Jump to content

Arı Çobanı

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    23
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

7 Takipçiler

Arı Çobanı Hakkında

  • Derece
    Member
  1. Arı Çobanı

    Bakalım Kur'an Nasıl Kitap Haline Getirilmiş.

    kaşif, anlatılanlardan sonra sorman gereken islamın iyi veya kötü olduğuna kani olunduğu olmamalı, konu başlığın kuranın kitap haline getirilmesi ve Hz. firavun Osman ın icraatlarından örnekler verilmesidir.
  2. Arı Çobanı

    Erzurum'da iftar oncesi sigara icen kadina dayak

    gel de sana bi dayak atayım el mi yaman bey mi yaman anlayasın, kimin emriymiş iyice öğrenesin, sayın moderatör, bu bilelimöğrenelim kodlu kullanıcının konuyla ilgisi olmayan ve erzurumda ki şiddeti meşrulaştırmaya çalışlan ciddiyetsiz yazısının silinmesini talep ediyorum.
  3. Arı Çobanı

    şehirden uzak özgür bir köy inşa edelim.....

    ateist bir köyde nasıl yaşanır, ateistler nasıl yaşamak ister, şöyle düzelteyim lütfen bu konuya ateistlerin yaşadığı bir köyde yaşayıp ölmek isteyenler yazsın. köyümüz nasıl olmalıdır? neler yapılmalı neler yapılmamalıdır? nelerin olmasını istemezdik? neleri görmek ve yaşamak isterdik? ekonomik ve sosyal yaşam nasıl olurdu veya nasıl olmalıdır? bu ve benzer sorulara tüm ateist arkadaşlardan katılım olursa köy somutlaşmaya ve belirginleşmeye başlayacaktır. işte o zaman öykünebileceğiz. sevgilerle.
  4. Arı Çobanı

    Erzurum'da iftar oncesi sigara icen kadina dayak

    sayın stres ve diğer ümmeti muhammet; islam ülkelerinin geri kalmışlıkları ve yüksek suç oranları izahtan varestedir. bırak, revize olmuş musevilik ve hristiyanlık gibi dinleri; budizm, taoculuk gibi insani doğal dinler dahi ateistlerin vicdanına ulaşamazlar. şöyle ki, suç oranları ile ateistlik arasında ters orantı vardır. ateistlik oranı yüksek ülkeler veya bölgelerde suç oranları minimum seviyeye ulaşmaktadır. Bunu sizde internetten filan araştırabilirsiniz. keza, %80 ateist isveç, norveç, finlandiya ve %60 ateist japonya %40 ateist zealanda %30 atesit kanada dünyanın suç oranı en düşük ülkeleridir. ateistlik tüm inanç yanılsamalarından özgür olduğundan ateist insan yüzünü tanrısal şeylere çevirmez. ateist insan tüm duyuları ile yüzünü bu dünyaya çevirmiştir, bu dünyanın sorunlarını bu nedenle net biçimde görür ve sorunların çözümü için aklını ve vicdanını kullanır. dua etmez. özgürlük ve sex konusuna gelince, muhammet seksi doyasıya yaşamıştır. sekse karşı filan değildir. yalnız kıskanç biri olmalı ki öldükten sonra karılarının evlenmesini yasaklamış. seks bu dünyanın temel gerçeğidir ve en güzeli karşılıklı arzu ve istekle, karşılıklı aşkla yapılandır. aşk kural tanımaz hele softaların dogmatik kuralları her zaman egemen ideolojiye hizmet edecektir. din egemen ideolojiden beslenir, dün krallara ve feodallere hizmet ediyordu bugün kapitalistlere. cahil halktan toplanarak oluşan devlet bütçesinin güvenlik güçlerinden (ordu, polis) sonraki en büyük payı da din adamlarının önüne atılmaktadır. acaba neden
  5. Madde 9: hiç bir çocuğa tek tip din öğretimi yapılamaz, 18 yaşından önce ve kesin özgür isteği olmadan hiç bir çocuk sünnet yapılamaz, hiç bir çocuğa diğer dinler veya dinsizlik hakkında düşmanlık öğretilemez.
  6. Arı Çobanı

