Jump to content

Şövalye

Normal Üye
  • İçerik sayısı

    130
  • Katılım

  • Son ziyaret

Şövalye kullanıcısının paylaşımları

  1. Şövalye

    Said Nursiye göre Atatürk Deccaldir

    Ona bakarsan İstiklal Marşı'nın yazan da ümmetçiydi, laik ve Kemalist değildi ama onun şiiri Türkiye Cumhuriyeti'nin İstiklal Marşı olarak kabul edildi. Atatürk Kuran'ı Elmalılı Hamdi Yazır'a çevirtti. Elmalılı Hamdi Yazır da laik ve Kemalist değildi. Ne kadar ilginç değil mi?
  2. Kesinlikle yaşam hakkı olduğu gibi ölüm hakkı da olmalı insanın. Kendi bedeni kendi kararı. Zaten intiharı kafasına koyan kişi başkası yardımcı olmasa da, bu konuda yapılan etik ve ahlakî tartışmaları umursamadan, bir şekilde kendi imkânlarıyla kendi hayatına son veriyor. Ama daha sakat ve acılı yöntemlere başvurarak. Oysa önce bir psikolog ile konuşturulup sonrasında kesin olarak bunu istediğine kanaat getirilen insanların devlet kontrolünde daha hızlı, acısız ve güvenli bir şekilde öldürülmesi daha sağlıklı olmaz mı? Kişi ölmeyi isteyecek kadar maddi ya da manevi acı çekiyorsa acı çekme sürecini yaşamamak için ölmeyi tercih etmesi son derece doğal. İsteyen mucize beklentisi içine girip yaşamaya devam edebilir. O da onun kararı. İkisine de saygı duyulmalı. Hatta ötanazi için organ bağışı koşulu getirilirse diğer insanlara da faydası olur en azından. "Siz güzel bir yolla yerine getirmezseniz o, trenin önüne atlayıp daha feci bir şekilde can verecek sayın Winterfield. Yahut daha da fenası başkalarının ölmesine de sebep olabilecek bir yolu seçebilir." Z.D. Robertson'un "Sahil Sular Altında" adlı romanından. (s. 157) "Doğmayı biz seçmedik ama sağ olsun devletimiz doktoruyla, hemşiresiyle pek yardımcı olmuş. Şimdi ölmeyi seçiyorum ve hiç yardımcı olmayacaksınız öyle mi sayın yargıç?" T. Light'ın "Sarımtırak İsyan" adlı romanı, sayfa 198.
  3. Şövalye

