Jump to content

Şövalye

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    130
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Şövalye Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Balıkesir

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Şövalye

    Said Nursiye göre Atatürk Deccaldir

    Ona bakarsan İstiklal Marşı'nın yazan da ümmetçiydi, laik ve Kemalist değildi ama onun şiiri Türkiye Cumhuriyeti'nin İstiklal Marşı olarak kabul edildi. Atatürk Kuran'ı Elmalılı Hamdi Yazır'a çevirtti. Elmalılı Hamdi Yazır da laik ve Kemalist değildi. Ne kadar ilginç değil mi?
  2. Kesinlikle yaşam hakkı olduğu gibi ölüm hakkı da olmalı insanın. Kendi bedeni kendi kararı. Zaten intiharı kafasına koyan kişi başkası yardımcı olmasa da, bu konuda yapılan etik ve ahlakî tartışmaları umursamadan, bir şekilde kendi imkânlarıyla kendi hayatına son veriyor. Ama daha sakat ve acılı yöntemlere başvurarak. Oysa önce bir psikolog ile konuşturulup sonrasında kesin olarak bunu istediğine kanaat getirilen insanların devlet kontrolünde daha hızlı, acısız ve güvenli bir şekilde öldürülmesi daha sağlıklı olmaz mı? Kişi ölmeyi isteyecek kadar maddi ya da manevi acı çekiyorsa acı çekme sürecini yaşamamak için ölmeyi tercih etmesi son derece doğal. İsteyen mucize beklentisi içine girip yaşamaya devam edebilir. O da onun kararı. İkisine de saygı duyulmalı. Hatta ötanazi için organ bağışı koşulu getirilirse diğer insanlara da faydası olur en azından. "Siz güzel bir yolla yerine getirmezseniz o, trenin önüne atlayıp daha feci bir şekilde can verecek sayın Winterfield. Yahut daha da fenası başkalarının ölmesine de sebep olabilecek bir yolu seçebilir." Z.D. Robertson'un "Sahil Sular Altında" adlı romanından. (s. 157) "Doğmayı biz seçmedik ama sağ olsun devletimiz doktoruyla, hemşiresiyle pek yardımcı olmuş. Şimdi ölmeyi seçiyorum ve hiç yardımcı olmayacaksınız öyle mi sayın yargıç?" T. Light'ın "Sarımtırak İsyan" adlı romanı, sayfa 198.
  3. Şövalye

