Jump to content

CharlesDarwin

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    2.962
  • Katılım

  • Son ziyaret

İletiler bölümüne CharlesDarwin kullanıcısının eklediği dosyalar

  1. Venüs gezegeni cehennem kadar sıcak bir gezegen. Nedeni ise sahip olduğu CO2'in gezegeni ısıtması. Ancak fazlaca bilinmeyen bir durum var. Venüs ile Dünya'daki karbon miktarı aynı oranda. Aynı oranda da azot bulunuyor.

    Dünya'daki tüm canlıları yakarsanız Venüs ün atmosferindeki kadar çok karbon elde edebilirsiniz. Ancak karbokdioksitin yanında sera etkisi daha yüksek olan metan gazı, özellikle okyanus sularının dibinde, metanhidratlar olarak bekliyor. Artica'daki ölmüş ancak henüz çürümemiş organik bileşikler de başka metan kaynakları olabilir. Su buharının kendisi dahi bir sera gazıdır ve ısınan okyanuslardan daha fazla su buharı atmosfere karışmaktadır.

    Isınmanın daha fazla sera gazı açığa çıkaracağı, açığa çıkan yeni sera gazlarının da Dünya'yı Venüs'e bile dönüştürebileceğini düşünenler var. Ne olup biteceğini bilmek çok zor. İklimin ciddi şekilde değiştiği, bu durumun bizleri de oldukça etkileyeceği açık bir gerçek.

  2. Güzel bir mazeret bulmuşsun Charles. Anlıyor ve kabul ediyorum.

    Buna rağmen ülkemizde evrimin anlaşılmadığını, hatta yanlış anlaşıldığını bildiğimiz için, daha açık ve net olmamız gerekiyor.

    Evrimi bu şekilde ifade etmek bu yanlış anlaşılmayı daha da artırıyor. İçinden çıkılmaz bir duruma neden oluyor.

    Bu şekilde ifade etmenin bir diğer zararı da, evrimin kaotik ve rastgele süreçler dizisi olduğunu ihmal etmek ve onda anlam aramak...

    Haklısın. Şu an tüm dikkatimi bu yeni fikre verdim. Olayı esas haliyle anlatmamanın, özellikle Türkiye gibi ülkelerde yanlış anlamalara neden olduğunu bildiğim halde.

  3. Yelesiz erkek aslan, yeleli aslanları korkutamaz.

    Boynuzsuz erkek geyik, boynuzlu olan diğerlerini korkutamaz.

    Ancak bunun aksi doğrudur ve genelde boynuzu büyük olan geyik savaşmadan da dişileri ele geçirebilir.

    Erkeğin sakalı da, diğer erkekleri korkutmak için gelişmiş olmalı. Saçın aksine sadece erkekte çıkar ve çeneyi daha büyük gösterir. İnsan beyninin gelişmeye başlaması ve sonrasında ateşin bulunması ile çene küçülmüştür. Ama bu durumu sakallar kamufle eder ve erkek daha büyük çeneliymiş gibi bir görüntü verir. Genelde de testos­teron hormonu yüklü erkeklerin, sakalsız da çeneleri büyük oluyor. Sakalın tek amacının büyük çene görüntüsü vermek olduğu düşünülüyor.

    Peki ya pubik yani apışarası kılları? Onlar neden varlar?

  4. Canlılar bir fonksiyon kazanmak için evrilmezler.

    Evrilirken fonksiyon kazanırlar.

    Bu süreçten doğal seçilim yasası sorumludur.

    Hacı, elbette ki sonradan bir fonksiyon kazansın diye bir canlı önceden evrilmez. Önce bir davranış (beslenme vs) değişikliği olur ve bu yeni duruma en iyi uyum sağlayan mutasyonlar seçilir. Ama bu şekilde söylemek, olayı anlatmanın uzun yoludur. Onun yerine, "balinanın ataları su içinde avlanmaya başladıktan sonra yüzgeçleri evrildi" diyebiliriz. Evrimin mekanizmasını bilen kişiler için bu şekildeki bir anlatım tarzı sorun oluşturmaz.

