bir_akil_insan

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    3.525
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

7 Takipçiler

bir_akil_insan Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

2.066 profil görüntüleme
  1. Diriltelim bakalım şunu. Özet: arabistanın hiçbir yerinde zeytin yetişmez. Şimdilerde yetişyorsa da, özel bakım ve toprak taşınmasıyladır. Kuranda zeytinden bahsedilmesi, büyük olasılıkla kuranın ve temellendiği masalların arabistan kaynaklı olmadığını, ama daha sonra arabistana taşındığını gösterir.
  2. İnanmamak ya da reddetmek için herhangi bir neden gerekmiyor. Tanrı savı, ispatlanması gereken bir savdır. Bunun ispatı da oldukça kolay biçimde sağlanabilir. Fakat, savunanların hiçbiri bunu kolay biçimde yapamadıkları için, kitapların, yazıların peşinde koşarlar. Bu savın, onu reddeden ya da inanmayanlarca araştırılacak, doğrulanacak ya da yanlışlanacak herhangi bir yanı yoktur. Savı ortaya atan, kanıtlamakla yükümlüdür. Savcının kanıtlamadığını, ondan başka kimse umursamak zorunda bile değildir. Savcı bunu kanıtlasa bile, yine de reddedilebilir ya da inanılmayabilir. Kimse gerçeğe ulaşmakla yükümlü, görevli ya da sorumlu değildir. Bizim burada yaptığımız, tanrı savına karşı sav oluşturmak değildir. Bizim yaptığımız: bu savlardaki saçmalıkları ortaya koyup, bu zırvalarla hayatını çürütenleri uyandırmaktır. Bunun ateizmle karıştırılmaması gerekir. Bunu, diğer dinlere inananlar da yapabilir. Örneğin youtube'da arabın zırvalarını sağlam dayanaklara ve bilgilerle yerden yere vurup, hıristiyanlığı, yahudiliği vb kutsayan ve savunan ya da tam tersini yapan bir sürü insan bulabilirsiniz. özetle: ateizm durumdur ve herhangi bir düşünsel temele dayanmak zorunda değildir. tanrı savına karşı sav geliştirmek, dinlerin metinlerini, inançlarını irdelemek vb bambaşka bir iştir ve bunu biz inanmayanların da gerçekleştiriyor olması; inanmamaktan değil, başka nedenlerdendir.
  3. Ateizm'in tanrı yoktur savı ile bir ilgisi bulunmuyor. ateizm, tanrı vardır savına inanmama ya da onu reddetme durumudur. durum, herhangi bir önyargı barındırmaz. ateizm elbette bir fesefe, bir akım, bir düşünce sistemi değildir. bir şeylere inanmaya meyilli insanlar, ateizm hakkında da bir tanım uydurup, ona inanıyorlar. bu tür: felsefedir, olamaz tartışmaları da yine inanırlardan kaynaklanıyor.
  4. çünkü bu durum, çiçeğin soyunun sürmesini engellemiyor.
  5. bu durum tüm dünyada -ışıd ve türevlerinin elinde olan yerler hariç- böyledir. atatürk'le hicbir ilgisi bulunmuyor.
