Jump to content

Tengiz

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    768
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

Tengiz Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

990 profil görüntüleme
  1. Tengiz

    Hamas' ın Son Olaylar Açıklaması

    Evini senden alan, vergini senden alan, seni fakirliğe ve yokluğa muhtaç eden, senin de hakkın olan arazi üzerinde hakkını hiçe sayıp o araziyi ilhak eden bir güce karşı taş ve sopayla değil silahla mücadele gerekir ama Filistin'in buna gücü yetmez. O direnişte askermiş, kadınmış, sivilmiş... hiç önemi yok. Ne kullanıldı? Taş. Karşı taraf ne kullandı? Kurşun. Olay niye çıktı? Trump adlı bir manyağın prim sevdasından? Kim haklı? Filistin halkı. Kim mazlum? Filistin halkı. Kim zalim? İsrail devleti. Irk düşmanlığı besleyenler, Arap düşmanlığı besleyenler, kansız ideolojilerin peşine düşmüş olanlar olan-biteni sevebilirler, alkışlayabilir. Soysuzluk, şerefsizlikte böyle bir şey zaten.
  2. Tengiz

    Sosyalizm Hakkında Bir Soru

    Devletin olduğu yerde rekabet can çekişiyordur. Ne devleti olduğu önemli değil, bir yerde bir şeylere burnunu sokan bir üst otorite varsa rekabete hançer saplanmış demektir. Sorun da orada. İnsan tabiatı gereği yaratıcıdır. Bu yaratıcılığı teşvik eden faktörler var mesala daha çok kazanmak, daha zengin olmak hırsı. O bunu yapıyorsan ben ondan da iyi yapacağım, gelip benimkini alacaklar! Eğer devlet insanın tabiatında olan bu hissiyatı kırıp kaliteyi standarta sokarsa ne olur? Bugün kaç tane telefon markası var? Adamlar kameranın pikselinden tut, işlemci hızı, şarj süresi, ergenomisi, estetiği... hepsi üzerine yarışıyorlar. Al bu üretim gücünü devlete ver, ne yapar biliyor musun? Dağıtır herkese Nokia 3310 gibi bir telefon, o kadar. Bu işte para kazanamayacağını bile mühendisler de kafa yormazlar bu teknoloji için. Sosyal devlet dediğin şey alır seni bu dönemde taş çağına götürür, Küba örneğidir. O zamanki makineler ile şimdikiler bir mi? Şimdikilerin (her ne olursa olsun, ne için olursa olsun) işlem kapasitesi çok büyük. Her şey elektronikleşiyor ve doğal olarak daha da hassaslaşıyor. Hayır, rekabette öyle bir şey yok. Herkes birbirinin gözünü oyuyor. Eğer bir sektörde müşterinin ihtiyacı uzun süre bozulmayan bir makine ise o zaman ona göre arz ediliyor. Müşterinin beklentisine göre şekilleniyor bunlar. Kullanmazsın apple olur biter. Apple bir halt yedi ve cezasını kendi çekti. Müşterisini kaybetti... Bakın burada şöyle bir güzellik var. Neyin nasıl olması gerektiğini belirleyen talep! Yani üretim faktörü kullanıcının isteğine göre şekilleniyor. Eğer bunları devletin eline verirsen üretim tepeden dayatılacak, halkın isteğine göre çeşitlilik göstermeyecek! Hayır, istedikleri gibi değiştiremezler. 40 tane firma var, biri bir halt yerse müşteri "allah belanızı versin" der başkasına geçer. Misal, facebook. Haber çıktı, kullanıcı bilgileri Trump'a satılmış diye, birkaç gün içinde milyarlarca zarar ettiler! Bu, bu kadar basittir. Özgür piyasada yediğin haltın cezasını cebinden ödersin o yüzden istediğin gibi değiştir, karıştır gibi bir hakkın olamaz.
  3. Tengiz

