Jump to content

athura

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    27
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

1 Takipçi

athura Hakkında

  • Derece
    Member

Contact Methods

  • Website URL
    http://lycianmage.wordpress.com

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    South West Turkey

Güncel Profil Ziyaretleri

330 profil görüntüleme
  1. athura

    Ahiret Diye Bir şey Yoktur, Ölüm Yok Oluştur

    https://lycianmage.wordpress.com/2016/05/03/olum-suzluk/
  2. athura

    Tanrısal Faraziyye

    Şimdi tüm Tanrısal fantezilerimizi biraz bi kenara koyalım ve birazdan anlatacağım hikayenin ne kadar çok soruyu cevaplandıracağına bakalım; Evrenin yaradılaşından bu güne kadar geçen süreyi 14 milyar yıl olarak kabul edersek; 2000 yıllık uygarlığımızın nasıl da koca bir hiç olduğunu görürüz. Sorgusuz sualsiz bilmeli ve kabul etmeliyiz ki bu koca evrende bizden yani insanoğlundan başka zeki varlıklar vardır; sayısız galaksi sistemlerinden oluşan bu evrende bizim içerisinde bulunduğumuz galaksi, tüm evrenin 1000000/1 i bile etmiyor; o halde ne olduğuna bakalım: Samanyolu Galaksisi Pek çok galaksideki, sayısız farklı gezegenlerde yaşamlarını milyarlarca yıldır sürdüren; geliştirdikleri medeniyetler ve kültürleri zaman içerisinde birbirine bağlayan galaksiler arası “üst meclis” yönetiminde hayatlarını sizinki ve benimkine oldukça benzer bir şekilde sürdüren 300 milyarın üzerinde “insan” bulunmaktadır. Galaksilerarası Üst Meclis; yada Galaktik Meclis; farklı galaksilerde yeralan gezegenlerin halklarının seçilmiş temsilcilerinden oluşur. Meclis Evrensel Yasaları belirler; evrensel yasalar; tüm gezegenlerde bulunan ülkelerin ve halkların; onların kurdukları ve uyguladıkları her türlü yasa ve geleneklerinden daha üstündür. Evrensel Düzeni sağlayan bu yasalar milyarlarca yıldır hiç değişmeden uygulanmaktadır. Ancak birgün Samanyolu Galaksisi içinden; Arp87 galaksisi ve sarı galakside bulunan 7 gezegenin halkları ve yöneticileri “Galaktik Meclis” in bazı temel yasalarına karşı gelip; zorbalıkla ve hainlikle gizli işler yapmaya başladılar. Tüm evrende yaptıklarının sonucu bir dengesizlik oluşmaya başladı. Milyarlarca yıldır mutlak dengeyi sağlamakla yükümlü Galaktik Meclis; ilk kez böylesine büyük bir sorunla karşı karşıya kalmış. Daha önce uzak bir gezegenin minik bir ülkesinde bazı olaylar çıkmıştı ama bu kez; 7 gezegen olduğu gibi üstelik üzerlerinde yaşayan tüm halkların ve hükümetlerin de desteğini alarak evrensel yasalara karşı geliniyordu. Elçiler, aracılar, toplantılar hatta tehditler bile hiç fayda etmiyordu; milyarlarca insanın gözü dönmüş; güzel ve mutlu bir hayat yaşamak yerine birbirlerine kurşun yağdırmayı tercih ediyorlardı. Bu 7 gezegen yıllar önce evrensel temel yasalardan biri olan Silahsızlık İlkesine karşı gelmiş; bu gezegenlerin tamamındaki farklı ülkelerde farklı güçlerde silahlar üretilmiş ve büyük bir silahlanma dalgası başlatmıştır. Galaktik Meclis eninde sonunda varolduğu günden beri ilk kez en acımasız kararını vermek zorunda kalmış. Evrensel yasanın birinci ilkesinin yaşamın kutsallığı olmasından dolayı; mümkün olduğu kadar az kayıpla tüm bu halkları SÜRGÜN etme kararı almış. Üstelik bir diğer ceza olarak gezegenlerini yok etmiş yada yaşanılamaz hale getirmiştir. Bu kendinden geçmiş, kudurmuş öfke dolu halkları mümkün olan en uzak noktalardan biri olan Samanyolu galaksisindeki Dünya gezegenine göndermişler ve bu sapkın halkları baskı ve denetim altında tutmak için gezegenin yanına bir gözetleme uydusu koymuşlar (Ay). Bu sapkın halkların bir daha kendilerine asla ulaşamaması dileğiyle onları hep izlemişler…. Tabi ki sürgünler, biz dünya halkları oluyoruz…. evet çok büyük büyük atalamız milyarlarca yıl önce biryerlerde epey cozutmuş sanırsam. Biz de şu mitolojilerde ve din kitaplarında geçen “düşüş” temasını çok iyi anlayabiliyoruz şimdi cenetten (evrenden) koparıldık ve bu minnacık gezegende yaşamaya mahkum edildik. Sarı galaksiden bir gezegenden olan tüm sarıderili ve çekik gözlü dostlarımızla birlikte, Arp87’den gelen karaderili dostlarımız ve Centauri’den gelen beyazlar ve diğerleri. İşte hepimiz sürgünüz burda; iskelet yapımızla görünüşlerimizin de farklı olması işte bu yüzden; adem ve havvadan çıkmadık kessinlikle. Dahası Ay’daki gözetleme üssünden yüzyıllardır ilerleyişimizi yavaşlatmak ve idrakımızı köreltmek için böyle uyduruk masalları dünyaya yayan da onlardır. Gardiyanlarımız yani Eeee ama herşey bir yere kadar artık tüm hikayeyi bildiğimize göre; bizi tekrar cenete alın lütfen; bizim de başka başka galaksilerdeki gezegenlerde dostlarımız olsun; idrakımızı serbest bırakın artık…. Müebbet hapis miydi yani cezamız??
  3. athura

