Jump to content

EdipYuksel

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    174
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

EdipYuksel Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Contact Methods

  • MSN
    edipyuksel@hotmail.com
  • Website URL
    http://www.yuksel.org

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Yazar/Felsefeci/Hukukçu
  • Interests
    Evren, içindekiler ve dışındakiler...

Güncel Profil Ziyaretleri

3.810 profil görüntüleme
  1. Bu cep numaraları kullanılıyor. Benim cep numaram 535 795 8285. Tekrar ara dilersen. Selam.
  2. Ben internet ortamında da konuları tartışırım, yüz yüze de... İstanbul'a gelmişken yüzyüze tanışmak ve tartışmak istedim arkadaşlarla. Bu tartışmanın kaydedilmesini de önermedim. Yayınlanmasını da... Böylesine basit ve makul bir davete bazılarının gösterdiği saldırgan tepkiye gelince: Dogmatik, fanatik, psikopat tipler sadece dinciler arasından çıkmıyor. Selam, Edip
  3. Yarın öyleye kadar İzmir'deyim. Ağustos sonuna kadar İstanbul'da olacağım. Önümüzdeki hafta bir akşam ateist arkadaşlarla tanışmak ve yüzyüze tartışmak isterim. Kuşkusuz bu önerimin muhatapları, daha çok duygusal tepki yoluyla ateist olmuş, slogan atma ve hakaret yağdırma konusunda uzmanlaşmış kişiler değil, daha çok felsefi ve rasyonel sorgulamalarla ateist olmuş ve felsefi tartışmalara aşina arkadaşlardır. Yer, gün ve zaman konusunda önerilerinizi bildirebilirsiniz. Gerekirse ben bir yer ve zaman belirledikten sonra burada ilan ederim. Aşağıdaki telefon numaralarından birisiyle irtibat kurabilirsiniz. 535 795 8285 532 307 6039 532 206 6055
  4. Merhaba Eflatun: Madem istedin, cevap vereceğim. Umarım alınmazsın ve "sorumu yanlış anladın" diye kendini tekraralamazsın. Seni pek tanımıyorum, ama Adnan'ı hem şahsen, hem çalışmalarından, aleyhime açtığı mahkemelerinden, eski müritlerinin anlattıklarından çok iyi tanıyorum. Böyle olunca aranızdaki farklılık konusunda şunları söyleyebilirim: Sen sadece kendini kandıran birisisin, Adnan ise hem kendisini hem de beyinlerini afiyetle yediği müritlerini kandırıyor. Sen ateizmden para kazanmıyorsun, ama Adnan masonlarla korkutarak, mehdilik hayalleri satarak müritlerinin parası ve çalışmaları üzerinden krallar gibi yaşıyor. Sen La ilahe illa Allah'ın ilk yarısında (la ilahe) takılmışsın, Adnan ise oraya uğramamış bile; hatta ters yönde yol alıyor. Senin ağzın bozuk; ama Adnan'ın hem kalbi, hem kafası, hem kişiliği bozuk; ağzı ise yamuk. Sen gördüğüm kadarıyla insanların dini göbeklerini gıdıklamıyor ırki kuyruklarını okşamıyorsun, ama Adnan ikisini de ustaca gıdıklayıp okşuyor ve nabza göre şerbet veriyor. Sen Edip Yüksel'e sadece hakaret ediyorsun, Adnan ise hakarete ek olarak hem iftira ediyor hem de polise ispiyonluyor. Senin doğruyu bulma şansın var, ama Adnan'ın doğruyu bulma şansı hadislerde tasvir edilen mehdinin arkasındaki ben'in turuncu renkte olması şansına eşit gibi görünüyor Selam, Edip
  5. Madem Kuran'ı biliyor iddiasındasınız o zaman eleştiri yaparken eleştirinizi anlamsız kılan onlarca ayeti niye görmezlikten geliyorsunuz? Kuran'ın müşriklerin geleneği olarak reddettiği bir kurumu Kuran'a mal etmeye çalışan birisiyle tartışmak mümkün değil. Sana onlarca ayet yerine 49:13 ayetini anımsatmam bile yeterli olmalı, ama büyük olasılıkla Sunniler gibi onu da evirip kıvırıp köleliği illa da İslam'a sokmaya çalışacaksınız. Selam, Edip
  6. EdipYuksel

    İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?

