Jump to content

tersinim

Yeni Üye
  • İçerik sayısı

    19
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

tersinim Hakkında

  • Derece
    Member

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Canlıların atom ve moleküllerden meydana gelmesinden daha doğal ne olabilir? Evrenin herhangi bir noktasında canlılar varsa onlarda atomlardan moleküllerden var edilmiş olacaklardır. Bir kitap düşününüz.O kitap incelendiğinde çokça selüloz mürekkep denilen kimyasal karışımdan ibaret olduğunu görürüz. Kitabı selüloz ve mürekkebe indirgeyebilriz ama bu indirgeme eksik ve yanlış olur. Bu indirgeme madde ile karşılığı olmadığı halde maddelerin bir birleriyle oluşturduğu şekillerle ifade bulan anlamı ifade etmez O anlam ki kitabı bir maddeler yığını halinden çıkarıp kitap haline getiriyor ve değerlendiriyor. Canlılıkta maddeler ile ifade buluyor ama madde değil.Daha değerli, daha özel bir şey.
  2. tersinim

    BİG BANG'İN FİZİĞİ

    . Tersinim hiç bir inancın, inançsızlığın, felsefenin güdümünde değildir. Zırvaladığımız yerleri gösterse idiniz daha güzel bir iş yapmış olurdunuz. Ben de size teşekkür ederdim.
  3. tersinim

    Doğa bir seri katildir

    Doğa gerçekten seri katil mi? Doğa tutkunları seri bir katili mi seviyorlar? Canlılar sadece varlıklarını korumaya çabalıyorlar. Bunu yaparken dayanışıyorlar, yardımlaşıyorlar, ekolojik düzendeki yaşamsal görevlerini layıkıyla yerine getiriyorlar. Doğanın kıymetini, seri bir katil olmadığını kaybedince mi anlayacağız?
  4. tersinim

    Doğa bir seri katildir

    D
  5. tersinim

    Tanrı var mı?

    Tersinimin bu konudaki görüşü bir parça daha farklıdır. Her zaman olduğu gibni yine bilimsel yöntemlerle, kanıtlarla konuşup yazacağız. Hiç bir zaman tutuculuğa esir olmadık. İster kabul eder ister etmezsiniz. Ama bilim böyle diyor Buyurunuz. = = =. Maddenin Sakımı Kanunu Bir Büyük Bütün’ün Varlığını Kanıtlar. Var oluşun nedenleri, niçinleri, nasılları konusunda üretilen yanıtların çokluğu ve çeşitliliğine rağmen bunları iki büyük grupta toplamak mümkündür. Tanınmış bir bilim insanına göre varoluş ya yaratılmış ya da yaratılmamıştır. Bu ikisi dışında başka cevap yoktur. Eğer yaratılmış ise bir Yaratıcı iradenin olması gerekecektir. Fakat yaratılışı kabul etmek için yokluktan, hiçlikten bir şeylerin meydana geldiğini kabul etmek gerekir; bunu da bilim ret eder diyerek yaratılışı inkâr ederler, kanıt olarak bilimin temellerinden biri olan maddenin sakımı kanununu gösterirler. İnkar edilemez bilimsel bir gerçek olan maddenin sakımı ve termodinamik kanunları bu görüşü onaylar gibidir. Tersinim ise bu kanunların eksik ve yanlış yorumlandıkları görüşündedir. Maddenin sakımı kanunu hiç bir maddenin yoktan var, vardan da yok olmayacağını ancak şekil değiştireceğini belirtir. Materyalistler varoluşu önce maddeye dolaysıyla evrene indirgerler. Ardından da maddenin sakımı kanununa göre var olan evrenin yoktan var olamayacağını, var olduğu içinde ezelden beri var olması gerektiğini belirtirler. Belirtirler ama var olan bir madde yokluktan var olamayacağından her madde gibi evreninde bir kaynağının olması gerekir Nitekim big bang teorisine (tersinime göre genişim evresine) göre evrenin kaynağı kütlesiz bir enerji zerresidir. Diğer ifade ile evren bir kütlesiz enerji zerresinin patlaması (genişimi) sonucu meydana gelmiştir. Eğer evrenin kaynağı bir kütlesiz enerji zerresi ise maddenin sakımı ve termodinamik kanunlarına göre bu zerrenin de bir kaynağı olması gerekecektir. Bu böyle ezele kadar devam edip gider. Taraftarları için evrenin bir kaynağının, kaynağında bir kaynağının olması, bunun ezele kadar devam edip gitmesi gerektiği materyalist felsefeyi etkilemez. Aksine doğrular. Onlar bu görüş ve iddiadadırlar. Materyalist çevreler önceleri evrenin kaynağı olan enerji zerresinin ezelden beri var olduğunu; takriben on dört milyar yıl önce patlayarak (genişerek) tüm evreni meydana getirdiğini savundular. Kimi kanıtlar bu iddiayı doğrular. Gerçektende evrenin genişlediği konusunda çok ciddi kanıtlar vardır. Fakat burada bir kaç gerçeği daha göz önüne almak gerekir. Bu gerçeklerde evrenin bir başlangıcının, belirli bir hacminin ve kütlesinin olmasıdır. Bu gerçekler ateist materyalist öngörüleri tepetaklak edecek kadar önemli olabilir. Nedeni ise maddenin korunumu kanununa göre sınırlı bir evreni meydana getiren enerji zerresinin BİR BÜYÜK BÜTÜNÜN minik bir parçası olması zorunluluğudur. Bu BÜYÜK BÜTÜN kütlesiz bir enerji-nur olmalıdır. Bu nedenle sonsuzdur. Ezelden gelip ebede giderr. Evrenimizi ve diğerlerini sarıp sarmalamıştır. Büyük Bütünü enerji-nur olarak tanımlamamamız nitelemeye uygun başka bir kelimenin olmamasındandır. Büyük Bütün algılama sınırlarnızın dışındadır. Uzay diye isimlendirip ezelden gelip ebede uzanan bir hiçlik olarak nitelendirdiğimiz evren dışı alemin gerçekte bir hiçlik olmadığı açıktır. Evrenimiz Bir Büyük Bütünle kuşatılmış minicik bir hava kabarcığı gibidir ama tek değildir. Tek olması akıl ve mantık dışıdır. Bu Büyük Bütünün içinde sonsuz büyüklükte bir ummanda bulunan sayısız hava kabarcıkları gibi evrenimize benzeyen ya da benzemeyen başka evrenlerde bulunmalıdır. Evrenimizin varlığı Büyük Bütünün varlığının en büyük kanıtıdır. Büyük bütün olmasaydı evrenimiz (ve diğerleri) var olamazdı.
  6. tersinim

