- - -
Kuranın masal kitabından ne farkı var ?
Ateistforum > ATEİSTFORUM >
metalicmann
Bu konuyu açmak istiyorum.

Musa hikayesinden başlayalım.

Müslümanlardan ricam, Sakın okumayı bırakayım demeyin, uzun zamandır belki okumadığınız ayetleri emek çektim, biraraya getirdim, madem inançlısınız, sabredip sonuna kadar okuyun lütfen. Benim hatırıma okumazsan, inandığınız Kuran hatırına okuyun !!!

Önce hikaye, sonra tekrarlar, tekrarlar, tekrarlar...



ALINTI
A'raf Suresi
103. Sonra onların ardından Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama, bak ki, fesatçıların sonu ne oldu!
104. Musa dedi ki : "Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.
105. Allah hakkında gerçekten başkasını söylememek benim üzerime borçtur. Size Rabbinizden açık bir delil getirdim; artık İsrailoğullarını benimle bırak!"
106. (Firavun) dedi ki: Eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan onu göster bakalım.
107. Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!
108. Ve elini (cebinden) çıkardı. Birdenbire o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.
109. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Bu çok bilgili bir sihirbazdır.
110. O,sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
111. Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla.
112. Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler.
113. Sihirbazlar Firavun'a geldi ve: Eğer üstün gelen biz olursak, bize kesin bir mükâfat var mı? dediler.
114. (Firavun): Evet hem de siz mutlaka yakınlarımdan olacaksınız, dedi.
115. (Sihirbazlar), Ey Musa sen mi (önce) atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım? dediler.
116. "Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler.
117. Biz de Musa'ya, "Asanı at!" diye vahyettik. Bir de baktılar ki bu, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
118. Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti.
119. İşte Firavun ve kavmi, orada yenildi ve küçük düşerek geri döndüler.
120. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.
121."Âlemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
122. "Musa'nın ve Harun'un Rabb'ine " dediler.
123. Firavun dedi ki: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. Ama yakında (başınıza gelecekleri) göreceksiniz!
124. Mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım!"
125. Onlar da : ''Biz zaten Rabbimize döneceğiz".dediler.
126. Sen sadece Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara inandığımız için bizden intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al, dediler.
127. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: Musa'yı ve kavmini, seni ve tanrılarını bırakıp yeryüzünde bozgunculuk çıkarsınlar diye mi bırakacaksınız? (Firavun): "Biz onların oğullarını öldürüp, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi.
128. Musa kavmine dedi ki: "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah'ındır. Kullarından dilediğini ona vâris kılar. Sonuç (Allah'tan korkup günahtan) sakınanlarındır."
129. Onlar da, sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi, dediler. (Musa), "Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helâk eder ve onların yerine sizi yer yüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar" dedi.
130. Andolsun ki, biz de Firavun'a uyanları ders alsınlar diye yıllarca kuraklık ve mahsül kıtlığı ile cezalandırdık.
131. Onlara bir iyilik (bolluk) gelince, "Bu bizim hakkımızdır" derler; eğer kendilerine bir fenalık gelirse Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.
132. Ve dediler ki: "Bizi sihirlemek için ne mucize getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz."
133. Biz de ayrı ayrı mucizeler olarak onların üzerine tufan, çekirge, haşere, kurbağalar ve kan gönderdik; yine de büyüklük tasladılar ve günahkâr bir kavim oldular.
134. Azap üzerlerine çökünce, "Ey Musa! sana verdiği söz hürmetine, bizim için Rabbine dua et; eğer bizden azabı kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız ve muhakkak İsrailoğullarını seninle göndereceğiz" dediler.
135. Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.
136. Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan ****** kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.



Sonra dere tepe düz gittiler.


ALINTI
Naziat Suresi
15. (Habibim!) Sana Musa'nın haberi geldi mi?
16. Kutsal vâdi Tuvâ'da Rabbi ona şöyle seslenmişti:
17. Firavun'a git! Çünkü o çok azdı.
18. De ki:Nasıl arınmağa gönlün var mı?
19. Seni Rabbimin yoluna iletmemi ister misin? Böylece ondan korkarsın.
20. Ve ona en büyük mucizeyi gösterdi.
21. (O ise) hemen yalanladı ve isyan etti.
22. Sonra (inkâr için) olanca çabasını göstererek sırtını döndü.
23. Derhal (adamlarını) topladı ve (onlara) bağırdı:
24. Ben, sizin en yüce Rabbinizim! dedi.
25. Allah onu, (herkese ibret olarak) dünya ve ahiret azabıyla cezalandırdı.


Sonra yine dere tepe düz gittiler.


ALINTI
Kasas Suresi
03. İman eden bir kavim için (faydalı olmak üzere) Musa ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek şekliyle nakledeceğiz.
04. Firavun, (Mısır) toprağında gerçekten azmış, halkını çeşitli zümrelere bölmüştü. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı.
05. Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.
06. Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).
07. Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.
08. Nihayet Firavun ailesi onu yitik çocuk olarak (nehirden) aldı. O, sonunda kendileri için bir düşman ve bir tasa olacaktı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanlış yolda idiler.
09. Firavun'un karısı (sepetin içinden erkek çocuk çıkınca kocasına:) Benim ve senin için göz aydınlığıdır! Onu öldürmeyin, belki bize faydası dokunur, ya da onu evlât ediniriz, dedi. Halbuki onlar (işin sonunu) sezemiyorlardı.
10. Musa'nın anasının yüreğinde yalnızca çocuğunun tasası kaldı. Eğer biz, (vâdimize) inananlardan olması için onun kalbini pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse işi meydana çıkaracaktı.
11. Annesi Musa'nın ablasına: Onun izini takip et, dedi. O da, onlar farkına varmadan uzaktan kardeşini gözetledi.
12. Biz daha önceden (annesine geri verilinceye kadar) onun süt analarını kabulüne (emmesine) müsaade etmedik. Bunun üzerine ablası: Size, onun bakımını namınıza üstlenecek, hem de ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi? dedi.
13. Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vâdinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.
14. Musa yiğitlik çağına erip olgunlaşınca, biz ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böylece mükâfatlandırırız.
15. Musa, ahalisinin habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından, diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbiriyle döğüşür buldu. Kendi tarafından olanı, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. (Bunun üzerine:) Bu şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşman, dedi.
16. Musa: Rabbim! Doğrusu kendime zulmettim (başıma iş açtım). Beni bağışla dedi, Allah da onu bağışladı. Çünkü, çok bağışlayıcı, çok esirgeyici olan ancak O'dur.
17. Musa: Rabbim! Bana lütfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara (ve suça itenlere) asla arka çıkmayacağım, dedi.
18. Şehirde korku içinde, (etrafı) gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen kimse, feryat ederek yine ondan imdat istiyor. Musa ona (yardım isteyene) dedi ki: Doğrusu sen, besbelli bir azgınsın!
19. Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!
20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.
21. Musa korka korka, (etrafı) gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar" dedi.
22. Medyen'e doğru yöneldiğinde: Umarım, Rabbim beni doğru yola iletir, dedi.
23. Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de, (hayvanlarını) engelleyen iki kadın gördü. Onlara: Derdiniz nedir? dedi. Şöyle cevap verdiler: Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır.
24. Bunun üzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi.
25. Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi: Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor. Musa, ona (Hz. Şuayb'a) gelip başından geçeni anlatınca o: Korkma, o zalim kavimden kurtuldun, dedi.
26. (Şuayb'ın) iki kızından biri: Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, güçlü ve güvenilir olandır, dedi.
27. (Şuayb) dedi ki: Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden (işverenlerden) bulacaksın.
28. Musa şöyle cevap verdi: Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım, demek ki bana karşı husumet yok. Söylediklerimize Allah vekîldir.
29. Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber yahut ısınmanız için bir ateş parçası getiririm, dedi.
30. Oraya gelince, o mübarek yerdeki vâdinin sağ kıyısından, (oradaki) ağaç tarafından kendisine şöyle seslenildi: Ey Musa! Bil ki ben, bütün âlemlerin Rabbi olan Allah'ım.
31. Ve "Asânı at!" (denildi). Musa (attığı) asâyı yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Beri gel, korkma. Çünkü sen emniyette olanlardansın" (buyuruldu).
32. "Elini koynuna sok; kusursuz, bembeyaz çıkacaktır. Korkudan (açılan) kollarını kendine çek. İşte bu ikisi Firavun ve onun adamlarına karşı Rabbin tarafından iki kesin delildir. Çünkü onlar, yoldan çıkan bir kavim olmuşlardır" (diye seslenildi).
33. Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum.
34. Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum.
35. Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz.
36. Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince: Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik, dediler.
37. Musa şöyle dedi: Rabbim, kendi katından kimin hidayet (hakka rehberlik) getirdiğini ve hayırlı âkıbetin kime nasip olacağını en iyi bilendir. Muhakkak ki, zalimler iflâh olmazlar.
38. Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum. Ey Hâmân! Haydi benim için çamur üzerine ateş yak (ve tuğla imal et), bana bir kule yap ki Musa'nın tanrısına çıkayım; ama sanıyorum, o mutlaka yalan söyleyenlerdendir, dedi.
39. O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
40. Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu!
41. Onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.
42. Bu dünyada arkalarına lânet taktık. Onlar, kıyamet gününde de kötülenmişler arasındadır.
43. Andolsun biz, ilk nesilleri yok ettikten sonra Musa'ya, -düşünüp öğüt alsınlar diye- insanlar için apaçık deliller, hidayet rehberi ve rahmet olarak o Kitab'ı (Tevrat'ı) vermişizdir.
44. (Resûlüm!) Musa'ya emrimizi vahyettiğimiz sırada, sen batı yönünde bulunmuyordun ve (o hadiseyi) görenlerden de değildin.
45. Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak öğrenmek üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değilsin; aksine (onları sana) gönderen biziz.
46. (Musa'ya) seslendiğimiz zaman da, sen Tûr'un yanında değildin. Bilakis, senden önce kendilerıne uyarıcı (peygamber) gelmeyen bir kavmi uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik); ola ki düşünüp öğüt alırlar.
47. Bizzat kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde: Rabbimiz! Ne olurdu bize bir peygamber gönderseydin de, âyetlerine uysak ve müminlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (seni göndermezdik).
48. Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir!" demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.
49. (Resûlüm!) De ki: Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa'ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!



Sonra bir daha dere tepe düz gitmişler.


ALINTI
Yunus Suresi
75. Sonra onların ardından da Firavun ve toplumuna Musa ile Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkâr bir toplum oldular.
76. Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.
77. Musa: "Size hak geldiğinde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi.
78. Onlar dediler ki: Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz.
79. Firavun dedi ki: Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!
80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: Atacağınızı atın, dedi.
81. Onlar (iplerini) atınca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez."
82. "Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır."
83. Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.
84. Musa dedi ki: Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece O'na güvenip dayanın.
85. Onlar da dediler ki: "Allah'a dayandık. Ey Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için deneme konusu kılma!
86. Ve bizi rahmetinle o kâfirler topluluğundan kurtar!"
87. Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.
88. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
89. (Allah): İkinizin de duası kabul olunmuştur. O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi.
90. Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet (denizde) boğulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, İsrailoğullarının inandığı Tanrı'dan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!" dedi.
91. Şimdi mi (iman ettin)! Halbuki daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.


Sonra yine dere tepe düz gitmişler:


ALINTI
Hud Suresi
96. Andolsun ki Musa'yı da mucizelerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.
97. Firavun'a ve onun ileri gelenlerine Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.
98. Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları (çekip) ateşe götürecektir. Varacakları yer ne kötü yerdir!



Sonra yine dere tepe düz gittiler:


ALINTI
İbrahim Suresi:
5. Andolsun ki Musa'yı da: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş kavimlerin başına getirdiği felâket) günlerini hatırlat, diye mucizelerimizle gönderdik. Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
6. Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır."
7. "Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti."
8. Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyıktır."



Sonra yine dere tepe düz gittiler:


ALINTI
İsra Suresi
002. Biz, Musa'ya Kitab'ı verdik ve İsrailoğullarına: "Benden başkasını dayanılıp güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'ı bir hidayet rehberi kıldık.
101. Andolsun biz, Musa'ya açık açık dokuz âyet verdik. Haydi İsrailoğullarına sor. Musa onlara geldiğinde Firavun ona, "Ey Musa! dedi, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum!"
102. (Musa Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"
103. Derken, Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyyetindekilerin hepsini (denizde) boğduk.
104. Arkasından da İsrailoğullarına: "O topraklarda oturun! Ahiret vâdi tahakkuk edince, hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz" dedik.


metalicmann
Sonra yine dere tepe düz gittiler:

ALINTI
Ta-Ha Suresi
09. (Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?
10. Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş'ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti.
11. Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:
12. Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ'dasın!
13. Ben seni seçtim. Şimdi vahyedilene kulak ver.
14. Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah'ım. Benden başka ilâh yoktur. Bana kulluk et; beni anmak için namaz kıl.
15. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye neredeyse onu (kendimden) gizleyeceğim.
16. Ona inanmayan ve nefsinin arzularına uyan kimseler sakın seni ondan (kıyamete inanmaktan) alıkoymasın; sonra mahvolursun!
17. Şu sağ elindeki nedir, ey Musa?
18. O, benim asamdır, dedi, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkelerim; benim ona başkaca ihtiyaçlarım da vardır.
19. Allah: Yere at onu, ey Musa! dedi.
20. Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!
21. Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline sokacağız.
22. Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.
23. Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.
24. Firavun'a git. Çünkü o iyice azdı.
25. Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.
26. İşimi bana kolaylaştır.
27. Dilimden (şu) bağı çöz.
28. Ki sözümü anlasınlar.
29. Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,
30. Kardeşim Harun'u.
31. Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir.
32. Ve onu işime ortak kıl.
33. Böylece seni bol bol tesbih edelim.
34. Ve çok çok analım seni.
35. Şüphesiz sen bizi görmektesin.
36. Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.
37. Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.
38. Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:
39. Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.
40. Hani, kız kardeşin gidip "Ona bakacak birini size bulayım mı?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa!
41. Seni, kendim için elçi seçtim.
42. Sen ve kardeşin birlikte âyetlerimi götürün. Beni anmayı ihmal etmeyin.
43. Firavun'a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı.
44. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.
45. Dediler ki: Rabbimiz! Doğrusu biz, onun bize aşırı derecede kötü davranmasından yahut iyice azmasından endişe ediyoruz.
46. Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm.
47. Haydi, ona gidin de deyin ki: Biz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını hemen bizimle birlikte gönder; onlara eziyet etme! Biz, senin Rabbinden bir âyet getirdik. Kurtuluş, hidayete uyanlarındır.
48. Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.
49. Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? dedi.
50. O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hılkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir, dedi.
51. Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.
52. Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi.
53. O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.
54. Yeyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın kudretine) işaretler vardır.
55. Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.
56. Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
57. Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?
58. Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla.
59. Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi.
60. Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi.
62. Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.
63. Şöyle dediler: "Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdırlar sadece."
64. "Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmıştır."
65. Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım.
66. Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten koşuyor gibi görünüyor.
67. Musa, birden içinde bir korku duydu.
68. "Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin."
69. "Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz."
6l. Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur.
70. Bunun üzerine sihirbazlar secdeye kapandılar; "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.
71. (Firavun) Şöyle dedi : Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız.
72. Dediler ki: "Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin."
73. "Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır."
74. Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yaşar!
75. Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.
76. İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükâfatı budur.
77. Andolsun ki biz Musa'ya: Kullarımla birlikte geceleyin yola çık da (size) yetişilmesinden korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç, diye vahyetmiştik.
78. Bunun üzerine o, askerleri ile birlikte onların peşine düştü. Deniz onları gömüp boğuverdi.
79. Firavun, kavmini saptırdı, doğru yola sevketmedi.



