QUOTE(antiateist @ Sep 19 2007, 11:13 AM)

Göz kapağımızı kapakmaktaki amacımız sadece ışığı engelleyerek beyni dış uyarıcılara kapamak ve bunun sonucu olarakta uyumayı sağlamak ise, bu mantık doğrultusunda karanlık bir odada da gözlerimizi kapamadan uyuyabilmemiz gerekirdi. Ama bu olmuyor, uyumak için gözlerimizi kapama ihtiyacını hissediyoruz.
Gürültülü bir ortamda uyku sorunu yaşanır. Ama sessiz bir odada uyarıcı olmadığı için rahat uyuyabiliriz. Aynı şekilde göz kapağımızın amacı uyarıcı olan ışığı engellemek ise bu sorunu ışıksız bir ortamda bulunarak aşabiliriz. Ama dediğim gibi burdaki sorun yinede göz kapağımızı kapatma ihtiyacı hissetmemizdir. Demek ki göz kapaklarının (sadece uyku için), ışığı engelleyerek beyni dış uyarıcılardan uzaklaştırma dışında, uyku üzerinde başka etkileride olmalıdır. Nedir bunlar ?
Uyurken göz kapaklarının beyne ışık sinyallerinin ulaşmasını önlemek için kapandığını sanmıyorum.
Çünkü uyurken hiç bir duyu organının beyne sinyal göndermesi önlenmez.
Uyku sırasında duyu organlarından beyne ulaşan sinyalleri algılama eşiği yükselir.. Ama onlar tümüyle bloke edilmemişlerdir.
Uykuda göz kapaklarının kapanmasının en büyük nedeni gözün kurumasını önlemektir.
Uyanık iken gözlerimizi her birkaç saniyede bir kapatıp-açarız.
Nedeni korneayı sürekli olarak ıslak tutmak zorunluğudur.
Uyurken kapaklar sürekli olarak kapanır ve kornea ve gözün ön kısmı sürekli olarak ıslak tutulur..
Göz yaşı bezi yeterince göz yaşı salgılamayınca kornea (ışığın göze girdiği yer) kurur. Bu da keratit denen kornea iltihabına neden olabilir.
Bu gibi durumlarda yapay göz yaşı kullanmak zorunluğu vardır.
Bazı hastalar gözlerine gece yatmadan önce kıvamı koyu ve ağdalı, daha uzun etkili bir yapay göz yaşı sürmek zorunda kalabilirler.
Göz kapaklarının en önemli işlevlerinden biri gözü ıslak tutmaktır.
Bu işlev gözü fizik olarak korumaktan bile daha önemlidir.
HACI