- - -
Tesadüf
Ateistforum > ATEİSTFORUM >
Sayfa: 1, 2
Tekiner
Arkadaşlar lütfen şu tesadüf denilen kavramı birisi anlatsın. Bilimsel olarak da olur, teolojik olarak da olur.

Nedir? Ne değildir? Yenir mi? Turşusu nerede bulunur?


TESADÜF NEDİR?
gılman
QUOTE(Tekiner @ Sep 2 2006, 11:53 AM) *

Arkadaşlar lütfen şu tesadüf denilen kavramı birisi anlatsın. Bilimsel olarak da olur, teolojik olarak da olur.

Nedir? Ne değildir? Yenir mi? Turşusu nerede bulunur?
TESADÜF NEDİR?



tesadüf şudur :

bigbang dir . büyük bir patlama oldu o patlamadan sonra milyonlarca sene geçti güneş sistemleri tesadüfen oluştu uzay oluştu gezegenler bir yörüngeye tesadüfen bir düzen içinde yerleşdi ...

sonra güneş sistemimiz içinde güneşe en yakın olan yıldız meydana geldi adı da yeryüzü veya dünya oldu .

sonraki ne tesadüfdür ki güneşe öyle bir yerde tesadüf sonucu yerini aldıki hayat tecelli etmesi için tam bir tesadüfü şekilde ne 100 metre güneşe yakın nede 100 metre güneşden uzak !


tam bir tesadüfün tesadüfüde orada yani dünyada hayat ın başlaması oldu kimisi fosil dedi kimisi maymun dedi kimisi başka birşey dedi ...


bak şu tesadüfe bir insan oldu orada ve bu tesadüfler sonucu cinsel organı da tesadüfen oluşdu !


ama bu tesadüf sadece bir tesadüf değil çünki tesadüfün tesadüfü de ona bir eş olarak da bir varlık daha tesadüfen oluşdu !

ve tesadüfe bak bir erkek bir kadın ve ikisininde cinsel organı oluşdu !

ve bunlar bu cinsel organlarını tesadüfen birleştirince ne gördüler hiçbirşey ama bu onlara zefk verdiklerinden dolayaı hergün bu işi yaptılar ve tesadüfen o erkek 3-4 ay sonra eşinin karnının büyüdüğünü gördü kadın rahatsızlandı !

kocası ona dediki ya çok yemek yiyorsun şişmanladın !

oysa kadın yazık yemek yemekden de düşmüştü !


nitekim 9 ay dolunca kadının ağrıları çoğaldı yatakda ilişkideki inlemelerinin daha da yoğununu gören koca kıskanmaya başladı acaba benim görmediğim biri ile mi ilşkiye giriyor diye !

neyseki çocuk tesadüfen dünyaya teşrif ettiğiniş görünce baba rahatladı ...


vay be bir big bang den teadüf oluşan bu insanlar şimdik tesadüfen 6.5 milyar insanı buldu ...


dahada tesadüfü ise bürün insanların dna sı da biribirinden farklı !


ve tesadüfen hayvanlarda oluşdu ..


bitkiler yağmurlar hepsi bir düzen içinde doğa ile baş başa tesadüflerinin ürünü bu dünyaya teşrif ettiler ...

bu yazıyı da tesadüfen gılman arkadsşınız gördü ve tesadüfen yazdı işte ...




halen herşeyin tesadüfden olduğunu inanmayan dinden çıkar ha dikkatl,i olun !


Tekiner
Tesadüf nedir diye sordum. Geyik nedir diye sormadım.
gılman
sen tesadüfü istedin ben sana tesadüfü anlattım .


ben fikrimi yazdım bu konuda fikrine katılmıyorum diye bilirsin ...

sonra yazımı okuduysan geyik bir hayvan türü olduğundan oda bir tesadüfdür ..

yeryüzü bir tesadüf dür !

benim yazdığım ile ilgili ...

Aytac
Peki ben elimdeki bilgiyi senin ile paylasayim.
Tesädüf dis nedenler ile olusur.Metafizik düsünce sistemi tesädüfü zorunluluk ile karsilastirmistir,yani tesadüf olanin zorunluluk zorunluluk olanin tesädüf olamayacagini savunur.Bu sacma varsayim tümü ile yanlistir.tesadüf zorunlu olabilecegi gibi zorunlulukta tesadüf olabilir.Örnegin raylarin bakimindaki bir ihtimal yüzündentrenin raydan cikmasi bir rastlantidir,ancak raylarin bakimsizligisürüp giderse bir tesädüf olan trenin raydan cikmasi bir zorunluluga dönüsür.Milli piyango cekiliside buna güzel bir örnektir.Türkiye yilbasi cekilisinde diyelimki 1 milyon bilet var ve bunlardan birisi 1 milyon kazanacak.Ben eger 1 bilet alirsam ikramiyenin benim olmasi büyük bir tesädüf olur.Ben biletlerin hepsini alirsam ikramiyenin benim olmasi zorunluluk olur.

SAYGILAR
yecgga
Gariban gılman, HY sitelerinden öğrendiğin saçmasapan mantık yürütmeleri papağan gibi tekrarlamak fikir belirtmek değildir.
gılman
sen bana cevap yazma sen tesadüf hakkında bilgi ver bana cevabı zaten tekiner verdi .

sen tesadüfü açıkla ilminle bırak benle kişisel tartışmayı !

harun yahya dan alıntı yaptığımı ondan öğrendiklerimi burda bize anlatma diyorsunda ben harun yahyanın sitesine 2- 3 kere girdim oda merakımdan onun için bırak o harun yahyayı bunlar benim kendi fikrim ..

sen konuyla ilgilen benimle değil ...
Tekiner
Sağolasın Aytac. Anladığım kadarıyla anlattığın tesadüf kavramının bir yönü. Ayrıntılarıyla anlatırsan sevindirik olurum.


Tesadüf ne demek?
trimax
Kainatta ve onun kısıtlı bir alanı olan insan hayatında tesadüfe yer yoktur. Olayların nedenlerini bir kenara bırakıp rastgele meydana geldiklerini söylemek hatadır. Socrates'in de dediği gibi "Evrende tesadüfe tesadüf edilmez".Karşılaştığımız veya gözlemlediğimiz olaylar arasında onları birbirine bağlayan sebep-sonuç halkaları vardır,fakat bilgimiz bu bağları görecek düzeyde değilse, bu bağların bir kısmı gözümüzden kaçar, kopukluklar olur ve böyle olunca da olayların karşımıza nedensiz ve tesadüfen çıktığını sanırız. Fakat bilgi seviyemiz artıp yükseldikçe bize soyut gibi görünen olaylar arasındaki halkaları fark etmeye başlar ve tüm bunların birer tesadüf olmadığını fark ederiz.
zardoz
Algoritmik bilgi kuramına göre tesadüf sıkıştırılamazlıktır.

http://cc.usu.edu/~bekir/articles/chaitin.htm

Uzun bir yazı, sabırla okursan az çok sorunun cevabını görürsün.