    Sosyalizm Hakkında Bir Soru

    İktisatta basit bir şey vardır. Arz ve talep Bizim altyapıya ihtiyacımız var mı? Var. Niye bunu arz eden biri çıkmasın? İllaki bunu devlet mi yapacak. Yapar. Peki hangi standartlarda yapacak? Kendi belirlediği. Peki özgür piyasada standartı kim belirler? Rekabet. Rekabet demek kalite demektir, bolluk demektir. Devlet gelir oraya altyapı yapacağım diye en kalitesizini, en çok masrafla, aylarca uğraşarak yapar gider. Kim hesap soracak? Şirket gelir oraya, adamakıllı hizmet vermiyor mu? Yapışırsın boynuna, sırada 20 tane daha var gider onlara yaptırırım dersin def eder gidersin. Hangisi daha verimli sence?
  4. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Sağduyu Ben de nesh kavramını biliyorum ama komik olan ne biliyor musun? Senin çıkıp "bu ayet diğerini neshediyor" demen. Neye istinaden bunu söylüyorsun? Sen müslüman bile değilsin nasıl Kur'andan "bu, bunu neshediyor" diye bir kanaate varabilirsin. Salladın. Başka adı var mı bunun? Baya bildiğin uydurdun. O ayeti diğer ayetin reddettiğine dair ne var elinde? Neye göre bunu söylüyorsun? Ben söyleyeyim. Din gibi sarıldığın fikirlerini doğru çıkarmak için uydurdun gitti. Sağduyu Sen çıkıp "bu ayet bunu neshediyor" diye fetva vermezsin. Ancak uydurursun ki öyle yaptın. https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/nesh-nesih Al bak bu sitenin yazarları sünni müslüman. Bakalım bu adamlar neye inanıyorlar Al bu adamlar müslüman, senin dediğinin tam tersine inanıyorlar. Senin iddian "müslümanlar her gördüğü dinsizi öldürmeye kast eden canilerdir" değil mi? Al işte sana canlı örneği. Hani "bütün islam alimleri" senin gibi düşünüyordu, bunu sen yazmadın mı? Uyduruyorsun, uydurduğunu da kaynak belleyip bir de benim önüme koyuyorsun, komik duruma düşürüyorsun kendini farkında değil misin? Verdiğin ayetlerde bulduğunuz yerde öldürünü büyük yazıyorsun, esir alını görmüyorsun! Bana diyorsun ki "al işte ayet diyor, bulduğunuz yerde öldürün diyor." Devamında esir alın diyor. Onu niye okumuyorsun? Görmüyor musun? Yok, işine gelmiyor. Çünkü senin derdin bir şey öğrenmek, kendini geliştirmek, perspektifini geliştirmek değil. Sen hep haklısın ve ne yazık ki hep öyle kalacaksın. Sağduyu Senin zekanda bir problem mi var? İki kaynağın da arapların elinden çıkmış olması ikisinin de birbiri ile eş, açıklayıcı metinler olduğu yönünde bir referans oluşturur mu? Sen hiç mi bilimsel disiplin öğrenmedin? Kahvehane ağzı bu konuştuğun senin. Bana ne kim yazdıysa yazdım kardeşim, ister ingilizi yazsın ister acemi. Bir kitap diğeriyle çelişiyorsa o kitap diğerine açıklayıcı olamaz. Bu cinayet romanı da olsa böyle, semavi kitapta olsa böyle. Bu kadar basit, nasıl anlamıyorsun bunu ya? Bu kadar kör olamaz bir insan. Bir de ikide bir "iman etmişsin" "sen modernist müslümansın" "dincisin" diye zırvalayıp duruyorsun. Çıktım dedim ki sana "pek inançlı bir insan değilim." Hatta açıkladım yazdım bunu. Kafanda aldın beni dinci yaptın halen bana dinci diyorsun. Mevzubahis benim inancım, ben inancımı açık açık söylüyorum çıkıp bana "yook o öyle değil, sen böylesin" diye nutuk atıyorsun. Zaten kendi ağzımla ifade ediyorum inançla ilgili fikirlerimi, sana benim inancım ile söz mü düşüyor? Benim inancım hakkında BEN, BİZZAT BEN ne olduğumu ifade ediyorum ya sen kimsin ki benim hakkımda benim ifademi geçersiz kılıp kendi ifadenle beni tanımlayacaksın? Artık ağır konuşacağım, artık bu tartışmayı burada bitir. Haddini fazlasıyla aştın, terbiyesizlik yapmaya başladın. Bak