Tam Forum Görünümü: Türkü bir nolu düsman gören Osmanliyi geri cagiran TORUN.
Ateistforum > FORUMLAR > ATEİSTCAFE
tolonbey



OSMANLI-KÜRT İTTİFAKI VE TÜRKMEN KATLİAMI

Osmanliyi geri cagiracak kadar ZIR cahallara ne demeli?

Yavuz Sultan Selim (1512-1520)’in Osmanlı tahtına geçmesiyle Türkmen sürgün ve katliamları hat safhaya varır. 24 Ağustos 1514’deki Şah İsmail ile Yavuz Selim arasıda geçen Çaldıran Savaşı öncesi 40 Bin üzerinde kızılbaşTürkmen katledilir. Savaş meydanında öldürülen Türkmenler hariç... Prof.Dr.Faruk Sümer; Safevi Devleti’in Osmanlılardan daha Türk çok bir Türk Devleti olduğunu söyleyerek: Safevi Devletinin kurucuları; Anadolu Kızılbaş Türk oymaklarıdır. Devletin resmi dili Türkçe’dir. On iki hayvanlı Türk Takvimini kullanmaktadırlar. Askeri teşkilatlanmaları Türk sistemidir.

Edebiyatı vb. yazı sitemleri Türkçe’dir.... Demektedir ki, bütün kaynaklar bu hususu doğrulamaktadır. Yine Akkoyunlu Devleti ve Karamanoğulları Beyliği, Osmanlılar’dan daha Türktür. Çeşitli Türkmen oymaklarından ve Bayındır Beyleri’nin kurucusu olduğu aşiretler konfederasyonundan meydana gelen Akkoyunlular için John E.Woods; “300 Yıllık Türk İmparatorluğu” demektedir ki, isabetli bir saptamada bulunmaktadır. Kur’anı ilk Türkçe’ye çeviren ve Saray dahil her alanda Türk Dili’ni hakim kılan Akkoyunlular gerçek anlamda bir Türk Devletidir. Osmanlılar Türkleri aşağılarken Dede Korkut ise


şöyle der: “Karanlıkta yolumu yitirirsem parolam Allah’tır/Soylu kuralın taşıyıcısı, efendimiz Bayındır Han’dır/Salur Kazan’dır savaş gününün galibi” Bölgede hüküm süren Akkoyunlu ve Safevilerin Türk Dilinin yöreye hakim olmasından rahatsızlık duyan Kürt Mollası İdris Bitlisi; Osmanlılar ile işbirliği yaparak Türkmenlerden intikam alır.

Yavuz Selim’e kadar Doğu Anadolu’da Türkmen hakimiyeti vardır. Yavuz ise; Şafi mezhebinden Nakşibendi tarikatından Kürt mollası Şeyh İdris-i Bitlisi’nin önerisi ve planlamasıyla Doğu ve Güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler, kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır. Türkmenlerin hakim oldukları idari beylikler ve toprakları; Yavuz’un imzaladığı boş fermanları, İdris-i Bitlisi oldurarak Kürt Aşiret reisine ve ağalarına vermiştir. Böylelikle bugünkü doğudaki feodalizmin temelleri atılmıştır.


İdrîs-i Bitlîsi (Ö.8 Kasım 1520) “Selim Şah-Nâme” adlı eserinde; başta Diyarbekir olmak üzere Kürtistan memleketinde “Kürt Beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının” nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek Kızılbaş Türkmenleri de nasıl katlettiklerini “Allah’ın ve Padişah’ın yanında olan bir Molla olarak” zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır. Kürtler “dirlik ve birliklerini” İdrîs-i Bitlîsi’ye borçluyken, Türkler ise, Yavuz Selim ile İdrîs-i Bitlîsi’nin yaptıklarını lanetle anmaya devam edeceklerdir.

Büyük bir Türk katili olan İdrîs-i Bitlîsi’nin bütün eserlerini Türkmen Tarihi açısından “Türklük bilincine sahib bir tarihcimiz” tarafından incelenip gerçek anlamda “Anadolu Türk Tarihi”nin bir kesitini ayakları üstüne oturtulması gereklidir. Yunan mezalimini ağızlarında sakız eden bazı “Türk Milliyetçi Yazarları” Yavuz ve İdris-i Bitlisi’nin Türk katliamlarını görmezlikten gelmektedirler.

Yavuz dönemimde Osmanlı yönetiminde görev alan İdris Bitlisi ve Bıyıklı Mehmet Paşa ile Kürt Aşiret Ağaları’nın durumları için; bugün Kürt gruplarından KOMKAR belgeli olarak şöyle demektedir ki çok ilginçtir:

“1535'ler de böyle bir icazet vererek, beylik topraklarının bölünmesini kolaylaştırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman fermannamesinde aynen şöyle diyor: -Bey öldüğünde, eyaleti kaldırmayıp bütün hududu ile Mülkname'yi Humayun uyarınca oğlu bir ise, O'na kalacak, eğer müteadit ise, istekleri üzerine kale ve yerleri, aralarında paylaşacaklardır. Uzlaşmazlarsa, Kürdistan beyleri nasıl münasip görürlerse öyle yapacaklar ve mülkiyet yoluyla bunlara ebediyete kadar ila ebeddevran mutaarrıf olacaklardır. Eğer Bey, varissiz, akrabasız ölmüş ise, o zaman eyaleti, hariçten ve yabancılardan hiç kimseye verilmiyecek, Kürdistan beyleri ile görüşülüp ve ittifak edilip, onlar bölgenin Beylerinden veya Beyzadelerinden her kimi uygun görürlerse, ona tevcih edilecektir. (Hükmi Şerif, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi, E. 11960 sayı-İstanbul) Kürt-Osmanlı Andlaşması'nın mimarı Mevlana İdris'tir.


