Jump to content

Tüm Aktiviteler

Bu akış otomatik güncelleniyor     

  1. Bugün
  2. John_Ahmet

    Devri daim makineleri çağına doğru

    Termodinamik fetva kafanı karıştırıyor. Sürtünmesiz bir ortama gerek yok. Bu sistemi en dandik rulmanla yap, çalıştığını göreceksin. Özdevinim konusunda formal bir eğitiminiz yok. Kabaca size çalışmayacağı salık veriliyor fakat bu yanlış bir bilgidir. Sınır bilim bunu çoktan kanıtladı. Sen kütlçekiminin kullanılabilir bir enerji kaynağını olduğunu hiç özümseyerek anlamaya çalışmadın. Kütleçekiminin oluşabilmesi için sürekli enerji harcanır. Hani nerede o halde bu enerji nereye kayboluyor. Hani enerji yok edilemezdi. Zaten kaybolmuyor. Çeşitli mekanik sistemlerdeki kütleçekiminin oluşturduğu merkezkaç kuvvetlerinin kütleçekiminden daha büyük olabileceği yöntemlerle ve yoğunluk farkının kütleçekimi ile olan ilişkisinin derinlerine daldığında bu kütleçekimi enerjisini nasıl hasat edebileceğini kavramaya başlayacaksın. Bu öyle iki cümle ile egale edilebilecek bir konu değil, senin taraflı ve güdük bakışın gerçeği görmeni engelliyor. Termodinamiğe aykırı bir durum yok fakat anlamıyorsun.
  3. Özet geçtiğin iyi olmuş, zira salak din heyecanına bürünen yüzlerden gına geldi. Geçen de atmıştım, yine atayım: İnsanlar böyleler, ne yazık ki onlara hak vermek saçmalık, onlardan bir şey beklemek de evdeki köpeğin konuşmasını beklemek gibi olmaya başladı. Önüne 1 yudum su olan bardak getirseler, 1 yudum suyumu içtim oh, diyecek vardır. Geri kalanı nerde amk demek de var. Yukarıdaki sözde şahsı var sayıp, lider kabul etmeleri de bunun bir sebebi. Özetle, neyin nasıl olduğunu onlara anlatmanın bazen hiçbir faydası olmuyor, çünkü tek istedikleri açlıktan ölen çocuklara yardım edemeyen allah, oğlan çocuklarına tecavüz, kız çocuklarına sünnet, ötesi değil.
  4. ApollonTheGod

    Devri daim makineleri çağına doğru

    Tamam, sürtünmesiz ortamı kur, Hatta şöyle yap sen, sürtünmesiz bir uzayda arabaya bin dümdüz uç, arabanın tepesine de küçük bir pervane yerleştir, onu da dinamoya bağla Aa doğru sürtünme yoktu..
  5. ApollonTheGod

    İlginç Fizik Soruları

    Kurşunu 1 atm basınçta buhar edebilene helal olsun, şimdilik öyle bir şey ne duydum ne de gördüm.
  6. Yesterday
  7. John_Ahmet

    Devri daim makineleri çağına doğru

    Konu özelinde paylaştığım detayları irdeleyecek yüreğin yok böyle tepeden inme laflarla beni küçük düşüreceğini mi sanıyorsun? Evet Tüm dünya insanları ve özellikle mühendislerin %99.99'u aşırı aptalsınız.
  8. iste böyleee, Neymis bunlar baksliom. BEN TÜRK DEĞİLİM, BAŞBAKANIMIZDA TÜRK DEĞİL ... www.turkishnews.com › 2013/03/02 Diese Seite übersetzen 02.03.2013 - HAKAN ŞÜKÜR: ”BEN TÜRK DEĞİLİM, BAŞBAKANIMIZDA TÜRK DEĞİL !” TÜRK DEĞİLİM DEMEKLE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ' NE, TÜRK ... Hakan Şükür: Ben Türk değil Arnavut'um. Burdur. - YouTube www.youtube.com › watch Diese Seite übersetzen 27.02.2013 - 22.02.2013 Hakan Şükür: Ben Türk değil Arnavut'um. Hakan Şükür: "Ben bir Arnavut'um. Aslında bu açıdan bakarsanız Türk değilim. Es fehlt: başbakanımızda ‎| Muss Folgendes enthalten: başbakanımı
  9. Atomu gezegeni , quarkları bırak şimdi böyle allah mallah ispatlanmaz. 50 yıldır anadili gibi arapça konuşan şeyhlerinizin kuranı kurtarmaya çalışırken rezil oluşunu izle.
  10. Videoyu izleyememiş olanlar için yazıya dökmek istedim ateist; evrendeki düzen mutlak değildir.Çünkü; atom altı parçacıklara indiğimizde madde kaotik hareket ediyor. teist: Madde kuantum seviyede kaotikken makro seviyede bir düzen oluşturabiliyorsa asıl ilginç olan düşünülmesi gereken nokta budur zaten . ateist; O halde evren mutlak düzenli diyemeyiz demektir bu. teist; Bu düzeni maddenin kendisine veremeyiz anlamına gelir bu durum .Madde daha kendi içinde düzenli davranamıyor makro düzeyde nasıl düzenli davransın ? konuşma bu şekilde değerli yorumlarınız nedir ?
  11. mirasyedi

    Bir İnsanın Adı Hem Mustafa Hem Kemal Olamaz

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Theseus'un_gemisi Eski yunanda yaşasaydın adın tarihe geçerdi.İnternet çağında adın silinip gidecek. Ateistforum arşivleri silinmediği sürece adın kalacak.
  12. mirasyedi

    İlginç Fizik Soruları

    Kurşun ile su başlangıçta 20 Co derecede ikiside tamamen buhar olana kadar kadar ortam basıncı sabit 1 Atm.
  13. outsider

    Bir İnsanın Adı Hem Mustafa Hem Kemal Olamaz

    Hahaha artık böyle başlıklar açacağımı zannetmiyorum!
  14. ApollonTheGod

    Devri daim makineleri çağına doğru

    Mühendisler boku bokuna çalışıp sistemin ısı çıkışını falan hesaplıyorlar, hepsi aptalın önde gideni zaten. Sahi sistemden bir ısı kaybı vardı değil mi? O iş yattı heralde. Eskişehir'desin çık gez diyecem de, bu kafayla bunlara sarar hayallere dalarsın sen. Zengin olunca bul beni.
  15. ApollonTheGod

    İlginç Fizik Soruları

    Peki bir sıvının buhar basıncının çevre basıncına eşit olması nedir? En basitinden başlayalım, buhar nedir, Buhar, gazın kritik sıcaklığından alçak bir sıcaklıkta sıvı veya katı da olabilmesidir. Örnek odandaki bardağın içindeki sıvı su ve ortamdaki gaz formundaki su. Su kaynama noktası olan 1 atmosfer basınç altında kabul ettiğimiz 100 santigrat derecenin çokça altında, hatta soğuk su, şu terleten günlerde içilecek tarzdan. Havadaki gaz formundaki su da ona yakın değerde bir sıcaklıkta, işte bu nasıl oluyor da, kaynama noktasının altında olan bir sıvı, o ortamda gaz halinde de bulunabiliyor İşte bunun sebebi maddenin uçucu olması Niye bu ikisi? Maddenin buhar olarak bulunma olasılığı ne kadar yüksekse, o ortamda yarattığı buhar basıncı da yüksek olacaktır, ta ki denge fazına ulaşana kadar. Yani sıvı-gaz dengesinin oluşturduğu buhar basıncı çevre basıncına eşit olduğunda sıvı kaynamaya başlayacak ve hızla gaz formuna dönüşecek. Senin sorun ise bir o kadar eksik. 1 kilogram su nerede kaç derece, kurşun hangi formda nerede, kaç derece. Tamamen boşluk. Kurşunun ve suyun hal değiştirme ısısını bulmak pek zor değil, al sana ikisi Konuya biraz hakim olup soru sorsan bu mevzu çıkmazdı, direk olarak işlemler yapılır önüne konulurdu.
  16. mirasyedi

    İlginç Fizik Soruları

    1 kg kurşunu kaynatmak için mi daha çok enerji gereklidir yoksa 1 kg suyu kaynatmak için mi daha çok enerji gereklidir?
  17. John_Ahmet

