Jump to content

Sundance

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    1.122
  • Katılım

  • Son ziyaret

Sundance kullanıcısının paylaşımları

  1. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Bencil birinin fedakarlıkta bulunmasına bir örnek: Bencil biri herkese karşı bencilken, sevdiği biri için fedakarlıkta bulunabilir. Örneğin çocuğu. Bencil biri başkalarına gösteriş olsun diye fedakarlıkta bulunabilir veya sadece bir an yoğun duygu duyup normalde yapmayacağı bir fedakarlık yapabilir. İnsan makine değil. Motamot yaklaşım doğru değil. Bir çok hali var insanın. Hani derler ya insanlık hali. Peki o zaman, 60 yıl çekilen acıyı iyiler için sonsuz mutluluk var ve dünyada yaşanan 60 yıllık acının bunun karşısında lafı bile olmaz diyordun, acının var olma sebebini, gerekliliğini bu şekilde açıklıyordun. O halde bu 60 yıllık bir sürede iyi değil sıfatını alan insanların acı çekmesini nasıl yorumluyorsun? Diyelim ki bu insanlar sonsuza kadar acı çekiyor. Bu durumda aynı mutluluk gibi bunların da dünyada yaptıklarının bir etkisi olmadığı gibi bir durum ortaya çıkacak. Bir hiç yüzünden (dünyada yaşananları sonsuzluk karşısında bir hiç gibi görüyorsak) tanrı tarafından sonsuza kadar acı çekmeye mahkum edilmiş olacaklar. Böyle bir tanrı için iyi diyebilir misin? iyi de bu durum sadece insana özgü değil ki, hayvanlar da ölmek istemiyor. Bu durumda aynı iddiaları onlar için de yapabilirsin. İnsanın hayal kurma ihtiyacı da var, şimdi insanın hayal kurma ihtiyacı olması kurduğu hayallerin gerçek olacağına bir delil olabilir mi? İnsanın öğrenme ihtiyacı da var. Şimdi insanın öğrenme ihtiyacı olması sonsuz bilgiye sahip olmak zorunda olmasına delil olabilir mi?
  2. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Neden bulunmasın? Bencil biri fedakarlıkta bulunamaz mı? Nedir peki iddian? Ne olacak iyi olmayanlara? Elbette kabullenmek, benim kastettiğim kabullenme durumunda zaten böyle bir ihtiyaç duyulmadığı. Doğru yok olmayı istemem, aynı zamanda çok mutlu olmayı isterim, çok zengin olmayı, çok beğenilmeyi, çok başarılı olmayı isterim. Ama hayattan istediklerimin hepsinin gerçekleşmesi gibi bir beklentim yok.
  3. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    İnsan nasıl tutarsız bir varlık değil? Bir örnek: Kuzenimin yaşadığı yerde, mahallede çok iyi bilinen bir adam, herkese yardım eden, yardım kurumlarında gönüllü çalışan bir adam, pedofili çıktı. Evinde çocuk pornoları ile yakalandı. Bakarsın bencil birisi yeri gelir çok büyük fedakarlıkta bulunur. Bir insanın bir anı bir anına uymadı diye, kişiliğinde değişiklik gösterdi diye insan sınıfından çıkaramazsınız ki Tamam onu diyorum işte, diyelim kötüler, kendi dünyalarını cehenneme çevirdiler. Şimdi bu sizin en başta, tanrının dünyayı sonsuz mutluluktan önce acının öğrenileceği yer olarak yarattığı iddianıza ters değil mi? Evrimin bilinçli bir tasarım yapma gibi bir özelliği yok. Ortada bilinçli bir tasarım da yok. İyilik - kötülük kavramları da öznel kavramlar. Basitçe belirli bir tür, türünü devam ettirme yolu olarak akıl geliştirmiş. Saygı duyuyorum. Ben bunu kendi kendini kandırmak olarak değerlendiriyorum, böyle bir ihtiyaç da duymuyorum.