    Bu teoriler ne ayak ?

    Nerede Allah'tan peygamberden bahsettik yada dini argüman kullandık göstermenizi dilerim. Tersinim tamamen bilimseldir. Ateizmin pagan bir din haline getirilmesi çok yanlış Karşıt fikirleri değer vermek bilimi yüceltir. Değer verenleri de.
  7. tersinim

    Bu teoriler ne ayak ?

    TERSİNİM GERÇEĞİ Ateizmin yan ürünü olan Materyalizm her şeyin maddesel bir karşılığının olduğu maddeye indirgenebileceği mantığını temel almış nice bin yıllardan beri bilimi etkileyen felsefelerin başında gelir. Materyalizmin Tanrı tanımazlar tarafından sahiplenilerek bilimin Tanrının olmadığı doğrultusunda yorumlanmaya çalışması bu felsefeye dinselliğe benzer tek yönlülük, tutuculuk, bağnazlık getirmiştir. Hâlbuki bilim tam bir düşünsel özgürlük ve tarafsızlık ister. Bunun nedeni ise doğamız gereği çok sık yanılmamız aldanmamızdır. Bir bakıma algılayabildiklerimiz bir doğrular yanlışlar yığınıdır. Gözlem ve deneylerle; ulaştığımız gerçeklere dayanan mantıksal çıkarımlarla bu yığından doğruları arayıp bulmaya çalışırız ki buna bilim yapma diyoruz. Gözlem ve deneylerin mantıksal çıkarımların sonuçlarına dayanmadığı halde peşinen ret ve inkâr edilemez gerçekler kabul edilmiş dinlere inançlara ya da felsefelere dayalı hiç bir varsayım bilime temel alınamaz, bilim bu tür varsayımların üzerine kurgulanamaz. Kurgulanırsa ortaya çıkan pek çok vahim hatalar, yanlışlar içeren güdümlü bilim olur. Temel alınan mantık yanlış ise ulaşılan sonuçların da yanlış olacağı açıktır. Her şeyden önce bilim terazisinin doğru kurgulanmış olması gerekir. Eğer terazi yanlış tartıyorsa doğru tartmak için yapılan çabalar sonuç vermeyecektir. = = = Tersinim nice uzun zamandır uygulanan bir büyük yanlışı ortaya koymakta bilime yeni bir anlam ve boyut kazandırmaktadır. Bu nedenle tersinim tüm bilimsel bulguları yeniden sorgulayıp yorumlayacak tüm yaşantımızı yeniden yön ve şekil verecek kadar önemlidir. Fakat her şeyden önce bir mantık düzeltmesi gereklidir. İyiler kötülerle, güzeller çirkinlerle, doğrular yanlışlarla tartılıp kıyaslanırsa gerçek gerçeklere; her türlü yanlışlardan hatalardan arındı-rılmış gerçek bilime çok daha kolay ulaşabiliriz. Bu nedenle bilim kesinlikle tarafsız ve özgür düşüncelerin, araştırmaların, yorumların ürünü olmalıdır. Tersinim buna önce kanıt sonra sonuç ilkesi olarak tanımlar ve bilime temel alır. Tersinim hangi dine inanca felsefeye temel olursa olsun doğruluğu bilimsel yöntemlerle gösterilmemiş hiçbir varsayımı inkâr edilemez gerçek ya da gerçekler olarak kabullenmez. Bilimin bu tür sahte gerçekler ya da şüpheli varsayımlar üzerine kurgulanmasına izin vermez. Bilimin ortaya koyduğu gerçekler hiçbir zaman birbirleriyle çelişmez. Uydurmak için eğip bükmeler, zorlamalar gerektirmez = = = Tersinim şu esaslar üzerine kurulmuştur. 1)-Varoluştaki tüm düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde tersinime uğrar. Sonuç kaçınılmaz olarak düzensizlik, sistemsizlik, bozum ya da karmaşadır. Tersinim tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda zaman içinde ve doğal şartlarda oluşan eskime, yıpranma, azalma, çoğalma, çeşitlenme, değişme, sakatlanma, hastalanma, yaralanma, ihtiyarlama vb. Şekillerindeki OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir. Olumlu değişimler yoktur. Mutasyonların tümü az ya da çok zararlıdır. 