Buradaki dinci arkadaşların boş fetvalarını önemseme, biraz kuantum kuramı okusalar, böyle saçmalamazlardı. Bahsettikleri mutlak determenizm kuantum öncesine aittir. Kuantumla birlikte o anlayışın yanlış oldugu görülmüştür.
CharlesDarwin
Evet insan tesadüfen oluşamaz. Allah tarafından çamurdan yaratılmış ama yaratılırken de dünyada daha önce var olan memelilere çok benzetmiştir. Önce insanı 4 ayaklı, kanatlı, dikenli, besinlerini fotosentez yoluyla üretebilen ancak hareket de edebilen bir canlı olarak düşünmüştür. Ancak daha önce fotsentez yapıp aynı zamanda hareket edenilen bir canlı yapmadığı için hata yapmaktan korkup dünyadaki maymunlardan kopya çekmeyi düşünmüştür. Hatta %98 oranında bir benzerlik vermiştir. İnsan memeli olarak, tüyleri olacak, 2 gözü, 2 kulağı vs maymunla üstelik aynı yerlerde bulunacak yani neredeyse aynı olacaktır.

Allah için bu sorun aşıldıktan sonra gelinmiştir en büyük soruna. Kumda hiç karbon yoktur. Toprak silisyumdan oluşmaktadır. E ne olacak canım silisyumdan bir canlı yaratacaktır. Ancak onu da yapamamış gene silisyumu bir hokus pokus ile karbona çevirmiştir.

Zaten Allah bunu dünyada hep yapmaktadır. Önce topraktan hayvancıklar silisyum temelli kumdan sonra tüm silisyumu hokus pokus ile karbona çevirir ve canlılarda ne hikmetse kumdan yani silisyumdan hiç eser bırakmaz. Sonra o toprak şekil karbon çamurundan yavaş yavaş ufak hücreler yaratır. Sonra bu hücreler toprak olmaktan çıkar ve canlı olmuşlardır. Yeni oluşan sıpa ortada hoplaya zıplaya oynar.

Ama hoplama zıplama sırasında onu bir kurt görür ve avlar. Ne oldu şimdi Allah bunu tekrar yaratması lazım. Bi tane yapınca ve o tek hayvan ölünce tür de yok oluyor işte. İşin yoksa bi tane daha yap aynından.

Neyse arkadaşlar görüldüğü gibi hiçbirşey tesadüf değil her canlı Allah tarafından büyük zorluklarla yaratılmaktadır. Yukarıda bahsettiğim şekilde olur. Bu yaratılma anını gören bir kaç müslüman da vardır. Hatta tam o sırada o kurdun o sıpayı yediğini o müslüman arkadaş bana anlatmış ve tekrar yaratıldığına şahit olmuştur.
Tekiner
Darwin dede ben Allahı değil TESADÜFü sordum.

Zardoz sağolasın.
haci
Bazı Müslo'lar bu kadar salak mı? Yoksa salak numarası mı yapıyorlar?
Bu arada inançlarını savunuyorlar.. Ama ne kadar salakça.. Bu kadar ilkellik biraz fazla değil mi? Burasının kalitesi oldukça düştü.. Bu geyiklere fazla iltifat etmemek ve onları yazan salakları cesaretlendirmemek gerekiyor. Yoksa burası iyice çöplük, hatta septik çukuru olacak..

Soru açık ve net.. Tesadüf nedir? Güzel bir soru aslında. Ben yıllar önce bu konuya değinmiştim. Doğrudan ilgilendiği bir konu yok.. Genel bir kavram ve soru..

Tesadüf elimizde olmayan, kontrol edemediğimiz, beklemediğimiz, planlamadığımız olgularla ilgili kompleks bir süreçtir. Koşullar uygun ise mutlaka vuku bulacaktır ama, ne zaman, nasıl vuku bulacağını ve doğasını bilemeyiz. Her tesadüfte birden fazla öğe vardır. İki kimyasal madde doğada bir gün uygun koşullar altında tepkileşebilir. İki eski arkadaş sokakta karşılaşabilir. İki canlı bir araya gelebilir. Bütün bunların bir sonucu olacaktır. Bu sonuç öğelerin bireysel davranışlarını dramatik bir şekilde değiştirecektir. Bu öğeler doğada var oldukça karşılaşmaları mümkündür ve hatta kaçınılmazdır. Ancak ne zaman ve hangi koşullarda karşılaşacaklarını önceden bilmek mümkün değildir.
Örneğin tepkileşen iki kimyasal maddeden üçüncü bir kimyasal madde oluşabilir ve olay bundan sonra başka katalistlerin etkisine duyarlı hale gelerek, değişik bir yöne doğru ilerleleyebilir.
Sokakta karşılaşan iki eski arkadaşın biri kadın diğeri erkek olabilir ve birbirlerini ne kadar özlediklerini, sevdiklerini anlayıp, evlenebilirler.
Birbirleri ile karşılaşan iki canlıdan biri diğerine hastalık verebilir ve onun ölümüne neden olabilir.
Bütün bunlar tesadüfen vuku bulan olgulardır. Planlanmamışlardır. Ama mutlaka vuku bulacaklardır.
Umarım bu ilginç sorunun yanıtı anlaşılmıştır..
Tabii bunu salak Müslo'ların anlayabileceğini sanmıyorum. Onlara göre tesadüf yoktur. Kader vardır ve bütün bunlar çok önceleri Allah tarafından planlanmıştır.. İki molekül bile tesadüfen bir araya gelemez. Toplu iğnelerin başında 8 melek vardır. Radyoda konuşanlar insan sesini taklit eden meleklerdir..

Keeeeeeeeeeeeeeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

HACI
CharlesDarwin
Tesadüfün ne olduğunu biliyor olman lazım. Tesadüfün ne olduğunu sormuş olamazsın aklındaki nedir?

Tesadüf arapça bir kelimedir. Türkçesi rastlantı dır. Yani birinin kontrolü dışında olma olasılığı zayıf olan ama gene de olan ve bu yüzden de insanları şaşırtan olaydır.