    İnsanın atalarının diğer primatların aksine neden iki ayaklı olacak şekilde evrim geçirdiği hep tartışılmış. Bununla ilgili tatmin edici bir açıklama yok. "Savanalarda yaşamaya başlayan primatların, iki ayakları üstüne kalkarak, düşmanlarını gözlediği " hipotezi, o kadar da geçerli değil. Bunun birkaç nedeni var:

    Genelde sürekli bir düşman gözlemek, av olan canlılar arasında yaygın bir davranış. Toplu yaşayan mirketler yüksekçe bir yere çıkıp bunu yaparlar. Dahası iki ayak üzerinde duran bir canlı da kendini daha görünür yapacaktır. Avı gözlerken, kendi yerini belli edecek ve avcıya da görünecektir.

    Bunun yanında avcıdan kaçması da gerekecek. İki ayak üzerinde yeni durmaya başlayan bir primatın, koşma hızı, onu avlamak isteyen, örneğin bir aslandan, çok daha yavaş olacaktır. Koşarak kaçmasının bir yolu yok. Eğer savanada yaşamıyor çevresinde birkaç ağaç da varsa, avcılardan ağaca tırmanıp kaçabiliyorsa, o halde iki ayak üzerinde nöbette durmanın da bir anlamı kalmıyor. Gözetleme işini ağaç üstüne çıkarak da yapabilir.

    TÜm bunların yerine bana göre bulunan verilere bakmak daha doğru olacak. Özellikle Homo Habilis'in taş aletlerden sıklıkla yararlandığını biliyoruz. Bu durum, "ikiayaklılık geliştikten sonra alet yapma becerisinde artma" olarak görülür. Peki ya öyle değilse; ya taş alet kullanmak, iki ayaklılığa sebep olan durumun ta kendisi ise?

    Yani, "insanın ataları, iki ayak üstüne kalktıktan sonra taş aletler kullandı" fikri doğru değil de; "insanın ataları, taş alet kullandığı için ayağa kalktı" düşüncesi doğru ise?

    Burada sorulması gereken soru taş alet kullanımına nasıl başladıkları olmalı. İlk olarak taş aletler ile ne yaptılar? Bu aletlere şekil vermeden önce, amorf taşı doğal haliyle kullanmış olmalılar. Peki nasıl?

    Bana göre: Atalarımız ilk defa taşı, fırlatmak suretiyle kullanmaya başladı. Küçük avlara taş atmaya başladıktan sonra, iki ayak üzerinde yürüyemeyen bu primatların bazılarında, postürlerini dik şekilde sabit tutmalarına yarayan mutasyonlar seçildi. Dik durabilenler, hem daha uzağa, hem de daha doğru hedeflere taş atabiliyordu. Böylece sabit şekilde dik durabilen primatların popülasyonu arttı. Zaman içinde dik duran maymunlar ortaya çıktı. Bunun yan etkisi ise dik şekilde yürümekti.

    Bu taş atabilen bu primatlar, zamanla taşı farklı şekillerde, onlardan alet yapacak şekilde davranışlar geliştiren diğer türlere evrildi.

    Yukarıdaki hipotez, hem dik durabilmeyi, hem de taş alet kullanmanın orjinini birleştiriyor. Kanıtım var mı? Yok. Ama beni son derece tatmin etti.

  5. Bunun dişilerle başlamış olabileceğini düşünüyorum. Diğer primatlarda bebekler annelerinin kürküne tutunuyor. Eğer kürkümüz iki ayak üzerinde yürümeye başlamadan önce incelmeye başladıysa, annenin bebeği taşımak için ellerine ihtiyacı var.

    Ayakta durmanın etrafı gözlemekte işe yaradığı, ayakta duranların kaçarak diğerlerinin öldürülmesi hipotezi artık pek popüler değil ama hala güçlü bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.

    Durum tam tersi. İnsanın ataları önce iki ayağı üzerine kalkmış; bu duruşun sonucunda fazlaca ısı oluştuğu için, kılların incelmesi ve ter bezlerinin gelişmesi gerekmiştir. Australopithecusların hatta Homo Habilis lerin muhtemelen kıllı vücutları vardı. Çıplak değillerdi.

