haci
Nov 14 2007, 10:09 PM
Sanat nasıl sanat ve sanatçı için değilse, bilim de yalnız bilim ve bilim adamı için olmamalıdır.
Her ikisi de insanlık içindir. Ama bunlar insanlığın değişik yönlerine hitabederler.
Sanat estetikle ilgili bir insansal etkinliktir.
Estetik bir dereceye kadar bilimin de ilgi alanıdır ama, bilim adamları sanatçılardan farklı olarak, öznel değerlere değil, nesnel değerlere daha büyük önem verirler.
Peki bilimin genel olarak takındığı tavır, sanatla bir çelişki oluşturmakta mıdır?
Bilim ve sanat birbirleri ile hiç mi bağdaşmazlar?
Bilim bilmenin bir yoludur ama, tek yolu değildir.
En güvenilir yoludur.
Sanat için güvenilir bir yoldan bahsedilemez.
Bilim adamları yaptıkları gözlemleri, oldukca dar ve katı bir dizi kurala göre değerlendirirlerken, değişik ilkeleri ve inanç sistemleri olan sanatçılar, işlenen konuya çok daha geniş bir perspektiften yaklaşabilirler..
Yine de bilim adamlarının da, sanatçılar gibi, kendilerine göre bir dünya görüşü vardır.
Sanatçılardan farklı olarak kendilerini matematik dilini kullanarak belirten bilim adamlarının görüşleri insan hissiyatına değil, akıl, mantık ve sağduyusuna hitabeder.
Bilim adamları tarafından yapılan açıklamaların hiç birisi duygusallığa atıfta bulunan terimlerle belirtilmezler.
Olgular nesnel olarak tanımlanmaya çalışılırlar.
Her bilim adamı aynı sonuca varır ve gözlemler laboratuvarlarda tekrarlanabilir.
Ama bu demek değildir ki bilimde yapılan gözlemler ve buluşlar estetik güzellikten yoksundurlar.
Doğanın doğasını tanımaya çalışan bazı matematiksel ifadelerle, formül ve denklemlerde, hipotez ve kuramların birçoğunda hiç kuşkusuz kriptik bir güzellik, estetik bir incelik ve simetri vardır.
Sanatçıların bazı kuralları izlerken onları, kendi öznel görüşleri ile daha çok bağdaşan diğer bazı kurallarla modifiye ettikleri bilinir.
Aksi takdirde ne Van Gogh, ne Monet, ne de Picasso, kendi ekollerini kurarak, sanat dünyasını alt üst edebilirlerdi.
Her ne kadar çok daha katı kuralları izlemek zorunda olan bilim adamı için sanatın temelini oluşturan öznel değerler ön planda yer almazlarsa da, yaptıkları gözlem ve buluşlardan kendilerinin ve insanlığın duygusal olarak etkilenmemesi mümkün değildir.
Bilim de sanat gibi, estetikten etkilenen insansal bir etkinliktir.
Tabii bilimde estetiğin anlamı sanattaki anlamından oldukca farklıdır.
Yine de katı ve değişmez sayılar ve formüllerle ifade edilmelerine rağmen fizik yasalarında, canlı ve cansızlardan oluşan doğada ve evrende muhteşem bir görkem, çarpıcı bir güzellik ve ince bir estetik vardır.
Onları bir şiiri okur, bir müzik eserini dinler veya bir resim veya heykele bakar gibi incelersek, etkileri altında kalmamamız ve duygusallığımıza esir düşmememiz mümkün değildir.
Sanatta paylaşılan duygusallıktır.
Ama aynı sanat eseri her sanatseverde aynı duyguları uyandırmaz.
Paylaşılan yalnız geniş bir yelpaze oluşturan duygusallıktır.
Bilimde paylaşılan somut bazı değerler vardır.
Onlar kişilerin duygusallık yelpazesine bağlı olarak değişmez.
Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Selamlar....
HACI
cactus
Nov 27 2007, 02:40 AM
Yazıya tamamen katılmakla birlikte,matematiğin bilim olmasına reğmen içinde barındırdığı büyülü,sübtil estetiği ona karşı aynı zamanda sanatsal bakış açısyla da bakmama ve sanatla bilimi (tam kesişmese de) birleştiren bir üstboyut olarak değerlendirmeme neden olmuştur...
primat
Nov 27 2007, 02:53 AM
Sanat hissedilebilen, bilim ise algılanabilen bir estetiktir.
aktifus
Nov 27 2007, 03:45 PM
Einstein ünlü formülünü bir sabah uyanmaya çalışırken bulduğunu/aklına geldiğini söyler benzer şeyler bir sanatçı için olsaydı "ilham geldi" derdik.
