- - -
ESKİ BİR KURAMDAN YENİ BEKLENTİLER......
Ateistforum > BİLİM FORUMU > BİLİM FORUMU
haci
Alan Kuramı, 19'uncu yüzyılda özellikle Faraday ve Maxwell'in şampiyonluğunu yaptığı ilginç bir kuramdır. Gerçi çekme itme ve alıp verme ile de ilgilidiri ama, buradaki anlamı almak değildir alanın.. Üç boyutlu bir hacme hükmetmektir. Bir gücün etkisini yalnız mekanik bir yöntemle dokunarak değil, bir alana hükmederek göstermesidir. Gücün kaynağı etrafında oluşan bir alan, gücün etkisini iletir. Örneğin elektromanyetik güç iki cisim arasında belli bir alan içinde etkisini gösterir. Bu etki itme de olabilir, çekme de... Elektromanyetik niteliklere sahip cisimler arasındaki bu alan bu gücü ileten fotonlar tarafından işgal edilmişlerdir. Bu gücün etki alanı, gücü ileten fotonların yoğunluğuna göre az veya çoktur. Elektromanyetik alan ışın fotonlarından farklı bazı fotonlarla ilgilidir.
Son yıllarda bu alana yeni bir alan eklenmiştir. O da Higgs alanı olarak bilinir. 19'uncu yüzyıldan bu noktaya nasıl gelindiği kısaca açıklanacak bir şey değildir. Ben şimdilik sadece şu kadarını açıklamakla yetiniyorum. Gereğinde tarihsel gelişmelere de değiniriz.

Higgs alanı da etkisini bir alan içinde gösterir. Bu alan bütün evrendir. Bu kavramı ilk ortaya atan İngiliz fizikcisi Peter Higgs'dir. Daha başkaları da çalışmalara katılmışlardır ama, bu model Higgs alanı olarak bilinir.

Higgs bu kavrama nasıl ulaşmıştır? Higgs bir gün kendisine şu soruyu sormuştur: Atomaltı zerrelere kütlelerini veren şey nedir? Belki de onlar kütlesizdir. Ama şimdiye kadar henüz bulunmamış bir alan içinde hareket etmek sorunda olduklarından belli bir kütleye sahip olmaktadırlar... Bunu şöyle bir paradigma ile açıklayabiliriz... Bir füze boş vakümda hareket halinde olsun.. Füzenin motorları ateşlendiği süre füze giderek artan bir hızla hareket edecektir. Bu füzenin içi üniform olarak gaz dolu bir uzayda hareket halinde olduğunu düşünelim. Füzenin motorları sürekli olarak ateşlendiği zaman gaz molekülleri ile olan çarpışmadan ve sürtünmeden dolayı boş ortamdaki hızına ulaşamayacaktır. Bu öyle bir etkidir ki, füzeye sanki daha ağırmış gibi bir etki uygulamaktadır.

Eğer evrende henüz varlığı keşfedilmemiş bir alan varsa, o alan içinde hareket etmekte olan zerreler de sanki daha ağırmış gibi davranacaklardır. Zerrenin doğasına göre her biri farklı bir kütleye sahip olacaktır.

Bütün olay budur.. Kavram bu kadar basittir.. Ve fizik bu alanı bulmaya mahkûmdur.. Çünkü standard modeli ancak bu alanın bulunası tamamlayacaktır. Bu alan cük oturacaktır.

Elektromanyetik alanlarda gücü fotonlar iletirler demiştik.. Demediysek diyelim. Fotonlar bilindiği üzere boson olarak nitelendirilen parçacıklardır. Evrende boson tutumu yoktur. Örneğin ışığı açarsınız.. Milyarlarca foton etrafı aydınlatır ve atomlar tarafından absorbe edilerek, kaybolurlar. Her alan etkisini bu bosonlara bağlı olarak göstereceğinden, Higgs alanının da bosonları olmalıdır. Onlar için Higgs bosonu terimi kullanılır.
Ama onlar fotonlardan farklı olarak çok daha ağırdırlar. Ve onları açığa çıkaracak kadar güçlü hızlandırıcılar olmadığı için şimdiye kadar gözlemlenmemişlerdir..

Bunlar da sorunun hikayesi veya dedikodusu.. Kimse doğrunun ne olduğunu bilmiyor. Bütün hoopla bir fizikcinin rüyası bile olabilir.. Ama bir umutla uğruna milylarlarca dolar harcamayı göze alacak kadar gözleri dönmüş fizikcilerin.. Kendi paraları değil tabii.. Cern'de bir hızlandırıcı inşa ediyorlar. Adına LARGE HADRON COLLIDER (LHC) diyorlar.

Onun dedikodusuna da gelecek yazımda değinirim. İlginç bulabilirsiniz...

Selamlar..

HACI
haci
Kısaca, CERN'de 2007 yılında çalışmaya başlayacak Large Hadron Collider (LHC) hakkında ve yapılacak deneyin gücü hakkında bilgi vereyim. LHC yerin 100 metre altında, 27 km uzunluğunda (bed rock) kaya kazılarak inşa edilmiş simit şeklinde bir tüneldir. Buraya CERN'de mevcut hızlandırıcıda hızlandırılan proton şuaları gönderilecek ve karşı taraftan gelecek protonlarla çarpışması sağlanacaktır. Bu çarpışmanın enerjisi 14 tera elektron volt dur.. (TeV)

Bir TeV bir trilyon elektrik volttur..

Şimdi bu büyük enerjiyi bir perspektife koyalım ve onu sivsineğin uçarken oluşturduğu kinetik enerji ile karşılaştıralım..

Bu enerji havada uçmakta olan kaç sivri sineğin kinetik enerjisine eşittir..

Bilene mükafat vereceğim..

HACI
CharlesDarwin
Bir dünya dolusu olabilir mi?
haci
Biraz daha düşünelim.. Sayılar meydanda..
Gauss
http://en.wikipedia.org/wiki/Mosquito

"Mosquitoes weigh only about 2 to 2.5 mg (0.03 to 0.04 grain). A single flight can last about 4 to 5 minutes. They can fly at about 1.5 to 2.5 km/h (0.9 to 1.6 mph) and most species are nocturnal."

m = ortalama sinek kutlesi = 2.25e-6 kg
v = ortalama sinek hizi = 2 km/h = 2 * 1000m / 3600s = 2/3.6 m/s
Es = ortalama sinek kinetik enerjisi = 1/2*m*v^2 = 3.4722e-7 Joule

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

q = elektronun yuku = 1.6022e−19 Coulomb => 14 TeV = 14e12*1.6022e−19*1 = 2.24308e-6 Joule

Sonuc: 14TeV / Es ~= 6.5 tane sinegin enerjisine denk imis.

