Jump to content

davinci

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    99
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

4 Takipçiler

davinci Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • Website URL
    http://bilimfelsefedin.blogspot.com

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

1.645 profil görüntüleme
  1. davinci

    Ateizm ve Akıllı Tasarım: Uyumlu olabilirler mi?

    İmza :good:
  2. davinci

    Ateizm ve Akıllı Tasarım: Uyumlu olabilirler mi?

    Yok Emre. Sen her haltı kıçından anladığın gibi bunu da kıçından anlamış bulunuyorsun. Ama seni de anlıyorum. Kapasiten bu kadar, yapabileceğin birşey yok.
  3. Ateizm ve Akıllı Tasarım: Uyumlu olabilirler mi?
  4. davinci

    Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia

    Yok hacı devam edecek birşey yok aslında. Yazacağımı yazdım zaten.
  5. davinci

    Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia

    Ne tepkisi alacağım? Hani nerde tepki
  6. davinci

    Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia

    Yazının asıl konusu kesintili denge değil zaten. Ona girmek hata olur. Asıl konu geçiş formlarının varlığıyla ve Archaeopteryx'in geçiş formu olup olmadığıyla ilgili bu iki bilim insanının görüşleri.
  7. Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia, evrim karşıtlarının sıkça alıntı yaptığı ve evrim karşıtı görüşlerine destek sağlamak için kullandıkları iki talihsiz bilim insanıdır. Gould ve Feduccia'dan yapılan alıntılarla, bu kişiler geçiş formlarının olmadığını savunuyormuş gibi gösterilmeye çalışılır ve böylece evrim karşıtı görüşler bilim insanları tarafından sanki geniş bir destek görüyormuş havası verilmeye çalışılır. Feduccia genellikle Archaeopteryx'in geçiş formu olup olmadığı konusunda alıntılanırken Gould, hem genel anlamda geçiş formları konusunda hem de Archaeopteryx'le ilgili olarak alıntılanır. Şimdi bu iki bilim insanının geçiş formları, Archaeopteryx ve yaratılışçıların taktikleriyle ilgili düşüncelerine bakalım. İlk olarak Gould'un geçiş formlarının varlığı hakkında ne dediğine ve yaratılışçıların kendisini geçiş formlarının olmadığını söylüyormuş gibi göstermesiyle ilgili görüşlerine bakalım: Direk çeviri yapmadan Gould'un burada söylediği birkaç önemli noktaya değineyim. Kesintili denge (punctuated equilibrium) görüşünü sunduklarından beri yaratılışçılar tarafından fosil kayıtlarında geçiş formlarının olmadığını kabul ediyormuş gibi gösterilmenin sinir bozucu olduğunu söylüyor. Geçiş formlarının, tür seviyesinde genelde az olduğunu ama büyük canlı grupları arasında bol miktarda bulunduğunu söylüyor. Bir de Gould'un Archaeopteryx hakkında ne söylediğine bakalım: Yazının devamı ->>
  8. davinci

    Bir Yalanı Ciddiye Almanın Şanssız Sonuçları

    Wall Street Journal'daki makaleden bir alıntı:
  9. davinci

    Bir Yalanı Ciddiye Almanın Şanssız Sonuçları

    Muhammed'in gerçekten yaşadığını nasıl anlayabiliriz? Yaşadığı iddia edilen döneme ait tarafsız ve bağımsız kaynaklarda Muhammed'in varlığına dair referansların olup olmadığına bakabiliriz. Mesela komşu devletlerin veya ilişki kurdukları devletlerin tarihi belgelerinde Muhammed'le ilgili herhangi birşey geçiyor mu? Veya döneme ait Yahudi veya Hristiyan kaynaklarda Muhammed'in varlığına, peygamberlik iddialarına ve kurmaya çalıştığı dine ilişkin bilgiler var mı? Veya o dönemde yaşamış tarihçilerin eserlerin Muhammed'le ilgili yazılan birşeyler var mı? Bu soruların cevaplarını bilenler varsa paylaşırsa bu tartışma açısından faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
  10. davinci

    Bir Yalanı Ciddiye Almanın Şanssız Sonuçları

    Islamic Theologian's Theory: It's Likely the Prophet Muhammad Never Existed Almanya'da Muhammad Kalisch adlı müslüman bir İslam teolojisi profesörü Muhammed'in muhtemelen hiçbir zaman yaşamadığını söylüyor. İlginizi çekebilir diye düşündüm
  11. davinci

    Antony Flew ?

    Bu konuya ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir yazı: Antony Flew's Bogus Book
  12. davinci

    WCC 2008

    Kramnik yıldız değil demek adama büyük haksızlık yapmakır. Kendisini nedense hiç sevemedim ama satranç tarihindeki çok önemli şampiyonlardan biri olduğunu kabul etmek lazım. 2000 yılında belki de gelmiş geçmiş en güçlü satranç oyuncusu olan Kasparov'u (15 maçta hiç yenilmeden 2 galibiyet ve 13 beraberlik alarak) yenerek dünya şampiyonu oldu. Kasparov'la topal 49 klasik satranç maçı yaptı ve 5 galibiyet, 4 yenilgi ve 40 beraberlik aldı. Muhtemelen kendisi Kasparov'a karşı artıda olan tek satranç oyuncusu. Daha sonra 2004'de Peter Leko'ya karşı ünvanını korudu (7-7 bitti maç). 2006'da da Veselin Topalov'da karşı ünvanını korudu (6-6 'dan sonra tie-break'de 2.5-1.5 ile kazandı). Her ne kadar sevmesem de Kramnik önemli bir oyuncudur ama onun devri artık kapandı.
  13. davinci