Ama matematikte ve doğa bilimlerinde tesadüf yoktur. Olasılık vardır...
haci
Sevgili CharlesDarwin..
Bunlar sadece kelime.. Hepsi aynı anlama geliyor. Ya da yakından ilgili kelimeler..
Tesadüf deyince ne denmek istendiğini biliyoruz.. Rastlantı olduğunu yani..
Olasalık ise biraz ayrı bir kelime. Yine de yakından ilgili..
Bu vesile ile bu konuda bazı salak Müslüman'ların verdiği bir örneğe değineyim.

Proteinler kısa peptidlerden, onlar da amino asitlerden oluşmuş uzun moleküllerdir. Amino asit sıralanmasının çeşitli şekiller vardır.
Amino asitler mutlaka bir araya geleceklerdir. Onların herhangi bir şekilde bir araya gelmesi bir rastlantı değildir. Öyle ise amino asitlerin bir araya gelmesinden oluşan bir proteinin ortaya çıkması bir tesadüf değildir. Çünkü nasıl olsa, koşullar müsait ise, herhangi bir protein ortaya çıkacaktır. Onlardan bir proteinin ortaya çıkma olasalığı kolaylıkla hesaplanabilir. Bu olasalık yüzde yüzdür. Bu yüzden burada kullanılan olasalık terimi fazladır. Gereksizdir.

Ama aynı sıralanmanın bir kere daha tekrarlaması için olasalık terimini kullanabiliriz. Bu olasalık 10^-1000 bile olsa, sıfır değildir.

Canlılarda protein sentezi DNA'dan alınan şifrelerle gerçekleştiği için, rastlantılara yer verilmeden, aynı protein bütün ömür boyunca tekrar tekrar sentez edilir. Canlılarda rastlantılara yer verilmez. Yine de canlıların evrimine rastlantılar ve olasalıklar yön verirler. Mutasyon onlardan biridir. Diğerleri de vardır. Genomdaki değişiklikler onlardan sorumludur. Bu basit gerçeği bazı salak Müslo'lara anlatmak çok zor. Hatta olanaksız..
Onlar da anlamasınlar.. Cahil kalmalarında yarar var bence.. Doğal seçilime uğrar, elenirler.. Yok olurlar.. Salaklara yaşama şansı vermez doğa..

HACI
Tekiner
Zardoz okudum verdiğin linkteki yazıyı. Gözlerim yanıyor bea. Beynimde muşmulaya döndü gibi yani galiba kesinlikle.

Daha sade bir dille olsaydı pek bi daha mutlu oluverirmişim gibi geldi bana.

Bilgilerinizi ve Tesadüf Nedir sorusunun cevabını paylaşmaktan çekinmeyiniz, sakın ola bundan imtina etmeyiniz.

Tesadüf

İmzama yemiş vermiş biri, ne yapacam ben? sad.gif
Rastlantı
Tesadüf, evrenin tanımında yer alan bir kavram. Kuantum belirsizliğinin diğer adıdır.

Doğadaki tüm sistemler başlangıç koşullarına son derece hassas bir şekilde bağlıdır. Başlangıç koşullarından mutlak bir kesinlikle bahsedilemediği sürece, farklar katlanarak çoğalır ve ve bir gelecekten sonra sistem tahmin edilemez bir hal alır. Bu bizim rastlantısal dediğimiz olayları meydana getirir.
Aytac
QUOTE(Tekiner @ Sep 2 2006, 12:10 PM) *

Sağolasın Aytac. Anladığım kadarıyla anlattığın tesadüf kavramının bir yönü. Ayrıntılarıyla anlatırsan sevindirik olurum.
Tesadüf ne demek?

Walla ben daha nasil desem "dis neden" diyebiliyorum.Konunun uzmanlari var.Benim okudugum bir kitap var onu sana linkleyeyim sende sevindirik ol.
AKLIN ISYANI

SAYGILAR
imam3169
dıyelım bahama adalarına tatıle gıttın aksam barda ıckı ıcerken bı baktın 14 sene evelkı asker arkadasında orda ulan dersın bahama neresı turkıye neresı geldık burada karsılastık bunun olma ıhtımalı 6 mılyarda 1 dır dunyada okadar ınsan var senın gıttıgın cok alakasız bı yerde alakasız bır arkadasını gormen.

tesaduflere herzman yer vardır tesaduf her zaman olma ıhtımalıne sahıptır .

yolda gıderken kafana saksı dudup olebılırsın buda tesaduf cok az ıhtımallı ama matematıksel hesabı var mutlaka.

pencereden bakarken bır martının sıcıp o bokun yuzune gelerek sana bır vırus bulastırıp olme ıhtımalınde var
bunlar hep tesadufen olmus ama matemaıksel olarak olabılır seyler

tesaduf evrenın yaratılısındada canlı olusumundada olabılır.

her sey ıcın gecerlı wallahul azıym.

en azından allah oyle yaratmıs tesadufu....
Tekiner
Walla bu başlığı açtığımdan beri sürekli okuyorum. Anladıysam arap yetmezse müslüman olayım.

1. Tesadüf vardır evrende.
2. Tesadüf yoktur evrende.
3. Tesadüf tesadüfen ortaya çıkar.
4. Tesadüfler tesadüfen tesadüf eder.
5. Tekiner bi bok anlarsa bu tesadüfen olur.
6. Evrende tesadüf olabilir.
7. Evrende tesadüf olmayabilir.
8. Evrende ebilir diye bir şey yok.
9. Tasadüf ettiğim bir arkadaşım bile tesadüfen oradadır.

1. Tesadüfün varlığı sıkışmışlık ya da önceden bilinemezlikle yahutta daha açık bir ifadeyle oluşması muhtemel olan ama ihtimalleri düşük olan şeylerin oluşması ile vücut bulur.

2. Tesadüf evrende olamayacak kadar muallaklık içerir. Ki bir quark'ın bile matematiksel olarak hesaplanabilir olması oluşmuş olan, oluşmakta olan, oluşacak olan hiç bir şeyin tesadüfen ortaya çıkamayacağını gösterir. Tek sorun bu hesaplamanın bizim tarafımızdan -şimdilik- bilinemiyor olmasıdır. En karmaşık kavram olan zaman bile bu bilinebilirlik ya da bilinemezlik ilkeleri yönünden ileriye ve/veya geriye doğru bilinebilir.

