Jump to content

yahya

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.723
  • Katılım

  • Son ziyaret

yahya kullanıcısının paylaşımları

  1. yahya

    Websitesi Erisimi Problemi

    Su an itibariyle hepsi duzelmis olmasi lazim.
  2. Son 1 saat icerisinde sitemize erisim saglanamamistir. Bunun sebebi herhangi bir saldiri degildir. Kullandigimiz servis saglayicimiz dunya capinda bir baglanti sorunu yasamis, internet uzerinde bizimde dahil oldugumuz milyonlarca siteye erisim bir anda kesilmistir. Servis geri gelmis durumda ve umuyoruz durum boyle devam edecek. Etmedigi taktirde gerekli duzenlemeleri yapacagiz. Bilgilerinize.
  3. yahya

    ATATÜRK by M. Şükrü Hanioğlu

    Olurmu haci, Maximilien diktatordu, boyu devrilsin. Oyle ihtilal olmaz olsun.
  4. yahya

    Müslümanlar bilimsel uykudan uyanıyor mu?

    Abdussalam Pakistan hukumeti tarafindan muslumanliktan atilmis bir sahsiyettir. Abdussalam'in mezar tasindaki musluman ibareleri kazinarak cikarilmistir. Abdussalam'in mensubu bulundugu Ahmediyye Muslumanlari, Musluman Pakistan'da muslumandan sayilmaz, muslumani gectim, insan yerine bile konmaz. Surekli sekilde ibadet yerleri basilarak "gercek" muslumanlar tarafindan katledilirler. Pakistanli muslumanlar arasinda yapilan bir calismada Pakistanli muslumanlarin, ahmediyye muslumanlarina karsi, hristiyan ve yahudilerden ve hatta ateistlerden daha az tolerans gosterdikleri ortaya cikmistir. Yani Abdussalam, dini yuzunden, kendi musluman toplumu tarafindan uzerine diskilandiktan sonra sifon cekilmis nobel odullu bir bilim insanidir. Simdi yine musluman oldugunu iddia eden birisi tarafindan gururla yad edilmesi gercekten ilginc
  5. yahya

    ATATÜRK by M. Şükrü Hanioğlu

    Italyan cocuklarin hangi caddeden gecip hangi okula gittiklerini bilemem ancak garibaldi caddesinden gecerek garibaldi ilkokuluna giren bir italyan cocugu kesinlikle vardir. Ve garibaldi caddesinden gecip garibaldi ilkokuluna giren bu cocuk emin olun garibaldinin italyan ulusunu nasil tek basina kurdugunu ogreniyordur. Eger bugun bunu bu sekilde ogrenmiyor ise, zamaninda o sekilde ogrenmistir. Eger bugun karsimizda bir Italya varsa, bir Italyan milleti varsa, garibaldi caddesinden gecip garibaldi ilkokuluna gidip garibaldiyi bir kahraman olarak ogrenen cocuklar sayesinde vardir. Millet yaratmak icin uygulanmasi gereken recete bellidir. Bunu su an karsiniza bir millet olarak cikan her toplum uygulamistir. Uygulamayanlar millet olamamistir. Bu recetenin uygulanisi cografyasina gore farkliliklar gostermistir. Bizim cografyamizda uygulanis sekli Ataturkun ortaya koydugu sekliyle olmustur. Daha ozgurlukcu toplumlarda tabiki daha ozgurlukcu sekilde uygulamaya konulmustur, fakat icerik asla ve katiyen degismemistir. Millet dediginiz her toplumun bir kurucu babasi vardir, kendi resmi tarihi vardir, kendi kahramanlari vardir. Simdi tarihi acip, oradan bu sureci cikarip, karsisina gecip "tu kaka" ilan etmek, en basitinden tarihi anlamamaktir, olaylari kisisellestirmektir, buyuk resmi gorememek, okyanus geciyorum sanip legende debelenmektir. Kaldi ki, Mustafa Kemal'i egosu yuksek olmakla itham ediyorsaniz size su kadarini soyleyebilirim, eger bir tanriya inaniyor olsaydim, sabah aksam yatip kalkip Mustafa Kemal'i egosu tavan yapmis birisi olarak yarattigi icin dua ederdim o tanriya. Insanlarin karsisina gecip herseyi ben bilirim diyebilmek bazen bizlere tasavvur edemeyecegimiz avantajlar saglar. Eger Mandelbrot egosu yuksek bir adam olmasaydi, su an kaos teorisi diye bir teori ortada yoktu. Biz hala uyduruk evren yorumlariyla sacma sapan bir dunya gorusunun pesinden giden insan surusu olurduk. Yani demem o ki, alip karsina yok Ataturk soyleydi, yok Ataturk boyleydi diye atip tutmak kadar bos bir is yoktur. Zamaninizi bunlarla harciyorsaniz, gidip kendinizi bir ucurumdan asagiya atin derim. Bu dunyada siyah ile bayazin olmadigini, herseyin bir sebep-sonuc iliskisi icerisinde gelistigini, asil mevzunun bunu kavramak oldugunu anlayamayan bircok insandan birisisiniz demektir. Sabahtan aksama Ataturk'e taptiklari icin kiyasiya elestirdigi kitleden 1 gram farki yoktur tarihten Ataturk'u cikarip alip karsisina elestiren guruhun, benim kanimca.
  6. yahya