Sonra yine dere tepe düz gittiler:


ALINTI
Muminun Suresi
45. Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u gönderdik.
46. Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.
47. Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?
48. Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.
49. Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.



Sonra yine dere tepe düz gittiler:


ALINTI
Şuara Suresi
10. Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
11. Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.
12. Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
13. (Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver.
14. Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
15. Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.
16. Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz;
17. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.
18. (Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
19. Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!
20. Musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne olacağını bilmeyerek yaptım.
21. Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.
22. O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
23. Firavun şöyle dedi: Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?
24. Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
25. (Firavun) etrafında bulunanlara: İşitiyor musunuz? dedi.
26. Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.
27. Firavun: Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir, dedi.
28. Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
29. Firavun: Benden başkasını tanrı edinirsen, andolsun ki seni zindanlıklardan ederim! dedi.
30. Musa: Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı? dedi.
31. Firavun: Doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu! diye karşılık verdi.
32. Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş)!
33. Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
34. Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: Bu, dedi, doğrusu çok bilgili bir sihirbaz!
35. Sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?
36. Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder;
37. Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
38. Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
39. Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi.
40. (Firavun'un adamları) : Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.
41. Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a: Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır değil mi? dediler.
42. Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.
43. Musa onlara: Ne atacaksanız atın! dedi.
44. Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.
45. Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
46. (Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
47. "Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler.
48. "Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" .
49. Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihiri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!
50. "Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz."
51. "Biz, ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız."
52. Musa'ya: Kullarımı geceleyin yola çıkar; çünkü takip edileceksiniz, diye vahyettik.
53. Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
54. "Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır."
55. "(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir."
56. "Biz ise, elbette uyanık (ve yekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu).
57. Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
58. Hazinelerden ve değerli bir yerlerden.
59. Böylece, bunlara İsrailoğullarını mirasçı yaptık.
60. Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.
61. İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları: İşte yakalandık! dediler.
62. Musa: Asla! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir.
63. Bunun üzerine Musa'ya: Asân ile denize vur! diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (on iki yol açıldı), her bölük koca bir dağ gibi oldu.
64. Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
65. Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
66. Sonra ötekilerini suda boğduk.



Yine dere tepe düz gitmişler:



ALINTI
Zühruf Suresi:
46. Andolsun biz Musa'yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.
47. Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
48. Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.
49. Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.
50. Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
51. Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?"
52. "Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?"
53. "Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?"
54. Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.
55. Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.




Sonra yine dere tepe düz gitmişler:


ALINTI
Dühan Suresi
17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi.(Şöyle diyerek)
18."Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm"
19. Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.
20. Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.
21. Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
23. Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.
24. Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.



Sonra yine dere tepe düz gitmişler:


ALINTI
Zariyat Suresi
38. Musa'da da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.
39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmiş: "O, bir büyücüdür veya bir delidir" demişti.
40. Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.



Sonra yine dere tepe düz gitmişler.


ALINTI
Kamer Suresi
41. Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
42. Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.



Sonra yine dere tepe düz gitmişler.


ALINTI
Müzemmil Suresi
15. Nasıl Firavun'a bir elçi göndermiş idiysek doğrusu size de, hakkınızda şahitlik edecek bir peygamber gönderdik.
16. Ama Firavun o peygambere karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde muaheze etmiştik. .


Uyanık kalan var mı hala ohmy.gif
haci
Kuranın masal kitabından ne farkı mı var ?

Masal kitabı daha gerçekci... ve eğlendirici.. Sıkıcı bir palavra değil..

HACI
metalicmann
Bir varmış, bir yokmuş, bir zamanlar bir Semûd Halkı varmış.


[quote]Hud Suresi
61. Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı. Ve sizi orada yaşattı. O halde O'ndan mağfiret isteyin; sonra da O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim (kullarına) çok yakındır, (dualarını) kabul edendir.
62. Dediler ki: Ey Sâlih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz, bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz.
63. (Sâlih) dedi ki: Ey kavmim! Eğer ben Rabbimden (verilen) apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet (peygamberlik) vermişse, buna ne dersiniz? Bu durum karşısında O'na âsi olursam beni Allah'tan (O'nun azabından) kim korur? O zaman siz de bana ziyan vermekten fazla bir şey yapamazsınız.
64. Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın devesi. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin (içsin). Ona kötülük dokundurmayın; sonra sizi yakın bir azap yakalar.
65. Fakat Semûd kavmi o deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Sâlih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın (sonra helâk olacaksınız)!" Bu söz, yalanlanamayan bir tehdit idi.
66. Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye) galip gelendir.
67. Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
68. Sanki orada hiç oturmamışlardı. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı. [/quote]


Sonra dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]İsra Suresi
59. Bizi, âyetler (mucizeler) göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.[/quote]


Sonra dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Furkan Suresi
38. Ad'ı, Semûd'u, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik). [/quote]

Sonra dere tepe yine düz gitmişler...

[quote]Şuara Suresi
141. Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
142. Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
143. Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
144. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
145. Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.
146. Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
147. "Böyle bahçelerde, çeşme başlarında ?"
148. "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında?"
149. (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
150. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
151. "O aşırıların emrine uymayın."
152. "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyenler(in sözüyle hareket etmeyin).
153. Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
154. Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.
155. Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.
156. Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.
157. Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
158. Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
159. Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. [/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...

[quote]Neml Suresi
45. Andolsun ki, "Allah'a kulluk edin!" (demesi için) Semûd kavmine kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümre oluverdiler.
46. Sâlih dedi ki: Ey kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Allah'tan mağfiret dileseniz olmaz mı? Belki size merhamet edilir.
47. Şöyle dediler: Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık. Sâlih: Size çöken uğursuzluk (sebebi), Allah katında (yazılı) dır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz, dedi.
48. O şehirde dokuz kişi (elebaşı) vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.
49. Allah'a and içerek birbirlerine şöyle dediler: Gece ona ve ailesine baskın yapalım (hepsini öldürelim); sonra da velisine: "Biz (Sâlih) ailesinin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz" diyelim.
50. Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.
51. Bak işte, tuzaklarının âkıbeti nice oldu: Onları da; (kendilerine uyan) kavimlerini de (nasıl) toptan helâk ettik!
52. İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.
53. İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınanları ise kurtardık.[/quote]



Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]A'raf Suresi
73. Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. O da, size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. Onu bırakın, Allah'ın arzında yesin, (içsin); ona kötülük etmeyin; sonra sizi elem verici bir azap yakalar.
74. Düşünün ki, (Allah) Âd kavminden sonra yerlerine sizi getirdi. Ve yeryüzünde sizi yerleştirdi: Onun düzlüklerinde saraylar yapıyorsunuz, dağlarında evler yontuyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde fesatçılar olarak karışıklık çıkarmayın.
75. Kavminin ileri gelenlerinden büyüklük taslayanlar, içlerinden zayıf görülen inananlara dediler ki: Siz Salih'in, Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz? Onlar da Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız, dediler.
76. Büyüklük taslayanlar dediler ki: "Biz de sizin inandığınızı inkâr edenleriz."
77. Derken o dişi deveyi ayaklarını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir, dediler.
78. Bunun üzerine onlarrı o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar.
79. Salih o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz. [/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...



[quote]Şems Suresi
11. Semud kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı.
12. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında,
13.Allah'ın Resûlü onlara: "Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!" dedi.
14.Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti.
15.(Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya! [/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Hakka Suresi
4. Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı.
5. Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler.
6. Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler.
7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
8. Şimdi onlardan arda kalan bir şey görüyor musun? [/quote]



Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Kamer Suresi
18. Ad kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
20. O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
21. Nasılmış benim azabım ve uyarılarım! [/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Necm Suresi
50. Ve şüphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti.
51. Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı. [/quote]



Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Zariyat Suresi
41. Ad kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.
42. Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.
43. Semûd kavminde de (ibretler vardır). Onlara: Bir süreye kadar faydalanın, denmişti.
44. Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.
45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı. [/quote]



Dere tepe yine düz gitmişler...



[quote]Fussilet Suresi
15. Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlardı.
16. Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez.
17. Semûd'a gelince onlara doğru yolu gösterdik, ama onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları çarptı.
18. İnananları kurtardık. Onlar (Allah'tan) korkuyorlardı. [/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Sad Suresi
12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun da, yalanladılar.
13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da (peygamberleri) yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.[/quote]


Dere tepe yine düz gitmişler...


[quote]Ankebut Suresi
38. Âd ve Semûd'u da (helâk ettik). Sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.[/quote]


İşte böyle çocuklar, hadi bakalım şimdi herkes sütünü içip doğru yatağınaaa


Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine
deist

Gökten 3 tane Alah düşmüş biri Yahudilerin , biri Hristiyanların , ötekide Müslümanların başına.

metalicmann

Gökten 3 tane Alah düşmüş biri Yahudilerin , biri Hristiyanların , ötekide Müslümanların başına.



biggrin.gif biggrin.gif biggrin.gif biggrin.gif
El-Velehan
Öyle demeyin yaw,
Kuranda okundukça gülünen ve düşündüren masallarda var.
Aklıma gelen bir tanesini burada belirteyim.

1 : Muhteşem 3 silahşörler
oynayanlar :
Erkek Başrol : Muhammed
Bayan başrol : Marya
Yardımcı bayan aktris : Hafsa
Cinsiyeti belli olmayan yardımcı 1 : Cebrail as
Cinsiyeti belli oplmayan yardımcı 2 : Allah cc

Bir varmış bir yokmuş, Etrafındaki her yere saldırıp haraca bağlayan muhammed adında bir eşkiya varmış.
Mısırlılar bu eşkiya liderinin kendilerine saldırmaması için 2 tane fıstık gibi sex kölesi göndermişler. Bunlar Reyhane ile Marya imiş. Muhammed , marya'yı çok seviyormuş ve hep onla beraber oluyor hanımlarına zor zaman ayırıyormuş. Muhammed bir gün hanımlarından Hafsa ile sevişmek için odasına girmiş ama Hafsayı değil Maryayı bulmuş. Misafir umduğunu değil bulduğunu şeyeder prensibi ile muhammed maryayı hafsanın yatağında hallediyormuş. derken tamda o sırada hasfa gelmiş ve onları o halde yakalamış. "Benim günümde hemde benim yatağımda bir köle ile nasıl sevişiyorsun bu yaptığın bana hakarettir , sebastian don antuan " demiş. Muhammed de "neler diyorsun sen maria rosebella" diye cevap vermiş. Muhammed demiş ki . " bunu kimseye söyleme. sana bir sır vereceğim. baban ömer ile ebubekir ben ölünce sıra ile halife olacaklar" demiş. ama hafsanın öfkesi yatışmamış.Bunun üzerine muhammed demiş ki. " kendime marya'yı haram kılıp bir daha onunla sevişmeyeceğime yemin etsem bunu kimseye söylemezsin değil mi" demiş. hafsa'da kabul etmiş muhammedin bu teklifini. Ama muhammed marya'yı unutamıyormuş bir türlü.Derken araya cinsiyeti belli olmayan yardımcı cebrail ve allah girmiş ve masalı ve muhammedi mutlu son ile kurtarmışlar.

TAHRİM SURESİ

1-Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
anlamı : muhammed marya'yı düzer kardeşim. karıları ne derse desin.

2-Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.
anlamı : muhammed marya ile yatmayacağına dair yemin etmiş olabilir ama allah isterse yemin bozulur. allah maryanın düzülebilmesi için muhammedin yeminini bozduruyor.

3-Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.
anlamı : muhammedin hafsaya söyledikleri sözleri hafsada başkasına anlatmayacağına yemin etti isede bunu aişe'ye anlatmıştı. bu haber muhammedin kulağına geldi ama muhammed saftrik karılarını bana bunu allah söyledi diyerek kekliyor.

4-Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.
anlamı : muhammed aişe ve hafsanın tevbe etmesini istiyor.Benim arkamda allah var diyor. Bu nedenle bana zıtlaşmayın. ayetleri kodum mu oturturum ayaklarında.

5- Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.
anlamı : sizi boşarsam çöpçatan allah bana istediğim bakire-dul fıstıkları ayarlayabilir. hemde o mallar sizden çok daha iyi olur.

Muhammed ermiş muradına
zamanımızın müslüman alimlerine de bu hikayeden yırtmak için kabız kuğu gibi debelenmek kalmışşşş

*** mutlu son ***
gezgin95
ALINTI(metalicmann @ Dec 6 2006, 09:36 PM) *

Bu konuyu açmak istiyorum.
Musa hikayesinden başlayalım.
Müslümanlardan ricam, Sakın okumayı bırakayım demeyin, uzun zamandır belki okumadığınız ayetleri emek çektim, biraraya getirdim, madem inançlısınız, sabredip sonuna kadar okuyun lütfen. Benim hatırıma okumazsan, inandığınız Kuran hatırına okuyun !!!
Önce hikaye, sonra tekrarlar, tekrarlar, tekrarlar...
.....