    NİCK DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN KULLANICILAR

    Nickimi Alperen olarak değiştirebilir misiniz eğer kullanılmamışsa.
  4. Bu konu burada binlerce kez tartışıldı. Sanki yeni bir şey varmış gibi başlık açıp aynı dinci sayıklamalarını temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koymanın manası nedir? Konu sahibi ne yapmak nereye varmak istemektedir. Bu bence psikolojik bir durum, obsesif-kompülsif bir kendini ikna çabası. Kendi dinî inançlarını buradaki ateistlere onaylatmadan rahat edemiyor, tatmin olamıyor. Bu yüzden sürekli bu tür başlıklar açarak iç sıkıntısını biraz olsun dindirmeye çalışıyor. Kendisini inanmaya mecbur hissediyor çünkü aksi halde cehennemde yanacağına inanıyor. Ama buradakilere kabul ettirmeden de bir türlü tam emin olamıyor. İşte din insanı bu hale düşürüyor. O soru sorduğu kişi saçmalıyor diyelim, eee, ne dememiz, ne yapmamız bekleniyor. "Tamam o zaman demek ki tüm bu canlıları hokus pokus diyerek birdenbire yoktan yaratan büyük, kudretli bir büyücü varmış, bu büyücü de Arap mitolojisinde anlatılan, adına Allah denen büyücüymüş," mü diyelim? Peki o büyücü nasıl var oldu hiçbir sebep yokken? Her şeyi bilen, her şeyi gören, evren yaratabilen bir büyücü yaratılmadan var olabilirken, ondan çok daha az karmaşıklığa sahip canlıların neden illa yaratılmış olması gerekir? Onlar da yaratılmadan var olamaz mı? Diyelim ki olamaz ve o yarattı, peki sebebi neydi ki? Niye yaratma ihtiyacı duymuş? Bu soruya da tanınmak, bilinmek istemek, kendisine kul olsun diye melek, cin, insan yarattı diyecekler. Koskoca tanrı övülmek, yüceltilmek, namını yürütmek için önce melekleri yaratıyor. Hani hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Sonra canı sıkılıyor, meleklerden gına geliyor, aksiyon olsun diye birçoğunu cehennemde yakacağını bile bile insanları yaratıyor. Olaya heyecan katmak için de puan toplama / puan kaybetme ya da yanma / geçme olayı olan bir imtihan oyununa sokuyor onları. Yarattığı bir insanı yakmakla eline ne geçecekse? Neyin tatmini bu? Birilerinin inanmamasının Allah'ı mağdur eden bir tarafı var mı? Yok. Ee öyleyse? Hadi diyelim ki evren kendi kendine olamaz, saçma; bu mu mantıklı olan? Alternatif olarak sunduğunuz şey bin kat daha saçma, hatta çocukça ve komik. Bunun yerine evrenin kendi kendine olduğunu kabul etmek akla, mantığa, sağduyuya daha uygun.
  5. Kuran'ın 29 ayetinde geçen kölelik İslam'ın bir sosyoekonomik kurumdur. İslam'ı günümüz insanlarına sunabilmek için bir insanlık ayıbı olan kölelik kurumunun Kuran tarafından kaldırıldığını iddia edenler var. Delil olarak verdikleri ayetler günah işlendiğinde köle azad etmeyi öneren ayetler. Ancak bu azad etme müslümana verilen bir ceza olarak karşımıza çıkar. Kuran'ın yazarları gerçekten köleliği kaldırmak isteselerdi faiz, zina, eşcinsellik, domuz eti yemek, içki içmek, putperestlik ve evlatlığının boşanmış karısıyla evlenmeme geleneği kalkmıştır dedikleri gibi kölelik kalkmıştır derlerdi. Mesela devrimci kral Urugakina (M. Ö. 2300-2400)'nın yaptığı gibi kölelik müessesesine son verirlerdi ya da M. Ö. 2100 yıllarında Kral Gudea'nın yaptığı gibi kanun ile tüm kölelerin serbest bırakılmasını sağlayabilirlerdi. Kısas Kuran'a göre niye hüre hür, köleye köle, dişiye dişi uygulanıyor. Bu da Kuran'da köleliğin tanındığını gösteriyor. İslam'da köle bulunduranlara da hiçbir ceza öngörülmüyor. Kuran sadece kölelik hukukunu düzenliyor. Hadislerden anlıyoruz ki bu dinini kurucusu köle alıp satmış, hediye edip hediye almış. Takipçileri de aynısını yapmış. Kölesi olanları çevresindekiler kınamış, ayıplamış mı? Hayır. Öyleyse İslam'da kölelik resmen var. Şu ayete bak mesela: Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Nur, 32) Madem İslam'da kölelik yok, peki Allah niçin olmayan köleler ile fakir bekârların evlendirilmesini kıyamete dek hükmü sürecek olan Kuran'a koysun? Kölelik yok ama köle ile evlenmek var nasıl oluyorsa!
  6. Şövalye