Odulum nedir simdi?
haci
Sevgili Gauss:
Çok yaklaştın ama tam doğru değil..
14 TeV tek bir sivrisineğin kinetik enerjisine denk geliyor.. Ben John Gribbin'in yalancısıyım.
Ama bu kadar güzel bir hesap yaparak sorunu her zamanki üstün yeteneğinle çözdüğün için bir ödülü hak ettin.
Sanal bir ortamdayız.. Sanal bir ödül verebiliriz ancak. Onu da sen seç..

Bu enerji bir sivri sinekten bir trilyon kere küçük bir hacme sığdırıldığı için büyük bir güç oluşturuyor..

Yani kimse korkmasın.. CERN'de bir kara delik oluşamayacak..

Teşekkürler ve tebrikler..

HACI
drekinci
İşte bu higgs'i sevdim.

Nesnel düşünüyor.

Bilinen verilerden hareketle, neyi arayacağını güzel formüle etmiş,

Diğer fizikçiler ve fiziğe gönül veren sponsorlar yaklaşımı doğru bulmuş olacaklar ki açmışlar kesenin ağzını.

Umarım
hem alanı, hem de bozonu yakalayabilirler de.

Fizik metafizikten kurtulmuş olur.

Sevgiler.
fenasi
lhc de ki deneyle ilgili bende spesifik bir olay olduğunu düşünüyorum
ama higss parçacığı gözlemlenebilirse bu bigbang i kuvvetlendirecektir
sn drekinci kara kara düşünmeye başlamalısın
drekinci
Sevgili fenası
çok fanasın

Higgs bozonu nire?
big bang nire?

arada koca bir evren var.

ilgisini açıkla da öğrenelim sevgili fenası.

Bilim; big bang ı itirazsız, tartışmasız ortaya koydu da kabul etmedik mi?

Sevgiler.
fenasi
alıntıdır

bilim teknik nisan 2006 sayısında
amerikada yaşayan ve cern de LHC de proje üstlenen türk fizikçi pr. yaşar önel ile yapılan söyleşiden bir alıntı yaptım



(Yani bildiğimiz parçacıkların bazıları
az miktarda kütleye sahip, bazılarıysa daha
fazla kütleye sahip. Fakat bilmediğimiz
konu, bu parçacıkların neden kütlelere
sahip oldukları.işte bunu matematiksel
olarak izah etmek için Higgs mekanizması
nın getirilmesi lazım. Higgs mekanizması
nda, W ve Z dediğimiz bozonlar,
Higgs parçacıklarıyla birleşerek kütleye
sahip oluyorlar. O zaman temel parçacıklar dediğimiz Standart Model’de
bunlar kuark ve leptonlar. Kuarklar, kuvvetli
yükü taşıyorlar,leptonlar taşımıyor. Aynı teoriye göre, kuark ve leptonlar
Higgs ile yine birleşmiş oluyorlar. Ana
yapı olarak kuark etkileşimleri bu üç
kuvvetle yapılmış oluyor, yani son kuvvet
ve kuarkları biz çıplak olarak göremiyoruz,
çünkü bunlar birleşik haldeler.
Dediğim gibi, altı kuarkımız var, yukarı,
aşağı, garip, tılsım, üst ve alt. Üst kuark,
onbir sene önce Fermilab’de keşfedilen
bir parçacık. Leptonlar şiddetli çekirdek
kuvvetini hissetmiyorlar. Bir de yüklü
lepton dediğimiz parçacıklar var. Bunların
da yine zayıf ve elektromanyetik
kuvvetlerle ilişkileri var. Dediğim gibi üç
çeşit lepton var: elektron, muon ve tau.
Yüklü leptonların kütleleri 0,5 mega
(milyon) elektron volt. 1,8 giga (milyar) da
tau parçacıkları. Yani kütleleri değişiyor.
Üç tane de nötr var. Bunlara nötrino diyoruz.
Standart modelde bunlar›n kütleleri
yok. Fakat dediğim gibi, son yıllarda bu
nötrinoların çok az kütlelere sahip oldukları
anlaşıldı. Standart model, bugüne kadar
bütün çalışmaları destekleyen bir model.
Yapılan bütün çalışmalar yüzde doksan
dokuz oranında bu modelle uyumlu.
Anlamadığımız tek şey, bu parçacıklara
nasıl kütle veriliyor? Bu da Higgs parçacık
ya da buna benzer başka bir parçacık
olabilir. şu anki Higgs teorisi başka bir
mekanizmanın olmas gerektiğni öne sürüyor.
Eğer Higgs parçacığı yoksa ya da
başka bir mekanizma bulunamazsa, Standart
Model’i yüzde yüz kabul etmemiz
mümkün değil.
Onun dışında çok güzel
çalışan bir model. Burada bu kütle meselesinin
çözülmesi lazım. Bu bizim doğayı
enerjiyi, uzayı ve zamanı anlamamızı kolaylaştırır
racak bir bilinmeyen.
Sizce Büyük Hadron Çarpıştıcısı bu
soruya yanıt bulunmasını sağlayacak mı?
Ümidimiz, Higgs parçacıklarının kütlelerinin
1 TeV’u (1 trilyon elektronvolt)
aşmamas› ve ortaya çıkma oranların›n
bugüne kadar yaptığımız hesaplara uyması.
işte o zaman tahminlerimizin doğrulayacaktır)


--------------------

saygılar

http://www.ateizminsonu.com/forum/index.php?showtopic=9


bilim yola felsefi olarak çıkmıyor ve objektif olarak çıkıyor neyle karşılaşırsa onu bize bilidiriyor
drekinci
Sevgili fenasi

Bu yazı atomaltı oluşumları anlatıyor.
Higgs alanı ve Higgs bozonunun
son yapılan hızlandırıcı ile yakalanması düşünülüyor.
Bu yazıda big bang a atıf yok, ilişkisi yok.

Kaldı ki ilginç bir yaklaşımda var işin içinde

ALINTI
Anlamadığımız tek şey, bu parçacıklara
nasıl kütle veriliyor? Bu da Higgs parçacık
ya da buna benzer başka bir parçacık
olabilir.


tam da en önemli kısmın altını çizmemişsin.
Bu ifadede kütlesini bulamadıkları bazı oluşumlara bir başka oluşumun kütle vermesi gibi bir durum ifade edilmeye çalışılıyor. Böyle bir durum olmaması gerekir. Kütle alınıp satılan bir şey değil ki. Lepton ve kuarklara satsın.
Higgs bozonu, Letpton ve kuarkların kütlesel en temel yapıtaşı olacaktır. Eğer bulunabilirse.
Dolayısıyla Higgs bozonu ile en temele bu bozonu koyarak madde aşamalarını inşaa edebileceğiz.
Maddenin özünü, temelini bulmuş olacağız.
Yani akılalmaz, tılsım, sihir vs adını verdiğimiz oluşumların tılsımı ve sihri kalmayacak, basbayağı kütleli cisimler olduğu ortaya çıkacaktır.

