Tam Forum Görünümü: Akıllı Tasarım Teorisi
Ateistforum > FORUMLAR > ATEİSTFORUM
antiateist
'Intelligent Design' Theory;

Yani Akıllı Tasarım Teorisi.

İnternette araçtırıyorum ve hep teori ile anılıyor bu. Ne zamandan beri teori oldu haberi olan var mı acaba? Ben de Emre nin açtığı behe topiğinde bir kaç adres gördüm ve onun üzerine bir kaç araçtırma yaptım ve bu sonuçları aldım.


Mesala örnek olarak şu siteye göz atabilirsiniz;

http://www.geocities.com/darrickdean/ID.html

Ama durun şimdi daha bomba bişi buldum smile.gif Başkan Bush Akıllı Tasarım Teorisinin okullarda öğretilmesini destekliyor, onaylıyor! Bu haberin linkide burda;

http://www.commondreams.org/headlines05/0802-01.htm

saygılar.
FreeWill
Arastirmaya devam kardesim. Arastirdikca, okudukca, ogrendikce, ne kadar az sey bildigini anlayacaksin.

Selamlar
antiateist
Evet araçtırdım ve Akıllı Tasarım teorisi yoktur diyen ateislerin hatalı oldukları kanısına vardım. =)

Ayrıca her zaman araçtırıyorum yeni bir şey miş gibi görme, sadece tarafsız bölgedeyim fark bu. ii sabahlar.


Birde kişisel cevaplardan çok sorularıma cevap verseniz daha güzel olacak smile.gif
gezgin95
QUOTE
Başkan Bush Akıllı Tasarım Teorisinin okullarda öğretilmesini destekliyor, onaylıyor



Merhaba antiateist.

Akıllı tasarım hiçbir dayanağı olmayan bir varsayımdır, dincilerin tekrar okullara girebilmek için uydurdukları bir masaldır.

Evrim kuramı önünde çöktüler, bu sefer de canlıların evrimin gösterdiği şekilde geliştiklerini söylüyorlar.
Bazıları evrimi Tanrının yönettiğini ileri sürüyor, bazıları da canlıların teker teker, dünyanın 4 milyar yıllık tarihi sürecinde teker teker Tanrı tarafından yaratıldıklarını söylüyor.

Tanrı varsa, her şeye kadirse, ol derdi, bütün canlılar aynı anda oluşurdu. Böyle "evrimleşir gibi" oluşmalarına gerek var mı?

ATcıların tek amaçları, bu bilimsellik maskesi arkasına saklanarak okullara dinci düşünceleri sokabilmek.

Bush'un nasıl bir dinci katolik olduğunu bilmiyor musun? Bush, Tanrının onunla konuştuğunu söyleyebilecek kadar dinci, insanları aptal sanan birisidir.

Saygılar.
Courrier
Sayin Antiateist,

Akilli tasarim inanci (ID inanci, veya kisaca IDi), haliyle bir teori degil. IDi'yi "teorilestirmek" icin uretilen iki temel yaklasim Dembski'nin "Explanatory Filter"'si (aciklayici filtre, kisaca EF), ve Behe'nin indirgenemez komplekslilik (irreducible complexity, kisaca IC) kavramidir. EF'in mantiksal bir hatadan otesi olmadigi rahatlikla gosterilebilir (ve gosterildi de, mesela Sherlock Holmes Yanilsamasi (Sherlock Holmes Fallacy) ile mantiksal akrabaligi), ve IC icin ileri surulen tum orneklerin (mesela goz, ve flagellum) evrimsel mekanizmalari gosterildi. Bunun otesinde bilgisayar modellemesi ile de IC'nin bir "yaratici"'dan bagimsiz olusabilecegi ispatlandi.

IC'nin bir yaraticidan bagimsiz olusabileceginin komputasyonel yollarla gosterilmesi ile ilgili olarak Richard Lenski'nin calismalari cok ilgi cekici. Bu konuda daha once sunlar yazilmis:

"Richard Lenski'nin dijital canlilar ile ilgili yayinladigi makaleler:

# Misevic, D., C. Ofria, R. E. Lenski. 2006. Sexual reproduction reshapes the genetic architecture of digital organisms. Proceedings of the Royal Society, London B 273:457-464.

