haci
Nov 26 2006, 05:31 PM
Emperyalizm nedir? Emperyalizmi genel olarak şu şekilde tanımlamak mümkündür:
Bir devletin otoritesini kendi sınırlarını dışına çıkarması durumudur..
Bu bir eğilim ve politikadaır. Çeşitli şekillerde uygulanabilir. Diğer ülkelere ait toprakla haczedilebilir… Diğer ülkeler üzerinde sosyo-ekonomik ve politik baskular kurulabilir. Diğer yöntemler kullanılabilir.
Emperyalizmin çeşitli yöntemleri ve sayısız yüzleri vardır.
İnternasyonal arenada emperyalizm her fırsatta şiddetle kınanır ve ahlaksızlıkla suçlanır.. Yine de emperyalizm yok olmaz. Varlığını sürdürmeye devam eder. Birbirlerinin iç politikasını çeşitli şekillerde etkilemeyen iki komşu ülke belki de yoktur. Emperyalizmin yukardaki tanımını onlar için de geçerli kabul etmek gerekmektedir. Türkiye, Yunanistan, Ermenistan, Suriye, hatta İran ve Irak için emperyalist bir ülkedir. Türkiye’de Batı ülkelerini ve Amerika’yı emperyalist olmakla suçlar. Burada reddedilen, kınanan ve eleştirilen ülkelerin iç politikası değil, dış politikasıdır.
Emperyalizmin tarihçesi çok eskilere gider. Eski Mısırlılara, Eti’lere , eski Yunana ve Asurlulara kadar uzanır. Tarihde emperyalist ülkeler arasında bence en azılısı ve gerçekten belki de en ahlaksızı, Asur’lulardır. Asur bir ülke olarak çoktan yok olmuş, gitmiştir. Ama kendilerini Asur’lu kabul eden insanlar hala aramızda yaşamaktadır. Türkiye’de kaçımız Eti’lerin soyundan geldiğimizi iddia ediyoruz.
İlginç olarak eski İran uygarlığı emperyalist değildi! Persler diğer ülkelerle savaşmışlar ve onları fethetmişlerdir ama, Pers imparatoru sujelerine çok daha insansal bir şekilde hükmediyordu. Asur imparatorluğunu milattan önce altıncı ve dördüncü yüzyıllar arasında ortadan kaldıran Pers imparatorluğu, Asur halkının rahat bir nefes almasına neden olmuştur. Ancak onlar da hızla yükselmekte olan eski Yunan emperyalizminin pençesine düşmekten kurtulamamışlardır. Yunan emperyalizmi Büyük İskender zamanında doruğunu ulaşmıştır. İlginç olarak bu emperyalizmi yayan İskender’in en büyük amacı, insanların eşit olduğu bir imparatorluk kurmaktı. Bu düşünü gereçekleştiremeden genç yaşında öldü İskender. Bunun mümkün olmayacağını bile idrak edemeyecekti..
Yunan emperyalizmini izleyen Roma İmparatorluğunda, İskender’in bu arzusu kısmen de olsa, gerçekleşmiştir. Tabii insan hakları ve özgürlüğü gibi kavramların anlamı çok daha farklı idi.
Roma imparatorluğunun çökmesinden sonra ortaya çıkan çeşitli ülkelerin ve bu arada tırmanışa geçen İslam imparatorluğunun da kendilerine göre emperyalist politikaları vardı. Dünya emperyalist güçler tarafından paylaşılmıştı.
Devamı var..
HACI
lenin
Nov 26 2006, 05:39 PM
paylaşımın için sağol...ama burda klasik kendi kendine gelin güvey olma sendromunu tahlil ettim...
sana kimse bunların aksini iddaa etmedi ki ya da emperyalizmin tarihi yoktur da demedi....
niye bu başlığa ihtiyaç duydun yoksa kaçmaya mı çalışıyorsun....
haci
Nov 26 2006, 05:42 PM
Lenin... Senin sorunun nedir?
Ben nereye ve neden kaçacağım.. Bu bana ait eski bir yazıdır ve amacı senin gibi komüleri eğitmektir.. Oku ve enjoy.. OK!
Benimle tartışmak istiyorsan, üslubunu değiştirmelisin.. Adam gibi olmalısın.. Şu anda adam gibi değilsin. Komü gibisin. keh kehk ehh
Biraz kurtul şu ilkellikten. Mümkün olmayabilir gerçi.
HACI
hallac
Nov 26 2006, 05:47 PM
tanımda anlaşamayız ki içerikte anlaşalım...
saygılarımla
haci
Nov 26 2006, 05:48 PM
Hallac
Tanımı genişletelim istersen.. Bu konudaki düşüncelerini yazabilirsin..
Zahmet olmazsa tabii..
HACI
hallac
Nov 26 2006, 05:53 PM
sayın hacı,
zahmet olacak bir tarafı yok da şu aralar epey bir yoğun olduğum için zaman bulamam. sakıncası yoksa bu tartışmya daha sonra katılmak isterim.
saygılarımla
Ötüken
Nov 26 2006, 05:54 PM
Ne cok kominist varmış ya burada hepsi üşüştüler buraya hacıyı bunaltıyorsunuz dağılın yaw..

