Jump to content

moleskine

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    25
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

moleskine Hakkında

  • Derece
    Member
  1. moleskine

    Neden Aldatıyorum?

    Erkek, cinsellik yaşandıktan sonra başka bireylere yönelir, dişi ise erkeğe daha çok bağlanır. Aşk denen duygunun da tek amacı cinsel birleşmenin gerçekleşmesini sağlamaktır. Aldatmak doğamızda var, bunu inkar edemeyiz. İnkar edemeyiz lakin engelleyebiliriz, belki. Eğer, "aldatma" eylemini gerçekleştirdiğinizi düşünüyor, bundan pişmanlık duyuyorsanız bence bir an önce işler karmaşıklaşmadan pişman olacağınız şeyleri yapmayı bırakın. Eğer pişmanlık duymuyorsanız, sonuna kadar götürün derim. Erkek olarak, ne kadar çok dişi dölleyebilirsek o kadar iyi, dişiler için ise bir erkek bulunca onu kaptırmamak o kadar iyi. Hayatta kalmaya çalışan, zorlu yaşam şartları altında türünü devam ettirmeye uğraşan ilkel insanlar olsaydık, önceki cümlemde yanlış bulamazdınız. Fakat yaşam tarzımız on binlerce yıl öncekinden çok farklı. Evrensel ahlak yasası denen bir saçmalık yahut demirbaşımız var. Laf kalabalığı yaparak anlatmaya çalıştığım şey ise, "ya doğamızı kabul etmeliyiz ya da ahlak yasaları boyundurluğunda, doğamızı reddederek yaşamalıyız" düşüncesiydi. Yani, seçim sizin. Doğanızı reddedin veya onu benimseyin.
  2. moleskine

    Ateistlere -doğa üstü olay-

    Doğaüstü diye birşey yoktur. "Mumyalanma" doğal yollarla da meydana gelebilir. Aşırı soğuk, asit, tuz ya da rutubetsiz kurak ortamlar mumyalanmaya yol açabilir. Buzadam Ötzi, Tollund Adamı, Tuzadam ve Tarim Mumyaları en bilindik örnekler. Haberde bir fotoğraf dahi yok. Türk basınının abartmayı ne kadar sevdiğini hepimiz biliyoruz herhalde. Bence, işbu ceset en fazla bu kadar çürümemiş olabilir. Yobazlar tarafından tanrının mucizesi olarak gösterilen sözde çürümemiş ceset, herhalde şu mumyaya benzemektedir. Yazık, uçan kuş görseniz mucize dersiniz.
  3. Çünkü gerek yok. Gözlemlenebilir tüm olaylarda, hiçbir ilahi takdir, tanrı dürtmesi, kutsal harekete geçirme gibi mucizeler yoktur. Yani herşey fizik yasaları dahilince meydana gelir. Eğer tanrı fizik yasalarını kullanarak hayata etkide bulunuyor derseniz, etkide bulunanın tanrı olduğuna nasıl emin olabiliriz? Kaldı ki tanrı kuraltanımaz derecede güçlü değil midir? Tanrı, kurallar dahilinde hareket ederse tanrılığından uzaklaşır, fizik yasaları haline gelir. Eh, bu nedenle tanrı yoktur ama tanrı kelimesini sembolik olarak kullanmak istersek tanrı fizik yasalarıdır.
  4. moleskine

    reenkarnasyon

    Ruha inanmıyoruz, ruh yok diyoruz, "hayır inanıyorsunuz ama farkında değilsiniz" diyorsunuz. Ruh olmadığı için reenkarnasyon da olmaz diyoruz, "hayır hayır aslında inanıyorsunuz reenkarnasyona ruhçu uşakları sizi" diyorsunuz. Bu new age zımbırtıları, yani ruhlar, reenkarnasyon, aura, astral projeksiyon, kaşık bükme,kirlian, üst bilinç, düşünce gücü, kozmik bilinç ya da kozmik enerji gibi saçmalıkların tek bir ortak noktası vardır: Para! Zamanında ben de kendimi adamıştım bu saçmalıklara. Aura görmeye çalışır, astral projeksiyon yapmaya uğraşırdım. Reenkarnasyona da sempatim vardı. Onlarca kitap aldım, fakat işime yaradılar mı? Hayır. Aura gördüm mü ya da astral projeksiyonla farklı alemlere gittim mi? Hayır. Spiritüalist uğraşlar sadece para tuzağıdır. Ne dünyayı ele geçirmeye çalışan-ruhçu-paganist-çok güçlü-gizli masonların bir kandırmacasıdır, ne de gerçektir. Günümüzde aura görüyorum, kaşık büküyorum, kozmik bilinci uyandırıyorum, enerji yolluyorum, uzaylılarla bağlantım var diyen kişilerin, orta çağda demonlarla irtibata geçiyorum, meryem anadan emirler alıyorum, tanrı bana dokundu iddialarında bulunanlardan hiçbir farkı yoktur. Meditasyon yapıyorum, ruhumu dinlendiriyorum, ben x kişisinin reenkarne olmuş haliyim, kristallerin enerjisiyle yaşam doluyorum insanları, ya kendilerini kandırıyorlardır ya kandırılıyorlardır ya da başkalarını kandırıyorlardır. Kesin olan bir şey varsa o da ortada bir kandırmaca olduğudur.
  5. moleskine

