Jump to content


* * * * * 2 votes

Peygamberden Sağlık Tavsiyeleri


  • Please log in to reply
74 replies to this topic

#61 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 10:59 ÖÖ

kopyala yapıştır yapma.
kimse okumaz bunları.
üstelik batılıların çalışarak elde ettikleri bilimsel bulguların
yalan yanlış bir kısım zırvalara delil getirilmesi ayıptır. wink.gif

bal ye karnın ağrıdığı zaman öyleyse.
kapların üstünü ört ki şeytan giremesin içine.
küçük  fasık olan fareye dikkat et yangın çıkarmasın.
wink.gif

#62 caner

caner

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 39 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:04 ÖÖ

QUOTE(murteddd @ Jun 16 2008, 03:30 AM) <{POST_SNAPBACK}>
bu da ishal için;

24- Karnı (İshal Olup) Hastalanmış Kişinin Tedavisi Babı
33-....... Bize Şu'be, Katâde'den; o da Ebû'l-Mütevekkil (Alî ibn Dâvûd en-Nâcî)'den tahdîs etti ki, Ebû Saîd el-Hudrî ® şöyle demiştir: Bir adam Peygamber (S)'e geldi de:

Kardeşimin karnı ishale tutulup devamlı sürgün gitti, dedi. Peygamber:

—  "Sen ona bal şerbeti içir!" buyurdu.

Adam gidip ona bal şerbeti içirdi. Sonra gelip tekrar:

Ben kardeşime bal şerbeti içirdim, fakat bu, kardeşimin isha­lini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi.

Bunun üzerine Peygamber:

—  "Allah doğru söyledi, kardeşinin karnı ise yalan söyledi" bu­yurdu.


Bu hadîsi Şu'be'den rivayet etmekte Muhammed ibn Ca'fer'e en-Nadr ibnu Şumeyl mutâbaat etmiştir


evet ishal olunca bal şerbeti içmemiz gerektiğini bu hadisden anlayabiliyoruz.
ancak burda atlanmaması gereken nokta
karnımızın dürüst olup olmadığından emin olmamız.
yoksa ishalimiz nakledilen olaydaki gibi artabilir.
karnımızı iyi yetiştirmeli, ona yalan söylemenin kötü birşey olduğunu öğretmeliyiz.
yoksa nakledilen olaydaki gibi allah resulune mahçup oluruz. wink.gif

bal ishale faydalıdır
dileyn bal  ishal yazıp nette arar
yazı uzun
sızıntıdan
Bin beşyüz Senelik Harika İlaç
A. BAYRAM


İlim adına aceleden verilmiş nice kararlar vardır ki, çok defa aceleci şahısları utandırdığı gibi, insanlık için de sayılmayacak kadar zararlara sebebiyet vermiştir. Kim bilir, yazıya mevzu olan husus gibi ne kadar şeyi (eski) deyip bir kenara atmışızdır...


Keşke, ilim adına biraz daha insaflı olabilseydik.

Son elli senedir çocuk servislerinde ishalli hastalara serum takılıyor, hasta damar yoluyla tedavi ediliyordu. Halbuki bunun getirdiği bir kısım problemler de eksik değildi. Pıhtı oluşması ve bunun herhangi bir damarı tıkaması, vücuda yaygın mikrop yayılma durumu (fsepsis) meydana getirmesi gibi şeyler sıralanabilir. Hele malnutrisyonlu (beslenme bozukluğu sebebiyle oldukça zayıf, mikroba karsı mukavemeti az) hastalarda bu, vücud dengesini bozup ölüme bile sebebiyet verecek mahiyettedir. Son zamanlarda ise "oral rehidratasyon mâyii" denen şekerli-tuzlu solüsyonlar ile fevkalâde basarı elde edilmeye başlandı. Bu yeni usul ağızdan tedavi usûlüydü. Bu yolla hem vücuttaki kayıp sıvı telafi ediliyor; hem de kandaki sodyum ve potasyum dengesi kuruluyor. Şok durumu hariç, her sıvı kaybı olan ishalde oral rehidratasyon mâyii kullanılmalıdır. Türkiye şartlarında bu mâyî, bir litre suya iki çorba kasığı şeker, bir çay kaşığı karbonat, dörtte bir çay kaşığı tuz karıştırılarak meydana getirilir. Bu dörtte bir çay kasığı tuz (30 miliekivalan sodyum) Türkiye ve Arap ülkeleri gibi sıcak ülkeler için kullanılması gereken miktardır. ' 'Dünya Sağlık Teşkilatı" nın tavsiye ettiği 90 miliekivalan sodyum, Türkiye ve Arap ülkelerinde kanda sodyum fazlalığına, bunun neticesinde de beyin kanamalarına sebep olur. Bağırsakta, glikoz ve bazı aminoasitler, sodyumla birlikte emilirken su emilmesi meydana gelir. Böylece oral rehidratasyon mâyii bu vesileyle kanda su ve tuz dengesini korur.

