Jump to content

Şövalye

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    48
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Şövalye Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Balıkesir
  1. Fesin Kökeni Nedir

    Atatürk, şapka nutkunda fesi bir Yunan şapkası olarak tanımlamış. Ancak fesin Fas'ın Fes şehrinde (ki ismini de buradan alır) icat edildiği ve Kuzey Afrikalı Müslüman halklar arasında yaygınlaştığı ve onlardan Osmanlı İmparatorluğuna geçtiği biliniyor. Bazı tarihçiler fesin geçmişinin M.S. 980 yılına kadar uzandığını iddia eder. Peki eski Yunan'da fes kullanma geleneğinin varlığını gösteren tarihsel bir kanıt var mı?
  2. Almanların Felsefi Zekası ..

    Amerikalılar da sosyoloji alanında iyi. Ünlü sosyologların çoğu Amerika'dan çıkma. Bu bilimin temelini ilk olarak Avrupalılar ortaya atmış. Sosyoloji, 20. yüzyılın başlangıcında Avrupa'dan Amerika'ya doğru yol almış. Avrupalı selefleri ve muadilleri gibi, Amerikalı sosyologlar da dönemlerinin sorunlarını anlamak ve çözmek için pek çok teori geliştirmiş ve ekol oluşturmuşlar.
  3. Kıyamet Çağı'nın başlangıcı 21.09.2018

    Ay'ın ikiye bölündüğü ne malum her şeyden önce? İslam'ın resmî tarihi dışında herhangi bir bağımsız kaynak tarafından doğrulanmayan bir iddia bu. Böyle olağanüstü bir hadise olmuş olsa sürekli gök olaylarını gözlemleyen rasathaneler muhakkak kaydeder, tarihe not düşerdi.
  4. İlk insan saçmalığı

    Teori, bilimde günlük dilde kullanıldığı gibi tahmin, sanı, zan, varsayım, önsezi, fikir anlamlarına gelmez. Ona hipotez denir daha çok. Bilimcilerin kullandığı "teori" kelimesi günlük dilden biraz farklıdır. Bilimsel teoriler doğada cereyan eden olguların neden ve nasılını açıklayan, kanıtlara dayanan fikirler sistemidir. Çoğu kişinin sandığının aksine iyi teoriler kanun olur diye bir şey de yok. Kanunlar doğada "ne" olduğunu bildiren cümlelerdir. Mesela yer çekimi kanunu ile yer çekimi teorisi arasındaki fark da bu. Biri ne olduğunu bildirirken diğer nasıl olduğunu açıklar. Her bilimsel teori bir hipotez olarak başlar. Bir hipotezi destekleyecek yeterli kanıt toplanırsa, bilimsel yöntemde — bir teori olarak bilinen — bir sonraki adıma geçilir ve bir fenomenin geçerli bir açıklaması olarak kabul edilir hale gelir. O yüzden bilimsel teoriler "Sadece bir teori" deyip küçümsenecek şeyler değil. Teoriler değişebilir, yani onların yorumlanış biçimi değişebilir, ancak olgular olduğu gibi kalır. Evrim de var olduğu kesin bir olgudur. Evrime dair yeni gözlemler yapıldıkça, yeni kanıtlar bulundukça teoride değişiklikler, düzeltmeler yapılabilir.
  5. İlk insan saçmalığı

    İlk insan Adem'se, ilk hayvan ve ilk bitki ne? Var mı dinî kaynaklarda bununla ilgili bir bilgi? Bir de Adem ve Havva'nın hangi dili konuştuğu meselesi var. Gerçekten hangi dili konuşuyorlardı? Bence İslam'ın öğretilerini baz aldığımız takdirde bunun İslam açısından Arapça olması gerektiği sonucu çıkıyor. Çünkü inanışa göre Cennet dili Arapça olduğu, Adem ile Havva da Cennet'ten kovulduğu için Arapça konuşmaları lazım. Yani İslam'a göre ilk dil Arapça olmalı. Zaten adları da Arapça dikkat edilirse. Ama tarih öncesine dair hiçbir arkeolojik bulguda buna bir emare yok. Evrimsel kanıtlar Homo sapiens sapiens'in var olduktan çok sonraları bir dil geliştirip konuşabilecek mental düzeye ulaştığını gösteriyor. Fakat İslamî öğretilere göre insanlar var oldukları ilk andan itibaren hazır bir dil öğrenip konuşmaya başlamışlar ve tarım ve hayvancılık yapmaya koyulmuşlar. Yani dil ve tarım ve hayvancılık bilgisi hazır paket halinde gelmiş, sonradan çalışarak/deneyerek öğrenmeye ihtiyaç duymadan, hiçbir tarihsel/evrimsel süreçten geçmeden, ki bu da modern bilimin verileriyle taban tabana zıt. Aslında incelenirse akla, mantığa, bilime ters düşen daha çok saçmalık var. Bu saçmalıkların farkında olan birçok Müslüman yavaş yavaş evrim teorisiyle barışmaya ve Adem ve Havva hikâyesini daha mantıksal ve bilimsel temele oturtmaya çalışıyor.
  6. Tevrat ve İncil Değiştirilmemiştir

