Jump to content

sanalmanik

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    490
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

2 Takipçiler

sanalmanik Hakkında

  • Derece
    Advanced Member
  • Doğum Günü Mayıs 2

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    heryer
  • Interests
    Nasılın Ulu Destanı

Güncel Profil Ziyaretleri

540 profil görüntüleme
  1. sanalmanik

    DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK KONSEYİ

    Arkadaşlar şu önermeyi sundum Yukarıdaki metni bu sevilmiyorsa sevilen bir biçime getirerek ve X sayıda üye birleşerek (diyelim ki 20-30-40 ya da fazla) bir kaç dinci foruma ordan dinci reiscçi facebook gruplarına sırayla elbirliği ve işbirliğiyle götürsek ve assak, biri silinirse diğer üye diğerini assa saldırı olursa herkes birbirini kollasa ki (en azından adminler okumak zorunda kalacak değil mi?) ne olur? Diğer taraftan bunu tüm Non--Teist yayım yapan blog grup forum ve facebook grubuna assak/astırsak iyi bir biçime sokarak hatta sabit içerik yapsak ne olur? Sonra bunu yine birleşerek bu benzeri içeriği toplu mail olarak yönlendirsek? Bunun gibi öneriler sundum....
  2. sanalmanik

    DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK KONSEYİ

    Arkadaşlar metni yukardaki biçim ve karmaşayla sunduğum için üzgünüm. Post düzenleme açık olsaydı mutlaka düzenlerdim DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI VE MANİFESTOSUNA DOĞRU"KURAN YA DA DİĞER TÜM SAYILAN KİTAPLARA KARŞI ÖZGÜR MANİFESTO BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR SORGULAMA ÇAĞRISI ÖZGÜRLÜK VE BİREYSEL İSTENCİN SAVUNULMASI VE DUYURULMASIKAMUSAL VİCDANA -AÇIK- ÇAĞRI GÖREV VE SÖYLEV--------------AÇIKLAMAArkadaşlar cümleler ve içerikler tekrar tekrar yenilenecek, düzenlenecek ve sentezenecek . Metni günler haftalar hatta aylar boyu düzenleyebiliriz. Öte taraftan da "tam da budur" diyebileceğimiz bir nihai biçim alabilirsek temel başlık açılması ve isteyenin istediği bölümleri sadeleştirerek kişisel yayımı önereceğiz. Bu; bir forumdan bir başka foruma (uygun uyarlama ile) götürmekte olabilir, kitlesel bir eylem ve savunu da olabilir. Haber baskısı önereceğiz. Haberleştirme önereceğiz. Her türden yayım önereceğiz. Yurtdışı açık kaynaklı yapılabilir. Dilediği gibi istenilen alanlar çevirilebilir ve yayılabilir. İsteyen istediği yeri istediği canının işine geleceği) gibi düzenlesin (çıkarsın; atsın; bozsun; yapsın) istemediği cümleleri tek tek kaldırıpta atsın, elesin, eklesin eklemlesin hiç fark yok. Canının işine geleceği gibi yapsın. Bunu toplu bir eylem olar açıklayıp binlerce insan aynı gün an face duvarına asabiliriz örneğin. Haber yaptırmayı başarabiliriz. Toplu bir protokol gerekiyor. Uzlaşı gerekiyor bir kaç forum da dolaşabiliriz. Kafamda bir sayı yok ancak belli sayıda insan yaparsa özgün kimliğimle bunu gerçek face duvarıma asacağım ( kavl ile). Metinde uzlaşılması gerekiyor. Başka eylemlerde düşünülebilir. Arkadaşlar bunu kitlesel bir eylem ve girişime dönüştürmekte oldukça kararlıyız durmayın ve yardım edin derim. Fikir sunun destek açın..Nasıl yapılması gerekiyor sence? Benim sorunum bu. (Yukarıdaki metnin hemen hızlıca ve kabaca bir okunabilir hale getirilmiş ilk biçimidir. Üzerinde tabi ki tekrar çalışılacaktır. ) DİNLER ÜSTÜ/DİNLER ÖTESİ ETİK ARAYIŞI (VE BİRLEŞİM) ÇAĞRISI DİN VE BİREYSEL TANRI ANLAYIŞLARINI ORTAK SORGULAYIŞ ÇAĞRISI Dinler insanlar arasında tarihin her dönemde ayrılık ve savaş sebebi olmuşlardır.Ortadoğu halkları tabiri caizse hala karanlık çağı, orta çağı yaşamaktadır ve dünya buna açıkça seyirci ve sessiz kalmaktadır. Ortadoğu da hala din ya da milliyet ve ekonomi politik çıkar çatışmaları/kavgaları adı altında bir kutsal yer kavgası (senindi benimdi kavgası) adı altında süren bir savaş ve adeta tarihi bir kan davası hala devam ediyor.Bizler insanlar olarak suskun olmaktan üzgünüz ya da çaresiz ve elimizden bir şey gelmez bir bekleyişten de hem üzgün hem de yorgunuz. Bir şeyler yapmak halklara seslenmek ve elimizden gelirse bu tarihi acıyı durdurmak için bir şeyler yapmak ve artık buna bir dur demek seyirci kalmamak istiyoruz.İnsanların din anlayışları (ve milliyet ve politik anlayışları) üzerine uzunca durup düşündük ve uzun değerlendirmeler yaptık.Tanrı anlayışından ve küresel din anlayışlarından başlamak istiyoruz. Bir çok felsefi ve bilimsel bilgisel din karşıtı sav ve söylem olmasına rağmen din ve Tanrı fikirleri insanlığın aklını kurcalamaktadır. İnsanlığın bu konu da birleşmiş ya da ortak bir algısı ve ne yazık ki yok gibidir.Açıkçası insanlığın bu konuda bir fikirbirliği ve uzlaşıya varması zor görülmektedir. Modern batı küreselleşme, globalleşme ve demokratikleşme adı altında kültür ihracında bulunsa da Dinin karanlığın da yaşayan halklar yine de bir ölçü de kendi kaderine bırakılmış ve terkedilmiş gibidir. Savaşta tüm bu sürecin ağır bir cabasıdır. İNSANLIĞA DİNLERİN AÇIK TARTIŞILMAYA ÇAĞRILMASI DAVETİBu metindeki "dinler" kavramı ,öncelikle kutsallaştırıldığı varsayılan dört temel kitap sözedilişi ve din bilgisine vurgu yapmaktadır.Din ve Tanrı düşünceleri yüzyıllarboyu insanlığın aklını kurcalamıştır.Tanrının varlığı yokluğu konusu ya da bunun olası şüphesi her zaman (tarihler boyu) insanlığın zihnini meşgul etmiştir. İşin aslı Tanrı ve Tanrı düşüncesi insanlığın belleğinde büyük bir yer tutar.Tanrının varlığı yokluğu nasıl araştırılabilecektir? ya da soruşturulabilir?Akıl ve düşünce üzerinden ya da gözlemle bu kavranabilir mi ve bu sonuca erebilir miyiz? Bunu bir gerçek olarak kavrayabilir miyiz? Şüphesizce bilebilir miyiz? Biz uygun metodoloji yöntem ile bunun mümkün olacağını öngörüyoruz .Biz; nesnel metodoloji denilen ile öznellik ve subjektivite baskısında sıyrılarak bunun mümkün oluşunu, doğal gözlemini ve açık kavrayışının mümkün oluşunu işaretleyeceğiz ve bundan yine kendi kavrayışımızdan örnek düşüncelerle sözedeceğiz.Aşağıda buna dair serbest önermelerimizi, bildirim ve mottolarımızdan bazılarını da sunacağız. Ancak önce durumu/realiteyi tahlil etmemiz gerekiyor.Bir çoğumuzun elinde doğuştan bir din var ve o din de nesiller boyu süren bir gelenek görenek olarak aileden ve toplumdan geçme-emilme bir dindir.Dinler tarihinin tüm karanlığı incelendiğinde, neredeyse şunda hemfikiriz. Neredeyse tüm dinler, baskı, korku, tehdit, yıldırma caydırma, zorlama siyasal fetih, dinin politize savaşları, kılıç zoru,sindirme hatta köleleştirme, boyun eğdirme, zorlatma anlamıyla yayılmıştır ve adeta insanlar ele geçirilmiştir ve insanlar zorla din sahibi yapılmıştır.İşin aslı dinlerin yayımında ve seçiminde yani geçmiş ilk benimsemesinde çok fazla serbest irade/seçim olduğunu söyleyemeyeceğiz. Bu güce boyun eğmedir, yaşamsal çıkarlarını koruma, aksini söylemeye gücü olmama, aksinin yaşamsal tehdit olması ya da başka şansı kalmamadır. Yani dinler korku, baskı ve tehditle ve bunun geçerliliğine inandırılma tabiri caizse zorla ve güçle kandırılma ile yayılmıştır. İnsanlar buna boyun eğmiştir, eğmek zorunda bırakılmıştır.Bizler modern dünyanın, modern aklın ve vicdanın temsilcileri olarak uygar dünyanın göbeğinde yaşayan bireyler olarak, bunlardan son derece rahatsızız. Kişisel kanaatlere saygı duyulan bir modern çağda yaşayan serbest iradeli bireyleriz/varlıklarız. Toplum bizi bu konularda töhmet altında bırakmaktadır. Bir yanımız Avrupa bir yanımız Asyadır. Bu konjonktürde yaşarken hala serbest kanaatlerimizi toplum kanaatleri ve çıkarlarıyla tam örtüştüremiyor (uyuşturamıyor) ve toplum dayatmasıyla bir şeylere karar veriyoruz ya da serbest fikirlerimizi, vicdan ve belleğimizi tam anlamda (açamıyor) ortaya koyamıyor ve savunamıyoruz çünkü kapalı gelenekçi ya da muhafazakar bir toplumda yaşıyoruz. Biz bunun aşılması için yollar aranmasını öneriyoruz.İşin aslı insanların bir çoğu kafası karışmış ya da korkmuş oldukları için ya da başka çaresi olmadığı için tanrıya inanmakta, tanrı konusunda tereddüt etmekte ya da işin aslı belki hiç inanmasa da inanıyor görünmekte ya da görünmek zorunda kalmaktadır/bırakılmaktadır.Çoğu zaman ve durumda da kişiler bu kişisel gerçeği başkalarına açıklayamamaktadır. İşin aslı bu tip açıklamanın getireceği toplumsal yaşamsal zedelenme, baskı ve yafta yeme çok açıktır. Toplumdan ya da belli grupların seni anlayışından dışlanabilirsin. Zor bir yaşamı çoğu zaman kimse istemez. Susmak en kolay gelir.Türkiye ölçeğinde bunun aksini iddia etmenin mümkün olduğunu sanmıyoruz hatta bir çok Ortadoğu ülkesinde bu kadar bile özgürlükten ne yazık ki sözedemiyoruz . İş kaybı, sosyal çevre dışlaması-daralması, okul aile uyumsuzluğu, toplum sosyal çevre ve aile bireyleri uyumsuzluğu, varsa çocukların toplumdan dışlanması ve etiketlemesi tehdidi tehlikesi etiketi, yanlış anlama ve anlaşılmama düşüncesi gibi sorunlar vardır. Tüm bunlar baskıdır. Kendi çocukluğumuzdan ve ilk gençliğimizden biliyoruz ki hiçbir zaman fikir ve kanaatlerimizi, kendi vicdanımızı toplum yargısını aşarak özgürce açıklamamız mümkün değildi ya da öyle hissettik ve bunun olanağını pek göremedik. Bir çok sosyal sorun içiçedir...Biz bu sorunların aşılmasının yollarını aradık ve bunun olanağını bu sosyal sanal dünyada bulduk. Yıllaryılı forumlarda insanlarla bu konular üzerinde sohbet ettik ve uzunca tartıştık. Uygun bilgi verilip alındığında ve uygun iletişim sağlandığında ve uygun bilgilendirme yapıldığında dine karşı realitenin mümkün olduğunu, dostlar kazandığımızı ve yanılmadığımızı da gördük, gözlemledik. Yıllaryılı dinsizleşme ve deizm artışı gözlenebilir. Eminiz ki bu aratarak sürecektir.. İnsanlık adeta korkmuş, kafası karışık ve işin aslı ne? bilmediği için diğerlerinin yolundan giderek "mış gibi yapmakta"dır ve adeta biri- birileri çıksa da bu tanrı problemi çözse, bilimsel bir açıklama yapılsa ve buna taban bulunsa keşke diye beklemektedir. Böyle giderse bu bekleyiş sürecektir. Meselenin özüne inilmesi ve tam üstüne gidilmesi lazımdır. Geri durmak değil. İnsanlık Tanrısal bilginin ve Tanrısallığın ne olduğunu bilmediği ve kestiremediği ve bunun bilgisel çıkmaz olacağını düşündüğü; kimse de doğru düzgün bir cevap olmadığını sandığı, felsefenin (bilgini bilmenin bu konuda bir referans olmayacağının sandığı ve bilimin ise bu alanla ilgilenmediğini ya da Yaratılışçılık tersi olarak bir Evrim Kuramı içerdiğini düşünmekte açıkçası Tanrı düşüncesinin tam bir çıkmaz olduğunu sanmakta bireysel vicdan da aşılmayacağını düşünmektedir.Biz-LER hem aksini düşünüyor, gözlemliyor hem de aksine inanıyoruz.YA VARSA ÖN KARŞI SAVUNMASI Ya varsa? Bir bilimsel araştırma ya da keşif cümlesi değildir. Bu bilgisel/bilimsel açık bir şüphecilik değildir. Ya Varsa, ifadesi bir korku cümlesidir ya da açıktan varsayma ve dayatmadır. Buna hipotez denebilir ancak böylesi bir hipoteze bilimsel araştırma ve keşif konusu dayatmak mantıklı mı?Bilim ve mantık, felsefe daha açık önermeler ile başlar sorular ile başlar ve başlamalıdır.Varlık nedir? Nasıldır? onun içte bir dayanağı ya da başlangıçsal tabanı ve öncesi var mıdır? Olabilir mi? Varlık bir ilk varlık tarafından oluşturulmuş olabilir mi? vb. cinsinden sorular belki bilimsel ya da felsefi önermeler olabilir ancak "Ya Tanrı Varsa?" içeriği açıkçası kendi içinde bozuk bir soru-n ve belirtmedir."Ya yoksa" cümlesi daha pozitif, yapıcı ve sentezci bir yaklaşım ve öbürüne de yani "Ya Varsa"ya da eşittir.Korkulu şüphecilik bilim yapamaz. Öznel safsata üretir. Bu, Öznel bilim bilgi üretir. "Ya varsa"nın karşı savı ve diyalektiği "ya yoksa"dır. Bu ikisi bir tartı da tartıldığında hiçbiri diğerine ağır gelmez tam eşittir ve sorun tam bir çıkmaz ya da çelişki halini alır. İkileme gireriz demek. Ya Varsa? savını yıkmak eşitlemek için Ya Yoksa savı önermesi her zaman yeterli olacaktır. Ya Varsa ve Ya Yoksa birbirine temas ettiğinde bu sorun aşılabilir.YAZIM SÜRECİNİN DEVAMI Bireysel (tutsak) vicdanlar özgürdür, kanaatler aşılanamaz. Düşünce, kanaat ve vicdan açıklamak tüm dünya da açıkçası ve ne yazık ki özgür değil. Fikir vicdan hiç özgür değil. Bizler hapsolmuş durumdayız. Zor durumdayız. Zorlu ülkelerdeki insanlar adeta bizlerden modern dünyanın ve refahın kucağında yaşayan bizlerden duyarlılık ve yardım bekliyorlar.Bizler fikir, vicdan ve kanaatlerimizde özgürüz. Düşünce ve duygularımızda da açık olmalıyız, özgürüz.Tüm dünyada fikir ve vicdan açıklanması serbestleştirilmeli ve özgürleştirilmelidir. Bizler insanlar olarak birbirimize borçluyuz. Ortak dünyayı ve kaderi paylaşıyoruz. Süren sorunlar ve tarihsel acılar ortak hepimizindir. Kan ve savaşı durduramazsak er-geç kendi refahımızı tehdit edecektir. Tersinde ise baskıcı ülkelerdeki özgürlükçü halklara açık iltica benzer haklar açıkça sağlanmalıdır. Kimi ülkeler kapılarını açmalıdır. Savaştan ve kinden ve öfkeden kaçan sığınnan halklar diğerlerince açıkça korunmalıdır. Politik bir baskıdan yılan bir insan ne yapsın_? Kendi ülkesinin karanlığını yaşayıp aşmak zorunda mıdır? O halde bu bir savaştır ve bu nedenle de insanlar ölüyor ve öldürülüyor ya da bireysel ve politik özgürlüklerin sağlanması çabasıyla açık bir savaşı ve kötü ve zorlu yaşam koşullarını da göze alıyor.Bizler Toplum önünde (kendi toplulumuzda dış bir ülkeye gitmeksizin de) açık ve yargılanmaksızın konuşmak konuşaiblmek ,dinin kendini de ve dini düşünce ve anlayışları da serbestçe eleştirmek istiyoruz. Kapkara vicdan neden aydınlanmaz?Tanrı fikirlerinin çoğunu kitle baskısı mahalle baskısı toplumsal görenekler ve sosyolojik taban dayatmakta ve bize aşılamaktadır. Bunu kabul edelim. Toplum sosyolojik bir yıkıntı olduğu için karmaşa içindeyiz bunu da kabul edelim.Dışlama korkusuyla düşüncesini açamayan yüzbinler ve milyonlar belirsiz bir şüphecilikle aklını şüphe kemiren insanlar bir ses bekliyorlar.Toplumlar nezdinde üst kurullar ya da uluslararası her alandan din, bilim temsilciyle bir konsey kurulmasını önerebiliriz.Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (ve bizler bunu varsayarken) yanılıyor, yanıltılıyoruz ya da yöneltiliyoruzBizler Doğa ve Varoluşa (ya da Kendi varoluşumuza) mı aidiz Tanrıya mı?Kendi kendimize mi aidiz Tanrıya mı? Tüm varolana mı bağlıyız?Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (İlk ve Baş) Özne ve kural koyucu olarak tayin ederken, kullar olduğumuzu ilan ve deklare edip, İnsanlık olarak belirsiz ve ortak olmayan yasalara tabi olduğumuz biliş ve belleğimize işliyoruz ve kabul ediyoruz.Bizler doğanın (varoluşun) yasalarına mı tabiyiz Tanrının yasalarına mı? Peki bu ayrım nerede nasıl çizilecektir?_Herkes kendi yasasına mı tabidir? Toplumsal yasalar neyi işaret eder? Din ve yasa ayrımı nerede çizilecektir? Bireysel vicdan ve kamusal vicdan ve yasa ayrımı nerede nasıl çizilecektir?Dinler başkalarının bireysel özgürlüğüne ve (hürriyet vicdanına) egemenlik anlayışına sorumlu ve bilinçli şekilde kastetmektedir? Bunu aşağıda metinsel örneklerle açacağız.Kendi inancımızı ve düşüncelerimizi (kendimizle sınırlamayarak) başkalarına dayattığımız an da başkalarının yaşam alanına giriyoruz ve bu başlıyor. Buna toplum olmak deniyor. İçiçe yaşamak deniyor. Dini inancımızı ve kişisel fikrimizi kendimizle sınırlamadığımız an da başkalarının hak alanına giriyoruz.Benim Tanrım seni de yaratmıştır (ve ya da senin de sahibindir) ifadesinin altında bile bu hak ihlali (açıktan) vardır ve yatar.Yani bunu yaparak, kendi bilişselliğimizi başkalarına dayatarak onların özgürlüğüne de açık el uzatıyoruz.Yüzyıllar ve binyıllar bunun savaşı ve Din savaşları ile doludur.Avrupa da bir Rönesans ve Aydınlanma Çağı getiren ,Uzak Batı da ya da Kuzey Amerika da bir Evrensel Haklar Beyannamesi yazdıran refleksler bu tarihsel çıkmazlar ve karanlık değil midir? Yani Bireysel Tanrısal Toplumsal hakimiyet arzusunun ve çıkar savaşının tekrarı sonucu büyük acıların tekrar tekrar deneyimlenmesi değil midir?Bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki ve varlığın asıl sahibi ilan ve deklare ederken, kendi kulluğumuzu onaylıyoruz. Kulluk demek kölelik demektir. Adını değiştirmeye gerek yoktur. Bu bireysel kulluktur ve kul olana dair bir cümledir, ikilemdir ya da seçimdir. Kul olanla sınırlı kalmalıdır. İNANCA SAYGI DENENİN İÇ ELEŞTİRMESİKişi kendinin ya da Bireysel Tanrısının başkalarına da dayattığı an da savaş başlar gelişir. İradenin savaşı. Üstünlük savaşı.Kişi kendi Bireysel düşünce ve inancının diğerlerinin üstünde de (hakim) olduğunu/olacağını iddia etmektedir. Bu hem Bireysel hem Tanrısal bir fetih ve yönetim arzusunun sonucudur ve ikilemidir. Kişisel özgürlük ile sınırlı değildir. Hak ihlalidir. Açıktan bireysel hak ihlalidir. Dinsel ve bireysel yayılmacılıktır.Kişi kendi egemen Tanrısını ve bilişini diğerlerine de dayatarak (Kendi ya da Tanrısı adına) diğerleri üzerinde de hak ve egemenlik ya da otorite talep etmektedir.Kişisel Tanrısı üzerinden diğerleri üzerinde hak ve egemenlik talep edilmektedir ve bu kişisel saldırı yansımaktadır. Bireyin yayılmacılığının işaretidir.Bireysel bir Tanrının diğer bireylere de egemenliği iddiası onların egemenlik haklarına, özlük haklarına ve birey oluşuna, kendi düşüncesine ve bireysel çıkarlarına karşı da açık bir saygısızlık ve kişiyi töhmet zan altında bırakmadır. . Varlığa açık bir tehdittir.Bu açık savaş ilanıdır. Saldırganlık ilanıdır.Dövüş sebebidir. Tarih bunun yıkımlarıyla doludur.Bunun savunusunu veriyoruz.o halde.Egemenlik bireyin hakkıysa bireyde kalmalıdır. Bireyin seçimi ve kişisel hakları, özgürlüğü (özgür istenci ve idaresi) açık bir yasa ise başka bir bireyin kendi Tanrısının tüm varoluşu kuşattığı varsayımı üzerinden onu da yönettiği/yöneteceği iddiası açık bir saldırganlık hak ve özgürlük ihlali olacaktır/belirtecektir.Diğer bir bireye Tanrı dayatmak onun egemenlik alanına müdahaledir, müdahale anlamı taşır özgürlüğe kasıttır.Kişi kendi kulluğunu onarken başkalarının kul olup olmamasına (kulluk düşüncesi taşıyıp taşımadığına) karışamaz yönelemez. Aksi, kişisel özgürlüğe ve yaşamsal haklara kasıttır/savaştır.Birey Tanrı Birey Tanrıdır. Tanrı ile Birey arasındadır. Tıpkı Sahip ve Köle arasında kalacağı gibi bu ilişki sınırlanmalıdır. Kişi kendi Tanrısını başkalarına dayatamaz. Benim Tanrım senin üzerindedir, senin de sahibindir, yaratıcındır demek ve bunu dayatmak bile açık hak ve özgürlük ihlali belirtir ve işaretler. Bireysel kulluğu taşan bir yaklaşımdır. Kişini kendiyle sınırlı değildir.Bireysel bir Tanrıyı herşeye üstün merkezi istenç ilan ederken ya da tüm varlığın yaratıcısı olarak işaretlerken karanlıkta bir ışık/yön ve asılsız bir dayanak arıyoruz.