Jump to content

Şövalye

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    125
  • Katılım

  • Son ziyaret

Topluluk Puanı

0 Neutral

Şövalye Hakkında

  • Derece
    Advanced Member

Profile Information

  • Gender
    Male
  • Location
    Balıkesir

Güncel Profil Ziyaretleri

Güncel ziyaretçiler bloku aktif değil. Diğer kullanıcılar son ziyaretçilerinizi aktif edene kadar göremezler.

  1. Şövalye

    Müslümanlar Kâfirler Kadar Hoşgörülü Degil

    Geçenlerde haberlerde çıktı, New York'ta bir sinagog, kapılarını Müslümanların Cuma namazına açmış. Bunun tam tersini düşünebiliyor musunuz? Düşünemiyorsunuz değil mi? Çünkü İslam hoşgörü dini. Yeni Zelanda saldırısından sonra ülkedeki camilerde müslüman olmayan halk nöbet tutmaya başlamış. Peki o kadar çoğunluğu Müslüman olan ülkede, Nijerya'da, Mısır'da, Irak'ta Hıristiyanlar öldürülürken, kiliseleri bombalanırken Müslümanlar onların acılarını paylaşıp dayanışma içine girdi mi? Ben görmedim şahsen. Müslümanların yanında olduğunu göstermek için başörtüsü takan gayrimüslim kadınlar onlara örnek olur belki diyeceğim ama "Keşke onlara da hidayet nasip olsa, İslam'la şereflenseler" derler fazla. Bu eyleme denk olarak bir Müslüman kadının bu bahsettiğim ülkelerdeki katledilmiş insanlara saygı ve destek adına örneğin boynuna haç takmak gibi bir eylemde bulunacağı hiç mümkün olabilir mi, sanmam! 2013 yılında İsveç'te Müslüman bir kadının başörtüsü taktığı için saldırıya uğradığı haberi duyulduğunda İsveçli kadınlar Müslümanlara başörtülü destek vermişti. Peki nasıl karşılık buldular? İşte böyle: İsveçli bir kadın Davud yıldızı taktığı için Müslim bir grup tarafından saldırıya uğradı 18 Ağustos 2014 Kırk yaşlarında ve dört çocuk annesi olan İsveçli bir kadın geçen Perşembe Gottsunda'da, Davud Yıldızı kolyesi taktığı fark edildikten sonra bir grup Müslüman genç tarafından saldırıya uğradı. Yerel bir sakin olan kadın Anna Sjögren olayın nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu bir mahalleden geçerken meydana geldiğini söyledi. "Müslüman bir kız boynumda Davut Yıldızı giydiğimi görmüştü ve bana küfür etmeye başladı ve yüzüme tükürdü. Ben çok öfkelendim ve onu ittim." diye konuştu. Sjogren kızın yanında duran birinin yüzüne keskin bir nesne fırlattığını ifade etti. "Kim olduğundan emin değilim. Her şey çok hızlı olup bitti." dedi Sjogren. Kaynak: Swedish Woman Attacked by Muslim Group For Wearing a Star of David - tlvfaces.com İşte Müslümanlara hoşgörünün karşılığı bu.
  2. Şövalye

    Ezanın bebekleri rahatsız etmesi

    Fethullah Gülen de Türkiye'de verdiği vaazlarda ağlama krizlerine girmesiyle dikkat çekmiş ve insanları etkilemişti. Yıllarca bu şekilde duygu sömrüsü yaparak epey insan tavladı ve mürit topladı. Sonra Amerika'ya gidince ağlamaları kesildi. Endonezya'da ezan sesinin kısılmasını isteyen Budist bir kadın, bu istediği dine hakaret sayılıp 1,5 yıl hapse mahkûm edilmiş. Güya hoşgörü dini. Indonesian Buddhist woman imprisoned after complaining mosque is too loud - abc.net.au
  3. Şövalye

