Tarikât, yol anlamına gelen Arapça tarîk sözcüğünden türetilmiştir. Tanrılık bilgiyi elde etme yolu demektir.
Tasavvuf terminolojisinde Tanrı'ya kavuşma yolu olarak da tanımlanır.
İslam dini açısından Allah'lık bilgiyi elde etmenin tek yolu Kur'an ve hadislerdir. Başka yoruma gerek yoktur. Ne var ki tasavvufçular bu görüşe katılmazlar. Onlara göre dinin açık (zahir) anlamları bilgisizler içindir. İlginç olarak bu bilgisizler İslam dünyasının yüzde 99'unu oluştururlar. Kur'an ve hadislerin yorumu bilgili veya bilgiye yetenekli kişiler tarafından yapılırsa, farklı bir din ortaya çıkmaktadır. Kur'an ve hadislerin gizli (batın) anlamını ancak onlar bilirler.
Yorum kapısı bu gerekçe ile açılınca çeşitli yorumların ve tarikatların ortaya çıkması olasıdır ve doğaldır.
Ben bütün bu gelişmelerden bir anlam daha çıkarıyorum. O da belli bir tarikata inananların aslında İslam dinine kuşku ile baktıklarıdır. Başkalarının yolunu beğenmeyen, Kur'an ve hadislere bakarak kendi yolunu kendisi saptayan dindarlar, aynı dine mensup bile olsalar, birbirlerine zıt inançlara sahip olabiliyorlar.
Bana öyle geliyor ki tarikatların varlık nedeni, İslam'ı daha doğru yorumlama çabasından çok, İslam dinine karşı duyulan kuşkulardır.
Alevilikte de, durum biraz değişik olsa da, bu kuşkuların önemli bir yeri vardır. Alevilik İslam'la birlikte yaşamak zorunluğu karşısında şamanların farklı bir yola yönelmeleri olarak düşünülebilir. Bu durumda aleviliği bir tarikat olarak kabul etmek zorunluğu vardır. Yani alevilik ne ayrı bir dindir, ne de bir mezhep. Bir tarikattır..
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Selamlar..
HACI