Çünkü boşluktaki kayıplarız, yitik hafızalarız.İşi aslı insanlık karanlıkta kaybolmuş ışık arayan yol yön arayan bir yolcuya benzemektedir.Evrensel bilgi ve bilişsellik herşeyin üstündedir.Evren tüm nesnelerin nedenidir ve tüm hepsini kapsar. Evren bir bütündür. Bütün olarak kendidir.Bireysel vicdanda bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki bir güç olarak nitelerken kendimizden ve birbirimizden ve diğerlerimizden çalıyor ve hem birbirimizden hem de gerçeklerden kaçıyoruz.Bunu yaparak;İnsanlığın ortak ve birlikte kaderini yadsıyarak, insanlığın sorunlarını ve bunların çözümünü göksel, dışsal idaresel bir hamiye havale ediyoruz. Güç ve hazır reçeteler yaşama bilgisi için de dileniyoruz. Korku ile travmatize ediliyoruz.Bilgi göksel bir olgu değildir. Heryana dağılır ,herşeyin/heryanın içinde vardır ve herşeye (eşit ortak) yayılır/dağılır.İşin aslı bilgi her yerde ve herşeydedir.İnsanlık kendi iplerini eline almalıdır. Kendi bilgisini, yaşamını, toplumun kurmalı ve düzenlemelidir.Dinler bunun üzerinde tehdit unsurlarıdır, baskı unsurlarıdır, töhmet unsurlarıdır. Bireysel vicdanın açık olarak kamusal vicdana dayatılmasıdır. Yani kişiyi aşan dinler (bir Din ve dinsel vicdan) varolduğu sürece insanlık barış ve huzur bulamayacak.Dinler korku sebebi olmuşlardır.Bireysel vicdandaki bir Tanrıyı kitlesel vicdana dayatırken başkalarının özgürlük alanına giriyor ve özgürlüklerinden sömürüyor/çalıyoruz.Bu benim bireye indirgenmiş inancım anlamına gelmiyor. Çünkü onu diğerlerinin üzerine de töhmet olarak dayatıyorum. Benim (Bireysel) Tanrım/göksel hamim (senin inanç, duygu ve düşüncelerinin de üzerindedir dendiği an da, bireysel istencim sizlerin üzerindedir demektir.Bireysel sınırı aşar tehdit haline gelir ve "neye inanırsan inan! ben ve Tanrım haklıyım" seninle savaşacağız der, demektedir. Karşı tarafın inanç ve düşünce çemberine saygı değil saygısızlıktır ve müdahaledir. Bireysel istencini başkalarına dayatmaktır.Bu asıl inanca ve karşı düşüncelere saygısızlıktır.Bireyse haklar ve özgürlükler tanınmalıdır. Din devletleri dünya için tehdittir.Özgürler özgürler olarak tanınmalıdır. Kullar kullar olarak ayrılmalıdır, kendini tanımlamalıdır.Hiç bir varlığın himayesine girmemiş varlık, doğa karşısında ve kendi varlığı karşısında özgürdür. Biliş seviyesinde ilke ya da ilk gerçek olması gereken budur. Gözlem budur.Sahiplik Kulluk ilişkisi bu kulluğu benimseyenin kendi sorunudur ve kendi sorunu olmalıdır. Bireysel çıkarı amacı ve kişisel sorunudur. Kendi dairesiyle sınırlıdır ve sınırlanmalıdır. Kişi kişisel Tanrısının başkaları üzerinde hak sahipliğini ve egemenliğini iddia ettiği an da kaos başlar. Bunun ınırı iyi belirlenmelidir.Din ya da kulluk Bireysel iradeyi taştığında yani kişisel Tanrının diğer ve başka bireyler üzerinde de egemenliği sanısı ilan edildiğinde bu bireysel İnanç felan değildir. Politik bir din yaymadır, inanç yaymadır, başkalarının görüşüne karışmadır, özgürlük yıkıcılıktır, kendini yaymadır.Benim Tanrım senin üzerinde egemen ya da egemenlik kolluyor demek başkalarının idaresine kasıttır. Ben senin ya da Tanrım senin başına da buyruk ve musallat demektir. Bir açık saldırı savaş ve güç ilanıdır."Birey Tanrı" birey vicdanında kalmalıdır. Birey vicdanına hapsedilmeli. Toplumsal alana dayatılamaz. Dayatıldığı an da kaçınılmaz bir savaş, çatışma ve kaos başlar/nedenidir.Bunun dayatımı kesin olarak net bir biçimde düşüncelere açık saygısızlıktır, saldırganlıktır.Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken diğerlerinin hakimiyetinden, güç ve kontrol planlarından da aynı an da sözediyor olur. Belirtilen amaç fetihçilik ve kontrolcülüktür.Bireysel Tanrı bireysel alanda kalmalıdır. Bireysel inanç yanız kişinin kendi ile sınırlı olarak kendi kendine dayatabildiği/diretebildiği bir inanç olmalıdır. Bundan ötesi bireysel inanç değil bakın diğerlerinin üzerine uzanan bir hakimiyet ve otorite düşüncesi taşımaktadır ve bireysel inancı ne yazık ki aşar.Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken onun özgürlüğünden de çalıyor (çalmaya kalkıyor) ona adeta onun özgürlüğüne kastediyor demektir. Bu kabul edilemez. Bu açık varlıksal tehdittir giderilmelidir. Özkorunum ve özsavunma gereği karşı taraf bilgilendirilmeli yönlendirilmeli ve kişi kendini bu saldırıdan savunmalıdır/korumalıdır.Burada bunu yapıyoruz:Belirtilen şey yani Birey Tanrıyı Kamusal Vicdana ve herkese dayatım (Kendini dayatmak ya da Tanrısını dayatmak olarak) açık olarak bireyin yaşam haklarına ve alanına kastetmek, tecavüz etmektir yaşamsal savunulmalıdır.Çünkü egemen bir düşünce zorla dayatılmaktadır.Baskıcı fetihçi bir anlayış yayılmacı olarak dayatılmakta ve Kulluk ve kölelik yani özgürlüğün defi izafi politik dayatılmaktadır.Bu inanırsan inan sorunu değildir. Bu ben öyle inanıyorum sorunu da değildir. Bu Politik bir kandırmaca ve aldatmacadır ve güce sığınan politik bir yaptırım ve politik bir aldatmadan öteye varamaz, varamayacaktır. Tanrı birey vicdanına hapsedilmeli. Kimse kendi Birey Tanrısının başkaları üzerinde egemen ilan edemez. Birey Tanrısının başkaları üzerinde töhmeti ve egemenliğin iddia ve ilan edemez. Bu apaçık sömürücülüktür. Başkalarının özgürlüğüne kasıttır. Kulluk kişi ile sahibi arasındadır.ve orada kalmalıdır. Aksi iddia edildiğinde kişi kendi Tanrısının Özgürlük iddia ve ilan edenler üzerinde hakimiyetini dayattığında kendi saldırganlığını özgürlük düşmanlığını ve fetihçiliğini de ifşa ve ifade edecektir.YAZIMIN DEVAMI NİTELİĞİNDE Bireysel vicdanda Üstün bir Tanrıyı onaylarken kendi küçüklüğümüzü ilan ediyoruz. Kendi doğallığımızı, varlıkla varoluşla içiçeliğimizi yadsıyoruz. İnsanlık; İnsanlık çatısı altında birleşmelidir. Tanrı değil, göksel varlıklar değil.Ya da insanlık tümvaroluşun bir nüvesi olma ve tüm varoluştan olma sıradan beşer anlayışında birleşmeli ve toplanmalıdır.Doğadaki hayvanlar gibi doğanın bir üyesiyiz. Seçkin varlıklar değiliz. Üst ve üstün varlıklar değiliz. Dinsel değerler aksini söylemektedir ve bizi çatıştırmaktadır. Bu apaçık açıktır.Din karşısında savunu ve reddiyeler yapılmalı ve genişletilmelidir.Dini yayılmacılık durdurulamzsa son sonuçta herkesi ve herşeyi fethetme yönetme anlamı ve ardı taşır.Bireysel vicdanda herşeye üstün bir varlığı onaylarken, Tanrılar olmaya da kalkıyor çabalıyoruz. Güç istencine doğru yol alıyoruz. İşin aslı varoluş bu değildir. Varoluş bölüşüktür. Tüm varolanların ortak malıdır.Bireysel vicdanda, insanlığın ve "serbest doğalılık"ın üstünde bir Üstün Başvarlığı, Başyapıcı özne olarak tayin ederken ve bunu bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak özgürlükle ve özgürler olmakla ve eşit haklara sahip olmakla çeliştiriliyoruz. Tanrı karşısındaki kullar anlayışı özgür olmak değildir.Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede?Her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş ve yakılacağı kesin belli olarak ve bu da tabi ki herşeyi bilen Tanrıca bilinerek yaratılmış bir varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede?Cehennem anlayışı kötü bir anlayıştır. İnsanlık fikrine ve vicdanına nasıl sığar ve bu nasıl onaylanır biz artık anlamıyoruz. Kimse bizden böyle bir dini onaylamamızı bekleyemez beklememelidir. Bu insancadır.Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir .Tanrı demek kendi üzerinde başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine (ya da tüm varolana) ait ve sahipliğinden vazgeçmektir.Tanrı düşüncesi özgür ve serbest doğayı açıktan yadsımaktır.Öznel Tanrı; başka bir varlığa ,kendinden üstün görülen bir bağım ve bağımlılık ya da bağlanma isteği kuşanmak vb. demektir.Özgürlüğün yadsınması ve iklemidir. Serbest oluşu yadsımaktır. Doğal serbestliği yadsımaktadır.Tanrı demek; kişinin kendi doğal bağlarını ve varolana bağımını, doğa ve varoluştan (kendi varoluşundan da) kopararak suçu kurgulsal bir Üst Özneye atmak demektir.Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tüm olandan yani varoluşun kendinden kopararak içte bulunan ayrı bir İç-Özne bularak o Özneye dayatmak demektirBu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir.Dinler kaos sebebi olmuşlardır. Tüm tarih boyunca insan acılarının ve yıkımların en büyük sebeplerinden ve politik dayanaklarında da biridir. bu gerçek inkar edilemez.Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır.Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardırTanrı demek kendi varlığı dışında Varlık ya da "Varlıklar himaye eden bir Varlıktan", "bir bilinç ve düşünce merkezinden" emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir. Tabiri caizse doğaya göre evcil hayvan sahipliği gibidir. Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına, taban tabana zıttır.Kullar olmak; Sahip'e, Efendi'ye ve ya da Tanrı'sına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdırBizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur.. Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır.Bundan ötesini bilmiyoruz ve bilemeyiz. Varyasımsal bir Tanrı düşüncesiyle insan aklıyla ve düşünce sesleriyle duyumsallaştırılmış kitaplarla Tanrı uydurmamalıyız.Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur.Küresel çapta, Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur ya da üst bağlam yoktur. Uluslararası anlaşmalar insana hakları koruma konusunda yetersizdir. Bunu imzalayan devletler bu konuda saygılı değiller. Biz bu anlaşmaları imzalayan ortak devletleri de Uluslarası birleşime ve hukuk sorgusuna ve bunu uygulamayan devletlere açık bildiri verilmesine ve gerekirse hukuksal uygun yaptırımlarda bulunma birleşimine çağırıyoruz.Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunların önünde bir engel ve settir.İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürük ve bozuktur.Derhal terkedilmeliler. İnsanlık yeni ortak amaç ve anlaşmalar etrafında birleşmelidir. Sosyal değerler yeniden yazılmalıdır ve senkronize edilmelidir. Savaşların ve ortak acıların durdurulması için çözümler üretilmelidir. Güç boyun eğilmesi değil durdurulması ve engellenmesi gereken olacaktır.Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır. Uluslarası hukuk ve yaptırımlar son derece yetersizdir. Dünyanın bir kısmı başka hayat bir kısmı başka hayat yaşamaktadır. Göç ve iltica sorunları had safhadadır. İnsalık buna dur demelidir.Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler.Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettirToplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludurTanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler.Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir.Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur.Din birey vicdanına acilen sıkıştırılmalıdır. Din devleti adında bir devlet tanınamaz. Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir.Özellik üstünlük vb. kavramlar tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka türlü ve farklı değildir.Öznel indirgemeler kendi subjektivitesini içerir (içinde taşır -dayatır- ve adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilgisel değildir. İstemseldir, öyle olmasını ummadır. İnançsaldır. Erekseldir.Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak ve özne kalarak nesneye indirgenemez. Ya da eğer indirgeniyorsa tüm nesneninde kendidir. Eğer Tanrının özne ya da yine kendi olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından da sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik.Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz.Diğer durumda varolan maddelerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Tanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz.Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine "TümVarlık Tanrıcı" bir indirgemeden sözetmeliydikVarlığı Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır.Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez.Varlık başlama zeminine çekilemez.Başlama hatası varlığı başı sonu ve ucu olan bir doğru düzlem gibi düşünmeye/hapsetmeye dayalı bir düşünüş hatası ve bir soyutlama yanlışıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır.Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir.İlk başlangıç en son bitişle her zaman eşittir. Bu anlamsızıdr. Filozofik olarak bu düşünce çürük, temelsiz ve eğretidir. Öngörüsüz hiç bir anlamı yok. Düşünce temelinde yok.Aksini söyleyenler bilmiyorlar ve öğrenmediler. Henüz yeterince göremiyorlar bunu kabul etmeliler. Büyük sözü dinlemeyi öğrenmeliler. Görene ve bilgiye büyüğe saygı göstermeyi öğrenmeliler.Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır.Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar.İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz.Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun ve orta vade de açıkça insanlık düşmanı ilan edilmelidir.Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar yapılmalı paylaşılmalı ve bunların sonuçları beklenmelidir.Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur.Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir. Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir ve bu kavramlar yine tarihsel incelemelerden beslenir.İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır.Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu?Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra biz artık kendi vicdanımızda insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz.Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan varlıkların yine dış dünyadan 3- 4 metrelik başka türler getirerek insanlarla genetik eşleştirme ve melezleme çalışması yaptığından da sözediyor değil mi?Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan kimi varlıkların yine kentler yıktığından, çok köpürüp kızdığından (ve çoğul olduklarından) sözediyor mu?Tevrat'ın Babil'den bakan Tanrıları çoğul mudur? Tekil midir? Rab mıdır? Rablar mıdır?Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır.Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler. Din kuramları dayanaksızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.)Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz.Nesnel geçerlilik ve görüm/bakış nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir.Bilinç madde ve madde bilinçtir. Tersi değildir. Aynıdır. Özne nesne ,nesne öznedir.Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur.Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz.Bunu felsefi, düşünsel, filozofik, bilgisel ve kavrayışsal ya da tarihsel açık objektif nesnel dayanakları artık mevcuttur.Tanrı düşüncesi kara kapkara bir vicdandır.Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz.Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır.Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır.Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir.Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir.İnsan doğum ölümlerinin çiçeklerin doğum ölümlerinden bir farkı yok. Doğaya ve tüm olana dair görünümlerdir.İşin aslı çok derine inersek ben benim (şimdi bu zamandaki bu beden ve benden ibaretim) belirlemesi filozofik sosyolojik olarak hatalıdır. Ben olanım, ben varlığım, ben diğerlerine (diğer şeylere de) dair bir içeriğim . Ben tüm doğada ve evrende kapsanırım ve tüm olandanım gibi belirlemelere yürürüz.İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır. Olan hareketsel dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır. Tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir.Çok kurcalamak bizi hiçbir şey yapmaz. Tüm olanın eki yapıyor.Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir. İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır.Varlık olan hepimiziz ve her şeydirBİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR.Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur.Bilişe indirgendinde ya da bilişsel indirgendiğinde ve çözümlenip soyutlandığındaTanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız.Tanrıyı varedeceği varsayılan koşullar ve koşullsallık biz herşeyi de kendini de varedebilir.Tanrıyı varedeceği (ya da doğal biçimde içinde barındıracağı varsayılan koşullar ve koşullsallık Tanrısızca ve Tanrı barındırmadan da kendinin sebebi olabilir. İşin açıkçası Tanrı bir dayatmadır öyle kalmalıdır ve bilinmelidir. Bu görüşsel sentezdir. Algısaldır. Tersi kronik bir subjektif yanılgı ve dayatma olacak. Bilişsellik tersi.Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz.Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz.Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz.Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz.Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamayacaktırTanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur. Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktırFelsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır.Felsefe ve bilişsellik ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrıcı Panteizm vb. anlamı dışında tü mvarlığı kapsamayan/kuatmayan ve ele almayan hiç bir "Bireysel /Bireyci Tanrı" düşünümü ve bunun onayı asla yanyana getirilmemelidir.(Öznel) Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez. Nesnel Tanrı kendidir. Tüm olanın kendidir.