Jump to content

mmmrkl

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    473
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

mmmrkl Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  1. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Evet, inanmak zor, kabul ediyorum da. Niçin kesin?
  2. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    İnanma özelliği, hayatını sadece 'la ilahe illallah' sözü için ortaya koyması, yaşadığı toplumun insanlarından çok ileri görüşlü olması, Kur'an'daki çağını aşan âyetler... ALLAH'IN VARLIĞI'NA İNANAN bir insan için ikna edici değil mi? Üstelik daha önceki vahiy tecrübelerinin varlığı...neden Yaratan yarattığına ilham etmesin?
  3. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Hayır, nereden çıkartıyorsun?! Üçgen bilimin konusu, görüyorum ve iç açıları toplamı 180 biliyorum. Ama Allah deney ve gözlem konusu değil, gözlerimle görmüyorum. İnsana bazı özelliklerinden, sınırlı olarak vermiş olamaz mı? Hz. Muhammed'in yaşantısına bakalım, O hiç dövmemiş, demekki ayet 'dövün' demiyor. Niye olsun? Her geçtiği yerde niye söylesin?! Bir sonraki söyleyişte, anlatılmak isteneni akledebilirsin. Tabii benim yorumum, sen mmmrkl ile konuşuyorsun, başkalarının yorumunu bana sorman abes. İnsanlara akletme yeteneği verilmiş, donanımlı, doğruyu düşünebilir, bulabilir, ayrıca bir ayet bence gereksiz. Yanlış düşünenler ya yobaz yada dini menfaatine alet ediyordur. Öncelikle, 'cariye' deyip duruyorsun, Kur'an'da böyle bir kelime geçiyor mu?! Hayır. "mâ meleket eymânu-kum''= sahipliği altında bulunanlar diye çevrilebilir. İSLAM'DAN ÖNCE birçok erkek-kadın köle vardı; Muhammed 4'ten sonra köleliğin kaynağı kurutuldu. Bahsedilenler, İslam öncesi o toplumda bulunanlar. Tekrar ediyorum, burada mmmrkl'nin yorumlarından konuşuyoruz, ordan burdan bulduğunu getirme. Ayrıca, bu makaleler, fidyenin kölelik hakkı olduğundan bahsediyor, köle almaktan değil. Hz Muhammed'in Zeyd'i, kölesiyken, azâd edip evlâtlık aldığını hiç mi duymadın? Arkadaşlarınında kölelerini azâd etttiklerini hiç mi bilmiyorsun?! Bütün Hadisler uydurma değildir, Kur'an'la çelişmeyeni seçmek lazım. O kadar yazmışsın; halbuki devamındaki âyetleri okusan yeter: 191-Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. 192-Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 193- Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
  4. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Motivasyon niye kanıt olmasın?! Motive eden ne? İşte o önemli. Kur'an hemen yazılıp kayıt altına alındı, Hadis ilmi ise Hz. Muhamed'den yaklaşık 230 yıl sonra, akıllarda kaldığı kadarıyla ve birçok uydurulanlarla ortaya çıktı; Hadis Tarihi'ni okumanı tavsiye ederim. 2015 yılında, o güne ait bir Kur'an parçası bulundu, haberler söyledi, gazeteler yazdı, tıpatıp aynı. Ne hatası! Bilimsel âyetler için ayrı bir başlık açmak istiyorum. Daha vurgulu anlatarak daha iyi hissetsin diye olabilir. Bak sen de aynı şeyi söylüyorsun, diğerleri gibi, halbuki kaç kere yazdım: O azablar ve cezalar müslümanlara din konusunda saldıran kafirler için, saldirmayanlar için değil. Çok yoruldum, sonra devam edeceğim.
