Jump to content

Şövalye

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    111
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Şövalye Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Balıkesir

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Şövalye

    Piyasadaki Tevrat'a göre tecavüzcü kurbanıyla evlenmeliymiş

    İkinci kez düşününce haklısınız aslında. Sürekli TV'lerde, okulda, camide verilmeye çalışılan müsliminal mesajların etkisi bu. Bir sayının ne kadar büyük olursa olsun sonsuzun yanında sıfır değerinde olduğunu kavramış bir Müslüman için yapılmayacak şey yoktur. Müslümanların ahlakı daha çok ödül-ceza ahlakı olduğu için bu basit matematiksel gerçeği fark ettiklerinde her türlü günahı işleyebilecek hale gelebilirler. Kuran'da olmamasına rağmen geleneksel İslam'da hakim olan görüş bir Müslümanın deniz köpüğü kadar çok günahı olsa da cehennemde biraz bronzlaştıktan sonra ebedi cennete gidecekleri yönünde. Çal, çırp, hak ye, yalan söyle; bunların karşılığı 500 milyon yıl cehennemde yanmak olsa bile sonsuz cennetin yanında yok hükmündedir. Zaten Allah'ın suyuna gittiğin sürece affolunmayacağın günah yok. İnanıyorsan üstünsün. Yeter ki güce tap, güçle iyi geçin ve gücün karşısında durma. Gerisi teferruat. Öte yandan din, ahlakın içini boşaltan ve onu yozlaştıran bir şey. Fetvayı alan ya da dinî bir kılıf bulan her Müslüman normalda etik bulunmayacak şeyleri pekâlâ meşru görüp yapabilir. Bunun önünde bir engel yok.
  2. Şövalye

    Piyasadaki Tevrat'a göre tecavüzcü kurbanıyla evlenmeliymiş

    Kürtaj kötü, ama mevcut üç çocuk açken 4. kardeşi getirmek normal. Nasıl olsa Allah rızkını verir. Suriyeliler de mesela bu düşünceyle habire hacet giderir gibi çocuk yapıyor. 10 ayda 1 çocuk yapıyorlar. Hiç fire vermiyorlar. İslam ülkelerinde kürtaj yasak ama sicile işlememiş olması oralarda merdivenaltı yapılmadığı anlamına gelmez. Şu habere konu olmuş Hüsrev Ahmet Akbulut adlı öğretmen mesela, çevresinde 5 vakit namazını kılan, Allah'ı dilinden düşürmeyen ve dindar bir insan olarak biliniyor. Ama gel gör ki bir lise 2. sınıf öğrencisini hamile bırakmış ve onu kürtaja götürürken yakalanmış.
  3. Şövalye

    Piyasadaki Tevrat'a göre tecavüzcü kurbanıyla evlenmeliymiş

    Aynen dinin direği ve İslam'ın şartlarından biri kabul edilen namazın nasıl kılınacağı, hangi duaların okunacağı yok ama ganimet ve kadın söz konusu olunca kimin ne alacağı çok detaylı. Bunlar birer tutkal çünkü. Bunlar olmazsa kimseyi tutamazlar bir arada. Kuran'da Muhammed'in hangi karısıyla ne zaman seks yapacağı bile yazıyor ama namazın nasıl kılınacağı yok. Allah bile dünyevi meselelere uhreviyattan daha çok önem veriyor demek ki.
  4. Şövalye

    Piyasadaki Tevrat'a göre tecavüzcü kurbanıyla evlenmeliymiş

    Bana öyle geliyor ki bu Emre Karaköse denen kullanıcı bir insan değil, otomatik cevap gönderen bir bot. Sitenin güvenlik sisteminde bir sorun var galiba.
  5. Şövalye

    Piyasadaki Tevrat'a göre tecavüzcü kurbanıyla evlenmeliymiş

    İçindeki kanunların birçoğunun İbrahimî dinlere Allah kanunu olarak geçtiği Hammurabi kanunlarında bile tecavüzün cezası net ve kesin bir dille yazıyor: ölüm. Kuran'da ise tecavüz öngörülen bir ceza yok. Zinanın, eşcinselliğin cezası belli, tecavüzün cezası belli değil. Tam bir rezalet! Demek ki Kuran'ı yazan adamlar bir kadına tecavüz edilmesi kavramından ve bunun suç/günah olduğundan bihabermiş. Yeri gelmişken; gelmiş geçmiş en sert kanunlar olmasına rağmen birçok dinî hükme kaynaklık eden Hammurabi kanunlarının şeriat kanunlarından üstün olduğu bazı yanlar var. Mesela Hammurabi kanunlarında 2'şer 3'er evlenin demiyor. 1 tane alın diyor. Ayrıca Hammurabi yasaları kadın köle diye bir şeyden bahsetmezken Kuran'da kadın köle diye bir şey var. Cariyelerinizle yetinin diyor. Tecavüze de idam cezası vermiş.
  6. Şövalye