    ATATÜRK by M. Şükrü Hanioğlu

    Vardir aslinda, ama o memleketlerin toplumlari ha babam bunlara kufur etmiyor, aradaki fark bu. Italyanlarin Garibaldisi mesela, kendisini diktator ilan etmis adam. Siz hic ha babam Garibaldiye giydiren bir Italyan gordunuz mu? Tabiki gormediniz. Neden gormediniz? Cunku Italyan toplumu ekonomiden anlamiyor olabilir, askeriyeden anlamiyor olabilir, mafyasiyla yolsuzluklariyla hukuktan da cok anlamiyor olabilir, ama tarihin tarih oldugundan, ondan intikam almaya calismak yerine, okuyup anlamak gerektiginden, sebep sonuc iliskilerinden anliyor. Olgun toplumlar tarihe bir butun olarak ilham ve ders almak icin bakiyor, bizim gibi kufur etmeye adam secmek icin degil...
  7. yahya

    Süreci geliştirme ve ilerleme

    Evrimi cok biliyon ya, evrim de evrim diye sayiklayisin ondan sanirim. Her boka dogal seleksiyon. Baska sekilde aciklamaya kapasiten yetmez zaten. Milleti bilim bolumune gonderecegine azicikda kendin git oku ne yaziyor diye, angut. Arada geliyorsun, "fasitler", "bilgisizler" diye sayiklayip atiliyorsun. Allah sonunu hayir etsin...
  8. Satir baslari; - Zamanin iki barbar kaviminin karsilastirmasi; Cermenler ve Araplar, cografi farklarin ve benzerliklerin kulture etkileri - Islamin ortaya cikisi ve islamin yayilisi - Fetihlerin basarisi ve basarinin sebepleri - Islamin fetihlere etkileri ve fetihlerin islama etkileri - Islamin Araplasmasi ve Arapsizlasmasi - Islamda ic savas
  9. yahya

    Başörtülüyü derse sokmayan profesöre hapis

    Ben universitedeyken kimya hocasi benide sakalliyim diye derse almamisti. Simdi dava etsem iceri attirabilirmiyim acaba?
  10. yahya

    bilim ne zaman bir canlı oluşturacak ?

    Canli olsuturmak icin bilime gerek yok. Bu yastan sonra canli nasil yapilir size biz mi ogretecez? Neyse bilmemk degil ogrenmemek ayip; bakin cocuklar, bebekleri aslinda leylekler getirmezler.... Yahu simdi bizde 18 yas alti cocuklara cinsel icerikli egitim vermekten okka altina gitmeyelim...
  11. yahya