    İSLAM’IN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ

    Onurdan söz edenler var; şereflerinden namuslarından dem vuranlar; allahlarına her gün dua eder bunlar; kendileri için; ülkeleri için; askerleri için dua ederler; allahtan kendilerini korumasını ama diğer insancıkları öldürmesini isterler bu onurlu dindarlar. O allah ki bütün evreni ve kainatı yaratmış; o allah ki elbette yüce bir planı olduğu için tüm bu harikaları yaratmış. Ama kendisinden her dakika birşeyler isteyen milyonlarca insan var; kimisi daha çok para ister; kimisi bugün de karnım doysun allahım der; peki acaba yüce allahın o muhteşem planına uyuyor mu bu kadar çok şey istemek kendisinden. Yoksa kendisi daha binlerce yıl önce bu yarattığı insancıklardan sıkılıp galaksinin başka bir köşesinde allahcılık oynamaya gitmiş olabilir mi? Çünkü dünyayı açıkça söyleyeyim “bok götürüyor”; yani eğer bu allah mallah hala iş başındaysa gerçekten bir an önce istifa etmesi gerekir. Herşeyi eline yüzüne bulaştırmış durumda son birkaç yüzyıldır. Yani son zamanlarda adını koyunların sırtına ya da ağaçların üzerine yazmaktan başka bir şey yaptığı yok; he bi de karpuz kabuğuna yazmıştı adını galiba bravo valla. Kutsal safsata. Çok da kıskanç üstüne üstelik; başka bir allaha tapmayacaksın diyor; hah nasıl oluyor da kendi yarattığı kainatta başka allahlar varki zaten. Bir de 1500 sene önce içkiyi yasaklıyor; kitaplara felan yazıyor. Keşke o zamanlar elçilerini amerika kıtasına gönderip inkalara müslümanlığı anlatmaya çalışsalarmış. Merak ediyorum içkinin ne demek olduğunu hiç bilmeyen bu halka nasıl anlatacaklardı durumu; dahası bu allahcık nasıl olmuş da bilememiş bu ufacık gezegende içki içmeyenlerin; ne olduğunu bilmeyenlerin var olduğunu. Onurumuz ve şerefimiz, kendimizi bu allah bozuntusundan uzak tuttuğumuz sürece var olur ancak. Bu barbar allah bi de peygamberler seçmiş kendine tarih boyunca; ama nedense hep aynı bok çukurundan çıkmış bu peygamberler; şarlatanlar; insanların saflığını her zaman en kötü biçimde kullanmışlar; kıçlarından “ allahın buyruğu böyle “ diye sürüyle saçmalık çıkarmışlar. Götlerinden uydurdukları cenette gideceksiniz diye kaç milyon kişinin hakkı gasp edildi acaba tarih boyunca. Bu kıskanç; maço; uyduruk allah ve peygamberlerinin ortaya çıkardığı dinler sahtekarlığın ve yalandolanın en üst seviyesidir. Cehennemde yanacasınız; etleriniz teninizden diri diri kopartılacak; lavların içinde boğulacaksınız ama ölmeyeceksiniz; ve yeniden yanacaksınız; durmadan yanacak hiç bitmeyen bir ızdırap içinde kıvranacaksınız. Ama unutmayın allah sizi seviyor!!! Palavranın daniskası. Bu allahın parayla da bi sorunu vardır zaten; onun adına iş yaptıklarını söyleyen dolandırıcıların her zaman paraya ihtiyaçları vardır; vergi de vermezler üstelik; bizim diyanete bakın mesela bilmem kaç trilyonluk bütçe “yetersizmiş”. He sonra bu tatminsiz allahlar ; lar diyorum çünkü müslümanların yahudilerin ve hristiyanların en azından farklı allahları var ya; bi de hangisinin allahının siki daha büyük kavgası yapıp duruyorlar ya yüzyıllardır; bu allahlar aslında ölüm melekleri; kaç milyon kişi öldü acaba bu güne kadar bu sidik yarışı yüzünden. Ee “sik” demek zorunda kaldım çünkü gördüğüm kadarıyla bu allahların tümü erkek; kadın olsaydı zaten dünya bu halde olmazdı bence. Artık hayal ürünü uydurma zırvalara tahammülümüz kalmadı. 200 bin yıllık dünya gezegeni üzerindeki maceramızda dönüm noktasına gelmeli ve bir an önce hertürlü allah zırvalığından kurtulmalıyız. Çünkü ölüp duruyoruz nesiller boyunca bu sahtekarlığın kurbanları olarak. www.lycianmage.wordpress.com
  4. athura

