hur.irade
Nov 14 2006, 01:35 AM
Ancak once bir kac karsilastirma yapmak istiyorum;
Kuran;
HAC SÛRESİ-27
İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
Alevilik;
Alevilere göre insan, Tanri'ya yakinlasmak için belirli yerlere gitmekten ziyade kendine dönmeli, herseyi kendinde aramlidir. Anadolu Alevileri ve Bektasilerin en büyük piri olarak kabul edilen Haci Bektas-i Veli, bunu "Her ne ararsan kendinde ara/ Mekke'de Kudüs`te Hac'da degil" sözleriyle anlatir. Bu sözlerle ayni zamanda ibadette sekilcilik de elestirilir. Yine Haci Bektas-i Veli'ye ait olan "Benim kiblem insandir" sözü de bu yaklasimi destekler.
Kuran;
BAKARA SÛRESİ-227
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
Alevilik;
Alevilerin namazlari da farklidir. "Kuran"da ibadetin tarifi yoktur. Bes vakit namaz yoktur. Kuran'da dua et, Allah'a dua et. Atin üzerinde, devenin üzerinde, yürürken, yanüstu yatarken, sirtüstü yatarken Allah'a dua edebilirsin yazar" derler. O nedenle, kendilerini nerede Allah"a yakin hissederlerse, orada ve Türkçe dua ederler. Bu onlar için namazdir. Alevi felsefesi insani kutsal kabul eder. O nedenle Aleviler namaz kilarken halka halinde, birbirlerine dönüktürler. Insanlar insanin yüzüne secde eder.
Karsilastirmali ornekler cogaltilabilir.
Asagida vermis oldugum link'te Alevilik ile ilgili temel kavramlar ve ritueller hakkinda bilgiler mevcuttur.
http://www.isik.ch/psjs_faqs/04175590.shtml#041890501-)Forumdaki musluman arkadaslar bu alevilik konusunda ne dusunuyorlar.
2-)Alevilerin dusunceleri, rituelleri, yaptiklari vs sunni Islam'a gore dogru mu?
3-)Bir muslumana gore bir Alevi
'musluman' sayilir mi?
Saygilar
orhan11
Nov 14 2006, 02:00 AM
Alevi rituelleri Islami rituellerden farklilik gosterse de, Alevilik Islami bir mezheptir. Aleviligin kokeni Muhammed'in olumune kadar uzanmaktadir. Belki de Islam'in eski mezhebidir. Anadolu'da yerel kulturlerle harmanlanrak klasik Alevilikten farkli bir sekle burunduyse de, Alevilik Islam'a tabidir..
şehrazat
Nov 14 2006, 02:03 AM
bence değildir
alevilerin müslüman olmadığı gibi sünnilerde değildir

çünkü bunlar öyle komik inanıyorlar ki !
önce dinlerini parçalara bölüyorlar
sonra evrensel diyorlar
sünnilerin çoğu müslüman değildir.
çünkü onların fıkıh anlayışında bir vakit namazı bilerek kılmazsan dinden çıktığın gibi
vucudundan kan gelecek şekilde dövülür ve 3 gün içinde tövbe etmezsen öldürülürsün.
şimdi bu ülkede ne kadar insan namaz kılıyor.
namaz kılmadı diye dinden çıkmazsa başka birşeyden çıkar
örnek diş dolgusu haram hanefilerde
ama dişinde dolgu olmayan hanefi kaç tanedir acaba
kuranıda okudum bu tür ifadeler görmedim.ama mezheplerin fıkıhı evlere şenlik.
bence bunlar neye inandıklarını ne yaptıklarını bilmiyorlar.
hur.irade
Nov 14 2006, 02:19 AM
Sevgili orhan11, sana katiliyorum.
Alevilik islami bir mezheptir, Islam'a tabidir. Ancak benim merak ettigim su; Forumdaki Islam'i savunan arkadaslar Alevilik ve Aleviler hakkinda ne dusunuyorlar. Yani onlara gore Alevilerin bu inanc ve ibadet tarzi 'dogru' mu? 'Evet Aleviler de Kuran'a ve Islam'in bes sartina bagli, dolayisiyla mumin kisilerdir' derler mi?
Ornegin Hac rituelini reddedip, Kabe'ye degil de birbirine karsi secde eden, 'namazi bes vakit ve dosdogru kilmak' yerine, yatarak, sirtustu, kafasina gore istedigi zaman kilabilen aleviler hakkinda ne gibi yorumlar getirirler.
Saygilar.
phobos
Nov 14 2006, 02:43 AM
Aleviler de mümindir. İnançlıdır ve Allah'a inanmaktadırlar. O ya da bu farketmez. Dinlere inanan herkes benim için birdir. Alevisi de Sünnisi de Yezidisi de hepsi birdir. Bu grupların birbirlerini sapık görmeleri de beni ırgalamaz.
Ben sonuçta hepsinin inanır oldugunu bildigim için bunlaırn inandıkları ne olursa olsun bana göre aynıdır.
Yani kısacası işte Alevi şöyle iken Sünni böyle sapıktır gibilerden yorumları bir Ateistin yapmaması gerekir. Çünkü birbirlerini sapık görenler Teistlerdir. Bir mezhep diğerini sapık bulabilirken Ateist hepsini sapık bulur.
Cem
Nov 14 2006, 03:24 AM
Aleviliğin ne olduğu konusunda bugün Aleviler arasında da mutabakat yoktur. hatta son yıllarda bu tartışma gittikçe önem kazanmaktadır.
Bu konuyu ben özellikle son üç aydan beri yoğun şekilde incelemekteyim. Bu konuda iki kitap okudum ve bunları öneriyorum:
1) Aleviliği Ne yapmalı? (Erdoğan Aydın)
2) Aleviler Aleviliği Tartışıyor (Birgün gazetesinin röportajlarından oluşan derleme kitap)
2. kitap, farklı Alevi aydınların, farklı yorumlarını içermesi açısından ilk önce okunabilir. Bu kitapta aleviliği İslam inancı içinde gören ve görmeyenlerin yorumları var. 1. kitabın yazarını ise "Nasıl Müslüman olduk?" kitabından hatırlıyorsunuzdur. Şimdilerde yeni pek çok kitabı var.
Sonuç olarak benim vardığım yargı:
Alevilik, İslamdan bazı öğeleri içine almıştır ancak esas olarak, inanç kökeni olarak ALEVİLİK İSLAMIN DIŞINDADIR.
Aleviliğin, İslam içinde görülmesinin nedeni, tarihte pek çok kez kitle katliamlarına uğramaları nedeniyle zorunlu yaptıkları bir takıyyedir. Aleviler, İslam dışındadırlar ancak kendilerini koruyabilmek, hayatta kalabilmek için 15. yy'da Hz. Ali kültünü, ona çok farklı anlam giydirerek inançlarına sokmuşlardır.
Ünlü Alevilik araştırmacısı Türkolog İrene Melikoff, Aleviliğin 20 yıllık incelenmesinden sonra Ali inancı hakkında şunları şöylemiştir:
"Alevilik inancındaki Ali'nin, aslında ortaasyadaki Gök Tengri olduğunu, onun isim değiştirmiş şekli olduğuna ancak 20 yıllık gözlemlerimin sonunda varabildim."
İrene Melikoff'un Alevilik araştırmalarını Türkçe yayınladığı bir de kitabı var piyasada, aldım ama henüz pek az okuyabildim: "Uyur idik Uyardılar".
Kuşkusuz Alevilik konusu oldukça uzun bir araştırma ister.
En önemli nokta Alevileri İslam çıtası altında eritip, asimile etmemektir. Herkesi islam çatısı altında "birleştirmek", daha doğrusu asimile etmek isteyen sünni hanefi hegemonyaya karşı Alevilerin özgünlüğünü savunmak,i ateistlerin de görevi olmalıdır.
fenasi
Nov 14 2006, 09:24 AM
ALINTI(Cem @ Nov 14 2006, 03:24 AM)

Aleviliğin ne olduğu konusunda bugün Aleviler arasında da mutabakat yoktur. hatta son yıllarda bu tartışma gittikçe önem kazanmaktadır.
Bu konuyu ben özellikle son üç aydan beri yoğun şekilde incelemekteyim. Bu konuda iki kitap okudum ve bunları öneriyorum:
1) Aleviliği Ne yapmalı? (Erdoğan Aydın)
2) Aleviler Aleviliği Tartışıyor (Birgün gazetesinin röportajlarından oluşan derleme kitap)
2. kitap, farklı Alevi aydınların, farklı yorumlarını içermesi açısından ilk önce okunabilir. Bu kitapta aleviliği İslam inancı içinde gören ve görmeyenlerin yorumları var. 1. kitabın yazarını ise "Nasıl Müslüman olduk?" kitabından hatırlıyorsunuzdur. Şimdilerde yeni pek çok kitabı var.
Sonuç olarak benim vardığım yargı:
Alevilik, İslamdan bazı öğeleri içine almıştır ancak esas olarak, inanç kökeni olarak ALEVİLİK İSLAMIN DIŞINDADIR.
Aleviliğin, İslam içinde görülmesinin nedeni, tarihte pek çok kez kitle katliamlarına uğramaları nedeniyle zorunlu yaptıkları bir takıyyedir. Aleviler, İslam dışındadırlar ancak kendilerini koruyabilmek, hayatta kalabilmek için 15. yy'da Hz. Ali kültünü, ona çok farklı anlam giydirerek inançlarına sokmuşlardır.
Ünlü Alevilik araştırmacısı Türkolog İrene Melikoff, Aleviliğin 20 yıllık incelenmesinden sonra Ali inancı hakkında şunları şöylemiştir:
"Alevilik inancındaki Ali'nin, aslında ortaasyadaki Gök Tengri olduğunu, onun isim değiştirmiş şekli olduğuna ancak 20 yıllık gözlemlerimin sonunda varabildim."
İrene Melikoff'un Alevilik araştırmalarını Türkçe yayınladığı bir de kitabı var piyasada, aldım ama henüz pek az okuyabildim: "Uyur idik Uyardılar".
Kuşkusuz Alevilik konusu oldukça uzun bir araştırma ister.
En önemli nokta Alevileri İslam çıtası altında eritip, asimile etmemektir. Herkesi islam çatısı altında "birleştirmek", daha doğrusu asimile etmek isteyen sünni hanefi hegemonyaya karşı Alevilerin özgünlüğünü savunmak,i ateistlerin de görevi olmalıdır.
cem
zannımca sen ateist değilsin
ateizmin inançı red etmek olduğunu bilse idi ateistlerin aleviliği savunmasını beklememen gerekirdi
yine ayrıca alevilik islam dışında gibi sözler etmişsin
hacı bektaş törenleri ne anlam geliyor ???
her yıl onbinlerce alevinin orada ne işi var ??
İrene Melikoff'un sizi gaza getirdiğini düşünüyorum
Cem
Nov 14 2006, 12:10 PM
Toplumumuzdaki sünni hanefi hegemonya, herkesi aynı inanç altında (yani sünni hanefi inanç) eritip, kendisi dışındaki inançları asimile etmeye çalışmaktadır. Bunun en açık göstergesi sünni hanefi kontrolündeki diyanet işleri başkanlığıdır. Diğer yandan 500'de fazla imam hatip lisesi ve tüm okullarımızda verilen din dersleri gene aynı din ve mezhebin propagandasını yapmaktadır.
Buna karşı durabilmek için ateistler, azınlık din ve innaçların demokratik haklarını savunmalıdır görüşündeyim. Bu savunma aynı inancı paylaşmak değil, varolan hegemonyaya karşı çıkmak ve laikliği savunmak için yapılmalıdır.
Aleviler, egemen sünni hanefi çoğunluk tarafından ezilmekte, kimlikleri tanınmamaktadır. Buna karşı bizlerin görevi buna karşı çıkmak olmalıdır. Alevilik inancını değil ama aleviliğin kendini ifade özgürlüğü için mücadele edilmeli.