Kussa bile bebeklere dahi bu mâyii vermek lâzımdır. Bu mâyî ile umumiyetle altı saat içinde düzelme olur ve damarla tedaviden de hiç geri kalmaz.

Uzun süreden beri hatta şimdi bile hekimler yanlış düşüncede yani ishal sırasında bağırsakların dinlenmesi fikrinde ısrar etmektedirler. Böyle bir düşünce doğru değildir.

Gerek açlık, gerekse ishal durumları bağırsak emilme fonksiyonlarını bozmaktadır. Bu, ishalin uzamasına, beslenme durumunun daha da bozulmasına yol açar. Böyle bir fâsit daire ise ancak kâfi beslenme ile kırılır, ishal sırasında ağızdan beslenmenin ishalin süresini ve şiddetini artırıcı tesiri yoktur. Aksine iyileşmeyi hızlandırmaktadır. Ağızdan beslenme kesilir veya azaltılırsa sindirim ve emilimle alâkalı fonksiyonlar daha da bozulmaktadır. Bu da ishalin ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine sebep olur..

İshalli bir çocuğun aç bırakılması, yalnız bağırsaklar üzerinde değil, bütün vücutta menfi tesir yapar. İdrarla sodyum kaybı olur. Bilvesile bebeğin düşük kaloriyle beslenmesi vücudun mikroplara karsı mukavemetini azaltır. Bir kere daha ifade edeyim ki —sok durumu hariç— ishalli hastalar mutlaka ağızdan beslenmeli, hele hele malnutrisyoniuiar ağızdan beslenmeye mecbur tutulmalıdırlar. Ve katiyyen damardan tedavi yoluna gidilmemelidir. İshalde oral rehidratasyon mâyîi kullanılıyor. Bunun içindeki glikozun enerjisi su ve tuzun emilmesini sağlıyor.

Şu an için oral rehidratasyon mâyîi iyice yaygınlaştı. Lâkin burada 1400 sene evvel "en doğru sözlü"nün tavsiye ettiği bal şerbetinin oral rehidratasyon mâyîinden üstün olduğunu söyleyeceğiz. Dörtte bir çay kasığı (30 miliekivalan sodyum) tuz ile bir litre bal şerbeti karıştırılırsa en güzel netice elde edilir.

Bal şerbetinin ölçüsü şevke göredir. Lâkin vasatî olarak bir litre suya 400 gram bal konduğunda normal bal şerbeti elde ediliyor. Bir litre bal şerbetinde 20 mg. sodyum, 204 mg. potasyum, 24 mg. fosfor, 1200 mg. protein, 313,6 gram karbonhidrat, 60 mg. kalsiyum, 3,2 mg. demir, 0,04 mg. thiumin, 0,28 mg. riboflavin, 0,8 mg. niasin ve 16 mg. vit. C mevcuttur.

Bal fruktoz, glikoz ve suyun bileşiğidir. Yenebilen balın ortalama % 17,2'si su, %41'i glikoz ve % 41'i fruktozdur. Bal, hazmı gerektirmediği için kolayca kana geçer. Bal şerbetinde oral rehidratasyon mâyiinden fazla olarak aminoasit vardır. Baldaki şeker, emilimi en kolay olandır. Glikoz, aminoasit, sodyum üçlüsü ve beraberinde de su çok güzel emilir. Böylece su kaybı olan ishalli hasta çabuk iyileşir.

Ülkemizde malnutrisyonlu hasta oldukça fazladır. Bunların ağızdan beslenmesi şarttır. Bu tip ishalli vakalara aynı zamanda biz aminoasit ve vitamini bal şerbetinde vererek onların beslenmesine çok güzel hizmet etmiş oluruz.

Oral rehidratasyon mâyî uzun müddet verilirse kanda fosfat düşüklüğüne sebep olunabilir. Ülkemizde yaygın olan raşitizm dolayısıyla alt normalde olan fosfor seviyesi uzun süre oral rehidratasyon mâyiinin kullanılmasıyla daha da düşecek ve buna bağlı olarak hücre fonksiyonlarında büyük bozukluklar oluşabilecektir. Balda fosfor bulunduğundan bu problem meydana gelmeyecektir.