Hacı bey siz de itiraf edin de eskiden komunist oldugunuzu kurtulun..Sizi daha iyi anlayacaklardır o zaman..
lenin
Nov 26 2006, 05:55 PM
anlamadın galiba diyorum ki EMPERYALİZMİN ADI BİLE ANILMAMIŞKEN NEDEN BU KONUYA GİRME İHTİYACI DUYDUN....???AYRICA ADAMLIĞIM KONUSUNDAKİ ŞÜPHELERİNİ Bİ ARA CEVAPLARIM.....
keh kehk ehh...................
haci
Nov 26 2006, 05:56 PM
Yaw ben eskiden komünist olduğumu ve komünizmin bütün dümenlerini bildiğimi kaç kere itiraf ettim. Beni yeterince biliyorlar.. Bırak üşüşsünler gafiller.. Ben kendimi Hz Ali gibi hissediyorum. Kellelerini önlerine düşüreceğim. kehkehkeh
Emperyalizme devam ediyorum..
Emperyalizm neden vardır? Gerekli ve kaçınılmaz bir eğilim midir? Başka bir deyişle doğal bir sosyo-ekonomik süreç midir?
Bu soruları yanıtlamak nisbeten kolaydır. Emperyalizm temel olarak güçlü bir ülkenin etrafındaki zayıf ülkelere yaptığı baskıdır. Bu baskı çoğu kere kaçınılmazdır. Güçlü ülkelerin sınırlarının ötesindeki ülkeler üzerinde hak iddia etmesi, oraları kendi pazarı olarak kabul etmesi ve kendine ait olduğuna inandığı o toprakların başkaları tarafından kullanılmasına izin vermesi ve kullananları tolere etmesidir. Osmanlı padişahlarından Kanuni’nin Fransayı Fransızlara vermesi gibi. Emperyalizm çok eskiden beri var olduğu için, doğal bir sosyo-ekonomik süreç olarak kabul edilebilir. Bu nedenden dolayı da gerekli, hatta kaçınılmaz bir eğilim olmalıdır.
Emperyalizmin nedenleri üzerinde dört ayrı argüman vardır.
Bu argümanların ilkinde emperyalizmin ödeyip, ödemediği üzerinde tartışılır. Emperyalizmin ödediğine inananlar onun elde mevcut malzeme, sermaye, insan ve madde kaynaklarının fazlasının kullanıldığı bir ortam (Pazar) oluşturduğunu ileri sürerler. Bu görüşü reddedenler ise emperyalizmin bütün ülkeye değil, onun küçük ve imtiyazlı elit kesimine yararlı olduğunu ileri sürerler. Marksist kuramcılar ise emperyalizmi, kapitalist ülkede ekonomi tekelci olduktan sonra, onun dışa taşması şeklinde yorumlarlar.
Lenin böyle düşünüştür. Lenin’e göre kapitalist ülkede bazı tekellerde sermaya birikim olmakta ve ülkede yeterince iç pazar oluşamayınca bu monopolik sermaye, kendi egoistik gereksinimlerini karşılamak üzere dış ülkelere doğru genişlemektedir. Lenin ve Bukharin’e göre emperyalizm ve kapitalizm eş anlamlıdır.
Bence bu görüşde önemli bir defo vardır. Onları da gelecek yazımda emperyalizmin diğer nedenleri ile birlikte inceleyeceğim.
HACI
Devamı var..
haci
Nov 26 2006, 07:38 PM
Lenin ve Bucharin neden yanlıştır? Herşeyden önce bildiğimiz gibi emperyalizmin tarihsel geçmişi bu eğilimin temelinde kapitalizmin yatmadığını göstermektedir. 18inci yüzyıla kadar emperyalist ülkelerin hiç birisi ki buna Osmanlı İmparatorluğu da dahildir, kapitalist değildi. Etiler, eski Mısır, eski Yunan ve Roma da kapitalist değildi. Asur bir tür kapitalist olabilirdi. Bence Asurlular bazı mallarını satmak için yeni pazarlar arıyorlardı. Lenin’in kapitalizm=emperyalizm görüşü bu nedenden kabul edilemez. Yanlış bir sonuçtur.. Hem sonra komünist emperyalizmini de unutmayalım. Osmanlılardaki teokratik emperyalizmi de yabana atmayalım.
Emperyalizmin toplumları ilgilendiren doğal ve sosyo-ekonomik bir eğilim olduğuna yukarda değinmiştik. Aralarında Machavelli, Francis Bacon, Hitler ve Mussolini gibi düşünürlerin ve diktatörlerin bulunduğu bir grup, emperyalizmin yaşam savaşı olduğu kavramı ortak paydası üzerinde birleştirmektedirler. Bu görüşe göre emperyalizmde üstün nitelikleri olan ülkeler, o niteliklere sahip olmayan ülkeler üzerinde hak iddia etmektedirler ve bunda haklıdırlar da…
Üçüncü grubu strateji ve emniyet kavramları üzerinde yapılan argümanlar oluşturur. Bazı ülkeler etraflarında onları ve ülke kaynaklarını dış saldırılardan koruyacak, kendi mallarını kolaylıkla satabilecekleri pazarlar oluşturcak üsler kurmaya çalışırlar. Bunun en son ve en güzel örneğini SSCB zamanında Doğu Avrupa ülkelerinin durumu sergilemektedir. Sovyetler kendileri ile Batı ülkeleri arasında tampon komünist ülkeler oluşturmuşlar ve onların arkasına sığınmışlardır….
Dördüncü grup argümanın temelinde moral ve ahlaksal değerler vardır. Bu argümana göre emperyalist güçler, bazı despot diktatörler tarafından ezilmekte olan halklara yardım amacı güden, onların yaşam standardını yükselten ve o halkları özgürlüğe kavuşturmaktan başka amacı olmayan yüksek ideal olarak tanımlanır.. Görünüşe göre Amerika’nın Afganistan ve Irak’a girmesinin neden budur..
Bu arada Lenin’in emperyalist görüşleri üzerinde biraz daha durmak ve yapılacak itirazları yanıtlamak istiyorum.
HACI
Devam edecek.
haci
Nov 26 2006, 08:11 PM
Emperyalizmin tanımını yapanlar marksistlerdir. Ve emperyalizmin kapitalizmin son aşaması adında bir de kitabı olan Lenin’in tesbitleri artık klasik bilgi olarak kabul görmektedir.
Ben bu argümanı neden reddettiğimi yukarda açıkladım. Binlerce yıl önce de mevcut olan bir eğilimin yalnız kapitalizmle açıklanması, tarihi bilmemekle özdeştir. Lenin benim hiç de şaşmadığım bir hata yapmış, tarihi kurcalamak zahmetine bile katlanmamıştır. Bence Lenin emperyalizmi tam olarak anlayabilmiş değildir. Lenin ayrıca emperyalizmin çeşitli şekil ve yüzlerini de bilmemektedir. Bir tür emperyalizmi kabul etmektedir. Bu görüş de yanlıştır. Bir ülkenin emperyalist olması için kapitalist olması diye bir koşul yoktur. Kapitalist bir ülke de elbette emperyalist olur, komünist bir ülke de.. Lenin’in görüşleri bu bağlamda yetersizdir..
HACI
Devam edecek...
lenin
Nov 26 2006, 08:13 PM
klavyenin tuşlarına yazık be kimse ilgilenmiyor işte yazdıklarınla
haci
Nov 26 2006, 08:14 PM
Sen dahil şimdiye kadar 61 kişi okumuş..
lenin
Nov 26 2006, 08:18 PM
ama ben dahil 3(üç) kişi cevap yazmış....
haci
Nov 26 2006, 08:20 PM
4(dört) kişi.. Sen dahil...
lenin
Nov 26 2006, 08:23 PM
ÖTÜKEN,HALLAC VE BEN....HALLAC İKİ KERE CVP YAZMIŞ SADECE.....AMA TAMAM OLSUN....
4 OLSUN.....
Darvinist
Nov 26 2006, 10:19 PM
Cevap sayısı 5'e çıksın diye değil, cevap vermek istediğimdem yazıyorum.
Bir tespitle başlamak istiyorum.
Emperyalizm, komünizm ve daha ne izm'ler varsa, üzerinde duygusal olmayan bir tartışmaya rastlamak zor. Hatta objektif ve araştırmacı bir üslupla olan yaklaşımlar dahi eninde sonunda ideolojist birileri tarafından tartışmaya daha kabul edilmeyor.
Bunu bu sefer sevgili arkadaşımız lenin yapmış.
Halbuki, eğer ortada bir fenomen varsa, bu fenomenin bir nedeni vardır. Hele bu fenomen bir çok insanı etkiliyorsa, üzerinde konuşmaya daha fazla sebep vardır.
Gelelim Hacı'nın konusuna.
Emperyalizm bence amaçtan daha fazla bir sonuçtur.
Bu görüşümü aşağıda açıklamaya çalışacağım.
Bir ülkenin sınırları içinde bile mikro bir emperiyalizm mevcuttur. Toplumun bir kesimi diğer kesim(ler)inden daha güçlü bir konumda olması, güçlü kesimin fiili egemenliğini beraberinde getirir. Güçlü kesim istmese dahi, karar mekanizmasının başında olduğu için, güçlü kesimin iradesi otomatikmen ön planda olur.
Ülkeler arası ilişkiler, ülke bazında toplumsal ilişkilerden sosyolojik olarak pek farklı değildir. Burada da yine toplumlar arası ilişkilerin, çıkarların, uzlaşmaların vs. bir şekilde ele alınması gereklidir. Biri mikro, öbürü makro ölçütlü ilişkilerdir. Çünkü sömürü, bir tarafta güçlü, öbür tarafta da zayıf bir kesimin olmasıyla ortaya çıkar ancak. Bu güçlü ve zayıf kesimin bir ülkenin sınırların içinde veya ülkeler arasında olması sadece boyutsal farktır, prensip olan farkı yoktur.
Dolaysıyla emperyalizm, bir ülkenin önce komşu ülkelerinden daha güçlü bir konuma gelmesiyle başlar. Bunun en iyi bir örneğini bugünkü Japonya'da görebiliyoruz. Bize uzak gelen ve bu yüzden pek aklımızda olmayan Japonya, 'Kaplan Ülkeleri' denilen Uzak Doğu'nun domine eden gücüdür. Halbuki kimse Japonya'nın 2. Dünya savaşından sonra uluslar arası bir askeri güç veya siyasi bir güç olma çabası olduğunu ciddi olarak öne süremez. Buna rağmen Japonya bir ekonomik emperyalist'tir. Elinde olmadan ve istemese dahi emperyalisttir.
Emperyalizm ancak son 100-200 yılda kapitalist emperyalizm olarak gözükmektedir. Oysa kelimenin asıl anlamıyla emperyalizm latince 'Impera' sözcüğünden türemiştir ve 'Hükmetmek' anlamındadır. İmparatorlukların hepsi de bu anlamda emperyalisttir, modern imparatorluklar da elbette.
Dünya topluluğu 'üretim topluluğu' gibi özdeksel kavramları tanımadan önce de emperyalist toplumlar vardı. Emperyalizm zaman zaman ideoloji, din gibi soyut kavramlar için olmuştur.
Büyümek, genişlemek ve çoğalmak insanın bir dürtüsüdür. Bu dürtü her insanda olduğu için bunun gereğini yapmayanlar, gereğini yapanlar tarafından boğulur, onun hegamonyası altında kalır.
Dolaysıyla, boğulmamak için genişlemek zorunludur ve bir rekabette mutlak surette birinin kaybedeceği için, boğulan da olacaktır.
Yine dolaysıyla, büyümek isteyen her zaman emperyalist olmak zorundadır. Ne için büyümek istediği önemli değildir. Burada geçerli primat, büyümek isteğinin kendisidir. Yani, kapitalist emperyalizm sadece günümüzün bir fenomenidir ve emperyalizmin asıl amacı ve sebebi değildir.
Arap emperyalizmi İslam döneminde başlamış ve hem dini yaymak ve dinin hükümlerine göre meşru olarak ganimet elde etmek amacıyla başlamış ve genişlemiştir. Din mi yoksa ganimet mi ön planda olmuştur kesin tayin edilemez fakat her ikisin de zaman zaman ön plana geçmiş olması muhtemeldir.
Osmanlı ise büyümek zorunda kalmıştır çünkü büyümeseydi etrafındaki başka güçlerin birinin hegomanyası altında kalacaktı. Büyümenin kendisi insan egosunu son derece tatmin ettiği içindir ki, bugün hala Osmanlı'nın genişlemesi ile onur ve gurur duyan Türkler var, hem de çok sayıda var.
Bugünün emperyalist güçlerini Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya olarak tayin edebiliriz.
Hindistan ve Çin bunların yanında emperyalist sayılamaz ve sayılmaya başladıkları an'da saydığım mevcut emperyalistlerden biri veya daha fazlası emperyalist gücünü kaybetmiş demektir.
ABD, Japonya ve AB bugün o kadar çok üretim yapıyorlar ki, bunları zorunlu olarak dış pazarlarda satması gerekiyor. Çünkü bunu yapamazsa kendi ülkesindeki refah düzeyini koruyamaz, küçülür. Üretimin gerektirdiği enerji ve hammadde ihityacı genellikle dış kaynaklardan karşılandığı için de, bu kaynakları teminat altına almak zorundadır yoksa yine kendi ülkesinin gücü tehlikeye düşer. Enerji ve hammadde dış kaynaklarını teminat altına almak ise, o kaynaklara kadar uzanabilecek kadar güç sahibi olmak demektir. Aynı kaynakların başında rekabet eden başka güçlerin olmasından dolayı da, dışarı uzanan bir de askeri güç gereklidir. Bu askeri güç kendi gücü olabilir fakat satın alınan bir askeri güç de olabilir. Birinci körfez savaşında ABD savaşı yapmıştır fakat Avrupa ve Japonya bu savaşa çek defteri ile destek vermiştir.
Avrupa'nın sömürgeci devri de yine aynı zaruriyetten olmuştur.
O zamanın Avrupa imparatorlukları, kraliyetleri komşu ve düşman ülkenin güçlü olmasına seyirci kalamazdı. İç kaynakların yeterli olmadığı için mecburen dış kaynaklar açmak gerekliydi.
Sovyetler Birliği'nin de bu açıdan emperyalist olduğu ortadadır. Fakat orada ki amaç, bir ideolojiyi dışarıya taşımaktı, eskiden dinlerin dışarıya taşınma amacı gibi. Bu esnada amaçlar her zaman rasyonel olmamıştır. Avrupa'nın Haçlı seferleri sonuçta Avrupa'ya hem maddi ve hem manevi zarar vermiştir, dinin çökmesinde önemli bir etken olmuştur. Dinin çökmesi bugünün açısından faydalıdır ama amaç o değildi. Anı şekilde ABD'nin Irak işgali rasyonel değildir, iedolojiktir ve irrasyonel bu karar ABD'ye büyük zararlar veriyor ve vermeye devam edecek.
Sadece ideolojik ve askeri gücün emperyalist olarak kalıcılığa yetmediğinin en iyi örneği yine Sovyetler Birliği'dir. Eğer Sovyetler Birliği'nin ekonomik ve refah düzeyi ABD kadar olsaydı emperyalist kalacaktı, kalmaya da mecbur olurdu.
Benzer örnekleri Roma ve daha önceki antik emperyalist güçler için de verebiliriz.
Bugüne geri gelecek olursak, hepimizin büyümesini istediğimiz Türkiye gerçekten büyüdüğü zaman önce bölgesel ve sonra daha geniş bir alan için emperyalist olacaktır. İç pazarın ihtiyacından fazla üreten her ülkenin olmaya mecbur olduğu gibi.
Aynı şekilde Türkiye'nin laik Kemalizm'i İslam ülkeleri için genellikle fakat komşu ülkeler için özellikle emperyalist bir tehlikedir. Laik Türkiye, Türkiye'nin kendi içinde yaşayan bir çok insan için dahi İslam'a tehlike olarak görülüyor. Din üzerine kurulmuş İslam ülkeleri için Kemalizm'in emperyalist bir tehlike olmasına şaşmamak lazım. Kemalizm ilkelerinin üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyet'i kendi halkının bir kısmı tarafından bile işgalci ve dayatmacı olarak, yani emperyalist olarak algılanmakta.
Emperyalizm, ideolojik ve/veya maddi alanda büyümenin getirdiği bir sonuçtur. Bir kaç yüzyıl sonra dev bir ekonomi olmuş Arnavutluk, o zamanın emperyalisti olacak ve herkes ona yüklenecek. Dünya toprakları harita çizgileri ile bölünmeye devam ettikçe bir taraf güçlü, bir taraf zayıf olacaktır. Güçlüler emperyalist olacaklar çünkü buna mecburdurlar, zayıflar ise emperyalizmden şikayetçi olacaklar.
Bir zamanlar Osmanlı güçlüydü ve emperyalisti idi. Bugün Osmanlı'nın takipcileri zayıf ve emperyalizmden ezilendir.
Emperyalizm bir zihniyet değildir. Her türlü büyümenin arkasından otomatikmen gelen bir fenomendir.
Sevgili Hacı,
emperyalizmin, büyümenin getirdiği bir zorunluluk olduğunu izah etmek için bir kaç ciltlik bir kitap gerekir aslında.
Burada sadece ana hatlarına değinebildim ve o bile yeterli olmuyor.
Fakat umarım kavgasız ve aşırı polemiksiz bir tartışmanın başlamasına katkısı olur.
Sevgiler
Darvinist
haci
Nov 26 2006, 10:40 PM
Sevgili Darvinist...
Senden birçok güzel yazı çıkmıştır.. En güzellerinden birinin bu yazı olduğuna inanıyorum. Belki de en güzeli ve mantıklısı.. Emperyalizmi kişisel düzeye indirmen de çok orijinal.. Çünkü makro düzenler, mikro düzenlerden oluşmuyor mu? İnsan doğasını emperyalizmle ifşa ediyor.
Çok teşekkürler..
Ben yazıma devam edeceğim.. Ama bu yazı gelecek yazılarıma da ışık tutacak..
Selam ve sevgiler..
HACI
haci
Nov 26 2006, 11:02 PM
YENİ EMPERYALİZM
1875-1914 yılları arasındaki dönem Yeni Emperyalizm dönemi olarak bilinir. Bu dönemde yeni emperyalist ülkeler türemiş ve militerizm yeni boyutlar kazanmıştır. Lenin emperyalizmi kapitalizmin son aşamasına bağlayan kuramını bu dönemi göz önüne alarak ortaya atmıştır. Bu dönemde emperyalist ülkelerle onların kolonileri yeryüzünün yüzde 85’in kapsayacak kadar geniş bir alana yayılmıştır. Emperyalist ülkeler kolonilerine (mandalarına) hükmetmek için çeşitli yöntemler denemişlerdir.
Koloniler, bir yanda yalnız onlara uygulanan büyük baskılar altında tutulurken, öte yanda o koloniye hükmeden ülkelerle özel ticari ilişkiler kurmaya ve borçlarını ödemeleri için bazı tavizler vermeye zorlanmışlardır. Bu dönemde o zaman kadar suyun başını bekleyen Büyük Britana, Portekiz, İspanya ve Rusya gibi güçlerin yanı sıra, Almanya, Amerika, Belçika, İtalya ve Japonya gibi aynı kaynağa ortak çıkmak isteyen yeni emperyalist güçler de sahneye çıkmışlardır.
Emperyalist ülkelerin paylaşmak istediği koloni sayısının bir sınırı olduğundan, bir süre sonra bu ülkeler arasında rekabet ve gergin bir atmosfer oluşmaya başlamıştır. Kolonilerin haritasi bir çok kereler yeniden çizilmiş ve daha küçük emperyalist güçler bu kolonilerde söz sahibi olmaya başlamışlardır. Bu arada emperyalist ülkeler arasında sürekli olarak mevcut menfaat çatışmaları, siyasi manevralara neden olmuştur. Bu manevralar arada bir sıcak çatışma ve savaşlara dönüşmüştür.
HACI
Devam edecek..
mamuli
Nov 26 2006, 11:43 PM
ALINTI
Yaw ben eskiden komünist olduğumu ve komünizmin bütün dümenlerini bildiğimi kaç kere itiraf ettim
Hayatta inanmam