    Devri daim makineleri çağına doğru

    @tolonbey Bu yazdıkların yalnızca 19. ve 20. yüzyıllara ait bilim osuruklarıdır. Gerçekte çalışmadığı iddia edilen Bhaskara wheel bile yeteri kadar büyük ve simetrik hazırlanırsa çalışıyor. İlginçtir Bhaskara wheel'in yalnızca ağırlık kuvvetlerini baz alarak yapacağınız bir hesaptan sonra dengede olduğu sonucuna varırsınız. Bu esasında doğrudur. Ancak küçük bir hareketle iterseniz. Düşen ağırlıkların düşme ekseninde oluşturduğu merkezkaç kuvvetlerinin dikey bileşeni dolayısıyla bu hareketini sürdürür. Durdurursanız yine durur. Bunu anlamak çok zor olmamalı! Hani içinizden fizik bilen birileri göstersene hangi kuvvetle dönüyor diye sorarsa diye anlattım ancak aranızda o vasıfta biri de yok anlaşılan.
  18. iste böyleee, 15 Kasım 2014 Cumartesi ANTİK MISIRDA KABLOSUZ ELEKTRİK KULLANILIYORDU. Medeniyetlerin ilkelden gelişmişe doğru ilerlediği iddiası evrimcilerin tarihe uyguladıkları bir safsatadır. Tarihi kaynaklar ve bulgular evrimci safsatalar ve önyargılar terk edilerek incelendiğinde karşımıza ileri teknolojiler kullanılan medeniyetler çıkmaktadır. Antik Mısır, Maya’lar ve Sümerler den geriye kalan izler geçmiş çağlarda elektrik, elektrokimya, elektro manyetik, metalürji, hidro jeoloji, tıp, kimya, fizik gibi bilim dallarının geniş ölçüde kullanıldığına işaret eder. Eski Mısır’da elektrik verimli şekilde üretilebiliyor ve geniş çapta kullanılabiliyordu. Bağdat pili, ilk ark lambaları o dönemde kullanılmıştır. Peki, eski Mısır’da elektrik üretimi bununla sınırlı mıydı? Mısır tarihi dikkatle incelendiğinde aydınlatmada ki mükemmellik hemen göze çarpar. Piramitler Kral mezarlarının koridorlarında hiçbir iz kalıntısına rastlanmamıştır, çünkü bu bölgeler elektrik kullanılarak aydınlatılmıştır. Rölyeflerde görüldüğü gibi Mısır’lılar kablosuz bir elektrik kaynağıyla yanan ve elde taşınan lambalar kullanmışlardır. İskenderiye fenerinde kullanılan ark lambası da antik Mısır’da elektriğin kullanıldığının bir başka delilidir. 24 saat aydınlık olan İskenderiye fenerinin ihtiyacı olan enerji ancak düzenli elektrik kaynağıyla sağlanabilirdi. Mısır piramitleri alternatif elektrik üreten dev enerji santralleri idi. Büyük piramidin dışı bir jiletin bile arasından geçemeyeceği kadar sıkı şekilde beyaz kireç taşıyla kaplanmıştır. 1 - Beyaz kireç taşı magnezyum içermez ve yüksek derecede yalıtkan özelliğe sahiptir. Bu yalıt kanlık özelliği nedeniyle piramidin içinde ki elektrik kontrolsüz şekilde dışarı yayılmaz. 2 – Piramidin içinde kullanılan taş bloklar elektriği maksimum seviyede iletme özelliğine sahip kristal ve az miktarda metal içeren bir başka tür kireç taşından yapılmıştır. Piramidin içinde ki tüneller ise granitle kaplanmıştır. İletken bir taş olan granit eser miktarda radyo aktif bir maddedir ve tünellerin içinde ki havanın iyonize olmasını sağlar. Yalıtkan bir elektrik kablosunu incelediğimizde iletken ve yalıtkan maddelerin piramitlerde olduğu gibi aynı sıra ile kullanıldığını görürüz. 3 – Piramidin iletken ve yalıtkan yapısı mükemmel bir mühendislik örneğidir. Ancak elektriğin üretimi için bir enerji kaynağına ihtiyaç vardır. Piramitlerin üzerinde bulunduğu Giza vadisi yeraltı su kanallarıyla kaplıdır. Piramitler arası suyla dolu olan bir kireçtaşı kayacının üzerinde yükselir. Yeraltı sularını yüzeye taşırken elektriği de yukarılara ileten bu özel kayaç katmanlarına akifer adı verilir. Akiferlerden geçen Nil nehrinin yüksek debili suyu elektrik akımı üretir buna fizyo elektrik adı verilir. Piramidin yeraltı odaları bu fizyo elektrik yüklü kayacın içine yapılmış granit iletkenlerdir. Bu elektrik akımı piramidin granitle kaplı yer altı odalarından üst bölümlerine doğru iletilir. Granit elektriği yüksek derecede iletme özelliğine sahiptir. Piramidin zemininde doğal olarak bulunan elektro manyetik alan böylece konsantre şekilde piramidin üst katmanlarına iletilir. Piramidin en tepesinde yüksek iletkenliği ile bilinen altın bir bölüm bulunur. Bu bölüm günümüzde yerinde bulunmamaktadır. Bu nedenle piramidin tepesi kusursuz geometrik şeklini kaybetmiştir. Bu altın bölüm negatif iyonların İyonosfer’e iletilmesinde etkili rol oynar. Bu şekilde bir akım oluşturulmuş olur. Peki, bir akifer yardımıyla elektro manyetik alanı toprak üstüne iletmek ne işe yarar? Mısır da 5.000 yıl önce kullanılan bu teknolojinin aynısını 1900 lerin başında elektrik teknolojisinin mucidi olarak bilinen Nikola Tesla Amerika’da inşa ettiği kulede uygulamıştır. Alternatif akım, elektrik motoru, radyo, lazer, radar gibi temel elektrik teknolojisinin mucidi olan Nokola Tesla 1901-1917 yılları arasında inşa ettiği Wardenclyffe kulesinde ses ve görüntüleri eş zamanlı olarak kıtalar arasına aktarırken dışarıdan elektrik kaynağı kullanmamış, hatta kablosuz enerji aktarımı teknolojisini uygulamıştır. Tesla’da bu kuleyi bir akiferin üzerine inşa etmişti ve akiferin negatif iyonlarını kuleye aktarıyordu. Teslanın ünlü Wardenclyffe kulesinde kullanılan elektro manyetik teknoloji ile piramitlerin inşasında oluşturulan elektro manyetik alan tıpatıp aynıdır. Her iki yapıda negatif iyon üreten ve elektriği kabloya ihtiyaç duymadan aktarabilen sistemlerdir. Peki, Mısır’lılar elektriği ne amaçla kullanmışlardı? Rölyeflerde Mısırlıların kablosuz bir elektrik kaynağıyla yanan ve elde taşınan ampul tipli lambalar kullandıkları açık ve net olarak görülür. Bu ampuller Nikola Tesla’nın alternatif akımın zararsız olduğunu göstermek için yaptığı tanıtımnlardan hatırlayabiliriz. 1893 Şikago dünya fuarında Nikola Tesla alternatif akımı vücudundan ileterek elindeki ampulü hiç kablo kullanmadan yakmıştır. Bu rölyefte kablosuz bir anten görülmektedir. Mısırlılar kablosuz iletişim için anten ve kablosuz enerji kaynağı kullanmışlardır. Solda gördüğünü rölyefte bir verici, sağdaki ise bir alıcıdır. Bu deliller Mısırlıların iletişim için kablosuz enerji kullandıklarına işaret eder. Bu rölyef bir iplik üretme tesisini göstermektedir. Mısırlıların o dönem dokumada kullandıkları ipliklerin inceliği, bugün makine ile dokunan ipek kumaşlar ayarındadır. Mısırlıların dokuma tesislerinde de elektrik enerjisi kullanılmıştır. Antik Mısırdan kalma birçok altın eşyanın aslında çok ince altın kaplama olduğu anlaşılmıştır. Bu parçalarda görüldüğü gibi böylesine mükemmel bir altın kaplama yapmak için elektrik kullanmak gerekir. Büyük piramidin çevresinde yapılan elektro manyetik ölçümlerin toplamı, dünyanın herhangi bir yerinde yıldırımlarla dolu bir fırtınada yapılan ölçümle aynıdır. Piramit çevresinde yüksek elektro manyetik alan bulunmaktadır. Bunu basit bir deneyle de anlamak mümkündür. Piramidin tepesinde ıslak bir bezle sarılmış bir şişe ile durulduğunda yüksek voltaj bobininin tepesindeymişsiniz gibi şişeden kıvılcımlar çıkar. Piramitler Mezar olarak kullanılmadı, bugüne kadar piramitlerin firavun mezarları olduğuna dair pek çok yorum yapılmıştır. Ancak büyük piramidin koridorlarında hiçbir süsleme veya yazı bulunmamaktadır. Bu yapı bir anıttan daha çok işlevsel bir binayı andırır. Arkeologlar piramidin kral odası olarak adlandırılan merkez odasında boş bir taş sandık buldular. Bu taş sandığın içinde bir zamanlar firavunun tabutunun olduğu, ancak çalındığı için boş olduğu iddia edildi. Ancak taş sandığın boyutlarına ve yerleştirildiği özel noktaya bakıldığında başka bir gerçek ortaya çıkar. Bu nokta piramidin özel iletken yapısında ve geri kalan tüm tasarımında eksik kalan bir maddenin olması gereken bir noktadır. Burada süper iletken bir madde olduğu takdirde piramit tüm Mısıra yetecek kadar elektrik üretebilir. Antik zamanlarda Mısır’da olduğu bilinen boyutları da tam olarak taş sandığın içine sığacak kadar olan bu süper iletken maddenin kutsal ahit sandığı olduğu düşünülmektedir. Hz. Musa Firavun tarafından evlat edinilmiş ve tarihi kaynaklara göre üstün ahlakı, aklı ve yetenekleri sebebiyle Mısırda yönetici olarak yetiştirilmiştir. Antik Mısırdaki yöneticimi eğitimi aşamalarından biride Mısırın tüm gizli sırlarının ve enerji ilminin öğretilmesidir. Çeşitli kaynaklarda ahit sandığının diğer özelliklerinin yanısıra bir kapasitör olarak işlev gördüğü ve bu kapasitörün Mısırın enerji kaynağı olduğu yazılıdır. Hz. Musa’nın Mısırdan çıkarken ahit sandığını da yanına aldığı bilinmektedir. Tarihi kaynaklara göre firavunun son ana kadar Hz. Musa’yı takip etmesi ve her ne pahasına olursa olsun ona yetişmeye çalışmasının nedenlerinden biride kutsal ahit sandığıdır. Çünkü firavun Mısırın sahip olduğu tüm zenginlik ve ihtişamın elektrik enerjisi kullanılmadığı takdirde yok olacağının farkındaydı. Tarihi kayıtlara bakıldığında Hz. Musa ile aynı dönem de yaşayan II Ramses döneminde Mısır en yüksen medeniyet seviyesindeyken II. Ramses’in ardından 10 yıl bile geçmeden medeniyet tamamen çökmüş hatta Giza terk edilmiştir. Bir sonraki sülalenin gelip buraya yerleşmesine kadar da bir zamanlar medeniyetin merkezi olan bu şehir boş kalacaktır. Peki, bu dönemde kablosuz enerji teknolojisini bilen tek toplum Mısırlılar mıydı? Maya’ların ve Asur’luların geride bıraktıkları rölyefler incelendiğinde Piramitlerde uygulanan benzer tekniği andıran çizimler hemen göze çarpar. Tüm bu bilgiler bir kez daha göstermektedir ki geçmişte devrimcilerin iddia ettiği gibi ilkel insanlar ve toplumlar yaşamamıştır. Tarihin her döneminde medeniyet açısından ileri ve geri kalmış toplumlar bir arada varlıklarını sürdürmüşlerdir. Binlerce yıl önce yaşayan bir toplum 20. Yy. daki bir topluluktan çok daha ileri teknolojiye ulaşabilmiştir. Bu da bize gelişimin devrimsel bir süreç içinde oluşmadığını, yani tarih içinde ilkel toplumdan medeniye doğru bir gelişim bulunmadığını göstermektedir. (Videonun birebir yazılı hali.) Bu tezi çürüten bir yazı; Firavunların elektriği! Epeydir sadece habercimde olan yazarları okuyup çıktığımdan olsa gerek, MB’da bazı ilginç yazıları kaçırdığımı şimdi fark ettim. İki gün önce sevgili Tülin Aksoy’a yorum yazarken sayfanın en altında, tesadüfen reklamını gördüğüm bir blog çok ilgimi çekmişti. Yazının başlığı müthiş bir keşiften bahsediyordu. Yazarın dediğine göre, eski Mısır’da, piramitlerin yapımında elektrik kullanılmıştı! Üstelik sadece elektrik de değil, kablosuz elektrik. Yıllar yılı bilim ve teknikle uğraşan ben eski uygarlıkların tarihine bu kadar düşkün olan ben, bu müthiş olayı nasıl kaçırmışım diye hayıflanarak, heyecanla yazıyı okumaya daldım. Yazar önce; geçmişte yaşayan insanların evrimcilerin iddia ettiği gibi ilkel olmadığını, insan ve medeniyetlerin hiç de sanıldığı gibi evrim geçirmediğini, tarihte ilkel toplumdan medeniyete doğru bir gelişimin olmadığını MB’da yazdığı yazılarda ispat ettiğini yazıyordu. İspatlamıştır, mümkündür, olabilir tabii ki! Sonra verdiği linkteki videodan, eski Mısır’lıların nasıl kablosuz elektrik ürettiğini izlememizi istiyordu. O linki nasıl heyecanla tıkladığımı söylememe gerek var mı bilmiyorum? Linkteki videoda anlatılanlara bakılırsa; Eski Mısır piramitleri, elde taşınan lambalarla, kablosuz bir elektrik kaynağı kullanılarak aydınlatılmıştı. Yine antik Mısır’daki, 24 saat aydınlık olan İskenderiye fenerindeki (gündüz neden yanıyormuş ki bu fener?) ark lambası da elektrik kullanılarak aydınlatılmıştı. (İskenderiye fenerinde ark lambası mı kullanılmıştı? Bir yaşıma daha girdim…) İnanılır gibi değil ama videoda anlatılanlara göre Mısır piramitleri, elektrik üreten dev elektrik santralleriydi! Burada okumaya ara verip ilgili yazıyı* okumanızı ve söz konusu videoyu izlemenizi öneririm. Ama videoyu izlemek zahmetine katlanmayanlar veya vakti dar olanlar için özetliyorum. Videoda özetle şunlar anlatılıyor: “ 1-Mısır piramitlerinin dışı beyaz kireçtaşından yapılmıştır ve kireçtaşı magnezyum içermediği için yüksek derecede yalıtkan özelliğe sahiptir. Bu yalıtkan özellik nedeniyle piramidin içindeki elektrik kontrolsüz şekilde dışarı yayılmaz. 2-Piramidin içinde kullanılan kireçtaşı blokları elektriği maksimum iletme özelliğine sahip kristal ve az miktarda metal içeren bir başka tür kireçtaşından yapılmıştır. Piramidin içindeki tüneller ise granitle kaplanmıştır. İletken bir taş olan granit eser miktarda radyoaktif bir maddedir ve tünellerin içindeki havanın iyonize olmasını sağlar. 3-Piramidin yalıtkan-iletken yapısı mükemmel bir mühendislik örneğidir. Ancak elektrik üretimi için bir kaynağa ihtiyaç vardır. Piramitlerin üzerinde bulunduğu Giza vadisi yer altı su kanallarıyla kaplıdır. Piramitler arası suyla dolu olan bir kireçtaşı kayacının üstünde yükselir. Yer altı suyunu yere taşırken elektriği de yukarı taşıyan bu özel kayaç katmanlarına AKİFER adı verilir. Akiferlerden geçen Nil nehrinin yüksek debili suyu elektrik akımı üretir. Buna ( eğer yanlış anlamadıysam) gizaelektrik adı verilir. Piramidin yer altı odaları bu gizaelektrik yüklü kayacın içine oyulmuş iletkenlerdir. Bu elektrik Akımı Piramidin granitle kaplı yer altı odalarından üst bölümüne doğru iletilir. Granit elektriği yüksek derecede iletme özelliğine sahiptir. Piramidin zemininde doğal olarak bulunan elektromanyetik alan böylece konsantre şekilde piramidin üst katmanlarına iletilir. Piramidin en tepesinde yüksek iletkenliği ile bilinen altın bir bölüm bulunur. Bu bölüm günümüzde yerinde bulunmamaktadır. Bu nedenle Piramidin tepesi kusursuz geometrik şeklini kaybetmiştir. Bu altın bölüm negatif iyonların iyonosfere iletilmesinde etkili rol oynamaktadır. Bu şekilde bir akım oluşturulmuş olur.” Benim yazılarımı okuyanlar, bir ara MB’da evrim teorisini yalan yanlış şeylerle çürütme iddiasında bulunan bir yazarın bloglarına cevaben, “Bilim dinin hizmetinde 1 ve 2”** ile “Darwin ve bilimin entrikaları 1 ve 2” *** başlıklı yazılarımı hatırlayacaklardır. O bloglarımda mesleğimi ilgilendiren konularda yazılarını yoruma kapatmış olan yazarın yanlışlarına, hatta bilinçli olarak söylediği bazı yalanlara dikkat çekmiş, bazı iddialarını ispatlamasını istemiştim. (Hâlâ ispatlayacak!) Ama doğrusunu isterseniz şu son yazıyı okumam bitince o yazılara rahmet okudum. Hatta yıllar önce bir yazarın elektrik kelimesinin aslında Türkçe olduğunu ve elektriği Türklerin icat ettiğini iddia etmesine ve kendince bunu ispatlamasına bile rahmet okudum. Şimdi; mesleğimi ilgilendiren, uzmanlık alanıma giren birkaç konuyla, bu müthiş buluşu müjdeleyen yazının ne çeşit yanlışlarla, daha doğrusu ne menem saçmalıklarla dolu olduğunu açıklayacağım. Önce size kısa bir jeoloji bilgisi vereyim: Kireçtaşları; durgun okyanus ve denizle bağlantılı göl sularındaki kalsiyumun milyonlarca yılda çözünerek (ve varsa eğer fosillerle birlikte) deniz tabanında birikmesinden oluşan ve yeryüzünde çok geniş yayılım alanları olan bir kayaçtır ve kireçtaşının hiçbir çeşidinin jeoelektriksel özelliği yoktur. Yani, yazarın sandığı gibi magnezyum içerse de içermese de kireçtaşları elektrik akımını iletmezler. Yazarın yukarıda iddia ettiği gibi; “Piramitlerin içinde kullanılan kireçtaşı bloklarının elektriği maksimum iletme özelliğine sahip kristal ve az miktarda metal içeren bir başka tür kireçtaşından yapılmış” olması son derece saçmadır. Bir defa kireçtaşları içlerinde elektriği iletme özelliği olan kristaller içermez. “Az miktarda metal” konusuna gelince, bu zaten yerküremizin jeolojik yapısında mümkün olmayan bir durumdur. Zira maden oluşumları; kireçtaşının çökeldiği durgun ortamlarda değil, tam tersine hareketli tektonik ortamlarda; yani kıtasal plakaların çarpıştıkları dalma-batma zonları, okyanus ortası sırtlar, ada yayları ve volkanizma gibi aşırı hareketlilik ve yüksek ısıl ortamlarla ilişkilidir. Kısacası kireçtaşı formasyonları ister plaket, ister kristalin, ne çeşit olursa olsunlar yazarın sandığı gibi maden içermezler ve elektrik akımını da iletmezler! “Piramidin içindeki tüneller ise granitle kaplanmıştır. İletken bir taş olan granit eser miktarda radyoaktif bir maddedir…” Bu cümle de yanlıştır. Daha doğrusu bu da saçmadır. Granit de, tıpkı kireçtaşı gibi jeoelektriksel olarak iletken sınıfına girmeyen bir kayaçtır. Ortaokul öğrencileri bile bilir ki; elektriği iyi iletme özelliği, kireçtaşı ve granit gibi kayaçlara değil, metallerle sıvılara has bir özelliktir. Bunları bir tarafa bırakıp, dananın kuyruğunun koptuğu asıl yere gelelim, yani akifer konusuna! Yazar, iddiasına temel yaptığı akiferi şöyle tarif ediyor; “Piramitler arası suyla dolu olan bir kireçtaşı kayacının üstünde yükselir. Yer altı suyunu yere taşırken elektriği de yukarı taşıyan bu özel kayaç katmanlarına AKİFER adı verilir.” Hani, “Ört beni öleyim…” derler ya! İşte tam da bu durum için söylenmiştir. Her şeyden önce akifer bir katman değildir. Jeolojide katman terimi tabakalaşmayı ifade eder. Peki, yazarın kaşla göz arasında elektrik ürettiği (!) bu akifer neyin nesidir? Yağmur ve kar gibi atmosferik sular; yeryüzünü oluşturan kayaçların kırık, çatlak ve gözeneklerine dolarak yerin altına doğru bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk, geçirgen olmayan bir jeolojik yapıyla ya da kiltaşı gibi geçirimsiz bir kayaçla karşılaştığında suyun birikmesiyle son bulur. İşte yeraltı sularını içinde depolayan kırıklı-gözenekli bu jeolojik birimlere (İster kireçtaşı, ister kumtaşı, ister konglomera vb. olsun) akifer denir. Yani akifer yazarın sandığı gibi bir kayaç veya kayaç katmanı değildir. Bu tanımdan sonra gelelim akiferlerin elektriği yukarıya taşıması olayına: Önce sormak lazım; hangi elektriği kardeşim? Sular yeraltına sızarken bir elektrik mi oluşuyor? Kim diyor bunu? Kim görmüş, kim ölçmüş, kim ispatlamış? Yıllarca arazide, yerin elektrik ve elektromanyetik alanındaki değişimlerinin ölçümünü yapmış, bu jeofizik metotlarla maden, petrol, kömür vb. aramış biriyim. Ne ben, ne de başka bir meslektaşım akifer sahalarda böyle bir elektriğe rastlamadık! Nerede bu elektriğin bolluğu öyle? Demek akiferlerde yer altı suları aşağı taşınırken, aşağıdaki (!) elektrik de yukarı taşınıyor, öyle mi? Ama keşke bu iddia gerçek olsaydı! İnsanlar, bunca masraf edip hidroelektrik ve nükleer santrallerden elektrik elde etmek yerine kireçtaşı akiferlerinden elektrik elde etseydi!.. Geri kalmış yoksul ülkeler için bulunmaz bir nimet olmaz mıydı bu? Laf aramızda Antalya şehri, bu durumda doğal olarak, 40 adet nükleer santrale bedel devasa bir elektrik santrali olurdu! Yalnız Antalya’nın değil, Türkiye’nin elektrik ihtiyacını bile karşılardı. Çünkü Antalya’nın zemini binlerce metre kalınlığında ve boşluklu kireçtaşından oluşuyor. Yazarımız bunu da biliyor muydu acaba? Onu da geçtim, diyelim ki, yazarın dediği her şey doğru! “Piramidin yer altı odaları bu elektrik yüklü kayacın içine oyulmuş iletkenlerdir. Bu elektrik Akımı Piramidin granitle kaplı yer altı odalarından üst bölümüne doğru iletilir. Piramidin zemininde doğal olarak bulunan elektromanyetik alan böylece konsantre şekilde piramidin üst katmanlarına iletilir. Piramidin en tepesinde yüksek iletkenliği ile bilinen altın bir bölüm bulunur…. Bu altın bölüm negatif iyonların iyonosfere iletilmesinde etkili rol oynamaktadır. Bu şekilde bir akım oluşturulmuş olur..” İşte burada duralım! Piramidin zeminindeki elektromanyetik alan (nereden çıktıysa artık!), konsantre şekilde piramidin tepesindeki altın bölüme de geldi diyelim. Ya sonra? Negatif iyonlar nereden çıktı? Ki, tepedeki altın bölüm bu negatif iyonları iyonosfere iletsin? Hadi bunu da kabul ettim! Peki, şu; “Bu şekilde bir akım oluşturulmuş olur..” cümlesi ne demek oluyor? Yani negatif iyonlar iyonosfere iletilince piramitlerde bir elektrik akım mı oluşuyormuş? Tam bir; “Hokus-pokus, ben dedim oldu!” durumu. Eh, ne de olsa burası Türkiye! Koca koca profesörlerin, kerli-ferli politikacıların, yaşlı başlı köşe yazarlarının bile hiç sıkılmadan utanmadan her gün bin bir çeşit yalan söylediği bir ülkede bu kardeşimizin de bu kadarcık hakkı olsun ama, değil mi? Çocukluğumuzda bize öğretilen şeylerin başında yalan’ın hem günah, hem de ayıp olduğu gelirdi. İyi ki yalan hem ayıp, hem günahmış. Maazallah, ya bir de olmasaydı? Bitmedi! Gelelim saçmalığın daniskasına: Alternatif akım! Sayın yazar diyor ki; “Eski Mısırın zenginliği piramitlerde üretilen elektrikti. Bu elektrik kablosuz olarak alternatif akım kullanılarak elde ediliyordu." Dikkat ettiniz mi? Kablosuz alternatif akım kullanılarak yine alternatif akım elde ediliyormuş? Tıpkı; güneş ışığı kullanılarak güneş ışığı elde ediliyormuş gibi bir saçmalık! Samimi olarak söylüyorum, eğer sayın yazar; Mısır piramitlerinden çevreye nur yağıyordu ve bu nurla elektrik elde ediliyordu deseydi, inancıdır diye saygı duyar, eleştirmeye de kalkmazdım. Ama şimdi elinizi vicdanınıza koyarak dinleyin; Fizikte iki türlü elektrik akımı vardır: 1-Doğru akım: (Pil ve akülerden elde elden akım.) 2-Alternatif akım: (Mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren her türlü dinamodan elde edilen elektrik. Termik ve hidroelektrik santraller ile nükleer santrallerden elde edilen elektrik akımı alternatif akımdır. Sayın yazar çok doğal bir şeyden bahseder gibi; “Bu elektrik kablosuz olarak alternatif akım kullanılarak elde ediliyordu. Alternatif akım insan vücuduna zarar vermediği için şehrin her yanına piramitlerden yayılıyordu.” diyor ya! Siz hiç, “El insaf ya hu!” diye bir laf duymuş muydunuz? Alternatif akım; evlerimizdeki lamba, tv, buzdolabı vb. cihazları çalıştırmakta kullanılan ve 1 saniyede 50-60 kez kutup değiştirdiği için dalgalı akım da denilen akım türüdür ve bırakın insan vücuduna zarar vermemeyi, alimallah katır tepmiş gibi çarpar adamı! Denemesi bedava sayın yazar! Alın elinize bir tel, sokun bir prize! Görün bakalım dünya kaç bucakmış? Yazacak mecaliniz kalırsa alternatif akım hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşırsınız, olur mu? Her gün insanlara bir şeyler öğretmesi ve insanların kültür seviyesini yükseltmesi beklenen gazetelerde ve televizyonlarda; insanların aklını dumura uğratan saçma sapan yazı ve diziler yetmezmiş gibi bir de bu ve buna benzer, ustaca kılıfına uydurulmuş, işin ehli olmayan insanların kolayca kanacağı yazılar genç nesillerin aklını çelmeye yarıyor. Sonra bu aklı çelinmiş; olay ve meseleleri sorgulamayan, sorgulama yeteneği gelişmemiş, en mantıksız bilgileri bile hakikat sanan, doğru bilgiyi arama zahmetine katlanmak yerine kendisine altın tepside sunulan akıllara seza fikirlere kolayca inanan ve böylece kapitalist-faşist-ırkçı-gerici sistemlerin koyun gibi kolayca güttüğü yeni nesiller yetiştiriliyor. Sonra kalkıp; halkımız niye batılılaşmıyor, niye kitap okumuyor, niye gerici oluyor, niye aydınların peşinden gitmiyor, niye şeriatçı oluyor, niye türban örtüyor, niye siyah çarşaf giyiyor, niye peçe örtüyor, niye cübbe giyiyor, niye ırkçı, nurcu, Hizbullahçı oluyor, niye sağcı- milliyetçi-muhafazakâr-şeriatçı partilere oy veriyor, niye darbeleri, darbecileri savunuyor diyoruz. Pardon, diyorsunuz. Çok basit, işte bu yüzden! Vorschau 8:58 Antik Mısır'da Kablosuz Elektrik Kullanılıyordu! ScienceVsEvolution YouTube - 26.08.2011 Vorschau 11:12 Eski mısırda kablosuz elektrik kullanılıyordu Fatih Gülgün YouTube - 18.02.2015 Vorschau 5:45 Piramitlerin Sırları Gizli Elektrik Devresi KAR TİLKİSİ YouTube - 04.02.2017 Vorschau 7:23 Sırlı GİZA Pİramidinde Kablosuz Elektrik Var mıydı ... Bildirgen Tv YouTube - 26.04.2019 Vorschau 12:22 Piramitlerin Asıl Amacı Nihayet Çözüldü OLUMLU BAK YouTube - 07.09.2018 Bir Aydınlık Aydınlatma Ve Dekorasyon - Eski Mısır'da Kablosuz Elektrik Kullanılıyordu... Facebook - 02.08.2015 Vorschau 8:58 TÜRKiYELOJi - "ESKİ MISIRDA KABLOSUZ ELEKTRİK ... Facebook - 10.01.20ır'da kablosuz elektrik kullanılması - ekşi sözlük eksisozluk.com › eski-misirda-kDiese Seite übersetzen... baya ilginç bir idda hatta tesla acaba buradan kopya çekmiş olabilirmi sorusu aklıma gelmiyor değil, tabi birde piramitin merkezindeki tabut odası diye bilinen .Zamanı Bükmek: Oku, İşit, Bak ta Gör!-1 books.google.de › books - Diese Seite übersetzenkablosuz elektrik kullandıkları yazıyor. Piramitler bizim düşündüğümüz gibi firavunların anıt mezarı yada tapınakları değil, elektrik ürettikleri birer santralmiş. Ferhat DÖN - 2020 - ‎ReligionANTİK MISIR 16.12.2019 - Tesla, alternatif akımı bulan, günümüzde kullanılan akıllı telefonlar ve ... Tesla'nın kablosuz elektrik üretimi için kurduğu Wardenclyffe Kulesi ...
  19. lockdown