    Eğer Muhammed Allah'ın dünyada sınadığı yaratıklarına gönderdiği bir elçisi ise ve o elçi diğer insanlar gibi bir insansa, o zaman o elçisinin ihtiyaçları, zaafları, sıkıntılarıyla niye ilgilenmesin? Altı bin küsür ayet içinde cımbızlayarak seçtiğin birkaç ayet için "ÇOK" ilgileniyor ifadesini kullanmanız belki sizin merceğinizin o konuyla "ÇOK" ilgilenmesinden dolayıdır. Yukarıda, kölelikle ilgili iddianıza cevap vermiştim. Muhammed peygamberden yüzyıllar sonra Hadis ve Sünnet hurafelerini izleyenlerin Kuran ayetlerinin kelimeleri üzerinde yaptıkları tahrifatları tartıştığım bir kitabımı okumanızı öneriyorum: Kuran Çevirilerindeki Hatalar... Dilerseniz, www.quranix.com sitesinde yayımlanan Türkçe ve İnglizce Kuran çevirilerime ve ilgili ayetler ile igili düştüğüm dipnotlarda yaptığım tartışmalara bakarsanız, Kuran'ın vahyi ile cahiliyye geleneği olarak mahkum edilip pratik hayattan kaldırılan Köleciligin, cariyeciliğin yüzyıllar sonra hadis ve sünnetler yoluyla hortladıldığını öğreneceksiniz. Hadisçi Sünnetçi tefsircilere itibar etmediğimi biliyorsun. Aslında ciddi ve dürüst ateist bir eleştirmenin de itibar etmemesini gerektiren birçok sebep var. Selam, Edip
  7. Cigi arkadaş. Neyi bekliyorsunuz benden anlayamadım. Hayatım dahil herşeyi riske sokma pahasına özeleştiri getirerek reddettiğim geçmişimi anlatan birkaç paragrafı alıntılayıp benden ne bekliyorsunuz. O yazıyı yoksa tersinden mi anlıyorsunuz? Selam, Edip
  8. EdipYuksel

    Evrim Teorisi konusunda surpriz

    Senin gibi ağzı bozuk ve kendisine saygısı olmayan birisine vereceğim son cevaptır, Anibal. Maymunların alçak bir karaktere sahip olmadığını savunabilmen için, maymunların avukatlığını yapabilmen için en azından birkaç günlüğüne bir hayvanat bahçesinde veya bir ormanda onlarla aynı kafesi veya ağacı paylaşabilmen lazım. Onlarla karşılıklı bitlenip bitleri kıtır kıtır yemen lazım. Hatta sözünün eri bir avukat olacaksan onların kokladıkları yerleri onlar gibi koklaman lazım... Maymumunun insana göre aşağılık olduğu ifadesine karşı kanı kaynarak, göğüslerini yumruklayarak karşı çıkan bir Homo Sapien eğer dürüstse yukarıdakileri yapabilmeli. Aksi taktirde maymunların üstünlüğünü ve onurunu savunan sahtekar bir maymun avukatı olursun. Not: Insanların arasından hayvanların düzeyinin altına bile düşen birçok insan olmuştur, olacaktır. Ancak, aklını ve gönlünü çelişkiye düşmeden kullanan onur sahibi,erdemli Homo Sapiensler de var. Onlar, maymun dahil tüm hayvanlardan kategorik olarak üstündürler. Selam, Edip
  9. Buradan hiç yazışmadım. Bana selam demişsiniz. Ben de selamınız mukabil selam, yani barış içinde olasın diyorum. Edip

  10. EdipYuksel

    İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?

