Jump to content

teogoni

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    159
  • Katılım

  • Son ziyaret

teogoni kullanıcısının paylaşımları

  1. teogoni

    Tekrar yazmasını istediğiniz üyeler

    2008-2009 da yazan herkes.
  2. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    33 yaşındayım. Bu hisler neden yaşlandıkça geçiyor?
  3. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    Çok mantıklı. Mesela kitap okuyunca ben şu kitabı bitirdim demek. Bir merhale, yol almak. Başka şeylerde de bunu yapmak. Bir de yapmamak. Yapmayınca beyin oksijensiz kalıyor. Çirpiniyor. Ama benim şu şekilde problemim var. Kütüphaneye kitap almaya gittim 1984 u bulup okuycaktim. Yoktu. Bütün hevesim kaçtı. Basım öyle bi halde ki okumak bile boğuyor. O faaliyeti bile yapamıyor. Telefondan birşeyi araştırirken bile telefonu kapatasim offf deyip itesim geliyor. Ruh halim aşırı kendimi ve etraftakileri yaptığım yapacağım şeyleri aşırı değersizlestiriyor. Sarilamiyorum yapmaya. Bilirsiniz anlık insanın canı sıkılınca hicbirseyi yapmaya motive olamaz ya. Onun yaygın uzun süreli halini düşünün. Herhalde benim önce bir ilaç tedavisi ile beynimdeki kimyayı önce bir düzeltmem daha sonra bunlara yonelmemn lazim. Çünkü dışarı çıkıp aktivite yapıyorum kafam dağılıyor. Az biraz iyi hissediyorum. Eve geliyorum tak gene eskiye dönüyorum. Sanki bunyem bu aktiviteleri uçağın yakıtı içmesi gibi hızlı tüketip bitiriyor. Bunyem birşey anlamıyor yani. Kağıt gibi ezip buruşturup atıyor.
  4. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    Bir ara akşam 1 bardak şarap içmiştim. Bir iki gün peşpeşe. Ve kaygı düzeyinde iyileşme hissettim. Sabah kalktığımda içimde kaygı yoktu. Gözlerimde ağrı yoktu sanki. Şarap gerçekten bunu yapmış olabilir mi? Serotonini artirmis olabilir mi? Şarap bizde serotonini artırdığı için mi mutlu ozguvenli oluyoruz benimize dönüyoruz. Bunu nasıl yapıyor? Mekanizması nedir?
  5. teogoni

    Porno bence hiç zevkli değil

    Bence bunun izlenmesi. Erkekler tarafından kabul görmesi doğal. Şiddet içermesi de tamamen evrimsel. Eski zamanlarda tek amaç birilikte olabildiği kadar farklı dişiyi hamile bırakmak idi. Hatta penisin ucunun mantar şeklinde olması, öncesinde ilişkiye girmiş dişinin tekrar başka bir erkek tarafından ilişkiye zorlanması ve rahimdeki var olan önceki meninin giriş çıkış hareketi ile dışarı vakumlanıp kendi spermlerini ulaştırmayı maçlamasından ileri zamanlarda düz penis uçlu erkek bireylerin elendiği mantar şekli olanın seçildiği söyleniyor. Yani pornonun izlenmesi tamamen insanın evrimsel süreciyle alakalı.
  6. teogoni