"Gaza getirmek" ise sokak ağzıyla yapılan konuşma olduğu için yanıt vermeyeceğim.
Başta da dediğim gibi alevilerin bir kısmı kendilerini İslam içinde görmektedir bir kısmı ise İslam dışında ayrı bir din ve kültür olarak görmektedir. Örneğin PSAK (pir sultan abdal derneği) aleviliği isalmın dışında görmektedir. Buna rağmen Ehlibeyt Vakfı, şiiliğe yakın bir çizgide islam içi kabul etmektedir kendisini.
orhan11
Nov 14 2006, 12:20 PM
Aleviligi Islam'dan soyutlaymazsiniz.. Aleviligi Islam disiymis gibi gosterme calismalari yapanlar revizyonist Alevi'lerdir.. Adindan da anlasilacagi uzere, Islam'in onemli karakterlerinden ve peygamber sulalesine mensup bir kisiye tabidir Alevi'ler. Ali'ye neredeyse Allah'mis gibi tapan Sia mezhebiyle harmanlanmis Alevi mezhebi, Islam'a ait bir mezheptir.
Cem
Nov 14 2006, 12:42 PM
orhan11 arkadaşım, 3-5 ay öncesine kadar ben de aynı senin gibi düşünüyordum. Ancak bazı araştırmalarım sonrasında fikrim değişti. Bunun bazı nedenleri var:
Birincisi "alevi" kelimesinin son 100-150 yıl öncesine dayandığı biliniyor. Ali kültünün geçmişi ise 15. yy'a dayanıyor. Bundan önceki tarihlerde yaşayan alevi ozanların, büyüklerinin eserlerinde Ali'nin adı bile geçmiyor. Örneğin Bektaşi'de.
Ali kültünün aleviliğe, eski adoyla kızılbaşlığa geçisi 15 ve 16 yy. da Şah İsmailin etkisiyledir. Ancak aleviler Ali'nin anlamını değiştirerek kabul etmiş görünmüşlerdir. Örneğin Alevi ozanı Virani'nin şiirine dikkat ediniz:
Evvel odur, ahir odur
Tayyip odur, tahir odur
Batın odur, zahir odur
Ali Ali Ali!
Görüldüğü gibi Ali kavramı aslında bir tanrı kavramıdır. Şaman dinindeki gök tengri'nin adı, İslam baskısı altında değişmiş ve Ali olmuştur. Alevilikteki Ali'nin, İslamdaki tarihsel Ali ile ilgisi yoktur.
Alevi ataları tamamen katledilip, yok olmamak için İslam içindeymiş gibi görünmek için Alici kılıfına bürünmüşler ama onun sadece muhalif yönünü özümseyip, şeriatçi yönünü dışlamışlardır.
Fazla zamanım yok, fırsat buldukça aleviliği anlatmaya çalışacağım gene.
Aklınla_düşün
Nov 14 2006, 12:47 PM
bu yazı benim yıllardan beridir bildiğim kişinin yazısıdır buralara gelip zamanım yok demesi onun turan dursun sitesinde admin oluşundan kaynaklanıyor .
yanılmıyorsam
mustafa_ogr
Nov 14 2006, 12:59 PM
Bir ilimde o ilmin alimlerinin özü geçerlidir. Bir hastalık için en yüksek bir mühendis en düşük bir doktor kadar söz hakkına sahip değildir.
İslam alimleri, Aleviler için, namazlarını kılsalar ve Halifelere tahkir etmeseler kurtulurlar demişler.
Demek ki iman konusunda çok fazla bir fark yok.
Cem
Nov 14 2006, 02:06 PM
Hangi İslam alimi böyle bir demiş? "Kurtulurlar" demekle neyi kastetmiş? "Öteki dünayada" kurtulmayı mı yoksa katledilmekten kurtulmaları mı? Sanırım ikincisidir.
Aleviliğin İslam içinde kabul edilmesi için her şeyden evvel sünnilerle aynı Allah inancına sahip olmaları gereklidir. Oysa yukarıda alıntıladığım Alevi şiirinde anlaşılacağı üzere arada çok büyük fark vardır.
En ünlü Alevi büyüklerinden olan Pir Sultan'ın da bir şiirine bakalım (koyu harflere dikkat ediniz):
Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi?
Çok açık anlaşılıyor ki buradaki Ali, bildiğimiz Hz. Ali değil. Yaratmıştır diyor 18000 alemi. Rızıkları veriyor diyor. her şey çok açık değil mi? Burada kasededilen Ali adı verilmiş bir tanrıdır. Aleviler aptal değil, elbette biliyorlar ki Hz. Ali'nin bu özellikleri yok. Yapılan zorunlu bir takiyyedir. Şamanizmin Gök Tengri'sine giydirilmiş Ali maskesidir.
orhan11
Nov 14 2006, 02:18 PM
Aleviligin tarihini okumamissin, Aleviligi salt Anadolu Aleviliginden ibaret saniyorsun. Alevilik Muhammed'in olumunden sonra, Ali'nin Halife olmasi gerektigini ve bizzat Muhammed'in bunu soylemis oldugunu iddia edenler tarafindan kurulmus bir mezheptir. Alevilik Kuzey Afrika, Anadolu ve hatta Hindistan'a kadar yayilmis genis bir mezheptir.. Anadolu Aleviligi, Anadolu gelenekleri ve diger bir Islam mezhebi olan Bektasilik ile harmanlanmistir. Sia mezhebine gobekten bagli olan Alevilik, Sia ve Sii mezheplerinin bazi tarikatlarinda goruldugu gibi, Ali'yi tanrisallastirmaktadirlar. Buradan anlasilacagi gibi, Ali'nin tanrisallastirilmasi salt Anadolu Alevilerine has bir gorus degildir.. Pek cok Sia ve Sii tarikatinda da Ali tanrisallastirilir.. Bu yaklasimin ise gok tanricilikla alakasi yoktur..
Cem
Nov 14 2006, 02:38 PM
Aleviliğin, Muhammedin ölümünden sonra halifelik kavgasında doğduğu doğru değildir. O zaman doğmuş olan Alevilik değil Şialıktır. Alevilik, kaynağını şamanizmden, zerdüştlükten, budizmden, manizmden, hıristiyanlıktan ve en son olarak da islamdan almış ayrı bir din ve kültürdür. Tüm bu dinlerden içine bir şeyler alan ancak onları kendi inancı içinde eriten bir din ve kültürdür.
Aleviliğin, Hz. Alinin halifelik tartışmaları sırasında doğduğunu iddia edenler, İslami asimilasyona uğramış Alevilerdir. Bu görüşü bugün Türkiyede savunan alevileri temsil eden alevi örgütü de Ehlibeyt Vakfı'dır.
Türkiye şiilerinin mezhebi ise Caferiliktir. caferilikle alevilik arasında dağlar kadar fark vardır.
Alevilik en başından beri şeriate karşıdır. Oysa şii şeriatı da en az sünni şeriatı kadar gericidir. İrana bakınız anlarsınız.
Alevilikte haremlik selamlık yoktur. Oysa gerek sünni gerekse de şii şeriatinda bu vardır.
Alevilikte namaz, ramazan orucu, hac, zekat yoktur. Oysa hem sünni hem deşii şeriatinde bunlar vardır.
Alevilikte tanrı insanda görülür (Kabem insandır benim alevi deyişini hatırlayınız) oysa hem sünni hem de şii şeriatinde tanrı yani allah insandan ayrıdır.
Alevilikte el-kol kesme, falaka, zina edene 100 kırbaç gibi şeriat yasaları yoktur oysa sünni ve şii şeriatinde bunlar vardır.
Liste uzatılabilir...
Görüldüğü gibi aleviliğin, sünni şeriatle ilgisi olmadığı gibi şii şeritıyla da uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ancak yüzlerce yıl msülümanlarla iç içe yaşadıkalrı için bazı öğeleri içlerine almışlar ancak bu alış özsel olarak değil biçimsel olarak olmuştur. Yukarıdaki Ali kültü konusunda buna bir miktar değindim.
orhan11
Nov 14 2006, 02:51 PM
Bunlar daha once dedigim gibi revizyonist yaklasimlar.. Aleviligin kokeni, kaynak noktasi bellidir.. Yerel kulturlerle harmanlansa da origin olarak Islam'dir.. Zaten temel anlamda bir Islam buyugu olan Ali takipciligi yapilmaktadir.. Islam seriatina karsi cikmalari, farkli namaz kilip farkli ritulellere sahip olmalari Aleviligin Islami bir mezhep oldugu gercegini degistirmez.. Alevilik Anadoluda ortaya cikmis bir din degildir.. Islama tabi, Islamdan kaynaklanmistir.. Islam'da oyle mezhepler vardir ki, Islam dinine tabi olduklarini soylemeseler anlayamazsiniz..
ampirist
Nov 14 2006, 02:53 PM
Hıristiyanlıkta İsa ne ise Alevilikte de Ali odur.
İkisinde de tanrısallaştırma vardır.
Yİne ikisinde de ibadetler önemli değildir.Önemli olan sevgidir.
kutsalyaratik
Nov 14 2006, 03:07 PM
Aleviligi Sii'lik ile karistirmayin. Ali kimdi? Alinin Islam icindeki durumu ve gorevi neydi? Bunlarin cevabi Anadolu Aleviliginin Islamla pekte o kadar ilgisi olmadigini gosterir.
En basit bir ornek verim size; Aleviligin toplum liderleri DEDElerdir, bunlar CEM aninda yada hemen ardindan SARAP icer, bu bir gelenektir. Peki Islamda alkollu icki tuketmenin ne kadar sert cezalara carptirildigini herkez bilir. Cami yok, Ramazan yok, Hac yok, Turban kesinlikle yok, Kadin erkek bir arada ibadet var. Bunlara bakarak Anadolu Aleviligini Islamin neresine koyabilirsiniz? Arap ordularinin Horasan yoresi gocmenlerini zorla Musluman yapmasi ile Anadolu Aleviligi baslar. Mecburiyet karsisinda Ali baskaldiri simgesi olarak Alevilikte yerini korur.
Daha once baska bir forumda bir Alevi dedesininyazdigi bir siiri yayinlamistim, bakin ne diyor Alevi dedesi.
Islam hic bir zaman Islamla olmadiki. Aleviligi sunnilestirme girisimleri devam ederken bir cok Alevi aydini sessiz kaliyor.
İSLAM BİZİM NEREMİZDE ?
Haci bilmem hoca bilmem
Beş vakit namazı kılmam
Ramazanda oruç tutmam
İslam bizim neremizde ?
Kandilimiz gecemiz yok
Arapçamız hecemiz yok
Hülleyecek kocamız yok,
İslam bizim neremizde ?
Tüm dinlerden alıntım var,
Şamanlıktan kalıntım var,
Çok üzgünüm anlatmak zor
İslam bizim neremizde?
Çarşafım yok türbanım yok,
Ehl-i sünnet fermanım yok
Arafat'ta kurbanım yok,
İslam bizim neremizde ?
Muhammet'le Ali öldü,
Soyu sopu sürgün geldi,
Meydan Muaviye'ye kaldı,
İslam bizim neremizde?
Özümde benlik yazılmaz,
Kimseye kuyu kazılmaz,
İç abdestim hiç bozulmaz,
İslam bizim neremizde?
Cemimde yok sazımda yok
Karımda yok kızımda yok,
kırpık sakal yüzümde yok
İslam bizim neremizde?
Ehl-i beyt benim dostum
Ezdiler bağrıma bastım,
Ben İslam'a çoktan küstüm,
İslam bizim neremizde?
Arıyorum tarıyorum,
Can gözüm var görüyorum,
GAZİ METİN soruyorum,
İslam bizim neremizde?
Dem çekerim dolumda yok,
Bilimde yok ilimde yok,
Türkçe duam dilimde yok,
İslam bizim neremizde?
Saltanatı halifesi,
Hiç tanımam neyin nesi,
İrticası, Kara sesi
İslam bizim neremizde?