    Yukarıdaki ifadeler size verdiğim cevapları doğru dürüst okuma ve anlama şansınızın olmadığının ilanı olarak değerlendirsem haksızlık yapmış olmam. Örneğin, kölelik konusundaki suçlamanıza verdiğim cevabımı okumayacağınızı, anlamaya çalışmayacağınızı, okusanız bile onu da çarpıtmak için okuyacağınızı çıkarıyorum. Seyircilerin önünde göğsünüzü yumruklayarak "Sevgili seyirciler muhatabımın cevaplarını okumayın. Anlamaya çalışmayın bu adamın cevabını. Edip ne derse desin sadece bir 'kılıf uydurma' olacaktır. Siz daha önce ateizm adına ne bellemişseniz o belletilere doğmatik olarak fanatikçe sarılınız" demekten ibarettir. Akıllarını ve mantıklarını doğmalardan, sarhoş edici duygulardan ve grup etkisinden bağımsız olarak kullananlar burada iddialarına daha cevap bile almadan "kılıf hazırlayanın" kim olduğunu bilirler. Selam, Edip
  11. EdipYuksel

    İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?

    MANTIK:Kuran'da kölelik Nahl 75: ...Diyanet meali Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. Edip Yüksel meali ALLAH, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiç bir olur mu? Övgü ALLAH'adır, ancak çokları bilmezler. Bu ayette kölelik açıkça doğal karşılanmaktadır. (Tabi nasıl bir manevrayla bu anlamın üstünün örtülmeye çalışılabileceğini görüyorum. Yine de, böyle bir çabanın zorlama olacağı bana göre açıktır). EDIP: Köleliği onaylamayan, aksine köleyi özgür kişiyle karşılaştırıp özgürlüğü öven bir ayeti aslı siz ateist bir "manevrayla" tepetaklak etmiş ve inanılmaz bir pişkilnikle bunu köleliği destekleyen bir ayet olarak sunmuşsunuz. Kullandığınız mantık hoş ve de boş: "Kölelikten sözetmek köleliği doğal görmektir. Kuran ayetinde 'köle' kelimesi geçiyor. O halde Kuran köleliği doğal karşılıyor." "Kuran fanatik inkarcılardan da sözediyor. O halde Kuran fanatik inkarcılığı doğal sayıyor. Kuran inanç ve fikirlerinden dolayı insanlara işkence eden ve öldüren kişilerden sözediyor. O halde Kuran farklı düşünenlere karşı işkence ve öldürmeyi onaylıyor." MANTIK: Ayrıca aynı sureden bir de şu ayete bakmak gerek: Nahl 71: Hayrat neşriyat meali Hem Allah, rızık husûsunda bazınızı bazınızdan üstün kıldı. Böylece üstün kılınanlar ise, rızıklarını (kendileriyle eşit dereceye gelecek şekilde) ellerinin altındaki kölelerine verici değiller ki, artık onda (o rızıkta) kendileri müsâvî olsunlar. (Onlar kendi köleleriyle eşitliği kabûl etmezken, nasıl oluyor da Allah’a eş tutup ortak koşuyorlar?)Şimdi Allah’ın ni‘metini bilerek inkâr mı ediyorlar? Suat Yıldırım meali Allah sizi, maişet ve rızık hususunda kiminizi kiminize üstün kıldı.Nasipleri bol olanlar kendi nasiplerini, kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede, yanlarında çalıştırdıkları köle ve hizmetçilere vermezler.O halde nasıl olur da Allah'ın nimetini, Allah’ın kendilerinin üzerindeki hakkını bile bile inkâr ederler? M. Pickthall And Allah hath favoured some of you above others in provision. Now those who are more favoured will by no means hand over their provision to those (slaves) whom their right hands possess, so that they may be equal with them in respect thereof. Is it then the grace of Allah that they deny? Bu meallerde açıktır ki bu ayette kölelerden bahsedilmektedir ve kastedilenin özü şudur: "İnsanlar köleleriyle eşitliği kabul etmezken, nasıl oluyor da Allah'a eş koşuyorlar". Anlamı saptırmayan ve çoğunluğu nispeten daha eski olan tüm mealler ayetin anlamının ve maksadının bu olduğunu göstermektedir. Fakat yeni bazı meallere bakıyoruz ve ayetin gerçek anlamının nasıl gizlendiğine tanık oluyoruz: Diyanet meali Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? Yaşar Nuri Öztürk Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah'ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar? Edip Yüksel meali ALLAH rızık (varlık) açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH'ın nimetini mi reddediyorlar? Rum 28 Elmalılı Hamdi Yazır meali Allah, size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz. Diyanet meali (eski) Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız ? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız. Suat Yıldırım Bakın, Allah size kendi hayatınızdan bir temsil getiriyor: Hiç, elinizin altındaki köle ve hizmetçilerden, size nasib ettiğimiz servette, onların payları da sizinki ile eşit olacak derecede, kendinize ortak yaptığınız, kendinize itibar ettiğiniz kadar onlara da itibar edip saydığınız ortaklarınız var mıdır?İşte Biz aklını kullanan kimseler için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz. Burada da yine kölelikten bahsedilmekte ve kölelik kurumu olağan karşılanmaktadır. Fakat bu anlamı saptıran (çoğunluğu yeni ve daha çok reformist kuran yorumcularına ait) başka bazı meallere bakalım yine: Diyanet meali (yeni) Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz. Yaşar Nuri Öztür meali Size öz benliklerinizden bir örnek verdi: Ellerinizin altında bulunanlarda, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz, aklını işletecek bir topluluk için ayetleri böyle açık açık sıralıyoruz. Edip Yüksel meali İşte size kendi içinizden bir örnek veriyor: Emriniz altındaki kimseleri, size verdiğimiz rızıklarda size eşit ortaklar olarak kabul eder misiniz? Birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinir misiniz? Aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle detaylı açıklarız. Bazı yeni meallerde, ayetin kölelerle ilgili olduğu bile gizlenmekte görüldüğü gibi. EDIP: Herşeyden önce, "sözleşmelerinizle üzerinde hak sahıbi olduklarınız" anlamına gelen "ma meleket eymanukum" ifadesinin anlamını "abd" (köle) olarak çarpıtan çevirileri kabul etsek bile ne 16:71 ne de 16:75 ayetlerinden bir ONAY çıkarmak mümkündür. Zira, ayetlerin muhatabı Kuran'ın mesajını kabul etmeyenlerdir. Onların yaptıklarını örnek göstererek çelişkilerini ortaya koyuyor. Benzeri sorgulamayı, onların dişileri aşağılayan dini inançlarını ve buna rağmen melekleri dişi olarak kabul etmelerinde ortaya çıkan çelişkiyi tartışan ayetlerde bulabiliriz. Ancak, sözkosunu ifadenin "köle" olarak anlaşılmamasını gerektiğini hem Türkçe ve hem İnglizce çevirimde delilleriyle tartıştım. Kuran'da çoğul olarak geçen EYMAN kelimesinin heryerde SÖZLEŞME anlamına geldiğini o kelimeyi ELLER olarak çevirmenin hatalı olduğunu belirttim. İddianıza delil olarak alıntıladığınız Pickthall'in çevirisine biraz dikkatlice baksaydınız köle kelimesinin parantez için (köle) olarak araya sıkıştırıldığını görecek ve burada bir "manevra" olduğunu sezebilecektiniz. Ama, arniyetli yaklaşımınız bu basit gerçeği görmenize engel olmuş maalesef. MANTIK: Ama üstünü ne kadar örtmeye çalışsanız da, ne kadar gizlemeye çalışsanız da, malesef durum budur. Kuran, köleliğin doğal karşılandığı bir dönemde yazılmış bir kitaptır ve ne kadar saklarsanız saklayın, gören için bu açıktır. EDIP: Yanlış çevirileri kabul etsek bile çıkardığınız sonucun geçerli olması için sizin ne hikmetse sözünüzü ettiğiniz birkaç mantık manevrası yapmak lazım sevgili Mantık. Aşağıda, köleliği reddeden, hatta onu en büyük suç olan şirk (ortak koşma) ile eş kabul eden ayetleri dikkatinize sunacağım. Köleliği kategorik olarak reddeden birçok ayete gözlerinizi yumarak, muhatabının çelişkisini göstermek için olumsuz bir bağlamda ayette zikredilen köleliği Kuran'a onaylamaya çalışmanızı yanlış buluyorum. MANTIK: Ayrıca, pek çok başka ayet de var bu konuda. Örneğin cariyelerden bahseden sayısız ayet de bu çerçevede değerlendirilebilir. Cariyeler savaş esiri olan köle kadınlar olduğundan (bir bakıma seks köleleri), cariyelere sahip olmayı doğal karşılayan tüm ayetler de yine köleliği mazur gösteren ayetler arasında kabul edilebilir. Bu ayetlerin örneklerini de, aşağıda, başka konuları işlerken vereceğim. EDIP: Kuran'ın birçok ayetini çarpıtan Sunni meallerin yanında yer almanız sürpriz olmadı. Pich Sizin doğru çeviri diye sunmaya çalıştığınız mezhepçi mealler kelimelerin anlamını çarpıtarak, veya bağlamlarından kaydırırlar. Bu meallerde yapılan çarpıtların