Tam Forum Görünümü: Hristiyanlığın Kökeni
Ateistforum > FORUMLAR > ATEİSTFORUM
Firat
Birkaç yere daha yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum:

Hristiyanlık ve Paganizm:

Hipokrat'ın öğretmeni olan Asclepius'un hastaları tedavi ettiği hatta ölüleri dirilttiği söylenirdi, incil yazarlarının da bu mucize olarak görülen olguları İsa'ya uyarladıkları görülmektedir, hatta Pagan yazar Celsus, İsa'nın ölü diriltme mucizeleri ile İsa'dan önce yaşamış Asclepius'un ölü diriltme özelliklerini karşılaştırmıştır.

Yuhanna incili’nde pagan bir gizem ayini İsa’ya uyarlanmıştır:

"Size doğrusunu söyleyeyim, insanoğlunun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz. Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir. Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda. (Yuhanna 6:53-56)

Ayrıca:

Mat 26:26 Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükran duasını yapıp ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. «Alın, yiyin» dedi, «bu benim bedenimdir.»

Mat 26:27 Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, «Hepiniz bundan için» dedi.

Mat 26:28 «Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır. “


MÖ. 400’lere ait bir Yunan vazosu, Dionysos’un önünde hristiyanların kutladıkları gibi komünyon olarak kutlanıyor, sunak önündeki şarap kapları Dionysos’un kutsal kanını simgeliyor:




Çok benzer bir ayet, İsa’dan once yaşamış pagan Mitra’nın ağzından da çıkmıştır!!

son derece dikkat çekici olarak, Pagan Tanrısı Mitra da İsa'dan yüzyıllar önce bir yazıtta şöyle demiştir:

"Benim bedenimden yemeyecek kanımdan içmeyecek ve böylece benimle bir olmayacak kişi, kurtulamayacak kişidir!"


Bu ayetlerin kaynağı Eski Yunanlıların pagan Dionisos ve Attis kültüdür. Bu kültteki bir ayinde, Dionisosçular sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos'un etini yiyip kanını içiyorlardı. Bu sembolik ayin ile Diyonizos'un ruhuyla birleştiklerine, ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına inanıyorlardı.

İncil'in içinde Dionisos gizem kültünden alınan anlatımlardan biri yine Yuhanna İncili'nde bulunur:

Yu 2:1 "Üçüncü gün Celile'nin Kana köyünde bir düğün vardı. İsa'nın annesi oradaydı......
Yu 2:7 "İsa hizmet edenlere, «Küpleri suyla doldurun» dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.
Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere, «Şimdi bundan alın, şölen başkanına götürün» dedi. Onlar da götürdüler.
Yu 2:9-10 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı...............
Yu 2:11 İsa bu ilk mucizesini Celile'nin Kana köyünde yaptı ve yüceliğini gösterdi. Öğrencileri de O'na iman ettiler."


Suyu şaraba dönüştürme mucizesini gerçekleştiren, o yıllarda son derece popüler olan Yunan şarap tanrısı Dionisos'tur. Dionysos da pek çok kere suyu şaraba dönüştürmüştü ve bu mucize de o yıllarda Efeslilerce her yıl kutlanmaktaydı. Bu en önemli ve en "popüler" mucizenin, İsa'nın da ilk gerçekleştirdiği mucize olarak anlatılmasının, Hristiyanlığın paganizmden geldiğini savunanlar tarafından oldukça "anlamlı" olduğu iddia edilmektedir.


Dikkat çekici olarak görülen bir diğer konu, suyu şaraba dönüştürme mucizesinin gerçekleştiği mekandadır. Mite göre, Dionysos'un ilk kez suyu şaraba dönüştürdüğü mekan da aynı İncil'de anlatıldığı gibi bir düğündü, Ariadne ile Dionysos evleniyorlardı, İsa'ya uyarlanan suyu şaraba dönüştürme mucizesi de incil'de anlatıldığı üzere bir düğünde gerçekleşmiştir.


Pagan hikayeleri ile hristiyanlık arasında son derece dikat çekici olduğu söylenen benzerliklerden biri de "suları dindirme" mucizesidir:

Mar 4:37 "Bu sırada büyük bir fırtına koptu. Dalgalar kayığa öyle saldırıyordu ki, kayık neredeyse suyla dolmuştu.

Mar 4:38 İsa, kayığın kıç tarafında bir yastığa yaslanmış uyuyordu. Öğrenciler O'nu uyandırıp, «Öğretmenimiz, batıyoruz! Hiç aldırmıyor musun?» dediler.

Mar 4:39 İsa kalkıp rüzgârı azarladı, göle, «Sus, sakin ol!» dedi. Rüzgâr dindi, ortalık sütliman oldu."

Pitagor da, mitlerde anlatıldığında göre, havarileri denizlerde nehirlerde daha kolay yol alması için dalgaları, denizleri ve nehirleri mucizevi bir şekilde dindirmiştir.

Bu "dalgaları ve rüzgarı dindirme" mucizesini daha önce Empedocles, Epimenides, Abaris de gerçekleştirmişti.

Bir Pagan olan Tyana'lı Apollonius da aynı İsa gibi, hastalıkları iyileştiriyor, mucizeler yapıyor ölüleri diriltiyor ve kötü ruhları kovuyordu, İncil'de anlatılan hemen hemen her mucizeye Apollonius da İsa'dan önce sahipti.

Bir başka "çok dikkat çekici" olan benzerlik de kötü ruhlar ve onların domuz sürüsü içine girmesidir:

Mar 5:11 Orada, dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.

Mar 5:12 Kötü ruhlar İsa'ya, «Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim» diye yalvardılar.

Mar 5:13 İsa'nın izin vermesi üzerine kötü ruhlar adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu."


Kötü ruhların bir domuzun içine girmesi yani aynı motif Eleusis'teki pagan gizem ayinlerinde bulunmaktadır.

Bu pagan ayinine göre, inisiyasyon öncesi arınma işlemi olarak 2000 kadar inisiye (Tam olarak İncil'de verilen sayı!) domuzlarla birlikte arınmak için yıkanırdı, böylece kötü ruhların kendilerinden çıkarak domuzlara geçtiğine inanırlardı ve domuzlar kendilerini uçurumdan aşağı atarak bir nevi "doğal kurban" olurlardı, hemen hemen aynı motif İncil'de İsa'nın hikayesine uyarlanarak anlatılmıştır.

Bir başka pagan motifi şu ayetlerde anlatılır:

Elç 2:6 "Bunlar sesi işittikleri zaman büyük bir kalabalık halinde toplandılar. Her biri kendi dilinde konuşulduğunu duyunca şaşakaldılar.

Elç 2:7 Hayret ve şaşkınlık içinde, «Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?» diye sordular.

Elç 2:8 «Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz?

Elç 2:9-11 Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya ilinde, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem öz Yahudi hem de Yahudiliğe dönme Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz.»"

Aynı motifi, İsa'dan yüzyıllar önce Trophonius ve Delos'ta anlatılmıştır.Efsaneye göre buradaki kahinler bazılarının anlayamayacağı biçimde konuşur bazı tanıklar her birinin kendi ana dillerinde konuştuklarını işitmiştir.

İsa'dan yüzyıllar önce oluşmuş Osiris-Dionysos mitsel motiflerinde ve anlatımlarında İsa'nın hikayesiyle yakından ilgili pek çok detay bulmak mümkündür ve aradaki benzerliklerin "şaşırtıcı" olduğu dile getirilmektedir:

Osiris-Dinonysos, aynı İsa gibi, Tanrı'nın yaptığı etten kemikten bir varlık ve Tanrı'nın oğlu'dur.

Osiris-Dionysos, aynı İsa gibi, dünyanın günahları nedeniyle bir kurban olarak Paskalya zamanında ölmüştür.

Osiris-Dionysos'un, Attis'in ölümü ve yeniden dirilişi, aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, onun etini ve kanını sembolize eden ekmek ve şarabın yenilip içilmesinden oluşan bir ritüel ile kutlanır.

Osiris-Dionysos'çular da aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, kendi kurtarıcılarının son günlerde tekrar dünyaya geleceğine inanmışlardı.

Osiris-Dionysos ölümünün ardından cehenneme iner ve aynı İsa gibi, üçüncü gün yeniden dirilir ve aynı İsa gibi göğe yükselir.

Osiris-Dionysos'un babası aynı İsa'nın "babası" gibi Tanrı'dır, ayrıca annesi de aynı İsa'nın annesi gibi bakiredir.


Çeşitli bilim adamları; Hristiyanlık ile Paganizm arasındaki daha pek çok benzerliğin kilise tarafından eskiden beri bilindiğini bu nedenle de eski Roma kilisesinin bu kanıtları ortadan kaldırmak için, gücünün elverdiği ölçüde, bütün pagan yazıtlarını ve belgelerini sistematik olarak yok etmeye çalıştığını ve büyük ölçüde de başardığını söylemektedir.


Paganizm ve hristiyanlık arasındaki bu büyük benzerlikler,(yukarıda yazdıklarım yalnızca birkaç örnek daha sonra yazmaya devam edeceğim) Celsus gibi pagan yazarları tarafından açıkça dile getirilmişti ve biliniyordu, Tertullian, Justin Martyr, Irenaeus gibi kilise babaları da paganizm ile dinlerinin bu kadar birbirine benzemesinden çok rahatsız olmuşlardı ve bu benzerliklerin olsa olsa "şeytan işi" olduğunu öne sürüyorlardı! Onlara göre "şeytan", hristiyanlık oluşmadan yüzyıllar evvel pagan dinlerine nufüz etti ve onları daha oluşmamış olan hristiyanlığın taklidi yaptı!


Hristiyanlık/Paganizm konusunda yazan bilim adamları, Hristiyanlık ile Paganizmin benzerliklerinden ayrıca Gnostisizm olgusundan sonra, hristiyanlığın öz itibariyle tamamen Pagan öğeler üzerine kurulu bir gizem kültü olduğu sonucunu çıkarmıştır ve bu bilim adamları, hristiyanlığın kökenine ilişkin, genel ve özet olarak, şu sonuçlara varır:


Pagan ruhsallığı ve mistisizmi bilindiği üzere, daha derin, ruhsal ve ezoterik mevzuları anlatmak için, devamlı mitsel ve sembolik anlatımlar kullanmıştır, ilk yüzyıllarda yaşamış pek çok Pagan yazar, bu olguyu defalarca gündeme getirmiştir, gizli ve mistik öğretiler herkese anlatılamaz ancak "inisiye" olmuş kişilere açıklanabilirdi veya halka, "sıradan" insanlara açıklanırken üzeri mitlerle ve sembolizmle örtülürdü içlerinden daha "ruhsal" ve "spiritüel" olanların bunları anlaması beklenirdi.Dolayısıyla paganlar, Dionysos-Osiris mitlerini ve benzerlerini gerçek "tarihsel" olaylar olarak değil de, bir takım ezoterik konuların şifrelenmiş biçimleri, mit olarak görüyorlardı çoğu zaman bu mitleri değiştiriyorlar ve ezoterik hakikatleri sıradan halka daha iyi anlatmak için zenginleştiriyorlardı.

Paganlar tarafından pek çok kez işgal edilen ve kültürel asimilasyona uğrayan Yahudilerden bir kısmı, özellikle Babil sürgününden ve İskender'in işgalinden sonra, kendi geleneklerini terk etmiş ve paganlaşmaya başlamıştı bu yahudilere "hellenistik yahudiler" veya "hellenleşmiş Yahudiler" de denmektedir. Bu yahudiler Pagan mistisizmi ve ruhsallığından etkilenip kendilerini bu konularda geliştirmişler ve Gnostisizmin yapılanmasında çok önemli bir rol oynamışlardır, Gnostisizm mistisizmi ve ruhsallığı itibariyle Paganizm ile pek çok konuda aynı olgulardan bahsetmektedir.

Gnostikler, Dionysos-Osiris, Mitra gibi gizem külterinin izinden giderek bu mitleri kendileri tekrar yazmaya ve zenginleştirmeye başladılar, amaçları Paganizm, Hinduizm, Taoizm ve çeşitli uzak doğu dinlerinde de zaten çok eskiden beri anlatılmakta olan bir takım "gizli" bilgileri, aynı Dionysos'çuların ve paganların yaptığı gibi, mitsel bir kılıfın içine sokarak halka anlatmaktı, ancak Yahudi kökenden gelen kişilerin etnik dinlerinde bir "mesih" beklentisi vardı ve üst üste gelen işgallerden yağmalamalardan sonra, özellikle MS 70 yılında bütün yahudilerin dağıtılmasından sonra bu beklentinin doruk noktasına ulaştığı söylenir, Osiris-Dionysos mitleri yeniden yazılırken bir şekilde Yahudi öğeler de kullanılmalıydı.

Yüksek hakikatleri halka mitsel bir kılıf içinde sunmak amacıyla Gnostikler de kendi Osiris-Dionysos mitlerini yüksek sembolik ve mistik manalarla birlikte, oluşturmaya başladı, kurtarıcılarının adı, daha sonra "İsa" ve ingilizcede "Jesus" olarak bilinecek, "Iesous" idi. Bu isim özellikle oluşturulmuştu ve verilmişti çünkü şifreliydi, 888 yazısını ifade ediyordu, Yunan alfabesindeki 24 harfin kendisiyle ilişkili bütün sayıları toplandığında 888 ediyordu ve bu, "sihirli" sayılıyordu bu nedenle Matematikçi pagan Pitagor'un izinden de giderek matematiksel olarak şifreli isim verdikleri bir yaratıcıyla Dionysos-Osiris mitlerini yeniden yazmaya başladılar.


İsa mitini oluşturmaya başlayan Gnostiklere göre İsa, "Daemon" adı verilen ölümsüz yüksek "benlik"i simgeliyordu, aynı Pagan mistisizminde olduğu gibi anlatılmak istenen gizli bilgi, Logos da sayılan bu yüksek benliğin herkesin içinde oluşuydu, başka bir deyişle bütün insanlar Tanrı'nın benliğine sahiptiler ve hepsi de Tanrı'nın "parçalarıydılar" bütün bilinç öz itibariyle "bir" olanın parçalarıydı, bu ifadeler ilk yüzyıl gnostik yazarlarca sürekli dile getirilmiştir.


Bilim adamları, bugünkü kanonik incil'in içindeki en eski belgelerin, Pavlus'un yazıları olduğu konusunda hemfikirdirler, Gnostisizm konusunu gündeme getiren bilim adamlarına göre Pavlus'un kendisi, Gnostisizmin en büyük filozofu ve rahibiydi, gerçekten de, ilginç bir şekilde, ilk yüzyıllarda yaşamış çoğu gnostik ve pagan, Pavlus'u "ruhsal önderleri" olarak kabul etmiştir ancak öte yandan Gnostiklerin oluşturduğu İsa mitini tam aksi ve ilginç bir şekilde daha sonra "literal" olarak ele alan ve bütün gizemleri, sırları örterek sadece mitsel yönüyle ve bunun tarihte gerçekten yaşandığıyla ilgilenen Roma kilisesine (bugünkü hristiyanlık) göre Pavlus, ortodoksluğun en büyük savunucusu idi.