Öznel Tanrı bölümnleniyor ve tüm olandan soyutlanıp ayrı bir varlık olarak içe (içte merkezde ya da bilinmeye nbi zman mekan konumda varlık dışı bir soyutlama olarak) hapsediliyor bu mümkün değil. Ya Tanrı herşeyi kapsar ve içerir ya herşey Tanrıyı kapsar ve içerir-barındırır. Tersi olanaksızdır. Tanrı demeye de olanaksızdır. Öznel bölümleme ve soyutlama (içe ve dışa atma onun varlıktan soyutma/koparma ayırma hatasıdır ve) Tanrının Tanrı olmadığını iddia eder/belirtir ya da Tanrının varlığını çelişkiye götürür.Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır. Kaynak kendinin kaynağı ve nedeni olarak kaynaksızdır.ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer. Kaynak demek içte, (görüşte bilişte düşücnede) belirlenen, belirtilen ve işaretlenen bir kavramsal saptamadır. Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, AsılsızdırDoğada başlangıç yok. Tersi anlamsız mümkünsüz. Bunun tersini tartışmak delilere göre bir iş..Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır.Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir .İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır.İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir.Etmelidir.MUTLAK VARLIK BAŞLANGIÇ VARLIĞIÜstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir. Nesnel kapsamda Varlık kendini içermelidir. Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi ve kendini içermelidir.Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi kendinde içermelidirTanrının tek varlık olarak soyutlandığı bir başlangıç düzleminde tüm olan tanrı olmalı ve olan her şey Tanrı olmalı ve tanrıyı içermelidir. Tanrı da orda herşeyi içermeli. Yani Tanrıdan başak olamaz. Bundan sonra ne oluyor? Ben sen nasıl Tanrıdan başka olabiliyoruz?Yani tanrı bir şey yaratmak üretmek için bile bir anti alan kullanamaz Kendi var sadece salt kendi. Yoklukta kendi orda varlıkta kendikendinden başka varlık/varlığı yoktur.Kaldı ki zamansız başlangıçsız bir varlık için başlangıç zaman ve yaratma ve eylemin başlatılması gibi eylem durum soyutlamaları hatalıdırBaşlangıç belirtmesine yerleştirilen Tanrı (hatalı ve bozuk bir saptama çünkü başlangıcın kendi hatalı ancak) her açıdan anlamsızdır ve mantık dışıdır. İlk ve tek varlık olan Tanrı kendi başkası ve antisi yokken çoğalabilir mi? bölünebilir mi?Bu durumda varlıkta herhangi nesneyi Tanrıdan ayırmak ( (Başlangıçta da) Tanrı olmayan şeyler olduğunu) yine Tanrının yok olduğunu iddia etmek olacaktır.Tanrının mutlak ve tek ve salt varlık olacağı durumda ilelebet tüm varolacaklar da Tanrı olarak işaretlenebilir. Diğeri Tanrıdan başka varlık öne sürmek, Tanrının saltlığını bozmak, Tanrının zamanı ve biçimini sınırlamak olacaktır.Mutlaklar kendini işaret eder, değişemez ya da kendi içinde başkasızca varolabilir.Tek salt mutlak varlık olan şeyin antisi yine kendisi ya da kendi yokluğudur/tekliğidir. İlelebet Tanrıdan başka olanlardan sözedilemeyecektir. Sözetmek anlamsız olacaktır.Bu durumda;Yaratma olarak sözedilenden Tanrının bölümlenmesi ya da yine Tanrının kendi içinde değişimi ve hareketi olarak sözedilmesi makuldür.Tanrının Mutlak ve Salt olduğu düzlemde Tanrıdan başka olanlardan sözetmek yok olanlardan sözetmek olacaktır. --KOLAY;YA DA BASİTMadem cehennem var ya da yok ancak madem insanlar olarak birleşelim fikir birliği yapalım ve ya hepberaber yanalım ya da kimse yanmasın. Belki de Tanrının sınavı budur.Kendi vicdanınız sınayın dürüstçe sınayın bakalım sınavı/testi geçebiliyor musunuz?Ya ben seni sınıyorsam tam şimdi bunu yazarak ve yazarken ben senin insanlığını sınıyorsam ve bir Tanrı yoksa ve senin insalığını sınıyorsak_?Göksel bilinmeyen bir kurama inanmakla iyi günlere inanan bir kaç güzel insana inanıp inanmamak ve güvenip güvenip arasında çeliştiriliyorsunuz buyrun...Peygamberler fiolozoflarsa böyle yazsınlardı.Açıkçası gerçeklerse delirmişlerdir ya da gerçek sanmışlar.Eğer politik izafi aldatmacalar ve geçmiş çürük çarık bilgiler değilse kişi/kişiler yanılmıştır. Öyle sanmıştır. Kişi Tanrının sesini duydum duyuyorum sanabilir .Bu onun yanılgısıdır. Bu yanılgıya başkalarını da hapsetmeye gerek yok.Açıkçası Biz ve bir çok başka insan da benzer dönemler geçirmiştir ve atlatmıştır.Bir çok insan;Tanrı sesini duyduğunu sanma, kendini özel sanma ve peygamber seçilmiş görevli sanma hülasaları atlatmıştır, geçirmiştir.Hala bunu sananlar var deli diye hastaneye yatırılıyor ya da internette bir avuç insana yazıyor. Hemen kimse peygamber diye peşinden gitmiyorİyi şeyler bildirse bile.ORTADOĞU DA ŞURDA BURDA BİR İNSAN ACI ÇEKERKEN BEN MUTLU OLMAK ZORUDNA DEĞİLİMBUNU ŞİMDİ BEN SÖYLÜYORUMORDA BURDA BİR İNSAN AÇ AÇIKKEN BEN TOK OLMAK ...BUNU ŞİMDİ BEN SÖYLÜYORUMİnsanlığımdan utanırımBunu durdurana kadar da utanacağız.utanacağım...ç....Bizler bu metni yazan düşünce grubu ve odağı olarak birleşmeci bir çabayla bu yazım sürecini yürüttük. Biz Evrensel ortak değerlere ve birlikte beraber birarada yaşamaya canı gönülden inanıyoruzBarış, kardeşlik ,insan hakları gibi değerleri kutsallaştırıyor ya da bizi bir arada tutan/kılan değerler olarak bunları -pozitif- üstleştiriyoruz/yasalaştırıyoruz.Yasalar bizi bir arada tutar ve bizi yasa yönetmelidir. Yasaya tabi olmalıyız. Tanrıya değil. Yasa herkesi bağlamalı.Sonsuzluğa inanıyoruz. Zorunluluğa ve zorunluluğun gücünün bizi bir arada tuttuğuna ve dayanışmaya ve bilime, bilmeye ve bilişmeye ;iyi günlere ve ortak vicdana inanıyoruz ve güveniyoruz.Bağlılığı yadsımıyoruz.YARDIM VE ÖNERİ 1 DİNLER ÜSTÜ KONSEYKüresel olarak; din, bilim felsefe ve tarih vb. gibi alanlardan birleşen uzmanlardan oluşan bir üst konsey/kurul vb. toplanması örgütlenmesi ve insanlık adına geniş çapta araştırma keşif sürdürmesi ve olabildiğine atışmadan dürüst tartışarak bunu insanlığa duyurması ve Yeryüzündeki her tür bilginin bir araya ve ortaya konularak her fikre savunma hakkı verilerek insanlık adına geniş uzlaşı tartışması ve forumları sürdürülmesini öneriyoruz.Hatta bunu canlı ve naklen yapılması da kayıtlanması da sağlanabilir.Bir dinler üst konseyi ve dinlerden özgürlük çağrısı grubu konseyi kurulabilir.Ancak antik savlar dahil eşit savlanmalıdır; eşit temsil görmelidir.Örneğin, Tesit, Atesit, Deist, Pantesit, Agnostik Dış Uzaycı , Uzaylı TanrıcıTersinde ise;Ya da kuracağımız dinden özgürlükçü, karşı bilgici bir gruba karşı diğerleri kendilerini açıkça savunsunlarYILLAR SÜRSE BİLE--------------------OLASI YARDIM YA DA SAVUNU VE YARDIMLAŞMA ÖRNEĞİ; OLASILIĞI 2:Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da apaçık açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır.İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ yapılmasını olmasını öneriyoruz.BİLGİ VE İLETİŞİM İÇİN;cassiopaea.orghttps://cassiopaea.org/forum/------------------Devam ediyor ve edecek-
  3. ARKADAŞLAR 5 FORUMLUK BİR KOPYADIR.... ASIL TARTIŞMA VE YAPI SF SOSYALİST FORUMDADIR. ARKADAŞLAR DİĞER FORUMLARDA YAPILIMI SÜREN BİRLİKTELİK POSTU BÖYLE YAPILANDI NOKTALANDI TAMAMLANDI VE BİR KOPYASI DA BURAYA BIRAKILIYOR [SIZE="4"]"DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK VE KURTULUŞ MANİFESTOSUNA DOĞRU"[/SIZE] [SIZE="4"]"DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI VE MANİFESTOSUNA DOĞRU"[/SIZE] TARİHSEL DÜZENLEME İÇİN AÇIK BÜYÜK YARDIM BEKLENİYOR EL ATMAK İSTEYENE HEDİYE OLUNUR AÇIK KAYNAK KODLU, GELİŞİMCİ VE YAZIMCI KOORDİNASYONU VE DESTEĞİNE AÇIK ÖN METİNDİR ŞAVKI ÇALSIN... TARİH AYDINLANSIN.. (Ham Taslak ve öneskiz olarak düşünülmelidir..) KURAN YA DA DİĞER TÜM SAYILAN KİTAPLARA BAŞKALDIRIYA KARŞI ÖZGÜR MANİFESTO BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF) TANRI ANLAYIŞLARINA KARŞI AÇIK ÖZGÜR BAŞKALDIRI (YA DA AÇIK VE ÖZGÜR SORGULAMA (İSTENÇLEŞME; BİLME; BİLİŞME) DAVETİ) VE MANİFESTOSU BİREYSEL KAMUSAL DİNLER YA DA BİREYSEL/KİŞİSEL (SUBJEKTİF (ÇIKAR ÖRGÜTLEMELERİNE KARŞI SUÇÜSTÜ)) TANRI HAKİMİYETİNE KARŞI ÖZGÜR BASKI_N ÖZGÜR AÇIK SORGULAMA SORUŞTURMA DAVETİ YİNELEME ÖZGÜRLÜK VE BİREYSEL İSTENCİN SAVUNULMASI VE DUYURULMASI KAMUSAL VİCDANA -ÇOK AÇIK- ÇAĞRI GÖREV VE SÖYLEV -------------- TARİHSEL AÇIKLAMA (Çok okuyuculu parabol. Her türden okuyucuya yönelik geniş düzeltme uygulanıyor. .Arkadaşlar cümleler ve içerikler tekrar tekrar yenilenecek, düzenlenecek ve sentezenecek . Metni günler haftalar hatta aylar boyu düzenleyebiliriz. Bir ışık çaktığında; iyi ve uygun ışık. o zaman sunabiliriz. Zamanlama seçilebilir. Seçim günü gibi örneğin .Bu bir örnek eğer istenirse başka o da olabilir. İçerik ortaya konuluyor bu arada. Öte taraftan da "tam da budur" diyebileceğimiz bir nihai biçim alabilirsek temel başlık açılması ve isteyenin istediği bölümleri sadeleştirerek kişisel yayımı önereceğiz. Bu; bir forumdan bir başka foruma (uygun uyarlama ile) götürmekte olabilir, kitlesel bir eylem ve savunu da olabilir. Haber baskısı önereceğiz. Haberleştirme önereceğiz. Her türden yayım önereceğiz. Yurtdışı açık kaynaklı yapılabilir. Dilediği gibi istenilen alanlar çevirilebilir ve yayılabilir. İsteyen istediği yeri istediği canının işine geleceği) gibi düzenlesin (çıkarsın; atsın; bozsun; yapsın) istemediği cümleleri tek tek kaldırıpta atsın, elesin, eklesin eklemlesin hiç fark yok. Canının işine geleceği gibi yapsın. Biz burdayız. Arkamızdayızdır. Bizler yolcularız. Bunu toplu bir eylem olar açıklayıp binlerce insan aynı gün an face duvarına asabiliriz örneğin. Haber yaptırmayı başarabiliriz. Toplu bir protokol gerekiyor. Uzlaşı gerekiyor bir kaç forum da dolaşabiliriz. Kafamda bir sayı yok ancak belli sayıda insan yaparsa özgün kimliğimle bunu gerçek face duvarıma asacağım ( kavl ile). Metinde uzlaşılması gerekiyor. Başka eylemlerde düşünülebilir. Sönük yayım, güçsüz yayım ,cılız adi yayım ve geç yayım düşünülebilir etkisi az olur. Tersinde haberleştirme kamusal alanda yayınlatma düşünülebilir, bireyselliği tolere eder gerek kalmaz belki. Basacak haber sitesi varsa güçlü. Destek bekliyoruz. yani bu tarih bizim... Arkadaşlar bunu kitlesel bir eylem ve girişime dönüştürmekte oldukça kararlıyız durmayın ve yardım edin derim. Fikir sunun destek açın..Nasıl yapılması gerekiyor sence? Benim sorunum bu. Bireysel bir telaşa gerek yok mu yani ben taşrada bunu kendi face duvarıma astığımı düşünelim.. Ama bunun olası şokunu ben biliyorum. Hazır olmalılar baskı noktam bu o halde devam.) ALTERNATİF GİRİŞ VE ÖN AÇILIM DENENMESİ Bu metindeki "dinler" kavramı ,öncelikle kutsallaştırıldığı varsayılan dört temel kitap sözedilişi ve din bilgisine vurgu yapmaktadır. Din ve Tanrı düşünceleri yüzyıllarboyu insanlığın aklını kurcalamıştır. Tanrının varlığı yokluğu konusu ya da bunun olası şüphesi her zaman (tarihler boyu) insanlığın zihnini meşgul etmiştir. İşin aslı Tanrı ve Tanrı düşüncesi insanlığın belleğinde büyük bir yer tutar. Tanrının varlığı yokluğu nasıl araştırılabilecektir? ya da soruşturulabilir? Akıl ve düşünce üzerinden ya da gözlemle bu kavranabilir mi ve bu sonuca erebilir miyiz? Bunu bir gerçek olarak kavrayabilir miyiz? Şüphesizce bilebilir miyiz? Biz (uygun metodoloji yöntem ve yönlendirme ile) bunun (tabi ki) mümkün olacağını öngörüyoruz . Biz; nesnel metodoloji denilen ile öznellik ve subjektivite baskısında sıyrılarak bunun mümkün oluşunu, doğal gözlemini (açık içtenlikle kavrayışını ve bunun mümkün oluşunu) işaretleyeceğiz ve bundan örnek düşüncelerle sözedeceğiz. Aşağıda buna dair serbest önermelerimizi, bildirim ve mottolarımızdan bazılarını da sunacağız (serbest zamanlarda genişletilebilir. ZÜeridne çalışıalcak. Neredeyse olası bir kitap haline getirilebilir. Alan alınmamış Veri kaynağımız var. Ön donemiz mevcut. Yurtdışında isterlerse bastırabiliriz. Ancak önce durumu/realiteyi tahlil etmemiz gerekiyor. Bir çoğumuzun elinde doğuştan bir din var ve o din de nesiller boyu süren bir gelenek görenek olarak aileden ve toplumdan geçme-emilme bir dindir. Dinler tarihinin tüm karanlığı incelendiğinde, neredeyse şunda hemfikiriz. Neredeyse tüm dinler, baskı, korku, tehdit, yıldırma caydırma, zorlama siyasal fetih, dinin politize savaşları, kılıç zoru, savaş, sindirme hatta köleleştirme, boyun eğdirme, zorlatma anlamıyla yayılmıştır adeta insanlar ele geçirilmiştir ve insanlar zorla din sahibi yapılmıştır. İşin aslı dinlerin yayımında ve seçiminde yani geçmiş ilk benimsemesinde çok fazla serbest irade/seçim olduğunu söyleyemeyeceğiz. Bu güce boyun eğmedir, yaşamsal çıkarlarını koruma, aksini söylemeye gücü olmama, aksinin yaşamsal tehdit olması ya da başka şansı kalmamadır. Yani dinler korku, baskı ve tehditle yayılmıştır. İnsanlar buna boyun eğmiştir, eğmek zorunda bırakılmıştır. Bizler modern dünyanın, modern aklın ve vicdanın temsilcileri olarak uygar dünyanın göbeğinde yaşayan bireyler olarak, bunlardan çok derecede rahatsızız. Kişisel kanaatlere saygı duyulan bir modern çağda yaşayan serbest iradeli bireyleriz/varlıklarız. Toplum bizi bu konularda töhmet altında bırakmaktadır. Bir yanımız Avrupa bir yanımız Asyadır. Bu konjonktürde yaşarken hala serbest kanaatlerimizi toplum kanaatleri ve çıkarlarıyla tam örtüştüremiyor (uyuşturamıyor) ve toplum dayatmasıyla bir şeylere karar veriyoruz ya da serbest fikirlerimizi, vicdan ve belleğimizi tam anlamda (açamıyor) ortaya koyamıyor ve savunamıyoruz çünkü kapalı gelenekçi ya da muhafazakar bir toplumda yaşıyoruz. ((Biz bunun aşılmasını öneriyoruz ve bunun aşımını ama serbest aşımını, herkesi kucaklaştırarak aşımını, tüm herkes için hiç bir vicdan yaralanmasına gerek kalmadan ,hiç kimse kendini kötü hissetmeden, tam ortada barışarak, eskiyi bırakarak, kimseye kuşku ceza konmadan ,tam bir barışıklıkla, hiçkimseyi yargılamadan ve töhmet ve esaret ceza sömürü altında bırakmadan, herkesi barıştırarak tam bir barışma ile insanlaşarak , herkesi ve tüm herkesi kaynaştırıp kardeşleştirerek gözeteceğiz ve göstereceğiz. Kimse korkmasın yolumuzdan.. Kimse çekinmesin... Orta yol bulacağız. arayacağız.)) İşin aslı yukardaki durumda; İnsanlık (insanların bir çoğu) kafası karışmış ya da korkmuş olduğu için ya da başka çaresi olmadığı için tanrıya inanmakta, tanrı konusunda tereddüt etmekte ya da işin aslı belki hiç inanmasa da inanıyor görünmekte ya da görünmek zorunda kalmaktadır/bırakılmaktadır. Çoğu zaman ve durumda da kişiler bu kişisel gerçeği başkalarına açıklayamamaktadır. İşin aslı bu tip açıklamanın getireceği toplumsal yaşamsal zedelenme, baskı ve yafta yeme çok açıktır. Toplumdan ya da belli grupların seni anlayışından dışlanabilirsin. Zor bir yaşamı çoğu zaman kimse istemez. Susmak en kolay gelir. Türkiye ölçeğinde bunun aksini iddia etmenin mümkün olduğunu sanmıyorum. İş kaybı, sosyal çevre dışlaması-daralması, okul aile uyumsuzluğu, toplum sosyal çevre ve aile bireyleri uyumsuzluğu, çocukların toplumdan dışlanması ve etiketlemesi tehdidi tehlikesi etiketi. Yanlış anlama düşüncesi. Tüm bunları açıyoruz ve taşıyoruz da demektir...Tüm bunlar baskıdır. Aşılabilir. Ne kimse iyidir ne de kimse kötüdür. Herkes haklıdır. Haklı vicdanına sığınır haklıdır. Gün böyledir. Tarih böyledir. Bir çok olası sonuç var. Kendi çocukluğumuzdan ve ilk gençliğimizden biliyoruz ki hiçbir zaman fikir ve kanaatlerimizi, kendi vicdanımızı toplum yargısını aşarak özgürce açıklamamız mümkün değildi ya da öyle hissettik ve bunun olanağını pek göremedik. Bir çok sosyal sorun var içiçe... Biz bunun yollarını aradık ve bunun olanağını bu sosyal sanal dünyada bulduk. Yıllaryılı forumlarda dostlarla bunu sohbet ettik tartıştık. Uygun bilgi verilip alındığında bu bilgilendirmenin mümkün olduğunu dostlar kazandığımızı ve yanılmadığımızı da gördük, gözlemledik. Yıllaryılı dinsizleşme ve deizm artışı gözlenebilir. Bu aratarak sürecek.. İnsanlık adeta korkmuş, kafası karışık ve işin aslı ne? bilmediği için diğerlerinin yolundan giderek "mış gibi yapmakta"dır ve adeta biri- birileri çıksa da bu tanrı problemi çözse, bilimsel bir açıklama yapılsa ve buna taban bulunsa keşke diye beklemektedir. Böyle giderse bu bekleyiş sürecektir. Meselenin özüne inilmesi ve tam üstüne gidilmesi lazımdır. Geri durmak değil. Herkes herkesi kollayacak burada. İnananın da çok geçerli bir sebebi var. İnsanlık Tanrısal bilginin ve Tanrısallığın ne olduğunu bilmediği ve kestiremediği ve bunun bilgisel çıkmaz olacağını düşündüğü düşündürtüldüğü; kimse de doğru düzgün bir cevap ve sentez cevap olmadığını sandığı, felsefenin (bilgini bilmenin bu konuda bir referans olmayacağının sandırıldığı) ve bilimin ise vicdanının ve aklının karmakarışık ya da kapkara olduğunu bu yolla ilgilenmediğini düşünmekte (sonuna kadar haklı olmakla birlikte) ve bunlara inanmaktadır. Biz-LER tersine inanıyoruz. Haklı haksız ayrımı yok burda bakın. Herkesin kendince haklı makul geçerli nedeni var o halde herkes haklıdır. Herkesin haklı olduğu yerden konuşuyoruz ve çözüm bulabilirdik ancak.. Güç bir kılıç olduğunda herkes haklıdır. Ya varsa? bir bilim araştırma ve keşif cümlesi ya da bilgisel/bilimsel açık şüphecilik değil. Bir korku cümlesi ya da varsayma ve varsayımdır. Buna hipotez denir.. Ancak hipoteze bilim dayamak mantıklı mı? Bilim ve mantık, felsefe daha açık önermeler ile başlar sorular ile başlar aslında. Korkuyu ve şüpheyi at aklından şimdi benimle büyü-büyüt. Ya yoksa cümlesi daha pozitif, yapıcı ve sentezci bir yaklaşım. ve öbürüne de eşittir. Korkulu şüphecilik bilim yapmaz/yapamaz. Öznel safsata üretir. Öznel bilim bilgi üretir. Korkma yoldayız biz. ----ARA SAVUNMA_-YÜREK İRFAN MECAL ARA SAVUNMASI-- Sana ve bize/bana da bilim lazımdır. İlim lazımdır. İrfan lazımdır. İrfan yoluna, irfan lazımlığına gittiğime koştuğuma alnımı şehadetimi dikerim susta dinle. Tersini yaparsan tarih sana kara çalacak/kalacak (hem sana kalacak hem sana kara çalacak. biri alsın istemiyor musun bu tarihsel sorumluluğu ve yükü? O halde genişlet sen al benim bizim yerimize. Senin üstüne kalsın bu vebal kabul mu? ;Ben yapmazsam başaramazsam sen yap olur mu ya da benimle yap ve yardım et olur mu? ) Bekle, acılarını sürdür, tarihi tart bekle düşün dur yavaş. Taşlama, bozguna uğratma yüreğimi, nefesimi. Bozgun atan ters şehadet eden dostlar ermez mi dosta şehadete bir gün ola_? Kin dökülür kin Nefesim tam cismimden Demirden geçer/geçen sözüm (yüreğin/yüreğim nefsi tükenmez) senin yüreğine varmaz mı? Anaların feryadıdır bu dur dinle. Acıyı durdur ülkende...nefsinde... İlmin irfanın bağından esriklik,kopukluk, kolluk kulluk dilenmeyin, Bilgi çalın, bilgi bozun, bilgi alın isteyin sadece... Bilim, ilim, irfan yapın yükselin ilerleşin, dostlaşın ve kaynaşın kardeş kırmayın kıymayın insanlık acısına son verin.. Ya varsa'nın diyalektiği ya yoksadır. Bu da kişi kendiyle çelişir, bu iki durum birbiriyle çelişir ve tam bir açmazdır. ikileme girer demek. Bunu aşmalıdır Varsa'yı yoksa'ya birbirine tokuşturup-dokundurup aşmalı. Ya varsa ya Yoksa ya dokununa ve tokuşturunca bu sorun kolaylıkla aşılıyor kolay geçer. Bir kez de olsun ya yoksa de bak!! Bu kolay. Çok kolay... Varsa'yla yoksa'yı (varsa'cılarla yoksa'cıları) birleştirip tokuşturup dokundurup kardeşleştirip/sardırıp bir aynı kuşak edip biz bunu bizberaber aşmalıdır, aşacağız aşabiliriz. Ülken büyük yataktadır/topraktadır. Eren yatağıdır. Ahi yatağıdır ocağıdır. Dur dinle. Buna gerek yok ki. Bireysel (tutsak) vicdanlar özgürdür, kanaatler aşılanamaz. Hür vicdana karışmayın dokunamyın acı çekmeyin ssiz de biz de geçer bu. Düşüncenin açık ifadesi denilen özgür değil yörende. İnsanlar ayıplar taşlar konuşursam diye konuşammalr ne hala geldi bak Nehale getirdi bizi birbirimize koydu? Ne gerek vardı? Var mı? Beni yargılatma. Ülken bu mu? Bunu mu istiyorsun? Sabah benzer yazıyı face duvarıma asıp ne olduğunu görelim istersen_? Deneyelim ne olacak? İşverenim dindarsa ne olacak? Kardeşim dindarsa? Eş dost akraba dindarsa? Sosyal çevre dindarsa? BATIYA MI TAŞINALIM_? BATIYA MI TAŞINAYIM BEN?