Aaaa, bak burada göremediğin bir şey var. Yüreğinle bakmıyorsun ki! mad.gif

Allah burada copy/paste olayını getirmiş. O yapmasaydı insancıklar bunu nasıl akıl edeceklerdi. Yaaa, işte Allah var.
laugh.gif
90' 00"
Anlaşılan Firavunun kendisini iplememesi Allahın çok gücüne gitmiş ki dönüp dolaşıp bu olayı anlatıyor. Ha babam de babam bunu anlatıyor.

Oysa Musa gibi sözü lafı dinlenmez bir beceriksizi araya koyup bu kadar uğraşacağına, direkt olarak Firavunla konuşsaydı, şüphesiz iş anında ve kökünden çözülmüş olacaktı.

Herhalde aklına gelmedi. Sonradan da çok hayıflandı. Canııım, yazık be, acıdım şimdi.

Yeşil
siz söylemeden önce Allah size cevabını vermiş zaten ;


Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren, hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik; mal ve çocuklar sahibi oldu diye, kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, "(bunlar) eskilerin masallarıdır" derler (Kalem Suresi, 10-15)




smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif
gezgin95
ALINTI(Yeşil @ Dec 8 2006, 05:49 AM) *
siz söylemeden önce Allah size cevabını vermiş zaten ;
Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık, alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren, hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar, zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik; mal ve çocuklar sahibi oldu diye, kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, "(bunlar) eskilerin masallarıdır" derler (Kalem Suresi, 10-15)smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif smile.gif

Bak şimdi o gülücükler nasıl boğazında kalacak:

alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, saldırgan, zorba-saygısız: allah
Tevbe 29
Kendilerine kitap verilenlerden oldukları halde Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini din edinmeyen kimseleri alçalmış oldukları halde elden cizye verecekleri hale gelinceye kadar öldürün.

Yemin edip duran: allah
alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, saldırgan, zorba-saygısız: allah
BAKARA 145
andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun.

hayrı engelleyip sürdüren: allah
alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, saldırgan, zorba-saygısız: allah
BAKARA 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

hayrı engelleyip sürdüren: allah
Yemin edip duran: allah:
BAKARA 155 andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

söz getirip götüren: allah
TAHRİM 3
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi

Ne demiş allah:

"Şunların hiçbirine itaat etme"


Allaha itaat eden sen, çok büyük günah işliyorsun. Cehannemde yanacaksın.
mad.gif
aspendos
ALINTI
Cevapla Kuranın masal kitabından ne farkı var ?


Bence de hiç bir farkı yok, masallar faydalı olmakla beraber gerçeği hem lirik hem de olduğundan farklı olarak anlatırlar.
adem
firavun gördüğüne de inanmamış...
üstelik direk tanrı benim demiş?
dingil bilmiyormuydu kendinin hiç bi halt olmadığını
kalp gözü kapanınca karşına peygamber de çıksa kendini ilah zannedersin.

sizin durum nispeten iyi herhalde.
the_manyaq
metalikmen

önce tebrik ederim
gerçekten uğraşmışsın
samimi olarak çabanı taktir ediyorum.


şimdi bende size gerçek bir hikaye anlatım
sizde sabırla sonuna kadar okuyun lütfen.
okuyanlar hangisinin masal olduğuna kadar versinler

kocaman bir toz bulutu varmış
TESADÜFEN dünya olmuş
TESADÜFEN birşeylerden canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş
TESADÜFEN o canlıdan başka bir canlı oluşmuş


eh artık uzatmayım
TESADÜFEN BUGÜNE GELMİŞİZ.
sonra
TESADÜFEN metalikmen klavyenin tuşlarına basarak
TESADÜFEN yukarıdaki yazısını yazmış
TESADÜFEN fatih ( yani ben )
klavyesinin tuşlarına basmış
TESADÜFEN bu cümleler oluşmuş
bir TESADÜFTÜR GİDİYOR İŞTEEEE

acaba hangisi masal gibi geliyor
ama fark var tabiki
sizinki bizimkinden daha büyük masal smile.gif

yavuz
densizlik yapmak zorunda degilsin
bombastik
ALINTI(yavuz @ Dec 9 2006, 09:44 AM) *

densizlik yapmak zorunda degilsin


önce kendinle başla biggrin.gif
gezgin95
Kuran, masal kitaplarından çok farklıdır.

- Kuranın doğru olduğu iddia edilir,
- Kuranın allahtan geldiği iddia edilir,
- Kuranın küçük çocuklara okunmaması gerekir:
- ırza geçme, pedofili olayları vardır,
- kardeşlerin birbirleriyle cinsel ilişkiye girdiği söylenir,
- el ayak kesme olayları vardır

En önemlisi, bu masala inanmayanı öldürün denir.


Kuran, kendini bilen bir dinsiz için masal gibi görülebilir.

Ama saf insanlar, çocuklar için masal değildir.
18 yaşından önce okunması zararlıdır.


the_manyaq
ALINTI(yavuz @ Dec 9 2006, 09:44 AM) *

densizlik yapmak zorunda degilsin



al işte büyük çelişki

bağıra bağıra savundukları şeyi söyleyince densiz oluyorsun.
oysa bunun savunucuları bizmiyiz onlar mı

bu densiz keliemsi sanırım gideceği yeri biliyordur.
metalicmann
ALINTI
acaba hangisi masal gibi geliyor
ama fark var tabiki
sizinki bizimkinden daha büyük masal smile.gif




Manyak herif;



Evrim teorisi benim umurumda bile değil.Hem kaldıki hiç kimse evrim için; allahtan gelen ve değiştirilmesi asla söz konusu olmayan vahiy diye iddia etmiyorki,kuranın masal oluşunu evrimle kıyaslıyorsun.



Evrim somut gözlemlere ve araştırlamara dayanan bir teori.Değişebilride değişmeyebilirde.



Peki siz kuran için aynı şeyleri söyleyebiliyormusunuz ?

the_manyaq
bravo metalikmen
güzel bir tespit yapmışsın
söylediğinde haklısın
samimi konuşuyorum.
bu bir tartışma metodu olamaz
şuna benzedi benim yaptığım

hani şu fenerbahçe şike hikayesindeki gibi

adam çıktı şike için kasetler dediller koydu
fenerliler ne yaptı
o adam bir sahtekardır dedi.
şimdi o adamın bir sahtekar olması şike iddaalarını ortadan kaldırmaz

aynen durum böyle oldu metalikmen
bu dediğinde haklısın gerçekten
ben gerçekte böyle tartışmam
ama sende samimi olarak bakarsan bu forumda ateistler hep böyle yapıyor.
bir iddaa koyuyorsun başka bir şekilde konunun özünü saptırıyorlar.
sonuçta cevapsız kalıyor.

iddaana gelince
güzel çalışma yapmışsın
emek vermişsin
keşke herkez senin gibi olsa.
umarım xislama örnek olursun smile.gif

ama bu başlık bir müslümanın inancını değiştirmez metalikmen
biz masal kitabı gibi olsada ona inanıyoruz
masal kitabı gibi olması ( senin iddaan bu ) birşeyi değiştirmez.
inanmamamız için yalan bir kitap olduğunu ortaya koyman gerekir.
sanırım sen burda yanlış konu üzerinde çalıştın.

örnek
nasrettin hoca
bu adam bana göre şu uyduruk saidi nursilerden bilmem kimlerden 1000 kere daha büyük bir alimdir.

mizahla dini anlatmak büyük zekadır.
örnek
bindiği dalı kesmek ( bakın müslümanlar bunu çok yapar.inanıyoruz diye bir sürü şirke bulaşır )
bindiği eşşeği saymamak
ipe un sermek
bir sürü komik tespit var
ama bunlara dikkat edersen çok büyük ve haklı tespitlerdir.
günümüzde insanlar hep bu saydıklarını yapıp durur

en çokta parayı veren düdüğü çalar hikayesi çıkar
şimdi misah olsa
ne olur
masal olsa ne olur
önemli olan masal olmasımı
yalan olmasımı

bence bu tür şeyleri tespit etsen daha dikkate değer bir çalışma olur
ama yinede emek verdiğin için teşekkür ederim
ben ciddi tartışmaları seviyorum.
hak edenlede hak ettiği gibi tartışmak bence çok keyifli oluyor.
metalicmann
ALINTI
bravo metalikmen
güzel bir tespit yapmışsın
söylediğinde haklısın
samimi konuşuyorum.
bu bir tartışma metodu olamaz
şuna benzedi benim yaptığım
ama bu başlık bir müslümanın inancını değiştirmez metalikmen
biz masal kitabı gibi olsada ona inanıyoruz
masal kitabı gibi olması ( senin iddaan bu ) birşeyi değiştirmez.
inanmamamız için yalan bir kitap olduğunu ortaya koyman gerekir.
sanırım sen burda yanlış konu üzerinde çalıştın.




Sevdim seni manyak adam



Hay hay, yalan olduğunuda ortaya koyalım.



Yalancı da yalanını, yalanında yeralan gerçekleri göstererek, “şu da yalan mı? bu da mı yalan?” diye gözünüze sokar ve “eee, niye bana yalancı diyorsun o zaman” der.

Bu yalan türüne en çok semitik dinlerde rastlarız.


Ayetlerde geçen;

Güneş’in varlığını, Ay’ın varlığını, yıldızların varlığını kim reddedebilir?
İnsan’ın bir sperm (ve yumurta)dan yaşama başladığını kim reddedebilir?
Topraktan ekinlerin çıktığını kim reddedebilir?
Yağmurun yağdığını?
Yerzünde pınarlar olduğunu, su kaynakları olduğunu kim reddedebilir?
Topraktan çıkan ağaçlarda çeşit çeşit metveler büyüdüğünü kim reddedebilir?
Gece ve gündüzün varlığını kim reddedebilir?
Dağların, denizlerin varlığını kim reddedebilir?

Bu doğal/maddi gerçeklere kimse itiraz edemez.

Her insan ölür. Bir süre yaşar. Malın/mülkün kimseyi sonsuzlaştırmayacağı husussuna da kimse itiraz edemez.

Yukarıda alıntılanan ayetlerde, ateist/agnostik ve teistlerin anlaşamayacağı tek nokta eylemlerin öznesidir, onun dışındaki herşeyde mutabıktırlar.

Gerçek/maddi doğrularla insanlar, konuşan kişinin doğru söylediğine şartlandırılır.

Sonra muğlak konular piyasaya sürülür. İnsanın henüz cevap bulamadığı, kimsenin ne evet ne de hayır diyebileceği, Tanrı, cennet, cehennem gibi husular sokuşturulur. Bu yapılırken de insanların en doğal duyguları istismar edilir. Nedir bu duygular. Ölüm korkusu ve umut.

Böylece, insanların çözüm bulamadığı tek ezeli korkuları olan ölüm hatırlatılır, öte yandan da umut duygusu depreştirilir. Hayat tatlıdır. Ölüm ise kaçınılmazdır. İnsanlığın bugüne kadar kurduğu en tatlı düş ölümden sonra da yaşamaktır.

Gerçeklerle zemin sağlamlaştırıldıktan, Korkular ve umutlar depreştirildikten sonra, palavralar piyasaya sürülür.

Allah beni peygamber yaptı!
Hadi ya. Hakkaten mi?
(Bu soruya yanıt verilmez, ilk aşamada piyasaya sürülen gerçekler hatırlatılarak insanlar şaşırtılır, kendi kendileriyel çelişiyormuş duygusu yaşatılır)


İnanmıyormusun? Bakmıyormusun şu dağlara, şu bitkiler, şu kuşlara, böceklere? Bunlar kendiliğinden mi oluyor? İnkar etme Allah’ın nimetlerini. Allah inkar edeni sevmez.


(Ne yapabilirsin ki? Dağlar yok mu diyeceksin? Üzüm yok mu diyeceksin, armudun sapı yok mu diyeceksin?)


-Ya inkar ettiğim bişey yok, sadece sen peygamber değilsin, onu söylüyorum!


Allah dağ var, deniz var, armut var, üzüm var, üzümün çöpü var diyor, bunlara bişey demiyorsun, Allah’ın peygamberi var deyince, buna mı inanmıyorsun?


(Dağ var, deniz var, odun var, armudun sapı var diye tinerci çocuk da söylese itiraz edemeyiz. Sorulan soruyla verilen cevap arasındaki alaka kesilir)

Bu diyalog ve eskilerin hikayeleri defalarca tekrarlanır, iş uzatılır. Masallar uzun olur, çok tekrar olur. Çünkü amaç uyutmaktır. Dere tepe düz gitmişler sonra bir devle karşılaşmışlar. Falan filan olmuş. Sonra yine dere tepe düz gitmişler. Falanca kralla karşılaşmışlar, falan filan konuşmuşlar. Sonra dere tepe düz gitmişler. Falan filan falan filan....Zzzz.... horrrr.. horrrr...


Allah'a karşı gelmek, özellikle eski devirlerde, insanlığın doğa güçlerini bile açıklayamadıkları devirlerde, nerdeyse imkansızdı.

Yani sevgili arkadaşlar...

Doğadaki güzellikler, insan vücudundaki mükemmellik, doğadaki mükemmellik, bir adamın peygamber olduğunu kanıtlamaz.

Peki bu doğal güzellikler, doğal mükemmellik neyin eseridir? İnsanlık bu sorunun cevabını aramaktadır. Sonuçta tanrıya da varabilir. Bu araştırmasının sonuna varamayadabilir.

Yani, birşeyi okurken, yukarıda özetlediğim yalan yutturmaca taktiğini yutmayın.

Metalıcman olarak ben “Bill Gates bana mesaj gönderdi, benim yazılarımı çok beğeniyormuş, Türkçe de biliyormuş” diye sallarsam, siz de dersiniz ki “Hadi len, hahaha.”