    Çöl Çiçeği

    yorumsuz.
  20. tolonbey

    Devri daim makineleri çağına doğru

    iste böyleee, Dışarıdan hiçbir enerji girdisi olmadan sonsuza dek çalışabilecek bir makine yapmak neden olanaksız? Bilinmiyor Onur Demir Boğaziçi Üniversitesi - Çevirmen/Yazar Son günlerde, birine, uygunca tasarlanmış basit bir makineden sonsuz enerji elde etmenin mümkün olup olmadığını sorduğunuzda alabileceğiniz cevaplardan biri “Evet, mümkün.” olabilir. Aslında bu düşüncenin kaynağı, anlaşılırdır; ancak doğru değil. “Süreğen devinim” (İng. perpetual motion), yani aralıksız süren, bitmez-tükenmez, ebedi ve daimi hareket fikri, Internet'te virüs hızıyla yayılan çok eski mitlerden yalnızca biri. Ancak bu miti diğerlerinden ayıran en büyük özelliği, ev koşullarında bile uygulanabilir oluşu. Süreğen devinim mantığı ile çalıştığı, yani "devridaim makinesi" oldukları iddia edilen basit makineler, çok düşük bütçelerle üretilebilir; bu konu üzerinde birçok video hâlihazırda bulunuyor. Hattâ bazı mucitler, çizgiyi bir adım ileriye taşıyarak, süreğen hareketten elektrik enerjisi gibi farklı enerjiler elde etmenin peşine düştü. Fakat bu kavram yalnızca bir mit ve mit olarak kalmaya da mahkûm. Çünkü süreğen devinim, temelinde mümkün değil. Dolayısıyla süreğen hareketten enerji üreten makineler de üretilemez. Bunun nedeni, bu tarz bir makine fikrinin, termodinamiğin birinci ve ikinci yasalarını çiğnemesinden kaynaklanıyor. Termodinamiğin 1.Yasası Termodinamiğin birinci yasasına göre; belli bir miktar mekanik iş, ancak eşdeğer miktarda ısıya dönüşebilir. Sistemin içinde bir enerji değişimi olması için sisteme dışarıdan enerji verilmelidir ve içerideki değişim, dışarıdan verilen enerjiye eşittir. Bu yasa “enerjinin korunumu” adıyla da anılır. Bu durumda sistemin içinde hâlihazırda bulunan enerjiden fazla enerji üretip bunu kullanmak mümkün değildir. Termodinamiğin 2.Yasası İkinci yasaya göre ise bir ısı kaynağından çıkan ısı enerjisinden, alınan miktara eşit miktarda iş üreten ve başka hiçbir enerjiye dönüşmeyen sürekli bir döngü elde etmek imkansızdır. Örneğin elektrikli sobalardan yayılan ısıyı, hiçbir kayıp yaşamadan, yayılan enerji miktarına eşit miktarda mekanik işe çevirmek ve bunu tekrardan ısıya çevirerek kullanarak bir döngü üretmek mümkün değildir. Yayılan ısının bir miktarı, kaçınılmaz olarak, mekanik iş dışında başka enerjilere de dönüşecektir; yani bir miktar ısı kaybı olacaktır. Dolayısıyla her döngü başında sisteme geri dönen enerji, çevreye yayılan enerji kaybı kadar azalmış olacaktır. Robert Fludd’un tasarladığı makinenin bir çizimi. (Telif: Scientific American) Bu yasaları göz önünde bulundurmadan tasarlanan makinelerden biri, 1618 yılında, İngiliz bir fizikçi olan Robert Fludd tarafından tasarlanan makinedir. Makinenin ilkesi basit: Değirmenden akan su, değirmenin dönüşü ile elde edilen enerjiyi kullanan bir pompa ile yeniden değirmene akacak şekilde yönlendiriliyor. Bu süreçte, yine değirmene bağlı bir mil ile değirmentaşı döndürülüyor. Fludd, bu düzenek sayesinde sürekli bir döngü elde ederek hidro-enerji bakımından zayıf olan bölgelerde üretimde kullanılabileceğini düşünmüştü. Ancak gözden kaçırdığı nokta, bu makinenin termodinamiğin birinci ve ikinci yasası ile çeliştiğiydi. Düzenekteki su akışı ve değirmentaşının dönüşüyle sürtünme kuvveti ortaya çıkıyordu. Bu yüzden düzenek sürekli bir enerji kaybı yaşıyordu. Yani makine, bir süre çalışsa bile, verimi gitgide düşecek ve düzeneği çalışır hâlde tutabilmek için dışarıdan enerji yönlendirilmesi gerekecekti. Bu durumda da özelliğini kaybedecek ve geleneksel yöntemlerle çalışan bir makineye dönecekti. Bu makineye benzer birçok makine tasarlandı; hatta 4 aşamalı bir makine, günümüzün saygın bilim dergilerinden biri olan Scientific American’ın ilk sayılarından birinde kendine yer bulmayı bile başardı. Süreğen harekete olan inancı kırmayı ilk başaran, 1847’de Berlin Fizik Topluluğu’na sunduğu “Kuvvetin Korunumu Hakkında (İng. On the Conservation of Force)” başlıklı makalesiyle araştırmacı Hermann von Helmholtz oldu. Günümüzde, bu tip makinelerin işe yarayabileceğine dair inanç hortlatılmaya çalışılsa da, bitmez-tükenmez enerji döngüsü fikri, Newton fiziğinin kuralları ile çelişiyor. Dolayısıyla insanlığın, fizik yasalarına uygun olan geleneksel yöntemlerle devam etmekten başka şansı yok. Konu ile ilgili olarak aşağıdaki videoyu da izlemenizi öneririz.O video calismiyo deye almadim. tolonbeg:Enerjisiz enerji üretenler piramitleri yapanlardi.Ama nasil enerji ürettiklerinihenüz kimse ögrenememis.Müslümanlar bu isi DUALARLA halledebilirseler orasini bülemem.Dinsiz,imansiz,Allahsiz,gavur Fravunlarin bildigi bilgilerin onbinde bürünü bülem bülemez Allahin hasmatli KULLLARI. Örnek veriyim,piamitlerin ic donanimi yapilirkan isik kullanilmis ama bu isigi nasil ürettikleri belli degil.Piramidin duvarinin sivasi düsünce altinsa yani duvarda bir ucak resmi ortaya cikiyor.Gelde bunun altindan cih.Ben deremkiFravunlar peygamberlerden cok cok cok cok daha bilgiliydiler.Siz ne deyiysiz.Bugünkü bilim adamlarinin bile bilemedigini adamlar o ilkel cagda biliyorlardi.Sonra ucagi nerde görmüslerde Piramidin duvarina seklini cizmisler.Yoksa kaybolan bir yasanmis ileri cagmi vardi. Kaynak ve İleri Okuma Stanley W. Angrist, Perpetual motion machines, Scientific American (January 1968) vol. 218 No:1 pp: 114-123, accessed (March 29, 2018) http://www.jstor.org/stable/24925946 In Russell Kahl (ed.), Selected Writings of Hermann von Helmholtz. Wesleyan University Press. pp. 3-55 (1971) Bailyn, M. (1994). A Survey of Thermodynamics, American Institute of Physics Press, New York, ISBN 0-88318-797-3, p. 26.
  21. Son hafta
  22. tolonbey