# Misevic, D., R. E. Lenski, and C. Ofria. 2004. Sexual reproduction and Muller’s ratchet in digital organisms. Pp. 340-345 in J. Pollack, M. Bedau, P. Husbands, T. Ikegami, and R. A. Watson, eds. Artificial Life IX: Proceedings of the Ninth International Conference on the Simulation and Synthesis of Living Systems. MIT Press, Cambridge, Massachusetts.

# Lenski, R. E. 2004. The future of evolutionary biology. Ludus Vitalis (special issue honoring Ernst Mayr on his 100th birthday) 12:67-89.

# Chow, S. S., C. O. Wilke, C. Ofria, R. E. Lenski, and C. Adami. 2004. Adaptive radiation from resource competition in digital organisms. Science 305:84-86.

# Lenski, R. E., C. Ofria, R. T. Pennock, and C. Adami. 2003. The evolutionary origin of complex features. Nature 423:139-144.

# Lenski, R. E. 2001. Twice as natural (Concepts). Nature 414:255.

# Wilke, C. O, J. Wang, C. Ofria, R. E. Lenski, and C. Adami. 2001. Evolution of digital organisms at high mutation rate leads to survival of the flattest. Nature 412:331-333.

# Lenski, R. E., C. Ofria, T. C. Collier, and C. Adami. 1999. Genome complexity, robustness, and genetic interactions in digital organisms. Nature 400:661-664


Lanski'nin dunyanin en uzun suredir varligini surduren mikrobiyolojik evrim deneyinin basinda bulundugunu da belirtmeme gerek yok sanirim. Science'da, Nature'da "cocuk isi" makale yayinlayamazsin. Benim Science'da makalem ciksa, sevincten stratosfere cikabilirim. Neyse Lenski'nin kullandigi Avida programini suradan indirebilirsin:

http://devolab.cse.msu.edu/software/avida/

Lenski'nin kendi sayfasina ise suradan ulasabilirsin:

http://www.msu.edu/~lenski/
"

IDi teori degildir, inanctir. Yukarida zikredilen anahtar kelimelerle yapacaginiz arastirmalar bunu size de gosterecektir.

sevgiler,

C.
nonconformist
Haydut Amerika'nin hristiyanlik propagandasidir akilli tasarim. Senin gibi idiotlar da sanir akilli tasarim islamin allahi ile ile ilgili. emros un verdigi linkleri bir daha incele ve oku bakalim kim bu adamlar. neyi savunuyorlar. islami ipleyen var mi o linklerde gor sonra gelip aptalligindan oturu gunah cikar.
Courrier
Sayin Nonconformist,

Uslubunuzun hangi amaca hizmet ettigini anlamakta zorluk cekiyorum, ozellikle bu baslikta henuz herhangi bir gerilim olusmamisken. Beni aydinlatirsaniz sevinirim.

sevgiler,

C.
anibal
Bir taraf yanlış olabilir 1 Eylül 2005, The Guardian

Richard Dawkins ve Jerry Coyne ‘Akıllı Tasarım’ı bilim dersliklerine kabul etmenin yıkıcı sonuçları olacağını uyarıyorlar.

Ne kadar makul geliyor değil mi? Böyle ılımlı bir öneri. Niye her ikisini de öğretip çocukların kendi kararlarına bırakmayalım? Başkan Bush’un söylediği gibi, “Bana, halk farklı fikirlerle karşı karşıya getirilmeli mi diye soruyorsanız, yanıt evettir.” İlk duyuşta “her iki taraf” tanımlaması hakkında her şey bizim gibi eğiticilerin kalplerini ısıtıyor. Birimiz Oxford’da okutman olarak yıllarını harcamıştır ve öğrencilerin haftalık makaleleri için tartışmalı başlıkları seçmeyi alışkanlık edinmişti. Öğrencilerin kitaplığa giderek bir tartışmanın iki tarafını da okuyup, her ikisini de yansız anlatıp, makalelerinde dengeli bir yargıya varmaları istenirdi. Bu arada denge isteği, her zaman “İki karşıt görüş eşit şiddetle anlatıldığında, gerçek mutlaka arada, eşit uzaklıkta olmaz. Bir tarafın açıkça yanlış olması olasıdır.” özdeyişi ile ölçülendirilirdi.