Ben size şöyle cevap versem doğru olur mu:

Kim yazdı Windows’u? Kimin sayesinde bu ekranda yazıyorsunuz? Bak ne güzel dizayn etmiş, basıyorsunuz bir tuşa, düşüncelerinizi dökebiliyorsunuz ekrana. Hiç düşünmüyormusunuz, aklınızı kullanmıyormusunuz? O Bill Gates var ya, sizin bilmediğiniz daha neleri biliyor, Mouse’ın nasıl işlediğini, yazıların printerden nasıl çıktığını biliyor, digitlerin nasıl harfe dönüştüğünü biliyor. Bütün o programları o yazdı. Neden inanmıyorsunuz ki?

Şimdi “Bill Gates Bana mesaj gönderdi” iddiası ile, bilgisayar tenolojisi ile ilgili gerçekleri saymanın ve “bana mesaj geldiğini inkar mı ediyorsunuz” demenin arasında bir alaka var mıdır?

Üstüne de şöyle bir iddiada bulunayım: Bill Gates dedi ki: Ey metalıcman, boşver sen o sana inanmayanları. Bilgisayar teknolojisini bile senin için ürettik biz. Sen olmasaydın, ne windows’u yazardık, ne mousu, ne klavyeyi, ne ekranı üretirdik. Sen olmasaydın, ateist Forum da olmazdı, Dini Konular başlığı da olmazdı.


De ki: "Bill Gates'e inanalara, ateist forum kapandıktan sonra açılacak olan paradise forumda kısıtlamasız yazma imkanı verilecek. Orada ne ban yemek var, ne mod kontrole alınmak. ne de söyleyeceğiniz sözlerde kısıtlama.

İnançarının karşılığı olarak paradis foruma katılacak olanlara ayna gibi görüntüye sahip, göz yormayan dev ekranlar, zentrilyon işlem gücüne ve hızına sahip bilgisayarlar, düşünceleriniz aklınızdan geçerken yazıya dökecek dilden anlayan klavyeler verilecek.

Hala düşünmüyorlar mı windows'u kim yazdı?

Hala red mi adiyorlar Bill Gates'in en iyi programcı olduğunu?

Ekranlarına bir daha baksınlar, anlamaları için bu yeter!

Yazıyı istedikleri gibi renklendirip, puntusu büyütüp küçültebiliyorlar.

kendilerine imza ve logo seçebiliyorlar.

Anlayanlar için bunlar yeter.

İnadı bırakın da Bill Gates'e ve metalıcman,a inanın.



Şimdi varsayalım ki siz bana dinimize hakaret ediyorsun diye itiraz ediyorsunuz. Bende sizin itirazınızı geçersiz kılmak için yalanlarıma devam ediyorum ve diyorum ki;



Bill Gates'den yeni mesaj:

"Senin bu yaptığın dinimize hakarettir diye, alay etmektir diye, seni yalanlamayı sürdüyorlar mı?

Halbuki sen sadece benden "senin forumdaki yazılarını beğeniyorum" diye bir mesaj aldın. Bunun dine hakaret etmekle, alaya almakla ne alakası var?

Peki bunu sana yazarken nasıl yazıyorlar Neyle yazıyorlar?

Benim yazdığım windows'la değil mi?

Bunu da mı inkar edecekler?

İşletim sistemini görmüyorlar diye, onun bizim ürünümüz olduğunu inkar mı ediyorlar?

Peki Ms-Office Exel'i kim yazdı?

MS-Office-Word'u kim yazdı?

Çağırsınlar şahitlerini.

Biz de dökeriz şahitlerimizi.

Ortaya koyarız patentimizi.

kafalarına dank diye atarız dünyadaki program satışlarımızın istatistiklerini.

daha önce de Apple Computer diye bir şirket vardı.

Onlar da yalanlamıştı benim en iyi programcı olduğumu.

Bak şimdi hallerine?

Ondan da mı ders almıyorlar?

Bir de Netscape Webtarayıcı wardı bize karşı gelen,

Onun defterini de dürdük.

Açsınlar okusunlar o şirketlerin tarihini.

MS-Windows'u da biz yazdık.
MS-Office Word'u da biz yazdık.
MS-Office Excel'i de.

Internet Explorer'ı da biz yazdık.

İnkar mı ediyorlar?










metalicmann
Bill Gates'den yeni mesaj:
Hani Bill Gates’in yazdığı programlar sayesinde bir rumuza sahip olan ve bu sayede bu forumda yanı yazma imkanına kavuşan manyak adama deki

Yoksa yine dinimizle alay mı ediyor diyecekler?

Düşünmüyorlar mı hiç, bu sadece bir forum muhabbeti, ne alakası var dinle, inançla, alay etmekle?

Ama onlar anlamamaya devam etsinler.

Windows'umuzu kullandıkları halde anlamasınlar.

Şimdi sana, Bill Gates, neden yazmamızı engellemiyor, gelsin engellesin de diyeceklerdir.

Bırak onlara bir süre ver. Geçici bir süre.

Yazsınlar, çizsinler, renk renk, desen desen yapsınlar yazılarını.

Çeşit çeşit avatarlar, imzalar seçsinler.

Bunlar geçicidir.

Elbette bu forum da birgün kapanacaktır.

Bana ve sana inananlara, yeni piyasaya sürdüğümüz Windows Vista ile hazırlanacak Paradise forumda yazma imkanı sağlayacağız.

O forumda ne ban yemek var, ne mod kontrole alınmak, ne de hesap iptali, ne de söyleyeceğiniz sözlere bir kısıtlama.

Bana ve sana, arkadaşlığımıza, mesajlaştığımıza inanalar için, inançlarının karşılığı olarak paradis foruma katılacak olanlara ayna gibi görüntüye sahip, göz yormayan dev ekranlar, zentrilyon işlem gücüne ve hızına sahip bilgisayarlar, düşünceleriniz aklınızdan geçerken yazıya dökecek dilden anlayan klavyeler verilecek.

Hahaha deyip, ne zaman olacakmış bu Paradise forum mu diyorlar.
Ne zaman olacağını biz biliriz ancak. Bilgisayar teknolojisindei gelişmelerin, trendlerinne olacağını ancak biz biliriz. En Büyük programcı benim laynn!

Sen daha önce benim iyi programcı olduğuma inanmayanlar nereler oldu hatırlat onlara.

Apple Computer'i hatırlat.
Biz Apple Computer'e ortaklık teklif etmiştik.
Bırakın şu hem yazılım, hem donanım konusunda tekel olma çabasını demiştik.
Donanım işini başkalarına bırakalım başkaları yapsın, biz sadece yazılımda yoğunlaşalım demiştik.
Ama onlar açgözlülüklerinden dolayı, beni beğenmeyip kibirli davranmalarından dolayı kaybedenlerden oldular.
Ne oldu şimdi Apple Computer'e? yerlerde sürünüyorlar.
En büyük programcı benim. Dünyanın en zengini benim.. Dünyanın en büyük tekeli benim.

Netscape WebBrowser'ı hatırlat.
Bizimle uğraşılmaz demiştik.
Ama onlar naaptı?
Davalar açtılar, mahkemelere, senatolara koştular.
Şahitlerinizi getirin dedik onlara.
Kendilerine bile hayrı olmayan şirketleri şahit diye getirdiler.
Biz de getirdik şahitlerimizi.
Ne oldu? Nerede şimdi Netscape?
Bu forumda yazanlar belkide hatırlamazlar bile nedir Netscape.
Hatırlat bunları, hatırlat ki, akıllarını başlarına toplasınlar, anlasınlar kimmiş Bill Gates.
En büyük programcıdır o. Dünyanın en zenginidir o. Dünyanın en büyük tekelidir o.

Dinimizle dalga geçiyor bu adam diye de çarpıtmasınlar yine.

Çekemiyorlar mı yoksa, senin ve benim arkadaşlığımız?


metalicmann
Bill Gates'den yeni mesaj:

Metalicman kardeşim.
Sana şunu da söyleyeyim.
Aslında, Linux'u da biz yazdık.
MAC/OS'u da.
Simbian'ı da, Java'yı da.
Onların hepsi aslında birer Windows idi.
Ama hepsi tahrif edildiler ve özlerinden uzaklaştılar.
Ama yine de onlar da bilgisayar kullanıcısı. Onlarla bilgisayarı yiyeyek bişey zannedenler bir mi?


Hala benim senin arkadaşım olduğuna ve senle mesajlaşabileceğime inanmıyorlar değil mi?
Peki bu inanmayanlardan bir tanesi bir reddedebildi mi bilgisayarın varlığını?
Ya klavye'ye yok diyebildiler mi?
Yalanlayabildiler mi Windows'u benim yazdığımı?
Sacede ne diyorlar?
"Bizim inancımızla alay ediliyor!"
"Demokrasi nerde?"
Andolsun ki biz kimsenin inancıyla dalga geçmiyoruz.
Sadece "yanlışın içine sokuşturulan gerçek, yalanı savunmak için kullanılamaz" diyoruz.
Bu sözümüzde akıl sahipleri için büyük hikmet vardır.

İnanmayanlara şöyle seslen:
Yok mu bilgisayar?
Yok mu windows işletim sistemi?
İnananları Paradise Forumla müjdele. Orada rahat edecekledir.
İnanmayanlara gelince, kusa bir süre kullansınlar windows'umuzu,MS-Office'imizi.
Sonra biz yapacağı biliriz.
En büyük programcı benim! En zangin benim! En zeki benim!
İnkarcılığı bırakın da, inanın bana.
En büyük programcı benim.
Kafanıza klavyeyi attırmayın bana.
Kırdırmayın bana monitörü.




müslüman arkadaşlarda ilginç bir savunma metodu var.

Sorulan soruların içinden çıkamadıkları zaman, bize "şu kainata bak, şu dağlara bak, şu insan vücudunun mükemmelliğine bak, şu galaksilerin mükemmelliğine bak" diyorlar. Bakıyoruz. İtiraz edeceğimiz birşey de göremiyoruz. Peki o zman neden inkar ediyorsunuz Allah'ın dinini ve peygamberini?

Arkadaşlar; evrendeki maddi gerçekler ile bu sorular arasında bağ yok.

Dağ'ın var olduğunu kim reddedebilir ki?

Bunun üzerine ben de bu ilginç konuyu başlattım.

Bir yalan uydurdum: Bill Gates bana özel mesaj gönderiyor. Bu forumu izliyor. Türkçe biliyor. Beni çok seviyor.

Yalanımı salladım ortaya. Yalanıma karşı gönderilen yorumların hiçbirinde "Bill Gates ile yazıştığım iddiasını" yalan çıkaracak birşey söylemedim.

Ne söyledim peki? Bilgisayar dünyasıyla ilgili gerçekleri yazdım size.

Kim bilgisayar yok diyebildi ?
Kim monitör yok diyebildi?
Kim Mouse yok diyebildi?
Kim MS-Windows, Bill Gates'in ürünü değildir diyebildi?
Kim MS-Office Bill, Gates'in ürünü değildir diyebildi?

Hiç kimse diyemedi. Hiç kimse demez de zaten. Bilinen bir gerçeğe kim karşı çıkabilir ki?

Yalanım neydi? Bill Gates bana özel mesaj gönderiyor. Bu forumu izliyor. Türkçe biliyor. Beni çok seviyor.


Sevgili manyak,

Şimdi gidin Kuran'ı tekrar okuyun.

Görmüyorlar mı şu deveyi?
Görmüyorlar mı Güneş'i Ay'ı, yıldızları?
Görmüyorlar mı onlara verilen nimetleri?
Yağmuru görmüyorlar mı?

gibi hiçkimsenin zaten karşı çıkmadığı maadi gerçekleri geç. Bunlara ne ben itiraz ediyorum,, ne de başka bir arkadaşımız. Bizim bilimselci düşüncemizin temeli zaten maddi gerçeklik.

Yani Kuran'ı okurken gerçekleri ve iddiaları ayıralım lütfen.

Görmüyorlar mı onlara sunduğumuz nimetleri? (özne dışındaki hiçbirşeye ateistler de karşı çıkmaz)
Biz onu bir sudan yarattık! (özne dışındaki hiçbirşeye ateistler de karşı çıkmaz)

Her ölümlü ölümü tadacaktır. (kimse karşı çıkmaz)


Hangi gerçeğin arkasında, hangi iddia saklı onu görelim.

Hangi iddia, alakasız bir gerçeğin arkasına nasıl gizleniyor onu görelim.

Aynı şey defalarca neden tekrarlanıyor, maksadı anlayalım.


Ayrıca benim sunduğum örnekteki doğaçlama yöntemine de dikkat çekmek isterim.

İddia edildiği gibi, vaka üzerine vahy inmemiştir. Vaka üzerine doğaçlama yöntemiyle cevap yetiştirilmiştir. Bıktırıcı tekrarların tek nedeni budur. Çünkü başarısı kesin bir yöntemdir.








the_manyaq
bravo metalicman
gerçekten tebrik ederim.
bundan sonra senin yazılarını takip edeceğim.
gerçekten güzel tespitlerin var

ben müslümanlar arasında pek sevilen biri değilim.çünkü onların dediklerinin tersini savunurum.
hadismiş oymuş buymuş şiddetle reddederim.kendimce güzel tespitlerde yaptığıma inanıyorum.
ama senden birşeyler öğrenebileceğimi gördüm.
çok güzel tespitler yapmışsın.
üstelik windows hakkında yazdığın yazıdan
Kuranı çok iyi bildiğini gördüm.
müslüman olup bir kere okumayanlar var.
ne tuhaf değil mi

bende seni sevdim metalicman
ve saygı duydum.en azından red ettiği şeyi bilerek ediyorsun
tabi doğru şeyi reddetmiyorsun ama smile.gif yapma metodun doğru
bilmeden kabul olmayacağı gibi bilmeden reddetmekte olmaz.


şimdi lafı dolandırmayı bırakım
çünkü senin yazında emek var.ve cevap vermemek haksızlık olur.
şu yazının karşısında inan cevap verecek aklım ve bilgim olmasaydı
samimi şekilde itiraf ederdim.

ama şunu itiraf edeyim.çetin birisin.hatta anladığım kadarıyla buradaki en zor ateist sensin.
çünkü burada bu kadar somut
bu kadar Kurana dönük
bu kadar net hedefe giden yazılar yazabilen yok.

cevabım güzel kardeşim.
başlamadan önce şunuda itiraf edeyim bu tartışmayı keyif duyarak yapıyorum.
sen sebep olduğun için teşekkür ediyorum.


bunlar senin sözlerin burdan başlayalım.