    Laiklik ve Türkiye

    Gerçek dışı görünüyor pek çok şey; sanırım bu durum gerçeğin saptırılmaya çalışılması sonucu ortaya çıkıyor ve ülkemizde de pek yaygın bir uygulama. Ey güzel ve dindar insanlar; sevgili Müslümanlar ; millet yada ümmet düşüncesi size kim olduğunuzu unutturmamalı; sizlere herşey yanlış anlatılıyor; ancak aklı salimle ve hür vicdanınızla tüm bu yalan dolanların içinden kendinize en yakışan ve bir o kadar da onurlu bir yolu seçmekte özgür olduğunuzu bilmelisiniz. Bu özgürlüğü hepimize; hangi dinden ya da hangi dinin hangi mezhebinden olursak olalım, dahası ne olursak olalım laiklik vermektedir. Sizler laikliğin dünyada son 2000 senedir kullanılan bir kavram olduğunu; avrupada şehir devletlerinin bir bir Romaya ve Vatikana baş kaldırdıkları zaman verdikleri mücadeleye laiklik savaşı dediklerini bilmeyebilirsiniz. Bunun sadece Türkiye’de Cumhuriyet rejimi tarafından size empoze edilmiş bir kavram olduğunu düşündünüz ama öyle değil. Ortaçağ Avrupası engizisyon mahkemeleri dönemi yüzyıllarca sürmüştür; onların işkenceleri işid’in yaptıklarını pek aratmaz. Ama bu karanlık dönem rönesans ve aydınlanma dediğimiz hareketle ve kanla ve savaşla son bulmuştur. Laik Floransa Cumhuriyeti ilk laik sistemlerden birini getirmiştir. Ana fikir çok basittir; Hıristiyan bir hakimin Müslüman bir tutukluyu yargılamaması gerektiği fikrine dayanır; insancıldır ve eşitlik arar. Bu ilk yanlış bilinen konu Diğeri de ümmet ya da millet değil Türk olduğunuz ve özgür olduğunuz basit gerçeğidir. Ancak damarlarınızdaki asıl kan bize savaşmayı değil, hoş görmeyi söylemektedir gerçekte. Geçmiş mirasımızla böbürlenmeyi değil onu incelemekle ve ona değer katmakla geçirmeliydik zamanımızı. Ta Götürklerden Dede Korkutlardan gelmeliyiz, Tüm Osmanlı mirasını; külliyatını, edebiyatını, tarihini; bi de Cumhuriyet dönemini tarihimize ekledik mi; şairleriyle; yazarlarıyla; bestecileriyle, heykeltraşlarıyla, fölklürüyle; operasıyla; tiyatrosuyla, mimarisiyle, resmiyle, hattıyla…. bitmezki; size savaşların hiçbirşey kazandırmadığını tüm bu bilinçle bileceksiniz, sizi Müslüman oluşunuzun değil Türk oluşunuzun buraya getirdiğini bileceksiniz, ama bunu asla bir gurur meselesi yapmanıza da gerek yok; çünki dünya üzerindeki yedi milyar insandan her biri elbet bir ülkeye ve aidiyete bağlıdır bunda abartılacak bir şey yok. Siz hiç bir İtalyan’ın Roma İmparatorluğunu yeniden kuracağız dediğini duydunuz mu? Cepheye gidip kime karşı mermi sıkarsak sıkalım; yaptığımızın sadece silah tüccarlarına para kazandırmaktan başka bir şey olmadığını biliyorz artık tüm bu mühteşem geçmişimizle. O zaman bu pis oyuna bir dur diyeceğiz. Artık nasıl biliyorsanız öyle dur diyin. Parlementodaki bu kokuşmuş beyinler hiçbir zaman bu halkı anlayamadı; ne zamandan beri biz birbirimizi “memleketlerimize” göre tanımlayıp kategorize etmeye başladık. Bu topraklarda zaten bir zamanlar Acemler; Ermeniler; Rumlar; Türkler; Kürtler; Lazlar; Çerkezler, Tatarlar, Araplar kendi kıyafetleriyle gezmiyorlar mıydı? Biz zaten farklılıklarıyla zengin olan bir toplum değil miydik? Şimdi kimin için ölecek mişiz söylesenize akp nin oyu artacak diye mi? Belki de bu klip kim olduğumuzu biraz anlatır bize https://youtu.be/2UcbHrcFN7c lycianmage.wordpress.com
  5. athura