örneklerini Türkçe Kuran Çevirilerindeki Hatalar adlı kitabımda detaylarıyla tartışmış ve ifşa etmiştim. Kuşksuzu, Sunnilerin uydurma hadislere ve sünnetlere uydurmak için Kuran ayetleri üzerinde yaptıkları çarpıtmalar ve tahrifler işinize geliyor. Bu nedenle Ateistlerle tartışırken karşımda bir "Sünni olmayan bir Sünni" ile veya "Sünniden daha çok Sünni" biriyle tartışıyor hissediyorum kendimi. Devlet/Demokrasi/Teokrasi/Oligarşi adlı kitabımda MSP'yi kapatma davasında Başsavcılık yapan Vural Savaş'ın iddianamasene yazdığım cevabın Kölelik ile ilgili bölümünü aşağıya alıyorum: KÖLELİK Kuran'ı eleştirebilmek için alabildiğine gayret sarfeden Sayın Başsavcı bu amacına ulaşmak için ayetleri bağlamından koparmakla yetmiyor, kelimelerin yerlerini bile değiştirilebiliyor. "Müminler ancak kardeştirler" (49/19) ayetindeki "ancak" kelimesinin yerini değiştirerek: "Oysa Kuran'daki kardeşlik sadece müminlerin kardeşliğidir" diye eleştiriyor. Sözkonusu ayetin bağlamından habersiz olanlar bu yer değiştirmeyi de farketmezlerse gerçekten Kuran'ın diğer insanların kardeşliğini reddettiğine inanabilirler. Müminler arasında başgösteren çekişmeler üzerine inen 49uncu surenin ayetleri bu çekişmeleri eleştiriyor ve müminlerin birbirlerine düşman olmamasını, birbirlerini kıskanmamasını öğütlüyor. Zira müminler birbirinin kardeşidir. Bu ifadeyi, mümin olmayan insanlara düşman olmak biçiminde yorumlamak taraflı bir zorlamadır. Tüm insanlara "ey Adem oğulları" diye hitap ederek sürekli barışa çağıran bir Kitabın böyle suçlanması bir talihsizliktir. Başsavcıyla aynı mantığı paylaşan birileri, "ne mutlu Türküm diyene" ifadesinin Kürt, Arap, İngiliz olanların mutlu olmayı hakketmedikleri biçiminde yorumlasa. . . Başsavcı'nın İslam'da köleliğin mevcut olduğunu belgelemek için referans olarak verdiği ayetlerin hepsi garibtir ki istisnasız olarak "köleleri hürriyetlerine kavuşturmaktan, salmaktan" söz etmektedir. Bu gerçeği gizleyemiyen Başsavcı yine de kölelik konusunda İslam'ı suçlamaktan geri kalmıyor: "Butün bu ayetler, İslam'da köleliğin teşvik edilmediğini, tam tersine kaldırılması yolunda telkinlerin yapıldığını ortaya koymaktadır. Ancak kölelik yasaklanmamıştır." Bu tez, "Kuran, alkollü içkilerin terkedilmesini emretmesine rağmen alkollü içkileri yasaklamamıştır" tezi kadar gariptir. İlla "yasak" kelimesini bulmak isterseniz, yasaklarla dolu Türkiye Anayasasında çok az "yasak" bulabilirsiniz. Örneğin, 10. maddedeki "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" ifadesi üzerine Başsavcının mantığını kullanarak şöyle bir yorumda bulunsak ne denir?: Anayasa sınıfçı bir toplumu teşvik etmemekte, tam tersine imtiyazlardan mahrum edilmesini öngörmektedir; ancak sınıflar yasaklanmamıştır. Sayın başsavcı maalesef seçmeci davranıyor. Kölelik kurumuna karşı Kuran'ın tavrını daha net bir biçimde açıklayan bazı ayetleri görmezlikten gelmiş veya acelecilkten ötürü onları farketmemiştir: Yukarıya alıntıladığım Kent (Beled) Suresinin 13'üncü ayeti, köleleri özgürlüğüne kavuşturmamanın inkarcıların bir niteliği olduğunu bildirir. Bu ayetleri okuyan bir müminin köle edinmesi veya köle sahibi olmakta direnmesi mümkün değildir. Kuran'ın kölelerden söz etmesi kölelik kurumunu onayladığı için değil, o günkü dunyanın kötü bir uygulaması olduğu içindir. Müslümanlar zor kullanarak diğer toplumları düzeltmekle sorumlu değildiler. Zaten isteseler bile buna güçleri yoktu. Kölelik kurumu, fuhuş ve tefecilik kurumu gibi yaygın bir hastalık olarak mevcuttu. Kuran, kendisine inananları bu hastalıklardan kurtarmayı hedefler. Müslümanların köle edinmelerinin Kuran tarafından onaylanamıyacağına bir başka delil Kuran'ın kavramsal yapısında bulunabilir. Kuran'ı Kerim Allah'tan başka "rab" (efendi) olmadığını bildirir: Kuran'a göre bir tek rab (efendi) vardır: ALLAH. Nitekim, Allah'tan başkasını "rab" (efendi) edinmek, veya başkaları üzerine rablik (efendilik) iddia etmek Kuran'a göre affedilmeyen biricik günah olan şirktir. Köle sahipleri Arapça'da efendi anlamına gelen rab kelimesiyle ifade edilir. Nitekim, hapishane arkadaşlarına Allah'tan başka rableri inkar etmelerini öğütleyen Yusuf Peygamber (yukarıda alıntıladığımız 12:39 ayetine bakınız), hapishane arkadaşı olan kölenin efendisinden sözederken "rab" kelimesini kullanır: "biriniz rabbine şarap sunacak. . . beni rabbinin yanında an. . . " (12:41,42). Yusuf bir müslüman olarak Allah'tan başkasını rabbi (efendisi) olarak kabul edemezdi.