Bu anlaşmayı kabul eden ve gerekli bulan Yavuz Sultan Selim'dir. İkisi de 1520'de maalesef ölmüşlerdir. Sultan Selim, Mevlana İdris'e; -Git Kürdistan beylerini ve emirlerini topla, kendi aralarında bir beylerbeyi seçsinler demişti. Mevlana İdris ise, Kürt beylerini çok iyi tanıdığı için kestirmeden bir beylerbeyi Sultan'dan istemiş ve Bıyıklı Mehmet Paşa'yı tavsiye ederek bu işi noktalamış idi. Diyarbakırlı bir Kürt olan Bıyıklı Mehmed Paşa'da çok erken gitti ve bundan sonra Kürdistan Eyaleti Başkenti'ne Mekadonlu komutanlar gelmeye başladı. Kanuni Sultan Süleyman, bilerek veya bilmiyerek 1533-34'lerde, Bitlis'i Şeref Han'dan alıp, bir fermanla Ulame Tekelu'ya veriyor.


Direnen Bitlis Beyi'nin üstüne, Diyarbekir Beylerbeyi ve kuvvetleri ile bütün Kürdistan beylerinin kuvvetlerini de katıyor ve Ulame'yi başkomutan olarak atıyor. Aynı Sultan, 1535'ler de Bağdat seferini yaptıktan sonra Kürtleri tanımaya başlıyor veya bunlarsız bir şey yapamıyacağını anlayarak, babasının Amasya'da imzaladığı anlaşmaya yukarda verdiğim arşiv numaralı Hükm-i Şerif-i yayınlıyor. Neticeye baktığımızda, Kürdistan hükümdarları, çoğunlukla topraklarını bölmemiş ve statülerini 1850'lere kadar getirmişlerdir.”

Aynı gurubun siyasi örgütünün başı Alevi Kökenli Kemal Burkay ve Munzur Çem gibileri; bu iki Osmanlı Kürtünün, Alevileri katletmesini görmezlikten gelerek, Alevi Tarihini yok sayarak “öteki tarih” dedikleri uydurma bir “Kürt Tarihi” yaratmaya çalışıyorlar. Tunceli Ovacık’ta “üçlü Kürt ittifakı” olan: Bıyıklı Mehmet Paşa, İdris Bitlisi ve Palu Beyi Cemşid ‘in; on binlerce Kızılbaşı kesmesine; aynı bölgenin adamları Kürtlük İdeolojileri adına ses çıkarmamaktadırlar. Ahlaki olarak bu çifte standart davranışlarına ne demek gerektiğine okuyucular karar versin !

Yavuz Selim’in önce Erzincan Valiliğine atadığı, sonradan da bütün doğu ve güney doğuya bakmak kaydı ile Diyarbakır Eyaletine getirdiği Dıyarbakırlı Kürt Bıyıklı Mehmet Paşa ve danışmanı Bitlisli Molla İdris; bütün bölgeyi Türkler’den temizlerler ve YÜZ BİN Kızılbaş Türk’ü katlederler. Bölgeden kaçamayan Türkler de kendilerini Kürt olduklarını söyleyerek kalırlar, baskılar sonucu da gerçekten Kürtleşirler. Doğu sınırlarını Türklere kapatan Yavuz; korumalığını da Kürt aşiretlerine bırakır. 1517’de Yavuz Selim’in Mısır’ı alması ve 74.ncü İslâm Halifesi olması ile sünnilik resmi ideoloji haline gelir ve İslâmi Devlet kimliği oluşur.


Bu tarihten sonra Araplar, Osmanlı Devleti’nin yaşamı boyunca diğer halklardan üstün ve gözde konumlarına devam ederler. Türkler arasında Yavuz adı Yezit ile özdeşleşir ve lanetle anılır olur. Türk ulusal kimliği; Bozkırdaki Türkmenlerde yaşar ve ozanları Türkçe’yi geliştirir. Osmanlı Sarayı ise giderek soysuzlaşır ve yapay “Osmanlıca” denen yazı dili hakim olur. Bu nedenle Prof.Dr. Faruk Sümer; Safaviler için Osmanlılar’dan daha fazla Türktür demektedir.

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede olduğu bir zamandır. Ama Türkler açısından bir şey değişmez. Yine bu dönemde zülüm, şiddet ve katliamlar devam eder. Kürt kökenli Ebussuûd Efendi (1545-1574)’in Şeyhülislâm olmasıyla ve 30 yılda verdiği fetvalarla “Osmanlı toplum yaşamını” belirler ve Kızılbaş Türkmen katliamı, “Sünni Şeriatı”na göre meşruluk kazandırır. Yedi Kızılbaş öldürene “Cennetin Anahtarı” verilir. Bugün Sünni din adamları tarafından huşu ile anılarak “evliya mertebesi”ne çıkarılan Ebussuûd Efendi, Türk katliamcısı, yobaz, lanet okunacak bir zalim ve cellattan bir kişiden başka birşey değildir.