2)-Tersininim başta maddenin korunumu, termodinamik olmak üzere tüm doğal kanun, kural ve ilkeleri kendine temel alır hiç biriyle çelişmez. 3)-Tersinim yaşamın her safhasında rahatlıkla gözlenip sınanabilir; daha da önemlisi yaşanır. 4)-Düzen ve sistemlerin bir başlangıcı ömrü ve sonu vardır. Bu ne-denle ezelden gelip ebede gitmezler. 5)-Düzen ve sistem sahibi yapılar irade-bilgi-yeterli güç-yeterli madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu oluşur aniden ve rastlantılarla ortaya çıkmazlar. 6)-Tüm düzen ve sistem sahibi yapılar tersinime açıktır. Tersinimin fiziksel ve kimyasal pek çok nedenleri vardır ama en önemlisi kontrolsüz enerji giriş, çıkışları gibi etkenlerdir. Tersinim etkisi bu yapıların korunma - savunma - bağışıklık - çevreye uyum sistem düzen ve mekanizmalara sahip olup olmadıklarına; bu mekanizmaların işlerliğine hassaslığına, genişliğine, derinliğine; zamanın uzunluğuna ya da kısalığına, tersinim etkenlerinin gücüne ve çeşidine bağlı olarak değişebilir. 7)-Düzen ve sistemler oluşturmak zor karmaşa ise kolaydır. Karmaşalar için kaba güç ve kısa süreçler yeterli olabilir. Düzen ve sistemler ne kadar kompleks ve hassas ise bozum o kadar kolay olur. 8)-Düzen ve sistemler amaçlarına uygun kanunlar, kurallar, ilkelerle şekillenip yapılanırlar; işlerlik kazanırlar varlıklarını korumaya çalışırlar. 9)-Karmaşalarda (düzensizliklerde sistemsizliklerde) kanunlar, kural-lar, ilkeler bulunmaz. Kanun kural ve ilkelerin bulunması o yapının düzen ve sistem sahibi olduğunun kanıtlarıdır. 10)-Nice milyar yıllardan beri değişmeyen kanun, kural ve ilkelerle şekillenip işlerlik kazanan evrenimiz (ve tabii ki dünyamız) düzen ve sistem sahibi muazzam bir yapıdır. İrade, nitelikli bilgi, nitelikli güç, nitelikli madde ve yeterli zaman beşlemesinin ürünüdür. 11)-Maddenin korunumu kanunu evrenimizin bir başlangıcının ve sınırının olması bir Büyük Bütünün var olduğunun kanıtlarıdır. 12)-Büyük Bütün kütlesiz bir NURDUR. Kütlesiz olduğundan sonsuzdur. Evrenimiz ve diğerleri bu kütlesiz Nurun içindedir. Onunla kuşatılmış; sarılıp sarmalanmıştır. 13)-Big Bang güdümlü bilimin varoluş sorusuna tabi olduğu felsefe temellerine uygun cevap bulma amaçlı sipariş bir teoridir. Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkileri içerdiğinden tamamen yanlıştır. 14)-Varoluş Büyük Bütünün bir zerresinin kütle ve hacim kazanması, maddeleşmesi, genişimi ile başlar. İlk madde, olabilecek en büyük atom ve moleküllere sahiptir. 15)- Elementleri oluşturan atom ve moleküller atom içi parçacıkların eksi ve artı elektrik yüklü yapıları gereği zaman içinde kademeli oluşmazlar. Başlangıçtan itibaren bir düzen içinde varolmak zorundadırlar. Elementlerin oluşumu kademeli fisyon (bölünme) şeklindedir. Sonunda en basit element olan hidrojen ortaya çıkar. 16)-Elementlerin füzyon (birleşme) sonucu oluştuğu varsayımı gözlem, deney ve mantıksal çıkarımlara dayanmadan çok, güdümlü bilimin temellerine uygun olduğu için ortaya atılmıştır. Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkiler içerir. 