Normal Forum Görünümü: Yaşamın Başlangıç Nedenleri...
Ateistforum > BİLİM > BİLİM FORUMU
haci
Dünyada yaşamın nasıl başladığını kesin olarak bilmiyoruz. Yine de bazı gözlemlerden ve doğalarını bildiğimiz fizik yasalarından yararlanarak yaşam için bir kaç başlangıç senaryosu oluşturabiliriz. O başlangıçların hemen hepsinde az çok bir doğruluk payı olabilir. Yine de gerçeklerin onların dışında olması ve yaşamın başka nedenlerden dolayı başlaması çok daha muhtemeldir.

Yaşam büyük bir rastlantı sonucu yalnız dünyada mı ortaya çıkmıştır, yoksa evrende oldukça yaygın olan bir fenomen midir?
Yaşamın başlangıcını yeterince bilmediğimizden, bu soruları doğru olarak yanıtlamak mümkün değildir. Yaşamın ortaya çıkmasında rastlantıların rolünü reddetmeye olanak yoktur. Rastlantıların doğasını bilirsek, soruyu belki de bir tür yanıtlayabiliriz.

Rastlantıların dünyada yaşamın ortaya çıkışındaki rolü nedir? Ne tür rastlantılar, nasıl olmuş da yaşamın ortaya çıkmasına neden olmuşlardır? Onların evrendeki sıklık oranı nedir?

Ancak, rastlantıların doğasını incelemeden önce yanıtlanması gereken önemli bir soru vardır. Soru şudur:
Evrenin yaşamın ortaya çıkması ile ilgili en önemli nitelikleri nelerdir?

Evrende yaşam, termodinamik yasalara uyarak ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle yaşam, termodinamik yasalardan yararlanan fiziko-kimyasal bir fenomendir.
Bu yasaların yaşamın başlangıcına olan katkısı nelerdir? Termodinamik yasalardan yararlanmak ne demektir?

Termodinamik yasalar enerji ve maddeye hükmederler. Evrende enerji ve madde birbirlerine dönüşebilirler ama, ne yeni enerji ortaya çıkabilir, ne de mevcut enerji kullanılarak yok edilebilir. Ancak başka bir şekle çevrilebilir. Bu çevrilme sırasında ortama ısı enerjisi kaçar ve rastgelelik artar. Evrende vuku bulan ve bulacak olan rastlantısal bütün fiziko-kimyasal süreçler bu ilkeye boyun eğerler. Her türlü rastlantısal süreç bu fizik yasalarına uymakla yükümlüdür.

Bir enerji türü başka tür enerjiye dönüşürken hemen her seferinde bu dönüşüm tek değildir. Yani bir enerji aynı değerde başka bir enerjiye dönüşemez. Mutlaka ısı şeklinde ikinci bir enerji ortaya çıkacak ve enerji verimi düşecektir. Devri daim makinesinin yapılamamasının nedeni budur.

Bu soruna başka bir açıdan bakarak da yaklaşabiliriz. Enerji yok olmamakta ve başka bir enerji ve ısı şekline dönüşürken, bu olay doğada bilgi şeklinde kaydedilmekte ve birikmektedir. Bu birikimi zaman da katalize etmektedir. Yani birikimin doğasına zaman da katılmaktadır. Bu enerji devinimi süreklidir. Elementler arasında vuku bulan sürekli ve rastgele fiziko-kimyasal süreçler kimyasal maddelerden oluşan bilgiler şeklinde birikmektedirler. Bu durum evrende son derece yaygın olan bir fenomendir. Ortaya çıkan herhangi bir kimyasal madde bize nasıl bir fiziksel ve kimyasal süreç sonucu ortaya çıktığının gizemini ifşa etmektedir. Kimyasal maddeler ayrıca birbirleri ile tepkileşmekte ve daha da karmaşık moleküllerin ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. Canlı organizmanın ortaya çıkmasından çok önce, organik moleküller sentez edilmişlerdir. Galaksilerin hemen hepsinde organik maddelerin oldukça bol olarak bulunduğu spektroskopik araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır. Organik moleküllerin ortaya çıkmasının nedeni rastgele vuku bulan fiziko-kimyasal süreçlerdir. Ve onların aslında bilgi birikimi olduğu düşünülebilir.

DNA da organik bir moleküldür. Hücre için bu organik molekül, varlığını sürdürmede kullanacağı bir tür bilgi kaynağıdır. Yani bilgi DNA molekülüne birikmiştir. Hücre içinde o bilgiyi derleyecek çeşitli sistemler gelişmiştir. Ayrıca yeni bilgiler DNA’da birikmektedir. Hücre çoğalırken bu yeni bilgiler, eskileri ile birlikte yeni nesillere geçmektedir.

Başka bir deyişle canlılık temel olarak, bilgi birikiminden ve bilginin sistematik bir şekilde kullanılmasından başka bir şey değildir. DNA molekülü ve diğer organik moleküller, evrenin rastgele süreçlere bağlı olmasına rağmen, olağan ve belki de kaçınılmaz bir ürünüdür. Bu durumda yaşamın evrende oldukça sık olduğu iddiasına şaşmamak gerekmektedir.

Evrende enerji yok olmamakta ve sürekli olarak devinim göstermektedir. Bu devinimlerin birinde canlılık ortaya çıkmıştır. Bu devinim sürekli olduğu için evrende yaşamın yaygın olması olasalığı mantıklı bir çıkarsamdır.