Hırvat kökenli ve nakşibendi tarikatından Kuyucu Murat Paşa 6.12 l606’da sadrazam olduktan hemen sonra Anadolu’da geniş çaplı Alevi katliamı harekatı başlatır. 155 bin Alevi Türkmeni diri diri kazdırdığı kuyulara gömdürür. Aman dileyen insanlara Kuyucu Murat Paşa’nın yanıtı; “Vurun şu pis Türk’ün başını” olmuştur. Cellatların bile öldürmeye kıyamadığı çocuğu atından inerek öldüren Kuyucu Murat Paşa üç yıl terör estirir.

Köprülü Mehmet Paşa (1656-1661) Celali ayaklanmaları bastırmak ve eşkıya tedibi adı altında; Anadolu Türkmenlerini kırımdan geçirmiş sağ kalanlara da zülüm yapmıştır. Osmanlı Vak’a-Nüvisleri ( tarihçileri) Naima ve Hoca Sadettin Efendi gibileri; kitaplarında katliamları ballandıra ballandıra anlatmaktalar ve Türkler için; “nadan” yani “kaba Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk” ifadesini kullanmaktadır. Başka kitaplarda ise; ‘Türk iti şehre gelince farisice ürür.’ yazmaktadır. Osmanlının ünlü şairi Nef’i ise “Tanrı, Türk’e irfan çeşmesini yasaklamıştır.” Demektedir. Divan-ı Hümayun yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde;



“Sakın Türk’ü insan sanma

Bin an bile olsa Türk’le birlikte olma

Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur.

Türk’ün başını kesenken sakın gam yeme

Baban da olsa Türk’ü öldür.”



Demektedir. Tüm bunlara karşın Türk Bayat boyundan Alevilerin ulu ozanı Fuzuli (1480-1566) bir deyişinin son beytinde şöyle diyor:



“Fuzuli, gökten yere insen sana yer yok

Yürü var gel, ya Arap’tan ya Acem’den”



Gökten Allah tarafından dahi indirilse Türklerin dünyada yeri olmadığını; Arap ve Acemler hakim olduğunu belirtir ve Şiirlerinde Osmanlılara sitem eder ve kafa tutar. Alevi Türkmen aşıkları, ozanları diline ve töresine sahip çıkar ve şiirlerinde dilendirir, yöre yöre gezerek halkı bilinçlendirirler. Dedeler ve Babalar da Türkçe ibadet yaparak örf ve gelenekleri yaşatarak bugünlere getirirler.



İdrîs-i Bitlîsi ve Bıyıklı Mehmet Paşa’dan sonra Kürtlere en büyük destek sağlayan II.Abdülhamit olmuştur. Yavuz Selim’den itibaren iç işlerinde tam bir serbestlik olan bölgeye Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın tesbitine göre “Kürt Hükümeti” denmekteydi ve “merkezi hazineye ipotek ödemezdi ve herhangi bir biçimde düzenli askeri hizmetlerle yükümlü değillerdi.” Böylesi bir bölgeye Abdülhamit, İslamcılığın bütünleştirici “ümmet” anlayışıyla birarada tutma fikriyle yeni bir yapılanmaya gidilir. Abdülhamid’in “Aşiret Mektebi-i Humayun”(1892-1907) adıyla açtığı ve aşiretlerden getirtilen şeyh ve ağa çocuklarının eğitildiği okullardan mezun olanlar; beklentilerin yerine, devlete karşı örgülenme yapan kadroları oluşturmuşlardır. Abdülhamid’in marifetlerinden biriside “Hamidiye Alayları”dır

Hamidiye Alayları, Dördüncü Ordu Komutan› Müşir Zeki Paşa’nın II. Abdülhamid’e önerisiyle 1890 yılında kurulmaya başlanır.14-15 Nisan 1891’de de “Nizamnâmesi” yayınlanarak yasal hale gelir.Ruslara yönelik olarak Şafi Kürtler’den oluşturulan Hamidiye Alayları amacına uygun faaliyette bulunmaz. Hamidiye Alayları daha çok eşkiyalık yapar. Ermeni ve Alevi köylerine baskınlar düzenleyip çapulculuk yaparlar 23 Temmuz 1908 ‘de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Eylül 1908 ayında Kürt Hamidiye Alayları’nın silahlarını ellerinden almak isteyen İttihat’çılar bunu başaramazlar İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde Türkçülük akımı giderek güçlenir ve hakim olur. Şafi Kürtlerin ağa ve aşiret reislerinin çocuklarının eğitildiği İstanbul’daki “Aşiret Mektebi”nde ve Hamidiye Alaylarında ise Kürt milliyetçiliği filizlenmiş ve örgütlenmeye başlamıştır. Bu durum Doğu Anadolu’da Alevi-Şafi çatışmasını beraberinde getirir.

Osmanlinin özek olarah gizlenilen yanlari.

tolonbeg





Tesla
Gel gör ki milliyetçi parti denince akla gelen ilk belki tek partinin imgesi üç hilaldir. Büyük ironi.

Ama son zamanlarda kayda değer artış gösteren ( en azından ben öyle görüyorum ) seküler milliyetçi akım biraz olsun umut veriyor.