17)-Bir yapının canlı olarak nitelenebilmesi için en azından korunma - savunma - bağışıklık ve çevreye uyum – beslenme – üreme özelliklerini eksiksiz sahip olması gerekir. Bu nedenle en basit canlı bile düzen ve sistemlerin bütünselliğindedir. Rastlantılarla oluşamaz. 18)-Her canlı türünün uygun yer ve zamanlarda yeterli sayılarda var edilmiş bir arı ırkı vardır. 19)-Canlılarda zaman içinde gözlenen değişmeler gen havuzu dâhilinde oluşur. Bu yolla canlılar çeşitlenirler. Irklar dar alanda çeşitlenmeler sonucu oluşurlar.. 20)-Gen havuzundaki değişimler kesinlikle tersinim yönündedir. 21)-Türlerden türlere geçiş mümkün değildir. Bu tür oluşumun önünde aşılması mümkün olmayan doğal engeller vardır. 22)-Tüm canlılar ekolojik sistemin bir parçasıdır. Her canlının bu sistemde bir yeri ve görevi vardır. 23)-Tüm canlılar yapılarını yaşam avantajlarını korumaya çalışırlar. Koruyamayanlar elenir. Buna doğal elenme denir. Doğal seleksiyon yanlıştır. 24)-Canlıların korunma - savunma - bağışıklık ve çevreye uyum düzen sistem ve mekanizmaları ZARARLILARDAN korunma mantığıyla kurgulanmıştır. Canlılar faydalıları seçmezler. Bu nedenle faydalıları seçip üstünlük sağlayanlar diğerlerini eler mantığındaki doğal seleksiyon yanlıştır. 25)-Canlılarda üreme doğal YENİLENME şeklidir. Canlılar bu yolla varlıklarını uzun süreçlerde koruyabilirler. 26)-Irklar dar alan (allopatrik) çeşitlenmesi sopnucu meydana gelmiştir. 27)-Doğal olan en güzeldir. Doğallığı korumak zorundayız. Bilim, tersinim sonucu bozulan doğallığı düzeltme yönünde çabalamayı, geri kazanmayı ana gaye edinmelidir. 28)-İnsanlar doğanın efendisi değil doğanın bir parçasıdır. 29)-İnsanlık dünyanın kaynaklarını har vurup harman savuran, doğallığı zehirleyip bozan, modern kölelik düzeni oluşturan tüketim ekonomisinden süratle kurtulmalıdır. 30)-Dünyanın askere ve silaha ihtiyacı yoktur. Bu yönde harcanan güç, para ve zamanı dünyamızı daha doğal, daha verimli, daha güzel bir hale getirmek için kullanmalıyız. 31)-Doğalllıkta aileler anaerkildir. Anne ailenin reisidir. Baba dahil diğer aile bireyleri anneye yardımla görevlidirler. 32)-Anne ve çocuklar kesin devlet himayesinde, desteğinde, her türlü koruması altında olmalıdır. Annelere çocuklarından ayırmamayı dikkat edilmeli; kadınlarımız, kızlarımız bu doğal görevlerine uygun eğitilmeli, annelik birinci görevleri olmalıdır. 33-Bu günkü adalet mekanizması tam bir keşmekeş içindedir. Sosyal düzen ateizm güdümlüdür. Ciltler dolusu kanunlarımız olmasına rağmen suçluluk önlenemektedir. Kanunlar herkesin anlayıp uygulayabileceği şekilde basitleştirilmelidir. 34)-Suç=ceza iyilik=mükafat sistemi uygulanmalıdır. 35)-Suçlular hapislere atılma yerine teşhir ve sürgün cezası uygulanmalıdır. Bu konuda pek çok öneri yapılabilir. Vb..
  8. Eşeyli üremede genetik benzerlikler (yakın akraba evlilikleri) ne kadar çok ise tersinim sonucu oluşan genetik rahatsızlıkların diğer nesilere geçmesi o kadar kolaylaşır. Genetik farklılıklar tersinim sonucu oluşan genetik bozuklukları diğer nesillere aktarımını önemli ölçüde önlediği gibi çeşitlenme olanağını inanılmaz sayılarda çoğaltır. Çeşitlenme gen havuzu dahilindedir.
  9. tersinim

