vitamin

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.749
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

8 Takipçiler

vitamin Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male

Güncel Profil Ziyaretleri

1.074 profil görüntüleme
  1. Bir türlü anlayamadın. Tersi yapılıyor. Dinler bu tabirleri çalıp uydurmalarını kuvvetlendirmeye çalışıyorlar. Materyalizm dediğin 2000 yıldan daha eski bir felsefe. Senin uyduruk dinlerden daha eski. Dinler onlardan aşırıp yeni bir şeyler sunuyormuş gibi yapıyorlar. Yoksa şu zavallı dinle sulanmış beyinlerin düşünce üretebildiğini gördün mü ki böyle derin konularda iki laf edebilsinler... Tanrılar uydurup felsefe ile süslemeye çalışıyorlar o kadar, yeni bir düşünce yok. Var olanı uyarlama. Yersen. Tanrı dediğin şeye dair bol bol özellik uydurulmuş ama bir tek kanıt yok. Bir tane kanıt getirin şu ebedi, ezeli, yemeyen yediren, sıçmayan sıçtıran Tanrı(ları)nıza. Bolca laf başka bir şey yok. İçi boş olmak budur esas. Çok laf ama hiçbirinin bir anlamı yok. Laf salatası sadece. Var olamayan bir Tanrı var ortada. Yüzlerce yıldır da arıyor arıyor bulamıyorlar. Ölünce bulacaklarına inanacak kadar da çıldırmışlar.
  2. Güzellik algısı sanıldığı kadar genlerle alakalı olmayabilir. Daha güzelini görene kadar o an için güzel olan o ankidir. Daha güzelini gördükten sonra önceki nedir? Ona artık eski algınızla bakmazsınız. Değeri düşer. O yüzden objektif bir güzellik aramaya gerek yoktur. Genler kördür, hissizdir. Sadece işlerini yaparlar. Güzellik daha üst seviye bir şeydir. Yaşanılan ortamlar, kendini keşfetmek, görmüş geçirmişlik hep algılarımızı değiştiren şeylerdir. Dolayısıyla güzellik anlayışımızı. Genlerle belirlenmiş bir güzellik algımız olsaydı bu algımız sabit kalırdı değişmezdi. Güzellik biyolojik evrimden ziyade sosyal evrimle alakalıdır.
  3. Olayın sadece genlere indirgemek eksik olur, hatta gen kısmı sorgulanabilir. Ne kadar etkisi var? Ayrıca gen çeşitliliği daha ayrıcalıklı değil mi? Yoksa akraba evlilikleri başka genleri karışmaması için en uygun durum ama toplumdaki oranı az. Bana daha çok sosyal çevre ve kendini anlamakla ve yaşanılan tecrübelerle alakalı gibi geliyor. Çünkü 1 sene önce beğendiğin birisini beğenmiyor hale gelebiliyorsun, genetik kod aynı. Hatun çirkin ama iyi sevişiyor, tatlı dilli. Erkek hanzo ama hatuna sahip çıkıyor. Galiba birden fazla etkenin bileşkesi ile ortaya çıkan bir şey.
  4. Tüm metni alıntılama yapabiliyorum parçalı alıntılama olmuyor. Parçalı alıntılama; alıntı yapılacak kısmı seçilmesi ile beliren bir simge olurdu ve sadece o işaretli kısmı alıntılayabiliyorduk. Şimdi o çalışmıyor. Ayrıca alıntı yapılan kişinin adı alıntının üstünde görünürdü artık o da görünmüyor. Birden fazla kişiden alıntı yapıldığında hangi alıntı kimin anlaşılmıyor okuyan tarafından.
