Bu konuyu burada tartışmamıştık. Bir ara Network54 üzerinden yayın yaparken eski Bilim forumunda kısaca tartışılmıştı. Hacklenmeden önce de burada tartışılmış olabilir. Pek hatırlamıyorum. Forumda aradım ve bulamadım. Olmadığını farzederek yeniden yayınlıyorum.. İlginizi çekebilir. Önce sonsuzluğun felsefesini yapacak, daha sonra çeşitli kaynaklardan yararlanarak hazırladığım birkaç iletiyi yayınlayacağım. Katılımınızı bekliyorum..
Selamlar..
HACI
SONSUZLUĞUN FELSEFESİ...
Neyi belirtmek için kullanılırsa kullanılsın “sonsuzluk”, idraki olanaksız bir kavramdır. Çoğu kere zaman için kullanılır. Madde ve mesafe için de kullanılabilir. Bu yazımda ben sonsuzluk terimini başka ve şimdiye kadar hiç tartışma konusu yapılmamış bir kavramla ilgili nitelikleri belirtmek için kullanmak istiyorum. Ancak daha önce zaman, madde, mesafe ve başlangıç ile ilgili kavramlar üzerinde durmamız gerekiyor.
Daha çok zaman için kullanılmasına rağmen “sonsuzluk ve zaman”, birbirleri ile çelişkili kavramlardır. Zaman sonsuzluğun bir tür tahdit edilmesi, sınırlandırılması, demektir. Çoğu kere zaman, hem bir başlangıca gereksinim gösterir, hem de bir sona... Zamanın sonsuz olması zamanla değil, zamansızlıkla bağdaşır. Sonsuz zaman oksimoron bir terimdir. Yani zıt anlamlı kelimelerden oluşmuş bir kelime salatasıdır. Biz insanlar sonsuzluğu daha çok zaman olarak tahayyül ederiz ama, zaman sonsuz olamaz. Çünkü sonsuzluk belli sınırlar içinde var olamaz. Sonsuzluğu zamanla tanımlamak mümükün değildir. Sonsuzluğu tanımlamak için başka bir kavrama gereksinim vardır.
Bu kavram madde olabilir mi? Madde miktarla ölçülür. Miktar da sayı ile ifade edilir. Sayı ile belirtilen miktar sonsuz olabilir mi? “Sonsuz miktar”, “sonsuz sayı” gibi terimlerin anlamı var mıdır? Zamanda olduğu gibi, miktar ve sayı da, sonsuza limit koyan ve onu sınırlayan değerlerdir. Dolayısıyla onlar da aslında oksimoron terimlerdir. Sayı kavramı sonsulukla bağdaşmaz. Madde sonsuz olamaz. Sonsuzluğu sayı ile ifade etmek mümkün değildir.
Aynı durum mesafe, yani uzaklık için de söz konusudur. Uzaklık sonsuz olamaz. Uzaklık temel olarak iki obje arasındaki mesafedir. Hem sayı olarak ifade edilebilir, hem de aradan geçen zaman olarak. Aslında zaman, madde ve mesafe sayı ile ifade edilen ve sonsuzluğu kısıtlayan kavramlardır. Sonsuzluğu kısıtlayan ve sayı ile belirtebilen hiç bir kavram sonsuzlukla bağdaşmaz.
Şimdi kısaca “başlangıç” kavramına değinmek istiyorum. Bu terim zaman ve madde ile sıkı bir ilişki içindedir. Her başlangıcın bir sonu olduğu gibi, bir nedeni de vardır. Bu neden bir olgunun başlamasından sorumludur. Durgun bir havuza atılan bir taş, havuzda dalgaların oluşmasına neden olacaktır. Taş, dalgaların oluşum nedenidir. Taşın düştüğü an, dalgaların başladığı anı simgeler. Bir süre sonra dalgalar durulur. Taşın neden olduğu dalgalar bir süre var olduktan sonra tükenmişlerdir. Her başlangıcın bir nedeni ve bir sonu vardır. Bu durumda diyebiliriz ki, başlangıç da sonsuzlukla bağdaşmayan bir kavramdır.