ALINTI
Emperyalizm bir zihniyet değildir. Her türlü büyümenim arkasından otomatikmen gelen bir fenomendir.
Hayatta kabul etmem

Emperyalizmin büyümesi kanser hücreleri gibidir hiçbir zaman duramaz. Oysa normal hücreler bir yere kadar çoğaldıktan sonra çoğalmaya devam etmez. Komünizmdeki gibidir yani fazlasını istemez!
keh keh keh....
haci
Nov 26 2006, 11:45 PM
Mamuli yaw..
Sen de gerçekleri hemen reddediyorsun..
mamuli
Nov 26 2006, 11:55 PM
Hacı,
Emperyalizm kanser hücresi, Komünizm normal hücre benzetmesinin arkasındaki felsefenin doğru olduğunu düşünüyorum.
Zaten kapitalizmin sorunu bu açgözlülüğü değil mi? Yazınızda bu açgözlülüğü doğal bir olgu gibi gösteriyorsunuz oysa durum tam tersi.
haci
Nov 27 2006, 12:13 AM
Ben hiç bir şeyi doğal gibi göstermiyorum..
Olduğu gibi gösteriyorum.
Ne kabul ediyorum, ne de reddediyorum..
HACI
mamuli
Nov 27 2006, 12:21 AM
Ben de. Sadece olanı söyledim. Zaten bu olaylara nasıl baktığın ve nasıl bakmak istediğin ve yorumladığın ile ilgili birşey.
lenin
Nov 27 2006, 12:24 AM
ALINTI(haci @ Nov 27 2006, 12:13 AM)

Ben hiç bir şeyi doğal gibi göstermiyorum..
Olduğu gibi gösteriyorum.
Ne kabul ediyorum, ne de reddediyorum..
HACI
hacı...sen ateist misin.....agnostik misin....merak ettim de....
haci
Nov 27 2006, 12:27 AM
Emperyalizm insanın açgözlüğünün doğal bir gösterisidir.
Size Darvinist'in yukardaki yazısını okumanızı tavsiye ediyorum.
İnsanın davranışları iyi ve kötü olarak nitelendirilemez.
Hem iyidir, hem de kötü ve ikisi arasında her şeydir..
İnsan denen mahluk bir şey değildir. Onun kurduğu sistemler de tek bir şey olamaz..
HACI
haci
Nov 27 2006, 12:29 AM
Lenin bu soruyu sorman senin hakkındaki görüşlermi doğruluyor..
Sen yazılanları anlamıyorsun..
Benim quote ettiğin yazım ne hakkında?
Burada ne tartışılıyor?
Din mi tartışılıyor?
Din ise sen haklısın.. Ben ateist değilim..
Ama tartışılan konunun başlığına bakar mısın lütfen..
Out of context alma konuları benim aptal çocuğum.
Şimdi bunu hak ettin mi, etmedin mi?
HACI
lenin
Nov 27 2006, 12:35 AM
bu kadar kızma sadece soru sordum ya...
haci
Nov 27 2006, 12:40 AM
Soracak kadar şüpheli olmanın mantıklı bir nedeni yok..
Belli ki beni tahrik ediyorsun..
Değil mi?
HACI
lenin
Nov 27 2006, 12:43 AM
ama şüpheli olmalıyım........ne yapalım........benide böyle kabul et ne olur...
hem en büyük dostluklar kavgayla başlarmış.......
haci
Nov 27 2006, 12:59 AM
Arkadaş olabiliriz.. Zıt düşüncelerden çok ortak düşünceler değil midirler, arkadaşlığın temeli.. Her konuda aynı düşünülseydi, insanlar bir toplum oluşturamazlardı..
lenin
Nov 27 2006, 01:01 AM
ALINTI(haci @ Nov 27 2006, 12:59 AM)