    KKURANDAKi KARSIT AYETLER

    Iste böyleee, Bu yaziyi okudunuzmu göreceksiniz kuranin yazarlarini: BUYURUN: Facebook Muhammed' in Öğretmenleri 11 Mart 2013, 05:52Herkese Açık Muhammed' in Öğretmenleri Bel'am, Yaiş, Addas, Yessar, Cebr, İranlı Selman Konuya ilişkin Kur'an ne diyor? Kur'an'daki "Tanrı", her zamanki gibi ant içerek açıklama yapıyor: "And olsun ki biz, onların:'O'na (Muhammed'e) bir insan öğretiyor kesinlikle.' Dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Buysa (Kur'an), apaçık bir Arapça'dır."(Nahl, ayet:103) Bundan sonraki ayetlerde, "inanmayanlar " korkutuluyor, " yalancı, iftiracı" olarak nitelendiriliyor ve "işkenceli bir ceza"yla cezalandırılacakları bildiriliyor. - Yukarıdaki ayette, Muhammed'e öğreticilik ettiği söylenen kimsenin, "Arap olmadığı, yabancı olduğu" belirtiliyor. Yunanlı Bel'am, Yaiş.. Kimilerine göre, Muhammed'in öğretmeni, bir Yunanlı köleydi. Bel'am adında bir köle. İbn Abbas anlatıyor: "Peygamber, Mekke'de köle olan birine öğretimde bulunuyordu. Yabancıydı Puta tapardı. Adı da Bel'am'dı. Peygamberin yanına girişinde ve çıkışında putataparlar görüyorlardı. 'Muhammed'e her şeyi öğreten Bel'am'dır..' diye konuştular." (Bkz. Taberi, Cami'ul-Beyan, 14/119) Ya da Yaiş'ti üzerinde durulan köle. Bel'am için söylenen, Yaiş için de söyleniyordu. "Yaiş, Muhammed'e öğretmenlik yapıyor" deniyordu. (Bkz. Aynı yer) Ya da, Muhammed'e öğreticilik eden köle, Cebr'di. (Bkz. Aynı yer) Ya da, Yemenli CEBR, YESSAR, ADDAS. "Hadrami'lerin iki genç köleleri vardı. Yemen halkından olan bu iki köleden birinin adı Yessar, öbürünün adı Cebr'di" diye aktarılır. Bu iki kölelerin sahiplerinin tanıklığı şöyle: "Bizim iki genç kölemiz vardı. Kendi dilleriyle kitaplarını okurlardı. Peygamber de bunlara uğrar, durup bunları dinlerdi. İşte bunun için, putataparlar, 'Muhammed, bunlardan öğreniyor..' dediler." (Taberi, 14/119) - Fahruddin Razi'nin yer verdiği aktarmada, bunların yanında bir üçüncü köle daha var: Huvaytıb'ın kölesi Addas. (Bkz. F.Razi, tefsir, 24/50) Görülüyor ki, ister Yunanlı, ister yemenli olsunlar, kölelerin Muhammed'le ilişkilerine bakışlar değişik açılardan: Müslümanların bakışları ve savları başka, "putatapar" dedikleri inanmazların bakışları ve savları başka. Müslümanlardan kimine göre: Muhammed'le köleler arasında bir "öğretme ve öğrenme" ilişkisi vardı, ama öğreten Muhammed'di, öğrenenlerse köleler. Inanmayanlara göreyse bunun tam tersi gerçekti. Yani, öğreten kölelerdi. Muhammed'se öğreniyordu onlardan. Müslümanlardan kimine göre de, aradaki ilişki, "okuma ve dinlenme" ilişkisini geçmiyordu. Köleler, kutsal kitaplarını kendi dillerinde okuyorlar, "peygamber" de "dinliyordu" yalnızca. Müslümanların bu savları karşısında şu soru yanıtsız kalıyor: "Dillerini bilmiyordu"ysa, Muhammed'in bu köleler arasındaki sürekli işi neydi? Ve kendi dilleriyle okuduklarını Muhammed'in dinlemesinin ne yararı oluyordu? Kısacası, müslümanların savları, akla sığacak türden değil. Iman nereli? Muhammed'in kendisinden bir açıklaması bu konuda oldukça ışık tutucu: "Iman, Yemen'lidir." Bu hadis, Buhari'nin "e's-Sahih"inin de içinde bulunduğu en sağlam kabul edilen hadis kitaplarında yer almıştır. Hadis'e göre, "hikmet (bilgi, bilgelik) de Yemen'lidir." Dahası: "Fıkıh da Yemen'lidir," hadise göre. (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l-Meğazi/74; Tecrid, hadis no:1362; Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Iman/81-91, hadis no:51-52, ve öteki hadis kitapları.) Bu hadis, incelemecilere göre, sağlamlığın en yüksek basamağında olan "mutevatır hadis"ler arasındadır, ve peygamberin arkadaşlarından onbir kişi tarafından aktarılmıştır. (Bkz.Ebu'l-Feyz Muhammed, Lukatu'l-Lai'l-Mütenasire Fi Ahadisi'l-Mutevatıre, Beyrut,1985, s.42-43,hadis no:10) Kimi yorumcu, buradaki "Yemen"i, birtakım zorlamalı yorumlarla, "Mekke ve Medine" olarak göstermeye çabalar. (Bkz.Tecrid,1362 no.lu hadis,Kamil Miras'ın izahı.) Ne var ki, hadisin kimi aktarılışında "Yemenliler"den de açıkça sözedilir. Yani, buradaki Yemen, coğrafyada herkesin bildiği Yemen'dir. Demek ki, bu hadise göre, "imanı"yla, "hikmet"iyle ve "fıkh"ıyla (buradaki 'fıkh', sözlük anlamında olmalı) Islam, yabancı kökenlidir, "Yemen"lidir. "Muhammed'e öğreten, Iranlı Selman'dır ya da.." (Selman Farisi). Kimileri de, Nahl Suresi'nin 103.ayetinde sözü edilen yabancının, Iranlı Selman olduğu görüşünde.(Bkz. Taberi,aynı yer.) Sonradan Müslüman kimliğiyle ortaya çıkan ve müslümanlar arasında büyük ün kazanan Selman'ın, Muhammed'le son derece sıkı bir ilişki ve işbirliği içinde bulunduğu, herkesçe biliniyor. "Müslüman" olması, Selman'a çok şey sağlamıştır. En başta, özgürlüğü, yani, "kölelikten kurtulma"yı. Sonra da ünü, saygınlığı ve maddi, manevi çıkarları.. Ya da, sözü edilen "yabancı", önc Müslüman olup sonra Islam'ı bırakan bir "vahiy katibi"dir. Bunu ileri sürenler de var. (Bkz. Taberi, aynı yer) "Vahiy katibi"nin başına gelenler: Adam, önce müslüman olmuştur. Selman gibi o da Muhammed'le işbirliği halindedir. Ama sonra ne olursa olur, bırakır Islam'ı. Ve bir de açıklama yapar: "Muhammed'e ben öğretiyordum, ve benim öğrettiklerim Kur'an'a vahiy olarak yazılıyordu.." Sonra, adam ya öldü, ya da öldürüldü. Ölüsüne gelince, bir türlü gömüldüğü yerde kalmıyordu. Muhammed'in adamları şunu yayıyordu: "Bu olay, Tanrı'nın gazabının yansımasıdır. Adam, Tanrı'yı çok öfkelendirdi. Şimdi durum ortada. Gömülüyor, toprak da kabul etmiyor, edemiyor, Tanrı'dan korkuyor. Onun için de kafiri, mezarının dışına fırlatıyor. 'İbret almak' gerek.." Adam gömülüyordu, ama, birkaç gün sonra, sabahleyin bakılıyordu ki, adam mezarın dışında. Birkaç kez olmuştu bu.(Özellikle sabah cesedin mezarının dışında bulunması şüphe uyandırıcıdır. Çünkü Muhammed' in taraftarlarının gece adamın mezarını kazıp cesedi dışarı çıkarmaları yüksek ihtimaldir. Eğer cesedi dışarı çıkartan tanrı idi ve amacı ibret vermek idiyse bu işi neden gece yapıyordu? Yoksa gece, birilerini gizlemek için iyi bir ortam mıydı?) Muhammed'in arkadaşlarından Enes (Malik Oğlu), çok sonra, şöyle anlatacaktır olayı: "Bir adam vardı. Neccaroğullarından..Hristiyan'dı, Müslüman olmuştu. Bakara ve Ali İmran surelerini okumuştu. Peygambere de vahiy yazıyordu. Sonra, yeniden Hristiyan oldu ve kaçıp Hristiyanlara katıldı. 'Ben ne öğretip kendisi için yazdımsa, Muhammed yalnızca onu bilir, başka bir şey bilmez,' demeye başladı." (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477) Enes'in anlattığına göre, Tanrı adama öfkelenmiş, boynunu kopararak öldürmüş. Hristiyanlar, gömmüşlr adamı. Ama sabah bakmışlar, ölüsü ortada. Ve kefensiz. Hristiyanlar, "Muhammed adamları kefenini soymuş, kendisini de işte böyle ortada bırakmışlar.." diye konuşmuşlar. Adamı bir daha gömmüşler. Bu kez biraz daha derince. Ertesi gün sabah yine aynı durum. Sonra aynı konuşmalar. Sonra yeniden ve daha derine gömme. Sonra aynı durum ve aynı yorumlar. Bir kez daha ve derince gömme. Aynı durum. Bakmışlar ki bu böyle sürüp gidecek, adamı gömmekten vazgeçmişler artık. Bu adamın söylediğini söylemiş, yani "ben ne diyorsam, ne yazıyorsam o vahiy oluyor.." demiş, muhammed'in "Tanrı'dan falan vahiy almadığını" söyleyerek, Islam'ı bırakmış birisi daha vardı: Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah. Ama , onun başına yukarıdaki olay gelmedi nedense..Muhammed tarafından idamına karar verilmişti. Ne var ki, Halife Osman'ın süt kardeşiydi. Ve Osman'ın araya girmesiyle, bağışlandı. Sonra, Mısır Valisi bile oldu. (Ölm.656-657. Bkz. Islam Ansiklopedisi.) Ayetteki Cevap "Muhammed'e öğreten Tanrı değil, insandır.." diyenlere, ayette verilen cevap ne ölçüde doyurucu? Cevap, yukarıda verilen ayetin anlamında da görüleceği gibi şöyle: Muhammed'e öğrettiği söylenen kişi, Arab değildir, yabancı biridir. Kur'an'sa apaçık Arapça'dır. Öyleyse, Muhammed'e sözü edilen kişi ögretmiş olamaz. Oysa, Arapça'yı bilen yabancı biri de Muhammed'e "eskilerin söylencesi"nden, "Tevrat"tan, "Incil"den, başka "kutsal metin"lerden birtakım "bilgiler" verebilirdi. Ileri sürülen de bu. Muhammed, aldığı bilgileri, Arapça kalıplara döküp, kendi uslubu içinde sunmuş olamaz mıydı? Kaldı ki, "apaçık Arapça" diye nitelenen Kur'an'da; Yunanca, Süryanca, Ibranca, Koptça.. gibi dillerden birçok sözcük bulunduğunu, müslüman incelemeciler bile örnekleriyle yazıyor. (Bkz. Suyuti, el Itkan Fi Ulumi'l-Kur'an, Arapça, Mısır, 1978, 1/178-185) Kur'an'da bu denli değişik yabancı sözcüklerin bulunması da "Muhammed'e yabancının (ya da yabancıların) bilgi verdiği, öğrettiği" yolundaki savı desteklemez mi? Muhammed'e bir yabancının ya da yabancıların yanında, bir ya da birkaç Arap da ögretmiş olabilir. İslam için çok önemli bir kaynak, "Müseyime"dir. Müseylime, müslimcik demektir. Müslümanlar, onu küçümsemek için böyle demişler, ayrıca da "kezzab" yani "çok yalancı" demeyi uygun görmüşlerdir. Müslümanların bir sövgüsüdür bu. Anlaşılıyor ki, onun kendi adı "Müslim"di. Bu adı taşımış olması çok önemlidir. "Islam" ve "müslim" sözcüklerinin kaynağına götürür niteliktedir. Müslümanlarca sövülen, aşağılanan bu kişiye, "Rahman", "Yemame Rahmanı (Yemameli Rahman" da deniyordu. Yani adam aslında böyle ünlüydü. Bu da çok ilginç. Bir başka ilginç olan da, Mekke'lilerin, Muhammed'e söyledikleri şu sözler: "Bize ulaşan bilgiye göre, sana öğreten (Tanrı değil), Yemame'deki şu adamdır. Rahman denen adam. Tanrı'ya ant içerek söyleriz ki, biz Rahman'a inanmayız." (Bkz. Ibn Ishak, Siyer, tahkik ve ta'lik: Muhammed Hamidullah, Arapça, Konya, 1981, s.180, fıkra: 254) Mekkeli'lerin bu söyledikleri nedensiz miydi? Müseylime, daha doğrusu "Müslim", bir başka adıyla "Rahman", Yemame'nin Hanifeoğulları kabilesindendi. Ilgiç üç ad: "Müslim", "Hanife", "Rahman".Bu adlar, hele ilk ikisi bir araya gelince daha da ilginçlik kazanıyor: Kur'an'da islam inanırlarının, "müslim"lerin "ad babası" olarak tanıtılan Ibrahim (bkz.Hacc,ayet:78) için hem "Hanif" hem de "Müslim" denir. (Bkz.Bakara:135; Ali Imran:67,95; Nisa:125; En'am:161; Nahl:120,123.) "Peygamber" olarak yer alan Ibrahim, kısa anlamı ile "yıldız tapımı" demek olan Sabiilik Dini'nin "peygamberi"ydi. Islam kaynaklarından yaptığım incelemelerden vardığım sonuç bu. Muhammed de ilk ortaya çıktığında Sabii olarak niteleniyordu. (Bkz.Buhari,e's-Sahih,Kitabu't Teyemmüm,/6,c.1,s.89) Sabii'liğin dili Süryanca'ydı. "Allah", "Kur'an", "Furkan", "kitab", "melek" ve daha bir çok sözcük gibi "Islm", "müslim", "hanif", ve "Rahman" da bu dilden geliyordu. (Bkz.Aziz Günel,Türk Süryaniler Tarihi,Diyarbakır,1970,s.46-48;Suyuti el Itkan,1/180-184;Doğubilimci Arthur Jeffery,The Foreign Vocabulary of the Quran,Kahire,1938,s.12 ve ötk.) Yine benim incelemelerimden vardığım sonuca göre: Yıldız tapımı, "Sabiilik" adı altında, Yahudilik ve Hristiyanlık dinlerine de kaynaklık eden bir din olarak kurumlaşırken, özellikle Ortadoğu'da "Müslimler"i ve "Hanifler"i içine alıyordu. Önce, "Müslimler" vardı, sonra "Hanifler" kolu meydana geldi. Ibrahim, bu kolun "peygamberi"ydi. - Işte, "Yemame Rahmanı" diye ünlü "Müslim (Müseylime)" ve ondan çok şey öğrendiği anlaşılan Muhammed de bu kola bağlıydı. (Sabiilik konusunda geniş bilgi için, bkz. Eren Kutsuz-Turan Dursun, 'Saçak Dergisi', Subat 1988, sayı 49.) Yemame Rahmanı, Muhammed'in yararlandığı kaynaklardan yalnızca biri olabilir. Yukarıda adı geçenler ve daha başkaları, tek tek de, tümü birden de Muhammed'in "öğretmenleri" olabilirler. Furkan sures'nin 4.ayetine göre, Muhammed'in yardımcılarından, yani öğretmenlerinden "kavm", yani "topluluk" diye sözedilmistir. Bu ve bunu izleyen iki ayetin anlamı şöyle: (Diyanet'in resmi çevirisi) "İnkar edenler, 'Bu Kur'an, Muhammed'in uydurmasıdır. Ona başka bir topluluk yardım etmiştir.' Diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular. 'Kur'an öncekilerin masallarıdır. Başkalarına yazdırılıp, sabah akşam onu okunmaktadır' dediler. Ey Muhammed, de ki: 'O'nu göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir." (Furkan, ayet:4-6) Buna göre, Kur'an'ın "uydurma" olduğunu söyleyenler, şunları da söylüyorlar: 1)Muhammed'e bir topluluk yardımcı oluyor, 2)Muhammed, Kur'an ayetlerini, başkalarından alıp yazdırıyor, 3)Muhammed'e sabah akşam okunuyor, 4)Ayetler, "eskilerin masallarından" oluşuyor. Buna karşılık, Kur'an'ın cevabı şudur: "Yalan ve haksızca iddia. Kur'an'ın ayetlerini Tanrı indirmiştir. O, göklerin ve yerlerin gizini bilir.." Hars Oğlu Nadr, Muhammed'in kendisini "Tanrı'nın elçisi", yani Tanrı'yla insanlar arasında yer almış, Tanrı'nın bildirilerini insanlara iletme görevini üstlenmiş biri olarak tanıtmaya yöneldiğinde, ve "Kur'an ayetlerini" sunması karşısında Mekkelileri uyarma yoluna gitmişti. Ve şöyle demişti: "Sakın inanmayın bu adama. 'Tanrı'dandır' diye ileri sürdüklerinin tümü, eski masallardır. Ben size, onunkilerden daha güzellerini söyleyebilirim.." Iran krallarına, Iran'lı masal kahramanlarına ait söylencelerden örnekler aktarabileceğini söylüyor, anlatıp duruyordu Nadr.(Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyan,18/137-138) Nadr, haklı mıydı? "Eskilerin masallarından" var mıydı Kur'an'da? Bilindiği gibi,Kur'an'da "kıssa" denen birçok öykü var. - Bir çoğu; başta Tevrat; Yahudi kaynaklarında, kimileri Incil'lerde yer alır. Incelendiğinde görülür ki, bunların bir kısmı, Tevrat'tan da çok önceki çağların söylencelerinde aynen var. Örneğin, "Nuh Tufanı"na ilişkin öykü, "Gılgamış Destanı"nda hemen hemen aynıdır. Daha başka örnekler de verilebilir. Mekke'de, Medine'de ve çevrelerinde çeşitli din ve inançların inanırları vardı. Çeşitli toplumların "söylenceleri"ni, "kutsal metinler"ini bilenler az değildi. Muhammed'in özgürlüklerini söz verdiği ve işbirliği yoluna gittiği kölelerden de bu nitelikte olanlar bulunduğu biliniyor. Daha önce adlarına yer verilen Bel'am, Yaiş, Yessar, Addas, Cebr, Iran'lı Selman..da bunlardan. Bunların ya da başkalarının, Kur'an'ın oluşması için Muhammed'e yardım etmiş, öğretmenlik etmiş olmalarını düşünmek akla uzak değil. Aklın ve mantığın kabul edemeyeceği şey, "Tanrı'nın, insanlara gökten mesaj göndermesi" ve bunun için şu ya da bu insanı aracı olarak seçmesidir. Bunu insan aklı değil, ancak, akılla ilgisi olmayan "iman" kabul eder.
  23. tolonbey

    KKURANDAKi KARSIT AYETLER

    iste böyleee, Bukadar birbirine ters ayati olan bir kitaba TANRI kitabidir demek TANRIYI tanimamaktir.Hem ibrahime,hem musaya hemde muhammede ilk müslüman deyen birisi degil Allah COBAN bile olamaz. Bu nasil yaratandirki AKLIN görevini götürüp YÜREGE veriyor.Bu arabin ALLAHI hanki organi nicin yarattiginida bilmiyor. Bilmemi elbette bilir,ama bu kitap TANRININ degil,FELLAHDAN olan ALLLAHINDIR.Gerrcek ALLAH bilmezmi yarattigi hanki organ ne is görür.
  24. deadanddark

    KKURANDAKi KARSIT AYETLER

    Deli cesareti varmis ibliste. Tanri ile aralarinda kadin ve erkek iliskisine benzer bir iliski varmis diyebiliriz (evlilik/sevgili). Bu psikopati nasil yarattin diye hic soran olmamis. Neden adem icin ayakta domaliyoruz diye soran da olmamis.
  25. nogodbutAllah