    Lafzen değişmediğini varsaysak bile ayetlerin meallerindeki bu kadar karmaşayla zaten hükmen değişmiştir. Herkes kendi mezhebine, kendi bakış açısına göre yorumluyor. Cübbeli Ahmet ayrı, Ebu Hanzala ayrı, Caner Taslaman çok ayrı yorumluyor mesela. Öyle ki, birbirlerini sapmışlık ve müşriklikle itham ediyorlar. Kuran'daki anlamı tartışmalı olan ayetlerin listesini çıkarsam burdan köye yol olur. Kuran'ın ve Muhammed'in tarihselliği ise çok su götüren bir mevzu.
  7. Hızır'ın Çocuk Öldürmesi ve Musa'nın Buna Seyirci Kalması

    Muhammed de namaz kılarken önünden geçen çocuğa "O bizim namazımızı kesti, Allah da onun ayağını kessin," diye beddua etmiş ve çocuk kötürüm olmuş. Hızır'ınkiyle benzer bir hikâye. Din uğruna çoluk çocuk demeden düşmanlık yapmayı telkin eden anlatılar.
  8. Hızır'ın Çocuk Öldürmesi ve Musa'nın Buna Seyirci Kalması

    Sen ne bok yiyorsun? Said meczubunun kitaplarından okuduğun şeyleri burada tekrarlayıp duruyorsun. O eserlerin Said'e Allah tarafından dikte edildiğine inandığın için çok matah bir şey sanıyorsun orada yazılanları. Arapça ve Farsça kelimelerle bezeli uzun, süslü ve anlaşılmaz cümleler kurunca çok müthiş ve derin anlamlı bir tespit yaptığı zehabına kapılıyorsunuz.
  9. Merhabalar

    Ben de 21 yaşımda sorgulamaya başladım ve dini reddettim. Bize mucize diye yutturulan iddiaların birer birer fos çıktığını, insanları dine çekmek için üretilmiş aldatmacalar olduğunu, Kuran'ın tanrı kelamı olamayacak kadar ilkel, basit, gereksiz şeylerle dolu olduğunu, halkın din büyüğü diye baş tacı ettiği kimselerin ipe sapa gelmez şeyler söylediğini görmem beni dini ciddi bir şekilde sorgulamaya itti ve bu sorgulama sürecinde çocukluğumdan beri inandığım dinî öğretilerin yalan olduğu gördüm. Bu gerçeğe alışmak benim için kolay olmadı. Boşluk hissi, hayal kırıklığı, şaşkınlık vb. karışık duygular yaşadım. Ne de olsa din ile fazla haşır neşir olmuş biriydim, o yüzden yoksunluk sendromu biraz şiddetli geçti. Ama zamanla bunları atlattım. Şimdi çok daha huzurluyum. Gerçeği bilmenin hazzını yaşıyorum. Sen daha erken uyanmışsın, üstelik o kadar maruz kaldığın dinsel beyin yıkamaya rağmen. Tebrik ederim.
  10. Atatürk'te Gördüğünüz Hatalar

    Ama Türkiye Müslüman çoğunluklu bir ülke. İslam dini, Avrupa'da Hıristiyanlığın geçtiği aşamalardan geçmiş bir din değil ne yazık ki. Diyanet, toplumu ve sünni ulemayı kontrol altında tutmak ve aynı zamanda yeni devletin temsilcileri hakkında yapılan "din düşmanı" algısını kırmak için gerekliydi. Şu an amacından sapmış ve gereksizleşmiş olabilir ama o dönemde böyle bir kuruma ihtiyaç vardı.
  11. Geçtiğimiz günlerde AKP Fatih Gençlik Kolları Başkanı Tolgay Demir, gençlik kollarının sitesinde bir yazı yayımlayarak dünyanın yuvarlak olmadığını iddia ederek dünyanın düz olduğunu savunmuştu. Düz dünya zırvasından sonra şimdi de Müslüman yayınlar yapan İktibas adlı derginin kendi sitesinde "Dinozorlar uydurmadır" temalı bir yazı yayımlandı. Ancak yazıyı kaldırıp kaçmışlar. İktibas dergisinin dinozor yalanı isimli yazısını okumak isteyenler için şu linki vereyim: http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:http://www.iktibasdergisi.com/dinozor-yalani/ Yazıdan bir alıntı: "… dinozorlar hayâli mitolojik varlıklardır. Dünyâ’da hiç-bir zaman bulunmadıkları gibi, yaşadıkları söylenen “eski çağlar” diye bir çağ da hiç-bir zaman olmamıştır. Gösterimde olan dinozor şekilleri ise, ya plastik-merkezli üretilmiş rekonstrüksiyonlardır, yada genelde, kısa bir süre önce yaşamış olan bildiğimiz-tanıdığımız hayvanların kemikleridir." Son zamanlarda bu tarz acayip haberler geliyor gündeme. Yine birileri perde arkasında bir şeyler çeviriyor ama hadi bakalım.
  12. Tayyip Erdoğan meydanlarda bu iddiayı savunsa ülkenin yüzde ellisini oluşturan seçmen kitlesi hemen evlerindeki, okullarındaki haritaları yırtıp çöpe atar kâfirler bizi kandırmışlar diye. Bir de demiş ki: “Dinsel inançlarımızda örneğin herkesin belli bir istikamete dönmesi küre dünyada imkansızdır, ama düz dünyada herkes aynı yöne örneğin Kabe'ye dönebilir.” Biz de yıllardır bunu söylüyoruz zaten. Küresel bir dünyada gerçekte Kâbe'ye değil uzaya yönelmiş oluyorsunuz. Ayağınızın bastığı yerden ileriye doğru dümdüz bir hat çizecek olsak bu çizgi uzay boşluğuna çıkardı.
  13. Kuran Sadece Arap Kavmi İçindir