burada democrassian diye bir çocuk var, belli ergen, muhatap almıyorum. Bu gidişle seni de almayacağım ve zamanımı sana harcamaktan imtina edeceğim. Senin gerçekten zeka problemlerin var sanırım. Sana diyorum ki "kur'anda kılıç zoruyla müslüman etmek yoktur!" Benim iddiam yalnızca bu. Hayata Kur'an perspektifinden bakan bir insan değilim, kimseyi de o perspektiften bakması yönünden teşvik etmiyorum. Konu "kur'anda böyle bir şey var mı yok mu?" Ben de bu konuyu araştırdım, biliyorum. Olay bundan ibaret. Niye bir türlü kafan basmadı buna? Yok sen dincisin, yok sen arap perspektifinden bakıyorsun... Daha benim, bırak şu konuyla alakalı, kendimle alakalı kurduğum iki cümleyi anlayamıyorsun, kapasiten buna yetmiyor senin. Senin artık zaman harcamıyorum. Al bunu kopyala, istediğin kadar yaz söv altına. Democrassian'a yaptığım gibi tenezzül edip okumam bile.
  5. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Sevgili Sağduyu Tartışmamızın burada bitmesine sevindim. Kısır bir döngüye girmişti. Görüyorum ki tartışmanın sonunda zeytinyağı misali üste çıkmaya azmetmişsiniz. Kendinizi haklı hissetmeniz için beni de "dinci" olmakla yaftalamışsınız, yazık. Aynı ayette, aynı satırda "bulduğunuz yerde öldürün" ifadesini görüp "esir alın" ifadesini göreyecek kadar, inançlaştırdığınız fikirlerin gölgesinde kalmış, kör olmuşsunuz. Altını çizeyim, sırf iddianızın doğruluğu için hangi ayetin diğerini geçersiz kıldığı yönünde bir kanaat bile kıldınız. Sizin fikrinizle uyuşmayan ayetleri geçersiz kıldınız. Sen haklısın. Her durumda, her şartta haklısın. Hep haklı olduğun için hiçbir zaman öğrenemeyeceksin. Hiçbir zaman hayatı daha geniş bir perspektiften göremeyeceksin. Umarım değişirsin ve daha kaliteli bir hayatın olur, temennim bu. İyi günler diliyorum.
  6. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    http://www.wiki-zero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQmlybWluZ2hhbV9RdXJhbl9tYW51c2NyaXB0 Şimdi mürekkebini de araştırıyorlar. Neyse, bu meseleyi çokça tartıştık. Aynı şeyleri tekrar etmenin bir gereği yok. Hayır. Savaşla ilgili olan bütün ayetleri. Senin yaptığın bizim Bektaşinin fıkrasına benziyor. Bizim Bektaşi'ye sorumuşlar "Babaerenler niye namaz kılmıyorsun?" Erenler de demiş "ee Kur'anda yazıyor ya, namaza yaklaşmayın" diye. Demişler "Erenler nerede yazıyor yahu öyle bir şey, biz hiç görmedik." Erenler açmış kur'anı göstermiş "alın işte burada, namaza YAK-LAŞ-MA-YIN." Adamlar bakmış "Erenler ama başında "sarhoşken" yazıyor" demişler. Bizim Bektaşi de demiş "ee benim gözüm orayı iyi seçmiyor." Seninki aynı hesap. BULDUĞUNUZ yerde öldürün Peki yakaladığımız yerde nasıl hapsedeceğiz ondan sonra? Cesetleri mi hapsedilecek? Savaşta, düşmanınla karşılaştığın yerde onu öldürürsün ya da o seni öldürür. Adam teslim olduysa da ne yapıyorsun? Teslim olanı öldürmüyorsun. Adamı fidye ile, fidyesiz, din değiştirme şartıyla...(bir daha müslümanlara savaş açmayacağına emin olunduktan sonra) serbest bırakabiliyorsun. Ortada çelişen bir şey yok. Allah için sefere çıkın demenin "savaşı siz başlatın" demek ile alakası yok. Bu görünmez bağı, bu konudaki katı fikrin yüzünden sen işliyorsun. Bulduğunuz öldürünü görüyorsun ancak "hapsedin" kelimesini bir anda görmez oluyorsun. ....
