Jump to content


- - - - -

Hz. Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan


  • Please log in to reply
20 replies to this topic

#1 BOSS

BOSS

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 570 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 04:09 ÖS

Muhammed, Mustalıkoğluları' na karşı gece baskını için yola çıkma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu sırada Muhammed, Aişe' yi de yanına almıştır.
Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmil"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar.
Gidiş Medine'ye doğru.
Derken bir konak yerinde biraz kalınır.

Gecenin bir kesimi.  Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır.
Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte.
Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulâmaz ve kopup düştüğünü anlar.
Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur.
O sırada Aişe devesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir.
Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız.
Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye...
Beklerken uyku bastırır ve uyur.

Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan.
Arkadan gelmiş, Aişe' yi görünce de şaşırmıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler.
Onun bu sözlerine de Aişe uyanır.
Safvan, Aişe' yi devesine bindirir.
Yola koyulur. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır.
Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe' nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770.)


Olayda akla gelen sorular:
1) Aişe çişi ya da öbür türlü işi için ayrılıp giderken kimseye neden haber vermemişti? Eğer bunun nedeni, çocuk yaşta oluşu idiyse; bu yaşta oluşu biri tarafından kandırılmaya da elverişli değil miydi?

2) Aişe ayrılıp giderken o denli insan içinde nasıl olmuştu da kimse görmemişti? Gören olmuştuysa, dönüşü neden izlenmemişti? Döndüğü görülmedikçe, "dönmüş; mahmiline girmiştir!" yargısı nasıl oluşmuştu?

3) Hadiste belirtildiğine göre, Aişe'nin deve üzerindeki "hevdec"ini (mahmil) indiren, sonra yine yükleyenler ve Aişe' ye "hizmet edenler" vardı. (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.) O "hevdec", dinlenme yerinde deveden indirildiğine göre, sonra deveye yüklenirken içinde

4) Aişe var mı, yok mu diye niçin bakılmamıştı? Hizmet edenler bakabi- lirlerdi. Yine hadiste belirtildiğine göre, "hicab" yani erkeklere karşı "örtünme, perde ardına geçip saklanma" gerektiren bir ayet hükmü bulunmadığı zamanlarda, Safvan, Aişe' yi görmüştü. (Hadise, aynı kaynaklarda bkz.) Yani Safvan' la Aişe birbirlerini tanıyorlardı. Bu "tanışma", ileri ölçülerde bir "anlaşma" ya varmış olamaz mıydı?



Aişe "zina" ile suçlanıyor: Devam edecek...
Barışı zayıflar savunur, güçlüler için barış masaldır.

#2 kitapkurdu82

kitapkurdu82

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 484 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 04:17 ÖS

1. Soruya ben cevap vereyim. Ayşe hacete giderken haber ver(e)memişti, çünkü o sırada eşi Muhammet yeni ele geçirilen Cüveyriyye ile aganigi, naganigi yapıyordu... Kızcağız bakmış eşi yeni bir tane daha buldu kendi başının çaresine bakmış... Eee aynı anda o kadar kadını idare etmek zor iş...

Bu mesaji duzenleyen kitapkurdu82: 19 Mayıs 2011 - 04:17 ÖS

Tarih bize öğretirki; bütün dinler milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesir olmuştur. M.Kemal ATATÜRK

DİN GERÇEĞİ SİTESİ

#3 BOSS

BOSS

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 570 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 06:22 ÖS

Aişe "zina" ile suçlanıyor:
Aişe'nin Safvan' la yolda "neler yapmış olabileceği" üzerinde duruluyordu.
Yoğunlaşan kuşku. Dedikodular alıp yürümüştü.
Son derece yaygın bir duruma gelmişti giderek.
Muhammed' in bile Aişe' ye karşı olan her zamanki tutum ve davranışında bir değişme olmuştu: Aişe diyor ki: "Medine'ye gelince ben bir ay hastalandım. Meğer o sırada, iftiracıların dedikoduları dolaşıyormuş.
Hastalığımda beni işkillendiren bir şey oldu: Peygamber'den de, her hastalığımda gördüğüm ilgiyi inceliği artık göremiyordum.
Yalnızca gelip selam veriyor ve 'nasılsınız?' diyordu, o kadar." (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.)