[50] Nitekim, Mısır Firavunları kendilerini, köleleştirdikleri insanların yüce rableri (efendileri) olarak görüyorlardı: "Ben sizin en yüce rabbinizim dedi" (79:24). İnsanları köleleştirerek böyle bir iddiada bulunanlar Tanrı'ya kendilerini ortak koşmaktadırlar. Köleleştirilen Yahudiler Musa'nın getirdiği mesajı dinleyerek Firavunların efendiliğini reddettiler ve Mısır'dan Sina'ya göç ettiler. Tektanrcılığı kabul eden her kölenin Allah'tan başka bir efendi kabul etmeyerek özgürlügü için mücadele vermesi gerekir. Köleleştirilmeye isteyerek rıza göstermek şirk olup kınanır (12:39; ???). Başsavcı Vural Savaş, daha sonra özgürlüğün önemini vurgulayan 16:74 ayetini alıntılayarak tam tersi bir anlam yakıştırmaya çalışmaktadır. Ayette özgürlükten yoksun bir köle olmanın eleştirilmesini eşitsizlik diye yaftalamak anlaşılır gibi değil. Kuran hem insanları köleleştirip rablik (efendilik) iddiasında bulunanları eleştirir ve hem de özgürlüğün önemini kavramayan köleleri. . . Nitekim, Sina'da bıldırcın eti ve menna denilen bitkiden bıkan Yahudiler Mısır'da yedikleri yiyecek maddelerini özleyince, Allah onları yüce olan şeyi (özgürlüğü) alçaklıkla (kölelikle) mi değiştirmek istediklerini sorar? Nohut, fasulye, mercimek için köleliğe dönmek istiyorsaniz hadi dönün Mısır'daki aşağılık duruma diye kendilerini uyarır (2:61). Kuran, köle sahiplerini şiddetle eleştirirken, köleleri salivermenin müslümanların vazgeçilmez bir tavrı olarak sunarken, aynı zamanda kölelik kurumunu kabullenmiş köleleri de eleştirir. "Allah'tan başkasını efendiniz olarak kabul etmeyiniz" mesajıyla özgürlük mücadelesi için köleleri psikolojik ve zihinsel olarak hazırlar. Zincirlerini kırmak konusunda gayret göstermeyenler bu zincirler başkaları tarafından kırılsa bile zihinsel kölelikten kurtulamazlar. Özgürlüğün önemini, başkasının malı olan bir köle ile özgür bir kişiyi karşılaştırarak vurgulayan bir ayeti tersinden okuyup köleciliği şiddetle eleştiren Kuran'ı köleler adına suçlamak Kuran'a karşı fanatizm derecesine varan bir allerjinin sonucudur. Başka türlü izah edilemez. Başsavcı "cariye uygulaması" başlığı altında Kuran'ın 4:24 ayetini yanlış yorumluyor. Kuran'a göre evlilik için iki tarafın rızası gerekir. Bu konuya daha önce boşama konusuyla ilgili bölümde kısaca değindik. Kuran'a göre evliliğin amacı karşılıklı sevgi ve merhamet içerisinde birlikte bir yaşamdır (30:21). Geleneksel müslümanlar tarafından "cariye" olarak adlandırılan kadın esirlerle zorla evlenmek Kuran'ın vazettiği yukarıdaki temel prensiple çelişir. Kuran-ı Kerim müşriklerle evlenmeyi yasaklıyor (2:221). Müslümanlarla savaş halinde olan müşriklerin etkinliğindeki alandan müslümanların saflarına geçen veya esir düşenlerden sadece İslam'ı kabul edenlerle evlenilebilir. İslam'ın zorla kabul ettirilmesi gibi bir şeyin Kuran'ın temel ilkeleriyle çeliştiğini hesaba katarsanız (2:256; 10:99; 88:21-22), o zaman 4:24 ayetiyle ilgili şöyle bir tablo çıkar: savaş sonucu esir alınmış veya her nasılsa müslümanların tarafına geçmiş olan kadınlardan kendi istekleriyle müslümanlığı benimseyenlerle kabullerini almanız koşuluyla evlenebilirsiniz. Bu kadınların düşman saflarında yer alan kocalarıyla olan eski nikahları kendi dilekleriyle dinlerini ve vatandaşlıklarını değiştirdikleri için otomatik olarak düşer. Sizinle savaş halinde olan ülkenin hukukuna göre evli sayıldıkları halde, kendi özgür seçimleri sonucu tek taraflı olarak boşanmış kabul edilirler. Bu uygulama, modern ve demokratik devletlerin hukuklarında da hâlâ geçerlidir. Selam
  12. EdipYuksel