    Tekrar yazmasını istediğiniz üyeler

    Epifun. Birtane kullanıcı vardı. "Hayat güzeldir" filmini avatar yapmıştı. O. Birde Fizik okuyan vardı. Feynmanı avatar resmi yapmıştı O. Bir de Neoyu kurşunları durduran resmini vatar yapan vardı o. Bazı kişiler anlaşamadı gittiler. Acaba bu saydıklarım geri geldi mi?
  7. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    Çok güzel. Enfes bir açıklama. Dizinde problemi olan adama "sen yürürken sağ ayağına yüklenmessen acı çekmez biraz daha hızlı rahat yürürsün" diyerek onun o anki bedensel özelliklerini en doğru nasıl kullanması gerektiğine yönelik bir çalışma mi tedavidir? Yoksa "Gel kardeşim ben senin dizini tedavi edeyim." Adam ceraaha gider. Dizi tedavi edilir. Bu mu tedavidir? Ben küçüklüğünden beridir. İç enerjisi zayıf, özgüveni eksik bir canlıyım. Bu biyolojideki bir canlıya siz yapay sosyal becerileri birşekilde kazanabilmesini özümsemesini kendi başarı hikayesine kazanmasını nasıl sağlayacaksınız? Canlı sürekli olarak bir ödeve calisir gibi "ne yapmam lazım" şeklinde düşünecek. Mesela diyecek ki canım sıkkın içim daraliyor. E bir dışarı çıkıp gezeyim. Çıkıp gezecek Rahatliyacak. Eve gelecek gene daralacak. Peki diğer canlı ne yapıyor. Adam evinde daralmadan zevkle film izliyor. Arkadaşı ile dışarı çıkmak istiyor. Çıkıyor zevk aliyor. Öbürü "ya kim uğraşmak şimdi kim sohbet edecek kim muhabbet edecek" diyor. Arkadaşı ile dışarı çıksa hep "Himm himm tamam" deyip taklit yapıyor. O an iletişimde olmaktan haz almıyor. Bu 2 örnekteki canlılardan biri sağ dizinde problem olan adam. Agagini basarken acı cekiyor. Öbürü ise sağlıklı koşarken zevk alan adam. Bu durumda siz hangisine inanirdiniz. Antidepresanların serotonin üzerinden tedavisine mi yoksa çeşitli kişisel gelişim türü gölü çay kaşığıyla bosaltabilirsinize inandırmaya çalışanlara mi? Sağlıklı olan adam beynindeki serotonin dengesi sağlıklı olan canlı, gölü çay kasiyi ile bosaltabilecegine bile kendine güveni var ve bunu hayal eder. İçinde bı hayal kurar. Saldırır. Yaparken "aa bu böyle olmayacak" der. Başka plan yapar. Motivedir. Saldırır. Öbürü ne yapar. Kanepede kalkıp en basit bir evsel problemi çözebileceği ne dair inancı yoktur. Güveni yoktur. Burada olay sizin dediginiz. Mutlu olma olmama olayına geliyor. Cok sevdim bunu. Aslında güven falan yok. Canlı mutlu. Ve enerjisi var. Mutluluk aslında beynin aktif enerji dolu calismasi. Miyelin kilifsiz nöronlar nasilki yavaş miyelin kılıflı hicreler nasıl ki hızlı. Serotonin dengesi sağlıklı beyin çok güçlü diğeri ise tekleyen araba gibi çalışıyor. Enerji varsa mutlu. Beyin düzgün calsiyorsa mutlu. Beyni boş boş durmuyor. Hayal kuruyor. Plan yapıyor. Yaptığı planı hayata geciriyor. Deniyor. Olmuyor tekrar deniyor. Pes etmiyor. Öbürünün kolunu kaldiracak mecali yok. Benim cok çok merak ettiğim bir soru: Örnek verelim. Canlı alıngan depresif iç enerjisi az. Bir kızla tanisti. Serotonin artti. Mutlu. Sex hayatı var evlendi. Falan filan. Bana burada yorumlarıyla destek olabilecek arkadaşlar var mı? Mesela Anibal sen. Ya da başka arkadaşlar. 1) Bu canlı antidepresan siz hiç kız ile ilişki baslatamaz mi? Bu durumda antidepresan kullanması şart. 2) Kendi mizacinda bir kız ile tanışıp mesela ailelerin tavsiyesi ile evlenip mutlu olup bu şekilde gidebilir mi? 3) Ne olursa olsun kız ile tanışma evlilik aşamalarını kendi kendine atlatabilse bile sonraki hayatında mutlu olabilmek için gene antidepresan ihtiyaç duyar mi? Teşekkürler.
  8. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    Bu ilginç. Bunu açabilir misiniz lütfen.
  9. teogoni

    asosyallik

    Mese Mesela yakınlık kurduğum arkadaşım var diyelim. Onunla konuşurken otobüste olsak rahatım. Ona odaklanıp otobüsü unutabiliyorum. Ama neden otobüste hiç tanımadığım biri bana birşey sorduğunda sadece ona odaklanıp otobüsü unutup onunla konuşamıyorum. Kafam neden dumura uğruyor. Sanki bütün otobüs bizi izliyor gibi oluyor. Halbuki samimi olduğum arkadaşımla konuşurken de bütün otobüs izliyor. Acaba ben samimi olduğum arkadaş üzerinden kendimi güvende mi hissediyorum. Yani ona bağımlı mı hareket ediyorum. Kendimden güven rahatlık alamıyorum. Alabilsem tanımadığım kişi ile de tanımadığım insanlar arasında da rahat konuşabilirdim değil mİ? Buradaki kendini güvensiz hissetme durumu taa çocukluktaki anne ile çocuğun arasındaki güvenli bağlanmaya kadar gidiyor mu?
  10. teogoni