  4. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Niyetim seni yargılamak veya inancını değiştirmeye zorlamak değil, öne sürdüğün kavramı irdeliyorum. Yoksa ortada ne ahiret var, ne de insanlar hakkında hüküm veren bir ilahi güç. Olmasının mümkünlüğünü tartışıyoruz. Realite iyilerle kötüleri ayırmak gibi basit bir şey değil. Star Wars evrenindeki gibi karanlık taraf ve aydınlık taraf diye ayrılmıyor gerçekte. İyilik ve kötülüğün birbirine girdiği gri, kaotik bir durum var. Ortada iyilik veya kötülük olmasını yönünde bir irade, bilinç yok. Kötü insanlar için cehennem yok ama herkesin birbirine kötülük yaptığı ayrı bir dünya var diyelim. Bu da bir nevi cehennem olmuyor mu? İyi dünyayı boş ver, kötü dünyada insanlar kötülük yapmaya devam ediyorsa en baştaki kötülüğün sonsuz mutluluk için öğrenilmesi gereken bir şey olması şartı yine bozulmuş oluyor. Ölmeyi, yok olmayı elbette istemiyorum. Canlıların hemen hepsi de istemiyor. Tüm canlılar ölümden kaçacak şekilde hareket ediyor. Bunun sebebi de evrimsel olarak böyle olmak zorunda olmaları. Canlının türünü devam ettirebilmesi için ölümü istememesi, ölümden kaçmaya çalışması doğal bir şey elbette. Ahiret inancı da bu dürtüden doğmuş olamaz mı? Ölümü reddetmek, ölümden sonsuza kadar kaçmaya çalışmak dürtüsü. İnsan fantezi yaratabilen bir canlı sonuçta. Hayal kurmaya varınca süpermenden tut da, elfler, periler, noel baba gibi uydurabildiği sınırsız fantezi var. Bunlar da insana psikolojik olarak mutluluk verebilir. Ahiret de bunlardan farklı değil.
  5. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Eh be Can_Ahmet, madem arkasında duramayacaksın ne diye atıp tutuyorsun? Çalışıyor dediğin makineyi yap da göster diyorum, şak diye makineyi önüme koyamayıp kıvırmaya başlıyorsun. Mezdeke gibi kıvırttırmaktan gına geldi seni. Hadi canım, anca gidersin, bir daha abilerin konuşurken dalma öyle yırtık dondan fırlar gibi.
  6. Sundance

    Videodaki ateist kadar inatçısı burada yoktur herhalde

    @akılsızşuursuzatom Daha önce böyle kaç tane video getirdin foruma, her seferinde sana anlattık. Forumda videonun söylediği “sanat - sanatçı” argümanından tut da, diğer bütün argümanlara kadar verilmiş zibilyon cevap var. Ama sen o kadar anlatmamıza rağmen yine dönüp aynı şeyi yapıyorsun. Niyetin forumu kullanıp, burada cevap arayan insanlara şakirtlerin reklamını yapmak mı? Videoda ben cevap verememiş bir ateist değil, montajla kesile kesile kuşa dönmüş ve konuşmasına izin verilmemiş bir ateist gördüm. Haaaa kesilmemiş hali ile gereken cevapları verebilmiş midir bilemem ama verse de ne olacak? Biz videoların altına yazıyoruz izin vermiyorlar ki cevaplar gözüksün. Sana daha önce göstermiştim. Niyet cevap almak değil en başta. Cevap alma niyeti varsa buyur, whatsapp ile ulaşabiliyorsun madem, gelsin arkadaşlar foruma ama öyle “ben aslında ateistim ama bir arkadaşım var böyle söylüyor” şeklinde kaypakça değil ama “ben şu, şu kanalda şakirtlik yapıyorum” diye talep etsin cevap. Görelim bakalım verilebiliyor muymuş cevap.
  7. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Ben sana buyur çalıştır demiştim en son, nerede? Hadi göster bakalım şu çalışıyor dediğin devir daim makinesini. Hadi bakalım, buyur koy makineyi önümüze de, biz de utanıp “vay beee sen ne üstün zekalı bir şahısmışsın, ver elini öpelim” diye saygı duyalım sana. Haaaa, bu kadar atıp tutup da gösteremezsen eğer, kılkuyrukluğun da tescil edilmiş olur tekrardan.