Sevgiler.
haci
Bir parçacığa kütle vermek sanki onun ruhuna üflemek gibi ilahi bir şey... Bu aptalca cümleyi kabullenmek zor.. Kusura bakmayın ben bu yakıştırmayı beğenmedim..

İnsanlar hep modelleme yaparlar.
Hiç bir model cük oturmamıştır. İnsanın yaptığı modellemelerin hiç birisi gerçek doğayı yansıtmaz..

Bu cümlenin altını çiziyorum.

Higgs bosonu da bulunmayıversin. Bulunsa da standard model doğru olmayacak. Bütün başarılacak şimdiye kadar yapılan gözlemler cük oturacak.. Başka değişen bir şey olmayacak.
Biliyoruz ki bu model de yanlıştır. İlerde bir başka yerden yanlışı çıkacak..

Ayrıca gerçekten sevgili Drekinci'nin dediği gibi Higgs bosonu ile Big Bang'in direkt hiçbir ilişkisi yok. Çok indirekt bir ilişki var ve o da tartışılabilir. Çünkü Big Bang de bir modelleme.. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz..
Evren bir yerlerden pınar gibi sürekli olarak kaynıyor da olabilir.. O da bir tür Big Bang modelidir.. Ve 1920'li yıllardan beri geçerli, temelleri sağlam bir kuramdır.

Yani Higgs bosonuna bel bağlayanları ilerde düş kırıklığı bekliyor..
Evrenin gizeminin bir testle bulacağını sanan çılgınlara hatırlatılır..

Selamlar..

HACI
fenasi
bakın
benim birşeye aklım iyi eriyor
standard model bigbang dir
bu bilimcimizde amerikada yaşıyor ve LHC deki deneyde görev aldığını bilimtekniğe anlatuyor ben bilim tekniğin yalancısıyım
haci
Standard Model Nedir?
Partikle fiziği evreni temel zerreler ve onların birbirleri ile olan ilişkisine göre tanımlar. Bu ilişkiler gauge boson'ları aracılığı ile gerçekleşir.
Standard modele göre evrende mevcut bütün materyel leptonlar ve quark'lardan oluşmuşlardır. Diğer bütün maddeler bu temel zerrelerin karışımından ibarettirler.
Zerreler arasında dört güç görev görürler. Quark'lar arasında renk olarak bilinen güçler vardır.
Bu gücün davranışlarını düzenleyen teori quantum electrodynamics (QED) olarak bilinir.
QED'ye dayanarak geliştirilen bir teori Quantum Choromodynamics (QCD)dir. Quark'lar aralarında gluon alış verişi yaparak görev yaparlar.
Çekim bu güçlere henüz katılmamıştır.
Standard model hızlandırıcılarda yapılan deneylerden sonra geliştirilmiştir.
1997'den sonra yapılan araştırmalarda standard modelin ötesine geçilmeye başlanmıştır. Buradaki deneylerde quark'larla elektronlar arasında, çok yakın mesafelerde doğası bilinmeyen tepkileşmelerin olabileceğini telkin eden gözlemler yapılmıştır.

Yani standard model ile Big Bang'in direkt hiç bir ilişkisi yoktur.
Standard model Big Bang ile uyumldur ama, membran teorisi ile de uyumludur, devirli evrenler teorisi ile de.. Hatta bir noktadan zerrelerin kendiliğinden kaynaması kuramı ile de uyumludur..

Standard modele hiç güvenmemelisiniz.. Şu anda bile bu modelin dışına çıkılmaya başlanmıştır..

Kaynak: John Gribbin
Q is for Quantum
The Free Press, 1998
Sayfa 373...

HACI
fenasi
sn hacı
sanırım sizin düşünceniz değil ama katıldığınızı anlıyorum doğru mu?

aşağıdaki linkten alıntıdır
Laboratuvarda evren oluşturulacak


Bilim adamalrı Evren'in sırrını çözmek için Büyük Patlama (Bing Bang)'yı lamoratuvar ortamında yeniden oluşturmayı deneyecek.

23/06/2006 -




Bilimadamları, hala birçok sırrı barındıran Evren'in gizemini çözmek için Big Bang'i (Büyük Patlama) laboratuvar ortamında yeniden oluşturmayı deneyecek.Galapagos adalarındaki San Cristobal'da düzenlenen bir uluslararası fizik kongresinde yapılan açıklamada, Evren'in oluşumunun kaynağı olan Big Bang'in bininci saniyesinin, önümüzdeki yıl Avrupa'da laboratuvar ortamında oluşturulacağı belirtildi.

Kongrenin organizatörü Quito'daki San Francisco Üniversitesi'nden Fizik Fakültesi Başkanı Carlos Montufar, Big Bang'den sonraki bininci saniyede meydana gelen parçacık çarpışmasını oluşturmayı ve bu standart model üzerinde çalışmayı hedeflediklerini söyledi.

Evren'i oluşturanların yüzde 4'ü biliniyor

Şu anki modele göre Evren'i oluşturanların sadece yüzde 4'ünü bildiklerini ve geriye keşfedilecek yüzde 96 oranında madde ve enerji kaldığını belirten Montufar, aralarında parçacık fiziği konusunda 20 uzmanın da bulunduğu dünyanın en iyi 120 fizikçisinin, standart model ile fizik biliminin geleceğini tartışmak için bu toplantıda biraraya geldiğini kaydetti.

ABD'li, Japon, Rus, Avrupalı ve Latin Amerikalı bilim adamlarının dünden bu yana biraraya geldiği toplantıya Nobel Fizik ödüllü Amerikalı bilim adamları Frank Wilzeck (2004) ve Leon Lederman (1986) da katıldı.Bilim adamları, Evren'in 12 ile 14 milyar yıl önce Big Bang adı verilen büyük patlamanın ardından oluşmaya başladığını ve 'karanlık enerji' adı verilen gizemli bir gücün etkisiyle genişlemesini sürdürdüğünü düşünüyor.

http://www.dunyabulteni.net/haber_detay.php?haber_id=3570

haci
Sevgili Fenasi..
Bu haber yanlış.. Çevirisi yanlış. Çevirisi doğru ise, orijinali yanlış..

Evet.. Standard model Big Bang'i de içine alıyor ama, onunla kısıtlı değil.. Ben bunu demek istiyorum kısaca..
Higgs bosonunun bulunması bir artı.. Hepsi o kadar. Standard modelin tamamlandığı falan yok.. Böyle palavralara inanmamalıyız..
Daha şimdiden standard modelin dışına çıkılmaya başladığımızı unutma.

Ayrıca LHC Big Bang'i falan simüle etmiyor.. Bir sivrisineğin kinetik enerjisi kadar bir enerjiyi, bir sivrisinekten bir trilyon kere küçük bir yerde açığa çıkararak Big Bang'i yaratamazsın.. Amaç zaten Big Bang'i tekrarlamak değil. Bu minyatür bir Big Bang bile değil. Çünkü Big Bang bir çarpışma ve patlama değil.. Bir genişleme..