Mezhep deyip nifak sokmam,
Tekbir ile insan yakmam,
Tespihim yok takva takmam,
İslam bizim neremizde?
Tutturmuşlar ehl-i sünnet,
Ne cehennem ne de cennet,
Kül köle değilim ümmet,
İslam bizim neremizde?
Alevi dedesi ve halk ozanı
Hüseyin Gazi Metin
-------------------
Alevilik din degildir, bir felsefedir, hayata bakis tarzidir, insanin dunya uzerindeki yeri ve inemini pekistiren , insani merkez alan bir felsefe turudur. Eski bir kizilbas olarak ben bunlari soylerim,
ampirist
Nov 14 2006, 03:21 PM
ALINTI
Tüm dinlerden alıntım var,
Şamanlıktan kalıntım var,
Çok üzgünüm anlatmak zor
İslam bizim neremizde?
Dedenin söylediği gibi çorba gibi bu alevilik o bile bilmiyor din mi? felsefe mi?
Aleviler aynı bukalemun gibi çevreye uyma konusunda.
haci
Nov 14 2006, 03:38 PM
Aleviliğin başlangıcı İslam'dır..
Bundan kuşku duymak için bir neden yok..
Ama ondan hızla ayrılmış ve farklılaşmıştır. Zamanla İslam geleneklerini yitirmiş, başka gelenekleri bünyesine almıştır..
Alevilik Şah İsmail zamanında şiiliğin etkisi altına girmiş hızla gelişerek değişikliğe uğramıştır.
Aleviler elbette dört mezhebe ait Müslüman ve şii değillerdir. Ama asılları İslam'dır.. Aleviliği İslam'ın bir mezhebi olarak kabul etmek zorunluğu vardır.. Oğuzun değindiği gibi daha bir çok bazıları çok garip İslam mezhepleri vardır. Hariciler gibi..
HACI
agnostist
Nov 14 2006, 03:44 PM
alevilerin islamla bir alakası kalmamıştır.aleviler islamın 5 şartını yerine getirmezler.kurana bile inanmayanlar çoğunluktadır.alevilik dinler karışımıdır.kimine göre bir felsefe kimine göre bir kültür kimine göre bir yaşam biçimidir.yani islamdan uzaklaşmıştır.
Cem
Nov 14 2006, 04:51 PM
ALINTI("haci")
Aleviliğin başlangıcı İslam'dır..
Bundan kuşku duymak için bir neden yok..
Eğer böyle bir iddiada bulunuyorsanız, iddianızı destekleyecek bulguları, referansları, göstermelisiniz. Sadece bu böyledir demek yetmez. Denirse de bilimsel olmaz.
Aksi yönde bulgular daha çoktur. Örneğin 7. yy dan 15. yy. a dek uzanan 800 yıla yakın süre Alevi ozanlarının, dedelerinin sözlerinde Ali diye bir şey yoktur. Hem Alici olacaksın hem de Ali'yi hiç bir sözüne sokmayacaksın! Elbette bu mümkün değil.
haci
Nov 14 2006, 04:56 PM
Aleviliğin başlangıcının İslam olmadığı konusunda bir kaynak gösterebilir misiniz?Asıl bu iddia bir kaynağa dayanmalıdır. Benim iddiam genel bilgidir.. Aksini düşünmenin temeli sağlam değildir.
Benim kaynak göstermeme hiç gerek yok.. Göstereceğim kaynak Alevilerin yaşamıdır. Hepsi de Kur'an'ı okur ve kabul eder. Alevi arkadaşlarım vardır.. Ölülerine Kur'an'dan ayetler okuduklarını biliyorum..
Aleviliğin başlangıcını İslam'dan ayrı bir din olarak görmek temelsizdir..
Bundan kuşku duyandan ben kuşku duyarım..
HACI
Aklınla_düşün
Nov 14 2006, 04:58 PM
ALINTI(Cem @ Nov 14 2006, 02:06 PM)

Hangi İslam alimi böyle bir demiş? "Kurtulurlar" demekle neyi kastetmiş? "Öteki dünayada" kurtulmayı mı yoksa katledilmekten kurtulmaları mı? Sanırım ikincisidir.
Aleviliğin İslam içinde kabul edilmesi için her şeyden evvel sünnilerle aynı Allah inancına sahip olmaları gereklidir. Oysa yukarıda alıntıladığım Alevi şiirinde anlaşılacağı üzere arada çok büyük fark vardır.
En ünlü Alevi büyüklerinden olan Pir Sultan'ın da bir şiirine bakalım (koyu harflere dikkat ediniz):
Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmıştır on sekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi?
Çok açık anlaşılıyor ki buradaki Ali, bildiğimiz Hz. Ali değil. Yaratmıştır diyor 18000 alemi. Rızıkları veriyor diyor. her şey çok açık değil mi? Burada kasededilen Ali adı verilmiş bir tanrıdır. Aleviler aptal değil, elbette biliyorlar ki Hz. Ali'nin bu özellikleri yok. Yapılan zorunlu bir takiyyedir. Şamanizmin Gök Tengri'sine giydirilmiş Ali maskesidir.
güzel kardeşim 18000 alem yaratı demesine diyorda kim diyor ?
hangi ayetde 18000 alem olduğunu kim söylüyor veya neye dayanarakdan 18000 alem vardır kaynak ?
biyococuk
Nov 14 2006, 05:00 PM
ben Türkiye alevileri derneği başkanını dinledim bu konuda adam direk söyledi;biz alevi olarak müslüman değiliz dedi..alevilik sadece islamdan etkilenmiştir ama islama bağlı değildir dedi.
haci
Nov 14 2006, 05:02 PM
Aleviler hakkında çok sayıda literatür bulabilirsiniz.. İngilizce bilenler için aşağıdaki referans yeterli olmalı..
http://www.angelfire.com/az/rescon/ALEVI.html
haci
Nov 14 2006, 05:09 PM
Alevilik Din forumunda tartışılmıştı.. Dehri'nin yazıları Cem'in iddia'larına benziyor.. Adresi aşağıda.. Okumaya değer.. Ayrıca Darvinist'in de bu konuda kaybolan uzunca bir yazısı vardı..
http://www.ateizm.org/forum/index.php?showtopic=1556&hl=NOT: Darvinistin yazısı kaybolmamış. Aşağıya onu yapıştırıyorum..
İslam, Hıristşyanlık, alevilik, sünnilik...
sanki bunlar baştan beri hep böyleydi gibi bakıyorsunuz, bazılarınız diyeyim.
Canlılar doğal evrim geçirirken, dnler kültürel evrimin etkisinde kalırlar hatta kültürel evrime yön verirler. Dinler her zaman ve sürekli devinim içindedir.
Bu forumda tartışan müslümanlar, dünyada bütün müslümanların kendisi gibi olduklarını sanıyorlar. Böyle birşey yok.
Her yörenin İslam'ı kendine özgü olan bir islam dır.
Anadolu müslümanları iki ayrı yolda, mezhepte müslüman olmuşlardır. Biri sünni, öbürü alevi İslam. Her iksi de müslümandır.
Şamanizm'den kısmen Zerdüştlikten dönen Türkler, daha sonra geçtkleri İslam'a eski dinlerinden ögeler getirmişlerdir.
Tekkelri ziyaret, mukacılık, ağaçlara paçavra asmak, aşure, ölü arkasından hayırlar ve daha nice adetlerin islam ile hiç ilgisi yoktur. Yoktur ama bunu yaparlar ve yaparken de Yasin okuturlar.
Bu, büsbütün bir sentezdir. Şaman ve İslam dini sentezidir.
Arapların paganist (putperset) geleneği İslam'da devam etmiştir ve hala devam etmektedir. Kabe bir put'tur ve bu puta tapınmaya hala devam ederler.
Merkez Afrika'daki müslümanların bir kısmı, eski Vodoo dinlerinin unsurlarını islami ibadetlerine karıştırıyorlar.
Sudan müalümanlarının İslam!a isnad ettikleri ibadet şekillerine bakınca bir arabın tüyleri diken diken olur.
İslam zaten başlı başınca bir sentez dinidir. Hıristiyanlık ve Musevilikten aldığı içerikleri arap gelenekleri ile birleştirilmesinden oluşan bir sentezdir. Hıristiyanlık da kendinden bir öncesinin sentezidir.
Anadolu insanında bundan 1000 yıl önce başlayan islamlaşma iki ayrı ana hatt başlamıştır.
Şehirli türklerin arap istilası altında daha çok zulüm görmelerinden dolayı, bu baskının altında araplara daha yakın bir İslam şeklini almışlardır.
Dağlarda yaşayan göçebe Türkler bu baskıyı o şekilde veya yoğunlukta görmedikleri için, ama yinde de asgari bir baskının mevcudiyetinden dolayı yeni girdikleri islam dinine eski dinlerinden bir çok ögeler katmışlardır.
Bugün türk sünni İslam'da ne kadar İslam harici batıl varsa, alevilikte de o kadar vardır. Sünnilik ve alevilik, her ikisi de aynı meşruluğa sahip İslam'dır.
Her ikisi de bir sentezdir ama farklı sentezlerdir. Ama hiç biri saf islam değildir, eğer Muhammed dönemini saf sayacak olursak ki, Kabe putunu hatırlayalım.
Aleviler şu kadar zaman önce şu idi, bu idi demek boş laftır. Bu laf, akademik olarak ilgi çekebilir fakat alevilik, eski din ile İslam'ın sentezi olarak başka bir din olmuştur. Alevilik bu sentezdir, daha önceki dinleri alevilik değildir.
Anadolu sünni İslam'ı araplara sorsanız, onları dahi müsümandan kabul etmeyenleri çok görürsünüz. Alevilere sorsanız, sünniler sapık fırkadır, gerçek müslüman değildir. Şiilere sorsanız belki ikisine de sapık diyecektir. Dürzilere sorasanız hepnize sapık diyeceklerdir.
Hangi fırka sapık, hangisi değil, o yörenin çoğunluk İslam türüne bakar. Bugün İslam abidesinin en büyüğünü muhafaza eden vahabiler, sünnet'e göre sapık fırkadır. Sapık mapık ama, müslümanların en büyük putuna sahipler.
Birbirlerine çamur atmak zaten bütün İslam fırkalarına özgü bir davranıştır. En geç bundan bilirsiniz müslüman olduklarını.
Birazcık polemikten sonra sünni ve alevi fıkıhına kısaca değinmek istiyorum.
leviler Kuran'a inanmaz diyen bir şey bilmiyor demektir. Namaz, oruç, zekat vs. gibi farzlar yok diyen yine zır cahildir. Bunları söyleyenler bu konuda hiç bir bilgiye sahip olmadıklarını sırıtarak açığa vuruyorlar, kulaktan duyma dedikoduları tekrarlıyorlar.
Alevi, namazın farzına inanır ama onların namazı çoktan kılınmıştır, yani farz yerine getirilmiştir.
Ramazan orucu yine çoktan tutulmuştur ve onların tutmasına artık gerek kalmamıştır fakat Muharrem ayında 12 gün yas orucu ayriyeten tutulur.
Oruç ve namaz borçları Hüseyin için yas tutmakla ödenmiştir. Ama borçtur vesselam.
Zekat aynen vardır. Şehadet getirmek farzdır. Hac yapmak vardır fakat o kadar önem verilmez.
Demek ki islam'ın farzları inkar edilmiyor, sadece bu farzların yerine getirilmesi üzerinde farklı yorumlar vardır. Bu nokta çok önemlidir çünkü farzların kabulü onları halis muhlis müslüman kılar.
Kuran' agelince, aleviler ve Bektaşiler aynı zurnadan çalarak, Kuran'ın tahrif edildiğine inanırlar. Alevileri asıl meshep olarak teşhir edecek bir çok ayetin Kuran'dan çıkarıldığına ve asıl Kuran mushafının bugünkü mushafda üç kat daha fazla olduğunu ileri sürerler. Bu argümanla aynı zamanda bugünkü Kuran'ın saçma sapan ve anlam taşımayan abuk suabuk ifadlerinin oluştuğunu söylerler. Kuran o kadar küçültülmüş ki, anlamı kaybolmuştur... iddia bu.