    WCC 2008

    Anand feci halde dağıtıyor Kramnik'i. Durum şu anda 4.5-1.5 Anand 2 kere siyahla 1 kere de beyazla kazandı. Diğer 3 oyun da berabere bitti. Artık buradan dönmesi imkansız gibi birşey. Sonunda Kramnik'in bir şampiyonluk maçında ezildiğini gördük. Leko ve Topalov'a karşı çok ucuz kurtulmuştu. Çekirge bu sefer zıplayamadı. Ama yine de benim favarim Topalov'dur. Kamsky'yi rahat geçeceğini düşünüyorum. Sonrasında da Anand'dan şampiyonluğu alacaktır.
  14. davinci

    "the god who wasn't there"

    Ben de İngilizce altyazısını bulamamıştım.
  15. davinci

    Tanrı: Başarısız Hipotez

    Victor Stenger’ın God: The Failed Hypothesis kitabından bölümler aktarmaya devam ediyorum. Bu sefer lafı fazla uzatmadan direk konuya girmek istiyorum. Yazının konusu evrenin başlangıcının olup olmadığı ve varsa bu başlangıcın özel, belirli bir nedeni var mıdır yok mudur… Başlangıç ve Neden Büyük patlamanın deneysel gerçekliği bazı teistlerin, bunun bir yaratıcının varlığını kanıtladığını iddia etmelerine neden oldu. 1951′de Papa 12. Pius, Papalık Akademisinde şöyle dedi: “Zaman içinde yaratılış gerçekleşti, bu nedenle bir Yaratıcı vardır, bu yüzden de Tanrı vardır.” Büyük patlama düşüncesini ilk kez ileri süren kişi olan astronom/rahip Georges Henri Lemaître, Papa’ya bu ifadesinin “mutlak” olmaması için tavsiyede bulundu. [burada Papa'nın yanılmazlığı dogmasına atıfta bulunuluyor. -dv] Hristiyan apolojist William Lane Craig, evrenin başlangıcı olması gerektiğini ve bu başlangıcın da kişisel bir yaratıcıya işaret ettiğini düşündüğü bir dizi sofistike argüman ileri sürmüştür [burada yaratıcı için kullanılan kişisel kelimesi yaratıcının irade, duygu, amaç ve diğer kişisel özellikleri olduğunu ifade etmektedir. -dv]. Bunlardan biri 1916′da Einstein tarafından yayımlanmış ve o günden itibaren birçok zorlayıcı deneysel testten geçmiş olan modern kütle çekim teorisi olan genel göreliliğe dayanmaktadır. 1970 yılında kozmolog Stephen Hawking ve matematikçi Roger Penrose, daha önce Penrose tarafından çıkarsanmış olan bir teoremi kullanarak büyük patlamanın başlangıcında bir tekilliğin varolduğunu “kanıtladılar”. Genel göreliliği ekstrapolasyon ile sıfır zamanına doğru geri çektiğimizde evren devamlı olarak küçülürken evrenin yoğunluğu ve kütle çekimsel alan devamlı artar. Evrenin boyutu sıfıra doğru giderken yoğunluk ve kütle çekim alanı (en azından genel göreliliğin metamatiğine göre) sonsuza gider. Craig, bu noktada zamanın durması gerektiğini ve böylece bu andan daha önceki bir zamanın varolamayacağını iddia eder. Fakat Hawking daha sonra önceki kanıtını reddetti. Zamanın Kısa Tarihi (A Brief History of Time) adlı kitabında “Evrenin başlangıcında gerçekte bir tekillik yoktu.” demiştir. Penrose’un da hemfikir olduğu bu düzeltilmiş sonuç, Einstein’ın görelilik teorilerinin ortaya çıkmasından sonra geliştirilmiş olan kuantum mekaniğine dayanmaktadır. Şimdiye kadar büyük hassasiyetle doğrlunmış olan kuantum mekaniği bize genel göreliliğin (en azından bugünkü formülasyonuyla) Planck zamanından kısa süreler ve Planck boyundan kısa mesafeler için geçersiz hale geleceğini söylemektedir. Buradan çıkan sonuç şudur: Genel görelilik, Planck zamanından önce tekillik olduğunu göstermek için kullanılamaz ve Craig’in zamanın başlangıcı olduğunu göstermek için tekillik teoremini kullanması geçersizdir. Craig ve diğer teistler bununla alakalı başka bir iddiada daha bulunuyorlar: Evrenin bir noktada mutlaka başlangıcı olması gerekir çünkü eğer evren sonsuz yaşında olsaydı bugüne ulaşması için sonsuz zamandan geçmiş olması gerekirdi. Fakat filozof Keith Parsons’un işaret ettiği gibi “Evrenin sonsuz yaşında olduğunu söylemek başlangıcı olmadığını söylemek demektir—sonsuz zaman önce bir başlangıca sahip olduğunu değil.” Yazının devamı ->>
×