Hiç bir model tam olarak doğru değildir. Modeller yalnız bir veya birkaç hususa ışık tutarlar. Bütün olguyu bir modelle simgeleyemezsiniz. Matematik formülü ile açıklayamazsınız..


Bu benim iddiam değil.. Fizikciler böyle düşünüyor..

HACI
tikita
Konu çekme-itme olduğundan, bu konudaki görüşümü söylemek ihtiyacı hissettim. Ben bu konununda, Big-Bang gibi mesnetsiz bir dayanağı olduğuna inanıyorum. Bir kere bir madde, bir maddeyi çekmez görüşündeyim. Yok şu alanıymış, bu alanıymış boş bunlar. Maddelerin birbirine yaklaşma eğilimi, tüm evreni kaplayan ve en temel madde yada türevi bir yapının, rastlantısal çarpışmalarla hareket halinde oluşundandır. Durumu daha açık hale getirmek için şöyle bir örnek vereyim. Bir balon düşünün, içi hava dolu. yerçekimininde olmadığını düşünün. (Yerçekiminide yaratan aynı etki. Örnek bitince anlaşılacaktır. Hatta manyetik alanda aynı smile.gif). Bu balonun içindede 3 tane çeşitli boylarda madde düşünün(Dünya, Ay, Güneş gibi). Üçgen oluşturacak şekilde duruyorlar bu maddeler kabul edelim. Şimdi içerde olup bitenlere bakalım.
Balonun içindeki hava molekülleri karmakarışık birbirleri ile çarpışıyorlar. Bu üç kütleye çarpan hava molekülleri, bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır. Kafanızda canlandırın yada çizin. Bu çarpışmaların cisimleri hareket ettirdiğini düşünürsek, cisimler birbirlerine yaklaşma eğilimde olacaklar. Bunun adına Çekim etkisi demek yanlış olur. Çünkü birbirini çeken birşey yok. Birbirlerine itilen şeyler var. Buradan hareketle, Evrendeki her kütlenin birbirine karşı etkisi olacaktır.Bu etki uzaklıkla orantılı olarak azalacaktır. İki kütlenin arasına başka bir kütle girdiğinde, yine herşey bu senaryoya göre işleyecektir. Güneş tutulması, ay tutulması gibi hallerde işte bu duruma örnek. Şimdi bu balonu sonsuza kadar büyütelim, içinede nevar ne yok herşeyi koyalım. işte size evren ve çekim kuvveti(aslında itim) denen kavram.

Yerçekimi dediğimizde, bu durumun doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor diyebiliriz. Burada bir püf noktası var ama. Evrende çarpışma içindeki bu madde neyse, Dünya için örnek vereyim, Dünyaya çarpanların bir kısmı çarpış açısına göre sağa sola, çarpmayanı direk geçiş, dik çarpanı geldiği gibi geri şeklinde olabilir. Toplamda bakıldığında Dünyaya dik gelişin en yoğun olacağı görülebilir. İşte size yerçekimi. Bu çarpış, geçiş vs gezegeni oluşturan maddelerin yapısına bağlı olarak değişeceğinden, farklı gezegenlerde farklı çekiş etkilerininde anlaşılabilir olması gerek.

Geldik manyetik alana. Bilinen tanımıyla, oluşmasının kuralı dış yörünge elektronlarının aynı yönde hareketi. Yukarıdaki örneği bu alana uygulayalım. Bunada örnekleyelim. 1 metre boyunda 50 cm çapında bir boru düşünün. Elektronların aynı yönde hareket etmesinide, borunun ortasında bir pervanenin dönmesine benzetelim. pervane dönünce ne olur, bir ucundan hava alır, diğer ucundan verir. Bizim temel madde açısından bakılınca ne olur. Yine bizim elektronlar, bu temel maddeye çarparak onları borunun bir ucundan alır diğer ucuna atar. Tabii olay birebir aynı olmaz. Zaten pratiktede öyle olmuyor. Yani hava örneğinde önden atılan arkadan emilmiyor. Fakat bizim örnekteki maddeler, araya birsürü yeni madde katılsada, çoğunlukta yada yarı yarıya püskürtülen yeninden emiliyor. (Bu en güzel devir daim makinası, mıknatıs için sölüyorum)

Sonuçta 3 farklı kavram olarak karşımıza çıkan
1. Kütle çekimi
2. Yerçekimi
3. Manyetik alan

birleşmiş ve tek çatı altında toplanmış oluyor. Böylece tüm çekim alanı karmaşası ortadan kalkmış, yerine tek bir soru kalmıştır. Bu temel madde yada yapı nedir ve nasıldır. Bunca yazının sonuna bence diyimde, bilimin her zaman yeni fikirlere açık oluşunun önüne geçmiş olmıyım.
drekinci
Sevgili tikita

İnsanlar önceden edindikleri bilgilerle yeni senaryolar olurturur. Bilinmeyeni çok olan şeyler hakkında beyin fırtınası yaparlar.

Ancak senin beyin fırtınası, bir çok fiziksel ve maddesel olguları yetersiz bildiğin için. Biraz aşureye benzemiş.

doğrusu ne anlattığını, ne anlatmak istediğini anlayamadım.

Bu tür yazılara eklektik denir. Daldan dala atlama ve sonuçta üç farklı kavramı nasıl kategorize etmişsen hem ortaya çıkarıyorsun hem de birleştirip tek çatı altına topluyorsun.

Nacizane tavsiyem. Bilimsel konularda yazı yazacaksan en azından, lise düzeyindeki, fizik, kimya, biyoloji vs ders kitaplarını şöyle bir karıştır.

İyi ki sonunda bence demişsin.