  5. Evet uzun zamandır böyle. Düzeltilse iyi olur. İşkence.
  6. Bunu biraz açar mısın, nasıl saçmaladığını göstereyim sana.
  7. Aradaki fark isimlendirme değil. Birinin var olduğu biliniyor ötekinin varlığına ise kanıt yok.
  8. Çok iyimser bakmıyorum sadece fizik yasaları çerçevesinde değerlendiriyorum. Neden ekonomi? Çünkü bir sistemi düzenli halde tutan dışarıdan verilen enerjidir. Güneş olmasa hayat biter. Canlılığın devamını sağlayan bu dışarıdan gelen enerji olduğu için daha üst seviye oluşumlarda da durum aynıdır. Enerji girdisi azaldıkça entegrasyon bozulur. Hayatta kalma savaşı öne çıkar. Her koyun kendi bacağından asılacağı için yol ayrımları olur. Eğer RTE peşinden sürüklediği insanları besleyecek enerjiyi (para) sağlayamazsa bozulma başlar. O nedenle ekonomi belirleyici olacak düşüncesindeyim. Eğer para bulunamaz ve Eylül, Ekim gibi dolar uçmaya başlarsa gidişat bana göre bozulmayı getirir. Ohal ve para pompalamayla şuan bozulma geçici bir tedavi gördü ama yeni bir krizde bence ciddi sorunlar ortaya çıkabilir, belki ülke olarak batarız da... Oranlarını arttırabilecek daha ne kaldı ki? Yapabilecekleri her şeyi yaptılar. Birkaç yıldır da aynı söylemler devam ediyor, yeni bir şeyler yok.
  9. Kararı tanımazlar ve sonucunda Türkiye 3. dünya ülkesi olarak tamamen izole edilir. Daha boktan bir duruma yelken açar. Kanun tanımazlar, pedofiller iyice azar, eğitim sistemini ele geçirir, şortlu kızlara saldırılar günlük hayatın parçası haline gelir... Zaten yabancı turistler bu durumdan dolayı gelmek istemiyor. Bir olay olsa haklı bile olsalar bir kılıf bulunarak içeri atılacaklarına dair korku var. Ülkenin demokratik bir ülke olmadığı, totaliter bir rejime dönüştüğü için bir antipati var. Bu durum bana direk Red Corner 1997 (Richard Gere, Bai Ling) filmini hatırlattı nedense. RTE zaten hiçbir yerde saygı görmüyor, sevilmiyor ama bunun bedelini farklı şekillerde ödemek zorunda kalacağız. İzole edileceğiz, fakirleşeceğiz, AB Vatandaşı olmayanlar kuyruğunda daha uzun süreler 2. sınıf muamele göreceğiz, bunu bu şekilde kafamız çalışmaya başlayana kadar ödeyeceğiz. Ha zaten yurt dışına çıkabilenler pek AKP seçmeni değil ama yabancıların gözünde hepimiz müslüman, RTE'ci, geri kalmış insanlarız... Bunların karşısında sağlam bir rakip olmazsa bunlar korkmaz ve devam ederler. Ciddi bir rakip, iktidarı yarın ele geçirebilecek bir rakip olsa yarın her şeylerini kaybedip, hesap vermek zorunda kalacaklarını bileceklerinden tüm bunları yapamazlar ama öyle bir oluşum henüz yok. Benim tek umudum ekonominin daha kötü hale gelmesi ile değişimin geleceği yönünde. Çünkü her kesimin ortak noktası ekonomi. Musluklar kesildikçe tepişmeler başlar ki referandumda büyük şehirlerde bu görüldü. Ekonomi ilk oraları vurduğu için AKP kaybetti. Yalnız bir yandan da RTE'nin seçimle yerinden vazgeçmesi imkansız gibi görünüyor bana. Çünkü CB'liği bile şaibeli. Gücü kaybetmemek için daha çok suç işlemek, işletmek zorunda kalıyor ki bir an için gücü kaybetmesi çok kötü bir sona götürür onu. Bunu yaşamak isteyeceğini sanmam ve o yüzden asla bırakmayacaktır. Seçim meçim zor. Entropi galip gelene kadar başkan olacak.
  10. Her şeyin nedeni olan her yerde olmak zorundadır yoksa her şeyin nedeni olamaz. Olup bitende ne zaman bir dış müdahale gördün ki bırak bir kereyi her olaya müdahil olmadan bahsediyorsun. Mesela sen WC'de sıçarken aslında sen sıçmıyor musun, seni dürten bir şey mi var? Bu raddeye mi geldin artık?