  6. Yo benim derdim şahıslar değil, kaypak yaklaşımlar. sergilediğiniz kaypak yaklaşım, tanrı soslu bilimselciliktir ve duyduğu sözcüklerden tanrılı bir evren yaratmaya çalışanların yaklaşımıdır. çeşitli yansımaları kümesi, siz gibileri de, taslaman gibileri de barındırır. bu tür yaklaşımlar, kafa bulandırmaya uygun yaklaşımlardır. en keskin örnekleri taslaman sergilediği için onu ortaya sunacağım, fakat sizin durumunuzla da bağdaşıyor. taslaman en ufak bilgiye sahip olmadığı konularda -örneğin kuantum fiziği- ezberlediği sözcüklerle eser gürler. sözcükleri arka arkaya, sanki bir şeyler bilerek söylüyormuş gibi sıralar ve bu şarlatanlık gösterisini de allah vara bağlar. bunun nasıl işlediğini hepimiz gördük. izleyenler, kendinden emin zırvaladığı şeylerin aslını ve detayını bilmediği için, bunu bir şey biliyor zanneder ve onun yolundan gider. taslaman gibiler, kendi zırvalarına kendini inandırmıştır. gerçekten de bir şey bildiğini zannederler. saçmalamalarına yanıt alamadıkça, hayal dünyasında bol patlamalı orgazmlarda kaybolurlar. ne kadar saçmalarlarsa, o kadar yanıtsız kalacaklarını bildikleri için, saçmalamanın sınırı yoktur bunlarda. elbette bunu kötü niyetli olarak yapmazlar; ama bir yerden sonra artık yapamadan da duramazlar. sizin durumunuz da bunlar gibi, yalnızca bu kadar şiddetli ortaya koymuyorsunuz. bu yaklaşımda olanlar, zehirli ve zararlı insanlardır. bilgisizliği, cehalete dönüştürür, arsızlıkla perçinleyip, tavuk gururuna yükseltirler. lütfen ne soracaksanız, öncelikle o konu hakkında sorabilecek kadar bilgi sahibi olun. nötronun protona oranının 0.2 ile sabitlenmesi ne demektir? böyle bir soru soruyorsanız, ne söylediğinizi bilmiyorsunuz demektir. ne söylediğinizi bilmiyorsanız, sorma amacınız öğrenmek değil demektir.
  7. rahat olun; sorunuzdan hiçbir şey bilmediğiniz, kulaktan dolma şeylerden tanrı çıkartmaya çalıştığınız belli oluyor. Bir şey bilen insan, soruyu düzgün sorar. Bir örnek: ysk yazılım mühendisinin iletisine çoğu kimse inanmadı. çünkü yazılımla uzaktan yakından ilgili olanlar, iletiyi yazanın oradan buradan terimleri birbirine ekleyip kendince bir dil uydurduğunu ve neden bahsettiğini bilmediğini gördüler ve başkalarına da bildirdiler. siz de aynı durumdasınız: nötron proton duymuşsunuz, mucize uydurmaya çalışıyorsunuz. sizden bir sürü geliyor gidiyor buraya, ilk değilsiniz, son da olmayacaksınız. neyi sorduğunuzu bilmediğinizi belirttim; herhangi bir şey öğrenmek istiyorsanız, onu düzgün sormalısınız. herhangi bir şey öğrenmek değil, uyduruk tanrınızı varlamak istiyorsanız, boşa çaba harcıyorsunuz. gerçeklik ve bunun hesaplarında tanrınıza yer yoktur; uyduruk tanrınız ancak kendi zihninizde yer alıyor. bu şekilde 19culardan pek bir farkınız bulunmuyor.
  8. İnançlının her türlüsü, insanın enerjisini tüketiyor. Bir başkası bilmediği dilde ek var ek yok tartışmasına giriyor. Bir başkası tüm çevirileri çöpe atıyor da kendisi bilmediği dilde çeviri yapıyor. siz de bilmediğiniz konularda, kulaktan dolma bilgilerle karşı tarafa sorular soruyorsunuz. Nötronun protona oranı ne demektir? Sorduğunuz sorunun saçma sapan bir eksiklik taşıdığının farkında değilsiniz. Nötronun sayısının protonun sayısına oranını mı soruyorsunuz? Kütlelerinin oranını mı soruyorsunuz? Atom içindeki dağılımlarını mı soruyorsunuz? Ne sorduğunuzu bile bilmediğiniz için, yanıt şimdilik: üçgenin portakala oranının yeşil olmasından kaynaklanıyor ve sabitlenme diye bir şey yok. ne sorarsanız sorun, uyduruk tanrınızı elinden tutup getirmediğiniz sürece, tanrı diye bir şey de yok. sorularınızı, öğrenmek için sorun.