İshal sırasında iştahsızlık gibi sebeplerle kalori alınmasında % 30 kadar azalma olmaktadır. Hele hele ishalin en çok müsebbibi olan rotavirüs ishalinde su % 42 kadardır. Ancak bu azalma alınan kalori miktarını artırarak karşılanabilmektedir.

İshal sırasında çeşitli besin elemanlarının emilmeleri bozulmaktadır. Besin elemanları arasında en az karbonhidratların emilmeleri aksamaktadır. Ancak bütün besin elemanları ağızdan alınmakla vücut için gerekli miktarlar sağlanabilmektedir. Besindeki karbonhidratların ve proteinlerin emilmeleri sırasında bağırsaklardan sodyum ve su emilmesi de arttığından ishalde su ve elektrolit dengesindeki bozukluklar da daha kolay düzelmektedir. Diğer bir ifadeyle ishalde önemli bir kalori açığı vardır. 1 litre bal şerbetinde 1260 kalori olduğu ve içindeki sekerin de monosakkarid olduğu düşünülürse, bal şerbetinin oral rehidratasyon mâyîinden üstün olduğu ortaya çıkar, ishallilerde enerji açığı en iyi bal şerbetiyle karşılanır.

C vitamininin vücudu enfeksiyonlar (mikrobik hastalık) dan ve bakteri toksinleri (mikrop zehirler) den koruduğuna dair çeşitli yayınlar vardır. Enfeksiyonlar vücut doku ve sıvılarındaki C vitamini miktarını azaltmaktadır. Normal C vitamini ihtiyacının karşılanması ile dokulardaki miktarların yeterli seviyede tutulabildiği rapor edilmiştir. Bununla beraber şiddetli enfeksiyon ve bakteri zehirlenmelerinde alınan C vitamini miktarının artırılması gerektiği görüşünde olanlar vardır. Piyasadaki ilaçlarda C vitamini 20 mg. -25 mg. kadardır. 7 litre bal şerbetinde 16 mg, C vitamini olduğunu bir kere daha hatırlatalım.

Bakteri çeperinin bozulması veya bu çeperin yapılışının önlenmesi, bakterinin erimesine yol açabilir. Bal şerbetindeki seker ortamında bakteri hücre çeperinin yapılısı önlenebilmektedir. Halbuki oral rehidratasyon mayiinin böyle bir hususiyeti yoktur.

İshalli hastada glikozla kolaylaştırılmış (= glikoza bağlı) sodyum nakli olabiliyor. Baldaki glikoz, ve çeyrek çay kaşığı tuzun emilmesi çok kolay oluyor. Tuzla beraber su emilmesi de artacağı için ishalde sıvı kaybının düzelmesi kolaylaşmaktadır.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin tatbik ettiği oral rehidratasyon mâyiinde 1 litrede 4 miliekivalan kalsiyum vardır. 7 litre bal şerbetinde de aynı miktar vardır.

Virüslere bağlı ishallerde yağ emilmesi çok bozulur. Balda yağ olmaması ishalde kullanılması için fevkalâde uygundur.

Şimdi bu tahkikin sonunda lütfen şu vakaya dikkat buyurun:

Hz. Peygamber (s)'e bir şahıs gelerek "Kardeşim ishal oldu, ne yapayım?" diye sordu. Peygamberimiz:

"Bal şerbeti içir!'' buyurdu. Adam gitti, kardeşine bal şerbeti içirdi ve geri gelerek: "Ey Allah'ın resulü, ona bal şerbeti içirdim ama, bu onun ishalini artırmaktan başka bir işe yaramadı." dedi. Peygamberimiz yine:

"Git ve ona bal şerbeti içir!" buyurdu. Adam tek'rar gitti. Resûlullahın dediğini yaptı ve geri gelerek' "Ey Allah'ın resulü bal şerbeti yine ishali artırdı." dedi. Bu defa peygamberimiz:

"Allah kelâmında yalan yoktur. (Nahl süresi ayet 69'da telmih vardır)*. Kusur kardeşinin karnında. Git ve ona bal şerbeti içir." buyurdu. Adam bu defa da bal şerbeti içirinçe kardeşi iyi oldu. (Müslim, Buhari).