Canlı bir yaratığın ortaya çıkması, bu devinimlerin yeni bir yön kazanmasına neden olmuştur. Yeni bir yön kazanan ve mevcut bilgilere göre yönlendirilen fiziko-kimyasal süreçler ise, rastgeleliğin azalmasından sorumludur. Başka bir deyişle canlının ortaya çıkması için gerekli olan rastgelelik, canlının varlığını sürdürmesi için denetlenmek ve kısıtlanmak zorundadır. Ancak rastgelelik hiç bir zaman tam olarak kısıtlanamamış ve canlıların deviniminin kesin ve tek bir yön alması mümkün olamamıştır. Bu durum evrimden sorumludur. Bu bulguların ışığında evrimi canlı varlıkların sürekli devinimi şeklinde tanımlayabiliriz.

Selamlar

HACI
drekinci
QUOTE(haci @ Sep 26 2005, 09:20 PM)

Galaksilerin hemen hepsinde organik maddelerin oldukça bol olarak bulunduğu spektroskopik araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır.
*


İlginç ve iddialı bir saptama.
Bahsettiğin karbon atomu spektrumu mu?
Bu saptama evrenin kaotik oluşunu çürütür.
Fizik yasaları evrenin heryerinde geçerlidir tezini destekler. galaksilerde canlı oluşumlarının olasılığını artırır. canlı oluşumunu dünya şartlarına bağlı olmaktan çıkarır.
İnşallah yaşam da organik maddelerin yaygınlığı gibi yaygın olur.
Bizde bu koca evrende yalnız olmadığımıza seviniriz.
haci
Sevgili Drekinci

İlginç olabilir ama, iddialı olduğu söylenemez.
Türkçe Google search yapabilirsin.
Uzayda organik molekuller yaz..
Karşına 273 Türkçe literatür çıkacaktır.
Ben İngilizce yazınca yüzbinlerce literatür çıkmaktadır.

Bu saptama evrenin kaotik olduğunu çürütmez. Malum kaostan düzen doğmuştur ama, yine de düzenden sorumlu olan kaosdur.
Evet. Karbon atomu spektrumu her zaman geçerlidir. Çünkü karbon atomsuz bir organik madde düşünülemez.
Organik yaşamın yaygın olması mümkündür.
Ancak bizim sorunumuz organik yaşam değildir.
İnteligent organik yaşamdır..
Çünkü inteligent olmayan organik yaşamı evrende saptama olanağımız yoktur..

Ne acı..

HACI
drekinci
Maddeye tohum düşmüş bir kez
İntelligenti de kaçınılmaz olarak peşinden gelir.
Bu duruma göre intelligent varlıkların olasılığı da oldukça fazla olur.
Sorun mesafelerin astronomik büyüklüğünde,
Ne maddi olarak ne de EMR vasıtasıyla ilişki kurmaktaki zorluktur.
Bizim evrene içinde bulunduğumuz teknolojik düzey ile gönderdiğimiz sinyallerin ulaşma uzaklığı ne kadardır acaba? Bu sinyaller belirli bir mesafeden sonra sönümlenmeye veya deformasyona uğrayabilirler mi?
Örneğin güneşimizin ışığının ulaşabildiği limit mesafe var mıdır?
Biz hangi mesafelere kadan sinyal gönderebiliriz.
Örneğin huble teleskopu uzaya kaçtı kontrolümüzü kaybettik ama nereye giderse gitsin sinyal göndermeye devam ettikçe, hangi mesafelerden sonra sinyallerini saptamakta zorluk çekebiliriz.
Soru ve sorunlar çok, zamanla daha da artacak.
Du bakalım nolcek biggrin.gif
Sevgiler.
haci
Sevgili Drekinci...
Haklısın.. Maddeye tohum düştüğünü veya maddenin döllendiğini düşünebiliriz. İntelligent yaşam ise kesin değil. Çünkü intelligent olmanın yanı sıra, teknoloji oluşturmak da gerekiyor. Dünyada yaşam bunun gerçekleşmesi için 4,5 milyar yıl bekledi.. Yine de bu teknoloji son yüzyıl için de, o da tesadüfen ortaya çıktı.

Yaşam karbon bazlı olmaya mecbur. Ama DNA yerine benzer veya tümüyle başka bir organik molekül bilgi birikimini sağlayabilir. Dünyada ilk canlının RNA yı kullandığını tahmin ediyoruz. Yaşam RNA dünyası denen bir dönemden geçti. Ondan önce de daha ilkel bir dönemden geçmiş olabilir. Amino asitlerin ve proteinlerin doğada, hatta evrende yaygın olduğu dikkate alınırsa, onlardan canlı yaratıkların oluşabileceğini kabul etmek zor olmamalı.
Bütün bunların nedeni evrende her türlü fiziksel ve kimyasal süreçlerin bilgiye dayanması ve bilginin birikmesidir. Yaşam mevcut fizik yasalarından yararlanmaktadır.

Evrende başka gezegenlerde yaşam olmadığını iddia etmek temelsizdir. Bu iddia neye dayanarak ileri sürülebilir? Hiç bir dayanağı yoktur. Evrende mevcut organik moleküllerin dağılımı dikkate alınırsa, bunun tam tersi bir sonuca varmak gerekmektedirAslında bu, kilisenin evrenin merkezini dünya olarak göstermek çabasından farklı olmayan, antroposentrik bir yaklaşımdır. Muhtemelen yaşam evrende oldukça yaygın bir fenomendir. Yalnız bizim galakside, dünyadakine benzer koşullara sahip milyarlarca gezegen var olmalıdır. Evrendeki galaksi sayısını ise doğru olarak bilmeye olanak yoktur.

Selam

HACI
Bu basit görünüm sadece metinlerden oluşur. Resim ve Daha Fazla Bilgi Görmek İçin Forumun Normal Haline Geçmeniz GerekmektedirBuraya Tıklayın.