Aişe dedikoduları duyup öğrenince üzülmüştür.
Hastalığı daha da artmıştır bunun üzerine.
Muhammed'den izin alır ve babasının evine gider.
Orada da, durumuna ilişkin "Tanrısal bir açıklama" bekler. (Aynı hadise bkz.)

Beklenen "vahiy" bir türlü gelmiyor:
Hadiste, bu olaya ilişkin "vahy"in "gecikmesi"nden sözediliyor.
Ve Muhammed, "karı"sından, yani "Aişe"den ayrı kalışından doğan soruna çözüm için yakın çevresini topluyor.
Bunların içinde Ali de vardır. Ali, görüşünü şöyle dile getiriyor:

- "Ey Tann Elçisil Tanrı dünyayı sana dar etmedi ya! Aişe'den başka da kadın var, kadın çokl" (Bkz. Aynı hadis.)

Ali, gerçeği öğrenmek için Aişe'nin cariyesi Berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor Muhammed'e.
Muhammed bu tanıklığa başvurdugunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor.
Muhammed sorup soruşlurduğuna göre, belli ki adamakıllı "kuşkulu".
Bu "kuşku", onun Aişe'ye söyledigi yine aynı hadiste açıklanan şu sözlerden de çok açık biçimde anlaşılıyor:

Muhammed: "Aişe! Böyle bir suçun varsa tevbe et!"
- "Aişe! Senin hakkında bana şöyle şöyle dedikodular geldi (Safvan'la ilişki kurduğundan sözediliyor).
Eğer bu suçu işlemedinse Tanrı seni aklayacaktır.
Ama eğer işledinse bu suçundan dolayı Tanrı'ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alır ve tevbe ederse, Tanrı da onun tevbesini kabul eder." Aişe, Muhammed'in bu sözlerine, babasının ve anasının karşılık vermelerini ister.
Onlar karşılık vermeyince de, Muhammed'e kendisi karşılık verip sonucu sabırla bekleyeceğini söyler.


Devam edecek...
Barışı zayıflar savunur, güçlüler için barış masaldır.

#4 bilelimogrenelim

bilelimogrenelim

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 925 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 09:17 ÖS

Neyse ki bundan sonra "recm" cezası kaldırılacak, Ayşe'ye kıyamamış  olmalı ...

Bir musibet bin nasihatten iyidir, insanlıktan anlamayanları bazen idrar kesesindeki osmotik basınç eğitir ... :)



#5 Hakimalajuan

Hakimalajuan

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 57 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 10:02 ÖS

Arkadaş ordan konunun yavanlığından ve bu cılız sinekten pislik çıkarmanın zorluğundan olacak espriklerle konuya zenginlik katmak istemiş ama ben yine tam olarak anlamadım , bu ıspanağın neresinden ve nekadar yağ çıkardınız maddeler halinde alabilrimiyiz:)

#6 Hakimalajuan

Hakimalajuan

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 57 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 19 Mayıs 2011 - 10:05 ÖS

"Ayrılışını haber verse olmaz mıydı?"
Olurdu evet "sorunun/zorun" bu ise ;cevabı seni tatmin denizine gark edecekse olurdu diyelim .Başka sıkıntın da varsa elimden geldiğince yardımcı olurum.:)

#7 Spenser

Spenser

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 214 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mayıs 2011 - 01:09 ÖS

 BOSS, on 19 Mayıs 2011 - 06:22 ÖS, said:


Devam edecek...
Devam

#8 BOSS

BOSS

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 570 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mayıs 2011 - 07:02 ÖS

Ve sonunda "vahiy" geliyor:

Konuşmadan sonra Aişe, yatağına dönmüştür. "Bekleme"de... Aişe, kendisinin söylediğine göre, hakkında "Kur' an ayeti" ineceğini filan beklemiyordu. "Ben kim oluyorum ki Allah, Kuran'da benim sorunuma ilişkin ayet indirsin!" türünden açıklaması var Aişe' nin.