    asosyallik

    Haklısın çok dağınık yazmışım.
  11. teogoni

    asosyallik

    Ben meselsa saklanma eğilmindeyim. Diyalog kurmak istemiyorum. Ama bu zaman zaman azalıyor bazen hatta geçiyor gibi oluyor. Sonra bazen aşırı oluyor kara bulut gibi tepeme çöküyor. Ama antidepresan alınca 1 ayda hepsi geçiyor. Demir gibi oluyorum. Kimmiş gelsin diyorum. İlaçsız nasıl olacak bu işler bilemiyorum.
  12. teogoni

    asosyallik

    Öyle birşey var ki bende. Bir kişiyle karşılıklı konuşurken güzel konuşuyorum. Bir 3. kişi geldi mi ya da ortam kalabalıksa. Ben direk felç oluyorum. Bir yerde 3 lü 5 li zor oturuyorum. Aşırı huzursuz hisediyorum. Otobüslerde toplu yerlerde diyalog kurmadan müthiş zorlanıyorum. Mesela birine yardım etmek gerekecek toplu taşımadaysa yapamıyorum. Tahtada sunum gibi şeylerde yok oluyorum. Varlık gösteremiyorum.
  13. teogoni

    asosyallik

    Müthiş bir tespitti çok teşekkürler. Bu cevap için çok teşekkürler. Tekrar tekrar okudum.
  14. teogoni

    Özgüven Nedir, Nerede Kaybedilir

    Hiçbir alanda bir uzmanlığım yok.
  15. Ben küçükken akranlarımla kavga ettiğimde hep dayak yermişim. Annem de komşu çocuklarına kızamaz, komşuya laf edemez beni içeri alır ağlarmış. Kendisi de aşırı derecede özgüvensiz. Pazara çıktığımızda hep "Şunu alalım mı? Bunu alsak mı?" diye sorar. Karar veremez. Yemek yaparken hep başkalarına danışır. Merak ettiğim. 1) Ben küçükken genetik olarak anneden aldığım genler yüzünden zaten pasif, özgüven siz korkak tım da ondan mı hep dayak yiyordum. Ve ileride de bu genlerin kontrolünde ozguvensiz mi olacaktım? 2) Ben bu şekilde kararsız ozguvensiz çekinik olmayi anneden görerek mi öğrendim. 3) Eğer ben orada kavgalarda döven olsaydım bu durumda ben cesur kendine güvenli biri olup bu yonum kendi kendine gelişecek ve ilerde sosyal olmama olanak mi saglayacakti? 4) Antidepresan kullandığında beynimin bu ezik büzuk kafasi karışmış kararsız korkak çekinik odaklanamayan isteksiz halı gidiyor. Kendine güvende artış sosyal yönde istek. Rekabet. Heves. Hayatta zevk alma gibi duygular yerine geliyor. Bunların hepsi şu temele oturuyor: "Ben de varım. Ben de yaparım" diye hani bir duygu vardır ya insanı harekete geçiren. O duygu oluşuyor. *Özgüven aslında çok basit ilkel bir temele mi dayaniyor. Organizma ilk hayat mücadelesinde güç yarışında kaybederse ezilmeyi dövülmeyi korkmayi mi öğreniyor? Ve çocukken ilk sosyal ilişkilerinde bastırılan kendini akranlarının içinde kanitlayamayan cocuk artık ozguvenini kayıp mi ediyor? Bunlardan hangisi doğru. Bana ne olmuş ve ne olacak? Ne yapmam lazım. Kolay gelsin. Yazarın "Özgüven Aslında Nedir" başlığıyla "Özgüven Nerede Kaybediliyor" başlığı birleştirilmiştir.
  16. teogoni