  7. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Sevgili Sağduyu. Ben bu konuyu yazan kişiye konuyla ilgili bir ileti attım. Sonra sen benim iletime karşılık verdin ve tartışma böyle başladı. Ben senin "islamla ilgili eleştirilerim" adlı bir iletine cevap vermedim. Kur'anın palavra olup olmadığı başka bir tartışma konusu ki beni zaten pek ilgilendirmiyor. Bizim milletimizin büyük bir bölümü kendini sünni müslüman olarak görür hatta attığım siteye bakarsan Türkiye bu konuda birincidir. Bizim milletimiz için din; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, kötülük yapmamaktır. Anadolu müslümanının din anlayışı budur. İki tane yobaz çıkıp "vurun, kırın, yağmalayın" dese dahi bu bizim anadolu insanımızın islam anlayışını değiştirmez. Bizim insanımız, islamın savaşla yayılması gerektiğine, insanları müslüman yapmak için ülkelerini işgal etmemiz gerektiğine, zorla insanların dinini değiştirmemiz gerektiğine falan inanmıyor. İstersen git sokakta geçenlerle konuş, yüz kişinde 99'u sana aynı şeyi söyleyecektir. Hayır. Bahsettiğin şey derlenmesi ve kitap haline dönüştürülmesiyse bildiğimiz kadarıyla Ebubekir ve Ömer dönemine tekabül ediyor bu. Dolayısıyla asırlar sonrası değil. Ha sen bu malumatın yanlış olduğunu iddia ediyorsan o farklı bir şey, aksini ispatlar nitelikte deliller getirmen lazım. Sebebini birçok kez yazdım son kez yazayım. Biri Allah'ın sözü, diğeri muhammed peygamberin sözü. (islami pencereden bakıyoruz! Oradan görmeye çalışıyoruz çünkü biz şu an müslüman birinin bu meseleyi nasıl değerlendirebileceğini merak ediyoruz.) Biri diğerinden asırlar sonra yazıldı ve diğeri ile örtüşmüyor, çelişiyor. Benim herhangi birini kabul edip etmediğim nerede vaki oldu? Ben ikisini de kabul etmeyebilirim, doğru bulmayabilirim ama bu hakkında objektif bir yorum yapamayacağım anlamına gelmez. O, onu öyle yapanın sorunu. Ona sorarsınız neden birini kabul ediyorsun da diğerini kabul etmiyorsun diye. Objektif bakacağız dedik değil mi? Bu ne demek? Ön yargılarımızdan uzak, olabildiğince arındırılmış. Ben hadisleri görmezden gelmiyorum dediğim çok basit, iki kitaptan biri diğerini açıklamak konusunda referans seçilemez. Bunu hadis ve kur'an içinde söyleyebilirim yahut bir cinayet romanı ve kimi okurun yorumu için de söyleyebilirim. Sadece bu ayete bakıp, bu konudaki diğer tüm ayetleri yoka saymakla ancak yerimizde sayarız. Bunun için bir cinayet romanını örnek verdim. Aşçı mutfaktan bıçağı aldı yazıyor diye aşçı katil olmaz. Bütün kitabı okursun sonra öğrenirsin kimin olduğunu. Bir müslüman, kur'anı okuduğunda "burada çelişki var" diyemeyeceğine göre anlam bütünlüğü kurmak zorunda. Hepsini ele alınca ne çıkıyor peki? Sana karşı savaş mı açtılar? Sen de savaş. Savaşta galip mi oldun? Zulmetme. Bedelini öderlerse artık savaştan vazgeç. Burada savaşı karşı taraf başlattığı için ve gayesi müslüman toplumun belini kırmak olduğu için zulme kalkışmış demektir. O halde yarattığı tahribatın bedelini ödemesi arz edilir. Savaş tazminatı öder, yaptığının yanlış olduğunu kabul eder, din değiştirebilir... Peki savaşta alınan esir, din değiştirmeden serbest bırakılabilir mi? Artık kâfirlerle karşılaştığınız zaman onları güçsüz (zayıf) bırakıncaya kadar boyunlarını vurun. Bağlarını kuvvetlendirin (esirleri sıkıca bağlayın). Nihayet savaşı, onun ağırlıklarını (silâhlarını ve savaş levazımatını) bırakınca da onları, ister lütuf olarak (bedelsiz) veya fidye alarak (bedel karşılığı) (bırakın). İşte böyle. Ve eğer Allah dileseydi, elbette onlardan intikam alırdı. Ve lâkin (bu) sizin bir kısmınızı, diğer bir kısımla imtihan etmek içindir. Ve onlar ki Allah yolunda öldürülenlerdir, o taktirde onların amelleri boşa çıkarılmaz. Evet. Neye istiyorsan ona inan. Görünen o ki sen benden bile inançlı çıktın. Benim hakkımda bile karar verdin ve verdiğin kararın yanlış olduğunu sana bizzat, birinci elden benim söylemem karşın halen kendi inancına iman ediyorsun.