Öğretmenler olarak, her ikimiz de öğrencilerimizden uyuşmazlık çözümleri istemenin eğitimlerine engin katkısı olacağını anlamıştık. O zaman, evrim ile yaratılış veya “Akıllı Tasarım” (AT) arasındaki sözde tartışmanın her iki tarafını da dinlemekte ne sakınca var? Sırası gelmişken, ikiyüzlü örtülü sözlerle kandırılmayın. AT hakkında yeni bir şey yoktur. Sadece ABD anayasasının din ile devlet ayırımı hükmünün radarı altından, yaratılışın yeni bir adla kamufle edilerek (yığınla vergiden muaf paranın ve üç kağıtçı halkla ilişkiler uzmanlarının sayesinde) kaçırılmasıdır.

Neden, o zaman, “her iki tarafı” da öğretmenin hırslı savunucuları ile iki yaşam boyu eğitimci, belli başlı bütün biyologlarla evrim ile yaratılış arasındaki sözde zıtlığa bir istisna yapmakta birleşti? “Her iki tarafı da öğretmek sadece adildir”in tatlı akla yatkınlığında yanlış olan nedir? Yanıt basittir. Bu bir bilimsel uyuşmazlık değildir. Ve evrimsel bilim, başka herhangi bir ana bilimde olmadığı kadar aslen uyuşmazlığa bol bol sahiptir.

Evrim öğrencilerinin karşılaştığı uyuşmazlıkların arasında büyük eğitici değeri olan ve aslından zorlayıcı şunlar var: moleküler evrimde nötralizm-seçilim karşıtlığı, uyarlanmacılık, grup seçilimi, kesintili denge, kladizm, gelişmenin evrimi, “Cambrian Patlaması”, kütlesel tükenimler, yörel tür oluşumu (sympatric speciation), cinsel seçilim, seksin kendi evrimi, evrimsel psikoloji, Darwinsel tıp vb. Buradaki nokta, bütün bu uyumsuzlukların sadece makaleler için değil, gece geç vakitlere kadar öğrenci tartışmaları için de büyüleyici ve canlı fikirlere besin sağlamasıdır. Akıllı tasarım bu tartışmalarla aynı karakterde bir uyumsuzluk değildir. Bilimsel bir tartışma da değil, sadece dinseldir. Fikirlerin tarihi dersinde, popüler mantıksal hatalar üzerine bir felsefe dersinde, dünyada başlangıç efsaneleri olarak mukayeseli din dersinde tartışılmaya değer olabilir. Ama simya ne derecede kimya dersine, flogiston ne derecede fizik dersine, leylek teorisi ne derecede cinsel eğitim dersine aitse, AT da o kadar biyolojiye aittir. Bu durumda “iki teori” için eşit zaman istemek gülünç olurdu. Benzeri şekilde 20. yüzyılda Avrupa tarihinde Yahudi Soykırımının hiç olmadığı teorisi için kim eşit zaman isterdi?

Peki neden, akıllı tasarımın “iki taraflı” ele almaya değecek kadar gerçek bilimsel teori olmadığından bu kadar eminiz? Bu sadece bizim kişisel fikrimiz değil miydi? Bu fikir profesyonel biyologların büyük bir çoğunluğunca paylaşılmaktadır, ama elbette bilim, bilginler arasında çoğunluk oyuyla ilerlemez. Niye yaratışçılık (veya onun yeniden dirilmiş şekli olarak akıllı tasarım) yukarıda saydığımız bir düzine kadar başlıktaki bilimsel tartışma değerinde bir bilimsel uyuşmazlık değildir? İşte nedeni:

Eğer AT bilimsel bir teori olsaydı, bunun araştırma ile elde edilen pozitif kanıtları, bilimsel dergileri değerlendirmelerle doldururdu. Böyle bir şey olmuyor. Nedeni editörlerin AT araştırmalarını reddetmeleri değildir. Sadece basacak AT araştırması yoktur. AT savunucuları doğrudan bilimsel olmayan halka ve – büyük kurnazlıkla – seçtikleri kamu görevlilerine başvurarak normal bilimsel gerekli süreci atlamaktadırlar.