  5. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Öncelikle bütün âyetler değil! Orada sekiz âyet var sadece; siz ateist arkadaşlar âyetleri toptan, hep aynı gözle görmek eğilimindesiniz; 'inkar edenleri öldürün' derken âyetin, sadece kendilerine saldıran kafirleri kastettiğini gözardı etmek eğilimindesiniz. Şartlar değiştikçe hüküm değişir, çünkü toplumlar ve hayat değişir. Hırsızlık demişsin, demekki şartlar değişmiş, dolayısıyla hüküm de değişmiş. Koskoca 'ma meleket eymanihim' ibaresinde eli ve melik olmayı görmüyor musun? Bir de güya belaltı alay ediyorsun. Yine yanlış meal, bunları kasıtlı olarak bulmadğını sanmıyorum. 'ister' yok orada, doğrusu şu: 'ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin'... Gördüğün gibi, salıvermek zorundasın, başka yol yok, zaten böyle uygulanmış. Durup dururken değil, saldıranlarla savaşmak emrediliyor: Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.(Bakara 190) Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever. Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.(Mümtehine 8-9)
  6. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Bu insanlar sadece 'Tanrı'nın bir olduğunu' haber vermek için kelleyi koltuğa alıyorlar, aklı kullanmaya vurgu yapıyorlar, yaratılmışlığa işaret ediyorlar ve o gün insanının bilemeyeceği şeylerden haber veriyorlar. Bahsettiğin kimselerin delili nedir? Kur'an mı,uydurma Hadis mi? Haklısın, yanlış söyledim. Allah için kullanılan 'gazap' kelimesi, insanların anlayışına inmek için kullanılıyor olsa gerek. Mesaj aynı da, o mesajı algılayan akıllar farklı, dil farklı, zaman farklı,kültür farklı, coğrafya farklı... Nasıl olur da herkesten aynı anlayışı beklersin? Örneğin 'darabe' kelimesinin yirmiye yakın anlamı var, hangisini seçeceksin? İlla 'dövmek' anlamını mı? 27. âyet diyorki:Ancak seçtiği bir elçi hariç... Orada 'illâ' (=hariç) var, senin mealinde bu yok, yanlış.
  7. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    Yeterli bir cevap değil. Öfkeye sahip olmak değil, öfkeyi kontrol edememek bir zaaftır. Hüküm evrensel (iyiiliği emretmek, kötülükten nehyetmek gibi) ise değişmez, toplumsal ise değişir, çünkü hayat durrmaan değişiir. 'kurana göre gaybı sadece Allah mı bilir yoksa başkaları da bilebilir mi?' Ancak Allah bilir, başkasına bildirmediiği sürece. Bu ayetlerin çoğu o günün yaşam biçimine, hukukuna göre, bu günün kafasıyla o günü değerlenndiriyorsun, ayetleerin kimi de yanlış çeviri, örneğin Nisa 3, 'cariyelerinizle' diye paranteze almış, orjinalinde öyle birşey yok, ister cariye ister hür, nikahsız beraberlik yoktur İslam'da. İnanmak istemiyorsan ben ne yapabilirim kardeşim! Cımbızla bir ayeti alıp, karşı-tez yapıyorsuni diğerleri gibi. Halbuki 'cihad' denince, sadece kılıç-kalkan-kesmek-biçmek anlamak çok kıt bir anlayış olur.
  8. İnanıyor musun? Niçin? İnanmıyor musun? Niçin?