    Afganistan'da kadın dövmek yasallaştı

    Dinler ilahi olmadiklarina gore, hem kulturleri sekillendirecekler, hemde kulturler tarafindan sekillendirilecekler. Yani bu bir sarmal duzen. Etrafimiza bakinca dinlerin her toplum tarafindan farkli algilanip farkli yasanmasinin sebebide budur. Afganistanda gordugumuz gercek bir demokrasi ornegi. Karzai tutup millete "artik kadinlari doveceksiniz" dememis. Karzai kafaniza gore takilin deyince, Afgan milletinin saydigi, taptigi ulema cikmis demis ki; "bizim milletimiz karisina kizina kafa goz dalmayi hak eden bir millettir". Ben buna demokrasi derim. Adamlar kari, kiz dovmek istiyorsa, demokratik bir yonetim tutup buna; "olmaz, dovemezsin, karin, kizin senin essegin degil, bunlarda insan, seninle esit" diyebilir mi? Demokrat ise eger diyemez. Derse diktator olur. Tarihte cikip milletlere karilarini kizlarini dovmeyi yasak eden, ve hatta onlari insan yerine koyup secme ve secilme hakkini verenler diktator ilan edilmislerdir, ornekleri var. Bu yuzden, bu genc Afgan cumhuriyetine birkac tavsiye vermemiz gerekirse, aman halkin isine karisma Karzai, yoksa 50 seneye kalmaz seninde arkandan edilmeyen kufur kalmaz. Sen aynen simdiki gibi halkina gram fayda saglamadan calmana cirpmana bak, kimsenin ayagina basma, birak bu halk birbirini yesin bitirsin, sen karisma, sarmal duzen sarmala baglasin sarila sarila gitsin. Yoksa sonunda sen kotu olursun...
  12. yahya

    HugelKultur

    O zaman bu copunu gom, icinden yiyecek ciksin gibi bir durum oluyor. Surdurulebilirligi var.
  13. yahya

    HugelKultur

    Kullanilan dolgu malzemesine gore sure degisiyor sanirim. Bazi agaclar 30-40 senede curuyormus topragin altinda.
  14. yahya

    HugelKultur

    Gubreleme soyle oluyor anladigim kadariyla, bitkiyi ekiyorsunuz, meyvesini topluyorsunuz, sonra kalani olup topraga geri karisiyor. Alta yerlestirdiginiz molozlarin burada soyle bir faydasi var suyu tutmanin yaninda, bakteriler icin muthis bir ekosistem sagliyor. Olen bitkinin parcalanmasi ve topraga geri besin olarak donusmesi diger klasik tarim ortamina gore cok daha hizli oluyor. Buna ek olarak sene boyunca elinize gelen butun organik atigi bu kulturun icerisine atabilirsiniz. Bu bakteriler organik her maddeyi yapi taslarina kadar ayirarak toprak icin besine donusturebiliyorlar sonucta. Buna ek olarak gubrelemede yapabiliyorsunuz saniyorum.
  15. yahya

    Uri Geller

    Olabilir di! Ancak Uri geller sadece bu televizyon sovunda bukememistir kasigi. Ama kendi duzenledigi butun sovlarda bukmustur. Usta golcu dedikleriniz surekli penalti kacirirlar, Uri Geller ise 1 kez kacirmis, oda ne hikmetse sadeec kendi kontrolu disinda olan bir durumda. Burada bir kirmizi isik yaniyor. Kaldi ki sonrasinda kendisine bir cok kez teklif edilmesine ve hatta tekrar bukmesi durumunda para odulu teklif edilmesine ragmen buna yanasmamistir. Buda 2. kirmizi isik. Dogrudur, insanin aslinda farkinda olmadigi bircok yetenegi mevcuttur. Bilimsel olarak bunlarin aciklamasini henuz bulamamis da olabiliriz. Fakat siz getirip onumuze Uri Geller gibi bir sovmeni ve onun kasik catal bukmesini ornek diye koyarsaniz, ciddiye alinmadiginizda da kusura bakmayacaksiniz. Yani dunyada kaynagini merak ettiginiz yetenek kalmadi, Beethoven sagi sagir nasil beste yapti hic merak etmediniz ve catal kasik buken adami sectiniz hayran olacak, oyle mi...
  16. yahya