Bana göre sanat insanın ruhundan bilim ise zihninden kaynaklanır. Bu ikisini dengeli geliştirmiş kişi ideal olandır.
Sanat subjektif bir içsel yansıtmadır. Kişi kendisini gösterir, belli eder. Bilim objektiftir herkes tarafından kabul edilir. Dış dünyayla ilgilidir.
İç dünyayla dış dünya herhangi bir boyutta birleşiyorsa işte bu insan olmalıdır.
dragonemc2
Nov 27 2007, 04:19 PM
Şahsi kanaatim sanatın herşeyi kapsayan bir küme olduğu yönündedir.
Sanatın altkümesini Felsefe olarak algılıyorum.
Felsefenin alt kümesi olarakta Bilimi düşünüyorum.
Sanırım evrimsel süreçte bu yönde.
Bilim sonuçta en güvenilir bilgi kaynağı olması yönüyle en güçlü kümeyi ifade eder.
Kainat ile iletişim içerisinde ki insanın etkileşiminden doğmaktadır sonuçta tüm bunlar.
Hepsi etkileşiminde bir metod takip etmektedir.
Kendine özgü bir metod.
Fakat Bilim en sağlam metodu takip etmekte olduğu için doğruyu kavramamızdaki en mühim kümedir.
drekinci
Nov 27 2007, 05:06 PM
Bu konuda çok şey yazılabileceği aklımdan geçiyor.
Ama özetle şunları söylemek isterim.
Tarih sınıfların mücadelesi tarihidir. Der bir düşünür.
Bu mücadele hayatın her dalında kendini hissettirir.
Üretimde, paylaşımda, bilimde, sanatta vs.
Sanat sınıflar üstü bir olgudur. Ancak bunu sınıflar ve sınıfların iktidarları kendi leyhlerine kullanmışlardır.
Sanat hayranlık uyandırır.
Yöneticiler hayranlık hissinden yararlanmak isterler.
Köle sahipleri, kilise, burjuvazi sanatı kendi değirmenlerine su taşıyabilecek şekilde kullanmışlardır.
Buna karşılık köleler, kullar, işçi ve emekçiler de sanatı kendi çıkarları için kullanmışlardır.
Ve sanat evrensel olmasına karşın işlenen temalar hep birilerinin işine yarayabilecek şekilde olmuştur.
Heykel, resim, müzik, tiyatro, sinema, yazın sanatları yine bu genel iki kategoride yer alabilirler.
Ezilenlerin, sömürülenlerin, hor görülenlerin sanatçıları da temsil ettikleri sınıfların çilesini çekmişlerdir.
Bu sanatçılar dönemlerinde hakim sınıflar tarafından cezalandırılmışlardı.
Ancak hakim sınıfların leyhine sanat icra edenler ödüllerini almışlardır.
vs. vs.
Daha sonra devam ederim
Sevgiler.
Fuzûlî
Nov 28 2007, 12:07 AM
Sanat, sanatçıdan başka kimseyi ırgalamaz.
Sanat eserinin insanlar tarafından benimsenmesi, sanatı bir güruh için icra edilen bir şey yapmaya yetmez.
Sanat yükseklerden apartılmış bir duyuştur.
İçine kapalı değildir.
En kapalı sanat eseri dahi çağrışıma açık ve hatta çağrışımı teşvik edici olmalıdır.
Sanatın ucu açıktır.
Sanat aramayı kesen ve artık bulmuş adamın yüzünü dünyaya dönüp bulduğunu dışa vurmasıdır.
Sanat özgürdür, istediği kadar önünü kapasınlar, o kendine yol bulur.
Sanatçı eserini teşhir etmese dahi, istediğinde şahsi bir biçimde gerekli irtifaya yükselir, duyması gerekeni duyumsar ve eserini üretir.
Sanatın teşhir edilmesi sanata dahil değildir, ol sebeple faşizm koşulları altında dahi sanat özgürdür denilebilir.
Tabii tek kaygısı bilinmek ve duyulmak olan zevzek ve piçlerin ürettikleri öküzlüklerden bahsetmiyorum.
Sanat marjda üretilir.
Tüm ortalama algılara ve yani merkeze kılıç sallar.
Sanatçı uç beyidir, sınır çarpışmaları yürütür.