_____________


#63 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:05 ÖÖ

90-.......Âmir ibn Sa'd şöyle demiştir: Ben babam Sa'd ibn Ebî Vakkaas®'tan işittim şöyle diyordu: Ben Rasûlullah(S)'tan işittim: "Sabahleyin yedi tane acve hurması yiyen kimseye, bu gün içinde ze­hir ve sihir zarar vermez" buyuruyordu

ye hurmayı sonra bi şise zehir için, bişey olmazsa tamam imana geleceğim.

— Kardeşimin karnı ishale tutulup devamlı sürgün gitti, dedi. Peygamber:

— "Sen ona bal şerbeti içir!" buyurdu.


bhunu da yap.

Peygamber (S) her zehirli hayvanın zehirinden rukye tedâvîsi yapmak hususunda ruhsat verdi, demiştir

zehri öldürücü bi yılan soktuktan sonra adamı dünyanın bütün hacıları okusa da fayda etmez.
denemesi bedava.

35- Bâb: 'Birinizin Kabından Köpek Içtiği Zaman O Kabı Yedi Kerre Yıkasın".
37-.......Ebû Hureyre ® şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: "Birinizin kabından köpek (ağzını sokup bir şey) içtiği za­man o kabı yedi kerre yıkasın"

neden 6 yada sekiz değil de yedi?buna bir cevabın var mı?

ortada cevap diye dolaşanlar can çekişen islamı biraz daha ayakta tutmaya yönelik çarpıtmalardır.

#64 caner

caner

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 39 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:06 ÖÖ

QUOTE(murteddd @ Jun 16 2008, 03:30 AM) <{POST_SNAPBACK}>
bu da ishal için;

24- Karnı (İshal Olup) Hastalanmış Kişinin Tedavisi Babı
33-....... Bize Şu'be, Katâde'den; o da Ebû'l-Mütevekkil (Alî ibn Dâvûd en-Nâcî)'den tahdîs etti ki, Ebû Saîd el-Hudrî ® şöyle demiştir: Bir adam Peygamber (S)'e geldi de:

Kardeşimin karnı ishale tutulup devamlı sürgün gitti, dedi. Peygamber:

—  "Sen ona bal şerbeti içir!" buyurdu.

Adam gidip ona bal şerbeti içirdi. Sonra gelip tekrar:

Ben kardeşime bal şerbeti içirdim, fakat bu, kardeşimin isha­lini artırmaktan başka birşey yapmadı, dedi.

Bunun üzerine Peygamber:

—  "Allah doğru söyledi, kardeşinin karnı ise yalan söyledi" bu­yurdu.


Bu hadîsi Şu'be'den rivayet etmekte Muhammed ibn Ca'fer'e en-Nadr ibnu Şumeyl mutâbaat etmiştir


evet ishal olunca bal şerbeti içmemiz gerektiğini bu hadisden anlayabiliyoruz.
ancak burda atlanmaması gereken nokta
karnımızın dürüst olup olmadığından emin olmamız.
yoksa ishalimiz nakledilen olaydaki gibi artabilir.
karnımızı iyi yetiştirmeli, ona yalan söylemenin kötü birşey olduğunu öğretmeliyiz.
yoksa nakledilen olaydaki gibi allah resulune mahçup oluruz. wink.gif

haklısın karın yalan söyler
Bebek kokusu.comdan 1 doktorun yazısından
Hiçbir hastalık bulgusu olmayan çocuklarda da akut veya kronik karın ağrısı olabilmektedir. Örneğin; çocuğun o gün hoşlanmadığı bir matematik dersi varsa, jimnastik dersi varsa, evde annesi babası birşeye kızmışşa karın ağrısı olabilir. Bunlara psikolojik ve okul karın ağrıları denilmektedir. Bu gibi durumlar çok sık görülmektedir



#65 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:07 ÖÖ

bilimsel makale getir.
zafer dergisi ile falan olacak şey değil bu.
islami kaynaklarla hiç olacak şey değil.


sevgiler...


#66 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:09 ÖÖ

QUOTE(caner @ Oct 10 2008, 12:06 PM) <{POST_SNAPBACK}>
haklısın karın yalan söyler
Bebek kokusu.comdan 1 doktorun yazısından
Hiçbir hastalık bulgusu olmayan çocuklarda da akut veya kronik karın ağrısı olabilmektedir. Örneğin; çocuğun o gün hoşlanmadığı bir matematik dersi varsa, jimnastik dersi varsa, evde annesi babası birşeye kızmışşa karın ağrısı olabilir. Bunlara psikolojik ve okul karın ağrıları denilmektedir. Bu gibi durumlar çok sık görülmektedir

oradaki karnı yalan söylemek ifadesi şerbetin faydalı olmaması üzerine söylenmiş.
olayı bu şekilde tevil etmek yanlış ve alakasız.