  8. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Ahhhh canııım üstün zekalı mısın seeeen? Gördük gördük, devirdaim makinesinin, hayali uygarlıkların gerçek olduğunu sanacak kadar keskin zekan var maşallah. Hadi canım hadi, şöyle yandan yandan, uza
  9. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Böyle başa böyle tarak Can_Ahmet. Senin gibi kılkuyruğa az bile. Ben yine senin yaşın küçük veya akli dengen yerinde değil diye frene basıyorum. Yoksa hak ettiğin daha fazla.
  10. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Tahammül sınırını değil, hiç bir şey bilmediğini görmüş olduk. Bir de “fikir alış verişi” üzerinden estin gürledin. Niyetinin fikir alış verişi olmadığını da anlamış olduk. Foruma musallat olmuş troller arasında yerini almış oldun böylece.
  11. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Zamanında çok mu koydum Can_Ahmet? Ne bu kuyruk acısı? Sana nasıl dansöz gibi kıvırdığını gösterdiğim mesajın acısı mı bu? Hani nasıl ağzına sıçıla sıçıla öğrenmekten zevk aldığını gösterdiğim. Canın çekti herhalde, benim mesajımın altına yırtık dondan fırlamış gibi dalıyorsun böyle?
  12. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Evet iki hafta boyunca sabah öğle akşam en sevdiğin yemeği ye, ikinci haftanın sonunda sıkılırsın. Sıkılmazsan o yemeği değiştirmen için her hangi bir dürtü olmaz. Sonsuza kadar aynı yemeği yer durursun. Hani diyordun ya "ot gibi" işte aynen öyle. Kaldı ki süre sınırlı değil, sonsuzluktan bahsediyoruz burada. 2 milyar üssü 7 milyar üssü 17 milyar yıl boyunca her öğün aynı yemeği yemek bile sonsuzluğun yanında solda sıfır. İfadesiz. Eğer en ufak bir sıkıntı olma ihtimali var ise, bu ihtimalin yanındaki çarpan "sonsuzluk" oluyor. Yani en ufak bir sıkıntı bile sonsuz sıkıntı demek. Düşün ki ahirette ilk gördüğün muhteşem bir manzara seni mest ediyor. Hiç sıkılmadan, sonsuza kadar o manzarayı seyredip duruyorsun. Sıkılmıyorsun ki gözünü çevirip de başka ne var diye bakasın. O ilk gördüğün manzaranın mutluluk anında takılıp kalmış, kaskatı kalıveriyorsun sonsuza kadar. Odun gibi. Sıkıntı yok sonuçta. En başta diyordun ya "tanrı kötülüğü yok etmek istemiyor çünkü acı olmazsa insan ot gibi olur" işte ahirette acı olmaması durumu "ot gibi" yani. Madem "ot gibi" olacaktı eninde sonunda, dünyada niye "ot gibi" olmaması için acıyı verdi? İyilik, kötülük, seçim, özgür irade bunların hepsi birbirine bağlı olan şeyler. İnsanlar yaşadıkları tecrübelere bağlı olarak seçim yapıp, karar veriyor. Eğer ahirette bir bilinç, bir etkileşim, bir tecrübe ve bunlardan oluşan bir deneyim ve değişim söz konusu ise, bu değişimi sonsuzluğa tabi tutarsan elde edeceğin sonsuz bir değişim olacaktır. Bu şu manaya gelir, hayali ahiretinde değişime izin var ise, olması muhtemel herhangi bir tecrübe gerçekleşecektir. Hem de sonsuz kez, sonsuz tekrar ile. Yok ise, sonsuza kadar donuk, robot olmaya mahkum olmak gibi bir durum ortaya çıkar. Bu arada sizin öne sürdüğünüz ahirette sadece iyiler mi yer alıyor? Niye "biri iyi olmaktan sıkılıp kötü olmaya karar versin" örneğini verdiniz ki, "cehennem yok, safsata" dediğiniz için ben kötülerin de ahirette olacağı gibi bir izlenim edindim, yanılıyor muyum yoksa? Tanrı 2 yaşındaki bir bebeğin kendi babası tarafından tecavüze uğrarken iç organlarının parçalanıp, ölmeyi öğrenmesini mi istiyor o bebeğin sonsuz mutluluğu yaşaması için? Bu