Yine açıklamasına göre, beklediği yalnızca, "Muhammed' in rüya görmesi" ve onun "rüyasında aklanması".
Ama beklediğinin ötesinde olur gelişme: Muhammed her vahiyde olduğu gibi özel bir duruma girmiştir.
Daha sonra da konuya ilişkin "vahyin geldiğini" açıklar.

Aişe' ye anası, kalkıp Muhammed' e "teşekkür" etmesini söyler. Ama Aişe bunu yapmaz; vahyi gönderen "Tanrı" olduğuna göre, Muhammed' e değil; O' na teşekkür etmesi gerektiğini belirtir. (Bkz. Aynı hadis.)

Aişe'nin "zina" etmediğine ilişkin "18 ayet" birden iniyor:

Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra "vahy" gelmiştir. Hem de kimine göre "10 ayet", kimine göreyse "18 ayet" birden... (Bkz. Nûr, ayet: 11-20.
Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet olduğu belirtilir. Bkz. Nesefi, Tefsir, 3/134; F.Râzî, e't-Tefsiru'l-Kebîr, 23/173.)

Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakıldığı için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemediğimiz (bunun için daha sonraki yazılara bkz.) Kur'an' ın bugünkünde, Nur Suresinde yer alıyor.
Bu ayetlerde, "zinayı" kanıtlamak için "dört tanık göstermek gerektiği", bu gösterilmediği zaman iftira olacağı açıklandıktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden "iftira edenler" çok ağır biçimde kınanıyor.

İşte âyetlerden bir kesim (Diyanet'in resmi çevirisiyle):

- "Muhammed' in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur.
Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur.
O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır.
İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır.
Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü'minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: 'Bu apaçık bir iftiradır!' demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi?
Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.
Allah'ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız.
Onu dilinize dolamıştınız.
Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz.
Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz.
Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: 'Bu konuda konuşmamız yakışık almaz.
Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.' demeniz gerekmez miydi?" (Nûr, ayet: 11-16.) .



Devam edecek...
Barışı zayıflar savunur, güçlüler için barış masaldır.

#9 BOSS

BOSS

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 570 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Mayıs 2011 - 08:25 ÖS

Yine sorular:

1- 12. ve 13. ayetlerde, Aişe konusunda söylentiler çıktığında bu söylentileri duyanlar, "Bu, apaçık bir iftiradır. Bu, büyük bir iftiradır." demedikleri için kınanıyorlar. Ayetlerin bu kınaması, Muhammed' in yakın çevresini, hatta kendisini de içine almıyor mu? Çünkü onlar da "açık bir iftira, büyük bir iftira" olduğu kanısını taşımıyorlardı:

- Ali'yi ele alalım. Böyle bir kanıyı taşımadığı için, Muhammed'e Aişe'yi boşamayı önerdiği anlamına gelen sözler bile söylemişti.

- Muhammed'in kendisini ele alalım: Böyle bir kanıyı (iftira olduğu kanısını) taşımadığı içindir ki, Aişe'ye, eğer ileri sürüldüğü gibi bir suç işlediyse, bundan dolayı "Tevbe" etmesini önermişti.

2- Ayrıca, kimsenin elinde herhangi bir kanıt bulunmadan, "iftira" olduğu konusunda kesin bir yargıya varması nasıl beklenebilir? Kuşkusuz "kanıt" bulunmadığı için "zina" suçunun işlendiğine de yargıda bulunulamaz. Ama tersine bir kanıya varmadılar ve "iftiradır" hem de "apaçık bir iftiradır, büyük bir iftiradır" demediler diye insanlar nasıl kınanabiliyor?

3- Ayetlerden ve kimi "rivayetlerden" anlaşıldığına göre: Aişe konusunda dedikoduları yayanlar, yalnızca "münâfıklar" da değildi:

- 14. ayeti ele alalım: "Allah'ın dünya ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba ugrardınız." deniyor. Demek ki, "o kötü sözü yayanlar" için Tanrı' nın "dünyada ve âhirette lutuf ve merhameti" olmuştur. Bu durumda olanlarsa, "Tanrı katında kâfir" sayılan "münâfıklar" olamazlar. Yani bunlar, "münâfıkların" dışındaki müslümanlardır. .