    NİCK DEĞİŞTİRMEK İSTEYEN KULLANICILAR

    Nickimi Alperen olarak değiştirebilir misiniz eğer kullanılmamışsa.
  4. Bu konu burada binlerce kez tartışıldı. Sanki yeni bir şey varmış gibi başlık açıp aynı dinci sayıklamalarını temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koymanın manası nedir? Konu sahibi ne yapmak nereye varmak istemektedir. Bu bence psikolojik bir durum, obsesif-kompülsif bir kendini ikna çabası. Kendi dinî inançlarını buradaki ateistlere onaylatmadan rahat edemiyor, tatmin olamıyor. Bu yüzden sürekli bu tür başlıklar açarak iç sıkıntısını biraz olsun dindirmeye çalışıyor. Kendisini inanmaya mecbur hissediyor çünkü aksi halde cehennemde yanacağına inanıyor. Ama buradakilere kabul ettirmeden de bir türlü tam emin olamıyor. İşte din insanı bu hale düşürüyor. O soru sorduğu kişi saçmalıyor diyelim, eee, ne dememiz, ne yapmamız bekleniyor. "Tamam o zaman demek ki tüm bu canlıları hokus pokus diyerek birdenbire yoktan yaratan büyük, kudretli bir büyücü varmış, bu büyücü de Arap mitolojisinde anlatılan, adına Allah denen büyücüymüş," mü diyelim? Peki o büyücü nasıl var oldu hiçbir sebep yokken? Her şeyi bilen, her şeyi gören, evren yaratabilen bir büyücü yaratılmadan var olabilirken, ondan çok daha az karmaşıklığa sahip canlıların neden illa yaratılmış olması gerekir? Onlar da yaratılmadan var olamaz mı? Diyelim ki olamaz ve o yarattı, peki sebebi neydi ki? Niye yaratma ihtiyacı duymuş? Bu soruya da tanınmak, bilinmek istemek, kendisine kul olsun diye melek, cin, insan yarattı diyecekler. Koskoca tanrı övülmek, yüceltilmek, namını yürütmek için önce melekleri yaratıyor. Hani hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Sonra canı sıkılıyor, meleklerden gına geliyor, aksiyon olsun diye birçoğunu cehennemde yakacağını bile bile insanları yaratıyor. Olaya heyecan katmak için de puan toplama / puan kaybetme ya da yanma / geçme olayı olan bir imtihan oyununa sokuyor onları. Yarattığı bir insanı yakmakla eline ne geçecekse? Neyin tatmini bu? Birilerinin inanmamasının Allah'ı mağdur eden bir tarafı var mı? Yok. Ee öyleyse? Hadi diyelim ki evren kendi kendine olamaz, saçma; bu mu mantıklı olan? Alternatif olarak sunduğunuz şey bin kat daha saçma, hatta çocukça ve komik. Bunun yerine evrenin kendi kendine olduğunu kabul etmek akla, mantığa, sağduyuya daha uygun.
  5. Kuran'ın 29 ayetinde geçen kölelik İslam'ın bir sosyoekonomik kurumdur. İslam'ı günümüz insanlarına sunabilmek için bir insanlık ayıbı olan kölelik kurumunun Kuran tarafından kaldırıldığını iddia edenler var. Delil olarak verdikleri ayetler günah işlendiğinde köle azad etmeyi öneren ayetler. Ancak bu azad etme müslümana verilen bir ceza olarak karşımıza çıkar. Kuran'ın yazarları gerçekten köleliği kaldırmak isteselerdi faiz, zina, eşcinsellik, domuz eti yemek, içki içmek, putperestlik ve evlatlığının boşanmış karısıyla evlenmeme geleneği kalkmıştır dedikleri gibi kölelik kalkmıştır derlerdi. Mesela devrimci kral Urugakina (M. Ö. 2300-2400)'nın yaptığı gibi kölelik müessesesine son verirlerdi ya da M. Ö. 2100 yıllarında Kral Gudea'nın yaptığı gibi kanun ile tüm kölelerin serbest bırakılmasını sağlayabilirlerdi. Kısas Kuran'a göre niye hüre hür, köleye köle, dişiye dişi uygulanıyor. Bu da Kuran'da köleliğin tanındığını gösteriyor. İslam'da köle bulunduranlara da hiçbir ceza öngörülmüyor. Kuran sadece kölelik hukukunu düzenliyor. Hadislerden anlıyoruz ki bu dinini kurucusu köle alıp satmış, hediye edip hediye almış. Takipçileri de aynısını yapmış. Kölesi olanları çevresindekiler kınamış, ayıplamış mı? Hayır. Öyleyse İslam'da kölelik resmen var. Şu ayete bak mesela: Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Nur, 32) Madem İslam'da kölelik yok, peki Allah niçin olmayan köleler ile fakir bekârların evlendirilmesini kıyamete dek hükmü sürecek olan Kuran'a koysun? Kölelik yok ama köle ile evlenmek var nasıl oluyorsa!
  6. Şövalye