  6. 2 ayak üzerinde koşmanın daha fazla enerji harcaması senin tahminin mi, yoksa böyle bir ölçüm var mı? çünkü çita biraz ekstrem bi örnek.

    Benim tahminim değil. Böyle bir ölçüm var. enerji israfına rağmen neden insanın 2 ayak üzerinde durduğu hep bilim çevrelerince tartışılır.

  7. İnsanın atalarının ilk defa nasıl ayağa kalktığı bilim dünyasını sürekli meşgul ediyor. Gecenin bu saatinde birden bir fikir aklıma geldi ve yazma ihtiyacı duydum. Sanırım insanın atalarının neden iki ayak üzerinde durmaya başladığı konusunda iyi bir fikrim var.

    Homo habilis'in iyi bir taş ustası olduğunu biliyoruz. Milyonlarca yıl önce çok sayıda taş alet kullanılmış. Bunların bir çoğunun et kesmek için kullanıldığı düşünülüyor. Beyin gelişimleri çok geri olsa bile taş alet kullanma konusunda oldukça yetenekliler.

    Australoptihecuslara ait ise böyle bir bilgi genelde geçmez. Australopithecusların el ve ayak yapıları, her ne kadar bipedal olsalar da ağaçlara tırmanabilecek, hayatlarını ağaçlara bağımlı geçilebilecek şekildedir.

    Peki bu maymunlar nasıl oldu da iki ayak üzerinde dik durmaya başladırlar?

    Sanırım bunun basit bir nedeni var: Taş atmak. Evet bir maymun daha randımanlı taş atabilmek için zamanla postürünü değiştirmiş ve buna göre düzeltmiş olmalı. Taş atabilmek için hayvanın dengesini iyi sağlaması gerekiyor. Ayakta durması, daha uzun mesafelere taş atabilmesini olanaklı kılarken, dik durabilmesi de hedefine daha iyi taş atabilmesini mümkün kılmış olmalı.

    Çocukluğumda, başka çocukarın taş atarak, kertenkele, kurbağa gibi küçük hayvanları öldürdüklerini görmüştüm. Sanırım bu maymunlar da taş atarak küçük canlıları öldürüyorlardı. Ama etkili atıcılar olmaları, dik durmalarına bağlıydı.

    Daha sonra taştan bu kadar etkili aletleri çıkarabilmeleri de, önceden taşla alakalı böyle bir bağlantılarının olabileceğini de düşündürdü.

    Neden atalarımız iki ayak üzerine kalktılar? Bence nedeni bu işte: taş atmak için.

  8. Afrika'da, primatlar dahil bir çok kürklü memeli var. İki ayak üzerinde durunca daha çok soğumaya ihtiyaç olmasını pek aklım almadı. 4 ayak üzerinde yürüyen memeliler de en az koşan insanlar kadar hızlı hareket ediyor, goriller ve şempanzeler dahil.

    İki ayak üzerinde koşmak, 4 ayakta koşmaktan daha fazla enerji harcanmasına neden olur. Bu da daha fazla ısı demektir. İnsan hızlı koşamaz ama uzun mesafeler koşabilir. Hız konusunda diğer hayvanlardan geri olsak da, koşmaya ve harekete devam konusunda onlardan daha dayanıklıyız.

    Daha fazla enerji daha fazla ısı demektir. Ayrıca bu temponun uzun süre devamı için ısının kontrolü şarttır. İnsanda soğutma sisteminin evrilmesi, uzun süre koşabilmeyi mümkün kılmıştır.

    Bir çita çok hızlı koşabilir ama uzun süre koşamaz. Nedeni ise koşma sırasında aşırı ısınmasıdır.

  9. Geciyor mu?...

    Hayir(:...

    Ama siz gecirtmesini pek iyi biliyorsunuz...

    Yiyor muyuz?...

    Hayir(:...