    Biyolojide Kanunlar Yoktur !

    Gerçek bilimde gerçekler birbirleriyle çelişmez. Bir bilimin gerçeği diğer bilimlerinde gerçeğidir. Biyolojinin kendine özel kanunlarının olmadığı da nereden çıktı? Johann Gregor Mendelin kalıtım kanunlarını yok mu kabul edeceğiz? Bunun nedeni canlı bedenlerinin düzen ve sistemler bütünlüğü değil de bir karmaşalar yığını olduğu iddiasına temel oluşturma gayreti mi? Sinir sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, dolaşım sistemi diye tanımlayıp da canlı bedenleri karmaşalar yığınıdır demek biraz ayıp olmayacak mı?
  10. tersinim

    Zaman Nasıl Oluştu

    Zaman art arda gelen olaylar dizimidir. Olay dızimlerini daha iyi tanımlamak için kimi olayları ölçü almışız. Bizim ölçümüz dünyann hareketleridir. En uzun menzilli algılamamız görme duyumuzdur. Fakat evrenin büyüklüğü yanında bu menzilde çok ufak kalır. Bir bakıma şu anımız ile olayların oluşum anı arasında algılama farkı oluşur. Örneğin sabahleyin güneşin doğuşunu seyrederken güneşin şu anını değil yedi dakilka önceki halini gözlüyoruz. Başımızı kaldırıp yıldızları baktığımızda gerçek evreni gözlemekten çok uzağız. Gözlediğimiz geçmişin kademeli yansımalarıdır. Bir bakıma güneş sistemi denilen uzay filosu geçmişin yanılsamalı hayali ortamında o an için bilinmeyen bir yere, yöne doğru gitmektedir. Olaylar arasında şu an farkı vardır. Şu an farkı dünyamız söz konusu olduğunda sadece on salise kadardır.Evrenin büyüklüğü söz konusu olduğunda şu an farkı milyonlarca seneye kadar çıkabilir. Şu anları çakışan olaylar ancak birbirlerini etkliler. Bu nedenle geçmişe ya da geleceğe gitmek mümkün değildir. Çok yüksek hızlara ulaşıldığında zamanı değilde ölçü alınan olayların yavaşladığını gözlemek mümkünsede bu gözlem bir yanılsamanın ürünüdür. Gerçekte ne zaman durmuş, ne de yavaşlamıştır. Bu ara son bir konuyu da yazalım. Evreni dolduran tüm cisimler hareket halindedir. Bu nedenle en yüksek hız olarak belirlenen ışık hızı kavramı yanlıştır. Işık hızına ulaşan bir madde yok olmaz. Sadece dış gözlemciler tarafından yok olduğu zanedilir. Nedeni ise kinetik enerjinin yüklenmesidir. Bu tıpkı dünyamızın yüzbinlerce km hızla güneşin etrafında dönmesini hissetmememize benzer. Gerçekten de güneş sitemi ikiyüz bin km hızla Vega yıldızına doğru gidiyoruz ama biz bunun farkında bile değiliz. Gerekli ortan sağlandığında ışık hızı rahatlıkla aşılabilir. Evren içi seyahatlerin en büyük sorunları hızın oluşumu değil, göktaşları, tersinim ve sürtünmedir.
  11. tersinim