    şehirden uzak özgür bir köy inşa edelim.....

    katılımın az olması beni öncelikle bu köy hayatının nasıl olacağı ve reel yaşam ile farklarını görmemiz gerektiğini gösteriyor. görmeden öykünemeyiz
  7. birinci tekil şahıs dinsiz hakları mücadelesi ile o diğer bildirilerin bi farkı yok bütünün parçaları
  8. “Tuzla’da ölen işçilerle” dini gurupların hiç birisi ilgilenmez.
  9. Arı Çobanı

    dinsiz bir kafir duası.......................

    Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur. Halktan biri öne çıkarak “bize” der “sevgiden söz et” Bilge anlatır, anlatır, anlatır… Bir diğeri “bize aşktan, evlilikten söz et” der, anlatır… Bunu “alışveriş hakkında ne dersin?” diyen biri izler, anlatır… “Çocuklardan bahset” derler, anlatır… “Eğitimden bahset” derler, anlatır… “Çiftçilikten bahset” derler, anlatır… “Alınterinden, emekten ve adaletten” bahset derler, anlatır… Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır… Konuşmasının sonuna doğru birisi “Bize ‘din’den bahset” deyince Bilge şöyle cevap verir; “Bahsettim ya, dinlemedin mi?” Ve devam eder: “Siz zamanınızı, bunlar Allah’ın saatleridir, bunlar bizim saatlerimizdir diye ayırabilir misiniz? Öyleyse din, yaşadığımız hayat ve tüm davranışlarımızdır. Her an Allah huzurunda olduğunun bilincinde, öylesine titiz, doğruyu gözeterek temiz bir hayat yaşamaktan daha güzel bir din olur mu?”
  10. Arı Çobanı

    dinsiz bir kafir duası.......................