    Arkadaşım ikisi birbirini geçiyor mu kıyaslaması yapılabilmesi için, ikisinin de Dünya çevresinde dönüyor olması lazım. Mars ile Dünya'nın dönüşlerini kıyaslarsın. Benzer hareketler yaparlar çünkü. İki gezegen de Güneş çevresinde döner.

    Kuranda karşılaştırılan ve yarıştırılan Güneş ve Ay. Biri Dünya çevresinde dönüyor, diğerinin bu döngüde hiçbir yeri dahi yok. Kıyas olabilecek, yarıştırlabilecek bir durum söz konusu dahi değil.

    "Elma sulu ve tatlıdır ama araba da hızlı gider" diyen birinin saçmalaması gibi olur.

    Bu kıyasın yapılmasının tek bir nedeni var. Kuranı yazan kişi ya da kişiler Güneşi Dünyanın çevresinde dönüyor sanıyorlardı.

  10. İnsan kürkünü kaybederken, insan bitleri de bu durum karşısında evrime uğramıştır.

    Tek bir bit türü, insan vücut kürkünü kaybederken, saç biti ve pubis biti olarak iki farklı bir türüne evrilmiştir. Bitin arada geçebileceği kıl örtüsü olmadığı için saç biti, saçta yaşayacak şekilde, pubis biti de apış arasında yaşayacak şekilde evrilmiştir.

    Bu bile maymun kökenimizi çok net şekilde gösteriyor.

  11. Kıl-yün demişken, konu ile ilgili bilgisi olan biri sakal ve bıyık ile ilgili yazarsa sevinirim. Ben araşturdım biraz ama ulaşabildiğim bilgiler tatmin edici değil.

    Arkadaşım biz bir Afrika hayvanıyız. Afrika'nın iklimi Avrupa iklimi gibi değil ve dolayısı ile kılları muhafaza etmen de gerekmiyor. İnsanın atalarının kürkünü kaybetmesinin nedeni iki ayak üzerinde hareket etmesidir. Sadece kıllar kısalmamış, ter bezleri de gelişmiştir. Böylece iki ayak üzerinde durup, koşmaya başladığı zaman vücudun soğuyabilmesi sağlanabilmiştir.

    Yani insan kürkünü, kendini soğutabilmek için kaybetmiştir. Ancak Afrika'dan ayrılan insanın, göç ettiği iklimin şekli değiştiği için vücut ısısını koruması ve giyinmesi gerekmiştir.

    Sakallara gelince, sadece erkeklerde çıkar. Erkek geyikte neden boynuz çıkıyor? Başka erkeklerle rekabet için çıkıyor. Aynını insan için de düşünebiliriz. Sakallı bir erkek, sakalsız olandan daha korkunç görünür. Böylece bir dövüşte baştan rakibini korkutabilir.

  12. Kuran bilimle celismez(:...

    Kuranda defalarca akletmiyor musunuz, dusunmuyor musunuz vurgulari yapilir...

    Akilla, aklin en buyuk enstrumani olan bilimle Kuranin celistigini soylemek ayetleri var gucuyle carpitmaya calisan cambazlarin işidir...

    Gunes aya kavusmuyormus, o yuzden ayla gunes ayni yorungedeymis(:...

    Farkli yorungelerde ki gok cisimleri kavusuyor o zaman(:...

    1400 yil once gok cisimlerinin bir yorungesinin oldugunu, yuksek bir ilim ile uzaya gidilebilinecegini soyleyen bir Kuran var, akil sahipleri hakkini verip iman ediyorlar, gerisi carpitmaya calisiyor, kirk takla atiyor ama olmuyor olmuyor...

    Arkadaşım, bu mukayeseyi yapan Kuran. Neyin mukayesesi yapılır? Birbirine denk olanların değil mi? Sen şu zamanki bilgin ile bunların denk olmadıklarını biliyorsun. Ancak o zamanlarda bu bilgi yoktu ve denk olarak görünüyordu. O yüzden de mukayese yapılmıştır.

    Kuran da bu mukayeseyi yapmış ise, Kuran da Ay ve Güneşi birbirine eş olarak görmüş demektir. Aksi halde sizin tanrınız boş konuşan, saçmalayan bir tanrıdır anlamına gelir diğer türlü de.