bebeğin yaptığı bir seçim filan da yok. Böyle bir acıyı yaşamasının nedir izahı? İnsan ne acı yaşarsa yaşasın, sonuçta sonsuz mutluluk olmuyor mu elde ettiği? Sonsuz mutluluk karşısında da yaşadığı acıların etkisi tamamen kaybolmuyor mu? Eeee madem tanrı eninde sonunda insana sonsuz mutluluğu verecek ve yaşanan acıların hiç bir önemi kalmayacak, o sonsuz mutluluğu vermek için ne diye acıyı öğretiyor? En başta verse ya. "Tanrı benim acıyı öğrenmemi istiyor, bu hayatta acı çekmeliyim, tecavüze uğrayıp, soyulmalı, işkenceden geçmeli, öldürülmeliyim. Böylece bunların ne olduğunu öğreneceğim. (Bunları hiç birini yaşamayan insanlar da ne olduklarını biliyor gerçi ama hadi öğrenmekten kastettiğiniz şeyin insanın başına gelmesi olduğunu kabul edelim) Tanrı bana bunları öğrettikten sonra bana sonsuz mutluluğu verecek, bu mutluluğun sonsuzluğunda ben yaşadığım bu acıların etkisinden kurtulup bunları yaşadığım için hayıflanmayı bırakacağım. Yaşadığım acıların hiç bir etkisi kalmamış bir şekilde sonsuz mutluluğumu yaşayacağım." İyi de madem ben eninde sonunda sonsuz mutluluğu yaşayacaktım, en başta bu tanrı ne diye benim eziyet çekmemi sağladı? Madem çektiğim eziyetin bir etkisi yok ne diye çektim ben onca eziyeti?
  13. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Siz Adnan Oktar’cı mısınız? Evrimi çökertmek için fosil diye balık yemini gösteren adamlarla tartışmanın manası yok çünkü. Sıçramalı evrim tezi ile ilgili @teflon cevabını vermiş zaten. Ortada genetik sürüklenme, doğal seçilim gibi bir sürü alternatif mekanizma varken kalkıp da mal bulmuş mağribi gibi işine gelen tek bir kavramı, burada evrim teorisinin tek açıklaması olarak yutturmaya çalışmak abes. Kaldı ki sıçramalı evrim tezinin neresinde tek bir nesilde tür ayrımı olduğu iddia ediliyor? Tyrannosaurus’dan devekuşu doğması gibi bir durum yok. Sıçramalı evrimi ortaya atan Gould bile adaptasyonun toplam nesilin %1’i gibi bir oranda gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini ve bunun mekanizmasının doğal seçilim olabileceğini öne sürüyor. Yani yine tek bir nesilde tür değişimi iddiası yok, doğal seçilimin baskısı doğrultusunda hızlıca bir değişim olabileceği söyleniyor. Hızlıcadan kasıt ne olursa olsun aradaki değişim ve zaman farklılaşmayı - türleşmeyi getiriyor. İnsan için söz konusu olduğunda nesiller söz konusu. O nesiller boyunca dünya üzerindeki popülasyon sayısı aradında tek bir bireyin sıçrama yaptığı gibi bir tez yok ortada. Kaldı ki, insanın evriminde homo erectustan homo sapiense geçişte 100.000 nesil var. Sizin iddianızın geçerli olabilmesi için atıyorum 92.323 nesilde hiç bir farklılık olmayıp 92.324’üncü nesilde homo erectus bir anne ve babadan homo sapiens bir yavru doğması lazım. Tabii bu yavrunun dünya üzerinde dağılmış olan popülasyonlar arasından doğduğu ile tam olarak aynı popülasyonda, tam da aynı nesilde bir de dişisi doğması lazım. Genetik çeşitlilik için bu da yeterli değil tüm bu popülasyonun, tam olarak aynı nesilde yeteri sayıda homo sapiens doğurmaya başlaması lazım. Bu durumda bile Adem ile Havva olamıyor zira bunlarla birebir aynı nesilde yeteri kadar birey olması lazım. Dininizde anlatılan başlangıçta bir tek Adem ile Havva vardı iddiası yine olmuyor. Evrim teorisini hakk tealaya dayanmadığı için reddedeceksek, oldu olacak yıldızları da şeytana atımlık taş olarak kabul edelim bırakalım bu işleri tümden.