_ BU ÜLKEDEN KAÇIP GÖÇEYİM Mİ? Kan ağlattı yüreğimi dün mülteci düşünmek daha ağlamam gülen benle gülsün, bizle gülcek.. YARIN MÜLTECİ İLTİCA MI OLAYIM? BURA SENİN Mİ OLSUN? BUN MU İSTİYORSUN SEN? BEN GİDERİM BAK DOSTLAR KALIR BURDA BİZE. BİLGE EŞARİ Mİ TOPLAYACAKSIN? BİLGİYİ EŞARİYE Mİ TOPLATACAN?_ KAÇALIM MI VARINDAN? BUNU İSTERSEN BU MÜLTECİ TALEBİMDİR DUYANA BESLEYENE BAKANA Beni sahipleyen ülkeye kulum göçüm ben.. Yazarım. Adına ülkesine kulluk ederim. Bilim, sanat, felsefe üretirim coşkuyla-coşkunlukla... Ters kaçma düşünce özgür değil, fikir vicdan hiç özgür değil. Bu sana yara kanatır. Kupkuru dapdar. Daracıkta yazıyoruz yürek nefesiyle. Düşünce, vicdan fikir açıklamak özgür değil, hür değil yörende. Fikir vicdan hiç özgür değil. Bunu sen benden iyi biliyorsun? Bunu ben görüyorum ve öyle işaretliyorum. Yüreğim bu yüzden acı ve sancı çekti beledi. ve çekiyor günler günü. geceler boyu ağlayışta gülüşte esrikte esriyişte ortaktayım gün yol yapıyorum sana ve bize nasihat ve yoruşta yorgundayım. Bu acı kimin. Kimin ola? Bu senin de ortak acın.. Titreme ve vurgunda esrikteyim. Kara karanlıkta ağ beledik. Çoluğuma çocuğuma gün göstereceğim.Şafak. İyi gün... İyi uyan sen . İyi günüm var bak benim töhmetim değil bak Yargım hiç değil.. Bizler fikir, vicdan ve kanaatlerimizde özgürüz. Düşünce ve duygularımız da açık olmalıyız özgürüz. Öbürü bize yara kanatır sen bunları bilmyorsun henüz. İyiniyetliyiz. Asla kimse zarar görsün istenmiyor. Otağda herkes otağda herkes bir kardeştir. Düşen kalkar yol alır. Otağ da bunlar hepsi bir kardeşlik acısı bir kardeşlik kavgası sayılır kimse yargılanmaz. geçmişten töhmet altında bırakılmaz.. hepsi bir kardeşin kavgası. Bırakta toplum önünde açıklamakta da yargılanamdan açık konuşmakta da ,dini serbest eleştirmekte de ,açık eleştirmekte de serbest olsun serbest kalalım. Bu acı büyüyecek başka çıkacak sancı öbür türlü. Tarih durmaz akar. Bizi ancak bu ferahlatıp refahlaştıracak. Korkma .Güven bize. Biz senin arkandayız. Yardım et. Başkasının boyunduruğu altında değiliz. Sana da hürlük bana da hürlük.. Hepimize hürlük.. Böyle yaşamak istenmiyor. Okullar evler her yer baskı töhmet dolu. Herkes hür... Kapkara vicdan neden aydınlanmaz? Yandım,acıdım ve acıdan yandım , ağrıdan esridim., gövdemi yaktım, yıktım. Bilişimi bilincimi yıktım esaretimi kaldırdım attım. Göğe ve düşüncelre sardım gövdemi bilincimi. Yaktım aştım taştım yeter. Bıktım. Bilişlerimi sana size getirdim. Bilincimi, Onurumu, sözümü, nefesimi, gururumu gözlerinin önüne getirdim serdim istersen sustur yık dene. Yık sen de yık. Bir de sen yık. Tanıma. Tanımazdan gel. İstersen gövdem al bir de sen yak. Bu acı kin bitmeli. Ben tarih önünde çok yanar yakılır kollanırım. Merak etme. Satırıma dokunan HIZIR anılacak ben bu göğe ad san dikeceğim, senin adından, yani insan adından Seni kollarken bu olursa. Senin insanlığına sahip çıkarken bu olacak öyle olursa. Büyük savaşa yıkıma kalkışacağım ilinde/yörende ve törende korkmalısın çekinmelisin. Büyük barışa kalkışacağız.. Büyük varışa.dinle.. Savaş ve kan durmazsa ,susmazsa kinin durmazsa, bizi yıkmak bükmek boyunduruk etmek ya da sürmek durumunda bırakılacaksın Yüreğim sürgünden yanadır. Gerisi de sana kalmış. Elin/İlin ağası paşası yöresi töresi senmişsin sendeymiş. Bir sözün varsa duyalım. Sen de bir söz et. Araştırt ve yavaş düşün yavaş oku, tane tane satır satır olur mu? Sözlerim isyan bayrağı olduğunda beni yakamayacaksın. Tarihte yakamaz. Tanrında yakamaz. Hiç bir vicdanda açık sözümü , açık fikri hür vicdanımı hiç bir Tanrı da asla yakamaz Bin asırlar geçse de bu sözler sürer. Başak göğlere erer. Bunu sen hatırla artık. Ok göğe çıktı yaydan kından ayrıldı. Öfkem ve acım dağlarda kol gezer. Bu öfkeyi durduralım. Burada Sokrat'tan Mansur onuruna kadar herkes için dövüşüyorum, savaşıyorum. Diyalektiğin ve aklın savaşıdır bu. Tartışmacılığın savaşıdır. Seninle tartışıyorum.. Evet seninle dövüşüyorum. Barış dövüşü . Onur döğüşü .. Barış ve onur günü için savaşıp dövüşüyoruz Bu kanı durdurun... Tarih bana bu dövüşü öğretti., Tarih bana bir dövüş savaş verdi?_ Dövüş sanatı verdi? Diyalektik sanatı? Bu düşüncenin sanatı_neden verdi? Bu tartışma sanatı ve kültürüdür;? Ha ben Ha Sokrat Neden ev de rahat değilim ben çoluk çocuk kollamıyorum bunları yapıyorum sanıyorsun? YÖRENİ İLİNİ BİRLEŞTİR SAVAŞA KOŞMA BARIŞA KOL KANAT OL; BARIŞA KOŞ; İNSAN HAKLARINA KOŞ; YÖRENİ REFAHLAŞTIR ,AYRIMCILIK GÜTME HERKES BİZDEN; BİR ŞEY OLURSA TANRI SENİ KOLLAMAYACAK BEN SENİ KOLLAYACAĞIM BARIŞA KOL KANAT GER, YAVRU İNCİTMEYİ KES İNSAN SÖZÜ DİNLE SAVAŞI DURDUR. DİNLET Barış bul. Barışın her yolu bulunur, her yolu mübah ANALARIN AHI SENDEN SORULUR BU BÜYÜK EREN SÖZÜDÜR BENİM SÖZÜM DEĞİL EREN KALPTEDİR EREN VEREN KALPTEDİR KALPTENDİR (GÖV AÇMAK; KONUK OLMAK GÖVDEYE KONUKLUK; EREN KONAKLIĞI; ŞAMAN AŞIK VB. YORDAMI) BEN EREN VEREN DEĞİLİM KENDİ GÖVDEM HİÇBİR KİMSE DEĞİL HİÇ BİR ÖZELLİĞİ KÂRI, FARKI YOK HERKESLE AYNI KİŞİ BEDEN ÖZEL OLAN YOK ÇUL PUL BİR ADAMIM SÖZÜM ESRİK ,ESRİK BENDİM SÖZÜDÜR, KENDİ GÖVDEM SÖZÜDÜR BİRLEŞME SÖZÜDÜR Bu ilmine irfanına sığmaz mı? Geleceğinin göreneğine sığacak merak etme Öğretilip öğütlenecek bunlar ahaline, konak açarsan yollanacak herkese bir bir tek tek vasi tayin edip öğretilecektir. Sen de dahil olmak üzere herkes kimsen okuyorsan Herkes iman ikrardan geçecek, taşacak bir bir Korkma en çok sen fayda göreceksin, sana lazımdır korunacaksın bundan Herkes ilim irfan öğrenecek taşacak, merak etme korkma burdayız Geçmiş yollar kaynaşıyor güven Kimse kötü değil, kimse kimseye kızgın değil. Kimse öfkeli değil, Tarih bizi böyle yazdı kader kemendin Acı kin bitecek geçmiş hesaplaşılacak örtülecek çukura BUNU BEN YAZMASAM TARİH YAZACAK EVLAT ACISINI DURDUR EVLADIM. EVLAT ACISI NEDİR SEN BİLİR MİSİN? Esrik bentten çıkarsak doğru yazacağız; felsefe yazacağız beraber merak etme. Asrın felsefesini yazacağız burdan verilecek yazılacaktır Ben düşersem düşen kalkar, düşen yoldadır yazar Beraber öğrendik biz bu yollarda Yazdıklarımın katını yazacaklar olacak.. Anadolu ocağıdır. Bekleyin görün... ---MANİFESTO DEVAMI----- Tanrı fikirlerinin çoğunu kitle baskısı mahalle baskısı toplumsal görenekler ve sosyolojik taban dayatmakta ve bize aşılamaktadır. Bunu kabul edelim. Toplum sosyolojik bir yıkıntı olduğu için karmaşa içindeyiz bunu da kabul edelim. Dışlama korkusuyla düşüncesini açamayan yüzbinler ve milyonlar belirsiz bir şüphecilikle aklını şüphe kemiren insanlar bir ses bekliyorlar Toplumlar nezdinde üst kurullar ya da uluslararası her alandan dinbilim temsilciyle bir konsey kurulmasını önerebiliriz. ---ARA ÖNERMELER---- Yardım edeceğiz. Bilişsel kitlesel yardım gelecek... Öneriler ve fikirler sunacağız. Benim bizim önümüzde İSRAİL FELAN DURAMAZ_ DURAMAYACAK MERAK ETME ELİMİZDE DONE VAR SUSARLAR KALIRLAR OTURURLAR AŞŞAĞı Soluğu başka yerlerinden alırlar Aşağıda fikirlerimizi sunacağız Tarih aydınlansın Arkamız da dur - Tarih Aydınlansın.. Elini yöreni topla dostlaştır, kardeşleştir barıştır... İSRAİL VE ÇIKAR ORTAKLARI DÜNYA BARIŞINI BOZMAK VE TEHDİT ETMEKLE DÜNYADIŞI YAŞAM FORMLARIYLA İŞBİRLİĞİ YAPARAK ... MERAK ETME DONE VAR KORU KOLLAN. AÇIK OL... RAHAT ÇOK KOLAY AŞAĞIDA SUNACAĞIZ. İYİ İNCELESİNLER BİRAZ DÜZELTECEĞİZ ŞİMDİ DAHA OKUNUR KILACAĞIZ İSRAİL YA İYİLİKLE... SAVAŞ SİLAH BIRAKIR YA DA HALKIN GÖZÜ ÖNÜNE SERERİZ BİZ SUSTURULMAYIZ OK MERMİ YAYDAN FIRLAMIŞTIR İSRAİL YA İYİLİKLE... DÜNYA HALKLARINA TESLİM OLUR BARIŞ DİLER VE YA DA BARIŞIN İYİLİĞİN KARDEŞLİĞİN BİR ARADA YAŞAMANIN GÜCÜNÜ GÖRÜR...BU GÜCE TUTUNUR/SIĞINIR...BİR OLUR YA DA SUSTURULMAYAN MEYDANLARDA BİZ DERDİMİZİ ANLATIRIZ ANLATACAĞIZ İSRAİL KENDİNİ İFŞA ET VE KURTUL GELİYORUZ BAŞKA AMAÇ SONUCUN YOK HALKLARDAN AMAN DİLE; BİRLİK BARIŞIN KARDEŞLİĞİN YOLUNA SIĞIN ADAN HEPİMİZ İNSANIZ, AYNILARIZ YA DA BİRLİKTE BİR ORTA YOL YAPALIM HERKESİN HERŞEYİN GÖZÜ ÖNÜNDE KİMSE ZARAR GÖRMEYECEK BİLDİRİMLER VE MANİFESTOSAL İÇERİK DEVAMI Daha evrensel olduğu söylenen haklar bildirgesi insanların eşit ve özgür olup doğduğundan sözederken (ve bizler bunu varsayarken) yanılıyor, yanıltılıyoruz ya da yöneltiliyoruz Bizler Doğa ve Varoluşa (ya da Kendi varoluşumuza) mı aidiz Tanrıya mı? Kendi kendimize mi aidiz Tanrıya mı? Tüm varolana mı bağlıyız? Bireysel bir Tanrıyı herşeyin (asıl) sahibi ya da yaratıcısı olan bir Üst/Üstün (İlk ve Baş) Özne ve kural koyucu olarak tayin ederken, kullar olduğumuzu ilan ve deklare edip, İnsanlık olarak belirsiz ve ortak olmayan yasalara tabi olduğumuz biliş ve belleğimize işliyoruz ve kabul ediyoruz. Bizler doğanın (varoluşun) yasalarına mı tabiyiz Tanrının yasalarına mı? Peki bu ayrım nerede nasıl çizilecektir?_ Herkes kendi yasasına mı tabidir? Toplumsal yasalar neyi işaret eder? Din ve yasa ayrımı nerede çizilecektir? Bireysel vicdan ve kamusal vicdan ve yasa ayrımı nerede nasıl çizilecektir? Dinler başkalarının bireysel özgürlüğüne ve (hürriyet vicdanına) egemenlik anlayışına sorumlu ve bilinçli şekilde kastetmektedir? Bunu aşağıda metinsel örneklerle açacağız Kendi inancımızı ve düşüncelerimizi (kendimizle sınırlamayarak) başkalarına dayattığımız an da başkalarının yaşam alanına giriyoruz ve bu başlıyor. Buna toplum olmak deniyor. İçiçe yaşamak deniyor. Dini inancımızı ve kişisel fikrimizi kendimizle sınırlamadığımız an da başkalarının hak alanına giriyoruz. Benim Tanrım seni de yaratmıştır (ve ya da senin de sahibindir) ifadesinin altında bile bu hak ihlali (açıktan) vardır ve yatar. Yani bunu yaparak, kendi bilişselliğimizi başkalarına dayatarak onların özgürlüğüne de açık el uzatıyoruz. Yüzyıllar ve binyıllar bunun savaşı ve Din savaşları ile doludur. Avrupa da bir Rönesans ve Aydınlanma Çağı getiren ,Uzak Batı da ya da Kuzey Amerika da bir Evrensel Haklar Beyannamesi yazdıran refleksler bu tarihsel çıkmazlar ve karanlıktır. Yani Bireysel Tanrısal Toplumsal hakimiyet arzusunun ve çıkar savaşının tekrarı sonucu büyük acıların tekrar tekrar deneyimlenmesi değil midir? Bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki ve varlığın asıl sahibi ilan ve deklare ederken, kendi kulluğumuzu onaylıyoruz. Kulluk demek kölelik demektir. Adını değiştirmeye gerek yoktur. Bu bireysel kulluktur ve kul olana dair bir cümledir, ikilemdir ya da seçimdir. Kul olanla sınırlı kalmalıdır. Kişi kendinin ya da Bireysel Tanrısının başkalarına da dayattığı an da savaş başlar gelişir. İradenin savaşı. Kişi kendi Bireysel düşünce ve inancının diğerlerinin üstünde de (hakim) olduğunu/olacağını iddia etmektedir. Bu hem Bireysel hem Tanrısal bir fetih ve yönetim arzusunun sonucudur ve ikilemidir. Kişisel özgürlük ile sınırlı değildir. Hak ihlalidir. Açıktan bireysel hak ihlalidir. Dinsel ve bireysel yayılmacılıktır. Kişi kendi egemen Tanrısını ve bilişini diğerlerine de dayatarak (Kendi ay da Tanrısı adına) diğerleri üzerinde de hak ve egemenlik ya da otorite talep etmektedir. Kişisel Tanrısı üzerinden diğerleri üzerinde hak ve egemenlik talep edilmektedir ve bu kişisel saldırı yansımaktadır. Bireyin yayılmacılığının işaretidir. Bireysel bir Tanrının diğer bireylere de egemenliği iddiası onların egemenlik haklarına, özlük haklarına ve birey oluşuna, kendi düşüncesine ve bireysel çıkarlarına karşı da açık bir saygısızlık ve kişiyi töhmet zan altında bırakmadır. . Varlığa açık bir tehdittir. Bu açık savaş ilanıdır. Saldırganlık ilanıdır. Dövüş sebebidir. Tarih bunun yıkımlarıyla doludur. Bunun savunusunu veriyoruz.o halde. Egemenlik bireyin hakkıysa bireyde kalmalıdır. Bireyin seçimi ve kişisel hakları, özgürlüğü (özgür istenci ve idaresi) açık bir yasa ise başka bir bireyin kendi Tanrısının tüm varoluşu kuşattığı varsayımı üzerinden onu da yönettiği/yöneteceği iddiası açık bir saldırganlık hak ve özgürlük ihlali olacaktır/belirtecektir. Diğer bir bireye Tanrı dayatmak onun egemenlik alanına müdahaledir, müdahale anlamı taşır özgürlüğe kasıttır. Kişi kendi kulluğunu onarken başkalarının kul olup olmamasına (kulluk düşüncesi taşıyıp taşımadığına) karışamaz yönelemez. Aksi, kişisel özgürlüğe ve yaşamsal haklara kasıttır/savaştır. Birey Tanrı Birey Tanrı. Tanrı ile Birey arasında. Tıpkı Sahip ve Köle arasında kalacağı gibi bu ilişki sınırlanmalıdır. Bireysel bir Tanrıyı herşeye üstün merkezi istenç ilan ederken ya da tüm varlığın yaratıcısı olarak işaretlerken karanlıkta bir ışık/yön ve asılsız bir dayanak arıyoruz. Çünkü boşluktaki kayıplarız, yitik hafızalarız. İşi aslı insanlık karanlıkta kaybolmuş ışık arayan yol yön arayan bir yolcuya benzemektedir. Evrensel bilgi ve bilişsellik herşeyin üstündedir. Evren tüm nesnelerin nedenidir ve tüm hepsini kapsar. Evren bir bütündür. Bütün olarak kendidir. Bireysel vicdanda bireysel bir Tanrıyı herşeyin üstündeki bir güç olarak nitelerken kendimizden ve birbirimizden ve diğerlerimizden çalıyor ve hem birbirimizden hem de gerçeklerden kaçıyoruz. Bunu yaparak; İnsanlığın ortak ve birlikte kaderini yadsıyarak, insanlığın sorunlarını ve bunların çözümünü göksel, dışsal idaresel bir hamiye havale ediyoruz. Güç ve hazır reçeteler yaşama bilgisi için de dileniyoruz. Korku ile travmatize ediliyoruz. Bilgi göksel bir olgu değildir. Heryana dağılır ,herşeyin/heryanın içinde vardır ve herşeye (eşit ortak) yayılır/dağılır. İşin aslı bilgi her yerde ve herşeydedir. İnsanlık kendi iplerini eline almalıdır. Kendi bilgisini, yaşamını, toplumun kurmalı ve düzenlemelidir. Dinler bunun üzerinde tehdit unsurlarıdır, baskı unsurlarıdır, töhmet unsurlarıdır. Bireysel vicdanın açık olarak kamusal vicdana dayatılmasıdır. Yani kişiyi aşan dinler (bir Din ve dinsel vicdan) varolduğu sürece insanlık barış ve huzur bulamayacak. Dinler korku sebebi olmuşlardır. Bireysel vicdandaki bir Tanrıyı kitlesel vicdana dayatırken başkalarının özgürlük alanına giriyor ve özgürlüklerinden sömürüyor/çalıyoruz. Bu benim bireye indirgenmiş inancım anlamına gelmiyor. Çünkü onu diğerlerinin üzerine de töhmet olarak dayatıyorum. Benim (Bireysel) Tanrım/göksel hamim (senin inanç, duygu ve düşüncelerinin de üzerindedir dendiği anda sen, bireysel istencim sizlerin üzerindedir demektir. Bireysel sınırı aşar tehdit haline gelir ve "neye inanırsan inan! ben ve Tanrım haklıyım" der, demektir. Karşı tarafın inanç ve düşünce çemberine saygı değil saygısızlıktır ve müdahaledir. Bireysel istencini başkalarına dayatmaktır. Bu asıl inanca ve karşı düşüncelere saygısızlıktır. Bireyse haklar ve özgürlükler tanınmalıdır. Din devletleri dünya için tehdittir. Özgürler özgürler olarak tanınmalıdır. Kullar kullar olarak ayrılmalıdır/tanınmalıdır. Hiç bir varlığın himayesine girmemiş varlık, doğa karşısında ve kendi varlığı karşısında özgürdür. Sahiplik Kulluk ilişkisi bu kulluğu benimseyenin kendi sorunudur. Bireysel çıkarı amacı ve kişisel sorunudur. Kendi dairesiyle sınırlıdır ve sınırlanmalıdır. Kişi kişisel Tanrısının başkaları üzerinde hak sahipliğini iddia ettiği an da kaos başlar. Din ya da kulluk Bireysel iradeyi taştığında yani kişisel Tanrının diğer ve başka bireyler üzerinde de egemenliği sanısı ilan edildiğinde bu bireysel İnanç felan değildir. Politik bir din yaymadır, inanç yaymadır, başkalarının görüşüne karışmadır, özgürlük yıkıcılıktır, ,yayılıcılıktır Benim Tanrım senin üzerinde egemen ya da egemenlik kolluyor demek başkalarının idaresine kasıttır. Ben senin ya da Tanrım senin başına da buyruk ve musallat demektir. Bir açık saldırı savaş ve güç ilanıdır. "Birey Tanrı" birey vicdanında kalmalıdır. Birey vicdanına hapsedilmeli. Toplumsal alana dayatılamaz. Dayatıldığı an da kaçınılmaz bir savaş, çatışma ve kaos başlar/nedenidir. Bunun dayatımı kesin olarak net bir biçimde düşüncelere açık saygısızlıktır, saldırganlıktır. Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken diğerlerinin hakimiyetinden, güç ve kontrol planlarından da aynı an da sözediyor olur. Belirtilen amaç fetihçilik ve kontrolcülüktür. Bireysel Tanrı bireysel alanda kalmalıdır. Bireysel inanç yanız kişinin kendi ile sınırlı olarak kendi kendine dayatabildiği/diretebildiği bir inanç olmalıdır. Bundan ötesi bireysel inanç değil bakın diğerlerinin üzerine uzanan bir hakimiyet ve otorite düşüncesi taşımaktadır ve bireysel inancı ne yazık ki aşar. Bir kişi diğerlerinin üzerinde de güç ve otorite sahibi (egemen) Tanrısından bahsederken onun özgürlüğünden de çalıyor (çalmaya kalkıyor) ona adeta onun özgürlüğüne kastediyor demektir. Bu kabul edilemez. Bu açık varlıksal tehdittir giderilmelidir. Özkorunum ve özsavunma yasası gereği kişi bilgilendirilmeli yönlendirilmeli ve kişi kendini bu saldırıdan savunmalıdır/korumalıdır. Burada bunu yapıyoruz: Belirtilen şey yani Birey Tanrıyı Kamusal Vicdana ve herkese dayatım (Kendini dayatmak ya da Tanrısını dayatmak olarak) açık olarak bireyin yaşam haklarına ve alanına kastetmek, tecavüz etmektir yaşamsal savunulmalıdır. Çünkü egemen bir düşünce zorla dayatılmaktadır.Baskıcı fetihçi bir anlayış yayılmacı olarak dayatılmakta ve Kulluk ve kölelik izafi politik dayatılmaktadır. Bu inanırsan inan sorunu değildir. Bu ben öyle inanıyorum sorunu değildir. Bu Politik bir kandırmaca ve aldatmacadır ve güce sığınan politik bir yaptırım ve politik bir aldatmadan öteye varamaz, varamayacaktır. Tanrı birey vicdanına hapsedilmeli. Kimse kendi Birey Tanrısının başkaları üzerinde egemen ilan edemez. Birey Tanrısının başkaları üzerinde töhmeti ve egemenliğin iddia ve ilan edemez. Bu apaçık sömürücülüktür. Başkalarının özgürlüğüne kasıttır. Bundan sonra (Aydınlanmazsa) Yeri modern dünya değil Arap çölleridir. Boş uzaylardır. Kulluk kişi ile sahibi arasındadır.ve orada kalmalıdır. Aksi iddia edildiğinde kişi kendi Tanrısının Özgürlük iddia ve ilan edenler üzerinde hakimiyetini dayattığında kendi saldırganlığını özgürlük düşmanlığını ve fetihçiliğini de ifşa ve ifade edecektir. Bireysel vicdanda Üstün bir Tanrıyı onaylarken kendi küçüklüğümüzü ilan ediyoruz. Kendi doğallığımızı, varlıkla varoluşla içiçeliğimizi yadsıyoruz. İnsanlık; İnsanlık çatısı altında birleşmelidir. Tanrı değil, göksel varlıklar değil. Ya da insanlık tümvaroluşun bir nüvesi olma ve tüm varoluştan olma sıradan beşer anlayışında birleşmeli ve toplanmalıdır. Bireysel vicdanda herşeye üstün bir varlığı onaylarken, Tanrılar olmaya da kalkıyor çabalıyoruz. Güç istencine doğru yol alıyoruz. İşin aslı varoluş bu değildir. Varoluş bölüşüktür. Tüm varolanların ortak malıdır. Bireysel vicdanda, insanlığın ve serbest doğalılığın üstünde bir Üstün Başvarlığı Başyapıcıyı özne olarak tayin ederken ve bunu bireysel vicdanda onaylarken ve bunu kitlesel vicdana ve diğerlerine açıkça dayatırken de aciz kullarının kimini seçip ayırarak cehennemde tutuşturan bir Tanrıyı onaylayarak daha bununla çeliştiriliyoruz. Eşit haklara sahip olmak ya da Özgürlükle ve özgür olmakla .. Yanacak olanların eşitliği ve adaleti nerede? Yakılmak için üretilmiş yaratılmış (her olasılıkta birilerinin yakılacağı kesin tayin edilmiş) ya da yakılacağı kesin belli olarak ,bu bilinerek yaratılmış varlığın Tanrı vicdanında katında adaleti nerede? Tanrı demek kullar demektir, sahip olana göre köle iye olmak ve acizler demektir, düşmüş acuzeler toplumu demektir . Tanrı demek kendi üzerinde başkasının hak sahipliğini ve bilinç üstünlüğünü kabul etmektir. Kendi varoluşsal dayanağından ve haklarından hatta kendinin kendine (ya da tüm varolana) ait ve sahipliğinden vazgeçmektir. Öznel Tanrı başka varlığa bağım ve bağımlılık demektir. Tanrı doğal bağlarını ve bağımını doğa ve varoluştan kopararak suçu kurgulsal bir Üst Özneye atmak demektir. Tanrı varoluşma bağını özgür açık doğa ve tüm olandan yani varoluşun kendinden kopararak içte bulunan bir ayrı bir Özneye dayatmak demektir Bu da özgür olmayanlar demektir. Bilinçsizler, belleksizler, başkasına (başka varoluşsal özneye ait ve tabi olanlar, belleğini başkasına ipoteklemişler, kaptırmışlar demektir. Dinler acı ve savaş sebebi olmuşlardır. Dinler bölünme ve ayrılık sebebi olmuşlardır Tanrı demek kendi varlığı dışında varlık ya da "Varlıklar himaye eden bir Varlıktan", "bir bilinç ve düşünce merkezinden" emir ve kontrol almak ve başka bir bilinçli varlığa koşulsuz bir itaat demektir. Belirtilen düşünce özgürlük anlayışıyla başlı başına, taban tabana zıttır. Kullar olmak; Sahip'e, Efendi'ye ve ya da Tanrı'sına göre özgür olmayan alt bilinçli düşük varlıklılığın onanmasıdır Bizler özgürüz. Tersi değiliz: Özgür doğaya ait bilinçli serbestleriz. Özgür varlıklarız. Kaynağımız varoluştur.. Nedensiz varoluş. Kendi kaynaksız olan ve (kendi kaynağından yoksun) "olmak" durumu ve varoluş yine kendinin nedeni/dayanağıdır. Serbest iradenin nesnel öznel doğal kaynağı/dayanağı yine doğadır ve varoluştur. Bireysel özgür ve eşitlikçi yaşamların sağlanması için (nitelikli) hiç bir toplumsal güvence ve sosyal anlaşma yoktur Kaldı ki dini anlayış ve Tanrı Sahipliği bunun önünde bir engel ve settir. İşin aslı sosyal anlaşmalar yapısız ve çürüktür Derhal terkedilmeliler Devlet kuramları/aygıtları bir avuç elitin elinde kalmış, sıkışmış, daralmış, azınlığın ve orantısız gücün çoğunluğa tahakkümünü sağlayan aygıtlara dönüşmüş, yapısız ve bozuk kurumlardır Din devletleri tamamen karanlık toplumsal yapıları simgelerler. Din insanlığın başına çöreklenmiş bir veba ve beladan ibarettir Toplumlar tamamen ezik sömürüsel kastlarla doludur Tanrıyı onaylayan, seçen, vicdanlar dürüst ve içten değiller ve (kendilerine dönüp bakmalılar ve sormalılar biz kimiz?) yanılıyorlar ve doğayı yeterince incelemediler ve gözlemlemediler. Kurumsallaştırılmış dinler yıkılmalıdır ve tarihe gömülmelidir. İnsanlık bu kara lekeyi alnından ancak böyle temizleyebilir. Yeryüzünde onanmış/tanınmış hiçbir din devleti kalmamalıdır. Bu yine insanlığın kendisi için bir iç tehdittir ve töhmet unsurudur. Dinler üstünlükten, ayrılıktan, seçilmişlerden ve seçilmişlikten/özellikten sözetmektir. Özellik tamamen yadsınmalıdır. Nesnel indirgeme de hiç bir varlık özel diğerinden başka ve farklı değildir. Öznel indirgemeler kendi subjeltivitesini içerir (içinde taşır -dayatır- ve adı üstünde özneldir) ve bilimsel bilgisel değildir. İstemseldir, öyle olmasını ummadır. İnançsaldır. Erekseldir. Tanrı öznel ve subjektif bir alan olarak nesneye dayatılamaz ya da özne olarak nesneye indirgenemez. Eğer Tanrının özne olarak nesneye indirgeneceğinden ya da tüm nesneye eşit olacağından sözedeceksek tüm varlığın Tanrı olduğundan sözetmeliydik. Diğer durumda Tanrının bir maddesi/nesnesi ve kendisi olmadığından yani yokluğundan sözedeceğiz. Diğer durumda varolan maddelerin Tanrı olmadığından ve Tanrıdan başka oluşundan ,Tanrı ile bağsız oluşundan ya da Tanrı tafarından bilinmeyeşinden sözederiz. Nesne eğer özne olarakta kendi nesnesini temsil ediyorsa yine "TümVarlık Tanrıcı" bir indirgemeden sözetmeliydik Varlığı/Varlığa Aşkın ve dışrak güç sahibi olarak nitelenen Tanrı anlamsızdır Yokluk indirgemeleri Var'a göre anti denklemi kurularak yapılmalıdır. (Mutlak varlık olmaksızın) Mutlak yokluğa varlık indirgenemez. Varlık başlama zeminine çekilemez. Başlama hatası bir soyutlama hatasıdır. Başlayan herşey bitmeye muhtaçtır. Varlık ne ilk kez ne den son kez başlayamaz ve bitemez . Bu olanın doğasına terstir. İlk başlangıç en son yitişle ve bitişle her zaman eşit Dinler yıkılmalıdır. Tersi insanlığın ve barışın, birarada dürüst yaşamın tersini tartışmak olacaktır. Tersi sömürüyü tartışmak olacaktır. Dinler insancıl değiller. Barışçıl değiller. Birbirine düşmüş, düşürülmüş bir dünyayı ve insanlığı simgeliyorlar. İnsan yakmakla bizleri tehdit eden bir Tanrıya boyun eğmemeliyiz. Güce boyun eğmemeliyiz. Yine bilgilenmeksizin böyle bir durumu onayan hariç diğerlerine ısrar ve zorla dayatan vicdan uzun vade de insanlık düşmanı ilan edilmelidir. Dinsel metinlerin Sümer tabletlerine kadar dayandırıldığını artık net olarak biliyoruz ve tarihin gözleri önündedir. Bilimsel objektif soruşturma ve araştırmalar beklenmelidir. Mitolojik incelemeler bize göstermektedir ki; din konusu tam bir muamma, bulmaca ve açmaz gibi görülür ancak ancak iyi bakılırsa objektif/nesnel çözümleri de mevcuttur. Bir çok alternatif çözümleme kuram mevcuttur ve artık gözler önündedir. Kimi kuramcılar Uzaylı Antik Astronot gibi Uzaylı Yarı-Tanrı teorileri de üretmişlerdir ve bu kavramlar yine tarihsel incelemelerden beslenir. İşin aslı mitler, eski metinler, mitolojiler hatta kutsal kitap sayılanların incelenmesinden açıkça görüyoruz ki uzaylı güçlü varlıklar ve bunların dünyayı ziyareti ve sömürgeye uğratması olasılığı ve savı güçlü dayanaklara ve yeterli öngürüye sahip bir yaklaşımdır. Kutsal kitaplar gökten kızgın ateşlerle büyük kentlerin yıkıldığından ve insanların dil ve belleklerinin tanrılar tarafından kuşatılıp ayrıldığından sözeder. Hangi aklı başında Tanrı bunu yapar? Ben insan aklımla beni aşan bir varlığı önerir ve onaylarken bekleyeceğimiz merhamet bu mu? Bunu onaylayan ve sorgulamayan bir vicdanı bir yerden sonra artık insanlığa sığdıramayacağımızı belirtmeliyiz. Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan varlıkların yine dış dünyadan 3- 4 metrelik başka türler getirerek insanlarla genetik eşleştirme ve melezleme çalışması yaptığından da sözediyor değil mi? Kutsal sayılan ve sanılan açık kitaplar dış dünyadan gelen Melek ve Tanrı adı alan kimi varlıkların yine kentler yıktığından, çok köpürüp kızdığından (ve çoğul olduklarından) sözediyor mu? Tevrat'ın Babil'den bakan Tanrıları çoğul mudur? Tekil midir? Rab mıdır? Rablar mıdır? Dürüst bir inceleme lütfen.. Kuran bunların tuzunun tuzu Cehennem literatürünün tümden toptan din düşüncesinden acil çıkarılması yapısız dinsel kurumların lağvedilmesi gerekmektedir. Cehennem hangi insan aklına ve vicdanına sığar. Bireysel vicdan da bunu kendi başına ve kendi tekelinde onaylayan bir insanı belki anlayabilirdik oysa bu diğerlerimize de dayatılmaktadır. Dinsel tüm kurumlar töhmet yuvalarıdır. İnsanların zihinlerini esir ve köle ederler. Din kuramları dayanaksızdır ya da nesnel dayanaktan yoksundur ( ve dayanaksızdır.) Nesne kendinin sebebi olarak indirgendiğinde hareket ve dönüşüm bulunur/buluruz ya da içsel yasalarından sözetmeliyiz. Nesnel geçerlilik nesnenin özne ve kendi olarak görünümlerini ve bilişlerini sentezlemeye yeterlidir. Bunun dışında tarihin en eski dinleri ve dinsel metinleri olan Uzakdoğu metinleri ve öğretileri, Ortadoğu dinlerinin dinsel çelişkilerinin bir çoğunu barındırmaz. Oldukça barışçıl, insancıl ve Hümanisttir. Doğu yollarının pek çoğu tanrıyı onaylamaz varlığı Brahmancı bir doğa kavramında birleştirir. Uzakdoğu gizemciliğinde Panteizm ve TümVarlıkçılık izleri mevcuttur. Sufi yolu da benzer biçimde TümVarlıkTanrıcı olup benzer açıklamalar yapmaya girişildiğinde ilgilileri katledilmiş ve susturulmuştur. Bizler aciz kullarını Cehennemle sınayan bir Tanrının kulu olma düşüncesini açık ve net olarak reddediyoruz. Bunu felsefi tarihsel objektif nesnel dayanakları mevcuttur. Bu düşünceyi kabul eden insanları açık ve net sorguya ve bilgilenmeye ve öğrenişe davet ediyoruz.çağrıyoruz. Sana ya da bize cehennem buyuran bir Tanrının senin vicdanın da olması ve onaylanması benim içinde bir lekedir ve karanlıktır. Dinler karanlık ve baskı getirmiştir, korku sebebi olmuşlardır. Ölüm ötesi korkusu ile tehdit ve travma edilen varlık güçsüzdür, dengesizdir. Ölüm için uygun kavram ve belirtme doğanın /olanın ( izafi) hareketi ve geçişleridir. İşin aslı ne ölüm vardır ne doğum vardır. Doğa da bir denge, kendi yapısalında bir oluşsallık vardır Olan dönengelerle devam eder, sürer, sonsuzdur, açmazdır ve tüm bunlar doğal görünümler ve çatışkılardır. İnsan doğuş ölüşleri güneşin doğuş batışları gibidir ve sıradandır/görünümseldir. Ölüm sonrası ve ölüm ötesi korkuları yenilip yıkılıp atılmalıdır. İnsan doğmaz ölmez. Başlamaz bitmez, doğadaki herşey gibidir. İnsan zihni bilinmezliğe hapsedilemelidir. Enerji her daim devirdaimseldir.Mutlaksaldır. Varlık olan hepimiziz ve her şeydir BİZİM KAYNAĞIMIZ VAROLUŞTUR. Başka dayanak kendi dayanağından yoksundur. Bilişe indirgendinde Tanrı ile aynı temel probleme/paradoksa dayandırılan varlıklarız. Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve dayanaklara sahibiz.indirgeniriz. Tanrıyla tamamen aynı ve birebir açmaz ve aynısal nesnel ve dayanaklara sahibiz. Tanrıyla tamamen aynı nesnel ve geçerli /kendinden dayanaklara sahibiz. Tüm bilimsel akılsal vicdani inceleme ve dayanaklar bize göstermiştir ki Tanrı tamamen asılsızdır . Asılsız dayanaksız bir varsayımdır ve bundan öte gidemez. Nesnel değildir. Nesnel bir öneri değildir. Nesnel bir geçerliliği yoktur. Hiç bir geçerliliği yoktur kılınamaz. Tanrı seçmek sahip iye seçmektir. Tanrı sahip benimsemektir bundan öte gidemez yaslanamaz, yaslandırılamaz, yaslandırılamaycaktır Tanrı tamamen öznel bir alandır bilimlerin (milimlerin) ve bilişlerin, belleklerin konusu yordamı değildir. Araştırma keşif konusu hiç değildir ve olmayacaktır. Nesnel bir neden dayanak yoktur. Objektif araştırma dayanağında yoksundur. Buna dair geçerli hiçbir açık nesnel objektif neden öne sürülemez. Çürütülmesine de gerek yoktur ve kalmayacaktır Felsefe Tanrıcılık değildir. Bilişlerin konusudur.-alanıdır. Felsefe ile Doğacı ve Tüm Varlık Tanrısalcı Panteizm anlamı dışında hiç bir Bireysel Tanrı düşünümü ve onamı yanyana getirilmemelidir. Tanrı dayatmak öznel bir varsayımdan ve subjektif bir telaştan öte gidemez, Tanrılar tüm varoluştur. Tüm varolandır. Kaynak kendinin kaynağı ve nedenidir kaynaksızdır ve kendinin kaynağı ve nedeni olarak döngüye girer. Kaynak asılsızdır. İçte saptanan belirlenen bir kavramdır ve metodolojidir. Dışsal bir belirleme imkansızdır, metotsuzdur, Asılsızdır Doğada başlangıç yok. Tanrı Hükmen resmen yok ve mağluptur. Tanrı sanılanlar göksel nesnelerdir ya da ileri gidenlerdir büyük çoğunlukla insanlıkla teması olan göksel varlıklardır. Tanrı saymacılık ve sanmacılık bundan ve kendine hami seçmekten benimsemekten ve sahip iye edinmekten öte gitmeyecektir . İnsanlık Tanrılara muhtaç değildir. Bilgi, bilim ve bilinç tüm evrendedir/evrenseldir ve herkese dağılır. İnsanlar kendi kaderini kendi tayin edecektir. Etmelidir. MUTLAK VARLIK BAŞLANGIÇ VARLIĞI Üstün Üst özne olarak dayatılan Tanrı mantıklı bir fikir değildir. Nesnel kapsamda Varlık kendini içermelidir. Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi ve kendini içermelidir. Eğer Tanrı tek varlıksa herşeyi kendinde içermelidir Tanrının tek varlık olarak soyutlandığı bir başlangıç düzleminde tüm olan tanrı olmalı ve olan her şey Tanrı olmalı ve tanrıyı içermelidir. Tanrı da orda herşeyi içermeli. Yani Tanrıdan başak olamaz. Bundan sonra ne oluyor? Ben sen nasıl Tanrıdan başka olabiliyoruz? Yani tanrı bir şey yaratmak üretmek için bile bir anti alan kullanamaz Kendi var sadece salt kendi. Yoklukta kendi orda varlıkta kendi kendinden başka varlık/varlığı yoktur. (Tanrı yalnız değil biz varız merak etme ona da yardım ederiz biz Burdan çıkar gideriz ona da öğretiriz biz ) Kaldı ki zamansız başlangıçsız bir varlık için başlangıç zaman ve yaratma ve eylemin başlatılması gibi eylem durum soyutlamaları hatalıdır Başlangıç belirtmesine yerleştirilen Tanrı (hatalı ve bozuk bir saptama çünkü başlangıcın kendi hatalı ancak) her açıdan anlamsızdır ve mantık dışıdır. İlk ve tek varlık olan Tanrı kendi başkası ve antisi yokken çoğalabilir mi? bölünebilir mi? Bu durumda varlıkta herhangi nesneyi Tanrıdan ayırmak ( (Başlangıçta da) Tanrı olmayan şeyler olduğunu) yine Tanrının yok olduğunu iddia etmek olacaktır. Tanrının mutlak ve tek ve salt varlık olacağı durumda ilelebet tüm varolacaklar da Tanrı olarak işaretlenebilir. Diğeri Tanrıdan başka varlık öne sürmek, Tanrının saltlığını bozmak, Tanrının zamanı ve biçimini sınırlamak olacaktır. Mutlaklar kendini işaret eder, değişemez ya da kendi içinde başkasızca varolabilir. Tek salt mutlak varlık olan şeyin antisi yine kendisi ya da kendi yokluğudur/tekliğidir. İlelebet Tanrıdan başka olanlardan sözedilemeyecektir. Sözetmek anlamsız olacaktır. Bu durumda; Yaratma olarak sözedilenden Tanrının bölümlenmesi ya da yine Tanrının kendi içinde değişimi ve hareketi olarak sözedilmesi makuldür. Tanrının Mutlak ve Salt olduğu düzlemde Tanrıdan başka olanlardan sözetmek yok olanlardan sözetmek olacaktır. EY İNSANLAR/İNSAN KENDİNİZDE BİRLEŞİN..KENDİNİZ OLUN KALIN YANİ İNSAN OLUN ADAM OLUN ADAM SAHİP ÇIKIN BU POSTA POSTU ATTIK SERDİK DÜĞÜMLEDİK VURDUK YERE YARDIK BİTTİ BİZCE BİTTİ BU İŞ ÇİLE ÇIKMAZ SABAH RAHAT KALKIN KORUYUN YETER OLA KOPYALA KOPYALA KOPYALA EY İNSAN EVLADININ OĞLU ÇOCUĞU HEP TEK BİR DİN YORDAMDA YA DA HEP TEK BİR DİNSİZLİKTE İNSALIKTA İNSANLIK TANRISALLIKTA VE TANRISIZLIKTA BİRLEŞİN.... YA HEPBERABER YANIN YANALIM ÇEKİN ÇEKELİM YA DA KİMSE KALMASIN GERİ TÜM HALKLAR BİRLEŞİN YOLUMUZ YOLDUR KAYNAŞIN BİRLEŞİN GÜRLEŞİN KORKMAYIN ARTIK TARİH SORAR MERAK ETMEYİN BİTTİ KASYOPYA BİLDİRİR ETKİYİ; BİLDİRSİN SORSUNLAR BİZİ KİMMİŞİZ BİZLER , .... Bizler bu metni yazan düşünce grubu odağı oalrak birleşemci çabasıyal bu işleri yürüttük (daha da yazmak istemiyorum) Biz biz olarak barış kardeşilik insanlık merhamet saygı sevgi ortak değerlere gönülden inandığımızı birlikte birarada serbestçe uyum yasalarıyla yaşamaya ianndığızmı iman ikrar verdiğimiz bildirdik bildiriyoruzdur [SIZE="4"]YARDIM 1[/SIZE] Küresel din bilim felsefe ve tarih vb. uzmanları ile bir üst konsey vb. örgütlenmesi ve insanlık adına geniş çapta atışmadan tartışarak insanlığa duyurması ve yeryüzündeki her tür bilginin bir araya ve ortaya konularak her fikre savunma hakkı verilerek uzlaşı tartışması ve forumu sürdürülmesi hatta bunu canlı ve naklen yapılması da sağlanabilir Ancak antik savlar dahil eşit savlanmalıdır eşit temsil görmelidir Örneğin, Tesit, Atesit, Deist, Pantesit, Agnostik Dış Uzaycı , Uzaylı Tanrıcı YILLAR SÜRSE BİLE -------------------- [SIZE="4"]OLASI YARDIM YA DA SAVUNU VE YARDIMLAŞMA ÖRNEĞİ; OLASILIĞI 2:[/SIZE] Yeryüzünde yayımlanmakta olan ve gelecekle iletişim olduğu da apaçık açıkça belirtilen bir metince tüm varoluşun varolan herşeye ortak sahip olduğu mutlakçı bir iye Tanrı olmadığı belirtilip onaylanmaktadır. İnsanlık, Halklar ya da Hükümet, Birey ve Toplum Temsilcileri nezdinde toplanarak ,tanıkların korunması ve sürecin bilimsel yetkin gözlemi ışığında bilimsel bir deney ve toplu tanıklıkla bilimsel bir İNSANLIK CELSESİ yapılmasını olmasını öneriyoruz. ------------- ZORDU KOLAY DEĞİL_Dİ;...CAN OK AMA KOLAY ŞİMDİ SENLE OK ___NOKTA ATKONNOKTA _______NOKTA ATIŞÇILAR.. RALIÇŞITA ATKON _NOKTA ATIŞÇILAR.. NOKTA ATIŞÇILAR KONSEYİ GURURLA SUNAR ..TAMAMLANIYOR _SENTEZLENİYOR... BİZLER ÖLÜMSÜZLERİZ (Maison Maison koş..yolda...) Ölümde vız gelip tırıs gider... [SIZE="4"]CÜMLEM CÜMLELER İÇERİK YETERLİ BULUNDU. OK:[/SIZE] https://www.youtube.com/watch?v=vDWdG8QVsNA