AT savunucularının ortaya koydukları argüman, yapıldığı kadarıyla, hep aynı karakterdedir. Akıllı tasarım lehinde hiçbir pozitif kanıt sunmazlar. Bütün aldığımız, evrimdeki sözde eksikliklerin listesidir. Bize fosil kayıtlarındaki boşluklar anlatılır. Veya organların bildirimi yapılmaktadır; ilamlar yoluyla ve destekleyici kanıt olmaksızın, organların basite indirgenemeyecek kadar karmaşık, yani doğal seçilim yoluyla evrim geçiremeyecek kadar çok karmaşık olduğu bildirilmektedir.

Her halükarda saklı (gerçekte saklamaya bile ender katlandıkları) bir ön-değer varsayımları bulunur; Eğer A teorisinin X Olgusunu açıklamakta zorluğu varsa hemen otomatik olarak B Teorisini (yani bu durumda yaratılışı), B Teorisinin bunu açıklamakta daha iyi olup olmadığını sorgulamadan, yeğlemeliyiz. Bunun ne kadar dengesiz ve nasıl görünüşteki “iki tarafı da öğretelim” akla uygunluğunun yalan olduğunu ortaya çıkardığına dikkat ediniz. Bir taraf yolun her basamağında kanıt sunmaya, üretmeye yükümlü kılınacak, diğer taraf bir nebze bile kanıt sunmaya gerekli bulunmayacak ama, birincinin bir zorlukla karşılaştığı ilk anda – ki bütün bilimler bu cins zorluklarla her gün karşılaşırlar – hem de bunu merakla çözmeye çalışırken, otomatik olarak kazanmış sayılacaklar.

Buna rağmen, fosil kaydında bir boşluk nedir? Basitçe, belli bir evrimsel geçişi belgeleyecek olan bir fosilin yokluğudur. Boşluk da, evrim sürecinde her basamağın tüm sinematografik kaydında noksanlık demektir. Ama zaten ölümlerin çok küçücük bir kısmı fosil ile sonuçlanırken, tüm bir kaydı istemek ne inanılmaz bir haddini bilmezliktir.

Yaradılıştan eşdeğer bir kanıtsal istek, bu Tanrının, örneğin memelilerin kulak kemiklerinde veya bakteriyel kamçılar – hareketli bakterileri süren, saça benzer küçük organ – üzerinde çalışmaya gittiği günkü davranışının tüm sinematografik kaydı olacaktır. En ateşli akıllı tasarım savunucusu bile böyle bir ilahi video bandının elde edileceğini iddia etmez.

Diğer taraftan, biyologlar çok büyük sayıda evrimsel geçiş için fosillerin eşdeğer sinematografik dizisini güvenle iddia edebilirler. Hepsini değil ama, iki ayaklı Australophitecus maymunundan bizim kendi soydan gelişimiz de dahil olmak üzere pek çoğu. Ve – çok daha etkili olarak – bir tek otantik fosil bile evrimsel dizilişte yanlış yerde bulunmamıştır. Bu şekilde bir tarih hatalı fosil, eğer topraktan çıkartılırsa, evrimi sudan dışarı havaya uçurur. Evrimi neyin çürüteceği sorulduğunda büyük biyolog J.B.S.Haldane’in “Cambrian öncesinde tavşan fosilleri” diye homurdandığı gibi. Evrim, bütün iyi teoriler gibi kendini çürütülmeye maruz bırakır. Söylemesi bile gereksiz, bunların hepsinden de karşı konulmaz başarı ile çıkmıştır.

“Rakip” akıllı tasarımı ön-değer desteklemek için benzeri şekilde bir şeyin, örneğin bakteriyel kamçının, doğal seçilimle evrime uğrayamayacak kadar karmaşık olduğu iddiası, acınacak şekilde ortak ama sahte kıyaslamaya kaynaklık eder. Bu şekilde ön-değer usa vurma, eğer bakteriyel kamçı, evrime uğrayamayacak kadar karmaşık ise, yaratılamayacak kadar da karmaşık olabilir şeklinde bir olasılığı tamamen açık bırakmaktadır. Ve gerçekten, bir anlık düşünce gösteriri ki, bakteriyel kamçıyı (bırakın evreni) yaratacak kapasitede herhangi Tanrı, bakteriyel kamçının kendisinden çok daha fazla karmaşık, dolayısıyla da istatiksel olarak ihtimal dahilinde olmayan - sözde yarattığı nesneden daha çok açıklanma gereksinimindeki - bir varoluş olacaktı.