Yoksa bu konudaki bütün teorilerin önünü kesecektin. laugh.gif

Sevgiler.
fenasi
tikita

kafan çok fazla karışık
drekinci sana bazı cevapları vermiş zaten
bende biraz daha okumanı ve iyice anlamaı tavsiye ederim
sanırım kırılmazsın
tikita
Değerli dostlar, öğrenme isteği, merak benim en şiddetli duygularım. Epeyde okudum. Ama gel gelelim okuduklarımla, pratikte olanlar paralellikten çok öte. Bunu herşey için söylemiyorum. Sonuçta nasıl olduğunu bilmediğimiz şeylere, nasıl olduğunu bildiğimiz şeyler yardımıyla ulaşmaya çalışmaksa amaç, ben bunu yapıyorum. Beni bunu yapmaktan bilimin yasaları alıkoyamaz. Sosyal baskı hiç koyamaz. Yazmayıveririm olurbiter. Kırılganlık gösterdiğimi düşünmeyin. Öncelikle şunun cevabını doğru verin. Gerçekten yazdıklarımı anlayarakmı konuşuyorsunuz, yoksa şölece bir gözgezdirip, içinde sihirli bilimsel terimler bulunmadığı içinmi bana lise kitapları tavsiyesinde bulunuyorsunuz. sn drekinci tam olarak ne anlatmaya çalıştığımı anlamadığını belirtmiş. Özetle şunu demeye çalışmıştım. Tavsiye ettiğiniz lise kitaplarını okuduğumuzda, kütle çekim kuvveti, yerçekimi, elektromanyetik alan vs kavramları görürüz. Ama bunların hepsinin aynı şey olduğuna dair birşey görmeyiz. Herbiri bağımsız olarak açıklanmaya çalışılıyor. Manyetik alanda kuvvet çizgilerini gluonlar(ismini yanlış hatırlıyor olabilirim.) oluşturur deniyor. Yukarıdaki konuda bahsi geçen temel madde yada yapı ile kasteddiğim bu diyelim. Yerçekimini nasıl açıklıyorsunuz. Bana kitap kurcalatmayında söyleyiverin. Buna göre sohbetin yönü belli olsun.
fenasi
sevgili tikita
tubitak popüler bilim kitaplarını öneririm
yerçekimi
aslında kütle çekim dir
ve elimizde henüz kütleçekimin kuvantum teorisi bulunmamaktadır sağolsun bilimciler harıl harıl çalışmaktadırlar

kısaca kütle çekim
evrende bildiğimiz 4 temel kuvvetin en zayıf olanı dır ama menzili çok uzundur bir galaksi düşün merkezindeki karadelik ile sarmal kol arasındaki uzaklık 50 ışıkyılı mesafedir (bir ışık yılı yaklaşık 10 trilyon km dir) ve merkezdeki karadelik kollardan birindeki en uç yıldızla kütleçekim etkisi uygulayarak yıldızın sistemden kaçmasını engellemektedir
ve kütleçekimi taşıyan parçacıklara gravitasyon denilmektedir
planck zamanı 10^43 saniyede kütle çekimin faz geçişi ile donduğu düşünülmektedir,diğer 3 temel kuvvet ten ayrılmıştır

not; (gluon lar güçlü kuvveti taşıyan parçacıklardır-nükleer kuvvet de denilir)
kısaca henüz yolun başındasın ve ilerlemen için bazı pekçok şeyi okumalısın
tikita
sevgili tikita
tubitak popüler bilim kitaplarını öneririm
yerçekimi
aslında kütle çekim dir
ve elimizde henüz kütleçekimin kuvantum teorisi bulunmamaktadır sağolsun bilimciler harıl harıl çalışmaktadırlar

kısaca kütle çekim
evrende bildiğimiz 4 temel kuvvetin en zayıf olanı dır ama menzili çok uzundur bir galaksi düşün merkezindeki karadelik ile sarmal kol arasındaki uzaklık 50 ışıkyılı mesafedir (bir ışık yılı yaklaşık 10 trilyon km dir) ve merkezdeki karadelik kollardan birindeki en uç yıldızla kütleçekim etkisi uygulayarak yıldızın sistemden kaçmasını engellemektedir
ve kütleçekimi taşıyan parçacıklara gravitasyon denilmektedir
planck zamanı 10^43 saniyede kütle çekimin faz geçişi ile donduğu düşünülmektedir,diğer 3 temel kuvvet ten ayrılmıştır

not; (gluon lar güçlü kuvveti taşıyan parçacıklardır-nükleer kuvvet de denilir)
kısaca henüz yolun başındasın ve ilerlemen için bazı pekçok şeyi okumalısın

Sn Fenasi; uzun zaman alacacağı açık olan, tübütakın kitabını ara, bul, al, oku sürecini hızlandırmak için birtakım soruları size sormamda sakınca yoktur umarım. 4 temel kuvvet kavramı zaten tam oturmuş bir teori değildir. http://www20.uludag.edu.tr/~epilicer/sorular.html de bunun böyle olduğu yazıyor. Çalışmalarında, bunların tek çatıda toplanması üzerine olduğu söyleniyor. Ben bunları bir çatıya topluyorum, bana kızıyosunuz smile.gif Şaka birtarafa, sorularım şunlar. Galaksinin merkezindeki karadelik, sarmal kollar. Bunlar varsayımlar olsa gerek. Sarmal kol demekle neyi ifade ediyor. İki kütleyi çeken kuvvetmi. Nedir o. Madem öyle bir kuvvet var, niçin bu kuvvetini illada iki kütleyi çekmek amacında kullanıyor. vs. Bunlarla ilgili çok soru sorabilirim. Mesela yüklü kuarklar(+,-) derken, yük diye bahsettiği şey ne? Yük kavramından atomdan bahsederken söz ettiğinde, elektron fazlası eksiği olarak açıklanıyor. Peki elektronunda ham maddesi olan kuarklarda yükten bahsederken neyi anlamamız gerekiyor?

fenasi
arkadaşım sen neler söylüyorsun
karadelik sarmal kollar ,bunlar nasıl varayım olabilir
ayrıca
herşeyin teorisini hiçbir bilimci kuramamışken ve 4 kuvveti bir araya getirememişken
bu forumda senin soularını cevaplayacak hatta ne demek istediğini anlayan olduğunu sanmıyorum
sana kolay gelsin demekten başka sözüm yok
yolun açık olsun
DreiMalAli
ALINTI(tikita @ Dec 1 2006, 02:55 AM) *

Konu çekme-itme olduğundan, bu konudaki görüşümü söylemek ihtiyacı hissettim. Ben bu konununda, Big-Bang gibi mesnetsiz bir dayanağı olduğuna inanıyorum. Bir kere bir madde, bir maddeyi çekmez görüşündeyim. Yok şu alanıymış, bu alanıymış boş bunlar. Maddelerin birbirine yaklaşma eğilimi, tüm evreni kaplayan ve en temel madde yada türevi bir yapının, rastlantısal çarpışmalarla hareket halinde oluşundandır. Durumu daha açık hale getirmek için şöyle bir örnek vereyim. Bir balon düşünün, içi hava dolu. yerçekimininde olmadığını düşünün. (Yerçekiminide yaratan aynı etki. Örnek bitince anlaşılacaktır. Hatta manyetik alanda aynı smile.gif). Bu balonun içindede 3 tane çeşitli boylarda madde düşünün(Dünya, Ay, Güneş gibi). Üçgen oluşturacak şekilde duruyorlar bu maddeler kabul edelim. Şimdi içerde olup bitenlere bakalım.
Balonun içindeki hava molekülleri karmakarışık birbirleri ile çarpışıyorlar. Bu üç kütleye çarpan hava molekülleri, bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır. Kafanızda canlandırın yada çizin. Bu çarpışmaların cisimleri hareket ettirdiğini düşünürsek, cisimler birbirlerine yaklaşma eğilimde olacaklar. Bunun adına Çekim etkisi demek yanlış olur. Çünkü birbirini çeken birşey yok. Birbirlerine itilen şeyler var. Buradan hareketle, Evrendeki her kütlenin birbirine karşı etkisi olacaktır.Bu etki uzaklıkla orantılı olarak azalacaktır. İki kütlenin arasına başka bir kütle girdiğinde, yine herşey bu senaryoya göre işleyecektir. Güneş tutulması, ay tutulması gibi hallerde işte bu duruma örnek. Şimdi bu balonu sonsuza kadar büyütelim, içinede nevar ne yok herşeyi koyalım. işte size evren ve Bu etki uzaklıkla orantılı olarak azalacaktır.