Arkadaş olabiliriz.. Zıt düşüncelerden çok ortak düşünceler değil midirler, arkadaşlığın temeli.. Her konuda aynı düşünülseydi, insanlar bir toplum oluşturamazlardı..
evet katılıyorum sana veeeeeeeeeeeee arkadaşlardan bir alkış daha istiyorum.......
Darvinist
Nov 27 2006, 01:10 AM
Sevgili mamuli,
olgular objektif tanımlanması gereken fenomenlerdir. Her hangi bir ahlaki veya duygusal-sübjektif önkabul olmadan durum tespiti yapılmazsa, gerektiğinde çözümler de olmaz.
Ben emperyalizm'in nasıl oluştuğuna dair bir fikrimi öne sürdüm. Senin bunu kabul edip etmemen senin hakkındır fakat benim yapmaya çalıştığım gibi birazcık daha derince gerekçeler verseydin en azından kendi olası yanılgılarımı tanımakta yardımcı olurdu.
Oysa ben senin tepkinden anlama zorunda kaldığım, senin emperyalizm üzerinde bir saplantıda olduğun ve yazdıklarımı bu saplantının refleksi ile algıladığındır.
Koskoca bir toplumun bireylerinin ezici çoğunluğu ile birlikte başka toplumları nasıl yıkarız, nasıl parçalarız, nasıl telef ederiz diye sabah akşam düşündükleri savı çok popüler ama hiç gerçekçi değildir. Bunlar, komplo teorileri için iyi malzemedir ama hiç bir zaman ve hiç bir yerde bir tek çözüm getirmemiştir. Çünkü sığ düşünce ve bilgisizliğin eserleridir. Bazen de pratik düşünce üretimine dönüştürülmeyen bilgidir.
Bugün ellerinden gelse bir çırpıda Avrupa Birliği'ni, ABD'yi haritadan sıyırmak isteyen Türkler var.
Bunu neden istiyorlar acaba?
Hazır cevap: Çünkü onlar bizi ezmek, bölmek, yok etmek vb. istiyorlar.
Bunların hepsi doğru olabilir ve eğer onların ereksel çıkarları bunu gerektiyorsa yaparlar da. Ama önce çıkar gelir ve sonra bu çıkarlardan çıkan emperyalizm gelir. Çıkarlar emperyalizm getirir, tersi değil.
Aynı yaklaşımı Osmanlı gösterdi. Ne zaman çıkarlarını koruyabilecek kadar akıl üretemedi, o zaman çökmeye başladı. Ama o zamanda Avrupalı, Osmanlı için 'bizi bölmek istiyor, helak etmek istiyor' diyordu. Osmanl'nın çöküşü, işgalci saldırılardan savunma savaşlarına geçtiği andan itibaren başlamıştır. Emperyalist olmayı, değişen Dünya koşullarında beceremediği için çökmüştür.
Emperyalizm, çökmemek çabasının bir zorunluğudur. Kendi başına hiç bir değer teşkil etmez.
Günün birinde Türkiye bütün Dünya'ya ürün satmayı başardığında bir çok ülke bize emperyalist diyecektir. Çünkü bizim satacağımız her bir fazla ürün, başkasının satamadığı ve elinde kalan bir ürün olacaktır. Biz kendimiz için 'sadece çıkarlarımızı koruyoruz' diyeceğiz ama başkaları bize emperyalist diyecek.
Bu konuda farklı fikirleri ele alabilmek için kendine bira daha fazla cesaret telkin etmeni salık veririm.
Son olarak, bu ve öbür yazımda hiç bir olgunun ahlaki boyutlarına değinmedim çünkü sadece analiz yapmaya çalıştım. Eğer emperyalizim ve oluşum sebeplerinin ahlakilik yönünü ele almak istiyorsan bunun için ayrı fakat salt felsefi bir başlık açabilirisin. O zaman da diyeceklerim olacaktır.
Sevgiler
Darvinist
mamuli
Nov 27 2006, 01:16 AM
ALINTI
Emperyalizm insanın açgözlüğünün doğal bir gösterisidir.
Açgözlülük nedir?
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanlar bir alt basamaktaki ihtiyaçlarını giderdikten sonra bir üste basamaktaki ihtiyaca doğru yönelir.
1. Fizyolojik İhtiyaçlar: Açlik, susuzluk, cinsellik, dinlenmek
2. Güven İhtiyaçlari: İs güvenliği, isini kaybetmemenin verdigi rahatlik, gelecek garantisi
3. Sosyal Ihtiyaçlar: Sevme, sevilmek, saygi görmek, bir gruba ait olma hissi
4. Benlik ihtiyaçlar: Özgüven, ego, ilgi, takdir görmek
5. Kendini gerçekleştirme: Hayallerin gerçek olmasi, kendi kendine karar verme yetisi
Bir insan için doğal olan bu süreç içinde en alttaki basamaktan en üste doğru çıkmaktır. En üst basamakta ise kendini gerçekleştirme, -senin daha önceki yazılarında belirttiğin gibi- ruhunun ölümsüzlüğü aşaması var. Yok olacak bir varlık için sonsuzluğa uzanacak bir eser bırakmak herhalde en büyük aşamadır ve ötesi yine kendini aşmadır.
Peki cinsel başarısızlığını partnerini öldürerek gidermeye çalışan bir sapık (Discovery channelde böyle adamları gösteriyordu). İhtiyaçlarını gerçekten gideremediği için her cinsel ilişki bir cinayetle sonuçlanıyor. Bu insan ihtiyaçlar hiyerarşisinde her zaman ilk basamakta kalıyor.
Karşılanamamış ihtiyaçlar. İşte açgözlülüğün, doymak bilmeyen açlığın sebebi bu. Açgözlü biri, gerçek ihtiyaçlarını karşılayamaz ve bu nedenle açgözlülüğü devam eder. Gerçek ihtiyaçlarını karşılayamamasının sebebi ise ihtiyacının ne olduğunu bilmemesi, kendisine yabancı olmasıdır.
Emperyalizmin, kapitalizmin temel problemlerinden biri de budur. Üretim/yaratım sürecine "yabancı" olan kapitalist için bu ilişkiler içerisinde herhangibir ihtiyacını karşılaması sözkonusu değildir. Bu kapitalist üretim ilişkilerinde, kapitalizmin hastalıklı yüzü üretim sürecine de yansımakta, üretici güçler de üretim araçları ve üretimin sonucunda ortaya çıkan değer üzerinde söz sahibi olmadıkları için yabancılaşmaktadırlar.
Sakat üretim ilişkileri içerisinde, sakat bir şekilde yaşamak zorunda kalan insanlara dönüp baktığımızda kendini açgözlülük olarak ortaya koyan temelinde yabacılaşma olan bir tabloyu görüyor ve bu tablonun temellerine inmeden
ALINTI
Emperyalizm insanın açgözlüğünün doğal bir gösterisidir.
gibi sonuçlara
ALINTI
Ben hiç bir şeyi doğal gibi göstermiyorum..
Olduğu gibi gösteriyorum.
Ne kabul ediyorum, ne de reddediyorum..
diyerek ulaşıyoruz...

Ben de keh keh keh diye gülüyorum tabi...
mamuli
Nov 27 2006, 01:29 AM
Darvinist,
ALINTI
Osmanl'nın çöküşü, işgalci saldırılardan savunma savaşlarına geçtiği andan itibaren başlamıştır. Emperyalist olmayı, değişen Dünya koşullarında beceremediği için çökmüştür.
Bu cümle yanılgı içinde olduğunu en açık şekilde gösteriyor. Osmanlı emperyalisttir. Zaten o yüzden Osmanlı İmparatorluğu (Ottoman Empire) olarak anılıyor

Boyunduruk altına almadığı, sömürmediği halk kalmamış. Amerika'yı bile haraca bağlamış.
Osmanlı'nın çöüküşünün sebebi, feodalizme göre daha ilerici olan burjuva sınıfının olmamasıdır ve çöküşü, Avrupa'daki burjuvazi'nin yükselişiyle başlamıştır.
Konuyu daha detaylı ele alırız. Bu günlük benden bu kadar.
Darvinist
Nov 27 2006, 02:26 AM
mamuli,
aramızda sadece semantik bir fark var. İçerikte hiç farkımız yok.
Elbette Osmalı emperyalistti. Yazılarımda bunu açıkça söylüyorum zaten.
Ama ayrıntı şurada:
Emperyalist olmak için emperyalist olunmaz, Osmanlı da olmadı. Büyüklüğün ve bu anlamda ilerleme, emperyalizmi getirir, emperyalizm ilerleme getirmez. Yani, emperyalizm doğandır, doğuran değil.
Osmanlı kendi içinde genilemeye yönelik bir burjuvazi oluşturmamış, ki genişlemenin o zamanki koşulu bu idi, çökmeye başlamıştır. Genişlemeden durağanlığa ve oradan da çökmeye başlayışla emperyalist özelliğini de kaybetmiştir.
Emperyalizmin büyümenin bir sonucu olduğuna ve sebei olmadığına dair tezim bu örnekle çok iyi analtılıyor.
Çünkü tersi koşul da yerinde: Büyüme durunca ve kaybolunca emperyalist güç de durdu ve kayboldu.
mamuli
Nov 27 2006, 08:56 AM
Sevgili darvinist,
Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar tartışmasına döndük