Saygılar
IKNATON

Sayın tesla , cia tarafından kurulan ve Türklerin yönetmediği oryantalist partinin milliyetçilikle
uzaktan yakından alakası olmayıp , tek amacı milliyetçiliği belirli sınırlar içinde tutmaktır.gariptir
ki başbuğları Türk değildir.

www.turkcuotagi.com
UcmakTamu
Sayin Tolonbey, bu yazinin kaynagi nedir?
colpateist
QUOTE(UcmakTamu @ Nov 15 2007, 10:55 PM) *
Sayin Tolonbey, bu yazinin kaynagi nedir?


ayrıca ata binmek yürek ister... cool.gif

osmanlıyı atillayı sevmeyenler sevmez çünki ikiside avrupayı tehdit etti

osmanlı zamanında ki ölümler bastırılan isyanlardır mesela günümüzde nasıl pkk terörü var ise
varlığını tehdit edipte sertlik uygulamayan devlet yoktur

dengizik
QUOTE(colpateist @ Nov 16 2007, 01:48 AM) *
ayrıca ata binmek yürek ister... cool.gif

osmanlıyı atillayı sevmeyenler sevmez çünki ikiside avrupayı tehdit etti

osmanlı zamanında ki ölümler bastırılan isyanlardır mesela günümüzde nasıl pkk terörü var ise
varlığını tehdit edipte sertlik uygulamayan devlet yoktur

Osmanlı çok şahane birşey olsaydı Türk'ün Atası,Türk devrimini başlatıp onu ortadan kaldırmazdı.
Papaya diz çötüren ATTİLA'yla,Fransaya haraç veren sözde muhteşem süleymanı bir mi tututuyorsun?
Osmanlı kendine yabancılaşmış özenti kompleksli aşağlık bir devlettir,devleti kuran ve genişleten Türkler olmasına rağmen,
aşağılanan hor görülen gene hep Türkler olmuştur.Osmanlıyı seven milliyetçiyim demesin ümmetçiyim desin.
Bu arada genel olarak sende belirgin bir semitizm hayranlığı görüyorum.
dengizik
OSMANLI’DA ’’TÜRK’’ OLMAK;

_ Türklerin, ’’Osmanlı’’ ve ’’Osmanlıca’’ hakkındaki düşünceleri;

’’ Türk diline kimesne bakmaz idi
Türklere hergiz gönül akmaz idi
Türk dahi bilmez idi bu dilleri ( Sarayda konuşulan dil kastediliyor )
İnce yolu ol ulu menzilleri.’’

Aşık Paşazade


‘’Şalvarı şaltak Osmanlı
Eyeri kaltak Osmanlı
Ekende yok , biçende yok
Yemede ortak Osmanlı’’

(Prof. Dr. Faruk Sümer’den aktaran Ş. Keçeli, 1995, s. 79 )

“Fuzuli, gökten yere insen sana yer yok

Yürü var gel, ya Arap’tan ya Acem’den”

(Türkler gökten Allah tarafından dahi indirilse Osmanlı’nın gözünde makbul olmaz.Arap ve Acem Osmanlı’nın nazarında muteberdir.)


_ Osmanlının ’’Türkler’’ hakkındaki düşünceleri;

‘’Leş ve baş ile dolmuştu ordu yeri
Az bulunur çok eşyalar ele girdi
Kesti Türkmen boyunu Rum Padişahı
Kederlere düşen Uzun(Hasan) haddin bildi.’’

(Hoca Saadettin Efendi Tacü’t-Tevarih/ 3. cilt s. 133, adlı kitabında Otlukbeli Savaşı’nı anlatıyor.)


Naima Tarihi’nden;

Türk-ü sütürk(azgın Türk)
Türk-bed lika(çirkin yüzlü Türk)
Etrak-ı bi idrak(anlayışsız,akılsız Türk)
Nadan Türk(kaba,cahil Türk)

(Tarih ve Toplum sayı 65, s. 10 )


II. Bayezid’ten;

‘’Değeme idrak ne bilsin gam-ı aşkı Adli
Sırr-ı aşkı anlamaya hallice idrak gerek.’’

(Türkler ne anlar aşktan Adli/Aşkın sırrını anlamaya epeyce akıl gerek)

Baki’nin Kanuni’ye sunduğu şiirden;

‘’Her tac olmaz fahr-u fena ehline sertac
Türk ehlinüney hace başı biraz kabadır.’’

( Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olmaz/Ey Hoca, Türk toplumundan olanın başı kabadır,sultan olma yeteneğinden yoksundur.)

Nef’i’den;

‘’Türk’e, Hak çeşme-i irfanı haram etmiştir.’’

(Tanrı Türk’e irfan pınarını yasaklamıştır.)


Divan-ı Hümayun katiplerinden Kadimi Hafız Çelebi’nin 1499 yılında yazdığı bir manzume;

‘’Devr-i daldan beri şahım eflak
Zem olur alem içinde Etrak
Vermemiş Türk’e Hüda hiç idrak
Akl-ı evvel de olursa bi bak
Uktülü’t-Türk’e velev kane ebak’’

(Önceden beri benim şahım Tanrıdır./(Bilirim ki) tüm dünyada kötülenir Türkler/(Çünkü) Tanrı Türk’e hiç bilinç vermemiştir/Hele birde ukala olursa tümden pis olurlar/Baban da olsa Türk’ü öldür)

‘’Dedi ol kan-i kerem şah-ı celal
Türk’ü katleyleyiniz kanı helal
Daim oldubunların işi dalal
Cümlesinden bunu ahzeyle misal
Uktülü’t-Türk’e velev kane ebak’’

(Bağışlar kaynağı ulular şahı olan Peygamber/Türk’ü öldürünüz onların kanı helal/(Çünkü) bunların işi sürekli kötülüktür/Bu yargı yalnız bir Türk için değil tüm Türkler için geçerlidir/Baban da olsa Türk’ü öldür)