İncil'de Pavlus'un mektupları, gerçekten de Gnostik terimler ve anlatımlar, mistik ayrıca anlaşılması "zor" görünen tuhaf sözlerle doludur, Pavlus "Pastoral mektuplar" da denilen Timothy ve Titus bölümlerinde Gnostisizmi ilginç bir şekilde direkt eleştirmiştir! Bu eleştiri, Gnostisizmin büyük savunucusu olduğu söylenen Pavlus'un diğer yazdıkları ve mistik öğretileriyle nasıl açılanabilirdi? Bilim adamlarının büyük bir kısmı, dil bilimsel, edebi incelemelerden sonra İncildeki Pastoral mektupların Pavlus'a ait olmadığı sonucuna ulaşmıştır, bunlar Pavlus'u "ortodoks hristiyan" olarak göstermek isteyen literalist Roma kilisesi tarafından özellikle oluşturulup veya "elden geçirilip" İncil'e konmuştu.


Pavlus'un mektuplarında (Pastoral mektupları hariç) İsa'nın gerçekten tarihsel, gerçek bir figür olduğuyla ilgilenilmez, Gnostiklerin ruhani lideri olduğu söylenen Pavlus, mistisizm ve semboller aracılığıyla pek çok şey anlatmaya çalışır, çarmıh ifadesi literalist hristiyanların anladığı şekilde (bugüngü hristiyanlık) literal olarak gerçekleşen bir olgu olarak görülmez, çarmıh ifadesi ile sembolizmle çok daha derin ruhani bir hakikat anlatılmaya çalışılmıştı, çarmıha gerilmek alt benliği, hayvani doğayı kurban edip üst benliği, sonsuz enerji ve her canlının içindeki öz olan Daemon'un idrak etmeyi simgeliyordu, örneğin paganlara ait çok eski bir sütunda tuhaf bir şekilde çarmıha gerili, eşşek kafasına sahip bir adam yanında da inisiye olan bir kişi
resmedilmiştir, eşek kafasına sahip adam alt benliği hayvani doğayı simgelemektedir




Dionysos’u çarmıha gerilmiş olarak gösteren bir şekil:




Asıl anlatılmak istenen herkesin içinde olan Daemon benliği'dir, alt benliği hayvani doğayı yenip, üst benliğin Tanrısallığın farkına varılmasıdır, İsa mitini oluşturan Gnostiklere göre İsa, Daemonu yani herkesin içinde olan Tanrı'yı simgeliyordu.Çeşitli bilim adamlarınca Gnostik rahip olarak kabul edilen Pavlus, diğer gnostiklerin mitlerle gizlediği ve "gizli bilgi, sır" olarak nitelediği olguyu incil'de şöyle açıklamıştı:

Kol.1:26-27 "....Görevim, Tanrı sözünü, yani geçmiş çağlardan ve kuşaklardan gizlenmiş, ama şimdi O'nun kutsallarına açıklanmış olan sırrı her yerde duyurmaktır. 27Tanrı, kendi kutsallarına bu sırrın uluslar arasında ne denli yüce ve zengin olduğunu bildirmek istedi. Bu sırrın özü şudur: Mesih içinizde bulunuyor. Bu da size yüceliğe kavuşma ümidini veriyor."

Pavlus'un sahte kabul edilen pastoral mektupları dışındaki mektupları incelendiğinde, Gnostisizm öğrettiği açıkça belli olmaktadır, zaten pek çok pagan ayinini ve Gnostiklerin kullandığı çoğu terimi,(pneuma, gnosis, teleioi, sophiadoxa gibi) pagan yazıtlarından da alıntılar yaparak kullanıp anlatmıştır., buna göre İsa tarihsel bir figür olmayıp insanların içindeki yüksek benliği simgeleyen Daemon idi.

Nag Hammadi mağarasında bulunan, Gnostik yazıtlardan oluşan Nag Hammadi belgeleri Pavlus'un anlattıklarıyla aynı gibidir, Thomas İncil'i, Philip incil'i gibi pek çok Gnostik yazıt da İsa'nın Daemon olduğunu, herkesin de bu benliğe sahip olduğu dolayısıyla herkesin Tanrı'nın parçaları olduğu belirtilmektedir.

Sonuç olarak bu konuda yazan bilim adamları; Gnostiklerin, çeşitli ruhsal sırları anlatmak için Dionysos/Osiris, Mitra mitlerinden yararlanarak bilinçli şekilde oluşturdukları İsa mitinin, MS 70 yılında Yahudilerin paramparça edilmesi sonrasında, dönemin koşullarının da etkisiyle Literalist Roma kilisesi tarafından alınıp elden geçirildiği, hararetli bir şekilde "mesih" bekleyen yahudilerin beklentileri doğrultusunda "gerçek" olarak kabul edildiği böylece "mit" olmaktan bilinçlice çıkarıldığı ve bugünkü hristiyanlık biçimini oluşturduğu görüşünü belirtmişlerdir.

Devam edecek....
pergel
Bu ilginç yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Bu forumun müslüman katılımcılarının ortak eleştirisi, neden ateistlerin hep islamı eleştirdikleridir. Bunun nedeni, elbette bu forumda yazan ateistlerin büyük çoğunluğunun en iyi bildiği, hatta bir zamanlar mensubu oldukları dinin islam olmasıdır. Ayrıca ülkemiz insanının çoğunlukla ızdırabını yaşadığı, onun geri bırakılmışlığının en önemli sebeplerinden birinin islam olması ve yine ülkemiz insanının geleceğinin, laik Cumhuriyetin, şeriatçı islam baronları tarafından tehdit ediliyor olmasıdır.

Ateizmi islam düşmanlığı zanneden ve bunu bir eleştiri şeklinde sürekli tekrarlayan müslümanlara bu başlık okumaları gereken bir belge olmuştur.

Müslümanların hiç unutmamaları gereken bir nokta da şudur: İslam, kendi Allahını, önceki kitaplı dinlerin de tanrısı olarak ve kendini o dinlerin devamı ve tamamlayıcısı olarak ilan ve iddia eder. Önceki o dinlerin kutsallıklarının irdelenmesi ve yaratıcı bir tanrıdan mı yoksa ilkel dinlerin değişip uyarlanmasından mı kaynaklandıkları, o dinlerin devamı olduğu iddia edilen islamı da bağlayacaktır.

Müslümanlar yahudiliği ve hristiyanlığı ateistlerin önüne sürerek hedef saptırmaya çalışırken, o dinlerin mirasını üstlenen islamı nasıl ortalığa itelediklerini de belki görür ve anlarlar. Tabii, okurlarsa...

Firat adlı forum kullanıcımızdan bu yazısının devamını bekliyoruz ve bu ve benzer konularda daha çok başlığını, iletisini görmeyi arzuluyoruz.
Firat
Teşekkürler pergel,

Müslümanlar tarafından yapılan eleştirilerden biri: "neden hristiyanlık hakkında hiç eleştiri yok", hatta bazen çok saçma bir şekilde: "sizler aslında hristiyan misyonerisiniz" şeklinde deli saçması iddialar dahi ortaya atabiliyorlar.

Oysa ki özelikle Eski Ahid'te, etik açıdan en az Kur'an kadar eleştirilecek konu bulunmaktadır.

Tek Tanrılı dinlerin asıl kaynağı Paganizmdir, yobazlaştırılmış bir Paganizm. Ayrıca bize anlatılanların, öğretilenlerin aksine tek Tanrı'lı dinlerin günümüzdeki literalist halleri, Paganizm ile karşılaştırılamayacak kadar yobaz, hoşgörüsüz ve ilkeldir de...

Al-ilah denilen Ay Tanrısı kültü islam ve orijinal adı Yahu-wah (Eski Mısır dilinde "bir ve tek Güneş/ışık Tanrısı" anlamına geliyor!!) ve "Yah" (paganizmde karışıklık ve kaos Tanrısı ki tevrat'ta Yehova'nın insanların dillerini karıştırdığı dahi söylenir! aynı mit kaos Tanrısı YAH ile ilgili pagan hikayelerde de bulunur!!!) olan Yahwe kültü (yahudilik) de Paganizm ile doğrudan alakalıdır, bunlar araştırmaya ve yazmaya değer konular, bence artık dinleri eleştirirken "etik" olan eleştirileri birazcık ikinci plana atıp, esasen "köken"lere yönelik araştırmaları ve eleştirileri ön plana çıkarmalıyız, bunun tek Tanrılı din inanırları üzerinde çok daha etkili olduğunu düşünüyorum.
pergel
güncelleme
tumbled
QUOTE(Firat @ Mar 22 2007, 12:22 AM) *
Tek Tanrılı dinlerin asıl kaynağı Paganizmdir, yobazlaştırılmış bir Paganizm. Ayrıca bize anlatılanların, öğretilenlerin aksine tek Tanrı'lı dinlerin günümüzdeki literalist halleri, Paganizm ile karşılaştırılamayacak kadar yobaz, hoşgörüsüz ve ilkeldir de...
Al-ilah denilen Ay Tanrısı kültü islam ve orijinal adı Yahu-wah (Eski Mısır dilinde "bir ve tek Güneş/ışık Tanrısı" anlamına geliyor!!) ve "Yah" (paganizmde karışıklık ve kaos Tanrısı ki tevrat'ta Yehova'nın insanların dillerini karıştırdığı dahi söylenir! aynı mit kaos Tanrısı YAH ile ilgili pagan hikayelerde de bulunur!!!) olan Yahwe kültü (yahudilik) de Paganizm ile doğrudan alakalıdır, bunlar araştırmaya ve yazmaya değer konular, bence artık dinleri eleştirirken "etik" olan eleştirileri birazcık ikinci plana atıp, esasen "köken"lere yönelik araştırmaları ve eleştirileri ön plana çıkarmalıyız, bunun tek Tanrılı din inanırları üzerinde çok daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Hiç de öyle "aa, paganizmden almışlar demek, hepsi aşırmaymış" demiycez.. ben bunu anlamıyorum, hep derler, Sümer'de Tufan var, Kuran ordan almış, ve daha bilmem ne... Zaten Bizim Anlayışımıza göre, İlk insandan beri ilahi masajlar var.. Yani Paganlar ordan çekmiş...
Yehova'nın kökeninde Yahu-Wah, Güneş tanrısı değil (çünkü güneş: RA), en büyük tanrı dedikleri tamam ama o, en büyük gezegen Jupiter'e ithaf olabilir ancak.. "Yahu" sesi, Latin ağzında Jeu (Ju-piter), Yunan'da Zeu(Zeus) olur.. Hatta olasılıkla "Deu", Dei gibi Tanrı kelimesi de oradan geliyor...
.......Ama o Yahu kelimesi gerçekten de ilk insandan beri Tanrı'nın Gazabı, Felaket, Yıkım operatörlerinin(meleklerinin) sesçe karşılığı.. Ve ilk insandan itibaren insanlığa sunulan öğretide olduğu için bütün dillerde Mevcut:
  • Büyük felaketten sonra ünlü Çin imparatoruna Yau adı verilir,
  • Endonezya yerlileri göğe ok atıp "ju ju huwe" diye bağırıp yemin ederler,
  • Yaotl Aztek'de savaş tanrısıdır..
  • Ve bildiğiniz ünlemlar; Yi haaa!, Yahoo!..... ("Heyt be! yıkıp geçiriyorum" anlamında değil mi..?)
  • On emirden birinde, Yehowa ismi gerekmedikçe ağza alınmaz... (tehlikeli çünkü, derler ya Jupiterin yıkıcı etkisi??)
.........bu içten gelen nida, yansıma ses gibi, ama işte kökeni belli, Ma, Me, Em'in su, süt, emzirmek ve anne, rahim ile ilgili olması (meme, mama, mummy, mother, milk) gibi, bu da "Tanrı Adem'e isimleri öğretti" cinsinden bir ilk kök ses ve anlamı kendi içimizde saklı...
pergel
Bu yazdıklarının ne kadar tutarlı ve doğru olduğunu bilemeyeceğim. Bunları aldığın kaynakları da belirtseydin, ciddiye alınabilirdi. Herhangi bir araştırmaya mı dayalıdır bu yazdıkların, bilemiyorum. Ben de dil uzmanı veya medeniyetler araştırmacısı filan olmadığıma göre, sadece bana doğru ve mantıklı gelmediğini söylemekle yetineyim. Bunun aksine kaynak ve saygın başvuru araçları gösterebilirsen, elbet ona göre düşüncelerimi değiştiririm.

Bütün dillerde ortak kelimeler vardır. Bazıları sadece ses olarak benzerler, bazıları ise aynen bir dilden diğerine ithal edilmiştir. Sadece yazılış benzerliklerine veya ses uyumlarına bakarak, iki dildeki farklı kelimeleri birbirleri ile akraba veya özdeş kabul etmek sadece saçmalıktır. Örneğin Fransızcadaki Dieu kelimesi (sen deu şeklinde yazmışsın) okunuş olarak (diö) hiç de "yahu"ya benzemiyor. Ama sen onu deu diye yazar ve yazdığın gibi okursan, sondaki harfi benzetip, aynı kelime olduğunu iddia edersin. Bu da ne bilimsel ne de inandırıcı olur.

Allah elbet senin bu çabalarını takdir ediyordur ama şunu bilesin ki, cepten salladığın bu yazdıkların, tek tanrılı dinlerin paganizm kökenli olmadıklarını kanıtlayamadı. Üzgünüm.

Lütfen bilimsel olalım ve hayali bir varlığa yağ çekmek uğruna insan aklına hakaret etmekten artık vazgeçelim.
hisus
Türkiye'de insanlar Hıristiyanlık karşıtı her şeye dört elle sarılıyor.Bu bilgilerin hepsi uydurma.Paganizmin tarihsel kanıtları yok.Hiç kimse belgelerle (!!!) orda yazanları kanıtlayamaz.Çünkü aslında öyle belgeler yok rolleyes.gif Hıristiyanlık yüce bir inançtır.Bu inancı insanlar 2000 yılda yıkamadı,yıkamayacak.Bu iddiların cevaplarını arayanlar biraz objektif olmayı deneyip Hıristiyan sitelerinde araştırma yapsın.Görecekler ki tarih bunların aksini söylüyor.Dan Brown denen adam Rab İsa'nın (Der Hisus) evli olduğunu falan söyledi,onlarca belgeyle yalan olduğu ortaya çıktı.İncil 325'te değişti masalları 10. yy'da kaldı,Türkiye'de hala inanılıyor malesef.Biz bunlara alışığız.İftira atmak,çamur atmak kolay ama kimse gerçeği öğrenmek istemiyor.Keşke Türkiye'de insanlar biraz objektif olabilse,o kadar şey değişecek ki...
'Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.' İncil,Aziz Yuhanna (Surp Hovhannes)
gezgin95
QUOTE(hisus @ Mar 26 2007, 08:21 PM) *
Türkiye'de insanlar Hıristiyanlık karşıtı her şeye dört elle sarılıyor.Bu bilgilerin hepsi uydurma.Paganizmin tarihsel kanıtları yok.Hiç kimse belgelerle (!!!) orda yazanları kanıtlayamaz.Çünkü aslında öyle belgeler yok rolleyes.gif Hıristiyanlık yüce bir inançtır....

Bütün dinler Tanrının varolduğu yalanına dayanır. İnsanları gütmekte kullanılır.
Hepsi yalanlarla beslenir.

Örneğin, hristiyan bayramları paganlardan çalıntıdır.

Noel, günlerin en kısa olduğu zaman, yani uzamaya başladıkları zaman yapılan kutlamalardan çalmadır. Hristiyan rahipler doğaya tapanları engelleyememişler, çareyi kutlamaları saptırmakta bulmuşlardır.
Paskalya, günlerin eşit olduğu günün kutlaması yani ilkbaharı müjdeler, gene saptırılmış bir kutlamadır.