Gerçekten de Kuran'ın tutarsızlığı, çelişkileri bu iddiayı destekler nitelikte.
Alevileri 'Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali' demeleri, Hıristyanlıktaki teslisi hatırlatır. Oradaki 'Baba, Oğul ve Kutsal Ruh' üçlemesi, alevilikte başka bir şekilde önümüze çıkıyor. Hz Ali diyerek çizilmiş resimlerin İsa resimlerine benzemesi ve daha bir çok unsur, aleviliğin Hıristyanlıktan ne kadar esinlendiğini gösterir. İslam'ın tümü putperestlikten etkilendiği gibi, yaygınlaşırken başka dinlerin etkisi altında da kalmıştır.
Bugün şansınız olursa, canlı veya televizyondan bir şaman ayini izlemenizi öneririm. Özellikle aleviler zanneder ki, sanki orada alevi cemi tutuluyor, bu kadar benzer.
Şehirlerde ölüler arkasından hayır yapan, türbeler yaptıran sünniler de kendilerini şamanistlerde bulacaklardır.
Sonuçta dinler, kültürel evrimin bir sonucudur ve önceki dinlerin bir toplamıdır. Çok tanrılı dinlerde bir çok tanrı görevleri paylaşıyordu. Tek tanrılı dinlerde tanrı işleri bir tek tanrı elinde tekelleşmiş ama tanrıların alametleri hiç değişmeden bir tek tanrının eline verilmiştir. Tanrılar değişti fakat muhtevası hiç değişmedi. Araplar önce putlardan şefaat dilerken daha sonra aynı şefaati bir tek tanrıdan istemeye başladılar. Eskiden tanrının biri helak ederken öbürü tekrar inşa ediyordu, şimdi bir tek tanrı hem helak ediyor hem inşa ediyor. Tanrılık el ve irade değiştirdi ama muhteviyatı hiç değişmedi. İşte bu bir sentezdir, kültürel evrimdir, devinimdir.
Alevilik ve sünnilik... al birini vur öbürüne.
Her iksi de aynı saçmalıklara dayanır.
Ali hayranlığını hiç anlamamışımdır.
Onun gibi acımasız bir seri katil nasıl kahraman sayılır, benim aklım bir türlü ermez.
Dinlerin üstüne suni olarak örtülmüş sözde sır perdelerini kaldırdığımız zaman ortaya banal ve olağan tablolar çıkıyor.
Yine biraz polemik yaparak şununla son veriyorum.
Kültürel evrimde önce binlerce tanrı vardı, daha sonra onlarcaya azaldı.
En sonunda sadece bir tek tanrı kaldı.
Bu gelişme böyle devam ederse o bir tek tanrı da kaybolacak.
Bu mantığımı çürütene kocaman bir aferin var.
Darvinist
biyococuk
Nov 14 2006, 05:34 PM
ALINTI
Bu forumda tartışan müslümanlar, dünyada bütün müslümanların kendisi gibi olduklarını sanıyorlar. Böyle birşey yok.
Her yörenin İslam'ı kendine özgü olan bir islam dır.
Anadolu müslümanları iki ayrı yolda, mezhepte müslüman olmuşlardır. Biri sünni, öbürü alevi İslam. Her iksi de müslümandır.
Şamanizm'den kısmen Zerdüştlikten dönen Türkler, daha sonra geçtkleri İslam'a eski dinlerinden ögeler getirmişlerdir.
Tekkelri ziyaret, mukacılık, ağaçlara paçavra asmak, aşure, ölü arkasından hayırlar ve daha nice adetlerin islam ile hiç ilgisi yoktur. Yoktur ama bunu yaparlar ve yaparken de Yasin okuturlar.
Bu, büsbütün bir sentezdir. Şaman ve İslam dini sentezidir.
Darwinist mükkemmel bir yazı yazmış gerçekten..yukarıda söylediklerini benim üniversitedeki tarih hocası da anlatmıştı..bütün bu çaput bağlama,mezarların başında medet umma vb. bir sürü islamlaştırılmış adet,eski türklerin uygulamış oldukları birer gelenekmiş.oradan günümüze kadar gelmiş.
ülkemizdeki müslümanın bakış açısı çok farklıdır.islamı en iyi uygulayanın kendileri olduklarını sanarlar.arapları gerçek islamı yozlaştırmakla suçlarlar.halbuki dünyada gerçek islam diye bir şey yoktur.her toplum islam adı altında bir sentez inanca sahiptir.bütün dinler de birer sentezdir aslında.
Cem
Nov 14 2006, 06:47 PM
ALINTI("darvinist")
Alevi, namazın farzına inanır ama onların namazı çoktan kılınmıştır, yani farz yerine getirilmiştir.
Ramazan orucu yine çoktan tutulmuştur ve onların tutmasına artık gerek kalmamıştır fakat Muharrem ayında 12 gün yas orucu ayriyeten tutulur.
Oruç ve namaz borçları Hüseyin için yas tutmakla ödenmiştir. Ama borçtur vesselam.
Zekat aynen vardır. Şehadet getirmek farzdır. Hac yapmak vardır fakat o kadar önem verilmez.
Darvinist arkadaşımız, Alevilerin aslında bu farzlara inandığını ama mazeret göstererek uygulamaya sokmadıklarına bakarak onların aslında halis Müslüman oldukları yanlış yargısına varmış. Tabi bu olguyu eğer sadece inanç düzeyinde inceler ama toplumsal-tarihsel gelişimleri gözden ırak tutarsanız bu yanlış sonuca varabilirsiniz.
Aleviler, eski adıyla kızılbaşlar Selçuklu döneminde 1243'de, Osmanlı döneminde ise 1514 de Yavuz döneminde ve 1600 lerin başlarında Kuyucu Murat paşa dönemlerinde çok ciddi kitle katliamlarına maruz kalmışlardır. Bu tarihler dışında da yoğun baskı söz konusudur aslında ama verdiğin tarihlerde onbinlerce hatta yüzbinlerce kızılbaşın katleidlmesi söz konusudur. İşte böyle yoğun bir baskı altında aleviler, Müslümanmış gibi görünmeye çalışmışlardır. Bunu yapmak da zorundalardı. Yoksa tamamen yok olma tehlikesi altında idiler. Bu nedenle namaz kılamamalarının nedeni için yukarıda darvinistin yazdığı şeyi uydurdular. Diğer ibadetler için de benzeri uyurdurmalara başvurdular. Ancak bunların hepsi yaşamda kalmak için başvurdukları takiyye idi. Bunu anlamak gerekli. Yoksa Aleviliği yanlış tanımlamış oluruz.
Ali ritüeli, kızılbaşlar için çok uygundu çünkü o aynı kendileri gibi hakszılığa uğramış, çocukları öldürülmüş bir mazlumluk simgesiydi. Kızılbaşların da o dönem ne gibi katliama uğradıklarını düşünürseniz sempatinin özünü görmüş oluruz. Ali, tarihsel kişiliğiyle değil ama haksızlığa uğrayanların simgesi olma yönüyle revizyona uğratılarak Alevi inancına sokuldu. Sadece bu kadarlık revizyona da uğramadı, gök tengrinin yerine geçirildi.
Nasıl ki şamanizmdeki gök tengri sadece iyiliği temsil ediyorsa, cehennemi yoksa, cezaları yoksa (İslamın tanrısı böyle değildir bildiğimiz gibi) alevilikteki tanrı olan Ali'de böyledir. Dikkat edin Alevilikte cehennem, şeytan, kabir azabı vs. hiç biri yoktur. Bu nedenle İslam içi kabul edilmesi abesti iştigaldir. Hele darvinistin alevilikle sünniliği aynı kefeye koyması büyük bir hatadır.
Alevilik her ne kadar sonuçta bir din olsa da panteizme yakın seyir izleyen bir dindir. Özü itibarıyla İslamla son derece zıttır. Ancak birkaç konuda biçimsel benzerlikleri vardır ki bunların da zorunlu takiyye olduğunu açıkladık.
haci
Nov 14 2006, 07:11 PM
Darvinistin kendisi alevidir. Onu sorgulamak bana düşmez..
Alevilikte takiye vardır. Nedeni de geçmişte katliama maruz kalmış olmaları olabilir..
Aleviler Müslüman değildir diyebilirsiniz belki ama, bunun tam olarak doğru olmaması mümkün. Biz aleviliğin başlangıcından bahsediyoruz.Katliamlardan önceki durumdan bahsediyoruz yani.. Tarihin karanlıklarında kaybolmuş gitmiş bir olgudur.. Şah İsmail zamanından şiilik Türk'ler arasında yayılmaya çalışılmış ve Türk'ler sünni İslam'la şii İslam arasında sıkışıp kalmışlardır..
Bu konuda kimin gerçekleri ve doğruyu açıkladığı kesin değildir. Kesin olan tek olgu Alevilik ile İslam arasındaki grift ilişkidir.. Bu ilişki reddedilemez.. Aleviliğin ayrı bir din olmaması için gerekli nedenler vardır. Ayrıca Cem'in Ali kavramını kabul etmeye olanak yoktur. Ali haksızlığa uğrayanları kurtaran birisi olarak görülebilir ama bir Tanrı olarak kabul edildiğini hiç duymamıştım.
Türkiye'de 25 milyon alevi varken, bu konuyu abartmaya olanak yoktur. Alevilere siz o değilsiniz, busunuz demek ne kadar mantıklı bir yaklaşımdır. Onları onlardan daha iyi mi bileceğiz. Ya da onları bizim olmalarını isteyeceğimiz bir kılığa mı sokacağız?
Bence onların kendileri hakkında yaptıkları açıklamalara kulak kabartmalıyız.. Ama biz hala bildiğimizi okuyoruz.. Bu tutumumuz çok yanlışdır..
HACI
hur.irade
Nov 14 2006, 07:20 PM
Arkadaslar, konuyla ilgilenen herkese cok tesekkurler.
Bu baslik altinda tartismak istedigim ve konuyu cekmek istedigim yon; "gercek Islam nedir" konusu idi aslinda.
Amacim alevisi, sunnisi vs diye ayrim yapmak ve bu yonde insanlari elestirmek degil elbette.
'Gercek Islam nedir' konusunu irdelerken Alevilik hasir alti edilip gozlerden saklanamayacak kadar onemli bir yer teskil eder Islam'da. Cunku toplam Islam nufusunda onemli bir yuzdeyi kapsar.
Ulkemizde bile resmi agizlardan sikca duydugumuz ve toplumca kaliplasmis onyargilardan biri olan "Turkiye'nin %99'u musluman'dir" sozunu bir kere daha gundeme getirmek istedim. Ayni sekilde 'dunyada 1,5 milyar 'musluman var' diyenler icin de gecerli.
Alevilik Islam'a tabidir. Ancak TC Diyanet Isleri Baskanligi salt 'sunni' Islam'i ele alip aleviligi ve diger mezhepleri dislamaktadir. Onlari Islam'a tabi olarak gormekten rahatsizlik duymaktadir. Aleviligi Islam'dan izole etmek icin buyuk caba harcamaktadir. MEB'nin ders kitaplarinda, Diyanet'in vaazlarinda yayinlarinda, Devlet TV kanallarinin salt sunni Islam kulvari disina cikmamasinda bunu acikca gormekteyiz.
Benim de bir cok Alevi arkadaslarim oldu zamaninda, ancak hicbiri inancini tedirgin olmadan bir baskasina soyleyemedigini gordum. Neden acaba? Alevi bir Turk, kendi ulkesinde inanci konusunda neden tedirginlik duyar? Bunun kaynagi nedir?