‘’Türk’ü zannetme kim ola adem
Türk ile durma oturma bir dem
Şeker alsa eline Türk ola sem
Şer-i Etraki kesüb hiç yeme gam
Uktülü’t-Türk’e velev kane ebak’’

(Sakın Türk’ü insan sanma/Bir an bile olsa Türkle birlikte olma/Türk eline şeker alsa o şeker zehir olur/Türk’ün başını keserken sakın gam yeme/Baban da olsa Türk’ü öldür)



Hoca Saadettin Efendi Tac-üt Tevarih adlı eserinde anlatıyor;

‘’Padişah(Fatih), Uzun Hasan ile yapılan Otlukbeli Savaşı’ndan sonra ‘’Türkmen kellelerinden oluşan tepeleri dolaşmak üzere,ovayı şereflendirdiği vakit gördü ki,azep eri elinde bir pıçak,ölüler arasında dolaşıyor.’’Ne iş yapıyorsun?’’ diye sorduğunda ,azep ayıttı;’’Sultanım,Türkmen ölülerinin kulaklarında olan küpeleri alırım’’ dedi.Padişah da hafif gülümseyerek ‘’İşine devam et’’ diyerek yoluna gitti.’’


‘’Osmanlı sarayında ‘’Türk’’ daima olduğu gibi ‘’kaba köylüyü’’ temsil eder.’’

( S. Yeresimos, Kostantiniye ve Ayasofya Efsaneleri s. 114 )


Henüz kuruluş dönemi olan 1466 yılında yapılan bir derlemede, "Türk iti şehre gelince Farisice ürer" denilmektedir.( Burhan Oğuz'dan aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 118.)


Hırvat kökenli, Sadrazam Kuyucu Murat döneminde (1606-1611), 155.000 insan doğranmış ya da diri diri kuyulara doldurulmuşlardır. Aman dileyen insanlara Kuyucu'nun yanıtı "Vurun şu pis Türkün başını" olmuştur. Cellatların bile öldürmeye kıyamadığı çocuğu atından inerek öldüren Kuyucu Murat Osmanlı'nın yetkilisi, öldürülen çocuk da Anadolu'nun evladı Türk’tür.(Naima Tarihi’nden)

Osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır: "Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltiyamına derman yok." Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır.

Aksaraylı Kerimeddin Mahmud, şunları yazmıştır: "Hunhar Türkler, köpek ve kurt gibidirler, ellerine fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirler, fakat düşman kuvvetleri gelirse kaçarlar."( Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.12.)


1912 yılında Sebilürreşat dergisinde çıkan bir yazıda; "Türk" deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu.

1913 tarihli "Mecmuai Ebuzziya" dergisinin 94. sayısında; "Bizim Türklüğümüz sembolizmden başka bir şey değildir. Bizler yani Türkler Müslümanlık içinde erimişizdir. Türk falan değil, sadece Müslümanız. Buharalı hanlar bile kendilerini Türk saymazlar. Zira onların cetleri de vaktiyle Türkistan'ı zaptetmiş olan Araplardan başka bir şey değildir,"

Üniversite profesörlüğü de yapmış olan Ahmet Naim, 1913 yılında yazdığı "İslam'da Davai Kavmiye" adlı kitabında, Türk’e karşı savaş açmış ve "Türkün geçmişini bilmesine ve öğrenmesine lüzum ve ihtiyaç yok,gerekli olan şeriatı öğrenmektir," demiştir.

1919-1920 yıllarında Şeyhülislamlık görevine getirilmiş ve Padişahla birlikte ülkeden kaçmak zorunda kalmış olan Mustafa Sabri Efendi ise, Türk’e Türklük benliği vermek isteyenlere "soysuzlar" yakıştırmasında bulunmuştur.( Mustafa Coşturoğlu, a.g.y., s.278, 279.)

"Türk" sözcüğü, Anadolu köylüleri için kullanılır olmuştur.( Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, s.22, 23, Cahen'den aktaran, Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s.1.)


Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türk’e kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır.(Hikmet Bayur, a.g.y., s.15.)

İstanbul'un alınmasından 4. Murat'ın ölümüne dek geçen 187 yıl içinde, devşirmelerden 66, Türk kökenlilerden de 10 kişinin sadrazamlığa atanmış, aynı dönemde devşirmeler toplam 167 yıl, Türk kökenli sadrazamlar ise 17 yıl görev yapmıştır.(Hikmet Bayur, a.g.y., s.17.)

Osmanlılarda, Ermenilere ’’millet-i sadıka’’, Araplara ’’kavm-i necip’’ denirken,Türklere;

"Kaba Türk", "Anlayışsız Türkler", "Pis Türkler" gibi sıfatlar takılıyordu.

(Özer Ozankaya, Türkiye'de Laiklik, İstanbul, 1990, s. 253.)

Osmanlı yönetiminde Türk’e yaklaşım o denli aşağılayıcıdır ki, o günlerden kalan aşağıdaki şiir bu yaklaşımı özetlemektedir:

"Türk değil mi, Merzifon'un eşeği,
Eşek değil, köpekten de aşağı."

Koçi Bey, 4. Murat'a sunduğu risalesinde (küçük kitap) Türkler hakkında şunları yazıyordu: "...mezhebi bilinmeyen şehir oğlanı, Türk, çingene, tatar, kürt, ecnebi, laz, Yörük, katırcı, deveci, hamal, ağdacı, yol kesen, yankesici ve diğer çeşitli kimseler..."