  14. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    https://www.google.com/amp/s/amp.onedio.com/haber/386330 evrimagacı’ndan: Mutasyonların çok büyük bir kısmı(%70-%90) etkisiz(nötr) mutasyonlardır. Geriye kalan kısım(%10-%30) zararlıdır. Zararlı mutasyon miktarı türden türe değişir. Nötr yada Nötr’e yakın faydalı mutasyonlar uzun sürede, kademeli etki göstererek türe fayda sağlayabilir. Geriye kalan ve ani değişimler yaratabilen daha az sayıdaki mutasyonların büyük bir kısmı zararlıdır. Nötr mutasyonlar çevrenin değişimi ve başka mutasyonların etkisiyle olumlu veya olumsuz bir etki yaratabilir. Bu mutasyonlar için bir süreç yaratır ve etkisini sürece yayar. Bu durumda da sıçramalı bir değişim yerine, kademeli ve canlının adapte olabileceği bir süreçte değişim gözlenir. Bu da mutasyonların zararlı etkilerini hiçe ya da çok aza indirgemektedir. Evrimağacı ilk insanın olmadığı makalesi: https://www.google.com/amp/s/evrimagaci.org/ilk-insan-asla-var-olmadi-5498/amp
  15. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Evrim teorisinde ani bir genetik farklılaşma olması diye bir şey söz konusu değil. “Evrim teorisi böyle diyor” iddian doğru değil. Verdiğin benzetmeler ile evrimin işleyişi birbiri ile uyuşmuyor. Bırak bir türün başka bir türe geçişi için gereken milyonlarca yıl süreyi, Lenski deneyinde bir bakterinin farklı bir özellik kazanması için bile bir çok alt mutasyon (genetik değişim yani hani ani oluyor diyorsun ya) gerçekleştiği gözlemlenmiş. Bakteri popülasyonu sitrat enzimleme yeteneği kazanana kadar kısmi enzim yapan ara tür fosilleri gözlemlenmiş geçmiş bakteri kayıtlarında. Ortaya konan teori ile iddian arasında alaka yok. Ha diyorsanki ben kendi kafama göre bir evrim teorisi uydurdum ona göre konuşuyorum bu da beni ilgilendirmez. Ben kalkıp da “Kuran’da Allah kendi etrafınızda 3 kez dönüp, yüksek sesle Tarkan şarkıları söylemenizi emrediyor” deyip Kuran’ın çok saçma olduğunu savunuyor muyum? Dediğim gibi varsa ortaya koyabileceğin bir bilimsel kaynak, bekliyorum.
  16. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Merak ediyorum, ahirette hiç acı olmayacağına göre, hiç depresyon, açlık, rahatsızlık, can sıkıntısı olmadığına göre değişikliği ne gerektirecek? Böyle olduğunda bir insan hoşuna giden bir şeyle karşılaştığında sonsuza kadar içinden çıkamayacağı bir mutluluk anına hapsolmayacak mı?
  17. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Niye insan fikir değiştiremez mi? Sıkılamaz mı? Karakteri değişemez mi? Sonsuzluktan bahsediyorsun yeterince süre geçtikten sonra deneyimlenmesi mümkün her şey deneyimlenecek ve sonsuz bir tekrara girecek. İnsanın bir seçim yapıp sonsuzluk boyunca o yaptığı seçime mahkum olması gibi bir durum mu var? Eğer öyle ise ahirette özgür irade mi yok? Bu arada acı insanın bir şeyler öğrenmesi veya seçim yapması için zorunlu mudur? İnsana öğretmek veya seçim yaptırmak için acı dışında bir alternatif yok mudur? Eeee ahirette hiç bir değişiklik olmayacak o zaman. Sonsuza kadar tekrar. Peki madem kötülük hiç bir şey ifade etmiyor madem öyle “dünyada isteyen istediğini yapsın, ensardakiler çocuklara tecavüz etsin farketmez” niye diyemiyorsun?