Al bir dini vur ötekine. Yalan, dolan, sahtekarlık.
.
pergel
QUOTE
Türkiye'de insanlar Hıristiyanlık karşıtı her şeye dört elle sarılıyor.
İnananlar neden bu kadar güvensiz?
Müslümanlar; "herkes islama saldırıyor" diyor.
Hristiyanlar; "herkes Hristiyanlık karşıtı" diyor.
Birazcık inancınızla ilgili özgüveniniz olsun sayın inanırlar. Herkes bunların hiç birini yapmıyor. Bazıları islam karşıtıdır, bazıları hristiyanlık karşıtıdır, ateistler tüm dinlere karşıdır, inanırların hepsi ateistlere karşıdır. Bu doğal, başka türlü olamaz. Neden bütün dünya size karşıymış gibi bir paranoyaya saplanıveriyorsunuz her fırsatta?
hisus
Noel bayramı (Surp Dzınunt) Batı kiliselerince (Katolik ve Protestan) 25 Aralık'ta,Doğu kiliselerinin (Ortodoks) çoğunda da 6 veya 7 Ocak'ta kutlanır.Paskalya bayramı (Surp Zadig) da kiliseler arasında farklılık gösterir.Ancak ne bu ayrımlar ne de bu bayramların tarihleri 'olan'ı değiştirir.Bunlar anma günüdür.İster 15 Mart ister 6 Ocak bir şey değişmiyor.Pagan inançlarından günümüze kadar gelmiş en (ve hatta tek) önemli bilgi 25 Aralık günüdür.Rab İsa Mesih'in doğumunun kutlandığı gün.Roma İmparatorluğu mecbur halkın alıştığı inançlara uydurmak zorundaydı Hıristiyan bayramlarını.Yapacak bişey yoktu.Eğer İncil'de veya başka bir kaynakta İsa Mesih 25 Aralık'ta doğdu deseydi,tamam,haklıydınız.Ama böyle bir bilgi yok.Dolayısıyla sadece ve sadece bir bayram gününün Paganlardan geçmiş olması (ki bu öyle olmak zorundaydı) Hıristiyanlığın çalıntı olduğu manasına gelmez.Kaldı ki eğer araştırma yaparsanız ilk kiliselerin 6 Ocak gününü Noel yada Doğuş Bayramı olarak kutladığını görürsünüz.Daha sonradan Constantine ile birlikte 25 Aralık'ta kutlanmaya başladı.İsa Mesih'in bir bakireden doğacağı,insanlar için acı çekeceği ve tüm insanlık için haç üzerinde canını vereceği yüzyıllar öncesinde Zebur ve Tevrat'ta açıklanmıştır.Bunun için Rab İsa ile ilgili çıkan bu uydurma bilgilerin (bilgi diyorum,dikkat!) komikliğini tüm Hıristiyanlar görüyor.

Ayrıca Türkiye'de insanların Ateistler,Yahudiler,Budistler,vs. bir yana Hıristiyanlara ayrı bir antipatisi var.Bunu hepimiz biliyoruz.Dan Brown'un sahte belgelerle yazdığı ve belgelerin sahte ve saçma olduğu onlarca belge ile kanıtlandıktan sonra bile,adam çıkıp kitabını savunamamasına rağmen, insanların bu kitabın gerçek Hıristiyanlık tarihini anlattığını iddia etmesi sanırım her şeyi açıklıyor.Bu tür haberlerin televizyonda bu kadar yer alması bile aslında olayın boyutlarını ortaya koymakta...
Rochader
hisus dediki ;
QUOTE
Dan Brown'un sahte belgelerle yazdığı ve belgelerin sahte ve saçma olduğu onlarca belge ile kanıtlandıktan sonra bile,adam çıkıp kitabını savunamamasına rağmen, insanların bu kitabın gerçek Hıristiyanlık tarihini anlattığını iddia etmesi sanırım her şeyi açıklıyor

Evet buna bir örnek verebilirmisin? Don Brown hangi sahte belgeyi kitapta ( Da Vinci sifresi) kullanmis ?

SAYGILAR
gezgin95
QUOTE(hisus @ Mar 27 2007, 07:17 PM) *
...Dolayısıyla sadece ve sadece bir bayram gününün Paganlardan geçmiş olması (ki bu öyle olmak zorundaydı) Hıristiyanlığın çalıntı olduğu manasına gelmez....

Neden zorundaymış?
Ben yazımda, hristiyan rahiplerin paganların kutlamalarına mani olamadıkları için kutlamaları saptırıp İsaya yönelttiklerini söyledim.

Ama, gümbür gümbür geri geliyor.
Noel bayramını hrıstiyanların paganlardan çaldığı artık Avrupada azımsanamayacak bir azınlık, hatta çoğunluk tarafından biliniyor. Etrafımda kime sorduysam aynı fikirde. Kurdukları Noel Çamı'nın önünde ailece Güneşin geri dönüşünü kutlayan birkaç agnostik dostum bile var.

Sahtekar dinler, sahtekarlıklarında boğulacak.
.
Savas
Evet çam ağacı süsleme ve bu tür şeyler neo-pagan kültürüdür. Norveç, Fİnlandiya, Litvanya gibi ülkelerde hala dini azınlık olarak yaşarlar.
hisus
Niyet kelimesinin anlamını öğrenmeli herkes.
Hıristiyanlar tek Allah'a taparlar.Ne çam ağacı ne Noel adetleri, bunlar dinde olan şeyler değil.İncil'de yazmıyor.Dolayısıyla Hıristiyanlık yanlıştır diyemezsiniz,kusura bakmayın rolleyes.gif ne zaman ki çam ağacı süsleyin yazdığını görürsünüz Kutsal Kitap'ta, 'tamam,doğru söylüyorsunuz' deriz ama öyle bir şey söz konusu değil...

Ayrıca Dan Brown'un kitabına yanıt olarak yazılmış Fikret Böcek'in 'Da Vinci Şifresi'ne Panzehir' Kitabını okursanız ne kadar sahtekar olduğunu görürsünüz canlarım

Birkaç örnek vermek gerekirse;

1.Opus Dei isimli tarikat kitapta anlatıldığı gibi değildir.Bir kere halka açıktır.Gizli ayinleri falan yoktur.Kendilerini kırbaçlama emri de yoktur.Bunu yapan varsa dahi Opus Dei bunu öğretmez.Ancak kitap açıkça bu tarikati yanlış tanıtır.

2.Sion Tarikatının olup olmadığı bile bilinmez.Tek bir kaynak var mı böyle bi tarikatin olduğuna dair?Yok laugh.gif Ben değil tarihçiler söylüyor ve o zavallı yalancı Dan Brown'la alay ediyolar (Kutsal Kan,Kutsal Kase kitabından arakladığını biliyosunuz heralde o muhteşem hikayeleri)

3.Isaac Newton,Leonardo da Vinci,Sandro Botticelli'nin bu tarikatten olduğunu söylemek saçmalıktır.Çünkü Dan Brown abimiz kaynak gösteremez.

4.Dan Brown dışında kimse Leonardo da Vinci'den 'Da Vinci' diye bahsetmez.Eğer orijinal İngilizce kitabı okursanız görürsünüz, bu adam o kadar cahil ki Leonardo Da Vinci yazıyor,halbuki doğrusunda 'da Vinci' olarak yazılır.Ve tüm tarihçiler,araştırmacılar ve eserler ondan Leonardo diye bahseder.

5.Bu satırlar Da Vinci Şifresi'ne Panzehir kitabından:
''Siyon Tarikatı olarak çevrilen Priory of Sion ismi,aslında Siyon Manastırı anlamına gelmektedir.Dünyadaki herhangi bir üniversitenin tarih bölümünde bu toplulukla ilgili bir araştırma yapsanız eliniz boş dönersiniz.İnternette bir araştırma yapsanız,bin bir türlü yeni din akımı,komplo teorisyenleri,sanat eserlerinin hepsinde gizli anlamlar yattığını söyleyen gruplar çıkar karşınıza...Dan Brown,Siyon Tarikatı'nın rolünün Paris'teki Bibliotheque Nationale'de bulunmuş olanbazı belgelerle kanıtlanmış olduğunu iddia etmektedir.Bu belgeler gerçekten de var ve bu begeleri oraya yerleştiren kişinin de Pierre Plantard adlı bir kişi olduğunu biliyoruz.Kitapta gerçek olduğu iddia edilen bu belgeleri Plantard'la birlikte oraya yerleştiren bir kişi,yaptıklarının uydurma olduğunu (soyağacı ve tarikat önderlerinin isimleri de dahil) bütün ayrıntılarıyla itiraf etmiştir.Bu belgelerin uydurma olduğu Fransa'da birçok araştırmacı tarafından kanıtlanmış ve bu konuyla ilgili düzinelerce kitap yazılmıştır.BBC, 1996 senesinde bu belgelerin uydurma olduğunu kanıtlamıştır.Yahudi düşmanı olan Fransız ırkçısı Plantard'ın eski bir Nazi olup birçok suça karışmış olduğu da bilinen bir gerçektir.New York Times gazetesi yazarı Laura Miller,22 Şubat 2004 tarihli yazısında,kitabın kullandığı tarihsel kaynakların 1950'lerde oluşturulmuş düzmece kaynaklar olduğunu kanıtlayan Da Vinci Dolandırmacası adlı bir yazı yazmıştır.'' Sayfa 19-20

6.Fransız milliyetçisi bu adamın amacı İsa Mesih'in soyunun Fransızlardan geldiğini söyleyerek Fransız soyunu övmekti.Dolayısıyla zaten milliyetçiliğin doğum yeri olan Fransa da buna dört elle sarılacaktı.Ancak adam bunların sahte olduğunu kendi itiraf etti.İnanmayanlar nette araştırabilir,gerçekleri gördüklerinde eminim üzülecekler rolleyes.gif

7.Dan Brown Pagan inançlarına da değiniyor.Fikret Böcek kitabında ''Bakire Meryem'den doğan İsa, hem yüzde yüz insan hem yüzde yüz Tanrı'dır.Grek pagan inançlarında durum farklı.Hıristiyanların bakireden doğan bebek hikayesini Paganlardan çaldığını iddia edenler Greklerin pagan kaynaklarını göstermektedir.Fakat Greklerin kaynaklarından önce İsa'nın bakireden doğacağı M.Ö. 680 yılında Yeşeya kitabında (7:14) açıklanmıştır.Bazı pagan dinler İncil'de geçen bazı olayları anlattıkları için,Hıristiyanların bu kavramları Paganlardan aldıklarını iddia etmektedir.Bu dinlerin dökümanlarının çoğu İsa'nın ölümünden birkaç yüzyıl sonraya dayanmaktadır.Bu durumda paganların,İncil yazılmadan önce de aynı inançlara sahip olduğunu varsaymamız gerekir.Bizim elimizdeki İncil,paganların el yazması belgelerinden en az 250 yıl önce yazılmış olduğundan,paganların bizden alıntı yapmış olması daha mantıklıdır.Pagan tanrılarının hiçbirinin diriliş hikayesi İsa'nın dirilişinden önce yazılmamıştır.Bunların diriliş hikayeleri de İsa'nınkiyle çok farklıdır.''

8.Brown İsa'nın evli olduğunu iddia ederken Gnostik İncilleri kanıt gösteriyor.Ancak onların yazılış zamanı malesef ancak dördüncü yüzyıllara dayanıyor.Gnostikler sapkın bir inanca sahiptir.Kendi İncilleri vardır.Kadınları küçümsemek gibi saçmasapan inançları olan bu psikolojik olarak sorunlu grubun öğrettiği kitapta yazan İsa'nın evliliği konusuna inanmak aptallıktır.Bununla ilgili tek bir tane bile belge yok.Tek belge Gnostik İnciller.Onlarında da saçmalığını tüm bilim adamları üstüne basarak söylemektedir.

9.İznik Konseyinde neler olduğunu sanırım sadece Dan Brown gibiler ve Türkler bilmiyor.325'te değiştirildiği iddia edilen Kutsal Kitabın 120 yılından kalma el yazıları olması da gerçekten Brown'un art niyetini ortaya koymakta.

Sanırım bu adamcağızın kullandığı sahte belgeleri hepiniz gördünüz.Daha neler neler var,bence bir an önce,eğer bu aptal adama inanıyor iseniz,destekliyorsanız,vicdanınız varsa,aklınız varsa,gidin bi kitapçıya ''Da Vinci Şifresi'ne Panzehir'' isimli kitabı alın.Yada ''Da Vinci Şifresi'nin Kırılması'' da olabilir (John McDowell yazarı sanırım).Türkiye'de sadece bu iki kitap var bu sapık kitap için yazılmış olan ama Avrupa ve Amerika'da bununla ilgili birçok kitap var,eğer yurtdışında yaşayanlar varsa.
orhan11
QUOTE(hisus @ Mar 27 2007, 08:17 PM) *
İsa Mesih'in bir bakireden doğacağı,insanlar için acı çekeceği ve tüm insanlık için haç üzerinde canını vereceği yüzyıllar öncesinde Zebur ve Tevrat'ta açıklanmıştır.Bunun için Rab İsa ile ilgili çıkan bu uydurma bilgilerin (bilgi diyorum,dikkat!) komikliğini tüm Hıristiyanlar görüyor.


Muslumanlar da Yahudilerin bu uyduruk kitaplarina bakip Muhammed'in geleceginden soz ettiklerini savunurlar.. Oysa ki yahudi kitaplarinin bunlari soylemeye ihtiyaci olmadigi gibi, kendilerince kapi gibi dinleri, peygamberleri ve kitaplari vardir.. Zaten Yahudiler ne Pavlus'un uydurdugu Hiristiyanliga, ne de Muhammed'in uydurdugu Islam'a inanir ve itibar ederler..

Muslumanlar sallamada Hiristiyanlardan geride olmadiklarini bize her gun defalarca burada kanitlamaktadirlar.. Ama eski ahit'in neresinde Muhammed'den soz ediliyor denildiginde ikinir sikinirlar.. Ben Hiristiyanlarin da ikinip sikinmasini gormeyi arzu ettigimden soruyorum; sizden alinti yaptigim yerde soyledikleriniz Zebur ve Tevrat'in neresinde soyleniyorsa gosterin de bir gorelim..

Yoksa sallama muslumanda da sallama, hiristiyanda da sallama...
gezgin95
QUOTE(hisus @ Mar 28 2007, 01:53 PM) *
Niyet kelimesinin anlamını öğrenmeli herkes.
Hıristiyanlar tek Allah'a taparlar.Ne çam ağacı ne Noel adetleri, bunlar dinde olan şeyler değil.İncil'de yazmıyor.Dolayısıyla Hıristiyanlık yanlıştır diyemezsiniz,kusura bakmayın rolleyes.gif ne zaman ki çam ağacı süsleyin yazdığını görürsünüz Kutsal Kitap'ta, 'tamam,doğru söylüyorsunuz' deriz ama öyle bir şey söz konusu değil...

Arkadaş, ben böyle demedim.
Kıvırtmakta müslümanları da geçtin bakıyorum.
Hristiyanlar Noel'de İsanın doğuşunu kutlamazlar mı?
Ben paganların günlerin uzamaya başlamasını kutladıkları bayramın, hristiyan papazlar tarafından İsanın doğuşunu kutlamaya yönlendirilip saptırıldığını söylüyorum.
Ve de artık avrupada tekrar çamın önünde eski pagan kutlamaları olan günlerin uzamaya başlamasının kutlanmaya başladığını söylüyorum.
İnsanlar artık ailece dinî hurafelerden sıyrılıp doğa olaylarını kutluyorlar.