"Harem-i Hümayuna kanuna aykırı olarak Türk ve Yörük, çingene, Yahudi, dinsiz, mezhepsiz, nice kallaş ve ayyaş şehir oğlanları girer oldu." Bu sözler yazılıp Türk olduğu söylenen Padişaha veriliyordu.(Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.145.)


Abdülhamit'in Araplara ve İslamiyet’e dayanan siyaseti, Türk’ü, Türkçüleri baş düşman olarak görmekteydi. Onun zamanında "Türk’üm demek, Türk’ten söz etmek büyük suçtu". (Esat Kamil Erkut, a.g.y., s.63)

Devletin dayandığı kendi halkına bu denli yabancılaşmasından olsa gerek, Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı.( M.Rauf İnan, Atatürk'ün Önder Kişiliği, Eğitimci Kişiliği ve Amaçları, Ankara, 1983, s.198.)


1897 tarihinde, bir İngiliz gezgini şunları söylüyordu: "Türk adı nadiren kullanılır, onun iki yolda kullanıldığını işittim; ya bir ırkı ayırt eden deyim olarak, örneğin bir köyün 'Türk' veya Türkmen' olup olmadığını sorarsın, ya da bir hakaret deyimi olarak, örneğin İngilizce söyleyeceğin '’eşek kafalı'’ anlamında, '’Türk kafa’' diye homurdanırsın."( Ramsay'dan aktaran, Bernard Lewis, a.g.y., s.331.)


1. Selim (Yavuz), Sah İsmail'e; "... ben Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim, sen ki ey eşek Türk .."

( Sahabettin Tekindağ'dan aktaran, Baki Öz, Osmanlı'da Alevi Ayaklanmaları, Ant Yayınları, İstanbul 1992, s.;15. (Osmanlı vakanüvislerinin -zamanın olaylarını saptamakla görevli devlet tarihçilerinin- Türk’ü aşağılayan belgeleri için adı geçen yapıtın 69 uncu sayfasında kaynakları ile birlikte bir çok örnek bulunmaktadır.)

Mekteb-i Sultaniye’ye Osmanlı’nın son yıllarına kadar Türk soylular alınmazdı.


(M. Rauf İnan, Atatürk'ün Evrenselliği, Önder Kişiliği, Eğitimci Kişiliği ve Amaçları, Ankara, 1983, s.198.)

Son Padişahı Vahdettin'in yayımladığı bu bildirilerden birisinde su tümceler yer almıştır;

"Türkler dini, kavmiyeti, vatanı meşkuk (kuşkulu...) ve mahlud beş-altı milyonluk cahil bir kitledir." Türkçe'si; "Türkler; dini, soyu sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüdür".

(Vahdettin'in El Ahsam Gazetesinin 16 Nisan 1923 günlü sayısında Osmanlıca ve Arapça yayınlanan bildiriden.)



Gelelim Yeniçerilere;

Devşirme Yeniçeriler ( 10 bin asker,bu sayıda Yeniçerilerin en fazla olduğu Kanuni dönemine ait )

Türk soylu;

Tımarlı sipahiler ( 162 bin asker )

Akıncılar ( 40 bin asker )

II. Abdülhamit döneminde Türklüğe yakınlaşmanın sebebine gelince…

Çünkü ümmetçilik politikası iflas etmişti.Malum Arap ayaklanmaları…

Osmanlıcılık politikası da iflas etmişti.

Geriye ne kalıyordu?

Yüzyıllar sonra aslında devletin asli ve kurucu unsuru Türkler.

Şehzadelere tekrar Ertuğrul gibi isimler verilmeye başlandı.Saray muhafızları yüz yıllardır Arnavutlardan seçilirken ne hikmetse Karakeçililerden müteşekkil bir muhafız müfrezesi oluşturuldu.

Osmanlı gayri-Türklere güvenilmeyeceğini çok geç anlamıştı.

Bazı padişahların annelerinin soyu hakkında Türk soylu müverrih İlber Ortaylı’nın da hocası olan yine Türk soylu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ’’Tarihçilerin Kutbu’’ adlı kitabında ilginç bilgiler var.Ben söylemiyorum.Bu konuda tartışmasız dünyaca ünlü bir tarihçi duayenimiz söylüyor.

Yukarıda yazan ve Türk’ü aşağılayan sözde şiir müsveddelerini bizzat bazı padişahlar bir kısmını ise saray müverrihleri,vakanüvistleri yazmış ve zamanın padişahlarına takdim etmişler.

Türk soylu bir padişah söz konusu şiirleri kabul eder miydi acaba?

’’Sen ne diyorsun bre densiz bende Türk soyluyum.Tez vurun bunun kellesini.’’ der miydi acaba?

Pusatlı Çeri'nin nihalatsiz.org otağında yazdığı yazısıdır.
IKNATON
QUOTE(Tesla @ Nov 13 2007, 04:11 PM) *
Gel gör ki milliyetçi parti denince akla gelen ilk belki tek partinin imgesi üç hilaldir. Büyük ironi.

Ama son zamanlarda kayda değer artış gösteren ( en azından ben öyle görüyorum ) seküler milliyetçi akım biraz olsun umut veriyor.