    BBC'den "Çocuklar İçin Evrim"

    Sevgili Dawkins TANRI YANLIGISI kitabında dincileri çocukların beyinlerini yıkamakla suçluyordu. Bizde yaptığımız eleştirilerde (eğer çocukların beyinlerini yıkamak suç ise) aynı suçu sevgili ateistlerinde yaptıklarını; anne ve babaların çocuklarına inandıkları konulara göre eğitim vermelerinin zorunluluk ve hata mecburi yol olduğunu örneklerle göstermiştik. Yukarıdaki yazı ve örnekler ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor Aynı eylem için; biz yaparsak oh ne güzel, başkaları yaparsa tuu kaka mantığından vaz geçmemiz gerekiyor..
  12. tersinim

    Bilim Nedir?

    GERÇEK BİLİM – GÜDÜMLÜ BİLİM Gerçek anlamda bilimi tartışabilmemiz için gerçek bilimin ne olduğunu bilmemiz gerekir. Kendini bilim insanı zanneden kimi insanlar karşıtlarını yermeyi, sövmeyi, hor ve hakir görmeyi bilim yapma zannetmektedirler. Bu şekilde düşünüp davranmanın karşıtlarına da aynı şekilde davranma hakkı verdiğini nedense düşünememektedirler. Halbuki bilim kavga etme değil gerçeklerin, doğruların aranıp bulunduğu insanlığın diğer canlılardan farklılaşıp uygarlaştığı tek yoldur. Bilimi çeşitli yol ve yönetemnlerle gerçekleri, doğruları arayıp bulma çabaları olarak tarif edebiliriz. Öğrenme , düşünme muhakame edip sonuç çıkarabilme melekelerine sahip her insan bu çabalara ortak olabilir. Bilim yapma hiçbir zümrenin, kişilerin tekelinde değildir. İnsanlar genelde fikir ve düşünce yönünden tarafsız olamazlar. Fikir ve düşünceler hayatlarını yol ve yön verdikleri, onlarla doldurdukları dinlerin, inançların ve de inançsızlıklarnın felsefe temellerinin… vb gibi çok çeşitli etkenlerin etkisi altında farkılaşırlar. Bu nedenle birilerinin siyah dediğini bir başkaları beyaz diyebilir. Bu farklılıklar tam bir zıtlık oluşturabilir. Gerçekte bu farklılıklar düşünce-fikir ufkumuzu genişleten zenginliklerdir. Bu nedenle bilimi yanlışların içinden doğruları – gerçekleri bulma çabaları olarak da tarif edebiliriz. Bir insanın kendi düşüncesini bilimsel yol ve yöntemlerle ortaya konulmuş kanıtlarla desteklenmediği halde tartışmasız gerçek ya da gerçekler olarak kabul etmesi tüm düşüncelerini, teorilerini bu sahte gerçek üzerine kurgulamaya çalışması tutuculuk olur ve bilimin en büyük düşmanıdır. Gerçek bilim insanları hiçbir zaman şu düşünceyi – fikri – teoriyi peşinen doğru kabul edelim de sonra kanıtlanı arayıp buluruz demez, diyemez., Gerçek bilimin temeli önce kanıt sonra sonuç ilkesidir. Gerçek bilim gözlem ve deneylerle sınanmış kanıtların işaret ettiği gerçekler ve bu gerçeklere dayalı mantıksal çıkarımların oluşturduğu basamaklarla yükselir.
  13. tersinim