    yaradanın yokluğuna iman hak-ikate imandır. yokluk hak-ikatin gerçeğin ta kendisidir. yokluğa iman hakka imandır. varlığa iman ise kalıcılığa iman olup olup müşrikliktir. islamın ve imanın tek şartı yokluğa ve yokoluşa imandır. biri, seni yalaka dindarlar gibi varlığa değil yokluğa iman etmiş görmek çok güzel ayrıca dualarını beğendim.
  11. insanların hiçbir ayrımcılığa tutulması gerektiği ve tüm ayrımcılıkların bizi yabancılaştırdığını düşünüyorum. Bu nedenle "lopçu ateist", "babadan kalma ateist", "dişi tırnağı ile ateist", "türk ateistleri", "kürt ateistleri", "çingene ateistleri", "atatürkçü ateistler", "siyasi ateistler"...vb. kategorize etme ve ötekileştirmelerin de bizi burada gereksiz yabancılaştıracağı kanaatindeyim. cigi'nin tc anayasası 1. maddesi olarak önerdiği "Türkiye'de herkes eşit koşullar altında eşit muameleye tabi tutulurlar. Çünkü din, inanç, siyasi düşünce, ırk, cinsiyet ya da başka nedenlerle ayrımcılık olursa olsun izin verilmez." normu gerçekten çok güzel tebrik ederim. Bu normun dinsiz hakları bildirgesinin başlangıç hükümlerine "amaç" başlığı altında eklenmesini teklif ediyorum. Bu normun yaşama geçirilmesi laikliğin tecellisini de getirecektir. bu nedenle sahip çıkılması gereken var olmayan "laiklik"e sahip çıkılması değil ateist/dinsiz haklarının savunulması/ateizm mücadelesi özelinden doğru her türlü eşitsizlikçiliğe ve ayrımcılığa karşı durmaktır. biri'nin evrensel hukuk anlayışını ve kazai (yargısal) mücadele ile kazanım elde etme önerilerini destekliyorum. ateistler olarak atesitlerin yasal hak arayışlarına müdahil olmamız gerektiği kanaatindeyim. yalnız retorik olarak; "bilen", "bilmeyen" ayrımı yapılması üretkenliğimizi ve ortaklaşmamızı engelleyecektir. kuran'ın geleneksel mealinde; "hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?" denilmektedir. biz ateistler için ise (en azından ben) "bilenle bilmeyen birdir". Keza, bedreddin "önce bilmediğini bileceksin, sonra bilgi her yerden gelir, ben hayatımdaki en önemli öğretiyi bir köpekten öğrenmiştim" demiştir (bknz. bende halimce bedreddinem). tam 4 gündür izmitte ev arıyorum. çocuğum ilokul 4. sınıfa geçti ve zorunlu din dersi başlayacak. son 4 yıldır kendisi sünnet edilme baskısı ve tehdidi altında. Bugüne kadar boyun eğmedik ama zurnanın zırt dediği yerdeyiz. önce izmitte alevilerin en yoğun olduğu 2 köy tespit ettim. her iki köyde de cami ve imam ile karşılaştım. köyün bir tanesinde ilkokul 3. sınıfa kadarmış 4. sınıftan itibaren ise taşımalı sistemle sunni köylerine gidiyormuş çocukları yani hepsinin çocukları zorunlu din eğitimi alıyor. izmite daha yakın ve daha gelişmiş olan ve 8 yıllık ilköğretim okulu olan da ise merhaba dediğim kişiler "aleyküm selam" diye cevap verenler oldu (hangi dilde selam verilmişse o dilden cevap verilmesinin incelik olduğuna inanıyorum). ev ararken bana yardımcı olmaya çalışan yaşlı bir adama "ne bulursan getiriyorsun" biçiminde kaba davrananlar oldu ve köy müthiş bir biçimde ahır kokuyordu. her yer hayvan bokuydu. yapılan tarımsal yöntemler ise en kaba biçimiyle konvansiyoneldi. aynı zamanda dernek başkanı olan muhtara zorunlu din dersi aldırmak istemediğimi söylediğimde ise "öğrensin ne olacak biz burada kuran kursu da açtık" cevabı vermesi son nokta oldu ve alevi köylerinden umudumu tamamen yitirmiş olarak ayrıldım. ateist bir aile için hele de ekonomik imkanları zayıf ise bu ülkede yenilgiden başka şey yok. boyun eğmek çok zor. çıkış yolu yok. dinsiz hakları bildirgesi, şehirden uzakta köy inşa etme gibi projeleri bu yüzden önemli görüyorum. hey! tc laiktir diyenler, savunulması gereken bir laiklik varolduğunu zannedenler okuyormusunuz.
  12. Arı Çobanı

    şehirden uzak özgür bir köy inşa edelim.....

    Şu an bu yazıyı okumakta olana sormak istediğim bir soru var, cevap yazma inceliğinde bulunursanız çok sevinirim. (Ben kendimin bir çeşit hayvan olduğumun, bir daha dünyaya gelmeyeceğimin ve öteki dünyanın olmadığının bilincindeyim) Dünyadan, kapitalist yozlaşmış ilişkilerden kopmadan iyisiyle kötüsüyle hayatın içinde mi yaşamalıyız (hayatın zorlukları ve sevinçlerini hissederek); yoksa, kafa dengi insanların olduğu yobaz ve faşist insanların olmadığı ütopik bir köyde veya ütopik bir adada mı yaşamalıyız? düşünceleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
  13. Arı Çobanı

    Bakalım Kur'an Nasıl Kitap Haline Getirilmiş.

