Cesed

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    574
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

4 Takipçiler

Cesed Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

425 profil görüntüleme
  1. Ayette ben bunları kendiliğimden yapmadım diyor yazdığın yazıda bundan habersiz olduğunu düşündüm.Demişsin ki kepazelik akıl dışı ben ayetlerde bu ithamların olmadığı göstermek istedim. Senin duymamış olman, senin inkar etmem senin sorunun benim değil, beni alıntıladığın için sana cevap yazıyorum yoksa sana birşey dayatmıyorum. Burda olmamı istememen de senin sorunun.
  2. (Kehf 18/65) Sonra kullarımızdan bir kulu buldular. Ona katımızdan bir ilim öğreterek ikramda bulunmuştuk. (Kehf 18/66) Musa dedi ki “Sana öğretilen doğruya ulaştıran bilgiden bana öğretmen için senin yanında kalsam olmaz mı?" (Kehf 18/67) "Sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın” dedi. (Kehf 18/68) “İç yüzünü bilmediğin bir şeye nasıl dayanacaksın?" (Kehf 18/69) Musa dedi ki "Allah izin verirse dayandığımı göreceksin, hiçbir işte sana karşı çıkmayacağım[*].” [*] إن شاء Araf 7/188’in dipnotu. (Kehf 18/70) O da "Eğer yanımda kalacaksan, ben anlatıncaya kadar sakın bir şey sorma" dedi. (Kehf 18/71) Bunun üzerine ikisi de kalkıp gittiler; derken bir gemiye bindiler. O kişi gemiyi deldi. Musa dedi ki "Onu, içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, çok garip bir durum meydana getirdin." (Kehf 18/72) "Sana demedim mi sen, benimle birlikte olmaya dayanamazsın?" dedi. (Kehf 18/73) Musa dedi ki "Unuttuğum şeyi yüzüme vurma; işimde beni zora sokma." (Kehf 18/74) Sonra yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar; o hemen çocuğu öldürdü. Musa dedi ki "Sen cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu, anlaşılmaz bir durum meydana getirdin." (Kehf 18/75) "Sana demedim mi benimle birlikte olmaya dayanamazsın?" dedi. (Kehf 18/76) Musa dedi ki "Bir daha sana bir şey sorarsam benimle arkadaşlığı bitir; artık senden özür dileme hakkım bitmiş olur." (Kehf 18/77) Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Sonra orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; hemen doğrultuverdi. Musa dedi ki "Anlaşsaydın[*] emeğinin karşılığını alırdın." [*] لو شئت أي لو كونت لعملك أجرا أي لو كنت طالبا له أجرا (Kehf 18/78) Dedi ki "İşte bu, benimle seni ayırır. Ama ben, dayanamadığın şeylerin içyüzünü sana bildireceğim. (Kehf 18/79) O gemi, denizde çalışan çaresiz durumdaki kimselere aitti, ilerisinde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim. (Kehf 18/80) Oğlana gelince, anası babası inanıp güvenmiş (mümin) kimselerdi. Onları azgınlığa ve nankörlüğe sürüklemesinden korktuk. (Kehf 18/81) İstedik ki Rableri, onun yerine daha[1*] hayırlı ve daha merhametli[2*] bir çocuk versin. [1*] zekaten ( زَكَوٰةً) Yüce Allahın bereketinden hasıl olan, ortaya çıkan büyüme ve artış.(Müfredat) Burada çocuk ile aile imthan olup, nefsini tezkiye etmesi gerektiği anlaşılabilir. (Şems 91/9, Bakara 2/43) Allah düşüncelerimizi bildiğine göre muhtemelen bu çocuk sürekli kötü şeyler düşünüyordu ve ileride eyleme geçmeden önce etkisiz hale getirilmesi uygun görüldü anne babasına zarar gelebilir diye. Bu cocuk ölünce de aile üzülecekti ama sonra bir başka çocuk daha nasip edecek ancak onun düşüncesi iyi ya da kötü nasıl olur o da dünyaya geldikten sonra şekillenecek. ya da ikinci bir yorum olarak [2*] Meryem 19/13 ile birlikte düşünülmeli ve ona göre mana verilmelidir. Kullanıldığı her yerde 'zekâten'e farklı mana verilmiş. Bu konu çok önemli. Eğer bu huylar yaratılıştan geliyorsa diğer insanların bu özellikte olma çabası manasızlaşır. Tevbe 9/103'te kullanılan 've tuzekkî-him' 'e 'onları geliştir' manası vermişsiniz. (Kehf 18/82) Duvar ise şehirdeki iki yetim oğlanındı. Altında onlara ait bir gömü vardı. Babaları iyi bir kimse idi. Rabbin istedi ki erginlik çağına gelsinler de gömülerini çıkarsınlar. Bu, Rabbinin bir ikramıdır. Ben bunları, kendiliğimden yapmış değilim. İşte katlanmaya güç yetiremediğin işlerin iç yüzü budur." İnsan görünümün de bir melek te olabilir. Belki de doğrudan vahiy alan bir insandı.