    Kuran'da der ki: "Kuran'ı Arap toplumuna Arapça-olmayan bir dilde gönderseydik "Niçin onun ayetleri [kendi dilimizde] ayrıntılı olarak açıklanmıyor? Araba yabancı dilden kitap olur mu?" diyeceklerdi." Bunun Türkçesi İslamın aslen Arap-olmayanlara hitap etmiyor oluşudur. Biz de deriz ki Türke anlamadığı dilden kitap olur mu? Üstelik başka bir dile tam olarak tercüme edilemeyecek kadar harika olduğu şeklinde yaygın bir tabu ve sadece iyi derecede Arapça bilenlerin Kuran'ın gerçek güzelliğini tadabileceği inancı varken? Biliyorsunuz, İslam'ın iddiası Kuran'ın edebi bir mucize oluşudur. Sözde bilimsel mucizeler bile dil yeterliliğine dayanmaktadır. Öyleyse bir kişi, İslam'ın tek "mucizesi" olduğu düşünülen Kur'an'ı okuyamaması durumunda, İslam'dan ikna olduğunu nasıl iddia edebilir? İşin garip yanı, Arap-olmayan Müslümanların Araplardan daha fazla İslamcı olması, buna karşın hayatın diğer konularında Arapları sevmemeleri ve onlara güvenmemeleridir. İslam konusunda nasıl Araplara güveniyorlar merak konusu.
  14. Neden?

    Ya varsa mantığının problemlerinden biri Müslüman Tanrı merkezli olması. Yani "Ya Müslüman Tanrı var ya da hiçbir tanrı yok" örtük varsayımına dayanması ve diğer tüm tanrı kavramlarını göz ardı etmesi. A priori olarak Müslüman Tanrı tek gerçek tanrıdır, başka seçenek yok diye varsayar. Bu peşin hüküm olmadan Ya varsa sorusunu ele alırsan bir sonraki soru "Hangi Tanrı?" olacaktır. İşte burada karşımıza binlerce dinin binlerce tanrısı çıkar. Peki hangi tanrıya oynayacaksın? Müslüman Tanrı (Allah), bu dinlerin çoğuyla uyumlu değil. Onun doğru tanrı olduğunu nereden bileceksin? Ya yanlış tanrıya oynarsan? Hadi diyelim Müslüman Tanrının doğru tanrı olduğunda karar kıldın, hangi "Müslüman Tanrı"ya bahse gireceksin? Çok sayıda İslamî mezhep ve akım var. Cübbeli Ahmet'in Allah'ı mı, Caner Taslaman'ın Allah'ı mı, Adnan Oktar'ın Allah'ı mı, Said Nursi'nin Allah'ı mı, Tayyip Erdoğan'ın Allah'ı mı, Mevlana'nın Allah'ı mı, Ebu Bekir el-Bağdadi'nin Allah'ı mı? Burada bile karşımıza birçok olasılık çıkıyor. Her biri Allah'ı kendi anlayışınca tanımlayan çok sayıda kişi var piyasada. Ya da belki de bir değil, birkaç tanrı vardır. Bu olasılığı da göz önünde bulundurmalı. O zaman ne yapacağız? Hepsini mi seçeceğiz?
  15. Furkan Suresi Isa'dan Bahsediyor (Şok)

    Daha çok Arap Yahudiliği. Yahudi mitolojisinden ve Tevrat'tan çok etkilenmiştir. Hıristiyanlık da aynı şekilde. O da bir çeşit Latin Yahudiliği olarak tanımlanabilir. Latin imparator Konstantin politik sebeplerle Roma'yı M.S. 325'de Hıristiyanlaştırdı. Hıristiyanlık, o dönemde Roma'da var olan çok sayıda pagan dinin mitlerinden de pek çok aşırma yaptı.
×