    Sahte Tevrat'a göre erkek çocuk varsa kızlar miras alamaz

    Sahte Tevrat mı? Kuran'a göre sahte Tevrat diye bir şey yok. Bunu diyen Kuran'a karşı gelmiş, Allah'ı inkâr etmiş olur. Çünkü Kuran'da İncil ve Tevrat'ın değiştiği hiçbir yerde yazmaz. Peki niye Kuran inmiştir? Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye. Yani İncil ve Tevrat değiştirildi diye indirilmemiştir (Bkzn. Enam 156-157. ayetler). Kuran sadece haham ve papazların ayetlerin anlamlarını eğip büküp değiştirdiklerinden, az bir paha uğruna çarpıtmalarından ve kitaptaki bir kısım bilgileri gizlediklerinden şikâyet eder. Ama kitaplara bazı bölümler eklenip bazı bölümlerin çıkarıldığını iddia etmez. Tahrif sadece metin üzerinde oynama yaparak olmaz, söylenen kelâmı değiştirmekle de olur. Ben mesela "Kuran'da namaza yaklaşmayın diyor," desem Kuran'ı tahrif etmiş olurum. Niye? Devamında gelen "ne söylediğinizi bilinceye kadar" ayetini okumadığım için. İncil ve Tevrat değildir değişen, sözlerdir, aktarış biçimidir. Erken dönem İslam alimleri de tahrifatı kitapta ekleme çıkarma yapmak olarak değil, orijinal kaynaktan yanlış tercüme etmek olarak anlamlandırmışlar. Zaten Kuran ve Kutsal Kitap şunu söyler: "Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur." Kuran kendisinden önce gelen Kutsal Yazıları kabul eder ve onların devamı, onaylayıcısı olduğunu söyler. Hiçbir yerinde öncekiler geçersizdir gibi bir ifade yok.
  7. Şövalye

    Müslüman kumara karşıdır.İslamda kumar haramdır.

    İslam'da faiz de haram, fakat mazeretsiz Ramazan orucunu bozmanın cezası 61 gün kefaret orucu tutmak. Kuran'da geçmez, ama İslam'a hadis kanalıyla geçmiş bir uygulama. Hanefi ve Malikî mezheplerine göre durum böyle.
  8. Şövalye

    Allah neden kendisine tapmamız için yarattı?

    Evrende mükemmellik olsaydı kalıtsal hastalıklar olmazdı. Hâlbuki bugün tıbben her insanda doğuştan en az 10 anomalinin olduğu söylenir. Teizmde her şeyin sebebi Tanrı, her şeyin kontrolü onun elinde. Bizim yaratılışımızın her aşamasından o sorumlu. Dolayısıyla her insanda görülebilen kalıtsal kusurlardan da o sorumlu. Teistler doğuştan gelen anomalilerle her şeye kadir ve müdahaleci Tanrı arasındaki ikilemi çözmek için "ilahi takdir", "kader", "sınav", "hikmet" gibi kavramlar üreterek bir çıkar yol bulmaya, böylece hem kendilerini, hem karşılarındakini kandırmaya çalışırlar. Ama bu numara genel tasarım hatalarında sökmez. Her şeyi geç, Kuran'da tek bir ayette bile emredilmeyen, ama Müslümanların çoğunun çocuklarının bedeninde kalıcı değişikler yapma hakkını kendilerinde görerek ve bunu Tanrının isteği gibi sunarak onları sünnet ettirmesi kendi iddialarıyla, Tanrının insanı kusursuzca yarattığı iddiasıyla çelişiyor.
  9. Şövalye

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Burada bir problem daha var ama. O da “Bir şey Tanrı’nın doğasında bulunduğu için mi iyidir, yoksa iyi olduğu için mi Tanrı’nın doğasında bulunur?” diye sorularak Euthyphro ikileminin yeniden üretilebileceği problemi. Yani Tanrı doğası gereği iyidir demek iyiliğin ontolojik temellendirmesini sağlamaz. Eğer birinci seçeneği seçersek bu, Tanrı’nın ahlaki doğasının “şimdi olacağından daha farklı olması”nın en azından mantıksal açıdan mümkün olduğunu ima eder. Tanrı’nın ahlaki doğasının şu anda olduğundan daha farklı olmasını engelleyecek hiçbir zorunluluk yok. Ve Tanrı’nın ahlaki doğasının sadece tek bir biçim alabileceği iddiası temellendirilmediği sürece Euthyphro’nun İkilemi geçerli olur. İkinci seçeği seçersek o zaman Tanrının doğasının dışsal bir ölçütle uyuştuğu için iyi olduğunu kabul etmiş oluruz.
  10. Şövalye

    Tanrı iyi insanları sever, kötü insanları sevmez.