    İçki ve domuz eti neden haram

    bu yasaklamanın PARA ile ilgili olduğunu söylüyorum; bu konuda hiçbir şüphem yoktur ayrıca serveti koruma isteği şurda da ortaya çıkar: HAŞR 7 Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir. Ahzab (27) Allah sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir. Hucurat (15) İman edenler ancak, Allah'a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir. Saf (11) Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. Münafikun (9) Ey iman edenler! mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir. farklı sure ve ayetlerde MALI getirin bakem denildiği görülüyor; bi de içkiye bir dünya MAL gidiyordu; çünki adam gibi içmesini de bilmezdi bu moronlar
  6. athura

    İçki ve domuz eti neden haram

    anlamadım neyin hiçbir sebebi yok; sizin de bildiğiniz gibi herşeyin bir sebebi, müsebibi vardır. Eğer Müslümanlar içki içiyor olsalardı inanın çok farklı bir dünya da yaşıyor olurduk şu an
  7. Muhammed zamanı arabistan Arabistan yarımadası farklı kültür ve geleneklerin yaşadığı bir coğrafya idi. Muhammet zamanında da Çağrı filminden de hatırlanacağı gibi Yahudiler ve Hristiyanlar başta olmak üzere vedik tanrılara tapanlar ve pagan inançlar da bulunmaktaydı. Muhammed de aslında Musa dan pek farksız davranarak kabilesinin servetini yönetmek istiyordu. Musa tüm ibranilerin kollarından boyunlarından ve parmaklarından tüm ziynetlerini toplattırıp hepsini eritip şu meşhur sandığı yaptırmıştı. Tabi tüm bu koca servette payı olanlar sandığın peşinden ayrılmayacaklardı artık. Muhammed de Yahudi ve Hristiyanların elinde olan içki ve domuz eti ticaretini baltalamak istemiş, halkının bu malları alarak paraların dışarıya gitmesini önlemek istemiştir. işte o yüzden bu mamulleri Haram kılmıştır. Ve işte bu dangalak ticari tutum yüzünden dünya müslümanları Dionisos un sunduğu güzelim şaraptan hep mahrum kalmışlardır.
  8. athura

    tanrıya niçin itaat edilmeli...