İnsan aklı her olguda bir başlangıç arar. Başlangıçsız bir olgu düşünülemez. Bir başlangıcın varlığına, o başlangıç gözlemlenmemiş bile olsa, inanılır. İnsan mantığı, başlangıcını gözlemlemediği her olgunun geçmişte, çok önceleri vuku bulmuş bir başlangıcı olduğunu kabul eder. Bu insanın elinde olmayan bir durumdur. İnsan mantığı başka türlü çalışamaz. İnsan aklı başka türlü düşünemez. Her olgunun bir başlangıcı ve her başlangıcın bir sonu ve nedeni vardır
Öyle ise, evrenin de bir başlangıcı olmalıdır. Ya da bir başlangıçla karşılaşılırsa, hiç şaşırılmamalıdır. Nitekim, Hubble’ın evrenin genişlemekte olduğu buluşu, bilim adamlarını evrenin başlangıcını düşünmeye zorlamıştır. Evrendeki galaksiler birbirlerinden hızla uzaklaştıklarına göre, bir süre önce bir arada olmuş olmaları gerekmektedir. O halde, bir süre önce bu birliktelik bozulmuş ve madde etrafa ani bir patlama ile yayılmıştır. Bu patlama, içinde yaşadığımız evreni oluşturmuştur.
Buna Big Bang, büyük patlama diyoruz. Big Bang bir başlangıçtır... Evreni başlatmıştır. Nedeni ise hala bilinmemektedir. Bu nedeni açıklamak için, Tanrı kuramı ileri sürülmüştür. Daha sonra kuantum fiziği ortaya çıkmış ve kendiliğinden var olma (yoktan var olma) kuramını geliştirmiştir. Kuantum fiziği, evrenin başlangıcını Big Bang’le açıklamaya çalışan ilginç bir fizik dalıdır. Yani kuantum fiziğine göre bile, bir başlangıç mevcuttur.
Evrenin bir başlangıcı var mıdır? İçinde yaşadığımız evrenin, elbette bir başlangıcı vardır. Bir enerji patlamış, genişlemiş, maddeye dönüşmüş ve evren oluşmuştur. O halde evrenin bir başlangıcı olmalıdır. Başlangıcı olan her olgunun bir de nedeni olmalıdır demiştik. Öyle ise, evrenin başlangıcının da, henüz doğasını bilmediğimiz bir nedeni olmalıdır. Bu mantık bizi, evren öncesi bir zaman ve mekana gitmeye zorlamaktadır. Evreni başlatan nedenin gizemi orada saklı olmalıdır. Her başlangıçta bir neden ve son arayan insan mantığı, bu kadarla yetinmemektedir. Belki de evreni başlatan neden, kendinden önce gelen bir başka başlangıcın sonucudur. O başlangıç da bir diğerinin..... Başlangıç sonsuza kadar gidemez ama, başlangıçlar gidebilir. Her son yeni bir başlangıç nedeni olabilir. Her başlangıç yeni bir sonla sonlanacaktır. Birbiri ardından gelen her başlangıç ve sonlar için, artık bir nedene gereksinim kalmayacaktir. Öyle ise içinde yaşadığımız evrenin oluşması için, bir nedene gereksinim yoktur.
Kendinden önceki bir başlangıç sona ererken bizim evreni yaratmıştır. Kendi sonu da bir sonraki başlangıç için bir neden oluşturacaktır. Her sonun nedeni başlangıç, her başlangıcın nedeni ise sondur. Ayrı bir neden kavramına gereksinim yoktur. Her evrenin belli bir başlangıcı olması ve belli bir zaman dilimi içinde var olması zorunluğu, kendinden sonra gelecek evrenlerin nedenidir. Yani neden, başlama sürecinin yapısına katılmıştır. Onun bir parçasıdır. Bir evrenin belli bir süre için var olup, tükenmesi, bir sonraki evrenin varlık nedenidir.