  18. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Terbiyeni takın, ağzımı bozmadım sana. Yok ben illa istiyorum diyorsan, bilelim. Yanlış diyoruz söylediğin OK? Yanlış! Diyorsan ki ben çok biliyorum buyur, evrimin ani gelişimi ile ilgili bilimsel saygınlığı olan kabul görmüş bir makale koy buraya. Hodri meydan. Koyabilecek misin? Konu ilk insan diye bir şeyin mümkün olup olmaması. Homo erectustan homo sapiense geçiş için 2 milyon yıl geçmiş diyoruz. Ortaya bir video atmışsın sanki evrimin mihenk taşıymış gibi ama hadi diyelim 14 saniyede, 1 saniye olsun oran. 2 milyon yıl için aynı oran 142.000 yıl yapar. 7.100 nesil yapar. O zamanki dünya üzerindeki popülasyonu düşünürsen bilmem kaç milyar birey yapar. O bir saniye dediğin an işte buna denk geliyor. Birbirinin hemen hemen aynısı milyarlarca birey. Evrim, canlının bireysel olarak geçirdiği bir olgu değildir, popülasyonun nesiller boyunca geçirdiği bir olgudur. İnsanın evrimini ele alırsan senin bir anlık dediğin anın içine bile milyarlarca birey giriyor. Tek bir bireyden bahsetmek için daha konunun alfabesini bilmiyor olmak lazım.
  19. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Başka bir açıklama yok zaten @teflon bu konuda iyidir, takip etmeye devam et.
  20. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    1- Benim sorduğum sorunun cevabı değil yalnız bu, ben tanrının sonsuz mutluluk sağlama gücü var ise acı tattırmasına ne gerek var? diye soruyorum. Sorduğum 1. soru bu. "Sonsuzluk karşısında 60 sene acıdan kim hayıflanır" diyorsunuz. Sonsuzluk karşısında 60 senenin esamesi okunmaz ise, sonsuzluk karşısında bu 60 sene acının hiç bir etkisi olmuyor ise bu 60 senelik acı niçin gerekli diye soruyorum. "Acılar çeşit çeşit ve sınırlı. Eğer amacı öğretmek ve seçim yaptırmak ise neden aynı acıyı iki kere tattırsın, bir kere yeterli olur." Sorduğum sorunun cevabı değil. 2- Eğer acının varlığı gerekli ise sonsuz mutluluk nasıl oluyor? Sonsuz mutlulukta acı olmayınca insanların öğrenmesi, kavraması, keşfedebilmesi, ot gibi olması problemi yine geçerli olmayacak mı diye soruyorum. Verdiğiniz cevap bu sorunun da cevabı değil. 3. soruma cevap vermeyi tercih etmişsiniz ama bu verdiğiniz cevap da tamamen ahiret odaklı, dünyada ne yaşandığının hiç bir önemi yok. İsteyen istediğini yapsın, çalsın çırpsın, yaksın, yıksın, öldürsün, tecavüz etsin... Bir önemi yok. 60 seneden sonra sonsuz mutluluk başlayacak. Sonsuz mutluluk karşısında bunların hiç bir manası kalmıyor. Öyle mi? Bu verdiğiniz cevap ile İslam'ın alakası yok. Müslüman olmayabilirsiniz, benim inancımda cehennem yok diyebilirsiniz elbette. Dediğim gibi ben inancınıza saygı duyarım neye isterseniz ona inanın ama bu inancınızın doğru olduğu manasına gelmez. Dünyada fantezi ürünü dünya kadar eser var. Elfler, periler, gülyabaniler, cinler, Noel babalar, süpermanler.