    Nisa (34) Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da "gayb"ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün.Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür. “Hafifçenin” ne kadar komik ve sonradan eklenme olduğu fazlasıyla ortada Maide (38) Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Gayet açık; “ellerini kesin" sonra bu insancıklara ne olacağını ne soran var ne düşünen
  9. athura

    Mehmet Akif'in Kuran Çevirisindeki Püf Noktası.

    İslam dinini yahudiler yaratmıştır. Kitabı da onlar yazdı zaten; kitap özellikle nifak, düşmanlık, kin, gaddarlık, intikam ve öfke duygularını beslemek için yazılmıştır. Bu kitap kara büyüdür; kabalacıların yarattıkları en büyük lanetlerden biridir. Kurandan birlik beraberlik çıkartmaya çalışmak imkansızdır. Nasıl çevrilirse çevrilsin faydası olmaz. Dürüst insanları deliliğe sürükleyebilir. Akif bu durumda kitabın boşluğunda boğulmuştur.
  10. athura

    Yaratıcının varlığının kanıtı

    bir kanıt yoktur. kanıtlanabilen her konu çürütülebilir de. Dünya gezegeni eşsizdir. Trilyonda bir biraraya gelebilecek olasılıklar burada biraraya gelmiştir. O nedenle tüm evrende eşi benzerine rastlanmaz. diğer yaşam formları eksik şartlar altında oluşmuşlardır, bizler kadar mükemmel değiller. Bizim kusursuzluğumuzu bozan da hiçbir şekilde onun farkında olamayışımızdır. Daha fazla anlatamayacağım gerisi burda http://lycianmage.wordpress.com/2014/04/19/adem-ile-havva-masali/
  11. athura

    Meryem'in doğum sancısı!

    Meryem çok nadir görülen ama artık günümüzde ne olduğu bilinen "esnek zar"a sahiptir. Nikah gecesinin sabahında yatakta kan göremeyince çok tutucu Eseni tarikatından olan Yusuf deliye döner. Meryem bekire olduğunu yeminlere anlatmaya çalışır, eline erkek eli değmemiştir. kısa bir süre sonra göbeği şişmeye başlayınca herkes bi rahatlar ama kan gelmediği için bunun kutsal ruhun işi olduğunu yayar koca karılar. zaten Yusuf da Meryem de Davut un ve Bünyamin in soyundan gelmektedirler ve Eseniler tarafından eğitilmişlerdir. Mesihi doğuracağına ve yahudi halkını zülümden kurtaracağına inanılan Mesih in bu şekilde bi güya mucizeyle doğmuş olması herkesin işine gelecektir. Fazlası için Onun Çocuğu - Cihangir Gener
  12. there's no evil, there's only perception

  13. athura

    Allahın varlığı hakkında.

    bir müslüman olduğunu söylüyorsun ve "soru sorun diyorsun"; nasıl oluyor da islamı tek başına temsil edebileceğini düşündün, yoksa elahzer mezunumusun? öyle olsa bile bi faydası yok; eğer içinde bu dine karşı güzel şeyler hissediyorsan bir kez daha tüm yapılanlara bak, iyice bak ama recm edilme olayına bak, kafa kesmelere bak, kadınların bok çuvalı muamelesi görmesi durumuna bi bak. bi de şunları oku http://lycianmage.wordpress.com/2014/04/20/gelmisimizi-gecmisimizi/ http://lycianmage.wordpress.com/2014/04/19/adem-ile-havva-masali/ içinde Allah'a karşı hissettiğin o duygu, onun Allah ile bir ilgisi yok ; o tamamen senin güzel bir insan olmandan kaynaklanıyor, içindeki adaleti, sevgiyi, hoşgörüyü Allahtan geliyormuş ya da o yüceltiyormuş diye varmış diye düşünme, bu duygular tamamen sana ait. Belki camiye gidiyorsundur, oradaki o birliktelik duygusu, herkesin niyeti ve ortak duygular hepsi aslında insan olarak bizim sosyal yaratıklar olmamızdan kaynaklanıyor. Aslında pek çok alanda birlikte olmak istiyoruz, konuşmak paylaşmak, insanca değerleri yüceltmek istiyoruz. Sokağa çıktığımızda belki keşke böyle olmasaydı her gördüğüme selam verip hatırını sorabilseydim keşke diyorsun. Ve İslam bunu başaracak sanıyorsun. Hayır bunu İnsanlık başarabilir ancak. Bizleri TV lere internetlere bağlayan ve yalnızlaşmaya iten sistem bizleri hergün biraz daha birbirimizden koparırken, bizlerin bu duygularımızı dinsel alanlarda tatmin etmeye çalışacağımızı da pek ala biliyorlar. büyük patronlar bizlerin dindar olmasını ve "Allahından bulsun inşallah" dememizi istiyorlar ; böylece istedikleri gibi çalıp çırpabilecek ve bizler de cehennem de yanacaklar nasıl olsa diyip duracağız. Kimse onları ateşe atmayacak, onlar tüm vicdansızlıklarıyla ve gaddarlıklarıyla emeği sömürecek ve torunlarının da refahını garanti altına alarak ölüp gidecekler sadece. şimdi söyle bana ey müslüman bütün bu gerçekleri fark etmen için ne olması gerekiyor?? NE
  14. athura