Taleban'in, bin Laden'in, Erol Evrenesoglu'nun, hatta Diyanet'in onaylayip sahihtir-dogrudur diye halka sundugu hadislerin, vs gibilerin muslumanligini kabul etmeyen, bunlarin Islam'la alakasi olmadigini soyleyen musluman forumdaslar, acaba Alevilerin 'muslumanligini' kabul ediyor mu?
Yani Alevi dusunce ve rituelleri Islam'a uygundur, 'Islam'dir' derler mi?
Saygilar
CROSSWISE
Nov 14 2006, 07:40 PM
Alevilik baştan sona islamın dışında , apayrı ve farklı bir yapılanmadır.. Mesela insanın yaratılışı konusunda , islamdan fazlasıyla ayrılır..En temel kabüller ve tanımlar , tamamen islamın dışındadır. Alevilik hakkında yorum yapabilmek için , bizzat alevi nefeslerine başvurmak gerekir.. ve sadece alevi nefeslerine...
Alevi sözlü geleneğinde geçen "Muhammed , Ali , ... vs" islami terimler , tamamen birer maske olup , alevilerin kapalı bir toplum olması ve toplumdan gelen tepkileri yatıştırmak sebebine dayalı kapalı kavramlardır..
Daha önce "alevilikte yaratılış"la ilgili yayınladığın özet niteliğindeki bir yazıyı buraya kopyalıyorum..
-----
İnsanın yaratılışı , Alevi-Bektaşi mitoloji içinde en ilgi çekici konulardan biridir.Çeşitli Alevi-Bektaşi nefeslerinde , muhteşem bir biçimde anlatım bulmuştur.
Anladığım kadarıyla ifade etmeye çalışacağım..
...
Kırklardan birine neşter vuruldu
Aktı kan , varlığı ispat olundu
Anda hak mevcutta mevcut görüldü
Huvallah çağırdı irfan hu deyü
Kul Himmet
Kırklar ; Alevi-Bektaşi mitolojisinde Tanrısal varlıklar olarak geçerler.Yani insanüstü varlıklardır. Efsaneye göre , Kırklar'dan biri birgün Yaradan'a ;
"Sen kimsin? Ben kimim?"
...diye sorar ve asi olur.Bu tarif , nefeslerde şöyle geçer ;
Yerin göğün binasını kurunca
İptida hidayet arife indi
Sen kimsin , ben kimim diye sorunca
Sorduğu ol demde kana boyandı
Aşık Veli
Bunun üzerine Yaradan'a sorduğu soru yüzünden asi olan Kırklar'dan biri , ondörtbin yıl boyunca firari olarak gezer , kaçaktır. Bu dönem , Alevi-Bektaşi nefeslerinde pervanelik olarak tanım bulur..
Ondört bin yıl kaldım pervanelikte
Sıdkı ismim buldum divanelikte
İçtim şarabını mestanelikte
Kırkların ceminde dara düş oldum
Sıdkı Baba
Pervanelik olarak tanımlanan bu dönemde , asi olan varlık , nefes anlatımıyla "yeşil bir kandil"de saklanır.Şunu belirtmek gerekirki , Alevi mitolojisinde kandil , gezegen veya yıldız demektir.
Sorma ne hacet bizleri sofu
Ta ezelden künyede ismimiz vardır
Dünya kurulmadan yüzbinyıl evvel
Ol yeşil kandilde cismimiz vardır
Aşık Devrani
Asi olan Kırklar'dan biri , bu süreç sonunda tekrardan sorduğu soruya yine cevap vererek teslim olur.Verdiği cevap ; "Sen yaratansın,ben yaratılanım"dır.Bu cevaptan sonra teslim olan ve diğer Kırklar tarafından sorguya çekilip cezası kararlaştırılan Kırklardan biri , böylelikte pervanelik dönemini kapamış olur.
Kırklar meclisinde alınan karara göre , asi olana neşter vurulacak ve kanı akıtılacaktır.Bu kan , Dünya'da seçilmiş varlık olan Güruh-u Naci'ye hayat verecek , böylelikle Yaratan ve yaratılan "bir"leşmiş olacaktır.
Yine Alevi nefeslerine göre bu seçilmiş varlığa katılan asinin kanı , Adem'i yaratmıştır.
Adem olup insan içine geldim
Hak nasip eylerse kandan içeri
Behlül gibi kandan kana gezerken
Bir kana uğradım kandan içeri
Virani
Böylelikle Adem de beliren yaratılan ve yaratan birliği , insan soyunun çoğalmasıyla anlamını bulmuştur.Kırklar'ın ilahi varlıklar oluşu ve onlardan birinin kanıyla insanın oluşumu , Tanrı ile insanın "bir"liğini oluşturmuştur.
Kısacası Tanrı ve İnsan aynı özden olmuştur..Birbirindendir artık..Birbirinden ötürü..
hur.irade
Nov 14 2006, 09:06 PM
Musluman forumdaslar, acaba Alevilerin 'muslumanligini' kabul ediyor mu?
Yani Alevi dusunce ve rituelleri Islam'a uygundur, 'Islam'dir' derler mi?
Cem
Nov 14 2006, 10:57 PM
Müslümanlardan evvel ben yanıt vereyim bu soruya. Müslümanların bir kısmı aleviliği islamın içinde bir kısmı ise dışında görüyor.
Alevilik ateizme islama olduğundan daha fazla yakındır. Zaten bu nedenle Türkiyedeki ateistler içinde azımsanmayacak oranda Alevi kökenlilere rastlamaktayız.
Yeni yetişen alevi gençleri dinsel kimliklerini sorgulamaktadır. Bu aşamadaki bu gençlere, "Siz aslında müslümansınız" demek, onları sünni hanefi hegemonyaya teslime yardımcı olmak demektir. Bu ise hakim sünni kesimlerin ekmeğine yağ sürmek demektir . Birinci aşamada alevilere müslüman oldukları inandırılmaya çalışılmakta ikinci aşamada ise "bakın işte Kuran'da namaz var, oruç var" vs.. diyerek sünniliğe doğru yöneltmektir. Zaten müslüman olduğunu kabul eden birisi tutarlılık açısından sonunda sünniliğe doğru kaymak zorundadır.
Ateist kesimin, alevileri aynı sünniler gibi islami diye yorumlamaları siyasi bakımdan da çok yanlıştır. Laikliğin savunusu açısından aleviler önemli bir yer tutmaktadır. Alevileri asimile etmeye çalışan hakim sünni anlayışa karşı durarak Aleviliğin haklarını savunmak, laik cepheyi güçlü tutacaktır.
hur.irade
Nov 15 2006, 01:15 AM
Tesekkurler Cem,
Evet, musluman forumdaslar ne diyor bu konuda ?
Acaba Alevilerin 'muslumanligini' kabul ediyor mu?
Yani Alevi dusunce ve rituelleri Islam'a uygundur, 'Islam'dir' derler mi?
Saygilar
hur.irade
Nov 22 2006, 12:18 AM
Yok mu bir 'musluman' bu Forum'da ?????
haci
Nov 22 2006, 12:38 AM
Bence ateizme yakınlık ve uzaklık diye bir kavram yoktur..
Bakın bu neye benziyor..
Az gebe olmaya benziyor..
Hatanın büyüğü küçüğü olmaz. En ufak bir hata hayatınıza mal olabilir..
Bence aleviliği bu minval üzere değerlendirmememiz gerekiyor..
Alevilik de bir inançdır ve her inanç gibi sapkındır..
Darvinist'in iletisini bir kere daha okuyalım ve ateizmden şaşmayalım..
Selamlar..
HACI
90' 00"
Nov 22 2006, 12:54 AM
ALINTI(hur.irade @ Nov 14 2006, 01:35 AM)

Ancak once bir kac karsilastirma yapmak istiyorum;
Kuran;
HAC SÛRESİ-27
İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.
Alevilik;
Alevilere göre insan, Tanri'ya yakinlasmak için belirli yerlere gitmekten ziyade kendine dönmeli, herseyi kendinde aramlidir. Anadolu Alevileri ve Bektasilerin en büyük piri olarak kabul edilen Haci Bektas-i Veli, bunu "Her ne ararsan kendinde ara/ Mekke'de Kudüs`te Hac'da degil" sözleriyle anlatir. Bu sözlerle ayni zamanda ibadette sekilcilik de elestirilir. Yine Haci Bektas-i Veli'ye ait olan "Benim kiblem insandir" sözü de bu yaklasimi destekler.
Hac suresinde, Allah'ın haccın nasıl yapılmasını istediği açıkça anlatılmıştır. Buna göre, insanlar hacca ya yaya olarak geleceklerdir, ya da yorgun develer üzerinde... Yani Otobüsle, arabayla, uçakla ya da yorgun olmayan develerle hacca gidilemez. Kuran anlaşılsın diye apaçık gönderilmiştir. Bu da Allah'ın sözüdür ve doğruluğundan kuşku duyulamaz.
Bütün bunlar demek oluyor ki, sadece aleviler değil, bu dünya üzerinde yaşayan ama Mekke'de yaşamayan hiç kimse hac farizesini Allah'ın istediği ve tarif ettiği şekilde yerine getirmemektedir. Bu da İslamın 5 şartından birini yerine getirmemektir. Bu durumda ya dünyada doğru dürüst, Allahın emrini yerine getirecek müslüman kalmamıştır, ya da müslümanların Allahı ilerisini gerisini düşünemeden, saçma sapan emirler veren bir acemi tanrıdır.
adem
Dec 2 2006, 10:19 PM
alevililk islamdan etkileri taşır,değişik yorumudur vs. gibi tartışmalar yapılıyor. alevileri yakından tanıyan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; günümüz aleviliinin islamla alakası yoktur. islamdan etkilenmeye gelince; şu veya bu durumda temas edilen herşey birbirini etkiler. ateist bile dinden etkilenerek inkarı benimser. ne düşündüğünü tem tespit ederek inanmıyorum der. aleviler ilginç bir şekilde islamın her konusunu eleştirip inkar edip müslümanız derler.çelişki burada..aleviler diyorum, elevilik olarak yorumlayabilmek için kaynak ve fikirbirliği gereklidir. kaynakları kıttır fikirler dağınık. mevcut kaynakları da hem felsefi hem ibadet olarak kurandan bariz olarak ayrılmakta bununla kalmayıp inkar etmektedir. kendini inkar ettiği dinin içinde saymaları çelişki , ne olduğunu bilmemezliktir. aynı şekilde müslümanlarda ibadet ve felsefi olarak kararsızlık gösterenler var ise de red ayrı bir konudur. müslümanım zannedenlerin içindede oransal olarak azımsanamayacak insanlar kuran ve islamdan bihaberdir. islamı tarışırken kaynak sorunu yoktur ama. kuran anayasadır.hacıbektaşi veli veya mevlana felsefesi alevikmidir tartışılır.
Kont
Dec 2 2006, 10:22 PM
Bektaşi deyince aklıma geldi.
Bektaşi'nin biri birgün camiye gitmiş...
Hoca vaaz veriyormuş:
-Allah ne yukardadır ne aşağıdadır,ne sağdadır ne soldadır.
Bektaşi kalkmış:
"Ulan,şuna yok diyeceksin ama dilin varmıyor." demiş.
dehri
Dec 3 2006, 08:24 PM
Aşağıdaki söyleşide, Yazar Mehmet Bayrak'ın bu konuya ilişkin sorulara verdiği yanıtlar var.
Bir Doğal Din : ALEVİLİK
-Alevilerin kamusal alanda tanınmaya başlamaları bir yandan yeni olanaklar sağlarken diğer yandan da cemaat içindeki farklılıkları ve bölünmüşlükleri de gözler önüne serdi. Bu, dine ve inanca bakışa da yansıyor. Bir kesim, daha çok yaşlı kuşaklar, “Alevilik İslamdır” hatta “hakiki Müslüman biziz” diyor. Bir kesimse “Alevilik kendi başına bir inançtır, ama İslamdan etkilenmiştir” diyor. Başka bir grupsa “Alevilik yalnızca bir felsefe, bir yaşam biçimidir” diyor. Sizce bu tanımlardan hangisi gerçeğe daha yakın?
