Jump to content

democrossian

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    11.420
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

democrossian Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Güncel Profil Ziyaretleri

4.766 profil görüntüleme
  1. Hüre hür, dişiye dişi, köleye köle...

    Şimdi bakın: Pasajdan evet adamın kölesini öldürdüyse onun da kölasi öldürülür kısas olarak anlamı çıkar. Çıkarmak istersen çıkarırsın da, bu olmayacak saçma bir iş olduğu için diğer anlamı çıkarırsın. Yani bu durumda kısas hükmü kalkar anlamı çıkar. Öbür türlü çok saçma olur. Polisler kadının evine gidiyor, kapıyı çalıyor. Kim o? Polis. Ne var? Seni götüreceğiz. Niye nooldu? Kocan bir adamın karısını öldürdü. Eee? Eeesi kısas olarak sen de öldürüleceksin, yürü! Böyle saçma sapan bir şey herhalde cahil çöl yağmacıları tarafından bile olsa iddia edilemez. Ha sen böyle diyor anlarsan o senin idyotluğun. Biz yine de cahil çöl yağmacısı zırvası olsa da o kadar da değil diye biraz daha az berbat iğrenç tarafından alıp, suçsuz birini cezalandırma yerine suçun cezasız kalmasını anlıyoruz. Bu da iğrenç ama öbürü daha da iğrenç. Öyle öldürdüğü köleye karşı suçsuz kölesi kısas edilir anlayacaksanız iyice bot çukuruna batarsınız Müslümler, o da kendi bileceğiniz iş olur. Ama bu pasajın o yana da dönsen, bu yana da kıvırtsan kıpırdayacak yanı yok! Bu pasajda net apaçık sınıf ayrımcılığı var. Kesin olan bu!
  2. Hüre hür, dişiye dişi, köleye köle...

    Müslümler ısrarla işi aptallığa, salaklığa vurarak anlamazlıktan gelmekte ısrar ederler işte böyle. Neymiş, biz, hür adam bir köleyi öldürürse kısas olarak katilin de kölesi öldürülecek yazdığını iddia ediyormuşuz!!! Salaklığın da bu kadarı! Biz ne zaman böyle bir iddiada bulunduk ülen! Anlamazlığa, aptallığa vurmaktan başka çare olmayınca! Bizim söylediğimiz açık: Bu Arap terelellisinde kısasın sınıflar içi uygulanabileceği yazıyor. Sınıflar arası kısas olmaz yazıyor. Sınıf ayrımcılığı yapılıyor. Bunu anlamamak için embesilin en idyotu olmak lazım. Bu müslümler o kadar da idyot herhalde olmaması lazım, değillerdir ama çare yok. Bu gerçekten kurtulmak için aptallığa vurmaktan, salak anlamaz numarası yapmaktan başka hiç bir yol yok. Ha, var! Vay sen kafir mi oldun deyip boynunu vurmak. Onu yapamayınca çıkıyor bütün sıkıntı zaten! Ha, şu da var! Ben bu iddiayı ortaya atan Müslüm de gördüm! Salağa vurmakta bu kadar ileri giden de oluyor. Salak diyor ki "evet, bir adamın karısını öldüren bir adamın da karısı öldürülmeli ki, karısı öldürülmek ne demekmiş anlasın"!!!!!!! Buna yüz ünlem koysak yeridir! Böyle ultra supra hiper salaklar da görülmemiş değil Müslümler arasında! Yani öyle oluyor ki, ne tür bir yaratık bu acaba, bir laboratuvara alınıp incelense diye düşündüğün oluyor! Beyninin büyüklüğü bir milimetre çapını geçebiliyor mu acaba diye merak ediyorsun!
  3. Afrin olayı