Yerçekimi dediğimizde, bu durumun doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor diyebiliriz. Burada bir püf noktası var ama. Evrende çarpışma içindeki bu madde neyse, Dünya için örnek vereyim, Dünyaya çarpanların bir kısmı çarpış açısına göre sağa sola, çarpmayanı direk geçiş, dik çarpanı geldiği gibi geri şeklinde olabilir. Toplamda bakıldığında Dünyaya dik gelişin en yoğun olacağı görülebilir. İşte size yerçekimi. Bu çarpış, geçiş vs gezegeni oluşturan maddelerin yapısına bağlı olarak değişeceğinden, farklı gezegenlerde farklı çekiş etkilerininde anlaşılabilir olması gerek.



Sevgili tikita.

Tavsiyene uydum.Sadece kafamda canlandırmakla kalmadım. Bir de çizim yaptım.
Mesela şöyle bir şey çıktı:

Ekleri Görmek İçin Tıklayınız

Burada 3 tane büyük cisim var. Küçük siyah noktalar ise tüm evreni kaplayan ve en temel maddelerdir diye kabul edelim. Bu maddeler rastlantısal çarpışmalarla büyük cisimleri etkiliyor, hareket ettiriyor olsun.

Madem bunlar rastlantısal çarpışmalarla. Dünya'yı Güneş'e, Ay'ı Dünya'ya ve Ay-Dünya sistemini Güneş'e doğru neden itmiş olsun ki. rastlantısal çarpışmalardan dolayı meselaaa yine raslantısal olarak Ay Güneşe doğru itilirken Dünya Ay ve Güneş'den uzaklaşadabilirdi.

bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır. cümlesine herhangi bir neden gösterebilirmisin?

Ya da, madem bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır. Peki o zaman neden Dünya-Ay-Güneş direk birbirine doğru gidip birleşmiyorlar? Neden bir elipsik yörünge tercih ediyorlar?

Madem Big-Bang gibi mesnetsiz bir şey kabul edilmez ve madem bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır.... Peki galaksiler neden birbirine yaklaşmıyorlar? Tam tersine birbirinden hızla uzaklaşıyorlar?

Bu etki uzaklıkla orantılı olarak azalacaktır. demişsin. Bunu matematiksel bir şekilde formüle ettinmi? Daha doğrusu; denklemini ölçülen çekim kuvvetleri... - pardon - itim kuvvetleri ile karşılaştırdın mı?

Madem bu kütlelerin birbirlerine bakan taraflarındaki çarpışmalar az olacaktır.... Peki bu Gel-Git olaylarında su seviyesinin yükselmesine ters düşmüyor mu? itim kuvvetlerinden dolayı Gel-Git diye bir şey olmaması gerekirdi. Ama gözlemlerimiz suyun seviyesinin yükseldiğini gösteriyor.
ohmy.gif

Sevgiler
gezgin95
ALINTI(tikita @ Dec 1 2006, 03:55 AM) *
....Maddelerin birbirine yaklaşma eğilimi, tüm evreni kaplayan ve en temel madde yada türevi bir yapının, rastlantısal çarpışmalarla hareket halinde oluşundandır.....


İlginç bir fikir.

Evet, çekme olabilir böyle.

Peki itme olayı için bir fikriniz var mı?
.

tikita
Sn gezgin95, söylemek istediğimi anlamış olmanız beni çok sevindirdi. Çekmede itmede bu temel maddenin hareketinin doğurduğu etkiler. Başlıbaşına çekme yada itme kavramından bahsedilemez olduğunu düşünüyorum. Bu etkileri doğuran hareketler bütününden bahsedilebilir. İtme olayından manyetik alan kavramı içinde bahsediliyor. Bu etkininde nasıl olacağı ilk yazımın son kısmında mevcut. Orası şöyleydi

ALINTI
Geldik manyetik alana. Bilinen tanımıyla, oluşmasının kuralı dış yörünge elektronlarının aynı yönde hareketi. Yukarıdaki örneği bu alana uygulayalım. Bunuda örnekleyelim. 1 metre boyunda 50 cm çapında bir boru düşünün. Elektronların aynı yönde hareket etmesinide, borunun ortasında bir pervanenin dönmesine benzetelim. pervane dönünce ne olur, bir ucundan hava alır, diğer ucundan verir. Bizim temel madde açısından bakılınca ne olur. Yine bizim elektronlar, bu temel maddeye çarparak onları borunun bir ucundan alır diğer ucuna atar. Tabii olay birebir aynı olmaz. Zaten pratiktede öyle olmuyor. Yani hava örneğinde önden atılan arkadan emilmiyor. Fakat bizim örnekteki maddeler, araya birsürü yeni madde katılsada, çoğunlukta yada yarı yarıya püskürtülen yeninden emiliyor. (Bu en güzel devir daim makinası, mıknatıs için sölüyorum)

İtmekten iki boruyu üfleyen tarafları birbirine tutunca bahsedebiliriz. Yoksa kütlelerin birbirine karşı özel bir itme eğilimi yok(Çekme eğiliminin olmadığı gibi). Çarpışmalarla, yön değiştirme olayına, yönüne göre, yaklaştırma eğiliminde olana çekme yada uzaklaştırma eğiliminde olana itme denir benim tanıma göre. Yoksa bir atom grubu, birbaşka atom grubunu ne diye çeksin(yada itsin) smile.gif

Konuyla alakası yok ama birde adres vermek istiyorum Erke konusunda "olmaz, yasalara ters!" diyen arkadaşlara.
http://www.perendev-power.com/index_files/Page626.htm

Yorumuda size bırakıyorum.
drekinci
Sevgili tikita

Bizlere cikita muz dağıtıyor.
Mıknatıs ın hangi mekanizmalarla çalıştığı biliniyor.
demir ve çelikten elektrik geçirilerek tam da anlattığın boru misali mıknatıs yapılabiliyor.
Ancak burada kullanılan elektirik enerjisi sözkonusudur.
Girdisi elektirik enerjisi çıktısı magnetik alandır.
Doğada kendiliğinden bulunan mıknatısların tümünü toplasan astarı yüzünden pahalıya gelir.

tikita erkeci generallerden biri olmasın.