Elbette tavuk yumurtadan çıkar

Emperyalizm bir sonuçtur ve aslolan artı değer, yani insanın kendi hayatını idame ettirebilmesinin üzerinde üretebilme bilgi ve becerisidir. İlerleme emperyalizmi getirir düşüncesi yanlıştır. Temelde aynı şeyleri söylemiyoruz, farklı şeyler söylüyoruz; bunu daha iyi açıklamak için tarihimizin çok daha eski dönemlerine, Anadolu'daki ilk imparatorluk dönemine yani Hititler öncesine ve sonrasına bakmak istiyorum.
Hititler Anadolu'da boy göstermeden önce yaklaşık 3000 yıl süren bir kültür dönemi sözkonusudur ki bu da MÖ 5000 ila MÖ 2000 yıllarına denk düşmektedir. Bu dönemde yıkıcı savaşların, yangınların izlerine rastlanmaz. Kültür kesintisiz bir şeklide Anadolu'nun içlerinden kafkasya'ya kadar yayılmıştır.
Yaklaşık 3000 yıllık barış dönemi, yerini Kafkasya'dan başlayarak zaman içinde Anadolu'nun içlerine doğru dalga dalga ilerleyen bir harabe dönemine bırakmıştır. Hitit imparatorluğu bu dönemlerde kurulmuştur ve Anadolu'nun -bilinen- ilk talanıdır.
Kültürel, düşünsel ve teknik anlamda Anadolu'nun yerli halkının Hitit'lerden çok daha ileri olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Eğer dediğin gibi emperyalizm ilerlemenin bir sonucu olsa idi, bu ilerlemeyi sağlayanlar 3000 yıl Hititler gibi Anadolu'yu talan edecek bir topluluğu beklemezler kendileri talana başlardı, ve hatta, Anadolu'dakilerin gidip başka yerleri talan etmeleri gerekirdi. Oysa durum tam tersidir.
Bu örnek çok açık bir şekilde emperyalizmin, ilerlemenin bir sonucu değil, artı değere el koyma amacının bir sonucu olduğunu gösteriyor.
Tarihe halamın şeyi olsa amcam olurdu mantığıyla yaklaşmanın yanlışlığı açıktır. Bu süreç doğalmıydı değilmiydi şeklinde bir tartışmaya girmenin bir anlamı yok. Konuya, emperyalizmin ilerlemenin doğal süreci olup olmadığı açısından bakarsak, emperyalistlerin sürece zenginliğe el koyma aşamasında katıldığını görüyoruz.
Bir kavramı daha tartışmaya açmamız gerektiğini düşünüyorum;
Doğada olan herşey doğal mıdır?Yani emperyalizm doğada vardır. Bu onun doğal olduğunu gösterir mi?
(Ağlarımı attım. Rastgele diyorum. Akşama ağları çekerken göreceğiz, ağımıza takılan balık olmuş mu..

)
haci
Nov 27 2006, 01:43 PM
Bir şey insanın doğasında varsa, o doğaldır..
Darvinist
Nov 27 2006, 03:10 PM
Sevgili mamuli,
konu üzerinde düşünerek yazdığının farkındayım, memnuniyetle karşılıyorum.
Galiba, eperyalizm'in tavır olarak yansıyan şeklini tartışmayacak kadar mutabık olabiliriz. Başka ve başkalarının toprakları ve/veya iradesi üzerinde kısmi veya bütün bir hüküm sahibi olmak.
Mutabık olamadığımız nokta bu tavrın bir sebep mi, yoksa bir sonuç mu olması üzerindedir.
Vermiş olduğun Hititler örneğinin üzerinde çok fazla durmayacağım çünkü spekülasyon yapmaya gerek yok. Ancak, bu örneğe benzeyen daha çok örnekler de var. Benzer bir örneği Hunlar'ın Avrupa'ya kadar uzanan saldırıları ve fetihleridir, veya vandallar örneği.
Anlaşamadığımız nokta, her saldırı ve fetih emperyalizm değildir. Birilerinin malını mülükne göz dikerek ve salt talan amacıyla yapılan saldırı boyutları büyük ama basit bir gasp olayıdır, hırsızlıktır, soygundur. Fakat kesinlikle emperyalizm değildir.
Emperyalizm sadece askeri saldırıyla gerçekleşmez, askeri saldırı emperyalizm'in araçlarından sadece bir tanesidir ama mutlak surette şart ve amaç değildir. Emperyalizm savaş demek de değildir.
Senin vermiş olduğun Hititler örneği tam bir emperyalizm örneğidir. Fakat Hititlerin değil, sonra talan edilen Anadolu'nun emperyalizmidir. Onlar fikir ve kültürünü başka toplumlara ulaştırmış ve bununla beraber bir fikir ve kültür egemenliğine ulaşmış. Savaşı araç olarak kullanmaya gerek kılmayacak şartlar ile fikir imparatorluğunu kurmuş, yaymış. Egemenliktir emperyalizm'i oluşturan; savaş ve talan değil. Onun için Hun'lar ve Vandal'lar emperyalist değil, güçlü ama sonuçta basit çapulcular idi.
Emperyalist olabilmek için uzun vadeli strateji ve siyasi oluşumları yaratmak veya kontrolü altına almak gerekir ve böylece uzun süreli kendi ülke ve/veya toplum çıkarlarını güvence altına almaktır. Buradaki amaç da bu dur zaten: Kendi ülke çıkarlarını korumak, emperyalizm de bunun için bir araçtır. Emperyalist olmanın ilk koşulu önce bir ülkeye, işleyen bir siyasi sisteme, organize olmuş/edilmiş bir toplum yapısına, yani kültüre ve düşünce üreten bir elit kesime sahip olmaktır.
Bunlar olmadan başka toprakları fetheden güçler gelip geçmiştir ama kalıcı olmamışlardır. Hunlar soygunlarını yaptılar, şehirleri talan ettiler ve buldukları hazineleri alıp gittiler. Ama sonuçta sözde değer fikir ve kültür birikimi yaymamışlardır, işgal ettikleri toprakların halkına kendi çıkarlarını (Hunların) muhafaza edecek strateji geliştirmemişler.
Sanırım, sen ve ben ayrı ve farklı emperyalizm tanımlarından yola çıkıyoruz.
Fakat emperyalizm bir toplumun veya toplumdaki güç odaklarının egolarını gidermek için yapılan basit bir askeri saldırı değildir.
Darvinist
haci
Nov 27 2006, 04:00 PM
Sevgili Darvinist...
Çok güzel bir noktaya daha temas etmişsin. Tartışılan konuların ahlaki boyutu kavramına değinmişsin..
Bu tartışmalara yakıt sağlayark onları ısıtıan ilginç bir durum. Bir olgu hakkında yorum yaparken ve hiç bir zaman akla gelmemişken, olgunun moral ve ahlaksal yönü de gündeme geliyor. Emperyalizmi objektif olarak tanımlarken onun moral yönüne değinmemeye çalışıyoruz. Çünkü o zaman konuyu tartışmak tümüyle olanaksız olacak. Düşünebiliyor musunuz ki bir ülke diğerine saldırıyor.. Kadın ve çocukları öldürüyor ve eline ne geçiyorsa çalıyor, çırpıyor. Bu da emperyalizmin bir parçası. Esas temeli değil. Çünkü emperyalist ülke etkinliğinden bir çırpıda vazgeçmiyor. Oraya yerleşiyor ve ülkeyi idare ediyor. Kendisine bağımlı kılıyor ve onunla ticaret yapıyor.
Emperyalizm insanın doğasına çok uygun.. İnsanlar öyle değiller mi? Komşuyu korkutarak onun olanaklarına sahip olmak çok eski bir bireysel emperyalizmdir ve bizim kültürümüzde vardır. Hemen her mahallede bir kabadayı vardı benim çocukluğum zamanında Adana'da.. Bizim mahallede bir aile vardı. Adana'nın bazı semtlerini haraca bağlayan bir Asfalt Rıza vardı.. Mahallelerinden geçerken haraç vermek zorunda olduğun diğerleri vardı. Bu minyatür bir emperyalizm değil midir?
Bence Hititleri emperyalist olmakla suçlamak yanlıştır. Nedeni ise Hititlerin gerçekten üstün bir kültüre sahip olmaları. Anadolu'dan başka yere yayılmamıştır Hititler ve kendilerini zorla kimseye empoze etmemişlerdir. Mısırla savaşmışlardır. Asurlularla da savaşmışlardır. Asıl emperyalist olanlar Asurlullardır. İlginç olarak İran bile emperyalist olarak kabul edilmez. Ama Yunan emperyalisttir.. Ama bütün bu ülkeleri bir tür emperyalist kabul etmek neyi değiştirecektir. İnsanın doğası emperyalizme yansımaktadır. Mikro düzende insanın emperyalist doğası, makro düzene yansımaktadır. Ben Hitit kültür ve uygarlığını Anadolu kültür ve uygarlığından soyutlamıyorum. Bu hem Anadolu halkına, hem de Hititlere haksızlık olur. Son derece sevdiğim ve tarihini yakından incelediğim bir uygarlıktır Hititler.. Onu Anadolu uygarlığından soyutlamak Anadolu uyglarlığını bilmemek demektir. Hititler bir anda Anadolunun bağrından çıkmışlar ve Batı'dan gelen vahiş bir kavmin saldırısına uğrayarak önce zayıflamışlar ve 500 içinde de yok okup gitmişlerdir. Yasalarına hala hürmet ederim. Mantıklı ve akılcı yasaları vardır..
Emperyalizmi ayrı ve olağanüstü bir kategoride incelemek doğru değildir. Tümüyle insansal bir durumdur ve ne bir rejimi ne de ekonomik sistemi suçlamak mantıklıdır. Komünistler de emperyalist olabilir, teokratlar da.. Çünkü emperyalizm insan halidir..
Selamlar..
HACI
vlad
Nov 27 2006, 04:03 PM
ALINTI(mamuli @ Nov 27 2006, 01:16 AM)