  13. Bu konuyu anlaşılabilir ve tartışılabilir kılmak istiyorum. O yüzden konu ile ilgilenmeyenler tarafından bile anlaşılabilecek argümanlar üzerinden tartışmaya devam edeceğim.

    Maymundan geldiğimizin kesin kanıtını mı arıyorsunuz? Ayak parmaklarınıza ve özellikle ayak tırnaklarınıza bakın. Ayaklarımız, bir zamanlar el vazifesi görmüş uzuvların daha sonra ayak haline gelmiş şeklidir. Tırnaklarımız, ayaklar el iken kullanmış yapılardır. Ağaç dallarına sıkı tutunma işini görür. Sürekli tutma işini gördüğü için de o zamanlar sık aşınıyormuş. Aşınan yapıların değişmesi gerektiğinden, tırnaklar sürekli uzayan dokular haline gelmiştir.

    Ancak şu an ayaklarımız ile birşeyler tutmuyoruz. Ona rağmen, eski zamanlardan gelen yapılarımız olan tırnaklarımız uzamaya devam ediyor. Uzama hızları el tırnaklarımıza göre düşmüş. Küçülmüşler ama halen orada varlar.

    Ayak tırnakları, atalarımızın maymun olduğunu kanıtlayan en güzel doku parçalarımızdır.

  14. Bilim değeri olan bir konu ama bunu bir tartışma şekline sokmak istediğim için başlığı cafede açıyorum.

    İnsan'ın kökeni nedir? Orta Doğu kökenli dinlere göre ilk insan Adem'dir. Adem aslında kelime anlamı ile "insan" demektir. Dinler, ilk insan denilen kişinin tanrı tarafından özel olarak yaratıldığını, "İnsan" ismindeki kişinin bir birey olduğu konusunda hemfikirdir.

    Adem, tanrının bulunduğu mekanda, cennette yaratılmıştır. Eski dinler, Adem'in tanrının suretinde yaratıldığını söyler. İslam bu görüşü genellikle paylaşmaz. Adem, çamurdan yaratılmıştır. Erkektir ve dişisi Havva'dır.

    Charles Darwin, ünlü Beagle seyahatinden döndükten sonra, özellikle Galapagos adalarında tanık olduğu canlı çeşitliliği nedeni ile, artık hristiyan inancını taşımayacaktır. Galapagos, takım adalardan oluşur ve farklı adalardaki canlılar, adalar birbirine çok yakın oldukları halde, farklı özellikler gösterir. Darwin, her ada için bu canlıların yaratıldığı fikrini kabullenememiş, adaya gelen bir atadan diğerlerinin evrildiğini düşünmüştür.

    Sonraki yıllarda evrimin mekanizmasını anlamaya ve bu konuda kanıtlar toplamaya başlamıştır. Özellikle hayvanların nasıl evcilleştirildiğini öğrenmesi, evrimdeki doğal seleksiyon mekanizmasını kavramasını sağlamıştır. İnsanoğlu, nasıl kurtları köpeklere dönüştürdü ise, doğa da tüm canlıları başka türlere aynı yasalar çerçevesinde dönüştürmüştür.

    Evrim ile birlikte insanın da bir hayvan olduğu ve maymunlardan geldiği düşüncesi tartışılmaya başlanmıştır. Hatta Darwin, defalarca maymun şeklinde karikatürize edilmiştir.

    Eğer insan maymundan geliyorsa, anavatanı Afrika olmalıdır. Afrika'nın Rift vadisine giden Leakey ailesi, ilk defa, insanın atalarının iki ayak üzerinde yürüdüğünü kanıtlayan ayak izlerini keşfetmiştir.

    Başka bir Amerikalı grup iki ayak üzerinde yürüyebilen bir maymun türünün kemiklerini bulmuştur. Ona "eski maymun" anlamına gelen Australopithecus ismini vermişlerdir.