#67 caner

caner

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 39 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 10 Ekim 2008 - 11:12 ÖÖ

QUOTE(murteddd @ Jun 15 2008, 10:06 PM) <{POST_SNAPBACK}>
çorbamıza sinek düştüğünde  ne yapmalıyız?

58- Bâb: Kabın İçine Sinek Düştüğü Zaman (Hükmü Nasıl Olur?)

92-.......Ubeydullah ibnu Huneyn'den; o da Ebû Hureyre®'den tahdîs etti ki, Rasûlullah (S) şöyle buyurmuştur: "Sizden birini­zin (su veya yemek) kabına sinek düştüğü zaman, o kişi onun her tarafını batırsın, sonra çıkarıp atsın. Çünkü onun kanatlarının birinde şifâ vardır, öbürüsünde de hastalık vardır"

çorbamızın yada sulu yemeğimizin içine sinek düştüğünde
tabağı çöpe boşaltmamıza hiç gerek yokmuş.
sineği elimize alıp yemeğe dalmayan kanadınını da yemeğe sokuverdik mi
artık çorbamızı gönül rahatlığıyla içebiliriz.
üstelik sünnete uyduğumuz için sevap da kazanırız.
islam dininin kolaylık dini olması gerçekten çok güzel.
yalnız gene sorulabilir:
çorbaya sinek yerine hamam böceği düştüğünde
sineğe yaptığımızın aynını yaparak yemeğe devam edebilir miyiz?
bunu da bir ara araştırmayı düşünüyorum. wink.gif

Yaptığım alıntıyı doğrulayan başka bir alıntı
Vikipedi sinek maddesi beslenme başlığı
Karasineğin beslenmesi ile ilgili birçok kitap yazılmıştır. Karasinek uçuş esnasında epey enerji sarfettiğinden, vücut sıvısının şeker oranında büyük miktarda düşüş meydana gelir. Uyarıcı sistemler bu hayati öneme haiz durumu beyne iletirler. Havada tur atarken, koku alıcılarıyla besinlerin yerini tayin etmeye çalışır. Besin kokusu arttığında da “iniş programını” harekete geçirir. İndiği yerde, ayaklarındaki tat alma organı besinin tatlı, tuzlu veya ekşi olup olmadığını algılar ve beyne iletir. Bunlar karasineğin tercih ettiği besin cetveline uygun tatta ise, beyinden, hortumun çıkması ve emilme işleminin yapılması emri gelir. Çevresi kalın duvarlarla çevrili olan hortumla, sıvı besinler emilmeye başlanır. Besin ne kadar şekerli ise o kadar çok emilir. “Yiyecek maddelerine dadanan inatçı sinek” ününe sahip karasineğin ağzının içinde iki tüpçük bulunur. Bu tüpçüklerden biriyle sıvı yiyecekleri emer, diğeriyle de içinde enzimler bulunan tükürük salgılar. Yağları, karbonhidratları ve proteinleri kolaylıkla hazmeden karasinek, çok sevdiği sert yiyecekleri sıvı hale dönüştürmede bol miktarda tükürük salgılamak durumundadır. İşte bu sebeple de yiyeceklerin üzerine dışkısıyla beraber bol miktarda tükürük bırakır.****** Daha sonra bir başka karasinek, aynı dışkının üstüne konduğunda, önceki karasineğin tükürüğünü de emer ve böylece bakteriler ikinci karasineğe de bulaşır. Bunun aracılığıyla da daha geniş alanlara yayılır. Ağzının çevresinde ve ayaklarında 20 milyonu aşkın bakteri taşıyabilen karasinek, sadece bir günde 25-50 defa dışkı bırakır. Bundan dolayı salgın hastalıkların bulaşmasında rol oynadığı kanaati hasıl oluşmuşsa da, son çalışmalar, sineğin aynı zamanda bakterileri parçalayıcı enzimler taşıdığı ve dolayısıyla çevreyi mikroplardan temizlediği görüşü gittikçe kuvvet kazanmaktadır. Eğer böyle olmasa idi dünyanın her yeri hastalıktan geçilemezdi. Bir başka görüşe göre de karasinekler, çevredeki artıkları tüketerek, bakterilerin gelişip, yayılmasını önlerler. Bu şekilde çevre temizliğinde büyük rol oynarlar.*****