  4. Arkadaşlar Merhabalar Bir TARİHİ BİR MANİFESTO ;"DİNLERDEN KURTULUŞ MANİFESTOSU" ;"DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK MANİFESTOSU" üzerinde yapıcı çalışıyoruz herkesi beklerim okumaya Arkadaşlar bir kaç saat "BU METİN" (LİNK İÇİN TIKLAYIN) üzerinde çalışma düzenleme yapacağız. Sizin de destek ve fikirleriniz isteniyor ve bekleniyor olacak. Açıklama bölümünün okunarak yardımcı olunmasını yardım sunulmasını rica ediyorum...
  5. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Gelecekle iletişim kurulduğunu ben iddia etmiyorum. O iletişimin kendi ve metnin kendi bunu iddia ediyor ve bunu bize gelecektekiler söylüyorsa? Ben buna ikna oldum diyorum sadece. Bir biçimde okuma ve zamanla ikna oldum Benim geleceğe seyahat vb. şu bu hakkında ne gibi bir bilgim olabilir tabi ki yok. Fikirlerim var ama yok gibi ama açmaya bile değmez. Bu konuyu da onun uzmanları açıp düşünsün. ben ontoloji çalışıyorum çabalıyorum Katkı sunmam isteniyorsa benden başka alanlarda yararlanılmalı. Yazabildiğim konulara yazarım bu kadar Ben bir şey biliyor oluyor değilim. Kasyopya metnini buraya getirdim bu kadar Bakın sevgili John Ahmet metinde buna ilişkin bir soru ve bildiri var alıp getirmeliyim. Açıp okunabilirdi Aynısını referanslayacağım ve referansım bununla sınırlı Ek olarak word olan metinde "zaman makine" ve zamanda yolculuk" vb. aramasını talep ediyoruz... Metne göre evet teknoloji ile zamanda ileri geri gitmek mümkün ve bu yapılıyor. Yine metne göre İnsanlığın elinde de gizli kapaklı bir çok araç ve çalışma var bu yönde metni tarayın derim Ben bilmem zamana ve seyehate ihtiyacım da yok. Ölüm benim sevgili ve en iyi arkadaşım/dostum... Bilinci bilgiye indirgeyecek şeyler gibi şeylere karışmıyorum. Bakın bilinci konuşmak bilinç madde ikiliği ayrımı sentezi ve söylemi dayatmak bu forumu yoruyor ya da önce bilinç kavramının açılması gerekli Buradaki refleksleri anlıyoruz ve bu gibi forumları zorluyor lütfen yapmayın bunu Ayrıca bir sürü çatışma yaşıyoruz Bilinç ve madde (birbirinin uzay zamandaki farklı) birimleri/biçimleri gibi ama ikisi de birbirinin birimleri formları ve görünümleridir. olumlarıdır. Bir zaman da madde formunda başka bir zamanda bilinç forumunda gibi. Bu tam değil ama... Maddeye sıvı katı gaz demek gibi olanı. Şimdi boşlukta madde uzay da madde dalga da madde diyor muyuz? demiyor muyuz;? Bilinç maddenin bir formu ama tersi de madde de bilincin bir formu Niye sunulan metni irdelemek yerine bunu tartışıyoruz Hem bilinci bilgiye indirmek nedir? Dünyada bu kadar zehir varken bırakın bunları bu/bunlar tartışılacak son konu. İnsanların acılar var. Onlar üstüne de düşünelim... Zaman yolculuğu için bilinci bilgiye indirmek gibi bir şeyden sözedileceğini buna gerek olacağını sanmıyorum, anlamıyorum Teknoloji; arayış, arzu istek ve keşif ile gelişir çakışır olur kendi. Deneyle tesadüfle herşeyle teknoloji üretilir. Bilgisayarı buldukta bilinç mi hapsettik.... Bakın benim okuduğum metin bilinç kavramı içeriyor, kimine göre can sıkıcı. Ben ne germek ne gerilmek için gelmedim... Kasyopya bilinci denkleme sokmaktan hatta matematik için gelişmiş ve ileri matematik için de bunu denkleme eklemekten sözeder ama benim bu konu da bilgim fikrim ve uzmanlığım da düşüncem de yok ne yazık ki! Ben felsefe öğrencisiyim ve felsefe üretirim ve söyleşirim Siz onu yapın ben bunu.... Ben de geçmişte bilinç madde ayrımına dair söyleştim ve maddeci materyalist pozitivist görüşlerle felan çatıştım çarpıştım. Ben bu işlere girişmem-bulaşmam. bıraktım bu işleri .ikisi bi ve.herkes aynı bizde. Ayrı kavga ve mücadele sürdürün bizi bu işlere artık karışmıyoruz-karıştırmayın ve bizim tarafımızı aramayın. Taraf yok burda her yer her taraf ve etraf var ve o etrafta herkes var... ve yolumuza gidiyoruz. Bize herşeyi söyleyen aynı uzaklıkta ve yakınlıkta Maddeci de bize aynı uzaklıkta ve bilinççi de aynı mesafe de . İkisi de biziz ve benim. Aynı şey... Yani ne dediğini açık açık anlıyorum ama . Zorluyorsun olmazlara İkinci paragraf yukarıda cevaplandı İlk paragraf içinse Ben Kasyopya insanlık için önemli diyorum. Ben tekil bağımsız tek başına sorgulayıcı mıyım_? İnsan toplumdur. Şu birey ilgisini bi kenara bırak. Kendin içinde ve benim içinde. Ne sen ne ben ... herkes eşit önemde ve herkesin kafası ve yaşamı dopdolu ve değerlidir. Forum temsil kabiliyetini artırırsa bu konuda çatışma azaltılırsa temsil-temsilci olur bulunur ve gelir.. Yani ben felsefeyi, filozofiyi, örneğin Vedanta gibi bir ekolü ve özgür serbest düşünceyi ve serbest yazarlığı kastederek bunu söyledim Benim savladığım Vedanta-İkiliksiz Olduğun yer olduğun/bulunduğun yerdir otur aşağı der .Bulunduğun yeri değiştiremezsin nere gitsen de onun adı buradır ve senin adın da bendir der zaman da da yolculuk yapsan bunlar değişmiyor. Kendini yanında taşıyorsun ve kendini götürüyorsun... Mekan zaman değiştirerek bunlar değişmiyor Mekan görece ve sıfır... olunan durum en ideali ...durum değişimi aranmaz bizde .mekan nere gitsen aynıdır. Nere gitsen de ancak kıçının üzerine oturabilirsin sen der kıçını da yanında götürmeyecek misin ki zamanı gezip ne yapacaktın der Ben kavramında yolculuk yapalım mı_? Ahmet John Ben kavramında ileri geri yolculuk yapalım. Bu başkalarına doğru yapılıyor Bireyin yolculuğu bunla başlıyor... Tam anlamadım devridaim diye bir şey bir anlamda sözkonusu ve olabilir de ama mutlak sıfır dediğimizde ya da ileride yedinci seviye diyeceğimizde de ona da belki gerek kalmıyor hareket ve hareketsizlik tam eşit Varlıkla ilgili evrensel kavrayışlarınız ya da buna dair tabanınız oldukça görece-subjektif ve bize buyuruyorsunuz bu kavramları ilginç bir şey sizinkisi Af buyrun demek geliyor bazen içimden eğer zamanda yolculuk mümkünse neye paravan olarak kullanılıyor? Çeşitli başlıklara arada yazarım ve yazdım ve kimi zaman da yazıyorum ancak benim forum zamanım kısıtlı ve bir çok foruma dağılmış durumda. Kasopyayla ilgili bir arayışım var benim. Tek foruma odaklanamam. Arayışım uygun noktaya gelmeli... Foruma zaman bulursam yazayım ama felsefe söyleşirim ve sıkarım inan sıkılırsın Bu arada forumun görsel tabanı arayüzü yenilebilir mi bu mümkün mü? İşte bu benim için mikrodalgayı tanımlamıyor Neden ona mikro deniyor? makro tersi Makro dalga nedir hangi dalgaya karşıttır makro dalga nedir var mıdır ve nerdedir Mikro oluşu neyin ifadesi? Salınımı, titreşimi, boyu, uzunluğu, kısalığı bunlar neyin ifadesi? İki çeşit dalga mı var? Neden ayrı ve dalga ney Hız mı çap mı bunlar ne bunlar benim alanım ve ilgim değil konu dışı Sizinkiler bizimkiler böyle şey yok bunları nerden çıkarıyorsunuz? bu cümlede aranan ne ? (koyulaştırılan) Kesinlikle doğru kabul etmedik 1 bunu açıkladık Her şeyi doğru asla ve kat'a ama bunlar yanlış bakış ve bağ kurmakla ilgili bozuk ve ayarcı sorular O içinde eğilim olan cümle bemberbat bir cümle. Ben denenin sorgulanması metnin içine girmek bakmak değil de ben denenin açıp kurcalanması büyük bir ayar ve yanlış sorunu Benim bu metnin tanıtlanıp tanıtıp sunulmasıyla hiç bir özel bağım yok. Kişisel sorun kişisel ilgi Benimle yapılan kişisel söyleşinin bu metin adına bir önemi ve farkı yok Birinizin buraya bir haber taşıması ve asması gibi. ve evet özne olarak ben onu değerli buluyorum ama bu sorgu nereye varacak bir yere de varmaz Heba olup giden zamanlar bir tuzağa yöneltilip çekiliyor gibi hissediyoruz çoğunlukla doğru bulmak felan bunlar yanlış kavramlar doğru bağ kurmuyor. ezbere okuyor. olayı olmadığı forma götürüyor sokuyor çekiyor ya da çekip hapsetmeye çabalıyor bana soru sorulması saçma üzeri saçma yanlış sözetmeler hala bunu ayıklıyorum sayıklıyorum Elmayı sevip sevmediğime karar verebiliyorum bir yerde sonra iyi bir eğitimle birlikte dengeli beslenme için aşağı yukarı almam gereken gıdayı programlayabiliyorum .Bunlar için teste ve rehbere ihtiyacım yok anlıyor musun yanlış bağ yapyanlış bağlam Yukardakiler için Bilim forumunda olup olmamasına gerek yok Bilim kılığına sokulup sokulmadığının önemi yok Babannemin annannemin neyle beslenip ne kadar yaşayıp ne kadar sağlıklı olduğuna kaldığına bakabilirim Murathan munganın göz kararı diye bir hikayesi var. Göz kararı gönül kararı bizim ölçütümüz bu arkadaş Ustalık ve Göz Kararı Örneklemesi Bu hikayeyi Murathan Mungan'dan okudum. Bir Fransız üst yetkilisi ve belki de kralı emin değilim Osmanlı Sarayına gelir ve bir yemek yer. Yemeği çok beğenen Fransız konuk aşçısına bunun tarifini alması ve öğrenmesi talimatını verir. Bizim Fransız aşçı saray mutfağına girer ve bizim usta anlatmaya başlar. Göz kararı şundan, göz kararı bundan. Fransız aşçı durdurup sorar şu göz kararı dediğimiz ölçü ne kadar acaba? Somut şey bütün yaşantım Somut bir göz kararı var ortada Öznel deneyim denilen ateist forum adı verilen bir yerdeyiz. Mistik kavram avcısı ve karşıtı dolu. Biz bu kavramları eleyip sınıfladık. 6 yıl 7 yıl önce konuşsak sana bir şeyler diyebilirdim ben bu konu da ama artık yazdıklarım geçerli Yanlış adlandırmalar var. Hem bu konu da açık bilgi ve deneyim verebilirim ancak bunlar bir yere gidip varmaz.. Benim için şu an bile öznel deneyim bunu nasıl açabilirim sana Hiç bi şey insanı özel yapmaz bunu söyleyebilirim sana. Aklın sınır yok bunu Kasyopya der. Kasyopya der ki kendi başına evrenler yaratıp-kurup içinde olabilir ve bunu deneyimleyebilirsin. Sonsuz çeşitte sonsuz öznel deneyim aranan kavram sahte bunu anlayabiliyorum ben benim geçtiğim yoldan ve tuzaklardan geçiyor gibisin diğer taraftan dediğini net olarak anlıyorum senin ben Ben burda bunu yazmak yerinr gidip karşı tarafta bu işlerle uğraşan aptalın birine ali ata bak yazan kişi oalbilirdim ve bu kolay olurdu Yani hiç bir anlamı yok bulaştığım için bulaştım Eğer tanıdığım olsan ve imkanım olsa seni sanal sosyallikten çeker gerçek bir hayata sokmak için elimden geleni yapardım örneğin Bak yukarıdaki yazımına göre Kasyopya örtüsü ve okyuuc profili ile özdeşiyorsun diyelim ve biz objektif dürüst ve açık bir aralıktan açıklıktan gidiyoruz şimdilik., bu kavramlar işimiz zora sokacak şeyler Öznel bir alan kayamayız biz Şimdi bir de ilginçtir Kasyopya diye bir yapıtaşı ve Nötron bombası ve TNT yle ilgileniyorsun ve patladık bunları yazmaktan Bir şeyi bildiğinde bilirsin. Canın elma çektiğinde canım elma çekti ama acaba armut çekti de ban elma olarak mı yansıyor demezdin. Bir girdaba tutuluyoruz ve sokuluyoruz. bunları sevmedik. Ne arıyor olduğunu anlayabiliyoruz. Ne demek istediğini de ama cevaplar için ya Kasyopya okunmalı ya da beklenmeli ve öğrenilmeli yine de Bazı şeyler yetenek, özel yetenek ve fark değildir. üzerine çalışma ile olur, o konuda ilgilenme ile olur ya da uğraşan herkes az çok bir yere varabilir. Örneğin herkesten duvarcı olmayabilir ama 10 kişiden 9 u da iyi çabalarsa iyi kötü bir duvarcı ustası oluverir. Bunlar böyle şeyler . Kasyopya metninde Cayce ve Lama Singh üzerine bir alan var . Burayı okuyabilirsin... Duygusal tuzak gibi... Bana yürüme hakkında fikirlerini söyler misin? diyelim ki ben yürümeyi öğrendim. Sana yürümeyi tarif edebilir miyim? Bu gerekli mi? Kasyopyanın gerekmeyen bir durum için cevap arayışı diye bir tabiri var bir de iki paraleli kesiştirmeye çabalıyorsun çabalama dedikleri de oluyor Taş örneği şu Diyelim ki mutlak varlık "a" isimlendirmesi alıyor ve "a" mutlaksa orada "b" orada ve ortada yoktur ay da a dan farktır ve farklıdır . Şimdi yokluk ne? tekrar ben soruyorum ve lütfen sorularıma cevap ver Hadi armut ve taştan kurtulduk şimdi ne diyeceksin bakalım? Beni "a" y la ve "b" y le mi boğacaksın? Bu soruya belki başka bir zaman bir cevap daha Şimdi bilinç kavramını kimse göremeyince dahil edemez. Biz bu konuda yadırgamıyoruz. Vedantacı ekoller var. Doğucu öğretiler var. Bildiğini bilenler bildirenler var. Karmaşaya gerek yok Bu konularda karışıklık olduğunu biliyoruz. Benim iki soru cevabımla çözülmeyeceğine/çözümlenmeyeceğine göre acele etmeyelim. Hem Kasyopya ne güne duruyor ne işe yarıyor ben onu anlatmıyor muyum? Bu kişiler aradan çıkarır. Ahmet bunu demiş Mehmet bunu demiş demek zorunda kalmayacak kimse.. Yönün aksine gidiyorsun. Olmayan yerde yön tayin ediyor arıyorsun Söylenenleri anlamıyor muyum sanıyorsun? Ortak çıkarlar amaçlar ve hedefler için herkesin çıkarına uygun üretim belirlenir... Piyasa da tüketilmeyecekse ve kimse giymeyecekse onu üretmenin ne alemi var. Bilgi de bilgi. Bilgi budur. İşe yaramazsa kimse kullanmaz. İşe yaramaz şeyi ben niye üreteyim. Ortak doğru geçerli aramak uygun olsa da kullanılmayacağı dayatır mısın? Sana bu gider diye Hiç birine sana en uygun kıyafet biçimi bu der misin? Sorun da bu ya kaynağım okunmuyor ben sorgulanıyorum Tamam bilinç kavramı var diyelim ve bize göre de geçerli diyelim. Lacivert örneğini bunun için kullandık ve Lacivertin kendi seviyesdinde geçerli olacağı bir kuşaktan sözettik. Kasyopya diye bir metin getirmişim ve ilginçtir ki o metni (ki bir word dosyasıdır) açıp arama alanına bilinç yazıp tüm bilinç kavramı içeren C bölümlerini taramak 2 saat sürer mi? Ben burda bir süre sonra Kasyopya sahiplenecek ve belki sahiplenebilir belki bir gün okur diye kimsenin çıkarına ve huyuna suyuna gidemem Önce mi boğuyor ve öncemi sonraya çekiyor Bu bir ticari işbirliği değil bırakalım da değerini anlayan okusun Bana Kasyopayı sorun neden beni sorup duruyorsun? ya da bilinci Örneğin dense ki sunulan kaynakta bilinç nasıl işlenmiş ele alınmıştır Teoloji bırakan genelde özgürlük buluyor ve kısıtlanmış herkese herşeye karışan bir tanrı kavramının deneyim kısıtlamasını aşıyor ve özgürleşiyor, yaşam deneyimi özgürleşiyor Bir çoğu onlara tanrı olmayacağını söylense ki faraziye ama ola ki ispat edilse ne yapar? ah canım günah yokmuş hemen günaha koşalım mı? bilmiyorum Adam niye bilincin peşine gitsin. Herkes filozof ve bilgi ilgilisi olmak zorunda değil. Yaşam deneyimdir, özüglürktür o da al sana bilinç Bunda bir sorun yok İyi de bilgi/biliş fiziksel mi? bir araç mı ne? Bilgiyi tanımla lütfen nasıl algılıyorsun. Bilgi madde mi ve onun maddesi mi var_? Öyle bilgiler vardı ki diye kullanırlırken özneleşen kavram bir tuhaf Maddenini yokoluşu nedir? Bu kavramlar üzerine düşünmemişsin Şimdi sen sanıyor olabilirsin ki biz de düşünmedik ama düşündük Madde alemi dediğinde madde olmayanın alemi ya da anti madde alemi ya da eşit enerji alemi ki o da bir madde gibi tanımlar beliriyor onalr ıtanımla ay da şunu yapalım Bunun için Kasyopya var. Biz burda çatışmayalım diye Bir aracın yaptığı bir işi kendin yapar mısın? Burdan Trabzon'a yürür müsün? ay da rendeleme işini bıçakla yapar mısın? o halde seni ve beni/bizi artık Kasyopyanın götürmesine ve Kasyopyanın artık işini yapmasına izin ver İlgi alanın değilse konuşmak zorunda değiliz. bekleyeceğim Beni zora sokuyorsun Bu sizin kendi aranızdaki tartışmalara uygun bir konu olabilir. Yapısalcı felsefenin alanında değil Yapısal cı felsefe dediğimizde " bilgi " "madde " hatta "kavram"gibi tanım ve kavramların bile yeniden tanımlanması ve oluşturulması ve ortaklaşılması ve bunlar üzerinde anlaşılması da gerkebilir yani bu kavramlarda yeniden uzlaşılmalıdır kimsenin elinde objektif genel geçer ölçeci yok. Öznel yapılandırılşmış kavramlara bel bağlayamayız Senin madde derken neyi işaret ettiğini kim bilebilir? Kasyopyacı Kasyopyaya Bakın ben bilim mi yapıyorum? ben bilim yapmıyorum ve şimdi bunu söyledim tamam mı? Ben kafama göre yazıyorum ve yazarım ben bir şeyi bilimsel ölçeğe göre temelleyemem Ama sana şunu söyleyebilirim bana gel beraber bir ev yapalım mı dersen ve benimle çalışırsan benim yapacağım ev kolay kolay yıkılmaz. Matematik ve mühendislik bilgim yoksa bile bir şeylerim var benim Ama ben onu taştan mı oyarım kerpiçten mi sıvarım bilinmez bu konu da düşünür taşınır ve beraber bir yere varırız Bilim kavramıyla işim yok benim piyasadaki atışmaları sürtüşmeleri biliyorum ben. onlara girmeyeceğim içinden çıkamayız ...herkes yoluna Memlekette ekonomik sorun var diyelim ve ben ekonomik çözümleme yapıp onu çözebiliyor muyum? Peki yazdıklarım doğru olsun yine bir işe yarıyor mu? Hayır sadece okuyanın işine yarar Bu sana yeterli gelmiyorsa git bir mühendisten yardım al ve mimara koşmalısın Mutlak varlık Ahmet John Mutlakın zıttı mutlak karşı mutlak Tanrı mutlak varlıksa mutlak yokluk ne ? Hani Tanrı herşeydi İşinize gelince nasıl da anlamazdan geliyorsunuz ve kaytarıyorsunuz O geniş paragraftaki anlayışlar zamanla değişiyor Orada bilgiyle mantıkla ya da varlıkla kurulan bağ hataları var bunlar düzeliyor/değişiyor zamanla Dost kavramını anlattım sonra ama yine de anlatırım Ya çocuğun ilk işi yürümeyi öğrenmek gibi. Bunun gibi insanın asıl ve ilk işlerinden biri sosyalleşmedir. Yalnızlaşan birey bilgi bağını da terse götürüyor iyice Bunları anlamak istersen anlayacaksın Sen hep veriyorun ama almıyorsun pek sana da çok verildi uzatıldı birşeyler ama görmezden geldin hep gibi Bizim geçmiş benliğimize benziyorsun hala birşeyler bilmeyeceğimizi sayıklıyorsun anlam kaygısı taşımamak Ben şiir üretmiyorum ahmet john
  6. sanalmanik