3. Tesadüf denilen kavram kargaşasının evrende daha özneli bizim hayatımızda oluşması tesadüfen oluşan koşulların bir araya gelmesi ya da gelememesi nedeniyle tamamen tesadüfidir.

4. 3 numaralı konu 4 numaralı konuyu mahveder.

5. Tekiner Ebu Cehl'in torunu -Muhammedin Akrabası- olduğu için bisürü şeye kafası basar ama bildiği tek şey bi bok bilmediğinden başka birşey değildir.

6. Yine de Newton evreninde tesadüfün tesadüf etmesi tesadüfi olarak imkan dahilindedir.

7. Bununla beraber Einstein evreninde tesadüf mutlakiyet içerir derecede oluşması mümkün olmayandır.

8. Ancak bilimsel açıdan şimdilik evrende sadece bilmediğimiz şeyler vardır. Bir şeyin olması ya da olmaması kesindir. Ebilirlik madde açısından pek de öyle imkanlı değildir.

9. Çeşitli zorunlu şartların bir araya gelmesiyle oluşan Bahama Adalarında eski sevgilimi görmem tesadüf kavramını açıklamaya yeterlidir ve çok yetersiz bir açıklamadır.

E iyi ama ben hala anlamadım.

Tesadüf, nedir?
haci
Walla artık bu kadar açıklamalardan sonra sen de anlamadıysan, Müslüman olmanı tavsiye etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor..
Müslüman ol ve tesadüfü anlama lüksünden kendini arındır..
Müslüman'lığın en önemli özelliği her hangi bir şeyi anlamamaktır. Kur'an'ı okurlar ve anlamazlar..
Bazan aptallık ödüyor.. Aptal olarak kalarak sayıları 1,5 milyarı bulan büyük bir güç oluşturuyorlar.. Ben onlar için cehaletin gücü diyorum.
Sen de onlara katıl ve kafanı artık kullanma zahmetinden kendini kurtar..
Aptalların, sorgulamadan, öğrenmeden, bilmeden ve anlamadan çok daha mutlu bir yaşam sürdürmesi bile mümkün..
Tesadüfü bu kadar sorguladığın yeter be kardeşim.. Sorgulamayı bıraktığın ana onu anlamayacaksın ve anlama gereksinimin de ortadan kalkacak.. Mutluluğa kavuşacaksın..

HACI
Tekiner
Şeytan Babam seni korusun Allah da sana uzun ömürler cennette huriler filan versin ya HACI

Walla bilmek mutluluktan sonsuz bir feragati şart koşuyor. Mutlu olmak değil bilmek istiyorum.

Bu nedenle müslüman olup bu dertlerden kurtulmayı ben de isterim ve fakat bu beyin bende oldukça cehenneme mahkumum.

Sormaya ve sorgulamaya ömrüm yettikçe beynim elverdikçe devam.

Ya hiç bir şey bilmemeliyim ya da her şeyi bilen olmalıyım. Gri yalancı bir renk.

Sormaktan bıkmayacağım ve sizlerden ricam lütfen sizde cevaplamaktan imtina etmeyin.

İmzamın ilk iki ve son üç kelimesi sizinle olsun.
haci
Yukardaki adresdeki yazar tesadüf denen bir şeye inanmıyor.. Ona göre rastgelelik yok. Olasalık diye bir şey zaten hiç yok.... Ol deyince olmak var.. Olasalık da ne ola ki?

Şimdi artık ne tür sapıklarla mücadele ettiğimizi anlıyorsunuzdur..

HACI
haci
Tesadüfü reddeden neyi kabul etmiş oluyor?

Evrende doğru dürüst gitmeyen çok şey var. Evrenin büyük bir düzene sahip olduğu doğru ama, onun kendini düzensizlik şeklinde belli eden kural dışı davranışları da var. Canlılarda hastalıklar var. Konjenital anomaliler var. Onların hiç birinin tesadüfi olmaması ne demektir?

Dünyada o kadar garip, iğrenç, korkunç durumlar vardır ki, onlara bir yaratıcının bilerek neden olduğunu iddia etmek, o yaratıcının sapık olmasından öte, öyle düşünenlerin de sapık olarak nitelendirmelerini gerektirecek bir yaklaşımdır.

Tesadüfleri reddetmek, sapık bir Allah'ın varlığına inanmaktadır.

HACI
zardoz
Tesadüf ün ne oldugunu anlamak için neyin tesadüf olmadıgını ele almalıyız. Örnegin bir taşı alır, havaya atarsam, onun gidecegi tüm yolu basit formullerle ifade edebilirim. Taşın bu hareketi tesadüf degildir. Yani taşın hareketinin bilgisi, bu bilgiden daha küçük bir programla ifade edilebilir. Bu programın küçüklügüne bakarak, taşın hareketi tesadüf sonucu degildir diyebiliriz.

Kuantum dünyasına inersen işler biraz karışır. Çok basit olarak bir cam düşünelim ve bu camın kendisine gelen ışıgın %20 sini yansıtsın. Bizim cama yollayacagımız, fotonların %80 i geçecek, %20 si yansıyacaktır. Peki tek foton yollarsak ne olur? İşte bu tesadüftür-rasgele veya olasılıktır. Tek fotonun geçip geçmeyecegini bilemeyiz, sadece olasılık düzeyinde şu kadar fotonun şu kadarı yansıyacak, şu kadarı geçecektir diyebiliriz.

Chaitin bir şeyin tesadüf olmadıgına karar verebiliriz, ama tesadüf olduguna karar veremeyiz der.

Çok konuşulan shrödinger kedisini de araştırabilirsin. O da azçok bu konuyla ilgilidir.

Not: Yukarıda saçmalayan dincilerin yazılarını ciddiye almıyorum, evrim hiçbir yerde tesadüften bahsetmez, herşeyin fizik yasalarına göre, olasılıklar düzeyinde geliştigini söyler. Evrim açısından fizik yasalarına aykırı bir durum yoktur, fizige aykırı olan çamurdan insanların ortaya çıkmasıdır.
aspendos
QUOTE
Tesadüf, nedir?



Tesadüf, neden sonuç ilişkisini kuramadığımız olaylara denir.
bloke
tesadüf ne demektir
tesadüf mucize demektir
Rastlantı
bloke,
tam tersi,
tesadüf tamamen doğal nedenlerle cereyan eden olaylardır.

"Dağın tepesindeki bir taş adamın kafasına tesadüfen düştü" demek, o taşın doğal nedenlerle ve doğa kanunları çerçevesinde ve herhangi bir kasıt ve planlama olmadan düşmesini anlatır.