    ' vahiy alınca' mı? Vahiy aldığını kabuj ediyorsun,öyjeyse! nefret-öfke nçin ancak insan ürünü olsun; Tanrı insana kendi özelliklerinden vermiş olamaz mı? Bana göre çelişki yok.Bu kişisel bir yorum. Kur'an, oturup yazılmış bir kitap değil, biçok ayet olaylara göre inmiş. Vahyin kaynağı bir olduğuna göre, sözlerin benzemesi normal, fakat bazı yerler düzeltilmiş, Eski Ahit'de 'Tanrı yedinci gün dinlendi', Kur'an' a göre ise 'Allah yorulmaz'. "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin" diye kesin söz almıştık. Sonra siz, az bir bölümünüz dışında yüz çevirdiniz ve (hâlâ) çevirmektesiniz. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye kesin söz almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ da (buna) şahitlik etmektesiniz. Bunların neresi ilkel?! 'Cihad'='Cehd-i gayret' değil mi? Mutlaka silahla mı olması gerekir? Haksızlığa karşı gayret göstermek niye ilkel olsun? Sezgileri besleyen akıl değil midir? Akılla aldığım verilerle Tanrı bliincine ulaşıyorum, direk akılla değil, aklın beslediği sezgilerle. Bunları cevapsız mı bıraktım? Samimi bir şekilde yazdım.
  9. Artık burada devam ediyorum. Yaşadığı toplumun bozuk geleneklerine uymayan, aksak düzene karşı çıkan,, iyilği emreden kötülükten men eden, çok farklı, ileri görüşlü bir insan; çok cesur, çok inançlı, çok akıllı, kin yok, sevgi var saygı var, Allah'ı anlatmaktan başka derdi olmayan biri... Niçin bir peygamber silsilesinin bir devamı olmasın?!
  10. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    Sevgili skeptikal, 'gök' teriimi bazen atmosfere atfediliyor: O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi...(2/22) Gökten suyu indiren O'dur...(6/99) gibi. Göğün düzenlenmesinin sonra olması olayı Fussilet 11-12 de geçiyor ve "7 kat gök" yerden sonra düzenlenmiş. demişsin. "Göğe yöneldi" ifadesini, yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığı, daha sonra dağların yerleştirildiği ve bereketli gıdaların takdir edildiği şeklinde kabul etmek doğru değildir. Şu ayet sözkonusu anlayışı düzeltir: "Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve arza, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. "İsteyerek geldik" dediler." Bu emir verilmeden önce, yeryüzü ve gökyüzü teşekkül etmemiştir. Yani kainatın yaratılışı daha yeni başlamaktadır. Yinede şunu ilave edeyim: Kur'an'ın, bir tabiat ilimleri kitabı olmadığı ve bundan dolayı inzal edilmediği de bir gerçektir. Bu kitab insanları tevhid ve ahiret akidesine davet ederken, tabiatın sayısız gizliliklerine dikkat çeker ve kainatın, yeryüzü ve gökyüzünün yaratılışını düşünmeye çağırır. Dolayısıyla burada tertibi zamanın hiçbir önemi yoktur. Allah Teâlâ bunu, sadece birliğine bir delil olmak üzere öne sürmüştür. Hangisinin önce veya sonra yaratıldığı ise hiç önemli değildir. Nuh 15: ‘Görmediniz mi, Allah yedi göğü tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?’ Nuh 16: Onların içinde ayı bir nur kılmış, güneşi de bir çerağ yapmıştır. Evet, buradaki 'gök' atmosfer değil, uzaydır.
  11. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    Hayır.Yaratanı yarattığı ile aynı kefeye koyamazsın, Nasıl çıkatrııyorsun? Bana da anlat. Tabiki. Bu bir eğitiim şekli değil midir? Ebeveynler çocuklarını böyle korkutmazlar mı, en istemediği ile? Hayatın içinde bunu görmüyor muyuz? Sana verilen bir irade var, yapacağını seçmek senin elinde, Allah karışmıyor. Bunu bu zamanda düşüünüyorsun; o zamanki insanlar cinleri, canavarları...hayal ediyorllardı.
  12. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    'Çarmııha gerlmeleri' yok orda uydurma yine!, âyet 'asılmaları' diyor. Bu âyet bir önceki âyet'in devamııdır, Eski Ahit'te yazılı hükmü ihbar ediyor. Asıl Kur'an'ın hükmü ise bunun devamında şöyle anlaşılması gerekir: Eğer kötülük çıkarmaktan ve meşru sistemi yıkma girişiminden el çekerler ve davranışlarıyla kanuna bağlı ve barışsever iyi vatandaşlar olduklarını gösterirlerse, pişmanlıklarından önce suçlardan birini işlemiş bile olsalar, âyet'te geçen cezalardan hiçbirinin kendilerine verilmeyeceği anlamı yatmaktadır.
  13. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    Sevgili kardeşim, âyet'e ilave yaparak çarpıtmışsın, böyle düzenbazlığa tevessül etmek çok ayıp! Âyet 'esirleri salıverin' diyor; sen ise 'sağ kalanlarını esir alın' diye uydurma bir ilave yapmışsın; sonra da dürüst olmaktan bahsediyorsun(uz).
  14. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    Hayat sürekli değişir; 1400 yıl öncesinin hayat şartlarna göre yorumlanmalı, bugünün şartlarıyla dünü bile yorumlayamazsın, bu, çelişki olur. Aksine, Kur'an düşünmeyi,tefekkür etmeyi,tezekkür etmeyi tedebbür etmeyi, aklını kullanmayı... teşvik ediyor.
  15. Zaman-zamansızlık ve Rabbin Katı

    'Yoktan birşey varolmaz' derken maddeyi kasdediyorum, Tanrı'yı değil! Bunun bence bir korkutma olduğunu yazmıştım sanırım. Tamam,göz atacağım. İki buçuk metre dalmakla, ikibin metre aşağının zifiri karanlık olduğunu bilemezsin; deniz dibiini, belgesellerde falan, gördüğün için aklın sana böyle söylüyor, görrmeyen kimse için bunu söyleyemeyiz, hele o günün Mekke insanı için. 'Kayan yıldız' tabiri yok mu? Kayan meteor' mu desin? İbareler insanın anlayışına göre yazılmış. Göğün dünyadan sonra düzenlendiği sanılır.'demişsin, Atmosfer Dünya'dan önce mi vardı?
×