Saygılar


sayın tesla imgesinde üç hilal bulunan x yobazlarının partisi ,CİA tarafından Kemalist milliyetçiliği

bölmek ve bir dölem yükselen solun çıkışını önlemek için etnisitesi Türk olmayanlara kurdurulmuş

bir partidir.Asıl ironi başbuğlarının birinin Kürt birinin çerkez kökenli olmasıdır ki bu partiye mensup

şahıslar kıçlarıyla düşünmekten yakında basur olacaklardır.
tolonbey
Sevgili Dengizik,

Seni yazindan dolayi kutlarim.
Seni gercek Türk görmeyen gözler doktora gitsin:-))))))))).
Gercekleri,mezheplim,ümmetlim,milliyetlim ,babam,dedem,agabeyim diye saklayanlar bizden deyildir.
Gercekleri gizleyen,gizlemek isteyenler,YALANCILARIN ALLAHIDIR.
Sevgili Dengizik,gözlerinden öperim.
Agabeyin tolonbeg
Tesla
QUOTE(colpateist @ Nov 16 2007, 01:48 AM) *
ayrıca ata binmek yürek ister... cool.gif

osmanlıyı atillayı sevmeyenler sevmez çünki ikiside avrupayı tehdit etti

osmanlı zamanında ki ölümler bastırılan isyanlardır mesela günümüzde nasıl pkk terörü var ise
varlığını tehdit edipte sertlik uygulamayan devlet yoktur


Osmanlının türk soykırımını bu şekilde mi tanımlıyorsunuz. Merak ettim kuyucu murat paşayı bilir misin? Tosun paşanın amcaoğludur. Türkmen başkaldırışlarını pkk ya benzetiyorsan ben de derim ki yaşasın apo.

Biji apo bile diyebilirim gaaba

QUOTE(IKNATON @ Nov 16 2007, 08:01 AM) *
sayın tesla imgesinde üç hilal bulunan x yobazlarının partisi ,CİA tarafından Kemalist milliyetçiliği

bölmek ve bir dölem yükselen solun çıkışını önlemek için etnisitesi Türk olmayanlara kurdurulmuş

bir partidir.Asıl ironi başbuğlarının birinin Kürt birinin çerkez kökenli olmasıdır ki bu partiye mensup

şahıslar kıçlarıyla düşünmekten yakında basur olacaklardır.


Eleştirirken ölçüyü kaçırmamak lazım arkadaş. Soy kütüğü kültürü olmayan türk toplumunda bir kimsenin soyuna laf etmek hiç bir pratik değer taşımadığı gibi bence doğrudan şovenizme giden bir yoldur. Atsız hakkında da bu tür iddialar var mesela. Benim bildiğim kadarıyla Türkeş de Bahçeli de türk soyuna mensuptur. Irkın önemini inkar etmemekle beraber biyolojik ırkçılığı daima reddettim. Şahıslar hakkında ırk tahlili yapmayalım.

Saygılar
Osiris
işin garibi bu ülkücü denen arap kırmaları hala rehberimiz kuran hedefimiz turan diye sayıklıyorlar
tolonbey
Sevgili Osiris:-))))))))),

Az yaziyon emme öz yaziyon.Kutlarim seni.
Evet, ne yazikki öyle.
Türk Islam senteziymis.Türk Arap melezligi deseler daha anlamli olmazmikine.
Ah bu ülkücü gecinen Arabiskolar ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh ahhhhhhhhhhhh.

Humeyni zamaninda,arkadaslarla tartisiyoruz,Bayburtlu arhadasin biri sicrayip söyle dediydi.
Türkiye Iranla harp etse,Iran tarafindaTürkiyeye karsi savasmasam serefsizim diye.
Türk milletini kendi ellerimizle nehale getirmisiz.

Yuhhhhhh olsun bizlerede.
tolonbeg

colpateist
QUOTE(dengizik @ Nov 16 2007, 07:42 AM) *
Osmanlı çok şahane birşey olsaydı Türk'ün Atası,Türk devrimini başlatıp onu ortadan kaldırmazdı.
Papaya diz çötüren ATTİLA'yla,Fransaya haraç veren sözde muhteşem süleymanı bir mi tututuyorsun?
Osmanlı kendine yabancılaşmış özenti kompleksli aşağlık bir devlettir,devleti kuran ve genişleten Türkler olmasına rağmen,
aşağılanan hor görülen gene hep Türkler olmuştur.Osmanlıyı seven milliyetçiyim demesin ümmetçiyim desin.
Bu arada genel olarak sende belirgin bir semitizm hayranlığı görüyorum.



sayın arkadaşım size bir miktar katılıyorum ama kendi şanlı tarihimiz olan osmanlıyı reddetmek bize yakışmaz amerika bile 6 milyon kızılderilinin bir okadar japon ve vietnamlının ve ondan kat kat fazla siyahilerin kanı ve emeği üzerini kurdukları medeniyetleriyle tarihleriyle övünürlerken bizim tarihimizi reddetmemiz kimleri sevindirir bilmem

üstelik tarihta objektif eleştiri vardır ne

duygusal davranıp aşıraya kaçmamalı

osmalının türk olmasına rağmen evrensellik adına türkleri ikinci plana atmasını ben şöyle yorumlarım : amerikaya gidin bakın NASA da ve üniversitelerde ki bilim adamlarının çoğunun kökeni uzakdoğu ortadoğu vs tabiki kendi milletinden de var yani amerikan milleti diye birşey varsa işte bu yüzden güçlüler liyakate göre ilerliyorlar

ayrıca şuna da katılmamak mümkün değil osmanlı biz türkleri savaş meydanlarında harcarken gayrimüslümler askerlikten muaftılar ve devletin her kademesine yükselebiliyorlardı ...