-Alevilik, çok uzunca zaman Türkiye’deki tabu konulardan biri olduğu için, açıkca, özgürce tartışılamıyordu. Tartışılamadığı için de gerçekten ne olup olmadığı ortaya konamıyordu. Benim araştırmalarım, kendi yaşamım, elde ettiğim bulgular şunu gösteriyor: Alevilik kendine özgü, ayrı bir dindir. Kuşkusuz, inanç, dini de tarikati de mezhebi de kucaklar, ama Aleviliğin bir din olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Dünya yüzünde insanların mensup olduğu iki tür din vardır. Bunlardan bir tanesi geçmişten bu yana insanoğlu ile yaşayıp gelen doğal dinler’dir, ikincisi de semavi dinler’dir. Alevilik, doğal dinler kategorisinde yer alan kendine özgü, ayrı bir inanç, ayrı bir dindir. Semavi dinler’le herhangi bir alakası yoktur. İnsanlarımız, din denince mutlaka semavi dinler’i anladıkları için, Aleviliğin ayrı bir din olayı olabileceğini düşünemiyorlar. Hemen “Alevinin allahı kim, peygamberi kim” diyerek ortaya çıkıyorlar. Oysa doğal dinler diye bir kategori vardır ve bunlar hậlậ yaşıyor. Alevilik de bunlardan bir tanesidir. Alevilik semavi dinler’den çok daha önceleri başlayan, yani geçmişi Budizm’e de, Brahmanizm’e de Manihanizm’e de, Zerdüştilik’e de, belli ölçüde Şamanizm’e de, Mazdekçilik’e de, Babekçilik’e de dayandırılabilecek bir din. Öte yandan komşu dinlerden de bir takım şeyler alıp bir takım şeyler vermiş. Sözgelimi Alevilik ile Hırıstiyanlık arasındaki benzerliğin onda birini Alevilik’le Müslümanlık arasında göremezsiniz. Buna rağmen İslamiyet’ten de bir takım motifler, semboller alan, kendine özgü, ayrı, bağımsız bir dindir Alevilik. Bu sembollerin alınması da doğal. En azından 1400 – 1500 yıllık bir tarihi var İslamiyet’in. Şimdi bu coğrafyada yanyana, yerine göre içiçe yaşanıyor, dolayısıyla İslamiyet’ten kimi motifler almış ve kendi içinde eritmiş. Nasıl eritmiş? Sözgelimi Alevilik’teki Ali kültü ile İslamiyet’teki Ali arasında çok büyük bir fark vardır. Alevilik yeni, kendine özgü bir Ali kültü yaratmıştır. 12 İmam olgusu da böyledir. 12 İmam eğer Ehl-i Beyt’in soyundansa, onun çocuklarıysa bunların belki de 102 veya 1002 olması gerekirdi. Oysa Alevilik bunu 12’de bitiriyor. Bakıyorsunuz bunun Hırıstiyanlık’ta bir karşılığı var: 12 Havari. Yine Ahle Haq’larda, Yezidiler’de var bunun karşılığı. Yani 12 melek kültü’ne bağlı dinlerin bir çoğunda bu 12 sayısı egemen. Çok açıktır ki İslamiyetin 5 Şartı vardır. Aleviler bu 5 Şart’ın hiçbirini yerine getirmezler. Alevilerin orucu vardır mesela, ama oruçları da İslamiyetinkinden tamamen ayrıdır. Hacca gitmez, kelime-i şehadet getirmez, namaz kılmaz... Öte yandan Amentü duasında ifadesini bulan İmanın Şartları var. Yani bir kişinin Müslüman olabilmesi için aynı zamanda imanın, yani inancın şartlarını kabul etmesi lazım. Ne diyor: “İslamiyetin öngördüğü gaybi tanrıya inanırım, onun resulüne inanırım, onun gönderdiği kitaba inanırım, ahiret gününe inanırım, hayrın ve şerrin Allah’tan geleceğine inanırım.” Alevi bunların hiçbirine inanmaz. Ne İslamın ne de İmanın Şartları’nı yerine getirir. Bundan dolayı ayrı bir inançtır, ayrı bir dindir Alevilik. Dolayısıyla, Aleviliği İslamın özü, versiyonu, tarikatı veya mezhebi olarak görmek son derece yanlıştır. Yani nasıl bir ırmak, bir küçük su bir dağdan kopuyor, bir dere yatağında ilerliyor, ilerledikçe yeni sular eklenerek büyüyor, büyüdükçe geçtiği coğrafyanın özelliklerine göre bu su yeni bir tat, yeni bir renk alıyor; işte Alevilik de aynen bu nehir gibi belli inançlardan, dinlerden, kültürlerden etkilenmiştir. Yaşadığı coğrafyadaki egemen halklardan ve kültürlerden bir takım şeyler alarak, yeni bir kompozisyon olarak ortaya çıkan, heterodoks, gizli bir dindir. Benim hareket noktam, yaklaşımım budur. Dışarıdan bakanlar Aleviler’in kendi içlerine kapanık ve homojen olduğu kanısındalar, oysa çok heterojen ve çeşitli siyasi tutumlara sahipler Aleviler.
Sizce dışardan niye böyle görünüyor? Ve neden Aleviler kendi içlerinde böyle bölünmüş durumdalar?
- Dışarıdaki insanın Aleviliği görmesi, zamirini anlaması ve değerlendirmesi son derece zordur. Bilinen baskıcı yöntemler dolayısı ile -ki bunları ta Selçuklu’ya, Osmanlı’ya hatta daha eskiye götürmek mümkündür; Cumhuriyet döneminde de Aleviler baskı altındadır- kendilerini hiçbir zaman serbestçe ifade edememişler, tartışıp konuşamamışlar. İbadetlerini serbestçe yapamamışlar. Bu yüzden dışardaki bir insanın Aleviliği anlaması gerçekten mümkün değil. Şimdi bölünmüşlük olayına gelince. Alevilik yeni yeni tartışılmaya başlanınca bu görüş ayrılıkları su yüzüne çıkıyor. Bunların olması son derece doğaldır. Çünkü bugüne kadar Aleviler kendileri üzerine tartşıp, yazıp bir sonuca varamamışlar. Bunun olanağı da olmamış bugüne kadar. Bu yeni yapılıyor, yani çok gecikmeli olarak bu süreç yaşanıyor, dolayısıyla da önemli görüş ayrılıkları ortaya çıkıyor. İlk soruda bahsettiğiniz yaklaşımların önemli bir bölümü bir yanılsamadan, bir bölümü de korkudan ibarettir. Sözgelimi, hậlậ Aleviliğin İslam dışı olduğunu söylemekten korkuluyor. Çünkü hậlậ siyasal, sosyal, kültürel belli bir baskılanmanın altında Alevi. Dolayısıyla kendini özgürce ifade edebilmesi bu nedenle de mümkün değil. Bir bölümü bir yanılsama. Onlarca, yüzlerce yıldan beri yapılan propagandaların etkisi ile kendisinin hakiki ve öz Müslüman olduğunu varsayabiliyor. Bu nedenle bize düşen görev bilimsel bulgulardan, belgelerden, yaşanan Alevilik’ten yola çıkarak ve bir de diğer dinlerle tartarak, karşılaştırarak Aleviliğin ne olup olmadığını ortaya koymaktır. Diğer dinler bilinmeden, bu karşılaştırma yapılmadan Aleviliğin nerde durduğu anlaşılmaz. Ayrıca çeşitli bölgelerde Aleviliğin farklı biçimlerde ortaya çıkmasının da nedenleri var. Bunun da diyalektik, sosyolojik izahı rahatlıkla yapılabilir. Kapalı kalan, iletişim içinde olmayan, iletişimi sınırlı olan topluluklarda bir içe kapanma söz konusudur. Bu, bölgesel, mahalli özellikleri katar inanca. Eğer toplum açık olsa, ibadet de açık olsa insanlar birbirlerinin ibadetlerini görecek ve etkilencektir. Böyle olmayınca mahallilikler artar. Farklı bölgelerde farklı motifler ve ritüeller bile girebilir. Sözgelimi, doğal olarak içkinin bol olduğu bölgelerde, dem olarak içki kullanılır ibadetlerde ve törenlerde. Ama biliyoruz ki Dersim’de cem törenlerinde içki kullanılması hemen hemen yok gibidir. Bu bakımdan bölgesel ritüel ve motif farklılıkları sosyolojik bir olgudur. Kapalı olmakla ilgili bir olgudur. Bir de Alevilik özellikle de Alevi-Kürt kimliği azınlık içerisinde azınlık statüsünde bir kimliktir. Buna çok dikkat etmek lazım. Azınlık içinde azınlık olan topluluklarda milliyet ve din olgusu içiçe geçer ve ulusal kültürü de dini de son derece etkiler. Mesela Yezidi Kürtler “Em e Ezidine” derler. Bunu derken aynı zamanda Kürt kimliğine vurgu yapar. Çünkü onların gözünde Yezidilik ve Kürtlük özdeştir. Bizim bölgede, Maraş bölgesinde, Alevilerin tamamına yakını Kürttür. Dolayısıyla oradakiler “Em e Alevine” derken Kürt olduklarını söylerler. Yani iki kimlik içiçe geçmiştir. Azınlık içinde azınlık statüsünde olan tüm topluluklar için bu böyledir.