    Müslümanlar Kâfirler Kadar Hoşgörülü Degil

    Geçenlerde haberlerde çıktı, New York'ta bir sinagog, kapılarını Müslümanların Cuma namazına açmış. Bunun tam tersini düşünebiliyor musunuz? Düşünemiyorsunuz değil mi? Çünkü İslam hoşgörü dini. Yeni Zelanda saldırısından sonra ülkedeki camilerde müslüman olmayan halk nöbet tutmaya başlamış. Peki o kadar çoğunluğu Müslüman olan ülkede, Nijerya'da, Mısır'da, Irak'ta Hıristiyanlar öldürülürken, kiliseleri bombalanırken Müslümanlar onların acılarını paylaşıp dayanışma içine girdi mi? Ben görmedim şahsen. Müslümanların yanında olduğunu göstermek için başörtüsü takan gayrimüslim kadınlar onlara örnek olur belki diyeceğim ama "Keşke onlara da hidayet nasip olsa, İslam'la şereflenseler" derler fazla. Bu eyleme denk olarak bir Müslüman kadının bu bahsettiğim ülkelerdeki katledilmiş insanlara saygı ve destek adına örneğin boynuna haç takmak gibi bir eylemde bulunacağı hiç mümkün olabilir mi, sanmam! 2013 yılında İsveç'te Müslüman bir kadının başörtüsü taktığı için saldırıya uğradığı haberi duyulduğunda İsveçli kadınlar Müslümanlara başörtülü destek vermişti. Peki nasıl karşılık buldular? İşte böyle: İsveçli bir kadın Davud yıldızı taktığı için Müslim bir grup tarafından saldırıya uğradı 18 Ağustos 2014 Kırk yaşlarında ve dört çocuk annesi olan İsveçli bir kadın geçen Perşembe Gottsunda'da, Davud Yıldızı kolyesi taktığı fark edildikten sonra bir grup Müslüman genç tarafından saldırıya uğradı. Yerel bir sakin olan kadın Anna Sjögren olayın nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu bir mahalleden geçerken meydana geldiğini söyledi. "Müslüman bir kız boynumda Davut Yıldızı giydiğimi görmüştü ve bana küfür etmeye başladı ve yüzüme tükürdü. Ben çok öfkelendim ve onu ittim." diye konuştu. Sjogren kızın yanında duran birinin yüzüne keskin bir nesne fırlattığını ifade etti. "Kim olduğundan emin değilim. Her şey çok hızlı olup bitti." dedi Sjogren. Kaynak: Swedish Woman Attacked by Muslim Group For Wearing a Star of David - tlvfaces.com İşte Müslümanlara hoşgörünün karşılığı bu.
  7. Şövalye

    Ezanın bebekleri rahatsız etmesi

    Fethullah Gülen de Türkiye'de verdiği vaazlarda ağlama krizlerine girmesiyle dikkat çekmiş ve insanları etkilemişti. Yıllarca bu şekilde duygu sömrüsü yaparak epey insan tavladı ve mürit topladı. Sonra Amerika'ya gidince ağlamaları kesildi. Endonezya'da ezan sesinin kısılmasını isteyen Budist bir kadın, bu istediği dine hakaret sayılıp 1,5 yıl hapse mahkûm edilmiş. Güya hoşgörü dini. Indonesian Buddhist woman imprisoned after complaining mosque is too loud - abc.net.au
  8. Şövalye