    lenin antisemitizm konuşması

    Lenin antisemitizme karşıydı ancak Stalin, Çarlık rejiminin antisemitizm mirasını sürdürdü. Onun döneminde üstü örtülü bir Yahudi karşıtı kampanya yürütültü ve Yahudilere verilen kültürel haklar ve ayrıcalıklar tedricen geri alındı. Nazi Almanya'sıyla işbirliği döneminde Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen Doğru Avrupa ülkelerinde de Yahudilere ve Siyonistlere yönelik baskılar yapıldı, ta ki Hitler'in Haziran 1941'de Sovyetlere saldırmasına kadar. Kamuoyunu Sovyetler Birliği lehine seferber etmek için Yahudiler ve diğer dindarlar üzerindeki baskıyı yumuşattı. O zamanlar Ortadoğu'da etkin olan Britanya'nın gücünü zayıflatmak adına İsrail'in kurulmasına yardımcı oldu. Fakat İsrail'i tanımasının beklediği gibi Sovyet politikalarını desteklemeyeceğini anlayınca Hitler'le dostluk dönemindeki Yahudi karşıtı tutumuna geri döndü. "Köksüz kozmopolit" karşıtı kampanya sırasında pek çok Yahudi kültürel figürü casus ve burjuva milliyetçisi oldukları gerekçesiyle idam edildi. Bu olayı Doktorlar Komplosu izledi. Çoğunluğu Yahudi olan bir grup doktor uluslararası Yahudi burjuvazisi çıkarları için Stalin'e suikast düzenlemekle suçlandı ve şov mahkemelerde yargılandı. Fakat Stalin'in 1953'te ölmesiyle Yahudi karşıtı faaliyet aşırı uçlara varmadı ve Yahudiler kısa süreliğine rahat bir nefes aldı.
  4. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Tuzak kurmaktan neyi kastetmiş olursa olsun sonuçta Kuran'ın Tanrısı yarattığı kullarıyla yarışan, polemiğe, ağız dalaşına giren, alay eden, taraf tutup savaş azmettiren, kendi adına kiralık katil kullanan biri. Üstelik kendini doğru dürüst ifade etmekten aciz. Ne demek istediği konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Fethullah Gülen başka, Cübbeli Ahmet başka, Caner Taslaman başka, IŞİD, Taliban, El-Nusra, Müslüman Kardeşler başka yorumluyor. Söylediği sözler izaha muhtaç, tefsir edilmeye muhtaç. Tuzak konusuna geri dönersek; kendine tuzak kuranların, aldatanların en hayırlısı dediğine göre pek güvenilir biri değil. Belki bize de tuzak kurmuştur. Belki İslam denen şey büyük bir tanrısal tuzağın bir parçasıdır ve biz bir oyun içine itilmişizdir ama küçük aklımızla bunun farkına varamıyoruzdur. Belki kendisi başka amaçları, başka planları olan bir cindi, ya da başka tür, tanımlanamayan insanüstü bir varlık, ama bize kendini Allah diye tanıttı. İslam da onun insanların zaaf, korku, beklenti ve ihtiyaçlarını sömüren projelerinden birisiydi. Olamaz mı? Nereden bileceğiz? Nasıl emin olacağız? Aslında ateistler kendini dindar addeden insanlardan daha çok tanrı kavramına saygılıdır. Çünkü pek çok kişi yukarıda değindiğim saçmalıkları tanrının büyülük ve yüceliğine yakıştıramadığı için sözde kutsal kitapları sorgulamaya başlıyor ve sonunda dinlerin tanrıdan gelmediğini, insanların varoluşsal sıkıntılarını dindirmek için icat ettiği abuk sabuk fantastik hikâyeler külliyatı olduğunu keşfederek dinden çıkıyor.
  5. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah'ı insan seviyesine indiren biz değiliz. Kuran'ın tanrısı antropomorfik, insansı özelliklere sahip bir canlı. Kişilik ve benlik sahibi, sevinen, sinirlenen, istekleri ve beklentileri olan, tehdit eden, vaatte bulunan, kıskanan, tuzak kuran bir varlık. Kuran'a göre Tevrat da Allah'tandır. Tevrat'ta net olarak insanın tanrı suretinde yaratıldığı yazılıdır. Kuran'dan sonra en güvenilir İslamî kaynak kabul edilen Buhari ve Müslim'de de "Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı" diye bir hadis var.
  6. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah üç kitapta da "Allah'ın sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur," diyor, koruyacağına dair söz veriyor ama koruyamıyor. İş işin aynasıdır. Bu zamana kadar koruyabildin mi? Hayır. Bundan sonra koruyacağına niye inanalım? Aslında diğer kitapların değiştirildiği iddiası İslam'a sonradan girmiş bir iddia. Bunu diyen Kuran'a karşı gelmiş, Allah'ı yalanlamış olur. Çünkü Kuran'da İncil ve Tevrat'ın lafzen değiştirildiği, önceki kitapların geçersiz olduğu hiçbir yerde yazmaz. Hatta hadislerde bile yok böyle bir şey benim bildiğim. Aksine ellerindeki kitapların hidayet ve nur kaynağı olduğunu söylüyor. Tahrif edilmiş bir kitap olsaydı: “Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi Tevrat’ı getirip okuyun!” diye meydan okumazdı. Demek ki Muhammed o kitapların tahrif edildiğini düşünmüyordu. İslamcıların tahrifat iddiası Muhammed'den sonrasına ait olmalı. Erken dönem İslam alimleri de tahrifatı kitapta ekleme çıkarma yapmak olarak değil, orijinal kaynaktan yanlış tercüme etmek ve yanlış yorumlamak olarak anlamlandırmışlar. Peki Kuran'a göre Kuran niye inmiştir? Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye. Yani İncil ve Tevrat değiştirildi diye indirilmemiştir. Kuran'ın Tanrısı bu hususu açıkça belirtir: Mesela Enam Suresi 156. ve 157. ayetler der ki: “Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik," demeyesiniz. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.” Yani görünen o ki Kuran geçmişle bağını sıkı tutuyor, kendini önceki kitapların bir devamı ve onaylayıcısı olarak takdim ediyor. Ama Müslümanlar Kuran'ın geçmişle bağını koparmak istiyor.
  7. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Tamam.
  8. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Bu vahşi eylemin savunulacak bir tarafı yok. Manyağın biri counter strike oynar adam öldürmüş. İslamofobiye gelice; İslamofobinin kaynağı İslam'ın kendisi. Çünkü İslam Hıristofobi, Yüdeofobi, homofobi, komünistofobi, ateofobi, misojini, feminofobi, non-müslimofobi, bilimofobi, ve daha uzun bir -fobi listesini içinde barındıran bir nefret ideolojisi. Dolayısıyla insanların böyle bir dinden korkması ve ondan nefret etmesi çok doğal. Etki-tepki meselesi. Müslümanlar önce vaazla, tebliğle başlar, herkesin yaşam tarzına burnunu sokup, dinsel tacizde bulunup insanların sabrını taşırır, tepki görünce mağdura yatar, sulugözlü olurlar. Hatta tepki gördükçe sevap pointlerini iki katına çıkardıklarını, Allah yolunda cihad ettiklerini, ve bu güçlüklerin bir imtihan olduğunu düşünerek daha da coşkuya gelirler. Bu cihad sürecini kimi zaman "demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, laiklik" gibi kavramların içini boşaltıp sulandırarak yürütürler. Gücü tamamen eline geçirince gelir kafana sıkar, karını, kızını, paranı ganimet olarak alırlar.
  9. Şövalye