    Müslümanlar Kâfirler Kadar Hoşgörülü Degil

    Geçenlerde haberlerde çıktı, New York'ta bir sinagog, kapılarını Müslümanların Cuma namazına açmış. Bunun tam tersini düşünebiliyor musunuz? Düşünemiyorsunuz değil mi? Çünkü İslam hoşgörü dini. Yeni Zelanda saldırısından sonra ülkedeki camilerde müslüman olmayan halk nöbet tutmaya başlamış. Peki o kadar çoğunluğu Müslüman olan ülkede, Nijerya'da, Mısır'da, Irak'ta Hıristiyanlar öldürülürken, kiliseleri bombalanırken Müslümanlar onların acılarını paylaşıp dayanışma içine girdi mi? Ben görmedim şahsen. Müslümanların yanında olduğunu göstermek için başörtüsü takan gayrimüslim kadınlar onlara örnek olur belki diyeceğim ama "Keşke onlara da hidayet nasip olsa, İslam'la şereflenseler" derler fazla. Bu eyleme denk olarak bir Müslüman kadının bu bahsettiğim ülkelerdeki katledilmiş insanlara saygı ve destek adına örneğin boynuna haç takmak gibi bir eylemde bulunacağı hiç mümkün olabilir mi, sanmam! 2013 yılında İsveç'te Müslüman bir kadının başörtüsü taktığı için saldırıya uğradığı haberi duyulduğunda İsveçli kadınlar Müslümanlara başörtülü destek vermişti. Peki nasıl karşılık buldular? İşte böyle: İsveçli bir kadın Davud yıldızı taktığı için Müslim bir grup tarafından saldırıya uğradı 18 Ağustos 2014 Kırk yaşlarında ve dört çocuk annesi olan İsveçli bir kadın geçen Perşembe Gottsunda'da, Davud Yıldızı kolyesi taktığı fark edildikten sonra bir grup Müslüman genç tarafından saldırıya uğradı. Yerel bir sakin olan kadın Anna Sjögren olayın nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu bir mahalleden geçerken meydana geldiğini söyledi. "Müslüman bir kız boynumda Davut Yıldızı giydiğimi görmüştü ve bana küfür etmeye başladı ve yüzüme tükürdü. Ben çok öfkelendim ve onu ittim." diye konuştu. Sjogren kızın yanında duran birinin yüzüne keskin bir nesne fırlattığını ifade etti. "Kim olduğundan emin değilim. Her şey çok hızlı olup bitti." dedi Sjogren. Kaynak: Swedish Woman Attacked by Muslim Group For Wearing a Star of David - tlvfaces.com İşte Müslümanlara hoşgörünün karşılığı bu.
  7. Şövalye

    Ezanın bebekleri rahatsız etmesi

    Fethullah Gülen de Türkiye'de verdiği vaazlarda ağlama krizlerine girmesiyle dikkat çekmiş ve insanları etkilemişti. Yıllarca bu şekilde duygu sömrüsü yaparak epey insan tavladı ve mürit topladı. Sonra Amerika'ya gidince ağlamaları kesildi. Endonezya'da ezan sesinin kısılmasını isteyen Budist bir kadın, bu istediği dine hakaret sayılıp 1,5 yıl hapse mahkûm edilmiş. Güya hoşgörü dini. Indonesian Buddhist woman imprisoned after complaining mosque is too loud - abc.net.au
  8. Şövalye