Ayetlerde geçen;

Güneş’in varlığını, Ay’ın varlığını, yıldızların varlığını kim reddedebilir?
İnsan’ın bir sperm (ve yumurta)dan yaşama başladığını kim reddedebilir?
Topraktan ekinlerin çıktığını kim reddedebilir?
Yağmurun yağdığını?
Yerzünde pınarlar olduğunu, su kaynakları olduğunu kim reddedebilir?
Topraktan çıkan ağaçlarda çeşit çeşit metveler büyüdüğünü kim reddedebilir?
Gece ve gündüzün varlığını kim reddedebilir?
Dağların, denizlerin varlığını kim reddedebilir?

Bu doğal/maddi gerçeklere kimse itiraz edemez.

Her insan ölür. Bir süre yaşar. Malın/mülkün kimseyi sonsuzlaştırmayacağı husussuna da kimse itiraz edemez.

Yukarıda alıntılanan ayetlerde, ateist/agnostik ve teistlerin anlaşamayacağı tek nokta eylemlerin öznesidir, onun dışındaki herşeyde mutabıktırlar.


Kuranı bildiğin nekadar açık ( bu cümleyi unutma güzel kardeşim.bunu ileride başka birşey için kullanacağım )

bahsettiğin örnekler gerçekten kuranda geçiyor.ama bu örnekleri bizzat geçtiği gibi almazsak
o zaman eleştiri yanlış olabilir.

güneşle başlayalım.
Allah Kuranda güneşten bahseder evet.

Güneş de bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün Olan ve Bilen'in takdiridir.

36Yasin Suresi 38


O, Evren'in ve yeryüzünün ve bu ikisi arasındakilerin Efendisi'dir, doğuların (Güneş'in doğduğu yerlerin) da Efendisi'dir O.

37 Saffat Suresi 5


bak burda salt güneş örneklenmiyor
onunla ilgili bilinmeyen bir bilgide veriliyor.
daha yakın zamana kadar güneş sabit sanılmıyormuydu.

ikinci ayette ise doğuların ve batıların rabbi diyor.
bu ifade çok net olmasada dünyanın eksenindeki eğrilik yüzünden güneşin hergün başka bir noktadan doğduğu manasına gelemez mi.çok net olmasa oraya yorumlanabilmesi bile dikkate değer bir tesadüf olmalı.
bunu onun için dediğini nerden biliyorsun diyebilsende ona uymuyor diyemeyiz.
ama birinci ayetteki bir karar yerine doğru akıp gitmek kelimesi bence çok ciddi bir ifadedir.
ta bu zamana kadar bilinmeyen bir gerçeğe neredeyse kelime kelime uymaktadır.
bak kelimeyi aynen alalım bir karar yerine doğru akıp gitmektedir
burda bir yörünge belirtmiyor.öyle olsa şöyle derdi.bir karar yerinde akıp gitmektedir.bu döngüsel bir ifade kazandırabilir.ama hareket döngüsel değil.daha çok doğrusal bir ifade gibi durmuyor mu.
yani şunu söylemek istiyorum.bazıları kelime çok yuvarlak olduğu için öyle gibi gözüküyor diyor.
ama aslında bunu yapabilmek bile bir büyüklüktür.
şöyle örnekleyelim.eskiden felç geçirenlere ne derlerdi.
cin çarpmış.çarpılmış.bakın bilmeden ettikleri kelime gerçeğin 10 kilometre uzağına bile yaklaşamamıştır.
yani hiç bir bilgi olmadan bu derece yaklaşmak bile önemli birşeydir.ve burdaki yaklaşma tam isabet denilebilecek bir yaklaşmadır.


BÜYÜK HARFLE YAZAYIM.BUNLAR BENİM İFADELERİM OLSUN.RENK VERMEK ZOR OLUYOR.

yıldızlar yer ve gökyüzüne gelelim.

İnkar edenler Evren(Gökler) ve yer birbirleriyle bitişik iken onları ayırdığımızı, her canlıyı sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Yine de onlar inanmayacaklar mı?

BİGBANG E UYUYOR MU UYMUYOR MU.
CİN ÇARPMIŞ ÖRNEĞİNİ HEP DÜŞÜNÜN.
EN AZINDAN ÇOK NET BİR ŞEKİLDE SAÇMALAMIŞ DENİLEBİLİR Mİ.YALAN DENİLEBİLİR Mİ ?




21- Enbiya Suresi 30

Özenle oluşturulmuş yollara(yörüngelere) sahip Evren'e (Göğe) andolsun.

51- Zariyat Suresi 7

başka mealinide verim.bu fazla yuvarlatılmış oldu

Zariyat Suresi 7
Yollara sahip göğe andolsun ki,


SAÇMALAMIŞ DENİLEBİLİR Mİ.YÖRÜNGELERLE UYUŞUYOR MU UYUŞMUYOR MU.
EN AZINDAN NET BİR ŞEKİLDE ZIRVA CAHİLCE ALAKASIZ DENİLEBİLİR Mİ
YALAN DENİLEBİLİR Mİ

Bir de duman (gaz) halinde bulunan Evren'e (Göğe) yöneldi, ona ve yeryüzüne "isteyerek veya istemeyerek gelin." dedik. İkisi de "İsteyerek geldik" dediler.

41-Fussilet Suresi 11

DUMAN HALİ AÇIK BİR İFADE DEĞİL Mİ.SAÇMALANMIŞ MI HEDEF TAM TUTMUŞ MU.
EN AZINDAN ALAKASIZ YALAN DENİLEBİLİR Mİ

Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun?

67 Mülk Suresi 3

RAKAM VERİLMİŞ 7 GÖK DEMİŞ.KİM BAKARAK SAYABİLİYOR GÖĞÜN KATLARINI
YALAN MI ALAKASIZ MI.

1 Ve Evren'e ve Vuruşlu'ya(Tarık'a)

2 Vuruşlu (Tarık) nedir kavrayabilir misin?

3 O delici yıldızdır.

86Tarık Suresi 13

BU BÜYÜK BİR AYET DEĞİL Mİ.BİR PULSARI BU KADAR YAKIN TANIMLAYABİLMEK.TANIMLADIĞI ŞEYİDE YILDIZ OLARAK SÖYLEMEK KOLAY MI.
BU SÖZ YALAN MI.EN AZINDAN ALAKASIZ SAÇMASAPAN BİR SÖZ MÜ.

Ne göklerde, ne yerde zerre ağırlığınca bir şey O'ndan (Allah'tan) gizli kalmaz. Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de, istisnasız olarak hepsi muhakkak apaçık bir kitaptadır.

34-Sebe Suresi 3

DAHA DÜNE KADAR ATOMDAN DAHA KÜÇÜK BİRŞEY BİLİNMİYORDU.BEN İLK OKULDAYKEN BİLİNMİYORDU.
AMA O ZAMAN İYİ KÖTÜ SÖYLENMİŞ.TAM O DEMEYİN HADİ.AMA ALAKASIZ MI.SAÇMA SAPAN MI.

Ve gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise bunun delillerinden yüz çeviriyorlar.

21 Enbiya Suresi 32

METEORLAR ZARARLI IŞINLAR VS NE İLE ENGELLENİYOR.GÖĞE BAKIP BİR TAVAN GÖREBİLEN VARMI.
YILDIZLARLA ARAMIZDA BİR KUBBE GÖRE VARMI.O ZAMANDAN KİM BUNU SÖYELEBİLİR Kİ.

Allah, şu gördüğünüz gökleri direksiz yükseltendir…

13 Rad Suresi 2

HADİ BUNU SAYMAYALIM.YILDIZLARA BAKARSIN ARASINDAN BİRŞEY GÖRMEZSİN.BU İFADEYİ KULLANABİLİRSİN.

Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Yeryüzü'ne yönelip onu uçlarından eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. O'nun hükmünü iptal edebilecek olan yoktur. O hesabı çok çabuk görendir.

13 Rad Suresi 41


HADİ BUDA ÇOK MUĞLAK DİYELİM.AMA DÜNYANIN KUTUPLARDAN BASIK OLMASI.VE ÖZNENİNDE BİZZAT DÜNYA OLMASI ENTERESAN DEĞİL Mİ.ŞİMDİ BU YALAN MI ALAKASIZ MI SAÇMA SAPAN MI

İnkar edenler gökler ve yer birbirleriyle bitişik iken onları ayırdığımızı görmüyorlar mı?

21 Enbiya Suresi 30
BİGBANG DE GÜNEŞTE YILDIZLARDA BÜTÜN HERŞEY BİTİŞİK TEK PARÇA DEĞİLMİYDİ.
BİR KERE TEK OLDUĞUNU BİLMEK BİLE ENTERESAN DEĞİL Mİ.YALAN MI
SAÇMA SAPAN MI

Ve göğü kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz.

51 Zariyat Suresi 47

GENİŞLEMEK DİYOR AÇIK AÇIK.SİZ BAKIP GENİŞEME GÖREBİLİYORMUSUNUZ.
BU SÖZ ENTERESAN DEĞİL Mİ.YALAN MI SAÇMA SAPAN MI ALAKASIZ MI.

Gök yarılıp da yağ gibi erimiş kırmızı bir gül haline geldiği zaman

55 Rahman Suresi 37

NE TESADÜFTÜR Kİ BİR NEBULA AYNEN BU İFADEYE BENZER.BİR TASVİR YAPSANIZ SİZ NASIL YAPARDINIZ.
PEKİ SİZ ÖMRÜNÜZDE BİR NEBULA GÖREBİLDİNİZ Mİ.ÇIPLAK GÖZLE TEK BİR İNSAN NEBULA GÖREBİLMİŞ Mİ.BU KİTAP BUNU NASIL YAZMIŞ.

BU İFADE YALAN MI.SAÇMA MI AKALASIZ MI.

Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzüp giderler.

21 Enbiya Suresi 33

YÖRÜNGE KONUSUNA HİÇ GİRMEYİM.
YALAN MI ALAKASIZ MI SAÇMA SAPAN MI.

Ve O geri çeviren gök,

86 Tarık Suresi 11

SU BUHARI DIŞARI KAÇAMAZ.GERİ DÖNER.
ZARARLI IŞINLARDA İÇERİ GİFREMEZ GERİ DÖNER YANİ YANSIR.
BU İFADE YALAN MI.SAÇMA SAPAN MI ALAKASIZ MI.


Ve yeryüzünü de yayıp yuvarlattı.

79 Naziat Suresi 30

Ayetin Arapça'sında geçen "dahv" kelimesinin köklerinden türetilen kelimeler "yuvarlaklık" ifade etmekte, "devekuşu yumurtası" gibi anlamlara gelmektedir.

SEN ARAPÇA BİLİYORSUN BİLDİĞİM KADARIYLA.
BUNU SENİN TAKTİRİNE BIRAKIYORUM.DEVE KUŞU YUMURTASI İFADESİ DOĞRUYSA.
BU İFADE YALAN MI SAÇMA SAPAN MI ALAKASIZ MI.
HADİ DEVE KUŞU YUMURTASIDA OLMASIN.DÜNYANIN TEPSİ GİBİ OLDUĞUNU SÖYLEYEN İNSANLARDAN BİLE ÖNCE NEREDEN BİLİYORDU YUVARLAK OLDUĞUNU.



Dağları görürsün de onları durgun sanırsın, oysa onlar bulutların hareketi gibi hareket etmektedirler. Bu her şeyi sapasağlam, mükemmel yapan Allah'ın sanatıdır. Gerçekten O yaptıklarınızdan haberdardır.

27 Neml Suresi 88

BUNU İSTER DÜNYA DÖNÜYORA GÖTÜRÜN.İSTER DAĞLARIN MAGMANIN ÜSTÜNDEKİ YÜZÜŞÜNE.
GÖZ GÖRE GÖRE DURAN DAĞLARA HANGİ AKILLI ONLAR YÜZÜYOR DİYEBİLİR.
BİLEN BİRİ DER DEĞİL Mİ.
BU YALAN MI.SAÇMA SAPAN MI ALAKASIZ MI.TESADÜF MÜ.


Gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisinin arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu inkârcıların sanısıdır…

38 Sad Suresi 27

BUNU GEÇİYORUM.


6 Yeryüzünü bir döşek yapmadık mı?

7 Dağları da birer kazık?

78 Nebe Suresi 67

DAĞLAR YERİN SARSINTISINI ENGELLİYOR MU ENGELLEMİYOR MU.
BU ALAKASIZ MI YALAN MI SAÇMA SAPAN MI

Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik...

21 Enbiya Suresi 31


BUDA YUKARDAKİNİN TASTİKÇİSİ.


DEVAM EDELİM.


Elbette hayvanlarda da sizin için ibretler vardır. Size onların karınlarında sindirilmiş gıdalar ile kanın arasından, halis, boğazınızdan kolaylıkla kayan bir süt içirmekteyiz.

16 Nahl Suresi 66


66. Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.
DİĞER TERCÜMESİ

BAK SÜT NEREDEN ÇIKIYOR SÖYLÜYOR.
YALAN MI SAÇMASAPAN MI ALAKASIZ MI


45 Gerçekten de O, erkek ve dişi olarak iki çifti yaratandır.

46 Akıtılan meninin bir damlasından.

53 Necm Suresi 45-46

CİNSİYET ERKEKTEN GELİR.DİKKAT EDERSENİZ.ÇİFTİ ERKEKTEN GELEN MENİ İLE YAPTIĞI SÖYLENİYOR.
ŞİMDİ BU YALAN MI SAÇMASAPAN MI ALAKASIZ MI.


Sonra o damlacığı, asılıp tutunana dönüştürdük. Sonra asılıp tutunanı bir çiğnemlik et haline getirdik.

23 Müminun Suresi 14

GERÇEKTEN BU AŞAMADA İNSAN OLUŞURKEN ÇİĞNENMİŞ ET PARÇASI GİBİDİR.
HEM DİŞ İZİ VARMIŞ GİBİ HEMDE BELLİ BELİRSİZ BİR ŞEKİLDEDİR.
ŞİMDİ BU ALAKASIZ MI
YALAN MI SAÇMASAPAN MI

Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlıkta bir yaratılışdan diğer yaratılışa geçirerek yaratmaktadır.

