Öncelikle belirtilmelidir ki hiçbir Müslüman Kabe, hacer-il esved (kara taş) ve ya herhangi bir maddi kavram için secde ve ibadet etmez. Secde etmek veya ibadet etmek, secde edilen kavramı ilahlaştırmak, varlığını ona borçlu olmak, o kavrama teslim olmak amacıyla yapılır. İnsanlık tarihi boyunca bazı insanlar, herhangi bir puta, güneş, ay, deniz gibi doğadaki varlıklara veya ateş gibi kavramlara karşı yaratıcılık vasfı verilerek ve varlıklarını bu kavramlara borçlu olunduğu yanılgısına kapılarak secde veya ibadet etmişlerdir. Müslüman kimse de kainatın ve kainatın Yaratıcısının Allah olduğuna inanarak, Allah’a karşı teslimiyetini ve bedeni şükrünü yerine getirmek amacıyla namaz, oruç, hac, vs. diğer ibadetlerini yerine getirmektedir.
İslam ile ilgili ortaya atılan iddialara cevap olarak;
İslamiyet öncesi Arap dinlerine göz atıldığında bu yarım adanın bulunduğu coğrafya ve milletler arası ticaret yollarının bu bölgeden geçmesi nedeniyle bu bölgede bir çok inanıştan etkileşim meydana gelmiştir. Araplar arasında İslamiyet’ten önce Sabiilik, Mecusilik, Putperestlik, Haniflik, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi dinler yayılmış ve Araplar üzerinde birçok tesirler meydana getirmiştir. Bu dinler arasında Araplar arasında en fazla geçerlilik gören din putperestlik olmuştur. Bu dinin kökenleri de araştırıldığında Hz İbrahim ve Hz İsmail’in tebliğ etmiş olduğu hak dinin tahrif veya dejenere edilmesi sonucu ortaya çıkmış olduğu görülür. Kur’an ‘da müşrikler(Allah’a şirk/ortak koşanlar) olarak nitelendirilen bu kavim Allah’ın varlığına inanan hatta namaz, oruç kurban hac gibi ibadetlerini yerine getirmiş ancak kendi elleriyle yaptıkları putları ilahlaştırarak Allah ‘a ortak koşan ve Allah’ın kanunlarını, bazı emir ve yasaklarını değiştirerek hak dini batıllaştırmışlardır. Dolayısıyla İslam geldiğinde bu kavram ve ibadetleri onlardan almamış, aksine onları ilk defa insanlara Hz Adem’den bu yana buyuran Allah, hataları düzelterek tekrar Hz. Muhammed vasıtasıyla tüm insanlara emretmiştir. Hz Muhammed (sav)’ın babasının ismi Abdullah(Allah’ın kulu) da buradan gelmektedir.
İslam’a yöneltilen ay kültü veya ay dini iddiası da öncelikle fanatik hristiyanlar tarafından İslam’a yöneltilmiş, Türkiye deki ateistler tarafından da dine saldırı amacıyla kabul görmüştür. Aynı çevreler İslam’ın kökeni “güneş kültü”dür diye de iddialarda bulunmaktadırlar.
Söz konusu turan dursun denen adamın linkinde ay tanrısına sin, hubal ve el-ilah adları verildiğinden bahsedilmiştir. Bu isimlerden sin dışındakilerin arkeolojik bulgularda bulunduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Bu inanışın İslamiyet indiği topraklarda yaşandığı konusu da açık bir saptırmadır. Nitekim hubal ismi Amr b. Luhay isimli şahsın tedavi için gittiği suriyedeki Bel’ka denilen yerde, putperestlikten etkilenip hubal isimli putun getirmesiyle Mekke’deki ilk putperestliğin başlamasına neden olan Mekke’nin ilk ve en üstün putlarındandır.
Camilerin Kubbesinde ay sembolünün bulunması Ay kültünün bir uzantısı olduğunun delili olarak sunulmaktadır. Bu da oldukça desteksiz bir iddiadır. Camilerin tepesine ay sembolü konması Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. Hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır. Bu adeti ilk yapanlar Emeviler de olmamıştır. Bu adet ilk defa Araplar tarafından değil, Türkler tarafından uygulanmıştır. Alparslan 1064'te Ani'yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haç indirilip yerine büyük bir hilal konulmuştur. Ve bundan sonra bu uygulama gelenek haline gelmiştir. Müslümanların ay takvimi kullanmasının yine Ay kültüyle alakası yoktur. İslam geldiğinde var olan takvim budur. Ve Müslümanlar da bunu kullanmışlardır. Sonradan bu takvime geçmemişlerdir. Museviler de aynı takvimi kullanmaktadırlar. Bu iddiaların hiç birinin temeli yoktur. Sadece akla gelen her şey, temelsizce bu şekilde vehimlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Yoksa herhangi bir akli ve bilimsel bir dayanağı yoktur.
Bu konuda en açıklayıcı nokta ise Allah kelimesinin kökeni ile ilgilidir. Allah kelimesi “El-İlah”tan gelir. “El” takısı İngilizcedeki “the” gibidir. Allah (El- İlah) “The God” anlamına gelir. Yani Allah El- İlah belli bir ilahtır. Bu kelime sadece Arap dilinde yoktur. Arapçanın mensubu olduğu Sami dillerinde de bu kelime vardır. Örneğin İbranice’de “Elohim” ( Tanrı) kelimesi bu kökten gelir. Ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve Hz.İsa’nın ana dili olan Aramicede de aynı kelime vardır. Hem de Arapçadaki “İlah” kelimesiyle aynı kelimedir. Okunuşu da aynıdır.
