştır ve yeni bir canlı ya dönüşmüştür diyebiliyorsunuz.


Bunu diyen kim?
Hızlı koşamayanın başka bir savunma mekanizması yoksa, tükenir gider.
Ama başka bir mekanizma ile kendini savunabiliyorsa, o mekanizma zamanla gelişebilir..
O mekanizma her şey olabilir.


#10 kolonya

kolonya

    Advanced Member

  • Üyeliği Sonlandırılmış Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 767 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 07:05 ÖS

QUOTE(haci @ Mar 29 2008, 06:57 PM) <{POST_SNAPBACK}>
Penisilinaz enzimini sentez edenler penisilini parçalamaya ve penisilinli ortamda çoğalmaya başladılar.


dile gelmesi kolay oluyor.anlatıncada bir sorun yokmuş gibi...

sentez edenler....:edemeyenlerden mi evrimleşmiş.
şunun bir evrim aşamalrını say diyeceğim ama bilinmeyenlerin üstüne gitme diyeceksin o yüzden sormamış say.

ortada hazır bir sentez eden var onu baz almaman gerek diye düşünüyorum..

#11 haci

haci

    Advanced Member

  • Administrators
  • PipPipPip
  • 29.473 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 29 Mart 2008 - 07:10 ÖS

QUOTE(kolonya @ Mar 29 2008, 07:05 PM) <{POST_SNAPBACK}>
dile gelmesi kolay oluyor.anlatıncada bir sorun yokmuş gibi...

sentez edenler....:edemeyenlerden mi evrimleşmiş.
şunun bir evrim aşamalrını say diyeceğim ama bilinmeyenlerin üstüne gitme diyeceksin o yüzden sormamış say.

ortada hazır bir sentez eden var onu baz almaman gerek diye düşünüyorum..

Penisilinazı sentez edenler zaten var.
Penisiline maruz kalınca onların sayısı ve oranı artıyor.

Penisilinazı sentez edenlerin atası penisilinazı sentez edemeyenlerdir tabii..

Genomda nötral durumda olan bazı genler, gerektiğinde aktif duruma geçebilirler.
Nötral genler, diğer genlerin mutasyonundan ortaya çıkmışlardır.

#12 DEHA

DEHA

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 4.479 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 31 Mart 2008 - 10:55 ÖS

Hep ayni,hep ayni !!


http://www.ateizm2.org/arsiv/ARSIV-I/EVRIM_HA.HTM

#13 haci

haci

    Advanced Member

  • Administrators
  • PipPipPip
  • 29.473 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 31 Mart 2008 - 11:17 ÖS

Güzel bir tartışma olmuş..

#14 gezgin95

gezgin95

    Advanced Member

  • Members*
  • PipPipPip
  • 579 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 01 Nisan 2008 - 03:18 ÖÖ

QUOTE(kolonya @ Mar 29 2008, 06:32 PM) <{POST_SNAPBACK}>
....
Dirençli bakterilerin, antibiyotiklerin keşfinden Önce de vardı. Yani bakteriler sonradan antibiyotiğe maruz kalınca direnç özelliği geliştirmemişlerdir.

Görüldüğü gibi, direnç sağlayan genetik bilgi, antibiyotiklerin üretilmesinden önce de vardır. Bu gerçek "direnç gelişmesi" kavramının tamamen yanlış bir ifade olduğunu ortaya koyar.
....

Bilginizi güncellemelisiniz arkadaşlar.

Var olan direnc'in seçilmesi olayı var tabii. Ama sadece bu yok.

Ben biyoloji okuduğum zamanlarda, antibiyotiklere dirençli bakteri sayısını arttırmak için onları mütasyonları çoğaltan UV ışınlarına tutardık.
UV ışınına tutulan kutularda daha çok dirençli bakteri belirirdi.

Ben bu deneyleri kitaplardan okumadım. Gerçekleştirdim.

Buyrun açıklayın.
.
Bugün de KocaBoğa'ya tapıp rahatladınız mı?
http://forum.ateizm2...&...ost&p=36164

Kutsal Kitap (KK - kaka diye okunur), "downloaded": http://kocaboga.blogspot.com/

#15 DEHA

DEHA

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 4.479 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 01 Nisan 2008 - 10:26 ÖÖ

Antibiotige direnc bakterilerde daha once de vardi demek aslinda cehaletin sonucudur.

Cunku,antibiotiklerin buyuk bolumu dogal maddelerden sentezlendi,yani dogada zaten var idiler ve gecmiste bakteriler bu dogal antibitikler ile dogada karsilasarak,onlara direncli turler olusturdular,aksi takdirde gunumuze kadar hayatta kalabilmeleri zaten mumkun degildi,bildiginiz gibi kuf vs dogal antibiotiktir yine bazi ilkel insan cesetlerinde boyunlarinda kuf tasidiklari kolyeler tespit edilmistir.

Buraya kadar gayet dogal,ancak ne zaman labarotuarlarda sentetik yani dogada olmayan antibiotikler olusturduk o zaman bakterilerin buyuk bolumu bunlara karsi koyamadi,cunku dogada bu yapay maddeler ile daha once karsilasmalari mumkun degildi.

Iste bakteriler bu yapay antibitoiklere dahi gozumuzun onunde direnc gelistirdiler,ornegin bir antibiotik 30 sene ayni bakteriyi oldururken,31. sene mutasyon la ortaya cikan bir suj bu antibiotige direnc tasimakta ve cok cabuk yaymaktadir.

Kisaca bakterilerde varolan direnc te aynen mutasyon yolu ile gunumuzdekine benzer bir surec ile gecmiste olusmustur ve o da evrimin delilidir,gunumuzde olusan  sentetik antibiotiklere direnc de ayni surectirve  o da evrimin delilidir.

Bu baglamda bakilirsa insan turunun sonu rahatlikla bakterilerin elinden olabilir.eger vucudumuzda yasayan dost (saprofit) bakteriler bizi kurtarmazsa !!






0 kişi bu konuya bakıyor

0 üye, 0 ziyaretci, 0 gizli üye