- 11. ayette sözü edilen "elebaşi'nın kim olabileceği üzerinde durulurken, kimi rivayette bu kimsenin "münâfıkların başı Abdullah Ibn Übey" olduğunu ileri sürerken, kimileri de buradaki anlatımın kapsamı içine, Muhammed'in ünlü şairi Hassan Ibn Sâbit gibi önemli kişilerin de girdiğinden söz ediyor. (Bkz. Taberî, Camiu'l-Beyan, 18/69-70; F.Râzî, 23/174; Tefsiru'n-Nesefî, 3/134.)



Bunlara ne demeli?

4- Tanrı "vahiyle" açıklama yapacaktı da, bu açıklamayı daha önce, yani dedikodular oluşup yayılmadan niçin yapmadı? Neden "bir ay" bekledi de, başta "peygamber"i ve sevgili karısı olmak üzere herkesi üzdü? Gelişmeler neden böyle olmuştur?

5- Bir "zinanın" kanıtlanması için "dört tanık" istemek, gerçekçi bir yaklaşım mıdır? Bu şahitler kadınsa 8 kadın şahit olmalıdır.


Hadiste belirtildiğine göre: Aclanoğulları'nın ileri gelenlerinden Medineli Asım Ibn Adyy in ve aynı kabileden Uveymir'in "Peygamber"den bir sorulan olur:

- Bir adam, karısını bir adamla zina ederken bulsa ne yapmalı? Karısının tam karnı üzerinde bulsa? Eğer gidip dört erkek tanık bul- maya yönelirse, zina eden adam işini bitirip gidecektir!!! Dört tanık mı aramalı, yoksa..?

(Hadisi ve soruyu çeşitli biçimiyle görmek için bkz. F.Râzî, 23/164; Buhâri, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/24/1; Tecrîd, hadis no: 1716; Ebu Dâvüd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, hadis no: 1716; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, no: 2245.)
Barışı zayıflar savunur, güçlüler için barış masaldır.

#10 kaşif

kaşif

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 1.377 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 21 Mayıs 2011 - 10:15 ÖÖ

Zina için 4 şahit istemek saçmalığın âlâsıdır. Zinayı yapanlar ortalıkta bu işi görmüyor zaten. 7 kadın görse de demek ki zina kanıtlamaz.

#11 ilkeli

ilkeli

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 511 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 26 Mayıs 2013 - 09:20 ÖS

İşini/görevini layıkıyla yapanları takdir etmek gerekirse, şeytan bir kere daha takdiri hak ediyor. Ayşe'yi ve dolayısıyla Saffan'ı ayartırken, en başta Muhammed olmak üzere beraberinde bulunan tüm ümmetini uyutmuş. Ki buna Allah da dahil olmalı. Aksi halde geçmiş-an-gelecek her şeyi bilen, gören, duyan Allah'ın, görmedim, duymadım, bilmiyorum davranışıyla  üç maymunu oynayıp da bir ay sonra  devreye girmesi nasıl izah edilebilir...

#12 e-teist

e-teist

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 1.418 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 27 Mayıs 2013 - 12:16 ÖÖ

 ilkeli, on 26 Mayıs 2013 - 09:20 ÖS, said:

İşini/görevini layıkıyla yapanları takdir etmek gerekirse, şeytan bir kere daha takdiri hak ediyor. Ayşe'yi ve dolayısıyla Saffan'ı ayartırken, en başta Muhammed olmak üzere beraberinde bulunan tüm ümmetini uyutmuş. Ki buna Allah da dahil olmalı. Aksi halde geçmiş-an-gelecek her şeyi bilen, gören, duyan Allah'ın, görmedim, duymadım, bilmiyorum davranışıyla  üç maymunu oynayıp da bir ay sonra  devreye girmesi nasıl izah edilebilir...