  3. Çok mantıklı geliyor bana, nasıl Ademe uyarılarda bulundu ise ergenliğin ilk günlerinde de uyarılarda bulunup söz alabilir.
  4. Akıl ve mantığa aykırı birşey mi söyledim. Git araştır.
  5. Hayır.
  6. Orta okul 1 2 gibi buluğ oluyor o zamanlar mekanı bilemem ama
  7. Benim atalarım gücleri yetse beni dinimden alıkorlar.
  8. hristiyan müslüman budist sikh zerdüşt şaman göktengrici vesair bunlar laf . Her insan buluğ çağına girdiğinde rabini tanır daha çoğu sonra onu görmezden gelir. Hani dua ediyosun ya işte o ilaha yani tüm insanların ilahına işte o.Sonra sadece işi düşünce ve çıkarına uygun bir şekilde görür rabbini. Din farkı yok.
  9. Bütün insanlar Allah'ın otoritesini anlar ve ona söz verirler içten bir şekilde daha sonra çevre şartlarına uyum için onu değil başka şeyleri rab edinirler ve atamızdan bunu gördük derler. Bunu anlatıyor.
  10. (Araf 7/172) Rabbin, Ademoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında[*] onları kendilerine karşı şöyle şahit tuttu: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da “Evet! Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” dediler. Artık (mezardan) kalkış günü, “Biz bunun farkında değildik” diyemezsiniz. [*] “Bellerinden nesillerini almak” demek ‘nesile neden olan tohumu almak’ demektir. Bu, kadınlarda ilk yumurta hücresinin rahme düşmesinde (ilk adetin öncesinde), erkeklerde ilk sperm üretimi gerçekleştiğinde olur. Diğer bir ifadeyle kadın ve erkeklerin ergen olmaları (bulu çağı) itibariyle Allah onları kendine şahit tutmuş ve dini sorumluluklarını başlatmış olmaktadır. (Araf 7/173) Şunu da diyemezsiniz: “Önceden ortaklar uyduran atalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O boş işlere dalanların yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin?” (Araf 7/174) İşte o belgeleri böyle açık açık anlatırız. Belki dönerler.
  11. Çocukları öldürme yetkisi bizde değil.Ayette anlatılan Allah'ın emriyle iş yapan melek olmalı.
  12. Evet inanıyorum. Her gün test ediliyorum bunu hissediyorum. İmtihanın detaylarını değerlendirilmesini tam bilmiyorum. Bildiklerim Allah'a karşı büyüklük taslamamak. Yalan söylememek, iyilik yapmak,sabırlı olup nefsi haramla tatmin etmemek, zor da olsa fedakarlık gerektirse bile Allah'ın verdiği görevleri yerine getirmek, maddi sıkıntılara hastalıklara sabretmek, zenginlikte şımarmamak, fakiri hor görmemek,cömert olmak, hayra harcamak, mücadele etmek, Allah'a güvenmek insanlardan ve benzeri şeylerden korkmamak, Allah'ı anmak, onun yüceliğini görmeye çalışmak, doğa ve kendi dünyamız hakkında düşünmek ve daha vardır bunlar isteniyor. İstenmeyen şeyler de vardır. Çok fazla faktör var onlarda işin içinde işte yani değerlendirilmesi çok zor bir imtihan.
  13. ben çocuğum down sendromlu olsun istemem ama eğer olursa onu aldırtmam bu bir imtihan her zorluktan sonra bir kolaylık vardır. Ben sabrederim ben bilmesem bile. bunda benim için hayırlar olacaktır.
  14. Bir hasta vardı wilson hastası beyni etkilenmişti dışardan çok çirkin görünen genç bir bayandı ama çok neşeli idi hatta onu görünce kendim mutlu oluyordum.
  15. Ben 6. sınıf tıp öğrencisiyim gördüğüm kadarıyla down sendromlular daha mutlu oluyor ve aileleri tarafından daha çok sahipleniliyor seviliyorlar.