    Yarın bir gün Afrin'e elbette girilecek. Bunun kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum da, bu kadar mı zor olacaktı bu yahu? Yani yarın nooldu bak giremiyoruz diyordun işte girdik diye horozlar ötmesin de! Giremezsiniz diyen yok zaten. İşin doğası, oluru elbette küçük bir milis gücünün düzenli koskoca bir orduya direnememesi. Normali zaten bu! Girmeyi değil de çıkmayı düşünmek daha doğru olur. Girdiniz, tamam. Nasıl çıkacaksınız? Ösoya mı emanet edeceksiniz? Peki bu bölücülük olmayacak mı? Bir ülkeyi iktidar ile muhalifler arasında bölmeye hakkınız var mı? Hakkı boşver, bu lehinize mi olur? Bunları hesaplamadınız.
  4. Afrin olayı

    Olay giderek tuhaflaşıyor. En seçkin birlikler sevkediliyor, daha Kilis'in hemen karşısı olan Afrin'e girilemedi! Bu nasıl iş yahu? Yerleşik koskoca bir ülkenin düzenli ordusunun yerel bir milis gücünü süpürüp geçip gitmesi gerekir. Yani işin doğası, oluru böyle. Daha Afrin elde yok, ihtiyatlara hazır olun celbe çağrısı yapılıyor. Durumu son derece tuhaf görüyorum. Ben bunu, uçağını düşmanca davranıp düşürdüğünüz bir ülkenin izni ile uçabiliyor olmanıza bağlıyorum. Çelişkili işler yapıyorsunuz. Düşmanca uçağını düşürüyor, sonra da operasyon yapacağım izin ver diyorsunuz. Perhizle hıyar turşusu arasında münasebet mi dediniz? Hayır bir Kıbrıs harekatını düşünüyorum. Nasıl bir coşku, haklılık duygusu, bir gurur vardı yahu!
  5. Zina Resmi Olarak Yasaklanabilir