    Bir kemikten bir canlının nasıl yürüdüğü anlaşılabilir mi? Bu durum ancak kemik yapılarından anlaşılabilir. Australopithecusların femur kemiklerinin eğimli yapısı ile, canlı, ağırlık merkezini ortada tuttuğu, dolayısı ile bizim gibi iki ayak üzerinde yürüdüğü anlaşılmaktadır.

    Australopithecus fosilleri, insan-maymun geçişini gösteren en iyi fosillerdir. Homo habilisler fosilleri ise insan yüz özelliklerinin nasıl değişmeye başladığını gösterir. Daha fazla maymun özelliğinde olan habilis kafasında, diğer maymunlarda olmayan sadece biz insanlara ait yüz özellikleri görülmüştür. Bu da homo habilisin doğrudan atamız olduğunu gösterir.

    Tüm bu fosil buluntuları geçeceğim. Çünkü bu işi sulandırmak için özellikle Harun Yahya denilen adamın yazdıklarını müslümanlar copy/paste yapmayı seviyor. Fosillerden de zerre kadar anlamıyorlar.

    Daha direkt kanıtlardan bahsetmek istiyorum. Hepimizin DNA sı maymun atalarımızdan izler taşımaktadır. Bu izleri, DNAmızda, çalışmayan, iş görmeyen parçalarda daha rahat takip edebiliyoruz. Bizi etkileyen mutasyonların hemen hemen tamamı, şempanzelerin DNA sında bulunuyor. Ortak atadan geldiğimizin kesin kanıtlarını sunuyorlar.

    Bir damla kan ile, kişilerin babasını %100 netlikle tayin etme imkanımız var. Aynı metot ile %100 lük kesinlik ile bizlerin birer maymun türü olduğumuzu gösterebiliyoruz. Bunu da DNA mızdaki mutasyonları takip ederek yapıyoruz.

  15. Dindar, önce gök yani uzay yani evren, ondan 10 milyar yıl sonra dünya var olmuştur.

    Kuran ne diyor? Önce yer yani dünya diyor. 1500 yıl önce böyle düşünülmüş olunabilir. Ama şu devirde bunun doğruluğunu savunuyorsan Dünyanın düz olduğunu da savunmalısın.

  16. Papaz: "Efendim buyrun kilisenin içinde namaz kılın" dediğinde Hazreti Ömer "Eğer ben Kilisenizin içinde namaz kılarsam ilerde aptal müslümanlar Ömer kilisede namaz kıldı der. Kilisenizi camiye Çevirir huzuruz bozulur" demiştir.

    Şimdi Hazreti Ömer de mi Fatih sultan mehmet gibi Müslüman değil Hıristiyanlığa meyli var. Şeriatı uygulamıyor.

    yok azizim yok. İslam böyle emrediyordu. Fatih sultan mehmet islamın emrinin hariçinde çıkamıyordu.

    Fatih sultan Mehmet hıristiyanlarında koruyucu olmuş. papa arzu ederseniz tacınızı gönderiyim dediğinde. dursun yerinde kendim giyer gelirim demiştir.

    Bakın siz İslam dersini yanlış aldığınızdan dolayı. Fatih sultan mehemte de hıristiyan diyorsunuz Atatürke de dinsiz diyorsunuz..

    Arkadaşım yarım yamalak bilgi ile karşıma geliyorsun. fatihin kanunnamesi orada. Kendin araştır. Hangi halife, İtalyan ressamlara kendi portresini yaptırmıştır? Fatih yaptırmış. Osmanlı padişahlarını size yanlış öğretmişler.

  17. arkadaşlar geyik yapın diye açmadım bilgi paylaşımı lütfen.

    Başta geyik yapan sensin. Merak ediyorsan bir konuyu gider araştırırsın. Kitap okursun. Pubmed den makaleleri tarar onları okursun. Ya da yabancı dilin yoksa Türkçe kaynakları bulur okursun.

    Bunlar yok sende, sonra da bana bilgi verin diyorsun. Geyiğin en büyüğü budur.