  8. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Kur'an neden insanlara seçme hakkı vermesi birincisi benim iddiam değil. Bu defalarca zikredilen bir şey. Bunu açıkça yazıyor zaten. Buna rağmen neden malum çocuğun öldürüldüğü ve kavimlerin helak ettiğinin ise cevabını benden alamazsın. Sen de değilsin. Sana "sen uzmanı değilsin, hiçbir konuda zerre laf diyemezsin" denilebilir mi? Niye her şeyi birbiriyle karıştırıyorsunuz? Ben iyi bir şef değilim diye güzel menemen yapamaz mıyım? Yukarıda da izah ettim, ben bu meseleyi araştırdım dedim. O yüzden hakkında konuşabiliyorum. O yüzden kendimde bu hakkı buluyorum. Sen bana araştırmadığım yerden suallerle geliyorsun ben de sana diyorum ki ben alimi değilim, alimi olanıyla tartış. Ben seninle iyi menemen nasıl yapılır sualini tartışabilirim ama lazanya nasıl yapılır bilmem. Bu kadar basit işte. Bildiğim konu hakkında konuşuyorum, bilmediğimde de niye yorum yapayım? Ben islam alimi değilim diye zır cahil değilim ya. Şef değilim diye açlıktan ölmüyorum ya! Hayır. Basitçe hayır. Bütün islam alemi ne kadar karışık biliyor musun? https://web.archive.org/web/20161226113158/http://www.pewforum.org/2012/08/09/the-worlds-muslims-unity-and-diversity-1-religious-affiliation/#identity Evet, çünkü çelişiyor. Benim çimenin yeşilliğini görmem için botanik mi okumam lazım? Niye benim ifadelerimi oraya buraya çekiyorsun? Ben hiç böyle bir şey yapmıyorum halbuki. Kendi fikrimden tut burada ifade ettiğim her şeyi oraya buraya çektin ve ben sürekli sürekli, en basit örneklerle yeniden izah etmek zorunda kaldım. Ben sana "ben islamdan zerre anlamam, zır cahilim" demedim ki. İslamı külliyen bilmem, bildiğim hususlar var onun üzerine konuşuyorum dedim. Bunu niye "madem alimi değilsin niye bunu öyle iddia ediyorsun?" gibi bir tarafa çektin. O zaman ben sana çıkayım "sen islam alimi misin? O halde islam hakkında tek kelime edemezsin" diyeyim. Saçma değil mi? Benim fikrim bu olsa daha konunun başında sana bunu söylemem gerekmez miydi? Niye sen sünni ateist misin? Senin görüşüne uyan çelişmiyor öyle değil mi? Sen zaten bu konuda kesin kanaatini vermiş ve bu kanaate iman etmişsin. Gözünü objektif olabilmek fikrine kapatmışsın. Böyle bakarsan hayata "bu kesin doğru" dediğin herhangi bir şey için milyonlarca delil bulabilirsin kendine. Neden biliyor musun? Çerçeven yok, denklemin yok. Hadisler Kur'an ile çelişse bile Kur'andan asırlar sonra yazılan hadisler Kur'anı açıklar fikrinin delili ne? İkisini de Arapların yazmış olması mı? Bu mu yani kurduğun denklem. Ne kadar çürük tahtalar üzerinde dans ettiğini gerçekten fark etmiyor musun? Artık bıktım. Benim din ve inanç hakkındaki fikrimi sordun sana söyledim. Ben dediğin gibi bir müslüman olsam ben öyleyim derdim. Sürekli lafımı çarpıtıyorsun, konuyu çarpıtıyorsun, bana ithamlarda bulunuyorsun... Biz millet olarak bir şeyi algılayamıyoruz, sadece sen de değil çoğunlukta bunu keşfettim. Bir insan bir şeye "e burası doğru" derse illaki ondan olmak zorunda değil. Bu kadar basit bir şeyi idrak edemiyoruz. Sen eşcinsel haklarını savunuyor olsan eşcinsel olmak zorunda mısın? Sokak hayvanları savunsan sokak hayvanı olmak zorunda mısın? Yahu ben "hayır, islamda kılıç zoruyla müslüman etme kur'anda yoktur" dedim diye illaki müslüman olmak zorunda mıyım? Bu kadar basit şeyleri tartışmayalım artık.
  9. Tengiz