Hrıstiyanlık yanlıştır demedim hiçbir zaman.
Yanlış çok hafif kalır.
Tanrının İncili, Tevratı, Kuranı indirdiği yalandır, bunlar insan eseridir dedim her zaman.
İnsanlar 3000 yıldır bu yalanlarla uyutulmuştur.
Dinler uyduruk yazıların üstüne inşa edilmiştir.
Bu metinlerin uyduruk olduğu anlaşılıyor, dinler çöküyor.

arayan bulur:

http://www.rationalisme.org/french/
http://www.christianisme.ch/christianisme.htm
http://www.inreallife.be/Articles/DOSeglise.php
http://www.cameroon-info.net/cmForumNG/viewtopic.php?t=11109
http://www.jesusneverexisted.com/
....
.
Rochader
QUOTE(hisus @ Mar 28 2007, 01:53 PM) *
Ayrıca Dan Brown'un kitabına yanıt olarak yazılmış Fikret Böcek'in 'Da Vinci Şifresi'ne Panzehir' Kitabını okursanız ne kadar sahtekar olduğunu görürsünüz canlarım

Fikret Böcek kim ya ? Ilk defa duyuyorum..Bu adamin ne kadar arastirmaci oldugu nerden belli ? Bu adam 2000 yillik tarihi dahami iyi biliyor ? Bu Da Vinci Sifresi adli eserin inanan kesimi ister müslüman ister hiristyan olsun rahatsiz eden aciklamalari yaptigi tartisma götürmez bir dogrudur.
Bu adam zaten demediki bunlar tamamen dogru veya yanlis kaynaklarini okuyucu ile paylasti ve sen bunlari yalan yanlis diye bir cirpida karaladin. Bu konular üzerine bu kitap yazilan ne ilk eser nede son eser. Unutmaki ates olmayan yerden duman cikmaz... Sion denen grubu kuran kisi zaten 1956 li yillarda dalevere yaptim dedi. Ben cok büyük bir kilise mafyasi oldugunu biliyorum bu adama mutlaka manevi baski yaptilar hiristyan kesimin en kanli dönemleri icin son 200 seneye bakmak yeterli..Cok önceleri uygulanan Ablasbrief bile hiristyan kesimin ne kadar üc kagitci dalevereye acik olduguna ispattir iyiki artik uygulanmiyor. Yerini artik günah cikarma sacmaliklarina birakti..
Merak eden icin biraz daha fazla bilgi asagidaki linkte.
http://www.altinkitaplar.com.tr/kitap.asp?KitapID=613

Fikret Böcek Kimdir ?

İlk kez, Dan Brown’ a Türkiye’den yanıt
Bir Protestan kilisesinin rahibi olan Fikret Böcek’ten çarpıcı açıklamalar…
Birçok kişinin ilgisini çeken bir roman hakkında tartışmak önemlidir. Özellikle yazar romanda anlatılan konuların gerçek olduğunu iddia ediyorsa! İşte Dan Brown kitabında bu iddiada bulunuyor. Roman piyasaya ilk sürüldüğünde Brown’un medyaya yapmış olduğu açıklamalarda, romanda geçen bütün olayların tarihsel gerçeklere dayandığını en ince ayrıntısına kadar araştırmış olduğunu ifade ediyordu.
..devami icin asagida linke klickleyin..
http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/BookDetail/Number/24119


SAYGILAR
Firat
Burası görmeyeli bayağı ısınmış smile.gif

QUOTE
Yehova'nın kökeninde Yahu-Wah, Güneş tanrısı değil (çünkü güneş: RA), en büyük tanrı dedikleri tamam ama o, en büyük gezegen Jupiter'e ithaf olabilir ancak.. "Yahu" sesi, Latin ağzında Jeu (Ju-piter), Yunan'da Zeu(Zeus) olur.. Hatta olasılıkla "Deu", Dei gibi Tanrı kelimesi de oradan geliyor...


"Tumbildikleriniz", "Ra" özel bir isim yani Mısırlıların Güneş Tanrısına verdikleri özel bir isim bu "ra" kelimesi aslında literal olarak "güneş" anlamına da geliyor.Yahu-Wah ise bu DİLDE "bir ve tek Işık Tanrısı" anlamına gelen bir kelime, güneşten ziyade "ışık" ama güneş de kastediliyor olabilir, konumuz bu değil.



http://img390.imageshack.us/img390/8710/yahuvayw1.jpg

"BİR VE TEK IŞIK TANRISI"

Bu konuda yapılmış pek çok bilimsel araştırma var,Yahudilerin bu fikri ve Tanrılarının isimlerini Mısırlılardan aşırdıkları konusunda şüphe yok, hatta bugün bazı "ortodoks" olmayan hristiyan rahipler dahi Yehovah, Yahwe isimlerinin pagan olduğu konusunda israrcı...yakında bu konu hakkında detaylı bir yazı yazacağım.

Hisus,

QUOTE
Paganizmin tarihsel kanıtları yok.Hiç kimse belgelerle (!!!) orda yazanları kanıtlayamaz


Nasıl "paganizmin tarihi kanıtları yok" ? Onlarca kanıt var elde bunlardan bir tanesininin resmini yukarı koymuştum

Bilim dünyasında bilindiği gibi, İsa'yı haç üzerindeyken gösteren en eski bulgular 5. yüzyıldan sonrasına aittir, ancak son derece dikkat çekici bir şekilde ilk defa 3. yüzyıla ait bir kabartma bulunmuştur, bu resimdeki kişi aynı İsa gibi çarmıha gerilmiş olarak görülür ama hemen altında Grekçe "Orpheus Bacchus"yazar...Bu isimler Pagan Tanrısı Dionysos'un diğer isimleridir! Robert Eisler ve Guthrie isimli bilim adamları bunlara kitaplarında yer vermişler ve "son derece dikkat çekici" olduğunu ifade etmişlerdir.

Peki ya ilk yüzyılda yaşamış kilise babalarının Paganizm ve Gnostisizm hakkındaki yazıları? (Benzerlikleri İTİRAF eden ama bunu "şeytan işi" diye niteleyen) Arkeolojik bulgular? hristiyanlıktan önce yazılmış onlarca pagan metin?!? Bunlar nedir?

QUOTE
iddiların cevaplarını arayanlar biraz objektif olmayı deneyip Hıristiyan sitelerinde araştırma yapsın.Görecekler ki tarih bunların aksini söylüyor.Dan Brown denen adam Rab İsa'nın (Der Hisus) evli olduğunu falan söyledi,onlarca belgeyle yalan olduğu ortaya çıktı.İncil 325'te değişti masalları 10. yy'da kaldı,Türkiye'de hala inanılıyor malesef.Biz bunlara alışığız.İftira atmak,çamur atmak kolay ama kimse gerçeği öğrenmek istemiyor.



Evet Hisus bu konuda haklısın, Türkiye'de müslümanların hristiyanlık konusunda uydurduğu pek çok mit var bunlardan biri de "İnciller MS 325 yılında İznik konsilinde değiştirildi" miti...Hatta tartışma programlarında çok bilmiş birkaç yobaz müsloyu çkartıyorlar herifler şöyle diyor aynen: "İznik konsili toplandı, papazlar masaya yüzlerce incil yığdı bir papaz geldi, masayı salladı kalan dördü kabul edildi" smile.gifsmile.gif Bunlar tabi ki mittir, gerçekliği yoktur İznik konsilinde İncil seçimi ile ilgili herhangi bir tartışma olmamıştır, İsa'nın kimliği ile ilgili anlaşmazlıklar vardı...


Hristiyanlık bozulmaya MS325 yılından önce başladı, İsa hikayesini bilinçlice oluşturan Gnostikler, daha sonra literalist Roma kilisesi karşısında kaybedince ortaya bugünkü hristiyanlık çıktı, yukarıda ayrıntısı ile yazmıştım.

Ayrıca 25 Aralık tarihi ve bunun pagan kökeni sadece KÜÇÜK BİR örnek..."İncil'de var" diye iddia etmedim, bu örneği vererek anlatmaya çalıştığım konu, kilisenin pagan adetlerini benimseme kousunda ne kadar hızlı olduğu... İncil'de tamamen Pagan kökenli olan yüzlerce ayet var daha doğrusu İncil'in %80'i Pagan %20'si yahudi kökenli ancak İsa'nın doğum tarihi İncil'de geçmez söylediğin gibi...

QUOTE
İsa Mesih'in bir bakireden doğacağı,insanlar için acı çekeceği ve tüm insanlık için haç üzerinde canını vereceği yüzyıllar öncesinde Zebur ve Tevrat'ta açıklanmıştır


Hayır, İsa mitini oluşturan Gnostikler bilinçli olarak Yahudi mitolojisinden yararlanmıştır, veya bunu kabul etmeseniz bile size harika bir yahudi kaynak vereceğim, bütün bu sözde "kehanet"leri detaylıca çürüten bir kaynak, bizzat hahamlar hazırlamış:

www.messiahtruth.com

Şu sözde kehanetlerin (özellikle İşaya 53'teki) netteki en geniş incelemesini (ve çürütmesini) bulabilirsiniz bu sitede...(yukarıdaki menüde "knowing your orchard" bölümünde)

Dan Brown konusunda haklısın, kitapta yanlış ve uydurma bilgiler var..Dan Brown'u değil de, hristiyanlığın bir pagan dini olduğunu söyleyen ciddi ARAŞTIRMACILARIN ve BİLİM ADAMLARInın kitaplarını okumanı tavsiye ederim, Timothy Freke ve Peter Gandy'nin kitapklarından başlayabilirsin, Türkçe'ye çevrildi.

QUOTE
Ayrıca Türkiye'de insanların Ateistler,Yahudiler,Budistler,vs. bir yana Hıristiyanlara ayrı bir antipatisi var


Şahsen benim hristiyanlığa antipatim değil SEMPATİM var ama uydurma olan katolikliğe, ortodoksluğa protestanlığa...vs değil...İsa'nın gerçekte yaşamış olduğuna da inanmıyorum...GNOSTİSİZME yani hristiyanlığın orijinal biçimine ki bunun mistik ve ruhsal paganizmden farkı yoktur, saygım var.Gnostik İncilleri her gün okurum, gerçekten güzel eserler, hatta Pavlus'a da sempatim olduğunu söyleyebilriim, hristiyanlığı kurdu ancak onun kurduğu hristiyanlık, literalizme değil paganizme ve mistisizme dayanıyordu, literalist kilise onun mektuplarından bazılarını değiştirerek (kanıtlandı) görüşlerini örtmeye çalıştı yukarıda bu konu hakkında da yazmıştım. Pavlus yobazlık karşıtı, Yahudi yobazlığını değiştirmeye yıkmaya çalışan bir gnostik veya isterseniz pagan da diyebilirsiniz, rahip idi bunu ilk yüzyıllarda yaşamış "heretik" kabul edilen paganların ve gnostiklerin yazdıklarından rahatça anlayabilirsiniz.
hisus
Bu arada tekrar edeyim, Hıristiyanlar bu söylediklerinizle inançlarını sorgulamazlar.Ne kadar anlatırsanız anlatın, biz İncil'e inanıyoruz.Bu bizim görüşümüzdür.Söylediklerinizin ifitra olduğunu biliyoruz.Bunu üstünüze almayın.Birilerinin söylemiş olduklarına inanmak istediğinizden inanıyorsunuz.Aslında yazdıklarınızın çoğunu kendiniz araştırmadınız.Araştırmazsınız da.Çamur at,izi kalsınlara alışığız.Gülüp geçiyoruz.Bizi gerçekten çok eğlendiriyorsunuz.Son gülen iyi güler olmaz inşallah.Sevgiler
hisus
Anlamamakta ısrar var sanırım.Hıristiyanlar Noe'de İsa Mesih'in doğumunu kutlar.Güneş tanrısını,günlerin uzadığını kısaldığını,vs. kutlamazlar.Ben diyorum ki halkın inançları doğrulutusunda bu bayram günü kabul edilmeliydi.25 Aralık'ın paganlardan geldiğini zaten herkes kabul ediyor ancak ben bunun İncil'de olmadığı için ve sadece anma günü olduğu için önemli olmadığını söylüyorum.Tarih önemli değildir.Kiliseler farklı tarihte bayram kutlarlar.Bayramın önemi veya manası değişmediği için bir şey farketmez.Ayrıca belirtmiştim ilk kiliseler İsa Mesih'in doğumunu 6 Ocak'ta kutlardı.Bugün halen bazı Ortodoks kiliseleri bu adeti sürdürür.Ve özellikle bu pagan inançlarında olduğu için 25 Aralık'ı da reddederler.

Yahudiler ne Hz Yeşaya'nın kitabındaki ayetleri çürütebilmiş ne de Hıristiyanlığı yıkabilmiştir.Kendilerince uydurdukları şeyler bunlar.Yeşaya peygamber açıkça İsa Mesih'ten bahseder.Yahudiler son yıllarda bunun farkına varılmasıyla dansözlüğe başladı.
Ayrıca biri İsa'nın bakireden doğacağı Eski Ahit'te nerde yazıyor demiş,araştırmacı ruhunuza bayıldım.Ama madem sordunuz, ''Bundan ötürü Rabb'in kendisi size bir belirti verecek.İşte, kız (bakire) gebe kalıp bir Oğul doğuracak,adını İmmanuel koyacak.'' (Yeşaya 7:14)

Ayrıca İncil'de de yazar, İmmanuel 'Tanrı bizimledir' demektir.Oğul da (Rab İsa) Tanrı'nın görünür halidir.

Şu ayetlere de bakmakta yarar var:

“Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık gördü; ölüm gölgesi diyarında oturanların üzerine ışık parladı” (Yeşaya 9:2). “RAB kendisi size bir belirti verecek: İşte kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak; onun adını İmmanuel (Tanrı bizimle) koyacak.” (Yeşaya 7:14). “Bu yüzden Egemen RAB bildiriyor, ‘İşte Sion’a sağlam temel olarak bir taş yerleştiriyorum, denenmiş bir taş, değerli bir köşe taşı.. O’na güvenen alt edilmeyecek” (Yeşaya 28:16).

“Yapıcıların reddettikleri taş köşenin başı oldu” (Mezmur 118:22). “RAB adam bulunmadığını gördü, aracı olmadığına şaştı, kendisi için pazısı kurtarış sağladı. Doğruluğu O’na destek oldu” (Yeşaya 59:16). “Bir Oğul doğuracak, O’nun adını İsa koyacaksın. Çünkü O halkını günahlarından kurtaracak” (Matta 1:21). “Melek ona konuştu, ‘Korkma Meryem. Çünkü Tanrı’nın kayrasına kavuştun. İşte gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın...Çünkü Tanrı katında olanaksız hiçbir şey yoktur’” (Luka 1:30,31,37). “Söz beden oldu, kayra ve gerçekle dolu olarak aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen biricik Oğul'un yüceliği olarak gördük” (Yuhanna 1:14).



http://incilturk.com/MAKALELER/Tevrat_zebur_incil.htm

bu adresten de İsa Mesih'in Eski Ahit'teki açıklanışını görebilirsiniz.

Siz hala pagan inançlarından alıntı/çalıntı olduğunu iddia etmeye devam edin.İnanın Hıristiyanlar bunlarla dalga geçiyor.Çünkü ilgilenmiyoruz.İnsanların İsa Mesih'le uğraşmaktan gayrı işi yok.En sonda Ermeni yazar Markar Esayan'ın güzel yazısını okuyunuz.Rab İsa ve insanlar hakkında konuşuyor.Söylediklerinden ötürü zaten İsa Mesih'le ilgili bu kadar iftiralar var.