Şöyle  izah  edilebilir  ilkeli  dostum; her  şey  önceden  kayıt  altına  alınmış,  buna ayetlerin  ne   zaman,  hangi  olaydan  ne  kadar  sonra  ineceği  dahil. Peki  bu  ne  demek? Allahında  bu  yazıya(kayda)   uyması  gerek   demek. Yani  kaderine  boyun  eğip  sırasını  beklemesi  demek. Yok  öyle  ben  istersem  muhammedi  peygamber  etmem  diyemez,  çünkü  yazılmış,  bir çıkmazki  kendini  kıskıvrak  içine sokmuş. Hadi  gelece  biliyosan ve  aynen yazılan oluyor ise,bu  kayıt  değiştirilemez ise,  öyle  kafana estikçe  müdahele edemeen. Tanrı  manrı  bilmem,  bekliycen,  ayşe  saffan  ortalığı  karıştıracak,(kaderleri  o) millet  ne  iş  diye  sorcek,  muhammed  bilem  şüpheye düşcek,  ana evine getcek  ayşe, 1  ay  sonra  tanrı  kayıtlı  yazıya  göre sıram  geldi  du  ayetleri   gönderem  diycek.

Heç  şansı  yok,  yazılan  bilinendir,  değişmez, değişir mi? Yazarken  önceden  bilmiyon mu? Niye  değiştiriyon? Değiştiremiyosan  kaderine   uyacaksın. :huh:

Ne  tuhaf  değil mi,  ayşeyi  kurtarmak  uğruna  tanrı bile kader kurbanı  oldu. :)

Sevgi  saygımla...

Bu mesaji duzenleyen e-teist: 27 Mayıs 2013 - 12:17 ÖÖ

İndim  dereye  daş  bulamadım. Daş  diye  bir   şey  olmadığından  olabilir mi?

#13 anarkom

anarkom

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 1.966 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 27 Mayıs 2013 - 01:00 ÖÖ

Muhammedin yaşamadığını kabul edersek.

Başka bir anlamı olduğu halde ilgili ayetleri açıklamak üzere  mi uydurulmuştur bu dedikodular, yoksa böyle bir durumda örnek olması için ayet yazılmış ve hikaye de uydurulmuş mudur?

Muhmmedin yaşamadığını düşünenler ne diyor?

#14 enkia

enkia

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 863 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 27 Mayıs 2013 - 10:36 ÖÖ

Küçücük çocukla evlenirsen kolyesine sahip çıkamaz, etrafta subyancı (kimi örnek alıyolarsa artık bu mubarekler) dolu olursa ortalık böle karışır .  
Bu mübareğin tek kolye hadisesi de değil. teyemmüm abdesti de gene bu kolyesini kaybettiği için ortaya çıktı. Ama hoşgörmek gerek o yıllarda yaşı kaç ki daha sabi sübyan

Bu mesaji duzenleyen enkia: 27 Mayıs 2013 - 10:37 ÖÖ

"Sen yanmzsan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?" Nazım Hikmet Ran
https://twitter.com/enkiaTR

#15 ilkeli

ilkeli

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 511 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 27 Mayıs 2013 - 05:34 ÖS

 e-teist, on 27 Mayıs 2013 - 12:16 ÖÖ, said:

Şöyle  izah  edilebilir  ilkeli  dostum; her  şey  önceden  kayıt  altına  alınmış,  buna ayetlerin  ne   zaman,  hangi  olaydan  ne  kadar  sonra  ineceği  dahil. Peki  bu  ne  demek? Allahında  bu  yazıya(kayda)   uyması  gerek   demek. Yani  kaderine  boyun  eğip  sırasını  beklemesi  demek. Yok  öyle  ben  istersem  muhammedi  peygamber  etmem  diyemez,  çünkü  yazılmış,  bir çıkmazki  kendini  kıskıvrak  içine sokmuş. Hadi  gelece  biliyosan ve  aynen yazılan oluyor ise,bu  kayıt  değiştirilemez ise,  öyle  kafana estikçe  müdahele edemeen. Tanrı  manrı  bilmem,  bekliycen,  ayşe  saffan  ortalığı  karıştıracak,(kaderleri  o) millet  ne  iş  diye  sorcek,  muhammed  bilem  şüpheye düşcek,  ana evine getcek  ayşe, 1  ay  sonra  tanrı  kayıtlı  yazıya  göre sıram  geldi  du  ayetleri   gönderem  diycek.

Heç  şansı  yok,  yazılan  bilinendir,  değişmez, değişir mi? Yazarken  önceden  bilmiyon mu? Niye  değiştiriyon? Değiştiremiyosan  kaderine   uyacaksın. :huh:

Ne  tuhaf  değil mi,  ayşeyi  kurtarmak  uğruna  tanrı bile kader kurbanı  oldu. :)

Sevgi  saygımla...