    HugelKultur

    Banada aksine cok mantikli geldi. Agac dedigimiz zaten su ve mineral tutabilmek uzerine milyarlarca senede evrilmis bir organizma. Bu olup kurudugunda, icerisindeki butun suyu ve minarelleri kaybetmis demektir. Ama bu kapasiteyi ortaya koyan yapisi hala bozulmadan uzun seneler kendisini muhafaza edebiliyor. Bunu yerin altina gomdugunuzde, bir sungerden farksiz sekilde yagan yagmuru ve yuzeyden yagmur sulariyla gelen minarelleri aynen yasayan bir agac gibi tutuyor. Sen boyuncada ozmotik basinc ile ustteki topragin nemi dustukce saliyor, ust taraf bu sekilde surekli nemli kaliyor. Birde bunu etrafina kayalar ile destekleme sahasi yapiliyor. Kayalar esen ruzgardaki nemi o bolgede hapsediyor. Yani aslinda cok ince dusunulmus bircok mekanizma var devrede.
  17. yahya

    HugelKultur

    Isin esprisi orada aslinda. Bunu bir kere dogru yaparsan 40 sene sulamaya ihtiyac duymadan hasat elde edebiliyorsun. Bende cok fazla anlamam tarim isinden ancak bir ovayi sulayacam diye butun bir jenerasyonun kicina kazik gibi maddi bir yuk bindirip sonrada topraklari sulanmadan onceki halinden beter eden(asiri sulama=asiri tuzlanma) bir memleketin evladi olarak bana bir mucizeymis gibi geliyor. Tabi yinede biraz sorgulamak lazim, aramizda ziraat muhendisi arkadaslar varsa bizi aydinlatsin. Benim arastirdigim kadariyla konuda herhangi kritize eden bir kaynak bulamadim. Herkes ne kadar muhtesem birsey oldugundan bahsediyor hugelkulturun. Kaldiki bu tarla bag bahce olayi degil, bunu kucuk capta yapmakta mumkun. Bahcesi, hatta buyuk saksi koyabilecek alani olanlar dahi bunu cok rahatlikla uygulayabilirler. Sulama capalama derdide olmadigi icin bir kere tohumu ekiyorsunuz, sonrada afiyetle yiyorsunuz anladigim kadariyla. Neyse, ilgilenen ve konu hakkinda daha fazla bilgisi olan varsa dahada derinlemesine arastirma yapilabilir.
  18. yahya

    HugelKultur

    Yeni bir ekim-dikim sekli. Aslinda yeni degil, cok antik ornekleri var, fakat insanoglu (yine) daha once kaybettigi bir bilgeligi tekrardan kesfediyor diyelim. Soylenen o ki, bu sekilde olusturulan ekim-dikim alanlari sulamaya ihtiyac duymadan, klasik ekim dikime gore sene boyu cok daha verimli urun verebiliyor. Once yeri kazip icine curumus kutuk, dal, caput yani odunsal ne bulursaniz dolduruyorsunuz. Bu katman suyu ve minarelleri bir sunger gibi tutuyor ve ustteki tabakalara yil boyu ihtiyac oldukca aktariyor. Klasik ekim yonteminde ustten gelen su, mineraller ile beraber sorul sorul yerin dibine akip gidiyor ve siz tekrar pompalarla o suyu geri cekip tarlaniza tekrar tepeden vermek zorunda kalirken, bu yontem ile bu su yerin dibini boylamadan bitkilerinizin ekildigi katmanin hemen altinda depolaniyor. Ayrica cok daha zengin bir mikrobiyolojik kulture olanak sagladigindan, ust katmanda olen butun organik materyal cok daha cabuk ve etkin bir sekilde parcalanarak topragi surekli besliyor ve etrafina gore daha sicak tutuyor. Iste bazi hugelkultur ekimi ile klasik ekim karsilastirmalari; Soldaki klasik, sagdaki ise hugelkultur. Ve soldaki klasik ekilen kisim, sagdaki hugelkultur hazirlanmaya baslandiginda ekiliyor, yani 2 hafta once! Simdi soru su, bu dunyanin endustriyel tarim ile geldigi noktadaki problemlerine bir cozum olabilir mi? Kapasitesi nedir? Bizden ne ister ve karsiliginda ne verebilir? Gorunen o ki kisa zamanda buyuk vaatlerle geliyor bu yeni kultur.
  19. yahya

    Uri Geller

    Bu hani catal kasik bukuyorum diye televizyona cikip bukemeyen adam degil mi?
  20. yahya