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Dünyada düzen olduğu kadar bol miktarda düzensizlik de var. Mesela kalıtsal hastalıklar, soyu tükenen binlerce tür, galaksi kümelerinin ve gök cisimlerinin çarpışması vs. Doğa düzeni de Arap tanrısı Allah'ın eseri değil, kendi iç dinamiklerinin ve potansiyelinin bir ürünü. Geçici bir öneri olarak Allah'ın varlığını kabul edersek vahşi doğada kıyma makinesi gibi çalışan acımasız süreci Allah'a isnad etmemiz gerekir ki bu da İbrahimî dinlerin müşfik, sevecen, merhametli tanrı profiliyle çelişiyor ve Tanrıyı psikopat, sadist, ruh hastası biri yapıyor. Ama bu da Tanrının mükemmel olma özniteliğiyle çelişir. O yüzden doğanın Tanrı eseri olması mümkün değil.
  10. Şövalye

    Yaratanların en güzeli kısa ve net açıklaması

    Söyledim ya işte, " Bunların adını anmadan konunun özüne girip direkt put tapıcılığını lanetleyebilirdi," diye. Hem bana ne nasıl diyecekti. Kendisi her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, süper zekâ biri değil mi? Bulsun işte bir yol. Yoksa bulamaz mı?
  11. Şövalye

    Dinin İknası

    Din korkudan beslenir. Korkutmak, vaadetmekten her zaman daha etkili. Vaad daha çok teşvik etmek ve umut vermek için kullanılır. Din temel olarak tehdit ve ceza üzerine kurulu. Cezadan kurtulmak mükâfat kazanmaktan daha önde kabul edilir. Bir kez öldükten sonra yaşam olduğu vehmine kapıldın mı dinî hezeyanların esiri olman çok kolay. Zihinsel köleliğin giriş kapısı ahiret inancıdır. Allah olsaydı bu tarz ilkel motivasyon araçları yerine bizi etkilemek için daha zekice yöntemler kullanırdı.
  12. Şövalye