Açgözlülük nedir?
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre insanlar bir alt basamaktaki ihtiyaçlarını giderdikten sonra bir üste basamaktaki ihtiyaca doğru yönelir.
1. Fizyolojik İhtiyaçlar: Açlik, susuzluk, cinsellik, dinlenmek
2. Güven İhtiyaçlari: İs güvenliği, isini kaybetmemenin verdigi rahatlik, gelecek garantisi
3. Sosyal Ihtiyaçlar: Sevme, sevilmek, saygi görmek, bir gruba ait olma hissi
4. Benlik ihtiyaçlar: Özgüven, ego, ilgi, takdir görmek
5. Kendini gerçekleştirme: Hayallerin gerçek olmasi, kendi kendine karar verme yetisi
Bir insan için doğal olan bu süreç içinde en alttaki basamaktan en üste doğru çıkmaktır. En üst basamakta ise kendini gerçekleştirme, -senin daha önceki yazılarında belirttiğin gibi- ruhunun ölümsüzlüğü aşaması var. Yok olacak bir varlık için sonsuzluğa uzanacak bir eser bırakmak herhalde en büyük aşamadır ve ötesi yine kendini aşmadır.
Peki cinsel başarısızlığını partnerini öldürerek gidermeye çalışan bir sapık (Discovery channelde böyle adamları gösteriyordu). İhtiyaçlarını gerçekten gideremediği için her cinsel ilişki bir cinayetle sonuçlanıyor. Bu insan ihtiyaçlar hiyerarşisinde her zaman ilk basamakta kalıyor.
Karşılanamamış ihtiyaçlar. İşte açgözlülüğün, doymak bilmeyen açlığın sebebi bu. Açgözlü biri, gerçek ihtiyaçlarını karşılayamaz ve bu nedenle açgözlülüğü devam eder. Gerçek ihtiyaçlarını karşılayamamasının sebebi ise ihtiyacının ne olduğunu bilmemesi, kendisine yabancı olmasıdır.
Emperyalizmin, kapitalizmin temel problemlerinden biri de budur. Üretim/yaratım sürecine "yabancı" olan kapitalist için bu ilişkiler içerisinde herhangibir ihtiyacını karşılaması sözkonusu değildir. Bu kapitalist üretim ilişkilerinde, kapitalizmin hastalıklı yüzü üretim sürecine de yansımakta, üretici güçler de üretim araçları ve üretimin sonucunda ortaya çıkan değer üzerinde söz sahibi olmadıkları için yabancılaşmaktadırlar.
Sakat üretim ilişkileri içerisinde, sakat bir şekilde yaşamak zorunda kalan insanlara dönüp baktığımızda kendini açgözlülük olarak ortaya koyan temelinde yabacılaşma olan bir tabloyu görüyor ve bu tablonun temellerine inmeden
gibi sonuçlara
diyerek ulaşıyoruz...

Ben de keh keh keh diye gülüyorum tabi...
Sevgili mamuli, maslov'un bu piramidi bir olguyu açıklamaya çalışan teoridir. İnsan davranışları hiçbir zaman bu kadar mekanik değildir. Maslov'un piramidinde bile olay söylediğin kadar mekanik değildir. Karnını doyurma ihtiyacı bile kültürden kültüre, insandan insana yüzlerce parametre alabilir. Bir somun ekmek yiyen karnını doymuş ve ihtiyacını karşılamış kabul ederken, bir diğeri ekmekle birlikte peynir yememişse ihtiyacını karşılamış olarak hissetmez. Bir başkası ekmek-peynir yanına bir kadehte şarap ister ancak o zaman ihtiyacı karşlıanmış olur.
Demek istediğim piramit içinde bile birinci basamaktan sonuncuya doğru statik bir akım mevcut değildir. Bu şematik bir gösterimdir sadece, insan ihtiyaç ve davranışlarını kağıt üzerinde derli toplu görmeye yarar. Ancak muhtemelen dünya üzerinde bu şemadaki hiyerarşiyi adım adım takip etmiş tek bir örnek bulamazsınız.
Bu bağlamda örneğini vermiş olduğunuz cinsel başarısızlık, şablonun üzerine koyunca belki yerli yerinde durabilir ama sokağa çıkıp bir insanın üzerine koyarsanız uymayacağını görürsünüz. Nedeni, bahsettiğim insan hayatındaki dinamik örüntülerdir.
Açgözlülük, hırs, başarı ihtiyacı gibi kavramlar psikolojik ögeler içerdikleri kadar belki bundan çok daha fazla sosyolojik ögeler içerir. Bir batılı ile bir doğulunun hırs yada açgözlülükten anladığı aynı değildir mesela.
Maslov'un şablonunu alıp budist rahiplere uygulamaya kalkarsanız mesela, şablonu ters tutmak zorunda kalırsınız

Peki şablon yanlış mıdır demek istiyorum, hayır elbette değildir. İnsana ilişkin davranış kalıplarını ve sosyal ilişkileri açıklamakta bir araçtır ancak elinizdeki tek araç olmamalıdır.
Her zaman dediğim gibi, insan doğası, yaşantısı, insan ilişkileri hiçbir zaman tek bir teori yada kuramla açıklanamaz. Bunu beklemek insana haksızlıktır (size söylemiyorum). Bu gerçekleşmesi demek, insanlığın sonu demektir zaten.
İnsan doğasına atfedeceğiniz her türlü sosyal ve psikolojik öğeler, aç gözlülük, hırs, başarı ihtiyacı vs.. vs.. gibi kavramların hiç birisi genel geçer olmayacaktır.
İnsan ihtiyacını en iyi şekilde karşılayan ve bunu sürdürebilen bir sistem yoktur, olmayacaktırda.
Yukarıda yazdıklarımın dışında, aşağıdaki paragrafınızı eleştirmek istiyorum
ALINTI
Karşılanamamış ihtiyaçlar. İşte açgözlülüğün, doymak bilmeyen açlığın sebebi bu. Açgözlü biri, gerçek ihtiyaçlarını karşılayamaz ve bu nedenle açgözlülüğü devam eder. Gerçek ihtiyaçlarını karşılayamamasının sebebi ise ihtiyacının ne olduğunu bilmemesi, kendisine yabancı olmasıdır.
Tamamen yanıldığınızı düşünüyorum.
İnsanların ihtiyacını karşılayabilmek gibi bir durum söz konusu değildir.
Belirli bir ihtiyacı belirli bir düzeyde karşılarsınız. Bu mümkündür. Karşıladığınız anda da çıtayı biraz daha yukarı koymuş olursunuz.
Bir insanın açlığını bir somun ekmekle karşıladığınızda, bir dahaki sefere bir somun ekmek yeterli olmayacaktır. İnsanın ihtiyaçlarını karşılayamamasının sebebi ihtiyacının ne olduğunu bilmemesi, kendisine yabancı olması değildir. Bu çok büyük bir iddadır. Bir başkasının ihtiyacının ne olduğunu, "ancak o bir başkası" bilebilir. Siz yada ben değil