    TURKİYEDE YASAYAN ATEİSTLER

    Sayın Kosovalı, bu forumdaki sayılı boş kişilerden birisiniz. Üslubunuz çok rahatsız edici ve de çocukça. İnsanları azarlamaya çalışarak çok iyi bir iş çıkardığınızı düşünüyor olabilirsiniz, fakat sadece yüzlerde bir tebessüme neden oluyorsunuz. Bu ülkenin büyük bir kısmı sizin gibilerden oluştuktan sonra biz daha çok 2 Temmuz görürüz. Mahalle ağzıyla yazılmış bir cevabı iple çekiyorum...
  6. moleskine

    Kambriyen Patlaması

    Copy/paste yazılar hakkında düşünmüyoruz bile...
  7. moleskine

    İdam cezası.

    Ve söz Gandalf'tan geliyor: Yaşayanların birçoğu ölümü hakediyor. Ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı, yaşamı onlara verebilir misin? O halde öyle hak hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme... Bence idam cezası kesinlikle olmamalıdır. İnsanlık suçu işlemiş birine aynı şekilde insanlık suçu işleyerek ceza verirseniz bu sistemin "kısasa kısas" yönteminden ne farkı kalır? Hukuk kısasa kısas ile işlemez. Bırakın idamı, suç işleyen kişilere ceza olarak fiziksel zarar bile verilmemelidir. İdamdan ya da can yakmaktan çok daha etkili cezaların da bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.
  8. moleskine

    "Humeyni'yi seviyorum, Atatürk'ü sevmiyorum"!

    Hiçkimsenin Lenin'i sevmeme hakkı yoktur. Hiçkimsenin Hitler'i sevmeme hakkı yoktur. Hiçkimsenin Muhammed'i/İslamı sevmeme hakkı yoktur. Bunu istediğimiz kadar uzatabiliriz. Atatürk doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapıyordu. Hitler, Lenin, Muhammed de ondan farklı değildi yaptıkları şeyin doğru olduğuna inanma konusunda. Buradaki "doğru" ahlaki doğru değil, kişisel doğrudur. NSDAP iktidarı sırasında Almanya sınırları içinde doğmuş olsaydınız, muhtemelen "Hiçkimsenin Hitler'i sevmeme hakkı yoktur." diyecektiniz ve de "Hitler'i sevmiyorum, Lenin'i seviyorum" diyenlere kin kusacaktınız. Kimisine göre Hitler'in yaptıkları, kimisine göre de Lenin'in yaptıkları ya da Atatürk'ün yaptıkları doğrudur. Tüm canlılar birbirinden farklı olduğundan ve bu fizyolojik farklılık duygusal ve düşünsel farklılğa da yol açtığından kimsenin elinden "x kişisini sevmeme" hakkı alınmamalıdır. Her insan farklı olduğundan, farklı düşüncelere sahip olduğundan dolayı tektipleştirmeye çalışan tüm sistem ve düzenler uzun vadede çökmeye mahkumdur. Sizin nasıl x kişisini sevmeme hakkınız varsa size göre Atatürk'ün yaptıkları ne kadar doğru olursa olsun başkasına göre öyle olmayabileceğinden, başkalarının da Atatürk'ü sevmeme hakkı vardır. Emin olun Atatürk'ü sevmeyen bir insan, istediği yerde doğma hakkına sahip olsa Türkiye'de doğmazdı. Sonuçta, kimse vatandaşı olduğu ülkenin lideri yerine başka bir lideri sevmeyi tercih ettiği için yargılanmamalıdır.
  9. moleskine

    ATEISTLERE SORULAR

    Sonuçta hepimiz genlerimizin hayatta kalma, çoğalma uğraşının bir sonucu değil miyiz? Azıcık çabayla içimizdeki maymunu görmek pek zor olmasa gerek...
  10. moleskine