Eğer karmaşık organizmalara bir açıklama gerekirse, karmaşık tasarımcılara da açıklama gerekir. Tanrının, ilahiyatçılar tarafından, normal bilimsel açıklama isteklerine karşı bağışıklığı olduğu bahanesini ortaya çıkarmak da çözüm olmaz. Böyle davranmak, ayağına ateş etmektir. İki şıklılık olmaz. Ya AT bilim dersliğinde olur, ki bu durumda bilimsel hipotezlerde gerekli disipline uymalıdır, veya uymazsa, o zaman da onu bilim dersliği dışına alır, geriye kiliseye, ait olduğu yere yollarsınız.

Aslında ne bakteriyel kamçı ne de şimdiye kadar incelenmiş herhangi başka canlı yapı, evrim geçirmek için hiç de karmaşık değildir. Biyologlar, canlı sistemlerde başka yerlerde karışım oluşturan maddeleri kullanarak mantıklı ara yaşam serileri oluşturdular. Ama biyologların hazır açıklaması olmadığı bazı özel durumlar bulunsa bile önemli nokta yaratılışçıların ön-değer mantığının tamamıyla kokuşmuş kaldığıdır. Akıllı tasarımdan yana kanıt yoktur; sadece daha önce aktardığımız “ön-değer” aldatmacası ile birlikte evrimsel kayıt bütünlüğündeki sözde boşluklar vardır. Evrim biliminde noksanlıklar kaçınılmaz olarak doğru ise de evrim gerçeğinin, yüz binlerce karşılıklı birbirini doğrulayan gözlemden oluşan pozitif kanıtları muazzamdır. Bunlar jeoloji, paleontoloji, mukayeseli anatomi, fizyoloji, biyokimya, etoloji, biyocoğrafya, embriyoloji ve şu sıralarda bayağı artan molekül genetiği gibi alanlardan gelir.

Kanıtların fazlalığı öyledir ki, basılmış verilerin en ufak bir kısmı ile aşina olmuş birine, evrime karşıtlık gülünç gelir. Evrim bir gerçektir - Levha tektoniği veya güneş merkezli güneş sistemleri kadar.

Son olarak, bu sorunların bilim sınıflarında görüşülmesi niye önem taşır? Önemli olmadığını – biyologların o kadar kızmasına gerek olmadığını – söyleyen bir görüş var. Belki de evrim gibi AT’ı da bilim dersliklerinde öğretmek üzere popüler isteği kabul etmeliyiz. Zaten AT görüşünü bitirmek 10 dakika civarında sürer, sonra da gerçek bilim ve karşıtlıkları öğretmeye döneriz. Ama bu akıl çelici olduğu gibi ciddi bir kaygıyı da taşır. Ayartıcı olan “uyumsuzluğu öğretelim” sözü, hala sahte ve fazlaca zararlı, gerçekten iki taraf varmış fikrini iletmektedir. Bu, evrimsel söyleyişi canlı tutan, aslen önemli ve ilginç uyumsuzluklardan, öğrencilerin ilgisini saptırır. Daha kötüsü, yaratılışa gerçekten can attığı bir zaferi teslim ederdi. Herhangi argümanda tek bir olumlu nokta yapmaya gerek kalmaksızın, doğaüstü bir formun bilimin otantik bir parçası gibi tanınması hakkını kazanmış olurdu. Bu da Amerika’da bilim eğitiminin sonu olurdu.