  11. Sıkıntın hayatında renk, hareket yok, bir uğraş yok, mutlu omayı çocuklarını görmeye endekslemişsin. Kanuni engelleri bilmiyorum ama bir baba olarak çocuklarını görmene engel olan ne? Okullarına gidip göremiyor musun canın istediğinde? Bu bir sorun mu? Yasal bir engel varsa anneleriyle bir şekilde görüşüp bu çocukların bir varlık nedeninin de sen olduğunu anlatabilir, babasını yeterince görmeyen çocuklarda oluşabilecek bir takım sorunlarda annenin büyük bir sorumluluğu olabileceğini vs. gibi etkileyici ve mantıklı argümanlar öne sürerek ve müsadesini almaya çalışabilirsin. Belki yasal yollar da vardır denenebilecek. Bence hiçbir yasa senin çocuklarını görmene engel olamaz. İstesen bu durumu suistimal bile edersin. Varsın uğraşsın hatun. Rafet El Roman olayı gibi...
  12. Böyle vücudun olsa aletim yeterince büyük der gene çekinirdin. Olay ne böyle bir vücutta ne eşşek kadar malda. Olay tek bir şeye endeksli değil. Olay bir bütün olarak kendini geliştirebilmekte. Bunları anlamak maalesef hayatı anlamakla eşdeğer. Yıllar alıyor. Bunun için saçma sapan dogmalardan arınarak hayatı ateistçe (korkuları terk ederek, reel olarak) kavramak gerekiyor. Bu arkadaş hayatın zorluğunu, eziciliğini, hayatta yalnız olduğunu çok iyi hissetmiş çünkü acısını kendi çekiyor. Bu ilk adımdır. Yapması gereken bunun iyice farkına varıp, rasyonel düşünmeye başlaması. Kurtuluş düşünmekte, sorgulamakta ve düzeltmekte. Sorgulamayan düzeltemez, çünkü eksiği hep dışarıda arar, zamanını değiştirmesi mümkün olmayan şeylerde harcar durur. Suçu anne, babada, toplumda aramak var olan eksikliği kapatmayacaktır sadece psikolojik olarak rahatlatacaktır, sıkıntı hala yerinde duracaktır. Bu girdaba girmeyin, tuzaklara düşmeyin arkadaşlar. Her şeyi sorgulayın. Dayatılan doğruları kabul etmek değil kendi doğrularınıza düşünerek ulaşın. Eksiklerinizden asla tam olarak arınamazsınız, onlar hep orada yüzeye çıkmak için bekler ama tokadı basıp git len diyecek olan rasyonel düşünme sisteminizdir. Arkadaşım, eziklik sonsuza dek üzerinde yapışıp kalacak bir şey değil, kendini geliştir, yeni bir şeyler öğren. Öğrendiklerini arkadaşlarına aktar. Bu yapabileceğin en temel özgüven verici şeyler biridir. Hem öğrenir, hem öğretir hem yeni şeyler öğrenmek için zemin oluşturmuş olursun. Hareket et, şikayet etme. Bu hatayı yaptığında da bu cümleyi tekrar et ki realiteye dönesin...