  21. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    1- Eğer tanrının insanlara sonsuz mutluluk sağlama gücü var ve bunu istiyor ise o halde 60 yıl acıya ne hacet? 2- @poiuz A- Tanrı kötülükleri yok edemiyor? B- Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor? diye sormuş Siz de "B-Tanrı kötülükleri yok etmek istemiyor çünkü acıyı bilmezse seçimleri muallak olur, ot gibi olur öküzün trene baktığı gibi etrafa bakar. Değer bilmez. Keşfedemez." demişsiniz. Şimdi tanrı insanlar böyle olmasın diye kötülükleri yok etmek istemiyorsa sonsuz mutluluk ne menem bir şey oluyor!? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? 3- Bir de işin öteki yüzü var. Siz sanki sonsuz mutluluk garantiymiş gibi yorumlamışsınız, ya sonsuz acı olursa? O durumda ne olacak? Tanrının sonsuz acı verdiği insanlar için de, 60 yıl hayattan sonra sonsuz acıya kavuşmalarını normal karşılıyor musunuz? 60 yıl acıyı telafi edecek bir sonsuz mutluluk yoksa, yerine sonsuz acı olduğu zaman ne olacak? Madem tanrı kötülükleri insanlar için yok etmek istemiyor o halde bu sonsuz acı ne oluyor? Öyle değil mi, en azılısından tut da herkes kendine sonsuz mutluluğu yakıştırıyor ama işin bir de sonsuz acı kısmı var. Madem tanrı kötülüğü karşısında sonsuz mutluluk olduğu için yok etmek istemiyor, bu sonsuz acı da nereden çıkıyor?
  22. Sundance

    Mükemmel bir ateist olmam lazım...

    Aniden değişim söz konusu değil, ufacık bir değişim için bile bir çok mutasyon altyapısı bulunmaktadır. Canlıda görünüşte fark yaratmayan ancak genetik olarak değişim yaratan bu mutasyonlara nötr mutasyon deniyor. Lenski deneyi, bakterilerin sitrattan faydalanabilmesi için gerekli evrimin, üreme sürecinde geçirdikleri milyarlarca mutasyonların içinden başta nötr sanılan mutasyonların üst üste gelmesi ile nasıl gerçekleştiğini gösterir. https://evrimagaci.org/deneysel-evrim-lenskinin-uzun-donem-e-coli-deneyi-207 Bu kadar mutasyon sadece bir bakteri türünün sitratı hazmedebilmesi için gereklidir. 30 sene içinde gerçekleşmiştir. İnsanın evriminde homo erectustan homo sapiense geçiş için ise 2 milyon yıl geçmiştir. Aradaki fark ise budur: Homo erectus: İnsan: Aradaki geçiş için milyonlarca yıl gereken bu evrim için aniden olmuş diyemezsiniz. Arada geçen onbinlerce nesilin içinde ebeveyninden veya yavrusundan farklı bir tür ismi alacak kadar değişiklik göstermiş tek bir birey gösteremezsiniz. Bu yüzden ilk insan diye bir kavram mümkün değildir. Bu kavramın mümkün olmadığını kavrayamayan birinin evrimi anlamadığı ortaya çıkmaktadır.
  23. Sundance

    Çok eşlilikle ilgili

    “Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” demişler Ama o zamanlar savaş vardı, erkek sayısı azdı - Hooop çok eşlilik aklanmış oldu Ama Muhammed yaşlı, hasta kadınlara hastabakıcılık yapmak için evlendi - Hooop Muhammed’in kadın düşkünlüğü aklanmış oldu Ama Muhammed İslam’ı hızlıca öğrenip hadis üstüne hadis aktarsın diye küçük yaşta Ayşe ile evlendi - Hooop sübyancılık da aklanmış oldu Ama kadınların çok eşli olması fitratlarında yok. - Hoooop cinsiyet ayrımcılığı aklanmış oldu Hop hop, hoooop da hooop Oluyor mu böyle? Hayat kimseyi, Muhammed İslam’ı 9 yaşındaki çocuğa seve seve öğretti diye savunmak durumunda bırakmasın.