Bu taş bizim tabirimizle üç şekilde düşebilir.
1) Doğal nedenlerle düştü, yani herhangi bir plan ve kasıt bulunmadan tamamen doğal nedenlerle düşüyor.
2) Bir başka insan tarafından planlanarak düşürülüyor
3) Doğaüstü güçler tarafından mucize eseri düşürülüyor.

Görüldüğü gibi tesadüf ile mucize tamamen zıt kavramlar.
Tekiner
Fizik biliminde tesadüf yoktur değil mi? E bende fiziksel evrende yaşıyorsam tesadüf yoktur.

Birinci görüş; Doğa kanunları çerçevesinde gerçekleşir her şey, teadüfe yer yoktur.
İkinci görüş; Allah ol der ve olur, tesadüfe yer yoktur.

Peki o zaman nedir tesadüf?

Ahh ahh ben gidip bi kaç bin sayfa daha okuyup iyice şöööyle bir sıyırayım.


Bakalım bu tesadüfün hayatımızdaki yeri ne menem bir şeymiş...

Zardoz kardeşim o linki bir daha baştan aşağıya okudum. Ne işe yaradı tahmin et; Daha çok soru var şimdi kafamda.
Emre_1974tr
Şans diye birşey yoktur.Bizim tesadüf dediğimiz şey kaderden başka birşey değildir:

Öyle bir piyango çekilişi yapılsın ki,her bilet 1 trilyon(1000000000000) rakamdan oluşsun.

Tabii böyle anormal rakamlara sahip biletlerin olabilmesi için çok korkunç sayıda da biletin(sonsuz denilebilecek sayıda) basılması ve satılması gerekir.Ama hayal bu ya yapıldığını farzedelim.Ve tüm biletlerin de tükendiğini varsayalım.
Yani bir kişiye çıkacak piyango başka çaresi yok.
Ama bu nasıl olacak ?Bir trilyon kez sizin biletinizdeki rakamlar kuradan çıkabilir mi?
Birinci top tamam tuttu,ikinci top tamam bu da tuttu diyelim.Ama bunun böyle bir trilyon kez tekrarlanması imkansız gözüküyor.Fakat buna karşılık bu olay gerçekleşecek başka yolu yok

Bu sayıyı ne kadar çoğaltırsak çoğaltalım,yine piyango bir bilete çıkmak zorunda.

********************************************

Bu yazıma tepkiler için:

http://19.org/forum/index.php/mv/msg/2367/0/0/0/

Selam ve sevgiler.
Tekiner
Bu anlattığının matematik bir izahı mevcut mudur, emre kardeş?

Cehalet mutluluk,
Bilmek cehennem.


Bu kısmı eklesem mi ki imzama?
Rastlantı
Birisi demiş ki, "Fizik biliminde tesadüf yoktur, Doğa kanunları çerçevesinde gerçekleşir her şey, tesadüfe yer yoktur."
Bu söz bir şey ifade etmiyor. Zaten doğa kanunları çoğu zaman rastlantı aracılığı ile kendini açığa vurur.


İki molekülün birleşerek hangi molekülü meydana getireceği kimya bilimi çerçevesinde bellidir. Şayet biz kendimiz o iki molekülü tutup birleştirmişsek, biz bir anlam yükleriz ve olayı rastlantı olarak görmeyiz, bilinçli ve kasıtlı bir davranış olarak değerlendiririz. Fakat sözkonusu olan evrenin herhangi bir köşesindeki herhangi iki molekül ise, moleküllerin karşılaşmaları rastlantısaldır. Olayın rastlantısal olması doğa kanunları çerçevesinde gelişmemesi demek değildir. Rastlantının zıt anlamlısı doğa kanunları değildir, doğa kanunlarının zıt anlamlısı da rastlantı değildir. Bu noktaya dikkat etmek gerekir.

Sonuç olarak rastlantı, doğanın işleyiş şeklidir. Doğanın kendini dışa vurumudur.

Bir de fizik biliminde rastlantı yoktur diyen kişinin kuantum fiziğini ve Heisenberg belirsizlik prensibini daha yakından incelemesini tavsiye ediyorum.
Tekiner
QUOTE(RASTLANTI @ Sep 3 2006, 01:48 AM) *

Bir de fizik biliminde rastlantı yoktur diyen kişinin kuantum fiziğini ve Heisenberg belirsizlik prensibini daha yakından incelemesini tavsiye ediyorum.


Öğrenmenin bir sonu var mı? Öğreneceğiz elbet. Ben tavsiyene uyup Hazreti Google'a (ki o her şeyi bilendir) sorayım. Bakalım neler öğreneceğim.
Tekiner
QUOTE
Kuantum fiziğinde Heisenberg'in Belirsizlik İlkesine göre, bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez (momentum değişimi = kütle değişimi çarpı hız değişimi). Belirsizlik ilkesini 1927 yılında Werner Heisenberg buldu.Belirsizlik ilkesini daha da genellenmiş olarak anlatmak istersek şunları söyleyebiliriz. Klasik fizikten farklı olarak Kuantum fiziğinde her fiziksel niceliğe tekabül eden bir reel sayı değil bir operator vardır. Herhangi 2 fiziksel niceliği (mesela konum ve momentum) ele alalım. Eğer bu fiziksel niceliklere tekabül eden 2 operator yer değiştiremiyorsa bu 2 niceliğin (mesela momentum ve konum) aynı anda ölçülmesi imkansızdır. Bu durumda kesin sonuçlardan değil, bir ortalama değer civarında dalgalanan değerlerden sözedebiliriz.


Eee, peki tesadüf nedir?
aspendos

Kuantum varlığın kendisinin tesadüflere bağlamaz. Tesadüf bizim onlar arasındaki neden sonuç ilişkisini kuramadığımızdan dolayı teasdüftür. Oysa kim bilebilir ki rsatgele çarpışan taneciklerin determine yapıda olmadıklarını?

Rastgelelik varlığın kendisine ait olmayıp bizim bilişimimize aittir. Yani maddede tesadüf yoktur, biz oradaki determinizmi algılayamıyor olabiliriz. Maddedeki belirsizlik ontik (maddenin kendisine ilişkin) değil, bilişseldir.