39 Zümer Suresi 6

İÇ İÇE ÜÇ KISIMDA DOĞUM OLUYOR.
ŞİMDİ BU YAAN MI ALAKASIZ MI SAÇMA SAPAN MI.


Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük. Sonra asılıp tutunan şeyi, bir çiğnemlik et parçası haline getirdik. Sonra bir çiğnemlik et parçasını, kemik olarak yarattık. Sonra kemiğe et giydirdik.

23 Müminun Suresi 14

... Kemiklere de bir bak. Nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra da onlara et giydiriyoruz...

2 Bakara Suresi 259

BU SIRALAMA ALAKASIZ MI YOKSA TAM HEDEF Mİ.
ŞİMDİ BU YALAN MI SAÇMASAPAN MI ALAKASIZ MI

Gerçekten de insanı karışımlı bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bu yüzden onu işiten ve gören yaptık.

76 İnsan Suresi 2

MENİ BİR KARIŞIMDIR.
YALAN MI SAÇMAMI ALAKASIZ MI


13 Sonra onu dayanıklı bir karar yerinde bir damlacık haline getirdik.

14 Sonra o damlacığı asılıp tutunan birşeye dönüştürdük...

23 Müminun Suresi 13-14

RAHİM DUVARINDA ASILMA
YALAN MI ALAKASIZ MI SAÇMA SAPAN MI


Efendin dişi bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda, insanların kurdukları kovanlarda evler edin.

16 Nahl Suresi 68

ARIYA BAKIP CİNSİYETİNİ ANLAYABİLİYORMUSUNUZ.
ARAPÇADA İNGİLİZCE GİBİ DİŞİLİK YADA ERKEKLİK AYRI CÜMLELERLE İFADE EDİLİR.
SEN BİLİRSİN METALİCMAN
ŞİMDİ BU YALAN MI SAÇMA MI ALAKASIZ MI


2 Romalılar yenilgiye uğradılar.

3 Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar yenilgilerinin ardından yeneceklerdir.

4 Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün inananlar sevineceklerdir.

30 Rum Suresi 24

BU İFADE BİREBİR DOĞRUDUR.
VE GELECEĞE AİT BİR HABERDİR
GERÇEKLEŞMİŞTİR.
VE DÜNYANIN FİZİKEN EN ALÇAK YERİNDE OLMUŞTUR.
NEREDEN BİLİYORDU EN ALÇAK YER OLDUĞUNU

ŞİMDİ BU YALAN MI ALAKASIZ MI SAÇMA SAPAN MI


VS VS VS VS VS VS VS VS VS VS

İNAN DAHA ÇOK VAR DOSTUM AMA BEN YORULDUM.


ŞİMDİ SANA SORUYORUM.
BU YAZDIKLARIMIN İÇİNDE HEP İNANILMAZ BİLGİLER YOK MU

HADİ ŞÖYLE DİYELİM.
YA NE ALAKASI VAR İKİ KELİME ETTİ DİYE KOCA BİLGİLERİ SÖYLEMİŞ Mİ OLDU.
PEKİ HİÇ BİLMEDİĞİ KONULARA NASIL BU KADAR YAKLAŞMIŞ
TAMAMEN ALAKASIZ KELİMELER Mİ KULLANMIŞ
AÇIKÇA SAÇMA OLDUĞUNU SÖYLEYECEĞİN.
TAMAMEN ZIT TAMAMEN ALAKASIZ İFADELER DİYEBİLECEĞİN TEK BİR AYET VARMI ŞURADA

ŞİMDİ SANA GÖRE SADECE YILDIZLARA BAK
AYA BAK ( AYLA İLGİLİ ŞEYLERİ YAZMADIM )
GÜNEŞE BAK
DAĞA TAŞA
ARILARA
İÇTİĞİNE YEDİĞİNE BAK MI DİYOR
YOKSA ŞAŞILACAK ŞEKİLDE BİLİNEMEYECEK ŞEYLERİ Mİ SÖYLÜYOR.
HADİ SÖYLEMİYOR DİYİN SİZ
AMA SAÇMALIYOR MU
HİÇ Mİ ALAKASI YOK BİLİMSEL DETAYLARLA.
BUNLARIN BİRTANESİNE SAÇMA
ALAKASIZ
YALAN DİYEBİLİR MİSİNİZ.




BAK SANA EN BAŞTA BU SÖZÜMÜ UNUTMA DEMİŞTİM.

Kuranı bildiğin nekadar açık
BU CÜMLEYİ SÖYLÜYORUM.

NE DEDİM SANA SEN BUNU BİLİYORSUN.
ÇÜNKÜ KURANI WİNDOWSLA DEĞİŞTİRİP YAZDIĞIN O ÖRNEK YAZI
KESİNLİKLE KURANI BİLDİĞİNİN GÖSTERGESİYDİ.
BUNDA HAKSIZ OLDUĞUMU SÖYLEYEMEZSİN.


ŞİMDİ O YAZIYI SEN DEĞİLDE BİR BAŞKASININ YAZDIĞINI DÜŞÜN
ADAM ZERRE KADAR KURAN BİLMİYOR
VE KURANA GÖNDERME YAPIP ASLINDA ONUN BAŞKA TÜRLÜ BİR KİTAP OLDUĞUNU ORTAYA KOYACAK
SENCE BUNU YAPMASI MÜMKÜNMÜDÜR.
SEN KURANI HİÇ OKUMASAN O YAZIYI YAZABİLİRMİYDİN
ÖRNEKLERİN KURANIN YAKININDAN GEÇEBİLİRMİYDİ.
YADA BÜYÜK BİR KISMI ALAKASIZ VE SAÇMA OLMAZMIYDI.
SENDE TAKTİR EDERSİN Kİ ALAKASIZ VE SAÇMA OLURDU.


BİR ÖRNEK
BİR MÜSLÜMAN BANA KURANDA HZ.MUHAMMEDİN BİR YILDIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ.
BAK KALKMIŞ KURANI BAŞKASINA ANLATIRKEN KULLANDIĞI İFADEYE BAK
BİR MÜSLÜMAN KULAKTAN DUYMA BİLMESİNE RAĞMEN KURANIN YAKININDAN BİLE GEÇEMEMİŞTİR.

PEKİ KURAN YALANSA
UYDURMAYSA
İNSAN SÖZÜ İSE HZ.MUHAMMED NASIL OLMUŞTA BU MÜTHİŞ BİLGİLERE BU DERECE YAKLAŞABİLMİŞ.
LÜTFEN VİCDANINA SOR GÜZEL KARDEŞİM.
BEN SENİN YAZINA SAYGI DUYDUM VE ÖMRÜM BOYUNCA HİÇBİR FORUMA BU KADAR UZUN BİR YAZI YAZMADIM.

TEKRAR KONU VE TARTIŞMA İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SANA



BİR NOTU DAHA EKLEYİM.
DAHA BİR ÇOK AYETLE İLGİLİ ÖRNEKLERİ VERMEDİM.ÇÜNKÜ İKNA EDECEK KADAR UZUN OLDU BANA GÖRE.
metalicmann
Sevgili manyak;



Vakit baya geç oldu,ama hiç taslanma mutlaka yarın cevapları vereceğim.

the_manyaq
smile.gif
tamam dostum

yalnız
şunu ileteyim.

şunu söyleyebilirsin.
iki kelime ile bu bilgileri söylemiş mi oldu.

bunu normalde kabul etmesemde bu yazı için ediceğim.
çünkü sen Kuran yalan demiştin.
o zaman sen şuna dikkat etmelisin.

bu ifadeleri kabul etmesende reddedebilirmisin.
yani açık bir yalan diyebilir misin
açıkça alakasız diyebilirmisin

diyebilirsen nasıl diyebilirsin

neyse zor ve uzun bir tartışma
yarın görüşürüz
Allah rahatlık versin smile.gif
metalicmann
ALINTI


bravo metalicman
gerçekten tebrik ederim.
bundan sonra senin yazılarını takip edeceğim.
gerçekten güzel tespitlerin var




teşekkür ederim sevgili manyak,



ALINTI
ben müslümanlar arasında pek sevilen biri değilim.çünkü onların dediklerinin tersini savunurum.
hadismiş oymuş buymuş şiddetle reddederim.kendimce güzel tespitlerde yaptığıma inanıyorum.
ama senden birşeyler öğrenebileceğimi gördüm.
çok güzel tespitler yapmışsın.
üstelik windows hakkında yazdığın yazıdan
Kuranı çok iyi bildiğini gördüm.
müslüman olup bir kere okumayanlar var.
ne tuhaf değil mi




Bende müslüman iken biz zamanlar senin gibi hadisleri inkar ederdim.Benide sevmezlerdi hatta fanatiklerden ölüm tehditleri bile aldığım zamanlar oldu.Aklı ve vicdanı temiz olan herkes demekki bu süreci yaşıyor.Akla, vicdana,genel ahlaka,insanlığa aykırı binlerce ipe sapa gelmez hadisler için, bunları allahın seçilmiş olan elçisi söyleyemez, yapamaz diye düşünüyordum.Bu şeklide düşünmem ise bir önyargıdan kaynaklaanıyordu. Oda kuranın allahtan geldiği ve muhammedin onun seçilmiş elçisi olduğu inancı idi.

[/color]

[color="#000000"]Dolayısıyla bu tür hadisleri islam düşmanları olan emeviler ve abbasiler görevlendirdikleri maaşlı diin adamları islamı karalamak için uyduruyorardı. Öyleyse tek çözüm sadece kuran ile yetinmekti.




Piyasadaki mevcut meallerde bu hadis anlayışına göre hazırlanmıştı, yani güvenilir değildi.Tam 5 sene yoğun bir kuran araştırması içine girdim.Çat pat arapçam olmasına rağmen meal yazacak seviyede olmadığı için, bir flolog arkadaş ile meal yazmaya karar verdik ve başladık. Yozlaşmış islam imajını güya aklayacaktık.Enfal suresine gelince bütün ipler kopmaya başladı. Bu sefer kuranın kendisini sorgulamaya başladık.



Nasıl olruda Allah insanları (savaş esirleri) koyun dağıtır gibi,müslümanlara dağıtır, paylaştırırdı.Mademki müslümanlar saldırıya uğramış ve kendilerini savunmuşsa, bozulmamış akıl ve temiz vicdana göre bu esirlerin salınıvermesi gerekirdi.Hatta hiç esir bile alınmaması gerekirdi.Birde işin içine düşmanın malları da girince buram buram rant elde etme kokusu geliyordu.



Yaptığımız titiz bir araştırma sonucu,kuranın muhammed tarafından yazıldığı veya yazdırıldığı apaçık ortaya çıktı.Güvenilir olması içinde, yaşadığı o toplumunda otorite olarak inanılan yüce bir güce dayanması gerekiyordu, yani el ilah,a =allaha



Ankebut 61 Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?

Zuhruf 87 Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette "Allah" derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?


Zuhruf 9 Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; "Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı" derler.


Ankebut 63 Andolsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla ölümünün ardından yeryüzünü canlandıran kimdir?" diye sorsan, mutlaka, "Allah" derler. De ki: (Öyleyse) hamd da Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu (söyledikleri üzerinde) düşünmezler.

Furkan 60 Onlara: Rahman'a secde edin! denildiği zaman: "Rahman da kimmis! Bize emrettiğine secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onların nefretini arttırır.


Rad 30 30. İşte seni böyle, kendilerinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmet içinde gönderdik ki, onlar Rahmân'a küfredip dururlarken, sen onlara sana vahyettiğimiz kitabı okuyasın. De ki: "O Rahmân benim Rabbimdir, O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım, tevbem de O'nadır.



"El imanu Yemamin"(Iman Yemenli'dir)-Feyz Murtaza Zebiidi,Ehadisul Mutevatire 41-43
Muhammed zamaninda Yemen'de cok onemli bir kabile reisi vardir ve peygamberlige soyunmustur. Adi Yemame Rahman'idir.
Bu Yemame Rahman'i oldukca kulturlu,zeki ve saygin bir kisidir. Araplar arasinda oldukca nufuzludur. Muhammedin bu kisiyle diyaloglari olmus, ona buyuk saygi duymustur. Hatta onunla iliskisi oyle bir dereceye gelmisti ki, Mekkeli inanmayanlar, "Bize ulasan bilgiye gore,Yemame'deki su adam,Rahman denen kisi ogretiyor sana muslumanligi. Kuskun olmasin ve yemin ederiz ki, biz hicbir zaman Rahman'a inanmayiz."-Siratu Ibn Ishak,Muhammed Hamidullah 180/254-

Evet, Rahman insanlar arasinda kullanilan bir isimdi. Ve ilginctir ki, arab dilindeki bircok kelime sankstritcedir, cok tanrili hint bolgesi diline aittir.
Evet,mekkeli araplar muhammedin islam kelimesini bile Bu Rahman denen kisiden aldigini iddia ediyorlardi.
Bu Yemamli Rahman, peygamberlik savinda bulundugu zamanlar bir diger adi da "Muslim" di. Yani islam olusturulmadan once adamin bir adi da Muslim! Tabii, daha sonra peygamberlik savinda muhammed basarili olunca, muslumanlar alay etmek icin "Mseylime" yani "cok yalanci" anlaminda "Kezzab" ismini de eklerler. Daha sonra da islamin tarihi derlenirken, bu rahman ile ilgili bilgilerin buyuk cogunlugu imha edilmistir, ilerde sorun cikmasin diye. Yine de elde kalabilen bu kadar bilgi bile durumu gayet iyi aciklayabilmektedir.
Evet, RAHMAN" denirken kastedilen kisi buydu. Son derece varlikli,bilgili, yardimsever,merhametli,ve oldukca nufuzlu bir kabile baskaniydi.

Rahman bir insan ismidir. Kelime köken olarak ta çok tanrılı hint diline aittir.
Evet, allah,al-ilah, yani El-Ilah tan gelmistir. O da antik Kenan panteonu bas tanrisini adidir. Ay tanrisidir. Sembolu hilaldir. Bir diger ismi de Sin dir. Yani parlak olan isildayan.