  24. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Bir acının unutulmasının mümkün olması, tanrının acı faydalı olduğu için kötülüğü yok etmek istememesi sonucunu çıkartmaz yalnız. Sizin şahsi tecrübeleriniz veya bir şeye inanmanın insanların psikolojisi üzerindeki etkisi tanrının varlığına kanıt olamaz. Ateistler olarak ahiret inancının psikolojik olarak insanı rahatlatabileceğini anlamadığımızı da nereden çıkardınız anlıyoruz elbette, bilinmeyen bir konu değil ki bu. Ama bir şeyin psikolojik olarak telkin edici olması o şeyin gerçek olmasını veya gerçek sayılması gerektiğini sağlamıyor. Ben sizin şahsi inancınıza saygı duyarım ama şahsi inancınıza saygı duyuyor olmam şahsi inancınızın doğruluğunu onayladığım manasına gelmiyor. Ayrıca intiharı düşünecek kadar büyük acılar çekip de ahirete inandığınız için intihar fikrini tolere edecek durumda iseniz yanlış forumda yazı yazdığınızı düşünüyorum. Bir an önce psikolojik destek almanızda fayda var.
  25. Sundance

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Diyemezsin tabii, kötülük seviyesi üst limitte verdiğim örnekte. 50 yıl sonra dersen de, bu o kötülüğün kabul edilebilir hale geldiğini değil senin sapıtmış olduğunu gösterir. İşte benim tanrım umursamıyor dediğin kötülüğün seviyesi bu. Bütün bu kötülükten sonra "Ama gelip geçici bunlar" diye bir çıkış yolu var ise o zaman dünyada kim ne yaparsa yapsın önemi yok. İsteyen bebeklere tecavüz etsin, isteyen cinayet işlesin, isteyen çalsın çırpsın. Nasıl olsa etkisinin gelip geçici olduğu bütün bunların yok sayılması gibi bir durum var. Hayali, absürt fantezilere dayalı bir mantık öne sürüyorsun, itiraz edince de "anlamıyorsunuz" diyorsun. "Bitti gitti" ifadesi sana göre "bitti gitti" Sanki hayatta sadece "Ama o bana eşek dedi ühü ühü" tarzı çocukça psikolojik acılar varmış gibi savunuyorsunuz, hiç bir zaman etkisinin geçmesi mümkün olmayan, muazzam acılar var. Israrla kaç mesajdır bunları soruyorum. Görmezden gelip "geçicek geçicek" diye sanki çocuk avutuyorsunuz. "Yani hiçbir psikolojik veya başka bir şekilde bir etki kalmadığı zaman" Kolu kopmuş adamın nasıl olacak yani? Yeniden kolu mu çıkacak? İleride "İyi ki kolum kopmuş yaw" dediği bir an mı olacak? Tecavüze uğrayan bir kız, "Ohhh iyi ki tecavüz edip tüm iç organlarımı parçalamışlar" mı diyecek? Cüzdanındaki 50 TL için boğazı kesilen nine ölürken "50 sene sonra bu yaşadığım acının bir etkisi kalmadığı zaman bu başıma gelenin bana faydalı olduğunu göreceğim" mi diyecek? Bu insanlar adına başkasının "bu çektikleri acılar gelip geçici, ileride psikolojik veya başka bir etki kalmadığı zaman bu acılar yok sayılacak" demesi benim için kabul edilebilir değil. Olaya o kadar yüzeysel bakıp kötülüğü görmezden gelmeye çalışıyorsunuz ki. Gerçekte ortada bu kadar muazzam bir kötülük varken, bir tanrının var olduğunu ve bu kötülükte sorumluluğu olmadığı iddia etmek absürtlüğün dik alası. Ortada bu kadar absürt bir durum varken tanrıya inanmak ile "Yağdı yağmur çaktı şimşek, demek ki tanrı var" diye tanrıya inanmak arasında bir fark yok. Böyle de savunabilirsiniz tanrınızı. Bu kötülüğün kaynağının ortada bir bilinç olmaması, kaos olması dışında bir açıklaması yok.
×
×
  • Yeni Oluştur...