    Platon'a atfedilen Euthyphro ikilemi ilahî buyruk teorisinin ahlakî mutlakiyetçi pozisyonuna iyi bir meydan okuma gibi görünüyor. Fakat bazı Müslüman ve Hıristiyan teologlar bu ikilemden kurtulacak üçüncü bir yol olduğunu söylüyor: "Ahlak Tanrının doğasında bulunur." Yani Tanrı ne dışarıdaki bir ahlak standardına uyar, ne de böyle bir standardı yokluktan yaratır. Bu, onun doğasının bir parçasıdır; “iyilik” Tanrı’nın Doğası’nın temel özelliğidir, derler ve bu şekilde aksiyolojik önermelerin ontolojik temellendirmesini yaptıklarını iddia ederler. Sizin görüşünüz nedir?
  11. Şövalye

    Türklerin bilimde neden başarıları yok?

    Modern Türklerin ataları uzunca bir müddet göçebe yaşamış, devamlı yurt değiştirmiş, hayvancılıkla geçimini sağlamışlardı. Tamamen hayatta kalma mücadelesine endeksli bir yaşam tarzları vardı. Yazının icadı M.Ö. 3000. Türkler M.Ö. 200'lerde kullanmaya başlamışlar. Çok geç yazıya geçmişler yani. Bu yüzden olabilir. Ülkede zeki, kafası çalışan çoğu kişi de kapağı yurt dışına atıyor.
  12. Şövalye

    İnekler Hindu Ritüeli İçin Ateşte Yürütüldü

    Yemedikleri sürece sorun yok yani.
  13. Şövalye

    Dinler akıl hastalığıdır.

    Bunu Rufailer kadir gecesini kutlarken yapıyor. Şiilerin Kerbala ayinindeki gibi bir mazoşizm. Tayland Budist Vejetaryen Festivalinde bazı yerliler tarafından dinî bağlılıklarını göstermek amacıyla yapılan benzer bir kendini yaralama ritüelini eleştiren Müslümanlar kendi içlerinden çıkan mezheplerin bu garip adetleri görmezden gelirler.
  14. Şövalye

    Dinler akıl hastalığıdır.

    Binlerce yıl önce Allah'la konuştuğunu, ondan mesaj getirdiğini, Ay'ı parmağıyla ikiye böldüğünü, ve o parmaktan su fışkırdığını, uçan bir katırla yedi kat göklere çıktığını söyleyen insanlar bugün yaşasaydı direkt tımarhaneye kapatılırlardı. Bunlara inananlara da normal gözle bakılmazdı. Ama binlerce yıl önce yaşadıkları için peygamber oluyor, itibar görüyorlar. Belli bir takipçi kitlesine ulaştığı, arkasında politik bir gücü olduğu için de saygı gösterilmesi zorunlu bir şey oluyor.
  15. Karnataka'da çok eski bir Hindu geleneğini yerine getirme adına inekler çelenk ve çanlarla süsledikten sonra ateşte yürütülmüş. Bunun kendilerine şans ve zarardan koruma getireceğine inanıyorlarmış. (Link) Böyle bir gelenekleri olduğundan haberim yoktu. Bunlarda hayvan yemek günah ama tanrıları memnun etmek için hayvanları işkenceyle öldürmek mübah. Batıl inançlar saf cehaletten daha tehlikeli. Yahudi kaparot ayininde de günahların bedeli tavuğa ödetilir. Müslümanlıkta karıncayı bile incitmek günah, ama putperest Araplar gibi hac sezonunda tanrıyı sevindirmek için hayvan kesme bayramı düzenlemek sevap. Kurban hikâyesinin dayandığı İbrahim hikâyesine bakıldığında inanç, itaat ve teslimiyeti gösteren bir ibadet biçimi olarak kan dökerek öldürme eylemi yüceltiliyor. O hikâyede son anda koç geliyor ve oğlu kesilmekten kurtuluyor. Fakat Adak filmine konu olan Müslim Koca adlı şahıs Allah'a söz verdiği adağını yerine getirmek için oğlunu kurban ettiğinde Hz. İbrahim hikayesinde olduğu gibi ne gökten gelen bir melek, ne de onun getirdiği bir koç vardı. Merak ediyorum İbrahim İsmail'i kesseydi acaba kaç Müslüman oğlunu keserdi? Şu dinler yüzünden insanlar ne sefil, garip durumlara düşüyorlar. Üstelik sadece insanlar için değil, tüm canlılar için bir sorun teşkil ediyor.
×