    Sosyalizm Hakkında Bir Soru

    Katılma. Kapitalizmin zengini daha çok zengin ettiği, fakiri daha da fakirleştirdiği külliyen yanlıştır. Zengini daha da zenginleştiren ve fakiri daha da fakirleştiren devletlerin pençesine sıkışmış, devletçilik yüzünden tam kapasitesine çıkamayan kapitalizmdir. Fakir neden yatırım yapamıyor? Neden kendine bir dükkan açamıyor? Neden ticarete giremiyor? Bu adam sağda solda çalışıp biraz birikim yaparak bu hayallerine neden ulaşamıyor? Vergi, stopaj, izin... İnsanlar istediği sektörde gidip istediği üretimi yapamıyor. Devlet, bunu yapacaksın bunu yapmayacaksın, bunu böyle yapacaksın, bunu böyle yapmayacaksın hatta bunu bu fiyata satacaksın diye üreticilerin gırtlağına sarılıyor. Rekabet tam kapasiteye ulaşamıyor, kalite optimum noktada artmıyor, üretim çeşitliliği ve miktarı tam rekabet seviyelerinde umulan aşamalara ulaşmıyor. Bunun sebebi devletin piyasadaki tahakkümüdür. Evet, var. Birçok sosyalist ve komünist akım olsa da içinde devletçi olanlar (hatta anarşist komünizm de dahil olmak üzere) hepsi insanları eşit derecede fakirleştirir. Eşit derecede yaratıcılığını öldürür. Eşit derecede köreltir. Bakunin ki kendisi iyi bir ekonomi uzmanı falan da değildir ama iyi bir fikir adamıdır. Enternasyonal toplantısında çıkıp diyor ki "siz demek alıp işçiyi, emekçiyi iktidar partisi yapacaksınız ve devleti onlara teslim edeceksiniz öyle mi? Peki onlar, o koltuğu oturduktan sonra artık işçi ve emekçi olarak mı kalacaklar yoksa devrim yapıp indirmeyi umduğunuz diktatörler gibi mi olacaklar? Bence diktatörlerden bir farkı olmayacak. Eğer toplum yönetimini aşağıdan yukarıya değil, yukarıdan aşağıya inşa ederseniz insanoğlunu diktatörlükten kurtaramazsınız." Bakunin bu sözü söylediğinde daha SSCB falan da kurulmamıştı. Aradan 1.5 asır geçti neredeyse ve bugüne kadar kurulan bütün komünist-sosyalist devletler diktatörlükten bir adım ileriye gidemediler. Hiçbir zaman Marx'ın hayal dünyasına erişemediler. Sözde komünizm gelecek, öyle güzel işleyecek ki gün gelecek devlet kalmayacak, Marx'a göre. Tam tersi, komünizmde devlet gitgide sivriliyor çünkü komünizm basit iktisadi kuramlardan, matematikten mahrum. Bilimsel değil, bu kadar basit. Gittin bir kebapçı dükkanı açtın, nasıl ayakta tutacaksın? Daha lezzetli kebap üreteyim dersen bu bir yöntemdir. Kime göre daha lezzetli? Diğerlerine göre.Yeter mi? Müşteriye ilgi ve alaka da göstermen lazım çünkü adam seni sevmezse başka kebapçı mı yok? Gider ona. Mekanının temiz ve bakımlı da olması lazım... Yani eğer ki yatırım kişinin inisiyatifine bırakılırsa kişi, aldığı risk faktörü ile yaptığı işin hakkını vermek mecburiyetiyle çalışır. İnsan tabiatıdır. Gidip Kübadaki gibi "sen bu dükkanda dur, gelene gidene 1 kuruşa sandviç ver" dersen o da orada yatar. İstediği kadar devlet denetlesin bunu, kişinin risk faktörüyle yüzleşip bu durumda kaliteyi yükseltme çabasında elde edilecek kalite ve çeşitliliği hiçbir devlet denetleme mekanizması veremez. Al bu kebapçı örneğininden kebabı çıkar, tv kanalını koy, onu çıkar dergiler koy... kısacası piyasada fiyatı olan her şeyi koy. Komünizm iyi niyetlidir ama dünyayı düz zannediyor. Tıpkı dünyayı düz zanneden bir çocuk gibi.
  10. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Tabi, şu an elimizdeki metin harici evvelde başka metinler olduğu da söyleniyor, bunların yakıldığı vs... Şu an Süryani dilinde bir Kur'an da var. Ama hani bizim referans noktamız uluslararası düzeyde kullanılan Arapça Kur'an. Hayır, onun iddiası "ey müslümanlar nerede bir müslüman görmezseniz derhal kılıcınızı çekin. Baktın iman etmiyor, vurun kellesini." Benim iddiam ise, karşı tarafında savaş açmadığı ve zulüm edilmediği taktirde müslümana savaş cevazı yok. Öldükten sonra artık o yargılanır, cehenneme atılır falan o başka bir durum. Barışçıl ifadesi için evvela ortak bir tanım bulmamız gerekiyor. Barışçıldan