Simdi gelelim Yemenli Rahman'a:
"El imanu Yemamin"(Iman Yemenli'dir)-Feyz Murtaza Zebiidi,Ehadisul Mutevatire 41-43
Yemen, o zamanlarda Misir dahil ortadigu ve hindistana kadar ki uygarliklar icin onemli ticaret noktalarindan biriydi. Ayni zamanda din olarak ta musevilik,hristiyanlik ve muslumanligin temeli olan sabiilik (yildiz,gunes ve ay tapınmacılığı)vardı. Bunun yaninda musevilik ve hristiyanlik ta sonradan yerleşmişti, tıpkı,Medinede yahudiligin yerleşmis olmasi gibi. Yemen bu yüzden ticari oldugu gibi bir dinsel merkezdi de aynı zamanda.
Rahman denen kisi Yemen'in Ezd kabilesinden, bilgelik ve nufuzuyla saygı gören bir başkandı.
Muhammed,peygamberligini ilan etmeden once, karisi Hatice tarafindan ticari amaçlı olarak Yemen'e de gönderilmisti. Yemen'de o zamanlar cok onemli olan Hubase fuarina kaytilmisti. Zaten Rahman'la da burada tanismisti. Buna kaynak: Muhammed Hamidullah,Islam Peygamberi 1/61


Muhammedin icinden ciktigi Evs ve hazrec kabileleri de,o zaman ki arap kabileler toplulugundan bir cogunu icine alan Ve Rahman isimli kisinin de icinden ciktigi Ezd kabilesinden ayrilmaydi.
Yani kisacasi, Muhammed ve rahman uzak ta olsalar sonucta akrabaydılar.
Yemen kökenli bu Ezd kabilesi muhammed icin cok onemliydi. Buna ornek olarak cok saglam yani mutevatur hadislerden bir iki adet aktaralim:
"Emanet (guven) Ezd'dedir."-Tirmizi,Sunen,no 3936-
"Ezd kabilesinden olanlar, allahın yeryuzundeki arslanlaridirlar.Insanlar onlari alcaltmak isterlerken, allah onlari yukseltir. oyle bir zaman gelecektir ki, kisi hep 'keske babam bir Ezd'li olsaydi, keske anam bir Ezd'li olsaydi'diyecek"-Tirmizi,no:3937-
Iste bu yuzden, bu Yemen ve Ezd kabilesi sevgisinden Muhammed,"iman Yemenlidir" demistir. Sadece sevgisinden degil tabii, Yemenin o zamanlar bir dinsel merkez olmasi, butun dinlerin kaynagi olan sabiiligin orada merkezi din olmasidir. Evet, Muhammede göre iman dolayisiyla dini olusturan hersey,ibadetlere kadar Yemenlidir, Sabiilik kökenlidir. Rahman Boşuna onemli bir insan degildi Muhammed icin.

Furkan 4- İnkâr edenler: "Bu Kur'ân Muhammed'in uydurmasıdır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular

Gözlerini önünde cereyen eden bu olayları gören bu insanların yukarıdaki ayetteki itirazlarını, hangi vicdan sahibi gereksiz görebilir ? Kuran, bu insanara hiç bir kanıt vermiyor sadece asılsız söz diyor



Yukarıdaki hadisleri kabul etmeyeceksin ama iyi düşün, yer, ve gökleri yaratanın,güneşi ve ayı emri ile tutanın,yeryüzünü yağmularla canlandıranın, herşeyi bilenin,herşeyi yaratanın allah olduğuna inanan bu insanlar eğer rahman allahın bilinen isimleinde idi ise ,bu insanlar hangi sebeple rahmanı inkar ederler ve ona secde etmekten kaçınırlar.Bunda bir bit yeniği yokmu ?



Şimdide şu ayete bakalım

Araf 180 En güzel isimler (el-esmaü'l-hüsna) Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında sapanları bana bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır



Eğer rahman ismi gerçekten allahın kendine ait bir ismi ise ve bunda ısrarlı ise ve ceza bile öngörüyorsa, neden başka bir ayette bu ısrarından vazgeçer ?

İsra 110 De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır." Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut.


Bu apaçık bir çelişki değilmi ? Kurandaki çelişkiler bununla kalsa iyi



Zaten kuran şu ayetle kendisini çürütüyor.



Nisa 82- Onlar hâlâ Kur'ân'ı gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah'tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.



Kurandaki çelikilerle ilgili yaptığım bir araştırmayı şu linkten okuyabilrisin.



http://forumeydan.15.forumer.com/index.php?showtopic=1201



devam edecek





metalicmann
ALINTI


NE DEDİM SANA SEN BUNU BİLİYORSUN.
ÇÜNKÜ KURANI WİNDOWSLA DEĞİŞTİRİP YAZDIĞIN O ÖRNEK YAZI
KESİNLİKLE KURANI BİLDİĞİNİN GÖSTERGESİYDİ.
BUNDA HAKSIZ OLDUĞUMU SÖYLEYEMEZSİN.


ŞİMDİ O YAZIYI SEN DEĞİLDE BİR BAŞKASININ YAZDIĞINI DÜŞÜN
ADAM ZERRE KADAR KURAN BİLMİYOR
VE KURANA GÖNDERME YAPIP ASLINDA ONUN BAŞKA TÜRLÜ BİR KİTAP OLDUĞUNU ORTAYA KOYACAK
SENCE BUNU YAPMASI MÜMKÜNMÜDÜR.
SEN KURANI HİÇ OKUMASAN O YAZIYI YAZABİLİRMİYDİN
ÖRNEKLERİN KURANIN YAKININDAN GEÇEBİLİRMİYDİ.
YADA BÜYÜK BİR KISMI ALAKASIZ VE SAÇMA OLMAZMIYDI.
SENDE TAKTİR EDERSİN Kİ ALAKASIZ VE SAÇMA OLURDU.


BİR ÖRNEK
BİR MÜSLÜMAN BANA KURANDA HZ.MUHAMMEDİN BİR YILDIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ.
BAK KALKMIŞ KURANI BAŞKASINA ANLATIRKEN KULLANDIĞI İFADEYE BAK
BİR MÜSLÜMAN KULAKTAN DUYMA BİLMESİNE RAĞMEN KURANIN YAKININDAN BİLE GEÇEMEMİŞTİR.

PEKİ KURAN YALANSA
UYDURMAYSA
İNSAN SÖZÜ İSE HZ.MUHAMMED NASIL OLMUŞTA BU MÜTHİŞ BİLGİLERE BU DERECE YAKLAŞABİLMİŞ.
LÜTFEN VİCDANINA SOR GÜZEL KARDEŞİM.
BEN SENİN YAZINA SAYGI DUYDUM VE ÖMRÜM BOYUNCA HİÇBİR FORUMA BU KADAR UZUN BİR YAZI YAZMADIM.

TEKRAR KONU VE TARTIŞMA İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SANA


BİR NOTU DAHA EKLEYİM.
DAHA BİR ÇOK AYETLE İLGİLİ ÖRNEKLERİ VERMEDİM.ÇÜNKÜ İKNA EDECEK KADAR UZUN OLDU BANA GÖRE.


[size="2"][/size]

Gereksiz yere konu uzamaması için için verdiğin ayetleri alıntılamadım. Zaten son cümlelerin bu ayetlerin özeti gibi.Yani kısaca diyorsun ki



ALINTI


PEKİ KURAN YALANSA
UYDURMAYSA
İNSAN SÖZÜ İSE HZ.MUHAMMED NASIL OLMUŞTA BU MÜTHİŞ BİLGİLERE BU DERECE YAKLAŞABİLMİŞ.




Kurandaki defaatle tekrar edilen kıssaları,tevrat ile kıyasladığında ordan kopya edildiği apaçık belli. Yani bu konuda muhammedin önünde hazır belge var.



Muhteşem ve bilimsel olarak gördüğün ayetlere gelince.Bu konuda bende zamanında senin gibi düşünüyordum daha doğrusu bize öyle yutturulmuştu.Sanki kuran inmeden önce insanlık bu gibi konularda zerre kadar bilgisi olmadığı için ot gibi yaşayan canlılar idiler. Öyleyse bu bilgiler allahtan vahyedilmişti, başka yolu yoktu.Ancak araşatırınca kuran inmeden önce ki medeniyetlerin evren hakkında ne kadar bilgi sahipleri olduklarını öğrendim.



Ben ilkolkul mezunu olduğum ve bilim hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığım için ayetleri tek tek ele alıp değerlendirip çürütmem mümkün değil. Ancak bu ayetler burada bilimsel verilere, bulgulara uygun olmadığı tek tek açıklandı.



Varsayalım ki verdiğin ayetlerin hepsi bilimle motamot uyuşsa bile, yinede bu kuranın allahtan vahyedildiğine delil olmaz, olamaz.Ben en başta ne demişimtim



ALINTI
[b]En tehlikeli yalan gerçeklerle süslenmiş, bezenmiş yalandır.

Bu yalanın yalan olduğunu ortaya çıkardığınız zaman, sanki yalanın bütününde yeralan gerçekleri de reddetmişsiniz gibi bir görüntüyle karşılaşırsınız.


Yalancı da yalanını, yalanında yeralan gerçekleri göstererek, “şu da yalan mı? bu da mı yalan?” diye gözünüze sokar ve “eee, niye bana yalancı diyorsun o zaman” der.
[/b]



Çünkü biz burda kuranda doğru varmı yokmu değil, kuranın allahtan olup olmadığını tartışıyoruz. Yani kuranın yalan oluşu allahtan olduğu noktasında,yoksa onda asla doğru bilgi yoktur konusunda değil.İki kelime doğru bir şey söylemek için allah olmaya gerek yok.Bunu sende yapabilrisin bende.O kadar zor bir şey değil.



Balık avlamak için bile oltanın ucuna yem korsun değilmi ? Sadece kancaya hangi balık takılır.Kuran baştan sona şiddet içerse kim ona inanırki.Öyleyse aslı amacı gizleyeyebilecek ahlaki veya bilimle uyuşan?ayeetelerinde olması gayet doğal.



Muhammed, cinsel ve maddi çıkarları için kurmayı planladığı imparatorluğu yani asıl gayeyi,çaktırmamak için söz konusu buraya aktardığın ayetleri ve ve önceki kavimlere ait ayetleri elbette kurana koyması gerekirdi.Kurana bakan insanlar, o ayetlerle bir nevi uyuşup kendine geçerek mest olurken,muhammedin sağa sola savaş açarak nasıl bir terör estirdirdiğini elbette kolay kolay göremeyeceklerdir.Görseler bile kılıfına uydurup başka anlamlara tevil edecelerdir.Çünkü kafalarda , kuranın allahtan geldiği önyargısı olduğu sürece muhammede toz kondurmak asla mümkün değildir.



Eğer kendinede bu cesareti bulabiliyorsan o yem ayetlere takılmadan ve kafandaki o önyargıyı çıkararak, kuranı, herhangi sıradan bir kitap gibi oku bakalım nasıl bir sonuca ulaşacaksın ? Bu şeklide okuduğun zamanda bakalım gerçekten bu kitap allahın sözü diyebilecekmisin



Savaşlarla cariyelerle ilgili ayeteleri tek tek oku



Ben bu cesareti gösterdim,sanada tavsiye ederim.





El-Velehan
Sevgili metaliccman,
işin içinden gelen biri olarak matrixdeki Neo'nun yalan dünyasının özünü görmesi gibi sende dinsal iddiaların arkasındaki boşluğu-geçersiz mantık yürütmeleri görmüşsün.
Seni kaç kere tebrik ettiğimi unuttum yaw,
Bir kez daha tebrik ediyorum.
Sevgiler
the_manyaq
el-velehan
sen karışma
sen ve metalicmann aynı seviyede kişiler değilsiniz.

ben çıkıp aynştayn ı hiç anlamadığım bir formülden dolayı tebrik edebilirmiyim.
afferim ne güzel formül yapmışsın diyebilir miyim.
bunu demek için onun bilgisine ve kurduğu formülün sağlamasını yapacak pratiğe sahip olmam gerekir.

bu forumda metaliccman seviyesinde bir ateist yok malesef.
onun eleştirileri düşündürücü ve tam hedefe giden eleştiriler.

sizin yaptığınız eleştiriler gibi değil
kıçımda çıban çıktı demek ki Kuran yalan gibi şeyler yapmıyor.
bak konunun en başında alt alta koysan benim boyumdan uzun ayet aramış bulmuş.
bir zemin oluşturmuş.
o yüzden samimi olarak taktir ediyorum.ve samimi olarak onunla tartışmaktan keyif duyuyorum.
onu sizlerden ayırıyorum.
ve teşekkür ediyorum kendisine
bir şeyi bilerek reddetmek yada bilerek kabul etmek gerekir.
bizim müslümanlar bilmeden inanır
ama o bilerek inanmıyor.
bence onun yaptığı daha isabetli


neyse...
metalicmann
şuan misafirlikteyim.
yazına cevap vereceğim.

ve söylediklerine riayet ederek cevap vereceğim.



( Ben ilkolkul mezunu olduğum ve bilim hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığım için ayetleri tek tek ele alıp değerlendirip çürütmem mümkün değil. Ancak bu ayetler burada bilimsel verilere, bulgulara uygun olmadığı tek tek açıklandı. )

bu cümle sana ait.normalde bir ateist bir müslümanın bu şekilde samimi itirafını kabul etmez.
neden nasıl niçin diye sormak çok kolaydır ama cevap vermek çok zordur.

örnek
evren nasıl oluştu.
sadece 3 kelime
ama cevap ?
cevabın uzunluğunu metre cinsinden yazmak bile yetmez
cevabı kaç ton çeker acaba

ben sana bunu yaparsam kaçak dövüşmüş olurum.
burda bu çok yapılıyor.
bende bunu akılsız ateistlere sık sık yapıyorum.
sanada başlangıçta yaptım.
sen uğraşıp emek verip metrelerce uzunlukta ayet elemişsin.
güzel bir zeminle bir soru yöneltmişsin
ben ne yaptım.
hiç konu ile alakası olmayan evrimi örnekledim.
bana verdiğin cevapta haklıydın.
ama ateistler hep böyle yaptığı için sinir bozmak için böyle yaptım.

tekrar neyse
sana cevap yazacağım kardeşim.
umarım bu tartışma diğer konulara ve diğer arkadaşlarada örnek teşkil eder.
metalicmann
ALINTI(El-Velehan @ Dec 10 2006, 03:33 PM) *
Sevgili metaliccman,
işin içinden gelen biri olarak matrixdeki Neo'nun yalan dünyasının özünü görmesi gibi sende dinsal iddiaların arkasındaki boşluğu-geçersiz mantık yürütmeleri görmüşsün.
Seni kaç kere tebrik ettiğimi unuttum yaw,
Bir kez daha tebrik ediyorum.
Sevgiler




Eyvallah,sağolasın dostum.