Sevgiler.
tikita
Sevgili drekinci;
Açık yakalama ve o açıktan dalma eğiliminizi neye bağlayacağımı anlayamadım. Herşeyi bilen tavrınızı ve saldırganlığınızı ancak siyasi kişiliğinize(yada görüşünüze) bağlayabilirim ve sizinde yazı yazacağınız mecranın, siyaset alanında olmasının size pozitif değer kazandıracağını hatırlatırım. Ortaya atılan bir teze, üzerinde düşünmeden negatif yaklaşım sergilemeniz, birçok kişinin sizin gibi düşünmesini sağlayabilir. Ancak!!! Bu gerçek bilimsel düşünce sahibi kişilere en ufak bir etki etmeyecektir. Din konusu hurafelerle doludur. Sizin misyonunuzun da bilim konusunu hurafelerle doldurmak olduğu konusunda şüphelenmeye başladım(bunu bilmeyerekte yapıyor olabilirsiniz). Şunu belirterek bakış açıma netlik kazandırayım. Ben herhangi bir düşünceyi temsilen yazmıyorum. Her insanda olan meraklar bendede var. Nasıl başladı, sonu nasıl olacak(yada sonu olacakmı), sonsuzluğu algılama vs. Bu konular her insanda olduğu gibi bendede merak uyandırıyor. Ama bilim bunlara ancak fal denecek nitelikte tanımlar getiriyor. Enerji maddeye dönüşmüş. Şişmiş vs. Ben diyorumki, enerjiden ancak madde varsa söz edilebilir. Siz diyorsunuzki Zerre false vakum oldu. Zerre nerden geldi?
Aslında sizden bu sorulara cevap beklemiyorum. Çünkü bu zırvalara artık karnım tok. Bunun sonu gelmez. Ben soru sordukça, yeni bişeyler icat edip duracak, bu düşünce sahipleri. Bu zırvalara inananlar bilimsel adam, inanmayanlar zırto smile.gif kabul edilecek. Yani bilim dinleşiyor demek nerdeyse doğru olacak. Neyse..

Gelelim Erke mevzuuna; araştırmacı biri olmadığınız görüşündeyim. Yada algılayışlarınızda bir hata var. Bedava enerji ne demek bunu kavrayamıyorsunuz. Bunun Dünya üzerindeki pozitif etkisinin ne olacağını hesap edemiyorsunuz. Böyle birşeyin oluşu, tüm Dünyada stresin sona ermesi demek. Düşünsenize aylık enerji harcamanızı. Benzin, elektrik, doğalgaz yada kömür, tüp vs. Aylık kaç para tutuyor. Diyelimki çok alttan alarak 150 milyon. 6,5 milyar insanın diyelimki 3 milyar hane, aylık bukadar meblağın cebine kaldığında olacakarı düşünebiliyormusunuz. Yüzlerce firma iflas ederken, milyarlarca insanın huzura kavuşması demek bu en kestirme anlatımıyla. Bu olmıcak bişi değil, olan bişi. Siparişi verin verdiğim adrese, gelsin evinize en kısa zamanda. Ben konuyu, en bilimsel düşünceye sahip olacağına inandığım için bu sitede dillendirdim. Ki umduğum olmadı, lise kitaplarını okuma tavsiyesi aldım. Bir araştırmamında sonucunu söyleyerek bugünkü yazımı tamamlamak istiyorum. Erke gibi yüzlerce projeye patent alınmıştır. Neden bir yenisi sorusuna cevaben, patent parası ödememek olabilir.
Saygılarımla
drekinci
Sevgili Tikita

Siyasi arenada yazı yazmamı öneriyorsun. Burada başarılı olacağımı öngörüyorsun.
Ben yaklaşık 40 yıldır siyasetin içindeyim. Ama başarılı olduğum söylenemez.

Ayrıca beni sevgili hacı ile karıştırıyorsun anladığım kadarıyla.
Çünkü ben hiçbir yazımda falce vakum veya yalancı zerre vs şeylerden bahsetmedim.
Ben imajinasyonunu yapamadığım, etkisini saptamadığım, ölçüp biçemediğim hiçbir fenomeni kabul etmem.

Madde ve evrenin zamansal ve mekansal sınırlarına olan merak herkeste var. Ancak bu sınırlar bilinen veriler üzerinden çizilmelidir.

Erke konusunda anlattıkların ise. Nasrettin Hoca'ın göle maya çalmasına benziyor.
Ya tutarsa hesabi.
Sen göle maya çalmaya devam edebilirsin. Hayal etmenin sınırı yoktur ne de olsa.

Yalnız göl sonunda yoğurt olacak yaklaşımıyla, olmayan yoğurdu şimdiden satmaya kalkışmayasınız.

Sevgiler.
gezgin95
ALINTI(tikita @ Dec 6 2006, 03:44 AM) *
Konuyla alakası yok ama birde adres vermek istiyorum Erke konusunda "olmaz, yasalara ters!" diyen arkadaşlara.
http://www.perendev-power.com/index_files/Page626.htm


Sevgili tikita.

Ban bu olayın arkasında müthiş bir dolandırıcılık var sanıyorum.

Dünyanın bir sürü yerinde, aynı anda, aynı tip makinalar, "ha oldu ha olacak, satmaya başlıyoruz, patent aldık..." diye duyuruldu.
Yapılan bütün web siteleri yarım yamalak.
Amatörce.
Patent almışlar ama bir şey açıklamıyorlar.
....

Doğru olmasını çok isterdim tabii. İnsanlık için müthiş bir ilerleme. Ama dediğim gibi, burnuma kötü kokular geliyor. Ateist olarak süpheciliğimizi bırakıp sazan gibi atlamayalım derim ben.
.
haci
ALINTI
Konuyla alakası yok ama birde adres vermek istiyorum Erke konusunda "olmaz, yasalara ters!" diyen arkadaşlara.
http://www.perendev-power.com/index_files/Page626.htm


Tikita'nın verdiği yukardaki adresde Erke ile veya konu ile ilgili ne var.. Orası da bana sahtekarlık kokuyor. Gümüş ve altından health ring leri satıyorlar. Yılan yağı değil mi onlar..

Yoktan enerji üretilmez..
Kimi kandırıyorsunuz?

HACI
DreiMalAli
"Mecazi sağlık" çoktan beri satılıyordu.
Anlaşılan; şimdi zaman "mecazi enerjiyi" pazarlama zamanıymış meğer.