    Bence çağdaş insanın en büyük sorunu bu. Ağzına arka arkaya iki tane sert çakılıp yere oturtulacak bir sürü it olmasına rağmen bir tekine bile bir tane bile çaksan soluğu mahkemede alacak olman. Daha kötü olanı, başka türlüsünün de olamayacak olması. Ağzına çakılacak itlere çakmak serbest desen daha kötü olacak olması. Bu sorun ne olacak ben bilmiyorum. Bu sorunun çözümü şu an için yok. Çünkü ona kalsa psikopatlar için de önüne her çıkan ağzına çakılması gereken birer pislik! Irkçı dazlaklara göre Yahudiler fahişeler sakatlar öyle! Yobazlara göre Yahudiler dinsizler öyle! Irkçılarla dinciler Yahudi düşmanlığında niye ortaksa artık!!! Olmaz yani, ağzına çakılacak it kavramı son derece belirsiz, görüşe göre değişen bir bakış açısı. Bu sefer dinci çıkar ateistler ağzına çakılacak itler der. Bundan da azınlıklar zararlı çıkar. O yüzden sinirleri alınmış olmak gerekiyor. Aksi halde sinir stres içinde kalırsınız. Ben dostum olarak gördüğüm herkese sinirleri alınmış olmayı tavsiye ediyorum. Bir hayat tecrübem varsa o da bu. Bunu da psikiyatr doktoruma borçluyum. Bana bu bakış açısını sağlayan o hanımefendi insana müteşekkirim. O bana yol göstermese stres atacağım diye kırıp dökmeye, hatta testilere ateş etmeye devam eden bir olacaktım belki de. Kadınlara genelde minnet duyarım. Kadınlar iyidir. Benim görüşlerimi ben farkında olmadan oluşturan bir kadın da psikoloji sosyoloji hocam Suriye hanımdır. Adını hiç unutmadım. Dersimize girerken genç bir kadındı. Şimdi yaşı ilerlemiştir. Her neredeyseniz ellerinizden öperim hocam. Benim görüşlerimi siz oluşturdunuz. Ben farkında bile olmadan. Her neredeyseniz şu an sizin izinizdeyim. Ne öğrettiyseniz onun üzerinde gidiyorum. Siz bana gerçekleri anlatırken ne yani biz şimdi maymun soyu muyuz diye size itiraz ettiğim için beni affedin, cahildim. Bilmiyordum. Ellerinizden öpüyorum hocam. Sevinin, kıvanç duyun, aynen sizin öğrettiklerinizin izinden gidiyorum.
  6. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Bunun zirvesi işte psikopati. Psikopatlar suçluluk duymazlar. Sadece kendilerine bir zarar gelmesinden korkarlar. Kendilerine bir zarar gelmeyeceğinden eminseler suç işlerler. İşin trajik yanı, kimsenin ayna nöron sayısını ısmarlayarak dünyaya gelmiyor oluşu. Bu çok trajik ama dünyaya gelişimizin farkında bile olmuyoruz. Bir zaman geçiyor var olduğumuzu farkediyoruz. Farkına yavaş yavaş varıyoruz ki dünya adlı canlıların hayatta kalabilmek için birbirlerini yemek zorunda oldukları bir gezegenin yüzeyindeyiz. Bu gezegende kesintisiz bir şekilde canlılar birbirlerini yiyorlar. Bunu da bir tanrının böyle yarattığı söyleniyor bize. Canlıları birbirine yediren bu acımasız psikopat tanrıdan korkmamız öğütleniyor. Aslında korkunç bir trajedinin tam da göbeğinde yaşıyoruz. Çok pesimist bir panorama çizmek istemem. Ama var olmanın ve varlığını sürdürmenin tek yolu bu. Bir partner bulmak ve dünyaya nereye geldiğini çok sonra farkedecek bir insan getirmek. Kaçınamayacağımız görev bu... Bu misyonu bize yükleyen bir tanrı olsaydı, o tanrının gelmişini geçmişini taaaa yetmişiki sülalesine kadar iterdim. İyi ki bunu yapan tanrı filan değil. İyi ki bunu yapan evrim ve tüm canlıların evrimsel kardeşlerimiz olduklarını bilen tek canlı türü biziz. Bu avantajımızı çok iyi kullanacağız ve biyolojik evrimi yenip teknolojik evrimimizi çok iyi bir düzeye çıkaracağız. Bunun anahtarı sadece türümüzün elinde. Bunu mutlaka başaracağız. Dikik tanrının uyduruk cennet mennet saçmalıklarını bitin yavşağı kadar bile kaale almayacağız. Tanrı eğer olsaydı yetmişiki sülalesine günde yetmiş kere saydırmak kaçınılmaz olurdu. Başka işe güce bakamazdık. O yüzden iyi ki tanrı yok.
  7. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Böyle bir film vardı, o aklıma geldi. İki zıt insan olarak verilecek iyi örneklerden biri herhalde rahibe ile fahişedir değil mi... Filmin konusu bu iki zıt uç. Evsizlere yardım eden bir kuruluşta çalışan bir rahibe kendisini evsizlere hizmet etmeye adamıştır. İşi o kadar ileri götürür ki evsizlerin cinsel ihtiyaçları da olduğunu ve bunun karşılanması gerektiğini düşünür. Sonuçta kendini çalıştığı kurumdan kovulmuş ve sokakta fahişelik yaparken bulur. Tabii yoruma açık bir film. Rahibe olmak iyi de fahişe olmak kötü mü, o izleyicilerin kendi bilecekleri işi. Ben ona karışmam ve yorum yapmam. Belki küçük bir yorum yapsam fena olmaz; bence ikisi de iyi değil. Bahtsız kadınmış. Bir uçtan bir uca yuvarlanmış hayatı.