    KKURANDAKi KARSIT AYETLER

    İblis melek midir, cin midir? iblisin melek olmadığı kehf 50 de cinni olduğu vurgulanır 21:27 de meleklerin mutlak manada Allahın emrine itaat ettiği söylenir 7:12 de geçen اَمَرْتُكَۜ bizzat iblise hitabın da gittiği anlaşılıyor yine 18:50 kehf 50 de iblisin zuriyetinden bahsedilir ki bu Kur'an da umumen insanlar için kullanılmış zuriyeti adem ibrahim zurriyet kökü zerre dir aslında tohum tane partikül demek ve daha çok toprağa tohum saçma anlamında kullanılımış adeta insan da adem den yer yüzüne serpiştirilmiş çoğalmış hem cin hem insanların tenasül ile çoğaldığı islam literatüründe mevcuttur yani melekler için tenasül evlenme zuriyet olmaz bunun diğer delili cennete ki tertemiz hurilerden eşlerden bahsedilirken onlara ne insan nede cin dokunmamıştır açılmamış güneş görmemiş inci gibidir paktır temizdir manasında kullanılmıştır ki cinlerinde insan gibi tenasül ve dokunmaya sahib olduğu aktarılır. فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّه۪ۜ اَ 18:50 de Rabbinn emrinden çıkmıştı da kullanılan f-s-k yaş hurmanın kabuğunu kırıp çıkması içinde kullanılır .bu manada iblis bir kabuk içinde gayet dışardan zahiren melek gibi de görünebilir secde emri ile kabuğunu kırdı yılan yumurtası gibi aslını ortaya çıkardı bazen dışardan sakin melek gibi olanlar cinayet hırsızlık gibi şeyler yaptığında mahkemede derler bu melek yüzlü bir şeytandır yani görünüşü öyle ama aslı tam zıt . başka ayette zaten iblis beni ateşten ademi topraktan yarattın ben üstünüm demesi ile cinni olduğunu söylüyor zira melekler nurdan cinler nardan yani ateşten halk edilmiştir insan ise topraktan. arapça da iki türlü müstesna vardır mana açısından tür olarakk 3 çeşit zikredilir: misal: "1) İstisna Muttasıl (مُتَّصِلٌ); Mustesna ve mustesna minhu aynı cinstir. نَجَحَ الطُلابُ كُلُّهُمْ إِلَّا خَالِداً : Halit dışında tüm öğrenciler geçti.(burd halit cins olarak öğrencidir yani aynı cins) 2) İstisna Munkatı (مُنْقَطِعٌ); Mustesna, mustesna minhu'den tamamen farklı bir cinstir. وَصَلَ الضُيُوفُ إِلا أمْتِعَةَهُمْ : Bagajları hariç misafirler geldiler.( burda ise bagaj ile yolcu ayrı cinstir" *** melekler ademe secde ettiler iblis hariç demesi ila iblisin melek cinsinden olması gerektirmez zira İstisna Munkatı çeşidi kullanılmıştır yani yolcu ile bagaj gibi ** yine arabi dil kaidesinden dir ki hitap çoğunluğa göre yapılır 99 doktor 1 mühendis olan 100 kişilik grupta hitap çoğunluk olan doktorlara dır ancak ey doktorlar topluluğu ayağa kalkın dense mühendiste onlara uyar zira bu hitap şekline aşinadır yani ey melekler secde edin demesi iblisi melekleştirmez istisna yapar ki zaten iblis ismi hemen zikrediliyor. ** biraz şeytanın avukatlığını yapayım, pardon iblisin: iblis zeki biridir şayet böyle bir kaide olmasa idi şöyle mazeret gösterebilir: melekler dediniz ben melek değilim o yüzden secde etmedim diye bilir ancak iblis dahi ayrı cins olmasına rağmen emrin kendisinide bağladığını biliyor mazeret olarak ben ateşten o topraktan ben üstünüm o yüzden secde etmedim demektedir.
  26. EK