Tüh be.
Yine bir fırsatı kaçırdık.
Zengin olmak işten bile değildi.
biggrin.gif

Sevgiler
tikita
Sevgili dostlar;
Gerçekten anlamıyormusunuz, yoksa anlamazdanmı geliyorsunuz anlamadım. 1 litre benzinle 1 ton ağırlığındaki bir kütlenin(lüks bir arabanın) 10 km gitmesini aklınız alıyormu. Bunu aklınıza sığdırabiliyorsanız, (ki sığmalı, görece örneği bir dünya araba), manyetik alan ve maddedin atalet özelliği kullanılarakta bu hareketin sağlanabilir olduğunu aklınızın alması gerek. Enerji yoktan var edilemez nidanızda, bunun aksini iddia edenemi rastladınızki böyle söylüyorsunuz. Burada Free Energy kavramından anlaşılması gereken, yoktan var olan enerji değil, bu teknolojiyi aldıktan sonra, enerji için ekstra para ödemenizin gerekmeyeceği anlaşılmalı bence. Bende bunun tam olarak ne olduğunu biliyor değilim. Ama araştırınca, bu konuda, ekseriyetle manyetik motorlarla karşılaşılıyor. Doğal olarak bununda(Erkeninde) böyle bişey olmasından kuşkulanmak normaldir. Ben bu vesile ile piyasada satılanı var diyerek bir site adresi verdim. Site profesyonel yada diil, konu doğru yada değil. Açıkça orada telefon numarasıda var. Maddi durumu ve ingilizcesi iyi olan bir arkadaş arasın, öğrensin işin aslını. Site açılınca göze ilk çarpan şey 300 kw ve 100 kw lık jeneratörlerken, Sn Hacı taa altlardaki yüzükleri görmüş. Jeneratörlerden birini tıklayıp, ne olduğuna baksaydınız iyi olurdu. Benim benzin isyasyonum yok ve Free Energy olmasını çok istiyorum. Özetle durum bu. Sn DreiMalAli nin düşüncesinede katılmadan edemicem. Sanal sağlık mevzuunda, bir ayağımın aksak kalması böyle birşey olsa gerek. En ünlü hastanelerden birinde tedavi görüpte, dünyanın parasını almalarına rağmen, bir halt etmemeleri, %100 haklılığınızı gösterir. Metafizik mevzuularda, aynı görüşte olmasaydık, aynı arenada buluşamazdık. Ben sizlerin arasında olmaktan memnunum. Umarım kimseye gına getirtmiyorumdur. Ama bir şekildede kendimi ifade etmeliyim. Biraz aykırı gelebilir düşüncelerim sizlere ama, madem bilime inanmış kişilersiniz, söylediklerimin hazım devresine veriyorum tepkilerinizi smile.gif Her olayı bağımsız olarak incelemenin yanlışlığı birgün anlaşılacak elbet. Ben 25 sene düşünerek vardım bu sonuçlara. Sizlerinde 3 günde kavramanızı bekleyemem. Evrendeki tüm olayları 5 dk ye, yada 3-5 satıra sığdırmak imkansız. "Madem meraklı kişileriz, olan bitene cevap arıyoruz, o zaman düşüncelerimi yazmalıyım" fikrinden hareketle burada yazdım ve laf lafı açtı derken buraya geldik. Maddeye senaryo üretmek biraz kolay ama, canlılığa, daha doğrusu bilince senaryo üretmek en zoru. Birgün bunuda çözeriz ümidiyle.
drekinci
Sevgili tikita

erke konusunda bu forumda başlık var.
Orada herkes düşüncelerini ifade etmiş.

Ben, benimkini bir daha ifade edeyim.

Hani bir çocuk masalı vardır. Altın yumurtlayan tavuk.
Bu tavuğa sahip olan kişi kimse tarafından çalınmasın diye her türlü önlemi almaya çalışıyor.
Çünkü tavuk değil altın para, ediyor.

Sen 25 sene altın yumurtlayan tavuğun peşine düşersen. Sonunda patolojik bir ruh hali ile böyle bir tavuğun olabileceğine kendini inandırabilirsin. Öyle görünüyor ki. 25 sene sonra kendini inandırmışsın.

Şöyle düşünsen nasıl olur.
Adamlar bu teknolojiyi bulmuşlarsa. Bu teknoloji bedavadan enerji üretiyorsa.

Teknolojiyi titizlikle saklayıp, Kimseye haber vermeden. Dört duvar arasında elektrik enerjisi üreterek, piyasa fiyatının yarısına satsalar. Hem dünya rahat nefes alır. Hem dünyanın parasını kazanırlar.

Yani dünya insanları bu olaya inanmış, inanmamış kimin umrunda olur. Hatta inanmamaları adamların daha da işine gelir. Rahat rahat elektrik enerjisi üretip satarlar.

Yani bu patent hikayesinin bile ne kadar saçma bir şey olduğunu göremiyor musun?

Sevgiler.
fenasi
tikita
enerji alışverişi söyledir
''NE KADAR EKMEK O KADAR KÖFTE''
gerisi masaldır
DreiMalAli
Sevgili tikita
Başlığa eklediğn ilk yazında hiç bir neden göstermeden "Big-Bang gibi mesnetsiz", "Yok şu alanıymış, bu alanıymış boş bunlar." gibi ifadelerle bazı şeyleri elinin tersiyle bir kenara itiverdin.
Hoşuna gitmeyebilir. Problem değil.
Ama benzer cevaplar verildiğinde de alınganlık yapmaman gerekirdi.

Peşinde kendine göre bir açıklama getirmeye çalıştın.
Bu tabi ki güzel bir şey.

Ben de bu açıklamalarını ciddiye alıp bir cevap yazdım. Anlamadığım bazı noktalara değinip bir kaç soru sordum:
Senin düşüncene göre

- "tüm evreni kaplayan ve en temel madde yada türevi " nedir?
- raslantısal çarpışmalar neden Dünya ile Güneş arasında daha azdır. Ki bunun sonucu olarak bir çekim/itim kuvvati oluşuyor.
- Neden Güneş, Ay ve Dünya birbirlerine doğru gidip birleşmiyorlar.
- Neden galaksiler birberlerinden uzaklaşıyorlar. Birbirlerine bakan yüzleri olduğu halde.
- Neden med-cezir olgusunda su seviyesi yükseliyor? Senin düşüncene göre "tüm evreni kaplayan ve en temel madde"ler su moleküllerine çarparak bunları Dünya'ya doğrı itmeleri, yükselmalerini önlemeleri gerekirdi.
- Düşünceni matematiksel bir şekilde edebilirmisin diye de sormuştum. Ölçüm yapabilmek ve ölçülerle karşılaştırabilmek amacıyla.

Belki ben senin düşüncelerini "3 günde kavra"yamayabilirim.
Ama "25 sene düşünerek " bu "sonuçlara" varan senden, yukardaki sorduğum basit bir kaç soruya "3 günde" cevap bekleyebilirim sanıyorum.

Konumuz, ne katılımcıların anlama kapasiteleri, ne siyasi görüşleri.
Hatırlatayım dedim.

Sevgiler