  8. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    İyi insanlar empati yeteneği olan insanlardır. Empati yeteneği kazandıran, beyin hücreleri olan nöronların uzmanlaşmış bir tipi olan ayna nöronlar tarafından sağlanır. İnsanı insan yapan etkenlerden biri de bu ayna nöronlardır. Ayna nöronların sayısı ne kadar fazlaysa kişi o kadar duyarlı, hassas ve empatik olur. Psikopatlarda ayna nöronlar oluşmadığı için psikopattırlar. Bunun bulunabilmiş bir çaresi yok. Bu doğuştan gelen bir bozukluk. Buna ne yapılabileceğini insanlık henüz bilmiyor. Bu kişinin bir suç işlemeden toplumdan izole edilmesi insan haklarına aykırı. Suç işlediğinde çok geç olmuş oluyor. Ama her psikopat suç işlemez üstelik. Psikopatların azı suça karışır. Çoğu kendini durdurmayı başarır.
  9. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Tabii ki öyle. Ona itirazım yok. Benim itirazım mutlu olmak için bencil olmanın yeterli olacağına.
  10. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Kediler evlerine çok bağlı olurlar. Eve alırsan çok mutlu olacaktır ve seni de sakinleştirecektir. Psikolojik sorunu olanlara doktorlar kedi tavsiye ediyorlar. Sana sokulup mırıldanması çok rahatlatıcıdır. Bütün stresini alır. Tabii kediler de sorunsuz değil. Kediler mükemmele en yakın hayvanlar olsa da dünyada mükemmel olan bir şey yoktur. Kedilerin sorunu tüy dökmeleri, bununla iyi bir elektrik süpürgesi ve yapışkan rulolar kullanarak baş edebilirsin. Bir sorunu da kızışma dönemleri. Kızışınca rahat huzur vermezler. Ameliyatla kısırlaştırmaktan başka çare yok, yoksa çok fazla yavrular. Erkekse bu sefer evde durmaz. Gider bir arabanın altında kalır dişi peşinde koşacağım derken. Bazı yapılması gerekli aşıları var, kedi lösemisi ve kedi nezlesi aşısı mutlaka yapılmalı. Bunlar kedi için ölümcüldür. İnsana bulaşmaz. İç dış parazit aşıları yapılmalı. Kedi parazitleri biri hariç insana geçmez. Yapılan aşılar kedinin sağlığı için. Geçen tek parazit toksoplazma paraziti ki, bu sadece hamile kadınlar için zararlıdır, düşük yapar. Hamile değilken alınması hamile olunca zarar vermez. Zarar vermesi için hamileyken alınması gerekiyor. Diğer insanlar paraziti aldığının farkına bile varmaz, bir süre sonra da kaybolur, vücutta yerleşmez. Nezle gibidir. Nezle oldum zannedersin. Paraziti almak öyle çok kolay da değildir, paraziti almış kedinin dışkısına direk temas edip elini yıkamamakla ancak bulaşır. Toksoplazma daha çok yıkanmamış yeşilliklerden bulaşır. Kediden direk bulaşması zordur. Hamile kadınların kedinin kumunu değiştirince elini yıkaması yeterli de, asıl bu değil, yeşillikleri iyi yıkaması gereklidir. Asıl tehlike yeşillikler.
  11. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    İnsan davranışları çok karmaşık olduğu için bu tür genellemeler sonuç vermez. Belgeselde sübjektif bir görüş yansıtılmış.
  12. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Kedi sevenler iyi insanlardır. Ben kaç kedi beslediğimi sayamıyorum. Hiç kedisiz kalmadım. Daima bir kedim olur. Şu an da var. Ben yatmadan yatmazdı ama uykuya yenik düştü. Bazen bırak şu klavyeyi takırdatmayı diye gelir klavyenin üzerine oturur, bana bilgisayarı kapattırmadan kalkmaz! Hatta abuk sabuk bir şeyler yazıp entere basıp göndermesinden bile endişe ediyorum. Çok sildim öyle aarduııııdıddııddııııııııppğğ diye mesajlarını! Entere bir bassa gidecek!
  13. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    Elbette. Bunun "sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" dan "sana nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına öyle davran" a kadar bir dizi ilkeleri vardır. Ayrıca ben deterministim. Bu ateist olmamdan önceliklidir. Yani nedenselliğin bilincindeyim. Nedensellik sudaki dalgalar gibi her kıpırtıyı yayar ve yansıtır. Her hareketimiz bize geri yansır. Tabii nedensellik karmaşıktır. Çözemeyebiliriz. İyilikten maraz da doğabilir. Nedenselliği iyi analiz etmek lazım. Köpek kuduz olmuş diye acır başını okşarsan ısırır ölürsün. Bu, nedenselliği iyi analiz edememekten ve kuduz hakkındaki bilgisizlikten kaynaklanmıştır. Tabii kuduz aşısının da bulunamaması lazım geliyor!
  14. Neden iyilik yapıyorsunuz?