    Yaratanların en güzeli kısa ve net açıklaması

    Kuran'da diğer ayetlere baktığımız zaman Allah kendisinden başka ilah olmadığını söylerken sürekli diğer putlarla çekişme içine girdiğini görürüz. Lat, Menat, Uzza, Vedd, Suva, Yeğus, Baal gibi put isimleri zikredilerek Allah'ın bunlardan üstün olduğu anlatılır. İlahi, evrensel bir kitabın içinde Arap put isimlerinin işi ne? Üstelik Muhammed'in en yakınında ki Ebubekir, Ömer gibi tayfadan birinin dahi adı anılmazken. Bunların adını anmadan konunun özüne girip direkt put tapıcılığını lanetleyebilirdi. En azından müslümanlar tarafından belkide asla bilinmeyecek olan bu ayrıntılar Kuran'la birlikte yüzyıllarca bilinen, anılan bir şey oldu. Bir diğer soru; Allah kendini niye bu putlarla kıyaslıyor? Demek ki onları kendine rakip görüyor ve kendi değerini onlar üzerinden belirlemeye çalışıyor.
  13. Şövalye

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    İslamcıların en sevdiği padişah II. Abdülhamid de bilerek veya bilmeyerek Osmanlı'da evrim kuramının yayılmasını sağladı. Kendinden önceki padişah Sultan Abdülaziz tarafından sansüre uğrayan birçok evrimci yayın onun döneminde serbestiyet kazandı. Ahmet Mithat Efendi, Baha Tevfik, Suphi Ethem, Hoca Tahsin Efendi, Hüseyin El Cisr gibi Osmanlı aydınları Abdülhamid döneminde canlıların bir anda ayrı ayrı yeryüzünde yaratıldıkları geleneksel inancı yerine evrimsel aşamalardan geçerek bugüne geldiklerini anlatan kitaplar basıp dağıtmışlar. Abdülhamid döneminde Maarif Nazırlığı yapan Münif Paşa, çıkardığı bilim dergisi Mecmua-yı Fünun'da canlı organizmaların atasal biçimlerden gelişip çeşitlendiğini anlatan yazılar yayımlamış. İslam'la evrimi uzlaştırma çabaları daha o zamanlardan başlamış yani.
  14. Adam gizemciymiş zaten. Yani hayal âleminde yaşayan, gerçeklikle bağlarını koparmış biri. Böyle kişilerin din değiştirmesi normal ve kolay. Ama entelektüel açıdan tatmin olmuş bir ateistin tekrar bir dine inanmaya başlaması mümkün değil. Çünkü o artık imana değil bilgiye, kanıta önem veriyordur. İddia edilen öteki dünya ve doğaüstü güçler hakkında somut bir bilgiye ulaşmak mümkün olmadığı için bir ateistin tekrar inanması imkânsız. "Eskiden ateisttim" diyen Müslümanları biraz sıkıştırdığınızda ateizmin şartlarını hiç sağlamadıkları ortaya çıkar. Çoğu yaşadığı inanç krizini ve kafa karışıklığını ateizm diye adlandırır. Kimisi imama kızıp camiyi terk etmiş, dinle arasına mesafe koymuştur. Kimisi de seçtiği siyasi ideoloji öyle gerektirdiği için dinlere karşıdır. Yani biraz deştiğinizde hiçbirinin gerçek anlamda bir ateizm geçmişi olmadığını görürsünüz.
  15. İkinci kez düşününce haklısınız aslında. Sürekli TV'lerde, okulda, camide verilmeye çalışılan müsliminal mesajların etkisi bu. Bir sayının ne kadar büyük olursa olsun sonsuzun yanında sıfır değerinde olduğunu kavramış bir Müslüman için yapılmayacak şey yoktur. Müslümanların ahlakı daha çok ödül-ceza ahlakı olduğu için bu basit matematiksel gerçeği fark ettiklerinde her türlü günahı işleyebilecek hale gelebilirler. Kuran'da olmamasına rağmen geleneksel İslam'da hakim olan görüş bir Müslümanın deniz köpüğü kadar çok günahı olsa da cehennemde biraz bronzlaştıktan sonra ebedi cennete gidecekleri yönünde. Çal, çırp, hak ye, yalan söyle; bunların karşılığı 500 milyon yıl cehennemde yanmak olsa bile sonsuz cennetin yanında yok hükmündedir. Zaten Allah'ın suyuna gittiğin sürece affolunmayacağın günah yok. İnanıyorsan üstünsün. Yeter ki güce tap, güçle iyi geçin ve gücün karşısında durma. Gerisi teferruat. Öte yandan din, ahlakın içini boşaltan ve onu yozlaştıran bir şey. Fetvayı alan ya da dinî bir kılıf bulan her Müslüman normalda etik bulunmayacak şeyleri pekâlâ meşru görüp yapabilir. Bunun önünde bir engel yok.
×
×
  • Yeni Oluştur...