    lenin antisemitizm konuşması

    Lenin antisemitizme karşıydı ancak Stalin, Çarlık rejiminin antisemitizm mirasını sürdürdü. Onun döneminde üstü örtülü bir Yahudi karşıtı kampanya yürütültü ve Yahudilere verilen kültürel haklar ve ayrıcalıklar tedricen geri alındı. Nazi Almanya'sıyla işbirliği döneminde Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilen Doğru Avrupa ülkelerinde de Yahudilere ve Siyonistlere yönelik baskılar yapıldı, ta ki Hitler'in Haziran 1941'de Sovyetlere saldırmasına kadar. Kamuoyunu Sovyetler Birliği lehine seferber etmek için Yahudiler ve diğer dindarlar üzerindeki baskıyı yumuşattı. O zamanlar Ortadoğu'da etkin olan Britanya'nın gücünü zayıflatmak adına İsrail'in kurulmasına yardımcı oldu. Fakat İsrail'i tanımasının beklediği gibi Sovyet politikalarını desteklemeyeceğini anlayınca Hitler'le dostluk dönemindeki Yahudi karşıtı tutumuna geri döndü. "Köksüz kozmopolit" karşıtı kampanya sırasında pek çok Yahudi kültürel figürü casus ve burjuva milliyetçisi oldukları gerekçesiyle idam edildi. Bu olayı Doktorlar Komplosu izledi. Çoğunluğu Yahudi olan bir grup doktor uluslararası Yahudi burjuvazisi çıkarları için Stalin'e suikast düzenlemekle suçlandı ve şov mahkemelerde yargılandı. Fakat Stalin'in 1953'te ölmesiyle Yahudi karşıtı faaliyet aşırı uçlara varmadı ve Yahudiler kısa süreliğine rahat bir nefes aldı.
  9. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Tuzak kurmaktan neyi kastetmiş olursa olsun sonuçta Kuran'ın Tanrısı yarattığı kullarıyla yarışan, polemiğe, ağız dalaşına giren, alay eden, taraf tutup savaş azmettiren, kendi adına kiralık katil kullanan biri. Üstelik kendini doğru dürüst ifade etmekten aciz. Ne demek istediği konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Fethullah Gülen başka, Cübbeli Ahmet başka, Caner Taslaman başka, IŞİD, Taliban, El-Nusra, Müslüman Kardeşler başka yorumluyor. Söylediği sözler izaha muhtaç, tefsir edilmeye muhtaç. Tuzak konusuna geri dönersek; kendine tuzak kuranların, aldatanların en hayırlısı dediğine göre pek güvenilir biri değil. Belki bize de tuzak kurmuştur. Belki İslam denen şey büyük bir tanrısal tuzağın bir parçasıdır ve biz bir oyun içine itilmişizdir ama küçük aklımızla bunun farkına varamıyoruzdur. Belki kendisi başka amaçları, başka planları olan bir cindi, ya da başka tür, tanımlanamayan insanüstü bir varlık, ama bize kendini Allah diye tanıttı. İslam da onun insanların zaaf, korku, beklenti ve ihtiyaçlarını sömüren projelerinden birisiydi. Olamaz mı? Nereden bileceğiz? Nasıl emin olacağız? Aslında ateistler kendini dindar addeden insanlardan daha çok tanrı kavramına saygılıdır. Çünkü pek çok kişi yukarıda değindiğim saçmalıkları tanrının büyülük ve yüceliğine yakıştıramadığı için sözde kutsal kitapları sorgulamaya başlıyor ve sonunda dinlerin tanrıdan gelmediğini, insanların varoluşsal sıkıntılarını dindirmek için icat ettiği abuk sabuk fantastik hikâyeler külliyatı olduğunu keşfederek dinden çıkıyor.
  10. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah'ı insan seviyesine indiren biz değiliz. Kuran'ın tanrısı antropomorfik, insansı özelliklere sahip bir canlı. Kişilik ve benlik sahibi, sevinen, sinirlenen, istekleri ve beklentileri olan, tehdit eden, vaatte bulunan, kıskanan, tuzak kuran bir varlık. Kuran'a göre Tevrat da Allah'tandır. Tevrat'ta net olarak insanın tanrı suretinde yaratıldığı yazılıdır. Kuran'dan sonra en güvenilir İslamî kaynak kabul edilen Buhari ve Müslim'de de "Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı" diye bir hadis var.
  11. Şövalye

    Değiştirilmiş Kitap Kuran

    Allah üç kitapta da "Allah'ın sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur," diyor, koruyacağına dair söz veriyor ama koruyamıyor. İş işin aynasıdır. Bu zamana kadar koruyabildin mi? Hayır. Bundan sonra koruyacağına niye inanalım? Aslında diğer kitapların değiştirildiği iddiası İslam'a sonradan girmiş bir iddia. Bunu diyen Kuran'a karşı gelmiş, Allah'ı yalanlamış olur. Çünkü Kuran'da İncil ve Tevrat'ın lafzen değiştirildiği, önceki kitapların geçersiz olduğu hiçbir yerde yazmaz. Hatta hadislerde bile yok böyle bir şey benim bildiğim. Aksine ellerindeki kitapların hidayet ve nur kaynağı olduğunu söylüyor. Tahrif edilmiş bir kitap olsaydı: “Eğer doğru söyleyenler iseniz haydi Tevrat’ı getirip okuyun!” diye meydan okumazdı. Demek ki Muhammed o kitapların tahrif edildiğini düşünmüyordu. İslamcıların tahrifat iddiası Muhammed'den sonrasına ait olmalı. Erken dönem İslam alimleri de tahrifatı kitapta ekleme çıkarma yapmak olarak değil, orijinal kaynaktan yanlış tercüme etmek ve yanlış yorumlamak olarak anlamlandırmışlar. Peki Kuran'a göre Kuran niye inmiştir? Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye. Yani İncil ve Tevrat değiştirildi diye indirilmemiştir. Kuran'ın Tanrısı bu hususu açıkça belirtir: Mesela Enam Suresi 156. ve 157. ayetler der ki: “Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik," demeyesiniz. Yahut "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. Kim, Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalimdir! Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.” Yani görünen o ki Kuran geçmişle bağını sıkı tutuyor, kendini önceki kitapların bir devamı ve onaylayıcısı olarak takdim ediyor. Ama Müslümanlar Kuran'ın geçmişle bağını koparmak istiyor.
  12. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Tamam.
  13. Şövalye