    lenin antisemitizm konuşması

    Lenin antisemitizme karşıydı ancak Stalin, Çarlık rejiminin antisemitizm mirasını sürdürdü. Onun döneminde üstü örtülü bir Yahudi karşıtı kampanya yürütültü ve Yahudilere verilen kültürel haklar ve ayrıcalıklar tedricen geri alındı. Nazi Almanya'sıyla işbirliği döneminde Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen Doğru Avrupa ülkelerinde de Yahudilere ve Siyonistlere yönelik baskılar yapıldı, ta ki Hitler'in Haziran 1941'de Sovyetlere saldırmasına kadar. Kamuoyunu Sovyetler Birliği lehine seferber etmek için Yahudiler ve diğer dindarlar üzerindeki baskıyı yumuşattı. O zamanlar Ortadoğu'da etkin olan Britanya'nın gücünü zayıflatmak adına İsrail'in kurulmasına yardımcı oldu. Fakat İsrail'i tanımasının beklediği gibi Sovyet politikalarını desteklemeyeceğini anlayınca Hitler'le dostluk dönemindeki Yahudi karşıtı tutumuna geri döndü. "Köksüz kozmopolit" karşıtı kampanya sırasında pek çok Yahudi kültürel figürü casus ve burjuva milliyetçisi oldukları gerekçesiyle idam edildi. Bu olayı Doktorlar Komplosu izledi. Çoğunluğu Yahudi olan bir grup doktor uluslararası Yahudi burjuvazisi çıkarları için Stalin'e suikast düzenlemekle suçlandı ve şov mahkemelerde yargılandı. Fakat Stalin'in 1953'te ölmesiyle Yahudi karşıtı faaliyet aşırı uçlara varmadı ve Yahudiler kısa süreliğine rahat bir nefes aldı.
  9. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Tuzak kurmaktan neyi kastetmiş olursa olsun sonuçta Kuran'ın Tanrısı yarattığı kullarıyla yarışan, polemiğe, ağız dalaşına giren, alay eden, taraf tutup savaş azmettiren, kendi adına kiralık katil kullanan biri. Üstelik kendini doğru dürüst ifade etmekten aciz. Ne demek istediği konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Fethullah Gülen başka, Cübbeli Ahmet başka, Caner Taslaman başka, IŞİD, Taliban, El-Nusra, Müslüman Kardeşler başka yorumluyor. Söylediği sözler izaha muhtaç, tefsir edilmeye muhtaç. Tuzak konusuna geri dönersek; kendine tuzak kuranların, aldatanların en hayırlısı dediğine göre pek güvenilir biri değil. Belki bize de tuzak kurmuştur. Belki İslam denen şey büyük bir tanrısal tuzağın bir parçasıdır ve biz bir oyun içine itilmişizdir ama küçük aklımızla bunun farkına varamıyoruzdur. Belki kendisi başka amaçları, başka planları olan bir cindi, ya da başka tür, tanımlanamayan insanüstü bir varlık, ama bize kendini Allah diye tanıttı. İslam da onun insanların zaaf, korku, beklenti ve ihtiyaçlarını sömüren projelerinden birisiydi. Olamaz mı? Nereden bileceğiz? Nasıl emin olacağız? Aslında ateistler kendini dindar addeden insanlardan daha çok tanrı kavramına saygılıdır. Çünkü pek çok kişi yukarıda değindiğim saçmalıkları tanrının büyülük ve yüceliğine yakıştıramadığı için sözde kutsal kitapları sorgulamaya başlıyor ve sonunda dinlerin tanrıdan gelmediğini, insanların varoluşsal sıkıntılarını dindirmek için icat ettiği abuk sabuk fantastik hikâyeler külliyatı olduğunu keşfederek dinden çıkıyor.
  10. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah'ı insan seviyesine indiren biz değiliz. Kuran'ın tanrısı antropomorfik, insansı özelliklere sahip bir canlı. Kişilik ve benlik sahibi, sevinen, sinirlenen, istekleri ve beklentileri olan, tehdit eden, vaatte bulunan, kıskanan, tuzak kuran bir varlık. Kuran'a göre Tevrat da Allah'tandır. Tevrat'ta net olarak insanın tanrı suretinde yaratıldığı yazılıdır. Kuran'dan sonra en güvenilir İslamî kaynak kabul edilen Buhari ve Müslim'de de "Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı" diye bir hadis var.
  11. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah üç kitapta da "Allah'ın sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur," diyor, koruyacağına dair söz veriyor ama koruyamıyor. İş işin aynasıdır. Bu zamana kadar koruyabildin mi? Hayır. Bundan sonra koruyacağına niye inanalım? Aslında diğer kitapların değiştirildiği iddiası İslam'a sonradan girmiş bir iddia. Bunu diyen Kuran'a karşı gelmiş, Allah'ı yalanlamış olur. Çünkü Kuran'da İncil ve Tevrat'ın lafzen değiştirildiği, önceki kitapların geçersiz olduğu hiçbir yerde yazmaz. Hatta hadislerde bile yok böyle bir şey benim bildiğim. Aksine ellerindeki kitapların hidayet ve nur kaynağı olduğunu söylüyor. Tahrif edilmiş bir kitap olsaydı: “Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi Tevrat’ı getirip okuyun!” diye meydan okumazdı. Demek ki Muhammed o kitapların tahrif edildiğini düşünmüyordu. İslamcıların tahrifat iddiası Muhammed'den sonrasına ait olmalı. Erken dönem İslam alimleri de tahrifatı kitapta ekleme çıkarma yapmak olarak değil, orijinal kaynaktan yanlış tercüme etmek ve yanlış yorumlamak olarak anlamlandırmışlar. Peki Kuran'a göre Kuran niye inmiştir? Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye. Yani İncil ve Tevrat değiştirildi diye indirilmemiştir. Kuran'ın Tanrısı bu hususu açıkça belirtir: Mesela Enam Suresi 156. ve 157. ayetler der ki: “Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik," demeyesiniz. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.” Yani görünen o ki Kuran geçmişle bağını sıkı tutuyor, kendini önceki kitapların bir devamı ve onaylayıcısı olarak takdim ediyor. Ama Müslümanlar Kuran'ın geçmişle bağını koparmak istiyor.
  12. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Tamam.
  13. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Bu vahşi eylemin savunulacak bir tarafı yok. Manyağın biri counter strike oynar adam öldürmüş. İslamofobiye gelice; İslamofobinin kaynağı İslam'ın kendisi. Çünkü İslam Hıristofobi, Yüdeofobi, homofobi, komünistofobi, ateofobi, misojini, feminofobi, non-müslimofobi, bilimofobi, ve daha uzun bir -fobi listesini içinde barındıran bir nefret ideolojisi. Dolayısıyla insanların böyle bir dinden korkması ve ondan nefret etmesi çok doğal. Etki-tepki meselesi. Müslümanlar önce vaazla, tebliğle başlar, herkesin yaşam tarzına burnunu sokup, dinsel tacizde bulunup insanların sabrını taşırır, tepki görünce mağdura yatar, sulugözlü olurlar. Hatta tepki gördükçe sevap pointlerini iki katına çıkardıklarını, Allah yolunda cihad ettiklerini, ve bu güçlüklerin bir imtihan olduğunu düşünerek daha da coşkuya gelirler. Bu cihad sürecini kimi zaman "demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, laiklik" gibi kavramların içini boşaltıp sulandırarak yürütürler. Gücü tamamen eline geçirince gelir kafana sıkar, karını, kızını, paranı ganimet olarak alırlar.
  14. Şövalye