    Evrim Teorisi konusunda surpriz

    Haklısın, evrim teorisi bu tür değer yargılamasında bulunmaz. Zira, her yaşayan bitki veya hayvan başarılı kabul edilir. Ancak, bağlamına göre biz evrim süreci için bu tür bir karşılaştırmada veya sınıflamada bulunabiliriz. Kuran inkarcıları eleştirirken onları akıllarını/mantıklarını kullanmamakla eleştirir sürekli. Maymunlardan "aşağılık" olarak sözeden ayet, o bağlamda insana en yakın ama akıl/mantık açısından ondan daha aşağı olan bir türü örnek göstermek amacını güder. Insanın muhakeme, mantık yürütme açısından maymundan daha üstün olduğunda anlaşıyorsak sorun nerede? Selam, Edip
  13. EdipYuksel

    Evrim Teorisi konusunda surpriz

    Bilimadamları Evrim Yasası ifadesini kullanmaz. Evrim Teorisi ifadesini kullanırlar. Teori sandığınız gibi hikaye demek değildir. Teori zan veya sanı anlamına da gelmez. Teori, destekleyici sağlam delillere sahip sistemli bilimsel açıklama demektir. Teori'nin Türkçe karşılığı Kuram'dır. TDK'nın Türkçe Sözlüğü Kuram'ı şöyle tanımlar: Teori kelimesinden hikaye anladığı için yaygara koparan bir ateiste Car Sagan'ın The Deamon-Hunted World kitabını okumasını tavsiye ederim. Okuması kolay ama bilim konusunda temel bilgilerden yoksun ve/veya kritik düşünme yeteneklerini geliştirmemiş arkadaşlara önerdiğim bir kitap. (Kitap Türkçe'ye çevrilmiş galiba). Selam
×
×
  • Yeni Oluştur...