    CFL Ampuller Klasik Ampullere Karsi

    Ilk bilgiye aslinda siz gozlem yoluyla ulasmissiniz. Evet, cfl ampullerin yer yer 10000 saate kadar omurleri oldugu soyleniyor, ancak durum gercekte pekte boyle degil. 10000 saat omru oldugu iddia edilen cfl ampuller, 1000 saat omru oldugu iddia edilen klasik ampullerden yer yer daha cabuk omrunu tamamlayabiliyor. Burada mythbusters yine akla zarar bir deney ile cikiyor karsimiza fakat bizim ilgilendigimiz aslinda deneyin sonucu degil, 10000 saatlik omru oldugu iddia edilen cfl ampulun, 1000 saatlik bir deneyi tamamlayacak kabiliyete sahip olmamasi. https://www.youtube.com/watch?v=qgM0N7GD5Ic - Cfl ampuller her kapama/acmanin ardindan omrunu kisaltiyor. Yani evdeki bircok alan icin oldukca kullanissiz. Sizin banyonuzda gozlemlediginiz gibi. - Bu ampuller civa icermekte. Evin icerisinde herhangi bir kaza sonucu sagliginizi direk tehdit etme potansiyelini gectim, duzgun geridonusumu yapilmaz ise dogaya zehirli atik salinimina sebebiyet vermekte. - Klasik ampuller iddia edilene cok yakin lumende aydinlik saglarken, cfl ampuller iddia edilenden bir hayli dusuk kaliyorlar (klasik ampul: iddia edilen 1000 lumen / gercekte 975 lumen | CFL ampul: iddia edilen:1200 lumen / gercekte: 900 lumen) - Butun bu rakamlar cfl ampulun kalitesine (yani odediginiz paraya) bagli olarak artmayacak aksine dusecektir. Fakat klasik ampulun kalitesine bakmaksizin elde edeceginiz cikti asagi yukari sabit kalacaktir. Aslinda sorun butun bunlar degil. Sonucta cfl ampullerin daha az enerji tukettikleri inkar edilemez bir gercek, bu acidan dogru kullanildiginda faydali bir teknoloji oldugu muhakkak. Fakat yukarida bahsini ettigimiz butun bu yanlis bilgiler yuzunden kamuoyu yaniltilmakta, ayni yanilgiya devletler ve merkezi hukumetlerde dusmekte, bu teknolojiye tesvik verilmekte hatta klasik ampuller yasaklanmakta ve bu durum haksiz rekabete sebebiyet vermekte, ortaya efektif olmayan, sadece kendimizi kandirdigimiz enerji tasarruf politikalari cikmakta diye dusunuyorum.
  21. Buyuk umutlar ile piyasaya cikan, buyuk enerji tasarrufu saglayacagi vaatleri ile hukumetler tarafindan tesvik ve destek goren cfl ampuller acaba bu beklentiyi karsilayabiliyorlar mi? Klasik ampuller ile karsilastirildiklarinda bizlere uzun vadede gercekten bir kazanc sagliyorlar mi? Peki biz bu konuya bakis acimizi konumlandiriken, butun manipulasyonlardan, onumuze konanlardan uzak bir sekilde bilgiye dayali bir fikir edinebildik mi? Butun bu sorulara bu baslik altinda cevapar arayabiliriz, tabi ilgilenen arkadaslar olursa. En temel ihtiyaclarimizdan birisi olan aydinlanma icin onumuze konan ve bize tasarruf sagladigi iddia edilen cfl ampulleri hic sorguladik mi? Ben cevap verirsem bu soruya, sorgulamadim. Buyuk bir kampanya ile onume konani sadece kabul ettim, ayiptir benzetmesi aynen bir zamanlar ailemin buyuk kampanyasi ile onume konan dinim gibi Bunun dogru olup olmadigini ne arastirdim nede test ettim acikcasi. Belki surekli bir yerden digerine tasiniyor olmam bunu uzun bir zaman dilimi icerisinde test etmeme imkan vermedi ama hic aklima gelipte arastirma ihtiyaci duymadim, ta ki birkac gun oncesine kadar. Ogrendiklerim bu konudaki fikrimi degistirmeye yetecek acikliktaydi. Bunlara gecmeden once, aramizda bu konu hakkinda bilgiye dayali bir fikri olan var mi? Bakalim aramizda ne cevherler varmis, yada hic varmiymis
  22. yahya