Sevgiler,
Vlad.
haci
Nov 27 2006, 04:36 PM
Ben emperyalizmi tartışmaya devam ediyorum..
YENİ MİLİTARİZM…
Emperyalist ülkeler kendi çıkarlarını ve kolonilerini korumak için yeni silahlara ve savaş gemilerine gereksinimleri olduğunu anlamakta gecikmemişler ve hızla silahlanmışlarıdr. Savaş gemileri yeninden tasarımlanmış, buhar gücünü kullanan zırhlı gemiler ve onların zırhlarını delecek yeni silahlar (torpidolar ve ağır toplar) yapılmıştır. Yeni emperyalizm Yeni militarizmle birlikte yeni savaşların ve kanlı mücadelelerin nedenidir. Örneğin Afrika’yı bölüşmeyi amaçlayan savaşlar, Güney Afrika Savaşı (Boer savaşı), Çin-Japon savaşı, İspanya-Amerika savaşı, Rusya-Japonya savaşı bunları bazılarıdır.
Bunların en ilginci Rus-Japon savaşıdır. Rusya donanmasını Atlas okyanusu üzerinden, Afrika’nın güneyinden, Hint okyanusundan geçirerek Pasifik Okyanusuna ulaşmış ve orada bu donanma kendilerini beklemekte olan Japon donanması tarafından yok edilmiştir. Yani bu romantik bir devirdir.. İnsan mantığından çok hisleri ile hareket eden bir yaratık olduğunu kanıtlamaktadır. Emperyalist güçler bile mantıkları ile değil, hisleri ile hareket etmektedirler..
Ülkeler çoğu kere yeni koloniler kazanmak veya mevcut kolonilerini savunmak amacı ile birbirleri ile savaşmaya başlamışlardır. Örneğin İspanya-Amerika savaşının sonuda bütün Karayip adaları ve Orta Amerika İspanya’dan Amerika’nın hegamonyasına geçmiştir. Amerika birden Karayip bölgesinin dominan gücü haline gelmiştir. Bu deniz sayesinde Güney Amerika ülkeleri ABD’nin etki alanına girmişlerdir. Hızını alamayan Amerika Pasifik okyanusundaki ticareti koruma adına, Filipinlerde de hak iddia etmiş ve 1898 yılında Hawai’yi topraklarına katmıştır.
HACI
Devam edecek..
mamuli
Nov 27 2006, 04:49 PM
Maslow'un şablonu bir genellemedir ve her genellemede olduğu gibi içinde hataları barındırır. Bununla birlikte bu tür şablonlar konuyu kavramamıza yardımcı olur. Bu açılardan bakıldığında Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi başarılı bir kategori sunmakta pek çok konuyu kavramamıza yardımcı olmaktadır.
Tamamen yanıldığımı söylediğiniz konuda "tamamen yanılmamış" olduğumu düşünüyorum. Sosyal bilimler uzmanlık alanım olmamakla birlikte, ihtiyaçlarını bilinç düzeyine çıkaramamış insanların sağlıksız saldırganlık, açgözlülük ve hırslr sergilediklerini düşünüyorum.
Diyalektikteki nicel birikimlerin nitel dönüşümlere yol açtığı ilkesini de göz önüne alırsak, çıtayı yukarı çıkardıkça nitelik olarak değiştiğini de göreceksiniz..
Bugün bir somun ile başlayan ihtiyaçlar, sonunda bir yemek zevkine bir estetik anlayışa ulaşabilir, ulaşmaması da olasıdır elbette ama genelde ulaşır

Ben insanların ihtiyacının ne olduğunu belirleme amacını taşımıyorum. Tam tersine, açgözlülüğün sebebinin karşılanmamış ihtiyaçlar olduğunu söylüyorum.
vlad
Nov 27 2006, 05:29 PM
ALINTI
Maslow'un şablonu bir genellemedir ve her genellemede olduğu gibi içinde hataları barındırır. Bununla birlikte bu tür şablonlar konuyu kavramamıza yardımcı olur. Bu açılardan bakıldığında Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi başarılı bir kategori sunmakta pek çok konuyu kavramamıza yardımcı olmaktadır.
Sevgili mamuli, aslında maslov'un şablonu hata barındırmaz. Belirttiğin gibi bir çok konuyu daha kolay anlaşılır hale getirmek üzere başarılı bir şekilde model olarak kullanılır. Ama insan davranışları ve insana ilişkin konular söz konusu olduğunda tek bir açıklama ile hiçbir zaman yeterli olmayacaktır. Aslında eleştirdiğimi söylediğim yere kadar sizi eleştirmiyordum. Konuyla ilgili bilgi vermeye çalışıyordum, yazdıklarımın tamamı sizin yazınıza bir eleştiri değildir.
ALINTI
Tamamen yanıldığımı söylediğiniz konuda "tamamen yanılmamış" olduğumu düşünüyorum. Sosyal bilimler uzmanlık alanım olmamakla birlikte, ihtiyaçlarını bilinç düzeyine çıkaramamış insanların sağlıksız saldırganlık, açgözlülük ve hırslr sergilediklerini düşünüyorum.
Kastettiğim yanılgı zaten uzmanlık ile ilgili bir konuda değil sevgili mamuli, söylediğiniz yine doğrudur. Bir insan "ihtiyaçlarını doğru ve düzgün değerlendiremiyor ise" bahsettiğiniz ve olumsuz olarak nitelendirilebilecek davranış kalıpları ortaya çıkabilir. Ama çok ince bir çizgi var, diyoruz ki "eğer değerlendiremiyorlar ise" söylediklerimiz doğrudur. Sorun zaten değerlendirip değerlendirmediklerine karar verme güçlüğüdür. Temel ve kabul görmüş bir yaklaşım olarak bir insan size sorun olarak ne getiriyorsa onu sorun olarak kabul etmek zorundasınız. Çok absürd gelebilecek bir sorunda olabilir bu. Gençlerle çalışıyorsunuz farzedelim, çeşitli sorunlarından size bahsediyorlar, kimisi farzedelim çok baskıcı olan ailesini sorun olarak size getiriyor, kimisi kendisini döven babasını, kimisi kendisine yapılan cinsel tacizi, kimisi ise babasının modelini yükseltmek istemediği arabasını... Şimdi diğerleri ile kıyasladığınızda bu bir sorun değilmiş gibi görünüyor, milletin bunca derdi varken adamın derdine bak demek geçiyor içinden. İşte bunu yapamıyorsunuz malesef. Çünkü bu sorun o gencin hayatında, onun yaşantısı içerisinde bir sorun. Algılaması bakımından onun için diğerlerinden bir farkı yok..
Demek istediğim yelpaze o kadar geniş bir yelpaze ki, bir grubun, bir toplumun sorunu şudur işte çözümü de budur diyerek tek bir model getirip koyarsanız, tek bir yol sunarsanız daha büyük sorunlar yaratırsınız.
Peki alternatifi nedir diyecek olursanız bana size birşey söyleyemem, bence alternatif bireyi hem bireysel hemde toplumsal yönleri ile ele alan karma bir sistem olabilir ancak.
ALINTI
Diyalektikteki nicel birikimlerin nitel dönüşümlere yol açtığı ilkesini de göz önüne alırsak, çıtayı yukarı çıkardıkça nitelik olarak değiştiğini de göreceksiniz..
Tabii ki nitelik olarak da değişecektir, ama yine yukarıya doğru. Mesela birincil ihtiyaçları belirli bir düzeyde tam ve eksiksiz karşılarsanız, (örneğimdeki somunla) bir daha ki sefere artık somumun yanına bir dilim peynir ve bir kadeh de şarap koymalısınız. Bir süre sonra o da yetmez, yani belirli bir düzeyde denge seviyesine geldiğinizi düşündüğünüz anda yeni ihtiyaçlar doğurmuş olduğunuzu görürsünüz. Gökkuşağını yakalaya çalışmak gibidir bu durum.
ALINTI
Bugün bir somun ile başlayan ihtiyaçlar, sonunda bir yemek zevkine bir estetik anlayışa ulaşabilir, ulaşmaması da olasıdır elbette ama genelde ulaşır

Kesinlikle, buna katılmamak elde değil. Ancak şu konuda farklı düşünüyoruz belkide, ben son nokta diye bir yer olmayacaktır fikrindeyim. Estetik bir boyut kazandığında bu ihtiyaç, ortadan kalkmış yada karşılanmış olmayacak. Estetik boyutta ilerlemesini sürdürecek.
ALINTI
Ben insanların ihtiyacının ne olduğunu belirleme amacını taşımıyorum. Tam tersine, açgözlülüğün sebebinin karşılanmamış ihtiyaçlar olduğunu söylüyorum.
Bu biraz da yorum ve bakış farklılığı. Eğer ihtiyaçların sınırsız, kaynakların sınırlı olduğunu kabul ediyorsak bende diyebilirim ki, tam tersine karşılanan her ihtiyaç bir yenisini doğuracağı için açgözlülüğün sebebidir. Açgözlülüğü doğuran şey sistemler değil, sistemleri doğuran şey aç gözlülüktür