    Allah için canını ortaya koymuş insan dediğin tarihsel kişi Halifelik Makamını oluşturup koltuğa oturan Muhammedin nice sahabelerini, Ali nin, Hasanın, Hüseyinin ve Muaviyeyi eleştirdiğinden dolayı öldürülen büyük sahabe Ebu Zer'in katili faşist firavun, belam ve karun (Hz.)OSMAN mı (hazreti kelimesini bile getiren osmandır. Muhammed değil. Yüce Hz. Osman, Muhammedin elçi olarak ilettiği kuran sözlerini müşriklerle beraber yazdı (burada "söz" kelimesine dikkat edin, "söz" dönemseldir ve yerinde ağırdır. Hz. Yüce Osman Müşrik karşı devriminin ele başısıdır. Muhammed ile gelen eşitlik düzenini kaldırıp mal mülk sahipliğini, kölelik düzenini getiren Hz.Osmandır, HZ. Osman döneminde büyük bir imparator haline geldi. devlet mallarını yağmaladı. köle ticaretini yeniden başlattı. Hala arabistanda getirdiği müşrik düzeni devam etmektedir. Osman (firavun ve diktatördür, Muhammed bile kendisine cennetin müjdelendiği sıfatını yakıştırmamışken kendisine cennet müjdelendiğini yaymıştır. Dolayısı ile firavunlaşarak dinsel geçler edinmiş Muhammed gibi halktan biri olmamış müşriklik yolunu tutmuş tarihe karşı devrimci olarak zengin azınlıktan yana yerini almıştır. Faşist osmanın icraatlarından bazıları şunlardır: * Kufe valisi Sad b. Ebu Vakkas’ı azledip yerine anne-bir kardeşi Velid b. Ukbe’yi tayin etti. * Mısır valisi Amr b. As’ın yerine süt-kardeşi Abdullah b. Ebi Serh’i tayin etti. * Basra valisi Musa el-Eş’ari’yi görevden alarak yerine dayısının oğlu Abdullah b. Amir’i atadı. * Başkâtipliğe amcasının oğlu Mervan b. Hâkem’i getirdi. * Sadece Şam valisi Muaviye’yi değiştirmedi. Hatta Humus, Kınnesrin ve Havran gibi şehirleri de ona bağlayarak yetki alanını genişletti. Böylece tüm eyalet valiliklerinin Ümeyyeoğulları’nın eline geçmesini sağladı. * Suikast ile öldürttüğü Ömer tarafından Taif’e sürgün edilen amcası Hakem’i Medine’ye getirtti ve kendisine 100 bin dirhem (ulufe) verdi. * Fedek arazisini Hakem’in oğlu Mervan’a tahsis etti. * Medine çarşısının gelirini Mervan’ın kardeşi Haris’e tahsis etti. * Damadı Abdullah b. Halid’in hesabına 400 bin dirhem aktardı. * Mısır’dan getirilen, Ömer’in “parçalayıp yoksullara dağıtın” dediği, ancak bozulur diye parçalanmayan devasa inciyi kızının çeyizine kattı (Osman’ın kızı Mervan’ın kardeşi Haris’le evlenmişti). * İfrikiye’nin fethi sırasında 1,5 milyon dinar ganimet elde edilmiş, beşte biri Medine’ye gönderilmişti. Bu ganimetleri yapılan ihale/müzayede sonunda 500 bin dinar karşılığında Mervan’a sattı. Mervan aldığı malların çok azını ödedi, kalan borcu da kendisine bağışlandı. * Ömer’in toprak politikasında iki önemli değişiklik yaptı: Kureyş’in Medine dışına çıkamayacağı ve toprak sahibi olmayacağı yasağını kaldırdı. Böylece ölü araziler (bataklık/mevât) savaş ganimeti olarak bir grup azınlığın (Emevi) eline geçti. Buralarda büyük çiftlikler kuruldu ve Afrika’dan getirilen köleler buralarda çalıştırıldı. * Muhaliflerden Ammar b. Yasir’in feci şekilde dövülmesine karşın hiçbir hukuki işlem yapmadı. * Abdullah b. Mesud’u, Velid’in israfına karşı çıktığı ve onu eleştirdiği için