    Küçük Muhteşemdir -

    Gerzekce zevzeklik etmek icin lutfen ateistcafe bolumunu kullaniniz, haci kiziyor.
  23. yahya

    Emergence Teorisi

    "Emergence" karsiligi Turk akademi cevrelerinde "Zuhur" olarak geciyormus, bende yeni ogrendim. http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=54396
  24. yahya

    Kaos Teorisi Ve Salih Amca

    Aynen. Onumuzde bir oruntu(patern) var, ve biz bu oruntunun ne kadarini gorup tespit edebilirsek, bunun ilerisinde ne olabilecegini de deneyimlerimizden tahmin edebiliyoruz. Yukaridaki ornekten gidersek, mesela bir mantarin o sene daha koyu renkte veya daha acik renkte ortaya cikmasi cok karmasik kaotik bir sistemin sonucudur ve bunu su anda hesap etmemize imkan yoktur. Ayni sistem eger havanin ileride nasil olacaginada etki ediyor ise, yazin gorulen mantarin renk tonuna bakarak, tecrubemizle bazi tahminlerde bulunabiliriz ve bu tahminler sanstan ote bir gecerlilige sahip olabilir. Mesela yukarida Salih amca bu durumu tam anlamadigi icin kendince bazi ritueller ile suslemis, her 1 ay icin 1 gun adamasi, gece/gunduzun ilk yarisi/son yasrisina denk gelmesi vs. Ama biz bu bilgiler isiginda baktigimizda Salih amcanin ne yaptigini veya ne yapmaya calistigini biliyoruz, anliyoruz ve isin guzel yani, seninde dedigin gibi haci, hepsi bu. Bu konuda bir bosluk yok, kafa karisikligi yok. Anlayabiliyoruz, cozebiliyoruz. Guzel bir his.
  25. Meteoroloji bilimi oldukça karmaşık değişkenlerle uğraşır. Sürekli olarak havadan ve karadan alınan yüzlerce ölçümle, önümüzdeki birkaç günün hava tahmini yapılmaya çalışılır. Tahminler 3-4 günlük bir aralık için oldukça isabetli olabilirken, genellikle daha uzun süreler için tahminlerdeki isabet oranları düşmeye başlar. Hatta birkaç hafta sonraki hava hakkında tahmin yapmanız neredeyse imkânsızdır. Daha da kötüsü bu kısıtlılık, teknolojik yetersizlikten kaynaklanan, ileride bir gün üstesinden gelmeyi umabileceğimiz bir takım yetersizliklerden dolayı değildir. Uğraştığımız şey, yani atmosfer, kaotik bir sistemdir (Bkz. Kaosu Anlamak). Ölçüm yaptığınız an itibariyle gözden kaçırabileceğiniz (adeta bir kelebeğin kanat çırpması kadar) çok minik bir değişiklik, yapacağınız tahminlerin bir süre sonra gerçek hava koşullarıyla ilgisiz hale gelmesine neden olur. Çünkü tüm kaotik sistemler gibi atmosfer olayları da ‘başlangıç şartlarına çok hassas bir biçimde bağlı’dır. Dünyanın tüm yüzeyini aralarında birkaç santimetre aralık olan ölçüm cihazlarıyla donatsanız ve her cihazdan saniyede bir ölçüm alsanız bile, cihazlar arasındaki boşluklarda ve saniyeler arasındaki zaman dilimlerinde gözünüzden kaçan minik hadiseler, zamana bağlı tahminlerinizin kesin olmasını engelleyecektir. Kısacası, bu aşılamaz kesinlik engelinden dolayı, televizyonlarda ve meteoroloji sitelerinde ancak birkaç günlük hava tahminlerini izleyebiliyoruz. Günümüz bilimsel bulguları bizlere daha uzun süre hava tahmini yapmayı yasaklarken, bu yasağı hiçe sayan birisiyle ilgili ilginç bir araştırmadan haberim oldu geçenlerde. Ekolojik araştırmalar amacıyla Anadolu’yu karış karış gezen bir dostum, bana ‘Salih amca’dan bahsetti. Salih amca, Anadolu