“Ne var ki, İsa Mesih'in beden alıp geldiğini kabul etmeyen birçok aldatıcı dünyanın her yanına yayıldı. Aldatıcı, Mesih karşıtı olan bunlardır. Başardıklarınızı yitirmemek ve ödülünüzü eksiksiz almak için kendinize dikkat edin. Haddini aşıp Mesih'in öğretisine bağlı kalmayan hiç kimsede Tanrı yoktur.'' (II Yuhanna 7:11)


Fikret Böcek'in bir yazısı:

Gnostik incillerin güvenilir belgeler olduğu söylenebilir mi?
Dan Brown şöyle diyor:

“Constantine’in ortadan kaldırmaya çalıştığı İncillerden bazılarının günümüze kadar gelmesi, tarihçiler için büyük bir şanstır. Lut Gölü Yazmaları, 1950’lerde Yahudi Çölü’nde Kurman Vadisi yakınlarındaki bir mağarada saklı bulunmuştur. Ve tabii bir de 1945’te Nag Hammadi’de bulunan Kıpti Yazmaları vardır. Bu yazmalar gerçek Kase hikayelerini anlatmakla kalmadığı gibi, İsa’nın peygamberliğini insansı terimlerle açıklamıştır. Elbette yanlış bilgilendirme geleneğini sürdüren Vatikan, bu yazmaların duyulmasını engellemek için elinden geleni yapmıştır. Neden yapmayacaklardı ki? Yazmalar, tarihi uyuşmazlıklarla uydurmasyonları gün ışığına çıkartarak; yeni incilin siyasi çıkarlar güden adamlar tarafından derlenip düzenlendiğini açıkça ortaya koymaktaydı –İsa Mesih’i Tanrısallaştırarak; O’nun nüfuzunu, kendi iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanmışlardı.” (DV Şifresi, Sayfa 262)

Bunlar daha önce bahsettiğim Nag Hammadi ve Lut Gölü Yazmalarıdır; yani en eski Hristiyan kayıtları. “Ne yazık ki İncil’deki ayetlerle uyuşmuyorlar.” (Sayfa 274).

Hristiyanlığın başlangıcından beri sahte inciller ortaya çıkmıştır ve bugün bile dünyanın çeşitli yerlerinde, İsa’dan özel mesajlar aldığını iddia eden sahte peygamberler bulunmaktadır. İrenaeus (İ.S. 125-200) gibi ilk Hristiyanlar da bu gerçeğin farkında oldukları için, Adversus Haereses (Tüm Heretikliğe Karşı) gibi kitaplar yazıp sayısız sahte incillere karşı çıkmışlardır. 1945 senesinde Nag Hammadi’de ortaya çıkan Gerçeğin İncili adlı Gnostik incil hakkında Irenaeus şöyle demiştir: “Elçiler’in anlattıklarıyla ve onayladıklarıyla uyuşmuyor. Hakaretle dolu olan bu yazıda incilin (İyi haber) mesajı yok ve İsa’nın havarilerinin böyle bir hakareti onaylamış olmaları ihtimali bile yok... O halde, İsa’nın Elçileri’nin onaylamadığı bu sahte kitaba gerçeğin incili diyemeyiz.”[i] Origen (İ.S. 185-253) ise, “Kilise’nin dört İncili, sahtekarların ise bir sürü incili var.” demiştir.

Nag Hammadi kütüphanesinin oluşumuyla ilgili üç teori vardır. Birinci teoriye göre, bu el yazmalarının Nag Hammadi bölgesinde yaşayan Gnostik Şeyt Tarikatı’na ait olduğu düşünülmektedir. Gnostikler tarafından aydınlığa erişmiş ırkın atası sayılan Şeyt, Adem ve Havva’nın üçüncü oğludur. Bazı Nag Hammadi yazmalarında Şeyt adı çok sık geçmektedir. Bu teoriye göre, bu yazmaları Gnostik Şeyt Tarikatı toplamıştır. İkinci teoriye göre, Hristiyan oldukları düşünülen bazı rahiplerin Gnostik oldukları anlaşılınca Hristiyanların arasından uzaklaştırılmışlardır. Bu kitapları toplayan Gnostik rahipler Hristiyanların arasında fazla barınamayacaklarını anladıklarından, bu yazmaları Nag Hammadi’de gizlemiş olabilirler. Yuhanna’nın ikinci mektubunda da okuduğumuz gibi; “Ne var ki, İsa Mesih'in beden alıp geldiğini kabul etmeyen birçok aldatıcı dünyanın her yanına yayıldı. Aldatıcı, Mesih karşıtı olan bunlardır. Başardıklarınızı yitirmemek ve ödülünüzü eksiksiz almak için kendinize dikkat edin. Haddini aşıp Mesih'in öğretisine bağlı kalmayan hiç kimsede Tanrı yoktur. Bu öğretiye bağlı kalanda ise hem Baba, hem de Oğul vardır. Size gelip de bu öğretiyi getirmeyeni evinize almayın, ona selam bile vermeyin. Çünkü böyle birine selam veren, kötü işlerine ortak olur.” ( II Yuhanna 7-11). Üçüncü teoriye göre, Nag Hammadi yazmalarını Gnostik öğretilerin sahte olduğunu kanıtlamaya ve çürütmeye çalışan Hristiyan rahipler tarafından bir araya getirilmiştir. Hangi teori doğru olursa olsun, Dan Brown’a inananlar Gnostik İncillerin doğru olduğunu düşünüyor olabilirler. Peki Gnostik İnciller gerçekten de doğru mudur?

Bu konunun uzmanları, İsa’nın havarilerinden yüzlerce sene sonra yazılmış olan Gnostik İncillerin güvenilir olamayacağını ileri sürmektedir. Gnostik İncillerin en eskisi İ.S. 150 yıllarında ortaya çıkmıştır. Diğer Gnostik İnciller ise üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda yazılmıştır. Bu kitapların gerçekliğini kanıtlayacak ne coğrafi ne de tarihsel kanıtlar mevcuttur. Yeni Antlaşma Kanonundaki kitaplarda ise, durum bunun tam tersidir. Geç ortaya çıkan Gnostik İncillerin hiçbir görgü tanığı da yoktur. Hristiyan ve Hristiyan olmayan uzmanlar, Tomas İncili’nin Tomas tarafından yazılmadığını ve Filip İncili’nin de Filip tarafından yazılmadığını kanıtlamışlardır.

Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarihsel yönden her teste tabi tutulmuştur ve tutarlılıklarını günümüze dek korumuşlardır. Örneğin; Luka’nın yazmış olduğu Luka İncili’nin ve Elçilerin İşleri kitabının tarihsel açıdan güvenilirliğinin olmadığını kanıtlamaya çalışan ünlü tarihçi William Ramsey, Luka’nın yer isimleri, coğrafya, halk, olaylar, gelenekler... vb konularda birinci sınıf tarihçi olduğu sonucuna varmıştır. İ.S. 63 senesinde yazılmış olan 1. Timoteos kitabı, İ.S. 60 senesinde yazılan Luka İncili’nin Kutsal Yazı olduğunu söylemektedir. Luka İncili, yazıldıktan üç yıl sonra başka bir kitapta Kutsal Yazı olarak geçmiştir. Birçok Gnostik İncil’den en az 300 yıl kadar önce yazılmış olan Luka’nın tarihselliği ve diğer Hristiyanlar tarafından kabul edilmiş olması oldukça önemli bir konudur.

Uzmanlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın İ.S. 70 senesinden önce yazılmış olduklarını kanıtlamışlardır. İ.S. 70 senesinde Yeruşalim’in (Kudüs) ve Tapınağın, Roma İmparatoru Titus tarafından tamamen yakılıp yıkılmış olduğunu biliyoruz. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tapınağın yıkılmış olduğundan bahsetmez. Yahudi yaşamının merkezi haline gelmiş olan Tapınak, İncil yazılmadan önce yıkılmış olsaydı, Tapınağın yıkıldığı mutlaka İncil’de yer alırdı.

Sadece doktrin açısından Yeni Antlaşma kanona ters düşmeyen Gnostik İnciller, aynı zamanda tarihsel olaylar ve coğrafi bölgeler konusunda da Yeni Antlaşma’ya ters düşmektedir.

Gnostiklere, İsa’nın öğretilerinin gizli tutulması gerektiğine inanmışlardır. Yeni Antlaşma’ya göre ise İsa, havarilerinin bütün dünyaya gidip İncil’deki kurtuluş müjdesini duyurmalarını istemiştir. Tomas İncili şöyle başlar: “Bunlar yaşayan İsa’nın söylediği gizli şeylerdir...” Bir diğer Gnostik belge olan Yuhanna’nın Apokrifonu adlı yazıda İsa’nın ilginç bir lanetini okumaktayız. Buna göre, İsa’nın gizli öğretilerini dışarıdan herhangi bir kişiyle paylaşan bir kişinin lanetli olacağı söylenmektedir: “Burada yazılı olanları bir hediyeyle veya yemekle veya içecekle veya giyecekle veya herhangi başka birşeyle değiştirecek olanlara lanet olsun.” Gnostikler İsa’nın öğretilerinin başkalarının eline geçmeyecek şekilde gizli yerlerde saklanması gerektiğine inanmışlardır.

Gnostikler arasında gnosis olarak bilinen gizli bilgi öğretisinin korunması çok normal bir harekettir. Nag Hammadi yazıları üzerinde uzmanlaşmış olan John Dart şöyle demektedir: “Gnostik yazarların Yuhanna Apokrifonu’nda İsa’nın ağzından çıkmış gibi açıkladıkları lanet, o zamanlarda bilinen birçok mistik grubun uyguladıkları gizemcilikten gelmektedir. Gnosis içeren Kutsal Yazı olduğuna inandıkları yazıların yanlış ellere düşmesini istemeyen gizemci Gnostikler, müritlerini bu tür lanetlerle uyarırlardı. Tarihçiler için önemli olan ise, yazıların güvenli bir yerlerde gizlenmiş olmasıydı. Gnostik el yazmalarının gizli ve güvenli yerlerde saklanmış olmalarının sebebi de, Gnostiklerin gizlilik öğretilerinden kaynaklanmaktadır.”[ii]

Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’nın anlattığı İsa, Gnostiklerin anlattıkları gizemli İsa’dan çok daha farklı bir kişidir. Yüce Görev olarak adlandırdığımız son isteğinde İsa şöyle demektedir: “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin.” (Matta 28:19). İsa ölümden dirildikten sonra ve göğe alınmadan hemen önce çevresindekilere şöyle demiştir: “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim'de, bütün Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.” (Elçilerin İşleri 1:8). Yeni Anlaşma’daki İsa, kurtuluş müjdesinin dünyanın dört bir köşesinde anlatılmasını istemiştir.

İsa’nın Yeni Antlaşma’daki öğretileri, Gnostiklerin öğretileriyle çelişmektedir. İsa’nın İncil’deki bazı öğretileri yoruma açık öğretiler olabilir, fakat Gnostik öğretiden tamamen uzaktır. Gnostikler yüce bir Tanrı (Yaratıcı) ve düşük seviyede bir Tanrı (Yaratılan) olduğunu öğretmişlerdir. Gnostiklere göre Eski Antlaşma’nın Tanrısı (Yahve) yaratılan Tanrıdır. Gnostikler ruhun iyi olduğuna, fakat maddenin kötü olduğuna inandıkları için maddelerden cin çıkarma seansları düzenlemişlerdir. İnsanın ruhunun madde olan bedende hapsedildiğine ve ölümle bu hapisten kurtulacağına inanmışlardır. Bu nedenle de madde olan bedenin, fiziksel olarak dirilişinin söz konusu olamayacağına inanmışlardır.

Yeni Antlaşma’daki İsa bu tür fikirleri öğretmemiştir. İlk çağ tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınmış olan Gary Habermas, İsa’nın Gnostik öğretilerin aksini öğrettiğini söylemiştir: “İsa, Yahve’den bahsederken Yaratıcı Tanrı’nın altında bulunan ve yaratılan bir ‘tanrı’ gibi bahsetmez. Fiziksel bedenin ruhu esir eden bir kötülük kaynağı olduğunu söylemez. Sonsuz yaşam konusunda, İsa sadece ruhların değil, fakat aynı zamanda fiziksel bedenlerin de ölümden sonra dirileceğini anlatmıştır.”[iii]

Gnostik İnciller kurtuluşun gnosise ulaşmakla olduğunu öğretirken, Yeni Antlaşma kurtuluşun sadece ve yalnızca Mesih’e iman etmekle olduğunu öğretir.

Gerçeğin İncili (Gnostikler için) kurtuluşa erişmenin sırrının kişinin gökten geldiği bilgisine (gnosis) ulaşmasında yattığını söyler. Gerçeğin İncil’ne göre, bu bilgiye sahip olanlar nereden geldiklerini ve nereye gideceklerini bilirler. Gnostik dökümanlardan birisi olan Silvanus’un Öğretileri, İsa’nın ‘aydınlanmayla kurtuluşa erişileceğini’ öğrettiğini söyler: “İsa diyor ki, Rehberinizi ve Öğretmeninizi getirin. Kafa rehber, akıl ise öğretmendir. Bunlar sizi mahvolmaktan ve tehlikelerden koruyacaktır... Aklınızı aydınlatın... İçinizdeki lambayı yakın.”[iv]

Yeni Antlaşma kurtuluşun sadece ve yalnızca İsa Mesih’e iman edenlere verilen bir armağan olduğunu söyler. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlu'nun adına iman etmemiştir.” (Yuhanna 3:16-18) “Çünkü Babam'ın isteği, Oğul'u gören ve O'na iman eden herkesin sonsuz yaşama kavuşmasıdır. Ben de böylelerini son günde dirilteceğim.” (Yuhanna 6:40) “Size doğrusunu söyleyeyim iman edenin sonsuz yaşamı vardır.” (Yuhanna 6:47) “İsa ona, “Diriliş ve yaşam Ben'im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.” (Yuhanna 11:25

Gnostik İnciller İsa’yı Kurtarıcı olarak adlandırmak yerine, “Gnosise İşaret Eden Kişi” olarak adlandırırlar. Matta 16:15-16’da şunları okuruz: “İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih’sin” yanıtını verdi.” İsa, Gnostiklerin Tomas İncili’nde farklı bir şekilde karşımıza çıkmaktadır:

“İsa havarilerilerine şöyle dedi: ‘Beni birisiyle karşılaştırın ve kime benzediğimi söyleyin.’ Simon Petrus ona şöyle dedi: ‘Sen adil bir meleğe benziyorsun.’ Matta ona şöyle dedi: ‘Bilge bir filozofa benziyorsun.’ Tomas ona şöyle dedi : Efendi (Üstad), ağzım asla senin kime benzediğini söylemeye yeteneksiz. İsa dedi: Ben senin efendin (üstadın) değilim, çünkü sen kendini, benim akıttığım fokurdayan kaynaktan sarhoş ettin. Ve onu aldı ve geriye çekildi ve ona üç kelime söyledi. Tomas arkadaşlarına geri döndüğünde, ona şunu sordular: İsa sana ne dedi? Thomas onlara şöyle dedi: Bana söylemiş olduklarından birisini bile size söylersem, taşları alıp bana atacaksınız ve taşlardan bir ateş çıkacak ve sizi yakacak!”[v]

Gnostik İnciller üzerine birçok araştırma yapmış olan Yeni Antlaşma Profesörü F.F. Bruce, Tomas İncili’nin Gnostik öğelerini anlatırken şöyle der: “Burada İsa’nın sorusuna verilen cevaplarda İsa “Gnosise İşaret Eden Kişi” olarak tanıtılıyor. Kendisini fokurdayan kaynaktan sarhoş ederek gnosise ulaşmış olanlar onun hizmetkarları değil de arkadaşlarıysa, o zaman onların İsa’ya Efendi (Üstad) demeleri uygun olmaz.”[vi]

F.F. Bruce, İsa’nın Tomas’a gizlice söylemiş olduğu ve İsa’nın kimliğini ortaya çıkaran üç kelime için şöyle demiştir: “Burada bahsedilen üç kelimenin, Naassene toplumunun mitolojisinde görülen bu üç gizemli kelime öğretisi olması büyük bir olasılık. Gnostik Naassenelere göre dünyanın varoluşu üç şeye dayanıyordu: Kaulakau, Saulasau, Zeesar.”[vii] Gnostik İncillerde İsa “Gnosise İşaret Eden Kişi” olarak, bir veya iki kişiye gizli bilgi veren kişi diye tasvir edilmektedir. Yeni Antlaşma’da kendisini dinleyen herkese gerçekleri anlatan İsa’yla, Gnostiklerin anlattıkları İsa aynı kişi olamaz.