    Evrim Teorisi'ne bir soru

    EVRİM NİÇİN YANLIŞ? Her şeyden önce evrim pozitif bilimin gözlem ve deneylerle sınanma şartına uymaz. Evrimcilerimiz evrimin çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğunu gerekçe göstererek bu yaşamsal sorunu çözmüş kabul ederler. Gerçekte zaman içinde canlılarda gözlenen değişimler evrim değil canlı gen havuzları dahilinde oluşmuş çeşitlenmelerdir. Evrim her şeyden önce başta termodinamik, maddenin korunumu kanunları olmak üzere tüm doğal kanunlara, bu kanunlara dayanan mantıksal çıkarımlara ve ilkelere terstir . Her şeyden önce varlığını devam ettirebilen en basit, en ilkel canlıların dahi korunma, savunma, çevreye uyum - beslenme ve üreme sistem ve mekanizmalarına en baştan eksiksiz sahip olması gerekliliğidir. Bu özelliklerin her birinin düzen ve sistemler bütünlüğü oluşu rastlantılarla oluştu varsayımı en baştan geçersiz kılar. Böyle bir oluşuma termodinamiğin ikinci kanunu engeldir. Düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde ve kaçınılmaz olarak tersinime uğrarlar. Tersinimin en büyük nedenlerinden birisi kontrolsüz enerji girişleridir. Enerji girişlerinden ancak yararlanma sistem ve mekanizmalarına sahip canlılar faydalanabilirler. Diğerlerine zararlıdır. Bu nedenle evrim hipotezinin enerji girişleri gelişmeye dolaysıyla evrime neden oldu iddiası geçersizdir. Evrimi başka cevap olmadığından mecburen kabul ve savunma zorunda kalan ateistler varoluşta açıkça gözlenen düzen ve sistem sahibi yapılar için olmazları olur imkansızları imkanlı yapan uzun zaman varsayımına sığınırlar. Fakat zaman iddia edildiği kadar uzun değildir. Dünyamızda ilk canlılığın görüldüğü zamandan bu güne (3,5 milyar yıl) yüz katrilyon saniye, kambriyen döneminden (500 milyon yıl) oniki katrilyon saniye ancak geçmiştir. Orta büyüklükte çok hücreli bir canlı (örneğin bir insan) kas, kan, sinir, kıkırdak, kan vb çok ve çeşitli olmak üzere ikiyüz trilyon hücreden oluştuğu gerçeği göz önüne alnırsa bu sürecin ne kadar kısa olduğu hemen anlaşılır. Evrimin gerçek bilimle olan çelişkileri bu kadar değildir. Burada birkaç gerçeği hatırlatalım. a)-Canlılarda türlerden türlere geçişin önünde aşılması mümkün olmayan biyolojik engeller vardır. Türlerden türlere geçiş imkansızdır. -Dollo kuramına göre kullanılmayan, işlevsiz uzuvlar zamanla körelir ve hatta yok olur. Bu bir tersinimdir. Uzuvların kademeli oluşumu imkansızdır. c)-Canlılar faydalıları seçmezler. Zararlılardan korunurlar. d)-Tüm canlılar varlıklarını koruma telaş ve savaşındadır. e)-Yaşam avantajlarını kaybeden canlılar elenirler. Bu bir doğal elenmedir. Doğal seleksiyon yanlıştır. f)-Üreme canlı türlerinin yenilenme şeklidir.Canlılar bu yolla tersinim sonucu bozulan yapılarını yenilemeye çalışırlar. g)-Dişiler genç ve sağlıklı olanları (yani güzelleri) seçerek ırklarını en iyi şekilde aktarımına çabalarlar. h)-Canlılar zaman içinde değişirler ama bu değişim gen havuzu bilgileri dahilinde genelde az ya da çok NEGATİFTİR. ı)-Gen havuzları dahilinde zaman içindeki değişimler çeşitlenme nedenidir. i)-Irklar dar alanda çeşitlenme sonucu oluşur. j)-Aynı türden olsalar bile hiçbir canlı tıpatıp birbirlerine benzemez. Eşeyli üreme canlıların inanılmaz sayıda çeşitlenmelerie olanak sağlar. vb......
  14. tersinim