    müslüman oluyummu olmayımmı kafam çok karışık?

    zavallı nın buraya koyduğu yazıları daha okurken kopuyorum, 3 kelimeye gelemiyorum bile; biz, sizi allah sizin bizi onlar felan anlamsızlık dolu. Artık manaya ihtiyacımız var; anlasanıza yahudilerin dolduruşa getirip muhammedin dini ve eline tutturdukları kitap sadece birbirinizi öldürmenize neden oluyor. Bir gün gelecek tevrat incil ve kuran İnsanlık Onurunu ayaklar altına aldıkları için hor görülecek, çöplere atılacak ve yakılacaktır...
  15. athura

    müslüman oluyummu olmayımmı kafam çok karışık?

    Adem ile Havva Masalı APRIL 19, 2014 BY ATHURA Gözümüzün önünde duran ama her nasılsa göremediğimiz ve anlayamadığımız bir konudur farlılıklarımız. Durmadan ve yüzyıllar boyu yıkanan beyinlerimizin içinde işlevsel hücrelerimiz sümüğe dönüşmüş, yıkanmaktan aşınmış kafatasımıza yapışmış kopmamaya çalışmaktadır. Dünyamızda sarı ırk, beyaz ırk, esmer, siyah ve kızıl ırk bulunmaktadır. Bunlar da kendi aralarında pek çok farklı kola ayrılır. Genetik özellikleri, kemik yapıları, boyları hep farklıdır. Düzgün düşünebilen bir insanın tüm bu farklılıklara bakarak çıkartabileceği sonuç ne olabilir? Hangi açıklamayı yaparsa yapsın yada yapalım kalkıp da tüm bu farklı insanlar aynı anadan babadan doğdu demek zır delilik olur. Açıklanamayan karşısında insanın kendisine ilk sunulan seçeneğe sarılması onun zaafı ve acizliğinden başka bir şey değildir. Sara krizi geçiren birine içine şeytani ya da kötü ruhlar girmiş demek gibidir bu. Hıristiyanlar, Müslümanlar ve Yahudiler hepimizin adem ve havanın çocuklarını olduğumuzu söylüyorlar, kitapta da böyle yazıyor. Biraz sıkıştırdınız mı hava şartlarından, iklim değişikliklerinden, atmosfer basıncından, yer çekiminden, osoruğun havada yağmura dönüşmesinden derler. Bu kadar bilimsel olabiliyorlar yani. Aslında bir nevi evrim teorisini kabul ediyorlar. Öte yandan Tübitak Evrimle ilgili eserleri ve çalışmaları literatüründen çıkarıyor. Neden zenciler var deyince de Afrika’da yüzyıllarca yaşaya yaşaya kararmışlardır güneşin sıcağından diyorlar. Adem ve Havva dan sonra nilyonlarca yıl geçmiş olsa bile ki değil, insanoğlu yine de bu şekilde evrilemez. Temel özellikler bu kadar değişemez. Tabi ki Sarı ırk Sarı Galaksiden gelip dünyaya yerleşmiştir. Diğerleri de öyle başka başka yerlerden. Bu düşünceyi kabul etmek öylesine ferahlatıcı, aydınlatıcı ve huzur vericidir ki…
×
×
  • Yeni Oluştur...