Diyebiliriz pekala değil mi? Demek ki tesadüf vardır veya yoktur önermesi kanıtlanamaz durumda :-)




Tekiner
Zaten bu aralar ne sorsam.. dry.gif

Ne varlığı.. huh.gif

Ne yokluğu... huh.gif

İspatlanamıyor. mad.gif

aspendos


Daha net söylemekte yarar var :

Belirsizlik ya da kesinsizlik maddenin kendisinde mi yoksa bizim algımızda mı? Bunu bilecek durumda değiliz. O halde gözlemlerimizde neensonuç ilişkisini kuramayacağımız olaylara şans/tesadüf dememiz normaldir.

Gerçekte tesadüf olmasa bile biz ona tesadüf demeliyiz. Bunu demekle mutlak anlamda tesadüf vardır demiş olmuyoruz.

Rastlantı
Bilimin günümüzde edindiği bilgi birikiminin sonuna gelindiğinde felsefenin sınırlarında dolaşılıyor.

Aslında işin güzelliği de şurada, bu noktadan sonra herkes kendi fikirlerini söyleyebilir ve kaliteli ve huzurlu bir pasylaşım ortamı oluşabilir.

Ancak ne zaman birileri çıkıp da kendi düşüncesini, ispatlanmış gerçekler olarak dayatmaya kalkınca işte o zaman sorunlar başlıyor.

Bana göre de kuantum parçacıklarının hareketlerinin arkasında daha anlaşılabilir olaylar yatmaktadır. Çünkü evrende anlaşılamayacak hiç bir şey yoktur. Ancak daha anlaşılabilir ayrıntıya girince, daha derinde yeni ayrıntılar ile karşılaşacağız. Madddenin bölünemez ve ayrıntısız son temel taşına hiç bir zaman ulaşamayacağız. Çünkü maddenin hiç bir suretle bölünemez son temel taşı demek, bana göre metafizik bir olgu. Çünkü böyle bir şey tamamen anlaşılamaz ve soyut bir şey olur.

Evrendeki mikro aleme inildikçe karşımıza çıkan ayrıntı sonsuza kadar devam eder, işte "rastlantı" olgusunun çıkış kaynağı da bu ayrıntı sonsuzluğudur.
dabaddah
sistemde tesadüfe asla yer yoktur.
Tekiner
Hangi sistemde?
Sistem ne?
Tesadüf ne?
Var mı ki yok olsun?
Nedir, ne değildir, nerededir, midir, gibi?
deicide
Rastlantı nedir? Elimdeki İngilizce sözlüğün coincidence maddesi, rastlantıyı, şans (chance) sözcüğüne gönderme yaparak açıklıyor: olayların şans eseri ortaya çıkması... Chance sözcüğüne baktığımızda ise, olayların görülebilecek ya da anlaşılabilecek herhangi bir neden olmaksızın ortaya çıkması olarak tanımlandığını görüyoruz... Bu tanım, rastlantıyı nesne ve olguların özüne ilişkin olarak değil, bizim onları bilişimize ilişkin olarak tanımlıyor.

Rastlantı sözcüğüne ait temel iki anlamsal ayrımdan mutlaka söz edilmeli: Bizim rastlantı diye adlandırdığımız olay, görülebilecek ya da anlaşılabilecek olmayan bir nedenden ötürü ortaya çıkmış olabilir. Bizim mevcut algı ve bilgi yeteneğimizi aşan -belki de bizim hiçbir zaman bilemeyeceğimiz- bir nedenden dolayı ortaya çıkan bu olayı rastlantı olarak nitelediğimizde epistemik (bizim bilişimize özgü) rastlantıdan söz ediyoruz. Örneğin zar atarken kaç geleceğini, olayın çok ince başlangıç koşullarına bağlı olması ve olağanüstü karmaşık nedenselliği yüzünden önceden bilemeyiz. Bu, altı atmamızın rastlantısal olduğu anlamına gelmez. Zar fizik kuralları dışında davranmadığı halde, sonuç bizim pratikte ölçemediğimiz, hakim olamadığımız, kestiremediğimiz bir olay olduğu için rastlantı deriz. Bu tam olarak epistemik bir rastlantıdır. Bu rastlantı olayın kendine değil, bizim onu bilişimize özgüdür. Oysa, bir olayın gerçekte hiçbir neden olmaksızın ortaya çıkması durumunda, bu ontik (varlığa özgü) bir rastlantı olacaktır.

Ontik anlamda gerçekten rastlantı var mıdır? Yani bizim bilmediğimiz nedenleri olmadığına emin olabileceğimiz, bizim bilişimize değil, olgunun veya nesnenin özüne ait rastlantı var mıdır? Soru kendi içinde bir tuzak taşıyor. Bilmediğimiz, bilemeyeceğiz nedenlerin gerçekte varolduğunu nasıl öne sürebiliriz. Öte yandan, aynı şekilde bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz nedenlerin gerçekte olmadığını nasıl öne sürebiliriz?

Felsefi olarak bu ikileme kesin bir yanıt vermek olası değil. Ontik anlamda yani nesnenin veya olgunun özüne ait demek olan rastlantı, bazı olayların hiçbir nedene bağlı olmaksızın kendi kendine ortaya çıkabileceği demektir. Böyle bir şey gündelik sağduyumuza aykırı olsa da, mantıksal olarak olanaksız değildir. Çünkü, nedensellik zorunlu olarak doğru olması gereken bir ilke değildir. Mantıksal zorunluluktan söz ediyorum; hiçbir olayın neden olmadığı bir olayı düşünürken -bu fiziksel, eşdeyişle olumsal (contingent) bir olanaksızlık olsa da-, mantıksal bir çelişkiye düşmeyiz. Nedensiz hiçbir olay olmaz önermesi, dört köşeli bir üçgen olmaz önermesi gibi mantıksal bir zorunluluğu dilegetiren bir önerme değildir. Üçgen önermesi analitik (tanımla ilgili), zorunlu ve a priori (doğruluğu deneye başvurmaksızın saptanan) bir önermeyken, nedensellik önermesi, sentetik (bilgi ifade eden), olumsal ve a posteriori (doğruluğu ancak deneyle sınanabilen) bir önermedir. Bunu ilk ifade eden düşünür, David Hume olmuştur. Hume, nedensellik ilkesini, sürekli bir arada gözlemlenen (constant conjunctions) olgulardan tümevarım yoluyla çıkardığımızın altını çizmiştir.

Dolayısıyla, rastlantının nesnel gerçekliği ile ilgili olarak mantıksal analizle bir sonuç çıkarmamız olanaklı değildir. Bunun üzerine söyleyebileceğimiz her söz ancak fiziksel, yani a posteriori olmak zorundadır.