Gnostik İncillere incil adının verilmesi de doğru değildir. Gerçeğin İncili’nin, Filip İncili’nin veya Tomas İncili’nin İsa’nın doğumunu, yaptıklarını, ölümünü ve yaşamını anlatmadıkları oldukça açıktır. Eski Antlaşma’nın da desteklemediği Gnostik İnciller, Hristiyan yaşamının nasıl olması gerektiğine veya son zamanlarda neler olacağı konularına değinmezler. İnsanın çürümüşlüğünün tek sebebinin bilgiden yoksun olmak (cehalet) olduğunu öğreten Gnostik İnciller, günahın etkilerini hiçe saymaktadırlar. Bu nedenle Nag Hammadi Kütüphanesi’ndeki belgeleri Gnostik İnciller olarak adlandırmak yerine, Gnostik Belgeler olarak adlandırmamız daha uygun olur.

F.F. Bruce Tomas İncili hakkında şöyle demiştir: “Sadece İsa’nın söylediklerinin anlatıldığı bir kitaba İncil diyemeyiz, çünkü İncil’in İncil olabilmesi için İsa’nın tutuklanmasıyla başlayan acılarının ve dirilişinin de anlatılması gerekir. İsa’nın acıları, çarmıhı ve dirilişi İncil’in özünü oluşturur. İsa’nın acılarını, çarmıhını ve dirilişini anlatmayan Tomas İncili, tanım itibariyle İncil olamaz.”[viii] Yeni Antlaşma’nın tersine Tomas İncili Yahudi karşıtı, Eski Antlaşma karşıtı, dini tapınma karşıtı ve neredeyse ahlak karşıtı öğretilere yer vermektedir.

Yeni Antlaşma’daki Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İsa’nın doğumunu, yaptıklarını, öğretilerini, tutuklanışını, acılarını, çarmıha gerilişini ve dirilişini farklı açılardan anlatmakta ve okuyucuyu İsa’nın “kurtuluş müjdesine” yönlendirmektedir. Bu nedenle, İncil’in gerçek anlamda tanımına en uygun kitaplar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleridir.

Dan Brown’un iddia ettiği gibi, Nag Hammadi yazmaları en eski Hristiyan kayıtları değildir. Kutsal Kitap’taki bütün kitaplar, Nag Hammadi yazmaları içerisindeki en eski yazmadan da önce yazılmıştır.



----------------------------------------------------------------------

[i] Adversus Haereses -Tüm Heretikliğe Karşı

[ii] John Dart, Jesus of Heresy and History and Meaning of the Nag Hammadi Gnostic Library, San Francisco, Harper and Row Publishers, 1988 sayfa 16

[iii] Gary Habermas, Ancient Evidence for the Life of Jesus -İsa’nın Yaşamı için İlk Tarihi Kanıtlar- Thomas Nelson Publishers, 1984, sayfa 64

[iv] Nag Hammadi Library, Teachings of Silvanus -Silvanus’un Öğretileri- 85.24-106.14, sayfa 347

[v] Nag Hammadi Library, Gospel of Thomas –Tomas İncili- kısım 13, sayfa 119

[vi] F.F. Bruce, Jesus and the Christian Origins Outside the New Testrament –İsa ve Yeni Antlaşma’nın Dışındaki Hristiyan Orijinler- B. Eermands Publishing, 1974. Sayfa 118

[vii] F.F. Bruce, sayfa 118

[viii] F.F. Bruce, sayfa 118



Fikret Böcek kimdir?
1971 İstanbul doğumludur.Edirne Lisesi'nden mezun olduktan sonra Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiştir.Daha sonra ABD'de Westminster Theological Seminary'de Hıristiyan Teolojisi üzerine eğitim almıştır.Hıristiyan teolojisinin tarihsel ve felsefik gelişimi üzerine ABD'deki çeşitli okullarda ders veren Fikret Böcek,eski Princeton ekolüne ait,Kalvinist bir Protestandır.Evli ve dört çocuk babası olan yazar,İzmir Karşıyaka'da yaşamaktadır.



Markar Esayan'ın Rab İsa Mesih (Der Hisus Krisdos) ile ilgili yazısı aşağıdadır.Sanırım Hıristiyan karşıtlarını güzel tanımlıyor.

O'NU AFFEDEMEYİZ

Oldukça yoğun bir kutlamalar, bayramlar, yortular dönemi yaşıyoruz. Yeni yıla Kurban Bayramı ile birlikte girdik, ondan kısa bir süre evvel Katolik, Protestan ve Batı Ortodoks Kiliseleri Noel’i kutladılar ve bu hafta da Ermeni Resuli Ortodoks Kilisesi ile birlikte bir takım doğu kiliseleri 6 Ocak’a denk gelen kendi Noellerini kutluyorlar. Bu arada yine yakın tarihlere denk düşen Musevilerin Hanukka’sını, zencilerin Kwanza’sını da listemize ekleyelim. Her şeyden evvel bu yazıyı okuyan sayın okuyucularımın -her kim ve her nerede iseler- yukarıdaki listeye denk gelen özel günlerini kutluyorum. Bu çeşitlilik ve paylaşım –pek çoklarının tek din, tek dil ve tek millet düşlerinin aksine- bize hiçbir şey kaybettirmez; bilakis, belki de bayramların önemli bir nedeni olan sevinci paylaşmanın, aslında hiç varolmamış olan eşitliği ve barışı hayal etmenin, kısa süren bu simülasyonu yaşarken bunun –yani barış ve muhabbet içinde yaşayabilmenin- hiç de imkansız olmadığını, sağır kulaklarımıza, sertleşmiş yüreklerimize, teyakkuza geçmiş daha çoğuna sahip olma dürtülerimize fısıldayabilir. İnsanlık adına hâlâ bir ümit taşınabilirse, o da bayramlarımız, miskinlik ve muhabbete ayırabildiğimiz bazı hususi günlerimizin hâlâ var olmasına bağlanabilir. Çünkü bu günler, insanlıktan çıkmış insanlığımızın bir nebze olsun nefes alıp şöyle bir kendine bakmaya fırsat bulduğu günlerdir. Şüphesiz, o hikmetli sözde olduğu gibi, fırsatı satın almak şartıyladır bu, ve bu alışverişin bedeli de farkındalık para birimiyle ödenir.

Tabii bu hareketli günler dünya tarihinin belki de en çok tartışılan kişisi olan İsa Mesih’le ilgili her türlü spekülasyonun ısıtılıp ısıtılıp gündeme taşındığı dönemler olur. Gazeteler, dergiler ve televizyon programları, onun hayatı ve misyonu ile ilgili gerçeklerin aslında bilinen gibi olmadığı, bir yerlerde asıl gerçeği ortaya çıkaracak olan yeni bir bilginin var olduğuna dair ipuçları ve muştuları ile doludur. İsa’ya atış serbesttir ve bu oldukça kârlı ve maliyetsiz bir yatırımdır. İnsanların biraz da, O’nun gibi birisinin yaşamadığına, öyle bir insanın var olamayacağına, söylediği ve söylediklerine tıpatıp uyduğu yaşam biçiminin aslında bir aldatmaca olduğuna inanmaya şiddetle ihtiyaçları vardır. Çünkü O’nun varlığı bizim kendi iki yüzlülüğümüzün, sahtekârlığımızın, kötülüğümüzün, bencilliğimizin, korkaklığımızın ve gaddarlığımızın aynası olmaktadır. Üstelik bunu bizi yargılamadan, bizim neden böyle olduğumuzu anlamamız için sade ve güçlü bir anlatım ile ciddi kanıtlar sunarak, ruhumuza ayna tutarak, lakin alçakgönüllülükle yapar. O bizden biridir ama, bizim bulaştığımız pisliklere bulaşmamıştır. Bu bizi daha da sinirlendirir. O zaman bu bilginin süratle çürütülmesi gerekir. Çünkü O bizi horlamış ve yargılamış, ya da bizden hunharca saklandığı gibi ticarete, iktidara, savaşa ve cinselliğe bulaşmış olsa, bizim de ona söyleyecek birkaç lafımız olabilecektir. O madem bizim umduğumuz gibi biri değildir, biz de onu kendimize benzetmeye çalışırız. Mesela, hiçbir suçu olmadığı halde, başkaları için, yalnızca insanlığa duyduğu sevgi ve inanç uğruna canını vermişse, bunu asla kabul etmez, Haç’ta O’nun değil, bir benzerinin öldüğünü iddia eder, onu bir mülteci yaparız. Ya da, nasıl olur da -bu kadar kolay elde edebilecekken- iktidardan ve insanın tabii dürtülerinden mahrum etmiştir kendini? Hemen onu Yahudilerin krallığına tevessül etmiş bir siyasi suçlu yapar, ya da Magdalalı Meryem ile evlendirir, çoluk çocuğa karıştırıveririz. O aslında gereğinden fazla abartılmış, kara kilisenin gizli ve güçlü çabalarıyla tanrılaştırılmış, aslında sıradan ve bizdeki tüm arazları taşıyan zeki bir meczuptur, o kadar. Belki de hiç yaşamamıştır. Ustalıkla kurgulanmış bir masal kahramanıdır.

Onun bizi çağırdığı gibi bir insan olmak mümkün değildir çünkü. Olabilse, olurduk... lakin bu mümkün olmayan bir hayaldir. Bize göre insanoğlu hırsına, şehvetine, iktidar ve yok etme güdüsüne asla karşı koyamayacak bir varlıktır. İsa’yı bir kenara koyarsanız, Kutsal Kitaplar da böyle adamları anlatmaz mı bize? Adem ve Havva yüzünden insan soyu cennetten kovulmuş, Kabil kardeşi Habil’i öldürmüş, Akan ganimet malından aşırmış, Musa Tanrı’nın sözüne iman etmeyince önce dili tutulmuş, sonra vaat edilen topraklara varamamış, Süleyman zinaya düşmüş, putperestlikte ölmüş, Petrus Mesih’i inkâr etmiş, Yahuda da O’nu ele vermemiş midir? Bunlar tam bize göre tutumlardır. Bunlarla bir empati kurabilir, namzetlerimizin düşkün vaziyetine bakıp kendi aczimizi hoş görebilir, en önemlisi, kötülüklerimizi suskun bir vicdanla taşıyabiliriz. Mamafih, O, bunun tersinin de mümkün olabileceğini bize göstermiştir. Bu nedenle O’nu asla affedemeyiz.

Agos Gazetesi 05.01.2007 Markar Esayan
Firat
Hisus sağol, zahmet edip bol bol copy/paste yapmışsın, yazmışsın da bunların benim yazdıklarım ile gerçekten ilgisi yok... Baştan oku istersen.
orhan11
QUOTE(hisus @ Mar 28 2007, 09:46 PM) *
Yahudiler ne Hz Yeşaya'nın kitabındaki ayetleri çürütebilmiş ne de Hıristiyanlığı yıkabilmiştir.Kendilerince uydurdukları şeyler bunlar.Yeşaya peygamber açıkça İsa Mesih'ten bahseder.Yahudiler son yıllarda bunun farkına varılmasıyla dansözlüğe başladı.
Ayrıca biri İsa'nın bakireden doğacağı Eski Ahit'te nerde yazıyor demiş,araştırmacı ruhunuza bayıldım.Ama madem sordunuz, ''Bundan ötürü Rabb'in kendisi size bir belirti verecek.İşte, kız (bakire) gebe kalıp bir Oğul doğuracak,adını İmmanuel koyacak.'' (Yeşaya 7:14)

Ayrıca İncil'de de yazar, İmmanuel 'Tanrı bizimledir' demektir.Oğul da (Rab İsa) Tanrı'nın görünür halidir.

Şu ayetlere de bakmakta yarar var:

“Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık gördü; ölüm gölgesi diyarında oturanların üzerine ışık parladı” (Yeşaya 9:2). “RAB kendisi size bir belirti verecek: İşte kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak; onun adını İmmanuel (Tanrı bizimle) koyacak.” (Yeşaya 7:14). “Bu yüzden Egemen RAB bildiriyor, ‘İşte Sion’a sağlam temel olarak bir taş yerleştiriyorum, denenmiş bir taş, değerli bir köşe taşı.. O’na güvenen alt edilmeyecek” (Yeşaya 28:16).


Arastirmaci uzmanimiz yukarida uzun bir yazi alintilamis.. Biz icinden ilgili bolume bakip izahimizi yapalim..

Inanirlarin Hiristiyani, Muslumani fark etmiyor.. Sahtecilik ve kendine yontma hepsinde mevcut..

Yahudilerin bir peygamberi vardir, adi AZRA'dir (Kuran'da Uzeyir olarak gecer. Kimi yerde de Azer olarak anilir). Kimdir peki bu Azra? Hemen anlatalim; AZRA, ISA denen uyduruk sahisa fikir babaligi yapmis kisidir.. Yahudilerin onemli bir bolumu Azra'ya aynen Hiristiyanlarin Isa'ya taptigi gibi taparlar ve ona "Allahin oglu" derler.. Zaten Isa'yi uyduran kisiler de fikri Azra'dan araklamis, Isa'yi da Azra gibi babasi Allahtir demisler..

Simdi Eski Ahit'in Iseya kitabindan getirdigin Ayet'te Azra'dan soz edilmedigini, Azra'nin isaret edilmedigini nasil kanitlayacaksin?

Kanitlayamayacaksin.. Cunku sizin diniziniz de aynen Islam gibi Yahudir dininden araklamadir.. Yeni Ahit denen kitap insan urunudur ve zaten yazarlari bile bellidir..

Kumda oyna tabirini bilirmisin?
Firat
QUOTE
Yahudiler ne Hz Yeşaya'nın kitabındaki ayetleri çürütebilmiş ne de Hıristiyanlığı yıkabilmiştir.Kendilerince uydurdukları şeyler bunlar.Yeşaya peygamber açıkça İsa Mesih'ten bahseder.Yahudiler son yıllarda bunun farkına varılmasıyla dansözlüğe başladı.
Ayrıca biri İsa'nın bakireden doğacağı Eski Ahit'te nerde yazıyor demiş,araştırmacı ruhunuza bayıldım.Ama madem sordunuz, ''Bundan ötürü Rabb'in kendisi size bir belirti verecek.İşte, kız (bakire) gebe kalıp bir Oğul doğuracak,adını İmmanuel koyacak.'' (Yeşaya 7:14)

Ayrıca İncil'de de yazar, İmmanuel 'Tanrı bizimledir' demektir.Oğul da (Rab İsa) Tanrı'nın görünür halidir.