    islamafobiyi coşturan islamın kendisidir

    Bu vahşi eylemin savunulacak bir tarafı yok. Manyağın biri counter strike oynar adam öldürmüş. İslamofobiye gelice; İslamofobinin kaynağı İslam'ın kendisi. Çünkü İslam Hıristofobi, Yüdeofobi, homofobi, komünistofobi, ateofobi, misojini, feminofobi, non-müslimofobi, bilimofobi, ve daha uzun bir -fobi listesini içinde barındıran bir nefret ideolojisi. Dolayısıyla insanların böyle bir dinden korkması ve ondan nefret etmesi çok doğal. Etki-tepki meselesi. Müslümanlar önce vaazla, tebliğle başlar, herkesin yaşam tarzına burnunu sokup, dinsel tacizde bulunup insanların sabrını taşırır, tepki görünce mağdura yatar, sulugözlü olurlar. Hatta tepki gördükçe sevap pointlerini iki katına çıkardıklarını, Allah yolunda cihad ettiklerini, ve bu güçlüklerin bir imtihan olduğunu düşünerek daha da coşkuya gelirler. Bu cihad sürecini kimi zaman "demokrasi, insan hakları, inanç özgürlüğü, laiklik" gibi kavramların içini boşaltıp sulandırarak yürütürler. Gücü tamamen eline geçirince gelir kafana sıkar, karını, kızını, paranı ganimet olarak alırlar.
  14. Şövalye

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    Dünyada düzen olduğu kadar bol miktarda düzensizlik de var. Mesela kalıtsal hastalıklar, soyu tükenen binlerce tür, galaksi kümelerinin ve gök cisimlerinin çarpışması vs. Doğa düzeni de Arap tanrısı Allah'ın eseri değil, kendi iç dinamiklerinin ve potansiyelinin bir ürünü. Geçici bir öneri olarak Allah'ın varlığını kabul edersek vahşi doğada kıyma makinesi gibi çalışan acımasız süreci Allah'a isnad etmemiz gerekir ki bu da İbrahimî dinlerin müşfik, sevecen, merhametli tanrı profiliyle çelişiyor ve Tanrıyı psikopat, sadist, ruh hastası biri yapıyor. Ama bu da Tanrının mükemmel olma özniteliğiyle çelişir. O yüzden doğanın Tanrı eseri olması mümkün değil.
  15. Şövalye

    Yaratanların en güzeli kısa ve net açıklaması

    Söyledim ya işte, " Bunların adını anmadan konunun özüne girip direkt put tapıcılığını lanetleyebilirdi," diye. Hem bana ne nasıl diyecekti. Kendisi her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, süper zekâ biri değil mi? Bulsun işte bir yol. Yoksa bulamaz mı?
  16. Şövalye

    Dinin İknası

    Din korkudan beslenir. Korkutmak, vaadetmekten her zaman daha etkili. Vaad daha çok teşvik etmek ve umut vermek için kullanılır. Din temel olarak tehdit ve ceza üzerine kurulu. Cezadan kurtulmak mükâfat kazanmaktan daha önde kabul edilir. Bir kez öldükten sonra yaşam olduğu vehmine kapıldın mı dinî hezeyanların esiri olman çok kolay. Zihinsel köleliğin giriş kapısı ahiret inancıdır. Allah olsaydı bu tarz ilkel motivasyon araçları yerine bizi etkilemek için daha zekice yöntemler kullanırdı.
  17. Şövalye

    Yaratanların en güzeli kısa ve net açıklaması

    Kuran'da diğer ayetlere baktığımız zaman Allah kendisinden başka ilah olmadığını söylerken sürekli diğer putlarla çekişme içine girdiğini görürüz. Lat, Menat, Uzza, Vedd, Suva, Yeğus, Baal gibi put isimleri zikredilerek Allah'ın bunlardan üstün olduğu anlatılır. İlahi, evrensel bir kitabın içinde Arap put isimlerinin işi ne? Üstelik Muhammed'in en yakınında ki Ebubekir, Ömer gibi tayfadan birinin dahi adı anılmazken. Bunların adını anmadan konunun özüne girip direkt put tapıcılığını lanetleyebilirdi. En azından müslümanlar tarafından belkide asla bilinmeyecek olan bu ayrıntılar Kuran'la birlikte yüzyıllarca bilinen, anılan bir şey oldu. Bir diğer soru; Allah kendini niye bu putlarla kıyaslıyor? Demek ki onları kendine rakip görüyor ve kendi değerini onlar üzerinden belirlemeye çalışıyor.
  18. Şövalye

    Evrim var. Kur'an apaçık bunu açıklıyor.