Öte yandan, atomaltı parçacıklarla ilgili tutarlı ve çalışan tek kuramımız olan kuvantum kuramına göre, rastlantı, parçacıkların özüne ilişkin olmalıdır. Eğer kuvantum kuramı doğruysa, parçacıkların davranışını açıklayan gizli değişkenler olmamalıdır. Yani belirsizlik bilgiye değil, parçacıkların doğasına ilişkin olmalıdır. Atomların bozunumu, EPR deneyi, mutlak sıfır derecesinde sıfır hacmin olanaksızlığı gibi konular, gözlem ve deneylerimizle en uygun olan bu kurama göre başka türlü açıklanamaz. Kuvantum kuramı doğruysa, rastlantı parçacıkların özüne ilişkin ve ontiktir.

Kuvantum kuramının bütün gözlem ve deneylerimizle uyumlu olması onu mutlak doğru yapmaz. Kuramsal olarak belirsizliği ortadan kaldıracak bir kuram olabilir. Ama böyle bir kuram olmaksızın, rastlantının gerçek anlamda varolmadığını söylemek de doğru olmaz.

anibal
Bir hususu yanlış anlıyoruz. Kuantum kuramı, belirsizlik demez, belirlenemez der. Bu halde, belirlenemeyen bir parametre, formülde kullanılamaz. Amma, olası değerleri biliniyorsa, buna göre her olası değere denk düşen bir sonuçlar matrisi elde edilir der. Böylece, şu malum kedi, hem ölü, hem diri olarak kabul edilir. Yani, biri kazma kürek alıp kediye mezar kazmaya giderken, diğeri marketten mama alıp gelmelidir..

Buradaki belirlenememezlik kavramının, belirsizlik gibi lanse edilmesi biraz farklı algılanıyor diye düşünüyorum. Şöyleki, bu bize, atomaltı dünyadan haber alamayacağımızı gösterir. Bu durumda biizm elimizde bir sonuçlar kümesi olur ve herhnagi bir sonucun neticeye ulaşması, bizim için bir raslantıdır, tam olarak senin bahsettiğin türden. Sebebini "bilemeyeceğimiz" bir sonuç... Sonsuz bilgi saklama/işleme kapasitemiz olsa bile, bu sonuç, her zaman şans eseri olmaktan kurtulamayacaktır..


Tekiner
Elleriniz dert görmeye deicide, anibal.

Bilmediklerim:

QUOTE
Atomların Bozunumu

QUOTE
EPR Deneyi

QUOTE
Mutlak sıfır derecesinde sıfır hacmin olanaksızlığı

QUOTE
Şu malum kedi
anibal
QUOTE
Şu malum kedi


Schrodinger'in kedisi. Ekşisözlükten basitçe özeti:

dalga işlevinin formülleştiren erwin schrödinger,düşünsel bir deney tasarladı. bu deneyde, bir kedi, kapalı bir kutunun içine yerleştiriliyor ve yanındada, uranyum gibi beta bozunması yapan radyoaktif bir maddenin yapacağı ışınıma bağlı olarak çalışan bir mekanizma yerleştiriliyordu. bu mekanizmaya göre, eğer
yayılan beta parçacığı, detektöre çarparsa, yayılacak olan zehirli bir gaz kediyi öldürecek, beta parçacığı yayılmazsa, kedi canlı kalacaktır. eğer dışarıdan bir gözlemci, kutunun içerisini görmeden bir tahminde bulunursa, (beta bozunumu olasılığı %50 olduğundan) kedinin canlı mı yoksa ölü mü olduğunu
söyleyemeyecektir. ona göre, kedi %50 canlı, %50 ise ölüdür. yani, kedi eşit oranda canlı ve ölü olma şansına sahiptir. işin tuhafı, kedi görülmediği (gözlemlenmediği) sürece, her iki olasılık da aynı oranda gerçektir. yani kedi, aynı oranda hem canlı,hem de ölüdür! eğer gözlemci, gidip kutuyu açarsa, işte bu durumda, kedi "ya ölü, ya da canlı" olarak karşısına çıkacaktır ki, gözlemcinin bu müdahalesi, ortam şartlarını değiştirmiş ve olasılıklardan birinin "gerçekleşmesine" neden olmuştur. işte, gözlem sonucu ortaya çıkan ve belki de maddi dünyayı algılama biçimimize temel olan bu durum "dalga işlevinin çökmesi*" olarak bilinir (bu düşünce deneyi çok kaba olarak, mikroskobik bir hadiseyi makroskobik boyuta taşımak için düşünülmüştür; gerçekte böyle bir deney yapılamaz).

Temel yaklaşım doğru ama, schrodinger kediye fotonlar bağlı olarka kurşun sıkan bir tabanca doğrultmuştu diye hatırlıyorum. Demekki, bilmeyen başkalarıda var, sorun etme o kadar..
Tekiner
Schrodinger tuhaf adammış vesselam. Bu kedi muhabbeti çok denk düşmüş. Sağolasın anibal.
deicide
Bir de pek sözü edilmeyen bir durum var. Schrödinger, Kedi örneğini, kuvantum kuramının Frankfurt yorumuna karşı çürütücü bir olmayana ergi örneği olarak vermişti. Gerçekten kedinin ölü ve diri hallerinin süperpozisyonu olabileceğini göstermek için değil.

Kuvantum kuramının Frankfurt yorumu, kuramın -modelin- öngörülerini bilgiye özgü değil, mutlak olarak yorumlar. Yani bu yoruma göre belirsizlik bilişe özgü değil, nesnenin doğasına özgüdür. Dahası, bu yorumun ileri versiyonları, belirsizliği -indeterminizmi- parçacıklar dünyasından gündelik dünyaya genişletir. Sonuçları şaşırtıcı, medyatik ve mistik olduğu için, popüler tartışmalarda sık sık kullanlır. Birisi büyüden, sihirden vs bahsedip sonra işi kuvantum kuramına bağlamaya çalışıyorsa, bilin ki buradaki bulanık suda balık avlama çalışan birisidir.