Saymaya değer karşıtlıklar…

“Cambrian Patlaması”

Fosil kayıtları ilk çok hücreli hayvanların 640 milyon yıl önce yaşadıklarını göstermekle beraber türlerin çeşitliliği 530 milyon yıl öncesine kadar düşüktü. O sırada aniden, yumuşakçalar, eklembacaklılar, deniz dikenlileri ve omurgalıların da ilk ortaya çıkışı dahil olmak üzere deniz türlerinin çeşitliliğinde patlama oldu. Burada “ani” jeolojik anlamda kullanılmaktadır; patlama 10 ila 30 milyon yıl arasında, yani büyük memeli yayılmalarının çoğunun evrime uğrama süresi ile kıyaslanabilir sürede, meydana geldi. Bu hızlı çeşitlenme büyüleyici soruları getirir; açıklamaları da organizmaların katı parçalarla (ki bu da fosilleşmeye yardımcıdır) evrimini, gözlerin evrimsel “keşfini” ve organizma parçalarının bağımsız gelişmesine izin veren yeni genlerin ilerlemesini içerir.

İnsan davranışının evrimsel temeli

Evrimsel psikoloji (bir ara sosyobiyoloji denmişti), bireysel ve etnik gruplar arasındaki farklılıklar kadar, çoğu evrensel insan davranışı niteliklerinin (özellikle cinsel davranış) genetik temeli olduğunu belirlemiştir. Bu nitelikler ve farklılıkların, atalarımızda doğal seçilim yoluyla geliştiği söylenmektedir. Bu iddialar hakkında çok uyumsuzluk bulunmaktadır. Çünkü atalarımızı etkileyen evrimsel güçlerin yeniden inşası zordur ve modern insan üzerinde genetik deney yapmak etik değildir.

Cinsel – Doğal Seçilim

Evrimcilerin değişmez bir şekilde uyarlanmaların doğal seçilim sonucunda ortaya çıktıklarında mutabık olmalarına rağmen; erkek kuşların süslü tüyleri ve pek çok türde cinsler arasındaki cesamet farkı gibi pek çok nitelik “cinsel seçilim”le daha iyi açıklanabilir. Seçilim, belli arzulanabilir nitelikler gösteren karşı cins üyeleri ile çiftleşmeyi tercih eden bir cins (genellikle dişi )üzerinde oturtulmuştur.Evrimciler hayvanların ne kadar çok karakteristiğinin doğal seçilime karşı cinsel seçilim ile sonuçlandığını tartışmaktadırlar. Bazısı, Darwin’in kendisi gibi, insan “ırklarını” belirleyen çoğu fiziksel karakteristiklerin cinsel seçilimden oluştuğu kanısındadırlar.

Doğal Seçilimin hedefi

Evrimciler - diğerlerine göre onlara üreme ve idame avantajı sağlayan genleri taşıyan bireylerin daha fazla nesil bırakacağı ve dolayısıyla zamanla bir türün genetik kompozisyonunun değişeceği – anlamında doğal seçilimin ekseriya organizmadaki genler üzerinde etkidiğinde mutabıktırlar. Bu “bireysel seçilim” olarak adlandırılır. Ama bazı evrimciler de seçilimin daha üst seviyelerde de etkidiğini, nüfus üstünde (grup seçilimi), veya hatta türlerin kendisinde (tür seçilimi) gibi, öngörmektedirler. Bireysel ve karşıtı üst seviye seçilimlerin göreli önemi canlı bir tartışma konusudur.

Doğal Seçilim – Genetik Sürüklenme

Doğal seçilim bir genin başkasıyla öngörülebilir bir şekilde yer değiştirmesine yol açan bir süreçtir. Ancak yazı tura atmanın genetik eşdeğeri sayılabilecek, genetik sürüklenme adı verilen bir “keyfi” evrim süreci daha vardır. Genetik sürüklenme, taşıyıcılarının uyarlanmasında fazla fark yaptırmadan gen frekanslarında öngörülmeyen değişikliklere yol açar ve nüfusun genetik kompozisyonunu değiştirerek evrime neden olur. Evrimci genetikçiler, organizmaların niteliklerini ve DNA’larını açıklarken seçilim-sürüklenme karşıtlığının önemini kabul etmezler. Bütün evrimciler genetik sürüklenmenin uyarlanma evrimini açıklayamadığı görüşündedirler. Ama evrimin her şeyi uyarlanmacı değildir.


http://www.guardian.co.uk/life/feature/sto...1559743,00.html

Şuradan, Burlap isimli üyeden alınmıştır, arsız bir şekilde...