kastımız ahimsa mı? Yani pasif direniş mi? Öyleyse zaten değil. Benim buna yorumum şöyle; Taraflardan biri müslümanlara savaş açtı ve müslümanlarda doğal olarak savaşa girdi. İki taraf harb halinde. İhtimaller; biri kazanır ya da ikisi de bir sebepten geri çekilir. Müslümanlar kaybederse haneleri, yurtları, mabetleri... müslüman olmayanların eline geçecek. Diğer toplum kendi inanışlarını müslümanlara dayatacak. Bu durumda Din yani inanış Allah'tan başka şeylere kayabilir. Bu yorum, Kur'anın diğer ayetleri ile de çelişmiyor. Ancak "herkes müslüman olana kadar savaşın" yorumu çıkartıyorsak o halde başka ayette niye "bırak istediğine inansın" diyor? Şimdi bu durumda inanmayan bir insan şunu diyebilir, "çelişki var." Benim burada ilgi alanım inanmayan insan değil, müslüman ne diyecek? Sonuçla buna inanıp bunu uygulayacak olan o. O kişi de "çelişki var" diyemeyeceğine göre benim yaptığım gibi bir yorum yapmak zorunda. Dolayısıyla müslüman "ben gidip herkes müslüman olana kadar milleti kesip biçeceğim" diyemez. Evet, olabilir.
  11. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Ama bizim konumuz müslümanlara herkes müslüman olana kadar savaşın, öldürün, yağmalayın emri verildi mi verilmedi mi, değil mi? Neden konuyu çerçevesinden taşırıyorsunuz? Benim itiraz ettiğim "müslümanlara Kur'anda gidin, müslüman olmayan herkesi öldürün" emri verilmediği ve bu yorumun Kur'ana aykırı olduğudur. Bunun helak edilen kavimler ile nasıl bir alakası var. Kavimler neden helak edildi? Helak edilen kavimler içinde bahsettiğiniz gibi masum bireyler var mıydı? Yoksa onlar o beladan ırak mı tutuldular? Neden ibret olsun diye o çocuk öldürüldü? Bunlar benim tartışma alanım değil. Benim bu konuda itiraz ettiğim "kur'an(BAKIN KUR'AN. SÜNNETLER DEĞİL), müslümanlara islama inanmayan herkesi öldürme cevazı vermez" hususudur. Ben islam alimi falan değilim. Dönem Arapçasını da bilmiyorum. Bu tür konuları, öyle birisini bulunca onunla tartışırsınız. Yahu ben yaratıcı Kur'anda tarif edilen gibidir gibi bir ifade mi kurdum? Bir yaratıcı var mı yoksa yok mu BİLMİYORUM ! Bu kadar basit, dünyada yaşayan bütün insanlar gibi bilmiyorum. Ama tamamen insani hislerle, öldükten sonra kötü işler yapanların cezalandırılmasını istiyorum. Bu benim adalete duyduğum iştiyak. Bunu oraya buraya çekmeyin yahu. Yolda aç köpekler görürsün dersin ki "keşke hayvancağızlar hiç aç kalmasa". Bu onun gibi saf, insani bir istek. Bu kadar. Konuyu çerçevesinden taşırmakla kalmadınız benim ifademi bile bir yerlere sürüklediniz. Fark ediyorsanız taşları sürekli kendi istediğiniz yere diziyorsunuz ve tabi olarak uzaktan bakınca hep aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Yahu siz Kur'anın hadisle açıklanmasını doğru buluyorsunuz, hadisi bir kur'an açıklayıcı olarak görüyorsunuz. Doğal olarak ikisini de aynı mertebeye yerleştiriyorsunuz. Ben sizin "araptan geldi" lafınıza takılmadım ki. Metodolojik bir yanlış yapıyorsunuz, birbiriyle çelişen iki kaynaktan birini diğerine açıklayıcı olarak, delil olarak getiriyorsunuz diyorum. Hayır soru bu değil. Soru en başından beri şu; islamda sırf müslüman değil diye bir devlete, bir kavime savaş açılabilir mi? Değil. Konu bu değil. Ben bunları tartışacağınız doğru kişi değilim. Ben bunları sizinle tartışmayacağım. Bunu tartışmanız gereken insan ben değilim. Benimle "kur'anda müslümanlara, müslüman olmayanlara karşı sırf müslüman olmadıkları için savaş ilan etme cevazı var mıdır, yok mudur?" ancak bunu tartışabilirsiniz. Ben Kur'anda her konuda alim falan değilim, bu meseleyi vakti zamanında araştırdığım için biliyorum. Israrla çerçeveyi dağıtıyorsunuz ve artık ben toplamaya çalışmaktan gerçekten yoruldum ve sıkıldım. İsterseniz konu hakkında tartışmaya devam edelim ancak başka meseleler ile ilgili tartışmanız gereken kişi, size cevap yetiştirecek kişi gerçekten ben değilim.
  12. Tengiz