Evet dostum. Dediğiniz gibi, en ince detaylarına kadar her şey kayıt altında, gizli yakın çekim kamera kayıtları gibi...  Allah, neden bu görüntüleri veya çözümlerini anında gönderip "ey iman edenler, olay aynen böyle gerçekleşmiştir, buna göre konuşun veya susun" demez de, insanların haklı olarak muzırca ve hınzırca sözlü yayım yapmalarına meydan verir. Olayın sözde gerçeğini anlatmak üzere gönderdiği ayetler bile şüpheleri haklı çıkartan türden. Günümüz de bile tartışılmaya devam etmesi bunun ispatıdır.  
Olayın nasıl gerçekleşeceği, baş rolleri ve figuranları noktası virgülüne kadar o malum kitap "Levh-i Mahfuz" da kayıtlı olduğuna göre, Neden sevgili peygamberine önceden bildirip " böyle böyle bir olay olacak, iftiracılar, dedikoducular bu olayı kullanarak seni üzecek söylentiler yayacaklar. Biz, onların yalanlarını yalanlayan ayetlerimizi sana önceden gönderiyoruz ki (şimdilik aramızda kalsın) sen üzülmeyesin ve zorda kalmayasın. O zalimler dedikodulara başlar başlamaz, Allah bunları bana önceden bildirdi ve ayetlerini de gönderdi, de ve başla okumaya, ki o iftiracı zalimlerin sözleri de, hevesleri de kursaklarında kalsın" vb. demez de, "Kağnı devrildikten sonra yol gösteren çok olur" hesabı, her şey olup bittikten sonra ahkam keser. Böylece, İslam var olduğu sürece tartışılacak olan olaylara ve sözlere imkan verir.
Böyle bir Allah varken, şeytana ne gerek var gibi bir durum söz konusu olsa da, Allah, iyi ya da kötü toplumsal olayların sorumlusu, şeytan ise bireysel kötülüklerin sorumlusu...

Aslına bakarsak, Allah sevap keçisi, şeytan günah keçisi gibi... genelde İnsanoğlu, özelde Müslümanlar ve diğer iki tek tanrılı dinin inanırları, iyi işlerini önce kendilerine, sonra "onun izniyle yaptıkları inancıyla" Allah'a,  kötü işlerini doğrudan şeytana mal ederler. İyi de, Allah'ın bile kendisine isyan eden şeytana güç yetiremeyip, başına musallat ettiği şeytan gibi bir güç karşısında zavallıların zavallısı olan insanoğlu ne yapabilir ki? Ayşe ile Safvan'ın suçu ne?..

Hem bu kadar yüce bir güç olacaksın, hem de peygamberinden şıhına-şeyhine; ulemasından cühelasına; radikalinden postmodernine kadar her kesimin, her kesin, adına akıl almaz sözler söylemelerine ve yorumlar yapmalarına izin vereceksin. "Ebu Cehil'in elleri kurusun" diyen ve kuruttuğunu iddia eden sabırsız/tahammülsüz bedduacı Allah! nerelerdesin?

#16 asinar

asinar

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 574 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 27 Mayıs 2013 - 06:15 ÖS

Sorun çözülmüştür baylar, bayanlar, ve diğerleri...

http://www.harbiforu...k-hadisesi.html

"İşte, gerçek mânâda bir mü'min ve Müslüman olan, hattâ erkeklik özelliğinden bile mahrum bulunan Safvan bin Muattal da dininin gereği olan bu vazifeyi yapmıştır."

Safvan'nın erkeklik özelliğinden mahrum olduğu bilindiği halde, bu kadar taşkala yapanlar (Allah dahil) mı geri zekalı deseeem, yoksa bunca taşkalaya karşın, Safvan'ın erkeklikten yoksun olduğu iddiasına inananlar mı geri zekalı desem?