#68 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Şubat 2009 - 01:07 ÖS

biraz daha mide bulandıralım.
laugh.gif

#69 sadeceta

sadeceta

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 4.368 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 20 Şubat 2009 - 11:08 ÖS

vaay mürdet araştır araştır güzel sevindim adına doğrusu..
yalnııız kıyaslarınızı diğer hadisleri içinde kullanın onun daha başka şeyler halinde yaptıklarına şahit olanlar ve inkar edenler içinde araştırma yapın.
İbret Al Yere Düşen Yaprağa ; O da Senın Gibi Tepeden Bakardı Toprağa...

#70 GIOvanni

GIOvanni

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 45 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 21 Şubat 2009 - 01:12 ÖÖ

Bende konu başlıgını görünce bir an mürted in mümin oldugunu düşünmüşdüm , yanılmışım...
Araştırmaya devam et mürtedd umarım birgün şu düşüncelerin ters teper de imana gelirsin:)

#71 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 21 Şubat 2009 - 01:24 ÖÖ

QUOTE(GIOvanni @ Feb 21 2009, 01:12) <{POST_SNAPBACK}>
Bende konu başlıgını görünce bir an mürted in mümin oldugunu düşünmüşdüm , yanılmışım...
Araştırmaya devam et mürtedd umarım birgün şu düşüncelerin ters teper de imana gelirsin:)

yok yahu!
kafamı monitöre acımasam monitöre vurasım geliyor.
bunca akıldışı şeye nasıl inanmışız diye.
gerçi insanın müslümanken bunlardan pek haberi olmuyor.
hep olumlu taraflarını anlatan hadisler dolaşıyor ortalarda.
bunlar yokmuş gibi davranıyorlar. smile.gif

#72 GIOvanni

GIOvanni

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 45 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 21 Şubat 2009 - 01:37 ÖÖ

:)yazık monitöre o masumdur:P

Şu karın agrısı için sidik içmelerini bende yadırgadım.

Ama sinek mevzusunu daha önceden duymuştum iki kanadını da düştüğü yere batırmak gerekiyormuş.Hatta bunu yapmaya bile gerek yok su bardağının içine düştüğünü farzedelim direk sallarım çöpe ne içecem...Afedersin b.ka konacak sinegin biri sonra benim suyumun içine düşecek bende afiyetle içecem :)anca mecbur kalırsan geçerli olur tabi ki de...

Bu mesaji duzenleyen GIOvanni: 21 Şubat 2009 - 01:37 ÖÖ


#73 murteddd

murteddd

    Advanced Member

  • Üyeliğini Sildirmiş Kullanıcı
  • PipPipPip
  • 12.134 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 23 Şubat 2009 - 12:18 ÖÖ

QUOTE(GIOvanni @ Feb 21 2009, 01:37) <{POST_SNAPBACK}>
Ama sinek mevzusunu daha önceden duymuştum iki kanadını da düştüğü yere batırmak gerekiyormuş.Hatta bunu yapmaya bile gerek yok su bardağının içine düştüğünü farzedelim direk sallarım çöpe ne içecem...Afedersin b.ka konacak sinegin biri sonra benim suyumun içine düşecek bende afiyetle içecem :)anca mecbur kalırsan geçerli olur tabi ki de...

sinek olayında pek mecburiyet gözükmüyor.
fakirlikten sineğin düştüğü yemeği sineği çıkarıp yiyebilirsin
kimsyei bu yüzden yadırgayamayız.
ama peygamber öyle yapmıyor.
alıp sineği tekrar yemeğe batırıyor.
bu arada sineğin hangi tarafının yemeğe daldığını tespit etmek de zor olsa gerek. smile.gif



#74 methos

methos

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 416 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 23 Şubat 2009 - 01:12 ÖÖ

dr.muhammed is basında...soytarılıkta sınır tanımıyor...
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?

#75 crossfox

crossfox

    Advanced Member

  • Normal Üye
  • PipPipPip
  • 1.847 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 23 Şubat 2009 - 01:16 ÖÖ

islam; akıl, mantık ve bilim dini. hamdolsun rabbime ki bizi nurundan faydalandırdı...
Biz Tanrı’ yı oynamazsak, kim oynayacak?




0 kişi bu konuya bakıyor

0 üye, 0 ziyaretci, 0 gizli üye