    Gelecekle İletişim Kurulduğu İddiaları Üzerine!

    Bakın daha bu soru sorulurken şöyle ya da böyle türlü iletişimler ve iletişim araçları kabul edilebilir gibi bir genelleme bunun altında yatıyor mu? yatmıyor mu? Herhangi türden iletişimler, herhangi türden araçla iletişimler ya da gelecekle iletişim tanısı toptan reddedilebilir genellemesi ile mi boğuşuturuluyoruz? boğuşturuluyor muyuz ? boğuşturulacak mıyız? boğuşturulmayacak mıyız? tersi mi? hangisi Önyargın var mı yok mu? Buna dair net bir önyargın var mı;? yok mu? Buna açık mısın değil misin sen? bu fikri Açıkça ve dürüstçe bunu sorgulayayıp inceleyecek misin? Yoksa olmaz öyle şey deyip tefe mi koyacaksın? Zamanımı bekleyeceksin? 6. iletişim nasıl kuruldu veya kuruluyor? Daha bu soruyu sorarken ve bu soru sorulurken bunu soranın önyargısı ile boğuşmaya mı davet ediliyorum bana bir soru soruluyor mu? 6. iletişim nasıl kuruldu veya kuruluyor? Cevaben... Fizik materyaller ve fiziksel aracılar/materyaller genellemesi Herhangi türden herhangi fiziksel materyal Yanıtlandı Madde. Madde aracılığıyla Madde genellemesi ya da zamanın kendi, (uzayın kendi, mekanın kendi ve) kendilerinin kendi görüyorsunuz ya! bunu neden bana soruyorsunuz, soruluyor ? Soru da bu ya? Zaman aracılığyla haberleşiyor Uzay aracılığıyla haberleşiliyor ve mekan aracılıyla haberleşiliyor haberleşme denilenin kavramın kendi ve ya da haberleşme tekniğiyle yani uzay zamanda iki farklı noktada iki farklı tanıklar bütünü olması pardigmanın tekniğin ya da yanıtın kendi paradigma bu ayrıca gelecekten haber verme yok-kontak bu kehanetçilik felan değil Bilimsel incelemeciliğe açık bilimsel şüpheciliğe ve gözleme vb. ne davet ediliyorsunuz Kimse Amerikaya gidip o tablanın başına oturana kadar bunu yadsımamalı Bilim adamı bile olsa. gitmek isteyeni yazıp konuşup göndermeye çabalayalım. Kanıt isteyene bu fikri sunalım Bakın daha bu soru sorulurken şöyle ya da böyle türlü iletişimler ve iletişim araçları kabul edilebilir gibi bir genelleme bunun altında yatıyor mu? yatmıyor mu? derken Örneğin yatıyorsa ben ne yapabilirim ya da sizi niçin ben ne yapabilirim? bu konu senin için kapanmış ya da yok hükmünde o halde başka başlığa yaz senden icazet mi alayım yazmak için ben Senden izin istendi mi? Tepkin varsa bana anlat dürüst birlikte çözümleyelim. Bu dünya boktan bir yer ve bunlar bilim değildir diyorlar de ben de açıklayayım, Sen onlara aldırma diyeyim... Bilimsel şüpheciliği ve araştırmacılığı size benim öğretip kazandırmam, aşılamam mı bekleniyor_? Biri bu bilim değil diyorsa o öyle diyor , biri de öyle diyor o kadar Onun sorunu ve diyenin sorunu bu... Bu içerik geleceğe dair ve insan haklarına hizmet eder ve insanlık çıkarınadır. Lütfen yardım edin. Ben de sorularıma cevap rica ediyorum yoksa yerin cevaptan kaçınanlar hastanesi
  7. sanalmanik