    İyilik yapınca kendimi iyi hissederim. Yanlışlıkla bir kötülük yapsam senelerce aklımdan çıkmaz. Ben onu nasıl niye yaptım diye. İnanç korkusuyla iyi olunmaz. O korkudan sıyrılıp kötülük yapmak son derece kolaydır. Kötülük yapacağın kişinin inançsız oluğunu, aslında inanıyor olmadığını, hatta yeterince inanmadığını, hatta farklı inandığını düşünerek yapacağını yapar. İnanç kötülükten alıkoyamaz. Hiç bir yol bulamadı, allah affeder deyip yine yapar. Ben allah da bana şunu verseydi bunu verseydi ne yapalım diyeni bile duymuşumdur. Niye çaldın, allah da bana para verseydi! Verdikleri sanki çok mu iyi kimseler? Böyle diyor. İnançla suçu önlemek olanaksızdır.
  15. Zina Resmi Olarak Yasaklanabilir

    Bir sefer de bir kadın kocasından sürekli dert yanarak "şununla bir konuş, şunu bir azarla" hatta neredeyse şunu bir döv demeye bile getiriyor! Epey bir bu yakınmaları dinlemek zorunda kaldım. Yahu senin abin var, ona söyle! "Onun ne hayrı olacak bana, hepsi erkek değil mi!" Yok ben aslında erkek gibi görünüyorum ama geyikim!!! Epey bir bunalttı beni, fakat asla herife en ufak bir şey söylemedim. Korktuğumdan mı, dövemez miyim, hayır. Döverim. Hem de çevire çevire. Ama benim üstüme vazife değil, ben öyle işlere karışamam! Böyle bir ne yetkim var, ne sorumluluğum, ne görevim. Ötesi, hakkım yok! Karışamam! Sonunda bak arkadaşım dedim. Ben bu konuda hiç bir şey yapamam. Bu bana düşecek bir iş değil. Sen ona muhtaç değilsin, o sana muhtaç. Çekip gitsen, hiç bir şey kaybetmezsin. Sen onun maaşını yiyor musun, hayır! Peki kendi maaşını yiyor musun, hayır! Onu da kocan yiyor. Eee? Bana ne demeye iş buyuruyorsun? dedim. Haaa bak bunu sana akıl diye de vermiyorum, böyle yap filan diye kesinlikle söylemiyorum. Durum buyken bana niye iş buyuruyorsun, onu açıklamak için söylüyorum dedim. Bu kadarını söylemekten bile endişe ettim, sağda solda bana kocandan ayrıl tavsiyesi verdi diye konuşur endişesi taşıdım. Neyse ki böyle bir şey yapmadı. Ya da duymadım. Kocası çıksa gelse ben ayrılacağım da sen mi alacaksın dese ne diyeyim yahu? Dövmeye döverim, çakarım ağzına ama mahkeme mahkeme koştur dur ondan sonra işin yoksa! Benden tavsiye, kimsenin özel hayatına hiç bir şekilde karışmayın. Yapacak bir şey yok yani, karışamazsınız. Böyle bir yetkiniz yok!
×