Müslüman arkadaşlar ah bir anlasalar bizlerin özel olarak islamı yok etmek için uzaydan gelen düşmanlar olmadığımızı.Bizde yıllarca bu dine inandık.Bir çok saçmalığı görmemize rağmen sırf cehennem korkusuyla geçiştirmeye çalıştık.Ama nereye kadar ? Mızrak o kadar büyük ki hiç bir çuvala sığmıyor

the_manyaq
güzel söz
senden birşey daha kaptım
mızrak o kadar büyük ki çuvaşa sığmıyor smile.gif


bu anonim olduğu için sana telif hakkı ödemek zorunda değiliz değil mi smile.gif
metalicmann
Merak etme sevgili manyak,



Telif hakkı ücret filan talep etmiyorum, tepe tepe kullanabilirsin biggrin.gif

Z_alim
metalicmann bunlarin hikayeden ibaret oldugunu söylemekle bir yere varilamaz.. hikaye oldugunu ispatlicaksin..yani yalan oldugunu sacma oldugunu.. biz size ispatliyoruz ama siz inanmiyorsunuz cinsinden kelimeler hic yazma bunu yazarak hic kendini yorma..cunku anlattiklarinin bire bir cevabi verilcek seyler.. senin yazdiklarin seyler gercektende basit görunuyor dimi dag, bulut, gunes vs.. ama icindeki ayetler birer anlam niteligi tasiyor.. ve senin istemedigin kabullenmenmeye yetinemedigin gercekleri tasiyor.. siz burda bos bos laflarken kuran hakkinda bakin adamlar neler buliyorlar mesela Maurice Bucaille okadar sey buldu..onlara ne diceksin senin dediklerinin aksini söyliyor..ya adam yanlis ya sen.. bak mesela musadan cok söz etmissin ya o zamandan kurandan bir örnek göstercem buda Maurice Bucaille buldugu bir mucize..

Firavun dedi ki: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule dik de yollara erişeyim."(40 Mümin Suresi 36)


Firavun dedi ki: "Ey ileri gelenler! Ben sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum. Ey Haman! çamurun üzerinde bir ateş yakıp bana yüksek bir kule yap ki Musa'nın tanrısına ulaşayım. Gerçekten de ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum." (28 Kasas Suresi 38 )

metalicmann bunlarin hikayeden ibaret oldugunu söylemekle bir yere varilamaz.. hikaye oldugunu ispatlicaksin..yani yalan oldugunu sacma oldugunu.. biz size ispatliyoruz ama siz inanmiyorsunuz cinsinden kelimeler hic yazma bunu yazarak hic kendini yorma..cunku anlattiklarinin bire bir cevabi verilcek seyler.. senin yazdiklarin seyler gercektende basit görunuyor dimi dag, bulut, gunes vs.. ama icindeki ayetler birer anlam niteligi tasiyor.. ve senin istemedigin kabullenmenmeye yetinemedigin gercekleri tasiyor.. siz burda bos bos laflarken kuran hakkinda bakin adamlar neler buliyorlar mesela Maurice Bucaille okadar sey buldu..onlara ne diceksin senin dediklerinin aksini söyliyor..ya adam yanlis ya sen.. bak mesela musadan cok söz etmissin ya o zamandan kurandan bir örnek göstercem buda Maurice Bucaille buldugu bir mucize..

Firavun dedi ki: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule dik de yollara erişeyim."(40 Mümin Suresi 36)


Firavun dedi ki: "Ey ileri gelenler! Ben sizin için benden başka bir tanrı tanımıyorum. Ey Haman! çamurun üzerinde bir ateş yakıp bana yüksek bir kule yap ki Musa'nın tanrısına ulaşayım. Gerçekten de ben onun yalancılardan olduğunu sanıyorum." (28 Kasas Suresi 38 )

Fransız bilim adamı Prof. Dr. Maurice Bucaille yakın zamanlarda "Musa ve Mısır" adlı bir kitap yazdı. Bu kitap Kuran'da Haman isminin kullanılışını, bu ismin kullanılışına tarihte yapılmış olan itirazları ve bulunan eski hiyeroglif yazıların çözümünün, Kuran'ın doğruluğunu onaylamasını anlatmaktadır.
Haman ismi Tevrat'ta da geçer ve Kuran'ın işaret ettiği kişiden ayrı bir Pers hükümdarını belirtir. Kuran'da hata bulmaya çalışan hata avcıları Kuran'ın Tevrat'tan yanlış olarak kopyalandığını, Haman isminin kullanılış tarzının buna delil olduğunu söylediler. (Kuran'da Haman ismi 5 kez geçer.) Kuran'ı insan yazması sanan bu kişiler Kuran'ı yazdığını düşündükleri kişinin (Hz. Muhammed) yanlış bir kopyalama yaptığını ileri sürdüler.
Bu tartışmalar Fransız Jean François Champollion tarafından çözülen Rosetta Stone adı verilen bir yüzü Yunanca, bir yüzü eski Mısır hiyeroglifi ve bir yüzü de geç dönem hiyeroglifle (Demotik tarz) yazılmış bir yazıtla başka bir boyut kazandı. Artık hiyeroglifler okunuyor ve isim listeleri çıkartılıyordu. Yine Viyana'daki Hof Müzesi'nde Haman'ın Firavun'a yakınlığı anlatılmaktadır (Bakınız Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K. K. Hof Museum in Wien, 1906, J. C. Hinriesche Buchhandlung). Yeni Krallık Listeleri sözlüğünde ise "Haman" ismi aynen Kasas suresindeki gibi "Taş ocağı işçilerinin şefi" olarak kayıtlıdır. (Bakınız Herman Renke; Die Aegyptischen Personnennamen, Vierzeischnis der namen, Verlag Von J. J. Augustin in Glückstadt, Band I, 1935)

Maurice Bucaille "Haman" ismini bir Fransız Mısır Bilimcisine verir ve bunun 7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasından alıntı olduğunu söyler. (Bu ismin Kuran'da geçtiğini söylemeden, 7. yüzyıldaki Arap el yazması diyerek Mısır bilimcisinin tepkisini ölçer.) O da, 7. yüzyıldaki bir Arap el yazmasında hiyerogliflere ait bir bilginin geçirilmiş olmasının mümkün olmadığını, fakat Firavun sarayının isim listelerine bakacağını söyler, Dr. Maurice Bucaille'a ise "Dictionary of Personal Names of the New Kingdom by Ranke" adlı Mısır isimleri sözlüğünü önerir. Bucaille ise Almanca hiyeroglif transliterasyon listesinden Haman'ın, Taş Ocakları İşçilerinin Şefi olduğunu bulur. Dahası Haman ismi Viyana'daki bir anıtta da kazılıdır. Haman'ın isminin yanındaki ayıraç ise Firavun'un yanındaki önemini göstermektedir. (Mısırlılar kelimelerini çok özel bir durum olmadıkça hep bitişik yazarlardı.)

budami tesaduf yoksa budami hirsizlik..??bak kucucuk seyde ne gercekler gizliymis gördunmu..?? ayrica yukarida the manyaq in yazdiklarida var..bunlarida onlarin arasina koyabiliriz..mucize olarak yani.. : ))

dunya yaslandikca KURAN genclesiyor.. : ))
Yeşil
ALINTI(metalicmann @ Dec 6 2006, 09:36 PM) *

Bu konuyu açmak istiyorum.


ciddi olamassın laugh.gif laugh.gif


emeğe saygı laugh.gif laugh.gif
metalicmann
ALINTI
Fransız bilim adamı Prof. Dr. Maurice Bucaille yakın zamanlarda "Musa ve Mısır" adlı bir kitap yazdı. Bu kitap Kuran'da Haman isminin kullanılışını, bu ismin kullanılışına tarihte yapılmış olan itirazları ve bulunan eski hiyeroglif yazıların çözümünün, Kuran'ın doğruluğunu onaylamasını anlatmaktadır.
Haman ismi Tevrat'ta da geçer ve Kuran'ın işaret ettiği kişiden ayrı bir Pers hükümdarını belirtir. Kuran'da hata bulmaya çalışan hata avcıları Kuran'ın Tevrat'tan yanlış olarak kopyalandığını, Haman isminin kullanılış tarzının buna delil olduğunu söylediler. (Kuran'da Haman ismi 5 kez geçer.) Kuran'ı insan yazması sanan bu kişiler Kuran'ı yazdığını düşündükleri kişinin (Hz. Muhammed) yanlış bir kopyalama yaptığını ileri sürdüler.
Bu tartışmalar Fransız Jean François Champollion tarafından çözülen Rosetta Stone adı verilen bir yüzü Yunanca, bir yüzü eski Mısır hiyeroglifi ve bir yüzü de geç dönem hiyeroglifle (Demotik tarz) yazılmış bir yazıtla başka bir boyut kazandı. Artık hiyeroglifler okunuyor ve isim listeleri çıkartılıyordu. Yine Viyana'daki Hof Müzesi'nde Haman'ın Firavun'a yakınlığı anlatılmaktadır (Bakınız Walter Wreszinski, Aegyptische Inschriften aus dem K. K. Hof Museum in Wien, 1906, J. C. Hinriesche Buchhandlung). Yeni Krallık Listeleri sözlüğünde ise "Haman" ismi aynen Kasas suresindeki gibi "Taş ocağı işçilerinin şefi" olarak kayıtlıdır. (Bakınız Herman Renke; Die Aegyptischen Personnennamen, Vierzeischnis der namen, Verlag Von J. J. Augustin in Glückstadt, Band I, 1935)




Fransız bilim adamı dediğin müslümanmı sen bir kere ondan haber ver.Size ne elin gavurundan.daha ne zamana kadar elin penisiyle gerdeğe girmeye devam edeceksiniz.



Kuran galaksilerin en ince detayına kadar bile bilgi verse yinede yalan yinede yalaaaaaaaaaaaaaaan





metalicmann
ALINTI(Yeşil @ Dec 10 2006, 10:31 PM) *


ciddi olamassın laugh.gif laugh.gif


emeğe saygı laugh.gif laugh.gif




Gülmene gerek yok. Evet alıntıdır.her alıntı yaptığım şeyi açıklamak zorunda değilim herhalde.

Z_alim
metalicmann, musluman olup olmadigni nerden biliyorsun sen tanrimisin..?? adamin yaptiklari ve bulduklari senin yalanlarini palavralarini bir kenara atmiyormu senin dengesiz oldugnu göstermiyormu.elbette gösteriyor ozaman is bitmistir.. ayrica okadar seyi kesfeden ateistmiki durmadan onlarin penis ile oyniyorsun ozaman?? cok buyuk konusma yoksa buyuk kayip verirsin..!!!
Haci_ali
ALINTI(90' 00" @ Dec 7 2006, 12:32 AM) *

Anlaşılan Firavunun kendisini iplememesi Allahın çok gücüne gitmiş ki dönüp dolaşıp bu olayı anlatıyor. Ha babam de babam bunu anlatıyor.

Oysa Musa gibi sözü lafı dinlenmez bir beceriksizi araya koyup bu kadar uğraşacağına, direkt olarak Firavunla konuşsaydı, şüphesiz iş anında ve kökünden çözülmüş olacaktı.

Herhalde aklına gelmedi. Sonradan da çok hayıflandı. Canııım, yazık be, acıdım şimdi.



rolleyes.gif

SANA HER ZEMAN DERIM ONI...
YAHUDILER AZAP KAVIMIDIR...
HIRISTIANLAR SAPTIRILMIS KAVIM...
HALA ANLAMAN SEN?.... blink.gif
INCIL GIBI MASAL ANLATMAZ...

HADI BAKIMMM wink.gif
metalicmann
ALINTI(Z_alim @ Dec 11 2006, 01:13 AM) *
metalicmann, musluman olup olmadigni nerden biliyorsun sen tanrimisin..?? adamin yaptiklari ve bulduklari senin yalanlarini palavralarini bir kenara atmiyormu senin dengesiz oldugnu göstermiyormu.elbette gösteriyor ozaman is bitmistir.. ayrica okadar seyi kesfeden ateistmiki durmadan onlarin penis ile oyniyorsun ozaman?? cok buyuk konusma yoksa buyuk kayip verirsin..!!!




O fransız bilim adamı dediğin neyi isbatlamış. Kuranı allahtan olduğunumu isbatlamış.Saçmalama. ben onun müslüman olduğunu iddia etmedim, müslümanmı diye sordum. her konuya böyle alaksız cevap vermeseniz canınız mı çıkar.Madem elin gavurlarıyla kuranın bilmi desteklediğini savunuyorsun elbette onun müslüman olup olmadıgını bilmek sana düşer bana değil.



Adam madem kuranla ilgili bir şey bulmuşsa neden müslüman değil gayet mantıklı bir soru değilmi.Hem kurandan bir şey bulacak hem kurana inanmayacak Böyle kişilere ancak sahtekar denir. Sizde bu sahtekarların mavallarına bakarak güya kuranı bilime uygun olduğunu sanıyorsunuz. Anca gidersiniz

Z_alim
bak hala buyuk konusuyorsun..Maurice Bucaille elbette musluman olmus..buldugu seyleri senmi inkar edeceksin Kaptan Cousteau musluman olmasada kurana bu kitap siradan bir kitap dil diy ehitap etmistir kaldigi sizin gibi bilgisizler kuranin bu gerceklerini inkar ediyorsunuz.. bak sana kaynakta Maurice Bucaille hakkinda yani muslumanligi hakkinda..

http://www2.vatanim.com.tr/root.vatan?exec...id=4&wid=80