hacının konusundan gittikçe uzaklaşıyor gibiyiz başka bir topik altında belki bu konu ayrıca tartışılabilir. İhtiyaçlarımız ve çeşitli yönetim sistemleri arasındaki bağ şeklinde.
Sevgiler,
Vlad.
Bolsevik1917
Nov 27 2006, 07:22 PM
selam yoldaslar ben onurt cok uzun bir süreden beri oldukcada olumlu degisimler gecirerek tekrar foruma geldim.Gercekten gerek kapitalist üretim tarzi ve karsilikli iliski bicmini(meta üretimi ve sermaye düzenini)savunan liberallerle(basta hacı olmak üzere turkateist ve digerleri)benim gibi marksist-leninist egilimli fakat teorik olgunlugunu tamamlayamamis arkadaslarin varligi ve emperyalizm üzerine yeterli bilgi düzeyinin olmamasi hacının leninin emperyalizm teorisine karsi saldirisini müslümanlarin evrim kuramina yaptiklari saldiriya benzetiyorum.Tartismanin oldukca düzeyli bir bicimde gecmesini dileyerek bende artik kapitalizmin cürümüslügü asalakligi ve kokusmuslugunu komunizmin ise bir devlet yada rejim değil sadece emegin yeni bir örgütlenmesi ve yeni bir üretim tarzi oldugunu aciklayacağiz.Olabildigince marxin ekonomi politiğini aciklamaga cabalayacagim.
Ülkemizde ve yabanci liberal basinda ne yazikki marksizm leninizm yalnış tanitilmakta Ml klasiklerin acikladigi nazariyelerle sovyet tarzi sosyal-emperyalist rejimler bir tutulmakta ve dahasi revizyonizmle ve oportunizmle şiddetli mücadele marksizmi dogmalastirma olarak tanimlanmaktadir.
Hacı arkadasimizda benim eksikliğimden faaydalanip bilgi düzeyi Ml bilimini savunacak yeterlilikte olmayan solcu arkadaslarin üstüne cikma havasi vermekte baska kolonyalizm olmak üzere bircok kavrami emperyalizm ile karistirmakta kapitalist-emperyalizmi diğer caglardaki emperyalizm çeşitleriyle sulandirip karşimiza koymakta ve leninin o akillara durgunluk verici derecede harikalar yaratan ve anlamasi her babayigidin teorik harci olmayan "emperyalizm" adli eserini eklektik ve kendi yorumuna göre carpitarak ortaya sunmaktadir.Butun bu rezalete karsi ben Marx Ve Engelsin ögretisini asla dogma değil sadece günümn kosullarina göre yorumlama tarzimizi belirleyen bir eylem kılavuzu olduguna inaniyorum.Bu anlamda bütün yoldaslari selamliyor ve konuya basliyorum...
haci
Nov 27 2006, 07:32 PM
Onur T.. Daha aklı başında biri gibi duruyorsun.. Büyümüşsün ama akıllandığını sanmıyorum. Aynı kafa..
Önce Leninin emparyalizm tanımına değineyim. Adam açıkca emperyalizmi kapitalizmin üst düzey etkinliği olarak tanımlıyor. Emperyalizm kapitalizm yok iken de vardı .. Değil mi? Eski Yunan, Asur ve Mısır emperyalist değil miydi? Ama onlar kesin olarak kapitalist değildi.
Lenin bu konuda açıkca çuvallamıştır.. Zaten yazdığı küçük bir kitapdır ve günümüzde onu yayınlatacak bir publisher bulamaz... Paraları cebinden vermek zorunda kalırdı..
Emperyalizmin kolonializmden farklı olduğunu ihsas ediyorsun. Bu da sana ait mi? Sana ait ise şimdilik sesimi çıkarmıyorum. Senden böyle çıkarsamalar çıkar..
Neyse hoşgeldin.. İyi bir başlangıç yaptın. Lütfen bu yeni imajını zedeleme..
HACI
Bolsevik1917
Nov 27 2006, 07:34 PM
öncelikli olarak kapitalist-emperyalizm diğer caglardaki emperyalizm cesitlerini reddettiğimiz anlamina gelmez.Gelelim leninin "emperyalizm" adli eserine...
Bu eser leninin kendi yorumlarini kattiği bir yapıt değil.Tamamen analizleriyle teorik sonuclariyla cikarsamalariyla 1.emperyalist paylasim(1.dünya savasi)nin ekonomi politiğini aciklamistir.Alman fransiz ve ingiliz tekellerinin ekonomi ve pazarlar üzerindeki egemenliğini nitelikleri aciklanmistir.
Örnegin 1870 lerden itibaren 20.yy in baslarina kadar alman fransiz ve ingiliz bankalarinin mali-oligarşisi anlatiliyor.Bu kurama alman sosyal-demokratlarinin sandiginin aksina(çünkü alman sosyaldemokratlari emperyalizmin sinai sermayeye bagimli oldugunu düsünüyorlardi)lenin bunun sinai sermayenin değil mali-sermayenin ürünü oldugunu söyler.Yani FİNANS KAPİTAL in.Gercektende eger 1870 lerden itibaren alman bankalarinin alman sinaiyisi üzerindeki korkunç etkisi görüldügünde alman emperyalizminin tümüyle Die Bank in sermayesinden kaynaklandiği görülecektir.Fransiz emperyalizmi ise cok değisik bir şekilde TEFECİ niteligi ile aciklaniyor.Fransiz bankalarinin(banka kartelleri)dogu ülkelerine karsi verdiği ve cikardigi tahvillerle onlari tamamen mali-oligarşiye bagimli kilmişlardir.İngiliz emperyalizmi ise Rantiyeci nitleigi ile aciklaniyor.Ve İngiltere sinirlari içerisinde sinai sermayenin hiç olmadigi tamamen metropol disi sömürgelere sermayenin aktiği ve ingiliz sermayesinin tamamen rantiyeci niteligi gösteriliyor.
Gercekten anlayan icin bu eser insana "lenin insan olabilir mi" dedirtebiliyor.Böylesine bir eseri haci gibi ne idugu belirsiz her konuda(basta fizik ve biyoloji)ahkam kesen ve marksizmide cok iyi bildigini sanan zavalli ateistforumun devşirme iktisatçisi kendini ancak komik duruma düşüyor.çünkü bugun 1.dünya savasinin alman fransiz ve ingiliz kapitalistlerinin bir capul savasi oldugunu dünya alem biliyor.Bunu klasik ekonomi politiği savunan liberaller bile reddetmiyor.Haci arkadasimiz bir iki uyduruk (tahminen hayal gücünden devşirdiği)düşünceleri ile leninin "emperyalizm" teorisini çürütüyor.Sadece gülüyorum.
Bolsevik1917
Nov 27 2006, 07:40 PM
ALINTI
Önce Leninin emparyalizm tanımına değineyim. Adam açıkca emperyalizmi kapitalizmin üst düzey etkinliği olarak tanımlıyor. Emperyalizm kapitalizm yok iken de vardı .. Değil mi? Eski Yunan, Asur ve Mısır emperyalist değil miydi? Ama onlar kesin olarak kapitalist değildi.
Lenin bu konuda açıkca çuvallamıştır.. Zaten yazdığı küçük bir kitapdır ve günümüzde onu yayınlatacak bir publisher bulamaz... Paraları cebinden vermek zorunda kalırdı..
sevgili haci
lenin hic bir zaman kapitalizm öncesinde emperyalizm yoktu demez.Lenin gunumuz emperyalizmini "kapitalizmin olgunluguna ulasitigi ve yerini sosyalizme birakacagi kader ani" olarak görür.Lenin de en az senin kadar yazili tarihi okumus birisi sen onun böyle bir iddia yaparak kendini komik duruma düsüreceğini mi saniyorsun.
Leninin bahsettigi emperyalizmin eski caglardaki emperyalizmlerden farki kapitalist-emperyalizm olmasidir haci.Kapitalist-emperyalist cagimizin kapitalist toplumun emperyalizmidir ve niteligi geregi diğerlerinden cok farklidir.Bunu aciklayabilecek olan tek yegane bilim ise leninizm(emperyalizm teorisi)dir.Leninin bütün emperyalizm cesitleri sosyalizme dönüsür demez.Böyle sey olmaz.Ki bundan önceki bahsettigin ve feodalle koleci toplum dönemine denk düsen sömürge siyasetlerinin tümüde sinif mücadelesi cercevesi içinde gerceklesmistir.O günün egemen sinifinin cikarlari icin gerceklesmistir.Ancak kapitalist-emperyalizmin karsisina böyle bir seyi cikarman komik.
haci
Nov 27 2006, 07:45 PM
Bolşevik 1917:
Emperyalizmi bu kadar dar bir tanımla tanımlarsan, haklısın tabii. Ama Lenin emperyalizmi genel anlamda tanımladığı için haklı olamaz. Eğer senin dediğin gibi ise, haklı olabilirsin.
Peki kolonializmle emperyalizmin farkına da değinebilir misin?
HACI
Bolsevik1917
Nov 27 2006, 08:17 PM
sevgili haci
önemli olan tanim değildir.Kelime oyunlarida değil.Bugun ve gecmistede koskoca savaslarin dinler yüzünden ideoolojiler yüzünden ciktiğina krallarin canlari cektiği için savas yaptiklarina oraya buraya saldirdiklari cocuk masallarina inanamazsin.Tarihtkei bütün savaşlar MADDİYAT için yapılmıstır.Basta 1.dünya savasi olmak üzerede bütün kapitalist-emperyalist savaşlarda MADDİYAT yüzünden yani SERMAYE yüzünden ciktiğini zaten cocuk mantiği ile bile anlayabilirsin.Savaslar asla "demokrasi getirme" "din ve mezhep anlasmazliklari" gibi basit nedenlerden cikmazlar.Bunlar asil nedenin(sermaye)üstüne egemen siniflar tarafindan geçirilmiş kiliftir.Savaslar daima cikar maddiyat sermaye ve para yüzünden sinifli toplum kosullarinda ortaya cikarlar.Sinifli toplumlardan önce gentilice dönemde hiç bir zaman savas kavrami yoktu.Asiretler kendi aralarinda herseyi hallediyorlardi.Bir ateist ve materyalist olarak Leninin kapitalist-emperyalizme getirdiği bu maddi ve cikara dayali savas anlayişini kesinlikle ve şiddetle destekliyorum
Sudandaki mehdi ayaklanmasini bilirsin.Bizim halkimiz ve hatta aydinlarimizn bile cogu onu dini nedenden cikan bir ayaklanma oldugunu sanir.Halbuki bu ayaklanma sudanin ingiliz bankalarina(ingiliz mali-sermayesi) olan bagimliliği nedeniyle bir tepki olarak cikmistir.Tek maddi aciklamasi tek materyalist aciklamasi budur.Zubritsky adli marksist önderde bunu aciklamistir.
Otuz yil savaslari Köylüler savaslari Din savaslari Haclı iseferleri Hepsinin tarihteki nedeni siniflardir.Siniflar ve cikar savaslaridir.Gerisi(diğer nedenler) hikaye ve palavradir....İslam ne kadar dogruysa onlarda o kadar dogru...