    George Orwell ve romanı "1984" hakkında yazdığım entry

    https://twitter.com/Emre_1974tr/status/1267966998543294465
  27. iste böyleee, KURANDAKi CELiSKiLER. KUR’AN’DA MATEMATİK HATASI → KUR’ANDAKİ ÇELİŞKİLER Posted on 27/10/2009 by pante Kur’an’ın hemen her suresinde bir çelişki bulmak mümkündür. Uzun surelerde ise onlarca çelişkiye rastlanabilir. Çelişkiler; bir ayette söylenenin başka bir ayette değiştirildiği, farklı ya da tersinin söylendiği tutarsızlıklardan, ayetlerdeki akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı yanlışlardan, - Tevrat ve İncil’e uymayan hatalı hükümlerden ve bilgilerden oluşur. - Bu çelişkilerin tümünü listelemek çok zor. O kadar çok çelişki ve çelişki iddiası var ki, sayfa sayfa listelere sığmaz. - O yüzden çok önemli olanlarını listelemeye çalışalım: - Nisa-82. “Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.” - Bazı islamcılar, 1-2 çelişkinin olabileceğini öne sürüyorlar. Çünkü Nisa-82’de “birçok çelişki” yazıyormuş. “Bir çelişki” ya da “birkaç çelişki” demiyormuş. - “Allah kelamı” olduğuna inanılan bir kitapta tek bir çelişki dahi olmaması gerekir. - Ama bir ya da birkaç değil, yüzlerce çelişki mevcut Kur’an’da. - Bunlar izahı; yapılamayan, izahı; müteşabih-mecazi diye yapılan, izahı; çarpıtılan ve ikna edici olmayan, izahı; Arapça’nın iyi bilinmemesine ve meallerin yanlışlığına bağlanan, izahı; Kur’an’a önyargı ile yaklaşılması olarak yapılabilen ve izahı; bilimsel olmayan, evrensel olmayan, insani olmayan çelişkilerdir. - Bu çelişkiler, 1-2 mealciye değil, adı İslamcılar tarafından öne çıkartılmış 15-20 mealcinin mealleri ve Arapçası dikkate alınarak ortaya konmuştur. - Madem ki bu kitap tüm insanlık için gelmiştir, öyleyse çevirilerinin kolayca yapılabileceği ve dünyanın her toplumundan insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde yazılmış olması gerekmez miydi? - İzah edilemeyen yanlarını Arapça’nın zorluğuna ve Kureyş Arapçasının bugün yeterince iyi bilinmemesine, içindeki Aramca ve Süryanice sözcüklerin başka anlamlar taşıyabileceğine bağlamak bile bir çelişki değil midir? - Bu çelişkilerin birçoğu, inançlı müslümanların Kur’an’ı okumasıyla bulunmuştur. Ki bunların çoğu zamanında din adamıydı ve “Kral çıplak!” diyebildiler. - Gayrimüslimlerin de rastladığı çelişkiler vardır elbette. Ki bunun tarihi Muhammed dönemine, ayetlerin ilk okunduğu döneme kadar gider. Hatta Kur’an’a bile yansımıştır bu çelişki itirazları. Ama büyük çoğunluğunu ortaya çıkaranlar müslümanlardır. - Bu çelişkiler nedeniyle vahyin, dinin, peygamberliğin bir uydurma olduğunu görmüştür o müslümanlar. Yani sonuçta, bir ön yargıyla yaklaşımdan söz edilemez. Müteşabihliğe gelince; Allah’ın insanlara açıklamak istemediği, gizli bir konuda müteşabihlikten bahsedilebilir. Örneğin, ruh konusunu detaylı açıklamayabilir. Ya da “dabbet-ül arz” ile ilgili fazla bilgi vermeyebilir. İnsanların aklının ermeyeceği, bilgilerinin çok yetersiz kalacağı bir konuda bilimsel detaylara inmeyerek mecazi örnekler verilebilir. Hatta Mekke döneminde gelen ayetlerde, putperest baskısı nedeniyle açık açık putperest inancına aykırı söylemlerde bulunulamayacak olması da müteşabihliği gerektirebilir. Ama çelişkilerin birçoğuna “müteşabih” demek nerdeyse, çelişkilerden sıyrılmanın bir yöntemi olmuştur. - A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler: 1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi? - Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun. - Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. - Edebilir diyen diğer Ayetler: Zuhruf-86, - Edemez diyen diğer ayetler: Enam-51, Bakara-123, Secde-4, İnfitar-19 - 2- Kötülük Allah’tan mı gelir? Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar? - Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. - 3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi? Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 ) - Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30) - 4- Cennetin genişliği ne kadardır? Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Gökle yer kadar/ - Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. - 5- İlk müslüman kimdir? Enam-163’e göre Muhammed. Araf-143’e göre Musa. Ali İmran-67’ye göre İbrahim. - 6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler) Hud-2. Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim. - Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. - Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar! - Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. - En’am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. - En’am-114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. - Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş. - 7- İblis melek midir, cin midir? Bakara-34’e göre melek, Kehf-50’ye göre ise cindir. - Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. - Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! - 8- İslam’da Vasiyet geçerli midir? Bakara-180’de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır. - Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı. Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır: - “Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.” - 9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi: - Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar. Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim: Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir. 10- Allah herşeyi bilir mi? Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor. Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler. Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık: Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi? Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.” ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir. Salat = Namaz, dua Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir. 13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi? Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? ” Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır. Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir; Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. ” Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. ” 14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi? Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür. (Bakara/ 237-238-239) Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir. 15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi? Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. - Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır. - Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı? (Arabin fistanlii ve iki bacakli ve baldirli allahi yapaaaaaaaaarrrrrrrr.one kurnaz araptir ooooooooo) 16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak! Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.Bahsennnnnnnnn emmede merhemezliymis):-)) Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.(bah bah bu Fellahin allahi nelerde büüliymis,mis,mis,mismis) - Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar.( Eeeeeeee bizim TENGRi böyle sacmaliklari yapmaazda Fellahin Ellahi niler niler yapar) - 17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı? Şuara-195’te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği; Fussilet-44’te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı; Yusuf-12’de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir. Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir. - 18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü? - Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir. Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır. - Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.» Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır. Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi. - 19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5’i mi? Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken, Enfal-41’de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir. - Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”(vay ....iyarlar vay ulan peygamber gibi dümdürüst adama ganimetler noldu deye sorulurmu hic carpilirsiniz vallahada,billahada ,tallahada.)(adam dümdürüst olmasaydi dünyayi onun icin yaratirmiydiulan GARPUZLAR.) Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir.(Allah nidecek genimeti demeyin,sormayin VALLA MAYASUL olursuz.Islamdda sormah,sorusturmah GATTIYENEM yassahdur) - 20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı? (bazan vardur bazanda yoh.Soru sorupda gafami bozmayin) Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir.(bu durum araplara özel böyledir) Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler.(hele bir demesinlerde görsünler gökte nigada firtina ciharirim) -) Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…)(bah simdi olmadibu kitabin sizin tarafinizdan yazildigi ortaya cihti.Saggin bu kitap birdaha RABBIN demeyesin bozusuruh.Ne bu yahu bi NALIINA birde MIHINA vuriysan.Töbe estagfirullah. - 21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı? - Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler. - Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.(HOPPPALAAA bah gene önceki sözünün aksini didin.(Bu gidisle yanimda adananin girmizi ve keskin büberini tasiycam TORNISTAN ittinmi AGZZINA heryerine acibiber sürecem.sakin birdaha söylediginin tersini dime olmami) - 22- Cehennemde kapışma?! - Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız.(senin zabaniler birhalt edemez,amaaaaa ben bizim ülkücüleri cagirirsan hapi yutarsiniz hem sizz hemide YABANiLER)Hani sen EVRENLERIN en güclüsüydün.AYSAYLAÖmerin gizina bisi yapamadigina göre sendede isyohmuz GAMARAT) Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü. 23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah) Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı. - 24- Bu ayette melekler mi konuşuyor? Zuhruf-11’de de ilginç bir kurgu vardır: “O(allah) suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz(melekler)onunla ölü memleketi diriltiriz”.(demekkiAllahinda bazi yerlerde gücü yetismiyorki melekleri gullaniyor.) Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim? Kim olacah melekler: Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler? - 25- Allah mı şair? Muhammed mi? 79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?(Mehemmedindir.) - 26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu? - Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir. Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi.(adam gene feleket biliyor hic okul yüzü görmedigine bakilirsa.) 27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu? Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek. 41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.” - 28- Allah insan gibi yemin eder mi? - Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “.(simdi düsünün REiS kalkipda Falan nahiye müdürüne and olsunku deye yemin edermi ETMEZ,Allahda kalkipMMeleklerin üstüne AND etmez.pekiii o andi kim yapar kim olacak aysa ananizin GUCASI.) Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir?Yalnizz YEMiNLER degil,hersey onun yastiginin altindan cikiyor. - 29- Allah küfreder mi? (Fellahinki ederde bizimki yemin etmez.) Enam-108’de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen; Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür. 30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi: Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.” Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir? Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur? 31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi: ne demektir biliyormusunuz.Allah muhammede 30 erkegin gücünü vermis.Bu nedenden dolayi gözü hep garilarda Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir? - 32- Allah’ın velisi var mı yok mu? İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt.(velisi vardir Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar! - 33- Yaratan mı? Yaratanlar mı? - İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir. Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız? Yaratanlarin en iyisimi dedin.Yaratanlar yok yaratan var. Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim? - 34- Allah yardıma muhtaç mıdır? - İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir ) Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.(kaydiriyor vallaaa. Ama benden yardim istese zirnik calismaz.övünmeye geldimi övünüyürde götü pohlu guldan birde yardimmi bekliyecek. - 35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır? - 6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59) - 8 günde : (Füssilet/ 9-12) (vaalla Allahda bizim gibi yaslandi galiba ,bizim gibi bir dakka önce söyledigini unutuyor bahsaniza.Ama bizim ALLAH unutmazda oo unutan kim biliyonuzmu Allah degil Fellahdir.Ben kendimden biliyom.) 36- Kölelik evrensel mi? Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu? 37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var? Kur’an’da bildirilen peygamberlerin neredeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir? “ Neden peygamberler hep aynı soydan? Tolonbeg:Yahudiler uyanik insanlar 123999 peygamberi yahudiler cikariyor, 1 peygamberide araplar bir tesadüfen cikariyorlar.düsünsenize 14 milyon dünya yahudisi 37 bilim adami cikariyorda 1,5 milyar müslümanda 2 bilim adami cikariyor.Müslümanlar yahudu peygamberlerin peygamberligini taniyorda,Yahudular arap peygamberi muhammedi tanimiyorlar. 124.000 peygamber” bir hadis uydurması olsa bile, peygamberlerin İbrahim’in soyundan olduğu iddiası büyük bir çelişkidir. Peygamberlik verilmez alinir.Orda bir yanlislik olsa gerek. Aslinda araplarla Yahudular amca cocuklaridir.Demekki Yahudularin babasi oglan SÜPER ZEKAYMIS Araplarin BABEY gadasda AKILDAN cuhcik yayaymiski araplarda islerini hep batirdilar. Bahsaniza 8 milyon Isreilli 530 milyon ortadogu müslümanlarinin kirmadigi yerini birakmiyor.Her dafasinda kazanan isreilliler oluyor,son. Ana yaziya devam: Demek ki İbrahim’in soyundan olmayanlara peygamberlik verilmemiştir. İngilizler, Fransızlar, Japonlar, Türkler, Ruslar, Kızılderililer, zenciler İbrahim soyundan olmadığına göre her millete peygamberlik verildiği iddiası doğru olamaz. Olsaydı, bir tanesinin bile izi olmaz mıydı? Halbuki tümü Ortadoğu’dan ve Sami kökenli. Demek ki hepsi Sami uydurması.. - 38- Musevilere “Yahudi” denmesi: - Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.(hoppalaaa yahu sen Allahsin yasakladinmi ya hepiisine yada hicbirine yasakliycan yasaklamiycan.Sen ALLAH deyilsin valllah sen FELLAHSIN FELLAH.) Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır. Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi? Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi? - 39. İnananlar Muhammed’in kulu mu? - Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor. De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’ Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş. Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı. Aynı ifadeyi Zümer-53’de de görmekteyiz: Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var! Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. - 41- Meleklerden peygamber olur mu? - Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir: İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz. Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95’de melekten peygamber olamayacağı söylenirken; Bakın aşağıdaki ayette ne diyor: Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür. - 42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi? Yoksa kanlı irin mi? - Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir. Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez. Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın. Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur. Hakka-36. Ve lâ taâmun illâ min gıslîn “Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.” Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna ve kanlı irinle de eş anlamlı olmadıklarına göre ayetler arasında çelişki mevcuttur. - 43. Dünya oyun ve eğlence yeri mi? - Duhan 38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Enbiya 16. Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Enam 32. Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? - Muhammed 36. Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. - Duhan ve Enbiya suresinde dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını söyleyen Allah, diğer iki surede tersine dünyanın oyun ve eğlence yeri olduğunu söylüyor. Bu, açıklanabilir bir çelişki değildir. Belli ki Muhammed’in zaman içinde fikri değişmiş ama daha önce ne yazdığını unutmuştur. Allah olsaydı, unutmaz ve böyle bir çelişkiye sebep olmazdı. - 44. Bebeğin sütten kesilme süresi kaça ay? - Lokman 14. Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): «Bana, anana ve babana şükret» diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır. - Ahkaf 15. Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” Parantez içinde belirtilenlerle hamilelik döneminin katıldığını kabul ettiğimizde toplamda 30 değil, 33 ay yapar. Hamilelik 9 ay + Emzirme 24 ay = 33 ay. —- Allah 3 ay eksik mi söylemiştir, yoksa Allah2ın sözlüğünde “yaklaşık” sözcüğü mü yoktur acaba?! - 45. Önce Yer mi düzenlendi yoksa Gök mü? - Fussilet ve Bakara suresindeki ayetlere göre önce yer sonra gök. Fussilet (9-10). De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. - Fussilet (11-12). Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.Coh sayin RAB,onlar GANDIL degil - Bakara 29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. - Gelgelelim Naziat suresinde durum tam tersidir: Naziat (27-29). Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. - Naziat (30-33). Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bundan daha büyük bir çelişki olur mu? Allah, göğü mü önce düzenlediğini, yoksa yeri mi önce düzenlediğini birbirine karıştırır, bir ayette yer, başka ayette gök der mi? Böyle bir karışıklığı bir tanrı değil, bir insan yapar ancak. -. 46. Allah insanların inanmasını mı ister inanmamasını mı? - İsra 45-46. Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da sadece Rabbinin birliğini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.(Tolonbeg:eyyyyyyyyyy Fellahin Allahiiiiiii senin ne HÜNERLERIN varmis.Ne dolaplar,ne pencereler cevirmisin gercektten.Bunlari ancak83yasimda ögrenebildim. ilk okulda eger okuyupda görseydim daha o zaman yanimdan iter uzaklastirirdim sizi.Herseyiniz döküldü meydana.Gizli hicbir seyleriniz kalmadi,artik ne in,ne cin ne melek ne kelek yanimiza yanasamaz.) - Meryem 83. Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.(sende az s.......n. degilmisin:-))) ) - Bir insanın başlangıçta bir fikre, bir ideolojiye, bir dine inanmaması, ölene kadar inanmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Muhammed’e de Mekke döneminde 300-400 kişi inanmış, diğerleri inanmamıştı. Ama 10 yıl sonra zorla ya da kendi isteğiyle onbinlerce insan inanmış oldu. Ömer bile ilk sıralar inanmamış hatta Muhammed’i öldürmeyi kafasına koymuştu. Halid Bin Velid Kureyşlilerin komutanıydı, Bedir ve Uhud Savaşlarında az müslüman öldürmemişti. Yani, en büyük düşmanlardan, Kur’an tabiriyle en büyük kafirlerden biriydi. Ama hudeybiye anlaşmasından sonra müslüman olmuştu. Ebu Süfyan, karısı ve hamza’nın ciğerini yiyen Hind, oğlu Muaviye, Hamza’yı öldüren ve ciğerini söken Vahşi ve daha bir yığın kafir, sonradan müslüman olmuşlardı. Ama ayetlere göre Allah, inanmayanların üzerine şeytanları gönderip kışkırtıyor ve onları daha fazla günaha, daha fazla kötülüğe zorluyor. Kur’an’ı anlamamaları için engeller koyuyor. Mantıklı olduğu söylenebilir mi? - B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER - 1- Tarık Suresi 7. ayet: (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. Tıp, testislerden diyor. - 2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı? Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133) - Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır. 3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12) - 9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir. - 10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu. - 11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler. - 12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir. - 4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12 - 5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12) https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/ - 6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması. - Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86) - Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. - 7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi. Kur’an’da genelde tüm konular Ortadoğu’ya, Arabistan’a özgüdür. Örneğin yağmurdan, rüzgardan bahsedilir ama kardan, doludan, buzdan bahsedilmez. Hayvanlardan ve bitkilerden bahislerde de böyledir. Batıya özgü meyvalar hiç geçmez. - 8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi. Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195 9- Ay’ın yarılması: Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu: Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. - O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. - 11- Her canlının çift yaratıldığı: - Her canli cift yaratilmamistir. Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. - 12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı: - Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı? - 13- Kısasa Kısas: Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. - Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi? Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi? - 14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler. 15- Hayvanların 8 çift olması: - Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz? - Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı… - Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu: Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…) Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…) - 16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu: Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Hatta göktaşı ile karıştırılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın yüzlerce misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. - Sadece tek başına “yıldızların düşmesi” ifadesi bile yıldız’ın ne olduğunu bilenler için dinlerin uydurma olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. - Çünkü Tevrat, incil ve Kur’an’da aynı büyük yanlışa düşülmüştür. - 17- Savaşçı Melekler: - Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir. - Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki.. Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı? - 165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter. Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba? Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı? - 18- Ay’ın nur olduğu: - Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.(Fellah hep sallayip duruyor. 19- Bir gecenin bir ömre bedel olması: - Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır! Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?(uydurukcular) 20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği: - Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. - Rahman-22’de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez. - 21- Göğün, yıldızların yere düşmesi: - Bilindiği gibi, dünya evrende bir toz tanesi kadar küçük bir gök cismi ve güneşin bir uydusu. Ama Kur’an’a sanki dünya altta, bütün yıldızlar üstteymiş ve Allah tutmasa yere düşermiş şeklinde yansıtılmış. Bu da Kur’an yazarının bilimsiz şartlarda yetişen bir insan olduğunu gösteriyor. - Hac 65. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.(korona virüslü merhemetmi olurlan. 22- Dünyanın düz olduğu: - Kur’an’ın yer ve gök ayetlerindeki ifadelerinden yeri uçsuz bucaksız düz bir alan, göğü ise yerin üzerinde bir kubbe olarak düşündüğü net olarak anlaşılır. Örneğin “Cennetin genişliği göklerle yer kadardır” ifadesi, yerin bir gök cismi olmadığının sanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Sanki bir uçta yer diğer uçta 7. gök varmış gibi düşünülmektedir. Ayrıca Fussilet suresinde yerin ayrı göğün ayrı yaratıldığı ifadeleri de bunu göstermektedir. - Bundan çok daha net olarak Şems suresi 6. ayetinde düzlenmiş olan yere yemin edilir. Ancak bu ayet mealciler tarafından tahrif edilerek yayılıp döşenmiş olarak çevrilmiştir. Şems 6. Vel ardı ve mâ tahâhâ. — Ve yere ve onu düzleyene. taha düzlemek demektir, tahiv kökünden düzgün sözcüğünden gelir. Elmalılı tefsirinde belirtilmiştir. Haznevi tefsirinde de 6- Yer´e ve onu düzeltene, şeklinde çevrilmiştir. C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER - 1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer. 2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail. - 3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber. - 4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. - 5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. - 6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan. - 7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine. - 8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına. - 9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası. - 10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah. - 11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur. - 12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim. - 13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi. - 14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut - 15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal. Yahudiler Muhammed’e gelip; ” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler. Bunun üzerine gelen ayette şöyle der: - Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz: Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: - Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır? Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir? Sebebi Kur’an’da belirtilir: Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz. Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!! - D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER - 1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir. 2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir. 3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez. 4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir. 5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir. - 6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır. 7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez. Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır. Çelişkilerle ilgili diğer konu başlıkları: - Kur’an Allah Kelamı mı? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-1/ Hükümsüz Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-2/ Hangisi Doğru? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-3/ Bilimdışı Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-4/ Kitaplararası Tutarsızlıklar https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-5/ Serdar Kaangil Posted on 27/10/2009 by pante Kur’an’ın hemen her suresinde bir çelişki bulmak mümkündür. Uzun surelerde ise onlarca çelişkiye rastlanabilir. Çelişkiler; bir ayette söylenenin başka bir ayette değiştirildiği, farklı ya da tersinin söylendiği tutarsızlıklardan, ayetlerdeki akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı yanlışlardan, Tevrat ve İncil’e uymayan hatalı hükümlerden ve bilgilerden oluşur. Bu çelişkilerin tümünü listelemek çok zor. O kadar çok çelişki ve çelişki iddiası var ki, sayfa sayfa listelere sığmaz. O yüzden çok önemli olanlarını listelemeye çalışalım: Nisa-82. “Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.” Bazı islamcılar, 1-2 çelişkinin olabileceğini öne sürüyorlar. Çünkü Nisa-82’de “birçok çelişki” yazıyormuş. “Bir çelişki” ya da “birkaç çelişki” demiyormuş. “Allah kelamı” olduğuna inanılan bir kitapta tek bir çelişki dahi olmaması gerekir. Ama bir ya da birkaç değil, yüzlerce çelişki mevcut Kur’an’da. Bunlar izahı; yapılamayan, izahı; müteşabih-mecazi diye yapılan, izahı; çarpıtılan ve ikna edici olmayan, izahı; Arapça’nın iyi bilinmemesine ve meallerin yanlışlığına bağlanan, izahı; Kur’an’a önyargı ile yaklaşılması olarak yapılabilen ve izahı; bilimsel olmayan, evrensel olmayan, insani olmayan çelişkilerdir. Bu çelişkiler, 1-2 mealciye değil, adı İslamcılar tarafından öne çıkartılmış 15-20 mealcinin mealleri ve Arapçası dikkate alınarak ortaya konmuştur. Madem ki bu kitap tüm insanlık için gelmiştir, öyleyse çevirilerinin kolayca yapılabileceği ve dünyanın her toplumundan insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde yazılmış olması gerekmez miydi? İzah edilemeyen yanlarını Arapça’nın zorluğuna ve Kureyş Arapçasının bugün yeterince iyi bilinmemesine, içindeki Aramca ve Süryanice sözcüklerin başka anlamlar taşıyabileceğine bağlamak bile bir çelişki değil midir? Bu çelişkilerin birçoğu, inançlı müslümanların Kur’an’ı okumasıyla bulunmuştur. Ki bunların çoğu zamanında din adamıydı ve “Kral çıplak!” diyebildiler. Gayrimüslimlerin de rastladığı çelişkiler vardır elbette. Ki bunun tarihi Muhammed dönemine, ayetlerin ilk okunduğu döneme kadar gider. Hatta Kur’an’a bile yansımıştır bu çelişki itirazları. Ama büyük çoğunluğunu ortaya çıkaranlar müslümanlardır. Bu çelişkiler nedeniyle vahyin, dinin, peygamberliğin bir uydurma olduğunu görmüştür o müslümanlar. Yani sonuçta, bir ön yargıyla yaklaşımdan söz edilemez. Report this ad Müteşabihliğe gelince; Allah’ın insanlara açıklamak istemediği, gizli bir konuda müteşabihlikten bahsedilebilir. Örneğin, ruh konusunu detaylı açıklamayabilir. Ya da “dabbet-ül arz” ile ilgili fazla bilgi vermeyebilir. İnsanların aklının ermeyeceği, bilgilerinin çok yetersiz kalacağı bir konuda bilimsel detaylara inmeyerek mecazi örnekler verilebilir. Hatta Mekke döneminde gelen ayetlerde, putperest baskısı nedeniyle açık açık putperest inancına aykırı söylemlerde bulunulamayacak olması da müteşabihliği gerektirebilir. Ama çelişkilerin birçoğuna “müteşabih” demek nerdeyse, çelişkilerden sıyrılmanın bir yöntemi olmuştur. A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler: 1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi? Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun. Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. Edebilir diyen diğer Ayetler: Zuhruf-86, Edemez diyen diğer ayetler: Enam-51, Bakara-123, Secde-4, İnfitar-19 2- Kötülük Allah’tan mı gelir? Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar? Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. 3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi? Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 ) Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30) 4- Cennetin genişliği ne kadardır? Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Gökle yer kadar/ Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. 5- İlk müslüman kimdir? Enam-163’e göre Muhammed. Araf-143’e göre Musa. Ali İmran-67’ye göre İbrahim. 6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler) Hud-2. Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim. Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar! Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. En’am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. En’am-114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş. 7- İblis melek midir, cin midir? Bakara-34’e göre melek, Kehf-50’ye göre ise cindir. Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! 8- İslam’da Vasiyet geçerli midir? Bakara-180’de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır. Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı. Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır: “Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.” 9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi: Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar. Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim: Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir. 10- Allah herşeyi bilir mi? Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor. Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler. Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık: Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi? Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.” ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir. Salat = Namaz, dua Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir. 13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi? Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? ” Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır. Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir; Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. ” Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. ” 14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi? Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür. (Bakara/ 237-238-239) Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir. 15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi? Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır. Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı? 16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak! Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar. 17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı? Şuara-195’te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği; Fussilet-44’te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı; Yusuf-12’de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir. Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir. 18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü? Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir. Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır. Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.» Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır. Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi. 19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5’i mi? Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken, Enfal-41’de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir. Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…) 20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı? Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir. Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler. Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…) 21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı? Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler. Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. 22- Cehennemde kapışma?! Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü. 23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah) Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı. 24- Bu ayette melekler mi konuşuyor? Zuhruf-11’de de ilginç bir kurgu vardır: “O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”. Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim? Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler? 25- Allah mı şair? Muhammed mi? 79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir? 26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu? Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir. Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi. 27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu? Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek. 41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.” 28- Allah insan gibi yemin eder mi? Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “. Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir? 29- Allah küfreder mi? Enam-108’de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen; Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür. 30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi: Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.” Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir? Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur? 31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi: Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir? 32- Allah’ın velisi var mı yok mu? İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt. Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar! 33- Yaratan mı? Yaratanlar mı? İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir. Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız? Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim? 34- Allah yardıma muhtaç mıdır? İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir ) Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz. 35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır? 6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59) 8 günde : (Füssilet/ 9-12) 36- Kölelik evrensel mi? Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu? 37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var? Kur’an’da bildirilen peygamberlerin neredeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir? “ Neden peygamberler hep aynı soydan? 124.000 peygamber” bir hadis uydurması olsa bile, peygamberlerin İbrahim’in soyundan olduğu iddiası büyük bir çelişkidir. Demek ki İbrahim’in soyundan olmayanlara peygamberlik verilmemiştir. İngilizler, Fransızlar, Japonlar, Türkler, Ruslar, Kızılderililer, zenciler İbrahim soyundan olmadığına göre her millete peygamberlik verildiği iddiası doğru olamaz. Olsaydı, bir tanesinin bile izi olmaz mıydı? Halbuki tümü Ortadoğu’dan ve Sami kökenli. Demek ki hepsi Sami uydurması.. 38- Musevilere “Yahudi” denmesi: Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır. Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi? Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi? 39. İnananlar Muhammed’in kulu mu? Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor. De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’ Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş. Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı. Aynı ifadeyi Zümer-53’de de görmekteyiz: Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var! Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 41- Meleklerden peygamber olur mu? Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir: İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz. Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95’de melekten peygamber olamayacağı söylenirken; Bakın aşağıdaki ayette ne diyor: Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür. 42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi? Yoksa kanlı irin mi? Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir. Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez. Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın. Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur. Hakka-36. Ve lâ taâmun illâ min gıslîn “Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.” Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna ve kanlı irinle de eş anlamlı olmadıklarına göre ayetler arasında çelişki mevcuttur. 43. Dünya oyun ve eğlence yeri mi? Duhan 38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Enbiya 16. Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Enam 32. Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? Muhammed 36. Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. Duhan ve Enbiya suresinde dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını söyleyen Allah, diğer iki surede tersine dünyanın oyun ve eğlence yeri olduğunu söylüyor. Bu, açıklanabilir bir çelişki değildir. Belli ki Muhammed’in zaman içinde fikri değişmiş ama daha önce ne yazdığını unutmuştur. Allah olsaydı, unutmaz ve böyle bir çelişkiye sebep olmazdı. 44. Bebeğin sütten kesilme süresi kaça ay? Lokman 14. Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): «Bana, anana ve babana şükret» diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır. Ahkaf 15. Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” Parantez içinde belirtilenlerle hamilelik döneminin katıldığını kabul ettiğimizde toplamda 30 değil, 33 ay yapar. Hamilelik 9 ay + Emzirme 24 ay = 33 ay. —- Allah 3 ay eksik mi söylemiştir, yoksa Allah2ın sözlüğünde “yaklaşık” sözcüğü mü yoktur acaba?! 45. Önce Yer mi düzenlendi yoksa Gök mü? Fussilet ve Bakara suresindeki ayetlere göre önce yer sonra gök. Fussilet (9-10). De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Fussilet (11-12). Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. Bakara 29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Gelgelelim Naziat suresinde durum tam tersidir: Naziat (27-29). Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Naziat (30-33). Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bundan daha büyük bir çelişki olur mu? Allah, göğü mü önce düzenlediğini, yoksa yeri mi önce düzenlediğini birbirine karıştırır, bir ayette yer, başka ayette gök der mi? Böyle bir karışıklığı bir tanrı değil, bir insan yapar ancak.. 46. Allah insanların inanmasını mı ister inanmamasını mı? İsra 45-46. Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da sadece Rabbinin birliğini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Meryem 83. Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar. Bir insanın başlangıçta bir fikre, bir ideolojiye, bir dine inanmaması, ölene kadar inanmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Muhammed’e de Mekke döneminde 300-400 kişi inanmış, diğerleri inanmamıştı. Ama 10 yıl sonra zorla ya da kendi isteğiyle onbinlerce insan inanmış oldu. Ömer bile ilk sıralar inanmamış hatta Muhammed’i öldürmeyi kafasına koymuştu. Halid Bin Velid Kureyşlilerin komutanıydı, Bedir ve Uhud Savaşlarında az müslüman öldürmemişti. Yani, en büyük düşmanlardan, Kur’an tabiriyle en büyük kafirlerden biriydi. Ama hudeybiye anlaşmasından sonra müslüman olmuştu. Ebu Süfyan, karısı ve hamza’nın ciğerini yiyen Hind, oğlu Muaviye, Hamza’yı öldüren ve ciğerini söken Vahşi ve daha bir yığın kafir, sonradan müslüman olmuşlardı. Ama ayetlere göre Allah, inanmayanların üzerine şeytanları gönderip kışkırtıyor ve onları daha fazla günaha, daha fazla kötülüğe zorluyor. Kur’an’ı anlamamaları için engeller koyuyor. Mantıklı olduğu söylenebilir mi? B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER 1- Tarık Suresi 7. ayet: (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. Tıp, testislerden diyor. 2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı? Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133) Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır. 3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12) 9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir. 10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu. 11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler. 12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir. 4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12 5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12) https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/ 6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması. Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86) Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. 7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi. Kur’an’da genelde tüm konular Ortadoğu’ya, Arabistan’a özgüdür. Örneğin yağmurdan, rüzgardan bahsedilir ama kardan, doludan, buzdan bahsedilmez. Hayvanlardan ve bitkilerden bahislerde de böyledir. Batıya özgü meyvalar hiç geçmez. 8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi. Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195 9- Ay’ın yarılması: Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu: Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. 11- Her canlının çift yaratıldığı: Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. 12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı: Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı? 13- Kısasa Kısas: Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi? Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi? 14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler. 15- Hayvanların 8 çift olması: Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz? Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı… Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu: Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…) Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…) 16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu: Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Hatta göktaşı ile karıştırılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın yüzlerce misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. Sadece tek başına “yıldızların düşmesi” ifadesi bile yıldız’ın ne olduğunu bilenler için dinlerin uydurma olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Çünkü Tevrat, incil ve Kur’an’da aynı büyük yanlışa düşülmüştür. 17- Savaşçı Melekler: Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir. Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki.. Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı? 165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter. Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba? Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı? 18- Ay’ın nur olduğu: Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor. 19- Bir gecenin bir ömre bedel olması: Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır! Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir? 20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği: Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22’de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez. 21- Göğün, yıldızların yere düşmesi: Bilindiği gibi, dünya evrende bir toz tanesi kadar küçük bir gök cismi ve güneşin bir uydusu. Ama Kur’an’a sanki dünya altta, bütün yıldızlar üstteymiş ve Allah tutmasa yere düşermiş şeklinde yansıtılmış. Bu da Kur’an yazarının bilimsiz şartlarda yetişen bir insan olduğunu gösteriyor. Hac 65. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. 22- Dünyanın düz olduğu: Kur’an’ın yer ve gök ayetlerindeki ifadelerinden yeri uçsuz bucaksız düz bir alan, göğü ise yerin üzerinde bir kubbe olarak düşündüğü net olarak anlaşılır. Örneğin “Cennetin genişliği göklerle yer kadardır” ifadesi, yerin bir gök cismi olmadığının sanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Sanki bir uçta yer diğer uçta 7. gök varmış gibi düşünülmektedir. Ayrıca Fussilet suresinde yerin ayrı göğün ayrı yaratıldığı ifadeleri de bunu göstermektedir. Bundan çok daha net olarak Şems suresi 6. ayetinde düzlenmiş olan yere yemin edilir. Ancak bu ayet mealciler tarafından tahrif edilerek yayılıp döşenmiş olarak çevrilmiştir. Şems 6. Vel ardı ve mâ tahâhâ. — Ve yere ve onu düzleyene. taha düzlemek demektir, tahiv kökünden düzgün sözcüğünden gelir. Elmalılı tefsirinde belirtilmiştir. Haznevi tefsirinde de 6- Yer´e ve onu düzeltene, şeklinde çevrilmiştir. C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER 1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer. 2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail. 3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber. 4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. 5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. 6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan. 7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine. 8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına. 9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası. 10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah. 11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur. 12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim. 13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi. 14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut. 15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal. Yahudiler Muhammed’e gelip; ” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler. Bunun üzerine gelen ayette şöyle der: Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz: Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır? Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir? Sebebi Kur’an’da belirtilir: Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz. Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!! D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER 1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir. 2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir. 3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez. 4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir. 5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir. 6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır. 7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez. Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır. Çelişkilerle ilgili diğer konu başlıkları: Kur’an Allah Kelamı mı? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-1/ Hükümsüz Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-2/ Hangisi Doğru? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-3/ Bilimdışı Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-4/ Kitaplararası Tutarsızlıklar https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-5/ Serdar Kaangil 6:45 TimeBalkan - "Tarih bizi çağırıyor; Türk beklenendir" Facebook - 17.04.2020 Vorschau 6:45 Prof. Dr. Tufan Gündüz'den Türk Kimdir? "Tarih bizi çağırıyor ... İslam TÜRK YouTube - 11.01.2017 Vorschau 1:17:10 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [08/02/2018] Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTube - 08.02.2018 Vorschau 1:59:00 3'te 3 Tarih 31. Bölüm TRT 1 YouTube - 19.12.2019 Vorschau 2:42 Prof. Dr. Tufan Gündüz'den Duygulandıran Hikaye Gündem Ötesi YouTube - 09.10.2015 Vorschau 12:50 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [08/12/2017 ... Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTube - 08.12.2017 Vorschau 3:50 Türkler Neden Beklenendir? GençTV YouTube - 13.03.2019 Vorschau 59:51 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [05/01/2018 ... Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTube - 05.01.2Türk Kimdir? Tarih Bizi Çağırıyor! - Türktoyu - Posted on 27/10/2009 by pante Kur’an’ın hemen her suresinde bir çelişki bulmak mümkündür. Uzun surelerde ise onlarca çelişkiye rastlanabilir. Çelişkiler; bir ayette söylenenin başka bir ayette değiştirildiği, farklı ya da tersinin söylendiği tutarsızlıklardan, ayetlerdeki akıldışı, mantıkdışı, bilimdışı yanlışlardan, Tevrat ve İncil’e uymayan hatalı hükümlerden ve bilgilerden oluşur. Bu çelişkilerin tümünü listelemek çok zor. O kadar çok çelişki ve çelişki iddiası var ki, sayfa sayfa listelere sığmaz. O yüzden çok önemli olanlarını listelemeye çalışalım: Nisa-82. “Hala Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.” Bazı islamcılar, 1-2 çelişkinin olabileceğini öne sürüyorlar. Çünkü Nisa-82’de “birçok çelişki” yazıyormuş. “Bir çelişki” ya da “birkaç çelişki” demiyormuş. “Allah kelamı” olduğuna inanılan bir kitapta tek bir çelişki dahi olmaması gerekir. Ama bir ya da birkaç değil, yüzlerce çelişki mevcut Kur’an’da. Bunlar izahı; yapılamayan, izahı; müteşabih-mecazi diye yapılan, izahı; çarpıtılan ve ikna edici olmayan, izahı; Arapça’nın iyi bilinmemesine ve meallerin yanlışlığına bağlanan, izahı; Kur’an’a önyargı ile yaklaşılması olarak yapılabilen ve izahı; bilimsel olmayan, evrensel olmayan, insani olmayan çelişkilerdir. Bu çelişkiler, 1-2 mealciye değil, adı İslamcılar tarafından öne çıkartılmış 15-20 mealcinin mealleri ve Arapçası dikkate alınarak ortaya konmuştur. Madem ki bu kitap tüm insanlık için gelmiştir, öyleyse çevirilerinin kolayca yapılabileceği ve dünyanın her toplumundan insanların kolayca anlayabileceği bir şekilde yazılmış olması gerekmez miydi? İzah edilemeyen yanlarını Arapça’nın zorluğuna ve Kureyş Arapçasının bugün yeterince iyi bilinmemesine, içindeki Aramca ve Süryanice sözcüklerin başka anlamlar taşıyabileceğine bağlamak bile bir çelişki değil midir? Bu çelişkilerin birçoğu, inançlı müslümanların Kur’an’ı okumasıyla bulunmuştur. Ki bunların çoğu zamanında din adamıydı ve “Kral çıplak!” diyebildiler. Gayrimüslimlerin de rastladığı çelişkiler vardır elbette. Ki bunun tarihi Muhammed dönemine, ayetlerin ilk okunduğu döneme kadar gider. Hatta Kur’an’a bile yansımıştır bu çelişki itirazları. Ama büyük çoğunluğunu ortaya çıkaranlar müslümanlardır. Bu çelişkiler nedeniyle vahyin, dinin, peygamberliğin bir uydurma olduğunu görmüştür o müslümanlar. Yani sonuçta, bir ön yargıyla yaklaşımdan söz edilemez. Report this ad Müteşabihliğe gelince; Allah’ın insanlara açıklamak istemediği, gizli bir konuda müteşabihlikten bahsedilebilir. Örneğin, ruh konusunu detaylı açıklamayabilir. Ya da “dabbet-ül arz” ile ilgili fazla bilgi vermeyebilir. İnsanların aklının ermeyeceği, bilgilerinin çok yetersiz kalacağı bir konuda bilimsel detaylara inmeyerek mecazi örnekler verilebilir. Hatta Mekke döneminde gelen ayetlerde, putperest baskısı nedeniyle açık açık putperest inancına aykırı söylemlerde bulunulamayacak olması da müteşabihliği gerektirebilir. Ama çelişkilerin birçoğuna “müteşabih” demek nerdeyse, çelişkilerden sıyrılmanın bir yöntemi olmuştur. A- Kur’an’ın Kendi İçindeki Dinî Çelişkiler: 1- Hesap gününde Allah’tan başkası şefaat edebilir mi? Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun. Edebilir/ Meryem-87: Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. Edebilir diyen diğer Ayetler: Zuhruf-86, Edemez diyen diğer ayetler: Enam-51, Bakara-123, Secde-4, İnfitar-19 2- Kötülük Allah’tan mı gelir? Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: “Bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “Bu, senin tarafındandır” derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır”. Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar? Nisa-79. Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. 3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi? Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide-69 ) Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30) 4- Cennetin genişliği ne kadardır? Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Gökle yer kadar/ Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir. 5- İlk müslüman kimdir? Enam-163’e göre Muhammed. Araf-143’e göre Musa. Ali İmran-67’ye göre İbrahim. 6- Kur’an’daki Gaflar: (Allah’a ait olmadığı açık olan Ayetler) Hud-2. Allah’dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O’nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim. Şura-10. Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. Tevbe-30. Yahudiler, “Uzeyir Allah’ın oğlu” dediler, Hıristiyanlar da “Mesih Allah’ın oğlu”, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar! Zariyat-51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. En’am-104. Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim. En’am-114. Allah’tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma. Bu ayetlerden Kur’an’ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, “De ki” ekini unutmuş. 7- İblis melek midir, cin midir? Bakara-34’e göre melek, Kehf-50’ye göre ise cindir. Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir! 8- İslam’da Vasiyet geçerli midir? Bakara-180’de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır. Bakara-180. Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı. Ayete ilaveten, Muhammed’in Veda Hutbesinde şöyle dediği yazılıdır: “Mirasçı için ayrıca vasiyet etmeye gerek yoktur.” 9- Allah’ın katına olan mesafe-zaman çelişkisi: Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’nun nezdine çıkar. Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. Bu çelişkiye bir de Allah katındaki zaman çelişkisini ekleyelim: Hac-47. Senden çabucak azabı getirmeni istiyorlar. Allah, asla vaadinden caymaz. Doğrusu Rabbının katında bir gün; saydıklarınızdan bin yıl gibidir. 10- Allah herşeyi bilir mi? Gaybı bilen yalnızca Allah’tır” ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah’ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor. Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler. Enfal-66. Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah’ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 11- Evlilikte Peygambere tanınan ayrıcalık: Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 12- Allah ve melekleri, Muhammed’e salat eder mi? Ahzap-56. “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salat ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin.” ayetinde Allah’ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir. Salat = Namaz, dua Bu ayetteki salat’ın namaz anlamına gelmediğini, destek anlamı taşıdığını öne sürenler de vardır. Bu da apaçık olduğu söylenen ayetler üzerinde bırakın sıradan insanları, İslam alimlerinin dahi anlaşamadığını gösterir. 13- Allah gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi? Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah’in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? ” Hac-52. Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Nahl-101. Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler. Rad-39. Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır. Aşağıdaki ayetlerde ise farklı söylenir; Fatır-43. “… Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. ” Feth-23. “… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. ” 14- Tanrı’nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi? Kur’an’ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür. (Bakara/ 237-238-239) Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur’an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah’ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir. 15- Edison, Einstein, Ebu Talip vb. ebedi cehennemlik mi? Ali İmran-115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir. Bakara-217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. Tevbe-17. Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır. Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapar mı? 16- Şüphesi, çelişkisi olanın soru sorması yasak! Maide-101. Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) Maide-102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu. Allah’ın soru sorma yasağı koyması kadar saçma bir hareket olabilir mi? Böyle bir saçmalığı, sorular karşısında kendine güvenemeyen insan yapar. 17- Kur’an apaçık anlaşılır bir kitap mı? Şuara-195’te Muhammed, “uyarıcılardan olabilsin diye” Kur’an’ın “apaçık bir dille” indirildiği; Zuhruf/ 2-3 ‘te daha açık olarak, ” Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O’nun düşünüp anlayasınız diye ” indirildiği; Fussilet-44’te Kur’an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı; Yusuf-12’de Kur’an’ın, herkesçe “okunup anlaşılması için” indirildiği; Duhan-58 ‘de, herkese öğüt alsınlar diye kolaylaştırıldığı söylenir. Ancak Kur’an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının, hadislerin, peygamberin ayrıntılı hayatının, dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir. Orucun kaç gün olduğu, namazın kaç vakit olduğu bile açıkça belirtilmemiştir. 18- Kıble, İslam’ın ilk yıllarında neden Kudüs’tü? Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs’ü sonra Kabeyi seçmişlerdir. Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır. Bakara-142. İnsanlardan bazı beyinsizler; «Onları daha önce yöneldikleri kıbleden çeviren sebep nedir?» diyecekler. De ki; «Doğu da Batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.» Kıble değişikliği bir çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır. Halbuki madem önceki toplumların ve peygamberlerin de namaz kıldığı iddia edilir, öyleyse onların kıblesi neyse yine o olmalı ve hiçbir şartta değişmemeliydi. 19- Ganimetlerin tamamı mı yoksa 1/5’i mi? Enfal-1.’de “ganimetler Allah’ın ve peygamberindir” denirken, Enfal-41’de “ganimetlerin beşte biri Allah’ın ve peygamberindir” denir. Enfal-1. (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” Enfal-41. Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. (…) 20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı? Bakara-285 ‘te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; “İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık..” denir. Bakara-285. Peygamber de, iman edenler de O’na indirilene inandı. Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman etti. “O’nun peygamberlerinden hiçbirinin arasında fark görmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz ey Rabbimiz, Dönüş sana’dır” dediler. Bakara-253. İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. (…) 21- Kur’an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı? Enam-92. Bu da kendisinden öncekileri doğrulayan mübarek bir kitaptır ki, beldelerin anası (Mekke) ile onun çevresindekileri uyarman için indirdik. Âhirete inananlar, ona da inanırlar; onlar, namazlarına da dikkatle devam ederler. Kalem-52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir. 22- Cehennemde kapışma?! Alak/ 15-18. And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Ayet, Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın “Allah benden yana” demesine benziyor. Yani insan sözü. 23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah) Kur’an’da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul “biz” ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah’tan hitap bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı. 24- Bu ayette melekler mi konuşuyor? Zuhruf-11’de de ilginç bir kurgu vardır: “O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz”. Suyu indiren Allahsa, ölü memleketi dirilten kim? Kur’an’ı Allah gönderdiyse bu “biz” diyen kimler? 25- Allah mı şair? Muhammed mi? 79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. ” Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz” ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed’in mi yoksa Allah’ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir? 26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu? Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah’a) havale edilir. Anlaşılan melekler Allah’tan daha iyi biliyor herşeyi. 27- Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu? Sebe-40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek. 41. (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.” 28- Allah insan gibi yemin eder mi? Naziat suresi de şöyle başlar: “(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun “. Ayrıca Kur’an Allah’ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah’ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed’in yeminleri midir? 29- Allah küfreder mi? Enam-108’de “Allah’tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah’a söverler.” denmesine rağmen; Bakara-171, Araf-179, Furkan-44, Tevbe-28, Bakara-65, Maide-60, Cuma-5, Araf-176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür. 30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi: Kehf-80. ” Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk.” Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir? Sanki bütün hayırlı anne-babaların hayırsız çocukları öldürülüyormuş gibi aktarılan bu maval doğru mudur? 31- Muhammed’in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi: Ahzap-37′ de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep’le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir? 32- Allah’ın velisi var mı yok mu? İsra-111. Ve de ki: “Övgü, allah’adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur.” O’nu alabildiğine Yücelt. Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar! 33- Yaratan mı? Yaratanlar mı? İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir. Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba’l’e mi taparsınız? Yaratanların en iyisi Allah’sa diğer yaratanlar kim? 34- Allah yardıma muhtaç mıdır? İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir ) Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz. 35- Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır? 6 günde : (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59) 8 günde : (Füssilet/ 9-12) 36- Kölelik evrensel mi? Nahl-75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan (hür) bir kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olurlar mı? Doğrusu hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler. Kur’an’daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu? 37- Kur’an’da neden sadece İsrail’e gönderilen peygamberler var? Kur’an’da bildirilen peygamberlerin neredeyse tamamının Yahudi olması, her kavme peygamber gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir? “ Neden peygamberler hep aynı soydan? 124.000 peygamber” bir hadis uydurması olsa bile, peygamberlerin İbrahim’in soyundan olduğu iddiası büyük bir çelişkidir. Demek ki İbrahim’in soyundan olmayanlara peygamberlik verilmemiştir. İngilizler, Fransızlar, Japonlar, Türkler, Ruslar, Kızılderililer, zenciler İbrahim soyundan olmadığına göre her millete peygamberlik verildiği iddiası doğru olamaz. Olsaydı, bir tanesinin bile izi olmaz mıydı? Halbuki tümü Ortadoğu’dan ve Sami kökenli. Demek ki hepsi Sami uydurması.. 38- Musevilere “Yahudi” denmesi: Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Kur’an’da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki “Hristiyan” yani “İsacı” diyor, “Musevi” yani “Musacı” da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır. Ayrıca bir millete bir gıdanın yasaklanıp, diğer milletlere serbest bırakılmasının mantığı olabilir mi? Örneğin “Türklere balık yemeyi yasakladık” dense bu kabul edilebilir mi? 39. İnananlar Muhammed’in kulu mu? Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab Ayet, “De ki ey inanan kullarım” ile başlıyor. De ki: ‘Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah’ın arz’ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.’ Muhammed, inananlara “kullarım” diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başın “Bizim adımıza de ki” ya da “tarafımdan söyle” gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da “Kullarım” değil, “kullar” olarak çevirmiş. Eğer Kur’an’ı Allah gönderseydi ayette Allah’ın “de ki” demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da “İnanan kullarıma de ki” şeklinde olmalıydı. Aynı ifadeyi Zümer-53’de de görmekteyiz: Zümer-53. De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” 40- “Günah Çıkarma” Kur’an’da da var! Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. 41- Meleklerden peygamber olur mu? Muhammed’e inanmayanlar ” Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi” derler. Buna şu yanıt verilir: İsra-95. De ki: “Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik.” Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz. Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95’de melekten peygamber olamayacağı söylenirken; Bakın aşağıdaki ayette ne diyor: Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür. 42- Cehennemde sadece ne yenir? Zakkum mu? Darı dikeni mi? Yoksa kanlı irin mi? Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir. Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez. Leyse lehüm ta’amün illa min dariy’ın. Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur. Hakka-36. Ve lâ taâmun illâ min gıslîn “Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.” Zakkum ağacı ile darı dikeni çok farklı bitkiler olduğuna ve kanlı irinle de eş anlamlı olmadıklarına göre ayetler arasında çelişki mevcuttur. 43. Dünya oyun ve eğlence yeri mi? Duhan 38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Enbiya 16. Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık. Enam 32. Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? Muhammed 36. Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez. Duhan ve Enbiya suresinde dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmadığını söyleyen Allah, diğer iki surede tersine dünyanın oyun ve eğlence yeri olduğunu söylüyor. Bu, açıklanabilir bir çelişki değildir. Belli ki Muhammed’in zaman içinde fikri değişmiş ama daha önce ne yazdığını unutmuştur. Allah olsaydı, unutmaz ve böyle bir çelişkiye sebep olmazdı. 44. Bebeğin sütten kesilme süresi kaça ay? Lokman 14. Gerçi biz insana, anasına ve babasına itaati de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. Onun sütten ayrılması da iki yıl içindedir. (Biz insana): «Bana, anana ve babana şükret» diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır. Ahkaf 15. Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” Parantez içinde belirtilenlerle hamilelik döneminin katıldığını kabul ettiğimizde toplamda 30 değil, 33 ay yapar. Hamilelik 9 ay + Emzirme 24 ay = 33 ay. —- Allah 3 ay eksik mi söylemiştir, yoksa Allah2ın sözlüğünde “yaklaşık” sözcüğü mü yoktur acaba?! 45. Önce Yer mi düzenlendi yoksa Gök mü? Fussilet ve Bakara suresindeki ayetlere göre önce yer sonra gök. Fussilet (9-10). De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Fussilet (11-12). Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk.İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. Bakara 29. O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. Gelgelelim Naziat suresinde durum tam tersidir: Naziat (27-29). Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Naziat (30-33). Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bundan daha büyük bir çelişki olur mu? Allah, göğü mü önce düzenlediğini, yoksa yeri mi önce düzenlediğini birbirine karıştırır, bir ayette yer, başka ayette gök der mi? Böyle bir karışıklığı bir tanrı değil, bir insan yapar ancak.. 46. Allah insanların inanmasını mı ister inanmamasını mı? İsra 45-46. Kur’an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da sadece Rabbinin birliğini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. Meryem 83. Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kafirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar. Bir insanın başlangıçta bir fikre, bir ideolojiye, bir dine inanmaması, ölene kadar inanmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Muhammed’e de Mekke döneminde 300-400 kişi inanmış, diğerleri inanmamıştı. Ama 10 yıl sonra zorla ya da kendi isteğiyle onbinlerce insan inanmış oldu. Ömer bile ilk sıralar inanmamış hatta Muhammed’i öldürmeyi kafasına koymuştu. Halid Bin Velid Kureyşlilerin komutanıydı, Bedir ve Uhud Savaşlarında az müslüman öldürmemişti. Yani, en büyük düşmanlardan, Kur’an tabiriyle en büyük kafirlerden biriydi. Ama hudeybiye anlaşmasından sonra müslüman olmuştu. Ebu Süfyan, karısı ve hamza’nın ciğerini yiyen Hind, oğlu Muaviye, Hamza’yı öldüren ve ciğerini söken Vahşi ve daha bir yığın kafir, sonradan müslüman olmuşlardı. Ama ayetlere göre Allah, inanmayanların üzerine şeytanları gönderip kışkırtıyor ve onları daha fazla günaha, daha fazla kötülüğe zorluyor. Kur’an’ı anlamamaları için engeller koyuyor. Mantıklı olduğu söylenebilir mi? B- KUR’AN’DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER 1- Tarık Suresi 7. ayet: (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. Tıp, testislerden diyor. 2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı? Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi-133) Yer’den kastedilen dünya gezegeni olduğuna göre, dünya da uzayda diğer gök cisimlerinden bir olduğuna göre “gök ile yer kadar” demek anlamsız bir ifadedir. Hatta bu ifadeden yerin altta, uzayın ise üstte algılandığı anlaşılmaktadır. 3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması: (Füssilet/11-12) 9. De ki: “Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O’na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir. 10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu. 11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: “İkiniz de ister istemez gelin!” dedi. İkisi de: “isteye isteye geldik.” dediler. 12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir. 4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması: Füssilet/10-12 5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12) https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/kuranda-matematik-hatasi/ 6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması. Sonunda güneşin battığı (mağrib) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi-86) Ayetten; dünyayı göğün altında uçsuz bucaksız bir yer olarak gören ve göz yanılmasından dolayı güneşin dünyanın batısında bir çamur gözesine battığını sanan bir yanlış bilgiye sahip olunduğu anlaşılmaktadır. 7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi. Kur’an’da genelde tüm konular Ortadoğu’ya, Arabistan’a özgüdür. Örneğin yağmurdan, rüzgardan bahsedilir ama kardan, doludan, buzdan bahsedilmez. Hayvanlardan ve bitkilerden bahislerde de böyledir. Batıya özgü meyvalar hiç geçmez. 8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi. Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf-28, Şuara-195 9- Ay’ın yarılması: Kamer-1. Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. 10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah’ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu: Rad/12-13. O, korku ve ümit vermek için size şimşeği gösterendir, yağmur yüklü bulutları meydana getirendir. Gök gürlemesi O’na hamd ederek tespih eder. Melekler de O’nun korkusundan tespih ederler. O, yıldırımlar gönderir de onlarla dilediğini çarpar. Onlar ise Allah hakkında mücadele ediyorlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır. 11- Her canlının çift yaratıldığı: Zariyat-49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar. 12- Rahman-14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı: Halbuki benzer bir hayvanın dna’sı üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı? 13- Kısasa Kısas: Bakara-178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Kısas’ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi? Bu ayetle Kur’an’ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi? 14- Denizin yarılması, ölünün diriltilmesi gibi bilim dışı sözde mucizeler. 15- Hayvanların 8 çift olması: Zümer-6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah’tır. Hükümranlık O’nundur, O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O’nu bırakıp başkasına yönelirsiniz? Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı… Aşağıdaki ayetlerde açıklanıyor hangileri olduğu: Enam-143. Sekiz çift yarattı: Bir çift koyun, bir çift keçi. (…) Enam-144. Deveden bir çift sığırdan da. (…) 16- Yıldızların şeytanlar için atış tanesi olduğu: Mülk-5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Boyutları küçük sanılıyor. Hatta göktaşı ile karıştırılıyor. Güneş ile yıldızlar farklı düşünülüyor. Koca yıldız, belki de dünyanın yüzlerce misli büyüklüğünde, ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor. Sadece tek başına “yıldızların düşmesi” ifadesi bile yıldız’ın ne olduğunu bilenler için dinlerin uydurma olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Çünkü Tevrat, incil ve Kur’an’da aynı büyük yanlışa düşülmüştür. 17- Savaşçı Melekler: Al’i İmran/124-125. İnananlara: “Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?” diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir. Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki.. Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı? 165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter. Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba? Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı? 18- Ay’ın nur olduğu: Yunus-5. O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor. 19- Bir gecenin bir ömre bedel olması: Kadir-3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır! Sadece bir gece, bin aydan yani yaklaşık bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir? 20- Tatlı suda inci ve mercan yetiştiği: Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel olduğunu yazan ayetlerde denizlerden birinin suyunun içilebilen tatlı su olduğu, diğerinin acı ve tuzlu su olduğu yazılıdır. Rahman-22’de her ikisinde de inci ve mercan yetiştirildiğini yazar. Halbuki tatlı suda inci ve mercan yetişmez. Suni olarak inci yetiştirilse bile mercan hiç yetişmez. 21- Göğün, yıldızların yere düşmesi: Bilindiği gibi, dünya evrende bir toz tanesi kadar küçük bir gök cismi ve güneşin bir uydusu. Ama Kur’an’a sanki dünya altta, bütün yıldızlar üstteymiş ve Allah tutmasa yere düşermiş şeklinde yansıtılmış. Bu da Kur’an yazarının bilimsiz şartlarda yetişen bir insan olduğunu gösteriyor. Hac 65. Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir. 22- Dünyanın düz olduğu: Kur’an’ın yer ve gök ayetlerindeki ifadelerinden yeri uçsuz bucaksız düz bir alan, göğü ise yerin üzerinde bir kubbe olarak düşündüğü net olarak anlaşılır. Örneğin “Cennetin genişliği göklerle yer kadardır” ifadesi, yerin bir gök cismi olmadığının sanıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Sanki bir uçta yer diğer uçta 7. gök varmış gibi düşünülmektedir. Ayrıca Fussilet suresinde yerin ayrı göğün ayrı yaratıldığı ifadeleri de bunu göstermektedir. Bundan çok daha net olarak Şems suresi 6. ayetinde düzlenmiş olan yere yemin edilir. Ancak bu ayet mealciler tarafından tahrif edilerek yayılıp döşenmiş olarak çevrilmiştir. Şems 6. Vel ardı ve mâ tahâhâ. — Ve yere ve onu düzleyene. taha düzlemek demektir, tahiv kökünden düzgün sözcüğünden gelir. Elmalılı tefsirinde belirtilmiştir. Haznevi tefsirinde de 6- Yer´e ve onu düzeltene, şeklinde çevrilmiştir. C- KUR’AN İLE TEVRAT ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER 1- İbrahim’in babasının adı; Tevrat’a göre Tarah, Kur’an’a göre Azer. 2- İbrahim’in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat’a göre İshak, Kur’an’a göre İsmail. 3- İsmail Tevrat’a göre peygamber değil, Kur’an’a gore peygamber. 4- Süleyman; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. 5- Davud; Tevrat’a göre kral, Kur’ana göre peygamber. 6- Cennette Havva’yı aldatan Tevrat’ta yılan, Kur’an’da şeytan. 7- Tufan Tevrat’a göre tüm dünyaya, Kur’ana göre sadece Nuh’un kavmine. 8- Nuh’un gemisi; Tevrat’a göre Ararat dağına, Kur’an’a göre Cudi dağına. 9- Haman; Tevrat’ta Pers kralının yardımcısı, Kur’ana göre firavunun taş ustası. 10- Tanrının adı; Tevrat’ta YHWH, Kur’an’da Allah. 11- Tevrat’a göre insan, tanrının suretinde yaratılmıştır. Yani tanrı, insanın en mükemmel halidir. Ama Kur’an’a göre Allah’ın eşi-benzeri yoktur. 12- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat’ta 3 Yahudi, Kur’an’da İbrahim. 13- İmran; Tevrat’a göre Musa’nın babası, Kur’an’a göre İsa’nın dedesi. 14- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat’a göre Gideon, Kur’an’a göre Talut. 15- Deve eti Tevrat’ta haram, Kur’an’da helal. Yahudiler Muhammed’e gelip; ” Sen İbrahim’in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı.” derler. Bunun üzerine gelen ayette şöyle der: Ali İmran-93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.” Tevrat’ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz: Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır? Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir? Sebebi Kur’an’da belirtilir: Enam-146. Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz. Dünya halklarından sadece Yahudilere konan bir yasakmış!! D- KUR’AN İLE İNCİL ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER 1- İsa bebekken, İncil’e göre mucize göstermemiş, Kur’an’a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir. 2- İsa, İncil’e göre çarmıha gerilmiştir. Kur’an’a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa’ya benzeyen başka biridir. 3- Kur’an’a göre İncil’de Ahmet’den bahseder, İncil’de Ahmet ismi geçmez. 4- Şeytan, İncil’e göre melek, Kur’an’a göre cindir. 5- Şeytan, İncil’e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur’an’a göre ise Adem’e secde etmediği için lanetlenmiştir. 6- İncil’e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur’an’a göre hayır da şer de Allah’tandır. 7- İncil’de bir aziz olarak geçen Yahya’nın babası Zekeriya, Kur’an’da peygamber olarak geçer. Buna karşın Tevrat’taki Zekeriya peygamberden hiç bahsedilmez. Yani Kur’an’da Meryem’ler karıştırıldığı gibi, Zekeriya’lar da karıştırılmıştır. Çelişkilerle ilgili diğer konu başlıkları: Kur’an Allah Kelamı mı? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-1/ Hükümsüz Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-2/ Hangisi Doğru? https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-3/ Bilimdışı Ayetler https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-4/ Kitaplararası Tutarsızlıklar https://panteidar.wordpress.com/2009/10/27/celiskiler-5/ Serdar Kaangil 6:45 TimeBalkan - "Tarih bizi çağırıyor; Türk beklenendir" Facebook - 17.04.2020 Vorschau 6:45 Prof. Dr. Tufan Gündüz'den Türk Kimdir? "Tarih bizi çağırıyor ... İslam TÜRK YouTube - 11.01.2017 Vorschau 1:17:10 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [08/02/2018] Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTube - 08.02.2018 Vorschau 1:59:00 3'te 3 Tarih 31. Bölüm TRT 1 YouTube - 19.12.2019 Vorschau 2:42 Prof. Dr. Tufan Gündüz'den Duygulandıran Hikaye Gündem Ötesi YouTube - 09.10.2015 Vorschau 12:50 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [08/12/2017 ... Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTube - 08.12.2017 Vorschau 3:50 Türkler Neden Beklenendir? GençTV YouTube - 13.03.2019 Vorschau 59:51 TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR - Prof. Dr. Tufan Gündüz [05/01/2018 ... Zeytinburnu Kültür Sanat... YouTTürk Kimdir? Tarih Bizi Çağırıyor! - Türktoyu -
  28. TanrıBeniNiyeKorudu

    Bir İnsanın Adı Hem Mustafa Hem Kemal Olamaz

    birsürü fotoğrafı videosu var,yazdığı nutuk var onu anlatan birsürü tarihci var al sana mantıksal kanıt sen nasıl bir kanıt arıyon daha,ayrıca kemal ismini sonradan öğretmeni vermiş, Ataürkün birgün varolduğunu kanıtlamaya girişeceğim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi...
  1. Daha fazla aktivite göster
×
×
  • Yeni Oluştur...