    asosyallik

    Benim ilgilendiğim kısım asosyalliğin dinamikleri. Son paragraflar ilgimi çekti o yüzden. Asosyalken sanki hayata canlı baglanamiyorsun. Pilin voltajı düşüyor. Acı cekiyorsun. Sosyalken sanki kendi kendine enerji üretmeye başlıyorsun. Şuan mesela yaptığım şey. Konuşmaya ulaşmak. Forum aracılığı ile. Normalde herkesle sosyal olamıyorum. Normal çalışan beynim zayıf. Çok az tek tük arkadaşla hep bu zamana kadar geldim. İlkokulda sosyaldim. Orta 1 de sosyaldim. Orta 2 de seçilmiş çalışkanlar sınıfı diye bir sınıfa verdiler. Orada ilk defa yalıtılmış hissettim kendimi. Yanımda bir arkadas vardı kendi sinifimdan. Onun dışında kimseyle doğru düzgün arkadaş olamadım. Orta 1de de sadece oturduğum sıradaki 3 arkadaş etkileşim halinde olurduk. Orada da diğer çocukları kendimden üstün gorurdum. Köy den şehir merkezine gelirdim okula. Belki de ondandi. Onlar benim bilmediğim şeylerden bahsederler di. Küçüklüğünden beri bu vardı bende. Dışardan gelen başka çocuklar benden üstün olurdu hep gözümde. Aynı zamanda korkaklık vardi. Başka çocuklar beni dovebilir diye korkardim. Şimdi düşünüyorum acaba küçükken çocuklardan yediğim dayaklar mi bendeki özgüven duygusunu zedelemis. Annem derdi mahalledeki çocuklarla kavga çıkınca dayak yerdin. O da beni koruyamazmis. O da ozguvensiz. Çocuğu için komşuya laf edemeyen bir tip. Evde ağlarmış. Bunu uzun uzun yazssam yorumlar yapsa burdaki arkadaslar çok istiyorum. Yani merak ettiğim. Aslında sosyallik her türlü alandaki özgüven medeni cesaret gibi şeylerin temelinde en ilkel düzeyde organizma hayata geldiğinde akranlarıyla ilk karşılaştığında giriştiği güç mücadelesi mi var? Mesela dayak yediği zaman. Eziliyor. Ve artık orada korkaklık başlıyor. Ve bu korkaklık. Kendini her alanda akranlarindan asagida konumlandırma Sina mi neden oluyor?
  17. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Ona gitmiştim ben de. Bana da welbutril diye bı ilaç vermişti 2011de.
  18. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Bana kahve içmeye çeksin diye ta çok seneler önce bir kardiyolog demişti. Biliyorlar merak etme.
  19. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Büyük ihtimal siz psikolog ya da psikiyatristsiniz. Kaygı düzeyini sabahları çok yüksek oluyor bazen. Sabahları üzerimde yük varmış gibi oluyor. Özellikle kalbimde. Kaygı neden kalbin üzerinde etki yapıyor. Kalbime birşey çıkıyor sanki.
  20. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Ben üstün dokmenin bı yazısında falan görmüştüm depresif gerçekçilik diye birşey.
  21. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Mantıklı. Çünkü beyin sağlıklı çalışırken mutlu. Hayat anlamsız gibi düşünmüyor. Sağlıklı çalışmıyorsa da sürekli negatif şeylere odaklanıyor. Bu nasıl bir şey çok ilginç.
  22. teogoni

    asosyallik

    Dostum en başta açtığın konuya. Asosyallikten canım sıkılıyor diye girmişsin. Asosyallikten canı sıkılan adam asosyaldir. Ben de bunu anlamadım. Bir süre sonra geçti kurtuldim. Şimdi derdim başka. Bunları anlamadim
  23. teogoni

    asosyallik

    Çok güzel anlatmissiniz. Yani insan çok eskilerden beridir sosyal. Konuşma şekli basit olsa bile sadece ilkel olarak anlassa bile gözlerle resimlerle anlassa bile insanlar gruplar halinde iletisim halinde yasiyordu. Mağarada sadece kendi ailesi ile yaşadığı zamanlar yok muydu?
  24. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Biliyorum 17 yaşlarından sonra 2, 3 kere depresyona girmiş biri olarak. İşte ben o dönemlerde yaşasaydım. Acaba gene depresyona girer miydim? Büyük ihtimal girerdim. Bu zamanda okula gitmeme engel olan depresyon. O zamanda da avlanmama engel olurdu. O zamanda şu sonuca çıkıyoruz. Beyni sağlıklı olan inşan bu dönemde de medeniyetteki her türlü sosyal ilişki zorluk iş gibi seyleri halledebilir. Taş devri zamanında da halledebilir. Bu zamanda halledemeyen taş devrinde de halledemez.
  25. teogoni

    Antidepresanlar Vücuda Zararlı mı?

    Depresif gerçekçilik diye birşey yok mu? Hayata gerçekçi bakarsan depresif olursun. Hayat normalinde bir yok oluş süreci. Bedenlerinin yikiliyor. Yaşlanıyoruz. Ölüm var hastalık var. Aslında olumlu hicbirsey yok. Sex gibi doymak gibi gazlardan başka hiçbir anlamı yok yararı yok. Gerçekçi olanlar bunları görür. Depresif bakar. Diğerleri de başarı gibi, sanat gibi, kişisel gelişim gibi kariyer gibi aile olmak gibi aşk gibi şeylerle bu gerçeklerin üzerini örter bunlarla oyalanirlar. Bunlar da gerçekçi bakış açısına sahip olamaz. Ölcem ben diye düşünmez. Ben niye öluyorum sen öl der.
×
×
  • Yeni Oluştur...