Oysa kuvantum kuramı sonuçta gerçeğin ta kendisi değil, onu bizim elimizdeki yöntemlerle modelleyip denklemlere formüllere döktüğümüz halidir. Bilineni her ne kadar çok iyi açıklasa da, bir kuramın bilinmeyenler hakkındaki öngörüsü mutlak olmak zorunda değildir. Hrhangi bir kuram gerçeğin tıpatıp aynısı olmak zorunda değildir. Sonuçta onun belirli bir yaklaşıklığa kadar doğru olan bir modelidir. Kuvantum kuramı da söylenebilecek son söz olmayabilir. Nitekim hala gerçekte saptanamayan gravitonlar gibi bazı kuramsal öngörüleri vardır.

deicide
Atomların bozunumu derken, radyoaktif bir maddenin atomlarının bozunumunu kastettim. Kuram bize, bir miktar radyoaktif maddenin zamanla bozunma oranını verir. Çok sayıda -katrilyonlarca- atomdan oluşan bir kütlenin içindeki atomların yarısının ne kadar sürede bozunacağından söz edebiliriz. Ama tek tek hangi atomun ne zaman bozunacağını söyleyen bir yöntem yoktur. Buna göre, bir gram uranyum izotopunun tam yarısının ne zaman bozunmuş olacağı kesine yakın bir zorunluluktur. Ama bu kütle içindeki herhangi bir atoun ne zaman bozunacağı ise bir rastlantı.

EPR deneyi de Einstein, Podolsky ve Rosen tarafından, yine Frankfurt yorumunu çürütmeyi amaçlayan bir olmayana ergi yöntemi olarak ileri sürülmüştür. Basitçe şöyle: kurama göre, örneğin bir elektronun spini ölçülene kadar belirsizdir. Dolayısıyla spinin hangi yönde olduğu söylenemez. Sağ ve sol yönlerin bir süperpozisyonu olduğu söylenir. Oysa örneğin aynı yörüngede dolanan iki elektrondan birinin spini ölçülüp sağ yönlü bulunmuşsa, öbürü mutlaka sol yönlü bulunacaktır. Birinde yapılan ölçüm, kurama göre öbürünü de belirler. Bunlara dolanık çift denir. EPR deneyi, bu iki elektronun birbirinden ayrılıp, çok uzakta aynı anda ölçülmesine dayanır. Buna göre, birinin üzerinde yapılan ölçüm, ışık aradaki mesafeyi aşana kadar belirleyemeyecektir. Oysa kurama göre, biri birinin tersi olmalıdır ve aynı anda yapılan ölçüm bunu doğrulamalıdır. Buna göre ya ışık hızı sabit değildir ya da Frankfurt yorumu yanlış.. Ancak, son irdelemeler, her ikisinin de doğru olabileceğini göstermektedir.

http://www.atominsan.com/epr_deneyi.htm

Bilindiği gibi sıcaklık, bir maddedeki parçacıkların ortalama kinetik enerjisi demektir. Bunu parçaçıkların titreşimleri sağlar. Madde soğutuldukça parçacıkların titreşimleri ve dolayısıyla kinetik enerjilei düşer. Sıcaklığı düşürmenin de bir sonu vardır. -273.15 derece, sıcaklığın daha düşürülemeyeceği noktayı, yani mutlak sıfırı ifade eder. İlk başta, bu sıcaklıkta, parçacıkların hareketlerinin -titreşimlerinin tamamen durması beklenir ama gerçekte bu böyle değildir. Mutlak sıfıra kadar soğutulsa bile, herhangi bir maddenin parçacıkları tamamen durmaz. Eğer böyle olsaydı, belirli bir parçacığın aynı anda hem konumunu, hem hızını belirli bir duyarlılığın ötesinde ölçemeyeceğimizi söyleyen belirsizlik ilkesi ihlal edilmiş olurdu. Ama gerçek böyle değildir, dolayısıyla bu ilke ihlal edilemez.

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ett...&soru_id=50

Tekiner
Eywallah ciğerlerim.

Ama bitmiyor ki? Hz. Google'da kayboluyorum sık sık. Burada da sorayım.

Bilmediğimi bildiğim yeni şeyler:
QUOTE
-273.15 derece santigrad
Şimdi hatırlamadığım ama kafama takılan bir durum var. Ayın güneş görmeyen tarafında yapılan bilmem ne uydusu gözleminde tespit edildiğine göre bazı derin kraterlerde -268 derece santigrad gibi bir değere kadar inilebilmiştir. Nasıl yani ya? Mutlak sıfır gibi ucubik bir ısı değerine çok yakın -268 blink.gif

Soru neydi? dry.gif
Tesadüf Nedir? ohmy.gif

Olmayan bir şey gibi olan şeyin olduğu şey. Tesadüf vardır. Tesadüf yoktur. Bazen vardır. Bazen yoktur. Gibi. Mi?

O kadar soru soruyorum, genellikle hem var hem yok şeyler çıkıyor. Sıyıracam. Allah Baba ile Şeytan Baba'ya şükür ki böyle eli yüzü düzgün cevaplar alıyorum. Klavyeniz arıza görmeye.

Neyse ki tesadüf kavramı kafamda oldukça sağlam ayaklar üzerine oturdu. Ama tabi biraz şöyle, tesadüf var, tesadüf yok şeklinde.

Karışık kafamda bir düzen var ve o düzenin içinde başka bir kaos. Aha al başına belayı!

Düzen nedir?

Peehhh
anibal
Tesadüf, eski bir deyimdir. Güneş battı.. Buyur bundan ne anlıyorsun?

Tesadüf böyle bir deyimdir. Aslı yoktur. Sadece, alıştığımız bazı sorulara cevap olarak verilir, geçilir. Özellikle, "neden" gibi, amaç, gaye gibi insan diyalektiğine dair sorulara.

Yolda tesadüfen para buldunuz. Eee, parayı bulmana sebep ne, para bulmaktaki gayen ne? Yok işte, tesadüf. Gayen filan yoktu ki, durun bir para bulayım şu sokakta diye çıkmadın ki? İşte böyle duruma tesadüf denir. Ama bu tesadüf denen gizemli bir gücün para yaratıp senin önüne koyduğunu göstermez, sadece senden önce geçen birinin cebinin delik olduğunu gösterir. Zilyon kere daha geçsen, aynı yerde bir daha para bulamayabilirsin.. İşte tesadüf demendeki şey budur. PEriyodik ve düzenli olarak gerçekleşmeyen olaylara denir yani. Güneşin batması tesadüf değildir. Ama, sen tünele girince güneş tutulması olması, çıkınca da afallaman bir tesadüftür. Burada, senin astronomi bilginin zayıflığı durumu tesadüf yapar. Ama, bir şekilde bilinmeyen bir dev göktaşı gelip güneşle aramıza girerse, bu tam tesadüf olur..

Ama gördüğün gibi. Bunlar öyle rasgele işler değildir. Doğada her şey olması gerektiği gibi işler. Sen ise, arka planını bilmediğin şeylere tesadüf diyerek durumu özetlersin. Hepsi bu..