Şu ayetlere de bakmakta yarar var:

“Karanlıkta yürüyen halk büyük bir ışık gördü; ölüm gölgesi diyarında oturanların üzerine ışık parladı” (Yeşaya 9:2). “RAB kendisi size bir belirti verecek: İşte kız gebe kalacak ve bir oğul doğuracak; onun adını İmmanuel (Tanrı bizimle) koyacak.” (Yeşaya 7:14). “Bu yüzden Egemen RAB bildiriyor, ‘İşte Sion’a sağlam temel olarak bir taş yerleştiriyorum, denenmiş bir taş, değerli bir köşe taşı.. O’na güvenen alt edilmeyecek” (Yeşaya 28:16).

“Yapıcıların reddettikleri taş köşenin başı oldu” (Mezmur 118:22). “RAB adam bulunmadığını gördü, aracı olmadığına şaştı, kendisi için pazısı kurtarış sağladı. Doğruluğu O’na destek oldu” (Yeşaya 59:16). “Bir Oğul doğuracak, O’nun adını İsa koyacaksın. Çünkü O halkını günahlarından kurtaracak” (Matta 1:21). “Melek ona konuştu, ‘Korkma Meryem. Çünkü Tanrı’nın kayrasına kavuştun. İşte gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın...Çünkü Tanrı katında olanaksız hiçbir şey yoktur’” (Luka 1:30,31,37). “Söz beden oldu, kayra ve gerçekle dolu olarak aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini Baba'dan gelen biricik Oğul'un yüceliği olarak gördük” (Yuhanna 1:14).


Yukarıda verdiğim linki okudun mu? Yahudiler acaba bu ayetleri nasıl yorumluyor merak ettin mi? İsa mitini, bilinçli bir şekilde, oluşturanlar Yahudi mitolojisinden de yararlanıp genel olarak, Pagan ölen ve dirilen Tanrı hikayelerini kendi kurtarıcıları olan İsa'ya uyarlamışlardır, onlarca kanıt da yukarıda dahası konuyla ilgili yazılmış onlarca kitapta...

QUOTE
“Ne var ki, İsa Mesih'in beden alıp geldiğini kabul etmeyen birçok aldatıcı dünyanın her yanına yayıldı. Aldatıcı, Mesih karşıtı olan bunlardır. Başardıklarınızı yitirmemek ve ödülünüzü eksiksiz almak için kendinize dikkat edin. Haddini aşıp Mesih'in öğretisine bağlı kalmayan hiç kimsede Tanrı yoktur.'' (II Yuhanna 7:11)


Bu ayeti buraya koyduğun için teşekkür etmem gerek sanırım, bu ayet ilk yüzyılda Gnostiklerle literalistlerin büyük fikir ayrılığına atfen kilise tarafından yazılmıştır.İsa mitini bilinçli olarak yaratan Gnostikler, İsa'nın gerçekten "beden" alıp gelmediğini, İsa'nın herkesin içindeki Daemon yani üst benlik olduğunu söylüyordu, onlara göre "İsa" diye bir kişi yaşamamıştı, İsa'nın sembolik anlamları vardı zaten bu mit bu anlamları açıklamak için yaratılmıştı.

Öte yandan İsa'nın gerçekten yaşadığını söyleyen "literalist"ler de tam aksine İsa'nın çarmıha gerilmesi hikayesini "literal" anlamda alıyor, bu mitle ilgili her şeyi "gerçek" kabul ediyordu onlara göre İsa gerçekten beden alıp dünyaya gelen bir kişiydi...

QUOTE
Gnostik incillerin güvenilir belgeler olduğu söylenebilir mi?


Öncelikle Kanonik İncillerin güvenilir belgeler olduğu söylenebilir mi?

İncil'in içinde, Pavlus'un yazdığı pastoral mektupların (Timothy ler ve Titus) sahte olduğu dilbilimsel çalışmalar sonucunda şüpheye yer vermeyecek bir şekilde kanıtlandı, 2. Petrus ve 2. Yuhanna'nın da sahte olduğu ilk yüzyıllarda yaşamış kilise babaları tarafından dahi biliniyordu bu nedenle bu mektupları kanona dahil edip etmemek konusunda uzun yıllar boyunca tartışma olmuştu...Zaten ilk yüzyılda bu tür sahtecilik çok yaygındı Pavlus'un adına yazılmış ama Pavlus'a ait olmayan mektuplar vardı ki bugün kilise dahi bunu kabul ediyor, diğer havarilerin adı altında yazılmış pek çok sahte mektup vardı, bu sahte mektuplardan bazıları kanonda da bulunur, İncil'de Elçilerin işleri isimli bölüm de bilim adamları tarafından tarih olarak değil de "fantazi" ve "masal" olarak nitelendiriliyor Matta Markos Luka ve Yuhanna'nın yazarları şüpheli zaten literalist kilisenin ellerinden defalarca geçmiş bu mektuplar, defalarca değiştirilmiş...Geriye bir tek Pavlus'un hakiki mektupları kaldı ki orada da açıkça GNOSTİSİZM öğretiliyor.!! Sadece çeviri oyunlarıyla gölgelenmek isteniyor!

Gnostik İncillerinden bazıları, örneğin Tomas incili, hristiyan olmayan veya seküler olan bütün bilim adamlarınca kanonik incillerin hepsinden daha eski bir belge olarak görülür!!! ve tabi ki kanonik incillerden daha güvenilir kabul edilir!

Gnostik inciller güvenilirdir çünkü literalist kilisenin müdahelesinden kurtulmuşlardır, günümüze kilisenin yok etme çabalarından kurtulabilen bir avuç gnostik belge kalmıştir.Kanonik inciller zaten ya kilise tarafından yaratılmış ya da "elden geçirilmiş"tir.
Firat
Çok ilginç bir ayrıntı daha var: Muhammed'in hristiyanlığı öğrendiği kişilerden en önemlisi bir Gnostik idi!!! Gnostiklere göre İsa yaşamamıştı beden almamıştı, bu nedenle de çarmıha gerilen İsa değildi çünkü onun bedeni yoktu...Çarmıh yukarıda anlattığım olguyu simgeliyordu!

Muhammed de sağdan soldan duyduğu bilgilerle Kur'an hazırladığı için bu gnostik öğretiyi (DOCETISM öğretisi) yanlış algılayıp "İsa çarmıha gerilmemiştir ama Allah katına yükseltilmiştir" şeklinde bir ayet koydu, Muhammed, o zamanlar Arabistan'da yaygın olan apokrif İncillerdeki uydurma hikayeleri örneğin İsa'nın beşikteyken konuşması, kuş yapıp üfürmesi..vs gibi mitleri Arabistan'da çok yaygın olan infancy incillerinden duyup Kur'an'a koydu, o ayetlerin kaynağı Tanrı değil apokrik inciller... bu ilginç konu hakkında daha sonra vaktim olunca yazmaya çalışacağım.
hisus
Yahudilerin 'Azra yada Uzeyr Allah'ın Oğludur' dediğini kanıtlamak lazım.Biraz bilimsel olmak lazım.Tarihten konuşmak lazım.Benim söylediklerimin doğru olduğunu herkes görebilir.Gnostik İncillerin sahteliği kanıtlanır, 'Kanonik İncillerin güvenirliği tam mı' derler,çünkü cevapları yok.Peki bizim var mı,var tabiki.Peki bunu nerden öğrenebiliriz?Yazımda belirttiğim kitabı okursanız görürsünüz.Diyecekler 'başka kaynağın yok tek bir şeye sarılmış' smile.gif Malesef imkanımız kısıtlı.Türkiye'de çoğu şeyi söylemek yasak.Bu konularla ilgili Hıristiyanlığı savunan iki kitap var sanırım.Ve ayrıntılı olarak anlatılmış.Dolayısıyla Hıristiyan genelli bi ülkede olmadığımız için yapacak şeyimiz yok.Sizin kaynağınız çok.Gir o çok düşman olduğun İslami sitelere,ordan kopyala saçmasapan hikayeleri, aklınca Hıristiyanlığı çökert.Harika fanteziler gerçekten smile.gif

Bu yazdıklarınızı okurken ne kadar eğlendiğimizi bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum.Dünyanın dört bir yanında Hıristiyan karşıtı görüşler ayaklanır.Cevap veririz,cevap gelmez.Baş örnek Dan Brown.Üstelik bi arkadaş diyor ki 'Dan Brown hiçbir zaman söylediklerinin gerçek olduğunu iddia etmedi'.Kitabın başında her şeyin,tüm eserlerin,tüm mekanların,gizli ayinlerin,belgelerin gerçek olduğunu söylüyor.Herkes kitabın başında bu iddiayı görebilir.Ancak Dan Brown nedense mahkemede 'ben sadece fikir yürüttüm.Ben de Hıristiyanım' dedi.Aynı şekilde kendi sitesinde de 'Ben Hıristiyanım' diyordu.Ama söylediğiyle kitabındaki iddiası tutuşmuyordu.Yine bir yalancı olduğunu açıkça gözler önüne serdi aslında...Ne kadar iftiralara cevap versek de anlamıyorlar.İnsanlar çıkarlarına uygun olana bağlanmayı ve gözlerini kör etmeyi çok sevdikleri için iftiradan vazgeçmezler.ama Hıristiyanlar da inançlarından vazgeçmezler.Tüm dünya ayaklansa bu dine karşı, hiçbir imanlı Allah'ın mucizelerini görmezden gelmez.Mesela çok sevdiğiniz bilim adamları bir kadının alnında beliren kanlı haç işaretine anlam bulamadılar.Yapılan deneylerde,psikolojik deneyler de dahil olmak üzere, kadının bunu kendi yapmadığı ortaya çıktı.Alnındaki kanın kadının kanıyla uyuşmuyor olması da kendi yapsa bile kendi kanı olamayacağı için imkansız görünüyor.Ve bilim adamı üzgün şekilde aynen şunu söyledi: 'Sanırım bu mucize'.Discovery Channel'da bu tür programlar olur,doya doya izleyin.Güzel oluyor.

Bir arkadaş kopyaladığım yazıların söyledikleriyle alakası olmadığını söylemiş.Sadece sana değil başka kişilere de cevap verdim.Herkes kendine cevap bulabilir orda rolleyes.gif Bu başlığa yeterince cevap yazdığımı düşünüyorum.Hıristiyanların da bu yazdıklarınızla dalga geçtiğini tekrar ediyorum.Çünkü siz sanıyorsunuz ki Hıristiyanlar yaralanıyor, öyle olsa insanlar şu anda oruç tutmuyor olurdu.Bu Bahk (oruç) döneminde Şeytan'ın her şekilde imanlıları sınadığını biliyoruz.Bu Kutsal Kitabın söylediğidir.Onun için ayrıca teşekkürler,Allah'a ve kitabına imanımızı arttırıyorsunuz.Cidden sağolun wink.gif Bu başlığa bir daha yazmıyorum,çünkü tartışmanın bile gereksiz olduğunu düşünüyorum.Her zamanki gibi iddialar havada kalıyor.Sorduklarımın üzerinden sorular türetilerek aslında cevap olmadığı ortaya çıkıyor.Siz kendi karanlığınızda oyunlar oynamaya devam edin.Nasıl olsa geç değil,göreceğiz...Sevgiler
Firat
QUOTE
başlığa yeterince cevap yazdığımı düşünüyorum.Bu yazdıklarınızı okurken ne kadar eğlendiğimizi bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyorum


Hisus,

Yazılarında, ilgili yalnızca birkaç bölüm gördüm onları da yanıtladım, eğleneceğinize yahut "dalga" geçeceğinize şu yazdıklarıma cevap bekliyorum hala, buyrun cevaplayın, sağdan soldan alıntı yapmışsın benim yazdıklarımla ilgisiz olan alıntılar ki Dan Brown'un kitabında uydurma ve yanlış bölümler olduğunu kabul ettim, Türkiye'deki müslümanların pek çok konuda yanlış bildiğini de söyledim hatta sana bazı konularda katıldığımı da belirttim, bunlarla ilgili pek çok şey yazmışsın ama esas yazdıklarıma hiç değinmemişsin...Yani bu şuna benziyor, hristiyanlık ile ilgili yazdığım ciddi konuların yükünü biraz hafifletmek için hristiyanlığa karşı kullanılan uydurma iddialara değinmişsin alıntılar yapıp çürütmüşsün ama beniz yazdıklarımla ilgili hiçbir şey yok dolaylı da olsa ilgisi olan ufak tefek birkaç bölümü de yanıtladım, hala cevap bekliyorum, 3 gün yokum şimdi yazın cevabınızı sonra tartışırız, bekliyorum.
EhveniSer
syın hisus , hazır sizin gibi hristiyan bir arkadaş bulmuşken bir soru sorayım,

Sizin tanrınızla , müslümanların allahı aynı tanrılarmı?

Müslümanların görüşü malum ikisininde aynı tanrı olduğunu söylüyorlar. Peki size göre nasıl?
orhan11
Hisus,

Azra konusunu ben kanitlamaya ugrasmam.. sen ugrasacaksin.. Ote taraftan bunlar bilimselllikle ilgisi olmayan soytariliklardir.

Konuya gucun yetiyorsa sen aciklik getirecekesin.. Ben sana bilmedigin konuyu sundum.. Seni salladim.. Bak Firat da benden ogrendi sana dokundurup duruyor.. Firat'a da daha sonra soracagiz elbette Hiristiyalik denen sapikliga sempati duymasini.

Neyse, sen bi cevap ver hele..
Firat
QUOTE
Bak Firat da benden ogrendi sana dokundurup duruyor.. Firat'a da daha sonra soracagiz elbette Hiristiyalik denen sapikliga sempati duymasini


Ne anlama geldiğini yukarıda açıkladım, "hristiyan" kelimesi ile ne anlatmak istediğim gayet açık, herhalde bildiğimiz manadaki hristiyanlığa "sempati" duyan biri böyle bir başlık dahi açmazdı sanırım! değil mi?
orhan11
Yukarida, yazilarinizin birinde Hiristiyanliga sempati dudugunuzu soylemistiniz. Ona binaen konusuyorum..

Sempatiniz yok ise, kendinizi temize cikartin.
Firat
Ezra/Azra'nın Tanrı oğlu olduğu iddiası Kur'an'ın bir uydurmasıdır, Yahudilerin ne Tevrat'ında ne Tanak'ın da ne Talmud da ne Mişnalarında ne de diğer yahudi belgelerde böyle bir iddia vardır hatta hristiyan sitelerde Kur'an'ın bu iddiası Kur'an'a karşı kullanılır:

http://answering-islam.org/Quran/Contra/qb005.html
Firat
Oğuz,

Benim bahsettiğim "hristiyanlık" İsa'nın yaşamadığını söyleyen, kiliseye karşı gelen, mistik paganizmden ibarettir, dolayısıyla "sapıklık" barındırabilecek hiçbir olguya, değere sahip değil. İsim benzerliği...