  13. Spor yap, ekmek yemeyi kes, birayı bırak. Bu son ikisi kilo aldıran ve hantallaştıran şeyler. Tahıl beyin yapan şeyler. Yemekleri ekmeksiz yemeye çalış. Tatlı da aynı şekilde azalt. Sentetik şekeri azalt. Bunlar hep bir kısır döngüye sokar seni. Mutsuz oldukça abanırsın bakmışsın şekilsiz biri olmuşsun, nerde eski günlerim dersin. İşinin bilgisayar başında olduğunu bildiğim için aşağı yukarı ne durumda olduğunu tahmin edebiliyorum. Durumunun farkına var, yanlışlarını gör. İradeli ol. Asla kolay olmayacak ama başlarsan değişimi görürsün. Yoksa yol alamazsın, sürekli dışarıyı suçlar kendini mükemmelleştirir durursun. İnsan gelişmek istiyorsa en acımasız eleştirileri kendisine yapmalıdır. Her alanda! Bunları yüzeysel algılama cidden uygula. Görüntüne dikkat et. Görüntün özgüvenini arttırması açısından önemli. Bence her ne kadar bazen ikinci plana atılsa da her zaman birinci planda olan şey görüntündür ve o görüntünle yansıttığın kişiliğin uyumu. O uyum yoksa çok yakışıklı olsan da yürümez. Şaşırır kalırsın. Ama bunlar hep bir yolculuk. Her bileşen beraber gelişiyor. Görüntün, karakterin, davranışların, diğer insaların onaylaması sonucu oluşan mutluluğun... Hatun seni vasat olduğun için terk etmiş olabilir. Vasatlık aktivitesizliğinden olabilir. Ha tek başına yaşamış ha seninle gibi bir hesaba girmiştir. Hatta seninle yaşamak yük bile olmuş olabilir. Bu süreci objektif olarak sorgula ama gidip kıçını yalama hatunun. İyi bir ders olarak düşün. Eğer ders çıkartırsan akıllı bir insan olmuş olursun. Hayatın düzelir. Güzel hatunları etkilersin. Mutlu olmanın büyük bir parçası diğer insanların onayını almaktır. Onay almak nedir? Güzelsin, yakışıklısın, çok zekice bir laf ettin, esprilerine gülünmesi, insanları etkileyebildiğini fark edebilmen vs... gibi her türlü iltifat ve pozitif geri bildirim... Bu durumlar hatunlarda erkeklere göre daha yüksek bir zaaftır ve bunu avantajına kullanmayı öğrenebilirsin zamanla. Bu da daha çekici hatunlarla olan şansını arttırır. Ancak sen de aynı geri bildirimlere bağımlısın. O nedenle eksik kalan yönlerini acımasızca eleştirerek tespit et. Üstesinden gelmeye çalış, çabala. Her attığın adım sana pozitif etki edecektir. Ama değişim bir günde olmayacak, aylar yıllar alacak. Bu seni korkutabilir ama öyle sihirli bir hap yok seni birden bire istediğin kişi yapacak. Zaten sen de bu hale bir anda gelmedin. Yılların birikimi... O yüzden yola girmekten korkma. Rasyonel ol, bu uzun bir süreç... Kendi zihinsel devrimini geçirmen gerekiyor. Bu çok işkenceli bir süreçtir, tüm doğru bildiklerini sorgulatır ama yapmak zorundasın. Bunlar sana masal gibi gelebilir ama şu yazdıklarım sana acı veriyor olsa bile kızma, hissetmeye çalış ki kendini geliştirmek için motivasyonun olsun. Hayat asla statikoyu affetmez. Üzerinden geçer gider. Ya bunu kabul eder böyle üzerinden geçilmesine müsaade edersin yada gitarı eline alır müziği kendin yazarsın.
  14. Ben de senin argümanlarına karşılık aynı işlemleri beynin ile yaparsak bilgisayardan farklı sonuç alamayacağımızı dolayısıyla bilgisayarların halting problemini çözememesine karşılık insan beyninin çözdüğünü düşünmenin, beynin bir bilgisayar olmadığını söylemede eksik kaldığını belirtiyorum. İnsan beyni halting problemini belli bir zaman aşımından sonra rastgele seçim yapan bir algoritma ile çözüyor olabilir. Sonsuz enerji harcamamak için bu şekilde evrimleşmiş olmalı. Yoksa hayatta kalamazdı... İnsan beyninin böyle bir yol bulmuş olması özgür iradeye dair bir bilgi vermez. Bu durum asenkron programlama ile uğraşan bilgisayar programcılarının çok kullandığı bir yöntemdir. X süre kadar cevap yoksa o işlemi iptal et. Belki bazen uzun süre düşündükten sonra seçim yapıyor oluşumuz böyle bir algoritmaya işarettir. Senin 30 s önce nasıl davranacağını kağıda yazıp zamanı geldiğinde onun dışında bir şey yapamaman özgür iraden olmadığını gösterir çünkü hesaplanabilirliğinin delilidir.
  15. İstediğini düşünmek deneyimlerinde olanlar kadardır. Yeni doğan ne kadar sınırsız düşünebiliyorsa o kadar sınırsız düşünüyorsun sen de. Düşüncelerinin kaynağı ne? Önce onun sorgulamasını yap.