    İslam'da erkeğe iki, kadına bir birim miras düşer

    Ben biliyordum birinin çıkıp böyle bir şey yazacağını, o yüzden ilk iletimde dedim ki Hangi yapmaya çalıştığım, tarım toplumunda bunun aile düzeyinde bir eşitlik yaratma çabası olduğunu vurgulamak.
  13. Tengiz

    Bir Müslüman Milliyetçi Olabilir mi

    Peki. Bakın şimdi, sizin iddianız şu. Gidin, herkes Allah'a inana kadar yakın yıkın. Benim iddiam şu, size savaş açıldıysa siz de savaşın. Galip olduktan sonra zulmetmeyin. Sizin iddianızın temel kaynağı "din Allah'ın oluncaya kadar" ifadesi. Eğer müslümanlara (siz diye hitap edilene) bir savaş açıldıysa ve müslümanlar bu savaşta yenilirlerse... Yurtları elden gidebilir, inançları yasaklanabilir, kutsal mabetleri ve kitabı yok edilebilir... Burada müslümanları karşı zafer kazananların dini bu toplum üzerinde hakim kılınabilir değil mi? Dininizi muhafaza edin diyor. De ki; Ey kafirler! Ben sizin taptığınız (kul olduğunuz) şeylere tapmam (kul olmam). Ve siz, benim kul olduğuma (Allah’a) kul olacak değilsiniz. Ve ben de sizin taptığınız şeylere (kul olacak) tapacak değilim. Ve siz benim kul olduğum (Allah’a) kul olacak değilsiniz. Sizin dîniniz sizin ve benim dînim benim. Burada mesala "Allah'a inanmayanın ağzına kürekle vurun" gibi bir ifade olsa senin yorumun doğru olacaktır ama Kur'anda bir çok ayetle sabittir ki çıkardığın yorum Kur'anın tabiatına aykırıdır. Kur'anın yüzlerce farklı yerinde insana seçme hakkı verildiği, müddet tanındığı, ulu mahkemede yargılanacağı yazar. Bir tek yerinde "bütün dünyanın müslüman yapana kadar gidin kesin, biçin" demez. Siz, yorumunuz Kur'anın yüzlerce pasajının tam aksi yönünde olmasına rağmen ısrarla bunu iddia ediyorsunuz. Niye? Ya tam inançlı ya da tamamen inançsız olmak zorunda olayım? Öldükten sonra ulu bir mahkeme yok mu var mı bilemem ancak olsun isterim, kötüler cezalandırılsın, iyiler mükafatlandırılsın. Kesinlikle böyle bir mahkeme vardır diyemem ama olsun isterim. İşte bu durum "pek inançlı değilimi" ifade ediyor. Hani burada bizim konumuz islam değil mi? Dolayısıyla islamı kendi tabiatına göre incelemek mecburiyetindeyiz öyle değil mi? Mesala sen diyorsun ki bir müslümana göre hadis ve kur'an aynı şeydir, öyle olmalıdır. Ben de diyorum ki hayır değildir BİR MÜSLÜMANA GÖRE.... Müslümana göre, islama göre anlamlar çıkarıyoruz öyle değil mi? O halde bu mefhumları ait oldukları şartlara göre değerlendirmemiz arz ediyor öyle değil mi? Laubali yani umursamayan. Günlük hayatta kullandığımız gibi ama üstüne iyice düşünülmüş hali. Tavuk, bildiğin tavuk ama soslanmış, pişmiş gibi düşün. Herkesin zorla müslüman edileceğine dair Kur'anda emmare yok. Zorlayıp öyle anlam çıkarsanız bile diğer pasajlarla çelişiyor. Bu konuda istatistiki bir çalışma yok mu var mı bilmiyorum ama konuyla ne alakası var onu çözemedim. Bizim tartışma alanımız, islamda savaş ve kılıç zoruyla müslümanlık değil mi?
  14. Tengiz

    Erkekler Artık Evlenmek İstemiyor

    Bizim toplumumuz için konuşuyorum, diğerleri içinde pek yaşamadığımız için onlarla kıyaslama yapamam. Hem etrafımdaki arkadaşlarımdan hem de kendimden biliyorum. Erkekler artık evlenmek istemiyor. Kadınlar ise öyle değil, erkeklere nazaran daha çok evlenmek istiyorlar. Ben bunun arkasındaki sebebi bilmiyorum, pek düşünmedim. Muhakkak psikolojik bir açıklaması olması lazım. Aklıma gelen en basit şeyler; -Evlenmek ciddi masraf ve pek çok külfet -Paran varsa araban varsa defalarca kez farklı eşlerle tek gecelik ilişki yaşayabilirsin. -Evlilik özgürlüğü kısıtlar. -Daha önce, kendisi gibi defalarca kez ilişki yaşamış bir kızla evlenilmek istenmiyor. ...
  15. Tengiz

    İslam'da erkeğe iki, kadına bir birim miras düşer

    Bu tarım toplumu için mantıklı aslında. Şöyle düşünün. Adam öldü 3 pay bıraktı. 1 oğlu 1 kızı var. Oğlu 2 pay aldı kızı 1 pay. Oğlu gitti evlendi. Oğlan ailenin ihtiyaçlarını gidermek zorunda ve karısının bakımı da onda. Yanı sıra bu oğlanla evlenen kız da 1 pay ile gelsin böylece bu aile düzeyinde 3 paya tekabül ediyor. (tabi tek eşlilik halinde) Adamın kızı gitti evlendi, artık büyük ölçüde kocası bakacak. 1 pay o götürdü, 2 pay da eşinin mirası var ve o aile de büyüklerinin durumuna göre 3 payla başladı. Tabi bu tarım toplumu için geçerli, sanayi toplumu için değil. Günümüzde nüfus çok, herkes çalışmak zorunda. Erkeğin kadını geçindirmesi gitgide azalan bir beklenti.
×