    İslamcıların en sevdiği padişah II. Abdülhamid de bilerek veya bilmeyerek Osmanlı'da evrim kuramının yayılmasını sağladı. Kendinden önceki padişah Sultan Abdülaziz tarafından sansüre uğrayan birçok evrimci yayın onun döneminde serbestiyet kazandı. Ahmet Mithat Efendi, Baha Tevfik, Suphi Ethem, Hoca Tahsin Efendi, Hüseyin El Cisr gibi Osmanlı aydınları Abdülhamid döneminde canlıların bir anda ayrı ayrı yeryüzünde yaratıldıkları geleneksel inancı yerine evrimsel aşamalardan geçerek bugüne geldiklerini anlatan kitaplar basıp dağıtmışlar. Abdülhamid döneminde Maarif Nazırlığı yapan Münif Paşa, çıkardığı bilim dergisi Mecmua-yı Fünun'da canlı organizmaların atasal biçimlerden gelişip çeşitlendiğini anlatan yazılar yayımlamış. İslam'la evrimi uzlaştırma çabaları daha o zamanlardan başlamış yani.
  19. Adam gizemciymiş zaten. Yani hayal âleminde yaşayan, gerçeklikle bağlarını koparmış biri. Böyle kişilerin din değiştirmesi normal ve kolay. Ama entelektüel açıdan tatmin olmuş bir ateistin tekrar bir dine inanmaya başlaması mümkün değil. Çünkü o artık imana değil bilgiye, kanıta önem veriyordur. İddia edilen öteki dünya ve doğaüstü güçler hakkında somut bir bilgiye ulaşmak mümkün olmadığı için bir ateistin tekrar inanması imkânsız. "Eskiden ateisttim" diyen Müslümanları biraz sıkıştırdığınızda ateizmin şartlarını hiç sağlamadıkları ortaya çıkar. Çoğu yaşadığı inanç krizini ve kafa karışıklığını ateizm diye adlandırır. Kimisi imama kızıp camiyi terk etmiş, dinle arasına mesafe koymuştur. Kimisi de seçtiği siyasi ideoloji öyle gerektirdiği için dinlere karşıdır. Yani biraz deştiğinizde hiçbirinin gerçek anlamda bir ateizm geçmişi olmadığını görürsünüz.
  20. İkinci kez düşününce haklısınız aslında. Sürekli TV'lerde, okulda, camide verilmeye çalışılan müsliminal mesajların etkisi bu. Bir sayının ne kadar büyük olursa olsun sonsuzun yanında sıfır değerinde olduğunu kavramış bir Müslüman için yapılmayacak şey yoktur. Müslümanların ahlakı daha çok ödül-ceza ahlakı olduğu için bu basit matematiksel gerçeği fark ettiklerinde her türlü günahı işleyebilecek hale gelebilirler. Kuran'da olmamasına rağmen geleneksel İslam'da hakim olan görüş bir Müslümanın deniz köpüğü kadar çok günahı olsa da cehennemde biraz bronzlaştıktan sonra ebedi cennete gidecekleri yönünde. Çal, çırp, hak ye, yalan söyle; bunların karşılığı 500 milyon yıl cehennemde yanmak olsa bile sonsuz cennetin yanında yok hükmündedir. Zaten Allah'ın suyuna gittiğin sürece affolunmayacağın günah yok. İnanıyorsan üstünsün. Yeter ki güce tap, güçle iyi geçin ve gücün karşısında durma. Gerisi teferruat. Öte yandan din, ahlakın içini boşaltan ve onu yozlaştıran bir şey. Fetvayı alan ya da dinî bir kılıf bulan her Müslüman normalda etik bulunmayacak şeyleri pekâlâ meşru görüp yapabilir. Bunun önünde bir engel yok.