-Nejat Birdoğan’ın “Alevilik İslamın tarihine dahildir, ama ideolojisine dahil değildir” şeklinde bir tespiti var. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
-Ben İslam’ın tarihine de dahil olduğuna inanmıyorum, çünkü İslamiyet’ten çok önceleri başlayan bir olaydır Alevilik. Alevi adlandırması çok yenidir. 19. yüzyılın sonlarında literatüre yavaş yavaş girmeye başlamıştır. Şöyle bir yanılgı da var. Geçmişte Aleviyye-Aleviyyun olarak nitelendirilen unsurlar kesinlikle Anadolu-Mezepotamya-Kürdistan Alevileri değildir. Onlar Ali yandaşlığı yapan Arap Şiileri’dir. Alevilik İslamiyet’ten önce başlar. Ama bir dönem İslamiyetle yaşamış diye İslamın tarihi içine sokulamaz bence. Anadolu, Mezepotamya, Kürdistan Aleviliği İslam’daki klasik iktidar kavgasından bir ayrılma değil. Hilafet üzerinde yürütülen iktidar kavgasından kopuş bugün diğer Arap ülkelerinde gördüğümüz Şiilik’tir. Ve bunun eski literatürde adı Aleviyye, Aleviyyun’dur. Ama Anadolu, Mezepotamya, Kürdistan Kızılbaşlığı ya da Aleviliği bundan tamamen farklı bir süreçtir. İslamiyet’ten çok önceleri başlar ve daha sonra İslamiyet’le buluşması dolayısıyla belli etkileşimler yaşar, bazı motif ve sembolleri farklı bir içerikle alır. Sözgelimi hiç anlaşılmayan hususlardan bir tanesi de bu Allah-Muhammed-Ali olayıdır. Bu olgudan yola çıkarak Aleviliğin Müslümanlık olduğu sanılır. Oysa bu her bölgede aynı biçimde görünmez. Mesela bizim bölgemizde, İç Toroslar’da, Allah-Ali-Hüseyin biçimindedir. Muhammed bu üçlemenin dışına çıkartılmıştır. Bu bir üçlemedir. Aslında bu üçleme aynen Hırıstiyanlık’taki Baba-Oğul-Kutsal Ruh olgusu gibidir. Aynı şeyin Yezidilik’te, Ahle Haq’ta ve Kakailik’te de versiyonları vardır. Ve Allah-Muhammed-Ali denen şey bunun tümünün Ali olarak tanımlanması, Ali’nin Allah olarak tanınması olgusudur. Bu üçte birlik, üçte birleme denen olgudur. Bu anlaşılmıyor, bu yüzden de sanılıyor ki Muhammed’le kast edilen peygamber Muhammed, Ali ile kast edilen Halife Ali, Allah da gaybi Allah’tır. Oysa Aleviliğin özünde gaybi bir tanrı inancı yoktur. Aleviliğin özünde bütün evrende mündemiç, gizil bir güç ve onun insanın kişiliğinde dışarıya kendini vurumu vardır. Yani bir bütün olarak tanrısal güç evrenin bünyesinde mündemiçtir. Bu aslında diyalektik materyalizmle de çakışan bir olgudur. Bütün evrende mündemiç bir güç; ve bu, en değerli varlık olan insanda kendini gösterir. İnsanlar arasında da belli kategoriler vardır. Ve bu güç en çok İnsan-ı Kậmil’de kendini gösterir. Çünkü İnsan-ı Kậmil bu işin sırrına ermiştir. Bu nedenle Gılgamış’ta da ifadesini bulan “insanlar ölümcül tanrılardır, tanrılar ölümsüz insanlardır” kavramı Alevilik için de geçerlidir aynen. Bundan dolayı İnsan-ı Kậmil mertebesi diye bir mertebe konmuştur. Yani işin bilincine varmayan insanla bu işin bilincine varan, iç devrimini yapmış, İnsan-ı Kậmil mertebesine ulaşmış insan arasında fark vardır. Dolayısıyla oradaki Ali motifi İnsan-ı Kậmil biçiminde görülen, yani tanrı-insan kavramının bir sembolüdür. Ve o üçlemenin tümü de aslında Ali için söz konusudur. Öte yandan Aleviler göksel bir tanrıya inanmadıkları için ondan haber getirecek bir peygambere de inanmazlar. Alevilikte peygamberlik olayı yoktur. Ayrıca Aleviler semavi denen kitapların tümünü mahluk, yani yaratılmış, yazılmış kabul ederler. Bu husus devletin gizli belgelerinde bile var. İlginçtir, Dersim bölgesinde uzun süre kalmış olan Atatürk’ün danışmanı Hasan Reşit Tankut bile bunu idrak ediyor ve söylüyor. Alevilerin kesinlikle dört kitabın gökten geldiğine inanmadıklarını, bunları mahluk, yazılmış olarak gördüklerini; Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in sözleri olarak gördüklerini söyler Tankut. Şimdi böyle görünce onları kutsal kitap olarak kabul etmek söz konusu olmayacağı gibi -başkalarının dinine saygı göstermekle birlikte- kendilerini bu kitaplardan da sorumlu görmezler Aleviler. Alevilerin kitabı da, erkanı da, deyişi de, gulbangı da kendi dini önderlerinin yarattığı ürünlerdir. Aleviler onunla ibadetlerini yaparlar. Yoksa Kur’an, İncil veya Tevrat’la yapmazlar ibadetlerini.
Uçurumun İki Yakası: Şah-ı Merdan Ali ile Halife Ali
-Bütün bu serüven içinde Ali’nin pozisyonu nedir?
-Dinlerin hepsinde kutsal kişilikler vardır. Ayrıca dinlerin hepsini bir korku ve vehim yaratmıştır. Böyle olduğu için, her dine mensup insanlarda bir kurtarıcı beklentisi ve özlemi vardır. Bu yüzden Aleviler Ali’yi kurtarıcı özlemine bir sembol yapıyor, sadece bir isim olarak. Öte yandan bu tür heterodoks dinlerde, genellikle bunlar ezildiği, baskılandığı için her zaman mazlumdan yana bir tavır sözkonusudur. Ali’nin hakkı yendiği için, mazlumlar kampında yer aldığı için de kendisine uygun bularak, kendi inancının, kendi kültünün içine alıp sokuyor; gerek Ali’yi gerekse 12 İmamlar’ı, gerekse Ehl-i Beyt olgusunu. Yani Hırıstiyanlık’ta İsa neyse Alevilik’te Ali odur. Şunu çok açık olarak söylüyorum, Aleviliğin yarattığı Ali kültü ile Halife Ali, tabiri caiz ise, taban tabana zıttır. Aralarında çok büyük uçurumlar vardır. Esas olay Alevilerin kurtarıcı özlemi ve Ali’nin hakkının yenmiş olmasıdır. Profesör İlhan Başgöz’ün bu Ali kültü ile ilgili çok güzel bir belirlemesi var. Diyor ki: “Aslında İslam tarihinde geçen Halife Ali ile Alevilerin inandıkları, taptıkları Ali arasında büyük bir fark vardır. Halife Ali softa bir yaşam sürdü. Kadınlı erkekli semah tutmaz, ibadet yapmazdı. İçki içmezdi. Saza hoş bakmazdı. Oysa Aleviliğin yarattığı Ali kültü bunun tam zıddıdır.” Ali İslamiyet’e hizmet etmiş, bu uğurda bir sürü insan kırmış, işte “Allah’ın Arslanı” unvanına layık görülmüş... Bu, Aleviliğin beklentisinin yarattığı bir olgu. Ondan dolayı diyorum Alevilik’teki Ali kültü tamamen farklıdır diye. Yani o mazlumiyet öyle hissediliyor. Mazlumu savunma inancı var ya, onun bir sembolü haline getiriliyor. Ali, literatüre göre 10 defa evlenmiş, oğlu Hasan’sa 25 defa. Gel gör ki hiçbir Alevi bunu kabul etmez. Ali’nin adam öldürdüğünü, insanları İslam’a çevirmek için katlettiğini kabul etmez Alevi. O yüzden “Ali’nin elindeki aşk kılıcı, altındaki aşk atıydı” der. Yani burada Alevi’nin görmek istediği bir Ali’den söz ediyoruz.
Eşyanın Tabiatına Aykırı Bir İş: Alevilik = Şamanizm
-Aleviliğin kökenine ilişkin iddialardan biri, onun Şamanizm’den geldiğini ve Türklere – Türkmenlere has oldğunu söyler Bu iddianın dayanağı nedir, nereden geliyor?
-Hiç ilgisi yok. Öncelikle şunu söyleyeyim. Bugünkü resmi ideolojinin temelleri İttihatçılar (İttihat ve Terakki Cemiyeti) döneminde atılmıştır. Şöyle ilginç bir olay oluyor. 1912 Selanik Kongresi ile birlikte, İTC’nin dolayısı ile Osmanlı’nın yönetimi bütünüyle Balkan Türkleri’nin, yani Enver, Talat, Cemal paşaların eline geçince, daha önce İttihatçılar’a destek olan unsurlar partiden ayrılıyorlar; Kürt yurtseverleri de dahil. Bu partide kalan ve onlara iyice yaklaşanlardan biri Ziya Gökalp oluyor. Gökalp daha önce Kürtlerle ilgili gramer, alfabe, sözlük yazımına katkıda bulunduğu halde, bunları bir yana bırakıp, İttihatçıların, Balkan Türkleri’nin cephesinde yer alıyor. Onlar da Gökalp’i ödüllendirmek için, onu Genel Merkez Hocalığı’na, yani Parti Başdanışmanlığı’na atıyorlar. Şöyle ilginç bir olgu var. Eski kaynaklarda geçiyor bu. Sadrazam, yani Başbakan Talat Paşa, Başdanışman Ziya Gökalp’i çağırıyor. Diyor ki: “Ziya bey, şimdi bütünüyle partinin de devletin de yönetimi bizim kucağımıza düştü. Tek söz ve karar sahibi olan biziz. Fakat Anadolu, Mezepotamya, Kürdistan bizim için adeta kapalı bir kutu. Bu coğrafyalarda bir sürü halklar, etnik gruplar, dinler yaşıyor. Dolayısıyla bizim kendi politik, parti anlayışımıza uygun projeler üretmemiz lazım. Planlar hazırlamamız lazım.” Nedir İTC’nin ideolojisi? Türkçülüktür. Yani tek tip toplum yaratma anlayışıdır. Gökalp’e bu direktif veriliyor. Gökalp o zaman İttihatçılar’ın önde gelen, eli kalem tutan adamlarını topluyor ve bu direktifi onlara da iletiyor. Sonra bunlar oturup bir çalışmaya giriyorlar. Bu çalışmada en önemli kimliklerle ilgili politikalar üretilecek, raporlar hazırlanacak. En önemli kimliklerden birisi Kürtler. Onlarla ilgili konuyu Arnavut kökenli Naci İsmail’e veriyorlar. Ermeniler konusunu Esat Uras’a veriyorlar. Kızılbaşlar, Aleviler, Bektaşiler konusunu Dağıstan’lı bir Çerkes olan Baha Said’e veriyorlar. Baha Said İttihatçı bir militan. Bu kişinin de yaptığı şey Kızılbaşlığı ve Aleviliği, ki Alevilik söylemi çok yenidir, bir bütün olarak Anadolu, Mezepotamya, Kürdistan Kızılbaşlığını Bektaşilik kulvarının içine sokup, Bektaşiliği de Türk Müslümanlığı biçiminde sunmaktır. Buna sonradan eklemlenen bir halka da Rusya’dan kaçan Türkçülerden, profesörlük payesi verilmiş Abdülkadir İnan’dır. Abdülkadir İnan Anadolu’daki Aleviliği bir Türk dini gibi, Şamanizm’in bir devamı olarak sunar. Referanslarından biri Baha Said’in 1927 yılında Türk Yurdu dergisinde çıkan makalesi, biri de kendisidir. Bilimsel bir temeli yok yani. İnan, Anadolu Aleviliği’ni Şamanizm’le başlatan bir kitap çıkardı, Tarihte ve Bugün Şamanizm diye. Dolayısıyla Şamanizm’in referans olarak gösterilmesi tamamen Abdülkadir İnan ile başlayan bir olay. Bundandır ki bu iddianın gerçekle bir alakası yok. Orta Asya’da çok önemli bir Sünni varlığı vardı. Ve bugün de hậlậ öyledir. Şamanizm’den etkilenen göçebe unsurlar gelirlerken elbette oradaki inançlardan, dinlerden birşeyler getirirler. Ama Anadolu coğrafyasında daha önce yaşamış bir sürü din ve kültür var. Bu coğrafya, Mezepotamya, adeta bütün dinlerin çıktığı bir yer. Bir yığın uygarlığın gelip geçtiği bir coğrafya. Şimdi böyle bir coğrafyayı, böyle bir kültür harmanını görmezden gelip, Aleviliği Şamanizm’e indirgemek eşyanın tabiatına aykırıdır. Son derece yanlış bir görüş ve tezdir. Yukarıda andığımız iddianın bir devamı olarak, dedelik ve ocakların da Türklüğe has kurumlar olduğu söyleniyor... Bakın Zerdüştilik’te de öyle din görevlileri var ki bunların işlevi, misyonu aynen bizim pirlerinki gibi. Aralarında büyük benzerlikler var. Kehanet ve keramet göstermeye varıncaya kadar. Zerdüştilik’le Alevilik arasındaki gerek ritüeller gerekse felsefi açıdan benzerlikleri bir tarafa bırakıyorum. Demek ki bu kurumların bir önceli var. Yani bir dönüşüm, değişim, bir uyarlama söz konusu. Yakın döneme gelince. İslamiyet bu coğrafyada egemen olmaya başladıktan sonra, bir bakıyorsunuz mesela Dersim başta olmak üzere ocaklara verilen bu hüccetlerin, icazetname adıyla verilen bu belgelerin özellikle Selçuklular döneminde verilmiş olduğu görülüyor. Çünkü Selçuklular İslamiyeti bu devletin resmi dini haline getirmişler. Bu İslam dışı heterodoks inançları da hem saraya hem İslamiyete yaklaştırmak istiyorlar. Böyle olunca Selçuklu geleneksel olarak bölgede bu dini temsil eden, o topluma dini önderlik yapan unsurları şartlı olarak tekrar görevlendiriyor. Bunlara şecere, icazetname, hüccetname adıyla belgeler veriyor. Bunun bir şartı var: O unsurlar geleneksel olarak temsil ettikleri topluluğun temsiliyetini devam ettirecekler, ama bunu yaparken kesinlikle saraya karşı durmayacaklar. Artı, olabildiğindce İslamiyete yaklaştıracaklar kitleyi. Verdikleri bu şecereleri de kendileri düzüyorlar. Bu dini önderlikleri İslamiyete yaklaştırmak amacıyla onların bir zaafından, Ali kültü ve Ehl-i Beyt olgusundan yararlanarak İslamiyete yamamaya çalışıyorlar. Aslında söz konusu olan manevi bir zincirdir. Ama sanki bu bir soy zinciriymiş, soydan belden gelme olgusunun bir devamıymış gibi algılıyorlar bu dini önderler ve kitleye de öyle yansıtıyorlar. Daha çok söz ve karar sahibi olmak amacıyla böyle bir misyona bürünüyorlar. Halbuki Selçuklu’nun ve daha sonra Osmanlı’nın verdiği hüccetlerde kastedilen bir manevi zincirdir. “Siz ehl-i beytten geliyorsunuz, onun düşüncelerini temsil ediyorsunuz” demek istiyorlar. Bu da dedelerin işine gelmiş. Yol evlatlığını bel evlatlığına dönüştürdüler. Oysa ki bunun bel evlatlığı ile hiç alakası yok. Yönetimin de temel amacı dediğim gibi, bu yolla onları İslamiyete ve saraya yaklaştırmaktı. Çünkü bu hücceti aldığı halde saraya ters düşen olursa o hüccet alınıyordu. Ve kendisine daha yakın gördüğü bir aileye veriliyordu. Yani bu hüccetler kayıtsız şartsız alanda kalacak bir belge değildi. Yavuz Sultan Selim Hilafeti aldıktan sonra çeki düzen vermek istiyor bu unsurlara, Alevi Kızılbaş zümrelerine. Bu hüccetleri yeni durumu göz önüne alarak, bunların saraya yakınlıklarını, İslamiyete bakışlarını gözeterek yeniliyor. Kim kafasına uyuyorsa onlara o hüccetler veriliyor. Alevilerin etnik kimliği konusunda işi çok uç noktalara götürenler var. Bunların başında da Cemal Şener geliyor. Şener, bütün Alevilerin etnik olarak Türkmen olduğunu söylüyor. “Bu topraklarda hiçbir Kürt Aleviliğe geçmemiştir” diyor...