    Gelecekle İletişim Kurulduğu İddiaları Üzerine!

    Genel Bir Açıklama, Siteye Geçmiş Açıklamalarımıza Benzer Açıklama Arkadaşlar zor bir sunum yapıyoruz ve zor bir konu açıp sunuyoruz ve tüm herkesten, tüm site ahalisinden anlayış ve empati ve bunu zamana yayma için bekleme ve hemen bize hemen ters karşılık vermeme rica ediyoruz Empati ve konunun uyumu, yani bu konunun baştan kabulü ve reddi konusunda uyumsuz olmamız üzerine çok çekincem var Her zaman vardı ve bir açıklık kolluyoruz. Yavaş yavaş kendi hızımızda gidiyoruz ve gitmeliyiz Konunun çok parçalı olduğunu biliyorum. Site uyum yakalarsa düzgün bir konu başlığı asacağız. Şimdi ne yazsam altına yeniden çöp felan yazılır gibi hissediyorum o yüzden beklemedeyim. Açık ve zaman kolluyorum... Umut ve yalan taciri ya da mesihi felan değiliz . Kötü bir şey yapmıyoruz ve kötü bir şey de satmıyoruz. Sonucu çok iyi olacak ve herkese hepimize iyi gelecek bir iş peşindeyiz. Olumlu bir işi. Bu kötü bir içerik değil ki.. Kendi bildiğimi yapıyorum. Önem verdiğim bir konuyu önemli ve dürüstçe savlamaya ve açmaya sizlere anlatmaya çabalıyorum. Lütfen bana bize izin ve zaman verin tanıyın Ben bunun (bana göre ve bize göre) gelecekle iletişim olduğunu söyledim. Tartışma araçlarımız var ve yılarca dayanabilirim, sürdürebilirim diyorum, hemen pesetmeyin ve karşıcı karşıcı yazmak zorunda değilsiniz. Yıllar sonrada bu konu üzerine yeniden tartışabiliriz. Konuyu neden hemen kapatıyorsunuz ve tefe koyuyorsunuz? Tüm başlık boyunca da açıkladım ki; bunu ve bunları kişiye ve bizlere anlatmanın ve geçirmenin mümkünlüğü/münkünsüzlüğü (bunun kapalılığı ve açıklığı sorunsalı yani bu fikre temelden ve baştan kapalılık ve önyargı sorunsalı var ve) varsa ben bunu tek başıma aşamam/aştıramam. Senin yerine de ben aşamam. Yani (genel iletişim ve uyum, beklenti ve önyargı sorunları nedeniyle) bunun diğerlerimize ( sizlere, bizlere) (mantıklı bir biçimde) nasıl açılıp anlatılacağını bilmiyorum diyorum. Yollarını arıyoruz. Ben bu şeyle empati bağı olmayan arkadaştan/arkadaşlardan genel/tek ricam şu. Özgür açık bir foruma özgür açık veriler asıyoruz Bunun asılmasına karışılmaması (yani yasal ahlaki ya da vicdani ya da forum kurallarına aykırılık olmadığı sürece ) Empatici olunmayacaksa bırakın karışmayın ve mümkünse başlığımıza bile girmeyin boş mesaj da yazmayın yeter. İlgi yoksa içerikle çatışırsınız. Bu çatışma bizi heba ediyor ve zaman kaybettiriyor bunu biliyoruz Bu metne ilişkin tüm karşıt girdi referanslarını ve bunun referans aralığını ben biliyorum zaten.. Yıllardır bu işi yapıyorum... Sen ilk değilsin.... Aşağıya her ne yazarsan yaz bunu ilk yazan ve son yazan sen olmayacaksın Ben birey temelli burda savunma veremem, her bireye tek tek erişim için özel çaba ve veri ilgi sunamam Kaynak ve içerik asıldı, okuyan okur, ilgili bulur... Sorular varsa alır, açar ve özenle de cevaplarım, üzerine üşenmeden anlatırım Bura özgür bir forum mu diye sormalı mıyım? Yani burayı kurallar mı yönetiyor öznesel beklentiler mi? Bu (içeriğim) bireysel özgürlüklerinizle ya da kamusal hak ve özgürlük bilinci ya da alan moderasyonu ya da alanda yayınlanması umulan/beklenen içerik beklentisi vb. yle çatışıyor mu? Lütfen ben kötü bir şey yapmıyorum kimseye zarar verecek kötü bir şeyi de satmaya çabalamıyorum İçeriğim Atezimle uygun biçimde yanyana konabilir. Ateizmi koruru kollar ve ona yol açar. Bunu başka başlıklarda açıkladım yeniden anlatabilirim... Saygılar ve Sevgiler.... Zaman verin/tanıyın... Gelip gidiyoruz
  8. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Ben öyle düşünmüyorum zaman var Kişi bireysel tepkisini ve anlamamızlığını ve bunun isyanını ortaya koydu gördük diyorum Bunu ele aldık ve bir açıklama yaptık Dürüsttü biz bir olumsuzluk görmedik yineliyorum
  9. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Olabilir bunu daha önce de diyenler oldu. Hem felsefe okumacılığı tabanı yoksa buna ali bak gibi fişlerden başlanmalı Peki Bakın arkadaşlar/arkadaşım ve arkadaş Priest of nature Burası atesit forum mu? Ateist forum Ateizm nedir? Tanrı ve din kavramının karşıtı ve bundan özgürlükçülük Ben dinlerden özgürlük için ve Tanrı kavramından Monoteist felsefeler den özgürlük için mi yazıyorum? Evet kesinlikle Sunduğum içerik Kasyopya bu anlamda özgürlükçü mü? Evet Sunduğum içerik olan Kasyopya din, Tanrı ya da new age fikirler ya da Monoteist düşünceler ve fikirler aşılıyor mu? Kesinlikle hayır Net ama Sunduğum kaynak Kasyopya dinden özgürleştirici mi? Evet. Kesinlikle ama Sunduğum kaynak Kaayopyanın Ateist tabana ve Ateizm kavramına hizmeti var mı? Ve Ateizmin çıkarına mı? Eğer öyle ele alınırsa çok net biçimde var Sunulan kasyopyanın yine de Belirli çelişkileri var mı? Evet Ben Tanrı Monoteizm ya da dinlerimi savunuyorum? Hayır Ben ateizmi savunuyor muyum ya da ateist miyim? Hem evet hem hayır. non-teist ya da başka Ateizmin de ilerisi ve sonrası Post ya da non ateizm Post modern bir ateizm bizimkisi Ateizm kolu Yani felsefi olarak teoloji ya da monoteizmin tam bir zıttı olan Adavita Vedanta (İkiciliksizlik) gibi bir anlayışta birleştik. Kozmolojik her varlık bendir. Kozmolojideki her varlık bendir. Her varlık yaratıcıdır her varlık herşeydir. Ontolojik olarak alçak varlık yüksek varlık yoktur. Yani ben Ateizmin ve Ateistin (eğer isterse) dostuyum. Ateizm kavramını yıkmaya değil geliştirmeye çalışıyorum... Yani ateizm kavramını seviyor ve tanıyor önemsiyor olmakla birlikte bize göre hala boşlukları ve eksikleri var
  10. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Sildirme de ney biz birbirimizin varlığını yokluğunu silemeyiz Kişi istemezse beni okumaz bunu yapmalı Mazhar Osman benzetmesi olmasaydı ya da ordaki ileti bana dönükte yazılsaydı ya da bana soru sorulsaydı mesela ben de ikinci benzetmeyle üzerine gitmezdim ve karşılık vermezdim Ama bunlar hep anlaşmanın biçimleri Burası sanal alanlar sadece ve bu tartışmalar yapılsın bunlar çözülsün diye var Felsefe henüz sevilmiyor ya da tam anlanmıyor Zamana ihtiyacımız var Sanalmanik 3-4 forumda yazıyor Anlamayan arkadaşlar oluyor Ama bizi anlayan biri o arkadaşa aslında ne yazdığımı yaptığımı ve neye çabaladığı lisanı münasiple ve kendi anlayacağı dille kendi lisanıyla anlatırsa ve açıklarsa iyi olur. beni bizi henüz anlamıyor ve tanımıyor çünkü Şöyle ki ben deneyeceğim mesela aşağı da açıkça
  11. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Dostluk denilen kavramı vurguladık çünkü ontolojik aynısallık. Teolojik düşünceler ayrılık eker. Sen sensin ve özelsin eker. Birini diğerine seçer. Dostluk kavramı bunların zıttı olarak önerildi. Tanrının seçtikleri özelleri, melekleri ve yükseltip koruyup kolladıkları vardır. Herkes özel seçkin olmaya Tanrının /Tanrısının gözüne girmeye onun seçkini ve gözdesi olmaya çabalar... Dostluk dediğim bunun tam zıttındaki şey Hayır teolojik kardeşliğin ve ortaklığın /ortaklaşalığın (bir başa bakmanın) tersi (antisi ya da diyalektiği) olarak (herkese bakış ve dönme olarak) dostluk. Dostluk kavramına sıkıştırılan anlam bir zincirden boşanma gibi... Teolojik bir başkana bakma tersi Onotolojinin başkanı yok teolojinin olabilir Teoloji tek merkezden emir ve komut almadır idaredir. Teoloji idare itast ve atalettir sönüklüktür Merkez çoktur merkez heryerdir ve heryededir. merkez yoktur. Herkes herşey merkez
  12. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Kimse kimseyi sildirmiyor O ne demek Dürüst tepkisini verdi (kendi anladığı gibi) Dürüst tepkimi verdim (kendi bildiğim gibi) Ben saygısızlık ya da hakaret olarak almadım kendi anlamayabilir baltalamamalı ya da postta hoş durmuyor. Alakasız girdi Ama öfkelenmişse bir biçimde tepki koyması normal Biz bu tepkiyi etkiyi aldık gördük kişiyi kollamanın bir yolunu bulacağız. Ya da onun düşünce çemberine de erişimin bir aralığını kollayacağız. Yani mesajı aldık...
  13. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Bu arkadaş Buda heykelciğine rağmen saldırgan bir sabotajcı ya da henüz nezaket yoksunu bir kendi bilmez gibi görünüyor
  14. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Armutla taş kavramını anlamış değilsin Buradan bakınca o metni okumadığın da ya da üzerinde pek durmadığında nazikçe anlaşılıyor ve gözüküyor Aklınca laf sokuyorsun ama lafım orda kendi yerinde ve ağırlığında duruyor olacak Bilimsel kavramı da oldukça karmaşık hatta öznel bir kavram gibi duruyor Bilimi en son neye yaslayabilirsin? Bilimin kendsi dayanağı (insan ya da) gözlem veren evren ve ben öznesi ya da insan bütünü ya da bu ikisi arasındaki ilişik ve çelişki olarak sınıflanıyor Ya da daha iyi yaşama bilgisi ve bilimi Felsefe bu ikisinin her ikisini yapmıyor mu? Bence yapıyor Benim bilimsel anlayışım şu. İşe yararsa kullan onu işe yaramazsa at gitsin Beni kendimi ispata sınamaya bgötürüyorsun kendince sanırım Ben de bir şey dedim. Buraya kişisel bilgi ölçeğine, ölçmeye, kendimi ölçtürmeye, yarışmaya çekişmeye de gelmedik Sana şunu söyleyeyim mi? Geçmişte yaptığım gibi kötü ve darmadağın ya da kendiyle çelişik cümleler yazabilirim ve verebilirim Yenik ve sönük bir tartışmacı ya da birşey anlamayan biri gibi görünebilir ve burdan gidip 3 ay sonra çok şey biliyormuş gibi yeniden yeni bir şeyle gelebilirim Atak bir tartışmacı gibi yazabilirim Laf oyalıyoruz burda sadece top çeviriyor gibiyiz ve ben kendi kaleme gol atabilirim bunu çok yaptım Dost dost demektir bunu uzatmaya ve ne anlattığımı açmaya gerek yok Anlatığım yerinde ağır. Taş vurduğu yerde...
  15. sanalmanik

    Ontolojik Yüzleştirmeler Kayıtları

    Ben az önce ne dedim Morun ve lacivertin sarıya tahakkümünden ve üstünlüğünden (ve onların ayrı şeyler olduğundan) ve morsal bir alemde işlerin başka olacağından ve ayrıca lacivertin sarıyı yediğinden ya da isterse yiyebileceğinden felan bahsediyorsun Felsefe?
×
×
  • Yeni Oluştur...