    EYLEM

    Sevdiğim tek lider diyebileceğim Mahatma Gandhi'nin bu konuya uygun olduğunu düşündüğüm bir sözünü aktarmak istiyorum. Önce seni yok sayarlar, Sonra sana gülerler, Ardından seninle savaşırlar, Ve sonunda sen kazanırsın. Bizim durumumuz için, eyleme geçmekten çok pasif direnişi benimsemenin daha olumlu sonuçlar vereceği düşüncesindeyim.
  11. moleskine

    evrimcilere 3 soru

    Arzuladığınız kompleksliliğe sahip hücre yaşadığımız zaman diliminde kolaylıkla meydana getirilemiyor olabilir, fakat 20 yıl sonrasını nasıl bilebilirsiniz ki? Ökaryot hücreleri tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla üretebildiğimiz zaman mı sizin gibi evrim karşıtları evrimi kabul edecek ilk hücre evrimin konusu olmadığı halde? O halde mensup olduğunuz dinsel oluşumların reddettiği bilimsel gerçekleri sadece gelecekte mi inatlaşmadan kabul edeceksiniz? 20 yıl sonra evrimi kabul edeceksiniz diyelim, 20 yıl boyunca evrimi çürütmek için harcayacağınız eforu yararlı bir amaç uğrunda harcasanız insanlık için daha hayırlı olmaz mı? Evrim mekanizmasının size görünmemesinin nedeni, görmek istediğiniz evrimin bizim ömrümüze göre çok çok uzun zaman almasıdır. Maymundan insana evrimi görmek istiyorsanız milyonlarca olmasa bile yüzbinlerce yıl yaşayabilmeniz, şu anki halinizden biraz daha zeki olabilmeniz - evrimin işleyişini çözebilmek açısından- gerekir. Eh, bu da şu an için imkansız olduğundan bilimadamlarının sözüne güvenip biraz mantığınızı çalıştırmanız lazım. Haber programları kış modasına girdiği zaman yeni grip salgınlarından bahseder genellikle. "Yeni" derken ne kastedilmektedir? Kastedilen yeni grip virüslerinin adı üstünde "yeni" olması ve etkisiz hale getirilmesi için "yeni" tedaviye ihtiyacı olmasıdır. Yani eski virüsler eski tedaviye bağışıklık geliştirip "yeni" virüslere evrilmiştir. Tekrar tekrar yıkıcı olduğunu iddia etmekten bıkmadığınız mutasyon, yeni bir tür ortaya çıkarmıştır. Yaşadığınız dönemde görebileceğiniz tek evrim örneği de budur. Canlılar matematiksel yaşam sürerler. Hangi koşullarda hangi tepkileri verecekleri bellidir. Biz ise kendimizi fazla beğendiğimizden dolayı özgür olduğumuzu düşünürüz. Tepkilerimiz yani yaşantımız ise farkında olmadan çözdüğümüz çok değişkenli denklemlerin bir ürünüdür. Mesela okkalı bir küfür yedikten sonra vereceğiniz tepki, o anki ruh haliniz, düşünceleriniz, kişiliğiniz, yetiştirilme tarzınız, hatta hava durumu değişkenleriyle kurulmuş bir denklemin sonucudur. Uyaran --> Tepki x + y + z + w + ... = Tepki (toplama işaretini toplama yetisinden yoksun biçimde, sadece görsellik sağlaması için kullandığımı belitmek isterim) Bu denklemde pekala x hava durumu, y kişiliğiniz, z ruh haliniz, w de yetiştirilme tarzınız olabilir. Tepkiyi denklemlerle ne kadar üstünkörü olsa da belirleyebiliyorsak, evrimi de belirleyebiliriz. Ortam şartlarındaki değişikliği uyaran, tepkiyi de evrim olarak alırsak son derece basite indirgenmiş bir denklem örneğini şöyle kurabiliriz: Yaşam koşullarındaki değişiklik ---> Evrim ("yaşam koşullarındaki değişiklik" evrime yol açabilecek her koşulu ifade etmektedir. örn. silahlanma yarışı) x + y + z + w + ... = Evrim (buradaki evrim de yeni bir tür ortaya çıkmasıdır.) X mutasyon, y canlının mutasyona vereceği tepki, z canlının mutasyon sonrası yaşama şansı olabilir. Bunların sonucu da canlının ne yönde bir evrim geçireceğini açık ve net bir şekilde önümüze koyar. Açık ve net şekilde, fakat yaşadığımız yüzyılın yarısına kadar pek mümkün değil. Peki neden mümkün değil? Çünkü denklemi kurarken en önemli değişkenimiz mutasyondu. Bir canlının geçirebileceği neredeyse sonsuz mutasyon seçeneği olduğundan, ve henüz genetik biliminde yeni sayıldığımızdan en azından bu yüzyılın yarısına kadar uzun vadeli evrimin sonuçlarını kesin bir şekilde bulabilmemiz pek mümkün değil. 3 milyon yıl içinde ne tür değişikliklerin meydana geleceğini de hesaplayabiliyor olmamız gerek bir canlının 3 milyon yıl sonra ne hale geleceğini bulabilmemiz için. Bu da ancak bilimde ilerlememizle, yani zamanla mümkün olabilir. Bu da demek oluyor ki, yakın gelecekte milyonlarca yeni evrim taraftarına kucak açmamız gerekebilir.
  12. moleskine