Bu durum bizi doğrudan doğruya süreklilik ve devinim kavramlarına götürmektedir. Bu kavramlara göre, tek bir başlangıç yoktur ve asla var olmamıştır. Yalnız, birbirlerini izleyen ve her biri bir sonla sona erecek ama, bir diğeri ile devam edecek olan, sonsuz başlangıçlar vardır. Bu başlangıçların, bizim bildiğimiz başlangıçlardan farkı, ilkinin olmamasıdır. Çünkü sonsuzluğun bir başlangıcı olamaz. Bu başlangıçların ne ilki vardır.. Ne de sonuncusu olacaktır. Ne şekilde başladığını bilmediğimiz bir olgunun sonunun ürünü olan içinde yaşadığımız evren, nasıl olacağını bilemeyeceğimiz bir sonla, kendinden sonra gelecek olan varlığın başlangıcına neden olarak, yok olacaktır. Varlığın sonsuzluğu ancak süreklilik ve devinimle başarılır. Bu bağlamda süreklilik, zamanla ilgili değildir. Başlangıçların birbirlerini izlediğini belirtir. Dolayısıyla sonsuzluk kavramı ile bağdaşır. Enerji ve maddenin bir şekilden digerine geçişini simgeleyen devinim de, sonsuzlukla bağdaşır. Madde ve enerji miktarı sınırlı da olsa, devinim sonsuzdur. Çünkü devinimlerin ne bir başlangıcı vardır, ne de bir sonu. Her başlangıcın sonu, başı gibi, başka bir devinimdir. Devinimler süreklidir ve sonsuzdur. Zaman ve madde ancak başlangıçlar arasında mevcuttur. Her başlangıçta farklı bir zaman ve madde olacağı ve ilk başlangıç olmayacağı için, zaman ve maddenin sürekliliğinden bahsedilemez. Başlangıçlar sonsuz olduğundan, zamanın değil ama, zamanların da sonsuz olduğu ileri sürülebilir. Madde miktar olarak sonsuz olamaz belki ama, maddenin devinimi sonsuz olabilir.
1900’lü yılların başlarına kadar evrenin statik bir yapısı olduğuna inanılıyordu. O zamanın görüşüne göre, Eser denen bir madde ile dolu olan evren, olduğu yerde duruyordu.. 1929 yılında Hubble evrenin genişlediğini buldu. Einstein 1915 yılında genel görecilik kuramını yayınladığı zaman, bu kuram uzayın genişlemesi gerektiğine işaret etmesine rağmen, formülüne uzay sabitlik katsayısını eklemiş ve sonra bunu yaşamının en büyük hatası olarak kabul etmişti. Hubble’ın gözlemlerinden sonra evrenin genişlediği kesinlik kazandı. Bu genişleme bir devinim işareti olabilirdi. Belki de evren sürekli bir devinim içinde idi. Küçük bir nokta patlamıştı. Bu süreç sırasında enerji maddeye dönüşmüş ve madde genişlemişti. Evren hala hızla genişlemesine devam etmektedir. 15 milyar yıl kadar önce vuku bulduğuna inanılan bu inanılmaz olgunun içinde yaşadığımız evreni başlattığı kesindir. Öyleyse bu evren statik değildir. Dinamik olup, sürekli bir devinim içindedir. Her anı farklıdır.
Bu evrenin bir başlangıcı vardır. Bu evrende madde vardır, zaman vardır, mesafe vardır. Başlangıcı, maddesi, zamanı ve mesafesi olan bir evrenin sonsuz olduğundan bahsedilemez. İçinde yaşadığımız evren sonsuz değildir. Ancak sonunun nasıl geleceği bilinmemektedir. Bir tür son ilerde vuku bulacaktır.
O son, sonsuz başlangıç ve sonların sürekli öğelerinden biridir.
O son, bizim evrenin sonudur ama, nihai son değildir..
Sonsuzluğun hüküm sürdügü bir ortamda nihai son olamaz.
Sonsuz geçmişten, sonsuz geleceğe birbirlerini izleyen sonsuz sonlar olabilir...
Evrende gerçek sonsuzluk, sonsuz başlangıçlar ve sonsuz sonlara hükmeder.......
O sonsuz başlangıçların başlangıcı, sonsuz sonların sonudur....
O devinimdir.....
Selamlar..
HACI