Sanat bir kereliktir ve bir daha sanatçı tarafından dahi tekrar edilemez.
Sanatta tarih olmaz. Süreç yoktur. noktanın boyutsuzluğu söz konusudur.
transandantaldir sanat.
Sanatsal bilgi birikmez. Ucuca eklenmez.
Sonraki nesillerde yetişen sanatçıların öncekilere oranla hiç bir üstünlükleri yoktur.
Antik çağdaki sanatçılar bugünün sanatçılarından çok daha usta olabilir.
Bilim için bu söz konusu değildir.
Bilim ise sürekli arar. Arayan ise aradığını hiç bir zaman bulamayacaktır. Aranan hep kayıptır.
Zaten kendisi de bunu kabul etmektedir. sonsuz bir arayış...
Bilim faşizandır ve gelişmesi için kendisinin ve ilkelerinin iktidar olmasını ister.
Sanat her ortamda icra edilebilirken, Bilim yalnız kendisinin iktidar olduğu koşullarda üretimde bulunabilir.
Ol sebeple bilim iktidar yanlısıdır. Tam merkezdedir. Bilim Marjları (sınırları) sevmez, marjlarda yaşayanları anlayamaz, belki onları azınlıkta kaldıkları sürece sevimli bulur ama çoğunlukla onlara öfke duyar.
Bilim nesnenin yegane gerçek olduğundan hareketle özneyi bir nesneye indirger.
Öznenin hareketlerinin önceden kestirilebilir olmasından yanadır.
Dar kafalı adamların işidir bilim.
dogmalara karşı olduğunu iddia ederken en daraltıcı dogmaları kendisi üretir.
Gerçeklik algısının şaşmaz olduğu kanaatindedir.
Çözemediği sorunları geleceğe havale eder ve çözülemeyeceğinden şüphe duymaz.
Kendini amaçlaştırır. Pragmatisttir.
Bilimin dili kendi üstüne kapalıdır. Dışından okuma yapmaya izin vermez.
Bilim tekrar edilebilir, yeniden üretilebilir. Sınanabilir. Sanat tekrar edilemez.
Bilimsel bilgi birikir ve gelecktik her bilim adamı, selefi bilim adamlarından daha şanslı ve ustadır denebilir.
YAni Einstein göreliliği bulamasaydı bile 20-30 sene içinde birileri göreliliği keşfederdi.
Ancak Mozart hiç varolmasaydı hiç bir beşerin hiç bir zaman Mozart'ın yaptığını yapması düşünülemez.
Sanat ve Bilimin keşiştiği bir üstboyut yoktur. Belki bir alt boyut vardır. Ama ben ona da inanmıyorum.
İnanmıyorum, işte bütün sorun bu.
suevari
Nov 28 2007, 09:09 AM
sanat sentetiktir, bilim ise analitik..her biri insanın evreni algılayışının farklı açılımlarıdır. ikisinin birleştiği soyut bir üstboyut var mı bilmem ama somut olarak kesiştikleri çok şey var. nitekim her sanat eseri bunun örneğidir. mesela bir resmin zihinde canlanması sentetik bir süreçtir ama onun kağıda dökülmesi analitiktir. çünkü sanatçı onu bir bütün olarak tasavvur etti(sentetik) ama kağıda dökerken inceliklerini hesaplayarak çizer(analitik). aynı şey bir roman, şiir, ezgi için de geçerlidir.
gelelim bilimsel keşiflere...onlar da ilk önce sentetik bir bilincin sürecinin sonucudur. daha sonra analitik olarak fomülize edilirler.
öyle ise üstboyut nedir, diyecek olursak cevap kendimiziz işte derim..algılarımzıın geneli, ihtiyaçlarımız, niyetlerimiz, sevgi ve diğer dugularımzı v.s.
(fuzuliii kardeşim..yine gürül gürül gürlemişsin.. tabii eminim ki bu gürleyişin kendi içinde daha şiddetli olmuştur)
dragonemc2
Nov 28 2007, 08:35 PM
Eğer sanatı ve bilimi insan duygularına benzetecek olursam; sanatı aşk duygusuna,bilimi merak duygusuna benzetebilirim.
Evet bu anlamda aşk ve merak duygusunun kesiştiği üst boyut sanırım hayatın kendisi olurdu.
Sesil
Nov 29 2007, 12:07 PM
Sanat ve Bilimin kesiştiği üst boyut?..
Üst boyut ve çok yönlü bileşkenin kaynaşması bence.