Bakın, Cemal Şener’in söylediklerinin bilimsel, tarihsel ve toplumsal gerçeklikle hiçbir alakası yok. İşin ilginç yanı, Şener’in son 10 yıl içinde ilk söyledikleri ile sonrakiler taban tabana zıttır. Sözgelimi Kürtlüğün, Türklüğün milliyet; Aleviliğin, Sünniliğin ise din olduklarını, dolayısıyla bunların karıştırılmaması gerektiğini daha önce söylediği halde, bugün Aleviliği Türk Müslümanlığı biçiminde sunuyor. Bu iki boyutuyla yanlış. Alevilik eşittir Türklük ya da Türkmenlik olamayacağı gibi, Alevilik Müslümanlık da değil. Alevilik ister batıda ister doğuda olsun, ortak temel ölçütlere sahiptir. Ortak temel doğrular ve temel inançlar var. Ama farklılaşan ritüeller ve yorumlar da var. Bu, onların ulusal kültürlerinin inançlarıyla emişmiş olmasıyla ilgilidir. Sözgelimi güneşe karşı dua etme olayı Alevi Kürtler’de yoğunken, Alevi Türkler’de, Türkmenler’de yoğun değil. Mesela ziyaret olayı iki kesimde de var. Kim resmi ideolojinin daha çok etkisinde kalmışsa onun Aleviliği biraz daha yozlaşmıştır. Müslümanlığa kaymıştır onun Aleviliği. Zaten Türk Alevileri kendilerini Türk-İslam Sentezi’nin Türklük ayağında görüyorlar. Geriye kaldı İslamlık ayağı. Bir de bu propagandaların etkisiyle yoğun bir kayış var Alevi Türklerde. Ama Alevi Kürtler’de yok. O azınlık içinde azınlık statüsünden dolayı yok böyle bir kayış. Onlar kimliklerini koruyorlar. Ama ne yazık ki Alevi Türkler belli ölçüde iğfal edildiler. Bu, Türk-İslam propagandasının o kitle (Alevi Türkler) üzerindeki etkisiyle izah edilir. Bu noktada ilginç bir şey daha söyleyeyim. Özellikle Hilafet kaldırıldıktan sonra sözde laiklik getirildi, Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Mustafa Kemal, geçmişi İttihatçı olduğu için, özellikle 1925’ten itibaren gerçek kimliğini ortaya koyan uygulamalara yöneliyor. Bunlardan bir tanesi dinle ilgilidir. Şimdi Alevilere, Bektaşilere ya da diğer şafi Kürt tarikatlerine ilişkin dergahlar, tekkeler, zaviyeler kapatılırken cami kapatılmadı. O dönem Mustafa Kemal’in tek tip toplum, tek tip din –hanefi Müslümanlığı- yaratmak amacıyla yaptığı bir girişim var. Diyaneti görevlendiriyor. Müslümanların kutsal kitabı Arapça. Herkesin Arapça okuması ve anlaması mümkün değil. İnsanlar nereden anlarlar kutsal kitabı? Tefsirlerden anlarlar. Dolayısıyla M. Kemal’in ilk el attığı işlerden biri, Kur’an’ı tefsir ettirmedir. Yani Kur’an hem çevirilecek hem yorumlanacak. Yalnız bunu yaparken, ilginçtir, Diyanet’e şu direktifi veriyor. Diyor ki: “Kur’an’ı tez elden tefsir ettireceksiniz, ne kadar para gerekiyorsa verilecek. Fakat bu tefsirde ehl-i sünnet dışındaki inançlara, öğretilere yer verilmeyecektir. Hanefilik dışındaki diğer sünni mezheplerin görüşlerine de yer verilmeyecek.” Ve “Kur’an” diyor “Türk-İslam geleneği göz önüne alınarak yorumlansın.” Elimizde belge olarak var; bu konuda Diyanet’e 7 maddelik bir direktif veriyor. Diyanet de Elmalılı Muhammed Hamdi Yazar ile sözleşme yapıyor. Diyor ki Diyanet Yazar’a: “Cumhurbaşkanının isteği budur, biz bunları 7 maddelik bir sözleşme haline getirdik. Bu sözleşmeyi imzalayacak ve Kur’an’ı buna göre tefsir edeceksin.” Yazar da bu sözleşmeye göre tefsir ediyor.
orhan11
Dec 3 2006, 08:35 PM
Mehmet Bayrak'in soyledikleri hic bir anlam tasimaz.. Alevilik Islam'a ait, temeli Islam olan bir mezheptir.. Tarisel olarak kokeni bellidir.. Adinda bile Islam buyugu, Sii'lerin peygamberi Ali adi gecen bir mezhep hakkinda sayfalar da doldurulsa, kitaplar da yazilsa oz belli ve aciktir.. Mehmet Bayrak'in cikip masal anlatmasi isin tabiatini ve asil gercegi degistirmez..
haci
Dec 3 2006, 08:55 PM
Mehmet Bayrak'ın bu işi bilmediği belli oluyor. Konuyu en iyi alevilikle aktif olarak ilgilenen aleviler aydınlatabilir..
Biz hariçten gazel okuyoruz..
HACI
ALINTI(orhan11 @ Dec 3 2006, 08:35 PM)

Mehmet Bayrak'in soyledikleri hic bir anlam tasimaz.. Alevilik Islam'a ait, temeli Islam olan bir mezheptir.. Tarisel olarak kokeni bellidir.. Adinda bile Islam buyugu, Sii'lerin peygamberi Ali adi gecen bir mezhep hakkinda sayfalar da doldurulsa, kitaplar da yazilsa oz belli ve aciktir.. Mehmet Bayrak'in cikip masal anlatmasi isin tabiatini ve asil gercegi degistirmez..
ALEVİLİK İSLAMLA İLGİLİ DEĞİL...ÇÜNKÜ MEZHEPLER HZ. MUHAMMEDİN ÖLÜMÜNDEN SONRA ORTAYA ÇIKMIŞTIR.ASLINDA İSLAMDA MEZHEP KAVRAMI YOKTUR.KİMİ İSLAM ALİMLERİ BUNLARI ORTAYA ATMIŞLARDIR...
dehri
Dec 3 2006, 09:00 PM
ALINTI(haci @ Dec 3 2006, 08:55 PM)

Mehmet Bayrak'ın bu işi bilmediği belli oluyor. Konuyu en iyi alevilikle aktif olarak ilgilenen aleviler aydınlatabilir..
Biz hariçten gazel okuyoruz..
HACI
http://www.radikal.com.tr/haber.php?habern...arih=10/10/2005Kazım GENÇ
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı.
haci
Dec 3 2006, 09:17 PM
Bu haberin benim yazım ile ilgisi nedir?
Kesin bir otorite mi konuşuyor?
Sanmıyorum..
Bir çicekle bahar gelmez..
Bu konu bu adamı da aşar...
Herşeyden önce Aleviliğin kökeni Türk'lere dayanıyor ama, Şah İsmail devrinin ötesine gitmiyor. Ve dayanışma şeklinde bir başlangıcı var. Din şeklinde değil.
Konuyu bilenlerin önce aralarında anlaşmaları gerekiyor.. Her Alevi'nin Aleviliğ bildiğini savunmak doğru değil..
HACI
dehri
Dec 3 2006, 09:27 PM
ALINTI
Kesin bir otorite mi konuşuyor?
Sanmıyorum..
Kesin otorite demedim
Sadece alevi derneklerinden birinin başkanı
(hatta bir çok derneğin oluşturduğu topluluğun genel başkanı)
Hem bu konuda kesin otorite kim?
Gidelim ona soralım bildiğiniz birisi varsa
ALINTI
Bir çicekle bahar gelmez..
Bu konu bu adamı da aşar...
Aşmayacak biri var mı?
haci
Dec 3 2006, 09:36 PM
İkinci Murad ve ikinci Mehmet Osmanlının merkezi kontrolunu doğu anadoluya doğru ilerlettiği zaman buna bazı nomadik Türk boyları direnmişlerdir. Bu direnç Safaviler tarafından desteklenmiştir. Uzun Hasan'ın askeri desteği sayesinde Saaviler daha sonra kızıl baş olarak bilinecek her biri bir imamı simgeleyen 12 katlamasın olan bir şapka geliştirmişlerdir. Aslında Safevi hareketinin başlangıcı sufizm'dir. Sufizm askeri şiizme dönüşmüştür. Şah İsmail Osmanlı teritorisine yüzlerce şii duacı göndermiş ve onlar yerel Türk'lere şiiliği empoze etmeye çalışmışlardır. Türk'ler arasında bu şiizim alevilik şeklinde kabul görmüştür. Bütün hikaye bu kadardır. Başlangıcı budur.
dehri
Dec 3 2006, 09:39 PM
ALINTI
Bütün hikaye bu kadardır. Başlangıcı budur
Vaaay
Kesin otorite burdaymış meğer
Herkesi aşıyor bir seni mi aşmıyor hacım bu olay? Noktayı koyuveriyorsun
Ha şunuda ekleyim , bir paragrafla muthiş biz çözüm getirmişsin olaya bravo
haci
Dec 3 2006, 09:41 PM
Sizi de aşıyorsa uydurmayalım. Bazı tarihsel gerçekleri tarihcilere bırakalım. Yukardaki yazıyı Osmanlının tarihini yazan Standford J. Shaw'ın kitabı olan
History of the Ottoman Empire and Modern Turkey
kitabının 1976 baskısına dayanarak yazdım..
Orada Alevilik hakkında daha ayrıntılı bilgi yok. Ama yeterli bilgi var ve aleviliğin Şah İsmail'in kendi etkisini yaymak için Anadoluya gönderdiği hocaların etkisi altında ortaya çıktığını gösteriyor.