    Azgin Osmanli Sultanlarinin Gavur Garilari

    Türk baba------------Türk olmayan anne l l l 50% Türk baba-----------Türk olmayan anne l l l 25% Türk baba-----------Türk olmayan anne l l l 12,5% Türk baba----------Türk olmayan anne l l ... Bu temsili soyağacını gerektiği kadar ilerletirsek, hemen hemen "Türk olmayan" bir saltanat soyuyla karşılaşırız. Ayrıca, soyun babadan geldiği kültürel anlamda doğrudur. Mesela bir toplulukta <benim soyum Recaizade, Osmanzade vs.> diyebilmeniz için babanızın da o soydan olması gerekmektedir. Genetik açıdan yaklaşırsak; eşeyli ürediğimiz için genetik materyalimizi yarı yarıya anne ve babadan alırız, yani yukarıdaki soyağacını her koşula -Türklük yerine x'lik, y'lik koyarak- uydurabiliriz. Osmanlı padişahları, soy olarak "Osmanlı" soyuna mensup, genetik olarak ise karma bir yapıya sahiptir.
  13. moleskine

    Bu ne yaman çelişkidir

    Kendi çarpıtmalarına uygun başlıkları adeta bombardımana tutan dindar arkadaşlarımızın bu derece açık konuları neden sahipsiz bıraktığını tahmin etmek pek zor olmasa gerek...
  14. moleskine

    Evrim nasıl başlamıştır ?

    Bazı kişilerin, bilimsel bulguları gerek kutsal kitaplarının kutsallığını, cam kafesin içindeki sözde peygamber sakalından gelen gül kokusunu duyunca iç geçirip ağlayan, televizyon kanallarında peygamberinin yaptıklarını anlatan arabik türkleri dinleyip duygusal masturbasyon yapan insanların gözünde daha da kutsallaştırmaya, bu über-kutsallık sayesinde de ateistleri yola getirip, kendi sevaplarını kat kat artırmaya çabalama oyununa alet etmesini hangi mantık sahibi, bilim konusunda az çok fikir sahibi olan insan onaylayabilir? Atmosfer 5 katlıdır. 1)Troposfer 2)Stratosfer 3)Mezosfer 4)Termosfer -bazı kaynaklarda termosfer ile ekzosfer arasında iyonosfer katmanı da gösterilmekte- 5)Ekzosfer Yerküre de 5 katlıdır. 1)Yerkabuğu 2)Üst Manto 3)Alt Manto 4)Dış Çekirdek 5)Alt Çekirdek HY kaynaklarıyla ya da aynı misyonu benimsemiş benzer kişilerin kaynaklarıyla bir yere varamazsınız. Allah 1 dir, Allahın hakkı 3tür, yer de gök de 7 katlıdır, ikisinin toplamı 14tür, 19 mucizesidir şudur budur gibi saçma sapan sayılarla da bir yere varamazsınız. Asıl soruya dönecek olursak; bence ilk canlı üzerindeki sis perdesini aralamamıza yardımcı olacak görüş abiyogenezdir. Canlılık ortaya çıktıktan sonra da evrim kendiliğinden meydana geleceğinden, ilk evrilen canlıyı tahmin etmek pek zor olmasa gerek. Fakat tahmin etmişiz ya da "bence"lerle başlamışız cümlelere, ne değeri var ki tahminlerimizin, o tahmin ettiğimiz şey bilimsel yöntemlerle kanıtlanmadığı sürece?
  15. moleskine

    TAMAM!... EVRiM DiYE BiRSEY YOK!...

    Sizler de tüm bilim camiası dimdik ayakta evrimi desteklerken, evrimi çürüttüğünüzü söylüyorsunuz. Bedava kitap dağıtımıyla, "yaşayan fosiller" sergisi açmakla evrimi çürüttüğünüzden bahsediyorsunuz.
×
×
  • Yeni Oluştur...