köylerinden birinde yaşamını sürdüren bir yörük ve ilginç bir uzmanlık alanı var. Yılın belli bir zamanında, genellikle Ağustos ayının ikinci yarısında kırlara çıkarak 12 günlük bir süre boyunca tabiatı gözlemliyor. Oldukça dikkatli ve ayrıntılı bir şekilde gerçekleştirdiği bu gözlemlerin ardından, gözlem süresinin bitiminden itibaren bir yıllık bir süre için çok cesur hava tahminleri yapıyor. Kendi ifadesine göre gözlem yaptığı on iki günün her birisi bir aya karşılık gelirken, her günün öğleden öncesi karşılık geldiği ayın ilk yarısına, öğleden sonrası ise ikinci yarısına dair işaretler taşıyor. Şaşırtıcı olanı şu ki Salih amca’nın tahminlerinde yakaladığı isabet modern meteorolojinin sağlayabileceğinin çok çok üzerinde ve köylüler bütün işlerinin Salih amca’nın tahminlerine göre düzenliyorlar… Olayı aktaran arkadaşım benden fikrimi soruyordu, ‘böyle bir şey bilimsel olarak açıklanabilir mi?’ diyerek. Bu şaşırtıcı olayı duyduğumda, ilk tepkim şaşırmak, hatta biraz ‘inanmazlık’ oldu. Fakat konuşma ilerledikçe, (ve bir ara 5 yaşındaki kızımın günlerce önce bir kağıda çizip mutfaktaki buzdolabına yapıştırdığı renkli sarmal şekli gözüme ilişiverince) uzunca bir süredir amatör bir merak olarak ilgilendiğim ‘fraktal geometri’nin, kaos fiziğinin ve yeni bilimsel paradigmaların özelliklerini düşünüp bu olayla ilintilendirme fikri uyandı bende. Böylece sanıyorum Salih amca’nın yaptığı şeyi biraz olsun anlama imkânım oldu. Şöyle ki: Fraktaller, kaosun resmi olarak da adlandırılan, karmaşık matematiksel formüllere dayanan olağanüstü geometrik biçimlerdir (Bkz. Kaosun Resmi: Fraktaller). ‘Olağanüstü’ terimi lafın gelişi aslında; bu gün doğada son derece olağan olarak bulunan birçok biçimin, ağaçların dallarından tutun, akciğerlerimizdeki havayollarının dallanmalarından, karnıbahar bitkisinin veya gökteki bulutların o karmaşık şekillerine kadar neredeyse tüm doğal oluşumların, aslında ‘fraktal’ kurallara uyduğunu; yani ‘doğal fraktaller’ olduklarını biliyoruz artık. Fraktaller, kaotik formüllerin bilgisayarlar marifetiyle defalarca (binlerce, bazen milyonlarca kez) tekrarlanması sonucu oluşturulan karmaşık biçimlerdir. Doğal biçim ve olaylarla da yadsınamaz bir takım bağlantılar içerirler. Çok ayrıntıya girmeden, fraktallerin bir-iki özelliğini kısaca tanımlamakta yarar var: Kaotiktirler, çünkü biçimleri, kendilerini oluşturan fomüllerin veya parametrelerin başlangıç şartlarına hassas olarak bağlıdır. Formüllerde çok küçük farka sahip iki başlangıç noktası, birbirinden çok farklı biçimleri üretebilir. Fraktallerin önemli bir başka özelliği ‘kendine benzerlik’ dediğimiz durumdur. Bunu aslında günlük hayatımızda da gözlemleyebiliyoruz. Bir ağacın köklerinin ve dallarının dallanma sistemi ile, dallardan çıkan küçük dalların, bu dallardan çıkan yaprakların ve yapraklar üzerindeki damarlanmaların dallanma biçimleri benzerdir. Yani, dallanma örüntüsü, kendini değişik ölçeklerde, aynen olmasa da, tekrar eder (Daha ayrıntılı bilgi için bkz: Fraktaller: Kaosun Resmi başlıklı yazım). Bu fraktal geometri özellikleri aslında kaotik sistemlerin de ortak özellikleridir. Kaotik sistemler de başlangıç