Bilimsel yöntemler tüme varım ve tümden varım anlayışlarını barındırır. Bilim sadece ayrıntıları işlemsel olarak birleştirmeye çalışmaz.
Tahayyül, muhayyile gücünü de barındırır.
Genelde geçmişteki bilim insanlarının sanatsal aktivitelerde yer alması(edebiyatta, felsefede, resimde, tüm sanat alanlarında) bu ilişkiyi ortaya çıkarıyor.
Yaşadıkları çağda, sıradışı, öncü, dönüştürücü, yol ve yöntem geliştirici, ufuk açıcı, farklı kimlikleri ile ölümsüzlüğe ulaşmaları başka nasıl açıklanabilir?
Mevcut iktidar erk, kimi zaman mukavemet göstermiş, kimi zaman değişen koşulların değer yargıları ile, kullanarak, bilimi ve sanatsal gücü değerlendirmiştir.
İnsanların duyarlılıkları vücut kimyasının etkilenerek, değişim göstermesi paralelinde ortaya çıkmakta, bana göre...
Hatta derim ki; Bilim, mistizmle barıştığı zaman gerçek özgürlüğüne kavuşacak.
Amaaaa öncelikle dinlerin baskısından kurtulması koşulu ile...
suevari
Nov 30 2007, 07:37 AM
QUOTE(suevari @ Nov 28 2007, 09:09 AM)

sanat sentetiktir, bilim ise analitik..her biri insanın evreni algılayışının farklı açılımlarıdır. ikisinin birleştiği soyut bir üstboyut var mı bilmem ama somut olarak kesiştikleri çok şey var. nitekim her sanat eseri bunun örneğidir. mesela bir resmin zihinde canlanması sentetik bir süreçtir ama onun kağıda dökülmesi analitiktir. çünkü sanatçı onu bir bütün olarak tasavvur etti(sentetik) ama kağıda dökerken inceliklerini hesaplayarak çizer(analitik). aynı şey bir roman, şiir, ezgi için de geçerlidir.
gelelim bilimsel keşiflere...onlar da ilk önce sentetik bir bilincin sürecinin sonucudur. daha sonra analitik olarak fomülize edilirler.
öyle ise üstboyut nedir, diyecek olursak cevap kendimiziz işte derim..algılarımzıın geneli, ihtiyaçlarımız, niyetlerimiz, sevgi ve diğer dugularımzı v.s.
(fuzuliii kardeşim..yine gürül gürül gürlemişsin.. tabii eminim ki bu gürleyişin kendi içinde daha şiddetli olmuştur)
devam etmek istiyorum....
yukarda her sanatsal ve bilimsel keşfin ve eserin sentetik bir bilişin ürünü olduğunu söylemiştik. bu biliş düzeyi bir kişide yüksek ve keskinse artık o adamın bir eser ortaya çıkarması işten bile değildir. yeter ki o sentetik bilişe erişsin. bu aşamadan sonra kendi ilgi alanına göre bir eseri ortaya çıkaracaktır. doğa kendisini çarptığında (yani yaratıcı dalgalarını üzerine boca ettiğinde) eser ortaya çıkar. eğer o kişinin arası seslerle iyiyse bir ezgi olarak, arası kelimelerle iyiyse bir edebi eser olarak, renklerle iyiyse resim olarak, sayılarla iyiyse bilimse bir formül olarak kendini gösterir.
burada dikkat edilmesi gerken nokta şudur. kişinin müziğe dair bilgisinin çok olması onun orijinal bir eser ortaya çıkaracağı anlamına gelmez. aynı şey kafası formüllerle dolu bilim adamı için de geçerlidir ve kelimelerle dolu şair. söz konusu malzemelerin zihinde kompoze edilmiş olması şarttır. işte sentetik biliş dediğim budur.
çocuklar konusunda titiz ve duyarlı birini düşünelim. bu kişinin bu duyarlılığı fırsatını bulduğunda çocuklarla ilgili bir kurum veya kuruluşun tesis edilmesine yol açacaktır. yada çocuklara yönelik bir teknolojik ürünün yaratılmasına, yada bir şiiirin romanın yazılmasına v.s.
yine temzilik konusunda sentetik bilişe yükselmiş biri kendi ilgi, imkan ve yeteneğine göre bu alanda bir eserin ortaya çıkmasına vesile olacaktır. bu şey bir çevre kulübü, temizlik deterjanı, yeni model bir çamaşır makinesi olabilir.
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen,
buraya tıklayınız.