http://www.turandursun.com/modules.php?nam...p;p=71569#71569
nonconformist
Sayin Nonconformist,

Uslubunuzun hangi amaca hizmet ettigini anlamakta zorluk cekiyorum, ozellikle bu baslikta henuz herhangi bir gerilim olusmamisken. Beni aydinlatirsaniz sevinirim.

sevgiler,

C.


baslik sahibi benden boyle bir yazi ve uslup rica etti ve ben de onu kiramadim. siz avukat degilseniz, bu konuya bir daha degimenize gerek yok.
Courrier
***KONU DISI ILETI BASI***

Sayin Nonconformist,

Avukat degilim, ama dogru dusuncelerin avukatligini yapiyorum. Ortada bir sebep yokken birisine direkt olarak "idiot" demek o basligi (potansiyel olarak) dinamitlemektir. Olumlu giden bir tartismanin bu sekilde raydan cikarilmasi olsa olsa Islamcilarin isine yarar. Dogal olarak sizi "Islamci" olmakla suclamiyorum, ama bundan sonra duzgun yazamayacak kadar sinirli oldugunuzda klavye yerine sinir topu kullanmanizi rica ediyorum.

sevgiler,

C.

***KONU DISI ILETI SONU***
deicide
Nefis bir yazı Sevgili Anibal. Aktardığın için teşekkürler. AT'cilere şiddetle tavsiye olunur.
deicide
Courrier'e hak veriyorum. Gereksiz gerilimlere neden olmayalım, en azından başlatmayalım.
antiateist
Cevap veren arkadaşlara teşekkürler. Dediklerinizden şunu anladım akıllı tasarım teorisi bir inanç, yani deneylerle gözlemlerle kanıtlanılamıyacak bir şey sanırım.

Courrier, verdiğin sayfadan programı indirdim ama pek bişi anlıyamadım doğrusu ama önemli olan olayın mantığını kavramak zaten. Anibal, attığın yazıyı okudum saol.


Gezgin, Bence bush bir ateist o yüzden şaşırdım okullarda akıllı tasarıma onay vermesine. Sen o tv lerdeki demeçlerine bakma, o demeçler sadece savaşı halkına normal bir şey gibi göstermek, bütün dünyanın geleceği için yapmak zorundaymış gibi tanrı beni görevlendirdi yalanlarına yatıyor, aklı sıra sevimli görünüp bir dahaki seçimlerde oyların gitmemesine gayret gösteriyor.

QUOTE(nonconformist @ Apr 6 2007, 02:03 PM) *
baslik sahibi benden boyle bir yazi ve uslup rica etti ve ben de onu kiramadim.


Senden bir şey rica eden olmadı, kendi oyuncağınla tek başına usulca oyna başkalarına oynatmaya kalkışma. ii günler
nonconformist
***KONU DISI ILETI BASI***

Sayin Nonconformist,

Avukat degilim, ama dogru dusuncelerin avukatligini yapiyorum. Ortada bir sebep yokken birisine direkt olarak "idiot" demek o basligi (potansiyel olarak) dinamitlemektir. Olumlu giden bir tartismanin bu sekilde raydan cikarilmasi olsa olsa Islamcilarin isine yarar. Dogal olarak sizi "Islamci" olmakla suclamiyorum, ama bundan sonra duzgun yazamayacak kadar sinirli oldugunuzda klavye yerine sinir topu kullanmanizi rica ediyorum.

sevgiler,

C.

***KONU DISI ILETI SONU***


benden bunu niye rica ediyorsun ? nickin courier oldugu icin mi ? yoksa forumun varsayilan skin i mavi renkte oldugu icin mi ?

Courrier'e hak veriyorum. Gereksiz gerilimlere neden olmayalım, en azından başlatmayalım.

biz hepimiz miyiz ? yoksa farkli farkli biz ler var mi ?
AlterMann
Anibal'ın aktardığı yazı çok güzel. Birçok şeye değinmiş.

Bir de not düşeyim, yazının sonundaki örneklerde "evrimciler" deniyor. Burada kastedilen "evrimi savunanlar" değil, biyolojinin bu dalında çalışanlardır.
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.