  21. Kürtaj kötü, ama mevcut üç çocuk açken 4. kardeşi getirmek normal. Nasıl olsa Allah rızkını verir. Suriyeliler de mesela bu düşünceyle habire hacet giderir gibi çocuk yapıyor. 10 ayda 1 çocuk yapıyorlar. Hiç fire vermiyorlar. İslam ülkelerinde kürtaj yasak ama sicile işlememiş olması oralarda merdivenaltı yapılmadığı anlamına gelmez. Şu habere konu olmuş Hüsrev Ahmet Akbulut adlı öğretmen mesela, çevresinde 5 vakit namazını kılan, Allah'ı dilinden düşürmeyen ve dindar bir insan olarak biliniyor. Ama gel gör ki bir lise 2. sınıf öğrencisini hamile bırakmış ve onu kürtaja götürürken yakalanmış.
  22. Aynen dinin direği ve İslam'ın şartlarından biri kabul edilen namazın nasıl kılınacağı, hangi duaların okunacağı yok ama ganimet ve kadın söz konusu olunca kimin ne alacağı çok detaylı. Bunlar birer tutkal çünkü. Bunlar olmazsa kimseyi tutamazlar bir arada. Kuran'da Muhammed'in hangi karısıyla ne zaman seks yapacağı bile yazıyor ama namazın nasıl kılınacağı yok. Allah bile dünyevi meselelere uhreviyattan daha çok önem veriyor demek ki.
  23. Bana öyle geliyor ki bu Emre Karaköse denen kullanıcı bir insan değil, otomatik cevap gönderen bir bot. Sitenin güvenlik sisteminde bir sorun var galiba.
  24. İçindeki kanunların birçoğunun İbrahimî dinlere Allah kanunu olarak geçtiği Hammurabi kanunlarında bile tecavüzün cezası net ve kesin bir dille yazıyor: ölüm. Kuran'da ise tecavüz öngörülen bir ceza yok. Zinanın, eşcinselliğin cezası belli, tecavüzün cezası belli değil. Tam bir rezalet! Demek ki Kuran'ı yazan adamlar bir kadına tecavüz edilmesi kavramından ve bunun suç/günah olduğundan bihabermiş. Yeri gelmişken; gelmiş geçmiş en sert kanunlar olmasına rağmen birçok dinî hükme kaynaklık eden Hammurabi kanunlarının şeriat kanunlarından üstün olduğu bazı yanlar var. Mesela Hammurabi kanunlarında 2'şer 3'er evlenin demiyor. 1 tane alın diyor. Ayrıca Hammurabi yasaları kadın köle diye bir şeyden bahsetmezken Kuran'da kadın köle diye bir şey var. Cariyelerinizle yetinin diyor. Tecavüze de idam cezası vermiş.
  25. Sahte Tevrat mı? Kuran'a göre sahte Tevrat diye bir şey yok. Bunu diyen Kuran'a karşı gelmiş, Allah'ı inkâr etmiş olur. Çünkü Kuran'da İncil ve Tevrat'ın değiştiği hiçbir yerde yazmaz. Peki niye Kuran inmiştir? Mekkeliler mahşer günü mızıkçılık yapmasınlar diye. Yani İncil ve Tevrat değiştirildi diye indirilmemiştir (Bkzn. Enam 156-157. ayetler). Kuran sadece haham ve papazların ayetlerin anlamlarını eğip büküp değiştirdiklerinden, az bir paha uğruna çarpıtmalarından ve kitaptaki bir kısım bilgileri gizlediklerinden şikâyet eder. Ama kitaplara bazı bölümler eklenip bazı bölümlerin çıkarıldığını iddia etmez. Tahrif sadece metin üzerinde oynama yaparak olmaz, söylenen kelâmı değiştirmekle de olur. Ben mesela "Kuran'da namaza yaklaşmayın diyor," desem Kuran'ı tahrif etmiş olurum. Niye? Devamında gelen "ne söylediğinizi bilinceye kadar" ayetini okumadığım için. İncil ve Tevrat değildir değişen, sözlerdir, aktarış biçimidir. Erken dönem İslam alimleri de tahrifatı kitapta ekleme çıkarma yapmak olarak değil, orijinal kaynaktan yanlış tercüme etmek olarak anlamlandırmışlar. Zaten Kuran ve Kutsal Kitap şunu söyler: "Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur." Kuran kendisinden önce gelen Kutsal Yazıları kabul eder ve onların devamı, onaylayıcısı olduğunu söyler. Hiçbir yerinde öncekiler geçersizdir gibi bir ifade yok.
×
×
  • Yeni Oluştur...