  9. Müslümanın, ılımlısının da, ılımsızının da ne mal olduğunu görmek...
  10. http://lmgtfy.com/?q=primate+evolution+map
  11. kepazeliğin doruk noktası bu olmuş. bunları okuyan ve kendini müslüman zannedenler vardır elbet; sizler, bu kafayla aynı şeylere inandığınızı sanıyorsunuz; haberiniz olsun. bu saçmalıkları ancak akıl hastaları savunur; sizler ise bu kitabı hiç okumadığınız için, bu akıl hastaları ile aynı taraftasınız.
  12. zararları var. müslimler, köktendinci değillerse, açılışı radikal olarak yapmazlar. önce yumuşaktan girerler, sonra ilerlerler. en pislik radikaller, hep yabancılardır. islamın içine doğmayıp da, sonradan olanlardır. bunların hepsi, islamı iyi bir şey zannederek girer, islama ve tanrısına inanmaya başlar; tanrıyı kendi hayalleri ile şekillendirip, ona daha fazla kul olabilmek için islamda derinleşmeye çalışırlar ve görürler ki, en iyi kul olma yolu, kesip biçmekten geçiyor. yaşar nuri gibiler, insanların islamın ne pislik olduğun görmelerini engelliyor. bunların bir kısmı islamda derinleşirken, yaşar nuriden kopuyor ve gittikçe müslüman oluyorlar; bir diğer kısmı ise, islamın iyi bir şey olduğu sanrısı ile, müslümanların kendi içlerinde barınmasına, döl vermesine imkan sağlıyor.
  13. bu hesaplardan anlarım demiştiniz; her müslüman gibi zikirmatikten öte hesap bilmiyorsunuz. dinozorları ortadan kaldıran göktaşının çarpma etkisinin, hiroşimaya atılan atom bombasının 1milyar katı gücünde olduğu hesaplanılıyor. müslümanların cahil, yalancı ve aptal olmaları hiç sekmiyor. bir tane kafası çalışan çıkmadı şurada.
  14. sorularınız aptallıkla cehalet arasında gidip geliyor demiştim, fakat aptallık tarafı ağır bastı. önceki yıllarda rusya üzerinde bir göktaşı patlaması oldu. bu taş yaklaşık 20 metre çapındaydı. patlama 30km yükseklikte gerçekleşti. bunlar da etkileri teknik hesaplardan anlayan müslümanın hali bu. bir de 10 kmcik canım, haha bütün dünyayı mı etkilemiş ki diyor. seccadeye alın vura vura beyin kalmıyor bunlarda demek ki. kafanız basmaz ya, göktaşının bir etkisi de, kaldırdığı tozdur. bu toz, hele ki statik elektrikle yüklü v eaşırı ısınmış toz, atmosferin alt tabakasını kapladığında güneş ışınları giremez olur. bitkiler ölür, hayvanlar ölür. ancak gizlenebilen ya da çok miktarda besin tüketmesi gerekmeyen hayvanlar hayatta kalabilir.
  15. ten tenin kafası çalışmıyor demiştim. içiniz rahatlasın diye, baktım: 17 şubat m.ö.87mil günü ansızın 42 derecelik vücut sıcaklığı ile uyanmışlar. yayabilirsiniz, gerçek bilgidir. fosilden vücut sıcaklıklarının 42 derece olmadığını ya da soğuk kanlı olduklarını nasıl çıkarttıklarını da merak ettiniz mi bu arada? şeyhiniz söylememiş olabilir ama, geçtiğimiz yıllarda dinozorların hepsinin soğuk kanlı olmadığı yönünde çalışmalar ortaya çıkmaya başladı. size başka bir bilgi vereyim de, beyniniz azıcık ısınsın. tüm insanların sağlıklı vücut sıcaklığı 36.5 derece dolayları değildir. aynı kişi için bile, gün içinde ve hayat boyu vücut sıcaklığı değişir. Pek çok insan için 42 üstü , 28 altı sıcaklıklar ölüm demektir. Fakat 46.5 dereceye çıkan da, 14 dereceye inen de kayıtlıdır. Bunlar, evrimsel farklılıklardır. evrim konusunda lütfen bir şeyler öğrenin; sorularınız cehalet ile aptallık arasında gidip geliyor.