koşullarına hassas bir biçimde bağlıdırlar (yani hava durumu gibi kaotik bir sistem göz önüne alındığında, Pekin’de bir kelebeğin kanat çırpmasının, Texas’da bir fırtınanın kopmasına yol açabileceği söylenir; ki bu durum ‘kelebek etkisi’ olarak ünlenmiştir) ve küçük ölçeklerde kendine benzerlik özelliği sergilerler. İşte özellikle iklimsel olayların kaotik karakterde olması, Salih amca’nın yaptığı hava tahminlerini kısmen anlayabilmenin yolunu açıyor bizlere. Hava koşulları ‘kaotik’ tabiatlı olduğundan, her ne kadar rasgele etkilerle başıboş bir seyir izliyormuş gibi gözükse de, içkin bir düzen içinde hareket ettiğini biliriz (Kırkikindi yağmurları veya Muson rüzgarları gibi periyodik hadiseler hep tekrarlanır). Eğer bu sistem kaotik ise ve küçük ölçeklerde kendine benzerlik özellikleri sergiliyorsa; sistemin seyir düzeninin zaman içindeki küçük bir parçasına bakarak, ileride izleyebileceği yollar ve geçireceği durumlar -bir dereceye kadar- öngörülebilir. Hatta şartlar uygun olduğu takdirde, değişik zaman pencerelerinde yapılan gözlemlerle yine farklı genişliklerde tahminler üretilebilir. Kuramsal olarak, nereye ve ne zaman bakacağınızı bilirseniz, bir saat gözlemle gününüzü; bir günlük bir gözlemle önünüzdeki bir yahut 10 yılı, kaba hatlarıyla öngörebilme olasılığınız var! Çünkü bu tip sistemlerde, kaotik ve fraktal bileşenlerin varlığına dair güçlü sinyaller var ve bu kanıtlar gün geçtikçe artıyor. Bunu öngörebilmek için temel şartlardan birisi, sistemin böyle bir örüntüye sahip olduğunu ‘bilmek’, bir diğeri ise, küçük parçalardan daha büyük desenleri üretebilecek ‘algoritma’ya aşina olmak olsa gerektir. ‘Olsa gerektir’ terimini de boşuna kullanmadım; zira bilimsel olarak, bu tip büyük tahmin ve dönüşümler için böyle bir algoritma dönüşümü yapılamıyor; çünkü koşullar bizim geleneksel bilimsel yöntemlerimiz için çok karmaşık. Sınırlı sayıda değişkene sahip deneysel bir sistem için bu mümkünken, doğal koşullar, başedilemeyecek bir karmaşıklık (kaos) sergiliyorlar ve bu da onların formülleştirilmesini imkansızlaştırıyor. Bilim bu gün için sadece, oldukça kaba ve yaklaşık modeller üzerinden çalışmak durumunda. Bu tahminleri, derin bir tevazu ile, yaşamlarını düzenlemek, ekim-dikim zamanlarını belirlemek gibi amaçlara yönelik yaşamsal bir veri olarak kullanan köylülerin, ‘bilime katkı yapmak’ veya ‘evreni anlamak/onu manipüle etmek’ gibi bir kaygıları da yok. Onlar belki de sadece -bir şekilde- bizim için hep orada olan mesajları okumayı biliyorlar. Gereken tek şey, yıllar içinde kazanılabilecek bir ‘tabiat bilgeliği’ gibi görünüyor. Yolu ne olursa olsun, Salih amca ve hemşehrileri bunu belki de yüzyıllardır başarıyorlar. Belki de açıklama aramamız gereken yer, matematik ve fizik formüllerinin dışında bir yerdir. Zira henüz yörükleri, hesap makinasiyla uğraşırken bile gören yok! Tek üstünlükleri var; betonlar içinde sıkışmadan, tabiatın içinde geçen bir ömür… Kısacası, kaybettiğimiz bilgelik muhtemelen dışarıda bir yerlerde bizi bekliyor… Hatta belki de ‘içerde bir yerlerde’… Ahmet Polatlı http://www.makaleler.com/bilim-makaleleri/kaos-teorisi-ve-salih-amca.htm
×
×
  • Yeni Oluştur...