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Dünyada düzen olduğu kadar bol miktarda düzensizlik de var. Mesela kalıtsal hastalıklar, soyu tükenen binlerce tür, galaksi kümelerinin ve gök cisimlerinin çarpışması vs. Doğa düzeni de Arap tanrısı Allah'ın eseri değil, kendi iç dinamiklerinin ve potansiyelinin bir ürünü. Geçici bir öneri olarak Allah'ın varlığını kabul edersek vahşi doğada kıyma makinesi gibi çalışan acımasız süreci Allah'a isnad etmemiz gerekir ki bu da İbrahimî dinlerin müşfik, sevecen, merhametli tanrı profiliyle çelişiyor ve Tanrıyı psikopat, sadist, ruh hastası biri yapıyor. Ama bu da Tanrının mükemmel olma özniteliğiyle çelişir. O yüzden doğanın Tanrı eseri olması mümkün değil.
  15. Şövalye

    Yaratanların en güzeli kısa ve net açıklaması

    Söyledim ya işte, " Bunların adını anmadan konunun özüne girip direkt put tapıcılığını lanetleyebilirdi," diye. Hem bana ne nasıl diyecekti. Kendisi her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, süper zekâ biri değil mi? Bulsun işte bir yol. Yoksa bulamaz mı?
×
×
  • Yeni Oluştur...