Şöyle deseydim daha doğru olurdu sanırım: "Gnostisizme karşı sempatim var"
orhan11
QUOTE(Firat @ Mar 29 2007, 11:10 PM) *
Ezra/Azra'nın Tanrı oğlu olduğu iddiası Kur'an'ın bir uydurmasıdır, Yahudilerin ne Tevrat'ında ne Tanak'ın da ne Talmud da ne Mişnalarında ne de diğer yahudi belgelerde böyle bir iddia vardır hatta hristiyan sitelerde Kur'an'ın bu iddiası Kur'an'a karşı kullanılır:

http://answering-islam.org/Quran/Contra/qb005.html



Pek bigili degilsiniz saniyorum..

Biraz daha cabalamalisiniz..
Firat
Oğuz Ezra'nın Tanrı oğlu olması ile benim yazdıklarımın hiçbir ilgisi yok yani Ezra Tanrı oğlu olsa da olmasa da yazdıklarımı ilgilendirmiyor.

Yine de şöyle diyelim Kur'an dışında Ezra'nın Tanrı oğlu olduğunu söyleyen HERHANGİ bir tarihi belge ismi verebilir misin?

Kur'an mealcileri BİLE Kur'an'ın bu HATASININ farkında ve çeviri oyunlarıyla bu açığı örtmeye çalışıyorlar.

EK: "Tanrı'nın oğlu" gibi bir iddia zaten yahudi teolojisinde apaçık küfürdür, bu nedenle İncil hikayelerinde İsa bu iddiayı ortaya attığı için yahudiler onu taşlamaya kalkmıştır! Dolayısıyla "Ezra tanrı'nın oğludur" gibi bir yahudi düşüncesi tek kelime ile İMKANSIZdır.
Firat
EK: "Tanrı'nın oğlu" gibi bir iddia zaten yahudi teolojisinde apaçık küfürdür, bu nedenle İncil hikayelerinde İsa bu iddiayı ortaya attığı için yahudiler onu taşlamaya kalkmıştır! Dolayısıyla "Ezra tanrı'nın oğludur" gibi bir yahudi düşüncesi tek kelime ile İMKANSIZdır
orhan11
Cok hossun..

Tarihi belge isteyerek, daha da hos oldugunu gosteriyorsun..

O halde seninle konusacak fazla bir sey kalmiyor.. Sen Allahin oglu isa mesih'i anlatmaya devam edebilirsin..

Azer konusuna artik umarim takilmazsin..
hisus
QUOTE(EhveniSer @ Mar 29 2007, 04:39 PM) *
syın hisus , hazır sizin gibi hristiyan bir arkadaş bulmuşken bir soru sorayım,

Sizin tanrınızla , müslümanların allahı aynı tanrılarmı?

Müslümanların görüşü malum ikisininde aynı tanrı olduğunu söylüyorlar. Peki size göre nasıl?


Diğer arkadaşlara yanıt yazmıyorum.Çünkü ciddi o kadar eğlenceli ve saçma ki cevap yazmaya gerek yok.Ki yazmayacağımı söylemiştim.Bunlarla Tanrı'yı üzme niyetinde değilim,kusuruma bakmayınız sevgili dostlar.İddia ettiğiniz şeylerin tarihi bilgiler olmadığını kendiniz de biliyorsunuz.Öyle olsa kanıtlardınız,biz her zaman belgelerle konuştuk,ne yazık ki...

Arkadaşa cevap vermek için yazıyorum.Dediğim gibi diğer saçma sapan konular hakkında hiçbir şey yazmıyorum.Allah gözünüzdeki, kalbinizdeki karanlığı kaldırsın,başka bişey diyemiyorum.

Kutsal Kitap'ta Allah kelimesi geçmez.Kutsal Kitabın Tanrısının adı Rab'dir.Veya tam Türkçe konuşacak olursak Tanrı da deriz.Ancak biz Ortodoks'uz.Ortodokslar iman yaşantılarında Der Hisus'u (Rab İsa),Surp Asdvadzadzin'i (Aziz Bakire Meryem Ana),tüm Azizleri ve Badriark Hayr'ları (Patrikleri) örnek alır.Biz Türkiye'li Ermeni Hıristiyanlar da yaşadığımız bu coğrafyada her zaman Allah kelimesini kullandık.Bununla Müslümanların Allahını kastetmedik.Ama toplumda Tanrı veya Ermenice şekliyle Asdvadz da diyemezdik.Kadasetli Patrik Hazretleri de her zaman Allah kelimesini kullanır.Bunda bir sakınca görmüyoruz.Bizim için önemli olan niyettir.Allah kelimesini kullanırken neyi kastettiğimizi biliyoruz,onun için bu kelimeyle Tanrı kelimesi arasında fark görmüyoruz.Ancak Müslümanların Allah'ı Kutsal Üçlü Birlik'ten oluşmaz,onun için aynı Allah'a inandığımızı söyleyemeyeceğim.

Saygılar
Rochader
Hisus dediki
QUOTE
Baş örnek Dan Brown.Üstelik bi arkadaş diyor ki 'Dan Brown hiçbir zaman söylediklerinin gerçek olduğunu iddia etmedi'.Kitabın başında her şeyin,tüm eserlerin,tüm mekanların,gizli ayinlerin,belgelerin gerçek olduğunu söylüyor.

Bu cümle bana ait gibi ama dogrusu tam söyle sen kafana göre cimbizlamissin.

Bu adam zaten demediki bunlar tamamen dogru veya yanlis kaynaklarini okuyucu ile paylasti ve sen bunlari yalan yanlis diye bir cirpida karaladin.

Neyse konuya gelelim ;Bence kitapta dogruyu söylüyor. Özel yasaminda tirsti dersek daha dogru. Hem bu kitap daha iki yillik maziye sahip bizim inanmamamiz cok daha fazla zamana denk. Senin dinininde islamdan üstün bir yani yok. Dinindeki sacmaliklardan birisi " Günah cikarma" anlatsana nasil günah cikartiyorsunuz ve en sacmasida 15.yüzyillarda uygulanan Ablassbrief tir. Anlat bakalim bunlar hakkinda ne düsünüyorsun ?
http://de.wikipedia.org/wiki/Ablassbrief

SAYGILAR
EhveniSer
QUOTE(hisus @ Mar 30 2007, 04:19 PM) *
Ancak Müslümanların Allah'ı Kutsal Üçlü Birlik'ten oluşmaz,onun için aynı Allah'a inandığımızı söyleyemeyeceğim.


Sayın hisus, teşekkür ederim cevabınıza ,

yukarıdaki alıntıdan anladığım o ki, siz müslümanların allahını ve onun resulu muhammedi tanımıyorsunuz.

Peki sizin bakış açınızdan,

Müslümanların, siz onların allahını ve resulunu kabul etmediğiniz halde ,

sizin tanrınızı ve peygamberiniz İsayı kabullenmelerine hatta sahiplenmelerine nasıl bir yorum getiriyorsunuz.
hisus
''Dinindeki sacmaliklardan birisi " Günah cikarma" anlatsana nasil günah cikartiyorsunuz ve en sacmasida 15.yüzyillarda uygulanan Ablassbrief tir.''

Bu Katolik uygulamasıdır, ben Katolik değil Ortodoksum.Bizim kilisemizde böyle bir uygulama yok.Bunu Katolik arkadaşlara soracaksın.İncil'i okuduğunu söyleyenler (her ne kadar inanmasam da) görebilirler ki böyle bir şey dinde yok.Bu Katolik geleneğidir.Ancak bildiğim bir şey var,günahları papaz değil Allah affeder.Papaz sadece aracı olur.Kişi işlediği günahtan pişman olmalı ve bir daha yapmayacağına tövbe etmelidir.10 Emir'den birini çiğnemek çok günahtır.Örneğin birini öldürdün veya fiziksel olarak zarar verdin.Bu günah çıkarılmaz.İncil adaleti ve devleti önemser.Bundan dolayı bu suç da gözardı edilemez tabiki.Aslında günah çıkarma terimi Türkçe'ye ait.Bildiğim kadarıyla diğer dillerde böyle bir kelime yok.İtiraf olarak geçer genelde.Asıl amacı da tövbe etmektir.Günaha da teşvik etmez.Papaz günah işleyen kişiye belli süre fakirlere yardım etme,birkaç gün boyunca kiliseye gelme,kiliseye yardımda bulunma gibi cezalar verir.Ayrıca tövbe için papaza ihtiyaç var mı diyebilirsiniz, ki birçok Ortodoks ve Protestan bunu savunur ama Katolikler din bilgininin görüşlerine,yardımlarına ve duasına sığınmak ister.Ama yine de ben papaza günahımı söylemeyi gereksiz buluyorum.Ayrıca yine söyliyim, günahı papaz affetmez veya günah,günah listesinden çıkmaz (günah çıkarma o anlama geliyor,onun için günah listesi diye bişey uydurdum),günahı affeden sadece Allah'tır.Papazlar yine bildiğim kadarıyla 'Allah seni affetti,günahların bağışlandı' demez, 'Allah seni affedecektir,günahlarını bağışlayacaktır' der.Ancak bununla ilgili daha doğru ve kesin bilgiyi Katoliklerden öğrenmenizi tavsiye ediyorum.
Ayrıca Endüljans (Ablassbrief) saçma bir şeydir.Siz tabi her zaman araştırmaktan men etmişsiniz kendinizi, İncil oku da öğren,dinde var mı yok mu.Kardeşim çok net konuşuyorum, Kutsal Kitap'ta yazmayan şey dinde yoktur.Hıristiyanlık-Hıristiyanlar farklı şeylerdir.Bunları öğrenin artık.Bıktık anlatmaktan.Hıristiyanlar çok yanlışlar da yaptılar, ama bu Hıristiyanlıkla ilgili değildi.


Diğer arkadaşım demiş ki:
''yukarıdaki alıntıdan anladığım o ki, siz müslümanların allahını ve onun resulu muhammedi tanımıyorsunuz.

Peki sizin bakış açınızdan,

Müslümanların, siz onların allahını ve resulunu kabul etmediğiniz halde ,

sizin tanrınızı ve peygamberiniz İsayı kabullenmelerine hatta sahiplenmelerine nasıl bir yorum getiriyorsunuz.''

Evet biz Müslümanların inandığı Tanrı'ya ve İslam peygamberine inanmıyoruz.O zaman Mesih niye çarmıhtaki canını verdi?O Musa'nın yasasını haçtaki ölümü ve dirilişiyle tamamladı.Ondan sonra biri gelmeyecektir.

Müslümanlar bizim Tanrımızı kabul etmiyor.Ancak Hıristiyanlık dininin var olduğuna ama değiştiğine inanıyorlar.Biz ise bunu kabul etmiyoruz.Çünkü Hıristiyanlık tek ve eşsizdir.Asla değişmiş ve sahte değildir...Onlar bu dinin aslen var olduğuna inandıkları için aynı Allah'a inandığımız sanıyorlar.Baba ve Oğul meselesini, Allah Baba'dır,Onun Oğlu da İsa'dır mantığıyla yorumladıkları için hata çıkıyor.Yani Allah Baba'dır ve onun peygamberi olan İsa aynı zamanda Oğludur dediğimizi sanıyorlar.O zaman da peygamberi Tanrılaştırdığımızı ve haşa Allah'a şirk koştuğumuzu düşünüyorlar.Ancak Hıristiyan inancı bu yönde değildir.Biz tek bir üçgenin üç açısı olması gibi tek Allah'ın üç şekli,üç görünümü olduğuna inanırız.Baba,Oğul ve Kutsal Ruh,Üçlü Birlik'te tek Tanrıdır.Onların algıladığı gibi değil.

Onlar bizim Tanrımızı peygamberimizi kabul falan etmiyor.Hatta sahiplenmiyor da.Tanrı'nın Üçlü Birlik'ten oluştuğuna inanıyorlar mı?Hayır.İsa Mesih'in Baba'nın vücut almış Oğlu olduğuna ve O'nun tüm insanlık için canını verdiğine inanıyorlar mı?Hayır.Ee nerde neyi kabul ediyorlar?Onlar İsa Mesih'i sadece peygamber olarak görüyor.Biz ise O'nun insan bedeninde Allah olduğunu söylüyoruz.Yani onlar bize göre onu kabul etmemiş oluyor.Kendilerine göre kabul etmiş olmaları bizi ilgilendirmiyor.Önemli olan gerçeği ve bizim görüşümüzü kabul etmek.Her insan İsa Mesih'i kabul ettiğini söyler.Ama birisi sıradan bir insan olarak,birisi peygamber olarak,birisi de Allah'ın Oğlu olarak.Bizim için geçerli olan üçüncüsüdür.Dolayısıyla İsa Mesih'in Rab ve Kurtarıcı olduğuna inanmayanlar O'nu kabul etmiş değillerdir.

Allah aşkına nerde İsa Mesih'i savundular?Birkaç yıl önce Türkiye'de bir iç çamaşırı mağazası iç çamaşarına İsa Mesih'in resmini koyduğunda niye sesleri çıkmadı?İsa Mesih'le ilgili Amerika'da karikatürler çıktığında niye sahip çıkmadılar?Yada İsa Mesih'in hiç yaşamadığını iddia edenlere niye kendi inançları bile kabul etmediği halde ses çıkarmadılar?

Müslümanlar yeni biri gelip ben peygamberim dese kabul edecek mi?Hayır.Hıristiyanlara niye böyle söylüyorlar?İncil'de İsa'dan sonra birinin gelmeyeceği yazar.Bizden neye inanıp sahip çıkmamızı bekliyorlar?Biz niye Yahudilere 'Biz Musa'yı kabul ediyoruz,siz niye İsa'yı etmiyorsunuz?' demiyoruz?

Neyse cevabım budur, sanırım açıklayıcı olmuştur.
Rochader
Hisus dediki;
QUOTE
Bu Katolik uygulamasıdır

Daha ne olsun kardesim. Dünyadaki inanclar grubunun en kalabaligi. Dünya nüfusunun %33 Hiristyandir . Bunlar böyle sacmasapan isler ile ugrastigi icin katoliklerden bir cok cesit türedi.Hiristyanlarin %56 si katoliktir % 21 i protestandir %9 u ortadokstur % 4 ü Anglikandir digerleride % 10 u olusturur. Demekki kaynakta bir yanlislik var. Kaynaktan yararlanip ondan temiz bir inanc olusturmak yada buna calismak ne kadar dogru ?
Birde okumamizi aratirmamizi tembihlemissin. Arastirmadigimi nerden anladin ? Arastirmayan birisi sana sordugum ablassbriefi nerden bilir? Git dindaslarina sor bakalim kaci bundan haberdar?

SAYGILAR
hisus
Hıristiyanların yüzde biri dahi günah çıkarmıyorsa sen 'Hıristiyanlıkta günah çıkarma vardır' diyemezsin.Kaldı ki Hıristiyanların yarısı bu inanca tamamen karşı.Bu Katolik uygulamasıdır,ben de Ortodoksum,dolayısıyla sana bu konuda en güzel Katolikler cevap verir dedim.

Ayrıca araştırmanı tavsiye ettim,çünkü araştırmamışsın,belli.Israrla Almancasını söylediğin Endüljans ise tüm Hıristiyanlarca bilinir.Tarih derslerinde Ortaçağ okutulurken mutlaka bahsedilen bir şeydir zaten.Katolikler bunun yanlış anlaşıldığını söyler.Kabul edilecek ve desteklenecek bir yanı yok.Kutsal Kitaba ve Rab Hisus'un öğretisine tamamen aykırı.

Ayrıca Türkçe'de Ortadoks diye bir kelime yok,Ortodoks diye bir kelime var.Çok araştırıp okuduğum için biliyorum,okumamış olsaydım Ortadoks derdim.Yani genelde Hıristiyan cahilleri bu lafı kullanır.Sözüm meclisten dışarı...
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.