Medine’de cezalandırdı. Ayrıca Ebu Zer’in cenazesine gittiği için kendisine sopa vurdurdu. * Muhalif konuşmalar yapan Aişe’yi tahsisatını azaltarak susturmak istedi. * Ebu Zer’i çöle sürdü. * Beytu’l-Mal’den sorumlu olan Abdullah b. Erkam, Osman’ın Beytu’l-Mal’den akrabalarına para dağıttığını görünce, “Ben ümmetin Beytu’l-Mal sorumlusu olduğumu sanıyordum, senin kişisel hazinelerinin değil” diyerek anahtarları yüzüne fırlattı ve istifa etti. (Âdem Pak, Hz. Osman’ın Halifeliği Döneminde Meydana Gelen Siyasi Problemler ve Sebepleri Üzerine Bazı Değerlendirmeler; Abdulaziz Dûrî, İlk Dönem İslam Tarihi, Çev: Hayrettin Yücesoy, Usul Dergisi, 4. Sayı, s. 92-105; Mustafa Demirci, Hz. Osman Devri Fitne Olaylarının Sosyo-ekonomik Boyutları, İslamiyât Dergisi, c. 7. Sayı 1, s. 155-170; Soylu yüce Kureyş slalesinin yüce Emevi soyundan olan Hz. Yüce Osman haremine Peygamberimizin 2 kızını katacak kadar da sapkın şehvet düşkünü utanmaz arlanmazın tekidir bütün mülk sahipleri gibi. Kuranı da istediği müşriklik düzenini kurmak için kendisi yazmıştır. Bi de utanmadan cebrail ile birlikte yazdıkları yalanını çıkartıp iyice kendini yüceltmiştir. Kendisinin kullandığı gibi suikastçiler tarafından değil aç kalan insanların isyan ateşi ile nice eşitlik şehidi verilerek isyanın başarıya ulaşması ile tamamen meşru ve haklı olan mübarek isyancılar tarafından canı alınmıştır.
  14. BAŞLANGIÇ: Bu dünya gerçektir, çocuklarımız, sevgilerimiz, birlikte soluduğumuz hava, içtiğimiz su, ağaçlar, yıldızlar, arılar ve yediğin bal vb. gerçektir ve kutsaldır. Bu dünyayı yalanlayarak, test dünyası sınav dünyası gibi anlayışlarla bu dünyayı küçümseyenlerin dünyamızı bozmasına, mal mülk yığmasına, insancıklarımızı köleleştirmesine izin verilmemelidir. Çocukların, kadınların, Ağacın, denizin, toprağın, rüzgarın hakkı, burada gerçek dünyada savunulmalıdır. MADDE 6 (Ek) : Devlet din işlerine karışıp uhreviyata ilişkin düzenlemeler yapamaz. Okullarda din dersleri verilemez. devlet din dersleri verilmesini organize edemez, din öğretmenlerine ödeme yapamaz, harcırah veremez lojman açamaz. din rantını paylaşan imamlara, tapınak din adamlarına, dinsel güçlere sahip olduklarını iddia edenlere ödeme yapamaz. Devletin din için 1 kuruş harcaması bile düşünülemez. Bu nedenle imam hatip okulları, ilahiyat fakülteleri özelleştirilerek üniversitelerden ve devletten bağımsız hale getirilmelidir. Müftülükler ve diyanet işleri başkanlıkları kapatılmalı veya devletten bağımsız hale getirilmelidir. İmamlara devlet maaş ödeyemez. İmamların ücret talepleri ancak cemaatleri tarafından karşılanabilir. Tapınak yapmak isteyenler, tapınak arazisini almak ve tapınağı yapmak dahil tüm harcamaları kendileri yapmalıdır. Kamu kurumları ücretsiz tapınak yeri veremez. Tapınakların su, elektrik vb. hiç bir masrafı devlet ve kamu kurumlarınca karşılanamaz.
  15. Arı Çobanı

    Mevlana, Yunus e Ateistmiydi yoksa deistmiydi...

    Bence tasavvuf ehli olan mevlana yunus hacı bektaşi veli gibi büyük adamlar ateisttiler.zamanın şartları gereği ap açık belirtememişlerdir.
×
×
  • Yeni Oluştur...