osmanlı tarihinde türk milliyetçiliğini ön plana çıkaran ve bu konuda planlar yaptığı için kellesini kaybeden bir sultan vardır: genç osman...
bu arada bunlar benim şahsi fikirlerimdir mhp ile bir alakam yoktur...
tolonbey

Evvettt

Osmanlida birinci ceyrekten sonra Türkluk kalmamistir.Affedilecek kabul edilebilecek hicbir yani yoktur.
Osmanlinin tüm kadinlari gayri müslim ve gayri Türktüler,Osmanli bir numarali Türk düsmaniydi,ahlaksizdi,acimasizdi,bilim ve tekniyin coooooookkkk uzagindaydi,seferleri kadin ve maddiyada dayali yapiliyordu,US deyil cöl fellahlarinin fikri ve zikri dogrultusunda yürüyen tek belden asagi dizden yukarisini düsünen, Türk insanina zulmetmetten baska birsey düsünmeyen bir kelleler topluluguydu.

Yaptigi sey,üc hamam,on köprü,onbes kervan saray,50 civarindada cami birkac tanede medrese..Varmidir köylere kasabalara sehirlere yol.mektep medrese bir tek fabrikasi.
Ancak,pazu kuvveti gecerli iken saldirip topladigi maddiyatlari,saraylarda biriktirilen binlerce kadinlarla zevküsefada yiyip gerisinide,heryil kervanlarla Arabin fellahina gönderdiki Allah, yedikleri haltlardan dolayi onlari affetsin.

Anadolu ac ve suszken,onlar vurduhlari vurgunlari götürüp Arabin Fellahlarina veriyordu.
Osmanli affedilmez suclar islemistir.
Araplasmadiklari icin Türkmen erkekler öldürülmüs zulmetmis Öldürülen onbinlerce Türkmen erkeklerin karilari öldürenlere dagittirilmistir.Bu rezaletleri isleyenleri affetmekte cok büyük suctur.

Sonunda,ettiklerini azda olsa buldular.
Yurt disinda sürüm sürüm süründüler,karilarinin memleketlerinde yoksullari oynadilar.
Ne derler,azan bulur.
Onlarda cok azdilardi,sonunda belalarinida buldular.
Onlari sepetleyenler,dua etsinlerki kadin ve kizlarini ali koyupda kendileri gibi ona buna kullanilmak icin vermediler.Cünkü Türk, onlar gibi ahlaksiz deyildir.
Osmanli,Ancak,Yahudiyi,Ermeniyi,Sirpi,Italyani,Arnagudu,Arabi,Acemi velhasil gayri Türkleri koruyup kollamistir.
Sonundada kolladiklari Osmanlinin agzinin ortasina etmislerdir.
Fransanin Sam konsoloslugunun catisi delinip iceri giren Osmanlinin Türk kökenli casuslari evraklar arasinda yaptiklari arastirmada sunu gösdüler.

Osmanlinin nekadar besleyip büyüttügü müslüm vaya gayri müslüm varsa hepsi cok yakinda Osmanli düsmanlariyla birlikte ayaklanalip Osmanliyi felc edeceklerini gördüler.Durum istanbula bildirildi.
Osmalinin dostlari ic hainler daha tevkif edilemeden ertesi sabah Fransiz konsoloslugunda habar yayinlandi.Tüm hainler bulunduklari makamlari terk ederek Osmanliya karsi isyan bayragini kaldirdilar.

Bu sefer,Türk düsmani Osmanli basladi Türklerin seyini yalamaya,ama artik vakit cok gecti.
Osmanlida teknik yoktu,deyil silah yapmak igne bile yapamiyordu Osmanli.
Tüm paralar AMA SIKE harcanmisti,artanida Araba verilmisti.Artik Türkün ölmekten baska yapacagi birsey yoktu.Ne silah,ne yiyecek,nede üstbas vardi.

Ve öylede oldu,Arap cöllerinde milyona yakin Türk telef oldu.Araplar Türkün midesinde götünde altin aradi özel yapilmis bicaklarla.Bagirta bagirta altin icin öldürdüler askerlerimizi.
Diyer cephelerdede durum asagi yukari ayniydi,
Balkanlardaki türkleri tabiri caizse kitir kitir kestiler .
Sirf canakkalede 245,000 asker sehit verildi.
Siklerine harcamayip ülkeye ilime bilime silah ve cephaneye bunlari yapan fabrikalara harcamis olsalardi o paralari ,Türk milleti yenilse bile bukadar büyük perisanliga düsmeyecekti.

Bu nedenle ,Osmanliyi affetmek cinayettir.
Osmanli Türklügün gecmisini dagitmakla kalmadi,geleceyinide tehlikeye atmistir.kizlari icin Balkanlarin döküntülerini toplayarak.

Hala,bircok düz taban Osmanli diye nerdeyse seylerini yirtacaklar.
Insan okuma özürlü olunca kola deyilde bele yapisirmis.

Eeeeeeeee,Türkiyeye 50 yilda 50 milyon cocuh dogurtan Osmanli kafali din adamlarimiz oldukca Osmanli kadar perisan olmazsakta,ondanda üstün olabilmemiz pek mümkün görülmüyor.

Bukadar nüfüs artisina,dünyanin hicbir kalkinmis ülkesi yanit veremez,deyilki Osmanli kafaliligi hala sürdürmek isteyen Türkiye.

tolonbeg
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.