‘Allah’ lafzı Yaratıcının özel ismidir. bir varlığa, Allah ismi verilemez. Yani Allah’ın adaşı yoktur. Allah’ın diğer isimleri çoğul yapılabilir, ama Allah lafzı çoğul yapılamaz. Türkçe tanrı kelimesi Allah lafzının değil ilah kelimesinin karşılığıdır. Yüce Yaratıcının ism-i a’zamı yani en ulu ismi olan ‘Allah’ lafzının her harfi O’nu ifade eder. Allah lafzının elifi kaldırıldığında ‘lillâh’ olur. Yine o yüce Yaratıcıyı ifade eder. Elif ve lâm birlikte kaldırıldığında ‘lehû’ olur. Yine O yüce Allah’ı ifade eder. Elif ve iki lam birlikte kaldırıldığında ‘hû’ kalır. Bu da Allah’ı ifade eder.
Diyanet İşlerinin internet sitesinde Hacer-il Esved ile ilgili olarak ;
"Siyah taş" demek olan Hacer-i Esved, Kâbe'nin doğu köşesinde, tavafın başlama noktasındadır. Hazreti İbrahim tarafından Kâbe'ye konulmuştur. Yapısı itibariyle Hacer-i Esved bir gök taşıdır. Bazılarına göre de volkanik bir bazalt parçasıdır. Üstü küçük billurlarla örtülüdür ki, bunlar koyu zemin üstüne serpilmiş küçük feldspat parçalarıdır. Siyaha yakın koyu kırmızı renktedir. Muhtelif yangın ve yıkımlar sonunda birkaç defa kırılmıştır. Şimdi üç büyük, dokuz küçük parça halinde gümüş bir çemberle birleştirilmiş durumdadır. Müslümanlar Hacer-i Esved'e tapmadıkları gibi, cahiliye Arapları da ona tapmamışlardır. Gerçekleri bilmeyenlere denilebilir ki; Müslümanların Hacer-i Esved'i istilâmı, bir milletin kendi bayrağını selâmlaması gibidir. Herkes bilir ki, sancağı selâmlamak; bir sırığa takılmış kumaş parçasına değil, onun temsil ettiği millet ve devlete hürmet göstermek demektir. İşte Hacer-i Esved de Cenab-ı Allah'ın alâmetlerinden olduğu için, ona karşı olan saygı ve hürmetinden dolayı istilâm(selamlanır) edilir” şeklindeki yorum sanırım açıklayıcı olmaktadır.
Ay kültü ve diğer iddialara da yine en çarpıcı yanıt yine Kur’an ‘dan gelmektedir.
(Gece, gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları Kendisi yaratmıştır. Eğer O'na ibadet edecekseniz. ( Fussilet Suresi ,37)
Sonuç olarak, bu iddialar tümüyle gerçek dışıdır. İslam tevhid dinidir. Bu din Adem’den günümüze kadar yeryüzünde hep var olmuştur. Allah elçileri vasıtasıyla bu dini İnsanlara ulaştırmıştır. Aynı şekilde insanlık tarihi boyunca hak dinleri inkar eden kavimler bu dinler hakkında hiçbir dayanağı olmadan dine saldırma amacıyla bu şekil ithamlarda bulunmuş, tamamen sığ bakış açısıyla ve mantık bozukluğu içinde hareket etmişlerdir. Bu da temiz akıl sahipleri için kendi nefsini, heva-isteklerini, benliğini, egolarını ilah edinip, bu kavramlara kulluk eden kimselerin olaylara nasıl sığ ve mantık bozukluğu içerisinde baktığına şahit olarak ibret almaları için birer vesiledir. Günümüz dünyası için bu kişilere cansız maddelere, doğaya, güneşe yaratıcılık itham eden zihniyetin hatırlatılması hususunda örnek verilecek olunursa;
“evrimci Carl Sagan Cosmos adlı kitabında, "eğer insanlar kendilerinden büyük bir şeye tapınacaklarsa bu Güneş olmalıdır" diye yazmış ve şöyle eklemiştir: "Atalarımız Güneş'e tapıyorlardı ve bu şekilde hiç de aptalca bir iş yapmıyorlardı." Sagan'ın hocası olan evrimci astronom Harlow Shapley ise, "bazıları başlangıçta Allah vardı diyor, ben ise başlangıçta hidrojen vardı diyorum” (Carl Sagan, Cosmos, New York: Random House, 1980, s. 243)
Yorumları hangi zihniyetin cansız maddeleri, ilah edinip yaratıcılık vasfı verdiğini dolayısıyla putlaştırdığını ortaya koymaktadır. Bu zihniyet sahipleri gözleri önündeki gaflet perdeleri nedeniyle bu gerçekleri görmez, görse de görmezlikten gelir. Son olarak denilebilir ki artık zerre kadar akıl, vicdan ve samimiyet sahibi olan kimse de kendini değerlendirir ve yolunu ona göre ayarlar.
Yazının bütün halinin herhangi bir siteden kes-kopyala-yapıştır yapılmadığı için kaynak belirtemiyorum. Umarım diğer yazılar gibi aynı nedenle forum dışına gönderilmez.
Müslüman arkadaşlar da konu hakkında ayrıntılı bilgiye
www.diyanet.gov.tr
http://www.firat.edu.tr/perweb/personel/ya...419/419_444.pdfhttp://www.kurandaceliskiyoktur.com/sitelerinden ulaşabilirler.