Ebubekir de ne babaymış ama ha! Çocuk yaştaki kızını, kızın dedesi yaşındaki en yakın dava arkadaşının koynuna sok..Bu gün kaç müslüman baba yapar böyle bir şeyi? Ahlak timsali (!) o adam savaş dönüşünde kızı hevdecinde yalnız bıraksın, ganimet olarak elde ettiği kadını çadırda halletsin. Bu sırada çevre çadırlardan diğer müminlerin ganimetleri ile halvet sesleri yayılsın etrafa. E, ne yapsın kızcağız? Gizlice uzaklaşmış konak yerinden ve muhtemelen hıçkıra hıçkıra ağlamış ve bunun öcünü nasıl alırım planları yapmıştır. Kocasının Allah'la kanka olduğunu bildiği ve kendisinden çeşitli sebeplerden dolayı vazgeçemeyeceğinden emin olduğu için de ne "yaptım" demiştir, ne de "yapmadım" demiştir. İşi en sağlam mevkiye, Allah'a havale etmiştir. Allah (= Muhammed) ayet indirerek sorunu çözdüğünü sanmıştır ama durum ortada.

Bu mesaji duzenleyen asinar: 27 Mayıs 2013 - 06:23 ÖS

LA  İLAHE  MUHAMMED !

#17 ilkeli

ilkeli

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 511 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 28 Mayıs 2013 - 08:15 ÖS

Ne demişler? İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü...  
Muhammed ve Ebubekir arkadaş odukları için ziyaret maksadıyla birbirlerinin evlerine gidip geliyorlar doğal olarak. Muhammed her gidişinde Ebubekir'in kızlarını çocuk oldukları için "özellikle de Ayşe'yi, belki de sadece Ayşe'yi" kucağına alıp seviyordu, ki bundan doğal bir şey olamaz. İnsan, değil sabi yaştaki, yaşı ne olursa olsun arkadaşının çocuğuna başka gözle bakıp sevecek değilya. Hem de peygamber namlı, ahlak timsali bir adamdan şüphe etmek olacak iş mi? Değil tabii. Ne zamana kadar? Ayşe altı yaşına gelip de Muhammed'in izdivaç teklifine mazhar olana kadar. İşte bu aşamadan itibaren benim şüphelerim de başlıyor ve soruyorum, Muhammed, Ayşe'ye ne zaman/kaç yaşındayken göz koydu acaba? Ayşe üç yaşındayken olabilir mi? Neden olmasın?

#18 Zavallı

Zavallı

    Advanced Member

  • Sadece Ateistler Grubu
  • PipPipPip
  • 19.362 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 14 Temmuz 2013 - 11:56 ÖS

herşeyi boşverelim bi kenara da.....  kafama takılan acayip bişey var bu durumda.....varsayalım muhammed yalancı sahtekar...(siteye yazılanlara bakılınca öyle olduğu ifade ediliyor)

1- Bir yaradan var ise (deizm) ve muhammed yalancı peygamber ise... cennet-cehennem  var ise..  onun durumu ne olacak?

2- muhammed yalancı peygamber ise diğer tüm peygamberler de yalancı demektir. cennet-cehennem anlamında onların durumu ne olacak?

3- tüm bu sahtekarlara iman edip sahte tanrılarına tapınmış olan "gelmiş - geçmiş ve halen yaşayan - gelecek olan" insanların durumu ne olacak?

Bu mesaji duzenleyen Zavallı: 14 Temmuz 2013 - 11:57 ÖS

Maalesef Gerçeği Görmekte Az Geç Kalmış Bir ATEİST

#19 Machiavelli

Machiavelli

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 395 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 15 Temmuz 2013 - 02:22 ÖÖ

 ilkeli, on 28 Mayıs 2013 - 08:15 ÖS, said:

Ne demişler? İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü...  
Muhammed ve Ebubekir arkadaş odukları için ziyaret maksadıyla birbirlerinin evlerine gidip geliyorlar doğal olarak. Muhammed her gidişinde Ebubekir'in kızlarını çocuk oldukları için "özellikle de Ayşe'yi, belki de sadece Ayşe'yi" kucağına alıp seviyordu, ki bundan doğal bir şey olamaz. İnsan, değil sabi yaştaki, yaşı ne olursa olsun arkadaşının çocuğuna başka gözle bakıp sevecek değilya. Hem de peygamber namlı, ahlak timsali bir adamdan şüphe etmek olacak iş mi? Değil tabii. Ne zamana kadar? Ayşe altı yaşına gelip de Muhammed'in izdivaç teklifine mazhar olana kadar. İşte bu aşamadan itibaren benim şüphelerim de başlıyor ve soruyorum, Muhammed, Ayşe'ye ne zaman/kaç yaşındayken göz koydu acaba? Ayşe üç yaşındayken olabilir mi? Neden olmasın?
nasıl yani 3 yaşında kafam karıştı.biryerde okuduğuma eminim kaynağı var, muhammed vefat ettiğinde ayşe 18 yaşındaymış.hatice vefat ettiğinde ayşeyle evlenmiş.muhammed 63 yaşında vefat ettiğine göre ayşenin yaşını bulun :)
'aşkı şeytandan öğren itaati ademden'

#20 iruni

iruni

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 301 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 15 Temmuz 2013 - 05:56 ÖS

Diyanet kuran meali

Nur Süresi
O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. İçlerinden (elebaşılık ederek) o günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.﴾11﴿

Bu iftirayı işittiğiniz zaman, iman eden erkek ve kadınlar, kendi (din kardeş)leri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu apaçık bir iftiradır" deselerdi ya!﴾12﴿
Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Madem ki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.﴾13﴿

KALIN OLARAK BELİRTTİĞİM AYETE ÖZELLİKLE DİKKAT EDİN. Madem ki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir. Tanrı şahit istemez çünkü Tanrı gizli saklı ne varsa bilmelidir dolayısyla insan şahit ister. Allah'ın yanında yalancıların ta kendileridir denildiği zaman bu ayeti kesin bir dille siz yazmış olursunuz. "Onlar benim huzurumda yalancıların ta kendileridir." derseniz bu sözü Allah söylemiş olur.

Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!﴾14﴿

Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Halbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.﴾15﴿

Bu iftirayı işittiğiniz vakit, "Böyle sözleri ağzımıza almamız bize yaraşmaz. Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım! Bu çok büyük bir iftiradır" deseydiniz ya!﴾16﴿

Bu ayetlerde bir Tanrı'nın değilde bir insanın kızgınlığı açıkça anlaşılmaktadır. Kızgınlığın sebebi bu olayın halk içinde iyice yayılmış olmasıdır ve ayetlerden anlaşıldığına göre, Muhammet "bu konu hakkında konuşanlar cehennemde yanacak"  diyerek konunun kapataılmasını sağlamak istemiştir. Muhammet, bu olayı bildiği için ayşe'yi babasının evine geri göndermiş ancak bu duruma üzülmüştür. Her ne olursa olsun, Ayşe'nin hasreti artık ağır basmış ve Muhammet tüm bunların sebebini iftiracılara yükleyerek kendisini Ayşe'nin gözünde masum hale getirmek istemiştir. Ayşe genç ve çok güzel bir kızdır, Ayşe'yi bırakmak kolay mı?

Ayşe'nin adının çıktığı zamanlar Muhammet 53 yaşındaydı ve Ayşe'de 14 yaşındaydı. Muhammet bu yaşta Ayşe'nin isteklerini ve duygularını anlayamayacağını ve ona yetemeyeceğini çok iyi bildiği için Ayşe'nin olayını hoş görüyle karşılamış ve kıskançlığı bir kenara bırakarak Ayşe'nin yanında olmasını istemiştir. 53 yaşında bir adam 14 yaşında bir kız ile evleniyor birde peygamberim diye ortalıkta dolaşıyor.

Düşünün yaratıcı ile dost olan bir insanın karı kız ile işine?
Muhammet'in karıya kıza olan düşkünlüğüne bir örnek ayet, ayete bakın bu adamın derdi zevk ve sefa mı yoksa bazı dinden nemalananların dediği gibi onca kadını bakmak için mi almış. Buyrun ayet siz karar verin.

Ahzap Süresi Ayet No 50
Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Bu mesaji duzenleyen iruni: 15 Temmuz 2013 - 06:10 ÖS





0 kişi bu konuya bakıyor

0 üye, 0 ziyaretci, 0 gizli üye