    BİG BANG'İN FİZİĞİ

    Big Bang mı? Genişim evresi mi? Ateist materyalist felsefenin güdümlü bilimi evrenin kütlesiz bir enerji zerresinin patlamasıyla başladığını iddia eder. Varsayılan bu patlamaya BİG BANG denillir. Tersinimin bu konuya ilginç ve gerçekçi yaklaşımı vardır. Pek çok kanıt tarafından desteklendiğinden diğer teorilere göre gerçeğe daha yakındır. Evrenin bir başlangıcı, sınırı, sabit bir kütlesi var ise maddenin korunumu kanununa göre bir kaynağı olması gerekir. Maddenin korunumu kanununu doğru yorumlarsanız bu kaynağın kütlesiz bir enerji olması gerektiği sonucuna varırsınız. Bu enerji kütlesiz olduğundan sonsuz olmalı, ezelden gelip ebede gitmelidir. Tersinim bu enerjiyi Bir Büyük Bütün olarak tanımlar. Bu enerji bildiğimiz enerji olmamalıdır. Evren büyük bütünün minik bir zerresinin MADDELEŞİP KÜTLE KAZANMASI sonucu oluşmaya başlamalıdır. Tersinim buna genişim evresi der. Ortaya çıkanda ilk maddedir. İlk madde olabilecek en büyük atomlara ve molaküllere sahiptir. Son derece dengesiz olduğundan kolaylıkla bölünüp (fizyon) genişleyebilir. Fizyon sonucu yeterince büyüyen ilk madde merkeziyle dış çeperleri arasında oluşan büyük ısı farklılıkları nedeniyle patlayacak, milyarlarca parçaya ayrılacak, her parça bir galaksi nüvesini oluşturacaktır.(Gerçek Big Bang) Her galaksi nüvesi zamanla genişip patlayarak yıldızları, yıldızlar gezegenlerin ve uyduların bir kısmını oluşturur. Fizyon nedeniyle tüm elementler kademeli oluşmakta süpernova patlamaları ile tüm evrene dağılmaktadır. En son oluşan hidrojendir. Hidrojen mutlak sıfıra yakın bir dereceye kadar soğuyarak son maddeye (kara maddeye) dönüşür. Kanıtlarımız: 1)-Evrenin yaşı tüm elementlerin füzyon yoluyla oluşmasına yetmeyecek kadar kısadır. 2)-Füzyon doğru olsaydı yıldız çekirdeklerinin yoğunluğu artıp kütleleri azalacağından evreninin daralması gerekecekti. Halbuki evren genişliyor. 3)-Evrendeki made miktarına göre hidrojenin bitmesi gerekirdi. Halbuki evrende dev hidrojen bulutlar ve devleri vardır. 4)-Mikro dalga fon radyasyonu genişim ve ardıl patlamalarının kanıtıdır. 5)-Kimi gezegenlerdeki yanardağlar gibi tektonişk hareketler genişimin kanıtlarıdır. 6)-Gezegen ve yıldızlar çekirdeklerindeki fizyonun devamı ve şiddetiyle orantılı olarak yaşarlar. 7)-Gezegenlerin ve yıldızların çekim gücü çekirdek çekim gücüyle doğru orantılıdır. 8 )-Ateist bilim füzyon başlangıcının büyük kütleler halinde biriken hidrojen toplarının merkezlerinde çok büyük basınç oluştuğu, bu basıncında füzyonu başlattığı iddiasındadırlar. Fakat bu tür oluşumlardaki basınç çekirdek çekimiyle oluşur. Çekirdek yoksa çekimde yani basınçta yoktur. Hidrojen gazının büyük kütleler halinde toplanmaları mümkün değildir. Bu konuda pek çok kanıt vardır.
  15. tersinim

    EVREN CANLI MIDIR?

    Suyun bulunması canlılığa kanıt mı? İkide bir filanca yıldızın filanca gezegeninde ya da uydusunda su bulundu iddialarinda bulunuluyor. Tersinime göre Güneş sistemimizde Merkür'ün belirli bir bölümünde, en yaşlı gezegen olan Mars'ın derinliklerinde sıvı halde suyun bulunduğu kesindir. Fakat bunlar milyarlarca yıllardan beri belirli bir yerde duran durgun sulardır. Sirkülasyon yoluyla temizlenmemiş olduklarından su özelliklerini büyük ölçüde kaybetmişlerdir. Çok geniş bir korunma savunma bağışıklık ve çevreye uyum meziyetlerine sahip olan bazı bakteri türleri bu sularda bulunabilir mi? Bu tür bakterilerin bulunması canlılığın rastlantılarla oluştuğunun kanıtı olur mu? Tarafsız bilim buna hayır diyor. Nedeni ise en basit canlının bile rastlantılarla oluşmasının imkansız x imkansız x imkansız olması. Ateistlerimiz boşuna ümitlenmesinler.
×
×
  • Yeni Oluştur...