  18. Hiç şüphesiz İslam Güneşi arabistanda doğduğu Halde O güneşe müştak kalbleri Türklerde bulmuştur.

    Avrupada Asırlardır Türk dendiği vakit islam dini manası tahsil edilmiştir.

    kim inkar edebilir Türkler islamı kabul eder etmez, birden bire yükselmediklerine. Avrupada kralların krallıklarını tasdik etmeden krallık yaptırmıyorlardı

    Akdenizi Havuz yapmışlardı hah haaay

    1900 lü yıllarda Avrupada önemli Bir şahıs lord müslüman olduğu zaman Ona müslüman oldu yada Arap oldu demezler..Türk oldu derlerdi

    Türk demek islam ve müslümanlık demektir.

    Avrupada balkanlarda nerede olursan ol eğer sen Türksen Müslümansın derler

    Asırlardır Türk dendiği vakit İslam dini manası tahsil edilsin. sonra türkiyede yaşayan bir adam siz müslüman değilsiniz desin hahahah ahahhaha ne koomik

    Anadolu İslam anlayışı, Arap islam anlayışından farklı. Osmanlı'nın İslam için o kadar savaş verdiğini sanıyorsan tarih bilgin yok demektir. Tüm savaşlar daha çok toprak ve dolayısı ile vergi için verilmiştir. Osmanlı'nın topraklarına bakınız. Avrupa'da Müslümanlığı yaymadığı gibi daha çok zaten Müslüman olan toprakların sahibidir. Müslüman topraklar için savaştı savaşmadı. Ama oralardan vergi topladığı kesin.

    Fatih'in kanunnamesini incelemiş olsaydınız, Osmanlı'nın bile birebir şeriati uygulamadığını görürdünüz. Tecavüz suçlularına Fatih recm değil kürek cezaları verilmesini emretmiştir. Zina'ya ait diğer cezalarda da öyle. Lale devrinden sonra kerhaneler vs almış başını gitmiştir. Kimse onlara fazlaca dokunmamış, orada zina yapanları toprağa gömüp taş yağmuruna da tutmamıştır.

  19. Tarık suresi

    5. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.

    6. Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.

    7. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.

    8. Şüphesiz Allah'ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.

    9. Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla!

    Müslümanların savunmalarını okudum bakalım ne karşılık vermişler diye. Aslında bel ile kaburga arasında derken çocuğu kastediyor demişler.

    Araplar testis ile penis arasındaki bağlantıyı biliyor olmalıydılar. Ancak testisin dölü, yani spermleri ürettiğini bilmiyorlardı. Peki o halde döl nereden geliyor? Böbreklerden tabii. Bel ve kaburga arasındaki böbreklerden.

  20. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratanı inkâr edip O'na ortaklar mı koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.

    O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir etti.

    Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.

    Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir.

    Fussilet Suresi 9-12

    Bilimsel olarak en sacma buldugum ayetler,

    nerden tutsan elinde kaliyor :D

    Kesinlikle. Bu tip ayetlerden "bigbang"i çıkartmaya çalışmak da Müslümanların sahtekarlıklarından biri. Bırakın Büyük Patlamayı, Bu ayete göre önce Dünya sonra da tepedeki gök yaratılmış.

    Aslında ayet, Arapların, Dünya'nın yaratılmasını bir çadırın kurulması şeklinde olduğunu düşündüklerini gösteriyor.

  21. Öncelikle Müslümanların yaşadığı ve yaşattığı bir ülkede ikamet-i zuhur etmektsin :D hah hay yani Türkiyedesin.

    Şimdi biz müslümanları hiç kaale almayıp seni gidi seni :D

    sonra taa uzaklara bağdata Şama bak ve bizim müslümanlığımıza dinimize dil uzat ne demek bu ya..

    işte o zaman sen ne olursun? bilmiyorum

    Öncelikle laik bir ülkede yaşamaktasın. Yani Türkiye'desin. Taa uzak dediğin yerler, İslamın çıktığı yeşerdiği, ilk yorumlandığı ve uygulandığı yerler. Batıya yaklaştıkça esas buralarda bozuluyor. Mekke ye gittiğinde Araplardan birini yakala ve sor " size göre nasıl Müslümanlarız diye?"

×
×
  • Yeni Oluştur...